ntv.com.tr NTV Haber – Türkiye ve Dünya Gündemi Güncel Son Dakika Haberleri – Editörün Seçimi

  • TBMM’ye yeni dokunulmazlık dosyaları sevk edildi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 19:48

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Hakkı Saruhan Oluç’un da arasında bulunduğu 25 milletvekiline ait dokunulmazlık dosyaları Meclis Başkanlığına sunulduHDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Hakkı Saruhan Oluç’un da arasında bulunduğu 25 milletvekiline ait 33 dokunulmazlık dosyası TBMM Başkanlığına sunuldu.Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale edildi. Aralarında Kobani soruşturması kapsamında fezleke hazırlanan 9 HDP milletvekili de yer alıyor. Buldan, Beştaş ve Oluç’un yanı sıra fezlekeleri Karma Komisyona sevk edilen HDP milletvekilleri şöyle:”HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü, HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, HDP Mardin Milletvekili Pero Dundar, HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca, HDP Siirt Milletvekili Sıdık Taş, HDP Van Milletvekili Sezai Temelli.”Gelen dosyalar arasında Pervin Buldan, Meral Danış Beştaş, Garo Paylan, Berdan Öztürk, Ayşe Acar Başaran, Ayşe Sürücü, Pero Dundar ile Sezai Temelli’nin ikişer dosyası bulunuyor.Karma Komisyona ayrıca DBP Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz, Demokrat Parti Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ile CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın da fezlekeleri sevk edildi.

  • Semiha Peker’in katil zanlısı yakalandı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 19:47

    Manisa’nın Salihli ilçesinde durakta servis beklediği sırada Semiha Peker’i öldürdüğü iddia edilen zanlı Kula’da yakalandı.Manisa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 23 Şubat’taki cinayetin ardından olayda kullandığı hafif ticari aracı ve tüfeği Salihli’de yol kenarında bırakarak kaçan cinayet zanlısı Y.K’nin (43) Kula ilçesine geldiğini belirledi. Zanlıyı takibe alan ekipler, Zaferiye Mahallesi 4 Eylül Caddesi’nde saklanmak amacıyla yer aradığı tespit edilen şüpheliyi operasyonla yakaladı. Kula İlçe Emniyet Müdürlüğüne getirilen şüpheli, işlemlerinin ardından sağlık kontrolleri için Kula Devlet Hastanesine götürüldü.OLAY23 Şubat’ta Salihli’de çalıştığı tavuk eti işleme fabrikasına gitmek için Şehitler Mahallesi’ndeki durakta servis beklemeye başlayan Semiha Peker’e (33) durağa yaklaşan 45 EL 605 plakalı araçtan tüfekle ateş edilmiş, ağır yaralı halde hastaneye kaldırılan kadın müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.Bir çocuk annesi Semiha Peker’in cenazesi, doğum günü olan 24 Şubat’ta toprağa verilmişti.

  • Denizli’de restoranda çıkan yangında 3 kişi hayatını kaybetti
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 19:02

    Denizli’nin Pamukkale ilçesindeki bir restoranda çıkan yangında 3 kişi yaşamını yitirdi.Cankurtaran Mahallesi’ndeki Honaz Milli Parkı girişinde bulunan Serkan Çolak’a ait restoranda, henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi. Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı 20 itfaiye erinin 10 itfaiye aracıyla müdahalesi sonucu yangın söndürüldü.Yangın sonrasında restoranda 3 kişinin cansız bedeni bulundu.Jandarma ekiplerinin olayla ilgili incelemesinin ardından, hayatını kaybedenlerden Ahmet Derdeşin ile İran uyruklu olduğu belirtilen 2 kadının cenazesi, kesin ölüm nedeni ve kimlik tespiti için Pamukkale Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.Restoranda bulunanlardan birisinin soba yakmak için döktüğü bir maddenin parlamasının ardından yangının başladığı, 3 kişinin içeriden çıkamadığı belirtildi.Öte yandan restoranda bekçilik yapan Serhan Sümer’in ise soba yakılmadan önce dışarıya malzeme almaya çıktığı ve yangından son anda kurtulduğu öğrenildi.

  • 25 Şubat 2021 corona virüs tablosu: 73 can kaybı, 9 bin 572 yeni vaka
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 18:15

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 25 Şubat 2021 günlük corona virüs tablosunu açıkladı.Günlük corona virüs tablosu…Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı. Buna göre, son 24 saatte 126 bin 527 Covid-19 testi yapıldı, 9 bin 572 kişinin testi pozitif çıktı, 73 kişi yaşamını yitirdi, hasta sayısı 658 oldu.Son 24 saatte 6 bin 210 kişinin Covid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 546 bin 503’e yükseldi.Test sayısı 32 milyon 811 bin 274’e ulaştı. Vaka sayısı 2 milyon 674 bin 766, vefat sayısı 28 bin 358, ağır hasta sayısı 1192 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 4,2, yatak doluluk oranı yüzde 48,5, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 60,3, ventilatör doluluk oranı yüzde 30,4, ortalama temaslı tespit süresi 8 saat, filyasyon oranı yüzde 99,9 olarak kayda geçti.VİDEO: İSTANBUL 1 MART’TA AÇILIR MI?

  • SON DAKİKA HABERİ: Kabine toplantısı ne zaman yapılacak?
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 17:46

    SON DAKİKA HABERİ: Corona virüs salgınıyla mücadelede kademeli normalleşme 1 Mart itibarıyla başlıyor. “Yerinde karar” döneminde yerel yönetimler, hıfzıssıhha kurullarının ‘vaka sayısı’ değerlendirmesine göre karar verecek. Kademeli normalleşme ve kısıtlamalar kabinede görüşülecek. Peki Kabine toplantısı ne zaman?Son dakika haberi! Türkiye’de 1 Mart itibariyle ‘yerinde karar dönemi’ dönemi başlıyor.Buna göre, illerin pandemi seviyesini gösteren ‘düşük, orta, yüksek ve çok yüksek riskli’ kategorilerine geçiş kriterleri oluşturulacak.Yerinde karar dönemi ile kademeli normalleşme süreci belirlenen kriterler çerçevesinde, dört risk seviyesinde değerlendirilecek. 100 binde 10’un altındaki iller ‘düşük riskli’, 11-35 arası ‘orta riskli’, 36-100 arası ‘yüksek riskli’, 100’ün üstündeki iller ise ‘çok yüksek riskli’ sayılacak.Bu iller haritada sırasıyla mavi, sarı, turuncu ve kırmızı olarak gösterilecek.Süreç ile ilgili detaylı açıklamanın kabine toplantısının ardından yapılması bekleniyor.  KABİNE TOPLANTISI NE ZAMAN?Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, ”Önerilerimizi Pazartesi günü kabineye sunacağım, sonrasında açıklama yapılacak” dedi. VİDEO: İSTANBUL 1 MART’TA AÇILIR MI?

  • Sağlık Bakanı Koca’dan ücretsiz aşıya ödeme iddiasına yanıt (Bilim Kurulu toplantısı sona erdi)
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 17:39

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ücretsiz gelen 1 milyon doz aşı için devlete fatura kesildi ” iddiasına yanıt verdi. Bakan Koca, ”Ticari sır olarak kalması gereken bilgiler ifşa edildi. Biz aşıyı en ucuza alan ülkeyiz, bu iddiamın arkasındayım. Altını çiziyorum, hiçbir şekilde aracı firmaya zerre kadar bir kuruş ilave verilmemiştir” dedi.Son dakika haberi! Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında toplanan Koronavirüs Bilim Kurulu sona erdi. Sağlık Bakanı Koca’nın konuşmasından öne çıkanlar:”Elimizdeki imkanları en iyi şekilde kullanmaya çalıştık. Artık küresel salgının sosyal hayata etkileri ve normalleşmeyi önceleyen bir döneme geçiyoruz, yerinde karar dönemi. Kendi aşımızı üretme konusunda çok önemli mesafele aldık. İlk dozu olanların 2. dozları garantide. İlk doz aşıyla koruma başlamıyor. 42 gün korunmak zorundayız. Yeterince yüksek hızda ve sistematik olarak aşı programını uygulamış olsak da nüfusa oranla daha katetmemiz gereken çok yol var.  Aşılamada yaklaşık 1,5 milyonu ikinci doz olmak üzere 8 milyon seviyesine ulaştık. Aşılama planındaki ilk aşamanın sonuna yaklaştık.Aşı tedariğinde her an aksaklık yaşanabilir ve program kesintilere uğrayabilir. Bunu yaşamamanın tek yolu aşımızı üretmektir. Vaka sayılarındaki artış, bazı illerimizin diğerlerinden daha geç normalleşme sürecine geçmesine neden olabilecek. Ülkemizde her geçen gün sayısı artan mutasyonlu virüsü dikkate almak mecburiyetindeyiz.KADEMELİ NORMALLEŞME NASIL OLACAK? Yerinde karar dönemiyle birlikte kurallara uyum konusunda güvenlik kuvvetlerimiz denetimleri artıracak. Risk durumlarına göre iş kollarımızın faaliyet serbestliği konusunda Bilim Kurulumuzun çalışmasını, Cumhurbaşkanlığı Kabinemize arz edeceğim.ÜCRETSİZ AŞIYA FATURA İDDİASITicari sır olarak kalması gereken bilgiler ifşa edildi. Aşı savaşının olduğu bir dünyada, üretici firma aşıyı bedava bağışlar mı, bunun akılla izahı var mı? Vatandaşımız bunu çok iyi bilsin, biz aşıyı dünyadaki bütün ülkelerin aldığı fiyattan en ucuza alan ülkeyiz, bu iddiamın arkasındayım. Aracı firmaya tek kuruş ödenmemiştir.  Erişebileceğimiz her aşıya erişmek istiyoruz, kimseye ayrıcalık tanımıyoruz. Olması gereken devletler arası sırrı niye ortaya döküyoruz. Eğer bununla ilgili varsa bir sorun, bu kadar hassasiyetin olduğu durumu biliyorsunuz. Bana Sayın muhalefet lideri açıp sorabilirdi. Yok mu böyle bir iletişim anlayışı?Aşının siyaset arenasına taşınmaması için kararlı olacağım.KADEMELİ NORMALLEŞME SÜRECİNE GEÇİŞTam kapanma gibi bir durum düşünmüyoruz ama vaka sayılarının arttığını görüyoruz, mutasyonunda bazı illerde arttığını görüyoruz. Mutasyonun bazı bölgelerde etkisini göstermeye başladığını gözlemliyoruz, özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde. Türkiye’ye özgü mutant virüs görülmedi ama bulaşıcılığın daha da arttığını çok rahat söyleyebiliriz. Mevcut mutanlarla bulaşıcılık artıyor. Şu ana kadar Türkiye’de Kovid-19’un 1 Brezilya, 49 Güney Afrika mutasyonunun görüldü.COVID-19 AŞISIMart ayı sonuna kadar 4.5 milyon Biontech aşısı gelecek. BioNTech ile ilgili ilk etapta gelebilecek aşı miktarı 800 bin olacak, toplam 4,5 milyon. 5 milyona tamamlanması için de çaba sarf edilecek. İlk dozları olanların 2. dozları hazır. Rus aşısının Türkiye’de üretimi ile çalışmamız var. Mayıs sonuna kadar 105 milyon aşıya erişebileceğimizi biliyoruz. Bu 52,5 milyon insanı aşılamak demek.YERLİ AŞI ÇALIŞMALARIYerli aşıda FAZ-2 aşaması için toplam 200 kişinin aşılanması düşünülüyor. 84 kişiye aşı yapıldı.  Nisan ayında Faz-2’nin biteceğini, nisan sonuna doğru da Faz-3 safhasına geçebileceğimizi düşünüyorum.ÖĞRETMENLERİN AŞILANMASIÖnümüzdeki haftalar giderek daha yoğunlaşmış olacak. Bu biraz aşının tedariği ile de ilgili bir durum. Mart ayında daha yoğun, özellikle ayın 15’inden sonra daha yoğun aşının geleceğini söyleyebilirim.”KISITLAMA KONUSU KABİNE’DE GÖRÜŞÜLECEK”Aşınn koruyuculuğu ikinci aşıdan iki hafta sonra başlıyor. Aşılama oranına göre kısıtlamada esnetme olabilir. Biim Kurulu önerilerini pazartesi günü Kabineye sunacak, sonrasında açıklama yapılacak. 65 YAŞA KISITLAMA OLACAK MI?65 yaş üzerinde aşılama oranının yüksekliğine bağlı olarak illerde bu konuyla ilgili esnetme yapılabilir.KONGRELER VE MAÇLARDAKİ KALABALIKLARToplantılar ve maçlarla ilgili, kendi özel durumu ben açıklamıştım dün. Toplantılarla ilgili de genel olarak biz salgında bulaşın nasıl olduğunu biliyoruz ve ilk günden itibaren salgında bulaşın yakın temasla birlikte daha da arttığını hep anlattık. Bu bilgilendirmede bir değişiklik yok.Maçlarda da benzer şekilde tedbirlerin yer yer olmadığını görüyoruz. Taraftar olmak, insanımızın sağlığını ötelemeyi gerektirmez.Salgında bulaş yakın temasla daha çok artıyor. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçınmak gerekir. LİSE SINAVLARI Bununla ilgili üzerinde Milli Eğitim Bakanımızla görüşülüyor. İllerin hangi durumda olduğu zaten gelecek hafta görülmüş olacak. Riski olmayan illerde bir sorun olmayacak. Riski olan illerle ilgili önümüzdeki günler nasıl olması gerektiği, ne zaman yapılması gerektiği kabinede ve Milli Eğitim Bakanlığımızla durum değerlendirilmesi yapılıp, bu noktadaki yaklaşım netleşmiş olacak.

  • TUSAŞ’ın insansız taarruz helikopteri ilk kez görüntülendi (Türkiye’nin yeni nesil yerli silahları)
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 16:02

