ntv.com.tr NTV Haber – Türkiye ve Dünya Gündemi Güncel Son Dakika Haberleri – Editörün Seçimi

  • Corona virüsün mutasyonlarına karşı üçüncü doz aşının insan denemelerine başlandı
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 12:17

    ABD’de yüzlerce gönüllü üçüncü doz Covid-19 aşısı için kollarını sıvadı. Bu sefer dozlar, corona virüsün endişe veren Güney Afrika, Brezilya, İngiltere ve California  mutasyonlarına karşı korunmak için ayarlandı. Bununla birlikte, dünya genelinde uygulanan aşılar güçlü bir koruma sağlıyor. Ancak, Moderna ve Pfizer/BioNTech aşılarıyla ilgili yapılan yeni çalışmalar, farklı bir alternatife doğru kritik bir ilk adım atılması gerektiğini işaret ediyor.Corona virüsün  mutasyonları nedeniyle mevcut aşıların etkinlik oranının azalmasından endişe eden bilim insanları, California, İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya varyantlarına karşı koruma sağlamak amacıyla üçüncü doz aşının klinik testlerine ABD’de başladı.Moderna’nın güncellenmiş bir versiyonun test edildiği denemelere yüzlerce gönüllü dahil edildi. “VİRÜSTEN BİR ADIM ÖNDE OLMAMIZ GEREKİYOR”Moderna’nın ince ayarlı aşı adayıyla ilgili bir klinik çalışmayı yürüten  Emory Üniversitesi’nden Dr. Nadine Rouphael, “Virüsten önde olmamız gerekiyor. Geride kalmanın nasıl bir şey olduğunu deneyimledik. Mevcut aşıların sağladığı korunmanın mutasyonlara karşı yeterli koruma sağlayıp sağlamayacağını henüz bilmiyoruz. Ancak, gerçekçi bir şekilde Covid-19’u alt etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.DÜNYANIN BÜYÜK BİR KISMI AŞILAMADA ÇOK GERİDEÖte yandan, corona virüs sürekli mutasyona uğruyor dünya milyarlarca insanı aşılamak ve daha fazla varyasyon ortaya çıkmadan corona virüsü yok etmek için yarışıyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de şimdiye kadar 19 milyonu aşkın kişi aşılandı ve bunların yaklaşık 7 buçuk milyonu ikinci doz aşıyı oldu. Ancak, dünyanın geri kalanının çoğu bu hızın çok gerisinde.AŞI ÜRETİCİLERİ GÜNEY AFRİKA MUTASYONUN ENDİŞE VERİCİ OLDUĞU KONUSUNDA HEM FİKİRSadece aylar önce İngiltere’de ortaya çıkan ve  yayılması daha kolay olan bir versiyon, şu anda Dünyada en yaygın varyant haline geldi. Ancak küresel olarak, birinci nesil aşıların ilk olarak Güney Afrika’da ortaya çıkan farklı bir varyanta karşı daha az koruma sağlayabileceği endişesi var. Tüm büyük aşı üreticileri,  B.1.351 varyantına karşı bir güncelleme yapılması gerektiğinde konusunda fikir birliğine varmış durumda. Bu kapsamda Emory Üniversitesi, bir yıl önceki ilk denemelerde  Moderna’nın orijinal aşısını olan  kişilerden güncellenen aşıyı test etmelerine yardımcı olmalarını istedi. Gönüllü Cole Smith, geri dönmenin zor bir karar olmadığını söyledi.Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından finanse edilen çalışma, sadece Moderna’nın deneysel varyant aşısını üçüncü atış bağışıklık güçlendirici olarak test etmiyor. Emory’deki ve diğer üç tıp merkezindeki araştırmacılar da, henüz haşının herhangi bir Covid-19 aşısı yaptırmamış gönüllüleri kaydettiriyor.Çünkü araştırmacılar, hem aşının ilk versiyonun hem de güncellenmiş versiyonun birlikte ve ayrı ayrı olarak etkilerini incelemek istiyor. Öte yandan, ABD  Gıda ve İlaç Dairesi, Pfizer ve Alman ortağı BioNTech’e kendi ince ayarlı aşıları için benzer testleri başlatma izni verdi. CORONA VİRÜS DÜNYAYA BÖYLE YAYILDI

  • ABD’den Johnson Johnson aşısına durdurma tavsiyesi
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 11:35

    ABD’li sağlık yetkilileri, ülkede Johnson Johnson’ın tek dozluk Covid-19 aşısına derhal ara verilmesi çağrısında bulundu. Durdurma isteminin aşıyı alan altı kadının kan pıhtısı sorunu geliştirmesi olarak belirtilirken bunun nadir görülen bir olay olduğunun altı çizildi. ABD’nin en önemli iki sağlık kuruluşu Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ve Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), yaptıkları açıklamalarda aşıyı durdurma planını doğruladıklarını bildirdi. Gelişmelerin ardından açıklamada bulunan ABD’li ilaç şirketi ise, “Avrupa’ya gönderilecek ilk dağıtımları şimdilik ertelediğini”söyledi.ABD’nin sağlık ile ilgili en yetkili iki kurumu, potansiyel olarak tehlikeli kan pıhtıları raporlarını araştırmak için tek dozluk Johnson & Johnson Covid-19 aşısının uygulanmasının “durdurulmasını’ önerdiklerini açıkladı. ‘FDA VE CDC DURDURMA PLANINI ONAYLADI’ABD’nin en önemli iki sağlık kuruluşu olan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) ve ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA), yaptıkları açıklamalarda aşıyı durdurma planını doğruladığı bildirildi.Aşının durdurulma sebebinin aşı olan altı kadında trombosit sayısının azalmasıyla birlikte kan pıhtıları oluşması olduğu açıklandı.SADECE KADINLARDA ORTAYA ÇIKTIHastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne göre, yetkililer ülkede bildirilen altı nadir ve şiddetli kan pıhtısı vakasını inceleme kararı alırken, vakaların 18 ile 48 yaşları arasındaki kadınlarda meydana geldiği ve semptomların aşılamadan 6 ila 13 gün sonra ortaya çıktığı bildirildi. ABD’de bugüne kadar 6,8 milyondan fazla kişiye tek dozluk Johnson & Johnson Covid-19 aşısı uygulandı.ABD’nin en önemli iki sağlık kuruluşu olan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) ve ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA), yaptıkları açıklamalarda aşıyı durdurma planını doğruladığı bildirildi.CDC’nin mevcut vakaları daha ayrıntılı incelemek ve potansiyel önemini değerlendirmek için Çarşamba günü Aşılama Uygulamaları Danışma Komitesi (ACIP) toplantısı düzenleyeceği belirtilirken FDA’nın bu vakaları araştırırken analizleri gözden geçireceği ifade edildi.’AŞININ DURDURULMASINI TAVSİYE EDİYORUZ’Ayrıca, ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA), “Bu süreç tamamlanıncaya kadar, bu aşının kullanımının çok dikkatli bir şekilde durdurulmasını tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandığı belirtildi.ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA), Şubat ayı sonlarında yayınlanan 62 sayfalık incelemesinde, Johnson & Johnson’ın tek dozluk Covid-19 aşısının etkili ve güvenli olduğunu belirtmişti.AVRUPA’YA GÖNDERİLECEK AŞILAR ERTELENDİGelişmelerin ardından ABD’li ilaç şirketi Johnson & Johnson yaptığı açıklamayla, Avrupa’ya göndereceği ilk dağıtımları şimdilik ertelediğini açıkladı.Geçtiğimiz günlerde de Avrupa İlaç Ajansı (EMA), ABD merkezli Johnson & Johnson ilaç şirketi tarafından geliştirilen corona virüs (Covid-19) aşısının uygulandığı 4 kişide kan pıhtılaşması yan etkisinin görülmesinin ardından soruşturma başlatmıştı.

  • Mutasyonlu Covid-19’a karşı yerli ilaç
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 08:11

    TÜBİTAK desteğiyle Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü’nde 37 araştırmacı, mutasyonlu corona virüse karşı yerli ilaç geliştirdi. Klinik çalışmalarının başarılı olması halinde yıl sonuna kadar ilacın kullanıma sunulması bekleniyor.Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), yeni tip corona virüs (Covid-19) Türkiye Platformu çatısı altında yerli aşı ve ilaç üzerine çalışmalar devam ediyor.Bu kapsamda TÜBİTAK’ın desteğiyle Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü’nde çoğu kadınlardan oluşan 37 araştırmacının görev aldığı, Covid-19 hastalarının tedavisinde kullanılacak ilaç projesi yürütüldü.Çalışma sonucu geliştirilen ‘Ribavirin’ adlı ilacın laboratuvar çalışmaları başarıyla tamamlandı. Covid-19 hastalarının tedavisinde kullanılacak ilacın, mutasyonlu virüse karşı da etkili olduğu görüldü. 1-2 hafta içinde klinik aşamaya geçilecek olan ilacın ilk etapta Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi ana merkez olmak üzere Koç Üniversitesi, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara Şehir Hastanesi’nde gönüllü 50 hastaya uygulanması planlanıyor.”LABORATUVAR ÇALIŞMALARI BAŞARILI”Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Altay Ünal, yaptığı açıklamada, “Çalışmalarımızda laboratuvar şartlarında 5 tane var olan ilaç etken maddesinin Covid-19’a karşı etkinliğini tespit ettik. Bunlardan birisinin Faz çalışmaları ülkemizde 4 merkezde başlamak üzere. Bu molekül yaklaşık 50 hasta üzerinde başlanacak. Klinik çalışmada işe yaradığı, Covid-19’a karşı etkili olduğu ortaya çıkarsa Sağlık Bakanlığı’mızın ve gerekli mercilerin uygun görmesi halinde Covid-19 hastalarında kullanılmaya başlanacak. ‘Ribavirin’ adlı molekül özellikle ucuz olması, Türkiye’de yerli ve milli olanaklarla sentezlenir olabilmesi ve yine yerli ve milli olanaklarla milli ilaç endüstrimiz tarafından istediğimiz kadar üretilebilmesi açısından ilginç ve bu nedenle de bizim çalışmamızın ana eksenine oturmuş bir molekül. Laboratuvar şartlarında yaptığımız çalışmalarda da Covid-19’a karşı güzel etki gösterdiğini gayet etkin olduğunu gördük. Klinik çalışmaların başlamasını bekliyoruz. Eğer klinik çalışmaları başarılı olursa Sağlık Bakanlığı’nın izin vermesi durumunda yıl sonuna kadar ilaç üretilmiş ve hastaların kullanımına sunulmuş olacak” dedi.”MUTASYONA RAĞMEN ETKİN”Projede yer alan Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü Öğretim Görevlisi Dr. Ceylan Verda Bitirim ise çalışmalara geçen yılın nisan sonunda başladıklarını belirterek, “Öncelikle bilgisayar analizleri sonucunda 200 kadar molekül tarandı. Bunların sonucunda bize umut veren yaklaşık 20-30 adet molekül geldi. Biz de laboratuvar çalışmalarımızda hipotez kurduk algoritma üzerinde ilerledik. Biz hipotezimizi ilaç etken moleküllerinin virüsün hücre içine giriş mekanizmaları üzerine kurduk. Sonuçlarımızı bu açıdan değerlendirdik. Bu da bize çok büyük bir avantaj sağlıyor. Özellikle son zamanlarda ortaya çıkan farklı mutasyonlarda da bizi etkileyen bir durum olmadı. Hipotezimiz bizim virüsün hücre içine giriş mekanizmasıydı ancak farklı laboratuvarlarda yapılan diğer çalışmalar bu mutasyonların bizim birincilikli olarak düşündüğümüz mekanizma üzerinde etkili olmadığını gösterdi. Bu sebeple biz de ilacımızın bu mekanizma üzerinde etkili olduğunu, mutasyona rağmen etkinliğini koruyacağını düşünüyoruz” diye konuştu.VİDEO: 11 GÜNDE 2 BİN 402 CAN KAYBI

