ntv.com.tr NTV Haber – Türkiye ve Dünya Gündemi Güncel Son Dakika Haberleri – Editörün Seçimi

  • Ramazanda iftar menüsü önerileri: Osmanlı’da pişen en özel 101 yemek
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 11:30

    Türkler, Orta Asya’dan başlayıp Anadolu’nun fethi ve devamında, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu ile devam eden süreçte her biri birbiriden çok farklı toplumlarla kültürel olarak etkileşime girdi. Bu etkileşim, iletişim ve alışveriş doğal olarak mutfaklara da yansıdı. Osmanlı mutfağı; Anadolu’nun bereketli toprakları, tarihi zenginlikleri ve yaşayan birçok halk kültürünün etkileri sayesinde dünyanın en büyük füzyon mutfağı haline geldi. İstanbul’u ya da Osmanlı’nın hüküm sürdüğü coğrafyayı ziyaret edenler tanıştıkları mutfak ve onun derinliği karşısında hayranlıklarını gizleyemedi. Kırım Savaşı sonrası İstanbul’a gönderilen Fransız bir şef olan Alexis Benoist Soyer , mutfağımızı çok beğenerek pilav, bamya, lokum, muhallebi, dolma, köfte, şiş kebap, baklava, kadayıf, şerbet, kahve ve daha birçok yiyecek ve içeceğin Avrupa mutfaklarına alınması gerektiğini söyler. Bugün de Amerika’dan Çin’e, Rusya’dan Afrika’ya dünyanın birçok bölgesinde Osmanlı mutfağının izlerini görmek mümkün. Osmanlı İmparatorluğu günümüzde fiilen var olmasa da Osmanlı mutfak imparatorluğu dünyanın birçok mutfağında gerek teknikleri, gerek yemekleri, gerekse kültürü ile yaşamaya devam ediyor. İşte iftar tercihinizde yardımcı olacak Osmanlı mutfağını süsleyen en özel 101 yemek…Kirde Kebabı : Kıtır yufka üzerinde yoğurt ve sebzeli dana kavurmaEkşili Lohusa Çorbası:  Kuzu etli, yumurtalı lezzet ve şifa dolu bir çorbaVişneli yaprak sarma : Etli sarmaların kralıHamsi Tava : Kızartılan hamsiler sirke ve sarımsak sosuyla servis ediliyorduEtli enginar dolması :  Enginarın aroması ve  kuzu etiyle şenlenen dolmaPiruhi : Un, yumurta, tulum peyniri, tereyağı, et suyu ve ceviz içinden yapılan mantı benzeri  bir yemektir.Hibeş: Tahin ve çeşitli baharatlarla hazırlanmış nohut ezmesiKazandibiKabak Kalyesi :  Koyun eti, soğan pekmez ile  sarımsak limon ve kabak ile lezzet buluyorNemse Böreği : İçinde küçük küçük kesilmiş patlıcan, kabak, kıyma bulunan, görüntüsü baklavayı andıran lezzetli börekSusuz pilav :Kuzu eti, tereyağı , un ve  sakızla yapılan nefis pilavYoğurtlu Çorba:Yoğurt ve tavuk suyu ile hazırlanan çorba, ilave edilen un ile kıvamı artırılıyırodu.İçli Köfte : Güneydoğu mutfağının vazgeçilmeziZeytinyağlı iç baklalı enginar : Lezzeti yemeğin isminde gizliMahmudiyye : Tarçın, karanfil ve kayısı ile lezzetlendirilmiş, Rezaki üzümlü ve bademli piliç yahnisiKarnıyarık : Lezzeti pilav ve cacık ile taçlandırılırCiğer tavası: Una bulanmış ciğerler kimyon ve karabiber ile kızartılıyor üstüne limon sıkılarak servis ediliyorduPaça Böreği :Kuzu paçasıyla hazırlanırDüğün Çorbası : Sadece düğünlerin değil tüm davetlerin vazgeçilmeziKavun DolmasıBabaganuş : Yoğurt, sarımsak ve zeytinyağı ile harmanlanmış, közlenmiş patlıcan ve biberle hazırlanırBaklalı yaprak sarma : Tokat’ın en özel lezzetlerinden biriTavuk Kebabı : Haşlanmış tavuğun üstüne  soğan suyu ile seyretilmiş yoğurt sürülerek kızartılır, maydonozla servis edilirVetrika: kavrulmuş un hamur haline gelince ateşten alınır ve yumurtalar yedirilir. Küçük parçalara ayrılan yumurtalı hamur