ntv.com.tr NTV Haber – Türkiye ve Dünya Gündemi Güncel Son Dakika Haberleri – Editörün Seçimi

  • Dil ve elde görülen şişliklere dikkat: Covid-19’un belirtisi olabilir
    by NTV on 27 Ocak 2021 at 07:16

    İspanya’da yapılan yeni bir araştırma, ağız, el veya ayaklarda aniden ortaya çıkan değişikliklerin yeni tip corona virüsün (Covid-19) belirtisi olabileceğini açıkladı. 660’ı aşkın hafif-orta Covid-19 vakasını inceleyen bilim insanları, hastalarının yüzde 25’inin dilinde iltihaplanma ve şişlik geliştiğini buldu. Bununla birlikte, çalışmaya katılan hastaların yaklaşık yüzde 40’ının avuç içlerinde ve ayak tabanlarında kızarıklık, yanma ve kurdeşen tespit edildi.İspanya’nın başkenti Madrid’de yer alan La Paz Hastanesi Üniversitesi’nden araştırmacılar, dilde, elde veya ayakta ortaya çıkan şişkinlik ve kızarıkların yeni tip corona virüsün (Covid-19) belirtisi olabileceğini açıkladı. Bilim insanları, doktorların ve hemşirelerin daha hızlı Covid-19 teşhisi koyabilmek için hastalarının ağız boşluklarını, ellerini ve ayaklarını incelemesi gerektiğini söyledi.British Journal of Dermatology’de yayımlanan çalışmaya IIFEMA’daki sahra hastanesinde 10-25 Nisan tarihleri ​​arasında tedavi edilen 666 hafif-orta Covid-19 hastası dahil edildi. Hastaların yüzde 45,7’sinin dillerinde, ellerinde veya ayaklarında değişiklikler görüldü. HASTALARIN DÖRTTE BİRİNDE DİL DEĞİŞTİYaklaşık dört hastadan birinde (yüzde 25,7), “Covid dil” olarak adlandırılan dil değişiklikleri bildirildi. Araştırmacılar, en yaygın görülen semptomun papilla iltihabı veya dilin yüzeyindeki küçük yumrular çıkmasına neden olan geçici lingual papillit olduğunu söyledi. Bununla birlikte uzmanlar, çalışmaya dahil olanların yüzde 6,9’unda  iyi huylu ve bulaşıcı olmayan ağız ülseri (aftöz stomatite) geliştiğini aktardı. Ek olarak, hastaların yüzde 6,6’sı, dilin şişmesine ve renginin değişmesine neden olan dil iltihabı (glossit) geliştirdi. Hastaların yüzde dördünde ise, dil yüzeyinde beyazımsı bir kaplama şeklinde ortaya çıkan yamalı depapilasyon görüldü. HASTALARIN YÜZDE 40’INDA CİLT SOYULMASI MEYDANA GELDİDiğer taraftan araştırmacılar, hastaların yaklaşık yüzde 40’ında el ve ayaklarının görünümünün değiştiğini açıkladı. En yaygın durumun cilt soyulması (deskuamasyon) olduğu bildirildi.Bilim insanları hastaların yüzde 15’inin avuçlarında ve ayak tabanlarında kaşıma dürtüsüne neden olan kırmızımsı kahverengiye bir görünüm olduğunu, yüzde 7’sinin ise hastalığın eritrodizestezi adı verilen yanma hissi söyledi. Daha küçük bir yüzde ise (6,9), kurdeşen, yüzde 2,9’u kızarıklık bildirdi.Çalışmanın yazarları, “Özetle, iki haftalık bir süre içinde bir sahra hastanesine kabul edilen hafif-orta derecede Covid-19 hastalarının neredeyse yarısı mukokutanöz bulgular gösterdi. ‘Ağız boşluğu muayenesi, ellerde ve ayaklarda kızarıklık ve şişlik, ince palmoplantar deskuamasyon ve kırmızımsı-kahverengi maküller Covid-19 enfeksiyonunu teşhis etmemize yardımcı olabilir ve rutin olarak kontrol edilmelidir” ifadelerini kullandı.CORONA VİRÜS DÜNYAYA BÖYLE YAYILDI?

  • Dezenfektan ve kolonya ihracatında tarihi rekor
    by NTV on 27 Ocak 2021 at 06:41

    Corona virüsten korunma amaçlı kullanımı ciddi düzeyde artan kolonya, dezenfektan, sabun ve tanı kitleri ihracatında tarihi rekor kırıldı. 2019’da 28.3 milyon dolar olan dezenfektan ihracatı, yüzde 878 artışla 277 milyon doları, 9.1 milyon dolar olan kolonya ihracatı ise yüzde 208 artışla 28 milyon doları aştı. Bu ürünlerin üretim kapasiteleri de yükseldi.Tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgınında, virüsten korunmanın en önemli etkenlerinden biri hijyen oldu. Virüsü öldürdüğü belirlenen yüksek derecedeki alkol bazlı kolonya ve dezenfektan ürünlerinin kullanımı hem Türkiye’de hem de dünyanın birçok ülkesinde rekor seviyede artış gösterdi.COVİD-19 ÜRÜNLERİİstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Adil Pelister, Türkiye genelinde Covid-19 ile mücadele amaçlı kullanımı artan ve genel olarak ‘Covid-19 ürünleri’ olarak isimlendirdikleri dezenfektan, kolonya, tanı kitleri, sabun gibi ürünlere ciddi talep artışı yaşandığını belirterek, ihracat rakamlarını açıkladı.”HAYATİ ÖNEME SAHİP”İKMİB Başkanı Adil Pelister, 2020’de kimya sektöründe pandemi döneminde medikal, ilaç, dezenfektan, kolonya, sabun gibi ürünleri barındıran alt sektörlerde talep artışı olduğunu söyledi. Özellikle hijyen ve temizlik, medikal ürünler, tek kullanımlık plastikler, ambalaj gibi ürünleri üreten alt sektörlerin, pandemi sürecinde üretimlerine ara vermediğini belirten Pelister, “Böylece sektörümüzün ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu bir kez daha anlaşıldı” dedi.İHRACAT 524 MİLYON DOLARI AŞTIKimyevi maddeler ve mamulleri sektöründe yer alan dezenfektan, kolonya, ilaç, sabun ve tanı kitleri olmak üzere Covid-19 ihracatının 2020 yılında 2019’a göre yüzde 212,73 artış gösterdiğini açıklayan Adil Pelister, 524,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti.İLK SIRADA DEZENFEKTANPelister, 2020 yılında Covid-19 ürünlerinde 277 milyon 348 bin dolar ile en çok dezenfektan ihracatı yapılırken, en çok ihracat artışının da yüzde 878,67 gibi rekor artışla yine dezenfektanlarda olduğunu söyledi. Tanı kitleri ihracatının yüzde 169,12 artışla 117 milyon 787 bin dolarla ikinci sırada olduğunu belirten Pelister, sabun ihracatının yüzde 17,84 artışla 85 milyon 501 bin dolarla üçüncü sırada olduğunu dile getirdi. Pelister, “Kolonya ihracatı yüzde 208,99 artışla 28 milyon 253 bin dolar ile dördüncü, ilaç ihracatı yüzde 11,8 artışla 15 milyon 525 bin dolar ile beşinci sırada yer aldı” diye konuştu.EN ÇOK İHRACAT YAPILAN ÜLKELERİKMİB Başkanı Pelister, 2020 yılında dezenfektan ihracatında ilk üçte yer alan ülkeleri ise şöyle sıraladı:“İlk 3 ülke ABD, İngiltere ve Almanya olurken, tanı kitleri ihracatında Azerbaycan-Nahçivan, Irak ve İtalya, sabun ihracatında Irak, ABD ve İsrail, kolonya ihracatında Almanya, Hollanda ve Irak, ilaç ihracatında ise İtalya, İspanya ve Almanya ilk üçte yer aldı.ELLER İÇİN DEZENFEKTAN UYARISIPandeminin çıktığı ilk aylarda yaşanan etil alkol sıkıntısının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın benzinde yüzde 3 etil alkol kullanımını üç ay süreyle ertelemesiyle çözüldüğünü belirten Pelister, dezenfektan kullanımında üretim ve son kullanma tarihi ile Sağlık Bakanlığı ruhsat iznine dikkat edilmesi uyarısında bulundu. El için el antiseptiği öneren Pelister, dezenfektan kullanılacaksa eğer günde maksimum 5 kez kullanıp, ellerin dezenfektan yerine suyla 20 saniye kadar yıkamanın virüsten korunmak için daha faydalı olacağını da kaydetti.KOLONYANIN ÖNEMİNİ GÖRMÜŞ OLDUKKolonyanın ise Türk gelenek göreneklerinde önemli bir yer tuttuğunu belirten Pelister, “Bayramlarda büyüklerimiz kolonya ikram eder, dolayısıyla o zamanlar bile bilmeden de olsa bakteri ve virüsleri öldürmek için kolonya kullandığımızı görmüş olduk. Aslında kolonyayı da dünya çapında tanıtmamız için pandemi dönemi önemli oldu. Dünyaya kolonya ihracatımız iki misli arttı. Kolonyanın ne kadar önemli hijyen sağlayan bir ürün olduğunu da görmüş olduk böylece” dedi.ÜRETİM KAPASİTE VERİLERİAntalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, dezenfektan, kolonya, sabun gibi ürünlerin kullanımında corona virüs nedeniyle ciddi bir yükseliş olduğunu söyledi. Antalya’da 2019 yılında 276 bin kilogram olan üretim kapasitesinin, 2020 yılında iki kat artarak, 589 bin 196 kilograma yükseldiğini söyledi. 2019 yılı üretim kapasitesi 2 milyon 89 bin 406 kilogram olan el dezenfektanı üretim kapasitesinin ise 2020’de 8 kata yakın artarak, 17 milyon 95 bin 271 kilograma yükseldiğini açıkladı.KOLONYA DÜNYAYA YAYILDISabunda ise 2020 üretim kapasitesinin 20 milyon 802 bin 264 kilogram olduğunu belirten Çetin, bu verilerin kesin üretim miktarları olmadığını, üretim kapasitesini içerdiğini ve ilgili firmaların kapasitelerinin ne kadarını kullandığına ilişkin veri olmadığını dile getirdi. Türkiye’ye özgü kolonyanın ise pandemiyle birlikte tüm dünyada kullanılan bir ürüne dönüştüğünü belirten Çetin, “Bundan sonraki süreçte de Türkiye Covid-19 ürünlerinde dünyanın en iyi ihracatçılarından biri olacak. Üretime çok hızlı adapte olabiliyoruz” dedi.RENGARENK YÖRESEL KOLONYALARAntalya’da 15 yıldır kolonyacılık yapan ve Türkiye’nin tüm yöresel kolonyalarının normalin dışında özel tasarım şişeler ve renklerde satışını yapan Rüveyde Yılmazer, pandemiyle birlikte 80 derece alkol düzeyindeki limon kolonya satışının ciddi düzeyde arttığını söyledi. Diğer parfüm tadındaki kolonya türlerinin de hem dezenfektan hem parfüm niyetine yine bu dönemde revaçta olduğunu belirten Yılmazer, “Her yöremizin ünlü kolonyalarını getiriyoruz. Yalova geceleri, Balıkesir’in nergis ve yasemini, Düzce’nin tütünü gibi her yöremize ait kolonyaları getiriyoruz” diye konuştu.NİKAH ŞEKERİ YERİNE KOLONYADaha önce otellere süslü özel şişelerde ve üzerine isim yazılı müşterilere hediye amaçlı kolonya satışı yaparken turizm olmadığı için bu alanda eksiklik yaşandığından bahseden Yılmazer, ancak bunun yerine düğün, nişan gibi etkinliklerde artık nikah şekeri yerine üzerinde gelin-damat ismi yazılı, küçük süslü şişelerde hediye olarak kolonya dağıtıldığını kaydetti. Yılmazer, genel anlamda limon kolonyası satışlarının yüzde 80 civarında arttığını, fiyatlarda ise 2019’da 25 lira olan 1 litrelik kolonyanın şişesine göre 35-40 TL’ye yükseldiğini söyledi.CEP KOLONYA VE DEZENFEKTAN2020’de pandemiden dolayı bugüne kadar alışık olunmayan bir süreç olduğu için kolonya ve dezenfektan ürünlerinde talep patlaması yaşandığını belirten eczacı Mustafa Uygur Çelebi, ilk dönem bu talebi karşılamakta zorluk yaşadıklarını anlattı. Çelebi, “Ama sonraları Dünya Sağlık Örgütü’nün formülasyonuna göre Antalya Eczacılar Odası da üretim yaptı. Kendi dezenfektan ve kolonya üretimlerimizi uygun fiyatlara halka sunmaya başladık. Bu süreçte özellikle küçük, cepte taşınabilir dezenfektan ve kolonya talebinde de ciddi artışlar yaşandı” dedi.2019-2020 ÜRÜN KARŞILAŞTIRMASI2019’da 28.3 milyon dolar olan dezenfektan ihracatı, 2020’de yüzde 878’i aşan oranla 277 milyon 348 bin dolara yükseldi. Tanı kitleri 2019’da 43.7 milyon dolar iken, 2020’de yüzde 169 artışla 117 milyon 787 bin dolar oldu. Sabun ihracatı 2019’da 72.5 milyon dolar iken, 2020’de yüzde 18’e yakın artışla 85 milyon 501 bin dolar oldu. Kolonya ihracatı 2019’da 9.1 milyon dolar iken 2020’de yüzde 208’i aşan artışla 28 milyon 253 bin dolara çıktı. İlgili ilaçların ihracat rakamı ise yüzde 11.8’lik artışla 15.5 milyon dolar oldu.DEZENFEKTANDA ÜLKELERE REKOR ARTIŞABD’ye 2019’da 124 bin dolara yakın olan dezenfektan ihracatı, yüzde 35 bine yakın artışla 43 milyon 395 bin dolar oldu. İngiltere’ye 2019’da 24 bin dolara yakın ihracat, yüzde 159 bini aşan oranla 38 milyon 38 bin dolara yükseldi. Almanya’ya 2019’da 182 bin dolar iken, yüzde 12 bin 354 artışla 22 milyon 731 bin dolar oldu. Fransa’ya 2019’da 409 bin dolar iken, yüzde 5 bin 342 artışla, 22 milyon 314 bin dolar gerçekleşti. Hollanda’ya 2019’da 129 bin dolar iken, yüzde 14 bin 696 artışla 19 milyon 175 bin dolara çıktı.KOLONYAYI EN ÇOK ALMANYA ALDITürklerin geleneksel kokularından kolonya ihracatında ilk sıradaki Almanya’ya 2019’da 1 milyon 278 bin dolar olan ihracat, 2020’de yüzde 492 artarak 7 milyon 569 bin dolar oldu. Hollanda’ya 2019’da 602 bin dolar iken, yüzde 491 artışla 3 milyon 562 bin dolara yükseldi. Irak’a 2019’da 622 bin dolar iken, yüzde 291 artarak 2 milyon 436 bin dolar oldu. ABD’ye 2019’da 662 bin dolar iken, yüzde 145 artışla 1 milyon 626 bin dolara çıktı. İngiltere’ye 2019’da 461 bin dolar iken, yüzde 245 artarak 1 milyon 596 bin dolara yükseldi.ARŞİV: ALIŞVERİŞ SEPETİNDE KLASİK ÜRÜNLERİN YERİNİ SAĞLIK ÜRÜNLERİ ALDI