  • Lancet: İngiliz mutasyonu korkulduğu kadar şiddetli değil, diğer varyantlardan farkı yok
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 08:08

    Dünyanın en önemli tıp dergisi olarak kabul edilen Lancet, ilk olarak İngiltere’de tanımlanan Covid-19’un bulaşıcı varyantı B.1.1.7’nin (İngiliz mutasyonu) diğer varyantlara göre ciddi hastalık, ölüm veya diğer klinik sonuç risklerinde hiçbir fark bulunmadığını açıkladı. 496 kişi üzerinde yapılan çalışmada, İngiliz mutasyonu ve diğer mutasyonlara sahip olan Covid-19 hastaları incelenirken, İngiliz mutasyonunun diğer varyantlara göre daha ciddi hastalığa neden olmadığı açıklandı.Dünyanın en çok tanınan tıp dergilerinden The Lancet tarafından yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, ilk olarak İngiltere’de tanımlanan B.1.1.7 varyantının hastanede yatan hastalarda daha ciddi hastalıklara neden olmadığı açıklandı.Hakemli tıp dergisi tarafından yayınlanan çalışmada, geçtiğimiz yıl Kasım ve Aralık aylarında İngiltere’deki hastanelere kabul edilen 496 Covid-19 hastasından oluşan bir grup analiz edilirken, B.1.1.7 adı verilen İngiltere mutasyonu ya da diğer mutasyonlarla enfekte olmuş hastalardaki sonuçlar karşılaştırıldı.‘İNGİLİZ MUTASYONU İLE DİĞER MUTASYONLAR ARASINDA HİÇBİR FARK YOK’Çalışma ve analizin sonucunda B.1.1.7 (İngiliz mutasyonu) ve diğer varyantları olan hastalar arasında ciddi hastalık, ölüm veya diğer klinik sonuç risklerinde hiçbir fark bulunmadığı tespit edildi.Araştırmacılar, “Gerçek dünyaya dayanan verilerimiz, B.1.1.7 ile hastaneye yatırılan hastaların durumlarının, olmayanlara göre belirgin bir şekilde farklı olmadığına dair güvence sağlıyor” dedi.‘AŞILARIN ETKİLİ OLMA OLASILIĞI YÜKSEK’Lancet tıp dergisinde yayınlanan ayrı bir çalışma, İngiliz mutasyonu ile diğer varyantlar kıyaslandığında yeniden enfekte olma oranının pek farklı olmadığını ve bu sebeple aşıların İngiliz varyantına karşı etkili olma olasılığının yüksek olduğunu tespit etti.‘YÜZDE 40 İLA 70 DAHA BULAŞICI’Daha önce yapılan çalışmaya göre İngiliz insanları, İngiliz varyantının diğer varyantlara göre yüzde 40 ila yüzde 70 daha bulaşıcı olduğunu belirtmişti.Lancet’te yayınlanan çalışma da B.1.1.7’nin daha bulaşıcı olduğuna dair önceki bulguları doğruladı.Geçtiğimiz gün ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), B.1.1.7 olarak bilinen İngiltere mutasyonu vakalarının ülkede en yaygın corona virüs türü haline geldiğini bildirmişti.FAHRETTİN KOCA: “YENİ VAKALARIN YÜZDE 85’İ İNGİLTERE MUTASYONU”Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada, son haftalarda çok sayıda mutant ve varyant virüs tespit ettiklerini bildirerek, “Yeni vakaların yüzde 85’i İngiltere mutasyonu kaynaklıdır. Virüsün değişime uğramış bu şekli, ilk corona virüse göre daha hızlı yayılmaktadır. Bugün, virüsün dünyada yaygın olan tipi budur” ifadelerini kuıllanmıştı.

  • Otoimmün hastalıklar Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarının etkisinde düşüşe neden oldu
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 07:26

    Tüm dünyada corona virüs vakalarının sayısı 140 milyona yaklaşırken, pandemiyi bitirmek için tüm umutlar aşılara bağlanmış durumda. Bununla birlikte onların yaygın olarak kullanılmaya başlanması, aşıların gerçek hayattaki etkileri ile ilgili daha fazla çalışma yapılmasını sağlıyor. ABD’li bilim insanları tarafından yapılan yeni bir araştırma, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanan iltihaplı romatizma, multipl skleroz ve ülseratif kolit gibi hastalıklardan muzdarip olan kişilerin, BioNTech/Pfizer ve Moderna aşılarıyla oluşan antikor tepkisinin daha düşük olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, antikor seviyelerindeki düşüş ilacın türüne göre 36 kat ile 3 kat arasında değişti.ABD’de Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan yeni bir çalışmada, romatoid artrit (iltihaplı romatizma) multipl skleroz ve ülseratif kolit gibi iltihaplı hastalıklar nedeniyle bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullananların Pfizer / BioNTech ve Moderna’nın Covid-19 aşılarına verdiği yanıtın daha düşük olabileceği ortaya konuldu.ANTİKOR SEVİYELERİNDEKİ DÜŞÜŞ 3 İLE 36 KAT ARASINDA DEĞİŞTİmedRxiv’de ön baskı olarak yayınlanan çalışma kapsamında araştırmacılar, otoimmün hastalıklardan muzdarip ve tam aşılanmış 133 kişinin  antikor seviyelerini ve virüs nötralizasyonu, sağlıklı bir kontrol grubuyla karşılaştırdı. Sonuçlarda, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullananların antikor yanıtının 3 ile 36 kat daha düşük olduğu görüldü. “ÇOĞU HASTADA AŞININ ARDINDAN ANTİKOR OLUŞMASI GÜVEN VERİCİ”Çalışmanın yazarlarından Alfred Kim, “Araştırmaya katılan  çoğu hasta, Covid-19 aşılamasına yanıt olarak antikor tepkileri oluşturmayı başardı, bu güven verici. Ancak, azalan antikor seviyelerinin enfeksiyondan veya hastaneye yatıştan korunma ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağı henüz net değil” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte Kim, Prednizon ve metilprednizolon gibi steroidleri rutin olarak kullanan hastalarda görülen aşı kaynaklı antikor düzeylerinde 10 kat azalma ve Roche’nin Rituxan (rituximab) adlı ilacı ve Ocrevus (ocrelizumab) da dahil olmak üzere B hücrelerini tüketen ilaçları kullananlarda ise 36 kat azalma görüldüğünü söyledi. Diğer taraftan, Abbvie’s Humira (adalimumab) ve Amgen’s Enbrel (etanercept) gibi TNF inhibitörleri olarak bilinen sınıfta yaygın olarak kullanılan iltihaplı romatizma ilaçlarıı ile; Pfizer’in Xeljanz’ı (tofacitinib) gibi JAK inhibitörleri, Takeda Pharmaceutical Co’s Entyvio (vedolizumab) gibi bağırsağa özgü ajanlar ve Johnson & Johnson’s Stelara (ustekinumab) dahil IL-12/23 inhibitörleri kullananların antikor seviyelerindeki düşüşlerin daha az seviyelerde olduğu belirtildi. CORONA VİRÜSÜE KARŞI İLAÇ UMUDU: MOLNUPİRAVİR

  • “İlk yerli aşı Faz-3 aşamasında acil kullanım onayı alabilir”
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 07:22

    Türkiye’de insan denemelerine ilk geçilen corona virüs aşısı adayının geliştirildiği Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi’nde (ERÜ), 250 gönüllü üzerinde yapılan Faz-2 çalışması tamamlandı. Rektör Prof. Dr. Mustafa Çalış, “Faz-3 aşamasındaki güvenlik verileri iyi çıkarsa kullanıma geçeceğiz. Ülkemizde kullanılan Çin aşısı da Faz-3 aşaması devam ederken, belli güvenlik aşamasından sonra ‘acil kullanım’ ile onay almıştı. Biz yerli aşımızda da böyle bir şey olabileceğini düşünüyoruz” dedi.Erciyes Üniversitesi (ERÜ) bünyesindeki Aşı Araştırma ve Geliştirme Merkezi (ERAGEM) ile İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKUM) tarafından corona virüse karşı geliştirilen ve Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nca (TÜSEB) desteklenen Covid-19 yerli aşısının Faz-1 çalışması, 44 gönüllü üzerinde yapıldı. İnaktif aşının Faz-2 çalışması, 10 Şubat’ta 250 gönüllü üzerinde başladı ve 9 Mart’ta tamamlandı. Faz-2 çalışmasında elde edilen sonuçların raporlanması süreci ise devam ediyor.’ETKİNLİK SONUÇLARI RAPORLANACAK’ERÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış, yaptığı açıklamada Covid-19’a karşı geliştirdikleri yerli aşıda Faz-1 aşamasını başarıyla geçtiklerini, Faz-2 aşamasının da başarılı geçeceğine inandığını söyledi. Tüm faz çalışmalarının bağımsız denetleme kurulu, etik kurulu ve Sağlık Bakanlığı’na raporlandığını hatırlatan Çalış, “Biz Faz-1 ile ilgili raporlarımızı tamamladık. Yine Faz-2 çalışmalarıyla ilgili raporlarımızı da nisan ayının sonuna doğru gönüllülerden aldığımız kanlardaki antikor oluşumu ve diğer paramediklere bakılarak etkinlik sonuçları raporlanacak. Bu raporlama sonucunda da inşallah hem güvenlik hem de etkinlik başarılı bir şekilde ortaya çıktıktan sonra Faz-3 aşamasına geçileceğini düşünüyorum” diye konuştu.’FAZ-3 20-30 MERKEZDE YÜRÜTÜLECEK’ERÜ Rektörü Prof. Dr. Çalış, Faz-3 çalışmalarına da değinerek, “Faz-3 aşamasını tek bir merkez ve üniversitenin yapmasının imkanı yok. Faz-3 çalışması Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB koordinasyonunda yapılacak. Bizim tahminimiz bunun en az 20-30 merkezde yürütüleceğini düşünüyoruz. Yurt dışından da birkaç merkezin buna dahil olacağını tahmin ediyoruz. Biz Erciyes Üniversitesi olarak Faz-3 aşamasında yer almak istiyoruz ve alacağımızı da düşünüyoruz. Faz-3 aşamasındaki güvenlik verileri iyi çıkarsa kullanıma geçeceğiz. Ülkemizde kullanılan Çin aşısı da Faz-3 aşaması devam ederken belli güvenlik aşamasından sonra acil kullanım ile onay almıştı. Biz yerli aşımızda da böyle bir şey olabileceğini düşünüyoruz. Sağlık Bakanlığımız verilere bakarak bu durumu takdir edecek. Faz-3 aşaması 2-3 ay sürer; ama bu hangi aşamada tamamen kullanıma sunulur bunu Sağlık Bakanlığı’mız kendi verileriyle ortaya koyacaktır” dedi.’SIRANIZ GELDİYSE AŞIYI OLUN’Aşı konusunda vatandaşı uyaran Prof. Dr. Çalış, “Özellikle ‘Hangi aşıyı olalım’ konusunda toplumun birçok kesiminden bize sorular geliyor. Hangi aşıya ulaşıyorsanız onu olun. Yani ‘Şu aşıyı ya da diğer aşıyı seçelim’ lüksümüz yok. Zaten ülkemizde kullanılan Covid-19 aşıları güvenli ve etkin olmasa Sağlık Bakanlığı’mız izin vermez. Sağlık Bakanlığı’mız izin verdiği her aşı hem güvenli hem de etkindir. Vatandaşlarımız bu aşılardan hangisini bulursa olmalarını isterim. Tabi yerli aşıyla ilgili sorular geliyor. ‘Yerli aşıyı bekliyoruz’ diyenler oluyor. Ben bu vatandaşlarımıza şunu söyleyebilirim. Bu çok gurur verici ama şu anda pandemi döneminde hele hele 3’üncü piki yaşarken böyle bir şey doğru değil. Sıranız geldiyse bulduğunuz aşıyı olun. İnşallah yerli aşımız da kullanıma geçtikten sonra ileriki aşamalarda yerli aşımızı olursunuz demek istiyorum” diye konuştu.VİDEO: BAKAN KOCA DSÖ’YE YERLİ AŞIYI ANLATTI