fırında pişirilir üstüne kıyma ya da peynir ile servis edilirYoğurtlu Şalgam kızartması : un ve yumurtaya batırılan şalgam zeytinyağda kızartılıyorPaça yahnisi : Dana veya kuzu paçası nohut ve bol soğanla pişirilerek servis ediliyorHums Lokması : Kuş üzümlü, çam fıstıklı ve tarçınlı nohut ezmesiPastırmalı yumurta : Sotelenmiş soğan, tereyağı, çemeni ayrılmış pastırma ve birkaç damla sirkenin yarattığı mucize lezzetBalkabağı Dolması : Çamfıstığı, soğan, pirinç  ve kıymayla doldurulmuş balkabağıKaymak baklavasıPatlıcan silkmesi  :Nefis bir zeytinyağlıLor Köftesi : Lor maydonoz yumurta ve tereyağının lezzeti biraradaYoğurtlu Şiş Kebap : En altta et suyu ile ıslanmış pideler ortada ızgarada pişirilmiş et ve sarımsaklı yoğurtKadınbudu : Bir klasikBumbar ve Şirden: dillere destan lezzetlerPapaz Yahnisi : Dana etiyle yapılan en lezzetli yahniPatlıcanlı pilav : yaz aylarının lezzetli yemeğiPeynir Lokması : Peynirli lezzet patlamasıPatlıcan Mücveri : Tereyağında kızartılarak hazırlanan patlıcan kıymayla servis edilirdiBuğdaylı Balık Çorbası : Boğazın levrekleri keşkeklik buğday ve sirke ile pişiriliyor üzerine nane ve maydonoz serpilerek servis ediliyorduHurma Kebabı : Hurma büyüklüğünde pişirilen köfteler kakule ve tarçın ile lezzetlendiriliyorArefe Köftesi :Kuzu kıyması anason , kimyon, soğan ve bulgur ile lezzetlendiriliyorYalancı Pilaki:  Sarımsak , kereviz ve domatesle pişirilen içinde et olmayan nadir yemeklerden biriSu Böreği: peynirli kıymalı ya da sade…Çılbır : Haşlanmış suda pişirilmiş yumurta tereyağlı  karabiberli sos ile hazırlanıyorHakani helvaKestaneli Terine Çorbası: Kestaneli, yoğurtlu ve baharatlı kuru meyve çorbasıDefneli Şiş kebabı : Kuzu eti defne ve soğanın müthiş bileşimiElmasiyeAbdigör Köftesi :   Etin sabit bir ritimle saatlerce dövülerek, sinirlerinden ayıklanmış macun gibi bir kıvama getirilmesinden sonra ince kıyılmış soğan ve baharat ile yoğurularak yuvarlak parçalar halinde suya atılıp haşlanması yoluyla yapılır. Püf noktası ise dövülmesidir.İşkembe Yahnisi : Tereyağda kızartılan işkembe nohut ve soğanla biraraya getiriliyorÇevgani mücveri : Kuzu eti  yumurta, un ve maydonozla karıştırılır tereyağında kızartılarak servis edilirVişneli ekmek tatlısıTerbiyeli Ciğer Çorbası : Et suyunda pişirilen kuzu ciğeri tereyağı ile pişirilip, yumuta ve un ile taçlandırılıyor. Bu çorbaya nane ve maydonoz çok yakışır.Acem pilavı : Yapımı zahmetli ancak çok lezzetliTas Kebabı : Tarçın kakule ve anason ile terbiye edilmiş kuzu eti ile pişirilen pilav, sarımsaklı yoğurt ile servis edilirTavuklu Etli Yahni :Tavuk ve kuzu kol’un muhteşem birlikteliğiTuffahiye:  Bulgur, kereviz sapı ve soğan ile doldurularak fırınlanmış elma dolmasıUskumru dolması : Boğazdan gelen lezzetin pirinç ile buluştuğu zirvePeynirli maydonozlu mücver: Peynir maydonoz, kekik  ve yurta biraraya gelince…Marmarina : Terbiyeli kıymalı körpe ıspanakTavukgöğsüİşkembe Çorbası : İftar sofralarının iştah açısı, vazgeçilmeziKuşbaşı Kebabı :  Soğan yenibahar ve karabiber ile terbiyelendirilen kuzu eti ızgarada pişirilerek servis ediliyorSaray lokmasıTavşan Yahnisi: Sarımsaklı, tereyağlı ve bol lezzetliBamya dolması : Zahmetli ama nefisPiliç  Çorbası : Lezzet ve sağlık kaynağı üstelik çok doyurucuCiğer Kebabı : Ciğerin en güzel haliYalancı İlik Yahnisi: Kuzu ciğeri ve kuzu etinin biraraya getirilerek hazırlanan yahni tam bir lezzet bombasıLuhum pilavı :  damak tadına düşkün olanlar içinBulgurlu Mercimek Çorbası : Bulgur ve mercimekle hazırlanan reyhan ile lezzetlendirilen bir klasik.