ntv.com.tr NTV Haber – Türkiye ve Dünya Gündemi Güncel Son Dakika Haberleri – Editörün Seçimi

  • Kudüs’te Ramazan heyecanı: Rengarenk ışıklar ve kandillerle süslendi
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 13:18

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinin çarşı ve sokakları ramazan ayı için rengarenk ışıklar ve kandillerle süslendi.İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinin çarşı ve sokakları ramazan ayı için süslendi.Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Eski Şehir bölgesinin Harem-i Şerif’e çıkan dar sokakları, caddeleri ve çarşıları, rengarenk ışıklar ve kandillerle süslendi.Mescid-i Aksa’nın, geçen yıl corona virüs (Covid-19) salgını gerekçe gösterilerek Kudüs İslami Vakıflar İdaresince ibadete kapatılması dolayısıyla Eski Şehir bölgesi her yıl olduğu gibi süslenememişti. İsrail işgali nedeniyle sıkıntılı günler yaşayan Kudüs’ün Eski Şehir bölgesi, ramazan ayının gelmesiyle kısmen daha heyecanlı ve hareketli günlere sahne oluyor.Ramazan, Kudüslülere on bir ay boyunca yaşadıkları baskı ortamından biraz olsun uzaklaşma imkanı veriyor, Eski Şehir’in sokakları kutsal ayın manevi atmosferiyle cıvıl cıvıl oluyor.Eski Şehir bölgesinde yaşayan Filistinliler, Harem-i Şerif’e çıkan yolları ve bu yollarda evlerinin dış cephelerini çeşit çeşit kandil ve fenerlerle süslüyor, evlerinin pencerelerine ve kapılarına ramazan ayının sembollerinden olan ışıklı ay ve yıldızlar asıyor.Mescid-i Aksa’nın en önemli kapılarından Hutta Kapısı çevresi sakinlerince kurulan Hutta Gençlik Komitesi Sözcüsü Samir Halil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Her yıl olduğu gibi ramazan ayı için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Böylece Harem-i Şerif’e ibadet için gelenleri karşılayacağız.” dedi.Halil, bölge sakinlerinin bu yıl çok hızlı bir şekilde Eski Şehir bölgesini ve Hutta Kapısı bölgesini süsleyebildiklerini aktararak, “Biz, Eski Şehir bölgesinin Arap-İslam kimliğini korumak ve Batı Şeria ile iç Filistin’den (İsrail’e bağlı Filistin kentleri) gelen halkımızı da bu ruhla karşılamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.Bu yıl yeterince Müslüman ziyaretçilerin gelemediğine işaret eden Halil, Filistinlilere Mescid-i Aksa’ya gelme ve Eski Şehir bölgesi esnafından alışveriş yaparak destek olma çağrısında bulundu.Halil, İsrail’in sağlık önlemlerini gerekçe göstererek özellikle Eski Şehir bölgesini kapatmaması için hiçbir bahanenin verilmemesinin önemine dikkati çekerek, “Bu yıl, Ramazan ayında Mescid-i Aksa’nın, Kudüs’ün ve Eski Şehir’in desteklenmesini şevkle bekliyoruz. Özellikle de esnafın varlığını korumak için alışveriş yapılmasını istiyoruz. Tabii bütün bunları yaparken de tüm sağlık önlemlerinin alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.İsrail makamları, işgal altındaki Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinliler ile İsrail vatandaşı Filistinlilerin Mescid-i Aksa’ya gelişlerine herhangi bir engel çıkarmazken, işgal altındaki Batı Şeria ile abluka altındaki Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinlilere ancak bireysel izinler veriyor.Harem-i Şerif’te her yıl ramazan ayı boyunca günlük ortalama 10 bin Müslüman ibadet ediyor, bu sayı cuma günleri 150 bine kadar çıkıyor.Kudüs İslami Vakıflar İdaresinden 23 Şubat’ta yapılan yazılı açıklamada, Mescid-i Aksa’nın ramazan ayı boyunca ibadete açık olacağı belirtilmişti.

  • Aksaray’ın 2 asırlık taş evleri hayata dönüyor
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 11:02

    Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde turistlerin ilgi odağı 2 asırlık taş evler, restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılıyor.Aksaray Valiliği ile Güzelyurt Kaymakamlığı, tarihi taş evleri gelecek nesillere aktarmak için restorasyon çalışmaları başlattı. Aslına uygun, tarihi dokusu korunarak hummalı çalışmalar sonucu restore edilen yapılar, müze, otel, pansiyon, ev, konak, hediyelik ve yöresel ürünlerin satıldığı mekanlar olarak hizmet edecek.Dar sokakları, yüksek duvarlı taş evleri ve tarihi yapılarıyla dikkati çeken ilçe, Kapadokya bölgesine gelen turistleri adeta tarihte yolculuğa çıkarıyor.Güzelyurt Kaymakamı Nurullah Cemil Erciyas, ilçenin geçmişte Rumlara ev sahipliği yaptığını söyledi. Rumların burada 2 asır önce kayadan oyma evlerde oturduğunu anlatan Erciyas, “1924 yılına kadar bu coğrafyada hem Rumlar hem de Türkler barış içerisinde yaşamış. Bunun en güzel örneğini Ihlara Vadisi’ndeki kiliselerde fresklerle yapılan kaftan ve sarık giymiş Türk tasvirleriyle görüyoruz. Bunlar bize burada hoşgörünün hakim olduğunu gösteriyor” diye konuştu.Erciyas, yapıların çoğunun 3 kemerli olduğunu ve yaklaşık 200 yıldır bu sayede ayakta kalabildiğini ifade etti. İlçedeki taş evlerde yerli ve yabancı turistleri ağırladıklarını belirten Erciyas, hazırladıkları proje kapsamında bir kısmı yıkık bir kısmı da bakımsız bu evlerin restorasyonuna başladıklarını dile getirdi.Proje kapsamında geçen yıl kasımdan bugüne kadar 20 evin restorasyonunu tamamladıklarını bildiren Erciyas, tamamen harabe ve yıkık durumdaki diğer taş evlerin de ilerleyen süreçte restorasyonuna başlayacaklarını söyledi.Evlerin özel mülkiyet kapsamında sahipleri olduğunu ifade eden Erciyas, şöyle konuştu: “Valilikle yapılan proje çerçevesinde ilçedeki gölet çevresine tesisler yapacağız, ilçe merkezine bir müze kuracağız. Restore edilebilecek evlerin sahipleriyle görüşerek onlara pansiyonculuk eğitimi vereceğiz ve bu evleri turizme kazandıracağız. İlçemizde kültür turizmi yoğunlukta. İnsanlar bu dar sokaklarda gezdiğinde tarihteki yaşantıları, binalarla ve yapılarla hissedebiliyor. Tarihi adeta bu alanlarda yaşayabiliyorlar. İlçemiz bu bölgede cazibe noktası. Pandemi dönemi öncesinde yılda 600 bine yakın yerli ve yabancı turist ilçemizi ziyaret ediyordu. İnşallah Covid-19 salgınının ortadan kalkmasıyla bu sayının daha da artacağını düşünüyoruz. Hedefimiz inşallah 1 milyon turisti bu coğrafyada ağırlamak olacak”Taş ev sahibi Hasan Ali Huy ise 45 yıl Ankara’da yaşadıktan sonra emekli olup memleketine döndüğünü belirtti.Oturduğu taş evin 1843’te yapıldığını anlatan Huy, şunları kaydetti: “Çok rahatız taş evde. Burada emekliliğin tadını çıkarıyorum. İçeride 2 saat uyumayla uykumuzu alabiliyoruz. Yaz günleri dışarı ne kadar sıcak olursa olsun burası hep serin. Bazen otururken kapımız çalınıyor, bakıyorum turistler gelmiş. Evin fotoğrafını çekiyorlar, geziyorlar. Misafirperverliğimizi gösteriyorum insanlara. Çay ve kahve ikram edip sohbet ediyoruz. Çok mutlu oluyorum”

  • Rize’de eğlenceli gelenek: Petranboard’u kapan zirveye koştu
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 10:05

    Rize’de bulunan Meşeköy’de her yıl yağan kar ile 7’den 77’ye birçok kişi, yörede ‘petranboard’ adını verdikleri tahtalarla kayak yapıyor. Yıllardır sürdürülen geleneği yaşatan ve dik yamaçlarda saatte 80 kilometreyi aşan hıza ulaşan tahtalarla kayan köylüler, bahar mevsiminde hala karla kaplı doğal pistlerde kayak heyecanı yaşıyor.İkizdere’nin Meşeköy köyünde yıllarca ulaşım aracı olarak kullanılan tahta kayaklar eğlence aracı oldu. Köy sakinleri ‘üzme tahtası’ olarak bilinen ancak günümüzde köyün eski adı Petran’dan esinlenerek ‘petranboard’ adını verdikleri tahtalarla kayağa başladı.7’den 77’ye herkesin kayak yaptığı köyde ‘petranboard’ artık kış aylarının eğlence aracı oldu.Yıllardır devam eden geleneği yaşatan ve dik yamaçlarda saatte 80 kilometreyi aşan hıza ulaşan tahtalarla kayan köylüler, kısıtlama günlerinde gelen bahar mevsiminde hala karla kaplı doğal pistlerde kayak yapmanın heyecanı yaşıyor.Kar toplamaması için uçları dikleştirilen tahtalara binen köylüler dengede kalabilmek için bir elinde çubuk, diğer elinde önünü kaldırarak fren yapmayı sağlayan ipi tutarak kayıyor.Yaklaşık 50 TL’ye maledilen tahtaları ellerine alan köylüler snowboard ustalarına taş çıkarıyor. Dengesini kaybeden ve hızını alamayanlar da karda düşüyor, sonrasında yeniden kalkarak yoluna devam ediyor.Zirveye tırmanmayı göze alamayan Emine Havuz (61) evinin yanındaki küçük yamaçta yeteneklerini sergiliyor.Köyün gençleri ile kayan Havuz, “Eskiden çok kalabalıktık, köyün kızları ile kayar çok eğlenirdik. Şimdi kimse kalmadı. Ben de yine ufak ufak kayarak eski günleri yad ediyorum. Gençlerin ilgisi beni mutlu ediyor. Bizim üzme tahtası onların petranbordu oldu. Geleneğimiz artık onlarla yaşayacak” dedi.Meşeköy Muhtarı Ahmet Tığcı da petranboard şenlikleri ile köylerindeki geleneği her yere duyurduklarını belirterek, “Köyümüzde yıllarca ulaşım aracı olarak kullanılmış. Büyüklerimiz üzme tahtası adını verdikleri bu kayakla kışın köyün altındaki merkeze kayarak inip alışverişlerini yapıp yukarı çıkıyorlardı. Zamanla yollar yapıldı, üzme tahtası eğlence aracı olmaya başladı. Biz de bu geleneğimizi Türkiye duyurabilmek için ‘petranboard’ adını verdik. Petranboard’un namı yabancı sporculara kadar ulaştı. Biz bu geleneğin yeni nesillere aktarılabilmesi için kayak yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.Muhammed Havuz, “Biz petranboardla büyüdük. Büyüklerimizi kayarken izledik, öyle öğrendik. Biz bunu spor için, eğlenmek için yapıyoruz ama atalarımız senelerce ulaşım aracı olarak kullanmış. Şimdi bizimle beraber onların üzme tahtası bizim petranboardımız yaşamaya devam edecek” dedi.Kasım Havuz ise “Yan yana birleştirdiğimiz iki tahta ip, bir değnekle karın üzerinde muhteşem şeyler yapıyoruz. Biz bunun spor olduğunu bilmezdik işimiz kolaylaşsın diye ulaşım aracı olarak kullanırdık. Şimdi bakıyorum gençler bununla eğleniyor. Uzaktan yakından herkes artık bu tahtayı tanıdı. Biz de zaman buldukça 50 TL’ye mal ettiğimiz tahtamızı elimize alıyoruz, çıkıyoruz tepelere, artık eğlenmek için kayıyoruz” dedi.

  • Koruma alanı ilan edilen Tavşan Adası çevresinde keşif dalışı
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 09:19

    Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile “kesin korunacak hassas alan” ilan edilen Tavşan Adası ve çevresinde dalış ile keşif yapıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü Araştırma Ve Tescil Dairesi Başkanı Ümit Turan, “Bir araştırma çalışması başlattık. ‘Prens Adaları Özel Koruma Bölgesi Projesi’ taslak bir şekilde şu anda araştırma çalışmalarımız devam ediyor. Eğer bu da gerçekleşmiş olursa daha büyük bir koruma alanına sahip olmuş olacağız hem de denizel alan koruma miktarımız artmış olacak” dedi.”Tavşan Adası” olarak adlandırılan Neoandros Adası ve çevresi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile koruma alanı ilan edildi, karar Resmi Gazete’de yayınlandı. 90 metre uzunluğuyla Prens adalarının en küçüğü ve Akdeniz’in nadir siyah mercanları ve kırmızı gorgonlarına, yüzde 80 yok olan pina midyesi gibi birçok deniz canlısına ev sahipliği yapan Tavşan adası ve çevresi özel öneme sahip. Pek çok balık türü de Adalar ve çevresinde yaşıyor ve bu alanda yumurtluyor. Ancak gırgırla yapılan avcılık nedeniyle denizde yaşayan mercanlar ve balık yuvaları yok oluyordu. Adalar çevresinde atılan gırgır ağları burada yaşayan mercanları koparıyor, balık yuvalarını dağıtıyordu.Tavşan Adası’nın koruma alanı ilan edilmesinin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruna Genel Müdürlüğü Araştırma Ve Tescil Dairesi Başkanı Ümit Turan ile Deniz Yaşamını Koruma Derneği üyeleri bölgede incelemelerde bulundu ve keşif dalışını takip etti.Değerlendirmelerde bulunan Ümit Turan, “7 milyon 600 bin metrekare hem deniz hem de karasal olarak bir alana kapsamakta. Özellikle ada, ekosisteminin en iyi temsil edildiği Marmara Denizi’ndeki en önemli noktalarda biri. Ülkemiz biyolojik çeşitlilik açısında oldukça zengin bir ülke. Neredeyse 13 bin bitki türünden 3 bin 500’e yakını endemik düzeyde. Söz konusu adada da endemik tür sayımız oldukça fazla. Hem de Akdeniz foklarının bölgeyi kullandıklarını biliyoruz, deniz mağaralarının da olduğu bir bölge. Bundan sonraki aşamalarda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü olarak bölgede biyolojik çeşitlilik araştırmamız başlayacak. Bu araştırma sonuçlarına göre de yönetim planlarımız hazırlanacak” dedi.”Ada bundan sonraki sistemde sadece bilim ve araştırma adı altında bir koruma statüsüne sahip oldu” diyen Turan, “Bu ülkemiz açısından çok sevindirici, özellikle İstanbul bölgesinde denizler koruma alanı adı altında ilan edilmiş bir bölge oldu. Bakanlık olarak zaten hedefimiz şu anda 10.6 olan korunan alan miktarımızı 2023’de yüzde 17’ler seviyesine 2030’larda da yüzde 30’lar seviyesine çıkarmak. Projelerde elimizden geldiği kadar çalışmalarımızı hızlı bir şekilde devam ettiriyoruz.Korunan alanlar aslında insanların yaşam ortamlarındaki eko sistem hizmetleridir. Bölgede gördüğünüz tüm habitatlar aslında insanla iç içe olan canlıların hem üreme noktaları, hem yaşam alanları. İnsan da doğanın bir parçası olarak bununla bütünleşik yaşamayı öğrenmek zorunda. Bundan biraz uzaklaştığımız zaman başıma ya felaketler ya da küresel ısınma gibi devasa bir felaket ya da iklim krizi gibi çözemeyeceğimiz yani geri dönüşü olmayan süreçlerin başlangıcı olacağından bu tür alanlarımızı korumamız insanlığın geleceği açısında da çok önemli. Bu süreçte STK’lar ile çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Deniz Yaşamını Koruma Derneği’ne de teşekkürlerimizi iletiyoruz, onların daha önceden bölgede yaptığı araştırmalar bize bir ışık oldu” diye konuştu.Turan, “Bakanlığımız olarak Marmara Denizi bizim için çok önemli bir deniz alanı. Bölgede Tavşan Adası’nı kesin korunacak alan ilanımız 10 Nisan 2021’de gerçekleşti. Bundan sonraki süreçte Adalar bölgesi özel çevre koruma bölgesi olarak ilan sürecinde. Bir araştırma çalışması başlattık, ‘Prens Adaları Özel Koruma Bölgesi Projesi’ taslak bir şekilde şu anda araştırma çalışmalarımız devam ediyor. Eğer bu da gerçekleşmiş olursa daha büyük bir koruma alanına sahip olmuş olacağız hem de denizel alan koruma miktarımız artmış olacak. Bu da ülkemiz açısından çok önemli bir süreç. Çünkü Marmara Denizi Türkiye için bir kalp görevi görüyor. Türkiye nüfusunun neredeyse dörtte biri bu bölgede. Bu bölgedeki bir koruma statüsü de bölgenin ekosistem hizmetlerine olan desteğini artıracaktır. Bununla ilgili de bu yıl içerisinde çalışmamız tamamlanır diye düşünüyorum. Her şey olumlu geçerse öyle bir ilanımız gerçekleşebilir. Bu müjdeyi de şimdiden vermek istiyorum” şeklinde konuştu.Deniz Yaşamını Koruma Derneği Volkan Narcı ise, 6 yılı bulan çalışmalarının sonucunu değerlendirerek, “Gelecek hem Marmara hem de Akdeniz yaşamı için bir anneanne sandığını yaratabildiğimiz bir alan. Bu gelecek ekosistem ve sürdürülebilir deniz yaşamı için bir nadas alanı. Bu aynı zamanda, insanlar için, gelecek türler için, balıkçılık için bir besin kaynağı alanı. Yapılacak bütün bilimsel çalışmaların, denizin ne kadar değerli bir yapı olduğunu kanıtlayacak bir alan demek bizim açımızda. Büyük mutluluk verici durum 5-6 yıl sonunda Marmara Denizi’nde ilk defa korunacak bir alan, bir hassas alan yaratılmış oldu” diye konuştu.İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Ve Deniz Biyoloğu Cem Dalyan da bölgenin habitatı konusunda değerlendirmelerde bulundu. Dalyan, “Yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki burası çok önemli türlere alan sağlıyor. Yumuşak mercanlar için çok önemli bir alan. Denizlerimizin süzücüleri ve onlar sayesinde denizlerimizde bir çok farklı canlı türü kendine yaşayacak alan sağlıyor. Aslında mercanların bulunduğu yerler hayvan ormanları olarak geçer ve farklı bir ekosistem yaratırlar yani ekosistem inşası denir mercanların yaptıkları iş için, değişik canlılara ev sahipliği yaparlar. Bunun dışında deniz çayırları var, son zamanlarda önemi daha çok anlaşılmaya başlayan bir canlı grubu. Deniz çayırları Amazon Ormanlarından bile daha fazla oksijen üretimine sahip ve çok fazla karbondioksit tutulumu sağlayabilen bir canlı grubu. Bunun yanında bu kıyılar Akdeniz’in en büyük midyesi pina için ev sahipliği yapan kıyılar. Akdeniz’de geçen sene yapılan araştırmayla popülasyonun yüzde 80’inin yok olduğu bilinen pina için bu kıyılar ev sahipliği yapıyor. Tüm bu anlattıklarımla aslında Neoandros’un ya da Tavşan Adası’nın bir koruma statüsünün olmasının neden önemli olduğu ortaya çıkıyor. İstanbul diyoruz, dünya başkenti diyoruz ve İstanbul’un sonunda bir deniz koruma alanı var” ifadelerini kullandı.