  • Covid-19 “antikor kokteyli” ilacının yüzde 81 koruyucu olduğu bildirildi
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 03:09

    ABD’li ilaç firması Regeneron’un yeni tip corona virüse (Covid-19) karşı geliştirdiği Regen-Cov adlı ‘antikor kokteylinin’ enfeksiyona karşı yüzde 81 koruyuculuk sağladığı belirtildi. Söz konusu kokteyl, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın tedavisinde de kullanılmıştı.Firmadan yapılan yazılı açıklamada, Regen-Cov’un 3. faz deneme sonuçlarının Covid-19’a yakalanan hastalarda ilk haftada yüzde 72, sonraki haftalarda yüzde 93 etkili olduğunu gösterdiği kaydedildi.Açıklamada, Regen-Cov’un deri altından uygulanması halinde ise enfekte olmayanlarda Covid-19’a yakalanma riskini yüzde 81 azalttığı ifade edildi.Regen-Cov’un henüz Covid-19 aşısı olmamış veya bağışıklık sistemindeki zayıflık nedeniyle aşının yeterli derecede etkili olmadığı yüksek riskli gruplar için önemli bir gelişme olduğuna işaret edilerek, ilacın aşılama ile daha geniş kesimlerde kullanımı için ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) başvuruda bulunulacağı bildirildi.Regen-Cov doğal antikorları taklit eden iki ilacın bileşiminden oluşuyor.ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID) ile ortaklaşa yürütülen ve 1500 kişi üzerinde klinik denemeleri yapılan Regeneron’un kokteylinin, bağışıklık sisteminin doğal olarak ürettiği antikorları taklit için tasarlanan iki ilacın bileşiminden oluştuğu kaydedildi.Kasım 2020’de sadece kliniklerde acil kullanımına izin verilen ilaç, damardan verildiği için zaman alıcı ve uygulanmasının zor olması nedeniyle Covid-19 tedavisinde çok tercih edilmemişti.TRUMP’IN TEDAVİSİNDE DE KULLANILDIRegeneron’un söz konusu kokteyli, 2 Ekim 2020’de Covid-19’a yakalandığını duyuran eski ABD Başkanı Donald Trump’ın tedavisinde de kullanılmıştı.Trump’ın doktoru Sean Conley, Covid-19 testi pozitif çıktıktan sonra kaldırıldığı Walter Reed Askeri Hastanesi’nde Trump’a önlem amaçlı Regeneron’un 8 gramlık “antikor kokteyli” tedavisini uyguladıklarını ve bunun sonucunda herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını belirtmişti.

  • 12 Nisan 2021 corona virüs tablosu: 243 can kaybı, 54 bin 562 yeni vaka
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 20:16

    Sağlık Bakanlığı, 12 Nisan 2021 günlük corona virüs tablosunu açıkladı. Son 24 saatte 243 kişi hayatını kaybetti, 54 bin 562 yeni vaka tespit edildi.Günlük corona virüs tablosu…Türkiye’de son 24 saatte 301 bin 68 Covid-19 testi yapıldı, 54 bin 562 kişinin testi pozitif çıktı, 243 kişi hayatını kaybetti.Türkiye günlük corona virüs tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.Buna göre, Türkiye’de son 24 saatte 301 bin 68 Covid-19 testi yapıldı, 54 bin 562 kişinin testi pozitif çıktı, 243 kişi yaşamını yitirdi, hasta sayısı 2 bin 671 oldu.Son 24 saatte 41 bin 218 kişinin Covid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 3 milyon 372 bin 629’a yükseldi.Toplam test sayısı 41 milyon 892 bin 922’ye ulaştı, vaka sayısı 3 milyon 903 bin 573, vefat sayısı 34 bin 182, ağır hasta sayısı 2 bin 891 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 3,3, yatak doluluk oranı yüzde 56,7, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 68,8, ventilatör doluluk oranı yüzde 34,9, ortalama temaslı tespit süresi 9 saat, filyasyon oranı yüzde 99,9 olarak kayda geçti.GÜN GÜN CORONA VİRÜS BELİRTİLERİ

  • BioNTech / Pfizer aşısının AB fiyatı belli oldu: Seneye yaklaşık yüzde 60 zamlı
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 14:19

    Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov, Avrupa Birliği’nin 2022’den itibaren BioNTech / Pfizer Covid-19 aşısına yeni tedarik anlaşması için önceki fiyata göre çok daha fazla ücret ödeyeceğini açıkladı. AB bloğu, BioNTech / Pfizer ile 900 milyonu isteğe bağlı olmak üzere 1,8 milyar aşı için yeni tedarik anlaşması yapmak istediğini belirtirken konuyla ilgili açıklama yapan Borissov, şirketlerin AB ile yeni sözleşmeyi doz başına 19,5 euro fiyatla müzakere ettiğini söyledi. Borissov, “Aşı fiyatları hızla artıyor” derken “Aşının fiyatı 12 euroydu, sonra 15,5 euroya çıktı. Şimdi 2022 ve 2023 için Avrupa Birliği sözleşmeleri 900 milyon aşı için imzalanıyor ancak aşının fiyatı 19,5 euroya yükseldi” dedi.Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov, Avrupa Birliği’nin 2022’den itibaren geçerli olacak anlaşmada BioNTech / Pfizer Covid-19 aşısına ödeyeceği fiyatının önemli, ölçüde artacağını açıkladı.Geçtiğimiz günlerde AB bloğunun, BioNTech / Pfizer ile 900 milyonu isteğe bağlı olmak üzere 1,8 milyar aşı için yeni tedarik anlaşması yapmak istediğini belirtilirken Başbakan Boyko Borissov, aşı için Ab tarafının BioNTech / Pfizer ile 19,5 eurodan pazarlık ettiğini bildirdi.12 EURO’DAN 19,5 EURO’YABulgaristan’ın güneyindeki bir köye yaptığı gezi sırasında konuşan Borissov, “Fiyatlar hızla artıyor” derken “Aşının fiyatı 12 euroydu, sonra 15,5 euroya çıktı. Şimdi 2022 ve 2023 için Avrupa Birliği sözleşmeleri 900 milyon aşı için imzalanıyor ancak aşının fiyatı 19,5 euroya yükseldi” ifadelerini kullandı.Reuters’ın haberinde Ab tarafından paylaşılan bir belge ve yetkili bir kişinin açıklamasına göre, AB ile BioNTech / Pfizer tarafının 600 milyon doz aşı için doz başına 15,5 euro ödediğini, önümüzdeki yılları kapsayacak anlaşma için aşı fiyatında önemli bir artış görüldüğünü bildirdi.AB YETKİLİSİ FİYATI DOĞRULADIAşı üreticileriyle görüşmelere katılan bir AB yetkilisi de, Borissov’un yeni sözleşme için belirttiği fiyatı doğrularken müzakerelerin henüz tamamlanmadığını söyledi.Borissov, “Kabaca bu anlaşma, en azından 18 milyar euroya mal olacak. Bu, yeni bütçelerde finans uzmanlarının aşılar için daha büyük, çok daha büyük miktarlar ayırması gerektiği anlamına geliyor” dedi.Sofya, Covid-19 aşılamasında AB’deki en düşük aşılama oranına sahip başkent olurken nüfusun sadece yüzde 7,7’sine ilk doz aşı uygulandı.

  • Gerçek veriler açıklandı: BioNTech / Pfizer aşısı Güney Afrika ve İngiliz varyantlarına karşı koruma sağlamayabilir
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 12:02