Çömlek Kebabı : Kapaklı bir güvecin en alt katına limon, sonra sırasıyla et, soğan, bamya,patlıcan, kabak ve domates, sarımsak konularak pişirilen Çömlek Kebabı anason ve karabiberle tatlandırılıyorDemir tatlısıMedfune: Patlıcan, bakla, kiş kabaği veya kenger kullanılarak yapılan etli sulu yemekTavuk ciğeri kebabı : Önce ızgarada pişirilen tavuk ciğerleri bir de tereyağı ve baharatlarla tavaya atılıp hazırlanıyorPeynirli katmer : keş ya da kurutla hazırlanan nefis hamurişiNohut Çorbası : Püre haline getirilmiş nohut, piliç suyunda pişiriliyor.Muzhır Kebabı : Soğan, karabiber ve tuz ile terbiye edilen et şişe geçirip üstüne iç yağı sarılarak  pişiriliyorTatlılı Et yahnisi:  Tereyağda kızartılmış gerdan eti soğan ve pekmezle lezzetlendiriliyorBademli ve Terbiyeli Tavuk Çorbası: Edirne’nin adıyla müsemma kuvvet deposu çorbaSemüz Oğlak Kebabı : Fırında tandır usulü pişirilmiş süt oğlak kebabı. İç pilavla ile servis edilirdiKırma Tavuk yahnisi: Tuz ve soğan ile ovularak  terbiye edilen tavuk, önce ızgarada ardından, biber soğan ve maydonozla  tencerede haşlanarak ikinci kez pişirilirBaş pilavı : Kuzu kellesi ile hazırlanan pilav sakız ile aromalandırılırdıToyga Aşı:   Soğuk servis edilen yarma buğday ve nohutlu yoğurt çorbasıNohutlu Beyaz Yahni: Kuzu eti ve nohutun birarada pişirildiği bu yahni tören yemekleri arasındaydıKalacoş: Doğranmış tandır ekmeği üzerine soğanlı kavurma ve sulandırılarak ayran haline getirilmiş kurut konuşarak yapılırGüllabiyeNırbaç: Kuzu etinden  köfte ve havuçlu, kişniş, tarçın, zencefil ve nar ekşisi ile tatlandırılmış tencere yemeğiMidye tava : Bugünden farklı olarak yapımında sirke ve yumurta da kullanılıyordu.Makaronya Tavası : Zengin sofralarında pişirelen bu tava peynir ve hindistan cevizi ile tatlandırılıyorduTerbiyeli Ciğer Tava :Soğan ve tuz ile terbiye edilen ciğer zeytinyağında kızartılarak servis edilirdiTaze fasuyle mücveri : una bulanan fasulye tereyağda kızartılarak servis ediyiyordRevaniİşkembe Tava: Tereyağda kızartılan işkembeLalanga: İçine ne konursa konsun sıcak sıcak yenen nefis bir hamurişiBeyin Tava: Yumurtaya batırılan beyin unlanarak kızartılarak servis edilirdiMihrap böreği : Günümüzde kol böreği olarak anılıyorŞeyhmilmuşi : Patlıcanlı peynirli lezzet topuAşureAside : Bamya ile yapılan nefis yemekDövme Pilav : dövme buğday ya da bulgur ile hazırlanırDüğün pilavı : Et suyu ile hazırlanan pilav kuzu etiyle servis edilirNazlı aş

  • Aksaray’ın 2 asırlık taş evleri hayata dönüyor
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 11:02

    Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde turistlerin ilgi odağı 2 asırlık taş evler, restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılıyor.Aksaray Valiliği ile Güzelyurt Kaymakamlığı, tarihi taş evleri gelecek nesillere aktarmak için restorasyon çalışmaları başlattı. Aslına uygun, tarihi dokusu korunarak hummalı çalışmalar sonucu restore edilen yapılar, müze, otel, pansiyon, ev, konak, hediyelik ve yöresel ürünlerin satıldığı mekanlar olarak hizmet edecek.Dar sokakları, yüksek duvarlı taş evleri ve tarihi yapılarıyla dikkati