  • Rus tatilciler, Türkiye’ye yönelik uçuş kısıtlamalarına tepki gösterdi
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 09:10

    Rus tatilciler, tatil için en çok tercih ettikleri Türkiye’ye yönelik uçuşların kısıtlanması nedeniyle üzüntü içerisindeler.Türkiye ile Rusya arasındaki havayolu taşımacılığının 15 Nisan-1 Haziran itibarıyla geçici olarak kısıtlanmasını değerlendiren Rus turistler, planlarını ani bir şekilde değiştirmek zorunda kalmasından ötürü mağdur olduklarını söylediler.Nisan sonunda Antalya’da tatil yapmak için plan yaptıklarını belirten Avukat Simon Antonov, “Tatilimizi uzun süre öncesinden ayarlamıştık ve çok sayıda planımız vardı” dedi.Söz konusu kısıtlamalar nedeniyle planlarını iptal etmek zorunda kaldıklarını anlatan Antonov, “Şimdi tatil için yaptığımız ödemeyi geri alıp alamayacağımızdan emin değiliz” diye konuştu.Uçuşların kısıtlanmasını beklemediklerine işaret eden Antonov, “Türkiye’de tatil çok az sayıda seçeneğimizden bir tanesiydi, gerçekten çok üzgünüz” yorumunda bulundu.Rusya’da gerçekleşecek mayıs tatil dönemi için Türkiye’ye bilet aldıklarını anlatan sosyal medya uzmanı Yekaterina Smirnova, “Ailecek dinlenmek istiyorduk. Avrupa’daki durum ortadayken Türkiye tatil için en iyi seçenekti. Şimdi zararımızı kim karşılayacak?” ifadelerini kullandı.SOSYAL MEDYADA DA TEPKİLER VAREşiyle 20 Nisan’da Türkiye’ye gitmek için plan yaptığını anlatan Bilgi İşlem Uzmanı Vladislav Mironov, “Rusya’da tatil yapmak için seçeneğimiz yok, burada her yer çok pahalı” dedi.Rusya çapındaki otellerin kararın ardından fiyatlarını da yükseltmeye başladıklarına işaret eden Mironov, “Şimdi nasıl tatil yapacağımızı bilmiyoruz. Zamanımız kayıp olacak” diye konuştu.Çok sayıda Rus sosyal medya kullanıcısı da karara ilişkin tepkilerini dile getirirken, Rus hükümetinin aldığı karar nedeniyle biletlerini ve rezervasyonlarını iptal etmek zorunda kalmalarından şikayet etti.Uzun süredir Türkiye’de tatil için hazırlıklar yaptıklarına işaret eden tatilciler, son dakikada alınan karar neticesinde zarara uğradıklarının altını çizdiler.Öte yandan, internet üzerinden imza kampanyası da başlatan Ruslar, aşı yaptırdıklarını veya antikorlarının olduğunu, dolayısıyla haklarının çiğnendiğini ifade ettiler.Geçen yıl ağırladığı 2 milyon 128 bin 758 Rus turistle Türkiye, Rus vatandaşlarının en çok ziyaret ettiği ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor.ARŞİV: OTELLER ‘YENİ NORMAL’E HAZIR

  • 10 yıldır yaban hayatının izini sürüyor: Ballıkayalar’ın kuş dedektifi
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 08:42

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yaşayan kuş gözlemcisi 47 yaşındaki Ümit Malkoçoğlu, 10 yıldır Türkiye’nin en büyük tabiat parklarından Ballıkayalar’daki yaban hayatını yakından takip ediyor.Çocukluk yıllarında yaban hayatına ilgi duyan ve bu merakı zamanla kuş gözlemciliğine dönüşen Malkoçoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca mart ayında “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak kabul edilen Ballıkayalar’da adeta dedektif titizliğiyle iz sürerek doğadaki canlı yaşamın kayıt altına alınmasına katkıda bulunmaya çalışıyor.Gebze’de kitabevi sahibi olan Hacettepe Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümü mezunu Malkoçoğlu, eşi ve 21 yaşındaki oğluyla doğayla iç içe yaşamayı sevdiklerini söyledi.Oğluyla uzun yıllar kuş gözlemlerini beraber yaptıklarını aktaran Malkoçoğlu, doğadaki her canlının bir görevi olduğunu ve dünyanın dengesinin bozulmaması için canlıların korunması gerektiğini vurguladı.Malkoçoğlu, doğanın, sakinleştirici bir gücü olduğunu, doğayı tanımanın, doğayla iç içe yaşamanın, şehir hayatının sıkıcı ve boğucu ortamından uzaklaşmaya yardımcı olduğunu anlatarak, gözlem çalışmaları sırasında hem kuşları ve hem de diğer canlıları tanıma fırsatı bulduklarını kaydetti.Malkoçoğlu, doğayı tanıdıkça dünyadaki sistemi ve dengeyi daha iyi anladığını dile getirerek, şöyle konuştu: “Mart, nisan ve mayıs aylarında kuş gözlemi, çalışmalarımız arasında daha fazla yer tutuyor. Ballıkayalar’ı yaklaşık 10 yıldır düzenli olarak gözlemliyorum. İş düzenimi buna göre ayarladığım için yazın saat 05.00 gibi yaklaşık 20 dakikada buraya gelebiliyorum. 2 ya da 3 saat gözlem yapıyorum. Sonra saat 09.00 gibi iş yerimi açabiliyorum. Kuşlar ve diğer canlılar, sabah saatlerinde daha aktif. Dolayısıyla onları gözlemlemek bu saatte çok daha iyi oluyor. İnsan etkisi de bu saatlerde daha az oluyor. Türler, daha doğal olabiliyor. Sonra hava ısındıkça onlar da daha korunaklı yerlere çekilebiliyorlar. O yüzden sabah saatleri bizim için canlıları görmek ve gözlemek açısından altın saatler”Hem Türkiye’deki hem de dünyadaki kuş gözlemcilerinin, çalışmalarının kayıt altına alındığı bir veri bankası bulunduğunu aktaran Malkoçoğlu, şöyle devam etti: “Yaptığımız gözlemlerin bir anlam ifade edebilmesi ve veri olarak yorumlanabilmesi için bunları bir merkezde, bir havuzda toplamanız gerekiyor. Bunlar ontologlar tarafından anlamlı veriler, haritalar haline dönüştürülüyor. Bu kuş türü bölgedeki varlığı iyiye mi kötüye mi gidiyor, bunları rahatlıkla yorumlayabiliyorlar. Kuşlar, bu anlamda çok önemli gösterge türler. Doğada her şey yolunda mı, doğadaki denge hala korunuyor mu, insan etkisi ya da çevre tahribatı ne durumda? Bunun en önemli göstergesi kuşlar. Yani o alanda ne kadar çok kuş türü varsa her şey yolunda gidiyor demektir.”Malkoçoğlu, kuş gözlemi yapmak için dürbün ve kuş gözlem kitabının olması gerektiğini ancak bunun çıplak gözle de yapılabileceğini anlatarak, şehir merkezinde de kuşları gözlemlemenin mümkün olduğunu, salgın sürecinde insanların bunu balkonlarından da gerçekleştirebileceğini dile getirdi.Ballıkayalar’ın canlı çeşitliliği açısından zengin ve değerli bir yaşam alanı olduğuna işaret eden Malkoçoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Büyük bir sanayi ve insan yerleşiminin arasında kaldığı için bu özelliği birkaç kat daha artıyor esasında. Burayı genelde piknik alanı olarak biliyoruz ama onun ötesinde alanın daha derin kısımları yüzlerce canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Şehrin dibinde böyle bir zenginlik inanılmaz. Bölgede şu ana kadar 120 kuş türünü tanımladık. Akademik çalışmalar, 500’e yakın bitki türünün olduğunu söylüyor. Sadece benim fotoğrafladığım 20 ayrı orkide türü var. Kelebek türleri 100’e yaklaştı, yani inanılmaz bir canlı çeşitliliği var. Çok uzaklara gitmeye gerek yok, bunları tanımak ve görmek için. Bu şekilde bilerek, araştırarak buraya gelindiği takdirde rahatlıkla kuş gözlemciliği, kelebek gözlemciliği, yaban hayvan gözlemciliğini yapmanız mümkün”Malkoçoğlu, gözlemlerle yaban hayatını kayıt altına almaya çalıştığı Ballıkayalar’da nadir görülen kuş türlerine de rastladıklarını belirterek, gözlemleri sırasında çektiği fotoğrafları “Kocaeli’nin Yaban Hayatı” adlı fotoğraf sergilerinde doğaseverlerle buluşturduğunu sözlerini ekledi.

  • Uçurumun kenarından manzaraya dalmak: Ali Kayası
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 07:24

    Dümdüz bir uçurum ve muhteşem baraj manzarasıyla görülmeye değer bir doğa harikası… Ziyaretçilerini fazlasıyla heyecanlandıran bir yüksekliğe ve manzaraya sahip Ali Kayası. 148 metre yükseklikte bulunan Ali Kayası ve çevresi hazırlanan proje ile turizme kazandırılacak.Kahramanmaraş’ta heybetli görünüme sahip olan Ali Kayası ve çevresi fotoğrafçıların uğrak yeri haline geldi.Süleymanlı (Ilıca) Karayolunun 32. kilometresinde yer alan ‘Ali Kayası’ iki sarp yalçın kayanın arasında çağlayanlar halinde akan sularıyla fotoğrafçıların ilgi odağı oldu.Etrafı çam ve meşeliklerle kaplı olan Ali Kayası’nın yüksekliği ise 148 metre.Mavi ve yeşilin buluştuğu alana mutlaka herkesin gelip görmesi gerektiğini söyleyen fotoğrafçılar, “Ali Kayası muhteşem bir manzaraya sahip. Doğasıyla, havasıyla, manzarasıyla insanı cezp ediyor. Manzaraya güzellik katan Menzelet Baraj Gölü’yle birlikte kadrajımızda renkleniyor. Burayı mutlaka gelip görsünler. Fotoğraf çekilmek için ise harika bir yer” dediler.Efsaneye göre İslam halifelerinden Hazreti Ali, atı Düldül’ün üzerinde dağdan dağa uçarak sefer yapmaktaydı. Rivayete göre, Hazreti Ali bu seferlerin birinde Kahramanmaraş-Göksun arasında kalan bir dağda konaklamak için atı Düldül’ün ayaklarını sertçe yere basması sonucunda, buradaki bir kaya üzerinde atının ayaklarının izi kaldığı söylentisi, kulaktan kulağa günümüze kadar gelmiştir. Söz konusu bu dağın tamamına yakın bir kısmı kayalardan oluşmaktadır. Rivayetten esinlenerek bu kayalıklara Ali Kayası adı verilmiştir.Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, turizm yatırımları kapsamında Ali Kayası’nda hayata geçirilecek yatırım öncesi alanda incelemelerde bulundu. Başkan Güngör, “Kahramanmaraş’ımız, Ali Kayası, İçmeler’i, Ilıca’sı, Yedikuyular’ı, Yeşilgöz’ü ve daha nice bölgesiyle ciddi bir turizm potansiyeli taşıyor. Bu potansiyel doğru değerlendirildiği takdirde kalkınmanın pozitif seyri açısından kilit bir rol oynuyor. İnşallah, 2021 yatırımlarımız ve uzun vadeli eylem planlarımız ile bu bölgelerimizin bacasız sanayiden aldığı pazar payını artıracak projeleri hayata geçireceğiz. Ali Kayası’nda da hem baraj üzerinden hem de karayoluyla ulaşılabilecek bir seyir terası ve mesire alanını da buraya kazandırmış olacağız. Hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.Ali Kayası için hazırlanan proje ile bölgenin cazibesinin artırılması hedefleniyor. İlk olarak bölgeye rahat ulaşım sağlayacak karayolu ve bu çalışmalarla birlikte cam seyir terası, asma köprü, yüzer iskele, kafeterya ile yürüyüş ve dinlenme alanlarının bölgeye kazandırılması planlanıyor.

  • Develere özel trafik lambası
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 05:59

    Çin’de dünyanın ilk develere özel trafik lambası kullanıma girdi.Çin’in Gansu bölgesindeki lambalar, bölgedeki develer ile turistlerin trafiğini düzenlemeye yarıyor. Fotoğraflar: ECNSIşık yeşil yandığında develer yolun karşısına geçiyor, kırmızı yandığında ise turistler.Bölgede, kum tepeciklerinin çevirdiği hilal şeklindeki göl, turistlerin gözdesi.Bölgeyi gezenlerin yürürken veya kum tepeciklerini aşarken, ayaklarının bazı sesler çıkardığını duyduğu söyleniyor.Develer, turistleri kum dağlarından gölün bulunduğu bölgeye taşımak için kullanılıyor.Binlerce deve turistlere bölgeyi gezdiriyor.

  • Rusya Tur Operatörleri Birliği: Türkiye’ye 533 bin tur satıldı
    by NTV on 13 Nisan 2021 at 03:45

    Rusya Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova’nın Türkiye ile Rusya arasındaki normal ve charther uçuşların 15 Nisan-1 Haziran arasında sınırlandırma kararını duyurmasının ardından Rusya Tur Operatörleri Birliği ATOR, söz konusu dönemde 533 bin tur paketinin satıldığını açıkladı. ATOR, Rus turizmcilerin zararının büyük olduğunu ifade etti.Türkiye ile Rusya arasındaki uçuşlara ilişkin Moskova’dan yapılan açıklamada, normal ve charther uçuşların 15 Nisan-1 Haziran arasında sınırlandırmasına karar verildi. Konuyla ilgili açıklama Rusya Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova’dan geldi. Golikova, “Türkiye ile Rusya arasındaki normal ve charther uçuşların 15 Nisan-1 Haziran arasında sınırlandırmasına karar verildi.” dedi.Moskova hükümetinin 1,5 ay süreyle Türkiye’ye uçuşları durdurma kararı hem tatil için Türkiye hayali kuran yüz binlerce Rusya vatandaşını etkiledi, hem de Rus turizmine darbe vurdu. 533 BİN TUR PAKETİ SATILDIRusya Tur Operatörleri Birliği ATOR, yasak nedeniyle uğranacak zarar konusunda yaptığı açıklamada, uçuş yasağı getirilen 15 Nisan-1 Haziran döneminde 533 bin tur paketinin satıldığını duyururken, söz konusu turlar için 32 milyar ruble (yaklaşık 413,7 milyon dolar) ödendiğini belirtti. Tur satın alanların yüzde 40’ının çocuklu ailelerin oluşturduğu kaydedilirken, binlerce kişinin iptaller nedeniyle ödedikleri paraları geri alabilmek için tur acentalarına başvurduğu kaydedildi.

  • Yunanistan’dan tatilcilere karantina muafiyeti
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 14:52

    Yunanistan 14 Mayıs’tan itibaren tatilcilere karantina zorunluluğunu kaldırıyor. Muafiyet, aşılananlarla negatif test sonucu ibraz edenler için geçerli olacak.Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden Yunanistan’a tatil amacıyla gelen yabancılar 14 Mayıs’tan itibaren karantina yükümlülüğünden muaf tutulacak. Ancak muafiyetten sadece korona aşısı yaptırmış olanlar ile PCR testi yaptırmak suretiyle virüs taşımadığını belgeleyenler istifade edebilecek. Turizm Bakan Yardımcısı Sofia Zaharaki Yunan haber kanalı Skai’ye verdiği demeçte, “Tatilciler ya aşılanmış olmalı ya da bir korona PCR testi yaptırmalılar” dedi.  Bakan yardımcısı bu koşulları yerine getirenlerin Yunanistan’a “özgürce” seyahat edebileceklerini vurguladı.Bakan yardımcısı karantina muafiyetinin AB ülkeleri dışında ayrıca Sırbistan ve Birleşik Krallık gibi bazı ülkelerin vatandaşları için de geçerli olacağını sözlerine ekledi.İSRAİL VATANDAŞLARI DA MUAFAtina Mart ayı sonunda Yunanistan’a tatil için gelecek olan İsrail vatandaşları için de karantina zorunluluğunu kaldırmıştı. Buna göre İngilizce düzenlenmiş bir aşı belgesini ibraz eden İsrail vatandaşları tatil için geldiklerinde Yunanistan’da karantinaya girmek zorunda kalmıyor. Ancak İsrail vatandaşlarının iki doz aşıyı da yaptırmış olmaları ve ikinci aşının üzerinden en erken iki hafta geçmiş olması gerekiyor. Ayrıca İsrailli turistlerden 72 saatten eski olmayan bir PCR testi sonucunu da ibraz etmeleri isteniyor.Salgın nedeniyle yaz mevsiminde turizm gelirlerinden mahrum kalmak istemeyen Atina, AB’den ortak bir “aşı belgesi” hazırlamasını istiyor. Böylece ülke gelirinin yaklaşık beşte birini oluşturan turizm sektöründe gerileme kaydedilmesinin önüne geçilmek isteniyor. Turizm Bakan yardımcısı, aşı olanlara verilmesi planlanan söz konusu aşı belgesinin Haziran ayına kadar hazırlanmasını umduklarını söyledi.CORONA VİRÜS HİÇE SAYILDI

  • Yerden 200 metre yüksekliğe yapıldı, nefes kesecek
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 14:03

    Sivas’ın Divriği ilçesinde yerden 200 metre yüksekliğe yapılan, ziyaretçilerine adrenalin tutkusunu doyasıya yaşatacak olan cam teras, Mayıs ayında açılıyor.Sivas’ın Divriği ilçesinde turizm potansiyelini artırmak amacıyla geçtiğimiz yıl bir dizi çalışmalara imza atıldı. İlçede bulunan başta Ulu Cami ve Darüşşifası olmak üzere tarihi yapıları ve konakları ziyaretçilerin manzarasına sunacak olan cam teras projesi çalışmaları hızla sürüyor.Yerden yaklaşık 200 metre yükseklikte kayalıkların üzerine inşa edilen cam seyir terası, kırılan cam efekti ile ziyaretçilerine adrenalin tutkusunu yaşatacak.Sivas Valisi Salih Ayhan, kuş bakışı ile vatandaşlara eşsiz bir manzara sunan cam terası projesi çalışmalarını yerinde inceledi. Vali Salih Ayhan’a Divriği Kaymakamı Mehmet Bek, İl Jandarma Komutanı İdris Tataroğlu eşlik etti.Vali Salih Ayhan burada yaptığı açıklamada, “Sivas Divriği ilçemiz bizim göz bebeğimiz sivil mimarisiyle, kültürel değerleriyle adeta Türkiye’nin en zengin ilçelerimizden birisidir. Divriği Ulu Cami Darüşşifası bunun tacı Mengüceklilere başkentlik yapmış bu güzide ilçemize ne yapsak azdır. Dolayısıyla bu potansiyeli ortaya çıkarabilmek turizm enstrümanı olarak hem kültürel mirasımızı muhafaza edip hem de bu mirasımızı güzel bir şekilde gelecek nesillere aktarmak aynı zamanda turizm potansiyelimizden faydalanmak istiyoruz. Divriği Ulu Cami’nde çalışmalar devam ediyor. Sokak sağlıklaştırmaları sivil mimari örneklerin muhafazası devam ediyor. Bununla birlikte hakikaten buraya adeta bir cazibe merkezi yapacak ve daha artacak projelerimizden birisi de cam teras ve seyir yürüyüş alanları Çaltı kanyonu üzerine doğa harikası bir yer’’ şeklinde konuştu.Vali Ayhan, cam terasın Mayıs ayında açılmasını planladıklarını belirterek, “Türkiye’de birçok cam teras var. Ama buranın özellikleri çok farklı çok heyecan verici olacak. Adeta herkesin gezip görmesi gereken iştiyaklı ve arzulu olacak. 110 metre kare alan yaklaşık 2 kilometre yürüyüş parkurları birçok aktivite ile birlikte Sivas ve Divriği ilçemiz harika bir değer kazandı. Vizyon bir projeyle Sivas turizm potansiyelimizi Divriği’nin turizm potansiyelini daha yukarıya kullanmış olduk. Mayıs ayına doğru buranın açılışını gerçekleştireceğiz. Peyzaj çalışmaları yapılmakta ve buradaki özel işletme modeliyle birlikte bu cam ve seyir terası alanı Sivas’ın turizmine çok büyük değer katacak. Hızlı trenin Sivas’a gelmesiyle raybüs seferlerinin daha aktif olması ile birlikte Divriği’ye yeni bir havaalanı yapılıyor havaalanının da bitmesi ile birlikte burası bizim göz bebeğimiz olacak. Çok mutluyuz, heyecanlıyız, gurur duyuyoruz bu potansiyeli ortaya çıkarmamızda destek olanlara teşekkür ediyoruz’’ dedi.