    İsrail’de yapılan bir araştırma, BioNTech / Pfizer aşısının iki dozunun Güney Afrika varyantına karşı tam koruma sağlamayabileceğini ortaya koydu. 800 gerçek kişi üzerinde yapılan araştırmada, aşının iki dozunun İngiliz varyantına karşı koruma sağladığı bildirilirken tek dozunun koruma sağlamadığı belirtildi.İsrail’de yapılan çalışmaya göre, BioNTech / Pfizer tarafından geliştirilen Covid-19 aşısının Güney Afrika varyantı olarak bilinen B.1.351’e karşı tam olarak koruma sağlamadığı açıklandı.İsrail’de yapılan gerçek kişiler üzerinde gerçekleştirilen çalışmada, bir veya iki doz aşı olmuş, aşının üzerinden 14 ve daha fazla gün geçtikten sonra Covid testi pozitif çıkmış 400 kişi ile, hiç aşılanmamış 400 Covid-19 hastası incelendi.Tel Aviv Üniversitesi ve İsrail’in en büyük sağlık hizmeti sağlayıcısı Clalit tarafından yapılan çalışmada, Güney Afrika varyantı B.1.351’in, incelenen tüm Covid-19 vakalarının yaklaşık yüzde 1’ini oluşturduğu tespit edildi.İKİ DOZ AŞI OLANLARIN YÜZDE 5,4’Ü800 kişinin verileri incelendiğinde iki doz aşı almış hastalar arasında varyantın yaygınlık oranı yüzde 5,4 olurken aşılanmayanlarda bu oran yüzde 0,7 olarak bulundu.Araştırmanın sonucunu açıklayan bilim insanları, BioNTech / Pfizer tarafından geliştirilen Covid-19 aşısının, diğer bütün türlere nazaran Güney Afrika varyantında daha az etkili olduğunu belirtti. Verilere dayanarak yapılan bir diğer tespite göre ise bir doz aşı olanların İngiliz varyantına karşı tam koruma altında olmadığı bildirilirken, iki doz aşı olanların tam olarak korunduğu bildirildi.İKİ DOZ AŞI OLANLARDA AŞILANMAYANLARA GÖRE SEKİZ KAT DAHA FAZLATel Aviv Üniversitesi’nden Adi Stern araştırmayla ilgili, “Aşılanmamış gruba kıyasla, iki doz aşılanan insanlar arasında Güney Afrika varyantının yaklaşık sekiz daha yüksek olduğunu tespit ettik. Bu, Güney Afrika varyantının aşının korumasını bir dereceden sonra kırabileceği anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.Araştırmacılar, İsrail’de nadir sayıda Güney Afrika varyantı ile enfekte olan kişi olduğunu ve bu araştırmanın küçük ölçekli bir çalışma olduğunun altını çizdi.1 NİSAN’DA ETKİNLİK YÜZDE 91 OLARAK AÇIKLANMIŞTIBioNTech / Pfizer, altı aya kadar aşılanmış katılımcıları içeren güncellenmiş deneme verilerine atıfta bulunarak 1 Nisan’da, aşılarının Covid-19’u önlemede yaklaşık yüzde 91 etkili olduğunu açıklamıştı.Daha önce yapılan araştırmalarda, BioNTech / Pfizer aşısının Güney Afrika varyantı B.1.351’e karşı corona virüsün diğer varyantlarına göre daha az etkili olduğunu ancak yine de sağlam bir savunma sunduğunu belirtilmişti.İsrail’in 9,3 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 53’ü iki doz BioNTech / Pfizer aşısı olurken ülke son haftalarda ekonomisini büyük ölçüde yeniden açmıştı. İsrail’de enfeksiyon oranları, ağır hastalıklar ve hastaneye yatışlar hızla düşerken salgının etkilerinin her geçen gün azaldığına dikkat çekildi.

  • Pentagon vücutta Covid-19’u algılayan mikroçip geliştirdi
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 11:10

    ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’da görevli bilim insanları corona virüs (Covid-19) salgınıyla mücadele kapsamında mikroçip geliştirdi. Bilim insanların geliştirilen mikroçipin, salgın şüphesi taşıyan kişinin her hareketini takip etmeyi amaçlamadığını açıkladı.Dünyayı etkisi altına alan corona virüs tüm hızıyla sürüyor.Salgına karşı aşı ve ilaç üretimi devam ederken, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’da görevli bilim insanları corona virüs (Covid-19) salgınıyla mücadele kapsamında mikroçip geliştirdi.Savunma Ar-ge Projeleri Dairesi’nde (DARPA) görevli bilim insanları, corona virüs salgınıyla mücadele kapsamında ürettikleri cihazda, deri altına sokularak corona virüs enfeksiyonunu tespit edebilecek bir mikroçip geliştirdi.Bilim insanları, Covid-19 şüphesi taşıyan söz konusu kişinin diyalize bağlandığında corona virüsü kandan çıkarabilen bir filtre de geliştirdi.HER HAREKETİN İZLENMESİ HEDEFLENMİYORGeliştirilen çipin ülkedeki CBS televizyonunda yayınlanan ’60 Minutes’te’ ilk kez görüntülendi. DARPA yetkililerinin katılığı televizyon programında yaptığı açıklamada, herhangi bir kişide Covid-19’u önceden tespit edebilen bir mikroçip geliştirildiğini söyledi.Yetkililer, Pentagon’un, salgın şüphesi taşıyan kişinin her hareketini takip etmeyi amaçlamadığını ifade etti.DARPA’nın bulaşıcı hastalık doktoru olan emekli Albay Matt Hepburn katıldığı programda, sürekli olarak kanı test etmek için tasarlanmış doku benzeri bir jel gösterdi.Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Hepburn’ün, “Onu derinizin altına koyuyorsunuz, size vücudun içinde kimyasal reaksiyonlar olduğunu gösteriyor ve bu sinyal yarın semptom göstereceğiniz anlamına geliyor” dedi. Öte yandan, DARPA’daki görevli bilim insanlarının geliştirdiği bir başka icadın ise, diyaliz makinesine yerleştirilen kandan virüsü temizleyen bir filtre olduğu ifade edildi.

  • 11 günde 2 bin 402 can kaybı
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 09:57

    Corona virüs nedeniyle dün 50 binden fazla yeni vaka görüldü, 237 hasta hayatını kaybetti. Ay başından bu yana ise can kayıpları 2 bin 402 oldu. Tablo giderek ağırlaşıyor. NTV’den Yağız Şenkal, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Profesör Doktor Önder Ergönül ile görüştü. Sıkı kapanma tavsiye eden Ergönül, obezite hastaları için riskin de arttığını söyledi.

  • EMA, AstraZeneca/Oxford corona virüs aşısının bir diğer yan etkisini açıkladı: Kaçış sendromu
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 09:32

    Avrupa Birliği’nin (AB) ilaç düzenleyicisi Avrupa Birliği İlaç Ajansı (EMA), corona virüse karşı geliştiren AstraZeneca/Oxford aşısının kan pıhtılaşması dışında, “kaçış sendromu” olarak da  bilinen “sistemik kılcal sızıntı sendromu”na da neden olabileceğini duyurdu. Şimdiye kadar 5 kişide tespit edilen ve oldukça nadir görülen durum, kılcal damarlardan kaslara ve vücut boşluklarına kan sızmasına neden olarak kan basıncında ani bir düşüşe ardından organ yetmezliğine ve ölüme yol açabiliyor.Avrupa İlaç Ajansı (EMA), AstraZeneca/Oxford corona virus aşısını olan beş kişide potansiyel olarak tehlikeli başka bir kanla ilişkili sağlık sorunu tespit edildiğini duyurdu: Kaçış sendromu.Bununla birlikte veriler ayrıca  İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Dairesi’nin (MHRA) Mart ayı sonlarına kadar AstraZeneca aşısı verilen 20 milyon kişiden üçünde kaçış sendromu vakası tespit ettiğini gösterdi.KAÇIŞ SENDROMUNUN BELİRTİLERİ NELERDİR?ABD’nin en büyük hastanelerinden Mayo Clinic’e göre, kaçış sendromu olarak da adlandırılan sistematik kılcal sızıntı sendromu nedeniyle, sıvı kan dolaşımından dışarı çıktıkça kan hacmi ve kan basıncı düşüyor. Bu durum böbreklerdeki, beyindeki ve karaciğerdeki dokuları normal işleyişi için ihtiyaç duydukları oksijen ve besinlerden mahrum bırakabiliyor. Durum tedavi edilmezse organ yetmezliğine hatta ölüme yol açabiliyor.Sistemik kılcal sızıntı sendromunun “atakları”ndan  genellikle bir veya iki gün önce,  bir veya daha fazla spesifik olmayan semptomlarla karşılaşıyor. Bu belirtiler arasında ise şunlar yer alıyor;-İltihaplanlanma,-Yorgunluk, -Karın ağrısı, -Mide bulantısı, -Kas ağrıları,- Artan susama, -Vücut ağırlığında ani artışASTRAZENECA İÇİN YENİ BİR DARBEDiğer taraftan, kılcal sızıntı sendromu bağlantısı, beyinde ve karında nadir görülen kan pıhtıları raporlarının ardından AstraZeneca için bir başka potansiyel darbe anlamına geliyor. Ancak yetkililer, aşının kan koşullarına neden olduğuna dair hiçbir kanıt olmadığı konusunda ısrar ediyor.Öte yandan EMA geçtiğimiz günlerde AstraZeneca/Oxford aşıyla aynı teknolojiyi kullanan Johnson ve Johnson’ın Covid aşısını içeren kan pıhtılaşması raporlarını da gözden geçirdiğini ortaya koydu. Johnson&Johnson ve AstraZenaca/Oxford’un aşıları, corona virüse karşı antikor oluşturmak amacıyla bazı yaygın soğuk algınlığının neden olan olan bir adenovirüs içeriyor. ABD firmasının Belçika kolu Janssen tarafından üretilen Johnson&Johnson’un corona virüs aşısı, tek doz olarak verildiği için İngiliz yetkililer tarafından gençler için tahsis edilmişti. Aşı AB’de onaylandı ve önümüzdeki aylarda piyasaya sürülecekti. EMA’dan yapılan açıklamada ‘bu aşamada, her iki aşı ile bildirilen koşullar arasında nedensel bir ilişki olup olmadığı henüz net değil’ denildi. .J&J, kan pıhtısı raporlarının farkında olduğunu ve verileri değerlendirmek ve ilgili bilgileri sağlamak için düzenleyicilerle birlikte çalıştığını söyledi. Şirket tarafından yapılan  açıklamada, “Şu anda, bu nadir olaylar ile Johnson&Johnson  Covid aşısı arasında net bir nedensel ilişki kurulmamıştır” ifadeleri kullanıldı.ASTRAZENECA/OXFORD AŞISININ PIHTILAŞMA İLE BAĞLANTISI OLASIÖte yandan, EMA dün yaptığı açıklamada,  AstraZeneca/Oxford aşısı ile kan pıhtıları arasındaki bağlantının olası olduğunu duyurdu, fakat aşının faydalarının hala risklerden ağır bastığının altını çizdi. EMA’nın güvenlik komitesi, düşük trombositli olağandışı kan pıhtılarının AstraZeneca aşısının çok nadir yan etkileri olarak listelenmesi gerektiğini belirtti.Öte yandan, bir düzine AB ülkesi AstraZeneca/Oxford aşısının kullanımı durdurdu ya da belirli yaş gruplarının altına uygulanmasını yasakladı. Örneğin İngiltere 30 yaş altına, Hollanda ise 60 yaş altındakilere bu aşının yapılamayacağını bildirdi.SALGINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

  • Corona virüs sonrası görülen parosmi nedir?
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 08:33