çeken ilçe, Kapadokya bölgesine gelen turistleri adeta tarihte yolculuğa çıkarıyor.Güzelyurt Kaymakamı Nurullah Cemil Erciyas, ilçenin geçmişte Rumlara ev sahipliği yaptığını söyledi. Rumların burada 2 asır önce kayadan oyma evlerde oturduğunu anlatan Erciyas, “1924 yılına kadar bu coğrafyada hem Rumlar hem de Türkler barış içerisinde yaşamış. Bunun en güzel örneğini Ihlara Vadisi’ndeki kiliselerde fresklerle yapılan kaftan ve sarık giymiş Türk tasvirleriyle görüyoruz. Bunlar bize burada hoşgörünün hakim olduğunu gösteriyor” diye konuştu.Erciyas, yapıların çoğunun 3 kemerli olduğunu ve yaklaşık 200 yıldır bu sayede ayakta kalabildiğini ifade etti. İlçedeki taş evlerde yerli ve yabancı turistleri ağırladıklarını belirten Erciyas, hazırladıkları proje kapsamında bir kısmı yıkık bir kısmı da bakımsız bu evlerin restorasyonuna başladıklarını dile getirdi.Proje kapsamında geçen yıl kasımdan bugüne kadar 20 evin restorasyonunu tamamladıklarını bildiren Erciyas, tamamen harabe ve yıkık durumdaki diğer taş evlerin de ilerleyen süreçte restorasyonuna başlayacaklarını söyledi.Evlerin özel mülkiyet kapsamında sahipleri olduğunu ifade eden Erciyas, şöyle konuştu: “Valilikle yapılan proje çerçevesinde ilçedeki gölet çevresine tesisler yapacağız, ilçe merkezine bir müze kuracağız. Restore edilebilecek evlerin sahipleriyle görüşerek onlara pansiyonculuk eğitimi vereceğiz ve bu evleri turizme kazandıracağız. İlçemizde kültür turizmi yoğunlukta. İnsanlar bu dar sokaklarda gezdiğinde tarihteki yaşantıları, binalarla ve yapılarla hissedebiliyor. Tarihi adeta bu alanlarda yaşayabiliyorlar. İlçemiz bu bölgede cazibe noktası. Pandemi dönemi öncesinde yılda 600 bine yakın yerli ve yabancı turist ilçemizi ziyaret ediyordu. İnşallah Covid-19 salgınının ortadan kalkmasıyla bu sayının daha da artacağını düşünüyoruz. Hedefimiz inşallah 1 milyon turisti bu coğrafyada ağırlamak olacak”Taş ev sahibi Hasan Ali Huy ise 45 yıl Ankara’da yaşadıktan sonra emekli olup memleketine döndüğünü belirtti.Oturduğu taş evin 1843’te yapıldığını anlatan Huy, şunları kaydetti: “Çok rahatız taş evde. Burada emekliliğin tadını çıkarıyorum. İçeride 2 saat uyumayla uykumuzu alabiliyoruz. Yaz günleri dışarı ne kadar sıcak olursa olsun burası hep serin. Bazen otururken kapımız çalınıyor, bakıyorum turistler gelmiş. Evin fotoğrafını çekiyorlar, geziyorlar. Misafirperverliğimizi gösteriyorum insanlara. Çay ve kahve ikram edip sohbet ediyoruz. Çok mutlu oluyorum”

  • Şırnak’ta tarihi Tunç Çağı’na dayanan bulgulara rastlandı
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 09:17

    Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Kozluca köyü yakınlarında, Tunç Çağı’na ait olduğu değerlendirilen insan ve hayvan figürlerinin kazındığı kaya parçaları dikkat çekerken, köy halkı bölgenin korunmaya alınmasını istiyor.Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Kozluca köyü yakınlarında, Suriye sınırının sıfır noktasındaki arazide insan, deve ile at figürlerinin kazındığı kayalar dikkat çekiyor. Mardin İl Kültür Turizm Müdürlüğü’nden gelen arkeologlar, yaptıkları inceleme ile figürlerin Tunç Çağı’na ait olduğunu değerlendirdi. Figürleri kayıt altına alan arkeologlar, bölgenin sit alanı ilan edilerek korunmaya alınması için hazırladıkları raporu Kültür ve Turizm Bakanlığına sunacaklarını belirtti. Tarihi İpekyolu yakınında bulunan kayaların korunmaya alınmasını isteyen köylüler, yapılacak bir çalışma ile başka bulgulara rastlanabileceğini söyledi.