  • Denizli’de 2 milyon yıllık ‘Yeraltındaki gizli Pamukkale’ Kaklık Mağarası şifa dağıtıyor
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 11:20

    Denizli’de ‘Yeraltı Pamukkale’si olarak bilinen ve yapılan düzenlemelerle 2002 yılında turizme açılan 2 milyon yıllık Kaklık Mağarası, yüzlerce metre derinlikten yüzeye çıkan kükürtlü ve yoğun karbonatlı jeotermal suyuyla, cilt hastalıklarına şifa arayanların uğrak yeri olmaya devam ediyor.Denizli’nin Honaz ilçesine bağlı Kaklık Mahallesi’nde bulunan Kaklık Mağarası şifalı yüksek kükürtlü suyu ile cilt hastalıklarında şifa arayanların uğrak merkezi olmaya devam ediyor.İçindeki UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale’ye benzer travertenleriyle ‘Yeraltındaki gizli Pamukkale’ olarak da bilinen Kaklık Mağarası, pandemi yasaklarına rağmen haftada yerli ve yabancı binlerce turisti ağırlamaya devam ediyor.2 milyon yıl önce oluşumu başlayan ve tavanında oluşan çökme sonucu keşfedilerek 2002 yılında turizme açılan mağaranın yanında, sazlıklar arasında yer altından kaynayarak çıkan serbest veya kanallar içinde akan termal sular, yöre halkınca ‘Kokar Hamam Pınarı’ olarak anılıyor.Kaklık Mağarası’ndaki havuzlar, Pamukkale’dekine çok benzeyen basamaklar halinde üst üste oluşurken; tavanı ise damlataşı, sarkıtlar ve dikitlerle süslü yapısıyla dikkat çekiyor. Yılın her mevsiminde 24 ile 25 derece sabit sıcaklıkta olan berrak, renksiz ve kükürt kokulu termal su, antik çağlardan bu zamana bazı cilt rahatsızlıklarına da iyi geldiği belirtiliyor.Doğal koruma alanı olan ve 190 metre uzunluğundaki Kaklık Mağarası’na ahşap merdivenlerle iniliyor. Daire şeklinde tahta yolu ile travertenlerin etrafında dolaşma imkanı sunuyor. Kaklık Mağarası yerli ve yabancı turistler tarafından hala daha ilgi çekmeye devam ediyor.Mağarada çıkar yoğun kükürtlü suyun tarlaların sulanmasında da kullanıldığı, su içindeki kükürt nedeniyle bölgede yetişen ürünlerin kalitesinin ve veriminin arttığını anlatan Kaklık Mağarası görevlisi Ali Kuzgun, “Mağaramız deri ve cilt hastalıklarına faydası olan suyun özellikle bu konularda tedavi amaçlı kullanılan bir mağaradır. Çökme sonucu oluşmuş bir mağara, ilk keşfi 1839 yılında 2 Fransız keşifçi tarafından yapılmıştır. Ondan sonra sulama amaçlı yakın tarihte bir bölge kırılarak açığa çıkartılmıştır. Mağaramızın asıl özelliği yeraltı Pamukkale’si olmasıdır.Çünkü suyun içerisinde bulunan çinko ve aşırı derecede bulunan kirecin oluşturduğu tabakalar, yer altında Pamukkale’yi oluşturmaktadır. Aynı zamanda mağaranın bir diğer özelliği de içerisindeki kükürttün fazla olmasından dolayı astım, deri, cilt hastalıkları, mantar, egzama ve kaşıntı gibi rahatsızlıklara faydası olduğu düşünülmekte ve bu yüzden çok fazla ziyaretçi alıyoruz. Mağaramız iddia ediyorum en güzel mağaralardan birisidir” diye konuştu.Antalya’dan yakınları ile birlikte beyaz cennet Pamukkale travertenlerini ve yer altı Pamukkale’si olan Kaklık Mağarasını ziyaret gelen Ramazan Çiloğlu; “Burayı önce bir arkadaşım gezmişti, onun paylaşımlarında gördüm. Dün akşam Karahayıt’ta kaldık, ilk defa geliyoruz çok güzel bir yer. Biz sadece mağaranın görsellerini görmüştüm ama burada suyun faydaları anlatıldı bizlere. Burada arkadaşın birisi su dolduruyordu, biz içildiğini düşünüyorduk ama kükürtlü bir suymuş. Su duş almak için sedef hastalıkları ve cilt hastalıkları için kullanılıyormuş. İlk defa gelmemize rağmen güzel bir yer çok hoşumuza gitti” dedi.Mağarayı araştırdıktan sonra gelen Selçuk Akça; “Biz Antalya’dan geldik, gerçekten gezilecek bir yer çok doğal manzaralı, tüm Türkiye’mize insanlarımızın burayı gezmesini tavsiye ederim çok güzel bir yer gerçekten. Biz merak ediyorduk, çok iyi oldu. Antalya’ya gelen arkadaşlarımızdan duyuyorduk, nasip bugüneymiş ve çok güzel insanların burayı gelip görmesini tavsiye ederim” ifadelerini kullandı.Mağara Denizli Ankara karayolunda il merkezine 30 kilometre mesafede Honaz ilçesine bağlı Kaklık Mahallesinde bulunan Kaklık Mağarası; damlataşı, sarkıtları ve dikitleriyle Pamukkale’de bulunan travertenlere benzer, traverten basamaklarıyla eşine rastlanmaz güzelliğe sahip.Mağara içerisinde bol miktarda termal su bulunuyor. Berrak, renksiz ve kükürt kokulu olan bu su varlığı bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği biliniyor. Ayrıca mağaranın yakınında ziyaretçilerin istifadesine sunulmak üzere yapılan yüzme havuzu, küçük amfi tiyatro, seyir alanları, kafeterya ve kameriyeler Mayıs 2002 tarihinden itibaren turizmin hizmetine sunuldu.Kaklık Mağarası’nın doğrudan gün alan ve sürekli damlayan veya akan duvarlarında, sık bir yosun ve küçük yapraklı sarmaşık türü bitkiler gelişti. Aydınlanmaya bağlı olarak gün içinde yeşilin değişik tonlarını alan bu bitkiler, mağaraya ayrı bir güzellik katıyor.

  • Palandöken’de nisanda kayak keyfi
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 10:15

    Erzurum Palandöken Kayak Merkezi’nde ilkbaharda da kayak yapılıyor. 56 saatlik sokağa çıkma kısıtlamasında Palandöken’e giden kayakseverler, gün boyu kaymanın keyfini çıkardı.Deniz seviyesinden 3 bin 176 metre yükseklikteki Palandöken’in pistlerinde, 1,5 metreyi bulan karda kayak sezonu devam ediyor.Türkiye’nin dört bir tarafından Palandöken’e gelen yerli ve yabancı turistler, ilkbaharda kayak yapmanın keyfini çıkarıyor.Otelde konaklayanlar ya da sporcularla dolan pistlerde kısıtlamada rengarenk görüntüler ortaya çıkıyor.Yaşlısıyla, genciyle pistleri dolduran kayakseverlerden Dilşat Özak, “Kayak için ailece Trabzon’dan geldik. Kısa bir kayak tatili yapmak istedik. Çok keyif alıyoruz. Her pist açık olmasa da burası çok güzel. Ben kayakta çok acemiyim ama öğrenerek halletmeye çalışıyorum. Bu mevsimde kayak yapmak çok keyfili oluyor” diye konuştu.Palandöken’de kayak öğretmenliği yapan Yavuz Kıyıcı ise “Nisanın 15’ine kadar kayak sezonu devam edecek. Pistlerin onarımı için iki gün ara verildikten sonra tekrar açılacak ve mayıs ayında da kayak yapılabilecek” dedi.

  • Hatay’da volkanik Haydarlar Gölü turizme kazandırılacak
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 10:02

    Hatay’ın Hassa ilçesinde asırlar öncesinde volkanik patlama sonucu meydana gelen kayaların arasında oluşan Haydarlar Gölü, görenleri kendine hayran bırakıyor.Hassa’ya 4 kilometre mesafedeki volkanik Haydarlar Gölü, el değmemiş doğası, Amanos Dağları manzarası ve kayalar arasındaki konumuyla dikkat çekiyor. BİN ESİRİN YAPTIĞI ‘TİTUS TÜNELİ’ GEZGİNLERİN YENİ GÖZDESİTBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı ve AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, gölün en kısa sürede turizme kazandırılacağını söyledi.Haydarlar Gölünün yazın kuruduğunu belirten Yayman, “Biz buraya Tahtaköprü Barajından su getirdik. Artık yaz aylarındagöl, birçok kuş çeşidine ev sahipliği yapacak. Hatay bildiğiniz üzere dünyanın en önemli kuş yollarından bir tanesi o yüzden bu gölün suyu eksik olmayacak” dedi.Haydarlar Gölü’nün yavaş yavaş ülke çapında bilinmeye başladığını belirten Yayman, “Burası volkanik bir alan ve en kısa sürede yapılan çalışmalarla turizmin vazgeçilmezleri arasına girecektir” diye konuştu.Amanos Dağları’nın eteklerinde kayaların arasındaki Haydarlar Gölü’nde 20 çeşitli türden kuş gözlemlenerek kayıt altına alındı. Volkanik göl, başta sakar meke, ak balıkçıl ve batağan olmak üzere çok sayıda göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor.Gelecek aylarda göldeki göçmen kuş türü sayısının artması beklenirken Hassa Belediyesi volkanik gölün kurumaması için zaman zaman su takviyesi yapıyor.Hatay Tabiatı Koruma Derneği, Haydarlar Gölü’nde hem çevre projeleri yürütüyor hem de devamlı olarak kuş türlerini gözleyerek kayıt altına alıyor.Hatay Tabiatı Koruma Derneği Başkanı Abdullah Öğünç, Amik Ovası’nın tarihi, kültürel ve doğal birçok zenginliği içinde barındırdığını söyledi. Haydarlar Gölü’nün Hatay için önemli bir yere sahip olduğunu anlatan Öğünç, bölgenin canlanmasıyla gölün çok sayıda yeni kuş türüne yaşam alanı olmaya başladığını belirtti.Hatay’ın içinde barındırdığı doğası, barajları ve gölleriyle adeta kuş cennetine sahip bir konumda olduğunu anlatan Öğünç, şöyle konuştu: “Hassa’daki volkanik gölümüzde yaptığımız çalışmalarda 20 tür kuş gözlemledik. Türlerin yaza doğru artmasını bekliyoruz. Su canlılığının artmasıyla göle yeni tür göçmen kuşlar da gelmeye başladı. Göldeki göçmen kuş türü çeşidi her geçen gün artıyor. Yaptığımız çalışmalar kapsamında sakar meke, büyük ve küçük ak balıkçıl, gri balıkçıl ve batağan gibi göçmen kuşları burada tespit ettik”

  • Dünyaca ünlü Kelebekler Vadisi’nde ‘kaçak su kullanımı’ devam ediyor
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 09:41

    Muğla’nın Fethiye ilçesindeki dünyaca ünlü Kelebekler Vadisi’ne akan şelaleyi besleyen kaynaktan; Faralya Mahallesi’nde yaşayanlar ile bölgedeki otel ve pansiyon sahiplerinin borular döşeyerek kaçak su kullanmaya devam ettikleri ortaya çıktı. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kaçak su kullanımıyla ilgili bir süre önce soruşturma başlattığı belirtildi.Muğla’nın Fethiye ilçesinde yer alan ve dünyaca tanınan Ölüdeniz’deki, 80’den fazla kelebek türünün yaşadığı Kelebekler Vadisi’ne tam ortasından dökülen şelale, yaklaşık 50 metrelik bir mesafe kat ettikten sonra denizle buluşuyor.Şelaleye, Babadağ eteklerindeki kırsal Faralya Mahallesi Güdürümsü mevkiindeki kaynaktan çıkarak gelen su, son dönemde azaldı.Yapılan incelemeler sonunda da kaynaktan şelaleye kadar olan yaklaşık 200 metrelik bölümde çok sayıda irili ufaklı kaçak borular olduğu belirlendi. Olayın ortaya çıkmasının ardından Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı 26 Mart’ta soruşturma başlattı.Soruşturma kapsamında jandarma suyun kaynağına gelerek fotoğraf ve görüntüler çekerek inceleme yaptı. Soruşturmanın devamında kaçak su kullananların tespit edilip, ifadeleri alınacağı bildirildi.Kelebekler Vadisi’ndeki suyun azalmasının nedeninin tam 33 yıl öncesine dayandığı ortaya çıktı. Faralya Mahallesi sakinleri, aralarında para toplayıp, 1988 yılında bölgeye su deposu yaptırdı. Kaçak yerleştirdikleri borularla da evlerine su çekti.Tarlalarını da buradan sulayan mahallelinin ardından bölgedeki bazı otel, motel ve pansiyonlar da beton ya da plastik su depoları yerleştirip, kaynaktan su almaya başladı. Böylelikle tam 33 yıl boyunca 200 haneli, 568 kişi nüfuslu Faralya Mahallesi’ndeki evler ile işletmeler tarafından kaçak su kullanıldı.Yüzme havuzları bile bu kaynağa döşenen borularla dolduruldu. Yapılan incelemede mahalledeki ev ve tesislerin büyük bölümünde su sayacı olmadığı gibi abonelik bulunmadığı da belirlendi. Muğla Büyükşehir Belediyesi ise kaçak su kullanımının önlenmesi için Özel Çevre Koruma alanı olan Faralya Mahallesi’nin Milli Emlak’tan devrini bekliyor.Faralya Mahallesi’ndeki otel, pansiyon ve evlerin kaçak su kullanımının iki hafta önce ortaya çıkmasına rağmen akarsuyun kaynağında yapılan herhangi bir çalışma olmadığı görüldü. Mahalledeki evler ve tesisler kaynaktan kaçak borularla su çekmeye devam ediyor.Kelebekler Vadisi’nin işletmesini elinde bulunduran Anadolu Turizm Geliştirme Kooperatifi Başkanı Avukat Hasan Gürbüz, vadinin tehlike altında olduğunu ifade ederek, “Kaçak su kullanımının ortaya çıkmasının ardından halen bir çözüm üretilmedi. İlgili kurumlar inceleme yaptı. Ama iki hafta geçti hala kaçak su kullanımına devam ediliyor. Savcılık da soruşturma başlattı. Ben de şikayetçi oldum. Yaz aylarının gelmesiyle su kullanımı daha da artacak burada da kuraklık yaşanacak. Kaynaktan su alınıp, tankerlerle satıldığını da biliyoruz. Şelalenin kaynağından kaçak su kullanımı devam ederse, şelale kurur ve Kelebekler Vadisinin doğasını sulamak mümkün olmaz ve burası içinde ciddi bir tehlike demek” dedi.Fethiye’nin olduğu kadar Türkiye’nin de doğal güzelliklerinden biri olan Kelebekler Vadisi, 350 metreye ulaşan sarp kayalıklarıyla çevirili.İsmini; barındırdığı 80’den fazla kelebek türünden ve özellikle Kaplan kelebeğinden alan vadi, muhteşem atmosferiyle konuklarına unutamayacakları anılar bırakıyor.