    (Türkiye’nin yerli ve milli silahları) Elektrikli ve İnsansız T629 Taarruz Helikopteri, bugün ilk kez Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tesislerinde görüntülendi. Helikopterin farklı konfigürasyonları olacak.Kahramankazan’da bulunan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tesislerinde, TUSAŞ tarafından halihazırda yürütülen üç taarruz helikopteri projesinden biri olan “T629 Taarruz Helikopteri” görücüye çıktı.Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin yürüttüğü üç taarruz helikopteri projesinden bir tanesi olan T-629 sayesinde, Türkiye, beş tonluk T-129 ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri ile on tonluk Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri arasında bir ara platforma sahip olacakİnsansız ve elektrikli yapıdaki T629 Taarruz Helikopteri’nin, özellikle Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için faydalı olacağı düşünülüyor. Yakın gelecekte envantere almayı planladığı TCG ANADOLU Amfibi Harp Gemisi için helikopter platformu ihtiyacı olan Türk Deniz Kuvvetleri’nin, T629 ile bu ihtiyacının önemli bir kısmını giderebileceği öngörülmekte.Yerli makineli tüfek SAR 762 MT testleri başarıyla geçti. Silah hızlı değiştirilebilir namlu ile kesintisiz atış yapabilecek. Asker ve polisin yeni gözdesi olacak. Özgün ve yerli makineli tüfek SAR 762 MT’nin seri üretimi için geri sayım başladı.Yerli ve milli tüfek, Düzce’de üretilecek. SAR 762 MT’nin 4 ayrı modeli bulunuyor. Hızlı değiştirilebilir namlu ile kesintisiz atış kabiliyetine sahip.Isınan namlu, yedek namluyla hızlı ve emniyetli şekilde değiştirilebiliyor. Böylelikle tüfek, ateş gücünden ödün vermeden muharebeye devam edebiliyor. Bin 200 metreden uzun menzile sahip silahın ortalama ağırlığı ise 12 kilogram.Gelişen teknoloji hayatımızın her alanına nüfus etmek ile birlikte silah endüstrisini de baştan başa yeniliyor. İşte Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından kullanılan yerli teknoloji ürünü olan silahlar…Prototip üretimi tamamlanan ve “ULAQ” serisinin ilk platformu olan Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA) denize indirildi ve tecrübe seyirlerine başlandı. SİDA, 400 kilometre seyir menziline, saatte 65 kilometre sürate, gündüz/gece görüş kabiliyetine, milli kriptolu haberleşme altyapısına sahip ve gelişmiş kompozit malzemeden üretildi. SİDA, keşif, gözetleme ve istihbarat, su üstü harbi, asimetrik harp, silahlı eskort ve kuvvet koruma, stratejik tesis güvenliği gibi görevlerin icrasında karadan mobil araçlarla ve karargah komuta merkezinden veya yüzer platformlardan kullanılabilecek.Türkiye’nin ilk silahlı insansız deniz aracı ULAQ, milli füze sistemleri üreticisi ROKETSAN’ın ürünleri 4’lü lazer güdümlü füze Cirit podu ve 2’li Lazer Güdümlü Uzun Menzilli Tanksavar Füze Sistemi (L-UMTAS) lançeri ile donatıldı.8 kilometrelik menziliyle sınıfının lideri konumundaki Cirit, kara ve deniz platformlarının yanı sıra helikopter, sabit kanatlı uçak ve insansız hava araçlarına (İHA) entegre edilebiliyor. Hassas güdümlü tanksavar füze sistemi L-UMTAS ise 8 kilometrelik menzili, lazer güdüm yeteneği ve zırh delici tandem harp başlığıyla sabit ve hareketli kara ve deniz hedeflerine karşı etkin bir silah sistemi olarak öne çıkıyor. Cirit ve L-UMTAS silah sistemleri, kara araçları, sabit platformlar ve deniz platformlarında da kullanılan ROKETSAN’ın stabilize taret sistemi ve gemi üstü ekipmanlarıyla birlikte ULAQ üzerinde yer alıyor. Deniz testlerinin tamamlanmasının ardından bu yılın ilk çeyreği sonunda atış testlerinin gerçekleştirilmesi planlanıyor.SİDA, farklı operasyonel harekat ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde füze sistemlerinin yanı sıra elektronik harp, jamming (karıştırma) gibi farklı tiplerde faydalı yükler ve farklı haberleşme ve istihbarat sistemleri ile donatılabilecek. Bununla birlikte, araç, kendisiyle eş veya farklı yapıya sahip diğer SİDA’larla operasyon yapma, İHA, SİHA, TİHA’lar ve insanlı hava araçları ile müşterek harekat kabiliyetlerine sahip olabilecek. Diğer yandan SİDA sadece uzaktan kontrol edilen bir insansız deniz aracı olmanın haricinde, yapay zeka ve otonom davranış özellikleriyle üstün ve çağın ilerisinde yeteneklerle donatılacak. İnsansız deniz araçları alanında ARES Tersanesi ve Meteksan Savunma tarafından başlatılan projenin ilk fazı olan ve prototipi denize indirilen SİDA’nın ardından istihbarat toplama, mayın avlama, denizaltı savunma harbi, yangın söndürme ve insani yardım/tahliye amaçlı insansız deniz araçlarının da üretime hazır olacağı bildirildi.SİDA’yı yaparken özellikle Ege ve Akdeniz’de görev yapmasını hedeflediklerini anlatan Alanç, “Ege’deki karasuları problemlerinde, çok sıklıkla yaşanan kayalık krizlerinde, bu alanlarda çok daha rahatlıkla görev yapabilecek ve radar imzası denilen düşman kuvvetleri tarafından görülmesi çok düşük olasılıklı olan bir bot. Adaların arkasını adeta bizim için ayrı bir göz olarak gözetleyebilecek, istihbarat toplayabilecek hem de güdümlü mermi angajmanı yapabilecek bir bot.” ifadelerini kullandı.Türk mühendis ve işçisinin geliştirdiği MPT-76’da, 2016 yılında seri üretime başlandı. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Sarsılmaz ve Kale Kalıp tarafından üretilen çok sayıda tüfek güvenlik güçlerinin kullanımına sunuldu. Teslimatlar sürerken sahadan alınan geri bildirimlerle ekipmanların daha etkin kullanmasına yönelik çalışmalara devam edildi. Bu kapsamda MKEK tarafından tasarlanan hafifleştirilmiş Milli Piyade Tüfeği MPT-76-MH’nin kalifikasyonu tamamlandı. Yapılan çalışmalarla tüfeğin ağırlığı 400 gramdan fazla hafifledi. Böylece tüfeğin ağırlığı yaklaşık 3 kilo 750 gram oldu.SSB Başkanı İsmail Demir de Twitter hesabından konuya ilişkin olarak “Güvenlik güçlerimizin sahada ekipmanlarını daha etkin kullanmasına yönelik çalışmalarımız sürüyor. MKEK tarafından tasarlanan hafifleştirilmiş Milli Piyade Tüfeği MPT-76-MH’nin kalifikasyonu tamamlandı.” açıklamasında bulundu. MPT-76, başlangıçta 4,2 kilogram ağırlığa sahip olarak geliştirildi. NATO standartları kapsamında soğuk, sıcak, kum, yağmur, çamur gibi ağırlaştırılmış ortamlarda 42 testi hatasız geçen MPT-76, eksi 40 ve 65 derecede, basınçlı su tehdidi altında ve balçıkta bile sorunsuz çalışıyor.Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları doğrultusunda MKEK tarafından geliştirilen MPT-76, 7,62×51 milimetre NATO mühimmatlarını ateşleyebiliyor. Yarı ve tam otomatik modlarda, gaz piston hareketli döner başlı kilitlemeli mekanizmayla çalışan tüfeğin etkili menzili 600 metreye ulaşıyor. MPT-76, beslemesini 20 mermi kapasiteli şarjörden sağlıyor. 406 milimetre uzunluğunda namluya sahip silahın, 12 kademeli ayarlanabilir dipçik tam açık konumdayken uzunluğu 1000 milimetre oluyor.Roketsan’ın geliştirdiği uzun menzilli gemisavar füzesi Atmaca’nın seri üretime geçiş test faaliyetleri Sinop’ta gerçekleştirildi. Test atışlarını, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Vali Erol Karaömeroğlu da izledi.Atışların ardından konuşan Oramiral Özbal, “Milli ürünümüz Atmaca dosta güven, düşmana korku salacak.” ifadesini kullandı. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de Twitter hesabı üzerinden atış denemelerine ait görüntüleri yayınladı.Hedefin başarıyla imha edildiğini belirten İsmail Demir, “İlk milli gemisavar füzemiz #ATMACA, milli gemimiz TCG Kınalıada’dan atışında hedefi başarıyla imha etti. Emeği geçen herkesi kutluyorum. Kahraman ordumuza hayırlı olsun!” ifadelerine yer verdi.Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yürütülen, STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ’nin ana yüklenici olduğu gemi inşa projesi İstanbul Tersane Komutanlığı’nda sürüyor. İstanbul Fırkateyni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle suyla buluştu. Başkanlığın 2021 yılı savunma sanayi projeleri kapsamında inşası süren gemi denize indirildi.STM, ana alt yüklenicilerinden biri olduğu MİLGEM Projesi’nin ilk 4 gemisi Ada sınıfı korvetlerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına tesliminin ardından, projenin devamı niteliğindeki “İ Sınıfı Fırkateyn (MİLGEM Projesi 5’inci Gemi) Tedariki Projesi”nde ana yüklenici sorumluluğunu üstlendi.Şirket, 2019 yılında SSB ile tedarik sözleşmesi imzaladı. Sözleşmeyle STM, geminin tasarımı, silah-elektronik sistemleri ve ana tahrik sistemi sorumluluklarını da kapsayacak şekilde ana yüklenici olarak görevlendirildi. ASELSAN ve HAVELSAN’ın ana iş ortakları olarak yer aldığı projede, 150’den fazla sistem için 80 civarında alt yüklenici görev yapıyor. Toplamda sözleşmeli ve sipariş emriyle çalışılan firma sayısı ise 220’yi buluyor.İ Sınıfı Fırkateyn Sözleşmesi’nde, sistem ve sistem sağlayıcı firmalar geçmiş MİLGEM gemilerindeki firmalarla aynı olacak şekilde kurgulandı ve mevcut yerli firmalarla projeye başlandı.Bu süreçte yapılan araştırma ve çalışmalarla, belirlenmiş teknik isterler ve performans olarak yabancı menşeli ürün/sistem isterlerini karşılayan yerli firmalar da takvim ve bütçe etkisi olmamak kaydı ve müşteri kabulüyle projeye dahil edilebiliyor.Sistem tedariki yapılan 80 civarındaki alt yüklenicinin üçte ikisi yerli, üçte biri yabancı firmalardan oluşuyor.İ sınıfı fırkateynler, gelişmiş hava savunma ve su üstü harbi, denizaltı savunma harbi ve karakol faaliyetlerinin icrasını yerine getirecek. Keşif ve gözetleme, hedef tespit, teşhis ve tanıma, erken ihbar görevleri ile üs ve liman savunması görevlerini gerçekleştirecek fırkateynler, gelişmiş denizcilik özellikleriyle tamamen milli imkanlarla tasarlandı. Fırkateyn, tek gövdeli deplasman tipi tekne formunda inşa ediliyor.Fırkateynin boyu 113 metre ve genişliği 14,4 metre . Yaklaşık 3 bin ton deplasmana sahip İ sınıfı fırkateyn, Ada sınıfı korvetlerden farklı olarak satıhtan havaya güdümlü mermi bulunduracak ve fırlatabilecek.İ sınıfı fırkateyn, milli bir elektronik harp sistemine ve yeni nesil milli savaş yönetim sistemine, geliştirilmiş silah, radar ve sensörler ile muhabere ve seyir sistemlerine yüzde 75’in üzerinde yerli katkı payıyla sahip olacak.Yerli tedarikçiler, geminin silah elektronik sistemleri ile gemi elektrik sistemi, yardımcı makine sistemleri (dizel jeneratör setleri, entegre platform kontrol ve izleme sistemi, KBRN üniteleri ile tespit ve teşhis sistemi, tulumbalar, valflar, elektrik güç sistemleri, kablolar, tablo ve panolar, hava kompresörleri, yangın söndürme sistemleri ve benzeri), gemide yaşam için gerekli ekipmanları (ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme sistemi, tatlı su üretim sistemi, yaşam mahalleri mobilya donatımları, servis mahalleri, sıcak su sistemi ve benzeri), gemicilik donanımları (dümen takımı, vasıta mataforası, ırgatlar, kaportalar, hangar kapısı, torpido kovan mahalleri, sancak iskelesi ve benzeri) gibi platform sistemlerinin tedarikini sağlıyor.İ sınıfı fırkateynlerin ilki olan İstanbul Fırkateyni’nin 2023 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi hedefleniyor.Geminin inşa ve donatımına ilişkin her türlü dizayn, mühendislik ve sistem-malzeme tedarik faaliyetlerine STM tarafından devam ediliyor.Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren “ilk milli silahlı drone” Songar, ilk kez bir zırhlı kara aracına entegre edildi. ASİSGUARD tarafından özgün şekilde geliştirilen Songar’ın askeri kara aracına entegrasyonu da gerçekleştirildi. Otonom olarak insansız sürüş gerçekleştirebilen, gerektiğinde uzaktan kumanda edilebilen askeri kara aracına entegre edilen Songar, aracın üstün vuruş yeteneği kazanarak sahadaki başarısına katkı sunacak. Böylece kara aracına, güvenlik operasyonlarında hedefi önceden tespit ve imha etme konusunda önemli bir kabiliyet kazandırıldı.,Songar silahlı drone sistemi sayesinde 4×4 askeri kara aracı havadan hedef bulma ve uzaktan silahlı operasyon yapabilme kabiliyetine sahip olacak. Askeri ve güvenlik amaçlı her türlü operasyonda hem gündüz hem gece etkin olarak görev yapan Songar, otonom iniş-kalkış yeteneğiyle asimetrik tehditlere müdahale için 7/24 hazır bekleyecek. Songar’ın geliştirilmesinin ardından bir dizi çalışma yapıldı. Türk savunma sanayisinin yenilikçi sistemlerinden olan Songar’a otomatik makineli tüfekle bomba atar özelliklerinin eklenmesinden sonra TÜBİTAK SAGE’nin mühimmat sistemi Togan’ın entegrasyonu sağlandı. Böylece Songar, sahada daha güçlü ve maliyet etkin bir yapıya kavuşturuldu. Songar’ın kara aracına entegre edilmesiyle ürün geliştirme yol haritasında önemli bir aşama daha tamamlanmış oldu.Askeri teknolojik sistem Songar, otomatik makineli tüfekle donatılarak 3 kilometre yarıçaplı bir menzil içinde görevini icra ediyor. Gerçek zamanlı görüntü aktarım sistemine sahip Songar, tekli veya çoklu drone sistemiyle hedef bölgenin belirlenmesi, tehdidi etkisiz hale getirme, operasyon sonrası hasar tespiti gibi kritik birçok görevi yerine getiriyor. Songar, sınır ve sınır ötesi güvenlik operasyonlarında kara aracı entegrasyonuyla, pusu veya tehditlere karşı havadan yüksek sayıda mermi atımıyla ve gerektiğinde taarruz amaçlı olarak da etkin şekilde kullanılabilecek.Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde Deniz Kuvvetleri Komutanlığının hafif sınıf torpido ihtiyacını karşılamak için “324 milimetre Torpido Geliştirilmesi Projesi (ORKA)” başlatıldı. SSB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, ROKETSAN’ın ana yükleniciliğinde geliştirilecek “ORKA” ile bu alandaki dışa bağımlılık sona erecek.Deniz Kuvvetleri Komutanlığının hafif sınıf torpido ihtiyacını karşılamak için başlatılan projenin imza töreni, SSB’de gerçekleştirildi. Törene, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’in yanı sıra Milli Savunma Bakanlığı, SSB, ROKETSAN ve ASELSAN’dan temsilciler katıldı. Projeyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığının envanterinde bulunan ve envanterine alınabilecek su üstü platformlar ile deniz hava araçlarından denizaltılara karşı kullanılacak ORKA torpido silah sistemi, yerli ve milli olarak geliştirilecek.Hassas güdüm, navigasyon, gelişmiş arama ve hücum kabiliyetlerine sahip olacak ORKA, aldatma ve karıştırmaya karşı direnciyle hedef üstünde yüksek etkinlik sağlayacak.ROKETSAN’ın gelecek yıl teslim edilmesi hedeflenen AKYA Ağır Sınıf Torpido Projesi’nde edindiği tecrübe de ORKA Projesi’ne aktarılacak.ORKA Projesi’nde, ana yüklenici ROKETSAN’ın yanı sıra ASELSAN da ana alt yüklenici olarak yer alacak. ORKA, Mavi Vatan’ın korunmasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüne milli bir unsur olarak güç katacak.Havelsan İnsansız Kara Aracı’nın (İKA) son halini sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. Paylaşım ile İKA’nın özellikleri belli oldu.Azami hızı saatte 12 kilometre olan İKA, yüksüzken 450 kilogram ağırlığa sahip. Otonom sürüş ile görev kabiliyeti bulunan araç, tam donanımlıyken ise 650 kilogram ağırlığında.7.62 mm uzaktan kumandalı silah sistemine sahip olan İKA, KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) silah sensörü ve robotik kola ev sahipliği yapıyor.SSB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Yeni Tip Denizaltı Projesi kapsamında ilk iki denizaltının komuta kontrol sistemlerini tamamlayan Havelsan, 3. denizaltı olan Murat Reis’in de komuta kontrol sisteminin kurulumu ve detaylı testlerini tamamladı. Sistem, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi.Açıklamada görüşlerine yer verilen Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, REİS sınıfı denizaltı tedarik projesinin, uzun vadeli stratejik yetkinliklerini ülkeye kazandırmaya yönelik çalışmaların bir parçası olduğuna dikkati çekerek, “Proje kapsamında denizaltıların tasarım yetkinliğinin kazanılması, donanımların yerli olarak üretilmesi, özellikle komuta kontrol sistemlerinin tüm yazılım ve donanımlarına hakimiyetin milli firmalarımıza kazandırılması konularında birçok firmamız projede kendi sistemleri veya teknoloji transferinin yapıldığı taraf olarak yer alıyor.” ifadelerini kullandı.Demir, Havelsan tarafından denizaltı savaş yönetim sisteminin bu proje kapsamında geliştirildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:”Ayrıca 7’inci denizaltı diyebileceğimiz gerçek donanımlardan oluşan bir denizaltı komuta kontrol sistemi Havelsan’da konumlandırıldı. Bu sayede bu denizaltılarımıza yeni silah veya sensörlerin entegrasyonu gerekirse Havelsan tarafından komuta kontrol sisteminin yazılımları modifiye edilerek bu tesislerde gerçek donanımlar üzerinde test edilebilecek. Denizaltılarımıza monte edilecek komuta kontrol sistemi donanımları, yine Havelsan’ımızda bulunan Sistem Entegrasyon Laboratuvarı’nda bir araya getirilerek yoğun testlerden geçiriliyor ve daha sonra gerçek ortamına monte edilmek üzere denizaltıların inşa edildiği Gölcük Tersane Komutanlığına gönderiliyor. Bu sevkiyat, projenin 3’üncü denizaltısı olan Murat Reis’in komuta kontrol sisteminin başarıyla tamamlanması sonrasında gerçekleşti. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.”Komuta kontrol sistemi, akustik ve akustik olmayan sensörlerden gelen verilerin işlendiği, görüntülendiği, karar destek işlevlerinin yerine getirildiği ve silahların ateşlendiği sistemler olarak biliniyor. Denizaltılar için komuta kontrol sistemleri, “denizaltıların beyni” olarak tanımlanıyor.Deniz muharebelerinden istihbarat görevlerine kadar birçok kritik operasyonda kullanılan ve potansiyelleri sebebiyle kuvvet çarpanı sayılan denizaltılar, operasyonel verimliliğini ve güvenliğini en üst seviyeye taşıyacak komuta kontrol sistemlerine ihtiyaç duyuyor.Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ateş gücünün gösterildiği “Ateş Serbest-2020” faaliyetinde aralarında milli imkanlarla üretilen Fırtına obüsleri, Korkut hava savunma sistemleri, milli piyade tüfeğinin de bulunduğu harp araç ve gereçleriyle hedefler tam isabetle vuruldu. TSK envanterine yeni giren silahların da kullanıldığı faaliyette ilk defa OMTAS orta menzilli tanksavar silah sistemi ve Kargu Kamikaze İHA ile de hedefler imha edildi.İlk olarak yerli üretim milli piyade tüfek atışları gerçekleştirildi. Pençe Kaplan dahil birçok operasyonda kullanılan tüfeklerle piyadelerin yaptığı başarılı atışların ardından keskin nişancı atışlarına geçildi. Keskin nişancıların bir kilometre mesafedeki küçük hedeflere yaptıkları isabetli atışlar protokol üyelerince beğeniyle takip edildi. “Tek atış ve vuruş” sloganıyla yapılan keskin nişancı atışları sonrasında makineli tüfek atışları gerçekleştirildi.İstihkamcılar tarafından mayınlı sahalardan geçit açılması görevinin yerine getirilmesinden sonra hedefler roketatar, zırhlı personel taşıyıcı üzerine yerleştirilen silahlar ve yerli üretim bomba atar atışlarıyla devam etti.   Hareket halindeki tank takımı, önce duran, ardından hareketli hedefleri ateş altına aldı. Hedeflerin tam isabetle imha edildiği atışları, OMTAS orta menzilli tanksavar silah sistemi ile yapılan atışlar izledi. Zırhlı hedeflere karşı etkin bir silah sistemi olan, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen OMTAS da hedefleri imha etti.Yaklaşık 4 bin 500 metredeki hedefe yapılan etkili Kornet-E atışlarının ardından yerli ve milli üretim Korkut Kundağı Motorlu Namlulu Alçak İrtifa Hava Savunma Silah Sistemi atışları gerçekleştirildi. Söz konusu atışın ardından Kargu Kamikaze İHA tarafından belirlenen hedefe saldırı gerçekleştirildi. Hedefini başarıyla imha eden Kargu Kamikaze İHA da Ateş Serbest faaliyetinde ilk defa görev aldı.  Havan ve obüs bataryalarından yapılan atışların ardından faaliyet, “Dünyanın en iyi kundağı motorlu obüsü” olarak nitelendirilen yerli üretim Fırtına obüslerinin atışlarıyla sona erdi. Faaliyet, hedeflerin imhasının ardından Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın konuşması ve başarılı personelin ödüllendirilmesiyle sona erdi.Türk  Havacılık ve Uzay Sanayii’nden yapılan açıklamada, Aksungur’un kanat altlarındaki 6 istasyonun da doldurulduğu ve insansız hava aracının 12 adet mikro akıllı mühimmatı taşıdığı vurgulandı.Açıklamada uçuşun 20 bin feet irtifada ve 28 saat sürdüğü belirtildi. 750 kilogram faydalı yük kapasitesine sahip olan,  gece/gündüz her türlü hava koşullarında istihbarat, gözetleme, keşif ve taarruz görevlerini gerçekleştirebilen Aksungur, geçtiğmiz günlerde de aralıksız 49 saat havada kaldığı bir uçuşla rekor kırmıştı.Özellikle Suriye’deki harekatlarda Ankara’nın en önemli vuruş güçlerinden biri olan tanklar, yerli ve milli sistemlerle donatılıyor. Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin, ROKETSAN tarafından üretilen zırhların giydirileceği tankların durumunu ve bu adımın ne anlama geldiğini anlattı. Güvenlik güçlerinin mevcutta kullandığı tanklarla ilgili bilgiler veren Şahin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin M48A5T2, M60A1, M60A3, M60TM, Leopard 1 ve Leopard 2A4 ana muharebe tanklarını (AMT) aktif olarak kullandığını söyledi.Bunlardan ‘M’ serisi olanların ABD, Leopard’ın ise Alman üretimi olduğuna işaret eden Şahin, Suriye ve Irak gibi muharebe sahalarında; M60A3, M60TM ve Leopard 2A4 tankları görev aldığını vurguladı. Mevcudun içindeki en modern tankların 300 adetten fazla tedarik edilen Leopard 2A4 olduğunu kaydeden Şahin, bu modellerin 2000’li yıllardan itibaren Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmeye başlandığını söyledi.Şahin, modernizasyonun ne anlama geldiği konusunda ise şöyle devam etti:  “ROKETSAN Balistik Koruma Merkezi (BKM) tarafından geliştirilen Tepkisel Reaktif Zırh (ERA), Yüksek Balistik Mukavemete Sahip Kafes Zırh ve Boşluklu Modüler Add-on Zırh ile birlikte, Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki Leopard 2A4 tanklarının pasif ve reaktif korunma seviyeleri artacak. Leopard 2A4 tankları, bu zırh iyileştirmesinin ardından Suriye ve Irak bölgelerindeki anti-tank tehditlerine karşı üstün mukavemete sahip olacak. Ayrıca yine Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından modernize edilen M60T tanklarına entegre edilen elektronik sistemler de Leopard 2A4 tanklarına entegre edilecek.Diğer yandan ASELSAN tarafından yapılacak bu elektronik modernizasyon ile Yakın Mesafe Gözetleme Sistemi (YAMGÖZ), Lazer İkaz Alıcı Sistemi (LIAS), SARP Uzaktan Komutalı Silah Sistemi (UKSS), PULAT Aktif Koruma Sistemi (AKS), Güç Dağıtım Ünitesi, ASELSAN Sürücü Görüş Sistemi (ADİS) ve Sesli Uyarı Sistemi entegrasyonları gerçekleştirilecek. Irak ve Suriye’nin ‘anti-tank silahlarının çiftliği’ haline geldiğine dikkat çeken Şahin, söz konusu bölgelerde görev yapan hiçbir zırhlı aracın yüzde yüz güvende olamayacağını ‘Çünkü delinmeyecek zırh yoktur’ sözleriyle ifade etti.“Buna rağmen hem zırh modernizasyonu hem de elektronik modernizasyon birleşince güzel işler çıkarmak mümkün. Biz de şu anda aynen bunu yapıyoruz” diyen Anıl Şahin, şunları kaydetti:  “İlk kez yerli bir ERA ve Add-on Zırh, tanklarımızda kullanıma alınıyor. ALTAY’ı  saymıyorum çünkü o henüz aktif görevde değil. Ek olarak üretilen zırhların özellikleri de çok üst düzey ve gayet portatif. Yani muharebe esnasında, hasar gören kısım çabucak değiştirilecek şekilde. Bu çok kritik bir teknoloji. Belki dışarıdan tedarik ederdik ancak bu bize yüz milyonlarca dolara ve uzun bir süreye mal olurdu. Bizim ne boşa harcayacak paramız ne de zamanımız var. Boş harcanan para savunma sanayiine vurulan bir darbe; boşa giden zaman ise maalesef daha fazla şehit demek. Dolayısıyla Türkiye’nin bu süreci yerli ve milli imkanlarla yapabilmesi, işin hem maddi hem tedarik boyutunda hem de can güvenliği anlamında son derece önemli.”Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin, M-60T tanklarını İsrail’in modernize ettiğini hatırlatarak, “Birkaç sene önce tank modernize ettiren bir ülkeyken, şimdi kendi tankımızı modernize edebilecek bir konuma geldik. Ayrıca, mutlaka küresel çapta bu pazara da ihracatçı olarak giriş yapacağız. Bundan sonra dışarıdan ERA, Add-On veya RPG Ağı gibi zırh sistemleri tedarik etmeyiz. Sadece ithalattan kurtulan bir ülke olmayacak, kendi zırhlarını dünyaya ihraç eden bir noktaya da ulaşacağız” dedi.TÜBİTAK SAGE Enstitü Müdürü Gürcan Okumuş, SARB-83 ve SERT-82’yi, projelerin belli bir aşamaya gelmesiyle IDEF 2019 fuarında kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi. Envanterdeki nüfuz edici bombanın (NEB-84) geliştiril me sürecinde elde edilen tecrübenin benzer mühimmatların gelişiminin yolunu açtığını belirten Okumuş, şöyle konuştu: “Uçak bombası olarak kullanılmayan, bildiğimiz kadarıyla ilk defa Türkiye’nin kullandığı bir teknoloji var, ardışık delicili harp başlığı teknolojisi. Bu teknolojiyi uçak bombalarında NEB-84 olarak dünyada ilk biz kullandık. Yerden atılan mühimmatlarda var ama uçak bombası olarak ardışık delicili yani çukur imlalı harp başlığı teknolojisi olarak yoktu. NEB-84’ten edindiğimiz tecrübeyle bunu Mark-83 (MK-83) geometrisinde ve kütlesinde yine ardışık delicili harp başlığı etkinliği olan bir mühimmat geliştirme projesi olarak öz kaynaklarımızla başlattık.”MK-83 uçak bombalarında kullanılabilen tüm güdüm kitlerinin SARB-83’te de kullanılabileceğini ifade eden Okumuş, SARB-83 projesinin SERT-82’ye göre biraz daha hızlı ilerlediğini, bombanın alt sistem testleri ve çevresel testlerinin sonuçlandırıldığını ve projenin nihai testleri kapsamında son olarak kalifikasyon ve delici etkinliğini görme testlerinin tamamlandığını bildirdi.Okumuş, testlerin gerçekleştirildiği Hedef Balistiği Raylı Sistem Dinamik Test Altyapısı’nın (HABRAS) çok önemli bir altyapı olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu: “NEB-84 testini İngiltere’de yapmak zorunda kalmıştık, bu altyapı yoktu. Artık kendi altyapımızda kendi geliştirdiğimiz mühimmatı, SARB-83’ü test etmiş olduk. Çok güzel görüntüler de aldık ve test de çok başarılı oldu. Yaklaşık 1,5 metrelik, 35 megapascal güçlendirilmiş duvarı SARB-83 mühimmatı ön delicisiyle deldi ve ana delici duvarın içinden geçerek etkinliğini gösterdi. SARB-83 yaklaşık saatte 300 kilometre hızla ilerledi, duvarı deldikten sonra ana delicimizin hızı yaklaşık saatte 280 kilometreydi. Yani 1,5 metrelik güçlendirilmiş duvarın yavaşlatma etkisi yüzde 10’dan bile az oldu. Bu gerçekten çok yüksek bir etkinlik göstergesi. SARB-83 için belki son kez uçaktan tamamen canlı bir atış yapılmasını planlıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığımızın ve Hava Kuvvetlerimizin ihtiyacı doğrultusunda gelecek taleplere göre seri üretimi yapılabilir durumda. SARB-83, yakın zamanda farklı güdüm kitleriyle kullanılabilecek stratejik bir mühimmatımız olarak kullanıma hazır.”Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, çok maksatlı amfibi hücum gemisi ‘TCG Anadolu’ ile Türkiye’nin küresel güç olma yolunda önemli kabiliyetler kazanacağını bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Varank, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin deniz aşırı askeri harekat ve insani yardım operasyonu kabiliyetlerini artıracak TCG Anadolu’nun inşasının sürdüğü Tuzla Sedef Tersanesi’nde incelemelerde bulundu. Varank, Türkiye’de ilk defa üretilen çok maksatlı amfibi hücum gemisinin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girecek en büyük tonajlı gemi olacağını söyledi. Varank, geminin milli tank ve zırhlı araçlar olmak üzere 100’e yakın amfibi görev grubunu ve göreve bağlı olarak 30’dan fazla hava aracını taşıyabileceğini bildirdi. Varank, taktik sınıfı insansız hava araçlarının (İHA) bile dikey iniş-kalkış olmadan bu gemiden kalkmasının mümkün olabileceğine işaret ederek, “Bu gemi küresel güç olma yolunda Türkiye’ye önemli kabiliyetler kazandıracak” diye konuştu.TCG Anadolu, 232 metre uzunluğa ve 32 metre genişliğe sahip bulunuyor. 58 metre yüksekliği olan gemide 1410 metrekarelik ağır araç güvertesi yer alıyor. Gemide ayrıca, 1165 metrekare gemi havuzu, 1880 metrekare hafif araç güvertesi, 6 iniş alanı ve uçuş rampasına sahip 5 bin 440 metrekare uçuş güvertesi ve 900 metrekare hangar bulunuyor. Gemi, görev grup gereksinimlerine bağlı olarak, dikey iniş-kalkış yapabilen 6 savaş uçağı, 4 Atak helikopteri, 8 orta yük nakliye helikopteri, 2 Seahawk genel maksat helikopteri ve 2 İHA dahil 30 hava aracını taşıyabilme kapasitesi barındırıyor. Bununla birlikte, bu araçlar için gerekli altyapı ve orta seviyede bakım ihtiyaçları da gemide karşılanabiliyor.TCG Anadolu, 1 amfibi tabur ile gerekli muharebe ve destek araçlarını ana üs desteği olmadan kriz bölgelerine taşıyabilecek ve tüm denizlerde kullanılabilecek. Gemi üzerinde 1 adedi NATO için tahsis edilebilecek 3 savaş harekat merkezi bulunacak ve yüzen kışlada en az 1223 personel görev yapabilecek. Proje sayesinde, anavatandan uzak coğrafyalarda insani yardım harekatı gerçekleştirilebilmesi, gerektiğinde tam teşekküllü 2 ameliyathane, 14 yoğun bakım ünitesi ve yanık ünitesiyle 1000’e yakın kişiye tıbbi destek verilebilmesi, başka ülkelerin üslerine bağımlı olmadan hava harekatı yapılabilmesi gibi geniş bir yelpazede kritik yetenekler kazanılacak. Anadolu gemisi ilk olarak Mayıs 2019’da yüzdürülmüş, akabinde sevk sistemi montajlarının yapılması için havuza alınmıştı. Liman ve deniz testlerinin tamamlanmasının ardından, Anadolu’nun gelecek yıl Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi planlanıyor. Test ve tecrübeleri tamamlanan tüm sistemlerin entegrasyon ve montajları başladı.Türkiye’nin ilk deniz seyir füzesi “Atmaca” 200 kilometrenin üzerindeki hedefi başarıyla vurdu. Konuyla ilgili açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, “Atmaca’mız bu sefer uzun uçtu. Fonksiyonlarını mükemmel şekilde yerine getiren Atmaca seyir füzemiz envantere girmeye hazırlanıyor” ifadesini kullandı.Atmaca Projesi, Deniz Kuvvetleri’nin MİLGEM platformlarında konuşlandırılacak gemiden gemiye seyir füzesi ihtiyacına yönelik başlatıldı.Atmaca seyir füzeleri ROKETSAN, atış kontrol sistemleri ve diğer ekipmanlar ASELSAN tarafından yerli imkanlarla geliştirildi.ASELSAN ile Katmerciler arasında imzalanan seri üretim sözleşmesi doğrultusunda “insansız mini tank” olarak da adlandırılan silahlı insansız kara araçları, 2021’de Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek.  ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı arasında imzalanan silahlı sınıf insansız kara aracı temin sözleşmesi kapsamında, seri üretimine başlanacak silahlı insansız kara aracının uzaktan kumanda iletişim alt yapısı dahil tüm altyapı platformu Katmerciler tarafından geliştirildi.Araç, keşif, gözetleme, hedef tespiti yapabilen, üzerine silah ve gözetleme sistemleri dahil ihtiyaç duyulan her türlü sistemin takılabildiği, uydu bağlantısı üzerinden uzaktan kontrol edilip yönetilebilen, otonom olarak kullanılabilme özelliğine sahip, zorlu yol, arazi ve iklim şartlarında üstün hareket kabiliyetine sahip dünyanın en önde gelen platformlarından biri olacak.İnsansız kara aracı, her türlü arazi ve yolda üstün performans sergileyebiliyor.  Zırh opsiyonu bulunan araç, uydu bağlantısıyla çok uzak mesafelerden kontrol edilebiliyor. Uzaktan kumanda birimiyle ise yakın alanda tüm fonksiyonlarıyla yönetilebiliyor. Çeşitli silah sistemlerinin monte edilebildiği platform, hareketli halde ve meyilli arazide atış ve yüksek isabet imkanı sunuyor.Araç, ASELSAN tarafından geliştirilen Sarp Dual Uzaktan Komutalı Stabilize Silah Sistemi’yle hedefi otomatik olarak tespit ve imha edebilecek. Araç, çok düşük termal iz özelliği taşıyor. Gece-gündüz, zorlu hava şartlarında ve iklimde kullanıma uygun olan aracın, elektrikli ve hibrit model seçenekleri bulunuyor.Platform, ağır ve hafif silahlara sahip silah istasyonu, keşif gözetleme aracı, hasta ve yük taşıma aracı ve çıkartma operasyonlarına yardımcı görev alabilecek konfigürasyonlarıyla kullanıcıya geniş seçenekler sunuyor.  Üç ton yüklü ağırlık kapasitesine sahip araç, kompakt ebatına rağmen üst sınıf zırhlı araçlarda bulunan bütün zorlu performans ve arazı testlerinin tamamını başarıyla yerine getirebiliyor.Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Twitter hesabından yaptığı paylaşım ve yayımladığı videoyla Sungur’a yönelik çalışmaların geldiği noktaya ilişkin bilgi verdi.  Paylaşımında “Güvenlik kuvvetlerimizin kabiliyetlerini artırmak için sürpriz bir güç” ifadesine yer veren Demir, şunları kaydetti:”Başkanlığımız öncülüğünde, ROKETSAN’ın yerli savunma sanayi paydaşlarıyla birlikte geliştirdiği hava savunma ailemizin yeni üyesi Sungur, başarılı atışlı testler sonrası envantere girmeye hazır. Kademeli hava savunma sistemimizin yeni üyesi, portatif özelliğiyle kara, hava, deniz platformlarına entegre edilebilecek. Sungur, hareketli atış yeteneği, gece-gündüz hedef tespit, teşhis, tanımlama, takip ve 360 derece atış kabiliyetine sahip. Sungur, hava unsurlarına karşı etkinliği ve yüksek manevra kabiliyeti, yüksek hedef isabet yeteneği ve karşı tedbir özelliği, titanyum harp başlığı, hedefin uzun menzilden görüntülenmesini sağlayan nişangahıyla kendi sınıfının önünde bir sistem.”Kara Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyacı için Milli Savunma Bakanlığı ile imzalanan Portatif Termal Kamera sözleşmesi kapsamında son parti teslimatı gerçekleştirildi. Böylece sözleşme kapsamında tüm teslimat yükümlülükleri başarıyla tamamlanarak sistemler Kara Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına sunulmuş oldu. Dragoneye Sistemi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından özellikle sınır birliklerinde ve karakollarda yoğun ve etkin şekilde kullanılıyor.Soğutmalı Termal Kamera, Yüksek Çözünürlüklü Gündüz Kamerası, Lazer Mesafe Ölçer, Dijital Manyetik Pusula ve GPS alt sistemlerini içeren entegre bir elektro-optik sensör sistemi olan Dragoneye, araç üstü ve sabit kullanım amacıyla olmak üzere iki farklı konfigürasyonda üretiliyor.Türk savunma sanayisinin son dönemde en dikkati çeken ürünlerinden “kamikaze drone”lar yakın zamanda ”Alpagu” ile çeşitlenecek. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Türkiye’ye “kamikaze drone” olarak bilinen vurucu insansız hava araçlarını (İHA) kazandıran STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ, bu alandaki ürün çeşitliliğini ve araçların yeteneklerini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor.  Ağırlığı 2 kilogramın altındaki Alpagu’ya dünyada benzer niteliklerde yalnızca 2 platform bulunuyor.Alpagu, küçük boyutu ve hafifliğine rağmen üzerinde hedefini etkisiz hale getirebilecek kadar patlayıcı taşıyor, çok uzak mesafelerde görev yapabiliyor ve tek bir asker tarafından kolayca taşınıp görev alanında çok hızlı kullanılabiliyor. Alpagu ayrıca üzerideki yapay zeka ve görüntü işleme kabiliyetleri, sessizliği, taşıdığı patlayıcıyı hedefe tam ulaştırma yetenekleriyle önemli bir sürpriz etkisi ve operasyonel üstünlük sağlıyor. Zorlu bir geliştirme sürecini başarıyla tamamlayan STM, sahada yoğun testlere devam ediyor. Lançerden fırlatma, uçuş, hedefe ulaşma ve etkisiz hale getirme kabiliyetleri test edilen ve iyileştirilen Alpagu, oldukça başarılı sonuçlara ulaştı. Nihai testlerin çok kısa sürede sona ermesi ve yıl sonuna doğru Alpagu’nun Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına sunulması hedefleniyor. Alpagu, sahip olduğu üstün kabiliyetler yanında, sürü olarak kullanılabilme yeteneği, farklı platformlara entegre olabilmesi gibi özelliklerle dünyada çok az muadili bulunan rakiplerinden ayrışıyor.Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, beton delici mühimmat olarak tasarlanan ve harp başlığı teknolojisine sahip SARB-83’ün test görüntüsüne ilişkin videoya yer verdi.  SARB-83’ün ilklere imza atarak testi geçtiğini vurgulayan Varank, şunları kaydetti: “Türkiye’de ilk kez ardışık delici teknolojisine sahip canlı mühimmat test edildi. HABRAS altyapısı sayesinde, gizli mühimmat projelerinin düşük maliyetlerle kısa sürede test edilebilmesi artık mümkün.”Türkiye’nin orta menzilli ilk yerli füze motoru (TEI-TJ300), Eskişehir’de Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katıldığı törende test edildi. Bakan Varank törende yaptığı açıklamada “TJ300 adlı turbo jet motorun ateşlemesini gerçekleştirdik. Bu motorlar orta menzilli gemisavar füzelerinde kullanılmak üzere tasarlandı” dedi.TÜBİTAK, TEI ve Roketsan’ın iş birliğiyle üretilen “Türkiye’nin Orta Menzil Gemi Savar (OMGS) ilk Hava Solumalı Füze Motoru” TEI-TJ300, dar bir çapta 1300 nevton itki üretebiliyor. Milli tasarım füze motoru, 5 bin fitlik irtifada ses hızının yüzde 90’ına varan yüksek hızlarda çalışabilme özelliğine sahip.  Sistem, saniyeler içinde yeterli itkiye ulaşacak şekilde geliştirildi. Milli tasarım füze motorunun marşa (başlatıcı sistem) ihtiyaç olmadan kanat altı rüzgarı ile çalışma özelliği mevcut. Füze motoru, boyutlarındaki zorlayıcı kısıtlar nedeniyle hava, deniz ve kara savunma sistemlerine uyacak şekilde tasarlandı.Güvenlik güçlerinin bomba atar ihtiyacının karşılanması için Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından düzenlenen ihaleye katılan Konya’daki Akdaş Silah firması, üretimini tamamladığı “AK40-GL” bomba atarın ilk partisini Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim etti. Savunma Sanayii Başkanlığının açtığı “bomba atar” ihalesine katılan firma, ihtiyacın 8 bin adedini üretmek için anlaşma yaptı.Özgün tasarımının sağladığı avantajla sağ ve sol elle de kullanılabilen bomba atarda, görüş ve aydınlatma sistemleri takılabilecek tertibatı bulunuyor.  Firmanın yöneticisi Ömer Akdaş, yaptığı açıklamada, son yıllarda yaptıkları çalışmalarla savunma sanayisinin önemli tedarikçilerinden biri haline geldiklerini söyledi. Güvenlik güçlerinin bomba atar ihtiyacının karşılanması için SSB’nin düzenlediği ihaleye katıldıklarını anlatan Akdaş, Kara Kuvvetleri Komutanlığında Mehmetçik’in kullanımı için AK40-GL bomba atarı ürettiklerini dile getirdi.”Finansal Metamorfoz ve Geleceğe Dönüş” temasıyla düzenlenen 10. İstanbul Finans Zirvesi’nin ikinci gününde konuşan BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, yatırımcıların savunma sanayisine yatırım yaparlarsa kârlı çıkacaklarını söyledi.Sancak, “Umut ediyorum ki 24 ay sonra TSK kendi eseri olan Altay’ı harp sahasında kullanacak. En geç 48 ay sonra da Altay tankı ve beraberindeki diğer ürünler Türk malı ve yerli olacak.” bilgisini verdi.İşte Altay tankının özellikleri… Türkiye’nin ilk Milli Ana Muharebe Tankı Altay’ın tasarımında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirebileceği her türlü harekat şartları ve katılım sağlayacağı BM/NATO harekatlarının ihtiyaçları göz önünde bulunduruldu. Altay, Türkiye’nin geliştirdiği 3+ nesil ana muharebe tankıdır.Bu amaçla Altay, modern tanklarda kullanılan en yeni teknolojilerle donatıldı. Altay, sahip olacağı üstün ateş gücü ve isabet oranı, yüksek hareket kabiliyeti ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en temel ve caydırıcı güçlerinden biri olacak.Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Uçak Daire Başkanı Can, Milli Muharip Uçağın ilk uçuşunu 2026-2027’de yapmayı hedeflediklerini bildirdi.Can, milli muharip uçak projesine ilişkin ise şunları kaydetti: “Milli muharip uçak, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının bir projesi. Bizim alt yüklenicimiz TUSAŞ. TUSAŞ bu projede bir İngiliz firmadan danışmanlık alıyor. Şu anda 90’a yakın İngiliz mühendis bizim projemize destek veriyor. TUSAŞ’ın da yaklaşık 400 personeli var, bunların büyük kısmı mühendis. Milli Muharip Uçak’ta, şu anda ön tasarım safhasındayız. İnşallah 2022’de ön tasarımı bitireceğiz. Bu ön tasarım devam ederken, belirli bir süre sonra uçağın ilk sacını kesmeye başlayacağız. 2023’de belki ilk prototipin şeklini görmeye başlarız. 2026 sonu, 2027 başlarında milli muharip uçağın ilk uçuşunu yapmayı arzu ediyoruz.”Songar’ın teslimatı ile birlikte, Türk savunma sanayisinin güvenlik güçlerine kazandırdığı milli sistemlere bir yenisi eklenmiş oldu.ASİSGUARD Genel Müdürü Ayhan Sunar, ”Ülkemizin ilk silahlı milli drone sistemi olma özelliği taşıyan Songar, hedef bölgenin tespitinden tehdidi etkisiz hale getirmeye, operasyon sonrası hasar belirlenmesinden gerçek zamanlı görüntü aktarımına kadar kritik birçok görevi icra edebiliyor. Tekli veya çoklu drone sistemiyle eş zamanlı görev yapabilen Songar’ın güvenlik operasyonlarında önemli görevler üstleneceğine inanıyoruz. Yerli sanayimizi yenilikçi milli teknolojilerle ileri taşımaya odaklanarak yatırımlarımıza devam ederken, Songar’a yeni gelişmiş özellikler kazandırmak üzere de çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.”Bora” balistik füzeleri operasyon kapsamında ilk kez kullanıldı. İşte yerli yapım Bora’nın öne çıkan özellikleri… Roketsan tarafından geliştirilen Bora füzesi 610 mm çaplı.Sistem, yüksek teknoloji ürünü seyrüsefer ve otomatik tevcih sistemleri sayesinde at ve uzaklaş taktiğini başarıyla uyguluyor.Sistem, farklı marka ve modellerde araç, telsiz, güç sistemi, seyrüsefer sistemi gibi alt sistemlere sahip olacak şekilde kullanıcının lojistik altyapısı ve ihtiyaçlarına göre farklı versiyonlarda tasarlanabiliyor.Savunma Sanayii Başkanı Demir, ”1, 3 ve 6 kg ağırlığında üç tip Hafif Sınıf İnsansız Kara Aracı prototipi yerli olarak geliştirildi” dedi.Savunma Sanayii Başkanı Demir açıklamasına, ”İnsansız teknolojiler üzerinde çalışmalarımız sürüyor” şeklinde başladı.Demir açıklamasına, ”Mağara, meskûn mahal, çok katlı bina, geniş arazi operasyonlarında güvenlik birimlerimizin minik yardımcıları olacaklar” şeklinde devam etti.İşte Hafif Sınıf İnsansız Kara Aracı’nın özellikleri… Yüzde 60 eğilimli yerlerden tırmanabiliyor. Uzaktan kontrol edilebiliyor. Menfez geçişi bulunuyor. Merdiven çıkabiliyor. Alternatif silah modülü bulunuyor. Keşif ve gözetleme modülüne sahip.Sudan geçebiliyor.ASELSAN tarafından geliştirilen Deniz Elektronik Harp Süiti’nin fabrika kabul testlerinden ilki başarıyla tamamladı. Türk Silahlı Kuvvetleri, Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi (LHD) TCG Anadolu Projesi ile anavatandan uzak coğrafyalarda, insani yardım harekatından muharip olmayanların tahliyesine, arzu edilen bir bölgede kara harekatı icra edilebilmesinden başka ülkelerin üslerine bağımlı olmadan hava harekatı yapabilme imkanına kadar uzanan geniş bir yelpazede önemli yetenekler kazanacak.ASELSAN, bir süredir üzerinde çalıştığı akıllı Nano İnsansız Hava Aracı’nı (İHA) TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde (TEKNOFEST İstanbul) görücüye çıkardı.Araç keşif, gözetleme ve istihbarat amaçlı olarak açık ve kapalı mekanlarda görev icra edebilmek amacı ile geleştirildi.Nano İHA Proje Yöneticisi Yusuf Ziya Kotil, “Asgari 25 dakika havada kalma süresine sahip. 1,5 kilometre mesafeden gerçek zamanlı görüntü aktarma kabiliyeti bulunuyor. Bunlara ilave diğer özellikleriyle kendi boyut ve ağırlık limitleri dahilinde piyasadaki emsal ürünlere kıyasla performans özelliklerinin daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) mühendisleri Star Warsfilmlerinde kullanılan ışın silahlarına benzer lazer silahları geliştirdi. 50 kişilik Ar-Ge ekibi tarafından ordunun talebi üzerine 3 ay içinde prototip olarak üretilen Tüfeğe Monte Lazer Silahı, Milli Piyade Tüfeği (MPT) 76’ya monte edilerek kullanılabiliyor.Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF) tanıtılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın incelediği Tüfeğe Monte Lazer Silahı’nın Proje Yöneticisi Doç.Dr. Aydın Yeniay, lazer silahı hakkında bilgi verdi. Bir süredir lazer silahı teknolojileriyle ilgili araştırma ve geliştirme çalışması yürüttüklerini anlatan Yeniay, Geliştirdikleri Tüfeğe Monte Lazer Sistemi ile Milli Piyade Tüfeği – MPT76’ya lazer silahı işlevini de kazandırdıklarını söyleyen Yeniay, şu bilgileri verdi:”Tüfeğe Monte Lazer Sistemi’ni bir çanta içerisinde taşınabilen ve 30 dakika içinde şarj olabilen yapıda geliştirdik. Lazer silahımız 180 atımlık. Lazeri, odaklayıcısı, optiği ve bütün kontrollerini milli olarak geliştirdiğimiz lazerimizi yine milli silahımız olan MPT 76’ya entegre ettik. Lazer silahımız 100-150 metre mesafeden 1 milimetre çelikleri delebiliyor. Yalnızca lazer gücüyle çalışıyor ve silahın diğer özelliklerini hiçbir şekilde etkilemiyor. Diğer silahın üzerine standart arayüzlerle ekleyebiliyoruz. Lazer sistemi de sırt çantasına sığabiliyor. taşınabilmesi çok önemli. Hem taşınabiliyor hem şarj edilebiliyor.”Yeniay, silahın Türk mühendisliğinin başarısı olduğuna dikkati çekerek, “Dünyada bu güçte taşınabilir ilk lazer silahını geliştirdik. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kullanımda yok. Yakında olacak.” dedi.Türk savunma sanayi firması FNSS Savunma Sistemleri’nin Zırhlı Amfibi Hücum Aracının (ZAHA) ön prototipinin tanıtımı yapıldı.  FNSS üst yöneticisi Nail Kurt, 14. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF 2019) bulunan FNSS standında gerçekleştirilen lansmanda ZAHA gibi araçları az sayıda ülkenin üretebildiğini söyledi.Kurt, Türk Deniz Kuvvetleri’nin 20. yüzyıl muharebe alanı gereksinimleri uyarınca ortaya çıkmış bir ihtiyaç olan ZAHA’nın, havuzlu çıkarma gemilerinde konuşlandırılacağını belirtti. Nail Kurt, “Belirlenen ihtiyaçlar çerçevesinde Savunma Sanayii Başkanlığı ve FNSS arasında imzalanan ZAHA projesi kapsamında tasarım ve üretim yapılacak. Bu sözleşme kapsamında 27 adet araç teslim edilecek, bu araçlardan 23’ü personel taşıyıcı, 2 âdeti adet komuta kontrol, 2 adeti de kurtarma aracı. Sözleşme şartları gereği teslimatlar 2021’de başlayacak 2022’de tamamlanacak.” dedi. Aracın testlerinin gelecek sene tamamlanacağının altını çizen Kurt, istekler gereği 15 deniz miline kadar denizde hareket kabiliyeti olduğunu dile getirdi.Kurt, içlerinde 21 personelle, yine tanımlanan hızlarda personel koruma altında sahile çıkacağına işaret ederek, sahilde ve karada bir zırhlı personel taşıyıcıyla kara harekatına devam edeceğini anlattı. Bu aracın NATO’da sadece bir ülkede olduğunun altını çizen Kurt, “Başka bir projeden uyarlanmış bir araç değil. Mayın ve balistik koruması, personel taşıma kapasitesi, kara ve deniz harekatında diğer rakiplerinden daha üstün bir araç.” diye konuştu. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Şeker de, ZAHA gibi büyük projeleri program olarak gördüğünü ve  bu tür projelerde birçok KOBİ’nin de katkısının olduğunu söyledi.Türkiye’nin roket ve füze alanındaki lider şirketi ROKETSAN ise, tank mühimmatı Tanok’u ilk kez 14’üncü Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) sergiliyor. 120 milimetre Lazer Güdümlü Füze Tanok, tanklar ve diğer yüksek kalibre namlulu silahlarda kullanılan geleneksel topçu mühimmatlarına alternatif olacak, yenilikçi bir seçenek olarak geliştirildi.Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) lazer güdümlü tanksavar topçu mühimmatı ihtiyacının karşılanması amacıyla tasarlanan Tanok, düşük ağırlığı ve kullanıcıya zarar vermeyen fırlatma motoru sayesinde portatif olarak kullanılabilme veya kara araçlarından atılabilme kabiliyetine sahip bulunuyor. Modern muharebe sahasının ihtiyaçlarına; yüksek etkinlik, hassasiyet ve maliyet etkin bir çözüm sunmak üzere geliştirilen Tanok, mevcut tanklar tarafından kullanılmaya uygun bir mühimmat seçeneği sunuyor.Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), Atak-2 adlı ağır sınıf taarruz helikopterinin tam boy bir modelini Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) ilk kez gün yüzüne çıkaracak. 22 Şubat tarihinde TUSAŞ ile Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında imzalanan anlaşma ile çalışmalarına başlanan helikopter böylece ilk kez tam olarak görülmüş olacak.Dünyada sadece ABD’de olduğu belirtilen insansız kara aracının benzeri yerli ve milli imkanlarla Ankara’da Türk firması tarafından üretildi. ‘BOĞAÇ’ adı verilen 6×6 insansız kara aracı, en zorlu arazi koşullarında zorlanmadan ilerliyor, üzerindeki ‘Atış Tespit Sistemi’ ile düşman ateşini tespit edip, yine üzerindeki ‘Uzaktan Komutalı Silah Kulesi’ ile hedefi ateş altına alabiliyor.Firma sahibi Ferhat Uğur, ilk defa Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda (IDEF) sergilenen BOĞAÇ’ın sınır ötesinde ve sınırda, hatta talep edilen tüm özel alanlarda görev yapabileceğini söyledi. Ferhat Uğur, daha önce de Türk güvenlik güçlerinin ihtiyaçları doğrultusunda insansız bomba imha, mayın tarama ve silahlı operasyon robotları ürettiklerini belirterek, dünyada otonom sistemlere geçişin şart olduğunu ifade etti.ABD’nin Meksika sınırında artık otonom araçlar kullandığına dikkat çeken Uğur, şöyle devam etti:”Türkiye’de emniyet güçlerimiz bu tarz otonom araçlar kullanmak yerine bu görevi kendileri yapıyorlar. Bu bize bir yük getiriyor. Her türlü hava şartlarında silah taşıyoruz, mühimmat taşıyoruz, dolayısı ile biz onların yükünü hafifletmek istedik. Bu yüzden bir otonom araç yaptık. Üzerinde yük taşıyabiliyorsunuz. Biz bunu ‘6×6 teknolojik bir katır’a benzetiyoruz. İçinde gömülü bir silah sistemi var. Dünyadaki rakiplerinde silahlar hep gövdeye monte edilmiş ve bu sebeple düşman tarafından ele geçirildiği durumlar olabiliyor. Biz, silahı içine gömelim gerektiği zaman eğer üzerine gelen bir mermi veya saldırı varsa silahlar anında dışarı çıksın ve gerekli işlemi yapsın istedik.”TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, daha önce parça üreten Türk savunma sanayisi şirketlerinin bunun yanında artık kendi ürünleri için çalıştıklarını söyledi. Airbus, Boeing, Lockheed Martin gibi havacılık devlerine parça ürettiklerini ve yılda yarım milyar dolar ihracat yaptıklarını belirten Kotil, bu yıl 2,6 milyar dolar ciro hedeflediklerini ve bunun büyük kısmını kendi ürünleriyle yapacaklarını bildirdi.Türkiye’nin global kara sistemleri üreticisi Otokar’ın, savunma sanayisindeki iddiasını farklı bir boyuta taşıyan Akrep II ürün ailesine yönelik çalışmaları sürüyor. Ailenin ilk üyesi, aynı zamanda Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı “Akrep IIe” araziye çıkmaya başladı.Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, 1995’te geliştirdiği, yurt içinde ve ihracat pazarlarında kendini kanıtlayan Akrep zırhlı araç ailesini baz alarak tasarladığı yeni nesil Akrep II zırhlı araç ürün ailesini ilk kez bu yılki 14’üncü Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) tanıttı.NATO ve Birleşmiş Milletlerin tedarikçisi olan Otokar’ın, savunma sanayisinde güncel beklenti ve gelecekteki tehditlere karşı bilgi birikimi ve yüksek teknolojiyi kullanarak geliştirdiği yeni nesil Akrep II, gelişmiş özellikleriyle modern orduların tüm beklentilerini karşılayacak. Otokar’ın zırhlı keşif ve silah platformu olarak tasarladığı Akrep II 4×4 yeni nesil zırhlı araç ailesi, düşük silueti ile orduların güncel ve gelecek ihtiyaçlarına cevap verebilmek için tasarlandı.Her arazi koşulundaki hareket performansının yanı sıra eşsiz manevra kabiliyetine sahip araç, elektrik, dizel ve hibrit gibi alternatif güç gruplarının kullanılmasına imkan verebilecek bir altyapı üzerine inşa edildi. Güç üretim ve aktarma sistemleri, sensörler, bilgisayarlar, haberleşme ve hedefleme sistemlerinin tek bir sistemde entegre edildiği Akrep II, otonom araçlara doğru geçişi hızlandıracak bir altyapı sunuyor.ROKETSAN, füze ürün ailesinin en yeni üyelerinden olan Yatağan Füze Sistemi’ni,14’üncü Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) tanıttı.Tek piyade tarafından mevcut bombaatar silahlarıyla kullanılabilecek şekilde tasarlanan Yatağan, meskun mahal muharebelerine; hassasiyet, menzil ve hedefe yönelmiş tahrip gücü getiriyor. Yatağan, hafifliği ve hassasiyeti ile insansız kara, deniz ve mini insansız hava araçlarının da silahı olabilecek.Türkiye’nin zırhlı kara aracı üreticilerinden BMC, 14. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) Çok Amaçlı Zırhlı Araç Amazon’un yeni teknolojilerle otonom sürüş yeteneği kazandırılan prototipini ilk kez sergiledi. BMC’nin Sakarya Karasu Fabrikası’nın temel atma töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a tanıtılan Amazon, monokok gövdesi ve özel V tabanıyla mayın, balistik ve el yapımı patlayıcılara karşı uluslararası standartlara koruma seviyesine sahip bulunuyor. Amazon, üstün koruma özellikleri ve geniş kullanım alanlarının yanı sıra kullanıcılarına yüksek manevra kabiliyeti sunuyor.Günümüz meskun mahal ve asimetrik savaş ortamları için özel olarak geliştirilen araç, BMC’nin yenilikçi teknolojilerini hayata geçirdiği özel proje olarak dikkati çekiyor. Amazon 4×4 Çok Amaçlı Zırhlı Araç, insansız ve uzaktan kumandalı olarak da görev yapabiliyor.Son olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları dikkate alınarak, Askeri Sürücüsüz Araç Prototipi Projesi başlatıldı. Proje kapsamında sahada kendini kanıtlayan uzun menzile sahip Amazon’un tam otonom versiyonu sunuluyor. Elektronik Kontrollü Sürüş Sistemi’ne ve başta gerçek zamanlı haritalama ve yapay zeka ile çevre farkındalığı gibi teknolojilere sahip olan araç, tanımlı koşullar altında herhangi bir müdahale olmaksızın otonom sürüş gerçekleştirebilecek.Askeri Sürücüsüz Araç Prototipi, opsiyonel olarak uzaktan bir operatör müdahalesi ile de görev yapabilecek. Araç, girilmesi zor ve tehlikeli yerlerde, silahlı kuvvetler için veya yardım amaçlı askeri ve sivil görevlerde risk olmaksızın kullanılabilecek.TUSAŞ tarafından üretilen ve Pakistan ile imzalanan ihracat sözleşmesinin ardından Latin Amerika ülkelerinin de dikkatini çeken yerli Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri ATAK’ın burun kısmında yer alan 20 mm’lik toplar, artık Türkiye’de üretilecek.Savunma Sanayi Başkanlığı, ‘Cumhurbaşkanlığı İkinci 100 Günlük İcraat Programı’nda yer alan ’20 MM Top Geliştirilmesi Projesi için TR Mekatronik Sistemler AŞ ile sözleşme imzalandı.Projeye göre, 20 mm burun topunun tüm kritik alt sistemleri ve bileşenleri yurtiçinde tasarlanacak ve 30 ay içerisinde prototipler üretilecek.Seri üretime geçilmesinin ardından sistem farklı kara, hava ve deniz platformlarından da kullanılacak.Kendi sınıfının en etkili taarruz helikopteri olan Atak, Brezilya’da yaptığı uçuşlarla beğeni topladı. Alınan bilgiye göre, Brezilya Kara Havacılık Komutanlığının Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) tesislerinde gerçekleştirdiği Atak test ve değerlendirme faaliyeti sonrası, helikopterin Brezilya’da performans sergilemesi kararlaştırıldı.Brezilya Kara Havacılık Komutanlığı ile yapılan koordinasyon sonucunda, 25-28 Mart arasında Rio de Janeiro’daki 12. LAAD Savunma ve Güvenlik Fuarı öncesi, T129 Atak Brazil Roadshow için gerekli planlama yapıldı. Böylece, Sao Paulo’daki Forte Ricardo Kirk Kara Havacılık Komutanlığında 26 Mart ve Başkent’teki Brasilia Askeri İtfaiye Merkezi Operasyonel Havacılık Bölümünde 28 Mart’ta iki ayrı uçuş performansı sergilendi. Atak, aynı günün akşamı Türkiye’nin Brasilia Büyükelçiliği bahçesine indirildi.Roadshow kapanış resepsiyonu kapsamında Büyükelçiliğin bahçesinde Atak helikopterinin statik gösterimi yapıldı. Etkinliğe, üst düzey Brezilyalı askeri ve sivil yetkililer ile yabancı misyon temsilcileri katıldı. Ayrıca davetli büyükelçiler ve tüm askeri ataşelere hem TUSAŞ hem de Atak helikopteri tanıtıldı.Taubate’de 25 Mart’ta başlayan roadshow çerçevesinde, Atak helikopteri 11 pilot tarafından, 22 sorti ile yaklaşık 18 saat uçuş yaparak, bin 360 mil katetti. Rio de Janeiro kentinin simgelerinden olan Kurtarıcı İsa heykeli etrafından da uçan Atak, performansıyla pilotların ve izleyicileri beğenisini kazandı.Aksaray atış alanında Savunma Sanayii Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, ASELSAN ve ROKETSAN temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen atışlarda yeni bir aşama daha başarıyla gerçekleştirildi. Gelişmeyi Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, sosyal medya hesabı Twitter üzerinden duyurdu. Hisar-A’nın (alçak irtifa) 2021’de, Hisar-O’nun (orta irtifa) 2022’de silahlı kuvvetlere teslim edilmesi planlanıyor.Milli Savunma Bakanlığı Halkla İlişkiler Daire Başkanlığınca 2018 içinde ve yıl sonundan itibaren bugüne kadar geçen sürede meydana gelen olaylarla ilgili bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Milli Savunma Bakanlığı’nca hazırlanan metni okuyan Tanıtım Subayı Deniz Binbaşı Nadide Şebnem Aktop, yerli ve milli uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi Siper için ilk adımın atıldığını söylediTürk savunma sanayisinin insansız hava aracı/silahlı insansız hava aracı (İHA/SİHA) üreticisi Baykar, araçların ve üzerlerindeki faydalı yüklerin komuta edildiği yer kontrol istasyonu için mobil çözüm geliştirdi. Baykar, son dönemde ülke içinde ve sınır ötesinde etkin olarak kullanılan ve 66 bin saat uçuş süresine ulaşan Bayraktar TB2 ile sahada edindiği deneyimleri sistemin geliştirilmesine yönelik kullanıyor. Baykar mühendislerinin bilfiil sahada yer alıp ortaya çıkan ihtiyaçlara anında müdahale etmesi aynı zamanda yeni çözümlere de kapı aralıyor.Savunma sanayiinde Türkiye’nin yanı sıra 30’dan fazla ülkenin silahlı kuvvetleri ile güvenlik güçlerine hizmet veren Otokar, Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı ‘Akrep II’yi tanıttı. Sakarya’nın Arifiye ilçesindeki fabrikada basın toplantısı düzenleyen Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, son 20 yılda dünyada değişen tehditler nedeniyle silahlı devriye, keşif ve gerektiğinde meskun mahal çatışmalarında kullanılabilecek araçlara olan ihtiyacın arttığını ve yeni nesil zırhlı araç ‘Akrep II’nin buradan yola çıkarak, geliştirildiğini belirtti.Serdar Görgüç, birikim ve ileri teknoloji kullanarak, ‘Akrep II’yi geliştirdiklerini belirtip, “Kullanıcılarımızda her türlü keşif ve gözetleme görevleri başta olmak üzere birçok silah sistemi entegrasyonuna imkan veren düşük siluetli, yüksek balistik korumalı bir zırhlı araç ihtiyacının geliştiğini gözlemledik. 1995’te ürün ailemize eklediğimiz, yurt içinde ve dışında başarılar gösteren ‘Akrep’ aracımız, silueti küçük, 3 kişilik bir platformdu. Güncel beklenti ve gelecekteki tehditlere karşı sahip olduğumuz bilgi birikimimizi ve yüksek teknolojiyi kullanarak yeni nesil ‘Akrep II’yi geliştirip, ürün ailemize ekledik. ‘Akrep II’nin yüksek atış gücü, üstün koruma ve beka kabiliyeti, yüksek hareket kabiliyeti, düşük silueti, çevikliği ile özellikle ihracat pazarlarında başarı göstermesini bekliyoruz” dedi.Bu yıl 14’üncü kez düzenlenecek IDEF’19 Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda ‘Akrep II’nin ilk kez sergileneceğini, aracı özel konfigürasyonla sunmak için çalışmaların aylardır sürdürüldüğünü kaydeden Görgüç, şöyle konuştu:”Teknolojik gelişmelerden bahsederken elbette alternatif yakıtlar da gündemimizdeydi. ‘Akrep II’yi alternatif güç gruplarına da uygun olarak tasarladık. Elektrik motoru ve gelişmiş pillerle donatılan ‘Akrep II’, Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı olarak IDEF 2019’da sergilenecek. Geleneksel zırhlı araçlara kıyasla çeviklik, düşük termal iz, yüksek hız ve sessizlik avantajlarını bir arada sunan ‘Akrep II’, tüm dünyada orduların zorlu isteklerini karşılayabilecek yeterlilikte bir elektrik motora sahip. Taktik performans beklentilerine de en iyi şekilde cevap veren ‘Akrep II’, özellikle yakıt verimliliği, hareket, beka kabiliyeti ve entegre lojistik destek anlamında da avantajlar sunuyor. Otokar, ‘Akrep II’ ile elektrikli araç teknolojisinin zırhlı araçlara uygulanması yönünde eşsiz bir bilgi birikimi kazanmıştır. Bu gelişme, geleceğin hibrit ve otonom zırhlıları için ilk adım niteliği taşımaktadır. Hedefimiz, ‘Akrep II’nin Türkiye’nin teknoloji ihracatında öncü ürünlerden biri olmasıdır.”Yüzde 100 yerli üretim olan OZAN, 1.5 kilodan hafif ve Mehmetçik’in ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlandı’OZAN’ı inceleyen Demir, Twitter hesabından, “TÜBİTAK BİLGEM tarafından tamamen yerli tasarımla geliştirilen dünyanın en hafif mayın dedektörü ‘OZAN’ın denemesini yaptık. Güvenlik birimlerimizin uzun intikallerinde taşıma kolaylığı sağlayan sistemle yanlış alarm oranı en aza indirgeniyor” açıklamasında bulundu.Savunma Sanayii Başkanlığı, Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) projesi kapsamında FNSS’in geliştirdiği ‘Kaplan’ aracından 4 kilometre menzile sahip Orta Menzilli Tanksavar Silah Sistemi (OMTAS) füzesiyle yapılan ilk atışta hedefin başarıyla vurulduğunu duyurdu.Savunma Sanayii Başkanlığı’nın Twitter hesabından yapılan açıklamada, “STA projesi kapsamında FNSS’in geliştirdiği ‘Kaplan’ aracından 4 kilometre menzile sahip OMTAS füzesiyle yapılan ilk atışta hedef başarıyla vuruldu. Yıl içinde projenin kalifikasyon testleri tamamlanarak Kaplan ve Pars’ın teslimatlarına başlanacak. Toplamda 260 araç teslim edilecek” denildi.ROKETSAN tarafından geliştirilen OMTAS, kızılötesi arayıcı başlık ile karadan karaya zırhlı hedeflere karşı 4 kilometre menzile kadar kullanılabiliyor. OMTAS, atış öncesi/atış sonrası kilitlenme ile at-unut/at-güncelle özellikleriyle muharebe sahasında görev yapabiliyor.Yeni teknolojilerle birlikte güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarına yönelik sunulan ürünler de çeşitleniyor. Hafif Sınıf İnsansız Kara Aracı kategorisinde yer alan, küçük boyut ve yarım kilogramın altında ağırlığa sahip TRobot, keşif-gözetleme kabiliyetleriyle dikkati çekiyor.Yapılan açıklamaya göre, TRobot adındaki bu araç, operasyon kamerası olarak kullanılacak. HayZek Savunma Müdürü Nazmi Türkeş, aracın mağara ya da kapalı alanlarda bomba, silah, tuzaklama olup olmadığının tespitinde kullanılabildiğini belirtti. Bu sayede güvenlik güçleri tehlike arz eden bölgelere girmeden durumu kontrol edebilecek.Savunma Sanayii Başkanlığı yönetiminde Kılıç Küp Uydusu (KILIÇSAT) ismiyle yeni bir Ar-Ge projesi başlatıldı. Projeyle, yerli ve milli olarak geliştirilen X-Bant LNA (Low Noise Amplifier-Düşük Gürültülü Yükselteç) modülüne uzayda tarihçe kazandırılacak, seyir halindeki gemiler ile diğer kaynaklardan yayınlanan AIS (Automatic Identification System-Otomatik Tanımlama Sistemi) verileri toplanarak yer istasyonuna indirilecek. Bu amaçla Alçak Dünya Yörüngesi’nde görev yapacak bir küp uydu geliştirilecek.Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) mühendislerince tasarlanan, 2017 yılında da seri üretimine başlanan MPT-55, yüksek atış kabiliyeti, benzerlerine göre hafif ve etkili bir silah olma özelliğiyle ön plana çıkıyor. MPT-55, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyacına binaen özgün, muharebe ortamında, gece ve gündüz, her türlü arazi ve hava şartlarında kullanılan, “gaz piston hareketli, döner başlı kilitlemeli sistem” ile çalışan bir tüfek olarak geliştirildi.Dakikada 850 atım yapma kapasitesine sahip MPT-55’ten 2018 yılı içerisinde Cumhurbaşkanlığı koruma ekibine, TSK’ya, Emniyet Genel Müdürlüğüne, MİT personeli ile diğer güvenlik birimlerinin envanterine 23 bin adet gönderildi. Özellikle meskun mahal çatışmalarında, komando birliklerinde kullanılabilecek etkili bir yeni nesil piyade tüfeği olarak şekillendirilen MPT-55, uzun (MPT-55) ve kısa namlulu (MPT-55K) olmak üzere iki tip tasarlandı.30 fişek kapasiteli plastik kompozit şarjörlü ve üzerine her türlü optik sistemin takılabileceği üniversal pikatini ray sistemine sahip tüfek, 5,56×45 milimetre kalibreye sahip ve toplam ağırlığı 3 bin/3 bin 100 gram.Yarı otomatik ve tam otomatik olmak üzere iki atış moduyla çalışabilen MPT-55’in etkili menzili 400, maksimum menzili ise 3 bin 600 metre.MK-84 ve NEB genel maksat bombalarında belirli modifikasyonlar yaparak bombaları akıllı bombalara dönüştüren Hassas Güdüm Kiti (HGK), bir süredir test aşamasındaydı.Üretim sürecini ASELSAN’ın üstlendiği HGK, test ve üretim sürecinin tamamlanması sonucunda envantere giriş yaptı.Saatte 120 kilometre hıza ulaşabilecek Ateş, yüzde 30 yan eğim, yüzde 60 tırmanabilirlik yeteneklerine sahip bulunuyor. Araç, 100 santimetrelik sudan geçebiliyor, 45 santimetrelik dik engelleri aşabiliyor, 100 santimetrelik hendeklerden geçebiliyor.Ateş, KBRN hava filtre sistemi, hidrolik kurtarma vinci, otomatik yangın söndürme ve infilak bastırma sistemi, bağımsız süspansiyon, diferansiyel kilitleri gibi donanımlar barındırıyor. Motor gücü 400 beygir olan araç, azami 700 kilometre menzile sahip bulunuyor. Araç, ASELSAN’ın Acar Kara Gözetleme Radarı, Şahingözü-OD Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Seda (Yankı) Atış Yeri Tespit Sistemi ile etkin bir sınır güvenliği sağlayacak.Yerlilik oranı yüzde 93 olan Bayraktar TB2 için geliştirilen mobil yer kontrol istasyonunda lastikten motora, kaldırma mekanizmasından elektronik donanım ve yazılıma kadar milli ürünler tercih edildi. Baykar, mobil yer kontrol istasyonu için Türkiye’de sıfırdan geliştirilip üretilen ilk kamyon motoru olan ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge desteği de alan Yeni Nesil Ecotorq’un (Ecotorq Euro 6 motor, 330 beygir) kullanıldığı Ford Otosan’a ait bir kamyon seçti. Mobil yer istasyonuyla birlikte bu motor da ilk kez Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girdi. Mobil yer istasyonu, Türkiye’nin ardından Bayraktar TB2’nin ilk kez ihraç edildiği Katar’da da kullanılacak.Şirket bu kapsamda “insansız hava uçakları sistemleri üslerinde” yer alan ve İHA/SİHA’ların komuta edildiği yer kontrol istasyonunu bir kamyon üzerine konumlandırarak mobil hale getirdi. Yer kontrol istasyonunun mobil hale getirilmesiyle İHA/SİHA sistemleri hareket kabiliyeti kazandı. Böylece istasyonlar, üslerdeki sabit pozisyonlarından farklı olarak ihtiyaç duyulan bölgelere hızla gönderilip görev icra edebilecek. Olası tehditlere karşı da yer değiştirme imkanına sahip olacak. Kamyon kasasına entegre edilen şelter içinde yer alan yer kontrol istasyonundan İHA/SİHA ve üzerlerindeki faydalı yükler komuta kontrol edilebilecek, izlenebilecek. Yer kontrol istasyonunda, İHA/SİHA’nın uçuşu sırasındaki kontrolünü, bilgi teminini ve araçlarla iletişimi sağlayan elektronik yazılım ve donanım bulunuyor.TUSAŞ ve TUSAŞ Motor Sanayi AŞ (TEI), ANKA platformlarının motor ihtiyacına çözüm sağlamak amacıyla 31 Ekim 2014’te imzaladıkları sözleşmeyle ANKA-S Motor Modifikasyon Projesi’ni başlattı. Projeyle tamamen özgün olarak TEI tarafından tasarlanıp geliştirilmesi hedeflenen PD170 motorunun hizmete girişine kadar, ANKA’nın motor ihtiyaçlarına çözüm hedeflendi. Böylece TEI’nin yurt içindeki insansız hava aracı motorlarına yönelik projelerine bir yenisi eklenmiş oldu.Proje kapsamında, TUSAŞ tarafından seçilen sivil havacılık motoru, ANKA’nın ihtiyaçları doğrultusunda modifiye edilerek insansız hava aracı motoruna dönüştürüldü. Çalışmalar 155 beygir gücünde, 165 kilogram ağırlığında, 30 bin feet irtifada görev yapabilen bir motora yönelik olarak yürütüldü. Yapılan modifikasyonla motorun yüksek irtifada verdiği güç ve elektrik güç üretimi artırılarak insansız hava aracında kullanımı sağlandı.TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen ve üretimini ROKETSAN’ın yaptığı yerli cruise füzesi Som’un menzili 180 kilometrenin üstünde.Cirit Türkiye’nin roket ve füze sistemleri üreticisi ROKETSAN tarafından geliştirildi.Erdoğan, savunma sanayi ve yerli teknoloji çalışmalarından bir başka özgün ürününün de TÜBİTAK BİLGEM tarafından yürütülen “Yüksek Güçlü Lazer Sistemi Geliştirilmesi”, kısa adıyla “Işın Projesi” olduğunu aktararak, canlı yayında sistemin test edilmesi emrini verdi.   20 kilovatlık milli lazer silah ile 1.5 kilometre mesafedeki 3mm kalınlığında çelik hedefi tahrip edildi.Hafif zırhlı/zırhsız sabit ve hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyete sahip, sınıfının en uzun menzilli füzesi Cirit, ATAK helikopterlerince de kullanılmaya başlandı.Türkiye’nin ilk yerli Kaideye Manteli Stinger‘i (KMS) olan Zıpkın, ASELSAN tarafından üretildi. Zıpkın TSK envanterindeki yerini 20 Ekim 2004‘te almıştı.Modern elektronik algılayıcı cihazların yer aldığı “Kayı Sınır Güvenlik Sistemi Hatay sınırında hizmet veriyor.Türk yapımı cihazların yer aldığı elektronik sistem sayesinde sınıra yaklaşan İHA, araç veya insanlar tespit edilip, komuta merkezi uyarılıyor. Sınırda kaydedilen tüm görüntüler tek merkezde toplanılıyor ve kameralar tehdit oluşturan nesneye otomatik odaklanıyor. Radar karıştırıcı cihazların da bulunduğu sistem, her türlü tehditte komuta merkezindeki güvenlik güçlerine bilgi aktarıyor.Atış kontrol sisteminde ASELSAN imzalı özel bir yazılımın kullanıldığı Fırtına, 25 kilometre menzilli yaptığı atışlarda, yakın aralıklarla attığı mermilerle hedefi üç farklı noktadan vurabilme özelliğine sahip.Lazer güdümlü füze L-UMTAS’ın atış testleri ve milli imkanlarla üretilen Atak helikopterine entegrasyon çalışmaları geçtiğimiz yıl başarıyla sonuçlandırıldı. UMTAS’lar Atak helikopterlerinde kullanılabiliniyor.Türk savunma sanayisinin önde gelen zırhlı kara aracı üreticilerinden FNSS ile Endonezyalı PT Pindad firması tarafından Türkiye’de tasarlanan ve geliştirilen orta ağırlık sınıfı tank Kaplan MT, Endonezya’daki kalifikasyon testlerinden başarıyla geçerek seri üretime hazır hale geldi.KAPLAN MT’nin Teknik Özellikleri şöyle… Azami Yol Hızı: 70 km/sa Yol Menzili: 450 km Azami Meyil Tırmanma: %60 Azami Yan Meyil: %30 Dik Engel Aşma: 0,90 m Hendek Aşma: 2,00 mMotor:Dizel Transmisyon: Tam Otomatik Mürettebat: 3 (Sürücü, Nişancı ve Komutan) Ana Silah: 105 mm Top İkincil Silah: 7,62 mm Eş Eksenli Makinalı TüfekTürk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından geliştirilen Hürkuş, Hava Kuvvetleri Komutanlığının eğitim ihtiyacını karşılamanın yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına operasyon bölgesinde yakın hava desteği sağlaması için geliştiriliyor. Bu kapsamda her iki komutanlıkla çalışmalar devam ediyor. Silahlandırılan Hürkuş-C uçağı için 3 farklı varyant üzerine geliştirme süreçleri devam ediyor. Buna göre, maliyet etkin ve takvim olarak teslimatı hızlı olabilecek varyantlara da kullanıcılarla çalışılıyor.İlk atış tecrübesi Konya Karapınar’da ROKETSAN’ın LUMTAS füzesiyle gerçekleştirilen Hürkuş-C’nin yeni özellikler ve farklı mühimmatlarla testleri devam ediyor. Uçağın Kahramankazan’da yapılan uçuşta kendini koruma özelliği başarıyla test edildi. Hürkuş, eğitim uçağı olma yanında artık silahları ve korunma sistemleriyle yakın hava desteği görevine de hazır hale gelmeye başladı.Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, sosyal medya hesabından Hürkuş-C’nin son testine ilişkin, “Hürkuş eğitim uçağı olma yanında, silahları ve korunma sistemleriyle yakın hava desteği görevlerine de hazır hale geliyor.” ifadesini paylaştı. Hürkuş-C serisinin son versiyon uçağı yaklaşık 5 ton ağırlığa sahip olacak ve 1,5 ton faydalı yükü taşıyabilecek. Lazer işaretleme kabiliyetine sahip mesafe ölçerli kızıl ötesi çok bantlı kamerayla gündüz ve gece gözetleme yapılabilecek Hürkuş-C, gerektiğinde yerli füze ve bombalarla görev icra edebilecek. Hürkuş-C, 35 bin feet irtifa tavanıyla 6 saate kadar havada kalabilecek.ROKETSAN, TÜBİTAK SAGE ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna ait roket ve mühimmatlar uçakta kullanılabilecek. Hürkuş-C, geliştirmeler tamamlandığında kendi sınıfında dünyadaki benzer uçaklarla rekabet edebilecek ve maliyet etkinliğiyle pek çok ülkenin talep edeceği bir platform haline gelecek.Tamamen yerli üretim olan Wattozz, 4 yıllık çalışmaların ardından sonunda piyasaya çıkıyor.Albayraklar Savunma A.Ş tarafından geliştirilen, milli enerji silahı Wattozz barındırmış olduğu özelliklerle oldukça dikkat çekiyor.Wattozz‘un uzaktan kontrol edilebilen mermileri 10 metreye kadar kadar etkili olacağı düzenlenen etkinlik sırasında açıklandı.Türk Silahlı Kuvvetleri, askeri üs, liman, tesis ve birliklerin hava tehditlerinden korunması amacıyla değişen atış kontrol ve komuta kontrol altyapılarına uyumlu şekilde Hisar Füzelerini tasarladı.Hisar Füzeleri; askeri üs, liman, tesis ve birliklerin hava tehditlerinden korunması amacı ile sabit ve döner kanatlı uçaklara, seyir füzelerine, havadan karaya atılan füzelere ve insansız hava araçlarına karşı HİSAR-A 10 +km, HİSAR-O 16 +km menzil aralıklarında kullanılan hava savunma füzeleridir.KAPLAN; muharebe ağırlığına bağlı olarak 22-25 Bg/ton güç ağırlık oranında, otomatik şanzımanlı, ana muharebe tankları ile ortak hareket yeteneğine sahip yeni nesil zırhlı muharebe aracı. Araç farklı alt sistemlerin entegre edilmesi suretiyle her türlü görevi yerine getirmeye olanak sağlayan platform tasarımına sahip.KAPLAN, balistik malzemelerden, balistik kaynak tekniği ile birleştirilerek imal edilir. Gövde; su sızdırmaz olup, kapaklar ve tapalar su sızdırmaz contalıdır. Güç grubu kabini ile genişletilmiş sürücü bölmesi aracın ön kısmında yer alırken; nişancı ve komutan mahalleri aracın orta kısımda bulunur.Geriye kalan arka kısımda ise personel taşıyıcı versiyonunda 8 kişilik, silah kuleli versiyonun da ise 6 kişilik personel (manga) bölümü yer alır.Sürücüye, araç içerisinden dışarıyı izleme ve çepeçevre görüş imkanı sağlayan lazer korumalı cam periskoplar mevcuttur.İleri gözetleme, anti- tank ve komuta kontrol gibi özel maksatlı görevleri yerine getirmek üzere tasarlanmış bir araçtır. Araç tüm operasyonel gereksinimlere cevap verecek şekilde kurgulanmıştır.25-30 Bg/ton gücündeki araç 1.9 m’lik düşük bir siluete ve amfibi özelliğe sahiptir. 5 kişilik mürettebatı bulunan araç hiçbir hazırlık gerektirmeden derin ve akıntılı suda operasyon yapabilir.Aracın sudaki arttırılmış manevra kabiliyeti ise, arkasında konumlandırılan iki adet su jeti ile sağlanmaktadır. Araç, suda nokta (Pivot) dönüşü yapabilmekte ve aynı zamanda arzu edildiğinde suda geri istikamete doğru hareket edebilme kabiliyetine sahip.Pars, mayınlara ve el yapımı patlayıcılara karşı korumalı olan aracın gövdesi, balistik malzemeden üretildi. CH-47 Chinook ağır yük helikopteri dahil her türlü askeri kargo uçağı ile taşınabiliyor.Konya’da bir yazılım firması, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütü PKK’ya karşı mücadele veren asker ve polisin kullanabilmesi için ‘Ankerot’ adını verdiği tank görünümlü uzaktan kumandalı mini insansız araç üretti.Türk ordusunun amfibik zırhlı aracı Kunduz-Azmim, hem karada hem de suda görev yapabiliyor.FNSS tarafından üretilen zırhlı istihkam aracı, savaş sırasında en kritik bölgelerde dahi görev alabiliyor.Aracın üzerinde; termal kamera, sis havanları, 2 adet su jeti, iklimlendirme ve KBRN Sistemi, Balast boşaltma sistemi, dozer bıçağı yer alıyor.2 personelin kullandığı araç; karada saatte 45, su da ise 8.6 kilometre hız yapabiliyor. Azami 400 kilometre yol yapabilen zırhlı araç, nokta dönüşü de yapabiliyor.Yüksek taktik ve teknik özelliklere sahip yeni nesil çok tekerlekli modüler bir araç olan ARMA; üstün hareket kabiliyeti, yüksek mayın ve balistik koruma ile orta ve yüksek kalibre silah sistemi entegrasyon opsiyonlarına sahip. Arma, en zorlu arazi koşullarında bile hizmet verebilmekte.Adını korunması yönüyle Kirpiden alan bu araç BMC tarafından üretilmekte. Tasarım ve üretim amacı mayına karşı dayanıklı zırhlı personel taşıyıcı olan kirpinin başlıca kullanıcısı Türk Silahlı Kuvvetleridir.Tulpar, A400M ile taşınabilirlik, modüler koruma yapısı, elektronik alt yapı ve düşük siluet gibi teknik ve taktik özellikleri ile geleceğin zırhlı muharebe aracı. Geniş iç hacmi, yüksek taşıma kapasitesi ve esnek mimarisi ile gelecekte ortaya çıkabilecek zırh ve görev donanımı ihtiyaçlarına cevap verebilecek genişleme kapasitesine sahip.Otokar firmasının ürettiği bir diğer zırhlı personel taşıyıcı ise Otokal Ural. Tamamı zırh sacından üretilmiş personel kabini ile farklı tehditlere karşı sağladığı üst seviye personel korumasına ilave olarak; geniş iç hacmi ve koltuk ara mesafeleri, ergonomik tam boy koltukları, süspansiyonu ve sınıfındaki en büyük lastik ebadı sayesinde personel konforunu da en üst seviyede tutuyor.Otokar Cobra, Otokar firması tarafından 1997 yılında üretimine başlanan bir zırhlı personel taşıyıcı aracı. Azami 110 km hıza çıkabilen araçta bir adet 1 × 7.62 mm veya 12.7 mm makineli tüfek bulunuyor.9 personel taşıma kapasiteli lastik tekerlekli 4×4 Cobra Zırhlı Aracın amfibik versiyonu da bulunmakta. Kazakistan Silahlı Kuvvetleri ihtiyacı için Otokar şirketi Kazakistan Engineering şirketi ile 2011 yılında yapılan anlaşma doğrultusunda ortak lisanslı üretim yapılıyor.ASELSAN’ın Türk ordusu için özel olarak geliştirdiği ASYA, arazide koşmayı, zıplamayı, tırmanmayı kolaylaştırıyor.Fiziksel yorgunluğu minimuma indiren ASYA sayesinde zorlu koşullarda askerlerimizin direnci de artırılmış oluyor.Pendik’teki Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı İstanbul Tersanesi’nde 2005 yılında ilk kaynağı vurulan TCG Heybeliada, 27 Eylül 2008 tarihinde suya indirildi.ASELSAN’ın Ejder Yalçın 4×4 Zırhlı Muharebe Aracı’na entegre ettiği Tanksavar Füze Atıcı Sistemi’ne ilişkin atış testleri başarıyla yapıldı.Nurol Makina’nın NMS 4X4 aracıyla ilk kez Katar’a ihraç edilen ve böylece bir ordunun envanterinde yer alan Tanksavar Füze Atıcı Sistemi’nin geliştirilmesi, entegrasyonu ve yeni versiyonlarına ilişkin çalışmalar sürüyor. Kullanıcı etkileşimini en aza indirecek şekilde tasarlanan sistem, bilgisayarlı atış kontrol kabiliyetine sahip bulunuyor.Sistem, modüler yapısı sayesinde kule üzerinden Kornet, Hellfire, Javelin, Shershen ve OMTAS gibi tanksavar güdümlü mermileri ateşleyebiliyor. Seçilen füzenin güdüm sistemine göre kule üzerine RF veya lazer işaretleyici yerleştirilebiliyor. Füze sayısı, kullanıcı taleplerine göre değiştirilebiliyor. Füzelere ilave olarak sisteme yakın koruma maksatlı 7,62 milimetre ve 12,7 milimetre makineli tüfekler ile 25 milimetre top entegre edilebiliyor.ASELSAN, Tanksavar Füze Atıcı Sistemi’nin zırhlı araç üzerindeki performansını Ejder Yalçın 4×4 Zırhlı Muharebe Aracı ile değerlendirdi. Atış testleri, Konya Karapınar’daki test sahasında gerçekleştirildi. Atışlarda hedefler etkili şekilde vuruldu. Sistem testten başarıyla geçti.Atış testine ilişkin görüntüler ise hem Ejder Yalçın’ı hem de Tanksavar Füze Atıcı Sistemi’ni envanterine katan Katar’da düzenlenen Doha Uluslararası Deniz Savunma Fuarı ve Konferansı’nda (DIMDEX 2018) paylaşıldı.ASELSAN’ın Savunma Sanayi Teknolojileri AŞ ve Katar Savunma Bakanlığına bağlı Barzan Holding ile kurduğu BARQ (Şimşek) ortaklığının standında Tanksavar Füze Atıcı Sistemi’nin yeni tasarımı, atış testi görüntüleri eşliğinde sergilendi. Fuardaki yeni Tanksavar Füze Atıcı Sistemi’nin merkezinde makineli tüfek, iki yanında ise ikişer adet tanksavar füze fırlatıcı yer alıyor.Türk savunma sanayisinin lider şirketlerinden ASELSAN, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere tüm müşterilerine özgün ürün ve sistemler sunmak için çalışmalarını sürdürüyor.  Alınan bilgiye göre, ASELSAN uzaktan komutalı silah sistemi ürün ailesinin en yeni üyesi NEFER, Kazakistan’ın zorlu kış koşullarında denendi.Müşteri testlerini başarıyla tamamlayan NEFER, atışlarda gösterdiği performans ile yetkililerden tam not aldı.  Milli Savunma Bakanlığı da NEFER’in Kazakistan’daki testleri başarıyla geçtiğini resmi Twitter hesabından duyurdu.Batı veya Doğu menşeli 25/30 milimetrelik otomatik topların ve antitank füzelerinin takılabildiği, üzerinde 7.62 milimetre eş eksenli silahın bulunduğu NEFER silah sistemi, hafifliği ve düşük silüetiyle de pazarda bir ilk olma özelliğini taşıyor.Şirketin fuarda en dikkat çeken ürünlerinden KORHAN silah kulesi de bu sürede hazır hale getirildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları dikkate alınarak geliştirilen KORHAN’ın üretimi için ihtiyaç ve tedarik makamlarının kararları bekleniyor.ASELSAN, gelişen teknolojiler ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda çalışmalarını sürdürerek yeni özgün ürünlere imza atıyor. Geçen yıl İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF 2017) bir dizi yeni ürününü tanıtan ASELSAN, geçen sürede bu ürünlere yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.KORHAN, muharebe sahası ihtiyaçlarını en ileri teknolojik olanaklardan yararlanarak karşılamak üzere geliştirdi. Yüksek ateş gücüne sahip, gelişmiş hedef tespit ve takip sistemleriyle donatılan KORHAN, kendini koruma ve çevresel farkındalık sistemleriyle kullanıcı ve sistem bekasını en üst seviyede sağlayabiliyor.  Sistemde, ana silah olarak yüksek atım hızına sahip 35 milimetre top kullanılıyor. Söz konusu top Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından üretiliyor. KORHAN, herhangi bir dışa bağımlılık olmaksızın Türkiye’de üretilen 35 milimetre parçacıklı mühimmatı kullanma kabiliyetine sahip bulunuyor.Savunma sanayisinde 30 binden fazla aracı Türkiye’nin yanı sıra 30’dan fazla dost ve müttefik ülkenin silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçleri tarafından aktif olarak kullanılan Otokar, EFES-2018’de Cobra II Yük Taşıyıcı Zırhlı Aracı ilk kez sergileyecek.Cobra II platformu üzerine geliştirilen Cobra II Yük Taşıyıcı Zırhlı Araç, Cobra II’nin sahip olduğu üstün arazi ve manevra kabiliyetine sahip. Araç, gece ve gündüz, zorlu arazi ve iklim koşullarında, farklı operasyon bölgelerinde ihtiyaca cevap verebilecek. Cobra II Yük Taşıyıcı Zırhlı Araç, gelişmiş hareket kabiliyetinin yanı sıra operasyon bölgesinde görev yapan diğer araçlarla uyumlu yüksek koruma sağlayacak. Yüksek taşıma kapasitesiyle dikkat çeken araç, 2,5 ton faydalı yük taşıma imkanı sunuyor.Cobra II Yük Taşıyıcı Zırhlı Araç’ın üstün hareket kabiliyeti, gerek meskun mahalde gerekse kırsal alanlarda, her türlü zorlu saha koşulunda hizmet verebilmesini sağlıyor. Ayrıca gerektiğinde meskun mahal operasyonlarında aktif olarak da kullanılabiliyor. Araç, yük taşıma amacının dışında farklı görevler de yerine getirebiliyor. Aracın kasasına monte edilen uçaksavar silahıyla hem yakın koruma hem de birlikte kendini savunabilecek ateş gücü sağlanıyor. Aracın en büyük avantajını Cobra II ile aynı platform üzerinde geliştirilmiş olması oluşturuyor. Bu sayede envanterdeki diğer Cobra II’lerle birliklere standart yedek parça kullanımı kolaylığı sağlanıyor, düşük işletme ve bakım maliyeti sunuluyor.Test atışları başarıyla gerçekleştirilen Boran ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin lojistik ve taktik manevra kabiliyeti büyük ölçüde artırılacak. Benzer sistemlere göre çok daha hafif yapısı sayesinde helikopterle harekat bölgesine rahatlıkla taşınabilen Boran’ın seri üretimine bu yıl sonu itibarıyla başlanması planlanıyor.105 milimetrelik obüs sisteminin yeniden geliştirilmesi sonucunda ortaya çıkan silah için eski silah sisteminin parçaları değiştirildi. 17 kilometreyi etki altına alabilen silah, 1700 kg ağırlığı ile Sikorsky S-70 helikopteriyle harici yük, Chinook CH-47 helikopteriyle de hem harici hem dahili yük olarak taşınabiliyorKlasik mevzilenme prosedürlere ihtiyaç olmadan hedefe yönelme yapabilen silah kara, hava ve denizden intikal esnasında konum ve istikamet bilgilerini güncelleyerek –32 ile +44 derece aralığında 8 saat kesintisiz atış yapabiliyor.Mobil haberleşme için ordumuzun hizmetine sunulacak olan Coğrafi Analiz Sistemi (CAS) geçtiğimiz günlerde tanıtıldı.   Efes 2018 Tatbikatı çerçevesinde sergilenen ve şu ana dek oldukça başarılı sonuçlar alan uygulama, henüz sivil kullanıma açılmadı. Geçtiğimiz yıl bir dönem sivil kullanıma açılan ancak kısa bir süre sonra yayından kaldırılan uygulamanın yeni dönemde kullanıma açılması bekleniyor.Konuyla ilgili Baykar Teknik Müdürü olan Selçuk Bayraktar bir tweet atarak uygulamayı halka duyurdu: “Milli “Google Earth” diyebileceğimiz CAS (Milli Coğrafi Analiz Sistemi) ve SIHA’larımızdan yerdeki tablete canlı görüntü aktaran KUZGUN sistemi de Efes Tatbikatı’nda görevde.”Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen tatbikata katılan TCG Bayraktar’ı gezen gazetecilere gemiyle ilgili bilgi verildi. Anadolu Tersanesi’nin, yerli savunma sanayisinin önemli bir parçası olan TCG Bayraktar, 2014 yılında kızağa alındı ve 2017 Nisan ayında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi.Yüzde 72’lik millilik oranına sahip Bayraktar, tek tekneli, deplasman tipi ve tamamen çelik konstrüksiyon olarak inşa edildi. Üst binası balistik korumalı olan gemi, nükleer, biyolojik ve kimyasal saldırılar için tam personel korumasına sahip bulunuyor.TCG Bayraktar, Türkiye’de özel sektör tersanelerince inşa edilen en büyük ve ileri teknolojiye sahip harp gemisi özelliği taşıyor. Sınıfında dünyanın en büyüğü olan geminin boyu 139 ve eni 19,60 metre, bir tabur asker ve 13 tank taşıyabiliyor.Gemide 15 tonluk genel maksat helikopterinin iniş ve kalkışına olanak sağlayacak helikopter platformu yer alıyor. Yükleme ve boşaltma işlemlerini sağlayabilmek amacıyla geminin üç tarafında birer kapak bulunuyor. Gemide ayrıca her biri 8 ton yük veya 40 kişi taşıyabilen, 20+ knot sürat yapabilen 4 LCVP çıkarma aracı yer alıyor.Gemi, bin 200 ton yük veya tank, zırhlı araç ve diğer araçları taşıma kapasitesine sahip bulunuyor. TCG Bayraktar, ikmal yapmadan 30 gün denizde kalabiliyor ve 5 bin deniz milinden fazla yol alabiliyor. Bayraktar, 2 metrelik sığ sulara kapak atabiliyor. Gemide yerli üretim komuta kontrol sistemi ve stabilize makineli tüfek platformu ile pek çok elektronik ve silah sistemi yer alıyor. Bayraktar, geniş muhabere ve elektronik imkanlarıyla komuta kontrol, hareket ve lojistik görev fonksiyonlarına katkı sağlamanın yanı sıra gerektiğinde doğal afet yardım görevlerini de yerine getirebilecek kapasiteye sahip bulunuyor.Kan testi yapabilecek seviyede sıhhi donanımı da bulunan gemide ameliyat dahi gerçekleştirilebiliyor. EFES-2018 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Tatbikatı’nda ilk kez kullanılan geminin görevi, bir tabur askeri 14 gün boyunca ikmal amaçlı muhafaza etme ve sahile intikal ettirmek oldu.Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirdirme Vakfı kuruluşu olan ASELSAN’ın lazer savunma sistemleri programının son aşamasında saha testleri yapıldı. LSS adı verilen sistem, arazi ve meskun mahal kullanımı için zırhlı araç üzerine entegre edildi.Testlerde LSS’nin hareketli bir kara aracı üzerinde istenen bölgeye hızlıca intikali, ardından el yapımı patlayıcılara, branda, örtü gibi geçici yol engelleyicilere, saldırı ya da istihbarat amaçlı uçan ticari drone’lara karşı etkinliği gösterildi. LSS, altına patlayıcı madde bağlanmış ticari insansız hava aracını güvenli bir mesafede patlatmayı başardı.Sistem sayesinde mini insansız hava aracının kamerası da yakılarak etkisiz hale getirildi. Atım maliyeti kuruş düzeyinde olan sistem ile aracın yakıtı olduğu sürece kesintisiz atış yapılabiliyor.Güvenlik güçlerinin kullanımına sunulan insansız araçlara bir yenisi ekleniyor. Katmerciler tarafından geliştirilen ve ASELSAN silah sistemi entegre edilen Uzaktan Kumandalı Atış Platformu’nun (UKAP) ilki sahada görev yapmaya hazır hale getirildi.Hareket performansı ve atış kabiliyeti talepler doğrultusunda geliştirilen UKAP, son olarak hareketli atış testlerinden başarıyla geçti.FNSS tarafından Silah Taşıyıcı Araç  (STA)  Projesi için geliştirilen Pars 4×4 Tanksavar Aracı, Paris’teki Eurosatory Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı’nda görücüye çıktı. Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilen Pars 4×4’ün lansmanı için sektörün dünyadaki en önemli fuarı olarak gösterilen Eurosatory seçildi. Fuarda, Pars 4×4 STA’nın kalifikasyon testleri için üretilen 2 prototipinden biri sergileniyor. Eurosatory ziyaretçileri, FNSS standında, kalifikasyon testlerine hazır bir aracı yakından inceleme fırsatı buluyor. Proje kapsamında üretilen 2 prototip, üretici doğrulama testlerinin ardından gelecek aylarda kalifikasyon testlerine tabi tutulacak.Pars 4×4 STA, her türlü arazi şartında, sürati ve yüksek manevra kabiliyetiyle düşmana ait tanklar ve diğer zırhlı unsurları uzak mesafeden imha edip, kısa sürede mevzi değiştirerek ikinci hedefi ateş altına alabilecek yeteneklere sahip olarak geliştirildi. FNSS, tecrübesi ve yenilikçi yaklaşımıyla bu zorlu gereksinimleri bir arada karşılayacak, çok özel bir amfibi araç ortaya çıkardı. Aracın en dikkati çeken özelliğini, güç grubunun, aracın arkasında yer alması oluşturuyor. Bu yerleşim, soğutma ızgarası ve egzozunun da üst bölümde bulunmasıyla Pars 4×4’e, hiçbir hazırlık yapmadan suya giriş imkanı ve dolayısıyla sınıfının en üstün amfibi kabiliyetini kazandırıyor. Ayrıca Pars 4×4’ün, daha yüksek süratle manevra yapabilmesine de imkan sağlıyor. Ancak güç grubu arkada bulunan bir aracın sahip olabileceği tüm bu özellikler, Pars 4×4’ün, atış sonrası konumunu terk edip, tehlikeden hızlıca uzaklaşabilmesine olanak veriyor.Türk savunma sanayisi, saldırı amacıyla kullanılan “drone”ları etkisiz hale getirmek için yeni bir çözüm geliştirdi. Geleneksel güvenlik önlemleriyle tespit edilmeleri çok güç olan “drone”ların, tüm dünyada düşman unsurlar veya teröristler tarafından istihbarat veya saldırı amaçlı kullanımı yaygınlaşıyor. Meteksan Savunma, SDT ve Tamgör Elektronik, farklı alanlardaki uzmanlıklarını birleştirerek bu tür tehditlere karşı Kapan Drone Savar Sistemi’ni geliştirdi.İHA ve SİHA’ların yazılımsal çözümler ile desteklenmesi, fiziksel yeteneklerinden çok daha öneme sahip. Bu kapsamda mobil canlı yayın yazılımı Kuzgun tanıtıldı. Efes 2018 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Tatbikatı’nda tanıtılan uygulama, Baykar Makina ve paydaşları tarafından geliştirildi.Bayraktar TB2’den gelen görüntüler, Kuzgun ile canlı olarak fuar alanındaki katılımcıların mobil cihazlarına aktarıldı. Güvenlik ve performans testlerini başarıyla geçen Kuzgun, uçtan uca şifrelemeile görüntüleri askeri ağdan mobil internet ağına güvenli şekilde aktarabiliyor. Sistem sayesinde bölgede bulunan askeri personel, İHA ve SİHA‘lardan gelen görüntüleri anlık olarak mobil cihazında görebilecek.ASELSAN, dünyada henüz gelişme aşamasında olan elektromanyetik fırlatma sistemlerine yönelik çalışmalarında ulaştığı noktayla dikkati çekti. Elektromanyetik fırlatma konusunda 2014’ten bu yana çalışmalar yürüten ASELSAN, geçen yıl Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF), Tufan Elektromanyetik Top Sistemi’ni tanıttı. Saniyedeki hızı 2 bin-2 bin 500 metre, yani ses hızının 6 katından fazla olduğu belirtilen sistemle geçen sürede atış testleri gerçekleştirildi.Tufan’ın ön prototipiyle Konya-Karapınar’da gerçekleştirilen atışlı testlerde mühimmat, ses hızının 9 katı hızla hedefe gönderildi. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in de katıldığı testlerde, saniyede 3 bin metre namlu çıkış hızı sağlanarak rekor kırıldı. Bu değer, barut kullanan klasik silahların mermiyi atma hızının yaklaşık 3 katına karşılık geliyor.Elektromanyetik fırlatma sistemleri, geleceğin hava savunma silahı olarak gösteriliyor. Bu teknoloji kullanılarak geliştirilen ve “railgun” adı verilen silahların çok uzun mesafelerde etkili olması, savunma alanında önemli bir kuvvet çarpanı olarak yer alması öngörülüyor. Mühimmatın namludan yüksek hızla çıkması, klasik silahlara nazaran çok daha uzun menzillere atış yapılabilmesi anlamına geliyor. Türkiye’de geliştirilecek akıllı mühimmatlar ile birlikte “railgun” sistemleri hem uzun menzilli kara topçu silahı hem de çok etkili bir hava savunma silahı olarak kullanılabilecek.Elektromanyetik fırlatma sistemleri sayesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin kimyasal patlayıcı kullanılan konvansiyonel silahlara göre çok daha etkili silah sistemlerine sahip olması sağlanacak. Türkiye, elektromanyetik fırlatma sistemleri konusunda yürütülen çalışmalar sayesinde birçok yeni teknolojikazanacak.Bu konuda ABD başta olmak üzere Almanya, Fransa, Çin, Rusya, Güney Kore gibi ülkelerde de çalışmalar yürütülüyor. ASELSAN, bu alanda geliştireceği ürünlerle dünyanın önde gelen üreticilerinden birisi haline gelmeyi hedefliyor.Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri Ahmet Can Şuyun, Petek Ellialtıoğlu, Arda Karabey, Tutku Güzelcan, İlyas Kocaer, Damla Leblebicioğlu ve Berk İzgi Danış, Sanayi Odaklı Bitirme Projesi etkinliği kapsamında ROKETSAN için Dikey Atış Sistemi üzerinde çalıştı.Savunma alanında Dikey Atış Sistemi gibi ürünlerin yurt içinde geliştirilmesi hem maliyet hem de ülkenin kendi taktik ihtiyaçlarına uygun çözümler üretilmesi açısından önem taşıyor. Bilkent Üniversitesi bünyesinde bu ihtiyaçlardan yola çıkılarak, Dikey Atış Sistemi’nin prototipinin tasarlanması, geliştirilmesi ve üretilmesine çalışıldı. Bu konuda kapsamlı literatür çalışması gerçekleştirildi. Proje ekibi, mevcut ürünlerdeki sınırlılıkları ortadan kaldırmaya ve ROKETSAN’ın belirttiği gereksinimler doğrultusunda tasarımı şekillendirdi.Proje kapsamında doğru ve hızlı konumlandırma ve ateşlemeyle hedefin vurulmasını sağlayacak bir sistemin ortaya konulmasına çalışıldı. Öğrencilerden İlyas Kocaer’in verdiği bilgilere göre, ekip, en az 3 farklı mühimmatı, toplamda ise 6 mühimmatı atabilecek roketatar prototipi geliştirdi. Sistem, yatay eksende 360 derece hareket edebiliyor ve çok sayıda tur atabiliyor. Tüm hareketler ateşlemeye gereksinim olmaksızın mekanik olarak gerçekleştiriliyor. Roketatarın 6 namlusu da bağımsız olarak dikey eksende 90 derece görev yapabiliyor. Komutlar sisteme, araç bilgisayarından bir arayüz üzerinden gönderiliyor.Mevcut ürünlerde hareket kısıtlılığı, farklı tipte mühimmatları atamama ya da sistemin korunmasına yönelik kısıtlılıklar bulunuyor. Geliştirilen Dikey Atış Sistemi, yatay ve dikey eksendeki geniş hareket alanı, farklı tipte mühimmatlar atabilmesi ve korumaya yönelik mekanizmalarıyla benzer ürünlerden üstünlükler taşıyor. Sistem sayesinde aynı operasyonda farklı tipteki hedeflere farklı mühimmatlar kullanılması mümkün olabilecek. Ağırlığı 60 kilogram olan sistem, yatay ve dikey eksende saniyede 20 derece hareket edebiliyor. Sistem, yüksek hareket olanaklarıyla geniş bir alanda hedeflemeye olanak veriyor. Dikey Atış Sistemi, hem kara hem de deniz platformlarında kullanılabilecek.İlk uçuşunu başarıyla yapan Türkiye’nin özgün helikopterinin motor ihtiyacının yerli olarak karşılanmasına yönelik Savunma Sanayii Başkanlığının koordinasyonunda TUSAŞ Motor Sanayii AŞ’nin (TEI) yürüttüğü projede, önemli kilometre taşlarından biri daha başarıyla aşıldı. Alınan bilgiye göre, motorun kalbini oluşturan çekirdek motorun ön prototip imalatının tamamlanması ve ilk ateşlemenin başarıyla gerçekleştirilmesi sonrasında proje yoğun şekilde sürdürülüyor.Turboşaft Motor Geliştirme Projesi’nin 8 yıllık süresinin 1,5 yıllık dönemi geride kaldı. TEI, projede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verilen söz doğrultusunda 5,5 yıllık sürede gelinecek noktaya 4 yılda gelmeyi hedefliyor. T625’in yerli motorla ilk uçuşunu 2021 yılının ilk yarısında yapması amaçlanıyor. Proje kapsamındaki çalışmalar bu hedef doğrultusunda hızlandırıldı.Türk savunma sanayisi, hava platformlarının hedefleme, keşif ve gözetleme görevlerinde kritik rol oynayan bir sistemi başarıyla millileştirerek güvenlik güçlerinin kullanımına sundu.Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedef Tespit Sistemi (Cats) HD gece/gündüz kamerası, Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen Anka-S Projesi kapsamında yerli teknoloji imkanları en üst düzeyde kullanılarak ASELSAN tarafından geliştirildi.Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından uydu kontrollü insansız hava aracı Anka-S’ye entegre edilen Cats’in kabulleri 25 Eylül’de başarıyla tamamlandı ve sistem envanterdeki yerini aldı. Geliştirme çalışmaları kapsamında 500 saat uçuş testi yapılan ve zorlu çevre şartlarına uygun kalifikasyon testleri başarıyla gerçekleştirilen Cats, kabulle birlikte operasyon sahasında kullanılmaya başlandı.Lazer işaretleme özelliğiyle diğer hava araçları ve yüklü olduğu İHA sisteminin taşıdığı silah sistemlerine hedefleme kabiliyeti de sağlayan Cats, rakiplerine eşdeğer full HD görüntü verme kabiliyetine sahip bulunuyor.Cats, Türk savunma sanayisi tarafından üretilen hava platformlarının ihracatı açısından da önem taşıyor. Anka-S, bu yerli faydalı yük kabiliyetiyle ihracat sahasında gücünü daha artırarak önemli milli teknoloji adımlarından birini daha başarıyla sağlamış oldu.ASELSAN, dünyada sınırlı sayıda ülkenin çalıştığı ve yakın geleceğin en önemli su altı silahlarından olması beklenen Hard-Kill Torpido (Torpidoya Karşı Savunma Torpidosu) konusundaki çalışmalarını emin adımlarla sürdürüyor. Denizaltılar ve gemiler için torpido tehdidine karşı en etkin savunma, soft-kill (işlevsel imha) ve hard-kill (fiziksel imha) yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla sağlanıyor. ASELSAN, bu teknolojilerin geliştirilmesine yönelik bir süredir çalışma yürütüyor.Şirket, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu desteğiyle yürüttüğü çalışmalar kapsamında kısa süre içinde Torpidoya Karşı Savunma Torpidosu Tork’un prototipini üretti ve tecrübe etmeye başladı. Tork, Türkiye’de ilk defa milli olarak geliştirilen sonar arayıcı başlığıyla gerçekleştirilen deniz testlerini başarıyla tamamladı. Testler kapsamında Tork, su üstü hedeflerini sonar arayıcı başlığıyla tespit edip kendi güdümüyle hedeflere başarılı şekilde yöneldi. Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen bu testlerle torpido ve torpido karşı tedbir alanında kritik bir eşik daha geçildi.ASELSAN’ın gemilerin torpidolara karşı savunulması amacıyla tamamen milli olarak geliştirdiği, özgün donanım ve yazılıma sahip Tork ile yüksek değerli unsur olarak tanımlanan ve stratejik öneme sahip gemiler, denizlerde daha güvenli seyir yapma imkanına kavuşacak. Tork, gemilere ve denizaltılara karşı atılacak akustik güdümlü/güdümsüz, tel güdümlü ve dümen suyuna güdümlü torpidoları sonar arayıcı başlığıyla bulabilecek ve gelişmiş algoritmalarıyla torpidoya en yakın mesafede infilak ederek görev yapamaz hale getirecek bir fiziksel imha (Hard-Kill) tedbiri olarak geliştirildi.Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı olan “yeni nesil tank avcılarının” geliştirilmesine yönelik projede ortaya çıkan araçlar ve silah sistemi, testlerde başarılı bir sınav verdi.Kara Kuvvetleri Komutanlığı için geliştirilen “yeni nesil tank avcıları” atış testlerinde yüksek performans gösterdi.STA Projesi kapsamında geliştirilen paletli ve tekerlekli araçların seri üretimlerinin 2021’de tamamlanması ve 260 aracın tamamının Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi planlanıyor.Araçlarda FNSS tasarımı, uzaktan komutalı, insansız bir tanksavar kulesi bulunuyor. Balistik korumaya da sahip kulede, 2 tanksavar füzesi ve 1 adet 7,62 milimetre makineli tüfek yer alıyor.Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir,  Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, PUHU hakkında bilgi verdi.Sistemin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sağlayacağı avantajlara işaret eden Demir, şunları kaydetti:”PUHU taşınabilir dinleme ve kestirme sistemleri son operasyonlarda etkin şekilde kullanılarak TSK’ya elektronik harpte önemli üstünlük sağladı. Bu süreçte PUHU’ya ek yetenekler kazandırılması için Ar-Ge çalışmaları devam etti ve teknolojik ilerlemeler kaydedildi.PUHU, artık yerli, milli yazılım ve donanımlarla drone tespit kabiliyeti kazanacak. Uzaktan komuta ve işletim özelliğine de kavuşacak sistemin araç üzerine entegre mobil versiyonu üretilecek. Yeni PUHU’nun ilk teslimatlarını bu yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.”ASELSAN’ın Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi TCG Anadolu için geliştirdiği PİRİ Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi’nin (KATS)  fabrika kabul testleri, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, ARMERKOM, Sedef Tersanesi ve ASELSAN personelinin katılımıyla şirketin Akyurt Tesisleri’nde gerçekleştirildi. PİRİ-KATS, hizmete girdiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin en büyük platformu olacak Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi TCG Anadolu’nun liman ve seyir durumunda tehdit tespiti ve takibi için en önemli sistemlerinden birini oluşturacak. ​PİRİ-KATS, deniz platformları için pasif olarak hava ve deniz araçlarını ve füzeleri tespit ve takip etmek amacıyla yüksek performanslı bir kızılötesi arama takip sistemi olarak geliştirildi. Sistem, sürekli bakan sensörleri sayesinde tehditlere karşı aralıksız koruma sağlıyor. ​PİRİ-KATS, eşzamanlı Çift-Band IR Görüntüleme özelliği sayesinde her hava ve tüm ışık koşullarında, büyük yükseliş görüş alanıyla da tüm tehditlere karşı tam koruma ve uyarı sistemi görevi görüyor.Orta dalga (MW) ve uzun dalga (LW) olmak üzere dünyada çift bantta çalışan ilk kızılötesi arama ve takip sistemi olan PİRİ-KATS, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları göz önüne alınarak, deniz platformlarına 360 derece farkındalık sağlanması amacıyla geliştirildi ve savaş yönetim sistemine tam uyumlu bir tespit ve takip sistemi olarak görev yapacak. PİRİ-KATS, 120 derecelik görüntünün dış pencereler yardımıyla toplanıp, optik yollar yardımıyla detektöre ulaştırıldığı Sensör Birimi, bu birimin en zorlu deniz koşullarında bile tespit ve takip yapabilmesi için kullanılan Stabilizasyon Birimi ve sayısal hale çevrilen görüntünün işlendiği tespit ve takip işlevlerinin yerine getirildiği Elektronik Birim olmak üzere 3 ana birimden oluşuyor. Gemiye yerleştirilen 3 sensörle 360 derece kapsama sağlayan sistem, panoramik olarak yarattığı görüntüyle farklı deniz koşullarında kullanıcıya pasif şekilde tespit ve takip imkanı veriyor.5 binden fazla alt malzemeden oluşan sistem, özgün ve yerli optik tasarımı, aynı anda 150 hedefi takip edebilme gibi yetenekleriyle ASELSAN’ın sahip olduğu teknolojiler ve sunduğu ürünler açısından özel bir önem taşıyor. Sistem, entegrasyon, devreye alma, liman ve deniz kabul testlerinin tamamlanmasıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslimi planlanan TCG Anadolu ile envantere kazandırılacak. PİRİ-KATS’ın Barbaros Sınıfı Firkateynlerin Yarı Ömür Modernizasyonu Projesi ve İ-Sınıfı Firkateyn (MİLGEM-5) Projesi kapsamında da teslimi planlanıyor.