  • Japonya, rastgele Covid-19 testi yapacak
    by NTV on 27 Ocak 2021 at 05:23

    Japonya’da yeni tip corona virüs (Covid-19) ile mücadele kapsamında kentlerin kalabalık noktalarında gelişigüzel toplu PCR test uygulaması martta başlayacak.Kyodo ajansının haberine göre, Japonya hükümeti Tokyo, Osaka gibi Covid-19 vakalarının düşüş trendi göstermediği metropollerde günlük PCR testi uygulaması başlatacak.Buna göre, sadece semptom gösterenler ve temas haritasında belirenler değil, halk gelişigüzel olarak PCR testlerine tabi tutulacak.İhale sahibi firmalarca düzenlenecek ve tüm masrafları merkezi hükümetçe karşılanacak testler havalimanları, şehir merkezleri, firma ve üniversitelerde uygulanacak.Test noktalarında alınan mukus ve salya numuneleri sonuçları hem bireylere gönderilecek ham de anonim istatistikler için arşivlenecek.Sonuçlar, olası bir vaka patlamasına karşı erken tedbir kapsamında yapay zeka yardımıyla analiz edilecek.JAPON EKONOMİSİ TEHLİKEDEJaponya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kuroda Haruhiko, Japonya’nın finansal sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu söyledi.Parlamento oturumunda konuşan BoJ Başkanı Kuroda, hükümetin mali ek paket kapsamlı tahvil ihracı, BoJ’un enflasyon hedefi ve ülkenin mali durumuna ilişkin değerlendirmede bulundu.”Merkez Bankasının enflasyon hedefinin şimdiye dek yakalanmamış olmasından dolayı sorumluluk hissediyorum.” diyen Kuroda, planlanan seviyesine ulaşılması için mevcut parasal politikaların “tümüyle efektif” olamadığını kabul etti.BoJ’un, hükümetin ek destek paketini finanse etmek değil, yüzde 2 enflasyon hedefini yakalamak kapsamındaki ultra kolay parasal politikalarının parçası olduğu için tahvil satın alımı yaptığını belirten Kuroda, “Japonya’nın mali sağlık şartları oldukça ciddi durumda. Bu noktada mali konsolidasyonu ve sürdürülebilirliği sağlamak önemli.” dedi.Kuroda’nın değerlendirmesinin, Covid-19 etkisi altındaki ülke ekonomisinin canlandırılmasına yönelik, hükümetin tahvil ihracını kapsayacak mali destek paketini açıklamadan önce gelmesi dikkati çekti.Maliye Bakanlığı verilerine göre hükümet, nisanda başlayacak 2021 mali yılda 236 trilyon yen (2,3 trilyon dolar) değerinde tahvil çıkarmayı planlıyor.

  • ABD’de aşı yapılan beyazların oranı, siyahi ve Latinletin iki katı
    by NTV on 27 Ocak 2021 at 05:18

    ABD’de yeni tip corona virüs (Covid-19) salgınını önlemek için devam eden aşı çalışmalarında, beyaz Amerikalıların aşılanma sayısının siyahi ve Latinlere göre çok daha yüksek olduğu kaydedildi.Amerikan CNN televizyonunun yaptığı çalışma sonucu ortaya çıkan raporda, “Aşı kapsamına alınan beyazlarının oranı, siyahi ve Latinlere göre iki kat daha fazla.” ifadesi yer aldı.ABD’nin 14 eyaletini kapsayan çalışmada, beyazların aşılanma oranı yüzde 4’ün üzerinde tespit edilirken siyahilerin yüzde 1,9’da, Latin nüfusun ise yüzde 1,8’de kaldığı ortaya çıktı.Bazı eyaletlerde aşılanma sayısı ölüm oranından daha düşükCNN’in araştırmasında, beyazlar ile diğer grupların aşılanma oranları arasında bazı eyaletlerde çok daha büyük fark olduğu belirtildi.Pensilvanya eyaletinde Covid-19 kaynaklı ölümlerin yüzde 13’ünü teşkil eden siyahi vatandaşların aşılanma oranının yüzde 3’te kaldığı bilgisi aktarıldı.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine (CDC) göre, siyahi ve Latin Amerikalıların beyazlara göre Covid-19’dan ölme oranının 3 kat, hastaneye kaldırılma oranının ise 4 kat daha fazla olduğu daha önce paylaşılan istatistiklerde ortaya çıkmıştı.