  • Corona virüs tatilcinin alışkanlıklarını değiştirdi
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 09:14

    Corona virüs, yerli ve yabancı tatilcinin ‘tatil’ anlayışını değiştirdi. Önceden açık büfe restoran, her şey dahil sistem, kapalı mekandaki konser, bar, disko, havuzlar sorulurken, yeni dönemle birlikte tatilciler en çok corona virüs önlemleri, izole tatili, kendisine ait havuz, bahçe ve alakart restoranı sorar oldu. Tatilci, pandeminin belirsizliği nedeniyle daha kısa vadeli rezervasyona yöneldi. Tesisler ise tatilcilere daha güvenli tatil sunmak için fiziki birçok değişikliğe gitti.Her yıl milyonlarca turist ağırlayan turizmin başkenti Antalya, geçen yılı corona virüs gölgesinde tamamladı. Kentteki 5 yıldızlı oteller ‘güvenli turizm’ sertifikası alarak yerli ve yabancı tatilcilere sağlıklı ve güvenli tatili vaat etti.Corona virüs gölgesinde geçen 2020 sezonunda 4 milyona yakın turisti ağırlayan kent, yeni sezon için de hazırlıklarını tamamladı.Tesisler, tatilcilere daha güvenli tatili sunmak için fiziki birçok değişikliğe gitti. Bu sezon daha çok açık alanların rağbet göreceğini öngören tesis yöneticileri, tatilcilerin kapalı mekan yerine daha çok açık alanlarda vakit geçirebileceği aktiviteler oluşturuyor.Pandemiyle birlikte değişen alışkanlıklardan biri de tatil planı oldu. Tatilciler pandemi öncesinde kış mevsiminden yazın tatil yapacakları destinasyonu ve tatil süresini planlayıp erken rezervasyon yaparken, yeni dönemle birlikte her an değişen pandemi koşulları nedeniyle kısa süreli rezervasyona yöneldi.Antalya’nın Serik ilçesine bağlı 5 yıldızlı otellerin bulunduğu Belek bölgesindeki tesislerde, bugünlerde rezervasyon hareketliliği yaşanıyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) ve bölgede bir otelin yönetim kurulu üyesi olan Deniz Üstertuna, 2020 yılında pandemi olmasaydı çok güzel bir sezon geçirileceğini öngördüklerini, ancak tam tersinin yaşandığını söyledi.Turizmcilerin krizlere alışkın olması nedeniyle pandemiyi de soğukkanlılıkla karşıladığını ifade eden Üstertuna, kendi otellerini kapatmadıklarını ve misafirlere hizmet vermeye devam ettiklerini anlattı. Alışkanlıkların değiştiğini ve tatilcilerin artık erken rezervasyonu pek düşünmediğini kaydeden Üstertuna, “Erken rezervasyonda azalma var. Belirsizliğin getirmiş olduğu bir durum. Çok fazla kapanan destinasyon var. İptal ettiği uçak biletinin parasını alamaması gibi sebeplerden dolayı son dakikaya ya da çok yakın zamana kadar bekliyor artık tatilci. Bu da otelcinin önünü daha az görmesine neden oluyor. Şu an itibariyle otellerde rezervasyon doluluk oranı yüzde 40″ dedi.Gün aşırı corona virüsle ilgili denetimlerden geçtiklerini belirten Üstertuna, bundan rahatsızlık duymadıklarını, rehavete kapılmanın önüne geçmek adına bir anlamda iyi olduğunu da söyledi. İnsanların artık daha izole tatil istediğini belirten Üstertuna, “Çok fazla insan içine girmeden. Büfeden almak yerine alakart restoranları tercih etmeye başladı. Restoranlarımızın kapasiteleri artık zorlanıyor. Açık büfe daha az tercih ediliyor. Bahçesi olan, dış alanları uygun olan yerler tercih ediliyor” dedi.Yurt dışı tatil destinasyonlarının pandemi nedeniyle birçoğunun kapanması nedeniyle bu yıl ilk defa yerli turistin de iç piyasadaki tesislere ağırlıklı yöneldiğini belirten Üstertuna, yerli turist sayısının arttığını kaydetti.Bu yıl yine turizm sektörünün lokomotif milletinin Ruslar olduğunu belirten Üstertuna, “Oteller sezonun yoğun olduğu dönemlerde rezervasyon açısından yüzde 80’leri görebilir. Yerli turist de yurt dışına gidemediği için yurt içindeki lokasyonları değerlendirecek. Bu da bütün otellerde bir yansıma buldu. Daha az Türk misafir kabul eden otellerde bile sayı arttı. Bizde dahi normal zamanlarda yüzde 7 olan Türk misafir oranı 2’ye katlandı. İç pazarın da ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Bahçesi, açık alanları büyük olan oteller bu dönemde avantajlı” diye konuştu.

  • Van’da finale kalan ‘Van Gölü’ fotoğrafı heyecanı
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 08:42

    ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) düzenlediği “Dünya Turnuvası” adlı çevrim içi fotoğraf yarışmasında finale kalan uzaydan çekilmiş Van Gölü fotoğrafı, kentte büyük heyecana neden oldu.NASA’nın başlattığı yarışmada, 32 fotoğraf arasında bulunan ve Astronot Kate Rubins’in 12 Eylül 2016’da çektiği Van Gölü fotoğrafı ile Astronot Don Pettit tarafından 2012’de çekilen Amerika Kıtası üzerinde hareket halindeki yıldızların bulunduğu fotoğraf finale kaldı.Bölgenin en önemli değerlerinden biri olan, eşsiz koyları, masmavi suları ve bozulmamış doğasıyla insanları cezbeden Van Gölü’nün, uluslarararası bir yarışmada gündeme gelmesi büyük yankı buldu.Vanlıların, fotoğrafın birinci seçilmesi için sosyal medya üzerinden başlattıkları kampanya, kısa sürede etkileşim rekoru kırdı ve tüm kesimlerden destek gördü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın yanı sıra bakanlar, bakan yardımcıları, valiler, milletvekilleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, siyasi parti yöneticileri, belediye başkanları, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de Van Gölü fotoğrafının oylanması için destek çağrısında bulundu.Yarattığı heyecanla kentin ana gündemi haline gelen oylama, bugün ABD yerel saatiyle 12.00’de sona erecek. Yarışmanın son anına kadar oylamayı sürdürerek Van Gölü fotoğrafının birinci seçilmesi için mücadele veren Vanlılar, daha sonra merakla oylamanın sonucunu bekleyecek.Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Emin Bilmez, Van Gölü’nün ülke ve bölge için önemli bir değer olduğunu belirterek, oylamaya destek çağrısını yineledi. Uzaydan çekilen görüntünün, Van Gölü’nün etkileyiciliğini ve ne kadar gizemli olduğunu gösterdiğini vurgulayan Bilmez, “Van Gölü’müzün birinci olmasının, ilimizin, bölgemizin ve ülkemizin tanıtımına çok katkısı olacaktır. Sahip çıkılması gereken ender değerlerden birisi. Van Gölü konusunda farkındalık yaratılmasına, gelecek nesillere aynı mavilikte teslim edilmesine ve turizmin gelişmesine katkısı olacaktır” ifadesini kullandı.Edremit Belediye Başkanı İsmail Say ise uzaydan fotoğrafı çeken Astronot Kate Rubins’i, resmi olarak kente davet ettiklerini söyledi. Bir süre önce NASA tarafından başlatılan fotoğraf yarışmasında 32 fotoğrafın beğeniye sunulduğunu anımsatan Say, şunları kaydetti:”Bunlardan biri de Van Gölü’nün uzaydan çekilen fotoğrafıydı. Bu fotoğraf sırasıyla çeyrek finale, yarı finale ve en sonunda finale kadar yükseldi. Bugün oylama sona erecek. Belediye olarak çeyrek finalden itibaren bu yarışmaya dikkat çektik. Tüm Vanlıları ve ülke genelinde herkesi destek vermeye davet ettik. Sonuçta çok güzel bir ivme yakalandı. Destek veren herkese teşekkür ederiz. Finale kalan Van Gölü’nü birinci yapmak için son ana kadar oylamayı sürdürelim. Fotoğrafı çeken astronotu daha önce yazılı ve resmi olarak ilimize davet etmiştik. Bu talebimizi bugün bir kez daha tekrarlıyoruz”Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş da Van Gölü’nün 1650 metre yükseklikte, dünyadaki en eşsiz ekosistemlerden biri olduğunu vurguladı. Yüksek miktarda soda içeren, ilkbahar ve sonbahardaki akıntılarla harika görsellerin oluştuğu gölün, yarışma sayesinde dünya gündemine taşındığını dile getiren Akkuş, sözlerini şöyle sürdürdü:”NASA’daki astronotun uzaydan çektiği fotoğrafta Erciş Körfezi’ndeki akıntıları çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bunu hiçbir gölde görmek mümkün değil. Çünkü sodayla beraber bir beyazlık oluşuyor ve inanılmaz bir görsel şölen ortaya çıkıyor. Bütün şehirler ekoturizmden faydalanmak için müthiş bir yarış içerisinde. Her ülke ve şehir tanıtıma büyük miktarlarda para harcıyor. Amaç daha fazla turist çekmek. Fakat NASA’daki astronotun çektiği fotoğrafla tek kuruş harcamadan milyonlarca insanın takip ettiği, gördüğü bir tanıtım gerçekleştirmiş oluyoruz. Bunu fırsata çevirmemiz lazım. Türkiye’deki herkesin oy vermesini bekliyoruz. Çünkü vereceğimiz her oy aslında ülkemizin milli gelirine yapacağımız bir katkıyı ifade ediyor. Bu fotoğrafın birinci olmasıyla binlerce insanı buraya çekebiliriz”ABD Havacılık ve Uzay Ajansı, 20 yılı aşkın sürede Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan astronotların çektiği dünya fotoğrafından oluşan yarışmada, birçok fotoğrafı eleyen Van Gölü’nün uzaydan çekilen görseli finaldeki yerini aldı. Yarı finalinde Castellanus bulut kulesine karşı oyların yüzde 94’ünü alarak finale yükselme başarısı gösteren Van Gölü fotoğrafı, final için de iddiasını sürdürüyor. Astronot Kate Rubins’in 12 Eylül 2016’da çektiği Van Gölü’nün uzaydan göründüğü fotoğrafla ilgili ayrıca Van Gölü’nün dünyanın en büyük sodalı gölü olduğu bilgisine de veriliyor. UZAYDAN ÇEKİLEN VAN GÖLÜ FOTOĞRAFI FİNALDE: İŞTE TÜM FOTOĞRAFLAROylama sırasında ise NASA’nın sitesi çöktü. Oy kullanmak için siteye giren birçok vatandaş, “Sorry, earth observatory is not available right now (Üzgünüm, dünya gözlemevi şu anda kullanılamıyor)” yazısıyla karşılaştı.Bugün ABD saatlerine göre öğle saatlerinde sona erecek fotoğraf oylaması https://earthobservatory.nasa.gov/tournament-earth adresi üzerinden yapılıyor.8 Mart’ta Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan çekilmiş 32 favori fotoğrafla başlayan yarışmanın finaline kalan Astronot Kate Rubins’in 12 Eylül 2016’da çektiği Van Gölü fotoğrafı ile Astronot Don Pettit tarafından 2012’de çekilen Amerika kıtası üzerinde hareket halindeki yıldızların göründüğü fotoğrafı yarışıyor.Oylamanın son gününde devlet erkanı da sosyal medyada yapılan paylaşımlarla oy istedi. Oy çağrısında bulunan isimler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da yer alırken, Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumlar da destek verdi.

  • Van Gölü’ne oy yağmuru: NASA’nın sitesi çöktü
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 08:02

    Van Gölü’nün uzaydan çekilen görseli ABD Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA) düzenlemiş olduğu “Dünya Turnuvası” adlı online fotoğraf yarışmasında finale kalma başarısı elde etti. NASA’nın yarışması 32 fotoğrafla başlamıştı. Oylamanın son gününde devlet erkanın da sosyal medyadan yapılan paylaşımlarla oy istemesi üzerine NASA’nın sitesi çöktü.ABD Havacılık ve Uzay Ajansı, 20 yılı aşkın sürede Uluslararası Uzay İstasyonunda görev yapan astronotların çektiği dünya fotoğrafından oluşan yarışmada, birçok fotoğrafı eleyen Van Gölü’nün uzaydan çekilen görseli finaldeki yerini aldı. Yarı finalinde Castellanus bulut kulesine karşı oyların yüzde 94’ünü alarak finale yükselme başarısı gösteren Van Gölü fotoğrafı, final için de iddiasını sürdürüyor. Astronot Kate Rubins’in 12 Eylül 2016’da çektiği Van Gölü’nün uzaydan göründüğü fotoğrafla ilgili ayrıca Van Gölü’nün dünyanın en büyük sodalı gölü olduğu bilgisine de veriliyor.Oylamanın son gününde devlet erkanı da sosyal medyada yapılan paylaşımlarla oy istedi. Oy çağrısında bulunan isimler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da yer alırken, Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumlar da destek verdi.Oylama sırasında ise NASA’nın sitesi çöktü. Oy kullanmak için siteye giren birçok vatandaş, “Sorry, earth observatory is not available right now (Üzgünüm, dünya gözlemevi şu anda kullanılamıyor)” yazısıyla karşılaştı.Bugün ABD saatlerine göre 12.00’de sona erecek fotoğraf oylaması https://earthobservatory.nasa.gov/tournament-earth adresi üzerinden yapılıyor.8 Mart’ta Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan çekilmiş 32 favori fotoğrafla başlayan yarışmanın finaline kalan Astronot Kate Rubins’in 12 Eylül 2016’da çektiği Van Gölü fotoğrafı ile Astronot Don Pettit tarafından 2012’de çekilen Amerika kıtası üzerinde hareket halindeki yıldızların göründüğü fotoğrafı yarışıyor.

  • Erzurum’un tarihe meydan okuyan eseri ‘Bana Katedrali’ ilgi bekliyor
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 08:00

    Erzurum’a 145 kilometre uzaklıktaki Bana Katedrali (Penek Kalesi), Anadolu’da ayakta kalan nadir tarihi eserlerden biri olarak ilgi bekliyor. Tarihi katedralin bazı bölümleri define avcıları ve bakımsızlıktan yıkıldı. 7’inci yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen tarihi katedralin, Osmanlılar tarafından kale olarak da kullanıldığı biliniyor.Erzurum’un Şenkaya ilçesindeki Penek Köyü’nde bulunan Bana Katedrali, ana yol üzerindeki yüksek bir tepeden kendini gösteriyor. Penek Kalesi olarak da adlandırılan Bana Katedrali bölgenin en önemli tarihi eserlerinden olmasına rağmen ilgisizlikten yok olmak üzere.İki manastır olarak inşa edilen yapının ilki Penek’in 500 metre kuzeydoğusunda yer alırken diğer manastır ise 1 kilometre uzaklıktaki Hoş köyündeki  bir mağara üzerine bulunuyor. Bölge halkı göz kamaştıran tarihi Bana Katedrali’nin restorasyonun yaptırılarak turizme kazandırılmasını istiyor.Fen Bilgisi Öğretmeni Emre Kızıltan, “Bu bölgede yürüyüşler yapan doğa severlerden birisiyim. Şu an Bana Katedrali’nde bulunuyoruz. Burası Anadolu’da ayakta kalan yapılardan bir tanesi. Erzurum’un Şenkaya ilçesinin Penek köyü sınırlarında bulunan bu yapı Penek Kalesi olarak ta bilinmekte. Burası bölgeye uzun süre hüküm sürmüş Gürcü Krallığı tarafından yapılmıştır.Rus Savaşı nedeniyle bir dönem Osmanlıların kalesi (Penek Kalesi) olarak görev almıştır. Bu savaş ve sonraki etkileriyle büyük ölçüde yıkılmıştır. Son dönemde popülerliğini artırmış bu yapı gelen Gürcü Turistlerin dini nikah törenlerine şahitlik ediyor, restore edilerek ülke turizmine kazandırılmayı bekliyor” dedi.Oltulu Esnaf Fırat Aydın ise “Bu bölgede yaşıyorum ama ilk defa Penek kalesine geldim. Bu güzel tarihi eseri yerinde görme imkanı buldum, çok tahrip olmuş onarım yapılarak turizme kazandırılmasını istiyoruz” dedi.Bana Katedrali’nin Rus mimar Anatoly Kalgin tarafından yapılan varsayımsal rekonstrüksiyon çizimi, 1907 Manastırın ana kilisesi Bana Kilisesi ya da Bana Katedrali, genel kabule göre 7. yüzyılda inşa edilmiş bir yapı. 11. Yüzyıla ait bir kaynağa göre katedral 881-923 arasında Gürcü kralı IV. Adarnase tarafından, kubbeli, tetrakonkhos bir yapı olarak yeniden inşa edildi.Bu tarihten itibaren Gürcü Bagrationi hanedanı tarafından Osmanlı dönemine kadar kraliyet katedrali olarak kullanıldı. 16. yüzyılda bölgeyi ele geçiren Osmanlılar bu eski katedrali Kırım Savaşı sırasında Osmanlı ordusu için bir kaleye dönüştürdü. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında büyük ölçüde yıkıldı. Duvar resimlerinin izlerine rastlanan katedralin bir kitabesinin olduğu, bu savaş sırasında burada karargâh kuran Rus ordusundan bir generalin bu kitabeyi götürdüğü söylenir.

  • Van’da çiçeklere bürünen Akdamar Adası’na ziyaretçi akını
    by NTV on 12 Nisan 2021 at 07:46

    Van’da yerli ve yabancı turistlerin uğrak yerlerinden olan Akdamar Adası, havaların ısınması ve badem ağaçlarının çiçek açmasıyla farklı bir güzelliğe büründü.Van’da Akdamar Adası, ilkbaharda badem ağaçlarının çiçek açmasıyla eşsiz görünüme kavuştu.Her yıl binlerce kişinin geldiği, yılın her döneminde ayrı güzelliğe bürünen Akdamar Adası, bugünlerde çiçek açan badem ağaçları, Van Gölü’nün maviliği ve yemyeşil doğasıyla seyrine doyumsuz manzara sergiliyor.Gevaş ilçesinden 20 dakika süren tekne yolculuğunun ardından ulaşılan ada, Artos Dağı’nda henüz erimeyen kar örtüsü ve badem ağaçlarının oluşturduğu renk cümbüşüyle güzel görüntüler oluşturuyor.Eşsiz güzelliği görüntülemek isteyen fotoğraf tutkunları da Van Gölü’nün ve gökyüzünün maviliğiyle bütünleşen eşsiz manzarayı fotoğraf karelerine yansıtıyor.İlkbaharda ziyaretçi sayısında artış yaşanan Gevaş ilçesi sınırlarındaki ada ve üzerinde bulunan Vaspurakan Kralı 1. Gagik tarafından 915-921 yıllarında yaptırılan Akdamar Kilisesi, Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinden gelen misafirlere ev sahipliği yapıyor.Gevaş Belediye Başkanı Murat Sezer, Akdamar Adası’nın havaların ısınmasıyla ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyledi. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği adaya bugünlerde yoğun ilginin gösterildiğini aktaran Sezer, şöyle konuştu:”Adamızdaki güzelliğin ve eşsiz manzaranın tadını çıkarmak isteyenler gelmeye başladı. Herkesi bu güzelliği görmeye bekliyoruz. Adamızda güzel bir renk cümbüşü var. Mavinin, yeşilin, kahverenginin ve çiçeklerin değişik tonlarını ve bembeyaz kar örtüsünü bir karede görmek mümkün. ABD Havacılık ve Uzay Ajansının düzenlediği ‘Dünya Turnuvası’ adlı çevrim içi fotoğraf yarışmasında Van Gölü’nün uzaydan çekilen fotoğrafı da finale kalan 2 fotoğraftan biri oldu. Buradan tüm Türkiye’ye sesleniyoruz. ‘Van Gölü için atılacak bir oy, Türkiye için atılmış bir oydur.’ Herkesi bu konuda destek olmaya çağırıyoruz”Ziyaretçiler ise Akdamar Adası’nın en güzel dönemlerinden birine tanıklık ettiklerini, eşsiz görüntünün tadını çıkardıklarını ifade etti.Corona virüs tedbirleri kapsamında HES koduyla adaya alınan misafirler, Akdamar Adası’na herkesin uğraması gerektiğini söylediler.