  • Türk oyuncu Alman dizisinde başrolde
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 14:59

    Alman bir anne ile Türk bir babanın kızı olan ödüllü oyuncu Aylin Tezel, Unbroken adlı polisiye gerilim dizisinde başrolde yer alıyor. Aylin Tezel, 6 bölümlük dizide, karnındayken bebeği çalınan bir başkomiseri canlandırıyor.

  • Unutulmaz (Sabahattin Ali)
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 14:52

    Yazar, şair, gazeteci ve öğretmen Sabahattin Ali 25 Şubat 1907’de Edirne’de dünyaya geldi. 1927’de öğretmenlik diplomasını aldı ve Yozgat’a atandı. Aydın’da öğretmenlik yaparken komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla hakkında soruşturma açıldı. Bir süre Aydın Hapishanesi’nde tutuklu kaldı. Aziz Nesin’le beraber Marko Paşa dergisini çıkardı. Dergide çıkan yazılar dolayısıyla hapis cezası aldı. Ekonomik sıkıntılar çekmeye başlayınca Avrupa’ya gitmek istedi. Sabahattin Ali, Bulgaristan’a kaçmak isterken Ali Ertekin isimli kaçakçı tarafından öldürüldü. Sabahattin Ali’nin cansız bedeni 16 Haziran 1948’de bir çoban tarafından bulundu. Ölümünün üzerindeki sır perdesi hala aralanabilmiş değil.

  • Vaka artışı yaşanan Samsun’da ‘gizli ekip’ yeniden görevde
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 14:46

    Samsun’da geçen yılın aralık ayında corona virüs vakaları pik yapınca kurulan Vali Zülkif Dağlı’nın yakın korumaları ile fotoğrafçılardan oluşan 8 kişilik ‘gizli ekip’, kentte vakalar artınca yeniden sahaya indi. Ekip, yoğunluk yaşanan yerlerin fotoğraflarını çekip anında Vali Dağlı’ya ve emniyet görevlilerine gönderiyor.Yeni tip corona virüs (Covid-19) vakalarının yeniden artış göstermeye başladığı Samsun’da yapılan denetim çalışmaları artırılırken, ek tedbirler de alınmaya başlandı.Kentin işlek cadde ve sokaklarında polis ekipleri tarafından vatandaşların HES kodu sorgulaması yapılıyor ‘riskli’ olarak belirlenen vatandaşlar hemen ilgili birimlere yönlendiriliyor.Ekipler tarafından kalabalık caddelerde yapılan anonslarla vatandaşlar maske ve mesafe konusunda uyarılıyor.Corona virüs sayılarının pik yaptığı geçen yıl aralık ayında kurulan Vali Zülkif Dağlı’nın yakın korumaları ile fotoğrafçılardan oluşan 8 kişilik ‘gizli ekip’, bu hafta itibari ile yeniden göreve başladı.Ekip, yoğunluk yaşanan yerlerin fotoğraflarını çekip anında Vali Dağlı’ya ve emniyet görevlilerine gönderiyor.Samsun Valisi Zülkif Dağlı da bugün Mecidiye Caddesi’nde yapılan denetimleri yerinde inceledi.Covid-19 mücadelesinde yapılan çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulunan Vali Dağlı, “Aslında daha önceki günlerde geçtiğimiz aylarda kolluk kuvvetlerimiz sağlık çalışanlarımız ve yerel yönetimlerimizin çalışmalarında iyi bir duruma gelmiştik corona virüsle mücadelede. Rakamlarımızda hayli azalmıştı, ancak son rakamlar epey yükseldiğini gösteriyor. Burada mücadeleyi elden bırakmayacağız aynı şekilde devam edeceğiz. Bu neden böyle oluyor? Sağlık Bakanlığı’mızın değerlendirmesi özellikle bir kaç ailenin yoğun olarak bir araya gelmeleri bulaşları artırdığı yönünde. Ayrıca cenazelerde aslında 30 kişiyle sınırlandırılmasına rağmen çok yoğun bir şekilde hala cenazelere katılınması. Buradan tüm Samsunlu hemşehrilerimize özellikle belirtmek istiyorum. Birkaç ailenin bir araya gelmek suretiyle özellikle kırsalda mahallelerde bir araya gelip iki üç gün vakit geçirme şeklindeki bu tarza bir son vermemiz gerekiyor kesinlikle. Cenazelerde katılımın sadece birinci derece yakınlarla sınırlamamız gerekiyor bu çok çok önemli” dedi.Vali Dağlı, ana arterlerde ve merkezi yerlerde yoğunluğun devam ettiğini gördüklerini ve bu bölgelerde denetimleri daha da artırdıklarını söyleyerek, “Bundan sonra taviz vermeyeceğiz, kesinlikle bunu bilelim. Bir cenazeler ikincisi geniş aile buluşmaları konusunda vatandaşlarımızdan hassasiyet bekliyorum, onların yardımına ihtiyacımız var. Yoğun olan cadde ve sokaklarda HES kodu uygulaması yapıyoruz. Pazar yerlerinde HES kodu uygulamasını 3 ay önce başlatmıştık, AVM’lerde kamu kurumlarında zaten başlatmıştık. Buralarda fazla kalabalıkların oluşmasını engelleyeceğiz ” şeklinde konuştu.Vali Dağlı, daha önce görev yapan özel ekibin bu hafta itibariyle yeniden göreve başladığını söyleyerek “Onlar yeniden bu hafta göreve başladılar. Fotoğraflamalar yapıyorlar. Emniyet müdürlümüzün ekiplerine bildirmek suretiyle yoğun kalabalıkların oluşmasını bu şekilde önlüyoruz. Onun katkısını biliyoruz biz. Onlar şu anda aktif olarak çalışıyor. İlçelerde de var aynı şekilde. Kaymakamlarımız tam zamanlı olarak görev başında bugün, yarın ve hafta sonu itibariyle ve onlar denetim ekiplerinin başındalar” diye konuştu.Aşı çalışmalarının da hızlı bir şekilde sürdürüldüğünü dile getiren Vali Dağlı, “Aşılamada gayet iyi durumdayız. Dün itibari ile 150 bin vatandaşımızın aşılaması yapıldı. Büyük oranda birinci aşılama yapıldı, ikinci kademe aşılamalarda devam ediyor. Aşılamada gayet iyi durumdayız. Kesinlikle taviz yok mücadelemiz devam ediyor” diye konuştu.Vali Dağlı, sokağa çıkma kısıtlamasında muafiyeti bulunan kişilerin izinlerini kötüye kullanmamaları için de denetimleri artırdıklarını dile getirerek şunları söyledi:”Bildiğiniz gibi mutlaka cumartesi pazar da olsa dışarı çıkması gereken personel veya çalışanlar olabiliyor. Ancak bu muafiyetlerinde kötüye kullanıldığını siz de biz de görüyoruz. Buna kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Denetimler daha da sıkılaşacak mutlaka doğru olan muafiyetlerin geçmesine müsaade edeceğiz. Aksi halde cumartesi pazar da muafiyeti kullanarak dışarı çıkmak isteyenlere izin vermeyeceğiz. Örneğin bir süper markete yürüyerek gelinmesi gerekiyor. Bakanlığımız genelgelerinde ‘Yürüyüş mesafesi’ deniyor. Bakıyoruz ki yürüyüş mesafesi birine göre 100 metre birine göre 5 kilometre yürüme mesafesi olmaz. Bunu normal spor yürüyüşüne dönüştürmemek gerekiyor. Köpek gezdirmenin bir mantığı var bu tip durumları biraz daha kötüye kullanmamak gerekiyor. Bunlara müsaade edilmeyecek bunları bilelim.”

  • Yıkımı engellemek için kendini eve kilitledi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 14:31

    Antalya’da yaşayan Bora Aksoy, hazine arazisine yaptığı prefabrik evin yıkımı için gelen ekiplere 2 saat boyunca direndi. 26 yaşındaki Aksoy, polisin ısrarına rağmen dışarı çıkmadı ve kendini eve kilitledi. 2 saat sonunda ekipler kapıyı kırmaya başlayınca pencereden atladı, prefabrik ev de vinçle götürüldü.

  • Günün öne çıkan haberlerini 60 saniyede izleyin (25 Şubat 2021)
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 14:06

    25 Şubat 2021de günün öne çıkan haberlerini bir dakikada izleyin…

  • Aleyna çakır davasında ilk duruşma: Ümitcan Uygun ifade verdi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 14:05

    Aleyna Çakır’a yönelik “konut dokunulmazlığını ihlal” ve “tehdit” davasında ilk duruşma yapıldı. Duruşmada ifade veren Enes Ö, Çakır’ın arkadaşı Ümitcan Uygun’un tokat atması sonucu bayıldığını söyledi.Kamuoyunda “Aleyna Çakır” olarak bilinen Sema Esen’e yönelik “konut dokunulmazlığını ihlal” ve “tehdit” ile suçlanan Ümitcan Uygun ve Enes Ö. hakim karşısına çıktı.Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya başka soruşturmadan tutuklanan sanık Ümitcan Uygun, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken tutuksuz sanık Enes Ö. ile taraf avukatları salonda hazır bulundu.Kimlik tespiti ve iddianamenin özetinin okunmasının ardından hakim, savunmasını yapması için sanık Uygun’a söz verdi.Uygun, olay günü Bahçelievler Mahallesi’nde alkol aldığını, araba kullanacak durumda olmadığından arkadaşı Enes Ö’yü arayıp kendisini Sema Esen’in evine bırakmasını istediğini anlattı.Enes Ö. ile eve gittiklerini, kapıyı Esen’in arkadaşının açtığını öne süren Uygun, “Bir zorlama olmadan normal şekilde içeriye girdik. Olaydan iki gün önce kendisiyle tartışıp ayrılacak gibi olmuştuk. Yine aynı sebepten tartışmaya başladık. Hakaret, darp, tehdit olmadı. Tartışmanın uzamaması için Enes ile evden ayrıldık” diye konuştu.Üzerine atılı suçlamaları reddeden sanık Uygun, şunları söyledi:”Konut dokunulmazlığını ihlalle alakası yok. Biz o evde birlikte yaşıyorduk. Elektrik ve su faturası bile benim üzerimedir. Sema, sosyal medyadan canlı yayın yaptı. Ben o sırada evde değildim. Beni kızdıracak sözler sarf edip bana küfretti. Ben de de sinirle o eve gittim. Çok alkollüydüm. Bir kez tokat attığım doğrudur. Sema astım hastasıydı, ilaç kullanıyordu.”Tutuksuz sanık Enes Ö. de Ümitcan Uygun’u şahsi aracıyla Esen’in evine götürdüğü, ikilinin evde tartışmaya başladıklarını anlattı.Ümitcan Uygun’un tokat atması sonucu Sema Esen’in bayıldığını belirten Enes Ö, “Ümitcan 15-20 saniyelik bir canlı yayın açtı. Canlı yayında ‘Öyle yapılmaz, böyle yapılır.’ dedi. Sema ile Ümit, aynı telefonu kullanıyordu. Canlı yayın yapılan sosyal medya hesabı ise Sema’ya aitti” diye konuştu.”NAKAVT ÖYLE OLMAZ BÖYLE OLUR”Hakimin, olayın tanığı Merve A’nın savcılık ifadesinde, “Sema baygın haldeyken Ümitcan canlı yayın yapıp ‘Sema nakavt öyle olmaz, böyle olur.’ dedi.” şeklindeki beyanını hatırlatması üzerine Ümitcan Uygun, alkolün etkisinde olduğu için ne söylediğini tam olarak hatırlamadığını savundu. Uygun’un avukatı Çağatay Cengiz ise müvekkilinin üzerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini, Esen’in olaydan sonra şikayetinden vazgeçtiğini belirtti.”ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS”Esen ailesinin avukatı ise olayın öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, mahkemenin görevsizlik kararı verip dosyayı ağır ceza mahkemesine göndermesini talep etti.Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın ifade ettiği gibi Sema Esen ile aynı evde birlikte yaşayıp yaşamadığının tespiti için evdeki elektrik ve doğalgaz faturalarının istenilmesine karar verdi. Mahkeme, dosyanın ağır cezaya gönderilmesi talebini reddederek duruşmayı erteledi.”KASTEN YARALAMA, TEHDİT, HAKARET”Ümitcan Uygun, 3 Haziran 2020’de Ankara’nın Keçiören ilçesi Yükseltepe Mahallesi’nde yaşayan ve “Aleyna Çakır” ismini kullanan kız arkadaşı Sema Esen’in evine gitmiş, kapıyı açmaması üzerine çilingire kapıyı açtıran Uygun, Çakır’ın cansız bedeniyle karşılaşmıştı.Olayla ilgili soruşturma başlatılmış, sosyal medyada erkek arkadaşının darbetmesi sonucu öldüğü iddiasıyla görüntüleri paylaşılan Çakır’a ait görüntülerin olaydan 1,5 ay önce çekildiği belirlenmişti. Darp olayına ilişkin Uygun hakkında “konut dokunulmazlığının ihlali, kasten yaralama, tehdit ve hakaret” suçlarından işlem yapılmıştı. Mahkeme, Uygun’u 30 gün süreyle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında şiddet mağdurunun konutuna, okuluna, iş yerine yaklaşmama tedbirleri uygulayarak serbest bırakmıştı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Haziran 2020’de, erkek arkadaşı tarafından darbedilmesine ilişkin sosyal medyadan canlı yayımlanan görüntülerin Esen’in ölümüyle ilgisinin bulunmadığını açıklamıştı.