  • Corona virüse karşı yeni ilaç: Yüzde 99 başarı sağlandı
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 19:04

    İspanyol firmanın geliştirdiği Covid-19 ilacı hayvanlar üzerinde yüzde 99 başarı sağladı.İspanyol ilaç firması PharmaMar’ın yeni tip corona virüs (Covid-19) salgınına karşı geliştirdiği ilacın hayvanlar üzerindeki denemesinde yüzde 99 başarı elde edildiği açıklandı.Bilim dergisi Science’da yayımlanan makalede, Covid-19 bulaşan hayvanların, Aplidin (plitidepsin) adlı ilaç verilerek incelendiği belirtildi. Makalede, hayvanların akciğerlerindeki Covid-19 virüslerinde söz konusu ilaç sayesinde yüzde 99’luk azalma olduğu kaydedildi.Başlangıçta kanser tedavileri için tasarlanan ilacın alınan sonuçlardan sonra klinik denemelerde 3. aşamaya geçeceği ve Covid-19’un tedavisi için klinik çalışmalarının genişletilebileceği ifade edildi. İlacın, insan hücrelerinde bulunan eEF1A proteinini bloke ederek çalıştığı ve Covid-19’a karşı antiviral etkisinin olduğu bildirildi.Aplidin ile ilgili yayımlanan makalenin ardından PharmaMar’ın Madrid borsasındaki hisseleri yüzde 21 yükseldi.Diğer yandan Madrid’deki La Paz Üniversite Hastanesi ve Madrid Sağlık Hizmetleri departmanına bağlı doktorların yaptığı bir çalışmada, Kovid-19’un belirtilerinin dilde, ayak tabanlarında ve avuç içlerinde de görülebileceği açıklandı.Madrid’deki fuar alanında Nisan 2020’de kurulan sahra hastanesinde tedavi gören Covid-19 hastaları üzerinde yapılan araştırmalarda, “tat kaybı ile bağlantılı olarak dilde büyüme, dil üzerinde yara ve pürüzlerin de Covid-19 belirtilerinden biri olduğu” ileri sürüldü.Araştırmada, daha çok ateş, öksürük, aşırı halsizlikle kendini gösteren Covid-19’un aynı zamanda “avuç içlerinde ve ayak tabanlarında yanma hissi, soyulma ve kızarıklıkların oluştuğu küçük lekelerle de belirti verebileceği” ifade edildi.VİRÜSE KARŞI İLAÇ UMUDU (ARŞİV)

  • 26 Ocak 2021 corona virüs tablosu: 134 can kaybı, 7 bin 103 yeni vaka
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 16:18

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 26 Ocak 2021 günlük corona virüs tablosunu açıkladı.Günlük corona virüs tablosu…Türkiye’de son 24 saatte 180 bin 303 Covid-19 testi yapıldı, 7 bin 103 kişinin testi pozitif çıktı, 134 kişi hayatını kaybetti.Ağır hasta sayısı 1 bin 791 oldu, 8 bin 108 kişinin Covid-19 tedavisi/karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 322 bin 511’e yükseldi.”VAKA SAYILARI HALA TEDİRGİN EDİCİ SEVİYEDE”Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Twitter üzerinde yaptığı paylaşımda, “Tedbir ve kısıtlamalara uyumla vaka sayılarını önemli ölçüde düşürdük. Ancak son günlerde 5.000-7.000 arasında seyreden vaka sayıları hâlâ tedirgin edici seviyede. Kapalı ortamlarda kalabalıktan uzak durmalı, maske ve mesafe kurallarına özen göstermeliyiz” ifadelerini kullandı.GÜN GÜN CORONA VİRÜS BELİRTİLERİ

  • Probiyotik nedir?
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 14:39

    İnsan sağlığı için koruyucu birçok takviye gıda bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de probiyotiklerdir. Mide-bağırsak florasındaki doğal dengenin korunmasına yardımcı olan probiyotikler, sağlık için çok faydalı olan dost bakterilerdir. Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz probiyotik nedir, hangi besinlerde bulunur ve faydaları nelerdir?Özellikle sindirim problemi yaşayan kişilerin kullanması gereken takviyelerden olan probiyotikler, gastrointestinal hastalıkların tedavisinde, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve alerji gelişiminin önlemesinde yardımcı olan bakterilerdir.Probiyotik takviyesi birçok kişinin ihtiyacı olan bir takviyedir ve kullanımı oldukça önemlidir.PROBİYOTİK NEDİR?Probiyotikler, sindirim sistemimiz ve genel sağlığımız üzerinde oldukça olumlu etkilere sahip olan canlı bakteri ve mayalardır. Bakteri dendiğinde aklımıza olumsuz şeyler gelse de probiyotiklerin dost bakterilerdir.İnsan bağırsağı 100 trilyon kadar canlı bakteri içerir, buna bağırsak florası denir. Sağlıklı koşullarda, bağırsak florasında yararlı ve zararlı olan bakteriler dengededir ve sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve yararlı etkiler oluşturan canlı mikriorganizmalara probiyotik denir. Probiyotik terimi, Yunanca kökenli bir kelime olup, ‘yaşam için’ anlamına gelir.Probiyotik olarak bilinen mikroorganizmalar genellikle Lactobacillus, Streptococcus ve Bifidobacterium grubundandır. Probiyotiler, patojen ve zararlı bakterilerin sayılarını azaltmak, bağışıklık sistemini iyileştirmek, bağırsak duvarının fonksiyonlarının iyileştirmek şeklinde etkileri vardır. Anne sütü, lifli sebze ve meyvelerin birçoğunda doğal olarak bulunan prebiyotiklere arasında galakto-oligosakkaritler (GOS), frukto-oligosakkaritler (FOS) ve inülin sayılabilir.Probiyotik birçok doğal gıda da bulunabileceği gibi dışarıdan da takviye şeklinde alınabilmektedir. Bağırsak florasının düzenlenmesine katkı sağlayan probiyotikler genel anlamda kullanımı yaşam kalitesini artırma özelliğine sahiptir.PROBİYOTİK NE İŞE YARAR?Yapılan bilimsel araştırmalar, bağırsaklarımızda yaşayan bakteriler olduğunu ve bu mikrofloranın (bağırsaktaki bakteri topluluğu) bizi hastalıklardan korumaya ve hastalıkların gelişmesini önlemeye yardımcı olduğunu gösteriyor.İşte probiyotikler; bağırsaklarda bulunan yararlı bakterilerin, aslında bakteri dengesinin korunmasında rol oynuyorlar. Bu konuda yapılan birçok araştırma, probiyotiklerin genel olarak bağırsak sağlığı üzerinde olumlu etkilere sahip olduğunu, sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye de yardımcı olduğunu gösteriyor.PROBİYOTİK FAYDALARIProbiyotikler, sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olurlar. Sindirim sistemimizin sağlıklı bir şekilde işlevlerini yerine getirebilmesi, bağırsaklarımızdaki bakteri dengesi sayesinde olur. İşte bu dost bakteriler, dengeyi korumaya yardımcı olarak, sindirim sistemi sağlığını olumlu yönde etkilerler.Probiyotikler, bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olurlar. Bağışıklık sistemimizin bizi mikroorganizmalara karşı korur ve düzenli çalışmaması halinde çeşitli reaksiyonlara, hastalıklara neden olur. İşte dost bakteri probiyotikler, bağışıklık sistemini destekleyerek vücudumuzdaki dengenin korunmasına ve bu problemlerin önüne geçmeye yardımcı olurlar.Probiyotikler, çeşitli nedenlere bağlı olarak kaybedilen yararlı bakterilerin geri kazanılmasına ve bazı olumsuzluklara neden olabilecek zararlı bakterilerin azalmasına yardımcı olurlar.Probiyotikler, bağırsak sağlığını destekleyici etkiye sahiptirler. Sindirim süreci sırasında bağırsağa geçen yiyeceklerin, bağırsaklardan atılmasına yardımcı olarak sindirim sistemini desteklemeye yardımcı olurlar.Bazı probiyotik türlerinin, ruh sağlığı üzerinde de olumlu etkilere sahip olduğu düşünülmektedir. Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar, mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin yüzde 95’inin bağırsaklarda salgılandığı bilgisini ortaya koydu. Bu da aslında bağırsak sağlığının, zihin sağlığıyla birebir ilişki içinde olabileceğini gösterdi.Probiyotikler ayrıca ishalin önlenmesinde ve tedavisine yardımcı olmaktadır. Böylece vücutta meydana gelen sıvı kaybını önleyerek vücudun direncinin düşmesini de engeller.Probiyotik kullanımı bazı alerjik durumların ve egzamanın şiddetini de azaltmaya destek olur.Probiyotikler bağırsak düzeni sağlayan probiyotikler kilo kaybını da destekler. Böylece daha sağlıklı bir sindirim ve bağışıklık sistemine yardımcı olur.PROBİYOTİK NASIL KULLANILIR?Probiyotiklerde kullanılan en yaygın bakteri türleri (yaklaşık 3000 civarında) Lactobacillus veya Bifidobacterium türleridir. Bakteriler genellikle dondurularak kurutulur ancak hayatta kalır. Takviyeyi aldığınızda, sindirim sisteminizde ısınırlar ve tamamen aktif hale gelirler.Yutmak için kapsül veya tablet olarak ayrıca yiyeceklerin üzerine dökmek için toz halde satılılabilirler. Dozajlar ürüne göre değişir, bu nedenle probiyotikler için genel doz önerisi yapılamaz. Bununla birlikte, yetişkinler için ortak dozajlar günde 5 milyar ila 10 milyar koloni oluşturan birim arasındadır. Genel olarak günde sadece bir doz probiyotik almanız önerilir.Probiyotik alan bazı kişilerde ilk birkaç gününde gevşek dışkı sorunu yaşanabilir, ancak bu durum geçicidir. Yemeğin sonunda probiyotik almak semptomları azaltmaya yardımcı olabilir.Uzmanlar, probiyotik takviyesi alımının doktor danışmanlığında yapılmasını tavsiye ediyor.PROBİYOTİK BESİNLER NELERDİR?Probiyotik besinler doğal olarak içinde probiyotik takviyelerin olduğu besinledir.Probiyotik yoğurt, lahana turşusu, salatalık turşusu, mozerella peyniri, yayık ayranı gibi probiyotiklerin yoğun olarak bulunduğu doğal besinlerdir.KISA&NET: 2. BEYİN BAĞIRSAK