  • KDK’dan karavan muayene sürelerinin düzenlenmesi yönünde tavsiye kararı
    by NTV on 10 Nisan 2021 at 09:34

    Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), karavan cinsi araçların muayene geçerlilik sürelerinin yeniden düzenlenmesi yönünde tavsiye kararı verdi.Alınan bilgiye göre, çekme karavan sahibi bir vatandaş, iki yılda bir çağrılması gerekirken her yıl muayeneye çağrıldığını, bu durumun mağduriyet oluşturduğunu ileri sürerek KDK’ya başvuru yaptı.Başvuruyu inceleyen KDK, 750 kilogram ve altındaki karavanların tescil edilmediğini ve muayeneye tabi tutulmadığını ancak 750 kilogram üstündekilerin römork sınıfı içerisinde değerlendirilerek tescile tabi tutulduğunu ve her yıl muayeneye çağrıldığını tespit etti.Ayrıca, farklı ruhsata sahip olmasına rağmen karavanın “kamyonetlerle çekilebilir” gerekçesiyle her yıl muayeneye tabi tutulduğunu belirleyen KDK, bunun hakkaniyete uygun düşmediğini değerlendirdi.KDK, bu konuda açık bir düzenleme olmadığını tespit ederek Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına, karavan cinsi araçların muayene geçerlilik sürelerinin belirlenmesine yönelik açık düzenleme yapılması hususunda tavsiye kararı verdi.Bakanlık, cevap yazısında, karavan cinsi araçların muayene geçerlilik sürelerinin tavsiye kararına uygun olarak belirlenmesi konusunun, yapılacak ilk değişiklikte dikkate alınacağını belirtti.

  • Tünel inşaatında ortaya çıkan mağara turizme kazandırılacak
    by NTV on 10 Nisan 2021 at 09:23

    Zonguldak’ta tünel inşaatı sırasında keşfedilen binlerce yıllık Balık Mağarası, turzime kazandırılmak isteniyor. Mağara araştırmacısı Engin Zaman, “Burası müthiş sarkıtların ve dikitlerin bulunduğu harika bir mağara. Kesinlikle korunması gerekiyor” dedi. Valilik konuya ilişkin çalışma başlattı.Zonguldak Valiliği, tünel inşaatı yaparken ortaya çıkan mağarayı turizme kazandırmak istiyor.  Mağara araştırmacısı Engin Zaman, kentin mağara turizmi için oldukça zengin bir bölge olduğunu söyleyerek, “Burası müthiş sarkıtların ve dikitlerin bulunduğu harika bir mağara. Kesinlikle korunması gerekiyor” ifadelerini kullandı.Ankara yönünden gelen araçların şehir merkezini kullanmadan Kilimli ilçesi yönüne gitmesini sağlayacak Mithatpaşa 1 ve 2 Tüneli’nin Bağlık Mahallesi’ndeki girişinde yapılan çalışmalar sırasında mağara keşfedildi.Yan yana inşa edilen bin 860´şar metre uzunluğundaki iki tüpte çalışmalar devam ederken, bulunan mağarada binlerce yıllık sarkıt ve dikitlerin olduğu tespit edildi.Mağarada incelemelerde bulunan Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz, sarkıt ve dikitleriyle görsel şölen sunan mağaranın İl Özel İdaresi tarafından turizme kazandırılması için çalışma başlatması talimatını verdi. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Karayılmaz da görevlendirilen heyetle birlikte mağarada incelemede bulundu. İlk olarak mağara hakkında bir rapor hazırlanması kararlaştırıldı.Kentte yıllardır mağara araştırmaları yapan Engin Zaman da mağaranın bölge halkı tarafından ‘Bağlık Mağarası’ adıyla bilindiğini, ancak tünel inşaatıyla büyük bir girişin ortaya çıktığını söyledi. Zonguldak’ın mağara turizmi açısından çok zengin bir kent olduğunu belirten Zaman, “Bu üst kısımdaki mağarayı bizler 20 yıl önce çalışmıştık. O zaman uzunluğu 490 metre civarındaydı. Şu an bulunduğumuz yer üst fosil diye tabir ettiğimiz ikinci muhteşem salondayız. Bu kısmın ortaya çıkmasındaki neden ise burada tünel çalışması sırasında giriş çökerek yeni bir fosil giriş açıldı. Böylece halkın girebileceği çok daha büyük alan açıldı. Ancak öncelikle bu çökmenin nedeni ve durumu incelenmesi lazım” dediTurizme kazandırılması için öncelikle mağarada detaylı çalışma yapılması gerektiğini ifade eden Zaman, şöyle konuştu:”Zonguldak Avrupa’da mağara anlamında çok özel bir yere sahip. Bir günde 3 mağara gezebileceğiniz bir vilayet. Avrupa’da böyle bir yer yok. Burasının adı Bağlık Mağarası. Kalsiyum karbonat ağırlıklı oluşumlara sahip. Gerçekten müthiş sarkıtların ve dikitlerin bulunduğu harika bir mağara. Kesinlikle korunması gerekiyor. İncelenmeden sonra jeosit miras olabilecek bir mağara olabilir. Giriş kısmındaki çökmeler nedeniyle oluşabilecek tehlikelere karşı vatandaşın şu an için içeri girmesinin önüne geçilmesi gerekiyor.”

  • 150 yıllık eski fotoğraf makinesiyle Mardin’de turistlere nostalji yaşatıyor
    by NTV on 9 Nisan 2021 at 12:27

    Mardin’de 47 yaşındaki Yücel Erdaş’ın alaminüt fotoğraf makinesi ile çektiği hatıra fotoğraflarına turistler yoğun ilgi gösteriyor.Aslen Ordulu olan ve yaklaşık 10 yıldır Mardin’de yaşayan Yücel Erdaş, arkeolojik kazılar için kente geldi. Bir gün farklı bir iş yapmaya karar veren Erdaş, geçmişte okuduğu fotoğrafçılık bölümünden yola çıkarak ev olarak tuttuğu tarihi yeri stüdyoya çevirdi. 1880’li yıllarda icat edilen şipşak kamera olarak da bilinen alaminüt fotoğraf makinesi oluşturan Erdaş, ‘Mardin Hatırası’ dekorunu oluşturarak çekimlere başladı. Erdaş’ın stüdyosunda geçmişin izlerini taşıyan alaminüt fotoğraf makinesi ile çektiği fotoğraflar, turistlerin ilgi odağı haline geldi.Mardin’e asıl gelme nedeninin arkeolojik kazılar olduğunu belirten Erdaş, “Orduluyum, yaklaşık 10 senedir Mardin’deyim. Uzun yıllar burada ve bölgede kazılara katıldım. Son 2 yıldır da başka bir iş deneyeyim dedim. Fotoğrafçılık yapıyorum. Kullandığım teknik çok eski bir teknik. Hatta ilk fotoğraf tekniği diyebiliriz. Yaklaşık 2 senedir de fotoğraf çekiyorum. Bu kameraların teknik ismi alaminüt kameradır. Halk arasında ulu kamera ya da sulu fotoğraf olarak ta bilinir. Yani bunlar ilk fotoğraf makineleridir” dedi.Kullandığı tekniğin en az 150 yıllık bir teknik olduğunu kaydeden Erdaş, “Çok daha eski bir tarihe götürüyoruz. Fotoğraf okudum yıllar önce. Şimdi tekrar dönmek istedim ama farklı bir işle dönmek istedim. Dijital fotoğraf herkes kullanıyor. Biraz daha farklı bir fotoğraf olsun, daha analog, daha eski tekniklerle çalışayım istedim. İşte bu kamerayı yaptım. Bu teknik aslında ölmüş bir teknik, çoktan terk edilmiş bir teknik. Şimdi onu tekrar yaşatmak, tekrar ona hayat vermek ve yapmışken de kendime eğlenceli bir hobi olsun, para kazanacağım bir iş olsun gibi niyetlerle girdim. Başarılı da olduk. Mardin için ve benim için de güzel oldu. Eğlenceli bir süreç oldu.İlk başta zorluk yaşamadım. Aslında burayı şey niyetiyle tutmamıştım. Stüdyo veya atölye olarak kullanmak niyetiyle tutmamıştım. Ev olarak kullanmak için tutmuştum. Sonrasında buranın fotoğraf çekmeye de müsait olduğu sonucuna vardıktan sonra burayı biraz stüdyo ve atölye gibi kullanmaya başladım. Her kesimden müşterim var. Biliyorsunuz burası turistik bir kent. Buraya yurt dışından ve yurt içinden birçok farklı yerden insanlar geliyor. Her kesimden müşterim var. Sürecin kendisi zaten çok ilginç” diye konuştu.150 yıllık bir teknikle her çektiği fotoğrafın farklı ve güzel bir hikayesi olduğunu vurgulayan Erdaş, “Teknoloji çağıyla ve dijital çağla yarışmak gibi bir niyetim yok. Teknolojik ve dijital fotoğrafın yanında bunun da yaşatılmasını sağlamış olmaktan keyifliyim. Hani bugünle birlikte geçmişin bağlarını kurabilmek yani yaşam tarzı olarak ve hayata bakış açısı olarak bu bağları kurabilmek ve canlı tutabilmek benim için de önemli. Herkesi Mardin’e bekliyoruz. Bu tarihi ve kadim şehri herkesin görmesi gerektiğini düşünüyorum ve bir Mardin hatırası da olmadan gitmesinler” şeklinde konuştu.

  • Tatilcilerin yeni gözdesi karavanda üreticiler talebe yetişemiyor
    by NTV on 9 Nisan 2021 at 10:23

    Karavan turizmine Türkiye’de ilgi her geçen yıl artarken üreticiler, artan talebi karşılamakta zorlanıyor. Tüm dünyayı etkisi altına alan salgın, tatilcilerin tercihlerinde değişikliklere sebep oldu. İzole tatil arayışına girenler, doğa turizmine yöneldi. Karavan tatiline ilgi büyük ölçüde arttı. Turizmciler ve karavan üreticileri, karavan turizmine bu sezon talebin daha da artacağını öngörüyor.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Karayolları Turizmi İhtisas Başkanı Kerem Serkan Çoban, sürdürülebilir turizm için kamp ve karavan turizmini önemsediklerini söyledi. KARAVANLAR HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN HER ŞEYKamp ve karavan sektörüne yabancı turistlerin de ilgi gösterdiğini aktaran Çoban, bu konuda artan talebe yönelik Türkiye’nin adımlar atması gerektiğini vurguladı. AB ülkelerinde 5,8 milyon karavan olduğunu belirten Çoban, “Almanya’da 1,2 milyon karavanın hareket halinde olduğu biliniyor. Türkiye’de resmi bir rakam yok ama 25 bin civarında olduğu tahmin ediliyor” dedi.Satın almanın yanında kiralamanın da talep gördüğüne işaret eden Çoban, ulusal araç kiralama firmaların da artık bu konularda yatırım yaptıklarını ifade etti. Türkiye’de yerli üreticilerin de ciddi yatırımlar yaptıklarına değinen Çoban, “Çok yakında bu işin merkezi olan Avrupa’ya da çok ciddi karavan satan bir ülke olacağımıza inancımız tam” dedi.Avrupa ülkelerinde 2018 verilerine göre 25 bin karavan kamp alanı olduğunu vurgulayan Çoban, “Bunların yüzde 35’i Fransa’da. Fransa ile birlikte Almanya, İspanya ve İtalya ise toplamın 70’ini oluşturuyor. Komşumuz Yunanistan’da 200’lerde. Biz de ise yaklaşık 150 olduğu tahmin ediliyor” diye konuştu.TÜRSAB olarak bu konuyla ilgili çalışmalarının bulunduğunu ifade eden Çoban, “Biz karavanı bir turizm ürünü olarak düşünüyoruz. Türkiye’de bulunan 150 karavan kamp alanı sayısının artması lazım. Hem de uluslararası standartlara uygun olarak artırmalıyız. Yerel yönetimler konuyla ilgili. Bu anlamda özel sektörün de yatırımı olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.Karavana ilginin doğru değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Çoban, son yıllarda Türkiye’de hem üretim hem kullanım alanında artış yaşandığını belirtti. Çoban, sektör olarak vergi ve sigorta kısmında bazı sıkıntılar olduğunu, bunların da aşılması gerektiğini sözlerine ekledi.İzmir’de bulunan Ortiz Karavan’ın sahibi Murat Ylımaz, yaklaşık 5 yıldır karavan üretimi yaptıklarını söyledi. Salgından önce de karavana ilginin olduğunu dile getiren Yılmaz, “Gerçek anlamda talep patlaması ise salgınla oldu. Biz geçen yıl karavan yetiştiremedik müşterilerimize. Bu sene de ilgi aynen devam ediyor. Yine talep çok fazla. Üretici sayısının da artmasına rağmen taleplere yetişemiyoruz” diye konuştu. SEYAHATTE ESKİMEYEN MODA: KARAVANLARÜretici sayısının artmasıyla karavan alacakların daha dikkatli adım atması gerektiğine değinen Yılmaz, alım yaparken iyi araştırma yapılması, ihtiyacın doğru şekilde belirlenip karavan alınması gerektiğini vurguladı. Yerli üretimde marka sayısının hızla arttığını vurgulayan Yılmaz, “Karavan fiyatları 75 bin liradan başlıyor, 200 bine kadar çıkabiliyor. Fiyatlar markaya, donanıma göre değişiyor” dedi.Toplumun her kesiminin bir karavan tutkusu olduğunu ifade eden Yılmaz, “Gerçekten bir sevda. Bir defa karavanla tatil yapan kolay kolay vazgeçemez. Ülke olarak da ciddi bir atağa geçtik. İhracatta yapılıyor. Gelecek yıllarda Türkiye, karavan üretiminde dünyaya yön verecek. Buna inancımız tam” değerlendirmesinde bulundu.

  • İtalya’da turizm sezonunu kurtarmak için ‘Covidsiz ada’ planı
    by NTV on 9 Nisan 2021 at 08:41

    Corona virüs salgını nedeniyle halen ülke çapında kapama önlemlerinin uygulandığı İtalya’da turizm sezonunu kurtarmak amacıyla “Covidsiz ada” planı gündemde.Turistik küçük adaların sakinlerinin, ülke genelindeki öncelikli kategori sıralamasından muaf tutularak bu ay sonunda aşılanması planlanıyor.BBC Türkçe’nin haberine göre, bazı adaların belediye başkanları geçen ay, hükümetin pandeminin yönetimi için atadığı Covid özel komiserine bir mektup yazarak aşı kampanyasında küçük adalara öncelik verilmesini istemişti.Belediye başkanları, Yunanistan’ın bazı adalarında yaptığı gibi tüm sakinlerin hızla aşılanarak turizm sezonunda açılmalarının garanti edilmesini talep etmişti. İtalyan basınındaki haberlere göre Covid Özel Komiseri General Francesco Figliuolo bu talebi kabul etti ve küçük adaların sakinlerinin bu ay içinde aşılanmasına onay verdi.Turizm Bakanı Massimo Garavaglia da bu sabah “Covidsiz ada” planıyla ilgili bir soruya yanıt verirken “Yunanistan’ın çok sayıda küçük adası var, bu yüzden bu yolu seçti. Biz de aynısını yapabiliriz” dedi.Bakan, İtalya’nın Cumhuriyet Bayramı olan 2 Haziran’ın turizm sektörünün açılacağı tarih olabileceğini de söyledi.İtalya’da daha önce Campania bölgesi yönetimi, bu bölgedeki Capri, Ischia, Procida gibi turistik adaların sakinlerine aşı önceliği tanınmasına izin vermişti. Ancak bu karar tartışmalara da yol açmış, ülke genelinde öncelikle yaşlıların ve riskli grupların aşılanması gerektiği ve bu adalara öncelik verilmesinin ayrımcılık teşkil ettiği gibi itirazlar gelmişti.İtalya’da geçen Aralık ayında başlayan aşı kampanyasında öncelikli kategoriler yaşlılar ve sağlık çalışanları olarak belirlenmişti. Bölgeler arasında farklılıklar bulunsa da, ülke genelinde bugüne kadar yapılan 11,7 milyon doz aşının büyük kısmı 80 yaş üzerindekiler ve sağlık personeline yapıldı. Aşı kampanyasında öncelikli kategoriler arasında eğitim personeli ve silahlı kuvvetler mensupları da yer alıyor.Ülkede salgında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son bir günde 487 artarak 112 bini geçti. Toplam vaka sayısı da bir günde 17 binden fazla artışla 3.7 milyona ulaştı.

  • Türkiye’nin üç geleneksel mirası daha UNESCO adayı
    by NTV on 9 Nisan 2021 at 07:43

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin geleneksel mirasları “Geleneksel Ahlat Taş İşçiliği”, “Sedef Kakma Sanatı” ile “İpek Böcekçiliği ve Dokuma için İpeğin Geleneksel Üretimi”nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınması için başvuruda bulundu.Kültür ve Turizm Bakanlığı, ulusal dosya olarak “Geleneksel Ahlat Taş İşçiliği”, “Sedef Kakma Sanatı” ile “İpek Böcekçiliği ve Dokuma için İpeğin Geleneksel Üretimi”ni UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne sundu.Kültür ve Turizm Bakanlığı, yüzyıllardır taş ustalarınca Ahlat civarındaki taş ocaklarından volkanik taşların çıkarılması, işlenmesi, süslenmesi ve yapılar inşa edilmesine dayanan kuşaktan kuşağa aktarılan bilgileri, yöntemleri ve estetik anlayışı temsil eden köklü geleneği listelere kaydettirerek korumaya alacak.İpek böceği kozalarının yumuşak, dayanaklı dokumalara dönüşümündeki geleneksel ustalık da UNESCO’ya taşınmasıyla birlikte bu kültürel miras da insanlığın ortak mirası olacak.İpek, yumuşaklığı ve parlaklığıyla yüzyıllardır en çok tercih edilen kumaş türlerinden birisi.Sedefin ahşap yüzey üzerine kakma yöntemiyle yerleştirilmesine dayalı kadim bir süsleme tekniği olan sedef kakma sanatı ise listeye kaydedildikten sonra UNESCO korumasına alınacak Türkiye’nin diğer bir kültürel değeri olacak.Kahramanmaraş, Adıyaman ve Gaziantep sedef kakmacılığın yaygın olarak yapıldığı illerdir. Usta-çırak ilişkisiyle sürdürülen bu sanatın günümüzde mücevher kutusu, çerçeve, ayna, sehpa, sandık, iskemle gibi ev eşyaları ile tavla, baston, hançer gibi turistik objelere kadar geniş bir kullanım alanı vardır.UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne en çok unsur kaydettiren ilk 5 ülke arasında yer alan Türkiye’nin bugüne kadar 20 kültürel değeri listelere kaydedildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Okan İbiş, yeni sunulan dosyalarla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kadim kültürel değerlerine ilişkin toplumsal farkındalığı arttıracak ve bu değerlerin uluslararası tanıtımını sağlayacak çalışmalara bir yenisini daha eklediklerini kaydetti.Öte yandan Kültür ve Turizm Bakanlığı, UNESCO’ya geçtiğimiz yıl sunulan ancak uygulanan kotalar nedeniyle değerlendirmeye alınamayan “Çay Kültürü”, “Nasreddin Hoca Fıkralarını Anlatma Geleneği” ile “Mey/Balaban Zanaatkârlığı ve İcra Sanatı” unsurlarına ilişkin aday dosyalarını da revize ederek yeniden UNESCO’ya bildirdi. Ayrıca İslami güzel yazı sanatı hüsn-i hatın da bu yılın aralık ayında Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilecek UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması 16. Hükümetlerarası Komite Toplantısı’nda değerlendirmeye alınması kesinleşti.