  • ‘Teke böceği’ ağaçları kuruttu
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 13:54

    Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri istilacı bir tür olan teke böceği nedeniyle İstanbul’da 180 ağacı kesmek zorunda kaldı. Ekiplerin yaptığı incelemelerde yaklaşık 800’e yakın ağaçta da larvalar tespit edildi.

  • “Tüm darbe girişimlerine karşıyız”
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 13:48

    AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Ermenistan’daki darbe girişimiyle ilgili açıklama yaptı, “Her zaman olduğu gibi tüm darbe girişimlerine karşıyız” ifadelerini kullandı.Ermenistan ordusu Başbakan Nikol Paşinyan’ı istifaya çağıran bir bildiri yayımladı.Darbe girişimi olarak nitelendirilen çağrıya ilişkin AK Parti’den bir açıklama geldi. Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Her zaman olduğu gibi tüm darbe girişimlerine karşıyız” dedi.Bölgedeki istikrarsızlaştırıcı olayların artmasını istemediklerini söyleyen Çelik, şu ifadeleri kullandı:”Ermenistan’daki darbe girişimi bölgesel istikrarsızlığı kışkırtan sonuçlar doğurur. Her zaman olduğu gibi tüm darbe girişimlerine karşıyız. Bölgemizde istikrarsızlaştırıcı olayların artmasını istemiyoruz. Ermenistan’daki darbe girişimi bölgesel istikrarsızlığı kışkırtan sonuçlar doğurur.”

  • Sakarya’da corona virüs ile mücadelede yeni kararlar alındı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 13:36

    Kent genelinde kız isteme, düğün, nikah gibi etkinliklerin yanı sıra tüm spor salonlarının faaliyetlerinin 1 Mart’tan itibaren 15 gün süreyle yapılmaması kararlaştırıldı. Sinema salonlarının faaliyetlerine verilen ara da 1 Nisan’a kadar uzatıldı.Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım başkanlığında olağanüstü toplanan İl Hıfzıssıhha Kurulu, son günlerde artan vakaların önüne geçmek için Covid-19 salgınının seyrinde gelinen aşamada bazı önlemleri gözden geçirerek yeni kararlar aldı.DÜĞÜN, NİKAH VE SPOR SALONU FAALİYETLERİ 15 GÜN YASAKBuna göre, 1 Mart’tan itibaren 15 gün süreyle kent genelinde düğün, nişan, nikah, kız isteme gibi etkinliklerle birlikte tüm spor salonlarının faaliyetlerinin yasaklanmasına karar verildi. Sinema salonlarının faaliyetlerine verilen ara da 1 Nisan’a kadar uzatıldı.Kentte görev yapan tüm muhtarlara, Covid-19 ile mücadele için alınan karar ve önlemlerin takibi ve uygulanmasında tam yetki ve sorumluluk verildi. OSB ve küçük sanayi sitesi gibi iş yerlerinde de ‘Hayat Eve Sığar’ kodu sorgulaması yapılacak.Apartman, site gibi yerleşim alanlarındaki bir araya gelinen ortak kullanım alanları, ortak oturma mekanı şeklinde kullanılan mekanların kapatılması kararlaştırılırken, evlerde gün, mevlit, taziye, kutlama veya buna benzer insanların bir araya gelmesine neden olan etkinlik ve buluşmaların yasaklanmasına karar verildi.

  • Kılıçdaroğlu: Partilerin genel başkanları, mahkemeye hakim tayin edemez
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 13:32

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Siyasi partilerin genel başkanları, mahkemeye hakim tayin edemez. Mahkemeye hakim tayin ediyorsa orada o hakime güven olmaz. Bugüne bakın, günümüze bakın, yargı bağımsızlığı var mı? Yargı bağımsızlığı yok” dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Aksaray programları kapsamında kent merkezindeki esnafı ziyaret etti. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin “Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine yönelttiğiniz sorulara cevap verdi, özellikle Merkez Bankası’ndaki 128 milyar doların nereye gittiği konusunda ‘piyasalardaki dalgalanmayı önlemek amacıyla’ kullanıldığını söyledi. Siz bu yanıt karşısında ne söylemek istersiniz?” şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi:”128 milyar dolarla ilgili açıklama doğru bir açıklama değil. Kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir açıklamadır. İnat etti, damadı getirdi, 128 milyar dolar toz oldu gitti. Madem ki dengelemek için kullanmış, esnafta yok, çiftçide yok, emeklide yok. Hiç kimsede yok, nerede bu para? Nereye gittiğini çıksınlar millete bir açıklasınlar. İnatla devlet yönetilmez. İnatla azim arasındaki fark akıldır. Devlet akılla yönetilir, devlet mantıkla yönetilir, devlet bilgiyle yönetilir, devlet birikimle yönetilir. İnatla ‘Ben devleti böyle yöneteceğim.’ Hangi inat Allah aşkına. Senin inadın dolayısıyla 128 milyar dolar yok oldu. Senin inadın dolayısıyla 10 milyondan fazla işsiz var bu ülkede. Senin inadın dolayısıyla esnaf bugün kan ağlıyor. Sen oturuyorsun, partinin kongrelerini yapıyorsun. Sosyal mesafe sıfır, lebaleb dolu. Esnafa gelince ‘Aman ha Kovid gelir.’ Kimin yüzünden? Bir inat yüzünden. Sen inat edip Kanal İstanbul’u yapacağına inat edip işsizlere, esnafa çare olsana.”Kılıçdaroğlu, devletin yönetilemediğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ben koltuğumu nasıl korurum?” arayışı içinde olduğunu savundu.”MİLLETVEKİLLERİNİN İRADESİ YOK MU?””33 fezlekenin TBMM’ye gelmesi konusunda ne söylemek istersiniz?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:”Bir partinin genel başkanı mahkemeye hakim tayin edemez, ben dahil bütün siyasi partiler için söylüyorum. Siyasi partilerin genel başkanları, mahkemeye hakim tayin edemez. Mahkemeye hakim tayin ediyorsa orada o hakime güven olmaz. Bugüne bakın, günümüze bakın, yargı bağımsızlığı var mı? Yargı bağımsızlığı yok. Erdoğan’ın talimatını savcılar derhal yerine getiriyor mu? Derhal yerine getiriyor. İstediği adamı hapse attırıyor mu? İstediği adamı hapse attırıyor. Şu konuşma üslubuna bakın, ‘Meclis’e gelecek eller kalkacak, inecek.’ Ya ‘Eller kalkacak, inecek.’ dediğin adamlar bu milletin seçtiği milletvekilleri. Bu milletvekillerinin bir iradesi yok mu? Bu milletvekilleri ‘Ya şu dosyaya bir bakalım.’ demeyecek mi? Erdoğan diyor ki ‘Demeyeceksiniz. El kaldırıp, indireceksiniz.’ Ne demek bu? 19 Mayıs hareketlerini yapacaksınız Meclis’te. Bu ülkeye yazıktır, bu millete yazıktır. Böyle bir yönetim tarzı olur mu? Bu yönetim tarzı akıldan uzak bir yönetim tarzıdır, inada dayanan, deve inadına dayanan bir yönetim tarzıdır. Tutturmuş bir inat gidiyor. Allah akıl, fikir versin. Başka bir şey demiyorum.”Kılıçdaroğlu daha sonra Aksaray Ticaret ve Sanayi Odasında, meslek odası başkanları, eski siyasiler, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve kanaat önderleriyle basına kapalı görüştü.

  • Hazine arazisindeki prefabrik evini yıktırmamak için kendini eve kapattı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 13:22

    Antalya’da hazine arazisine yaptığı prefabrik evin yıkımı için ekiplerin geldiğini gören Bora Aksoy, içeri girip kapıyı kilitleyerek direndi. Üzerine yağ döktüğü bezi ateşe veren Aksoy, ekiplerin 2 saatlik çabası sonucu eylemine son verdi. Aksoy’un eylemini sonlandırmasıyla prefabrik ev sökülüp götürüldü.Antalya’nın Kepez ilçesinde yaşanan olayda, Kepez Belediyesi’ne bağlı Zabıta ve yıkım ekipleri, hazine arazisinde bulunan Bora Aksoy’a ait prefabrik evi yıkmak için harekete geçti. Ekipleri karşısında gören Bora Aksoy, yıkımın usulsüz olduğunu, yıkım olursa kendisini yakacağını söyleyerek eve girip kapıyı kapattı.Bunun üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Belirtilen adrese gelen ekipler, Bora Aksoy’u ikna etmek için çalışma başlattı.Polise yerin dedesinden kaldığını ve yazışmaların sürdüğünü söyleyen Aksoy, yıkımın durdurulmasını istedi. Yıkımın usulüne uygun yapıldığını belirten polis, Bora Aksoy’dan evi boşaltması gerektiğini belirtti. Evden çıkmayacağını söyleyen Aksoy, üzerine yağ döktüğü bezi pencereden aşağıya sarkıtıp, ateşe verdi. Alevler itfaiye ekibinin müdahalesiyle söndürüldü.Polisin ısrarına rağmen evden çıkmak istemeyen Bora Aksoy, bu kez kendine zarar vermeye çalıştı. Aksoy, ekiplerin kapıyı kırıp içeriye girmeye çalıştığı sırada pencereden çıkıp, teslim oldu. Gözaltına alınan Aksoy, polis merkezine götürüldü. Vinç yardımı ile sökülen ev ise belediye ekipleri tarafından götürüldü.3 KİŞİ SON ANDA KENDİNİ KURTARDI

  • Canlı derste çok ses çıkardığı için öğretmene saldırdılar: 3 araba dolusu insandan dayak yedik
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 13:05

    Milas’ta evde canlı ders yapan bir öğretmen ve evde bulunan yakınları, sesten rahatsız olduklarını iddia eden grup tarafından saldırıya uğradı. Yaşadığı olayı anlatan öğretmen İlknur Keskin, ”Eşimin çapraz bağlarında kopma var. Belki ameliyat olacak. 3 araba dolusu insan tarafından saldırıya uğradık” ifadelerini kullandı.Muğla’nın Milas ilçesinde evde canlı ders yapmasından rahatsız olan komşuları tarafından dövülen İlknur öğretmen yaşadıklarını anlattı. Zekeriya Gümüşkesen Ortaokulu’nda öğretmen olarak görev yapan İlknur Keskin, iddiaya göre evde canlı ders yapmasından rahatsızlık duyan komşuları tarafından dövüldü.Eşi S.K. eşinin kız kardeşi C.K. ve annesi G.K. ile birlikte saldırıya maruz kalan öğretmen İlknur Keskin için Milas’ta görev yapan öğretmenler ve eğitim sendikaları bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.”BU OLAYLAR İLK DEĞİL, UMARIM SON OLUR”Yaşanan saldırı ile ilgili açıklama yapan öğretmen İlknur Keskin, yaşanan dolaydan dolayı çok üzgün olduğunu söyledi. Keskin, ”Bu vahim olayın bir eğitimle alakalı olarak gerçekleşmesine, insanlarımızın bu kadar vicdanını kaybetmesine gerçekten çok üzgünüm. Bu olaylar ilk defa yaşanmadı. Daha önceleri de bir çok kez meydana geldi. Birçok öğretmen arkadaşımız mesleklerinden dolayı görevlerini yerine getirirken, birçok sorunla karşılaştılar. İnşallah bu son olur. Bir daha tekrarı olmaz. Bu tür olaylar insanın toplumun vicdanını yaralamaktan, acı vermekten başka hiçbir şeye yaramıyor. Konu yargıya taşındı. Eşimin çapraz bağlarında kopma var. Belki ameliyat olacak. 3 araba dolusu insan tarafından saldırıya uğradık” dedi.

  • Yerli insansız taarruz helikopteri
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 12:47

    Türkiye Havacılık ve Uzay Sanayii TUSAŞ’ın bir süredir gizlilik içinde yürüttüğü proje gün ışığına çıktı. T-629 ismi ile yürütülen projeyle Türkiye milli imkanlarla insansız taarruz helikopteri üretecek. Halen envanterde bulunan Atak’lardan daha büyük olacak helikopter elektrikli motor kullanacak. (Haber: Özden Erkuş – Kamera: Yasin Güngör)

  • ‘Pitbullumu alırsanız kendimi vururum’
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 12:36

    Karaman’da yol uygulaması yapan jandarma ekipleri bir araçtaki beslenmesi yasak olan pitbull cinsi köpeğe el koymak istedi. Köpeğini vermek istemeyen kadın, başına dayadığı silahla intihar edeceğini söyleyerek görevlileri engellemeye çalıştı.Karaman’da bir kadın, pitbull cinsi köpeğine el konulmak istenince başına silah dayadı.Olay, bugün öğle saatlerinde, Karaman- Antalya karayolunda meydana geldi.Yol uygulaması yapan jandarma ekipleri, durdurulan araçta beslenmesi yasak olan pitbull cinsi köpeği görünce almak istedi.Görgü tanıklarının iddiasına göre jandarmanın köpeği alması üzerine aracından inen kadın, elindeki tabancayla havaya bir kez ateş açtı. “Köpeğimi alırsanız kendimi vururum” diyen kadın, ara ara silahı başına dayadı. Jandarma ekipleri, bölgede kontrol için bekleyen araç sürücülerini uzaklaştırdı.Kontrol noktasında olan bir sürücü, o anları cep telefonu ile görüntüledi. Görüntüleri çeken kişi, “Kadının pitbull köpeğini almak istediler ve kadın tabancayı çıkardı” dedi. Görüntüleri çeken kişi ve araçtakiler, güvenlik nedeniyle bölgeden uzaklaştırıldı.PİTBULL TARTIŞMASI YENİDEN GÜNDEMDE: RUHSATLI HALE GETİRİLMELİ

  • Ankara’da dizelden dönüştürülen elektrikli otobüs tanıtıldı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 12:35

    Ankara’da çevre dostu ulaşım için önemli bir adım atıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, kullanım ömrü dolmuş bir otobüsü, dizelden yüzde 100 elektrikliye dönüştürdü. Başkan Yavaş, 3 saatte tam şarj olan otobüsün tanıtımını yaparak “Bundan sonra Ankara’nın sokaklarında elektrikli otobüsleri göreceğiz” dedi.Ankara Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği’nin 2025 yılında şehir içi dizel toplu taşımayı kaldırma kararının ardından harekete geçti.Bu kapsamda kullanım ömrü dolmuş dizel otobüs, belediye iştiraki BELKA A.Ş. tarafından yüzde 100 elektrikli otobüse dönüştürüldü.”DÖNÜŞTÜRÜLECEK TAM 400 OTOBÜS VAR”Testleri başarıyla geçen otobüs için tanıtım programı düzenlendi.Programa katılan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Eski bir otobüsün tamamen elektrikli hale gelmesinin dönüşümünü sağladık. Şu anda sadece bizim belediyemizde eski model olup bu şekilde dönüştürülecek tam 400 tane otobüs var. Eski otobüsler hem hava kirliliği hem yakıt tüketimi açısından Ankara için son derece sakıncalıydı. Çünkü Ankara’da çok araç kullanılması ve diğer sebeplerden dolayı zaman zaman hava kirliliği yaşanıyor. Şu anda testler Avrupa standartlarına göre tamamlandı. Sanayi Bakanlığı’na müracaat ederek onayı aldıktan sonra artık seri üretmenin çaresine bakacağız. Bundan sonra Ankara’nın sokaklarında elektrikli otobüsleri inşallah göreceğiz” dedi.”3 SAATTE TAM ŞARJ OLUYOR”BELKA A.Ş. Genel Müdürü Dursun Çiçek ise, elektrikli otobüsün Türkiye ve Ankara için önemli bir gelişme olduğunu söyleyerek, “İnşallah bunun devamı gelecek. Yol testlerinde otobüsümüz ile 300 kilometre menzilli ideal koşullarda ise 400 kilometreyi de bulduk. 3 saatte tam şarj oluyor. Bu şarj bir günden daha fazla yetebiliyor. Otobüsümüzün kabaca maliyeti yerli bir otobüsün 3’te 1 fiyatına denk geliyor. Yakıt olarak aynı segment aynı yaştaki dizel otobüse göre 5’te 1 yakıt maliyeti var. Belediyemizin çalışanları ve imkanları ile bu dönüşümleri sağladık” diye konuştu.

  • Karadeniz, İç Anadolu’ya bağlanıyor: Eğribel Tüneli’nde sona yaklaşıldı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 12:31

    Karadeniz ile İç Anadolu bölgelerini birbirine bağlayacak 5 bin 900 metre uzunluğundaki çift tüplü Eğribel Tüneli’nde sona gelindi. Türkiye’nin en uzun üçüncü çift tüplü tüneli olacak Eğribel’de yıl sonunda geçiş sağlanacak. Giresun için 85 yıllık hayal olan tünelin bitirilmesiyle kışın kar ve tipi nedeniyle aksayan ulaşım, Eğribel Geçidi’nde kolaylaşacak.Karadeniz’le İç Anadolu bölgelerini Giresun ve Sivas üzerinden birbirine bağlayan, 2 bin 200 rakımlı Eğribel Geçidi’nde kışın kar ve tipi nedeniyle ulaşımın aksaması nedeniyle 1936’da ilk kez tünel projesi gündeme getirildi.Yıllardır yapımı tartışılan tünel için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca 5 bin 900 metre uzunluğunda çift tüplü Eğribel Tüneli Projesi hazırlandı.Giriş kotu bin 860 metre, çıkış kotu ise yüzde 2,86 eğimle bin 720 metre olacak 5 bin 900 metre uzunluğundaki çift tüp tünel ile güzergah, 6,5 kilometre kısalacak ve seyahat süresi 25 dakika azalacak.Tünelin bitirilmesiyle kışın kar ve tipi nedeniyle ulaşımın aksadığı Eğribel Geçidi’nde ulaşım kolaylaşacak.Tünelin açılmasıyla Giresun’dan Şebinkarahisar, Alucra ve Çamoluk ilçeleri ile Sivas arasında rahat ve konforlu ulaşım sağlanacak.Eğribel Tüneli’ndeki çalışmalarda sona gelindi. Rize’de ulaşıma açılan 14,3 kilometre uzunluğa sahip Ovit Tüneli ile Trabzon’da yapımı sürdürülen 14,5 kilometre uzunluğundaki Zigana Tüneli’nden sonra Türkiye’nin en uzun üçüncü çift tüplü tüneli olacak Eğribel’de, sığınma cebinin donatı, membran ve kaplama betonu imalatları ile araç geçişinin membran ve kaplama betonu imalatları sürüyor.Kiriş imalatları ile birlikte kablo kanalına ait kalıp, donatı ve beton imalatlarının da sürdürüldüğü tünelde kazı ve destekleme çalışmaları tamamlandı. Sağ tüpte 4 bin 397 metre ve sol tüpte 36 metre olmak üzere toplamda 4 bin 433 metre nihai kaplama betonu tamamlanan tünelden geçişlerin 2021 yılı sonlarına doğru yapılması planlanıyor.

  • Deniz çekilince ortaya çıktı: Her yıl görebiliriz
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 12:17

    Marmaris’in kırsal bölgelerinde deniz 1,5 metreye yakın çekildi. Kısmi çekilme sonucu sığ bölgelerde adacıklar ortaya çıktı. Bu durumun deprem veya tsunami belirtisi olmadığını belirten uzmanlar, durumu Marmaris’in jeofizik yapısına bağlıyor.Muğla’nın Marmaris ilçesi ve kırsal mahallelerdeki kıyı kesimlerde denizin çekilinde adacıklar ortaya çıktı.Atatürk Caddesi’nden İçmeler Mahallesi’ne kadar uzanan 11 kilometrelik sahili ile Selimiye, Bozburun, Orhaniye, Söğüt ve Adaağzı gibi kıyısı olan kırsal mahallerinde deniz 50 santim ile 1,5 metre arasında çekildi.İlçenin beş kilometre kırsalında bulunan Adaağzı mevkii açıklarında, denizin kısmi çekilmesiyle küçük adacıklar görüldü. Adacıklar martı ve çeşitli kuşların adresi haline gelirken, Marmaris merkezindeki Yat Limanı ve Kordon Caddesi’nde de iskelelerin temelleri açığa çıktı.Sahilde oltayla balık avlayan, plajda manzara seyredenler ve yürüyüş yapanlar, denizin çekilmesiyle oluşan görüntüleri, cep telefonlarıyla çekerek sosyal medya hesaplarından paylaştı.Jeofizik Yüksek Mühendisi Hakan Beyaz, olayın deprem habercisi olduğu iddialarını yalanladı. Deniz çekilmesinin Güney Ege ve Yunanistan adalarında meydana gelen depremlerle hiçbir alakası olmadığını söyleyen Beyaz, “Son yıllarda deniz çekilmeleri çok arttı. Gökova ve Güney Ege Bölgesi’nin kıyı gören şehirlerinde bu çekilmeleri görüyoruz. Yaptığımız incelemelerde son depremlerle değil atmosferik basınçlarla alakalı olduğunu görmekteyiz” dedi.Sıcaklıklardaki yükselişe dikkat çeken Beyaz, “Kış aylarında bahar ve yaz mevsimleri yaşamaktayız. Alçak basınç olduğu için kasım sonu ile mart arası bu çekilmeleri çok daha net görüyoruz. Bu çekilmeler deprem veya tsunami gibi belirtiler değildir. Marmaris’in jeofizik yapısı farklı olduğu için her yıl bu çekilmeleri göreceğiz. İlçe halkı deprem olacak endişesi yaşamasın, korkmasına gerek yok, tamamen doğal bir durum” ifadelerini kullandı.

  • Likya ve Noel Baba yolları AB destekli projeyle tanıtılacak
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 11:58

    İtalya’nın başkenti Roma’dan başlayan ve Antalya’nın Demre ilçesinde sona eren Avrasya Yolu ve bu yolun içinde yer alan Likya Yolu ile Noel Baba Yolu’nun tanıtımı için proje başlatıldı. AB fonlarından 100 bin Euro hibe alan proje bu yıl nisanda başlayıp bir yıl sürecek. Projenin Türkiye’deki ortağı olan Kültür Rotaları Derneği Başkanı Kate Clow (74), “Amacımız bu yollarda daha çok kişinin yürümesini sağlayarak, kısal alanda turizmi geliştirmek. Kırsal alanda yaşamını sürdüren bölge halkının, turizmden pay almasını sağlamak” dedi.Dünyanın en önemli 10 yürüyüş parkuru arasında gösterilen Likya Yolu ile Noel Baba Yolu’nun tanıtılması amacıyla Türkiye’den Kültür Rotaları Derneği’nin katılımcı olduğu bir AB projesi yaşama geçirilecek.Likya Yolu’nun ortaya çıkarılmasında büyük katkıları olan hem Türk hem İngiliz vatandaşı Kate Clow’un başkanlığını yaptığı Kültür Rotaları Derneği’nin katılımıyla yapılacak projeyle İtalya’nın başkenti Roma’dan başlayan ve Antalya’nın Demre ilçesinde sona eren Avrasya Yolu ve bu yolun içinde yer alan Likya Yolu ile Noel Baba Yolu’nun tanıtılması amaçlanıyor.Avrasya Yolu’nda Performatif Yolculuk adını taşıyan projenin startı Nisan 2021’de verilecek. Bir yıl sürecek proje, 1 Nisan 2022 tarihinde tamamlanacak. Projede Türkiye, Almanya, Polonya, Arnavutluk ve Yunanistan ortak olarak yer alacak. Projenin Türkiye ortaklığını Kültür Rotaları Derneği üstleniyor, koordinatörlüğünü de aynı dernekten Hüseyin Eryurt yürütüyor.Projenin Türkiye ortağı Kültür Rotaları Derneği Başkanı Kate Clow, beraberinde Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Barış Yüksel, Proje Koordinatörü Hüseyin Eryurt ile Demre’ye gelerek incelemeler yaptı. Proje hakkında bilgi veren Kate Clow, “Bir AB Ortak Kültür Mirası Projesi olan ‘Avrasya Yolu’nda Performatif Yolculuk’ adındaki projemiz, AB fonlarından 100 bin Euro hibe aldı. Projeyle İtalya’nın başkenti Roma’dan başlayan Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Yunanistan ve Türkiye’den geçerek, Antalya’nın Demre ilçesinde sona eren 4 bin kilometrelik Avrasya Yolu’nu tanıtmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda bu yolun içinde kalan Likya Yolu ve Noel Baba Yolu’nun da tanıtımını yapmış olacağız. Likya Yolu ve Noel Baba Yolu, Avrasya Yolu’nun bir parçası haline geldi.Projede Türkiye, Almanya, Polonya, Arnavutluk ve Yunanistan’dan performans sanatçıları, Avrasya Yolu üzerindeki üç antik kentte oyunlar sergileyecek. Oyunlarda beden atölyeleriyle yerel halkın katılımı sağlanacak. Bu etkinliklerin biri Türkiye’de Demre’deki bir antik kentte, diğer ikisi Arnavutluk ve Yunanistan’daki birer antik kentte yapılacak. Amacımız Avrasya Yolu’nu, dolayısıyla Avrasya Yolu’nun bir parçası haline gelen Likya Yolu’nu ve Demre’deki Noel Baba Yolu’nu tanıtmak. Bu yollarda daha çok kişinin yürümesini sağlayarak, kısal alanda turizmi geliştirmek. Kırsal alanda yaşamını sürdüren bölge halkının, turizmden pay almasını sağlamak” dedi.Kate Clow ayrıca Erasmus projesi kapsamında nisan ayı başında, 10 gönüllü yabancı öğrencinin Demre’ye geleceğini belirterek, “Bu ekip 6 hafta Demre’de kalacak. 6 hafta boyunca Likya Yolu’nda ve Noel Baba Yolu’nda rota temizleme ve işaretleme çalışması yapacak. Likya Yolu’nu ve Noel Baba Yolu’nu turizm sezonuna hazır hale getireceğiz. Öğrenciler, 6 hafta boyunca Demre’nin köylerinde kalacak. Yerel halka yolun önemini anlatacak” diye konuştu.

  • Sürücüsüz traktör 3 araca çarptı, 3 kişi son anda kendini kurtardı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 11:29

    Antalya’da sürücüsünün, akaryakıt istasyonunda çalışır vaziyette bıraktığı traktör, aniden hareket etti. Geri geri giden traktör çarptığı park halindeki 3 araca zarar verirken, yol ortasındaki palmiye ağacına çarparak durabildi.

  • Kripto para şikayetlerinde yüzde 8 bin artış
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 11:02

    Fiyat dalgalanmalarıyla dikkat çeken kripto paralarla ilgili şikayetlerde yüksek artış var. Şubat ayında şikayetlerin bir önceki yıla göre yüzde 8 bin 616 arttığı bildirildi. Bazı kullanıcılar alım satım sırasında yaşanan aksaklıklardan, bazı kullanıcılar ise hesaplarındaki paranın görünmemesinden şikayetçi oldu.Kripto para ile ilgili şikayetler son bir yılda yüzde 8 binden fazla arttı.Özellikle Bitcoin’e yapılan yatırımlar ve televizyonda çıkan haberler tüketicilerin kripto paralardan daha da haberdar olmalarına olanak sağladı.Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan araştırmaya göre nüfusa oranla en çok kripto para kullanan ülkeler arasında yüzde 16 ile dünyada 4’ncü, Avrupa’da ise ilk sırada yer alan Türkiye’de konuyla ilgili şikayet artışı da zirve yaptı.Bir gün önce zirve yapıp ardından yüzde 15’lik düşüşler görülen bu yatırım aracıyla ilgili şikayetlerde de adeta patlama yaşandı.Şikayetvar adlı internet sitesinin verilerine göre, kripto-sanal-dijital para borsasıyla ilgili 2018’de 2 bin 40, 2019’da 734, 2020’de 7 bin 425 şikayet geldi.Bu yatırım aracıyla ilgili 2019-2020 verilerine göre; kripto-sanal-dijital para borsasıyla ilgili şikayet artış oranı yüzde 912 oldu.Kripto paralarla ilgili 2020’de en çok şikayet edilen ay nisan olurken, 2021’in ikinci ve beşinci haftasında şikayetler zirve yaptı.HAFTALIK ORTALAMA ŞİKAYET SAYISI 10562021 Şubat ayıyla 2020’nin aynı dönemi karşılaştırıldığında kripto parayla ilgili şikayet artış oranı yüzde 8 bin 616’ya yükseldi.Bu yatırım aracına dair geçen yıl, haftada ortalama 139 şikayet gelirken, 2021’de haftalık ortalama şikayet sayısı 1.056’lara ulaştı. 2020 Şubat ayı verileriyle 2021 Şubat verileri karşılaştırıldığındaysa sektöre olan ilginin artışı ve artan şikayet sayısının yükselişi dikkati çekiyor. 2020 Şubat ayında kripto parayla ilgili toplam 109 şikayet gelirken, 2021 Şubat ayında bu sayının 9 bin 500’lere kadar yükseldiği görülüyor. Verilere göre kripto paralar en çok, “Kripto para yükselince satım yapmaya, düşünce alım yapmaya firmaların engel olması, transfer işlemlerinin yavaş olması, paranın hesaba geçmemesi, üye temsilcilerinin yatırım yapana kadar fazla ilgili davranıp zarara uğrayınca cevap vermemesi, hesap kapatma işleminin yapılamaması, sisteme giriş yapılamaması, ve hesabın firma tarafından sıfırlanması” gibi konulardan şikayetler yazıldı.Şikayetlerden birinde bir kullanıcı aynı gün yaptığı alış-satış işlemlerinden yüksek komisyon ücretleri alındığını söyledi. Kullanıcı şikayetini, “Kafasına göre farklı farklı kesintiler yapılmış.” sözleriyle dile getirdi. Başka bir kullanıcı kripto parasını başka hesaba aktarırken sorun yaşadığını belirterek destek ekibinin yokluğundan şikayet etti.PARA ÇEKMEDEKİ GECİKME İNSANI KORKUTUYORBir kullanıcı, şikayet mesajında para çekimi için telefona onay gelmediğini ve sorunla ilgili yazdığı maillere cevap verilmediğini belirtti. Kripto para alım satımında sorun yaşayan bir başka kullanıcı ise, “Para yatırırken maksimum 2 dakikada işlem gerçekleşirken para çekmede böyle problem olmamalı. Hem güven sarsıyor hem insan korkuyor.” ifadelerini kullandı. Borsa yükseldiğinde sistemin kapatıldığını belirten bir kullanıcı, “Borsanın yükseldiği anda sistemlerini kapatıp işlem yapılmasını izin vermeyen firma beni çok büyük zarara uğrattı. Lütfen artık biri bunlara bir ‘dur’ desin. Ben ve benim gibi birçok insan mağdur olduk!” şikayetinde bulundu. Diğer kullanıcılar da kripto para piyasası yükseldiğinde sistemin kapatılmasından şikayet etti. 10 BİN DOLARLIK YATIRIMIM GÖRÜNMÜYORBir kullanıcı hesabında bulunan 10 bin dolarlık kripto parasının artık gözükmediğinden şikayet ederken, bir diğer kullanıcı ise alım satımlardaki olağandışılıklara dikkati çekerek, “Kripto para alım satımı yapıyorum. Kaç defa denedim ve gözlemledim. Ben kripto parayı almadan önce hızlı hızlı artıyor, ama ne tesadüftür ki her alımdan sonra bu yükselmeler duruyor ya da hızlıca düşüyor. Bunun tesadüf olmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.BİLGİSAYARA BİTCOİN ZAMMI

  • ”Sen çocuk değilsin Özcan, panik yapacak bir şey yok”
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 10:47

    İstanbul Sultangazi’de kargo getirdiği apartmanın asansöründe kalan kargocu genci itfaiye sakinleştirdi. Asansörü açmak için uğraşan itfaiye görevlisi 20 yaşındaki Özcan Şahin’le devamlı konuşarak panik olmasını önlemeye çalıştı. Kapı açıldığında dışarı gülerek çıkan Özcan da kendisini kurtaran ekibe teşekkür etti.

  • 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı ne zaman bitecek?
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 10:30

    Kasım ayından bu yana uygulanmakta olan 20 yaş altı sokağa çıkma yasağı uygulamasının, 1 Mart itibariyle başlayacak olan normalleşme sürecinde kaldırılacağı düşünülüyor. Konunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılacak Kabine Toplantısı’nda netlik kazanması bekleniyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Mart itibariyle başlayacak olan normalleşme sürecine ilişkin yaptığı açıklamadan sonra, gözler 20 yaş altı vatandaşlara uygulanan sokağa çıkma yasağının kaldırılacağı tarihe çevrildi.Kasım ayında yayınlanan İçişleri Bakanlığı genelgesi ile uygulanmaya başlanan 20 Yaş altı sokağa çıkma yasağının 1 Mart itibariyle diğer kısıtlamalarla beraber kaldırılması beklenirken henüz bu konuya dair net bir açıklama yapılmadı.Konunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde yapılacak kabine toplantısında netlik kazanması bekleniyor.20 YAŞ ALTI VELİSİ İLE DIŞARI ÇIKABİLİR Mİ?Bakanlık tarafından yayınlanan genelgeye göre, 20 yaş altı gençler ve çocukların 30.05.2020 tarih ve 8558 sayılı Genelgede belirlenen çerçeve içerisinde yanlarında veli/vasisinin bulunması şartı ile herhangi bir belge aranmaksızın şehir içi ve şehirlerarası yolculuk yapmalarında bir engel bulunmuyor.Genelgede ayrıca şu ifadelere yer verildi:-Bazı üniversitelerde teknik eğitim veren mühendislik fakültesi/tıp fakültesi gibi bölümlerde yüz yüze eğitim devam etmektedir. Bu yaş grubundaki öğrencilere durumlarını belgelemeleri amacıyla üniversite yönetimince ders programını gösterir şekilde özel bir belge verilecek olup, bu belgenin gerektiğinde ibrazı ile 20 yaşın altındaki öğrenciler bu yaş grubu için getirilen sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacaktır.-20 yaş altı profesyonel veya milli sporcular, profesyonel veya milli sporcu olduklarını belgelemeleri kaydıyla sportif faaliyetleri (müsabaka, antrenman, bu amaçlarla seyahat vb.) kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacaktır.İSTANBUL 1 MART’TA AÇILIR MI?

  • İstanbul’da eski eşini öldürdüğünü 10 yıl sonra itiraf etti: Az bile yaptım
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 10:24

    İstanbul’da eski eşini öldürdüğünü 10 yıl sonra itiraf eden şüpheli, ‘Arkamdan çok işler çevirdi, dayanamadım öldürdüm’ dedi.  Adliyeye sevk edilen şüpheli gazetecilerin pişman mısınız sorusuna ‘pişmanım ama vicdan azabı duymuyorum’ diye cevap verdi.İstanbul Avcılar’da eski eşini 10 yıl önce öldürdüğünü itiraf eden şüpheli adliyeye sevk edildi. 17 Eylül 2011 tarihinden beri kayıp olan Güldane Biçerin yakınları bir televizyon programına kayıp başvurusunda bulundu.Güldane Biçer’i eski eşi Osman Biçer’in öldürdüğü ortaya çıktı. Cinayeti yıllar sonra itiraf eden şüphelinin cesedi Büyükçekmece Karaağaç’ta göl kenarına gömdüğünü itiraf etti. Olay yerinde kazı çalışması başlatan polis ekipleri, kadının kemik parçalarını, kıyafetlerini ve cüzdanını buldu.İddiaya göre, Güldane Biçer’in onu aldattığını ve bunun üzerine tartışmaya başladıkları öne sürüldü. Daha sonra Osman Biçer, eşini arayarak “Çatalca’da bir çiftlikte yaşayacağız çiftlik sahipleri, seninle tanışmak istiyorlar, Buraya gel” dedi.Biçer, eski eşini Karaağaç Mahallesi Eskice mevki’inde bulunan bir çiftlik arazisine götürdü. Daha sonra eski konuları gündeme getirerek aralarında tartışma başladı. Çıkan tartışmanın şiddetlenmesine üzerine Osman Biçer, yanında getirdiği bıçakla çeşitli yerlerinden bıçaklayarak olay yerinde öldürdü. Şüpheli, eşinin cesedini gömdükten 24 saat sonra Avcılar Firuzköy karakoluna giderek kayıp başvurusunda bulundu öğrenildi.Daha sonra ekiplerinin yaptıkları çalışmalar sonucunda Güldane B’nin bugüne kadar emniyet sistemlerinde yaşadığına dair bir hareket bulamazken, ekiplerin yaptığı çalışmalar neticesinde ifadesi alınmak üzere emniyete getirildi.”ARKAMDAN ÇOK İŞLER ÇEVİRDİ”Şüphelinin ifadesine göre “Arkamdan çok işler çevirdi, beni aldattı. Ev sahibim bile eşimin beni aldattığını söylüyordu. Dayanamadım öldürdüm, az bile yaptım” dediği öne sürüldü. Şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından Büyükçekmece Adliyesine sevk edildi.”PİŞMANIM AMA VİCDAN AZABI DUYMUYORUM”Osman Biçer, Büyükçekmece Adliyesine sevki gerçekleştirilirken gazetecilerin pişman mısınız sorusuna “pişmanım ama vicdan azabı duymuyorum” diye cevap verdi.

  • SON DAKİKA: Bingöl Karlıova’da 4,1 büyüklüğünde deprem
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 10:24

    AFAD’dan son dakika deprem açıklaması geldi. Bingöl Karlıova’da saat 12.48’de 4,1 büyüklüğünde deprem oldu. 6,96 kilometre derinlikteki sarsıntıda kısa süreli panik yaşandı. Vali Ekinci, şu an için olumsuz bir durum bulunmadığını bildirdi.Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) son dakika deprem açıklaması geldi.AFAD’ın internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, saat 12.48’de Bingöl’ün Karlıova ilçesinde 4,1 büyüklüğünde deprem kaydedildi.Depremin 6,96 kilometre derinlikte olduğu belirlendi. Sarsıntı, kısa süreli paniğe neden oldu.VALİ EKİNCİ’DEN AÇIKLAMADepreme ilişkin açıklama yapan Bingöl Valisi Kadir Ekinci, vatandaşlara geçmiş olsun dileğinde bulundu.”Şu an itibarıyla bir olumsuzluk bulunmamaktadır. Allah ülkemizi ve milletimizi korusun” diyen Ekinci, ekiplerin gerekli kontrolleri ve tespitleri sürdürdüğünü belirtti.DEPREM ANINDA NE YAPMALI?

  • THK, 6 kentteki taşınmazlarını satışa çıkardı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 10:21

    Türk Hava Kurumu (THK), Denizli, Bursa, Yalova, Aksaray, Kocaeli ve Düzce’deki bazı taşınmazlarını ihaleye çıkardı.THK’nin Resmi Gazete’de yer alan ilanına göre, Denizli’nin Pamukkale, Bursa’nın  Osmangazi ve Yalova’nın Çiftlikköy ilçelerinde bulunan 3 konut satılacak. Aksaray’ın merkez ilçesinde bulunan 1254 metrekarelik arsa, Kocaeli’de arsa paylı taşınmaz, Düzce’de bulunan 4 dükkan ve arsa ile kargir hamam ve pasaj vasıflı taşınmazın da satışı yapılacak. İhaleler, “www.winvestate.com” adresindeki e-teklif sistemi üzerinden elektronik teklif alma usulüyle gerçekleştirilecek.Şartname, aynı internet sitesinden e-şartname olarak temin edilebilecek.

  • Kış turizminin yükselen değeri: Isparta Davraz Kayak Merkezi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 10:02

    Akdeniz’in doğa ve kış turizmi merkezi haline gelen Isparta’nın Davraz Kayak Merkezi, uygun coğrafi yapısı, güvenli ortamı, her seviyedeki kayakçıya hitap eden pistleriyle kayakseverleri ağırlamayı bekliyor.Son zamanlardaki yatırımlarla kış ve doğa turizminin Batı Akdeniz’deki merkezi haline gelen Isparta’daki Davraz Kayak Merkezi, kayakseverlerin uğrak mekanları arasında bulunuyor.Uygun coğrafi yapısıyla her seviyedeki kayakçıya hitap eden Davraz, bu sezon misafirlerini corona virüs (Covid-19) tedbirleri doğrultusunda ağırlıyor.İnşaatı tamamlanan olimpik spor salonuyla iyileştirilen merkezde, 14 pist, yaklaşık 25 kilometre uzunlukta 4 telesiyej hattı bulunuyor.Acil durumlar için Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve sağlık ekipleri de merkezde hazır bekletiliyor.Genellikle Antalya, Konya, İzmir, Denizli ve Muğla gibi çevre illerden gelen kayakseverlerin tercih ettiği Davraz’da konuklar, 2 bin 635 rakımda Eğirdir Gölü manzarası eşliğinde kayak yapmanın tadını çıkarıyor.  Davraz’da 45 bin metrekarelik alana ekilen gül ve lavantayla yaz aylarında da ziyaretçilerin ilgisinin çekilmesi hedefleniyor.Davraz Kayak Merkezi Tesis Müdürü Murat Tarlak, uluslararası spor müsabakalarının merkezde düzenlenmesini hedeflediklerini söyledi. Bunun için çalışmalar yaptıklarını aktaran Tarlak, salgın nedeniyle çalışmaları tamamlayamadıklarını dile getirdi.Bu yıl Davraz’a yağışın geç geldiğine değinen Tarlak, şunları kaydetti: “Bu yıl karın geç gelmesini değerlendirdik, tesisleri hazır hale getirdik. Personelimize arama kurtarma ve yüksekte çalışma eğitimleri verildi. Tesislerimizi salgın sürecindeki genelgelere uygun hale getirdik. Dezenfeksiyon işlerimiz sabahları yapılıyor ayrıca maske, sosyal mesafe ve hijyen gibi gerekli önlemler alınıyor. Kızak bölgesine yürüyen bant projemiz var. Bunu da inşallah yaz ayında tamamlayacağız. Birinci etap dediğimiz ova kısmında ise üç otelimiz aktif olarak hizmet veriyor”Kayak merkezini işleten şirketin yönetim kurulu üyesi Abdullah Çelik ise salgın sürecinin tüm sektörleri etkilediğini ifade etti. Salgına yönelik tedbirlerin merkezde üst düzeyde tutulduğunu anlatan Çelik, şöyle konuştu: “Bakanlığın yayınlamış olduğu genelgelerle birlikte uygun bir kayak ortamını hazırlamış bulunuyoruz. Tüm misafirlerimizi bu güvenli ortama bekliyoruz. Merkezimiz potansiyeli çok yüksek bir yer. Davraz, Akdeniz Bölgesi’nin en önemli kayak merkezidir. Turizm Bakanlığının desteğiyle merkezde ciddi yatırımlar yaptık”Antalya’dan Davraz’a gelen Talha İnci de tesislerin çok iyi oluğunu belirterek, herkesi kayak merkezine davet etti.

  • Okul müdürü kaza kurbanı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:55

    Kayseri’nin Develi ilçesinde iki otomobilin çarpışması sonucu okul müdürü hayatını kaybetti, biri öğretmen iki kişi yaralandı.Kayseri’nin Develi ilçesinde Gökhan T.’nin kullandığı otomobil, Aşık Seyrani Caddesi’nde Fadime D. idaresindeki otomobille çarpıştıktan sonra savrularak, yol kenarındaki elektrik direğine çarptı.Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine polis, itfaiye ve 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi.Sağlık görevlileri, Gökhan T.’nin kullandığı otomobilde bulunan ve Pembe-Cesarettin Kocatürk Ortaokulu Müdürü olan 45 yaşındaki Kadir Yağlıoğlu’nun hayatını kaybettiğini belirledi.Aynı okulda öğretmenlik yapan Gökhan T. ile yaralanan diğer sürücü, Develi Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.

  • Bir tepside bin 386 baklava dilimi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:41

    33 yıldır baklavacılık yapan ve dünyanın en küçük baklava dilimlerini yaparak standart bir baklava tepsisine bin 386 baklava dilimi sığdıran Ahmet Özen, adını Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na yazdırmaya hazırlanıyor. 40 kat yufkadan elde edilen ve her biri yaklaşık 2 buçuk gram olan baklava tanelerini görenler ise şaşkınlıklarını gizleyemiyor.Sakarya’nın Serdivan ilçesinde tatlıcı dükkanı sahibi Gaziantepli baklavacı Ahmet Özen, akıl almaz bir rekora imza attı. Dünyanın en küçük baklava dilimlerini yaparak standart bir baklava tepsisine bin 386 baklava dilimi sığdıran tatlı ustası, adını Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na yazdırmaya hazırlanıyor. Her biri yaklaşık 2 buçuk gram olan baklava dilimlerini görenler ise şaşkınlıklarını gizleyemiyor.Baklavanın 40 kat yufkadan elde edildiğini dile getiren Gaziantepli tatlıcı Ahmet Özen, baklava dilimlerinin, kullanılan fıstık tanelerinden bile küçük hale getirerek hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. 2 buçuk gram ağırlığında ve kalori değeri 10 olan minik baklava dilimleri diyet yapan insanların da ilgi odağı oldu.Standart 88 dilimden oluşan baklava tepsisine rekor denemesi için ustalık ile sığdırılan bin 386 dilim fıstıklı Gaziantep baklavası Guinness Rekorlar Kitabı’na aday.Dünyanın en küçük baklava dilimlerini yaparak tepsiye bin 386 dilim baklava sığdıran Ahmet Özen, “Gaziantepliyim, 33 yıldır baklavacıyım bu mesleği yapıyorum. Mesleğimde hep güzel bir şeyler yapmaya gayret gösteriyorum. Bu meslek hayatımda hep küçük bir dilim baklava yapabilmeyi hayal ettim.Baklavayı yaptım, çok güzel oldu 40 katlı hamuru üst üste koyaraktan sanat icra etmenin çok zor olduğunu düşündüm. Ama yapınca da çok neşe aldım ve mutlu oldum. Guinness Dünya Rekorları Kitabı’na girerek ülkemizi temsil etmek için 40 katlı bir ve da 2 buçuk gram gelecek küçüklükte baklava yaptım.Türkiye’nin hatta dünyanın en küçük baklavasını yaptım diyebilirim. 3 buçuk kilogramlık bir tepside bin 386 dilim baklava bulunuyor. Bir kilogram baklavada 400 dilim var. Yani bir eve 1 kilogram alındığında bu küçük baklavadan 400 dilim götürebiliyorsunuz, o kadar küçük. Sadece 10 kalori ve 2 buçuk gram ağırlığında. 40 kat hamurdan 2 buçuk gramlık baklava yapabildiğim için çok mutluyum. Ülkem adına, firmamız ve kendim adına çok mutlu ve gururluyum. Daha da güzel başarılar elde etmek için elimizden gelen mücadeleyi göstereceğiz. Mesleğimizi severek yapmaya gayret göstereceğiz” dedi.Küçük baklava dilimlerini gören vatandaşların şaşırdığını ve yaptıkları baklavadan güzel geri dönüşler aldıklarını belirten Ahmet Özen, “Görenler çok ilginç buluyor, biz bunca zamandır hiç böyle bir şey görmedik, bunu nasıl başardın diyorlar. Ve nasıl aklıma geldiğini soruyorlar, diyet yapanlar oluyor ve bununla ilgili 10 kalori olduğu için iyi yorumlar yapanlar oluyor.40 katlı 2 buçuk gramlık ve 10 kalorilik baklava yiyerek hem şeker ihtiyacını götürebilir hem de diyetlerine devam edebilirler. İnsanlar çok sevdi, güzel dönüşler alıyoruz. Böyle bir fikir ürettiğimiz için bize de çok teşekkür ediyorlar. Biz de en güzelini yapmaya gayret göstereceğiz” diye konuştu.İçerisine konulan fıstık tanesinden bile küçük yaptıkları baklava ile Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na başvurduklarını aktaran Özen, “Baklavayı yaptıktan sonra ben de şok oldum içerisine koyduğumuz fıstıktan daha küçük. Bir fıstık içi büyüklüğünde baklava yaptık. 40 katı üst üste koymak, pişirmek güzel bir şey ülkem adına mutlu ve gururluyum. Başvuru sürecimiz ve görüşmelerimiz sürüyor. Dünyanın en küçük baklavasını yaptığımız için Guinness Rekorlar Kitabı’na başvurmaya karar verdik.Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi çok istiyorum. Ben çok araştırma yaptım ve 2 buçuk gramlık baklavayı hiç kimse yapmamış, hiç görmedim. Türkiye’de bunu kim yapar anca baklavacılar, Gaziantepliler yapar. Biz de bu mesleğimizi çok severek yapıyoruz, 33 yıllık bir emeğimiz var. Bizde emeğimizi en güzel ve üst noktalara taşıyabilmek için mücadele, gayret gösteriyoruz. 33 yıllık emeğimin sonunda dünyanın en küçük baklavasını yaptım” şeklinde konuştu.