Çocukluklarından beri figürleri gördüklerini belirten köylülerden Ali Çiçek, “Küçüklüğümüzde hayvan otlatmaya gelirken bu figürleri görüyorduk. Buraya gelip bu figürlerin ne olduğu konusunda hasbihal ediyorduk. Geçenlerde Mardin’den gelen arkeologlar bu kayar üzerindeki figürlerin tarihinin 5 bin yıl öncesi Tun Çağı’na kadar dayandığını söylediler. Herkeste olduğu gibi bizde merak içerisindeyiz. Acaba bunların tarihi ne zamana kadar dayanıyor. Burada bu figürler olduğuna göre başka bulgularda olabilir. Bunların korunmasını ve gün yüzüne çıkarılmasını istiyoruz” diye konuştu.

  • Kaçak kazıda bulunan Roma dönemine ait 40 eser Çorum Arkeoloji Müzesi’nde
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 08:53

    Çorum’da 2016 yılında jandarma ekiplerinin, kaçak kazı yapan define avcılarından ele geçirdiği altın ve kıymetli taşlardan oluşan 40 parça takı ve süs objesi, Çorum Arkeoloji Müzesi’nde muhafaza ediliyor.Jandarma ekiplerinin başarılı operasyonuyla ele geçirilen altın taç, madalyon, küpe ve yüzükler, Çorum Müzesi’nin dördüncü katında Roma İmparatorluğu dönemine ait eserlerle özel vitrinde bir süre önce sergilenmeye başlandı. Milattan önce 30 ile milattan sonra 395 yıllarına tarihlenen eserler, Çorum Müzesi’ndeki tarihsel yolculuğun en görkemli parçaları arasında yer alıyor.Altın ve kıymetli taşlardan oluşmasının yanı sıra üzerindeki işlemeler ve yapıldığı döneme dair önemli ipuçları vermesi dolayısıyla “paha biçilemez” nitelikte olan takılar, ziyaretçilerden ilgi görüyor.Çorum Müzesi arkeologlarından Resul İbiş,  “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak tescillenen 40 eserin müzedeki en kıymetli eserlerden olduğunu söyledi.Göz alıcı eserlerin özellikle işçilikleriyle dikkat çektiğinin altını çizen İbiş, “Bu eserlerden birçoğu arkeolojik olarak paha biçilemez eserlerdir. Ziyaretçilerimiz bu eserleri hayranlıkla inceliyor” dedi.Müzede Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait eserlerin büyük çoğunluğunun yasa dışı kazılardan elde edilmiş tarihi eserler olduğuna işaret eden İbiş, “Bulunan eserler arasında altın, gümüş ve yarı değerli taşlardan yapılmış üstün işçilikli takı grupları, elbise aplikleri, pişmiş topraktan ince işçilikli kandiller, su ve servis içki kapları bulunmaktadır” diye konuştu.Buluntuların, geçmişte bölgede yaşayan halkların etnik yapılarına dair önemli ipuçları verdiğini vurgulayan İbiş, şöyle devam etti: “Bu etnik topluluklara ait buluntular Anadolu’nun diğer kültürlerle olan etkileşimlerini, ilişkilerinin maddi kanıtlarını oluşturmaktadır ayrıca buluntularda Roma İmparatorluk kültürü, dini inanışları, sanatı, süslenme tarzı ve zevklerinin bölgede kabul gördüğünün göstergesi olabilecek eserler de müze koleksiyonumuzda sergilenmektedir.”Çorum Arkeoloji Müzesi envanterine kayıtlı 15 bin 364 eserin bulunduğunu söyleyen İbiş, şunları kaydetti: “Bu eserler 1960’lı yıllardan günümüze kadar bölgede edinilen eserlerdir. Bunların bir kısmı hibe, bazıları kazı ve bazıları da müsadere ve satın alma yoluyla gelmekte. Bize her yıl 300’e yakın tarihi eser müsadere yoluyla gelmekte. Yani kaçak kazılarda elde edilip bize gelmekte.”