  • Dukan diyeti nedir, nasıl yapılır?
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 12:23

    Dukan diyeti, Fransa’nın tanınmış beslenme uzmanı Dr.Pierre Dukan’ın “Je ne sais pas maigrir” (Zayıflamayı Bilmiyorum) isimli kitabı ile ortaya çıktır. Peki Dukan diyeti nedir, nasıl yapılır ve aşamaları nelerdir? İşte Dukan diyeti ile ilgili merak edilen her şey…Son derece popüler olan Dukan diyeti, aşamaları olan ve aşamalara göre ilerlenmesi sonucunda sağlıklı ve kalıcı bir şekilde zayıflamayı sağlayan bir diyettir.Protein ve yağ ağırlıklı bir beslenme düzeni uygulanmaktadır. Vücudun proteini yakmak için harcadığı kalori miktarı yükselir ve kilo verme hızlı bir şekilde gerçekleşmiş olur.DUKAN DİYETİ NASIL YAPILIR, AŞAMALARI NELERDİR?Dört aşamadan oluşan Dukan diyeti, tüm aşamalar doğru ve sırasıyla uygulanmalıdır. Dukan diyetinde protein ağırlıklı, kırmızı et, beyaz et, deniz ürünleri,sebzeler, süt ve peynir çeşitleri gibi besinler tüketilir. 1.DUKAN ATAK AŞAMASIİlk aşama olan atak (saldırı) evresi 10 güne kadar sürebilir. Bu evrede protein alımı gerçekleşir. Yağsız dana eti, balık, jambon, yumurta, süt gibi besinler bolca tüketilmelidir. Önemli olan yağsız bir şekilde saf protein alıyor olmaktır. Bu tür saf proteinleri günün her saatinde alabilirsiniz. Yalnızca yulaf ezmesi tüketimi serbest olup karbonhidrat alınması tamamen yasaktır. İlk aşamada  2 ile 7 kilo arasında kilo kaybı gerçekleşir.Atak aşamasında tüketilebilen gıdalar,-Dana, sığır eti-Beyaz et tavuk, hindi eti (derisiz)-Sığır, dana ciğeri-Konservede bekletilen balıklar hariç tüm taze balıklar tüketilebilir.-1.5 yemek kaşığı yulaf kepeği-Deniz canlıları-Yumurta (1 günde 2 tane)-Az yağlı süt ve süt ürünleri(Bu aşamada koyun eti kesinlikle yasak)2.SEYİR AŞAMASIİkinci aşamada, saf protein tüketimine devam edilir. Ancak beslenme düzenine yavaş yavaş sebzeler de eklenir. Mısır, patates, bezelye, fasulye, mercimek gibi karbonhirat gibi çeşitlerinin ise tüketilmemesi gerekir. Bu aşamada kaybetmek isenilen her 1 kilo için 3 gün boyunca bu aşama sürdürülmelidir.Seyir Aşamasında tüketilebilen gıdalar;-Kereviz, domates, mantar, yeşil fasulye, soğan, pırasa, sarımsak, kabak, şalgam,-Günde 2 yemek kaşığı yulaf kepeği (zorunlu)-Isapanak, marul diğer yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, karnabahar, lahana-Dolmalık biber, Kuşkonmaz, Enginar, Patlıcan, Salatalık,(1 çay kaşığı yağ dışında herhangi bir yağa izin verilmiyor.)3.GÜÇLENDİRME EVRESİDiyet sonrasında verilen kiloların geri alınması sıklıkla görülen bir durumdur. Bu aşamada amaç, verilen kiloların geri alınmaması ve kiloyu korumaktır. Seyir aşamasında verilen her 1 kilo için 5 gün boyunca bu güçlendirme aşaması sürdürülür. Yani seyir aşamasında 10 kilo verdiyseniz güçlendirme aşamasında 50 gün boyunca sürdürmeniz gerekir. Bu evrede protein ve sebze birlikte alınabilir.Güçlendirme Evresinde tüketilebilen gıdalar;-Et (kuzu eti haftada 1-2 kez)-Kutlama öğünü (haftada 2 kez, İştah açıcı, ana yemek, tatlı)-Protein günü (haftada 1 gün yalnızca proteinden oluşan gıdalar)-Yulaf kepeği (günde 2,5 yemek kaşığı zorunlu)-Günde 1 porsiyon meyve-Ekmek (günde 2 dilim tam buğday ekmeği)-Peynir (günde bir porsiyon)4.KORUMA EVRESİBu evrede günde en az 20 dakikalık yürüyüşler yapılması gerekir. Haftanın bir gününde saf protein harici bir şey ile beslenilmesi yasaktır. Onun dışındaki her gün ise 3 yemek kaşığı yulaf ezmesi tüketilir. Dördüncü aşama yani Koruma evresi ömür boyu sürdürülecek olan aşamadır.Koruma Evresinde nelere dikkat etmelisiniz;-Her gün en fazla 3 yemek kaşığı kadar yulaf kepeği yiyebilirsiniz.-Her gün en az 20 dakika kadar yürüyüş yapmalısınız.-Haftanın 1 günü diyet programındaki gibi sadece protein tüketmelisiniz.HERKESİN MERAK ETTİĞİ SORU: HANGİ DİYET? (İŞTE YANITI)

  • Hava kirliliği körlük riskini artırıyor
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 12:12

    İngiltere’de yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, ilk kez hava kirliliği ve görme kaybı arasındaki bağlantıyı ortaya koydu. Bilim insanları hava kirliliğine neden olan partiküllerdeki küçük bir artışın körlük ve retina hastalıkları yüzde 8 ile yüzde 12 arasında yükselttiğini belirterek, gelecek yıllarda bu oranın artabileceği konusunda uyardı.İngiltere’de yapılan büyük bir araştırma, hava kirliliğindeki küçük artışların yaşa bağlı makula dejenerasyonu (AMD) ve geri dönüşü olmayan görme kaybı riskini artırdığını ortaya koydu. Bilim insanları, yüksek kan akışına sahip gözlerin özellikle havadaki kirliliğe sebep olan partiküllere karşı çok duyarlı olduğunu ve hava kirliliğinin yüksek olduğu şehirlerde körlüğün daha yaygın olduğunu belirtti.  116 BİNİ AŞKIN KİŞİ İNCELENDİİngiltere’de London College Üniversitesi tarafından yapılan çalışma kapsamında yaşları 40 ile 69 arasında değişen 116 bini aşkın kişinin verileri incelendi. Çalışmayla hava kirliliği ile AMD teşhisi ve görme kaybı arasında arasındaki ilişki ilk kez ortaya konuldu. British Journal of Ophthalmology dergisinde yayımlanan çalışmada, havadaki kirlilik partüküllerine  maruz kalmadaki küçük bir artışın, AMD riskini yüzde 8, daha büyük kirlilik partiküllerinde ve nitrojen dioksitteki küçük değişikliklerin ise görme kaybı riskini yüzde 12 artırdığı ortaya konuldu.  DÜNYADA AMD’DEN MUZDARİP 200 MİLYON KİŞİ VARDünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre  AMD,  yüksek gelirli ülkelerde 50 yaş üstü insanlar arasındaki geri döndürülemez körlüğün önde gelen nedenini oluşturuyor ve dünya genelinde bu durumdan muzdarip 200 milyon kişi bulunuyor. Bununla birlikte, AMD için en büyük risk faktörlerinin  genetik yatkınlık, sigara ve obezite gibi sağlık sorunları oluşturuyor. Ancak, araştırmacılar,  iklim değişikliği nedeniyle hava kirliliği etkisinin gelecekte daha önemli hale geleceğini ve genetiğin aksine, doğru politikalarla kirli hava seviyelerinin azaltılabileceğini söyledi.DÜNYA NÜFUSUNUN YÜZDE 90’I KİRLİ HAVA SOLUYORDiğer taraftan, hava kirliliği, giderek artan sayıda hastalıkla bağlantılı hale geliyor ve DSÖ, dünya nüfusunun yüzde 90’ının kirli hava ile yaşadığını belirtiyor. 2019’da yapılan küresel bir inceleme, solunan parçacıklar vücutta dolaşıp iltihaplanmaya neden olduğu için hava kirliliğinin insan vücudundaki her organa zarar verebileceği sonucuna vardı.VAKALARIN GELECEK YILLARDA ARTMASI BEKLENİYORLondon College Üniversitesi’nden Profesör Paul Foster, “Orantılı olarak, diğer faktörler kontrol altına alındıkça hava kirliliği daha büyük bir risk faktörü olacak. Ancak, insanlar kapılarını kapatıp  ‘Dışarı çıkamam çünkü dışarıda hava kirli’ şeklinde düşünmemeli. Çalışmamız, insanlara onların yaşam tarzında yapabilecekleri seçimler için kullanabilecekleri bilgiler veriyor. Örneğin, dizel motora sahip bir araç satın almak yerine elektrikli bir arabaya geçmek için bu durum iyi bir neden olabilir” ifadelerini kullandı. Çalışma ekibinin bir parçası olmayan Leeds Üniversitesi’nden Profesör Chris Inglehearn, “İngiltere  merkezli bu çalışma, trafikle ilgili kirlilik konusunda Tayvan’da yapılan 2019 tarihli bir araştırmaya benziyor. Bu iki bağımsız çalışmanın benzer sonuçlara varması gerçeği, hava kirliliğinin yarattığı tehlikenin gerçek olduğuna dair daha fazla güven veriyor” değerlendirmesinde bulundu.Oxford Üniversitesi’nden Profesör Robert MacLaren ise “Bulgular oldukça önemli  Dahası, çalışmada incelenen kişilerin  ortalama yaşı 60 civarındaydı ve yüzde 8’lik bu küçük artış riskinin önümüzdeki on yıllar içinde daha da artması muhtemel” dedi.ÇİN’DE SON DÖNEMİN POPÜLER ÜRÜNÜ