    Son zamanlarda yapılan bir araştırma, Covid-19’lu kişilerin yüzde 47’sinde koku ve tat değişiklileri olduğu sonucuna vardı. Araştırmaya göre söz konusu vakalar içinde parosmi de önemli bir yer kaplıyor. Pennsylvania Üniversitesi’nden Dr. Richard Doty, “Bu, bir gülün dışkı gibi kokabileceği anlamına gelir” diyor. Peki, parosmi olarak bilinen bu durumun sebebi ne? Parosmi belirtileri neler ve tedavisi var mı?Covid-19 ile ilgili her geçen gün yeni bir bulgu ortaya çıkıyor. Vücudun hemen her noktasını etkileyen corona virüs, en büyük hasarlardan birini de buruna veriyor.Hastalık sırasında koku kaybı yaşanabildiği gibi bazen sonrasında da ilginç sorunlar ortaya çıkabiliyor. Tıpkı var olan kokuları kötü olarak algılamaya sebep olan ‘parosmi’ gibi.Corona virüsün bu semptomlardan muzdarip bir kadın, tat ve koku kaybının yanı sıra duyularının nasıl karıştığını anlattı.ABD’de bir sosyal hizmet uzmanı olan Samantha LaLiberte, Covid-19’u tamamen atlattığını düşünüyordu. Hastalığı atlatmasından yedi ay sonra ilginç bir koku sorunu yaşamaya başladı. Bir gün eve yemek sipariş verdi ve paket o kadar kötü kokuyordu ki çöpe atmak zorunda kaldı. Başka bir gün yemek pişiren bir arkadaşının evindeyken, koku midesini bulandırdı ve dışarı koşarak kustu.35 yaşındaki LaLiberte, “Annemin evine ya da arkadaşlarımla akşam yemeğine gitmeyi bıraktım. Çünkü yemeklerden mumlara kadar her şey çok kötü kokuyordu” diye anlatıyor.O sıralarda Samantha, parosmi ile yani taze kahve kokusundan en güzel parfüm kokusuna kadar zevkli aromaların korkunç hale gelmesine neden olan bir koku bozulmasıyla mücadele ediyordu.Samantha LaLiberte, bu hastalık sebebiyle kendi kokusuna bile tahammül edemiyor, duş jelleri, şampuanlar dahil her şey midesini bulandırıyordu. Hatta bu durum eşi ile arasının açılmasına da neden oldu. Çünkü eşi de Samantha’ya kötü kokmaya başladı.Son zamanlarda yapılan bir araştırma, Covid-19’lu kişilerin yüzde 47’sinde koku ve tat değişiklileri olduğu sonucuna vardı. Araştırmaya göre söz konusu vakalar içinde parosmi de önemli bir yer kaplıyor. Pennsylvania Üniversitesi’nden Dr. Richard Doty, “Bu, bir gülün dışkı gibi kokabileceği anlamına gelir” diyor.PAROSMİ NEDİR?Parosmi, kokuları farklı algılama rahatsızlığıdır. Var olan bir koku farklı kokular ile karışır. Bu duruma parosmi denir. Koku bozuklukları genel olarak havanın koku alanına ulaşmaması, koku hücrelerinin hastalanması veya koku merkezinde oluşan bozukluklar sebebiyle olmaktadır.Parosmi teşhisi için öncesinde test yapılmaktadır. Tanımlayıcı, ayırt edici bir takım testler yapılır. Parosmi koku almama rahatsızlığı değildir. Kişi kokuyu alır ancak aldığı gerçek koku değildir. Örneğin bir kızartma kokusu farklı bir koku olarak algılanabilir.PAROSMİ TEDAVİSİKoku rahatsızlıkları önemli ve ihmal edilmeyecek konulardır. Çünkü bu rahatsızlık farklı durumların belirtisi olabilmektedir. Bu durumda erken teşhis önemlidir. Dikkat edilmesi durumunda koku duyusu geri kazanılabilmektedir. Eğer hastada fiziksel olarak burun eti büyümesi, kemik eğriliği gibi durumlar var ise cerrahi işlemler de yapılmaktadır. Fiziksel olarak bir sorun olmadığında beyin MR istenir. Bu şekilde beyinsel bir rahatsız olup olmadığına bakılır. Bu aşamalar sırasında da kişiye koku egzersizleri yapılmaktadır. Bu egzersizlerde her gün 30 saniye boyunca farklı kokular hastaya koklatılır ve koku alma eğitimleri verilir.Koku problemlerinde erken teşhis önemlidir. Çünkü parkinson ve alzheimer gibi rahatsızlarla koku duyusu ilk zarar gören duyulardandır. Bu sebeple koku probleminin neden kaynaklandığını erken fark etmek bazı hastalıkları erken teşhis etme de kullanılabilmektedir.ELON MUSK’IN NEURALİNK’İ İŞE YARADI: MAYMUN BEYİN GÜCÜYLE OYUN OYNADI

  • Türkiye Vücut Geliştirme Şampiyonu ebe, Covid servisinde gönüllü
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 08:16

    Aynı zamanda 2018 Türkiye Vücut Geliştirme Şampiyonu olan ebe Fadime Ayışık Karaca, görev yaptığı hastanesinin covid bölümlerinde pandemi sürecinin başından bu yana gönüllü olarak çalışıyor. Ulusal hakemlikle ilgili de çalışmalar yapan Karaca, pandemi sürecinin başladığı ilk ay gönüllü olmak için hastane yönetimine başvurduğunu söyledi.Mersinli ebe ve milli sporcu Fadime Ayışık Karaca, görev yaptığı hastanenin covid bölümlerinde pandemi sürecinin başından bu yana gönüllü olarak çalışıyor.2018 Türkiye Vücut Geliştirme Şampiyonu olan Karaca, geçirdiği operasyon nedeniyle gönüllü çalışmaya bir süre ara verse de pandemi bitene kadar covidli hastalara hizmet vermeye kararlı.Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ebe olarak çalışan 25 yıllık sağlık görevlisi Fadime Ayışık Karaca, aynı zamanda şampiyon bir milli sporcu.Corona virüs (Covid-19) salgınının Türkiye’de görüldüğü Mart 2020’de hastane yönetimine dilekçe vererek, covid servislerinde gönüllü çalışmaya talip olan 43 yaşındaki Karaca, talebinin kabul edilmesiyle birlikte bir yıl boyunca covidli hastalara hizmet verdi.Uzun süre ateş polikliniklerinde çalışan, ardından gebe covid bölümünde görev alan Karaca, şu sıralar geçirdiği bir operasyon nedeniyle görevinden uzak kalsa da pandemi sürecinin sonuna kadar covid pozitif hastalara hizmet vermeye devam edeceğini söyledi.HEM SAĞLIK ÇALIŞANI HEM VÜCUT GELİŞTİRME ŞAMPİYONUMersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Gebe Okulu çalışanı olduğunu ve eğitici eğitmeni olarak görev yaptığını belirten milli sporcu Karaca, pandemi nedeniyle Gebe Okulunun çalışmalarına ara vermesi üzerine covid alanlarında pandeminin ilk gününden itibaren gönüllü olarak çalışmaya başladığını ve bu süreçte elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını söyledi.Gönüllülük sürecini anlatan Karaca, “25 yıldır sağlık görevlisiyim. Yaklaşık 20 yıldır da sporun içerisindeyim. Milli sporcuyum. Sadece sporla uğraşmıyorum. Sporda da bir mesleki kimliğim var. Sağlık ve spor birbirine çok yakın alanlar ve bu anlamda iki kimliği taşıyor olmak da benim için gurur verici. İkinci kademe fitness ve vücut geliştirme antrenörüyüm. Bu yıl da ulusal hakemlikle ilgili çalışmalarımı yapıyorum. Aynı zamanda 2018 yılı Vücut Geliştirme Türkiye Şampiyonuyum. Eğer pandemiden dolayı bir aksilik olmaz ve iptal edilmezse Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu tarafından eylül ayında dünya şampiyonası milli takım seçmeleri yapılacak. Ben de o yarışmaya hazırlık çalışmaları içerisine gireceğim” dedi.“GÖNÜLLÜ OLMAK İÇİN İLK AY BAŞVURDUM”Türkiye’de pandemi sürecinin başladığı ilk ay gönüllü olmak için hastane yönetimine başvurduğunu belirten Karaca, “Talebimi hastane yöneticilerimiz kabul ettiler ve başladığım anda hem enerji hem hastalara psikolojik ve fizyolojik yaklaşım anlamında orada gerçekten benim gibi çalışana ihtiyaç olduğunu düşündüm. Kendimi o alana çok uygun gördüm. Bu sebeple orada gönüllü çalışmak istedim. İnsanlara faydalı olabildiğimi düşündüm, çünkü her çalışmam sonrasında insanlar çıkarken teşekkür ederek çıkıyorlar. Bu beni çok mutlu eden bir şey. Onları psikolojik olarak anlayabilmek çok önemli. Hemşirenin görevi burada sadece enjeksiyon uygulaması yapmak değil tabi ki. Dolayısıyla o alan için çok uygun olduğumu düşünerek dilekçe yazdım ve orada da aylarca çalıştım. Ateş polikliniklerinde çalıştım. Hastaların ilk karşılandığı, ‘acaba pozitif miyim, temaslı mıyım’ diye ilk ayrımlarının yapıldığı alandı ateş polikliniği. Uzun süre orada çalıştım. Ardından da pozitif ya da şüpheli olan gebelerin bulunduğu gebe covid bölümünde uzunca bir süre görev yaptım” diye konuştu.“GEBELERİN KAYGILARI ÇOK DAHA BÜYÜK”Gebeyken corona virüse yakalanan anne adaylarının kaygılarının, süreci biraz daha zorlaştığının altını çizen Karaca, “Aslında kişinin bağışıklık sisteminin güçlü olmasıyla çok bağlantılıydı. Ama tabi ki anne olmalarından ve ayrıca bir canlarının daha olmasından da kaygıları daha büyüktü. Kendilerinden ziyade bebeklerinden kaynaklı kaygıları çok daha büyüktü. O kaygı, onların sürecini biraz daha zorlaştırıyordu. Tabi ki onlara bu anlamda psikolojik yaklaşım bizim için çok daha önemli oluyordu. Biraz daha hassas ele alınması gereken bir alan” ifadelerini kullandı.“BU, TEK BAŞIMIZA ATLATABİLECEĞİMİZ BİR SÜREÇ DEĞİL”Vakaların giderek attığı şu günlerde insanlara çağrıda da bulunan Karaca, “Çok uzun bir süre oldu. İnsanlar bunun farkındalar mı bilemiyorum ama sağlık çalışanları olarak biz çok farkındayız, çünkü gerçekten arkadaşlarımızın birçoğunun hayatında çok ciddi kısıtlamalar oldu ve her zaman sağlık anlamında bir tehditle karşı karşıyalar. O yüzden tüm insanlara çağrım; lütfen daha dikkatli olun. Lütfen Sağlık Bakanlığının covid ile mücadele kurallarına uyalım.Uymayanları da hep birlikte uyaralım ki, bu tek başımıza atlatabileceğimiz bir süreç değil. Birbirimize mesajla dokunarak bu süreci atlatabileceğimize inanıyorum. Hep birlikte bunu başarabiliriz, bireysel olarak değil. Lütfen bu konuda daha duyarlı ve daha hassas olalım” şeklinde konuştu.TÜRKİYE MUTASYONU VAR MI?