  • Ayşe Nazlı Kınacı öldürülmeden önce defalarca mesaj atmış: Beni al korkuyorum
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:39

    İzmir’de ormanlık alanda battaniyeye sarılı halde ölü bulunan Ayşe Nazlı Kınacı cinayetinde yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Genç kızın öldürülmeden hemen önce arkadaşına konum bilgisi ve ‘beni al, korkuyorum’ şeklinde mesajlar atarak yardım istediği tespit edildi. Katil zanlısının olayı gizlemek için kızlarını arayan aileye yardım etmeye çalışıyormuş gibi göründüğünü de belirlendi.İzmir’in Menderes ilçesinde ormanlık alanda öldürülen Ayşe Nazlı Kınacı’nın olaya ilişkin mesajları açığa çıktı.  Olay, 19 Şubat akşamı Atatürk Mahallesi Yaren Tepe mevkisindeki bir ormanlık alanda meydana geldi. Battaniyeye sarılı halde kadın cesedi bulan görevlinin ihbarı üzerine ekipler harekete geçti.Cesedin 15 Şubat’ta Alsancak Polis Merkezi’ne hakkında kayıp başvurusu yapılan Ayşe Nazlı Kınacı’ya ait olduğunu belirledi.İTİRAFIN ARDINDAN TUTUKLANDIGelişme üzerine soruşturmayı İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri devraldı. Tespit edilen katil zanlısı Taylan Özgür İmal saklandığı evde yakalandı. Cinayeti itiraf eden İmal, tutuklandı.ACILI BABA KONUŞTUAyşe Nazlı’nın babası Altan Kınacı, “Kızım 13 Şubat’ta kız arkadaşının sevgilisinin evine gidiyor. Orada çıkan tartışmadan sonra sakinleşmek için bölgedeki bir parkta hıçkırarak ağlarken yanına Taylan Özgür İmal denen cani geliyor ve teskin etme bahanesiyle yaklaşıyor. Birkaç saat yanında durduktan sonra, kızım ona telefonunu kullanıp kullanamayacağını soruyor, o da veriyor. Telefonla arkadaşı Özlem’e, Taylan’ın telefondan yazıyor. Ardından Taylan, kızımı sahile götürüyor. Biz o akşamdan itibaren kızımdan haber alamıyoruz. Orada kızıma ne yedirip, içirdi bilmiyoruz. Bir şey verdiğinden eminim çünkü kızım kendini kolayca teslim edecek biri değildi” dedi.KATİL ZANLISI YARDIM EDİYOR GİBİ DAVRANMIŞAyşe Nazlı’nın arkadaşı Özlem Ö’ye attığı mesajların kendilerine geç iletildiğini belirten baba Kınacı, bu sürede buluştukları İmal’ın soğukkanlılıkla yardım etmeye çalışıyormuş gibi göründüğünü belirtti.Kınacı, “13 Şubat Cumartesi günü Özlem bana kızımın gönderdiği mesajlardan bazılarını attı. Mesajların geldiği numarayı hemen aradım ancak kapalıydı. Bir gün sonra tekrar aradım ve bu sefer telefon açıktı. Karşımdakine kim olduğunu sorduğumda ‘Taylan’ şeklinde cevapladı. Biz onun cani olduğunu bilmiyorduk. Bana telefonda, ‘Kızını parkta gördüm ve ağlıyordu. Teskin etmek için yanına oturdum ve konuştuk. 3-4’e saate kadar arkadaşım gelecek diyerek ayrıldı’ dedi. Ben de Ürkmez’e gittim ve Taylan’la buluştum. Kızımı son gören o olduğu için beraber karakola da gittik. Hatta yardımcı olduğu için kendisine teşekkür ettiğim gibi cebine para koymayı bile düşündüm. İzmir’e dönerken yeniden beni arayıp, evine misafir etmek istediğini söyledi. 16 Şubat Salı günü bir duyum alıp almadığını sormak için bir kez daha aradığımda, ‘İnşallah bulacağız abi’ dedi. Aynı günün gecesi Özlem, kızımın kendisine 13 Şubat’ta o caniyle nasıl mücadele ettiğini gösteren mesajları attı. Mesajlarda konum, fotoğraf ve ses kayıtları vardı. Hemen bölgeye gittik ve aramaya başladık. Bizi yanıltan Özlem oldu. Ona kızımı sorduğumda ‘Bilmiyorum’ dedi. Bu mesajları bize hemen atsaydı belki de kızımı canlı olarak bulabilirdik” ifadelerini kullandı.ZANLININ YALAN SÖYLEDİĞİNİ MESAJLARLA KANITLANDIAcılı baba, katil zanlısı İmal’ın ifadesinde “Ayşe Nazlı ile kendi rızasıyla birlikte olduk” diyerek yalan söylediğini, bunun mesajlar ve ses kayıtlarıyla kanıtlandığını vurguladı. Kınacı, “Eşimle sürekli Ürkmez’e gidip geldik. Dedektif gibi tüm belgeleri hazırlayıp, polise sunduk. Ekipler de kendi çocukları gibi ilgilendiler. Perşembe gecesi polislerle birlikte olay yerine gittik. Bir gün sonra eşimle kaldığımız otelin lobisinde bir kadın, ‘Ceset bulunmuş’ dedi. Hemen olay yerine gittik ve cenazeyi gördük. 20 senedir saçının teline kıyamadığım kızımın ölüsünü gördüm. Allah hiçbir ebeveyne o görüntüyü görmeyi yaşatmasın. Cani verdiği ifadede kızımızın kendisiyle rızasıyla birlikte olduğunu söylemiş. Ancak bu doğru değil. Arkadaşına gönderdiği belgelerde isyan ettiği açık olduğu gibi Özlem’e adeta yalvarıyor. Bulunduğu yerin konumunu, fotoğrafını ve ses kayıtları atıyor. O cani, kendini kurtarmak için kızımın onuruna dil uzatıyor. Biz çocuklarımızı Türk örf ve adetlerine göre yetiştirdik. Kızımız, bizim boynumuz yere eğilmesin diye bu mesajları göndermiş. Özlem’i de kızımdan ayırmam. Haftada birkaç gün biz de kalırdı. Ancak tamamen onun ihmalkarlığı var” diye konuştu.’ALLAH KİMSEYE YAŞATMASIN’Katil zanlısı İmal’ın en ağır cezayı alması için mücadele vereceklerini belirten acılı baba, “Bu caninin 2017’de yaralamadan cezaevine girdiğini ve uyuşturucu kullanan biri olduğunu öğrendik. Kızıma da uyuşturucu verdiğinden adım gibi eminim. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Başka şekilde de hayatını kaybedebilirdi ama bu çok acı. Kızımın cenazesini tek parça halinde bulduğuma da şükrediyorum. Başka aileler yanmasın. Bu adamın en ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.

  • Küçük Cemre hastalanan köpeğini sırtında veterinere götürdü
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:35

    Ordu’nun İkizce ilçesine bağlı Düzpelit köyünde 9 yaşındaki Cemre Su Türköz, rahatsızlanan köpeğini sırtında taşıyıp, köye gelen veterinerin yanına götürdü. Cemre’yi sırtında köpekle görünce çok şaşırdığını anlatan Veteriner Hekim Ogün Öztürk, “Küçük bir çocuğun bunu düşünmesi ve karda yanıma gelmesi beni mutlu etti” dedi.Ordu’da Düzpelit köyünde yaşayan Cemre Su Türköz’ün köpeği Pamuk, bir süredir kaşınmaya başladı. Köpeğinin hastalandığını düşünen Cemre Su, veteriner hekime gitmek istedi. Ancak etkili olan kar yağışı nedeniyle Cemre, ilçe merkezine inemedi.Cemre, geçen günlerde hastalanan bir inek için köye veteriner hekim geldiğini öğrendi. Köpeği Pamuk’u sırtına alan Cemre, karlı yolda ilerleyerek Veteriner Hekim Ogün Öztürk’e ulaştı. Tam köyden ayrılmak üzereyken Cemre ve köpeğini gören Öztürk, hemen çocuğun yanına gitti. Pamuk’u muayene eden ve dış parazit iğnesi vuran Öztürk, Cemre’nin fotoğraflarını çekip sosyal medyadan paylaştı. Küçük kızın hayvan sevgisi sosyal medyada da büyük ilgi gördü.”CEMRE’NİN BU DAVRANIŞI YÜREKLERİMİZİ ISITTI”O anları anlatan Veteriner Hekim Öztürk, “Düzpelit köyüne bir ineği tedavi etmek için gitmiştim. İneğin tedavisini yaptıktan sonra köyden ayrılmak üzereydim, eşyalarımızı arabaya yüklüyordum. Tam bu sırada ‘veteriner abi’ diye bir ses duydum. Köpeğini sırtına almış, bana doğru gelen çocuğu gördüm. Yanıma geldi ve köpeğinin hasta olduğunu, sürekli kaşındığını, kardan dolayı ilçe merkezine inemediğini ve köpeğini muayene ettiremediğini anlattı. Hemen köpeği muayene ettim, parazit iğnesi vurdum. Bütün muayenelerini gerçekleştim, herhangi bir sağlık problemi yoktu. Sonra cebinden yaklaşık 7 lira uzattı ama kabul etmedim. ‘Senin canın sağ olsun her şey para değil’ dedim ve köyden ayrıldım. Cemre’nin bu davranışı çok hoşuma gittiği için tekrar köye gittim, Cemre’yi ziyaret ettim. Bana çok teşekkür etti, ben de köpeğine hediyeler götürdüm. Artık günümüzde hayvanlara karşı aşırı şiddet var, bu olaylar hepimizi üzüyor ama Cemre’nin bu davranışı yüreklerimizi ısıttı, güzel bir örnek oldu. 9 yaşında küçük bir çocuğun bunu düşünmesi ve karda yanıma gelmesi beni mutlu etti” diye konuştu.ORMANDA BU HALDE BULUNDU

  • Boşanmak isteyen mahkemeyi bekledi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:21

    TÜİK verilerine göre; geçen yıl evlenme ve boşanma verilerine pandemi damga vurdu. Nisan ve mayıs aylarında yargılamalarla ilgili süreçlerin durdurulmasının ardından temmuz ayında boşanma sayısı tavan yaptı. Bir önceki yıla göre yüzde 70 artış yaşandı.NTV.COM.TRGeçen yıl evlenen çiftlerin sayısı yüzde 10.1; boşanan çiftlerin sayısı ise yüzde 13.8 azaldı.Türkiye İstatistik Kurumu, 2020 evlenme ve boşanma istatistiklerini yayınladı.Verilerde beklenildiği gibi pandemi ve kısıtlamaların etkisi net bir şekilde görülüyor.Bilindiği gibi yargılamalarla ilgili süreçler Cumhrubaşkanı Kararnamesi ile 13 Mart-15 Haziran tarihleri arasında durdurulmuştu. Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) da corona virüs önlemleri kapsamında duruşmaların da aynı tarihe kadar ertelendiğini duyurmuştu.Karara bağlı olarak geçen yıl nisan ve mayıs aylarında boşanma sayısı dibe vurdu. Başvuruların başlamasıyla birlikte haziranda 6 bin 536 boşanma gerçekleşti.Boşanma sayısı 2019 yılı nisan ayındaki 14 bin 496’dan yüzde 96.1 azalarak 2020 yılının aynı ayında 562’ye gerilerken, 2019 yılı mayıs ayındaki 14 bin 555’den yüzde 96.2 azalarak 2020 yılının aynı ayında 548’e geriledi.TEMMUZDA BÜYÜK ARTIŞDikkat çeken artış ise temmuz ayında yaşandı. Biriken talepler nedeniyle temmuz ayında boşanma sayısı da yüzde 70’e yakın artarak 23 bin 25 olarak gerçekleşti.Yıl geneline bakıldığında ise boşanma sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13,8 azalarak 135 bin 22 oldu. Evlenen çiftlerin sayısı ise 2019 yılında 542 bin 314 iken 2020 yılında %10,1 azalarak 487 bin 270 oldu.Evlenme sayısı aylara göre incelendiğinde, 2020 yılının nisan ve mayıs aylarında önemli bir azalma görüldü.Corona virüs önlemlerinin sertleştiği bu dönemin ardından bir önceki yıla paralel olarak haziran, temmuz ve ağustos aylarında artış yaşandı. 

  • Alaplı Çayı’nda İsrail sazanı tehdidi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:18

    Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde bulunan çayda, diğer balık türlerinin yumurtalarıyla beslenmesiyle bilinen İsrail sazanının çoğalması, endişe yarattı. Balıkçılar, yılda 9 kez üreyebilen İsrail sazanına karşı önlem alınmasını istedi.Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde Gümeli yaylalarından gelerek ilçe merkezinden Karadeniz’e dökülen Alaplı Çayı’nda son 5 yılda hızla üreyen halk dilinde istilacı balık olarak bilinen İsrail sazanı baskın tür haline geldi. Çaydaki yerli tatlı su balıklarının yumurtalarını yiyerek beslenen İsrail sazanı amatör olta balıkçılarını endişelendirdi. Balıkçılar, günde ortalama 100 İsrail sazanı avladıklarını, diğer balık türlerini ise avlayamadıklarını anlattı. Amatör olta balıkçısı Burhan Türkoğlu, İsrail sazanı yüzünden diğer yerli balıkların tükenme noktasına geldiğini belirterek, “Bu balık türü İsrail sazanı olarak biliniyor. Alaplı Çayı’na zamanında kim bıraktı bilmiyorum ama bu tür, yerli tatlı su balıklarını yok ediyor. Yumurtalarını yiyerek besleniyor. Bundan dolayı da Alaplı çayında yerli balık nesli tükenmekle karşı karşıya, İsrail sazanı iste hızla çoğalmaya başladı. Günde neredeyse amatör olta balıkçıları 100 tane İsrail sazanı yakalıyor. Ben bu işi de hobi olarak yapıyorum. İsrail sazanı da pek yiyen kimsede yok. Yerli balıklarını yok olmaması için İsrail sazanına bir an önce çözüm bulunması gerekiyor” dedi.YILDA 9 KEZ AĞIRLIĞININ YÜZDE 30’U KADAR YUMURTA BIRAKIYORAlaplı Belediyesi Sokak Hayvanları Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Veteriner Hekimi Arif Aktürk, çayda birkaç yıldır İsrail sazanı türünün hızla arttığını söyledi. Bu türün diğer balık türlerinin varlığını azalttığını ifade eden Aktürk, şöyle konuştu:”Son birkaç yıldır Alaplı Çayı’nda sayıları hızla artan ve halk arasında İsrail sazanı olarak bilinen sazan türü, ülkemiz flora ve faunası için tehdit oluşturmaktadır. Bu balık türü ülkemize aşılama yoluyla girdiği bilinmektedir. Ayrıca bu tür ileride çok büyük sorunlar teşkil edeceğinden dolayı endemik türlerini, yani yerli balıkları da yok etmektedir. Eti lezzetsiz ve kılçıklı olduğu için tüketimini de uygun görülmemektedir. Onun için birçok ülkede balık unu olarak kullanılmaktadır. Yılda 9 kez yumurtluyor her yumurtlamasında ağırlığının yüzde 30’u kadar yumurta verir. Birçok yerli balığın ve türünü tahribatına yol açmaktadır. Bu hızlı üremenin önüne geçilmesi gerekmektedir.ÇIKARDIĞI SESLERLE İLGİ ODAĞI OLDU

  • Seri katil Mehmet Ali Çayıroğlu’nun cezası belli oldu
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:17

    Ordu ve Samsun’da 12 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Mehmet Ali Çayıroğlu’na 3 ayrı davada 5 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıl hapis cezası verildi.Ordu ve Samsun’da, 12 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Ordu’da yürütülen soruşturma kapsamında ”yangın çıkarmak suretiyle eziyet çektirerek, tasarlayarak öldürmek”, ”gasp” ve ”yağma” suçlarından 8 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 60 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanan seri katil Mehmet Ali Çayıroğlu hakim karşısına çıktı.Ordu’nun Akkuş ilçesinde şarküteri işleten Mehmet Ali Çayıroğlu, 2018 yılında 2 ayrı gasp olayının şüphelisi olarak yakalanıp, gözaltına alındı. Devam eden soruşturmada, Ordu ve Samsun’da 12 kişinin ölümüyle bağlantısı olduğu ortaya çıkan Çayıroğlu, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Genişletilen soruşturmada Mehmet Ali Çayıroğlu’nun 19 Ocak 2018’de cezaevinden çıktığı, ilk cinayeti 10 Şubat 2018’de işlediği saptandı. Çok sayıda suçtan sabıkalı olan Çayıroğlu’nun 12 kişiyi yangın çıkararak, silahla ya da zehirleyerek öldürdüğü belirtildi.İDDİANAME HAZIRLANDIOrdu’nun Akkuş ve Ünye ilçelerinde işlenen 9 cinayetle ilgili soruşturma Akkuş Cumhuriyet Savcılığınca yapıldı. 8 cinayet ile ilgili soruşturmasını tamamlayan savcılık, dosyayı ağır ceza mahkemesi bulunan Ünye Adliyesi’ne gönderdi. Ünye Cumhuriyet Başsavcılığı da Mehmet Ali Çayıroğlu hakkında ‘yangın çıkarmak suretiyle eziyet çektirerek, tasarlayarak öldürmek’, ‘gasp’ ve ‘yağma’ suçlarından 8 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 60 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. Tamamı 2018 yılında işlenen 8 cinayetle ilgili hazırlanan iddianame, Ünye Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.Çayıroğlu’nun Samsun’da işlediği öne sürülen 3 cinayetle ilgili de soruşturmanın sürdüğü bildirildi.SON SAVUNMASINDA SUÇLAMALARI REDDETTİÜnye Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu bulunduğu Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS ile katılan sanık Mehmet Ali Çayıroğlu, son savunmasında suçlamaları kabul etmedi.Çayıroğlu, “Bu olayların hiçbirini işlemedim. Allah katında içim rahat. Ben öyle bir insan olsam şu an cezaevindeki herkese sarardım. Bu olayları kim yaptıysa Allah’a havale ediyorum. Allah onları kahretsin. Ben kendi halinde birisiyim. Bu suçu benim üzerime atanların Allah cezasını versin. Suçsuzum. Benim geçmişim göz önüne alınıyor. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Elinize ayağınıza düştüm. Yapmayın. Benim adam öldürdüğüm yok. Şaşırdım kaldım” diye konuştu.KARAR AÇIKLANDIÇayıroğlu’nun yargılandığı 3 ayrı davada karar verildi. Seri katil, Sabri Güneş (68), Hasan Güneş (53), Zahide Güneş (59), Senayi Türedi (54) ve Ümit Türedi’yi (56) ”kasten öldürme” suçundan 5 kez ağırlaştırılmış, ”nitelikli yağma” suçundan ise 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dursun Kurt’un (70) ölümüyle ilgili delil yetersizliği nedeniyle Çayıroğlu’nun beraatına karar verildi.

  • Bu mantar altın değerinde: Kilosu 3-4 bin lirayı geçiyor
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:07

    Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi’nde laboratuvarında yetiştirilen ‘reishi mantarı’ altın değerinde… Uzak Doğu’da bilinen, ülkemizde de yavaş yavaş yaygınlaşan bu mantar, çok sert olduğu için yenemiyor ancak çayı yapılıyor ya da kahvelere ekleniyor. Tıp Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ertuğrul Kaya, ‘‘Bağışıklığı güçlendiren bu mantarın kilosu 3-4 bin lirayı geçiyor’’ dedi.

  • Kafeler ve restoranlar ne zaman açılacak?
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:04

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı normalleşme süreci açıklaması sonrası esnaf ve vatandaşlar, cafeler ve restoranlar ile ilgili yapılacak açıklamaları beklemeye başladı. Peki, cafeler ve restoranlar ne zaman açılacak? Bugün yapılacak Bilim Kurulu toplantısı’nın ardından yapılan açıklamada bu konuya değinilmesi bekleniyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta yaptığı 1 Mart itibariyle başlayacak kademeli normalleşme süreci açıklaması ile birlikte, cafeler ve restoranlar ne zaman açılacak sorusu tekrar gündeme geldi.Kafe, restoran ve lokantaların açılış tarihi ile ilgili henüz net bir tarih verilmezken bir sonraki kabine toplantısında konuya ilişkin açıklama yapılması bekleniyor.Yapılan son Kabine Toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan kısıtlamalarla ilgili açıklamalarda bulunmuştu.Erdoğan, cafe ve restoranlara ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermişti:”Restoran, kafe, kıraathane ve benzeri esnafımızı rahatlatacak adımların yol haritası önümüzdeki günlerde açıklanacaktır.”BİLİM KURULU ÜYESİ MUSTAFA NECMİ İLHAN CAFE VE RESTORANLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPTIBilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, 7 günlük veriler ışığında, hastalığın seyrine göre il hıfzıssıhha kurullarınca bölgesel kararlar alınabileceğine ve belli faaliyetlere aşama aşama geçilebileceğini söyledi.Salgının seyrine göre il hıfzıssıhha kurullarının alacağı kararlar doğrultusunda restoran, kafe ve lokantaların belli kurallar çerçevesinde kapılarını yeniden açabileceğini aktaran İlhan, “İşletmeler, il bazında hastalık seyri ve aşılama oranları göz önünde tutularak açılabilecek. Bunlar yerinde alınacak kararlar doğrultusunda hayata geçirilecek. Restoran, kafe ve kıraathane gibi yeme içme sektörüne yönelik adımların yol haritası önümüzdeki günlerde belli olacak. Bunun için çalışmalar yürütülüyor, analizler yapılıyor, kriterler belirleniyor.” şeklinde konuştu.”MEKANLARDA BULUNMA SÜRESİNE KISITLAMA GETİRİLEBİLİR””Bu dönemde özellikle bulaşma hızı yüksek olan mutasyonlu virüsün de etkisi göz önünde tutulmalı. Çünkü geçmiş dönemde virüsün bulaş hızı bu derece değildi. O nedenle yeme içme sektörünün il bazında salgın seyri göz önünde tutularak açılması halinde yine Bakanlığımızca belirlenen kurallar uygulanmalı. Sıkı kurallar ve denetlemeler çerçevesinde, yemek yenilen iç mekanlara kapasite sınırlaması getirilebilir. İşletme personeline düzenli olarak Kovid-PCR testi yapılabilir. İşletme personeline ilerleyen süreçte aşı yapılabilir. Müşterilerden mekana alınmadan önce HES kodu istenebilir. Girişte, kişilerin ateş ölçümü yapılabilir. Öte yandan, mekanda masalar arasındaki mesafe en az 1,5-2 metre olacak şekilde yerleştirilebilir ve masada çapraz oturma düzeni oluşturulabilir. Maskeler ancak ve ancak yemek yenilirken çıkarılabilir. Müşterilerin mekanda bulunma süresine sınırlama getirilebilir. Bulaşma riskinin önlenebilmesi amacıyla, söz konusu mekanlarda müşterilerin yüksek sesle konuşmasına ve ortamda canlı müzik yapılmasına izin verilmeyebilir.”İSTANBUL 1 MART’TA AÇILIR MI?

  • DAEŞ’li terörist, İstanbul’da tabur komutanlığını gözetlerken yakalandı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:03

    İstanbul’da Yenibosna İnzibat Tabur Komutanlığı’nı ağaca çıkarak gözetlerken yakalanan kişi, DAEŞ’li terörist çıktı. Yakalanan teröristin ifadesinde “Köpekten kaçıyordum” dediği öğrenildi.İstanbul’da 20 Şubat’ta saat 02.10 sıralarında Yenibosna İnzibat Tabur Komutanlığı’nı ağaca çıkarak gözetleyen bir kişi ihbar üzerine yakalandı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, “Askeriyenin yanında ağaca tırmanmış, askeriyeyi gözetleyen şahıs var” ihbarı üzerine harekete geçti.Polis, şüpheli Muhammed Yahya E.’yi yakalayarak gözaltına aldı.DAEŞ’li olduğu belirlenen teröristin üzerinden DAEŞ ile bağlantılı görseller ve dokümanlar çıktı.Türk vatandaşı Muhammed Yahya E. salı günü tutuklanarak cezaevine gönderildi.Bu arada teröristin ağaca çıkıp taburu gözetlemesi güvenlik kamerasına yansıdı. Teröristin bir süre tabur çevresinde dolaştıktan sonra ağaca çıktığı görülüyor.SAVUNMASINDA KÖPEKTEN KAÇTIĞINI SÖYLEDİTeröristin ifadesinde “Köpekten kaçıyordum” dediği öğrenildi. Muhammed Yahya E.’nin, 15 gün önce Antalya’dan İstanbul’a geldiği belirtildi. Zanlının, polis ekiplerine gözaltı işlemi sırasında “Siz kafirsiniz” diye bağırdığı kaydedildi. Örgüt bağlantısını kabul etmeyen zanlının yanındaki valizde ise kıyafetlerinin olduğu öğrenildi.

  • Ticaret Bakanlığı sürekli işçi alımı kura sonuçları açıklanıyor
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 09:01

    Ticaret Bakanlığı tarafından İŞKUR aracılığıyla gerçekleştirilecek sürekli işçi alımı için kura çekimi sonuçları canlı yayında açıklanmaya devam ediyor.Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) aracılığıyla 15 Şubat- 19 Şubat tarihleri arasında Ticaret Bakanlığı sürekli işçi alımı başvuruları yapılacağı duyurulmuştu.Bugün adaylar için büyük gün. Kura çekilişi saat 11.00 itibariyle başladı. Covid-19 önlemleri kapsamında kura çekilişinin yapıldığı Ticaret Bakanlığı Konferans Salonu’na adaylar alınmıyor. Adaylar kura çekilişini bakanlığın sosyal medya hesaplarından canlı olarak takip edebilecekler.Asıl ve yedek adaylara ilişkin liste kurumun internet sitesi www.ticaret.gov.tr adresinde ilan edilecek.Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) aracılığıyla 15 Şubat- 19 Şubat tarihleri arasında  sürekli işçi alımı başvuruları yapılacağı duyurmuştu.”Ticaret Bakanlığı Döner Sermaye Teşkilatı birimlerinde Sürekli İşçi Kadrosunda çalıştırılmak üzere Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) aracılığıyla sürekli işçi alınacaktır” açıklamada ifadelerine yer verildi.İŞ-KUR tarafından gönderilen listeler esas alınmak suretiyle açık iş ilanı sayısının dört katı kadar asıl ve aynı sayıda yedek aday için noter huzurunda kura çekimi yapılacak. 

  • Yunanistan’a kaçmaya çalışan 3 FETÖ şüphelisi yakalandı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 08:52

    Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Edirne sınır hattından Yunanistan’a kaçmaya çalışan 3 Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubunun yakalandığını bildirdi.Edirne sınır hattından Yunanistan’a kaçmaya çalışan 3 FETÖ mensubu yakalandı.Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:”Hudut personelimiz tarafından Edirne sınır hattının çeşitli bölgelerinde Yunanistan’a kaçmaya çalışan 3 şahıs yakalandı. Yapılan incelemelerde şahısların KHK ile kamu görevinden ihraç edilen ve FETÖ terör örgütü mensubu olmaktan kaydı bulunan kişiler olduğu belirlendi.”

  • Avukatlık yerine çobanlığı tercih etti
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 08:44

    Eskişehir’de 2019 yılında avukatlık ruhsatını almasının ardından bu mesleği yapmak yerine çobanlığı seçen Kadir Çelik, 200 küçükbaştan oluşan sürüsüyle meralarda dolaşıyor. Kadir Çelik, “Şimdi hayvanlarımla mutluyum. İnsanlar kendi sevdikleri işi yapmaktan ziyade paraya bakıyor, ‘Önce kazancım olsun daha sonra mutlu olurum’ diye düşünüyorlar ama huzurlu değiller. Ben huzurluyum” dedi.Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde yaşayan Kadir Çelik, babasının hayalini gerçekleştirmek için 2013 yılında Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı.Mezuniyetinin ardından 2019’da stajını tamamlayıp avukatlık ruhsatını alan Çelik, o günden sonra mutlu olduğu şekilde yaşamak için çoban oldu.Annesinin, babasının ve 4 kardeşinin desteğiyle şimdilerde yaklaşık 200 küçükbaş hayvanıyla meralarda dolaşan Çelik, ihtiyaç durumunda kendisine danışanlara hukuki destek vermeye de çalışıyor.Kadir Çelik,  Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesinin yanı sıra Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi’nde İşletme Bölümü ile Laborant ve Veteriner Sağlık Önlisans Programını bitirdiğini söyledi.Geçen yıl da askerlik görevini tamamladığını ifade eden Çelik, şöyle konuştu: “Eskişehir Barosu’na kayıtlı avukatım. Öğrencilik hayatım boyunca da bir hukuk bürosunda çalıştım. Stajımı da tamamlayıp 1,5 yıl önce avukatlık ruhsatımı aldım. Ruhsatım da baroya kaydım da öylece duruyor. Avukatlık yapmayı şu an için düşünmüyorum. Şimdi hayvanlarımla mutluyum. İnsanlar kendi sevdikleri işi yapmaktan ziyade paraya bakıyor. ‘Önce kazancım olsun daha sonra mutlu olurum.’ diye düşünüyorlar ama huzurlu değiller. Ben huzurluyum. Bir ihtiyacım da yok. Paramızı da kazanıyoruz. Bir sıkıntım olduğunda babama ve amcama danışıyorum. Ağabeyim ve annem de yardımcı oluyor. Şu anda yaklaşık 200 küçükbaş hayvanımız var.”Çelik, babasının hayalini gerçekleştirmek için hukuk fakültesini bitirip avukat olduğunu belirterek, avukatlık ruhsatını aldığı gün yaptığı konuşmada babasının hayalini gerçekleştirmekten duyduğu mutluluğu dile getirdiğini anlattı.Daha sonra kendi yoluna baktığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti: “Kendi mutlu olduğum şekilde yaşamak istedim. Avukatlık da güzel bir meslek. Saygınlığı ve statüsü var ancak insan bir işi severek yapmalıdır. Ben çobanlığı daha çok sevdiğimden bu işi yapıyorum. Avukatlık için birçok iş teklifi de geldi. Ben burada kalmak istedim. Buraya alışmışız. İnsanlardan uzak, kendi halimizdeyiz. Şehre gidip tıkılı kalmak istemiyorum. Çevrem ve ailem bana ‘Sen git avukatlık yap, burada hayvanlarla uğraşma.’ diyor. Sevdiğim işi yapmam nedeniyle huzur doluyum. Avukatlık bir durum olunca gelip beni buluyorlar. Danışıyorlar. Elden geldiğince insanlara yardımcı oluyorum ancak aktif avukatlık yapan arkadaşlarıma da yönlendiriyorum.”Çelik, sosyal medya hesaplarından kendisine ulaşanlara, sevdikleri işi yapmalarını önerdiğini dile getirdi.

  • Çeyrek altın fiyatları bugün ne kadar oldu? 25 Şubat 2021 güncel çeyrek altın kuru fiyatları
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 08:42

    Altının gram fiyatı 414 liradan işlem görüyor. Çeyrek altın 683 lira, Cumhuriyet altını 2.790 liradan satılıyor. Çeyrek altın fiyatları bugün ne kadar oldu? 25 Şubat 2021 güncel altın fiyatları…Altının gram fiyatı, güne düşüşle başlamasının ardından 414 liradan işlem görüyor.Dün dolar kurundaki yükselişe paralel değer kazanan gram altın, günü bir önceki kapanışın yüzde 1 üzerinde 415,6 liradan tamamladı.Gram altın, yeni güne değer kaybıyla başlamasının ardından saat 11.30 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,4 altında 414 lirada dengelendi. Aynı dakikalarda çeyrek altın 683 lira, Cumhuriyet altını da 2.790 liradan satılıyor.Altının ons fiyatı şu dakikalarda önceki kapanışın yüzde 0,7 altında 1.790 dolar seviyesinden alıcı buluyor.Analistler, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın enflasyon ve tahvil faizlerine ilişkin endişeleri yatıştırması ile artan küresel risk iştahının altının ons fiyatını baskıladığını söyledi.GÜNCEL ALTIN FİYATLARIBugün yurt içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu toplantı özeti ve ekonomik güven endeksi, yurt dışında ise ABD’de büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini aktaran analistler, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.760 doların destek, 1.820 doların direnç konumunda olduğunu bildirdi.PETROL ÇAĞININ SEMBOLÜ ÖLDÜ

  • Üniversitede üretilen mantarlar altın değerinde
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 08:24

    Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi’nde laboratuvar ortamında kültürü yapılan ve seralarda yetiştirilmeye uygun hale getirilen 4 çeşit mantar fiyatlarıyla dikkat çekiyor.Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi’nde kültür, istiridye, şitaki ve reishi mantarları konusunda kültürleştirme çalışması yapılarak sera ortamında yetişmeleri sağlandı. Bu sayede mantarlar hem yemeklerde hem de tıbbi alanlarda kullanılabiliyor.Mantarların kilosu 20 lira ile 4 bin lira arasında değişiyor. Açılan mantar yetiştiriciliği kursları sayesinde mantar yetiştirmek isteyenlere eğitim veriliyor.Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ertuğrul Kaya, Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını, mantarları laboratuvar ortamında ürettiklerini belirterek, “Biz laboratuvarlarımızda her türlü mantarın Ar-Ge çalışmasını yapıyoruz. Aynı zamanda bunların kompost hazırlanması, tohumlama çalışmalarını da yapıyoruz. Tıbbi mantarlar içinde en popüler olanı ‘reishi mantarı’. Uzak Doğu’da bilinen, ülkemizde de yavaş yavaş yaygınlaşan bir mantardır. Yemeklik olarak uygun değil, sert ve odunsu bir yapısı var.Ayrıca, suyu da yapılıp tıbbi amaçlarla kullanılıyor. Çayı yapılıp içilebiliyor, kahvelere konulabiliyor. Pazarı bulunursa toptan satış fiyatları 500 lira ile bin lira arasında değişiyor. Perakende satış fiyatları 3- 4 bin liraları geçiyor. Son ürün haline getirildiğinde fiyatların daha da artması mümkün” dedi.Mantarların yetiştirilmesi için özel bazı şartlar gerektiğini ifade eden Kaya, “Bu konuda eğitim alınmasını kesinlikle tavsiye ediyoruz. Mantarlar normal bitki gibi yetişmiyor. Farklı organizmalar ve farklı koşullar istiyorlar. İklimlendirmelerinin iyi yapılması, antiseptik olarak iyi ayarlanması gerekir.Farklı mantar türlerinin farklı iklim ve çevre istekleri vardır. Bunun için biz, bu tıbbi mantarlar ve ticari yemeklik mantarlarla ilgili Ar-Ge çalışmalarını yapıp, tamamladıktan sonra vatandaşlarımızın eğitimlerini de yapıyoruz.Bu maksatla uygulamalı yapılabilsin diye küçük gruplara önce online, sonra uygulamalı mantar yetiştirme eğitimleri veriyoruz. Böylelikle laboratuvar ortamında elde ettiğimiz bilgileri, vatandaşlarımıza aktararak, onlara ek gelir imkanını sunuyoruz” diye konuştu.

  • İstanbul’un yıllık su ihtiyacının yüzde 48’i çatı sularından elde edilebilir
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 08:20

    Uzmanlar, çatı sularını değerlendirmenin İstanbul’un yıllık su ihtiyacının yüzde 48’ini karşılayacağını belirtiyor. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Asilhan, “Bu yerleşim alanlarını göz önünde bulundurarak çatılardan en fazla elde edebileceğimiz su depolaması yaklaşık bir yılda 327 milyon metreküptür. İstanbul’un barajlarında toplam su miktarlarının 2012 ile 2020 yılları arasındaki yıllık ortalaması yaklaşık 672 milyon metreküptür. Barajlardaki yıllık toplam su miktarıyla çatılardan elde edilebilecek en fazla su depolaması kıyaslandığında, yüzde 48 oranında yıllık su depolaması çatılardan sağlanabilir” açıklamasında bulundu.Barajlarda doluluk oranının bir dönem yüzde 20’nin altına düştüğü İstanbul’da, son yağışlarla birlikte doluluk yüzde 50’nin üzerine çıktı. Yağışların barajlardaki su miktarını artırmasına rağmen bu uzun süreli çözüm olarak görülmüyor.Uzmanlar, kenti bekleyen olası su tehlikesi nedeniyle çatı sularını değerlendirmenin, İstanbul’un su ihtiyacının yüzde 48’ini karşılayabileceğini vurguluyor.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Asilhan,  yaptığı açıklamada yağışların su kaynaklarını besleyen en önemli meteorolojik değişken olduğunu söyledi. Atmosferdeki havanın hareketine bağlı olarak nem miktarının artması, hava parselinin yükselmesi, yükselen hava parselinin sıcaklığının düşmesi ve neme doymasıyla bulut oluştuğunu belirten Asilhan, “Atmosferik şartlarla bulut karakteristiğine bağlı olarak yağış meydana gelir. Yağışı diğer meteorolojik değişkenlerden ayıran özelliklerinden biri, yağışın her yıl değişim göstermesi veya atmosferik şartların değişimine bağlı hiç olmaması yani değerinin sıfır olmasıdır” diye konuştu.Asilhan, yağışın genel olarak atmosferden gelen suya verilen isim olduğunu ve farklı türleri bulunduğunu anlatarak, şöyle devam etti:”Yağmur, dolu, kar bunlardandır. Su çevrimi olarak isimlendirdiğimiz suyun atmosfer ve yeryüzü arasındaki döngüsü canlı yaşamı için hayatidir ve yağışlar tarafından beslenir. Gökyüzünden gelen sudan faydalanma günümüzden binlerce yıl önceki dönemlerden gelmektedir. Yağışların veya atmosferdeki nemin toplanmasıyla su ihtiyacının karşılanmasına günümüzden yaklaşık 5 bin 500 yıl önce başlanmıştır. Buna örneklerden biri Yerebatan Sarnıcı, yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapılardır. Yağmur suyunun tekrar kullanılması dünyanın farklı bölgelerinde geçmişten günümüze kadar yeni yöntemler veya cihazlar ile devam etmektedir.” “KURAKLIĞA KARŞI YAĞMUR SUYUNUN TOPLANMASI ETKİLİ BİR YÖNTEM”Türkiye’de geçen yıl kuraklığın etkili olduğunu vurgulayan Asilhan, kuraklıkla mücadele için yeni yöntemlere başvurulması gerektiğini ifade etti.Prof. Dr. Sevinç Asilhan, kuraklığa karşı yağmur suyunun toplanmasının etkili bir yöntem olacağını dile getirerek, yağmur suyunun, çatı veya herhangi bir yüzeyden toplanarak depolanmasının kullanılan en kolay yöntem olduğunu anlattı. Toplanan suyun da daha sonra farklı su ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılabileceğinin altını çizen Asilhan, “Örneğin; bahçe sulama veya arıtmayla ev içi kullanımın karşılanması için suyun kuyu, sarnıç veya yer altı akifer gibi kapalı bir depolama sistemine yönlendirilmesi sağlanır.” diye konuştu.Asilhan, suyun yağışlardaki eksilme ve azalmayla birlikte bir yıl boyunca veya birkaç yılık dönemlerde değişim gösterdiğini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:”Kurak dönemler ülkemizin farklı bölgelerinde farklı şiddette meydana gelebilmektedir. Yağmur hasadıyla evlerinizin çatılarından toplanan yağmur suyu, sürdürülebilir kaliteli su sağlayabilir. Aynı zamanda yağmur hasadının yeşil alanların korunmasına katkısı vardır. Orman alanlarında baraj sayısının artmasını azaltabilir, barajlarla ilgili altyapı çalışmalarına ihtiyaç olmaz. Yağışlar sonrasında taşkın veya sele neden olabilecek akışların hızla yükselmesini geciktirir. Yağmur suyu özellikle orman alanlarına yakın veya kırsal alanlarda yani şehirlerden uzak bölgelerde yüzeye düşmeden önce daha güvenli ve kirlenmemiştir. Yağmur suyunun düştüğü bölge ve yüzeye bağlı olarak su kalitesi değişecektir, bununla ilgili kullanım önlemleri ve tercihleri yapılmalıdır.Yağışın düştüğü yüzeyin özelliğine bağlı olarak depolanma miktarında farklılıklar olur. Bununla birlikte maksimum su depolanmasında yerel hava koşullarının değişmesi, yağış miktarı, buharlaşma veya sızma ile kayıpların olacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Yağışın yıllık değişimi, çatı yüzeyinin alanı, çatı yüzeyini kaplayan malzemenin yağmur suyunun akışına etkisi yani akış katsayı özellikleriyle maksimum yağmur hasadıyla ilgili genel bir fikir elde edilebilir.””BÜYÜK TASARRUF SAĞLAYABİLİR”Çatılardan yağmur hasadı yönteminin İstanbul’da kullanılabileceğini ifade eden Asilhan, bu yöntemin büyük su tasarrufu sağlayacağını belirtti.İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Asilhan, İstanbul’un uzun yıllara bağlı olarak ortalama yıllık toplam yağış miktarının yaklaşık 740 milimetre olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:”Ormanlık, tarım ve yeşil alanların dışında yerleşim alanları 1975’te yaklaşık 36 bin 233 hektarken, 2013’te 106 bin 99 hektar olarak değişmiştir. Bu yerleşim alanlarını göz önünde bulundurarak çatılardan en fazla elde edebileceğimiz su depolaması yaklaşık bir yılda 327 milyon metreküptür. İstanbul’un barajlarında toplam su miktarlarının 2012 ile 2020 yılları arasındaki yıllık ortalaması yaklaşık 672 milyon metreküptür. İstanbul’un barajlarındaki yıllık toplam su miktarıyla çatılardan elde edilebilecek en fazla su depolaması kıyasladığında, yaklaşık yüzde 48 oranında yıllık su depolaması çatılardan sağlanabilir. Burada kullanılan çatı alanı, çatı yüzeylerinin özellikleri, yağış miktarları mahalleden mahalleye, semtten semte değişiklik gösterecektir.”Yağmur hasadının dünya genelinde evlerin çatılarındaki suyun depolanmasıyla yapılabileceği gibi yenilikçi yöntem ve cihazlarla da yapılabileceğini anlatan Sevinç Asilhan, “21. yüzyılda kullanımı devam etmektedir ve hava şartlarının değişkenliğine bağlı olarak belirli aralıklarla yaşayacağımız su kıtlığına, kuraklığa karşı geliştirilmesi ve yaygın kullanımının sağlanması faydalı olacaktır.” dedi.”YAĞIŞLI HAVA KURAKLIK GERÇEĞİNİ UNUTTURMAMALI”

  • İstanbul’da teke böceği tehlikesi: İki ayda 180 ağaç kesildi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 08:20

    İstanbul’da akçaağaç, çınar gibi birçok ağaç türü istilacı bir tür olan teke böceği nedeniyle tehlike altında. Eğer erken tespit edilmezse ağaçların kesilmesi gerekiyor. Bu kapsamda yapılan çalışmalar sonucunda iki ayda 180 ağaç kesildi.Teke böceğinin zarar verdiği ağaçlar kuruma ve yok olma durumuyla karşı karşıya. Uzmanların ithal edilen bitkiler üzerinden ülkemize giriş yaptığını düşündüğü Turunçgil Uzun Antenli Teke Böceği İstanbul’da bulunan özellikle akçaağaç ve çınar ağacı gibi türlere ciddi zararlar veriyor.Teke böcekleri yumurtalarını ağaçların kabuklarının altına yerleştiriyor. Yaklaşık 7 ayın ardından o yumurtalar çatlıyor ve larvaya dönüşüyor.En büyük zararı larva döneminde veren teke böceği beslenmek için ağacın içerisindeki dokuyu yiyor. Ağaçların içerisinde oluşan bu boşluklar ağacın beslenmesine engel oluyor ve ağaçların devrilmesine yol açıyor.İlk olarak 2014 yılında İstanbul’da görülen bu türle mücadele devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri teke böceği ile mücadele kapsamında iki ay içerisinde 180 adet ağacı kesmek zorunda kaldı. Ekiplerin yaptığı incelemelerde yaklaşık 800’e yakın ağaçta larvaların olduğu öğrenildi.Turunçgil Uzun Antenli Teke Böceği hakkında konuşan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdem Hızal, “Bu böceğin Türkiye’de tek bir türü bulunuyor. Bu böceğin anavatanı Asya’nın doğusu, Çin, Kore ve Japonya’da görüldüğü tespit edilmiş. Bu tür, ithal edilen bitkiler aracılığıyla ülkemize geldi. Gümrüklerimizde sıkı denetim yapılmasına rağmen böceklerin farklı evreleri bulunuyor. Yumurta dönemi, larva dönemi, ergin dönemi ve pupa dönemi. Yumurta veya larva döneminde bitkinin içerisinde olduğundan ne kadar dikkat edilse de gözden kaçabiliyor. Türkiye’nin doğasına özgü bir tür değil. İstilacı tür olarak nitelendiriyoruz. İstilacı türlerin bazı özellikleri var. Bulundukları doğal ortamın dışına gittikleri yerlerde yırtıcıları yok. Doğal düşmanları olmadığı için de çok rahat gelişebiliyor” dedi.Teke böceğinin ağaçlar için tehlikesinden bahseden Doç. Dr. Erdem Hızal, “Böcekleri iki gruba ayırıyoruz genelde. Sağlıklı ağaçlara gidenler veya ölmüş ya da ölmekte olan ağaçlara giden türler diye. Bu böceğin çok zararlı olmasının nedeni sağlıklı ağaçlara giden türlerde yer alması. İstanbul’da birinci derecede konukçusu Akçaağaçları. Akçaağaçları öncelikli olarak tercih etmekte ve daha sonra At kestanesi, Çınar, Kavak gibi türler gelmekte. Bu böceğin asıl zararını larvaları yapmaktadır. Ergin böcekler ağaçların dallarındaki kabukları ve yaprakların ana damarlarını yiyerek beslenirler. Bu beslenme sonucu ufak zarara sebep olmaktadırlar. Ama larva döneminde yumurtadan çıktığı andan itibaren ağacın gövdesinden beslenerek zarar vermekte” şeklinde konuştu.Teke böceği ile mücadele yöntemini anlatan Doç. Dr. Hızal, “Bu böcekle iki yöntemle mücadele edebiliyoruz. Bir ergin döneminde bir de larva döneminde mücadele edebiliyoruz. Ergin döneminde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tavsiye niteliğinde önerdiği ilaçları İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü kullanıyor. Önerilen araçları ergin haldeki böceklerin bulunduğu ağaçların tepe tacına ve gövdesine uyguluyor ve böcekler ölüyor. Diğer bir yöntemse larva döneminde yapılan yöntem. Ağaçların kesilerek alandan uzaklaştırılıp yongalanması şeklinde oluyor. bu ağaçları kesmek yetmiyor. Çünkü larvaların gelişimi bu ağaçların içerisinde devam ediyor. Bu yüzden muhakkak suretle yongalanması gerekiyor. Aksi takdirde böcekle mücadele etmiş olmuyorsunuz” dedi.Teke böceğinin yaşam döngüsünü anlatan Hızal, “Ergin dönemini biz mayıs sonundan itibaren bu sene havalar biraz sıcak gitti belki biraz daha erken olabilir. Mayısın son haftasından itibaren görmeye başlarız. Ağustosun ilk haftasına kadar bunları görme şansımız olabiliyor. Bu böceğin bulunduğu ağacı kurtarmak için hangi dönemde olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ergin döneminde görüldüyse ilaçlama ile ağaç kurtarılabilir. Ancak larva dönemindeyse ağacı kesmekten başka çare yok. Primer zararlı bir böcek yani sağlıklı ağaçlara giden bir böcek. Yani o ağaca müdahale etmezseniz hemen iki ağaç ötesindeki sağlıklı ağaçları yok edebilir” diye konuştu.Teke böceği ile mücadele eden ekipte yer alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Müdürlüğü Zirai Mücadele Şefi Hale Günkut yaptıkları işlemler hakkında bilgi verdi. Hale Günkut, “Bu böceğin zararını larvası veriyor. Ağacın içerisinde odun dokusunda beslenerek ağacın kurumasına sebep oluyor. Teke böceği ile mücadele kapsamında bu yıl için 180 tane ağacı kestik. Şu anda Sultangazi’de kesiyoruz. Bunun öncesinde Fatih’te, Gaziosmanpaşa’da, Zeytinburnu’nda birçok alanda ağaç kesimi yaptık ve devam edeceğiz. Bu sene için daha yolun başındayız. Şu ana kadar larvaların olduğu 800 küsur ağacımız var. Bu rakam artabilir. Bu çalışma ilçe belediyelerle ortaklaşa yaptığımız bir çalışma ve bize onlardan da dönüş oluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bizi bu çalışmalarda denetliyor” dedi.Böceğin en çok akçaağacı sevdiğini belirten Günkut, “İlaçlama yüzde yüz başarılı değil maalesef. Çünkü bu böcek dünyadaki en tehlikeli üçüncü böceklerden birisi. Akçaağaç ve çınar da yoğun olarak bulunuyor. İlaçlamayla elimizden geldiğince kurtarmaya çalışıyoruz ama yüzde yüz başarı olmuyor. Böceğin en çok zarar verdiği ve sevdiği ağaç akçaağaç, çınar ve oya ağacı. Bunların dışında söğütte ve kavakta da görünüyor. Bunların dışındaki hemen hemen bütün ağaçları dikebiliriz. Bizler de zaten kesilen ağaçların yerine akçaağaç diktirmemeye çalışıyoruz. İlk olarak 2014 yılında Fatih’te tespit ettik bu böceği. Fatih ve Zeytinburnu en çok görülen bölgeydi. Bu böcek şu anda Zeytinburnu’nda bayağı bir minimize oldu. Sultangazi, Gaziosmanpaşa ve Esenyurt’ta görülüyor. Gelen ihbarları değerlendiriyoruz.”İBB Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerinin Sultangazi’de yaptıkları ağaç kesimleri havadan görüntülendi.