  • Bilim Kurulu üyesinden Uludağ tepkisi
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 09:10

    Hafta sonu Uludağ’da ortaya çıkan görüntülerle ilgili konuşan Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, tedbirsiz hareketlerin üçüncü zirve tehlikesi oluşturduğunu söyledi. Kayıpmaz, “Ne yazık ki hafta sonu ortaya çıkan görüntüler, hem kayak pistlerinde hem de otellerin kapalı alanlarında ciddi bir yoğunluğu gözler önüne serdi. Bu durum tabii ki bir tehlike oluşturuyor” dedi.Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Görevlisi ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, hafta sonu Uludağ Kayak Merkezi’ndeki görüntüler hakkında konuştu. Bilim Kurulu Üyesi Kayıpmaz, virüs ile mücadele kapsamında bir çok işletmenin kapalı durumda olduğunu hatırlatarak, kayak merkezinde oluşan görüntülerin kabul edilemez olduğunu söyledi. Kış aylarının gelmesi ile birlikte kapalı alanlarda toplanmaların da arttığını hatırlatan Kayıpmaz, bu ayların yaza geçiş açısından çok önemli olduğunu kaydetti.Kayıpmaz, “Bilindiği gibi şuan lokanta, kafeterya, pastane tarzında işletmeler oturarak müşteri alımına kapalı. Şu an yalnızca paket servisi ve al-götür şeklinde hizmetlerine devam ediyorlar. Sömestr tatilinin devreye girmesi ile birlikte kış otellerinde ummadığımız bir kalabalık yaşandığını gördük. İnsanlar elbette nefes almak hava almak için oralara gidebilirlerdi. Ama ne yazık ki hafta sonu ortaya çıkan görüntüler, hem kayak pistlerinde hem de otellerin kapalı alanlarında ciddi bir yoğunluğu gözler önüne serdi. Bu durum tabi ki bir tehlike oluşturuyor” ifadelerini kullandı.”KALABALIĞI OLDUĞU HER YERDE VİRÜS KENDİNİ YAYMAK İÇİN FIRSAT BULUYOR”Kış aylarının gelmesi ile birlikte kapalı alanlarda toplanmaların daha da arttığına dikkat çeken Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Kayıpmaz, bu ortamların virüsün yayılması açısından çok müsait olduğunun altını çizdi. Kayıpmaz, “Nerede olursa olsun, ister Nişantaşı’ndaki kafelerde olsun, ister Ankara Çukurambar’daki kafelerde olsun, isterse kış otellerinde olsun. Kalabalığın olduğu her yerde bu virüs kendine yayılmak için fırsatı buluyor. Soğuk havada daha fazla fırsat buluyor. Özellikle kapalı ortamlarda uzun süre vakit geçirince yayılmak için fırsat buluyor. Kapalı ortamlar her zaman iyi havalandırılamayabiliyor. Kapalı ortamlarda kötü havalandırma da kalabalıkla birleştiğinde virüs de yayılmak için kendine fırsat buluyor” şeklinde konuştu.”TEDBİRSİZ HAREKETLER, ÜÇÜNCÜ ZİRVE TEHLİKESİYLE BİZİ KARŞI KARŞIYA BIRAKIR”Şu an alınan tedbirler ile birlikte vaka ve hasta sayılarında düşüşün devam ettiğini hatırlatan Kayıpmaz, eğer tedbirlere uyum noktasında bir gevşeme olursa, salgında üçüncü bir zirve görülebileceğini vurguladı. Kayıpmaz, şuan aşılama ile birlikte virüs ile mücadelede daha güçlü hale gelindiğini belirterek şunları kaydetti:“Şimdilik bizim vaka sayılarımız, ağır hasta sayılarımız kontrol altına alınmış olabilir. Beraberinde bizim sağlık sistemimizin buna yanıt verme kabiliyeti iyi bir durumda olabilir. Nitekim yoğun bakım doluluk kapasitesi ve servis yataklarındaki doluluk kapasitelerinde bunları görüyoruz. Ama bu ortada bir hastalığın olmadığı anlamına gelmemeli. Çünkü şu anda karşımızda dünyanın birçok ülkesinin boğuşmakta olduğu bir mutasyon tehlikesi var. Kış aylarının ortasındayız. Havalar hala soğuk seyrediyor. Bizim bu kış aylarında tedbirli davranışları en yüksek ölçüde tutmamız lazım ki biz bundan sonra bahar ve yaz aylarına daha konforlu biçimde gidebilelim. Ama bizim kışın ortasında yapacağımız tedbirsiz hareketler, salgında üçüncü zirve tehlikesiyle bizi karşı karşıya bırakır. Üçüncü zirve ile karşılaşırsak da bu salgının bitişi anlamında süreci uzatır. Aslında biraz daha sabırla birlikte biz güzel günlere daha kolay erişebileceğiz. Çünkü elimizde şuan da maske, mesafe, temizlik ve kalabalıklardan kaçınma gibi önlemlerin yanı sıra aşı var.”YÜZEY VE HAVADAKİ VİRÜSÜ YOK EDEN CİHAZ

  • 100 kg döner imha edildi (Kırklareli’de döner skandalı)
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 07:42

    Kırklareli’de hazır döner paketleyen maskesiz 2 kişinin sosyal medyada yayılan videosuyla ilgili inceleme başlatılırken, görüntülerin çekildiği tesisteki 100 kilogram döner imha edildi. Etler, belediye çöplüğünde kazılan çukura kireçlenerek gömüldü. İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy ”Çok hızlı şekilde olayı sonuçlandırdık. Bu konuda basına da teşekkür ediyoruz. Süt banyosu yapan kişilerle ilgili 15 yıl hapis cezası istenmişti, bunlara da böyle bir ceza olur herhalde” dedi.

  • Araştırma: Corona virüsü bitirmek için evcil hayvanlar da aşılanabilir
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 07:39

    ABD’de ve İngiltere’de yapılan araştırmaya göre, evcil hayvanların da corona virüs aşısına ihtiyacı olabileceği açıklandı. Hayvanların aşı olmamasının “halk sağlığı için uzun vadeli önemli bir risk” konusunda uyarıda bulunan bilim insanları, evcil hayvanlara aşıyı vermenin virüsün daha fazla yayılma riskini azaltmak için bir “önlem” olduğunu ileri sürdü.Bilim insanları, “virüsün hayvanlarda devam eden evrimi” tehdidinin ortasında, bulaşıcı hastalığın yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için kedi ve köpeklerin de Covid-19’a karşı aşılanması gerekebileceği konusunda uyardı.İngiltere’deki East Anglia Üniversitesi ve Earlham Enstitüsü’ndeki araştırmacılar ve ABD’deki Minnesota Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen ve Virulence dergisinde yer alan raporda bilim insanları, hayvanların aşı olmamasının “halk sağlığı için uzun vadeli önemli bir risk” konusunda uyardı.‘UZUN VADEDE BÜYÜK BİR RİSK TEŞKİL EDEBİLİR’Bilim insanları araştırmada raporunda, “Hayvanların, mutasyon geçirmiş virüs için doğal konak olması, ve insanları yeniden enfekte etme olasılığı, uzun vadede halk sağlığı açısından büyük bir risk teşkil edebilir” ifadesi yer aldı.Corona virüsün hayvanları enfekte edebileceği belirtilen raporda uzmanlar insanlarla beraber yaşayan evcil hayvanlara aşıyı vermenin virüsün daha fazla yayılma riskini azaltmak için bir “önlem” olduğunu ileri sürdü.Yani bilim insanlarına göre, Covid-19 salgını hayvanlarda meydana gelecek virüs varyantları ile yeniden patlak verebilir.‘ÖNLEM ALINMAZSA İTLAF EDİLME RİSKİ VAR’East Anglia Üniversitesi’de evrimsel genetik profesörü olan Cock van Oosterhout, köpeklerin ve kedilerin corona virüse yakalanabileceklerini belirterek, “Her türlü olasılığa hazırlıklı olmamız lazım” ifadelerini kullanırken “Bu riski azaltmak için bir önlem olarak evcil hayvanlar için aşı geliştirmek mantıklı olur” dedi.Danimarka’da mutasyonlu virüs nedeniyle milyonlarca vizonum itlaf edildiğini hatırlatan van Oosterhout, “Evcil hayvanlarda buna benzer bir durumla karşı karşıya kalmamak için onları da aşılamamız gerektiğini düşünmemiz lazım” dedi. Ancak van Oosterhout’a göre, bu senaryo henüz belirgin bir risk değil.15 MİLYON VİZON İTLAF EDİLMİŞTİDünyanın en büyük vizon kürkü üreticisi Danimarka’da hükümet, mutasyona uğrayan corona virüsün vizonlardan insanlara bulaşmasının ortaya çıkması üzerine kasım ayında ülkedeki tüm vizonların itlaf edilmesine karar vermişti. 4 Kasım’dan bu yana yaklaşık 15,4 milyon hayvan öldürüldü.