  • Randevuya gelinmeyince Biontech aşıları ziyan oldu
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 08:01

    İSTANBUL Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, Biontech aşısı için randevu alanların aşı olmaya gitmemesi sonucu o dozların ziyan olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tükek, “Çünkü bir flakon 6 kişilik ve dondurulmuş vaziyette. Eritiyorsunuz, uygulamaya başlıyorsunuz. Diyelim ki, o flakondan 4 kişiye aşı yaptınız, geri kalan 2 kişi randevusuna gelmedi. O aşı dozları tekrar kullanılamıyor ve çöpe gidiyor.” dedi.Pandeminin üçüncü zirvesinde aşının ne kadar önemli olduğunun görüldüğünü söyleyen Tükek, “Aşı gerçekten umut vaat eden bir durumda. 65 yaş üstü kesim hastanelere daha az yatmaya başladı, ölüm oranları da düştü. Demek ki 40-60 yaş arasını da aslında aşılamış olsak, ki haziran gibi onun da tamamlanmasının planlandığı söyleniyor, o zaman hazirandan sonraki süreçte çok daha rahat bir dönem geçireceğiz gibi gözüküyor.İngiltere zaten bunun örneğini verdi. Tek doz aşılamayla bile şu anda vaka sayıları oldukça azaldı. Aşılamadan önce İngiltere’deki vaka sayıları Türkiye’den daha kötü durumdaydı. Tek doz aşılama bile vaka sayılarını oldukça azalttı.” dedi.”AŞI RANDEVUSUNA GİTMEYEN AŞIYI ZİYAN EDİYOR”Salgınla mücadelede bütün stratejinin aşı üzerine kurulması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Tufan Tükek, özellikle Biontech aşısı için randevu alıp gelmeyenler nedeniyle aşıların ziyan olduğunu söyledi.Tükek, “Toplumda aşılamayı desteklemeyen bazı kitlelerin olduğunu görüyoruz. Bunların da ikna edilmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten aşı bu salgını durdurmak için elimizdeki en önemli silahlardan birisi. Özellikle Biontech aşısı, sınırlı sayıda var. Ama randevusuna gelmeyenler olduğu zaman o kişinin aşısı çöpe gidiyor. Çünkü bu aşının saklama koşulları nedeniyle aşı eritildikten sonra tekrar dondurmanız mümkün değil. Mutlaka o anda kullanılması gerekiyor. Vatandaşlardan ricamız, bu aşılar çok kıymetli, boşa gitmemesi için aşı randevusunu aldığınız zaman mutlaka randevunuza gidin ve aşınızı yaptırın. Çünkü bir flakon 6 kişilik ve dondurulmuş vaziyette. Eritiyorsunuz, uygulamaya başlıyorsunuz. Diyelim ki, o flakondan 4 kişiye aşı yaptınız, geri kalan 2 kişi randevusuna gelmedi. O aşı dozları tekrar kullanılamıyor ve çöpe gidiyor. Gerçekten yazık, büyük israf. Şu dönem aşıya erişme imkanı bulamayan kişilerin de hakkı yenmiş oluyor” diye konuştu.TOPLU TAŞIMADAKİ KALABALIK SORUNUProf. Dr. Tükek, büyük şehirlerde filyasyonun uzun vadede çok başarılı olamamasının en önemli nedenlerinden birinin kalabalık toplu taşıma ortamları olduğuna dikkat çekerek, kademeli mesai ile bunun bir nebze çözülebileceğini ancak şu anki vaka sayıları ile artık bunun için de geç kalındığını söyledi.Prof. Dr. Tükek, “İstanbul büyük bir megaşehir. Büyükşehirlerde salgınla mücadelede sadece filyasyon ile başarılı olamayabilirsiniz. Çünkü filyasyon dediğiniz şey, hasta olan kişilerin tespit edilip temaslılarının yakalanması, o kişilerin de başkalarıyla temasının engellenmesi. Ama özellikle toplu taşımadaki kalabalık sorunu varken, bunu sağlamanız çok mümkün değil. Çünkü siz, temaslıyı bulana kadar o kişiler çok kalabalık ortamlarda yolculuk yapmak zorunda kaldığı için, bu süre içerisinde çok rahat bir şekilde hastalığı başkalarına bulaştırabilir” ifadesiin kullandı.”KALABALIKLAR ÖNLENEBİLİRSE KONTROL ALTINA ALINABİLİR”Salgında artışın ancak kalabalıklar önlenebilirse kontrol altına alınabileceğine işaret eden Prof. Dr. Tükek, “İETT’nin bu konuda önerileri oldu. İl Pandemi Kurullları’nda brifingler verdiler. Sefer sayılarının arttırılması gündeme geldi ama seferlerin bu şekilde çok sağlıklı yürümeyeceği söylendi. Koltuk sayısının azaltılması o dönem için uygundu ama ona da devam edilemedi. Kademeli mesai kavramı gündeme gelmişti, özellikle İstanbul’da kademeli mesai ile özel sektör ya da kamu dairelerinde çalışanların mesaileri bir saat geri çekilip belki İETT otobüsleri ve ulaşıma bir miktar daha nefes aldırılması planlandı. Ama şu an uygulanmıyor. Bu kadar yüksek sayıdaki kalabalıkların olduğu durumlarda, kısmi kısıtlamalar ya da tam kısıtlamalardan başka çare yok gibi görünüyor” diye konuştu.KADEMELİ MESAİ DE ÇÖZÜM OLMAZVaka sayılarının 60 binli rakamlara dayandığı bugünlerde artık kademeli mesainin de çözüm olamayacağına işaret eden Prof. Dr. Tükek, “Bu kalabalıkların önlenmesi adına kesin bir çözüm bulunması gerekiyor. Şehir bazlı planlama aslında çok umut vadeden bir planlamaydı. Küçük şehirlerde, özellikle mahallelerde, semtlerde lokal kısıtlamalar yapılarak çok iyi takip etmek mümkündü krizi. Ama çok geçişli büyük şehirlerde bunu yapmak çok mümkün değil. Dolayısıyla o şehrin komple kapatılması artık söz konusu. Hele böyle 60 binli rakamlarda, iyice kırmızıya çalan renk değişikliği olan ve sürekli de artacağını düşündüğümüz bir tablo ile karşı karşıya isek, artık yapacak başka bir şey olmadığını söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

  • 11 Nisan 2021 corona virüs tablosu: 237 can kaybı, 50 bin 678 yeni vaka
    by NTV on 11 Nisan 2021 at 16:27

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 11 Nisan 2021 günlük corona virüs tablosunu açıkladı.Günlük corona virüs tablosu…Türkiye’de son 24 saatte 294 bin 274 Covid-19 testi yapıldı, 50 bin 678 kişinin testi pozitif çıktı, 237 kişi hayatını kaybetti.Ağır hasta 2 bin 824 oldu, 30 bin 194 kişinin Covid-19 tedavisinin/karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 3 milyon 331 bin 411’e yükseldi.

  • Kopan parmağını 19 saat çantasında taşıdı
    by NTV on 11 Nisan 2021 at 13:22

    Türk mühendis Berk Altınelli, yurt dışında kopan parmağını 19 saat boyunca sırt çantasında taşıyarak Türkiye’ye getirdi. Altınelli’nin, Malta’da iş kazasında kopan ve müdahale edilmeyen parmağı, 11 saat süren operasyonla yerine dikildi. İstanbul’da gerçekleştirilen operasyon tıp literatürüne girdi.

  • İsrail’de 17 yıl tutuklu kalan Filistinli mahkum hafızasını kaybetti
    by NTV on 11 Nisan 2021 at 13:02