  • Sokak köpeği, ölen yavrusunun başında bekledi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:58

    Kars’ta bir sokak köpeği, aracın altında kalıp ölen yavrusunun başından uzun süre ayrılmadı. Köpek yoldan geçen araçlara da havlarken, gelen zabıta ekipleri, yavrunun ölüsünü bölgeden aldı. Olayı görüp zabıta ekiplerini haber veren Berivan Buğan, ”Herkesi hayvanlara karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz” dedi.Kars’ta  sokak köpeğinin yanındaki yavrusu, aracın altında kalıp telef oldu. Anne köpek, uzun süre ölen yavrusunun başında bekledi, yoldan geçen araçlara havladı. Bu sırada tesadüfen bölgeden geçen Kars Can Dostları Derneği Üyesi Berivan Buğan, Kars Belediyesi zabıta ekiplerine haber verdi. Gelen ekipler, yavrunun ölüsünü alarak götürdü. Anne köpek uzun süre yavrusunun öldüğü yerde bekledi.Kars Can Dostları Derneği Üyesi Berivan Buğan, araç sürücülerinin dikkatsizliği sonucu bir cinayet yaşandığını söyledi.Buğan, “Az önce bir kaza yaşandı ve bir araç yavru köpeği ezerek öldürdü. Annesi de çaresiz bir şekilde bir insan gibi dakikalarca başında bekledi. Bizler Can Dostları Derneği olarak hayvanlarının korunması için çalışıyoruz. Kars Emniyet Müdürlüğü bünyesinde Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Büro Amirliği (HAYDİ) birimi oluşturuldu. HAYDİ’nin amacı şiddete uğrayan veya trafik kazası ile travmaya uğrayan hayvanları korumak ve hayvanlara şiddet uygulayanlara cezai yaptırım uygulamaktadır. Bizler de kendileri ile koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Ayrıca Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ile de birlikte çalışıyoruz. Bu soğuk kış günlerinde hayvanlar aç kalıyor ve kısırlaştırılmalı da gerekiyor. Bir yandan da hastalıklarının tedavileri için belediye ile iş birliği yaparak tedavilerini gerçekleştiriyoruz. Ayrıca dernek olarak Kafkas Üniversitesinde ve özel kliniklerde de hayvanların tedavilerini yaptırıyoruz. İl merkezinde 50 tane besleme odağımız var ve bu odaklarda yüzlerce hayvana bakıyoruz. Kars Belediyesi Barınağında hayvanlara bakılıyor ama yetersiz geliyor. Herkesi hayvanlara karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

  • Reyhanlı ve Ulukışla saldırılarının firari sanığı trafik kazasında öldü
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:56

    Suriye iç savaşında ismi karmaşık ilişkileri nedeniyle sık sık gündeme gelen, Reyhanlı Katliamı ile IŞİD’iın Niğde saldırısında adı geçen Heysem Topalca’nın (54), trafik kazasında öldüğü ortaya çıktı. Topalca hakkında, Adana 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29 Aralık 2015’te verdiği, 12 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunuyordu.Hatay’da 10 Şubat 2021’de Karapınar- Konya yolu Akçayazı Mahallesi, Merdivenli mevkisinde trafik kazası meydana geldi. Heysem Topalca yönetimindeki otomobil, Mustafa Usta’nın (55) kullandığı TIR’a çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan otomobil, takla attı. Kazada, hurdaya dönen otomobilde sıkışan sürücü Heysem Topalca ile Macit El Hacı Ali (33) ve Bilal El Muhammed (21) yaşamını yitirdi.Otomobildeki Döne Abdullah (55), Nureddin El Hac Ali (19), Abdullah El Hac, İbrahim El Muhammed (30) ve Halit Bargut (15) da yaralandı. Yaralılar, Konya Şehir Hastanesi ve Karapınar Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Ölen üç kişi, otopsi işlemlerinin ardından Hatay’ın Yayladağı ilçesinde defnedildi.Suriye iç savaşında ismi karmaşık ilişkileri nedeniyle sık sık gündeme gelen Heysem Topalca, 11 Mayıs 2013’te, 53 kişinin öldüğü Reyhanlı patlaması ve 20 Mart 2014’te Niğde Ulukışla’daki IŞİD saldırısıyla ilgili açılan davaların ‘firari’ sanığıydı. Topalca hakkında, Adana 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29 Aralık 2015’te verdiği 12 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunuyordu.

  • TBMM Başkanı Şentop’tan fezleke açıklaması
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:44

    SON DAKİKA HABERİ: TBMM Başkanı Şentop, dokunulmazlık fezlekeleriyle ilgili olarak “Karma Komisyon, dosyanın içeriklerine bakarak karar verecektir” dedi. Şentop, Gergerlioğlu ve Enis Berberoğlu’nun dosyalarının Meclis’e gelmediğini söyledi.Son dakika haberi! TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Meclis’e sevk edilen 33 fezlekeyli ilgili açıklamalar yaptı. Şentop’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “Karma Komisyon, dosyanın içeriklerine bakarak karar verecektir. Meclis açısından üzücü olduğunu söylemek isterim, bu kadar (dokunulmazlık) dosya sayısının ve dosyaların içeriğinin. Anayasa, kesin hükmü esas alıyor, ‘Kesin hüküm verildikten sonra, bu Genel Kurul’a bildirildikten sonra milletvekilliği düşer’ diyor. Bireysel başvuru süreci sonra çıkmış. Bireysel başvuru sürecine ilişkin bir şey yapılacaksa, hukuki düzenleme yapılması gerekir. Biz, önce Anayasa’nın sözüne uygun davranmak zorundayız.Bazı dikkatsiz siyasetçiler ve köşe yazarları, Anayasa Mahkemesi’ne gönderdiğimiz yazı için, ‘Neden bu kadar zaman sonra gönderildi?’ diyor. Haber olması yeni bunun; 15 gün oluyor bunu göndereli.”Şentop, Gergerlioğlu ve Enis Berberoğlu’nun dosyalarının Meclis’e gelmediğini belirtti.

  • 2021 Miraç Kandili ne zaman?
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:36

    Mübarek üç aylara girilmesi ile birlikte ilk kandil gecesi olan Regaip Kandili, Recep ayının ilk cuma gecesi idrak edildi. Recep ayı içerisinde yer alan ve ikinci kandil gecesi olan Miraç Kandili’nin ne zaman olacağı ise merak ediliyor. Peki, Miraç Kandili ne zaman idrak edilecek?Mübarek üç aylara girilmesi ile birlikte Recep ayının ilk cuma gecesi Regaip Kandili olarak idrak edildi. Ramazan ayının habercisi olan Recep ayının ikinci kandili kutlanacak. İşte, 2021 Miraç kandilinin tarihiMİRAÇ KANDİLİ NE ZAMAN 2021Miraç Kandili 10 Mart 2021 Çarşamba günü idrak edilecek.2021 KANDİL GÜNLERİ NE ZAMAN?Müslümanlar için kutsal gün sayılan Regaip, Miraç, Berat ve Mevlid kandilinin denk geldiği tarihler şöyle;Regaip Kandili: 18 Şubat 2021Miraç Kandili: 10 Mart 2021Berat Kandili: 27 Mart 2021Mevlid Kandili: 17 Ekim 2021

  • Yöresel kıyafetli Erzurumlu kadınlar karla kaplı ormanda atlı safari yaptı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:34

    Kar yağışı ve soğuk havanın etkili olduğu Erzurum’da kadınların, karla kaplı ormanlık alanda yaptığı atlı safaride, renkli görüntüler ortaya çıktı. Rengarenk yöresel kıyafetlerle atlarını karlı zeminde dört nala süren kadınlar, drone ile havadan görüntülendi.Erzurum Atatürk Üniversitesi yerleşkesindeki Kızıl Elma Geleneksel Sporlar ve Atlı Okçuluk Kulübü’nün kadın okçuları, bu kez ok atmayıp, kar keyfi yaptı. Atlarını hazırlayıp, ahırdan çıkaran kadın okçular, giydikleri özel kıyafetleriyle at binerek, kulübün önündeki karla kaplı ormanlık alana gitti.Kulüp Başkanı Ayşe Melek Okuyucu’yu tek sıra halinde takip eden kadınlar, tablo gibi görüntüler oluşturdu. Güneşli havada, beyaz ve yeşil tonlarının hakim olduğu üniversite yerleşkesinde zaman zaman atlarını dört nala süren kadınlar, dronla görüntülendi.Kızıl Elma Geleneksel Sporlar ve Atlı Okçuluk Kulüp Başkanı Okuyucu, amaçlarının geleneksel sporları gençlere ve çocuklara tanıtmak olduğunu söyledi. Okuyucu, “Geleneklerimizi ve kültürümüzü elimizden geldiğince yaşatabilmek istiyoruz. Kış aylarında ise geleneksel kültürümüzü yansıtan Erzurum manzarasının tadını çıkarmak istiyoruz. Biraz soğuk olsa da bu güzellik ve aldığımız haz onu bastırıyor. Güzel memleketimizin böylesine güzel tabiatında atlarımızla birlikte eğleniyor, safariler yapıyoruz. Bizimle birlikte olmak isteyenler, belli bir eğitim aldıktan ve güven sağladıktan sonra kulübümüze üye olabilirler” diye konuştu.3 yıldır okçuluk, 2 yıldır da binicilik yaptığını söyleyen Zeynep Koçhan (19), “Tarihi, geçmişimizi temsil ediyor olmak çok güzel bir duygu. Safarilere çıkıyoruz ardından talimlerimizi yapıyoruz. Her sabah ilk işimiz atların tımarını yapmak oluyor. Temizleyip, eyerliyoruz sonrasında hep birlikte safariye çıkıyoruz. Çok eğlenceli ve güzel vakit geçiriyoruz. Tabi geleneksel okçuluk yaptığımız için de geleneksel kıyafetler tercih ediyoruz” dedi.Kulübe geldiğinde geçmişi yaşadığını söyleyen üniversite öğrencisi Selenay Atasever (20) ise “Buraya geldiğimiz zaman geçmişimizi yaşıyor ve yaşatıyoruz. At biniyoruz ve ruhsal anlamda bu bize çok iyi geliyor. At, tarihimizde atalarımızın saygı duyduğu hayvanlardır. Biz de mutlulukla biniyoruz. Atlı okçuluk yapıyoruz. At üstünde ok atıyoruz. Ruhsal anlamda da iyi geliyor. Ortamımız safari yapmaya da uygun. Ağaçlıkların içinde atla geziyoruz. Doğayla iç içe çok güzel duygular yaşıyoruz. Sevdiğimiz hayvanların bizi anladığına inanıyorum” diye konuştu

  • Herkesin gözü önünde altınları alıp kaçtı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:33

    İstanbul Zeytinburnu’nda bir hırsız, alyans alma bahanesiyle girdiği kuyumcuda altın tablasını alıp kaçtı. Herkesin gözü önünde, saniyeler içinde altınları alıp kaçan Ö.E. kısa sürede yakalandı. Zanlı tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Borudan hem su aktı hem alev yükseldi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:14

    Adıyaman’da bahçesinde sulama suyu için sondaj yaptırmak isteyen vatandaş sondajda 150 metreye gelindiğinde suya ulaştı. Sondaj kuyusuna boruyu bırakan sondaj ekibi, su ile birlikte buhar fark etti. Çakmak ile kontrol yapıldığında borudan alev yükseldi. Borudan bir taraftan su fışkırırken, aynı anda alevler yükseldi. Vatandaşlar ‘doğalgaz bulduk’ diye sevindi. Köylüler, çıkan gazın metan gazının kokusu gibi bir koku yaymadığını belirtirken, çıkan gazın ne olduğu yetkililerin incelemesi sonrasında belli olacak.

  • Seviyesi giderek düşüyor (Susuz kalacağımızın kanıtı)
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:10

    Konya’daki Obruk Gölü’nde su seviyesi 33 yılda 28 metre düştü. Uzmanlar bu durumu yeraltı sularının kontrolsüz bir şekilde tarımsal sulama için kullanılmış olmasına bağlıyor.Konya’da, 300 metre çap ve 145 metre derinliğe sahip Obruk Gölü’nde, 1988 yılında yüzeye kadar ulaşan su seviyesi 28 metre azaldı.Özellikle Karapınar ilçesinde irili ufaklı 600’e yakın obruk yer alıyor. Bazılarının dibinde su bulunurken, bazılarının ise zemini kuru oluyor.Konya- Aksaray kara yolunun 70’inci kilometresinde, Kızören mevkisinde oluşan obruk ise içinde tatlı suyun birikmesiyle göle döndü. 300 metre çapında, 145 metre derinliğe sahip Obruk Gölü, Kapadokya güzergahında olduğu için de özellikle Çin ve Kore’den gelen turistlerin ilgisini çekiyor.Tur otobüsleriyle doğal güzelliği görmek için gelen turistler, obruğun eşsiz görüntüsü karşısında fotoğraf çektiriyor. Bulunduğu mahalleye ve bitişiğinde Selçuklular döneminde yapılan hana ismini veren Obruk Gölü, yazın ilk aylarında koyu lacivert ve yeşil olan renginin yaz ilerledikçe çivit mavisi, berrak hal alma özelliğini taşıyor.Yer altı su seviyesinin 45 metre derinliklerine kadar düştüğü Konya Ovası’ndaki diğer göllerde olduğu gibi Obruk Gölü’nde de su seviyesi azaldı. 1988’deki fotoğraflara bakıldığında su seviyesi yüzeydeyken, şimdi yaklaşık 28 metre azaldı. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Fetullah Arık, sadece gölün değil Konya havzasının büyük bölümünde yer altı su seviyesinin azaldığını belirtti.Arık, “Sadece Kızören obruğu değil, bölgedeki birçok obrukta su vardı. Örneğin; Çıralı obruğu, Kızören obruğuna yakın bir obruktur. Burada yer altı su seviyesi 80’li yıllara kadar çok yukarıdaydı. Hatta Devlet Su İşleri, Tımraş obruğunda, Kızören obruğunda su alma yapıları kurup, tarımsal sulamada kullanıldı ama şu anda gittiğiniz zaman göreceksiniz ki oradaki su alma yapısı askıda yani yer altı suyu oradan daha aşağı düşmüş. Bu yer altı sularımız 40- 45 metre düştü, dememizin en önemli kanıtlarından bir tanesidir” dedi.Obruk Gölü’ndeki su seviyesinin 28 metre azaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Arık, şöyle konuştu:”O bölgedeki Çıralı obruğunda da geçmişte oldukça iyi bir su yüksekliği varken, şu anda tamamen kurumuş vaziyette ve obruğun tabanında yeni bir obruk da oluşmaya başlamış. Bunlar yer altı suyunun çekildiğinin ciddi bir şekilde göstergeleridir. Bu havza içerisinde yer altı sularının akım yönü genellikle güneyden kuzeye Tuz Gölü’ne doğru. Bütün havzanın aldığı yağış Türkiye ortalamasının kat kat altında, yarısından bile az. Bölgedeki yağışları uluslararası değerlendirdiğimizde bölgede çöl şartları hakim. Kızören obruğu dediğimiz Obruk Gölü’nde su seviyesi 1988 yılında yüzeye sadece 1- 2 metre varken şu anda en asgari 28 metre su düşümünden bahsediyoruz. Bu havzanın kuzeyinde bir bölge, havzanın güneyine gidecek olursak Karapınar çevresinde çok daha fazla bir düşüm var. Eğer biz yer altı sularını bu şekilde kullanmaya devam edersek bir gün susuz kalacağımız gerçeğiyle karşı karşıya kalacağız. Dolayısıyla tedbirlerin acilen alınması gerekiyor. Alınacak tedbirlerde su kullanımının mutlaka kontrollü, tasarruflu ve verimli olması gerekiyor çünkü yağışları artırma şansımız yok. Oradaki jeolojik yapıyı değiştirme şansımız yok. Kontrol edebileceğimiz tek bir şey var, o da yer altı suyu kaynaklarıdır.”

  • ‘Bin Pınarlı’ Kaz Dağları, Bayramiç Barajı’nı doldurdu
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 07:02

    Çanakkale’de aralık ayı başlarında su miktarı 12 milyon metreküpe inerek, kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalan 96 milyon 500 metreküp kapasiteli Bayramiç Barajı, Kaz Dağları’nın etkisiyle yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Son yağan kar ve yağmurların ardından Kaz Dağları’ndan baraja dolan fazla su, savaklardan akmaya başlayınca üreticilerin yüzü güldü.Çanakkale merkez ve ilçeleri, geçen yıllara oranla bu yıl yeterli miktarda yağış alamayınca barajlarda su seviyesi düştü. Yaşanan kuraklığın en somut örneği, çok sayıda su kaynağına sahip olduğu için mitolojide adı ‘Bin Pınarlı İda’ olarak geçen Kaz Dağları’nın eteklerindeki Bayramiç Barajı’nda görüldü.Yeterli yağış almadığı gibi, aralık ayında 1774 metre yüksekliğindeki Kaz Dağları’na kar düşmeyince Bayramiç Barajı neredeyse kuruma noktasına geldi.  96 milyon 500 bin metreküp su kapasitesine sahip baraj, su seviyesinin yaklaşık 12 milyon metreküpe düşmesiyle kuraklık sinyali vermeye başladı.Adeta kuruyan ve havzasında adacıklar oluşan Bayramiç Barajı, son 2,5 aydaki yağışlar ile yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Türkiye’de birçok baraj halen dolmayı beklerken, Bayramiç Barajı’nın dolup taşmasındaki en büyük etken Kaz Dağları oldu.  Zirvesinde hala beyaz örtü bulunan Kaz Dağları, zengin su kaynaklarıyla ilkbahar aylarında da barajı beslemeye devam edecek.Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan, geçen yıl 5 Aralık’ta, su miktarı 12 milyon metreküpe kadar düşen, 96 milyon 500 bin metreküp kapasiteli Bayramiç Barajı’nın, son yağmur ve kar yağışlarıyla yüzde 100 dolduğunu söyledi.Barajı dolduran suyun kaynağının bin pınarlı Kaz Dağları olduğunu ifade eden Pehlivan, “Son dönemde bol ve bereketli yağışlar olmasından dolayı kuraklık olacağını düşünmemekteyiz. Kuraklık olmasa bile suyu daha tasarruflu kullanmak zorundayız. Dünyada biliyorsunuz su krizi var. Bizim barajımız doldu diye, suyu bol bir şekilde kullanmamalıyız. Kontrollü bir şekilde suyumuzu kullanacağız. Bayramiç Barajı’nın bir diğer özelliği de Türkiye’de dolan ilk baraj olmasıdır. Bu da üreticimiz ve halkımız adına sevindiricidir. Diğer barajların da dolması en büyük temennimizdir. Barajımız hem içme suyu olarak hem de tarımsal sulamada kullanılmaktadır. Yaklaşık olarak 164 bin dekar alan sulanmaktadır. Su, buradan Çanakkale merkezindeki Kumkale Ovası’na kadar gitmektedir. Bu yüzden verimli topraklarımızda verimli dikimler yapılacaktır. Kaz Dağları’nın zenginliği ve farkındalığı barajımızı doldurmasından belli oluyor. Aralık ayı başlarında barajımızda su tükenmek üzereydi ancak bin pınarlı Kaz Dağları ile yüzde 100 doluluk oranına ulaştı” dedi.İlçede meyve üreticiliği yapan Mustafa Yıldız, “Bayramiç olarak barajın dolmasına sevindik. Çünkü geçen sene bir kuraklık ve susuzluk yaşadık. Bu sene barajımız doldu. Herkese yetecek kadar suyumuz olacak. Aralık ayında barajda su miktarı azaldığı için adacıklar oluşmuştu. Kaz Dağları’ndan gelen su, barajımızı doldurdu. Barajımızın üstünden su akıyor. Yani Kaz Dağları’nın bereketini yaşıyoruz” diye konuştu.

  • Bayat tavuk dönerde ‘düşük’ tehlikesi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 06:54

    Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Var, tavuk etlerinin çabuk bozulabilen ürünler olduğunu ve hayvansal ürünlerin yetiştirilmesinden sofraya gelene kadar ki süreçte iyi muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Hamilelerin düşük yapmasına neden olan listeria bakterisinin yapılan araştırmalarda tavuk etinde çok miktarda görüldüğünü uyarısında bulunan Prof. Dr. Işıl Var, “Satılmayan tavuk döneri buzdolabı koşullarında saklasanız bile listeria, soğuk koşullarda yaşamaya ve üremeye devam ediyor’’ dedi.Pandemiyle birlikte birçok meslek grubu gibi yemek sektörü de etkilendi. Coronavirüs tedbirleri kapsamında kafe ve restoranlarda paket servisine geçilirken bazı dönercilerde kapanış saatine yakın kilolarca dönerin satılamadığı gözlendi. Kimi dönerci kalan dönerleri çalışanlarıyla paylaştığını, kimisi de dönerlerin ertesi güne kalmadığını iddia etti. Ancak akıllara ‘kalan tavuk döner ertesi gün satılıyor mu?’ sorusu geldi.Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Var, gıda zehirlenmeleri denilince akıllara en çok hayvansal ürünlerin geldiğini belirtti ve tavuk etlerinin çabuk bozulan ürünler olduğunu söyledi.”ÇOĞU BAKTERİ ETTE BOZULMA YAPMADAN İNSANLARI HASTA EDEBİLİYOR”Prof. Dr. Işıl Var, hamileleri etkileyen ve düşük yapmasına neden olan, ayrıca bebeklerde menenjite neden olan listeria bakterisinin yanı sıra salmonella bakterisinin de yapılan araştırmalarla tavuk etlerinde çok miktarda görüldüğünü söyledi. Salmonella bakterisinin tavuklardaki bir hastalık olduğunu ve gıda zehirlenmesine yol açtığını söyleyen Prof. Dr. Işıl Var, “Hayvanların kendisinde olan bir hastalıktır. Hayvan eğer hastaysa, bu mikroplar da doğal olarak ete bulaşıyor. Tavuk etleri iyi korunup saklanmadığı takdirde bu bakteriler mutfaklarınıza kadar girmiş oluyor. Tavuk etlerinde görülen çoğu bakteri, bozulma yapmadan sizi hasta edebilecek potansiyele sahip. Sadece tavuk dönerlerde değil, evde bile et ürünü pişirdiğinizde tüketebileceğiniz kadarını yapın. Bir kez pişmiş bir ürünü birden fazla pişirip pişirip koyamazsınız, çünkü çapraz bulaşma dediğimiz problemlerle karşı karşıya kalabilirsiniz” dedi.”LİSTERİA BAKTERİSİ SOĞUKTA DA ÜRÜYOR”Tavuk dönerlerin özellikle öğle saatlerinde seri şekilde dürüm yapılıp satıldığında pişmemiş etlerin de aralarına kaçabildiğini söyleyen Prof. Dr. Var, “Tavuk etinin çok iyi pişmesi lazım. Tavuk dönerlere baktığınızda üst kısımlarının pişmiş olduğunu görüyoruz ancak iç tarafı hiç irdelenmiyor. Az pişmiş etler söz konusu olduğunda bu mikroorganizmalar yeteri kadar ısıl işleme maruz kalmadığı için etin içerisinde varlıklarını sürdürebiliyorlar. Satılmayan tavuk döneri buzdolabı koşullarında saklasanız bile hamilelerde düşüklere neden olan listeria bakterisinden kurtulamazsınız. Çünkü bu bakteriler soğuk koşullarda bile üremeye devam ediyor. Yani döneri çıkarttığımızda ertesi güne kadar yeniden ısıyla buluşana kadar bu mikroorganizmalar daha da çoğalıyor” diye konuştu.Zehirlenme belirtilerinin bazı koşullarda üşütme belirtisiyle benzerlik gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Var, çoğu vatandaşın karın ağrısı çektiğini ancak soğuk havalardan dolayı üşüttüklerini zannettiğini bu nedenle de çoğu kişinin hastaneye gitmediğini aktardı.”GEREKİRSE SİMİT YİYİN AMA BİLMEDİĞİNİZ YERDEN DÖNER YEMEYİN”20 yıldır döner işletmeciliği yapan Hakan Kardeşler, tavuk etinin çok sıkıntılı bir ürün olduğunu ve bir gün sonra tüketildiğinde insanları zehirleyecek duruma gelebildiğini belirterek, “Özellikle yaz aylarında tavuk dönerleri ertesi gün sattıklarında insanların sağlığıyla oynamış oluyorlar. Buradan meslektaşlarıma sesleniyorum, yapabileceğiniz bir işi yapın ve satabileceğiniz miktarda satın, insanların sağlığıyla oynamayın. ‘Ucuz etin yahnisi olmaz’ diye bir laf vardır. Bizim dönerimiz erkenden bitiyor. Eğer ki kalırsa kendi personel arkadaşlarımızla beraber paylaştırıyoruz. Personellerimiz evlerinde bunu aynı gün içinde tüketiyorlar. Tavuk çok hassas bir malzemedir. Her yerden tavuk döner yenilmez. Vatandaşlarımız gerekirse simit yesinler ama bilmedikleri yerden döner yemesinler’’ ifadelerini kullandı.TAVUK DÖNERLERİN ÇAMAŞIR SUYUYLA YIKANDIĞI İDDİASI

  • Dünyada ilk olan ‘mikrokürecik aşısı’nda insan deneyleri yaz başında başlayacak
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 06:41

    Dünya’da ilk ve tek olan ASC mikrokürecik teknolojisiyle oda sıcaklığında 30 gün dayanabilen aşı modeli tasarlayan ve patentini alan Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nesrin Özören, geliştirdikleri yerli Covid-19 aşısıyla ilgili önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Özören, “İlk set hayvan deneylerini tamamlandık. Aşının uygulanış şekline karar vermek için birkaç deneyimiz daha kaldı. Klasik aşılardaki gibi kas içi enjeksiyon ile deri altı uygulamasını denedik. Asıl amacımız burun ya da ağız yoluyla verilebilecek bir aşı. Bunun hayvan deneylerini de tamamladıktan sonra yaz başı gibi Faz 1 çalışmalarına geçmeyi planlıyoruz” dedi.Yaklaşık 10 yıllık çalışma sonucu dünyada ilk kez Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirilen ve dört kıtada da patentlenen ASC mikrokürecik aşı taşıma teknolojisi, ilk sınavını Covid-19 aşısıyla verecek.Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nesrin Özören ve ekibinin TÜBİTAK ve Sanayi Bakanlığı’nın desteğiyle 10 aydır gece gündüz üzerinde çalıştıkları yerli Covid-19 aşısında, bu teknoloji kullanılacak. ASC protein mikroküreciklerine dayalı platform aşı teknolojisinde, corona virüs yüzey proteini taşıyan ASC zerrecikleri aşıyla vücuda verilecek ve akyuvar hücreleri tarafından algılanarak bağışıklık sistemini harekete geçirecek.Prof. Dr. Özören, aşının tasarımının bittiğini ancak en iyi etkinliği elde edebilmek için değişik veriliş şekilleri üzerinde çalıştıklarını söyleyerek çalışmalardaki son gelişmeleri anlattı.Üzerinde çalıştıkları aşının Covid-19’la mücadelede çığır açacağına inandığını belirten Prof. Dr. Özören, “Yeni teknoloji ile yaptığımız aşının tasarımını tamamladık, mikrokürecik üretiyoruz. Corona’nın taç proteininin bir parçasını bu zerreciklere yüklüyoruz ve saflaştırma deneylerini yaptık. Buradan aldığımız pozitif sonuçların ardından da iki çeşit fare deneyi yaptık. Birinde karın içi, birinde de kas içi enjeksiyon denedik. Kas içi enjeksiyon, var olan aşılara benzer bir uygulama. Kıyaslamak açısından yaptık. Karın içi enjeksiyonda daha iyi sonuçları elde ettik. Tabii ki bunlar, var olan uygulama çeşitleri hep. Kas içi ya da subkutan dediğimiz deri altı (karın içi) uygulamalar. Ancak mikrokürecik protein platformu olduğu için aşının uygulama yelpazesi daha geniş. Mukozal immüniteyi tetikleyecek burun için sprey ya da Polio (çocuk felci) aşısı gibi ağızdan damla teknolojisini de kullanmak ve geliştirmek istiyoruz. Bunun için de her set hayvan deneyini ayrı planlamamız gerekiyor. Yani kas içi yaptığınız uygulamayla burun içi spreyi aynı deneyde bakamıyorsunuz. Biz şimdi, burun içi uygulama ya da ağızdan uygulamayı da test edeceğiz hayvanlarda. Bunların hangisinde en iyi sonucu alırsak diğer aşamalara geçeceğiz” dedi.Hayvan deneylerinde aşının uygulanma şekline karar verdikten sonra virüs nötralizan testleri ve ACE 2 transgenik fareleri canlı virüse maruz bırakılarak yapılan “challenge” testlerine geçileceğini ve buradan elde edilen sonuçlara göre Faz 1 insan deneylerinin tasarlanacağını belirten Prof. Dr. Özören, “Hayvan deneylerinde her şeyden tam emin olduktan sonra insanlar üzerinde denenecek olan Faz çalışma dosyası hazırlayacağız TİTCK’ya (Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurulu). Bunun öncü çalışmalarını yapıyoruz hala. Ama iyi gidiyor çalışmalar. TİTCK’nın istediği ve yayınladığı kılavuzdaki deneyleri tamamlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Daha sonra da aşı uygulama yoluna karar verdiğimizde bu protokolü Faz 1 dosyasına işleyeceğiz. Ardından da insan deneylerinin yapılacağı Faz 1 merkezi ile yani hekimler ve farmakologlarla birlikte ortak bir çalışma protokolümüz olacak” şeklinde konuştu.İnsan deneylerinde kullanılacak aşıların üretimi için de “GMP sertifikalı” aşı üretim tesisi olan merkezlerle işbirliğine gireceklerini vurgulayan Prof. Dr. Özören, “Değişik paydaşlarla, zincir bir reaksiyonu kurmaya çalışıyoruz bu aşı için. Boğaziçi’nde yapılacak daha iki üç aylık deney süreçlerimiz var. Faz çalışması dosyasının hazırlanması ve ilk aşıların üretimi sonrası stabilite ve toksisitesi testlerinin ardından her şey yolunda giderse insanda da ilk uygulamaları yaz başı gibi yapmayı düşünüyoruz” dedi.Salgının birinci yılı geride kalırken, dünyada görülen ve Türkiye’de de hızla yayılan yeni mutasyonların, aşıların etkinliğini düşüreceği yönündeki endişelere de değinen Prof. Dr. Özören, kendi geliştirdikleri aşının mutasyonlara da adapte edilebileceğini söyleyerek sözlerini şöyle noktaladı: “Örneğin (Güney) Afrika mutasyonuna karşı Astra Zeneca aşısında etkinliğin düştüğü açıklanmıştı. Bizim aşımızda hedeflediğimiz RBD bölgesi, Ace 2’ye en çok bağlanan ve antikor yanıtının da en çok bu bölgeye doğru oluştuğu bilinen bir bölge. Şu ana kadar bu bölgede bir tane aminoasit mutasyon gelişmişti. Bu bölgedeki 400 aminoasit arasından bir tanesinin değişmesi, proteini alt üstü etmiyor. İnsanlarda her mutasyonunda paranoyak bir aksiyon başladı. Ama öyle bir şey yok. Bir mutasyon geldiğinde, virüsün proteinin yapısını da tamamen bozuyorsa, bu virüse de zarar veriyor. O yüzden çok drastik (radikal) bir Corona ve taç protein yapısı değişikliğini henüz görmedik””Bu da çoğu aşının etkisini sıfırlayacak düzeyde değil. Ayrıca bizim aşımız rekombinant DNA teknolojisiyle geliştiriliyor. Dolayısıyla yeni varyasyonları da plazmit üzerinde değiştirebiliyoruz ve gerekirse de Türkiye’de baskın olacak bir varyanta yönelik kodlama değişikliklerini yapıp aşıyı yeniden dizayn edebiliriz. ASC mikrokürecik teknolojisini ilk burada geliştirdiğimiz için birçok sorunun yanıtını biz de deneyler yaptıkça görüyoruz. Yani bu aşıya dair literatürden yararlanma şansımız yok. Tabii ki bir aşının hafıza hücreleri dediğimiz T hücresi, B hücresi yanıtının oluşturması çok önemli. Covid geçirenlerde antikorların (immunoglobulin) 6-8 ayda düştüğü belirtiliyor. Bu da normal bir şey. Bağışıklık yanıtı da böyle bir şey zaten. Ama hafıza hücresi oluştuğu taktirde virüs ikinci kez geldiğinde birkaç gün içinde antikor seviyesi gene tavan yapabiliyor.”

  • Trakya’da corona virüs yükselişe geçti, önlemler artırıldı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 06:22

    Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, Trakya’da corona virüs vaka sayılarında son bir haftada artış yaşanması üzerine Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’de tedbirler en üst seviyeye çıkarıldı. Vaka sayılarının arttığı Edirne’de bir belde ile Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde bir apartman karantinaya alındı.Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre,Trakya’da corona virüs vaka sayılarında artış yaşandı. Bakanlığın 100 bin nüfusa karşılık gelen haftalık corona virüs vaka sayılarında, Edirne’de vaka sayısı 75,29, Kırklareli’de 71,05, Tekirdağ’da 74,65 olarak tespit edildi. Vaka sayısındaki artışta Tekirdağ ve Kırklareli dikkati çekti. Tekirdağ’da geçen hafta vaka sayısı 55,37, Kırklareli’de ise 52,61 olarak açıklanmıştı.Trakya’da en fazla vaka sayısının görüldüğü Edirne’de önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Mutasyonlu virüs görülen Keşan ilçesine bağlı 2 bin 699 nüfuslu Beyendik beldesi kısmi karantina altına alındı. Beldeye giriş ve çıkışlar kontrollü olarak yapılmaya başlandı. İpsala ilçesinde ise artış gösteren corona virüs vakaları nedeniyle vatandaşlar, ev ziyaretleri, taziye ve asker uğurlaması gibi etkinlikler yapmamaları konusunda uyarıldı. İlçe merkezi, belde ve köylerde de tedbir amacıyla 1 hafta süreyle halk pazarları kurulmayacağı bildirildi.Edirne’de corona virüs salgınının önüne geçilmesi için kalabalık noktalarda hijyen çalışmaları artırıldı. Polis ekipleri de trafiğe kapalı olan ve insan yoğunluğunun yaşandığı Saraçlar ve Çilingirler caddeleri üzerinde denetim yaparak, sık sık anonslarla maske, mesafe ve hijyen uyarısında bulundu.Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, kentte vaka sayısındaki artışın mutantlı virüse bağlı olabileceğini söyledi. Altun, “Edirne’de mutant virüs izolasyonu yapıldı. Dolayısıyla artış, bu mutant virüse de bağlı olabilir. Bunun Sağlık Müdürlüğü tarafından halka duyurulması, izah edilmesi gerekiyor. Kaldı ki Türkiye’de vaka sayısını 100 binlere göre açıkladıklarına göre, il düzeyinde de bunu daha doğru yorumlayabilmek, sonuçları hakkında insanları daha iyi aydınlatabilmek için günlük yapılan test sayılarının, haftalık ortalaması ve pozitif olgu sayısının da bildirilmesi lazım. Çünkü bir artış trendi yaşandı ve bu artış trendi devam edecek gibi. Doğru önlemlerle bunun azaltılabilmesi açısından, insanları doğru bilgilendirelim, insanlarımız da kurallara uyma konusunda herhangi bir tereddüt göstermezlerse ancak bunu böyle çözebiliriz” dedi.Sürecin uzamasından dolayı, insanların içeride kalmaktan sıkıldığını belirten Prof. Dr. Altun, “Süreç çok uzadı, insanlar gerçekten içeride kalmaktan dolayı sıkılmış durumda. Herkesin sabır noktası aşılıyor. Ama ben Edirne insanının kurallara uyduğunu düşünüyorum. Bunun sadece insanlar, kurallara uymuyor şeklinde atfedilmesi doğru değil. Mutant virüsün orijinal corona virüse göre bakıldığında 1,5 kat daha fazla bulaştırıcılık etkisinin olduğunu bildiğimiz için sahadaki günlük test sayıları, pozitiflik oranları, il bazında ve beraberinde ne kadarında mutant virüsün izole edildiği ile açıklanabilir” diye konuştu.Edirneli Ömür Yangeç, herkesin kendisini koruması gerektiğini belirterek, “Kahvelerin açılmaması lazım. Mesafeyi korumamız lazım. Millette korku yok, kurallara uymuyorlar. Çarşı kalabalık ve hiçbir kurala uymuyorlar” dedi.Maske takan sayısının az olduğunu söyleyen Yasemin Kaykı ise “Çoğu insan maskesiz geziyor. Maske takanlar da maskelerini indiriyorlar. Ben kendim alerjim olduğu halde kullanıyorum. Ama maalesef telefonla konuşurken bile maskelerini indiriyorlar” ifadelerini kullandı.Zeynep Mehtioğulları da “Edirne’de insanlar maskesiz sokağa çıkıyor, mesafeye de dikkat etmiyorlar. Bu yüzden vaka sayıları artıyor” diye konuştu.Corona virüs vakalarının 74,65 olduğu Tekirdağ’da önlemler alınmaya devam ediliyor. Filyasyon ekipleri sahada çalışmalarını sürdürürken, vatandaşlara da sık sık alınan tedbirlere uymaları konusunda uyarılarda bulunuluyor.Tekirdağ Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Bayram Zengin, ülke genelinde olduğu gibi, Tekirdağ’da da vaka sayılarının yavaş yavaş artmaya başladığını söyledi. Zengin, “Genel itibariyle çok yüksek olmamakla birlikte turuncu bölgedeyiz. Tekirdağlı vatandaşlarımıza da vaka sayılarının daha fazla artmaması için rehavete kapılmamaları, maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymaları, bunların yanı sıra bizim için çok çok önemli olan misafirliklerden, aile ziyaretlerinden, dost meclislerinden uzak durmalarını öneriyoruz” dedi.Tekirdağ il genelinde bugüne kadar 320 binin üzerinde PCR testi yaptıklarını belirten Zengin, “Nüfusumuz yaklaşık 1 milyonun üzerinde ve 100 bini aşılanmış durumda. Testlerimize de ilimizde bulunan Nakım Kemal Üniversitesi Hastanesi’nin yanı sıra Çorlu Devlet Hastanesi, Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde oluşan 3 ana arterde bulunan test merkezlerimizde yapmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.Filyasyon ekiplerinin sabahın erken saatlerinden itibaren vakalar ekranlarına düşer düşmez sahadaki çalışmalarına başladığını ifade eden Dr. Zengin, “Bizim şu anda aktif olarak görev yapan 256 kişilik ekibimiz sahada çalışıyor. Vaka sayıları arttıkça ekip sayımızı da artırıyoruz. Vaka sayılarımız düştüğü zaman da ekip sayılarımızı düşürüyoruz. Aşı olarak da şu anda Tekirdağ’da an itibariyle 100 bini aştık. Bu aşılarımız malumunuz üzere birinci ve ikinci doz aşılardan oluşuyor. Birinci doz aşılamada hedeflediğimiz rakamların yüzde 70’ine ulaştık, ikinci doz aşılamada da yüzde 20 seviyelerini bulmuş durumdayız” dedi.Tekirdağ’da filyasyon ekibinde görevli Ebe Ezgi Yücel, “Aşılama yapmak için 90 yaş üstü ve yatalak hastalar için evlere gidiyoruz. Evlere gittiğimizi için çok iyi dönüşler oluyor. Filyasyonda da ev ev geziyoruz. Tek tek kişilere bilgilendirmelerde bulunuyoruz. Bizlere çok dua ediyorlar, çok mutlu olduklarını söylüyorlar” diye konuştu.Tekirdağ’da yaşayan Gökçe Sevim, vaka sayılarının artmaması için kurallara uyulmasının önemli olduğunu belirterek, “Vaka sayılarının artmaması için maskelerimizi takalım. Herkesin çok kalabalıkta gezmemesi lazım. Tedbir alınmazsa vakalar çoğalabilir” dedi. Tekirdağ’da artan vaka sayılarının kendilerini ürperttiğini belirten Hale Altın ise “Tekirdağ’da artan vaka sayıları bizleri ürpertiyor. Vatandaşlar olarak kendi önlemlerimizle korunmamız gerekiyor. Filyasyon ve aşı çalışmalarını yapan ekiplerimizin evlerimize gelerek çalışmalarını yapması bizi mutlu ediyor” dedi.Kırklareli’de vaka sayılarının artması üzerine önlemler de artırıldı. Lüleburgaz ilçesinin Gençlik Mahallesi’nde vaka görülen 1 apartman İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla 7 gün süreyle karantina altına alındı.

  • Ordulu balıkçıların ağlarına bin yıllık amforalar takıldı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 06:11

    Ordu’nun Perşembe ilçesi açıklarında avlanan balıkçıların ağlarına 13 adet amfora takıldı. Roma döneminden kalma olduğu tahmin edilen amforaların yaklaşık bin yıllık geçmişi olduğu düşünülüyor.Ordu’nun Perşembe ilçesi açıklarında avlanan balıkçıların ağlarına geçtiğimiz günlerde 13 adet amfora (iki kulplu testi) ve gemi ahşap enkazı takıldı. Balıkçılar, durumu Ordu Üniversitesi Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Aydın’a bildirdi. Teslim alınan 13 amfora gemi ahşap enkaz parçalarının, Roma dönemine ait olduğu ve bin yıllık geçmişi olduğu tahmin ediliyor.“ROMA DÖNEMİNE AİT OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR”Ordu Üniversitesi Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Bölümü Balıkçılık Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Yaklaşık 20 gün önce bölge balıkçıları bana ulaşarak, ellerinde ağlara takılan amforalar, testiler ve gemi ahşap parçalarının olduğunu söylediler ve bunları ne yapacaklarını sordular. Ben de kendilerine getirmelerini söyledim ve Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi’nde koruma altına alabileceğimizi söyledim. Çünkü ahşap parçalar, eğer tarihi eser niteliği varsa hava ev suyla temas ettikleri zaman erken çürüyorlar. Hepsini fakültenin bünyesinde topladım. Bütün amforalar ve ahşap parçalarını bir araya getirdim. Sonrasında bunların fotoğraflarını çekip, Türkiye’de bu işi Bodrum’da yapan sualtı müzesinde bulunan arkeolog arkadaşlarıma yolladım. O arkadaşlarım da bunların Roma dönemine ait odluğunu söylüyorlar. Tabii, bunların çalışmasının yapılmasının lazım. Hatta ahşap parçaların karbon analizlerinin yapılarak, hangi yıllara ait oldukları belirleniyor” dedi.“70 METRE DERİNLİKLERDE TESPİT EDİLDİ”Prof. Dr. Aydın, amfora ve gemi ahşap parçalarının 70 metre derinlikte ele geçirildiğini kaydederek, “Balıkçıların söylediği kadar 70 metre derinlikte tespit etmişler ve bunlar birkaç seferde çıkartılmış. Bu tespitlerimiz sonrasında Ordu Müze Müdürlüğü ile konuşarak, ürünleri getirip, kayıt altına alınarak müzeye teslim edildi. Bunların bakımı yapıldıktan sonra inşallah Ordu Müzesi’nde sergilenip, vatandaşın görebileceği gibi tarihi eser niteliğinde olan bu amforalar sergilenir diye düşünüyorum. Bu çalışmanın umut ediyorum ki, yine var olan ve denizde kalan kısmının da bir şekilde sualtı arkeologları tarafından bunun çalışılması, derinlik de biraz fazla ama bir robot yardımıyla, uzaktan kumandalı araçlar ile görüntü alınabilir, tespiti yapılabilir” şeklinde konuştu.“BU BÖLGEDE FARKLI BATIKLARIN OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR”“Bundan sonraki kısım, sualtı arkeologlarının yapması gereken işler. İnşallah beklentimiz, bu bölgede de böyle bir çalışmanın yapılması” diyen Prof. Dr. Mehmet Aydın, “Karadeniz Bölgesi’nde böyle batıklarla ilgili yapılmış bir çalışma yok. Dolayısıyla bir yerden başlamak gerek diye düşünüyorum ve zaman içerisinde eminim bu bölgede de batıkların olduğu konuşuluyor ama bilimsel anlamda çalışmalar yok. Hatta bu süreç içerisinde çok sayıda farklı balıkçılar ile de temasa geçtim, farklı hikayeler anlattılar. Onlara dayanarak suyun altının epey bir zengin olduğunu düşünüyorum. Ben, Ünye’den Hopa’ya dalış noktalarının belirlenmesi projesi de yürütüyorum. O proje kapsamında da Nisan ayında çalışmalara başlayacağım. Dolayısı ile bunları belirlerken, sualtında çok fazla miktarda fotoğraf ve görüntüler alacağız. Bu kapsamda da bir envanter çalışması gibi olacağını düşünüyorum. Bunu da zaman gösterecek” ifadelerine yer verdi.