  • Pudrada kanser yapıcı asbest tehlikesi devam ediyor
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 05:24

    Piyasada satılan talk pudralarından 21 numune toplandı. Analizler sonucu 5 numunede kanser yapıcı asbest görüldü. Diğer bir ifadeyle her dört bebek pudrasının biri kanser yapıcı özelliği olan asbest içeriyor.Asbest Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari, yazılı açıklamasında, beyaz toprak olarak da bilinen asbestin, ısıya, aşınmaya ve kimyasal maddelere oldukça dayanıklı, yapısal özellikleri açısından esnek, lifsi bir mineral olduğunu belirtti.Ensari, günümüzde asbestin tüm formlarının, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından “kesin kanserojen” olarak tanımlandığına işaret etti.Bir doğal mineral çeşidi olan “talk”ın, bebek pudrası, kozmetik ürünleri, ilaç sanayi, seramikler, plastikler dahil olmak üzere çeşitli tüketici ve endüstriyel ürünlerde kullanıldığını aktaran Ensari, genellikle asbest minerallerinin yakınında doğal olarak bulunan talkın, madencilik işlemleri sırasında asbest mineralleri ile kolayca bulaşabildiğini vurguladı.Saf talkın kendi başına güvenli kabul edildiğini ancak asbestle kirlenmiş talkın bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade eden Ensari, şu değerlendirmelerde bulundu:”Özellikle asbestle kirlenmiş talk pudraları kullanan kadınlarda yumurtalık kanseri ve kısırlık gibi rahatsızlıklar oluşabilmektedir. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği açısından, bu ürünlerin imalatında çalışan işçiler asbeste maruz kalmaktadır ve asbest solunum yoluyla akciğerlerde çeşitli hastalıklara neden olmaktadır. Bu konuda uluslararası davalarda çok ciddi miktarda tazminat davaları neticelenmiş, halen devam eden davalar da var.”Mehmet Şeyhmus Ensari, talk pudrada asbest araştırmasını iki yıl önce ASUD ve Asbest ve Tehlikeli Atıklar Derneği olarak yapıp, kamuoyuyla paylaştıklarını ancak bu konuda halen yetkili organlarca bir denetim yapılmadığını belirtti. Dernek olarak analizlere devam ettiklerini anlatan Ensari, şunları kaydetti:”Piyasada satılan talk pudralarından 21 numune topladık. Yapılan analizlerde 5 numunede asbeste rastlandı. Tarafsızlık, titizlik ve gizlilik içinde yapılan bu analizler gösteriyor ki her dört bebek pudrasının birinin kanser yapıcı özelliği olan asbest içeriyor. Amacımız, kozmetik ve endüstriyel alanda asbest içermeyen talk mineralinin kullanımını sağlamak ve bütün mineral bazlı ürünlerde asbest içermez kalite belgesini oluşturarak yaygınlaştırmaktır. Bu sayede halkımız bilinçlenerek asbest içermeyen ürünleri gönül rahatlığıyla kullanabilecektir.”

  • Moderna: Covid-19 aşısı mutasyonlu virüse karşı etkili
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 17:26

    ABD’li ilaç şirketi Moderna, Covid-19’a karşı geliştirilen aşının İngiltere ve Güney Afrika’da bulunan virüsün mutasyona uğramış yeni türüne karşı etkili olduğunu açıkladı.Corona virüs salgınında virüsün yeni türü nedeniyle birçok ülkede salgının kontrolden çıkması üzerine aşı şirketleri geliştirdikleri aşıları yeni türe karşı test etmeye başladı. ABD’li ilaç şirketi Moderna tarafından yapılan açıklamada, Covid-19’a karşı geliştirilen aşının yapılan laboratuvar testlerinde İngiltere ve Güney Afrika’da bulunan virüsün yeni türüne karşı etkili olduğu ve aşının virüsü nötralize edici antikorlar ürettiği bildirildi. Şirket, geliştirdikleri aşının iki dozluk uygulama ile bugüne kadar dünya çapında tespit edilen tüm türlere karşı koruyucu olmasının beklendiğini açıkladı. Moderna, yapılan çalışmalar ile aşının yeni türe ve gelecekte ortaya çıkabilecek türlere karşı etkili olup olmayacağını anlamak için klinik öncesi çalışmalarda Güney Afrika’daki türe karşı bir aşı güçlendiricinin test edileceğini ifade etti.Virüsler sürekli olarak mutasyona uğramasına rağmen bilim insanları İngiltere ve Güney Afrika’da keşfedilen Covid-19 mutasyonlardan endişe duyuyor. Mutasyonun, virüsün temel işlevlerini değiştirebileceğine inanılıyor.”MUTASYONLU VİRÜS DAHA DİRENÇLİ”

  • 25 Ocak 2021 corona virüs tablosu: 137 can kaybı, 5 bin 642 yeni vaka
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 16:13

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 25 Ocak 2021 günlük corona virüs tablosunu açıkladı.Günlük corona virüs tablosu…Türkiye’de son 24 saatte 151 bin 109 Covid-19 testi yapıldı, 5 bin 642 kişinin testi pozitif çıktı, 137 kişi hayatını kaybetti.Ağır hasta sayısı bin 808 oldu, 6 bin 682 kişinin Covid-19 tedavisinin/karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 134 bin 403’e yükseldi.GÜN GÜN CORONA VİRÜS BELİRTİLERİ

  • Güney Kore’de kedinin corona virüs testi pozitif çıktı
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 14:37

    Güney Kore’de corona virüs testi pozitif çıkan bir anne ile kızın evindeki kedinin testi de pozitif çıktı.Güney Kore’deki bir sağlık kuruluşu olan Hastalık Kontrol ve Önleme Ajansı (KDCA), ülkede bir ilk yaşandığını duyurdu.Güney Gyeongsang bölgesinde yaşayan bir anne ile kızın corona virüsü testinin pozitif çıktığını açıklayan yetkililer, evde bulunan bir kedinin de testinin pozitif olduğunu belirlendi.Üç kedinin bulunduğu evde corona virüse sadece bir kedide rastlandı.21 Ocak’ta test yapıldığı ve sonuçların yeni ulaştığı kaydedilirken bu durum ülkede bir ilk olarak kayıtlara geçti.Kedi bir barınağa nakledildi. KDCA, kedilerin insanlara corona virüsü bulaştırmadığını açıklasa da bakım evinde kediye müdahale eden yetkililerin özel maske ve koruyucu kıyafet giydiği belirtildi.VİDEO: DONDURMADA CORONA VİRÜS TESPİT EDİLDİ (ARŞİV)

  • Rus aşısı Sputnik V’in Türkiye’de üretimi için anlaşma imzalandı
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 12:58

    Rusya’nın geliştirdiği corona virüs aşısı Sputnik-V’in Türkiye’de üretilmesine yönelik anlaşma imzalandı. Rus Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği “Sputnik V” adlı corona virüs aşısının Türkiye’de üretimini birlikte yapacağı Türk ortağı VisCoran İlaç Sanayii’nin Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk Oran, “Teknoloji transferi ve Sağlık Bakanlığındaki prosedürler bittikten sonra aşıya kullanım izni alınacak. Ardından Türkiye’de pilot üretim yapılacak ve seri üretime geçilecek” dedi.Rus Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği “Sputnik V” adlı Covid-19 aşısının Türkiye’de üretileceği açıklandı.Aşıyı Türkiye’de üretecek olan VisCoran İlaç Sanayii’nin Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk Oran Rus aşısı Sputnik V’ye ilişkin, “Teknoloji transferi ve Sağlık Bakanlığındaki prosedürler bittikten sonra aşıya kullanım izni alınacak. Ardından Türkiye’de pilot üretim yapılacak ve seri üretime geçilecek” dedi.Oran, 20 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe ilaç üretimi yaptıklarını, dünyada ve Türkiye’de yeni çıkan ilaç, aşı, test ve kitlerle de ilgilendiklerini söyledi.Dünyada salgın ortaya çıkınca neler yapılabileceği konusunda çalışmaya başladıklarını ifade eden Oran, o dönemde henüz Türkiye’de yerli ve milli aşı üretiminin gündemde olmadığını belirtti.Salgın döneminde ilk defa Rusya’da Covid-19 aşısına ilişkin açıklamaların yapıldığını hatırlatan Oran, “Rusya, bu aşıyı diğer ülkelerde de üretmek istediği açıkladı. Rus aşısını üreten Gamaleya Enstütüsünün, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) bağlantısı var, bu fonun şemsiyesi altında. Biz RDIF üzerinden görüşmelere başladık. Görüşmeler belli bir seviyeye gelince 16 Ağustos’ta Türkiye’de anlaşma imzaladık. Anlaşmayı yaparken üretimin Türkiye’de yapılmasını önerdik ve bu talebimiz kabul edildi. Teknoloji transferi Rusya’dan gelecek, üretim Türkiye’de olacak. Bir nevi yerli bir ürün olacak” diye konuştu.Oran, aşıyla ilgili Rusya’dan kendilerine ulaşan bilgi ve belgeleri, gerekli incelemelerin ve prosedürlerin yerine getirilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığına ulaştırdıklarını bildirdi.Rus tarafının “aşı konusunda Türk firmayla anlaştık” açıklamasının ardından kamuoyunda bir merak olduğunu belirten Oran, “Biz ruhsat alana kadar anlaşmayı açıklamayı düşünmüyorduk. Şu aşamada üretim yerleriyle ilgili teknoloji transferinin peşindeyiz. Eş anlı olarak Sağlık Bakanlığındaki prosedürler de yürüyor. Teknoloji transferi ve Sağlık Bakanlığındaki prosedürler bittikten sonra aşıya kullanım izni alınacak. Ardından Türkiye’de pilot üretim yapılacak ve seri üretime geçilecek.” ifadelerini kullandı.”PEK ÇOK ÜLKE RUS AŞISINI TESCİL ETTİRDİ”VisCoran İlaç Sanayii Yönetim Kurulu Başkanı Oran, dünyada halihazırda birkaç ülkenin aşısının kullanıldığını ve çeşitli ülkelerde de aşı çalışmalarının sürdüğünü anlattı.Aşılar arasında “şu daha iyi, bu aşı daha üstün” şeklindeki açıklamaların yersiz olduğunu, zaten bu aşıların Dünya Sağlık Örgütü ve ilgili kurumlardan onay alması gerektiğini belirten Oran, Türkiye’nin ilaç ve aşı üretiminin dünya standartlarında olduğunu vurguladı.Oran, Sputnik V aşının 3. faz çalışmasının 44 bin kişide yapıldığını, sonuçların olumlu olduğunu ve Rusya’da şu ana kadar 2 milyona yakın insanın aşılandığını bildirdi.Dünyada pek çok ülkenin Rus aşısını tescil ettirdiğini ve üretim görüşmeleri yaptığını aktaran Oran, şunları kaydetti:”Rusya’nın yanı sıra Belarus, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, Macaristan, Sırbistan, Bolivya, Cezayir, Filistin, Venezuela, Paraguay ve Türkmenistan’da da aşı tescil edildi. Sputnik V, Rusya dışında ilk olarak Hindistan’da üretilmeye başlandı. Rusya, Hindistan’ın ardından Güney Kore, Çin, Brezilya, Belarus ve Kazakistan ile de üretim anlaşmasına vardı”