    İsrail’de 17 yıl önce bir İsrailliyi yaralamak suçuyla hapsedilen Mansur eş-Şehatit (35), sağlığını ve hafızasını kaybetti. İsrail hapishanelerinin, Filistinlileri psikolojik ve fiziksel olarak tahrip etmek için özel olarak hazırlandığını ifade eden araştırmacı Atvan, Mansur’un başına gelenlerden hapishane yönetimini sorumlu tuttu. Aile, durumu infaz olarak nitelendirdi.İsrail tarafından hapse mahkum edildiğinde henüz 18 yaşını doldurmamış olan Filistinli Mansur eş-Şehatit (35), 17 yıl kaldığı hapishanede sağlığını ve hafızasını yitirdi.Batı Şeria’nın güneyindeki Hursa köyünde yaşayan Mansur, 2003 yılında Bir’us Sebi bölgesinde bir İsrailliyi yaraladığı iddiasıyla gözaltına alındı. Hakkında verilen 17 yıllık hapis cezasının çoğunu hücrede geçiren Mansur, birkaç gün önce Negev Hapishanesinden tahliye edildi.Oğullarını karşılamak için Batı Şeria’nın güneyindeki Bir’us Sebi kontrol noktası gelen ailesi ve yakınları Mansur’un durumunu görünce büyük şaşkınlık yaşadı.Yıllardır hayali kurulan karşılama anı beklenenden biraz farklı gerçekleşti. Hapishanedeyken bir ziyaret sırasında annesini tanımayan Mansur, şimdi de onu karşılamaya gelen yakınlarının çoğunu tanıyamadı.Genç adam, sağlık sorunları nedeniyle evlerine geçmiş olsun dileklerini iletmek için gelen misafirleri dahi karşılayamadı.İSRAİL HAPİSHANELERİNDEKİ TIBBİ İHMAL MESELESİMansur’un babası El-Hac Yusuf Şehatit yaptığı açıklamada, o anları “Oğlumu gördüğümde hali içler acısıydı, çok zordu ama sinirlerime hakim olmaya çalıştım. Mansur yaklaşık 75 kilogram ağırlığında genç bir adamdı, olağanüstü bir aklı vardı. Bu halde görünce hayretler içinde kaldım.” sözleriyle anlattı.Genç adamın Bir’us Sebi bölgesinde bir İsrailliyi yaraladığı gerekçesiyle 2003 yılında gözaltına alındığını ve sert bir soruşturma sürecinin ardından 17 yıl hapis cezasına çarptırıldığını kaydeden baba Şehatit, şöyle devam etti:”Oğlum farklı hapishanelere sevk edildi. Ancak en zorlu günlerini tek kişilik hücrede geçirdi. İlk 3 yıl aralıksız, diğer sürede ise aralıklı şekilde yaklaşık 13 yılını hücre hapsinde geçirdi. Çoğu zaman elleri ve ayakları da kelepçeliydi.”Baba Şehatit, tutukluluk sürecinde sınırlı sayıda görüş izni alabildiklerini ifade ederek, oğlunun kısmi şekilde hafızasını kaybetmesine neden olan tıbbi ihmalin yanı sıra sağlık sorunlarından muzdarip olduğunu dile getirdi.Oğluna hapishanede herhangi bir tedavi uygulanmadığı için sağlık durumunun kötüleştiği ve hafızasında sıkıntılar yaşadığını ifade eden Şehatit, “Bir yandan tecrit diğer yandan hapishane görevlilerinin kötü davranışları, Mansur’u sağlığından ve hafızasından etti.” diye konuştu.Şehatit, oğlunun tedavisinin ihmal edilmesini “infaz” şeklinde nitelendirerek, hapishane görevlilerini de Mansur’a ne olduğu bilinmeyen bazı ilaçlar verip sağlık durumunun kötüleşmesine neden olmakla suçladı.AİLE 7 SENE BOYUNCA ZİYARETTEN MEN EDİLDİŞehatit, oğlunu 7 sene boyunca hiç ziyaret edemediklerini, diğer yıllarda da sadece senede bir kere izin verildiğini kaydetti.Mansur’un sağlık durumunun 2010’dan bu yana kötüleştiğine dikkati çeken Şehatit, artık oğlunun kendisini ziyaret eden annesini tanımayacak bir aşamaya geldiğini belirtti.HÜCRE HAPSİNDEN KURTARMA ÇABALARIMahkemede, hücre hapsinin sonlandırılmasını istediklerini kaydeden baba, oğlunun ise İsrail’den hiçbir şekilde talepte bulunmamalarını istediğini aktardı.17 yıl boyunca Filistinli tutukluların desteklenmesi çerçevesinde düzenlenen her türlü etkinliğe katıldığını belirten Şehatit, bu sayede sesini duyurmaya çalıştığını ancak başarılı olamadığını aktardı.TEDAVİ ARAYIŞLARIŞehatit, aslında oğlunun tahliyesinin 11 Mart’ta olması gerektiğini hatta annesinin bunun için ziyaretine gittiğini ancak oğlunun bir ay gecikme ile serbest bırakıldığını dile getirdi.Acılı baba, oğlunun kalbinden rahatsız olduğunu ve tedavi sürecini başlatacağını belirterek, “Ciğerparemi bu halde nasıl bırakırım. Oğlumun sağlığı konusunda yetkililerin ihmali söz konusu, en azından bu konuya dünyanın dikkatini çekmek istiyorum.” dedi.Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, dün Mansur’u ve ailesini ziyaret etmişti. Başbakan Iştiyye, ziyareti sırasında Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Mansur’un tedavisi için Beytullahim’deki bir hastaneye nakledilmesi yönündeki kararını iletmişti.FİLİSTİNLİ TUTUKLULARIN BEDEN VE AKIL SAĞLIKLARININ HEDEF ALINMASIFilistinli tutuklular konusunda araştırmacı Munkız Ebu Atvan ise “Mansur eş-Şehatit’in başına gelenler, hapishane yönetiminin aralıksız uyguladığı işkencelerden ve tek kişilik hücrelerdeki tecrit hapsinden kaynaklanıyor.” diye konuştu.Hücre hapsinde 10 yıldan fazla kalan tutuklunun sağlığının bozulmasının beklenen ve normal bir tepki olduğuna işaret eden Ebu Atvan, “İsrail hapishaneleri, Filistinli tutukluların psikolojik ve fiziksel altyapısını tahrip etmek için bilimsel ve mühendislik çalışmalarıyla hazırlandı.” ifadelerini kullandı.İşgal güçlerinin, Filistinli tutukluların beden sağlığını çeşitli hastalıklarla tahrip ettiğini ve akıl sağlığını da bozmaya çalıştığını söyleyen Ebu Atvan, böylece topluma hasta bir birey olarak döneceğini dolayısıyla toplum inşasında ve işgal güçleriyle mücadelede görev alamayacağını dile getirdi.İSRAİL HAPİSHANELERİNDEKİ FİLİSTİNLİ TUTUKLULARFilistin resmi kaynaklarına göre, İsrail hapishanelerinde hala 365’i idari tutuklu 4 bin 450 Filistinli bulunuyor.İsrail, “idari tutukluluk” adını verdiği uygulamayla Filistinlileri istihbarata dayalı 1 ila 6 ay alıkoyabiliyor.Tutuklunun, “İsrail’in güvenliği için tehlike teşkil ettiğine” karar verilmesi halinde askeri hakim, suç isnadında bile bulunmadan tutukluluk süresini 5 yıla kadar uzatabiliyor.Sivil toplum örgütü olan Filistin Esirler Cemiyetinin raporlarına göre İsrail, Filistinli tutuklulara, kasıtlı olarak tıbbi ihmal uyguluyor veya “yavaş ölüme” terk ediyor.Cemiyet, 2020 yılı sonuna kadar işgal güçlerine ait hapishanelerde bulunan hasta tutuklu sayısının 700’e ulaştığını, bunlardan 300’ünün kronik hastalıklara sahip olduğunu ve sağlık durumlarının yakından takip edilmesi gerektiğini bildirdi.Esirler Cemiyeti, ayrıca yaklaşık 10 tutuklunun da kanser hastası olduğunu kaydetti.

  • Testinin pozitif çıktığını otobüste öğrendi (Yolcular ne yapacağını şaşırdı)
    by NTV on 11 Nisan 2021 at 11:24

    Ankara’da corona virüs testi yaptırdıktan sonra sonucu beklemeden otobüsle Osmaniye’ye gitmek isteyen bir kişi, pozitif olduğunu yolda öğrendi. Doktorun otobüs şoförünü araması üzerine pozitif olduğu öğrenilen Mustafa K. otobüsten indirildi. Diğer yolcular hem firmaya hem de Mustafa K.’ya tepki gösterdi. 3 bin 150 lira ceza kesilen Mustafa K. karantina yurduna götürüldü.

  • İlk doz aşıyı olduktan sonra corona virüse yakalananlara sil baştan aşı uygulaması
    by NTV on 11 Nisan 2021 at 08:25

    Antalya’da İl Sağlık Müdürü Ünal Hülür, corona virüs aşısının ilk dozunu olduktan sonra virüse yakalananların, 180 gün sonra sil baştan aşı olacağını duyurdu.Antalya İl Sağlık Müdürü Ünal Hülür, corona virüs aşısının ilk dozunu olduktan sonra yeniden virüs kapanların ikinci doz aşı olmayacaklarını, 180 gün sonra belirlenen aralıklarla tekrar iki doz aşı uygulandığını bildirdi.Daha önce Çin’den alınan SARS-CoV-2 inaktif Sinovac, nisan ayı itibarıyla da Almanya’dan alınan mRNA teknolojisi BioNTech/Pfizer aşılarının uygulanması tüm Türkiye’de devam ediyor. 10 Nisan itibarıyla yapılan Covid-19 aşısı 19 milyona yaklaştı. 11 milyona yakın vatandaşa birinci doz, 8 milyona yakın vatandaşa ise ikinci doz aşı uygulandı.“BAŞA DÖNÜLÜYOR”Antalya İl Sağlık Müdürü Ünal Hülür, corona virüs aşısının birinci dozu sonrası nadir de olsa pozitif olan vatandaşların olduğunu bildirdi. Böyle bir durumda aşılamanın ikinci doz safhasına geçilemediğini belirten Hülür, “Eğer ilk aşıyı olduktan sonra pozitif tespit edildiyse, bakanlığımızın E-nabız üzerindeki sistemi, aşı için öncelikli grupta olunmadığı mesajını veriyor.Pozitif olanlara iyileşmenin olduğu 10 günden sonra 180 gün takvimi işletiyor. 180 günün sonunda tekrar aşı yapılabiliyor ve başa dönülüyor. Yani o kişi yeniden iki doz aşı olmak durumunda. Şu anda hakkı gelmiş 60 yaşında ama 1 ay önce pozitif olan bir kişiye de, aşı için öncelikli grupta olduğu ancak daha önce Covid-19 geçirdiği için aşı yapılamaz uyarısı geliyor” dedi.Hülür, vatandaşların tedbirleri elden bırakmadan bu sürecin bitmesini sabırla beklemesi gerektiğini sözlerine ekledi.ARŞİV: CORONA VİRÜS VAKA SAYISI BİR AYDA YÜZDE 212 ARTTI

  • Ramazan öncesi hurma satışları arttı
    by NTV on 11 Nisan 2021 at 06:45

    Ramazan’ın yaklaşması nedeniyle hurma satışlarında artış gözlemlendi. Beslenme uzmanları, vücudun kan şekerini seviyeli şekilde yükselttiği için hurma ile iftar açmanın yararlı olduğunu ifade etti. Hurma fiyatları 14 TL ve 80 TL arasında değişiklik gösteriyor.Ramazan’ın yaklaşması hurma satışlarında artışa neden oldu.Ramazana sayılı günler kala kuruyemişçiler hazırlıklarını tamamlayarak tezgahlarını Medine, İran, Tunus, Kudüs ve Bağdat gibi farklı çeşitlerdeki hurmalarla süsledi. Hurma satın almak isteyenler kuruyemişçilerin yolunu tutunca satışlar, diğer aylara kıyasla hızlandı.İzmir Tarihi Kemeraltı Çarşısı’ndaki kuruyemiş dükkanlarında hareketlilik yaşandı. Her bütçeye uygun hurma satışının yapıldığı çarşıda, kilo fiyatları ise 14 TL ila 80 TL arasında değişiyor. Tarihi çarşıda satış yapan esnaf, halkın daha çok uygun fiyatı ve yumuşak yapısıyla ünlenen İran hurmasını tercih ettiğini söyledi.”EN UCUZU 14 TL’DEN İRAN, EN PAHALISI 80 TL’DEN KUDÜS HURMASI”Çarşı esnafı Enes Arslaner, “Hurma satışlarımızda genel artış var. Satışlarımız şimdiden başladı. Hurmalar diğer aylara göre çok daha hızlı satılıyor. Önümüzdeki günlerde daha fazla artmasını bekliyoruz. Bizim dükkanımızda Bağdat, İran, Kudüs, Medine ve Tunus olmak üzere 5 çeşit hurma bulunuyor. Genelde İran ve Tunus hurmaları tercih ediliyor.Umarım ramazan ayı istediğimiz gibi geçer. Fiyatlar 14 TL ila 80 TL arasında değişiyor. En uygun hurma 14 TL’lik fiyatıyla İran hurması, en pahalısı ise 80 TL’lik fiyatıyla Kudüs hurması. Piyasada daha uygun ve daha pahalı fiyatlarla da karşılaşılabilir. Şeker hastalığı olanlar şekersiz hurmaları tercih ediyor. Hurmanın cilde, kalbe pek çok faydası var” diye konuştu.”HOŞAFLIK MALZEME VE KAYISININ DA SATIŞI HIZLANDI”Hurmanın yanı sıra kayısıya da talebin artığını söyleyen esnaf Fatih Pamukçu, “Hurma, hoşaflık malzemeler ve kayısıya olan talep başladı. Hurma fiyatları 20 TL’den 80 TL’ye kadar çıkıyor. Kayısı fiyatları ise 30- 40 TL arasında değişiyor. Halk genellikle Kudüs hurması ve uygun fiyatlı olan İran hurmasını satın alıyor” dedi.”İFTAR AÇMAK İÇİN İYİ BİR TERCİH”Hurmanın her zaman tüketilmesi gerektiğini ifade eden beslenme uzmanı Deniz Zünbülcan, “Hurma hem vücudumuzdaki magnezyum ihtiyacını karşılar hem de içeriğindeki potasyum ve D vitaminleri sayesinde vücudumuzdaki enerji dengesini sağlamış oluyor. Hurmanın lif içeriği oldukça kuvvetlidir ve sindirim problemi yaşayan kişiler için çok faydalı.Ramazan’da oruç açmak için son derece mantıklı kuru meyve. İçeriğindeki karbonat tüm gün aç kalan vücudun kan şekerini seviyeli şekilde yükseltir. Yemekten sonra da genellikle kişilerin tatlı ihtiyacı oluyor. Hurmadan yapabilecekleri tatlılarla tatlı ihtiyaçlarını giderebilirler. Her meyvede olduğu gibi kuru meyvelerde de porsiyon miktarı oldukça önemli. Boyutlarına göre değişiklik göstermekle birlikte büyük boyutlu hurmalardan günde 2 tane, küçük hurmalardan 3-4 tane tüketilmelidir” dedi.”HER ZAMAN TÜKETİYORUZ”Hurma satın alan Gültekin Altunbay, “Hurmayı eşimle her zaman tüketiyoruz. Ben hurmayı çok severim. Evimizde mutlaka hurma bulunuyor. Kaliteli ve temiz yerlerden satın almaya dikkat ediyoruz. Bugün kilosu 16 TL olan hurmadan satın aldık” dedi.Yıldız Altunbay ise, “Şeker hastası olduğum için sınırımı aşmamaya çalışıyorum. Yalnızca Ramazan ayında değil her zaman hurma tüketiyorum. Hurmayı çok seviyoruz” diye konuştu.ARŞİV: HURMANIN FAYDALARI NELERDİR?