  • Mersin’de, Toroslar’da kar, sahillerde güneş keyfi
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 05:40

    Mersin’de vatandaşlar Toroslar’ın yüksek kesimlerinde kayak yapıp, kar topu oynarken, kent merkezinde ise Akdeniz sahillerine gelerek güneşli havanın keyfini çıkartıyor.Mersin’de şubat ayının sonlarına gelinmesine rağmen iki mevsim birden yaşanıyor. Toroslar’ın zirvesine çıkan vatandaşlar, kayak yapıp kar topu oynayarak karın keyfini çıkarıyor.Kent merkezinde ise yazdan kalma günler yaşanıyor. Kimi vatandaşlar sahilde balık tutarken, kimisi ise çimlere oturup, yürüyüş yapıyor. Sahilde arkadaşları ile oturarak güneşli havanın keyfini çıkartan üniversite öğrencisi İsa Zehuroğlu, “Mersin’in yüksek kesimlerinde karlı hava var ama kent merkezinde güneşli sıcak hava hakim. Biz de arkadaşlarımızla sosyal mesafe ve maske kurallarına dikkat ederek bu güzel havanın keyfini çıkartıyoruz” dedi.Utku Can Bozkurt da Mersin’de yaşadıkları için şanslı olduklarını söyledi. Kentte iki mevsimi birden yaşadıklarını belirten Bozkurt, “Arkadaşlarımızla sahile geldik. Oturuyoruz, zaman geçiriyoruz. Toroslar’da kar yağıyor ama şehir merkezine geldiğimizde çok güzel bir hava karşılıyor bizleri. Biz de güzel havayı fırsat bilerek sosyal mesafe maske kuralına dikkat ederek sahile gedik” diye konuştu.Pandemi nedeniyle evden çıkmayan ancak güzel havayı değerlendirmek için sahile gelerek balık tutan Veli Aktaş ise “Kaç gündür evdeydim. Sahile geldim. Balık tutuyorum. 3 metre mesafe ile maskeli şekilde oturuyoruz, temiz hava alıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Üst düzey kısıtlama talebi: Karadeniz’e ‘Covid OHAL’i’
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 05:14

    Karadeniz’de vaka artışlarının önüne geçilemiyor. Son iki haftadır nüfusuna oranla en çok korona görülen 5 il Karadeniz Bölgesi’nde. Hal böyle olunca uzmanlardan tam kapanmadan giriş yasağına kadar çok sayıda öneri geldi. CHP Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu da ‘pandemi OHAL’i’ önerdi. Karadenizli turizmciler de, “Kısıtlamaysa kısıtlama, kapamaysa kapama. Ama artık mart ve nisan aylarında, Ramazan ayı tamamlanana kadar gereken tedbirlerin alınıp sezon öncesinde hazır vakaların minimize edilmiş hale gelmiş olması gerekiyor” diye konuştu.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın paylaştığı vaka sayısı haritasına göre 15-21 Şubat tarihleri arasında oransal olarak en çok vakanın görüldüğü ilk 5 il yine Karadeniz Bölgesi’ydi. Ordu, Giresun, Samsun, Trabzon ve Rize nüfuslarına oranla en çok corona virüs görülen iller oldu. Kendisi de Samsun milletvekili olan Neslihan Hancıoğlu, Orta ve Doğu Karadeniz bölgelerinde 100 binde görülen vaka oranının zirveye çıktığı iller için ‘pandemi OHAL’i’’ uygulamasına geçilmesini istedi. Hürriyet gazetesinde yer alan habere göre, Neslihan Hancıoğlu’nun önerileri şöyle; ACİL EYLEM PLANI“Karadeniz bölgesindeki beş ilin verileri, standart kısıtlamaların bu bölge özelinde sonuç alıcı bir etki yaratmadığını ortaya koyuyor. Bu durum karşısında, vaka sayılarının zirvede seyrettiği Karadeniz Bölgesi için ivedilikle ‘pandemi OHAL’i’ ilan edilmesi artık bir zorunluluk. Salgınla mücadele konusunda yetkinleşmiş otoritelerin, bilim insanlarının, sosyal bilimcilerin önerileriyle bir acil eylem planı oluşturulmalı. Örneğin tıpkı salgının başlangıç döneminde, ülke dışından gelen vatandaşlarımıza uygulandığı haliyle, bölgedeki asemptomatik pozitif vaka ve temaslıları, halen boş durumda bulunan yurtlarda izole edilmeli. Bir diğer seçenek ise birçok uzman tarafından da sık sık gündeme getirilen ‘14 günlük tam kapanma’ seçeneği. Bölgede salgının zirve yaptığı beş il özelinde, tam kapanmanın ekonomik maliyet ve sosyal etki analizleri yapılarak ve tam kapanma sürecinde yaşanacak tüm kayıpların kamu kaynaklarıyla telafi edilmesi üzerine bir planlama oluşturulması da gündeme alınmalı.”GİRİŞ-ÇIKIŞ KAPANABİLİRSağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan da, “Bu illerde diyelim ki vakalar 100 binde 200’den 300 civarına yükseldi. İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı ile örneğin o ile giriş-çıkış yasaklanabilir, o ilde vakaların çok olduğu özellikle bazı mahalleler, ilçeler varsa oraya giriş-çıkışın kapatılması söz konusu olabilir. Veya sokağa çıkma kısıtlamaları örneğin ilin bir bölgesinde kaldırılabilir, bir bölgesinde farklı bir yaklaşım geliştirilebilir” önerileri getirdi. TURİZMCİLERDEN SEZON ÖNCESİ ÜST DÜZEY KISITLAMA TALEBİ5 ilin yer aldığı Karadeniz Bölgesi’nde turizm sezonu öncesi sektör temsilcileri kısıtlama tedbirlerinin yaz dönemine kadar en üst düzeye çıkarılarak, sezona kadar vakaların düşürülmesi çağrısında bulundu. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Aydın, “Turizmin bu sayıların artışında teorik olarak katkısı olabilir, çok daha fazla tedbir alınmalı” dedi.”KISITLAMAYSA KISITLAMA, KAPANMAYSA KAPANMA”Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Doğu Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Hasan Volkan Kantarcı, Covid- 19 virüsünün geçen yıl ortaya çıkmasıyla turizmin etkilendiğini belirterek, süreçte turizm serbestliği kriterlerinin değiştiğini ve Covid-19 aşılarının ön plana çıktığını söyledi. 13 Mayıs’ta Ramazan Bayramı ile yaz turizm sezonunun başlayacağını kaydeden Kantarcı, “Bizim artık sezonda dolu dolu iş yapmamız gerekiyor. Bahara yaklaştığımız bugünlerde vaka sayıları bölgemizde yüksek. Bununla alakalı alınması gereken tedbirler her ne ise alınması gerekiyor. Kısıtlamaysa kısıtlama, kapamaysa kapama. Ama artık mart ve nisan aylarında, Ramazan ayı tamamlanana kadar gereken tedbirlerin alınıp sezon öncesinde hazır vakaların minimize edilmiş hale gelmiş olması gerekiyor” diye konuştu.”FEDAKARLIKTA BULUNMAYA RAZIYIZ”Normalleşme sürecine dahil olabilmek için sektör olarak gereken fedakarlıkları yapmaya hazır olduklarını dile getiren Kantarcı, “Biz baharda yapabileceğimiz işlerden vazgeçelim. Yeter ki Ramazan Bayramı sonuna kadar vaka sayıları düşsün, bölge ve ülke olarak turizm sezonu özellikle bölgemizde yaklaşık 4 aylık yoğun sezona hazır hale gelelim. Şu an şubat ayı tamamlanmak üzere. Verilere baktığımız zaman hem de aşılanma sayı oranlarını karşılaştırdığımız zaman mart ve nisan ayında bir hareketlilik yine olmayacak. Düşük geçecek. Önümüzdeki aylarda gereken tedbirler sonuna kadar alınsın, ne varsa yapılsın. Biz yine fedakarlıkta bulunmaya razıyız. Neticede sezonun başlamasına 2,5 aylık bir zaman kaldı. Devletimizin gereken tedbirleri almasına ve vakaların bir an önce düşmesi gerçek normalleşmeyi yakalamak en büyük beklentimiz” diye konuştu.PROF. DR. AYDIN: ÇOK DAHA FAZLA TEDBİR ALINMALIİnsanların birbirlerine temasıyla yayılan Covid- 19 virüsünün, kontrolsüz ve tedbirsiz turizm faaliyetleriyle daha fazla yayılma imkanı olduğunu söyleyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Aydın da, “Her sektörün özel bir durumu var. Turizm sektörü de bunlardan bir tanesi. Gönlümüz arzu eder ki, hiçbir sektör zarar görmeden bu mücadelemizi başarıyla verelim. Maalesef bazı sektörler insan kalabalığını, mesafeyi ve yoğunluğu sağlıyor. Turizmin böyle bir özelliği var. Turizmin bu sayıların artışında teorik olarak katkısı olabileceğini bildiğimizden dolayı buralarda çok daha fazla tedbir alınması gerekiyor. Tedbirler alınmadan, kontrol altında olmadan her türlü hareket ve bir araya toplanma bu sayıların büyümesine sebep olur. Aksi halde mücadelemizde önümüzdeki günler için daha zor günler bizi bekler” şeklinde konuştu.

  • İzmir’de 5 aydır kayıp olan kız çocuğu, kaçakçılık operasyonunda bulundu
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 04:15

    İzmir’in Ödemiş ilçesinde Ekim ayından beri kayıp olan 17 yaşındaki C.A., ilçede bulunan bir kaportacı dükkanına polis tarafından yapılan kaçakçılık operasyonu esnasında bulundu. Öte yandan iş yerinde inceleme yapan polis ekipleri, burada kuru sıkı silahların namlusunun açıldığını tespit etti.Ödemiş Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri, yapılan takip ve çalışma sonucu, Sanayi Sitesi’nde bulunan bir iş yerinde kuru sıkı namluların açılarak, kuru sıkıdan bozma tabanca yapıldığını belirledi. Bunun üzerine iş yerine arama yapmak için giren polis ekipleri, yaklaşık 5 aydır kayıp olan ve ülke genelinde aranan, 17 yaşındaki kayıp kız çocuğu C.A.’yı buldu. Tamirhanenin üst katında bulunan C.A., savcılık talimatı ile Ödemiş İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliğine teslim edildi.Öte yandan iş yerinde yapılan aramada, namlu kısmı açık tabanca, namlu açmaya yarayan ravya isimli aparat, icra yayı, şarjör yayı, sürgü, silah açmada kullanılan uç ve çok sayıda fişek ele geçirildi. Ayrıca kuru sıkı silahların açılarak, kuru sıkıdan bozma silah yapılması olayı ile ilgili V.S. ve B.A. isimli 2 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

  • Kısıtlamayı delip kaza yaptılar: Haberlere de çıkacak mıyız?
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 03:02

    Ataşehir’de sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 3 alkollü genç kaza yaparak bir evin bahçesine girdi. Kaza sonrası görüntülenmek istemeyen alkollü gençler tehditler yağdırarak “Haberlere de çıkacak mıyız?” dediler. Bununla da kalmayan alkollü gençler kaza ile ilgili tutanak tutan polisleri suçladılar.Ataşehir Kayışdağı Caddesi üzerinde seyir halinde olan Hasan Furkan, Berat Ş. ve ismi öğrenilemeyen bir kişi otomobil ile kaza yaparak bir evin bahçesine girdi. Kaza sonrası şoför olduğu iddia edilen Hasan Furkan olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerine alkollü gençler zor anlar yaşattı.“SEN BİZİ YAYINLA BAK SANA NE YAPIYORUM” TEHDİDİBasın mensuplarına da tehditler yağdıran alkollü gençler, “Bak bunu çekme, sen bunu yayınla ben sana ne yapıyorum, inşallah yarın bir gün haberlerde görürüm” diyerek de tehditler yağdırdı. Alkollü gençler sonra gülerek “Haberlere de çıkacak mıyız” dediler.”YOLDA MAZOT VARDI ONDAN KAZA YAPTIK”Gençler, alkollü oldukları için değil yola dökülen mazot yüzünden kaza yaptıklarını belirtti.POLİS EKİPLERİNE ZOR ANLAR YAŞATTILAROlayla ilgili tutanak tutan polislere zor anlar yaşatan alkollü gençler “Sen bizim kaskodan para almamamız için bunu yapıyorsun ama ben o parayı alacağım” diyerek polis ekiplerini suçladılar.Polis ekipleri alkollü olan ve sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden gençlere cezai işlem uyguladı.

  • Mardin’de otel yangını
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 01:41

    Mardin’de yanan otelin penceresinden atlayan kişi yaralanırkeni mahsur kalan 10 kişi itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yangın çıkan otelin 5. katından atlayan kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, Yenimahalle Mahallesi Şanlıurfa Caddesi ‘ndeki otelin 5. katında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.Vatandaşların ihbarıyla olay yerine sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.Bu sırada 5. katta bulunan Sedat T. alevlerden kurtulmak için pencereden atladı.Yaralanan Sedat T. ilk müdahalenin ardından sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.İtfaiye ekipleri otelde mahsur kalan 10 kişiyi kurtardı.Çok sayıda itfaiye ekibinin müdahale ettiği yangın söndürüldü.Yangın sonrası binada hasar oluştu.

  • Adana’da bekçiye pompalı tüfekle saldırı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 01:32

    Devriye görevi yapan bekçilerin durdurmak istediği araçtan pompalı tüfekle ateş açıldı. Saldırıda bir bekçi yaralanırken,  kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlatıldı.Adana’da bir otomobilden ateş açılması sonucu yaralanan bekçi hastaneye kaldırıldı.Alınan bilgiye göre, merkez Seyhan ilçesi Narlıca Mahallesi’nde devriye görevi yapan bekçiler, şüphelendikleri bir otomobili durdurmak istedi.Bu sırada otomobildeki kişiler tarafından pompalı tüfekle ateş açılması sonucu bir bekçi yaralandı.İlk müdahalesi olay yerinde yapılan bekçi, Seyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.Olayın ardından kaçan kişileri yakalamak için çalışma başlatan polis, söz konusu otomobili ara sokakta terk edilmiş halde buldu.

  • Esenyurt’ta silahlı kavga: 4 yaralı
    by NTV on 25 Şubat 2021 at 01:14

    Esenyurt D-100 Karayolu yan yolda kalabalık iki grup birbirine girdi. Silahların çekildiği kavgada 4 kişi yaralandı.Esenyurt’ta çıkan silahlı kavgada 4 kişi yaralandı.Edinilen bilgiye göre, aralarında husumet olduğu öğrenilen iki grup, D-100 karayolu Cumhuriyet Metrobüs Durağı yakınlarında tartışmaya başladı.Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine kimlikleri henüz belirlenemeyen 4 kişi silahla vurularak yaralandı.Yaralılardan 3’ü Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesine, diğeri bölgede bulunan özel bir hastaneye götürüldü.İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi.Polis ekipleri kaçan saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.

  • Iraklı kadın, bir gün önce taşındığı evinde ölü bulundu
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 23:33

    Irak uyruklu bir kadın Ankara’daki evinde ölü bulundu. Kadının kafasının arkasında kan izi bulunmasının ardından geniş çaplı soruşturma başlatıldı.Ankara’nın Mamak ilçesinde Irak uyruklu bir kadın bir gün önce taşındığı evinde ölü bulundu. Edinilen bilgiye göre, Mutlu Mahallesi 706’ncı sokaktaki eve gelen arkadaşı, kadının yerde hareketsiz yattığını gördü. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ve ilk yardım ekipleri, kadının hayatını kaybettiğini belirledi.Soba zehirlenmesi şüphesi üzerinde duran ekipler, kadının kafasının arkasında kan izi bulunmasının ardından olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından kadının cansız bedeni Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı.

  • Gözaltına alınmaktan kaçmak için denize atladı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 19:08

    İzmir’in Balçova ilçesinde, polis tarafından yapılan kimlik sorgusunda aranması olduğu tespit edilen Sefa Ş., gözaltına alınmamak için denize atladı. Polislerin saatler süren ikna çabasına rağmen Sefa Ş. sudan çıkmak istemeyince, polis ekipleri şüpheliyi denize girip, çıkararak, gözaltına aldı.Olay, saat 18.30 sıralarında Engelliler Parkı Kent Ormanı sahil kısmında yaşandı. İddiaya göre, sahilde oturan vatandaşlar, Sefa Ş. tarafından rahatsız edilince durumu polise bildirdi. İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler, şüphelinin kimliğini kontrol etti. Yapılan kontrolde, aranması olduğu tespit edilen şüpheli, gözaltına alınmamak için kendini denize attı. POLİS DENİZE GİRDİŞüphelinin denizden çıkmaması üzerine ekipler, durumu deniz polisine bildirdi. Bölgeye ulaşan deniz polisi ekipleri, Sefa Ş.’yi denizden çıkarmak için ikna etmeye çalıştı. Denizden çıkmaması üzerine hem deniz polisi hem de Balçova Emniyet Amirliği ekiplerinden bir polis, denize girdi. Sefa Ş. etkisiz hale getirilip, karaya çıkarıldı. Yaklaşık 2 saat süren çalışmanın ardından ekip otosuna bindirilen Sefa Ş., polis merkezine götürüldü.

  • Sigorta prim teşviki süresi uzatıldı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 17:41

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 51 il ve 2 ilçede uygulanan sigorta prim teşviki süresinin 31 Aralık’a kadar uzatıldığını açıkladı.Son dakika haberi!  5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden uygulanacak ilave puan, ilave puan uygulanacak iller ve uygulama süresi hakkındaki 30 Mayıs 2013 tarihli Bakanlar Kurulu Kararının eki kararda değişiklik yapan Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımladı.Buna göre, 31 Aralık 2020’ye kadar geçerli olan ilave 6 puanlık bölgesel sigorta prim teşvikinin süresi, 31 Aralık 2021’e uzatıldı.Uzatma kararı, 51 il ve 2 ilçeyi kapsayacak şekilde 1 Ocak 2021’den itibaren yürürlüğe girdi.Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Twitter’dan yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:”51 il ve 2 ilçemizde üretim ve istihdamı artırmak için 5510 sayılı kanundaki ‘5 puanlık’ indirime ilave olarak sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden ‘ilave 6 puan’ olarak uygulanmakta olan sigorta prim teşvikinin süresi 31 Aralık 2021 tarihine kadar uzatılmıştır.”

  • Meclis Başkanlığı’ndan AYM’ye yanıt
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 16:53

    SON DAKİKA HABERİ: TBMM Başkanı Şentop, CHP’li Enis Berberoğlu kararı için Anayasa Mahkemesi’ne cevap yazısı gönderdi. Yazıda, ”Kararın bilgi için ve ilgisi olduğundan bahisle TBMM’ye gönderilmesi anlaşılmamıştır. AYM’nin kararı Meclis’e ne amaçla gönderdiği açıklaması ya da düzeltme yapması istendi” ifadelerine yer verildi.Son dakika haberi! Anayasa Mahkemesi’nin CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu için verdiği hak ihlali kararı, yüksek mahkeme ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında tartışmaya yol açtı.Anayasa Mahkemesi, Meclis’e gönderdiği kararda “ihlal kararının gereğinin yerine getirilmesi Meclis’in de görevidir” demişti. Meclis Başkanlığı da, yüksek mahkemeye bir cevap yazısı gönderdi. Meclis hukuk hizmetleri başkanının imzasıyla gönderilen yazıda, “yetki aşımı” vurgusu yapıldı. “Kararın bilgi için ve ilgisi olduğundan bahisle Meclis’e ayrıca gönderilmesinin sebepleri anlaşılamamıştır” ifadesi yer aldı.Anayasa Mahkemesi’nin kararını Meclis’e ne amaçla gönderdiğini açıklaması ya da kararda düzeltme yaparak ‘Meclis’i çıkarması istendi.

  • Bilim Kurulu Toplantısı ne zaman yapılacak?
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 16:49

    Corona virüs salgınıyla mücadelede önemli kararların alındığı Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı’nın ne zaman yapılacağı merak ediliyor. Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Fahrettin Koca, yarına işaret etti. Bakan Koca, aşıların bedava satıldığına ilişkin iddiaya yanıt verdikten sonra, ”Vermeyeceğiz hesap yok, yarın açıklama yapacağım” ifadelerini kullandı.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında gerçekleşen Bilim Kurulu Toplantısı, özellikle 1 Mart tarihi itibarıyla kısıtlamaların il bazlı olarak kaldırılacağı açıklaması ile birlikte alınacak kararlar bakımından büyük önem taşıyor.Normalleşme sürecine ilişkin ayrıntıların, Bakan Fahrettin Koca başkanlığındaki Bilim Kurulu Toplantısıyla beraber belli olması beklenirken, Fahrettin Koca bugün Meclis’te yarın açıklamaya yapacağınız söyledi. İL BAZINDA VAKA AÇIKLAMASISağlık Bakanı Fahrettin Koca, il bazında 7 günlük Covid-19 vaka sayılarını açıklamıştı. Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 8-14 Şubat haftasına ait il bazında Covid-19 vaka sayılarına yer vererek, “Son basın toplantımızda illerimizdeki vaka sayısını paylaşacağımızı belirtmiştim. Bundan sonra her hafta başında 7 günün vaka sayısını ilan edeceğiz. Yerinde karar dönemindeyiz” ifadesini kullanmıştı.İSTANBUL NORMALLEŞMEYE HAZIRLANIYOR

  • Vaka sayısındaki artış devam ediyor: 72 can kaybı, 9 bin 561 yeni vaka
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 16:47

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 24 Şubat 2021 günlük corona virüs tablosunu açıkladı.  Son 24 saatin verilerine göre, yeni vaka sayısı yeniden 10 bine yaklaştı.Günlük corona virüs tablosu…Can kaybında azalma sürerken vaka sayılarında ise dikkat çekici bir artış yaşanıyor.Türkiye’de son 24 saatte 124 bin 15 Covid-19 testi yapıldı, 9 bin 561 kişinin testi pozitif çıktı, 72 kişi hayatını kaybetti. Ağır hasta bin 200 oldu, 5 bin 297 kişinin Covid-19 tedavisinin/karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 540 bin 293’e yükseldi.Dün açıklanan verilere göre de; bir gün içerisinde 123 bin 734 test yapıldı, 9 bin 107 yeni vaka tespit edildi. Bunların 633’ü belirti gösteren hastalardan oluştu. İSTANBUL 1 MART’TA AÇILIR MI?

  • Bakan Koca’dan kalabalık cenaze özrü
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 16:45

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul’da geçen Pazar günü katıldığı cenaze töreniyle ilgili bir açıklama yaptı, kalabalık görüntüleri için özür diledi. Bakan Koca’ya, CHP tarafından gündeme getirilen “Bedava aşıya ödeme yapıldı” iddiası da soruldu. Bakan Koca, “Veremeyeceğimiz hesap yok, yarın açıklama yapacağım” dedi.Son dakika haberi! Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Mecliste gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Çin’den gelen 1 milyon doz ücretsiz aşının Devlet Malzeme Ofisine her bir dozu 12 dolardan fatura edildiği” iddiasına ilişkin soru üzerine Koca, “Ben özellikle pandemi sürecinde merkezde durarak 83 milyon vatandaşımıza eşit şekilde hizmet etme gayreti içinde oldum. Maalesef bu dönemde vatandaşımızın zihnini bulandırmak ve siyasi arenaya çekmek isteyenler oluyor.” diye konuştu.BEDAVA AŞIYA ÖDEME İDDİASIKoca, “Vatandaşımıza bu anlamda veremeyecek hiçbir hesabımız yok. Ben bu yaklaşımı, davranışı, birlik ve beraberliği bozma noktasındaki bu yaklaşımı ahlaki bulmuyorum. Veremeyecek hiçbir hesabımız da yok. Özellikle 83 milyon vatandaşımızla birlikte, beraber olarak mücadeleyi devam ettirmekten yanayım. Başarı da 83 milyon vatandaşımızın olmuş olacak. Bununla ilgili detaylı bilgiyi de vatandaşımızın zihnini bulandırmak isteyenlere cevaben, vatandaşımıza yönelik yarın basın toplantısında detaylı açıklamada bulunacağım.” ifadelerini kullandı.”CHP tarafından TBMM Genel Kurulu’nu, Covid-19’la mücadele konusunda bilgilendirmeniz istenmişti. Genel Kurula gelecek misiniz?” sorusuna Koca, “İstenirse her zaman, her yere gelirim.” karşılığını verdi.CENAZE ÖZRÜ”Merhum Muhammed Emin Saraç’ın cenazesinde sosyal mesafe kurallarına uyulmadığına ilişkin bir eleştiri de var. Nasıl cevap verirsiniz?” sorusu üzerine Koca, şunları kaydetti:”Özellikle pandemide, salgının nasıl seyrettiğini ve bulaşın nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. Kalabalık ortamlarda ve kapalı ortamlarda bu bulaşın daha da fazla olduğunu biliyoruz ve hep bunu bugüne kadar ifade etmeye çalıştık. Ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkabileceği bir görüntünün olabileceğini öngörmedim. Öngörmem gerekiyor muydu? Evet, gerekiyordu. Bu benim kusurum. Vatandaşımızdan bu anlamda özür diliyorum. 83 milyon olarak herkes eşit fedakarlık göstererek pandemi döneminde mücadeleye katkı sağlamalı yani kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durmaya gayret göstermeliyiz.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kanal İstanbul’u inadına yapacağız
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 16:42

    AK Parti İstanbul İl Kongresi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Kanal İstanbul projesinin etüt kapsamında yer alan tüm teknik çalışmaların tamamlandığını açıkladı. Erdoğan,”Kanal İstanbul’u yapacağız, inadına yapacağız ve İstanbul nasıl güzelleşecek, bunu da görecekler” dedi.Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen İstanbul 7. olağan il kongresine katıldı.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmadan öne çıkanlar şöyle:”İl yönetimimizi şimdiden tebrik ediyor ve başarılar diliyorum. Kuruluşundan beri İstanbul teşkilatımızda vazife üstlenmiş partimize katkı vermiş tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Değişim bazen herhangi bir sebep olmadan gelir ve kendini dayatır. 1994 ruhuyla 2023 hedeflerimizi gerçekleştirecek bir arkadaşımızı Osman Nuri Kabaktepe kardeşimizi İstanbul’a il başkanı yapıyoruz. Kendisinin Bayram Şenocak kardeşimizden devraldığı bayrağı çok daha yukarılara taşıyacağına inanıyorum.Partimizin 7. olağan kongresinde ülkemizin her yerinde bir değişim sürecine dönüştürmeye çalıştık. Yeni isimler bayrak yarışında nöbeti devralıyor. Mevcut yönetimimizin yaş ortalaması 39. Genç ve dinamik bir yapıyla yola devam. Şu ana kadar il ve ilçe kongrelerimizde bir sıkıntı yaşamadık. İnşallah 24 Mart 2021 Çarşamba günü olağan büyük kongremizi Ankara’da toplayarak bu süreci inşallah tamamlıyoruz. Böyle bir şehre hangi unvanla olursa olsun hizmet etmek şereflerin en büyüğüdür. İstanbul’u anlamadan Türkiye’yi anlayamazsınız.İstanbul’u kavramanın en güzel yolu ona şairlerin gözüyle bakmaktır. İstanbul’u seviyorsanız önce onun hakkını vereceksiniz. Bu şehri seviyorsanız önce bedelini kendisine hizmet ederek ödeyeceksiniz. Karşımıza kim dikilirse dikilsin, önümüze hangi engeller çıkartılırsa çıkartılsın, geride hangi oyunlar oynanırsa oynansın, ülkemize, milletimize ve İstanbul’a hizmet davamızdan asla vazgeçmedik. Eğer İstanbul’u küstürürseniz, eğer bu şehri kendinize sırt çevirtirseniz vay halinize. Böyle bir durumda, değil Türkiye’ye dünyaya sığamazsınız. Hiç kimsenin bu şehre, bu ülkeye, bu millete kem gözle bakmasına müsaade etmedik, etmeyeceğiz.İstanbul’u yanımıza aldığımızda içerideki hainlerden, dışarıdaki düşmanlara kadar yedi düvele meydan okuyacak güce sahip olduk.Bundan sonra da ola ki böyle bir yola (Gezi olayları) tevessül edecek olurlarsa bu millet bunun bedelini çok ağır ödetir. Atatürk Kültür Merkezi’nin inşasında sona geliyoruz. Muhteşem bir opera binasını İstanbul’umuza kazandırıyoruz. ”KANAL İSTANBUL’U İNADINA YAPACAĞIZ”İstanbul’a kazandıracağımız plan, proje ve ihalesi devam eden toplamda 9 bin 582 yatak kapasiteli 60 sağlık tesisimiz var. Sadece son 18 yılda İstanbul’a eski rakamla 275 katrilyon lira tutarında yatırım yaptık. Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan Kuzey Marmara Otoyolu’nu tamamlamak üzereyiz. İstanbul’u sadece ülkemizin değil, dünyanın en önemli sağlık merkezlerinden biri haline getiriyoruz. Boğaz’ın altından geçecek yeni tünel olan Büyük İstanbul Tüneli’nin etüt proje çalışmalarını tamamladık, ihale hazırlıkları devam ediyor. Kanal İstanbul’u yapacağız, inadına yapacağız ve Kanal İstanbul ile İstanbul nasıl güzelleşecek, bunu da görecekler. Kanal İstanbul projemizin etüt kapsamında yer alan tüm teknik çalışmalar tamamlandı. Diğer adımları için gerekli çalışmaları da başlatıyoruz. Onlara rağmen Kanal İstanbul’u yapacağız. İnadına yapacağız ve Kanal İstanbul ile İstanbul nasıl güzelleşecek, İstanbul bir başka şehir olacak bunu da görecekler. Alıştıracağız, buna da alışacaklar.İstanbul’un turizmine, kültürel zenginliğine, ekonomisine ciddi katkısı olacağına inandığımız Haliç Yat Limanı ve Kompleksi projemizi de seneye bitirmeyi planlıyoruz. Türkiye’nin ve Türk milletinin kaderiyle partimizin kaderi adeta iç içe geçmiştir. İstanbul’u yeniden çöp dağlarına, kokuya, yokluğa, ihmale maruz bırakanlarla tüm İstanbul önünde sandıkta hesaplaşacağız 2023’te.Millete küsülmez, milletle inatlaşılmaz, millete husumet beslenmez, millete rağmen iş yapılmaz. Bu temel hakikatleri kabul etmeden siyaset yapmaya kalkanın sonu hüsran olur. Yeni sivil bir anayasayı milletimizle birlikte hazırlayarak hem bu ülkeyi darbe dönemi anayasası ile yönetilme ayıbından kurtaracak hem de 2053 vizyonumuzun rehberine kavuşmuş olacağız.AK PARTİ İSTANBUL İL BAŞKANI OSMAN NURİ KABAKTEPE OLDU AK Parti İstanbul 7. Olağan İl Kongresi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongrede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından oy verme işlemi başladı. 19 sandıkta kullanılan 498 delegenin oyunun tamamını alana Osman Nuri Kabaktepe AK Parti İstanbul İl Başkanı oldu. 

  • Siyanür cinayetinde gerekçeli karar açıklandı: Son 10 dakikanız kaldı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 15:17

    İzmir’de anne ve babasını siyanürlü şerbet içirerek öldüren, kardeşini de içmeye zorlayarak yaralayan sanığın 2 kez müebbet ve 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmasıyla ilgili gerekçeli karar açıklandı. Gerekçeli kararda, sanığın cinayeti planlayarak işlediği ve siyanürü içirdikten sonra “Son 10 dakikanız” dediği yer aldı.İzmir’in Bayraklı ilçesinde gerçekleşen siyanür cinayetinde gerekçeli karar açıklandı.Kalkan Ailesi’nin Soğukkuyu Mahallesi’ndeki evinde, 14 Mayıs 2019’da meydana gelen olayda, Dokuz Eylül Üniversitesi Kimya Bölümü Öğrencisi Mahmut Can Kalkan, potasyum siyanür ile hazırladığı şerbeti, annesi Fatma Kalkan ve babası Mehmet Kalkan’a içirdi.Kalkan çifti, şerbeti içtikten sonra fenalaştı. Mahmut Can Kalkan, daha sonra şerbetten kardeşi Emir Can’a (16) içirmek istedi. Ancak, anne-babasının rahatsızlandığını gören Emir Can, tepki gösterdi.Devrilen bardaktaki sıvı çocuğun üzerine döküldü. Sıvıdan Mahmut Can Kalkan ve Emir Can ile küçük kardeşleri Mehmet Taha etkilendi.Hastaneye kaldırılan anne-baba hayatlarını kaybederken, oğulları tedavilerinin ardından taburcu edildi.Adliyeye sevk edilen Kalkan, ‘Üst soydan akrabayı tasarlayarak kimyasal silahla kasten öldürmek’ suçundan tutuklandı. Cezaevinde 1 gün kaldıktan sonra Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilen ve 50 gün gözlem altında tutulan Kalkan’a psikotik bozukluk teşhisi konuldu.Hakkında 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 20 yıla kadar hapis cezası istenen Kalkan’ın yargılandığı İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nden gönderilen raporda, sanığın akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını tam olarak algılayamayacağı bildirildi. Mahkeme heyeti, raporun ayrıntı içermemesi nedeniyle İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan yeni rapor istedi.İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi ise mahkemeye gönderdiği raporunda, Kalkan’da davranış bozukluğu ile akıl hastalığı ve akıl zayıflığına rastlanılmadığını bildirdi. Raporda, “Ceza sorumluluğu tamdır” denildi. 2 rapor arasındaki çelişki üzerine mahkeme, Adli Tıp Kurumu 1’inci İhtisas Dairesi’nden de rapor istedi. Daire, İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği raporda, tutuklu sanık Kalkan’ın cezai ehliyetinin tam olduğunu bildirdi. İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi yargılama sonunda sanık Mahmut Can Kalkan’ı ‘üst soydan akrabayı tasarlayarak kimyasal silahla kasten öldürmek’ suçundan 2 kez ağırlaştırılmış hapisle ‘kardeşi tasarlayarak kimyasal silah ile öldürmeye teşebbüs’ suçundan 13 yıl hapis cezasına çarptırdı. Cezalar iyi hal indirimiyle 2 kez müebbet ve 10 yıl 10 ay hapis cezasına düşürüldü.CİNAYETİ PLANLADIĞI BELİRTİLDİ Mahkeme gerekçeli kararı açıkladı. Gerekçeli kararda, sanığın suç tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Kimya Bölümü öğrencisi olduğu, arkadaşlarıyla konuşması sırasında babası ile arasının iyi olmadığını söylediğine dikkat çekilip, tespit edilemeyen ancak muhtemelen babasına duyduğu kinden dolayı anne, baba ve kardeşini öldürmeyi planladığı anlatıldı. Sanığın cinayeti planladığı, olay öncesinden başlayarak süt, kola, limonata gibi farklı içeceklerden karışım yaparak aile bireylerine alıştırmak için içirmeye başladığı ifade edildi.Gerekçeli kararda, “Sanığın kız arkadaşından ayrılması nedeniyle moralinin bozuk olduğu için aile bireylerinin bu durumuna şefkatle yaklaşmalarını fırsat bilip, bunu istismar ederek gerçekleştireceği öldürme eyleminin planlarını önceden yapmaya başladığı görülmektedir. Sanığın kimya bölümünde okuması nedeniyle oradan aldığı bilgiler ışığında yaptığını lanse ederek kola, gazoz, limonata gibi karışımlar hazırlayarak, aile bireylerine verdiği anlaşılmaktadır. Olayın gelişimi nazara alındığında sanığın eylemini önceden planladığının açık şekilde ortaya çıktığı, kullandığı siyanürün kimyasal silah olduğunun kabulü ile tasarlayarak anne ve babasını kimyasal silahla öldürdüğü, kardeşini ise bu suretle öldürmeye teşebbüs ettiği sonucuna varılmaktadır” denildi.Sanığın, olay günü siyanürü 4 bardak içerisine su ile karıştırıp aile fertlerine verdiği, bir bardağı da kendi elinde tuttuğu, anne -babanın sıvıyı aniden içtikleri, kardeşinin kokudan şüphelenerek içmediği, yaşanan arbede sırasında sıvının kardeşinin gözüne geldiği de gerekçeli karar da yer aldı.Anne-babanın ne içtiklerini sorması üzerine sanığın, “Potasyum siyanür verdim, son 10 dakikanız” dediği aktarılan gerekçeli kararda, Kaklan’ın sevgilisine benzeyen kırmızı gözlü bir kadının kendisine suçu işlettiğini ileri sürmesine rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda cezai ehliyetinin tam olduğuna kanaat getirildiği belirtildi. Gerekçeli kararda son olarak, sanığın ağlaması ve pişmanlık göstermesi, olaydan dolayı yaşadığı ağır travmayı davranışlarına yansıtması nedeniyle indirim uygulandığı ifade edildi.

  • Zimmetine 5 milyon lira geçiren icra müdür yardımcısı adliyeden firar etti
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 14:26

    Eskişehir’de zimmetine 5 milyon lira geçirdiği iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan 7’nci İcra Müdür Yardımcısı E.K., adliyedeki görev yerinden ‘sigara içme’ bahanesiyle dışarı çıkıp firar etti.Eskişehir 7’nci İcra Dairesi Müdürlüğü’nün emanet kasa ve banka hesaplarında yapılan ilk bilirkişi incelemesinde, müdür yardımcısı E.K.’nin zimmetine 3 milyon 800 bin lira geçirdiği tespit edildi.AYRINTILI İNCELEMEDE RAKAM YÜKSELDİYapılan ayrıntılı incelemede ise bu rakamın 5 milyon lira olduğu ortaya çıktı.”SİGARA İÇME” BAHANESİYLE KAÇTIBunun üzerine Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında soruşturma başlatan E.K. adliyedeki görev yerinden ”sigara içme” bahanesiyle dışarı çıkıp, firar etti.YAKALAMA KARARI ÇIKARILDIE.K. hakkında yakalama kararı çıkarılırken hesaplardaki incelemenin sürdüğü bildirildi.

  • Ankara’dan Zonguldak’a misafirliğe gitti: Mutasyonlu virüs tespit edildi
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 13:59

    Ankara’dan Zonguldak’ın bir köyüne misafirliğe giden kadında mutasyonlu corona virüs tespit edildi. Bunun üzerine köydeki 28 kişiye test yapıldı. Muhtar tüm sonuçların negatif çıktığını söyledi.Zonguldak’ın Alaplı ilçesine bağlı Belen köyüne misafirliğe gelip, bir gün sonra Ankara’ya dönen bir kadında mutasyonlu virüse rastlandı.Alaplı’ya bağlı Belen köyüne gelen F.A. adlı kadın, 1 günlük ziyaretinin ardından Ankara’ya döndü. Ankara’da yaptırdığı testte mutasyonlu virüs tespit edilen F.A, evinde tedaviye alındı. Yapılan filyasyon çalışmasında F.A’nın geldiği köyde temas ettiği 28 kişiye de test yapıldı. İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından dün yapılan test sonuçları açıklandı. Muhtar Hikmet Öz, test yapılan tüm köylülerin sonuçlarının negatif olduğunu söyledi. Test sonucuna göre köyün karantina altına alınabileceğini ifade eden muhtar Öz, “Ekipler dün köye gelerek test yaptı. Ben de test oldum. Ankara’dan misafirliğe gelmişti. Geldi, bir gün sonra geri döndü. Gayet iyi ve evinde tedavi görüyormuş. Temaslı insanlardan hep numune alındı ama sonuçlar temiz çıktı. Allaha şükür pozitif çıkan yok” dedi.

  • Günün öne çıkan haberlerini 60 saniyede izleyin (24 Şubat 2021)
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 13:47

    24 Şubat 2021de günün öne çıkan haberlerini bir dakikada izleyin…

  • Vaka sayısı artan Tokat’ta yeni tedbirler: Nikahlar ertelendi, hayvan pazarları kapatıldı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 13:39

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın duyurduğu tabloya göre, 15-21 Şubat’ta oransal olarak en çok vakanın görüldüğü iller arasında ilk 6’da bulunan Tokat’ta, İl Umumi ve Hıfzıssıhha Kurulu’nca yeni kararlar alındı. Vali Ozan Balcı, 10 gün süresince düğün ve nikahların ertelendiğini, spor salonları ve hayvan pazarlarının ise kapatıldığını söyledi.Sağlık Bakanlığı’nın  ‘covid19.saglik.gov.tr’ adresinde, Türkiye haritası üzerinden yayımlanan verilere göre, 15-21 Şubat’ta Covid-19 vaka sayılarının nüfusa oranla en fazla olduğu iller sıralamasında ilk 6’da Ordu, Giresun, Trabzon, Samsun, Rize ve Tokat aldı. Tokat, geçen hafta 118,52 ile 8’inci sıradayken, bu hafta 149,20 ile 6’ncı sıraya yükseldi. Vaka sayılarının yükselmesiyle birlikte il genelinde yeni tedbirler alındı. Tokat’ta, 10 gün süreyle düğün ve nikahlar ertelendi ayrıca spor salonları ile hayvan pazarları kapatıldı. “CENAZE VE TAZİYELERDE DİKKAT ETMEMİZ LAZIM”Tokat Valisi Ozan Balcı, Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu ve İl Emniyet Müdürü Göksal Topaloğlu da Gazi Osman Paşa Bulvarı’nda corona virüs tedbirleri kapsamında denetimlerde bulundu. Denetimler sonrası Vali Ozan Balcı, İl Umumi ve Hıfzıssıhha Kurulu tarafından alınan yeni kararlarla ilgili açıklamalarda bulundu. Vali Balcı, il genelindeki vaka artışının taziyelerden kaynaklandığını belirterek, “Vatandaşlarımızın özellikle hafta sonu yasaklarına dikkat etmelerini istiyoruz. Cenazelerde ve taziyelerde dikkat etmemiz lazım çünkü en çok bu sebepten kaynaklanıyor. Bunlara daha çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bu konuyla alakalı bir kısım kararlar aldık. 10 gün boyunca hayvan pazarlarını kapatacağız. 10 gün boyunca düğün ve nikahların yapılmasını istemiyoruz. Bununla ilgili karar aldık. Bizim Tokat’ta sayımız artmaya başladı. İlk 10’dayız, bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.İSTANBUL 1 MART’TA AÇILIR MI?

  • Nijerya’dan Türkiye’ye dolandırıcılık hattı (İnternetten ürün satanlar dikkat)
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 13:05

    Son günlerde Nijeryalı dolandırıcılar, Türkiye’de faaliyet gösteren ilan sitelerinde ürün satmak isteyen Türk vatandaşlarına dadandı. Sahte bilgi ve belgelerle kandırılan ilan sahipleri, hem ürünlerinden hem de paralarından oluyor. Yurtdışı işlemlerde  paranın banka hesabına geçmeden ürünün kesinlikle kargolanmaması gerektiğini dile getiren Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat Mehmet Ali Köksal, güvenli ödeme sistemlerinin de kullanılabileceğini ifade etti.Engin Yeşil/ntv.com.trUzmanlar, internetten ürün satmak isteyenleri yurtdışı kaynaklı dolandırıcılar konusunda uyarıyor. ‘Ön ödeme dolandırıcılığı’ olarak da bilinen yöntem, vatandaşların mağdur olmasına neden oluyor.Bir okuyucunun ntv.com.tr’ye ulaştırdığı ihbar, bu yöntemle yapılan dolandırıcılığı yeniden gündeme getirdi.Çoğu zaman Nijerya’dan ilan sahibine ulaşan dolandırıcılar, sahte bilgi ve belgelerle ürünün kendilerine kargolanmasını sağlıyor.Dolandırıcılar öncelikle Türkiye’deki ilan sitelerinden gözlerine kestirdikleri ürünler için satıcıyla WhatsApp üzerinden iletişime geçiyor.Söz konusu ürünler fiyatı yüksek olanlar arasından seçiliyor.ntv.com.tr’ye ulaşan ihbarda olduğu gibi alıcı kılığındaki dolandırıcı, genelde kendisini Amerikan ya da Kanada askeri olarak tanıtıyor. Sahte bilgiyi desteklemek için de profil fotoğrafında bir asker bulunuyor.Dolandırıcı, İngilizce mesajında Kanada Silahlı Kuvvetleri mensubu olduğunu ve Nijerya’da görev yaptığını söylüyor.Ürünle ilgili sorduğu birkaç basit sorunun ardından ürünü almak istediğini belirtiyor. Dolandırıcılar Türkiye’de faaliyet gösteren kargo firmalarına da hakim. Satıcıya ürünü Türkiye’den bir kargo firmasıyla Nijerya’ya gönderebileceğini söyleyen dolandırıcılar, ödeme için ise IBAN istiyor.SAHTE DEKONTBu noktada devreye sahte bir evrak giriyor. Kargo ücretini de ödemeye eklediğini söyleyen dolandırıcı, gerçeğinden ayırt edilemeyecek sahte dekontu ilan sahibine gönderiyor. Dekonta inanan vatandaş hem elinde üründen hem de kargo ücreti nedeniyle cebindeki paradan oluyor.Dolandırıcıların, dekonta inanmayan ve parayı hesabında görmek isteyenler için de ayrı bir planı bulunuyor. Gönderdikleri paranın güvenli alışveriş amacıyla bankada tutulduğunu söyleyen dolandırıcılar, paranın kargo takip numarasının paylaşılmasının ardından hesaba geçeceğini öne sürüyor. Bu aşamada ürünü kargolayan satıcı yine dolandırılmaktan kurtulamıyor.”İLAN SİTELERİ ÖNLEM ALMALI”Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat Mehmet Ali Köksal, yurtiçi işlemlerde ödemeli gönderi yapılması gerektiğini belirtti. Köksal, böylece kargo şirketinin tahsilata aracılık edebileceğini söyledi.Yurtdışı işlemlerde ise paranın banka hesabına geçmeden ürünün kesinlikle kargolanmaması gerektiğini dile getiren Köksal, güvenli ödeme sistemlerinin de kullanılabileceğini ifade etti.Konuyla ilgili ilan sitelerinin de önlem alması gerektiğinin altını çizen Köksal, şunları kaydetti:”Burada asıl sorun; ilgili platformların insanları elektronik ticaret konusunda fazla bilgi sahibi olmayan insanları yurtdışı işlemler konusunda uyarması gerektiğidir. Bazı önlemler alınmalı. Kişinin telefon numarası yurtdışına gizlebilebilir veya yurtdışına satış yapmak isteyenler için seçenek sunulabilir.””YAPILABİLECEK FAZLA BİR ŞEY YOK”Köksal, sözlerini şöyle sürdürdü:”Yurtiçindeki işlemlerde hukuki olarak bir şekilde gereği yapılacaktır algısı var. Ama yurtdışındaki dolandırıcılık olayıyla ilgili yapılabilecek fazla bir şey yok. Emniyet üzerinden takip edilebilecek konular olabilir. Suçluları yakalamak kolay olmayacaktır. Yurtdışında başvurulacak bir avukatın maliyeti de çok yoksek olabilir. Bu tür organize işler ancak belli bir boyuta gelince İnterpol aracılığıyla önlem alabilir.”