  • Baharın gelişiyle bisiklet ve doğa yürüyüşlerine talep arttı
    by NTV on 8 Nisan 2021 at 14:20

    Soğuk havalarda dışarı çıkmaktan kaçınan vatandaşlar, baharla birlikte pandemi sürecinde toplu taşıma araçlarını kullanmamak adına edindiği bisikleti kullanmaya başladı.Eskişehir’de hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte insanlar doğaya yöneldi. Bisiklet tamircisi Köksal Konuk, bisiklet kullanımının artmasıyla onarım işlerinde yoğunluk oluşturduğunu söylerken, Eskişehir Bisiklet Topluluğu (ESBIKE) kurucusu Gökay Konuk, şehir içinde bisiklet kullanımını arttırmak adına yerel yönetimlere görev düştüğünü vurguladı. Konuk, Avrupa ve Türkiye’de bisiklete verilen önemi kıyasladı.Bisiklet tamircisi Köksal Konuk, tamircilikte sezonun başlamak üzere olduğunu ve bu sene bir artış beklediklerini belirtti.Pandemi döneminde bisiklete yönelimin arttığını dile getiren Köksal Konuk, “Bisikletlerin yıllık bakımları için gelenler arttı. Bodrumda toz altında kalan bisikletler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Spor anlayışı olarak insanlardan bisiklete belli bir talep var” sözlerini kullandı.İnsanların artık toplu taşıma araçları yerine bisikleti veya kısa mesafe yürüyüşlerini tercih etmeye başladığını söyleyen ESBIKE kurucusu Gökay Konuk, bisiklet aktiviteleri düzenlemeleri adına birçok talep aldıklarını söyledi. Soğuk havaların ardından bahar sıcaklıklarının kendisini göstermesiyle aktivitelerinin başlayacağını dile getiren Konuk, “Talep hayli fazla, bisiklet satışları da artmış durumda fakat bisiklet üreticileri malzeme bulmakta zorlanıyorlar. Onlar için de bazı sıkıntılar var, talebi karşılayamıyorlar” dedi.İnsanların bisiklet kullanımına talebi olduğunu vurgulayan Konuk, bu talebi karşılamanın yerel yönetimin önceliği olması gerektiğinin altını çizdi. Şehir içinde bisiklet kullanımında geliştirilmesi gereken noktaları sıralayan Konuk, “Bisiklet yolları, bisiklet kullanıcılarına yönelik park yerlerinin oluşturulması, bisiklet rotalarının oluşturulması konusunda belediyelere önemli görevler düşmekte. Bunların da gelişmesi durumunda bisiklet kullanımı şehirde bir hayli artacaktır” dedi. İnsanların bisiklete olan talebini karşılamanın yerel yönetimlerin önceliği olduğunu söyleyen Konuk, “Belediyeler ve sivil toplum kuruluşları da etkinlikler düzenleyerek halkı bisiklet kullanımına teşvik etmeliler, bu şekilde bisiklet kullanımı artacaktır” diye konuştu.Avrupa ve Türkiye’deki bisiklet kullanımını karşılaştıran Gökay Konuk, “Avrupa’ya baktığımızda oradaki halk bisiklet kullanımını artık benimsemiş durumda. Sadece markete ya da çarşıya giderken değil, hayatlarının her anlamında bisikletlerini kullandıklarını görüyoruz. Türkiye’de ise bisiklet henüz bir karne hediyesi olarak görülüyor, bunu aştığımız zaman başarımız da artacaktır” ifadelerini kullandı.

  • 3.5 milyon yıllık ‘Ballıca Mağarası’ Tokat turizminin cazibe merkezi olacak
    by NTV on 8 Nisan 2021 at 13:56

    Tokat’ın Pazar ilçesinde bulunan 3.5 milyon yıllık Ballıca Mağarası, turizmde cazibe merkezi olacak.Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA), Orta Karadeniz Bölgesi’nde turizmi geliştirmeye yönelik projelerine bir yenisini daha ekliyor. OKA, bugüne kadar turizm alanında Tokat’ta 37 projeye destek vererek, şehrin turizm potansiyelinin yükselmesine katkı sağladı. “Akdağ’ın Zirvesinden Kazova’ya Kırsal Turizm Rotası Projesi” ile de Ballıca Mağarası Tabiat Parkı’nda turizm faaliyetlerinin artırılması amaçlanıyor.Tarihi eski çağlara dayanan ve doğal varlıklar açısından zengin bir coğrafyası bulunan Pazar ilçesinde yer alan 3,5 milyon yıllık bir geçmişe sahip Ballıca Mağarası, dünyadaki benzerlerinin en güzel örneklerinden biri olarak biliniyor.Sahip olduğu doğal oluşum değerleri ile uluslararası ölçekte önem arz eden bir alan olarak Ballıca Mağarası, 2019 yılında Türkiye’den UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne giren tek miras alanı olmuştu.Toplam 13,3 milyon TL bütçesi olan projeye, OKA tarafından Güdümlü Proje Desteği kapsamında 6,3 milyon TL hibe sağlanacak. Tokat İl Özel İdaresi’nin yararlanıcısı olduğu projede sosyal tesisler, kamp alanı ve kır lokantası yapımı planlanıyor.Ayrıca, agroturizm faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik eğitimler ve ilçe turizm değerlerinin tanıtılması amacıyla seyahat acentelerine ve seyahat blog yazarlarına yönelik tanıtım faaliyetleri düzenlenmesi, bunların yanında, gerekli hazırlık çalışmaları ve başvuru işlemleri yapılarak, Ballıca Mağarası’nın UNESCO Dünya Mirası Asil Listesi’ne girmesi hedefleniyor.Proje kapsamında hayata geçirilecek altyapı yatırımları ilçenin açık bir turizm merkezine dönüşerek canlanmasına, ekonomik getirilerin artırılmasına, yerel halkın da sürece dâhil edilebileceği yeni bir kırsal kalkınma modelinin kurulmasına destek sağlayacak.Ziyaret öncesi ve sonrası dinlenme amaçlı kullanımlara yönelik sosyal tesisler, konaklamayı da mümkün hale getirecek tek katlı ev tipi ünitelerden oluşan kamp alanı, günübirlik ziyaretçiler için kır lokantası yöre halkını projeye dâhil edecek alternatif kazanç yollarını oluşturacak. Böylece ilçenin sosyoekonomik ve kültürel yapısında değişim ve dönüşüm ortamı oluşarak, işsizlik gibi sorunların çözümünde de katkı sağlanacak. Proje, sürdürülebilir eğitim faaliyetleri ile bölge halkının turizme yönelik bilinçlendirilmesi ve eş zamanlı tanıtım faaliyetleri yürütülmesini de içeriyor.

  • Kapadokya yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 200 bin turist ağırladı
    by NTV on 8 Nisan 2021 at 09:59

    Kapadokya’daki tarihi ve turistik merkezleri, bu yılın ilk çeyreğinde 197 bin 541 yerli ve yabancı turist ziyaret etti.Peribacaları, kayadan oyma tarihi manastır, şapel ve kiliseleri, yer altı yerleşim merkezleri ve sıcak hava balon turu başta olmak üzere çeşitli etkinlikleriyle dünyanın dört bir tarafından seyahat tutkunlarını cezbeden Kapadokya’yı ocakta 42 bin 560, şubatta 50 bin 668, martta ise 104 bin 313 turist gezdi.Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, yılın ilk çeyreğinde en çok ziyaret 61 bin 772 kişiyle Göreme Açık Hava Müzesi’ne gerçekleştirildi. Zelve Ören Yeri’ne 58 bin 953, Kaymaklı Yer Altı Şehri’ne ise 37 bin 177 turist ziyarette bulundu.Corona virüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında sosyal mesafe kurallarına uyulabilmesi için bazı alanlara belirli sayıda ziyaretçi kabul edilen bölgedeki turizmciler, yaz aylarında yerli turistlerin yanı sıra çeşitli ülkelerden gelecek konukları ağırlamak için gün sayıyor.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Kapadokya Bölge Temsil Kurulu Üyesi İsmail Sucu, salgınla mücadelenin başladığı 2020’de 992 bin 620 turistin konuk edildiği bölgeye, bu yıl daha çok sayıda kişinin gelmesini beklediklerini söyledi.Gelecek aylar için ön rezervasyon oranlarının mutluluk verici olduğunu belirten Sucu, şöyle konuştu: “Bölgemizde Türkiye’nin en önemli turizm dinamiklerini yakalayacağımızı düşünüyorum. Kapadokya’da turizmi haziran öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırabiliriz. Hazirana kadar iç turizm hareketliliği olacağını düşünüyorum. Yılın ikinci yarısının ise 2020’den çok daha iyi olacağını ve bu yıl 2 milyona yakın turistin bölgemize geleceğini tahmin ediyoruz. Yerli turistlerin yanı sıra Ukrayna ve Rus pazarında Kapadokya’nın önemli bir yeri olacaktır. Gelecek yıllarda salgının seyri olumlu yönde değişirse insanlar çok sıkıldığı için Kapadokya’da 4-5 milyon turist ağırlanacaktır ve bölgede yer kalmayacaktır”Turizm Otel Yöneticiler Derneği İç Anadolu Bölge Yürütme Kurulu Nevşehir İl Temsilcisi Nazif Demir de bölge turizmin ramazanda durağanlık yaşayacağını ancak mayıs sonu itibarıyla sokağa çıkma kısıtlamalarında esneklik gösterilmesi halinde yerli ve yabancı turist hareketliliğin görüleceğini ifade etti.

  • Ahlat’ın anıt mezarları, dünyaya tanıtılacak
    by NTV on 8 Nisan 2021 at 08:56

    Bitlis’in Ahlat ilçesinde bulunan ve dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığı olarak nitelendirilen Selçuklu Meydan Mezarlığı’nın mezar taşları, hazırlanan ‘Tarihin Görgü Tanıkları Ahlat Mezar Taşları Ayağa Kalkıyor’ projesi ile dünyaya tanıtılacak.Bitlis kent merkezine yaklaşık 65 kilometre uzaklıktaki 8 bin anıt mezarı ile dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığı olarak nitelendirilen Selçuklu Meydan Mezarlığı için Ahlat Doğa ve Kültürel Mirası Yaşatma Derneği, Ahlat Kaymakamlığı ve Ahlat Müze Müdürlüğü çalışma başlattı.Çalışmalarla Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve İtalya’nın Lecce kentindeki Belediyeler Birliği Derneği’nin de destek verdiği 163 bin 491 euroluk ‘Tarihin Görgü Tanıkları Ahlat Mezar Taşları Ayağa Kalkıyor’ projesi hazırlandı. Ahlat mezar taşlarını dünyaya tanıtmayı hedefleyen proje kapsamında hazırlanan kısa film ve ilçede yapılacak olan çekimler Avrupa’nın çeşitli ülkelerine gönderilecek.Ahlat Doğa ve Kültürel Mirası Yaşatma Derneği Başkanı Samet Adıyaman, sundukları projenin 1 Nisan’da başladığını söyledi. Adıyaman, proje kapsamında mezarlıkta toprak altında bulunan 100 mezar taşını çıkaracaklarını belirterek, “Mezar taşını ayağa kaldırarak, liken temizliği, karekod eklenmesi, tabelalandırma işlemleri yapılacak. Bütün bu çalışmalar sonunda kısa bir film çekilerek hem Ahlat’ta hem de İtalya’da fotoğrafları sergilenecek. Proje ile bugüne kadar gelen turist sayısında artış bekliyoruz. Ayrıca çıkarılacak mezar taşları ile yeni bir tarihi bilgi veya motiflerle karşılaşmayı hedefliyoruz. Bölgede 20 bine yakın mezar taşı olduğu bilgisi var. Proje sonunda da bu taşları da gün ışığına çıkarmak için çalışacağız. İlk etapta ortağımız dolayısıyla İtalya’da kısa film, fotoğraf ve seminer çalışması yapılacak. Ardından da çoğaltılacak olan kısa film CD’leri Avrupa’nın birçok ülkesi ile birlikte Türki Cumhuriyetlerinin Kültür Bakanlıklarına göndermeyi hedeflemekteyiz” dedi.Proje ortaklarından Ahlat Müze Müdürü Mikail Ercek ise 210 dönümlük alana yayılan Selçuklu Meydan Mezarlığı’nın bünyesinde 8 bin 103 adet mezar barındırdığını söyledi. Ercek, “Kapladığı alan ve barındırdığı mezar taşları ile dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığı unvanına sahiptir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izinleri kapsamında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Prof. Dr. Recai Karahan başkanlığında her yıl restorasyon, konservasyon, restitüsyon ve kazı çalışmaları yürütülüyor. Avrupa Birliğine sunulan proje kapsamında 100 adet daha mezar taşının ayağa kaldırılması söz konusudur. Bu proje ile hem ulusal bazda hem de uluslararası düzeyde Selçuklu Meydan Mezarlığı’nın tanıtılmasını önemsiyoruz. Bu şekilde tanıtımlarımız daha da hız kazanıyor. Bu vesileyle kaymakamlığımıza ve derneğimize katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.Ahlat Kaymakamlığı Proje Birimi Sorumlusu Necati Aktekin de 14 ay sürecek olan projenin, merkezi finans birimi tarafından yürütülen Avrupa Birliği’nin ortak kültürün geliştirilmesi programı kapsamında hazırlandığını söyledi.Aktekin, yıkık vaziyette toprak altında kalan 100 mezar taşında çalışmalar yapılacağını, bunların restorasyonlarının yapılıp, kitabelerinin okunacağını, ayrıca Türkçe ve İngilizce olarak tabelalandırılıp, kare kodlarının yapılacağını söyledi. Aktekin, ‘’Proje kapsamında 2 ayrı sempozyum da düzenlenecek. Selçuklu Meydan Mezarlığı’nın yurt içi ve yurt dışında tanıtılması için kısa film ve fotoğraflarının sergilenerek 2 adet sempozyum düzenlenmesi yer alıyor” dedi.

  • Pandemi döneminde ilginin arttığı karavanlarda fiyatlar da arttı
    by NTV on 8 Nisan 2021 at 08:21

    Pandemi döneminde birçok insanın sahip olmak istediği karavanların çeşitli modelleri İstanbul’da düzenlenen fuarda karavan severlerle kavuştu. Fuara karavan almak için gelen Gökhan Kubilay, “Türkiye karavan üretiminde inanılmaz ilerledi. Karavanın gelecekte hem pandemi etkisi hem de kültürel değişimden dolayı çok popüler bir gezi ve tatil aracı olacağına inanıyorum. Fakat ne yazık ki karavanların fiyatında, pandemi döneminde artan arz ve ham madde maliyetlerinden dolayı artış oldu. Ama buna rağmen insanların tercihi karavanla tatile çıkabilmek, değişik deneyimler yaşayabilmek” dedi.TÜYAP’ın 2-10 Nisan tarihlerinde düzenlediği İstanbul Karavan ve Ekipmanları Fuarı Karavanist ile karavan tutkunları bir araya geliyor. TÜYAP İstanbul Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuarda her bütçeye uygun karavan modelleri bulunuyor. Değişik ihtiyaçlara göre karavanların fiyatlarının 46 binden başlayıp 1 milyona kadar ulaştığı fuarda Pınar Altuğ’un da bir karavan aldığı öğrenildi. Fuara sektörle ilgili yüze yakın önemli üreticiler ve dünyanın dev markalarının katıldığını belirten Tüyap Fuarcılık Genel Müdürü İlhan Ersözlü, “Şu anda yüze yakın karavan ve karavanla ilgili ekipman, aksesuarlar sergileniyor. Fuara yoğun ziyaret ve inanılmaz talep var. 4 gün içinde 70’e yakın karavan satıldı. 200’ün üzerinde ise sipariş alındı. Türkiye’deki karavan satışlarına bu fuar yüzde 20 katkıda bulunacak” diyerek 13 Nisan’a kadar yoğun satış beklediklerini vurguladı. TATİLİN YENİ MODASI KARAVANLAR HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN HER ŞEYFuarda her bütçeye uygun karavan olduğunu belirten Ersözlü, “Pandemi döneminde de karavana ilgi oldukça arttı. İnsanların daha çok izole yaşam ve tatil ihtiyacı var. Karavan bu ihtiyaçlar için çok büyük bir örnektir. Her keseye, bütçeye uygun karavanlar sergileniyor. Karavan çeşidi çok. Örneğin elektrikli ve hibrit karavanlar var. Çekme karavanlar çok ilgi görüyor. Çünkü fiyatı ucuz ve yer sorunu olmadan her yere gidebilecek imkân sağlıyor. Bu yüzden de satışı fazla. Motokaravanı da çekme derdi istemeyen insanlar alıyor” dedi. Ersözlü, “Fuara gelen ziyaretçiler kozmopolit bir yapıda. Daha çok hayatında doğayı, doğa ile baş başa kalıp sakin ortam yaşamak isteyip yeni yerler keşfetmek isteyen doğa tutkunlarının burayı ziyaret ettiğini görüyoruz. Tabii kültür sanat, sinema ve müzik dünyasından önemli isimlerini de ağırlıyoruz. Örneğin Şevval Sam, Kenan Doğulu ve Pınar Altuğ da davetlilerimiz arasında” diyerek sözlerini sonlandırdı.Fuara ziyarete gelen Gökhan Kubilay, “Çok önceden beri doğa sporlarına büyük merakım vardı. Uzun yıllar hep çadırlarda gezdim. Şimdi kızımı da doğa sporları akımına çektim. Birazcık daha konfora düşkün olmaya başladık. Ama bizdeki konfor karavan boyutundaki konfor. O yüzden çekme römork ya da motokaravan almayı düşünüyorum. Türkiye karavan üretiminde inanılmaz ilerledi. Karavanın gelecekte hem pandemi etkisi hem de kültürel değişimden dolayı çok popüler bir gezi ve tatil aracı olacağına inanıyorum. Tek ihtiyacımız olan karavancılığa biraz daha geniş yer ayırabilmek. Türkiye’de ne yazık ki karavan park alanları çok kısıtlı. Devletin ve toplumun buna biraz daha destek vermesi gerekiyor” dedi.Yüzde yüz yerli üretimin yapıldığı bir karavan üretim firmasında çalışan Yavuz Saraç, en çok ilgi gören modelin Oto 600 modeli olduğunu belirterek “Bunu özellikle özel isteyen müşterilerimize yapıyoruz. 150 metrekarelik ev size ne sunuyorsa bu modelin içerisinde de yaklaşık 15 metrekarelik bir alanda her şeyden yararlanabiliyorsunuz. Kendi enerjisini kendi görüyor, yüksek kapasiteli su haznesi var. Bu büyük model 1 milyon liradan başlıyor, üzerine eklenen opsiyonlarla fiyat ufak da olsa değişebiliyor. Çekme modellerimiz ise 100 bin liradan başlıyor. En çok alınabilen karavanımız ise İZZ 458 modeli, yani küçük çekme karavan. Bu karavan 4 kişilik. Kendi ısıtıcı sistemi ve buz dolabı var. Güneş paneli mevcut. Büyük karavanda sunulan şeylerin hepsi onda da sunuluyor. Sadece sunulan şeyler daha küçük bir ortamda oluyor” açıklamalarında bulundu. Başka bir yüzde yüz yerli üretim firmasında Satış Sorumlusu olan Burak Şahin ise “Fuarda lansmana yaptığımız farklı ürünlerimiz var. Fakat bunların en temeli minik karavanımız. Bu karavan, fuarın avantajlı ürünüdür. Fuarın en düşük fiyatlı ürünlerinden birisidir. Bu karavanın 39 bin lira artı KDV standart donanım başlangıç fiyatı var. Düşük bütçeli aileler için yapılmıştır. Çok fazla ilgi gören bu minik karavana Katar ve Fransa’dan sipariş aldık. Yurtiçinden de çok talep var. İnsanlar daha çok pahalı karavanları istiyor fakat bu karavanı bütçesinden dolayı başlangıç yolu olarak seçiyor” şeklinde konuştu. SEYAHATTE ESKİMEYEN MODA: KARAVANLAR