  • Corona virüsün mutasyonu ilk kez görüntülendi
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 11:19

    İngiltere’nin güneyinde başlayarak birçok ülkeye sıçrayan corona virüs mutasyonu Rus bilim insanları tarafından ilk kez görüntülendi. Açıklamada, EpiVacCorona aşısının mutasyona karşı etkili olduğu belirtildi.İngiltere’de ortaya çıkan corona virüs mutasyonu, ilk kez laboratuvar ortamında görüntülendi.Açıklamada, Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketiciyi Koruma Kurumu’ndan (Rospotrebnadzor) tarafından yapıldı. Vektor Devlet Araştırma Merkezi’nden bilim insanları, İngiltere’de ortaya çıkan corona virüs mutasyonunun mikroskopla fotoğrafını çekti. Açıklamada, Rospotrebnadzor’a bağlı kuruluşlar tarafından geliştirilen PCR testlerinin yeni mutasyonu tespit edebildiği, Rospotrebnadzor’un Merkez Epidemiyoloji Araştırma Enstitüsü’nün test sisteminin de bu varyantı virüsün mutasyon geçirmemiş formlarından ayırt edebildiği belirtildi.Öte yandan, EpiVacCorona aşısının mutasyona karşı etkili olduğu belirtildi.BİRÇOK ÜLKEDE GÖRÜLDÜİlk olarak İngiltere’de Eylül ayında tespit edilen, Aralık ayına kadar da tanımlanamayan corona virüsün yeni mutasyonu şimdiye kadar Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede görüldü. EN ÇOK HANGİ YAŞ GRUBUNU ETKİLİYOR?Öte yandan İngiltere’de yayımlanan bir araştırmaya göre; corona virüs mutasyonundan en çok yeni doğan ila 9 yaş grubu etkilenirken yeni corona virüs mutasyonu 20 ila 29 yaş grubu arası ile 50 yaş üstü kişilerde diğer yaş gruplarına göre daha az etkili olduğu belirtildi.AŞILARI ETKİSİZ HALE GETİRİR Mİ?Daha yayılmacı ve kolay bulaşabildiği belirtilen corona virüs mutasyonunun aşıları etkisiz hale getireceğine yönelik olumsuz bir açıklama henüz bulunmuyor. VİDEO: MUTASYONLU VİRÜS DAHA DİRENÇLİ

  • Araştırma: Akşam yemeğini atlamak obeziteye neden oluyor
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 09:02

    Japonya, Osaka Üniversitesi’nde gerçekleştirilen araştırmada 18 yaş ve üzeri 17 bin 573 erkek ve 8 bin 860 kadın öğrencinin sağlık kayıtlarını inceledi. Multidisciplinary Digital Publishing Institute’ta yayımlanan çalışmaya göre, akşam yemeği yememenin kilo almaya yol açtığı belirtildi.Japonya’da bilim insanları, akşam yemeğini atlamanın obeziteye yol açabileceğini tespit etti.Osaka Üniversitesi’nden araştırmacılar, 18 yaş ve üzeri 17 bin 573 erkek ve 8 bin 860 kadın öğrencinin sağlık kayıtlarını inceledi. Multidisciplinary Digital Publishing Institute’ta yayımlanan çalışmaya göre, akşam yemeği yememenin kilo almaya yol açtığı belirtildi.ÖĞÜNÜ ATLAYANLAR KİLO ALMAYA DAHA YATKINÜç yıllık kayıtların incelendiği çalışmada akşam yemeğini atlayan kişilerin kilo almaya daha yatkın ya da halihazırda fazla kilolu olduğu gözlemlenirken akşam yemeği yememenin erkeklerin yüzde 10,8’iyle kadınların yüzde 17,1’inde temel kilo alma nedeni olduğu tespit edildi.Kilo alan erkek ve kadın katılımcıların önemli bir bölümünün daha az uyuduğu ve düzenli olarak akşam yemeği yiyenlere kıyasla diğer öğünleri de daha sık atladıkları belirlendi.Çalışma boyunca kilo alan erkeklerde ise almayanlara oranla çok daha geç saatlerde yemek yedikleri de görüldü.Her iki cinsiyetin de yüzde 10 ve üstü oranında kilo aldığı incelenirken, durumları aşırı kilo/obeziteyle ilişkilendirildi.DAHA FAZLA YEMEYE SEBEP OLUYORAraştırmacılar, bu iki durum arasındaki ilişkinin düzensiz beslenmeyle ortaya çıkabilen “fazla enerji alımıyla” bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Akşam yemeğini atlamak açlık hissi sınırını yükseltebildiği belirtilen araştırmada öğün atlamanın kişilerde normalden çok daha fazla yemek yemesine sebep olduğu belirtildi.Araştırmanın sonuç bölümünde ise, “Bulgular akşam yemeği yeme sıklığının, kahvaltı sıklığına ek olarak obeziteyi önleme konusunda önemli bir yaşam şekli unsuru olduğunu işaret ediyor” ifadeleri kullanıldı.

  • Corona virüste vaka sayısı 100 milyonu geçti
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 08:24

    Covid-19 salgınında bir yıl geride kaldı. Dünya genelinde vaka sayısı ise 100 milyonu aştı. Toplamda 2 milyon 150 bine yakın insanın öldüğü salgında halen 26 milyona yakın aktif corona virüs hastası bulunuyor. ABD, 25 milyon vakayla salgının en çok görüldüğü ülke.SARS benzeri yeni tip corona virüs salgınında aşılar bulundu ancak pandemide yolun sonu halen gözükmüyor. Dünya genelinde vaka sayısı hızla artmaya devam ediyor. Worldometers tarafından derlenen son verilere göre vaka sayısı 100 milyon 74 bine ulaştı.Şimdiye kadar 2 milyon 144 bin insan Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Corona virüse yakalanan 72 milyon insan ise iyileşti. Ancak dünya genelinde halen 26 milyona yakın aktif corona virüs vakası bulunuyor. Son bir haftada günde ortalama 600 bine yakın yeni corona virüs vakası tespit ediliyor. Günlük ortalama can kaybı ise 14 bine yakın. ZİRVEDE ABD VARVerilere bakıldığında Amerika Birleşik Devletleri’nin salgından en çok etkilenen ülke olduğu görülüyor. ABD’de 25.7 milyon kişi Covid-19’a yakalanırken 430 bin kişi hayatını kaybetti. Yani dünyadaki her dört vakadan biri ve her beş ölümden biri ABD’de görüldü. ABD’nin ardından vaka sayısı sıralamasında Hindistan geliyor. Dünyanın en kalabalık ülkesi Hindistan’da 10.7 milyon vaka bulunurken, 153 binden fazla insan öldü.Vaka sayısında Hindistan’ın ardından 9 milyona yakın hastayla Brezilya geliyor. Brezilya aynı zamanda 217 binden fazla ölümle, can kaybının en fazla olduğu ikinci ülke. Daha sonra sırasıyla Rusya, İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya, Türkiye ve Almanya geliyor. Türkiye 2 milyon 400 binden fazla vakayla 9. sırada. Türkiye’de can kaybı ise 25 binin üzerinde.

  • Yüzey ve havadaki virüsü yok eden cihaz (Yüzde 99 oranında temizliyor)
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 08:22

    İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’deki Sağlık Teknoparkı’nda corona virüsün yayılımını önlemek için ultraviyole temizleme cihazları üretiliyor. Cihazlar, yüzeylerdeki ve havadaki virüsü yüzde 99 oranında yok edebiliyor. (Haber:Merih Ak Kamera:Burak Uygun)

  • Bilim Kurulu Üyesi Özlü: İnsanlar aşı vurulur vurulmaz güvende olamaz
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 06:45

    Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, aşıyla ilgili yaptığı bilgilendirmede aşı vurulur vurulmaz insanların güvende olamayacaklarını belirterek ”Aşı vurulduktan sonra 4 hafta bekleyip ikinci dozu yaptıracağız. İkinci dozdan sonra ancak 15 gün geçince antikor seviyesi belirli düzeye ulaşabiliyor. Aşı olduktan 1 buçuk ay sonra koruyucu özelliği kazanıyor” dedi.Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, aşı olan insanların, hiç aşı olmamış gibi tedbirlere uyması gerektiğine dikkat çekerek, aşı olan kişilerin kısıtlamalardan muaf olacağı şeklinde bir durumun olmadığını belirtti.”AŞI VURULUR VURULMAZ İNSANLAR GÜVENDE OLAMAZLAR”Prof. Dr. Özlü, sözlerine şöyle devam etti:”Asla öyle bir durum yok. Aşı vurulur vurulmaz insanlar, güvende olamazlar. Aşı vurulduktan sonra 4 hafta bekleyip ikinci dozu yaptıracağız.”İKİNCİ DOZDAN SONRA ANCAK 15 GÜN GEÇİNCE ANTİKOR SEVİYESİ BELİRLİ DÜZEYE ULAŞABİLİYOR”İkinci dozdan sonra ancak 15 gün geçince antikor seviyesi belirli düzeye ulaşabiliyor. Dolayısı ile aşı olduktan ancak 1 buçuk ay sonra koruyucu özelliği kazanıyor. Kaldı ki bu koruyuculuğu da hasta olmaktan korumak şeklinde anlamak lazım, yoksa mikrobu alma ve bulaştırma açısından koruyucu bir özellik sağlayıp sağlamadığı belli değil. Aşı olan insanlarında hiç aşı olmayan insanlar gibi tedbirlere uyması gerekiyor.””GEVŞEMEMEK LAZIM”Salgının sürdüğüne dikkat çeken ve toplumun yüzde 80’inin aşılanması durumunda salgını durdurulabileceğini kaydeden Özlü, “Şu anda salgın devam ediyor. Her gün 5 binin üzerinde yakın yurttaşımız hastalığa yakalanıyor. Her gün 100’ün üzerinde vatandaşımızı da kaybediyoruz bu hastalıktan dolayı. Dünya’da da salgın yükselişte pek çok ülkede kontrol sağlanamadı tedbirlere rağmen. Yani gevşememek lazım. Aşının olması ve uygulanması salgının kontrolü açısından iyi bir adım ama henüz aşının etkilerini görmek için çok erken. Bir de toplumun yüzde 80’inin aşılanması lazım ki biz salgını durdurabilelim” diye konuştu.