  • Konya’nın etli ekmeği Sille taşıyla kaplanan fırınlarda daha lezzetli pişiyor
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 08:40

    Konya’nın, geçmişi antik çağlara dayanan mahallesi Sille’de çıkarılarak işlenen özel andezit taşı, kullanıldığı fırınlarda, ısı dengeleme özelliğinden dolayı kentin ‘en meşhur’ damak tadı etli ekmeğinin de daha lezzetli olmasını sağlıyor.Adını çıkarıldığı mahalleden alan ve “Sille taşı” olarak da bilinen bu volkanik kaya türü, sıcağa ve suya dayanıklılığı nedeniyle ağırlıkla fırın tabanında pişirme taşı olarak kullanılıyor. İçinde krem renkli kayaçlar ve fenokristaller bulunduran pembemsi renkteki taş, mimaride de tercih ediliyor.Kentin gözde tarihi eserlerinden İnce Minare Medresesi ile Selimiye Camisi, Sille taşından inşa edilen yapılar olarak dikkat çekiyor. Sille taşı ustası 42 yaşındaki Mehmet Fidan, dedesinden gelen mesleği, üçüncü kuşak olarak ağabeyi İbrahim Fidan’la devam ettirdiklerini söyledi.Taşın, testlere göre 1100 derece sıcaklığa kadar dayanıklılığı olduğunu anlatan Fidan, “Genelde etli ekmek fırınlarının çok sevdiği bir taş. Üzerinde pişen etli ekmek de güzel oluyor. İşlediğimizin büyük bölümü etli ekmek sektöründe kullanılıyor.” diye konuştu.Fidan, görünümünden dolayı yapı malzemesi olarak da tercih edilen taşın, tarihi eserlerin restorasyonunda, dekorasyonda ve lüks konutlarda kullanılabildiğini belirtti.Yapısından kaynaklı, makinelerde işlenemeyen taşın, tamamen el işçiliği gerektirdiğini ifade eden Fidan, “Eskiden tarihi yapıların restorasyonunda çok kullanılıyordu ama şimdi yeni çıkan fabrikasyon taşlar bunun önüne geçmeye başladı. Bu taş fabrikasyona pek gelmiyor. Kırıkları çok oluyor. Parça parça alıp özünü görmemiz lazım. Bu yüzden büyük makinelerde işlenemiyor” dedi.Doğal, dayanıklı yapısı ve ısı dengeleme özellikleriyle ünlenen, fırınlara “en uygun” taşın Sille taşı olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti: “Hamur pişirme işlerinde çok güzel bir taş. Eskiden sadece Konya bölgesinde kullanılırdı. Şimdi bunu öğrenenler, Türkiye’nin birçok bölgesine götürüyor. Mesela ateş tuğlası mermer gibi olduğundan hamuru yakıyormuş. Bu özellikleri sayesinde bir de doğal taş olduğu için yakmıyor. Pizza fırınlarına işlediğimiz taşlar da oldu. Çok güzel pizza pişirdiğini söylediler.””ETLİ EKMEK LEZZETİNİN SIRRI TAŞTAN GELİR” Karatay ilçesinde restoran işleten, aynı zamanda etli ekmek ustası olan Mustafa Koçak da etli ekmeğin lezzetini Sille taşından aldığını anlattı. Koçak, taşın yalıtım özelliğiyle fırın sıcaklığını sürekli ideal seviye tuttuğuna dikkati çekerek şöyle konuştu: “Sille taşı 1100-1200 derece sıcaklığa kadar dayanıyor. Bilindiği gibi etli ekmeğimizin ince olması gerekiyor. Bu taş ince hamuru yakmıyor. Bu da ayrı bir lezzet katıyor. Diğer taşlar patlama, çatlama yapabiliyor ama Sille taşında şimdiye kadar hiçbir problem yaşamadık. Yani etli ekmek lezzetinin sırrı taştan gelir. Taş kötüyse usta istediği kadar iyi olsun etli ekmek yanar. Yandığı zaman da müşteri memnuniyeti kalmaz.”