  • Türküleri yaşatmak için karavanıyla diyar diyar geziyor
    by NTV on 8 Nisan 2021 at 07:24

    Emekli TRT sanatçısı, Kültür ve Turizm Bakanlığı halk müziği sanatçısı Hüseyin Kök, yıllardır türküleri ve halk oyunlarını yaşatmak ve gelecek kuşaklara taşımak için karavanıyla Türkiye’yi geziyor. İki öğrencisinin de eşlik ettiği Hüseyin Kök, bugüne kadar 120 bin kilometre yol yaptı.Hüseyin Kök, içini Anadolu motifleriyle döşediği ve ‘Köktürkler Türk Halk Müziği Topluluğu’ dediği karavanı ile diyar diyar geziyor. Denizli’nin Acıpayam ilçesi Evkara Yörük Beyi olan Hüseyin Kök, tam bir kültür sevdalısı. Daha önce Burdur’un Gölhisar ilçesindeki ‘Muallim Mustafa Sırrı Özkara Müzesi ve Manavgat Evrenseki Yörük Müzesi’nin kuruluşlarında görev alan Hüseyin Kök, Manavgat’a  bağlı Kızılağaç Mahallesi’ndeki küçük öğrencilere de yıllar önce bağlama kursu verdi. Bir Denizli türküsü olan ‘Yine Yeşillendi Acıpayam Yolları’ türküsünün derlemecisi ve bestecisi de olan Hüseyin Kök, aynı zamanda İzmir Ege Folklor Eğitim Merkezi’nin müzik direktörlüğünü yapıyor.Özellikle Batı Anadolu ve Teke yöresi türkülerini çalıp söyleyen Hüseyin Kök, Ege ve Teke yöresi halk oyunlarını öğretiyor. Yanına aldığı öğrencileri ve karavanı ile Türkiye’yi gezen Hüseyin Kök, gezdiği yerlerde yöre sanatçılarını, Yörük beylerini ve dernek yöneticilerini ziyaret ediyor. Öğrencilerine Teke ve Ege yöresi halk oyunlarını oynatarak gösteri yapan Hüseyin Kök, bugüne kadar Türkiye’de karavanı ile 120 bin kilometre yol yaparak, türküleri, halk oyunlarını tanıttı. Yurt dışında başta Paris, Berlin ve Viyana olmak üzere birçok Avrupa şehrinde türküler söyleyen bir usta olan Hüseyin Kök, kendisini yetiştirmek isteyen konservatuvar öğrencilerine de ücretsiz ders veren bir türkü sevdalısı.Hüseyin Kök, karavanı ve yanında 10 yaşından beri bağlama dersi verdiği Manavgatlı Ege Üniversitesi Türk Halk Müziği Konservatuvarı öğrencisi Rumeysa Şen ve Burdur’un Gölhisar ilçesi Halk Eğitim Merkezi halk oyunları usta öğreticisi ve Muallim Mustafa Sırrı Özkan Müzesi Yöneticisi Ali Çakır ile Antalya’nın Demre ilçesine geldi. Demre Sahil Parkı’nda kurduğu yer sahnesinde, arkada Yörük kilimleri, kepenekleriyle oluşturduğu fonun önünde türküler söyleyen Hüseyin Kök, Kerimoğlu Zeybeği, İlimonum Sulandı, Yayla Yolları ve Acıpayam Al Yazma Zeybeği oyunlarını çaldı. Öğrencileri Rumeysa Şahin ve Ali Çakır türküler eşliğinde oynadı. Demre Yörük Derneği Başkanı Mustafa Siviş de onlara katıldı ve Yayla Yolları halk oyununu oynadı. Öğrencisi Rumeysa Şahin, Avşar Beyleri, Yine Yeşillendi Acıpayam Yolları, Gidin Bulutlar Gidin gibi türküleri seslendirirken Hüseyin Kök de kendisine kavalı ile eşlik etti.Demre Yörükler Derneği Başkanı Mustafa Siviş, “Yörük kültürüne, Türk halk müziğine gönül vermiş, Denizli Acıpayamlı Hüseyin Kök arkadaşımız diyar diyar, gurbet gurbet Yörüklerin olduğu yerleri ziyaret edip, Türk kültürünü, Yörük kültürünü dünyaya tanıtmaya devam ediyor. Kendisine teşekkür ederim” dedi.Hüseyin Kök de “İzmir’de, Antalya’da, Toroslar’da bu görmüş olduğunuz çocuklara yılladır eğitim veriyoruz. Bu arkadaşlarımız, öğrencilerimiz 7 yaşından beri eğitim alıyor. Şu anda Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü’nde okuyorlar. Ali Çakır Efe de Gölhisar’da Türk halk oyunları öğreticisi olarak görev yapıyor. Görmüş olduğunuz gibi benim karavanımın içi bir Yörük obası gibi. Ben sazımı, kavalımı alıyorum, Toroslarda, yaylalarda diyar diyar geziyorum. Türk kültürümüzü, yayıyoruz, yaşatıyoruz. Öğretmeye çalışıyoruz. İlelebet Türk kültürümüz sürsün” dedi.

  • Urla Gezi Rehberi: Türkiye’nin Toskana’sı
    by NTV on 8 Nisan 2021 at 06:52

    Sanatla dolu atmosferi, butik şarapçıları ve muhteşem koylarıyla Ege’nin cennet köşelerinden Urla’yı ziyaret etmeye ne dersiniz? Brandlifemag.com yazarı Doğuş Bengi’nin kaleminden Türkiye’nin Toskana’sı Urla…Urla… Doğduğum büyüdüğüm ve sayısız güzel hatıramın olduğu yer. Hala ailemin yaşadığı ve çok sevdiğim birçok mekanın olduğu güzel ilçe. Bu hafta bir gezi yazısı yazmaya karar verdiğimde memleketim benden kendisini yazmamı istedi adeta. Hafta boyunca aklıma Urla ile ilgili sayısız güzel anı geldi. Son beş yıldır Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yerinden birçok turistin kalbini çalan Urla, özellikle pandemi sürecinde hemen herkesi tatil planları arasında ilk sırada yerini aldı. Bu güzel Ege ilçesi hakkında fikirlerim ve önerilerim öncesinde, gelin Urla’nın tarihi hakkında size bazı bilgiler vereyim.Urla’nın bilinen en eski adı Klazomenai’dir. On iki liman kentinden birisi olan Klazomenai, Limantepe mevkiinde yer almaktadır. Yapılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkan sonuç, ilçenin dört bin yıllık bir tarihe sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca Klazomenai, Ege sahil şeridinin en eski yerleşim birimi olarak da kayıtlara geçmiştir. Burası sırasıyla Pers, Roma ve Bizans imparatorluklarının hakimyeti altında bulunmuştur. 1071 tarihinde Türklerin Anadolu’ya hakim olmasıyla birlikte Büyük Selçuklu Devleti toprakları arasına katılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında üç yıl süre ile işgal altında kalıp 12 Eylül 1922 tarihinde kurtarılmıştır. Urla isminin nereden geldiği ise net olmamakla birlikte; Rumca ‘bataklık’ anlamına gelen ‘vurla’ dan türetildiği düşünülmektedir. Bir diğer görüşe göre, ki bu da Evliva Çelebi’nin Seyahatname’sinde geçiyor, Kıdafe Kralı’nın kızı bu güzel ilçeye ‘Urli’ adını veriyor. Zaman içerisinde bu isim ‘Urla’ olarak değişerek günümüze kadar geliyor.Urla coğrafi konum olarak İzmir’e 35 km, Çeşme’ye 55 km uzaklıkta. Eskiden yaz aylarında tatilcilerin tercih ettiği bir lokasyon olan Urla, günümüzde on iki ay boyunca yerli ve yabancı turist akınına uğruyor. Urla’nın İzmir Adnan Menderes Havalimanına uzaklığı 57 km. Urla’da iklim yazlar sıcak, kışlar ılık ve yağışlı geçiyor, deniz sezonu ise Nisan ayı itibariyle başlıyor. Şimdi gelelim Urla hakkındaki anekdot ve önerilerime… – Urla, Nobel ödüllü ünlü Yunanlı şair Yorgo Seferis ve edebiyatımızın ölümsüz yazarlarından Necati Cumalı’nın yaşamını sürdürdüğü bir yer. Necati Cumalı adına açılan bir müze ve anı evi de Urla merkezde yer alıyor. Mutlaka ziyaret edin.- Necati Cumalı’nın en önemli eseri olarak belirtilen ‘Susuz Yaz’ hem Urla’da yazılmış hem de Urla’da filme alınmış. Türk Sinemasının bu zamansız klasiğini izlerseniz eski Urla’ya dair eşsiz görüntüler yakalayacaksınız. – Tarihinde ve günümüzde zeytin çok önemli bir yere sahip. Türkiye’nin en kaliteli ve leziz zeytinyağları bu bölgeden elde ediliyor. – Yine üzüm bağları ve şarap üretimi olarak Urla, Türkiye’de yer alan en özel bölgelerden bir tanesi. Urla’da birçok şarapevi ve şarap markasına rastlayacağınızı şimdiden söyleyebilirim. – “Urla’nın geçmişi geleceği olacak!” sloganı ile yola çıkan Urla Bağ Rotası’nda altı tane butik şarap evi bulunuyor. Bunlar URLA, MMG, Mozaik, Urlice, USCA ve Limantepe. – Urla’ya bağlı birçok köy de günümüzde popüler ziyaret merkezleri oldu. Eğer Urla’ya gelirseniz bu köyleri görmeden sakın bu özel bölgeden ayrılmayın. Onlar neler mi? Dingin köy yaşamıyla Barbaros Köyü, eski bir Rum köyü olan Balıklıova, şirin bir balıkçı kasabası olan Özbek Köyü, ilk köy tiyatrosuna sahip oluşu ile ünlü Bademler Köyü ve Bizans hamamlarına ev sahipliği yapmış Gülbahçe.- Urla kıyılarında denize girip arkadaşlarınızla sayısız güzel anıya imza atacağınız birçok şahane plaj da mevcut. Bunlar; Demircili, Altınköy, Çeşmealtı Mavi Plaj ve Aydilek Koyu. Ayrıca Çeşmealtı Sahili, Kalabak Sahili, Deniz Yıldızı Plajı, Bodrum Koyu ve Kum Denizi Plajı’da bu ilçenin tertemiz diğer plajları. – Vehbi Koç Vakfı, TINA Türkiye Su altı Arkeolojisi Vakfı ve Urla Belediyesi’nin işbirliğiyle, Ankara Üniversitesi Mustafa Vehbi Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma Merkezi de Urla’da bulunuyor. Burası yakında ziyarete açılacak bir müzeye dönüşmek üzere.- Türkiye’nin en iyi ve lezzetli enginarları da Urla’da yetiştiriliyor. Her yıl Nisan ayında ‘Uluslararası Enginar Festivali’ düzenleniyor. Ziyaret planınızı bu eşsiz festival tarihine denk düşürürseniz harika zaman geçireceğinizi düşünüyorum. – Urla’da yine her yıl “Mart Dokuzu Ot Festivali” de düzenleniyor. – Üzüme ve incire balın, zeytine yağın düştüğü gün olarak kabul edilen Bağbozumu Şenliği her yıl 14 Ağustos’ta Urla’da kutlanıyor. – Cumartesi ve Pazar günleri Urla’da olursanız İskele Pazarı’na uğrayıp sayısız organik ürün çeşiti arasında kaybolmanızı ve alışveriş yapmanızı tavsiye ediyorum. – Instagrammer’lar için harika bir yer önerisinde bulunacağım. Osmanlı Devleti döneminde Fransızlar tarafından bulaşıcı hastalıkları önlemek maksadıyla kurulmuş olan ‘Karantina Adası’. Burası Urla’ya geldiğinizde mutlaka gitmeniz gereken yerlerden birisi. Şanslı olup içeriye de girebilirseniz eşsiz kareler yakalayacağınızı şimdiden söyleyebilirim.- Ve Urla’nın kalbi, Sanat sokağı olarak geçen Zafer Caddesi. Yan yana dizilen tasarım butikleri, konsept mekanlar, sahaf, seramik ve antika tezgahları sizi mest edecek. Bir diğer olmazsa olmaz Instagram durağınız ise ‘Urla Sanat Sokağı’ olmalı. – Sanat Sokağı sonrası diğer istikamet ‘Malgaca Pazarı’. Urla merkezde yer alan bu pazar meydanı hediyelik el işi ürünler arayanların durağı olmalı. İsminin pazar alışverişi sırasında söylenen ‘Mal kaça?’ cümlesinden geldiği rivayet ediliyor. Bu meydanda mutlaka koruk suyu ve limonata içmelisiniz. Türk kahvesi de inanılmaz leziz. – Urla Çeşmealtı gece pazarında mutlaka bir alışveriş turuna çıkın. Hem ekonomik ve hem eğlenceli bu pazar, gününüze keyif katacaktır.- Urla – Çeşmealtı Güvendik Tepesi’nde gün batımını izlemeniz şart. Böyle bir güzellik olamaz.- Urla’da mutlaka gitmeniz gereken cafe ve restaurantlar ise; Urla’nın meşhur katmerini tadacağınız ‘Ünal Kardeşler’, Geleneksel Urla yemeklerini eşsiz yorumlayan ‘Beğendik Abi Lokantası’, deniz ürünlerinde adeta bir manifesto sunan ‘Özbek – Akın’ın Yeri Restaurant’, şahane kahvaltıları ve özel günlere uygun hazırladığı konsept yemekleri ile ‘Fırın Vourla’ , İtalya’daki ‘forneria’ tarzında sokak pizzacılarını andıran müthiş leziz pizza evi ‘Pizzeria Luna Romana’, yeni nesil üçüncü dalga kahveci ‘Baristocrat’, Urla’nın gastronomi alanında en görkemli ve şöhretli restaurantı ‘OdUrla’ ve son olarak Urla lezzetlerini füzyon mutfağı ile sunan ‘Teruar Urla’. – Bölgede ayrıca harika bir bakery de hizmet veriyor. Adı ‘Mia Co’. Genç pasta şefi Güliz Kavurmacı ve eşi Ozan Kavurmacı’nın sahip olduğu Mia Co, beş yıldır ciddi bir hayran kitlesi edinmiş durumda. Balçova ve Narlıdere sonrası üçüncü şubeleri Mia Co Yelki ile tatlı alanında fırtına gibi esiyorlar. Buraya mutlaka yolunuz düşsün ve Güliz Hanım’ın muazzam San Sebastian Cheesecake’ini deneyimleyin. Memleketim Urla’ya dair daha sayısız şey sıralayabilirim fakat bu haftaki yazımın sonuna gelmiş bulunmaktayım. Dilerim en kısa sürede Urla’da olur ve bu güzellikleri yerinde deneyimlersiniz.

  • ‘Efteni Kuş Cenneti’nin güzelliği drone ile havadan görüntülendi
    by NTV on 7 Nisan 2021 at 14:57

    Düzce’nin Gölyaka ilçesinde, yaklaşık 150 kuş türüne ve endemik bitkilere ev sahipliği yapan “Efteni Kuş Cenneti”nde havaların ısınmasıyla güzel görüntüler oluştu.Düzce kent merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunan Efteni Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ve Kuş Cenneti, sahip olduğu zengin bitki örtüsü ve su kaynaklarıyla göçmen kuşların önemli uğrak noktaları arasında yer alıyor.Leylek, yaban ördeği, tepeli beyaz balıkçıl, angut, sakar meke, kuğu, sakarca, yeşilbaş, fiyu, bekri, çıkrıkçın, kılkuyruk, kaşıkçın, elmabaş, pasbaş, gri balıkçıl, turna, toy, mezgeldek, çulluk, karatavuk, kızkuşu, karabatak gibi kuşların konakladığı bölge, kuş gözlemcilerinin ve doğaseverlerin ilgisini çekiyor.Her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi gösterdiği 764 hektar alandaki doğal güzellik, drone ile görüntülendi.