  • Corona virüsü atlatanlara Ramazan tavsiyeleri
    by NTV on 11 Nisan 2021 at 04:42

    KOÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Cantürk, “Her corona virüs geçirene ‘Oruç tutma’ diyemeyiz. Ancak ciddi etkileri olan, öksürük ve solunum sıkıntıları olan, hastanede yatması gereken vatandaşlarımız, oruç tutma noktasında dinin kolaylaştırıcı özelliklerini kullanabilir. Hekimlerinin bu yönde fikirlerini de alsınlar” ifadelerini kullandı. Peki Covid-19 atlatan ve rahatsızlıkları sürenler Ramazan’da nelere dikkat etmeli? İşte yanıtı…Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Ramazan’da oruç tutmak isteyen yeni tip corona virüs (Covid-19) geçirenlerin, ciddi öksürük ve solunum sıkıntısı yaşaması durumunda dinin kolaylaştırıcı hükümlerinden yararlanabileceğini belirterek, doktorlarının da fikrini alma önerisinde bulundu.Cantürk, sağlıklı bireylerin oruç tutmasının yararlarıyla ilgili pek çok bilgi olduğunu söyledi.Cantürk, salgın sürecinde diğer zamanlarla benzer şekilde oruç tutulması gerektiğini anlatarak, “Corona virüs hastası olanları gruplandırmak lazım. Herkes aynı düzeyde bu hastalığı geçirmiyor. Her corona virüs geçirene ‘Oruç tutma’ diyemeyiz. Ancak ciddi etkileri olan, öksürük ve solunum sıkıntıları olan vatandaşlarımız, oruç tutma noktasında dinin kolaylaştırıcı özelliklerini kullanabilir.Hekimlerinin bu yönde fikirlerini de alsınlar. Oruç tutan corona virüs geçirenler de sıvı alımına özen gösterip, sahurda ve iftarda aşırı yüklenmeden beslenirlerse protein ağırlıklı sahur yaparlarsa gün içinde rahat ederler. Vatandaşlar, sıvı ve gıda tüketimini iftardan sahura kadar yayarlarsa sağlıklı bir Ramazan geçirebileceklerini söyleyebiliriz” açıklamasında bulundu.”HEKİMLERİNİN ÖNERİLERİNİ ALMALILAR”Kronik hastalıkları olanların da oruç tutmadan önce doktorlarına danışması gerektiğini vurgulayan Cantürk, şöyle devam etti:”Kalp hastası olan kişiler, Ramazan’da hafif bir beslenmeyle yağdaki kolesterol miktarını azaltabilir. Bu kişiler Ramazan’ı beslenme açısından iyi kullanırsa belki sağlıklarına yararı olabilir ama hekimlerinin önerilerini almalılar. İftar ve sahurda hafif ve yavaş beslenmeliler. Yeterince sıvı almalılar. Diyabetliler için en büyük sorun sıvısız kalmak.Diyabetik hastalar oruç tutuyor ama diyabetin süresi, şeker hastalığının komplikasyonlarının oluşup oluşmaması dikkate alınmalı. Sağlıklı bireyler her zamanki gibi oruçlarını tutacak. ‘Sahurda çok yemek yersem gün içinde daha rahat oruç tutarım.’ diye bir şey söylemek mümkün değil. Ne kadar çok tatlı, kalorili şeyler yenirse o kadar çok sıkıntı çekebilirler.””YETERLİ MİKTARDA SIVI ALINMALI”Cantürk, Ramazan’da dengeli beslenme çağrısında bulunarak, iftarla sahur arasında yeterli miktarda sıvı alımıyla gün içinde çok sıkıntı çekilmeyeceğini kaydetti.Sahurda hafif ve posalı gıdaları tüketmeyi tavsiye eden Cantürk, “İftarda orucumuzu açarken bir bardak su içmeliyiz, ardından zeytin ya da hurma yenebilir. Hurma lifli gıda olduğu için kan şekerini yavaş yükselteceği için iftarda sağlığımızı olumlu yönde etkiler. İftarda yavaş beslenmeliyiz.Hızlı yemek yediğinizde vücuda zarar verebilirsiniz. Oruç tutmanın yararlarından bahsediyoruz fakat bu tür şeyler yaparsak orucun yararından çok zarara yol açmasına neden olabiliriz. Bu gerekçeyle yavaş beslenilmeli. Ramazan’da et tüketimi artıyor ama haftanın belirli günlerinde sebze ve baklagil tüketilmeli” diye konuştu.Prof. Dr. Cantürk, corona virüsle mücadelede maske, mesafe ve hijyen kurallarının önemine de işaret ederek, herkese tedbirlere harfiyen uyma çağrısında bulundu.VİDEO: TÜRKİYE MUTASYONU VAR MI?

  • AB Türkiye Delegasyonu Başkanı: Türkiye’nin çok etkileyici bir sağlık sistemi var
    by NTV on 11 Nisan 2021 at 03:59

    Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Türkiye’nin çok etkileyici bir sağlık sistemi olduğunu söyledi.Türkiye Foto Muhabirleri Derneğince (TFMD) düzenlenen “Yılın Basın Fotoğrafları 2021” özel jürisi olan Meyer-Landrut, Antalya’da bir otelde düzenlenen değerlendirme toplantısı sonrası gazetecilerle bir araya geldi.Yarışmada etkileyici fotoğraflar ve görsellerin bulunduğunu dile getiren Meyer-Landrut, toplantıda ilginç ve verimli tartışmalara şahit olduğunu aktardı.Meyer-Landrut, yeni tip corona virüs (Covid-19) sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye’deki sağlık sisteminin güçlü olduğunu vurguladı.”TÜRKİYE ETKİN ÖNLEMLER ALIYOR”Salgına karşı Türkiye’de Avrupa’ya benzer bir durumun söz konusu olduğuna dikkati çeken Meyer-Landrut, “Maalesef enfeksiyon sayıları artmakta ancak Türkiye bu konuda etkin önlemler alıyor. Türkiye’nin çok etkileyici bir sağlık sistemi var. Ancak aşının rolü her şeyden önemli. Aşı programları devreye girip herkes aşılandıkça bunun etkisinin ne olacağını göreceğiz” diye konuştu.Aşının etkinliğinin de önemli olduğunu belirten Meyer-Landrut, aşının hastalığa karşı bireyi koruyup korumadığının, virüsün yayılma hızını azaltıp azaltmadığının bilimsel çalışmalarla kanıtlanması gerektiğini vurguladı.Aşılama yaygınlaştığı takdirde seyahat kısıtlamalarının da kalkabileceğini dile getiren Meyer-Landrut, şunları kaydetti:”Aşı kampanyaları ve diğer önlemler sayesinde seyahat etmek daha güvenli hale gelecektir. Ancak henüz bunu söyleyebilmek için 2 ay içerisinde çıkacak olan verilere bakmamız gerekecek. Tabi ki farklı ülkelerde uygulanan aşı kampanyalarının ne kadar etkin olduğu da sanırım yakın zamanda ortaya çıkacak. Aşı kampanyalarının etkisini göstereceği konusunda da umutlu olmalıyız.”VİDEO: TÜRKİYE MUTASYONU VAR MI?

  • 10 Nisan 2021 corona virüs tablosu:
    by NTV on 10 Nisan 2021 at 17:58

    Sağlık Bakanlığı 10 Nisan 2021 günlük corona virüs tablosunu açıkladı.Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.Buna göre, Türkiye’de son 24 saatte 302 bin 735 Covid-19 testi yapıldı, 52 bin 676 kişinin testi pozitif çıktı, 248 kişi yaşamını yitirdi, hasta sayısı 2 bin 497 oldu.Son 24 saatte 32 bin 539 kişinin Covid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 3 milyon 301 bin 217’ye yükseldi.Toplam test sayısı 41 milyon 297 bin 580’e ulaştı, vaka sayısı 3 milyon 798 bin 333, vefat sayısı 33 bin 702, ağır hasta sayısı 2 bin 739 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 3,1, yatak doluluk oranı yüzde 55,7, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 66,5, ventilatör doluluk oranı yüzde 33, ortalama temaslı tespit süresi 9 saat, filyasyon oranı yüzde 99,9 olarak kayda geçti.VİDEO: GÜNLÜK VAKA SAYISI 55 BİNİ AŞTI

  • Araştırma: Moderna’nın Covid-19 aşısı, Pfizer-BioNTech’den daha çok yan etkiye yol açıyor
    by NTV on 10 Nisan 2021 at 15:48

    CDC tarafından yapılan bir araştırma, Moderna’nın Covid-19 aşısının yan etkilerinin, Pfizer ve BioNTech’in geliştirdiği aşıdan daha fazla olduğunu ortaya koydu.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından yapılan ve JAMA adlı online dergide yayımlanan araştırmada, 14 Aralık 2020- 28 Şubat 2021 arasında Covid-19 aşısı olan kişilerde görülen yan etkiler incelendi.İlk dozdan sonra Moderna aşısını olanların yüzde 74’ü yan etki görüldüğünü raporlarken, Pfizer/BioNTech aşısını olanların yüzde 65,4’ü yan etki görüldüğünü söyledi.İkinci dozun ardından ise Moderna aşısı olanların yüzde 82’si, Pfizer/BioNTech aşısı olanların ise yüzde 68,6’sı yan etki görüldüğü bildirdi.Öte yandan aşı olan kişilerin bildirdiği yan etkilerin çoğunluğunun kolda ağrı gibi hafif yan etkiler olduğunun da altı çizildi.Ayrıca aşıların ikinci dozunun ardından ateş ve üşüme gibi yan etkilerin de daha sık görüldüğü kaydedildi.ARŞİV: AŞILAR ETKİSİZ KALABİLİR Mİ?