  • Eski Nissan CEO’su Carlos Ghosn’un kaçırılması davasında karar
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 13:04

    Eski Nissan Üst Yöneticisi (CEO) Lübnan asıllı Carlos Ghosn’un, ev hapsinde tutulduğu Japonya’dan Lübnan’a İstanbul üzerinden kaçmasına ilişkin davada, bir şirket yöneticisi ve iki pilota “göçmen kaçakçılığı”ndan ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi.Eski Nissan Üst Yöneticisi Lübnan asıllı Carlos Ghosn’un, ev hapsinde tutulduğu Japonya’dan Lübnan’a İstanbul üzerinden kaçmasına ilişkin davada karar çıktı.Bakırköy 17. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar kargo firmasının ticaret müdürü Okan Kösemen ile pilotlar Noyan Pasin, Özgü Bilge Bayram, Bahri Kutlu Sömek ve Serhat Kahvecioğlu ile avukatları katıldı.Özel kargo firmasının genel müdürü müşteki Can Şaşmaz’ın avukatı da duruşmada hazır bulundu.”BÖYLE BİR ŞEYE KARIŞMAM BÜYÜK ŞANSSIZLIK”Şirket yöneticisi sanık Okan Kösemen, bilinçli olarak hiçbir şey yapmadığını anlatarak, “Yıllardır bu sektörün içindeyim. Böyle bir şeye karışmam büyük şanssızlık. Beraatimi istiyorum” dedi.”YİNE GÖREVLENDİRİLSEM YİNE AYNI UÇUŞU YAPARIM”Sanıklardan pilot Bahri Kutlu Sömek, kaptanlık görevini yaptığını ifade ederek, “Yine görevlendirilsem yine aynı uçuşu yaparım. Hiçbir şekilde menfaat temin etme durumum yoktur. Bir menfaatim olsaydı aylardır çalışabilmek için yurt dışı çıkış yasağımın kaldırılmasını istemezdim. Ben emekli maaşım ve annemin kartı ile geçiniyorum. Bu suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum” diye konuştu. ”VERİLEN GÖREVİ YERİNE GETİRDİM”Pilot olan sanıklardan Noyan Pasin, şirketi tarafından kendisine verilen görevi yerine getirdiğini belirterek, Carlos Ghosn’un Japonya’da ve İstanbul’daki tüm kontrollerden geçtiğini öne sürdü.Maddi menfaat elde etmediğini savunan Pasin, göçmen kaçakçılığı suçunun yasal unsurlarının oluşmadığını savunarak beraat talebinde bulundu.Pilot olan diğer sanıklar Serhat Kahvecioğlu ve Özgü Bilge Bayram da beraatlerini istedi.Duruşmada son sözleri sorulan tüm sanıklar beraat talebinde bulundu.Dosyayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanıklardan şirket yöneticisi Okan Kösemen, pilotlar Noyan Pasin ve Bahri Kutlu Sömek’i yabancı uyruklu Carlos Ghosn’u yasa dışı bir şekilde Japonya’dan Türkiye’ye getirmek suretiyle üzerlerine atılı “göçmen kaçakçılığı” suçunu işledikleri sabit olduğundan ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırdı.Mahkeme bu iki sanığa ayrıca 31 bin 240’ar lira adli para cezası verilmesini kararlaştırdı.Sanıklar Serhat Kahvecioğlu, Özgü Bilge Bayram’ın “göçmen kaçakçılığı” suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraatlerine karar veren mahkeme, hostes sanık Nesrin Altunalan’a yönelik “suçu bildirmeme” suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraatine hükmetti.Mahkeme, hostes olan diğer sanık Serpil Kurnaz Kuyumcu’nun da “suçu bildirmeme” suçundan ön ödeme yapması nedeniyle hakkındaki bu davanın düşmesine karar verdi.VİDEO: JAPONYA’DAN LÜBNAN’A NASIL KAÇTI? (ARŞİV)

  • Gaziantep’te sağlık çalışanlarına saldırı: 3 yaralı, 5 gözaltı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 12:46

    Gaziantep’te özel bir hastanenin acil servisinde görevli 3 sağlık çalışanı, hasta ve yakınları tarafından darbedildi. Sağlık çalışanları yaralanırken, 5 hasta yakını gözaltına alındı.Gaziantep’te evde düşerek başından yaralanan Muzaffer B., dün gece saatlerinde oğulları tarafından tedavi için Karataş Mahallesi’ndeki özel bir hastanenin acil servisine götürüldü.İddiaya göre, Emrah B. ve Hanifi B. babalarına anında müdahale edilmediği gerekçesiyle tartıştıkları sağlık çalışanlarına hakaret etmeye başladı. Ardından da hasta yakını 5 kişi, sağlık çalışanlarına saldırdı.Çıkan arbedede yumruklarla hemşireler Sinan Şahin, Furkan Aslan ve Abdulkadir Güneş yaralandı. Sağlık çalışanları saldırının ardından darp raporu alarak polise şikayetçi oldu. Polis ekipleri de şikayet üzerine aralarında hasta kişinin oğulları Emrah B. ve Hanifi B.’nin de olduğu 5 kişiyi gözaltına aldı. Şüphelilerin savcılığa sevk edildiği, savcılıktan da tutuklanmaları talebiyle nöbetçi hakimliği gönderildiği belirtildi. ”EMEĞİN KARŞILIĞI BU OLMAMALI”Saldırıda yaralanan hemşire Sinan Şahin, acil serviste yoğunluk olduğu sırada hasta yakınlarının öncelik istediğini ve biraz beklenilmesi istenince saldırıya uğradıklarını belirterek, “Hasta geldiğinde acil birimimizde yoğunluk vardı. Biz hastayı müdahale bölümüne aldık ve doktoru bekliyorduk. Doktor ise o sırada durumu daha acil olan bir başka hastaya bakıyordu. Bir anda hasta yakınları bağırıp, hakaret ederek bize saldırdılar. Beni ve iki arkadaşımı darbettiler. Sağlık çalışanlarının bunca emeğinin karşılığının bu olmaması gerekiyor. Sağlık çalışanlarına artık şiddet uygulanmasın” diye konuştu.”YUMRUK DARBESİ İLE DİŞİM KIRILDI”Yumruk darbesiyle dişi kırılan hemşire Furkan Aslan ise sağlık çalışanlarının şiddeti hak etmediğini belirterek şöyle konuştu:”Olay akşam saatlerinde gerçekleşti. O sırada cerrahi müdahale odasında müdahale yapıyordum. O sırada içeriden arbede sesleri gelmeye başladı. Alçı odasından çıktım o anda hemşire arkadaşlarıma saldırdılar. Ayırmaya çalıştığım anda aldığım yumruk darbesi ile dişim kırıldı.”ARTIK ZARAR GÖRMEK İSTEMİYORUZ”Son zamanlarda sağlıkta şiddet olayları artmaya başladı. Bu olay Türkiye’nin her yerinde yaşanıyor. Artık sağlık çalışanlarına zarar gelsin istemiyoruz.””HAKARET ETTİLER VE SALDIRDILAR”Hasta yakınlarını sakinleştirmeye çalışırken şiddete maruz kaldığını söyleyen hemşire Abdulkadir Güneş de, “Hasta akşam saatlerinde acil servise geldi. İlk değerlendirmemizi yaptık hastaya. Hemşire arkadaşımız pansuman yapmak için odanın dolu olduğunu ve hastanın çıkması için beklemesi gerektiğini söyledi. Bir anda hakaret edip saldırmaya başladılar. Biz hasta yakınlarını sakinleştirmeye çalıştık. Daha sonra bana da saldırdılar. Sağlık çalışanlarına şiddet değil destek olunsun istiyoruz” dedi.”SALDIRILARA RAĞMEN TEDAVİMİZE DEVAM ETTİK”Hastanenin acil birimi doktorlarından Ali Demir, olayın ardından sorumlulukları gereği sağlık çalışanları yakınlarınca darbedilen hastanın tedavisini yaptıklarını belirterek şunları söyledi:”Acil servis doktoruyum. Olay sırasında başka bir hastanın servise yatışıyla ilgili uzman doktorla görüşüyordum. Daha sonra hastaya ve yakınlarına birkaç dakika beklemelerini söylediler. Ben hastaya bakıp müdahale ederken sağlık çalışanı arkadaşlarımıza hakaretler edildi. Biz buna rağmen tedaviye devam ettik. Daha sonra iş tehdit boyutuna geldi ve arbede yapılmaya başlandı. Biz yine tedaviyi bırakmadık. O sırada bir arkadaşımızın dişini kırdılar. Bir arkadaşımızın üzerini parçaladılar. Artık artan sağlıktaki şiddet olayları nedeniyle korku yaşıyoruz.”VİDEO: MASKE UYARISI YAPAN DOKTORA SALDIRI

  • İstanbul 1 Mart’ta açılır mı?
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 12:37

    1 Mart itibarıyla Türkiye’yi yeni bir dönem bekliyor, kademeli normalleşme hayata geçiyor. Her yüz bin kişide 10’dan daha az vaka görülen şehirler için kısıtlamalar esnetilecek. Türkiye’nin haftalık vaka haritasına göre Karadeniz Bölgesi normalleşmeye uzak görülüyor. En yakın iller ise vaka sayısının en az olduğu Hakkari ve Şırnak…

  • Antalya’da güneşli hava corona virüsü unutturdu
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 12:14

    Antalya’da hava sıcaklığının 27 dereceye kadar ulaşmasıyla sahiller doldu. Sıcak havayı fırsat bilip sahile gidenler ise corona virüs tedbirlerini hiçe saydı.Şubat ayında yurdun büyük bölümünde soğuk ve yağışlı hava etkisini gösterirken, turizm kenti Antalya’da yazdan kalma günler yaşanıyor.Hava sıcaklığının 27 dereceye ulaştığı kentte dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’ndeki kalabalık, yaz aylarını aratmadı.Sıcak havayı fırsat bilenler sahildeki kumların üstünde güneşin keyfini çıkarırken, bazıları ise sıcaklığı 17 derece olan denize girdi. Kimileri ise sahil bandında yürüyüş yapıp, bisiklet sürdü.Kalabalıktakilerin çoğunun corona virüs tedbirlerini hiçe sayarak sosyal mesafe kuralına uymadıkları ve maske takmadıkları görüldü.

  • Ani fren sonucu yaşlı kadının kafatası kırıldı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 12:05

    İstanbul’da seyir halindeki bir otobüste durağa yanaşmadan ayağa kalkan kadın, otobüsün önüne çıkan araç nedeniyle ani firen yapmasıyla savruldu. Koltuk demirine çarpan kadının kafatasında kırık oluştu. Olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırılan kadının hayati tehlikesi bulunmuyor.

  • Yangında can pazarı: Annesi çocuğu pencereden böyle attı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 11:19

    İstanbul Esenler’de 5 katlı bir binanın 3. katında çıkan yangında can pazarı yaşandı. Dairede mahsur kalan küçük bir çocuğu annesi, yerde açılan battaniyeye atarak kurtardı. Penceredeki diğer çocuk ile 2 kardeşi de itfaiyenin müdahalesiyle kurtarıldı.

  • Çeyrek altın kaç TL? 24 Şubat 2021 güncel çeyrek altın kuru fiyatları
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 11:07

    Altının gram fiyatı 414 liradan işlem görüyor. Çeyrek altın 678 lira, Cumhuriyet altını 2.775 liradan satılıyor. Çeyrek altın fiyatları bugün ne kadar oldu? 23 Şubat 2021 anlık ve güncel altın fiyatları…GÜNCEL ALTIN FİYATLARIGeride bıraktığımız hafta son 7 ayın en düşük seviyelerni gören gram altın, haftaya değer kazancıyla başlamasının ardından 414 lira seviyelerinde işlem görüyor.Aynı dakikalarda çeyrek altın 678 lira, Cumhuriyet altını 2.775 liradan satılıyor. Altının ons fiyatı ise 1.808,71 dolar seviyelerinde yer alıyor.Analistler, merkez bankalarının küresel ekonomiyi desteklemeye devam edeceklerine dair mesajlarını yinelemelerine rağmen, enflasyonist baskıların tarihi düşük seviyelerdeki faiz oranlarına ilişkin politikaların gözden geçirilmesine neden olacağına dair endişelerin altının ons fiyatını desteklediğini söyledi.Bugün ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell’ın ABD Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi’nde yapacağı sunumun takip edileceğini aktaran analistler, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.760 doların destek, 1.820 doların direnç konumunda bulunduğunu bildirdi.UZMANLARDAN UYARI: KARADENİZ ALARM VERİYOR

  • Bu da ‘somurtkan’ kaya! 3 bin yıllık Frig Vadisi’ndeki kaya görenleri şaşkına çeviriyor
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 10:56

    3 bin yıllık Frig Vadisi’nde yer alan somurtan insan yüzü şeklindeki kaya, görenleri şaşkına çeviriyor.Afyonkarahisar-Kütahya ve Eskişehir sınırları içerisinde yer alan 3 bin yıllık Frig Vadisi mimari yapısı ile birçok gizemi içinde barındırtıyor.Vadinin Afyonkarahisar İhsaniye ilçesine bağlı Üçlerkayası köyünde bulunan ve halk arasında ‘somurtkan kaya’ olarak bilinen 2 katlı kaya yerleşim yeri görenleri hayretler içerisinde bırakıyor. Köyün yüksek kesiminde yer alan iki kayanın arasındaki iki katlı olarak oyma yöntemi ile yapılan yerleşim yeri adeta somurtan bir insan yüzünü andırıyor.Üçlerkayası Frig Kültürü Derneği Başkanı Tanju Tetik, kayanın adeta somurtan bir insanı anımsattığını kaydederek, “Üçlerkayası’na geldiğinizde peri bacaları sizi karşılayacak, peri bacaları içerisinde sizi gözetleyen bir çift göz var bu gözü doğru noktaya gelip bakarsanız görebilirsiniz diğer türlü o sizi gözetler. Peri bacaları arasında arka fonda insanı gözetleyen bir yüz var. Bazılarına göre öfkeli kaya bazılarına göre hayalet kaya bazılarına göre de gözetleyen kaya olarak adlandırılıyor. Köy merkezinde iki kaya arasında gizemli Frigya da gizemli bir görüntü” diye konuştu.”YERLİ VE YABANCI TURİSTLER HAYRETLER İÇERİSİNDE KALIYOR”Tetik kayayı görenlerin hayretler içinde kaldığını söyleyerek, “Yerli ve yabancı turistler geldiğinde hayretler içerisinde kalıyorlar, siz de eğer buraya gelirseniz bu noktadan bu kayaya bakarsanız bu görüntüyü görürsünüz, gerisi sizin hayal gücünüze kalmış. Köy merkezinden de doğru noktadan bakarsanız görebilirsiniz. Ancak peri bacalarının arasında olduğu için her açıdan bunu görme imkanınız yok” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP, Gara katliamını üzerime yıkmaya çalışıyor
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 10:54

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetteki ittifak tartışmalarına yönelik ”Cumhur İttifakı’na karşı CHP’nin lokomotifliğinde kurulan yapının terörle mücadele başta olmak üzere yaşanan her hadisede tel tel dökülmesi, oturduğu zeminin çürüklüğünden kaynaklanıyor” dedi. CHP’nin Gara katliamına yönelik açıklamalarına tepki gösteren Erdoğan, ”Katliamı benim üzerime yıkmaya çalışıyorlar” ifadesini kullandı. Erdoğan, arasında HDP’li vekillerin de bulunduğu 33 fezlekenin Meclis’e ulaşmasıyla ilgili soruya da yanıt verdi.Son dakika haberi! Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.CHP’nin Gara katliamına ilişkin, ”13 vatandaşın ölümünden Cumhurbaşkanı Erdoğan sorumludur’ sözlerine yönelik tepki gösteren Erdoğan, ”Bunlar öyle utanmaz ki, onu bile benim üzerime yıkmaya çalışıyor. Cumhur İttifakı, AK Parti iktidarı bu yolda inançla, sizin kol gerdiğiniz o teröristleri de inlerinde bitire bitire yoluna devam edecektir” ifadelerini kullandı.Erdoğan, Türkiye’nin terörle mücadelesindeki kararlılıklarına vurgu yaptı, ”Kimseden icazet alacak değiliz” dedi. 1 Mart’ta başlaması planan kademeli normalleşme sürecine ilişkin de uyarıda bulunan Erdoğan, ”Kontrolsüz bir normalleşmeye yönelirsek, bir süre sonra yeniden çok daha sert tedbirleri hayata geçirmemiz kaçınılmaz olacaktır” açıklamasında bulundu. FEZLEKE AÇIKLAMASICumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, dün akşam içinde HDP’li vekillerinde bulunduğu 33 fezlekenin Meclis’e gelmesine ilişkin, ”Süreç neyse aynen işleyecektir. Meclis komisyonunda müzakere yapar Genel Kurul’da da eller kalkar” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar:”Cumhur İttifakı’na karşı CHP’nin lokomotifliğinde kurulan yapının terörle mücadele başta olmak üzere yaşanan her hadisede tel tel dökülmesi, oturduğu zeminin çürüklüğünden kaynaklanıyor. CHP sadece lafını ettiği, istismarını yaptığı demokrasinin D’sinden bile nasibini almamış, süzme faşist bir partidir.Karşımızda sadece dışarıdan üflenen sufleleri muhalefet kisvesi altında tekrarlayan, vizyonsuz, hedefsiz, ilkesiz bir yapı, daha doğrusu bir heyula var. CHP, bir yanına terör örgütünün güdümündeki partiyi, diğer yanına yerli ve milli hassasiyetlerini koruduğunu umut ettiğimiz bir başka yapıyı alarak, ortaya da kimi bulursa doldurarak, kendince bir siyaset terazisi kurdu. Bu zoraki ittifakın içinde, ülkenin bütünlüğü konusunda fikir birliğine rastlayamazsınız.CHP’nin içinde sürekli istismarını yaptığı değerlerin hiçbiri yoktur. Çünkü CHP kendi içindeki taciz, tecavüz, hırsızlık, arsızlık vukuatlarıyla bile yüzleşemeyecek kadar kibir bataklığına saplanmıştır. CHP hakiki bir siyasi parti olmaktan çıkıp heyula haline dönüşmüş amorf bir yapıdır.Gazi’nin mirasına hürmeten CHP’ye gönül vermiş veya herhangi bir sebeple oy tercihini ondan yana kullanan vatandaşlarıma sesleniyorum: Görüldüğü gibi CHP kayıp bir partidir. Gelin, 84 milyon hep birlikte 2023 yılında Türkiye’ye, diğer alanlardaki hedefleriyle birlikte gerçek anlamda bir ana muhalefet de kazandıralım. Gelin 2023’te hep birlikte yepyeni bir Türkiye’nin kapılarını aralayalım.SİYASETTE GARA TARTIŞMASIÜlkemizde kendi devletine düşman, kendi milletine hasım, kendi vatanını bulduğu her fırsatta sırtından hançerleyen kirli bir zihniyet vardır. Bu kirli zihniyetin siyasetteki temsilciliğini de CHP ve giderek iç içe geçtiği terör örgütünün güdümündeki parti yapıyor. Geçtiğimiz günlerde Irak’ın kuzeyinde bir mağarada alenen infaz edilen 13 silahsız masum insanın başına gelen acı hadise bile, karşımızdaki kirli zihniyeti utandırmaya yetmemiştir. Bunlar öyle utanmaz ki, çıkıyor, şu anda, onu bile benim üzerime yıkmaya çalışıyor. Cumhur İttifakı, AK Parti iktidarı bu yolda inançla, sizin kol gerdiğiniz o teröristleri de inlerinde bitire bitire yoluna devam edecektir.PKK ve PYD’den FETÖ’ye, DHKP-C’ye kadar her çeşidinden terör örgütünün mensuplarını savunmak için genel başkanından milletvekillerine, il başkanlarından belediye başkanlarına kadar seferber olan siz değil misiniz? Terör örgütü mensuplarıyla kol kola Ankara’dan İstanbul’a yürüyen siz değil misiniz? Terörle mücadele için ne yaptınız da engel olduk’ diyorlar. İşte beraber teröristlerle yürüdünüz, daha ne yapacaktın?Bir asır önce İzmir’de başlayan işgalin bir benzerini, 40 yıldır doğu ve güneydoğu sınırlarımızda tekrarlamak için çalışanları nasıl hüsrana uğrattıysak, onların fiili ve siyasi iş birlikçilerine de hak ettikleri dersi vereceğiz. Gara katliamı, öncesi ve sonrasıyla, ülkemizde terör konusunda kimin nerede durduğunu göstermesi açısından gerçekten turnusol olmuştur. ”HAREKATIMIZ MEŞRUDUR”Ülkemizin terörle mücadeledeki kararlılığı, sadece içimizdeki terör sevdalılarını değil, dışarıda da epeyce bir kesimi rahatsız ediyor. Türkiye’nin sınırları içinde ve dışında yürüttüğü terörle mücadele harekatları hem meşru hakkıdır hem de insani görevidir. Coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızın bize yüklediği kardeşlik, dostluk, insanlık görevlerini yerine getirmek için kimseden icazet alacak değiliz.TÜRKİYE’NİN SALGINLA MÜCADELESİBir süredir maruz kaldığımız ekonomik tuzaklarla mücadele ederken, salgını bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere, elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kontrolsüz bir normalleşmeye yönelirsek, bir süre sonra yeniden artan vaka ve vefat oranları sebebiyle, çok daha sert tedbirleri hayata geçirmemiz kaçınılmaz olacaktır.YERİNDE KARAR DÖNEMİVatandaşlarımızdan, salgının kendi illerindeki seyir durumunu yakından takip etmek ve kurallara harfiyen uymak suretiyle, bir an önce normalleşme kriterlerine ulaşılmasını sağlamalarını bekliyorum. Bu mücadele ancak 84 milyon hep birlikte aynı kararlılıkla hareket edersek başarıyla neticelenebilir. Mart ayı, inşallah, aşılama konusunda da çok büyük mesafelerin kat edileceği bir dönem olacaktır. Aşı temini için tüm kanalları zorluyoruz. Son kabine toplantımızda, Sağlık Bakanlığımız tarafından belirlenen kriterlere göre şehirler bazında normalleşme adımlarının atılmaya başlanacağının müjdesini milletimizle paylaşmıştık. Bu kapsamda eğitimde ilk adımları atmaya başladık. İnşallah 1 Mart’tan itibaren diğer alanlarda da kriterleri karşılayan illerimizde beklentileri karşılayacak adımlar atılmaya başlanacaktır.2021 yılını yeni bir atılım dönemi haline dönüştürmemiz şart. Bu yıla dair öncü göstergeler, umut verici gelişmelere işaret ediyor. Dünyanın pek çok yerinde paniğe yol açan gıda üretimi, tedariki ve dağıtımı konusunda da hiçbir sıkıntımız bulunmuyor. 

  • En çok vaka görülen iller arasındaki Rize’de ‘çay sohbetleri’ yasaklandı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 10:47

    Sağlık Bakanlığınca paylaşılan corona virüs vaka sayısı haritasına göre Rize, 15-21 Şubat 2021 tarihleri arasında oransal olarak en çok vakanın görüldüğü iller sıralamasında 5’inci. Artan vaka sayıları üzerine uygulanan tedbirlere ilaveler getirildi. Kentte iki ya da daha fazla kişinin bir araya gelerek çay sohbeti ile sosyal mesafenin ihlal edildiği faaliyetler yasaklandı, sıkı denetimler yapılması kararlaştırıldı. Yasağın ilk gününde parklarda yan yana oturanların sosyal mesafe kuralına uymadıkları görüldü.Rize Valiliği İl Hıfzıssıhha Kurulu kentte artan corona virüs vakaları nedeniyle daha önce alınan kararlara ilave yeni tedbirler getirdi, denetimlerin sıklaştırılması yönünde karar aldı.Vali Kemal Çeber başkanlığında toplanan kurulun aldığı kararlar şöyle:”HES kodu uygulamasına hassasiyetle devam edilecek. Cenaze namazları en fazla 30 kişiyle sınırlandırılacak, toplu taziyeler yapılmayacak. Market, toplu taşıma ve berber gibi yerlerde denetimler sıklaştırılacak. Camilere gelen vatandaşlar seccadelerini de beraberinde getirecek.İş yerlerinin ya da binaların önünde iki veya daha fazla kişinin bir arada oturarak ya da ayakta sohbet etmesi, çay ve sigara içilmesi, sahil bantlarında, parklarda sosyal mesafeye uyulmadan oturma, sohbet etme gibi davranışlar yapılmayacak.Sokağa çıkma yasağı günlerinde sadece zorunlu ihtiyaçlar için yürüme mesafesinde market, fırın gibi yerlere gidilebilecek.Hafta sonu köy evlerine gitme ve köyde sosyal mesafeye uymayan ziyaretler, misafirlikler gibi alışkanlıklardan kaçınılması ve denetimlerin artırılması, muhtarların, apartman-site yöneticilerinin yönetiminde bulunduğu alanda pandemi kurallarına aykırı davranışlara müsaade etmemesi ve anında ilgili birimlere gerekli bildirimleri yapması.”Kentte alınan yeni ek tedbirlerin ilk gününde parklarda yan yana oturanların sosyal mesafe kuralının ihlal edilerek birbirleri ile sohbet ettikleri görüldü.Parkta oturan Cemil Yalçın, “Yanıma oturan olursa uzak oturması gerektiğini söylüyorum. Herkes dikkat etmeli kurallara uymalı. Karadeniz’de vakalar artıyor vatandaş üzerine düşen görevi yerine getirmeli” dedi.Doktora gitmek için köyden geldiğini söyleyen Fatma İpek, “Mecbur bir yerde yemek yiyeceğiz o yüzden maskemizi çıkarmak zorunda kaldık. Zaten ben hasta oldum. Nasıl bir zorluk yaşandığını biliyorum o yüzden çok dikkatli ve tedbirli davranıyorum. Oturduğumuz banklarda çevrede kimse yok yemeğimi yiyip hemen kalkacağım” diye konuştu.Levent Metin ise, “Karadeniz’de artan vakaları görüyoruz. Tabii ki buradaki en büyük görev vatandaşa düşüyor. Müşteri yok canımız sıkılıyor, dükkan önüne çıkıyoruz. Komşu esnafla mesafeli şekilde sohbetimizi yapıyoruz. Bölgede vakaların artmasındaki en büyük sebep bence hafta sonu kısıtlamalarında köye çıkmamız” şeklinde konuştu.

  • Kapalı Maraş, kısıtlamaların kalkmasının ardından yeniden ziyaretçilerin ilgi odağı oldu
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 10:43

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 46 yılın ardından geçen sene kademeli olarak açılan Kapalı Maraş, KKTC, Kıbrıs Rum kesimi ve başka yerlerden bugüne kadar yaklaşık 111 bin 500 ziyaretçiyi ağırladı.KKTC’de ocak ayının son günlerinde artan Covid-19 vakaları nedeniyle ülke genelinde alınan kapanma kararı sonrasında sayılarda yaşanan düşüşle 22 Şubat’ta “kademeli açılma” süreci başladı. Gazimağusa ilçesi sınırlarında yer alan ve 8 Ekim 2020’de kamuya ait bir bölümü açılan Maraş, Covid-19 tedbirlerinin gevşetilmesiyle birlikte KKTC vatandaşları ve turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.Maraş’ta yapılan çevre ve peyzaj düzenlemeleri, görsel güzellik anlamında da bölgeye katkı sağlıyor.Faaliyete giren bisiklet yolu sayesinde bölge bisikletle gezilirken, 8 ayrı noktada kurulan büfelerle de ziyaretçiler keyifli vakit geçiriyor.Daha önce “Hayalet Şehir” olarak da anılan Maraş’a, son dönemde yapılan yeni hizmetler sayesinde canlılık getirildi. Maraş’ın açılan bölümü, 8 Ekim 2020’den bu yana yaklaşık 111 bin 500 kişi tarafından ziyaret edildi. Bu süreçte KKTC vatandaşlarının yanı sıra Kıbrıs Rum kesimi ve diğer ülkelerden çok sayıda turist de bölgeyi gezme imkanı buldu. Maraş, özellikle hafta sonu daha yoğun oluyor.Aşılamayla birlikte salgın koşullarının hafiflemesinin ardından Maraş’ın, özellikle yaz aylarında, çok daha fazla turist tarafından ziyaret edilmesi öngörülüyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 11 Şubat’ta KKTC ziyareti sırasında, “(Maraş’ın açılması konusunda) Bundan sonra ikinci aşama gelecektir. Taşınmaz Mal Komisyonu vardır. Herkesin hak ve hukukuna riayet edilerek bir çözüm yolu bulunacaktır” ifadelerini kullanmıştı.Öğrenci Simge Garip, Maraş’ın açık kısmını ilk kez gezdiğini ve geçmişte insanların yaşadıklarının gözünün önüne geldiğini ifade etti. Böyle bir yerin kapalı kalmayı hak etmediğini belirten Garip, bu güzelliğin tüm dünyaya sunulması gerektiğini dile getirdi.KKTC’de çalışan Ramazan Atasoy, Maraş’ın tarih koktuğunu kaydederek, “Kapalı Maraş’ın açılması çok güzel oldu. Sanki geçmişte yolculuk yapıyoruz gibi. Burası önceden hayalet bir şehirdi ancak şu anda canlılık geldi. Yetkililere buradan teşekkür ediyorum” diye konuştu.Öğrenci Faruk Talay da daha önce de bölgeye geldiğini anlatarak, “Maraş, Gazimağusa’nın büyük bir kısmını kapsıyor. Tamamı açılırsa, ülke adına çok güzel olur, turizme de kazandırılır” ifadesini kullandı.KKTC sakini Günay Aydoğan, Maraş’ın Ada’nın en güzel yerlerinden biri olduğunu, tamamen açılmasıyla Girne bölgesinden bile daha iyi olabileceğini söyledi. Maraş’ın bu halde de ülke turizmine katkı sağlayacağının belirten Aydoğan, 1974’ten bu yana kapalı olan ve kademeli olarak açılmaya başlayan bir yerin insanlarda merak uyandıracağını söyledi.Aydoğan, “23 yaşındayım, 23 yıldan beri burayı merak ediyordum. Açıldığı ilk günden bu yana 4. kez buraya geldim, sürekli de gelmeye devam edeceğim” diye konuştu.KKTC sakini Halil Zorba, bölgeyi gezerken duygulandığını vurgulayarak, “Maraş’ın açılmasına çok sevindim. Böyle bir yerin kapalı kalmasını yanlış karşılıyordum. İyi ki de yetkililerimiz burayı açtı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve buradaki yetkililerimize teşekkür ediyorum” dedi.KKTC’nin kuruluşunun 37. yılı vesilesiyle 15 Kasım 2020’de Ada’ya ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kapalı Maraş bölgesini de ziyaret etmişti. Bölgede incelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullanmıştı: “Kapalı Maraş bölgesini gördükten sonra niçin acaba Güney ve Kuzey olarak bu Kapalı Maraş bölgesi, bütün bu güzelliğiyle buraların halkından uzak tutulmuş, kapalı tutulmuş, bu da düşündürücüdür. Şimdi Taşınmaz Mal Komisyonunun da devreye girmesiyle Güney’de kimler varsa, Taşınmaz Mal Komisyonuna müracaat etmek suretiyle, buradaki malları neredeyse, nasılsa, bunların hepsinin bedeli ödenmek suretiyle, bir defa buralar sahiplerini bulur ve sahiplerini bulduktan sonra da bu iş çözüme kavuşur” Erdoğan’a ziyaretinde KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve beraberindeki heyette de eşlik etmişti.KKTC’de 18 Haziran 2019’daki Bakanlar Kurulu toplantısında, 1974’ten bu yana kapalı olan Maraş’ın açılması konusunda adımların atılması ve uzman bir ekiple bilimsel envanter çalışması yapılması kararı alınmıştı. Temmuz 2019’da bölgede yapılan ilk envanter çalışmasına KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da katılmış, o zaman başbakan olan Cumhurbaşkanı Tatar da bölgede incelemelerde bulunmuştu.KKTC sınırları içerisindeki Kapalı Maraş’ın kamuya ait Demokrasi Caddesi ile sahil kısmının bir bölümü 8 Ekim 2020’de açılmıştı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’ın da katılımıyla Türkiye Barolar Birliğince (TBB) 15 Şubat 2020’de Maraş’ta “Hukuki, Siyasi ve Ekonomik Yönleri ile Kapalı Maraş Açılımı Toplantısı” düzenlenmişti. Gelecekte eski sakinlerinin de bölgedeki mülklerine dönmesiyle 46 yıldır kapalı olan Maraş’ın tamamının Türk yönetiminde açılması ve insanlığa yeniden kazandırılması hedefleniyor.

  • İçki şişelerinden 2,5 milyon liralık sıvı kokain çıktı
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 10:17

    İstanbul Havalimanı’nda yabancı uyruklu bir yolcunun valizlerinde alkollü içki görünümü verilmiş 3 şişede piyasa değeri 2,5 milyon lira olan sıvı kokain ele geçirildi.Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza ekipleri bilgi sistemleri üzerinden yapılan incelemede, Brezilya’nın Sao Paulo kentinden gelen bir yolcuyu şüpheli olarak değerlendirdi.Uçağın İstanbul Havalimanı’na iniş yapmasının hemen ardından valizler x-ray cihazından geçirilerek narkotik dedektör köpekleri tarafından arandı. Köpekler şüpheli yolcunun valizindeki 3 içki şişesine tepki vermesi üzerine, şişeler açılarak içerisindeki alkollü içecek görünümündeki sıvından numune alındı.ŞİŞEDEKİ DÜZENEKTE FARKLI SIVI TESPİT EDİLDİ Alınan numunenin uyuşturucu test cihazı ile yapılan ilk analizde alkol uyarısı alınmasına rağmen incelemeye devam edildi. Detaylı araştırmada şişelerin içerisine yerleştirdikleri bir düzenek ile bir miktar içkiyi şişe ağızlarında tuttukları, bu düzeneğin altında ise farklı bir sıvı olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine tespit edilen düzenek ve içerisindeki sıvı bulunduğu yerden çıkarıldı. Şişede kalan diğer sıvından alınan numunenin analizinde, bu sıvının kokain çözeltisi olduğu anlaşıldı.PİYASA DEĞERİ 2,5 MİLYON LİRAGümrük Muhafaza ekiplerinin titiz çalışması sonucunda içki görünümü verilen piyasa değeri 2,5 milyon lira olan toplam 3 kilogram 380 gram ağırlığında sıvı kokain ele geçirildi. Olayla ilgili bir kişi gözaltına alınırken konuya ilişkin yürütülen soruşturmaya devam edildiği öğrenildi.VİDEO: ÜSTÜ EMLAKÇI, ALTI UYUŞTURUCU SERASI

  • Covid-19 aşılama takviminde ilk aşamanın sonuna gelindi
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 10:11

    Sağlık Bakanlığı Covid-19 aşısı Bilgilendirme Platformu’nda yer alan tabloya göre, ilk olarak 14 Ocak’ta sağlıkçıların aşılanmasıyla başlayan süreçte, eczane çalışanları, yaşlı ve engelliler, koruma evleri gibi yerlerde kalan ve burada görev yapanlar ile 65 yaş üzerindekilere inaktif aşı uygulandı. Şu ana kadar 7,5 milyondan fazla birinci ve ikinci doz CoronaVac aşısı yapıldı. Aşı uygulanacak grup sıralamasında ikinci aşamaya geçilmesiyle, yüz yüze eğitimde görev alacak öğretmenlerin yanı sıra Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı personeli ve kritik görevlerdekilerin aşılanması sağlanacak.Çin’den 30 Aralık 2020’de Türkiye’ye getirilen CoronaVac aşısına, 14 gün süren analizlerin ardından 13 Ocak 2021’de, ‘Acil Kullanım Onayı’ verildi. Aynı gün Ankara Şehir Hastanesinde, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Bilim Kurulu üyeleri aşının ilk dozunu oldu.Aşıların, uygun şartları taşıyanlara öncelik sırasının belirlendiği “Covid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi” doğrultusunda, 14 Ocak’ta ilk olarak sağlık çalışanları aşılanmaya başladı. Ardından diğer grupların aşılanması aşamasına geçildi. Bu kapsamda, 19 Ocak’ta huzurevleri ve bakımevlerinde kalanlar ile onların bakımından sorumlu kişilerin yanı sıra 90 yaş ve üzerindeki vatandaşlar evlerinde aşılandı. Bilim Kurulunun değerlendirmesi sonrasında 21 Ocak’ta 85 yaş ve üzerindeki vatandaşlar da evlerinde aşılanmaya başlandı.Öte yandan, 21 Ocak’ta eczane ve ecza deposu çalışanları ile eczacılık fakültelerinin stajyer öğrencilerinden isteyenler aşının ilk dozunu oldu.Program dahilinde 25 Ocak itibarıyla 80 yaş ve üzeri, 27 Ocak’tan itibaren de 75 yaş ve üzerindeki vatandaşlar, sağlık kuruluşlarından randevularını alarak aşılarını yaptırdı.Sağlık çalışanlarına ilk doz sonrası 28 günün tamamlanmasını takiben 11 Şubat’ta CoronaVac aşısının ikinci doz uygulaması gerçekleştirildi. Yeni tip corona virüsle mücadele sürecindeki aşılama kapsamında 11 Şubat’ta 70 yaş üzeri için ilk doz aşıların uygulanmasına başlandı.ÖĞRETMENLERDE AŞILAMA BAŞLADIAşılama, 65 yaş üzerindeki kişilere de 12 Şubat’ta yapılmaya başlandı.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter’dan yaptığı paylaşımla, 65 yaş üzeri vatandaşların 60 yaş üzeri eşlerinin de aşı olabileceğini duyurdu. Bilim Kurulunun önerileri doğrultusunda, kritik kamu hizmetlerinin aksamadan sürdürülebilmesinin sağlanması ve topluma örnek olunması amacıyla Bakan Koca’nın davetinin ardından, başta kabine üyeleri olmak üzere üst düzey devlet yöneticileri aşılanmaya başladı.Öğretmenlerde de özellikle yüz yüze eğitime geçilecek sınıflar için aşılama programı uygulanmaya başladı.Sağlık Bakanlığı Kovid-19 Aşısı Bilgilendirme Platformu’nda yer alan tabloya göre, saat 11.00 itibarıyla, birinci doz uygulanan kişi sayısı 6 milyon 327 bin 250, ikinci doz uygulanan kişi sayısı 1 milyon 255 bin 188 oldu. Toplam yapılan aşı sayısı 7 milyon 582 bin 438 olarak kayıtlara geçti.AŞILAMA TAKVİMİNDE İKİNCİ AŞAMAYA GEÇİLECEKAşılama “Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi” doğrultusunda belirlenen takvime göre ilerleyecek.Aşı takviminin ikinci aşamasının A grubunda, hizmetlerin sürdürülmesi için öncelikli sektörlerin çalışanları yer alacak. Bu kapsamda Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, kritik görevlerdeki kişiler, zabıta, özel güvenlik, Adalet Bakanlığı, cezaevleri, eğitim sektörü (öğretmenler ve öğretim üyeleri), gıda sektörü (SGK kayıtlarına göre) çalışanları (fırın, yemek fabrikaları, gıda imalathaneleri, ambalajlanmış su üreticileri gibi), taşımacılık (SGK kayıtlarına göre) sektöründe çalışanlar bulunuyor.50-64 YAŞ ARALIĞI İKİNCİ AŞAMADA AŞI OLACAKTakvime göre, 50-64 yaşlarındaki bireyler de ikinci aşamada Covid-19 aşısı olacak. Üçüncü aşamada ise öncelikle kronik hastalığı bulunanlara aşı yapılacak. Bu kişilerden ilk olarak 40-49 yaşındakiler aşılanırken, bunu 30-39 ve 18-29 yaş grubu takip edecek. Dördüncü aşamada ise sırası geldiği halde zamanında yaptırmayanlar aşılanacak.MUTASYONLU VİRÜS MASKEYİ AŞIYOR MU?

  • ‘Yılan kurdu balığı’ Çanakkale Boğazı’nda görüntülendi
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 10:04

    Çanakkale’de gırgır teknesiyle ava çıkan balıkçılar, literatüre geçen yıl Portekiz’den giren “yılan kurdu balığı” yakaladı. Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezginer Tunçer, yılan kurdu balığının Türkiye’de ilk kez görüntülendiği bilgisini verdi. Yakalanan balık denize bırakıldı.Güzelyalı köyünden istavrit avı için denize açılan balıkçıların ağına, yaklaşık 50 metre derinlikte ilginç bir balık türü takıldı.Balıkçıların çektiği görüntüleri inceleyen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezginer Tunçer, Latince adı “Ophichthus Rufus” olan deniz canlısının “yılan kurdu balığı” olduğunu belirledi.Prof. Dr. Tunçer, Çanakkale Boğazı’nın biyolojik bir koridor olduğunu söyledi. Yılan kurdu balığının Türkiye’de ilk kez görüntülendiği bilgisini veren Tunçer, şöyle devam etti:”Balığın Çanakkale Boğazı’nda görülmüş olması bizi çok sevindirdi. Çünkü Kızıldeniz göçmeni olan bu balığın daha önceki literatürlerde Ege ve Akdeniz’de görüldüğü rapor edilmektedir. Ancak bu balığa ait görüntülere ulaşamadık. Son görüntülerdeki bu balığın literatürlerde yılan kurdu balığı olarak geçtiği bilinmektedir. 2020’de Portekiz kıyılarında 3 adet yakalanmış. Literatürden elde ettiğimiz balık örneklerinin sonuçlarına göre bu balığın 595 milimetre boyunda olduğunu tespit etmiş bulunuyoruz. Portekiz’den geçen yıl literatüre giren bu balık Türkiye’de ilk kez Çanakkale Boğazı’nda görüntülenmiştir. Bilimsel anlamda da çok önemli bir durumdur.”Prof. Dr. Tunçer, bu tespitle, Çanakkale Boğazı’nın göçmen ve iklim değişikliğinden etkilenen bazı balıkların göç yolu üzerinde olduğunun bir kez daha kanıtlandığını vurguladı.İklim değişikliğinin sadece balık faunasında değil, denizlerde yaşayan canlılar üzerinde de etkili olduğunu dile getiren Tunçer, “Kızıldeniz’den denizlerimize giren, Doğu Akdeniz’den, önce Akdeniz’e, oradan Ege’ye, oradan da Marmara’ya göç eden balıklardan biri olmuştur. Türkiye denizlerinde ilk defa bu kadar net görüntülerini alabildiğimiz balıklar arasındadır” dedi.Teknenin kaptanı Erhan Çifçi de Güzelyalı açıklarında yakaladıkları balığı görüntüledikten sonra doğal yaşamına devam etmesi için denize bıraktıkları anlattı. Çifçi, “Marmara’da falan böyle bir şey gözükmedi daha. Herhalde denizlerde yeni bir çoğalma durumu var. Daha önce de dikenli yılan balığı yakalamıştık. O balık 2,5 metre boyundaydı. Böyle bir balığı biz de ilk kez gördük ve çok şaşırdık” diye konuştu.

  • Türkiye, Avrupa’dan gelecek çöl tozu etkisine giriyor
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 09:55

    İstanbul Teknik Üniversitesi, Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, Avrupa’da hafta boyunca etkili olacak çöl tozlarının yarın Türkiye’ye yoğunluğunu azaltarak gelmesinin beklendiğini bildirdi. Toros, “Avrupa’da hafta boyunca etkili olacak çöl tozlarının perşembe günü ülkemize kadar yoğunluğunu azaltarak gelmesi bekleniyor. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Modelleme Takımının atmosferik sayısal model değerlendirmelerine göre çöl tozları, yoğunluğu hafif de olsa hafta sonu ülkemiz genelinde etkisini gösterecek” açıklamasında bulundu.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, yarın itibariyle Avrupa’da hafta boyu etkili olacak çöl dozlarının Türkiye’ye de geleceğini açıkladı.Toros, yaptığı açıklamada çöl tozlarının her yıl farklı güzergahlar kullanıp kıtalar ve okyanusları aşarak farklı ülkelere gittiğini söyledi.Yaşanan durumun doğanın normal bir olayı olduğunu aktaran Toros, “Şu anda Kuzey Afrika üzerinde oluşan alçak basınç sistemiyle havalanan çöl tozları, kumlar Avrupa üzerindeki yüksek basınç alanıyla Avrupa’ya taşınıyor. Avrupa şu anda çöl tozunun etkisi altında” değerlendirmesini yaptı.”HAFTA SONU ETKİSİNİ GÖSTERECEK”Toros, Türkiye’nin de yüksek basınç alanı etkisinde bulunduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi:”Avrupa’da hafta boyunca etkili olacak çöl tozlarının perşembe gününde ülkemize kadar yoğunluğunu azaltarak gelmesi bekleniyor. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Modelleme Takımının atmosferik sayısal model değerlendirmelerine göre, çöl tozları yoğunluğu hafif de olsa hafta sonu ülkemiz genelinde etkisini gösterecek. Avrupa’da etkili olan çöl tozları özellikle kuzeyli hakim rüzgarların etkisiyle Türkiye’nin güney kesimlerine doğru inerek etkili olacak. Hafta başından itibaren de kuzeyden başlayarak etkisini kaybetmesi tahmin ediliyor. Çöl tozunun taşınımı, sağlık sorunlarına da neden olabiliyor. Havadaki toz yoğunluğunun artması solunum sıkıntısı olanları etkileyebilir. Yoğun toza maruz kalmak da bağışıklık sistemimizi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle sağlık sorunları olan vatandaşların dikkat etmesinde fayda bulunuyor.””HAVA KİRLİLİĞİ OLARAK ALGILANMAMALI”Türkiye’de güneşli havanın hakim olduğunun da altını çizen Toros, bu nedenle geceleri havanın ayaz, günlük sıcaklık farklılıklarının fazla olabildiğini anlattı.Toros, yüksek basınç etkisinin havada daha çok inici durum sergilediğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:”Normal şartlarda sıcaklık yükseklik ile azalır. Bu günlerde bilhassa güneş battıktan sonra yeryüzünün hızlı soğuması sebebiyle sıcaklık terselmesi meydana gelebiliyor. Yerin hızlı soğuması ile yere yakın tabakada havada asılı küçük su damlacıkları yani pus veya sis oluşabiliyor. Pus sebebiyle görüş mesafesinin düşmesi hava kirliliği olarak algılanmaması gerekiyor.”SAHRA ÇÖLÜ’NE KAR YAĞDI

  • Dardanel’den ‘çıplak elle paketleme’ açıklaması: Tüm dünyada bu şekilde uygulanmaktadır
    by NTV on 24 Şubat 2021 at 09:48

    Sosyal medyada bir kullanıcı tonbalıklarının elle paketlenmesine ilişkin görüntüler paylaştı. Sosyal medyada elle üretimin hijyen olmadığı iddiaları dolaşırken Dardanel’den yapılan açıklamada ‘elle üretimin doğal ve gıda koteksine uygun olduğu” belirtildi.Son dönemde sosyal medya platformalarında paylaşılan ve tartışma yaratan gıda sektöründeki videolara bir yenisi eklendi.Bir sosyal medya hesabında tüm çalışanların maske ve siperlik taktığı halde eldiven takmadığı ve tonbalıklarının elle paketlendiği görüntüler paylaşıldı. Sosyal medyada yapılan elle üretimin hijyen olmadığı iddiaları üzerine şirketten yapılan açıklamada ‘elle üretimin doğal ve gıda koteksine uygun olduğu” belirtildi.Paylaşımda, “Demek ki el değmeden üretilmiyormuş. Sosyal medyada bir influencer tarafından paylaşılan bu video tonbalıklarının paketleme aşamasını gösteriyor. İlginç olan ürün içeriğinde salamura suyu olduğu yazmıyor. İçerik beyanında sadece tonbalığı, zeytinyağı ve tuz var” ifadelerine de yer verildi. İlgili videoya yüzlerce yorum yapıldı.Bunun üzerine Dardanel’in Twitter hesabında paylaşılan ‘Doğru Bilgilendirme Mektubu’ başlıklı açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Bugün bazı sosyal medya mecralarında yayınlanan görüntülerle ilgili gelen eleştirileri üzülerek ve hassasiyetle takip etmekteyiz. Tesislerimizdeki eldiven kullanımı başta olmak üzere, yorumlara konu olan bazı yanlış bilgilendirmelere açıklık getirmek isteriz.Günümüzün gıda güvenliği prensipleri içerisinde, plastik eldivenlerin konserve üretim süreçlerinde kullanılmaması tüm dünyada gıda otoriteleri tarafından kabul edilen bir uygulamadır. Plastik eldivenlerin büyük risk taşıdığı; kolay yırtılabilir ve parçalanabilir bir malzeme olmasından dolayı son üründe yabancı madde bulaşı riski oluşturduğu bir gerçektir.” (Türk Gıda Kodeksi ve FDA)‘El hijyeni, gıda ile temasa uygun dezenfektanlar ile sağlanmaktadır‘‘Tüm çalışanların el hijyeni konusunda çok önemli uygulamalardan geçmekte olduğu, ulusal ve uluslararası mevzuatlara göre ciddi şekilde kontrol edildiği’ aktarılan açıklamada şöyle devam edildi: “Periyodik olarak çalışanlarımızın el hijyeni, gıda ile temasa uygun dezenfektanlar ile sağlanmaktadır.Ayrıca tuz, zeytinyağı ve balığın dışında hiçbir katkı malzemesi bulunmayan bu ürünlerimiz, en doğal ve hijyenik şekilde üretilirken, tuzun eşit bir şekilde dağılması için deniz tuzu ve su (salamura) kullanılmaktadır. Etiket bilgilendirmemiz yukarıda bahsi geçen açıklamalar ışığında Türk Gıda Kodeksi’nin yönetmeliğine uygundur.Tüm ürünlerimiz koruyucu ve katkı maddesi kullanmaksızın, mikroorganizma riskini ortadan kaldıran 121 derecede sterilizasyon sürecinden geçirilmektedir.FDA, European Comission, Türk Gıda Kodeksi, Codex Alimentarius gibi ulusal ve uluslararası tüm mevzuatları başarıyla uygulayan şirketimizin yine bu konuda ulusal referans olarak kabul edilen BRC A seviyesi Kalite Standardı Sertifikası bulunmaktadır.“”HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAK”“Şunun altını hassasiyetle çizmek isteriz ki, videoda gösterilen üretim kısmı butik olarak tamamen ‘el yapımı’ üretilmektedir ve bu üretim modeli tüm dünyada bu şekilde uygulanmaktadır. Burada hijyen dışı bir üretim algısı yaratmaya çalışan tüm kişi, mecra ve hesaplara karşı hukuki süreç başlatılacağını bildiririz.37 yıldır sofralarınızdan sağlığı eksik etmeyen Dardanel, değerli tüketicilerimizin güveniyle bugünlere gelmiş bir markadır. Bu güvene zarar verecek en ufak bir davranış sergileme ihtimalimizin olmadığını, Dardanel’i var eden lezzet ve sağlık kavramlarının her koşulda tek önceliğimiz olduğunu kamuoyuna saygı ile duyururuz.”SOSYAL MEDYADA TEPKİ ÇEKEN GÖRÜNTÜ: SÜT VE DÖNERDEN SONRA EKMEK