  • Geçirgen bağırsak sendromu nedir?
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 06:36

    Geçirgen bağırsak sendromu farklı nedenlerden dolayı birçok hastanın şikayetçi olduğu sindirim sorunlarından biridir. Hastalığın tedavisi için öncelikle bağırsak florasına zarar veren gıdalardan uzak durulması gerekir. Peki, geçirgen bağırsak sendromu nedir? Nasıl tedavi edilir? İşte ayrıntılar…Geçirgen bağırsak sendromunun kesin bir nedeni yoktur. Bireylerin genetik yatkınlığının yanı sıra yaşam tarzı ve yeme içme alışkanlıkları bağırsak geçirgenliği sendromunun ana sebeplerinden olabilir.Sık alkol kullanımı, reçetesiz kullanılan ağrı kesiciler ve stres bağırsak dengesini olumsuz etkiler. Hastalığın tedavisinde öncelikle bağırsağa zarar veren gıdalardan ve stresten uzak durulması gerekiyor.GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU NEDİR?Sindirim sisteminizin en önemli parçası bağırsaklar, besinlerin sindirilmeye devam ettiği ve neredeyse tamamının emildiği noktadır.Bitişik bir şekilde filtre gibi sıralanmış olan Bağırsak hücreleri, bu dizilim sırasında sıkı bağlantılar (tight junction) ile birbirine kenetlenmiş şekilde durmaktadır.Bu sıkı bağlantılar bağırsaklardan kana sadece sindirilmiş besinlerin, sıvıların, vitamin ve mineral gibi küçük, zararsız maddelerin geçişine izin verir.Geçirgen bağırsak sendromun bu sıkı bağlantıların bozulması sonucunda bağırsak duvarının geçirgenliğinin etkilenmesiyle ilişkilidir. Eğer bağırsak hücreleri arasındaki sıkı bağlantı bozulursa kana zararlı organizmalar, toksinler gibi istenmeyen maddelerin geçmesi söz konusu olabilir.İstenmeyen bu zararlı bileşenler vücudumuzda birçok farklı problemin yaşanmasına sebep olabilir.GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU TEDAVİSİİlk olarak geçirgen bağırsak sendromuna sebep olan durumlar ortadan kaldırılmalıdır. Bağırsak florasını bozan ve geçirgenliği arttıran besinlerin neredeyse tamamı şeker içermesi sebebiyle karbonhidrat tüketimi azaltılmalı.Gluten, buğday, arpa, çavdar gibi birçok besinde bulunan ve bağırsak duvarına zarar veren bir besinlerdir. Gluten hassasiyeti geçirgen bağırsak sendromunda önemli şekilde rol oynar. Dolayısıyla gluten hassasiyeti olanların bu ürünleri tüketmemesi tavsiye edilir.Doğal beslenme geçirgen bağırsak sendromu tedavisinde oldukça önemli. Doğal olmayan besinler çok fazla tarım ilacı, ağır metal ve benzeri zararlı bileşene maruz kalırlar. Dolayısıyla doğal olmayan besinler bağırsak duvarına daha fazla zarar verme potansiyeline sahipler. Kolajen ve hasarlı hücre duvarlarını iyileştirmeye yardımcı olabilecek amino asit, proline, glisin ve glutamine içeren kemik suyu, geçirgen bağırsak sendromunu iyileştirmeye yardımcı olmaktadır.Bağırsakların iyileşmesine yardımcı olabilecek hem probiyotikleri hem de kısa zincirli yağ asitlerini barındıran Kefir ve ev yoğurdu gibi besinler, geçirgen bağırsak sendromuna karşı etkilidir.Stres özellikle sürekli hale geldiği zaman geçirgen bağırsak sendromuna sebep olabilir. Basit nefes egzersizleri, meditasyon strese karşı etkili yöntemlerdendir. Bağırsak florasına zarar vermesi açısından reçetesiz ilaç kullanımı Geçirgen bağırsak sendromu için tehlike arz etmektedir. Bu sebeple ağrı kesiciler ve antibiyotikler kesinlikle doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.KISA&NET: 2. BEYİN BAĞIRSAK

  • AB’den aşı şirketlerine gecikme uyarısı
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 04:47

    AB Konseyi Başkanı Michel, ilaç firmalarının imzaladıkları aşı sözleşmelerini yerine getirmelerini sağlamak için ellerindeki yasal araçları kullanmayı planladıklarını söyledi.Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, Europe 1 radyosunda, son dönemde Avrupa’da yeni tip corona virüs (Covid-19) aşısı tedarikinde yaşanan gecikmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Pfizer/BioNTech firmasının aşı teslimatlarında birkaç hafta gecikme olacağını açıklamasının ardından AB üyesi ülkelerin katı bir tutum sergileyerek bu durumu düzelttiğini hatırlatan Michel, “Masaya yumruğumuzu vurduk ve ardından gecikmelerin azaldığını gördük.” diye konuştu.Michel, “İlaç firmalarının imzaladıkları aşı sözleşmelerini yerine getirmelerini sağlamak için elimizdeki yasal araçları kullanmayı planlıyoruz.” ifadesini kullandı.Firmaların aşı ile ilgili yeni üretim zincirleri kurması gerektiğinin ve yeterli ham madde tedarikinde zorluklar yaşanabileceğinin farkında olduklarını belirten Michel, ilaç şirketlerinin aşı sevkiyatında yaşanan gecikmelere ilişkin “şeffaf” biçimde bilgi vermesi gerektiğine dikkati çekti.AŞI TESLİMATINDA GECİKMELERİlaç firması Pfizer’ın geçen hafta üretimden kaynaklı Avrupa’ya aşı teslimatını geçici süre azaltacağını duyurmasının ardından henüz Avrupa İlaç Ajansından (EMA) onay almamış olan Oxford-AstraZeneca’nın geliştirdiği aşının da teslimatında gecikmeler yaşanabileceği bildirilmişti.AB’de şu ana kadar onay alan BioNTech ve Pfizer ile Moderna tarafından geliştirilen aşılar, Aralık 2020’den beri halka uygulanıyor.Oxford-AstraZeneca’nın geliştirdiği aşıya AB onayının gelecek hafta verilmesi bekleniyor.AB Komisyonu, bugüne kadar aşı geliştiren şirketlerle üye ülkeler adına yaptığı 6 sözleşmeyle yaklaşık 2,3 milyar doz alabilecek konuma geldi. AB, opsiyonlar dahil olmak üzere BioNTech-Pfizer ile 600 milyon, AstraZeneca ile 400 milyon, Sanofi-GSK ile 300 milyon, Johnson and Johnson şirketiyle 400 milyon, CureVac ile 405 milyon, Moderna ile 160 milyon doz aşı almak için sözleşme imzaladı.Ancak AB ülkelerinde aşılamaların yavaş ilerlediği eleştirileri yapılıyor.AB Komisyonu, bu hafta üye ülkelerindeki yetişkin nüfusun yüzde 70’inin 1 Haziran’a kadar aşılanması hedefi koymuştu. Aşı teslimatlarında yaşanacak gecikmeler sonucunda hedefin yakalanamaması ihtimali artıyor.

  • Önceliğimiz okullar mı lokantalar mı?
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 04:42

    Şu bilgi tartışma götürmez: Eğer restoran ve kafelerin açılmasına zamanından önce izin verilecek olursa, alınacak önlemler ne kadar ciddi ve sert olursa olsun vaka sayıları ve ölüm oranlarında yakaladığımız bu olumlu gelişme trendi yerini yeniden sayısal patlamalara bırakabilecektir.

  • Almanya Covid-19 ile mücadele için antikor ilacı satın aldı
    by NTV on 24 Ocak 2021 at 21:12

    Almanya’nın antikor ilacını Avrupa Birliği’nde kullanan ilk ülke olacağını belirten Sağlık Bakanı Spahn, “Antikor pasif bir aşı gibi çalışıyor. Bu antikorların uygulanması, erken dönemde yüksek riskli hastalara yardımcı olabilir” dedi.Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, yeni tip corona virüs (Covid-19) ile mücadele kapsamında 200 bin doz antikor ilacı satın alındığını bildirdi.Sağlık Bakanı Spahn, Bild am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, 400 milyon euro karşılığı 200 bin doz antikor ilacı satın alındığını belirterek, ilaçların gelecek hafta ihtisas hastanelerine dağıtılacağını kaydetti.Ülkesinin bu ilacı Avrupa Birliği’nde kullanan ilk ülke olacağına dikkati çeken Spahn, “Antikor pasif bir aşı gibi çalışıyor. Bu antikorların uygulanması, erken dönemde yüksek riskli hastalara yardımcı olabilir” ifadesini kullandı.Alman medyasında yer alan haberlerde ise satın alınan antikor ilacının, ABD ilaç şirketi Eli Lilly tarafından geliştirilen Bamlanivimab ve yine ABD’li üretici Regeneron’a ait aynı anda uygulanan Casirivimab ile İmdevimab olduğu aktarıldı.CORONA VİRÜS BEYNİ NASIL ETKİLİYOR?