  • Alanya’da hava sıcaklığı 24 derece! Plajlar doldu
    by NTV on 7 Nisan 2021 at 14:22

    Antalya’nın Alanya ilçesinde yerli yabancı birçok turist güzel havayı fırsat bilerek plajlara gitti. 2 gün süren yağışlı havanın ardından hava sıcaklığının yükseldiği ilçede plajlar doldu.Alanya’da hava sıcaklığı 24 derece, deniz suyu sıcaklığı 18 derece ve nem oranı yüzde 56 olarak ölçülürken, ilçenin dünyaca ünlü Kleopatra ve Damlataş plajları tatilcilerle doldu.İlçede 2 gün boyunca etkisini gösteren yağışlı hava yerini güneşli havaya bırakırken, yerli yabancı birçok turist sahillere gelerek güzel havanın tadını çıkardı.Güneşlenen ve denize giren tatilcilerin yanı sıra bazı turistler de çocukları ve evcil hayvanlarıyla denizin keyfini sürdü.Almanya’dan Alanya’ya ailesiyle tatile gelen 44 yaşındaki Yasemin Can, Alanya’yı çok beğendiğini dile getirirken, “Soğuklardan kaçtık, Almanya’da şu an kar yağıyor. Alanya cennet. Güneş, deniz her taraf çok güzel. İnsanlar fıkır fıkır çok güzel yani” dedi.Türkiye’de corona virüsle ilgili alınan tedbirlerden de çok memnun olduklarını söyleyen Can, “Çok güzel tedbirler. Öyle güzel tedbirler almışlar ki ben Almanya’da bile görmedim. Çok şaşırdık gerçekten çünkü oradan başka söylüyorlar. Türkiye Avrupa’yı geçmiş. Hiçbir şeyden korkmadan gelsin herkes. Yapabilecekleri en güzel şey, buraya gelmeleri” diye konuştu.

  • Türkiye’nin kültürel serveti: Mozaik Müzeleri
    by NTV on 7 Nisan 2021 at 14:09

    Binlerce yıldır birçok medeniyete ev sahipliği yapan Hatay ve Gaziantep, mozaik müzeleriyle ziyaretçilerini adeta tarihi yolculuğa çıkarıyorTürkiye’nin en büyük mozaik müzelerine sahip Hatay ve Gaziantep, adeta göz kamaştıran eserlerle tarihe ışık tutuyor. Binlerce yıldır birçok medeniyete ev sahipliği yapan Hatay’da, kazılarda çıkarılan sayısız mozaik, Hatay Arkeoloji ve Necmi Asfuroğlu Arkeoloji müzelerinde sergileniyor. Ağırlıkla milattan sonra 2. ve 6. yüzyıllara ait mozaik eserler, ait oldukları dönemin izlerini yansıtıyor.Kentte 1948’de açılan ancak ihtiyacı karşılayamaz hale gelmesi nedeniyle taşınarak 2014’te yeni yerinde hizmete giren Hatay Arkeoloji Müzesi, çok büyük bir mozaik koleksiyonunu bünyesinde barındırıyor.Geçen yıl turizme açılan Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi ise milattan sonra 6. yüzyılda “kamu alanı” olarak kullanıldığı değerlendirilen, 1200 metrekarelik tek parça taban mozaiğiyle ön plana çıkıyor.Tarih kenti Hatay için büyük önem taşıyan her iki müze de mozaik koleksiyonlarıyla sadece Türkiye’de değil yurt dışında da ses getiriyor.Hatay Arkeoloji Müzesi Müdürü Ayşe Ersoy, dünya çapında mozaik eser zenginliği denildiğinde ilk akla gelen şehrin Hatay olduğunu söyledi. Yaklaşık 10 bin metrekare alana sahip Hatay Arkeoloji Müzesinin Antakya ve çevresindeki antik kentlere ait eserlerle dolu olduğunu, en önemli koleksiyonlarını da mozaiklerin oluşturduğunu belirten Ersoy, “Antakya mozaikleri, 2. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar mozaik gelişimini gözler önüne seren bir tarih barındırıyor. Bugün dünyada bir bilimsel yayın yapıldığında bilim adamları mutlaka Hatay mozaiklerine değinmek zorunda hissediyor çünkü burası dünya açısından da çok önemli bir mozaik seksiyonuna sahip” dedi.Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi’ni gezenlerin ise kendini Roma döneminde hissettiğini anlatan Ersoy, “Buradaki geometrik taban mozaiği, alanında dünyada tek. Milattan sonra 6. yüzyıla ait bir eser. O dönemde Antakya ve çevresinde 2 büyük deprem oluyor, depremde bile mozaikte bir yok olma görmüyorsunuz, tamamen bir dalgalanma görüyorsunuz, bu da ziyaretçilerimiz açısından oldukça ilgi çekici bulunuyor” diye konuştu.Ersoy, Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesinin ayrıca müze-otel konsepti bulunduğunu, bunun da Türkiye’de ilk olduğunu kaydetti. Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesinin şu ana kadar 25 bin ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını bildiren Ersoy, Hatay Arkeoloji Müzesi’nin de her yıl ortalama 250 bin kişiyi ağırladığını ifade etti. Ersoy, kentte ayrıca 4 farklı yerde mozaik kazılarının sürdüğünü sözlerine ekledi.Antik kentleri, tarihi yapılarıyla binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi ise barındırdığı eserlerle ziyaretçilere unutulmaz tarih atmosferi sunuyor.Şehitkamil ilçesinde 25 bin metrekaresi kapalı toplam 30 bin metrekare alana kurulan müze, Nizip ilçesinde yer alan ve Fırat Nehri kenarında bulunan Zeugma Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan çok sayıda eşsiz esere ev sahipliği yapıyor.Roma ve Bizans dönemlerine ait mozaik başta olmak üzere heykel, sütun, mimari yapı ve çeşmelerin bulunduğu, 2 bin 500 metrekare alanı kapsayan müze, özellikle Zeugma’nın “Mona Lisa’sı” olarak görülen ve 52 yıl sonra ABD’den Türkiye’ye iadesi sağlanan “Çingene Kızı” mozaiğiyle ön plana çıkıyor.Roma döneminde savaş tanrısı olarak bilinen Mars’ın heykeli de müzenin ilgi çeken eserleri arasında bulunuyor.”Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”ne sahip, binası ve mozaiklerin kapladığı alan bakımından dünyanın en büyükleri arasında gösterilen müzedeki mozaikler, ziyaretçilerinde hayranlık uyandırıyor.Gaziantep Müze Müdürü Özgür Çomak, müzenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 2011’de açıldığını hatırlattı. Müzede fuaye alanlarının, konferans salonlarının bulunduğunu dile getiren Çomak, “Burası, ülkemizde çağdaş müzecilik anlayışı çerçevesinde yapılan ilk müze özelliğini taşıyor. Müzemiz dünyanın da en önemli mozaik müzesidir” dedi.Çomak, müzenin A bloğunda Roma, B bloğunda ise Bizans dönemine ait eserlerin sergilendiğini, birçok ülkeden çok sayıda kişinin müzeye geldiğini vurguladı.Müzedeki mozaiklerin diğerlerinden farklılık gösterdiğini anlatan Çomak, şunları kaydetti: “Müzedeki eserler teker teker alanından getirildi. Bu da bir nevi aslında yaşayan müze. Müzemiz, yaşayan müzeyi çok iyi anlatan bir sergileme konseptindedir. Dünya ve Anadolu’daki tüm müzelerimizdeki mozaiklerde 9 ila 10 renk skalasına kadar ulaşabiliyor ama Zeugma Mozaik Müzesi’ndeki mozaikler 13 farklı renk skalasından oluşuyor. Mozaiklerde, yapıldığı dönemde Fırat Nehri’nden çıkarılan doğal renkli taşlar kullanılmış. Müzemizde 3 boyut özelliği gösteren mozaiklerimiz mevcut. Mozaiklerde genellikle Roma ve Yunan mitolojisindeki sahneler yer alıyor, mitolojik tanrılar bulunuyor. Balık ve Fırat Nehri etrafındaki zengin bitkiler işlenmiş. Bunlardan en önemlisi de tabii ki Çingene Kızı”Çomak, 2019’da müzenin 350 bin ziyaretçiyi ağırladığını, geçen yıl salgın nedeniyle sayının 90 bine düştüğünü, bu senenin ilk 3 ayında ise 15 bin turistin buraya geldiğini ifade etti.İstanbul’dan gelerek müzeyi gezen Mert Üçmer, “Özellikle Çingene Kızı mozaiğini görmeye geldim. Çok beğendim. Müzede çok önemli eserler var, insan etkileniyor. Herkesin gelmesini tavsiye ediyorum” diye konuştu.Ziyaretçilerden Gizem Aktaş da müzeye birçok kez geldiğini belirterek, “Burası zaten dünya çapında çok ünlü. Yapısıyla, atmosferiyle bizi gerçekten eski zamanların o gerçek yaşantısına götürüyor” dedi.

  • Bursa’da 2 bin yıl ayakta kalan kale keşfedilmeyi bekliyor
    by NTV on 7 Nisan 2021 at 10:53

    Bursa’da 2 bin yıldır orijinal haliyle ayakta kalan kale, ormanların içinde keşfedilmeyi bekliyor.Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinin Kestelek Köyü sınırları içinde bulunan kaleyi ziyaret eden seyyahların ortak görüşü, tarihî yapının Bizans döneminde inşa edildiği şeklinde.Kalenin Uludağ’ın geçitlerini savunmak maksadıyla 2 bin yıl önce inşa edildiği tahmin ediliyor.Kalenin batı burcu ve surları ormanların içinde restorasyon edilmeyi bekliyor. Kalenin duvarları 30 dönümlük bir alanı kaplıyor.Onarılması halinde çok sayıda turisti bölgeye çekmesi beklenen kalenin köylüler restore edilmesini istiyor.Hakim bir noktada bulunan kaleden uzak yerleri gözetlemek mümkün.Köylerinde bulunan kalenin onarılmasını beklediklerini ifade eden Kestelek Köyü muhtarı Kemal Doğru, “Kalenin geçmişi 2 bin yıl öncesine dayanıyor. Kalenin Bizanslılar devrinde yapıldığı söyleniyor. Kalenin batı burcu ve surları 2 bin yıldır ayakta duruyor. Kale yaklaşık 30 dönümlük bir alanı kaplıyor. Kalenin bulunduğu nokta bir çok yere hakim. Bu kale restore edilirse bölgemiz ve Bursa’ya önemli katkı sağlar, çok sayıda turist burayı görmeye gelir. Yetkililerden kalenin restore edilmesini istiyoruz” dedi.

  • Doğu’da ilkbaharda da kayak keyfi devam ediyor
    by NTV on 7 Nisan 2021 at 10:42

    Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden yüksek rakımlı Erzurum’daki Palandöken ve Kars’taki Sarıkamış Cıbıltepe kayak merkezlerinde, kayak sezonu nisan ayında da devam ediyor.Kayak sezonunu Türkiye’de ilk açıp en son kapatan kayak merkezlerinden Palandöken, corona virüs (Covid-19) sürecine rağmen alınan tedbirler ve mart ayının son günlerinde yağan kar nedeniyle nisan ayında da yerli ve yabancı kayakseverlerle şenlendi.İleri düzey başta olmak üzere orta ve kolay diye nitelendirilen 55 pistiyle her yıl binlerce turiste ev sahipliği yapan Palandöken, nisan ayının ortalarına kadar misafirlerini ağırlamayı sürdürecek.Mart ayındaki yağış nedeniyle kar kalınlığının yaklaşık bir metreyi bulduğu merkezde, bazı oteller sezonu bitirse de özellikle 3200 rakımlı Ejder Zirvesi’ndeki Büyükşehir Belediyesi’ne ait pistlerde kayak heyecanı devam ediyor.Dedeman Otelleri Genel Müdürü Veli Tuzak, salgın nedeniyle birtakım tedbirler alarak sezona başladıklarını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığından onaylı “Güvenli Turizm Sertifikası” aldıklarını ifade eden Tuzak, “Pandemi dünyanın sorunu ama aralık sonu itibarıyla özellikle yıl başında hafta sonu yasaklarının konaklayan misafirlere yönelik kalkmasıyla çok iyi bir sezon geçirdik diyebiliriz. Sömestir döneminde yüzde 100 doluluklara ulaştık. Onun haricinde de yüzde 80 doluluklara ulaştık. Pandemiden kaynaklı yurt dışına gidemeyen misafirlerin iç pazara yönelmesiyle yerli pazarda bir hayli hareketlilik vardı” dedi.Tuzak, kayak sezonunun nisan ayının sonuna kadar devam edeceğini belirterek, salgına rağmen dolu dolu bir sezon geçirmenin sevincini yaşadıklarını anlattı. Pistlerin tamamının halen açık olduğunu dile getiren Tuzak, “Kayak yapmak isteyenlere Ramazan Bayramı’na kadar Palandöken’de kayak yaptırabiliriz” ifadesini kullandı.Sway Otel Genel Müdürü Ömer Akça da salgın nedeniyle sezona sıkıntılı başladıklarını ancak daha sonra bazı önlemlerle işlerini ayarladıklarını ifade etti. Rezervasyonların yılbaşına doğru hızlanmaya başladığını aktaran Akça, şunları kaydetti: “Buradaki en önemli figür, yurt dışındaki kayak merkezlerinin kapalı olmasıydı. Bununla rezervasyonlarımız arttı. Güzel bir sezon geçirdik, güzel de kar yağdı. Bu yıl CAT3-A yapıldı. Erzurum’a gelen uçaklarda hiçbir rötar ve iptal söz konusu olmadı. Bu bizi diğer kayak merkezlerinden bir adım öne çıkardı. Diğer kayak merkezlerine karın biraz geç gelmesi teknik alt yapıdaki eksiklikler Palandöken’i Türkiye’deki kayak merkezlerine göre bu yıl bir adım öne geçirdi. Şu anda da pistlerimizde yaklaşık bir metre kar var. Bazı işletmelerimiz sezonu kapattı ama özellikle belediyenin tesisleri açık”Kars’ın Sarıkamış ilçesinde bulunan Türkiye’nin önemli kış turizm merkezleri arasındaki Cıbıltepe’de, nisan ayında kayak sezonu dolu dolu geçiyor. Sarıçam ormanları arasında bulunan 2 bin 634 rakımlı kayak merkezinde, son günlerdeki yağışlarla kar kalınlığı 1 metreyi geçti.İlkbahar mevsiminin yaşandığı bugünlerde pistlerde yoğunluk oluşturan yerli ve yabancı turistler, kayak ve snowboard yaparak gönüllerince eğleniyor.Kayak merkezinde hizmet veren Çamkar Otel’in Genel Müdürü Kemal Sönmez, son yağan karlarla beraber sezonun nisan ayına sarktığını söyledi.Sönmez, nisan ayı olmasına rağmen pistlerde henüz bir bozulma yaşanmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Sıkıntılı pandemi sürecinde sezonu kazasız belasız geçirdik. Kayak merkezimizde sıfır vaka ile bu süreci atlattık. Mart ayını geride bıraktık, tesislerimizde, mekanik tesislerde herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu anda nisan ayının ilk haftasında her taraf bembeyaz, misafirlerimiz kayağın keyfini doyasıya çıkarıyorlar. Doluluk ve karlılık anlamında beklentilerimizin üzerinde bu sezonu tamamlıyoruz. İnşallah önümüzdeki sezonu üzerine katarak devam ederiz”İstanbul’dan kayak yapmak için gelen Yaren Gül de Sarıkamış’a hayran kaldıklarını anlatarak “Nisan ayında gerçekten pistler çok güzel. Sarıçam ormanları arasında kayak yapmak çok eğlenceli” ifadesini kullandı.

  • Çıldır Gölü’nde ‘atlı kızak’ keyfi Nisan ayında da devam ediyor
    by NTV on 7 Nisan 2021 at 09:44

    Kars’ın Arpaçay ilçesinde, kış mevsiminde yüzeyi tamamen buz tutan Çıldır Gölü, ilkbahar gelmesine rağmen yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor. Ozan Karataş (24), göle gelen turistleri, söylediği türküler eşliğinde atlı kızağı ile gezdiriyor. 5 yıldır gölde atlı kızak çalıştırdığını söyleyen Karataş, kışın uzun sürmesi nedeniyle ilk kez bu duruma tanık olduğunu söyledi.Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden olan Ardahan ve Kars sınırlarında kalan Çıldır Gölü, doğal yapısı ve güzelliği ile her mevsim yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor.Deniz seviyesinden 1950 metre yükseklikteki Çıldır Gölü’nün 123 kilometrekarelik alanında, kışın buz tutan yüzeyi hala çözülmediği için atlı kızaklarla yapılan turlar yoğun ilgi görüyor. Çıldır Gölü’ne gelen yerli ve yabancı turistler, göl üzerinde ve çevresinde atlı kızaklarla gezdiriliyor. Turistleri söylediği türküler eşliğinde gezdiren Ozan Karataş, geçimini de bu işten sağlıyor.Çıldır Gölü’ne gelenlerden Ayfer Erginyürek de önce Eskimo usulü tutulan balıklardan yediklerini sonra göl üzerinde atlı kızak keyfi yaptıklarını söyledi.Geçmişte dedelerinin ve babalarının şehir merkezine bu kızaklarla gidip geldiğini belirten Karataş, “Kızakların modası geçince bir kenara atıldı ve atıl durumda bekledi. Çıldır Gölü meşhur olunca bizler de buraya gelenleri gezdirmek için atları kızağa koşup göl kenarındaki yerimizi aldık. Büyük rağbet görüyoruz. 5 yıldır bu işi yapıyorum. Çıldır Gölü’nde atlı kızak sayısı çoğalınca atlı spor kulübü kurduk. Kişi başı 25 lira yaklaşık 1 kilometre gezdiriyoruz. Bu yıl kış uzun sürünce buz erimedi ve ekmeğimizi hala kazanmaya devam ediyoruz. İlk kez böyle bir olaya şahit oluyorum” diye konuştu.Gölde açtıkları delikle buzun kalınlığını da kontrol ettiklerini söyleyen Erginyürek, “Koca bir gölün tamamen buz tutması ve üzerinde atlı kızakla hatta otomobille gezmek, hem zevkli hem de ürkütücü. Bugüne kadar buzun kırılıp, içine düşen olmamış. Herkesin gelip, burayı görmesini isterim. Havalar sıcak olduğu için önce çekindik ancak buzun kalınlığının yaklaşık 15 santim olduğunu görünce hiç çekinmedik. Burası muhteşem bir yer” dedi.

  • 18 bin doları olan gökyüzünde iftar açabilecek
    by NTV on 7 Nisan 2021 at 07:45

    Dubai’de özel bir şirket 18 bin dolar karşılığında, Ramazan ayı boyunca gökyüzünde iftar hizmeti sunacağını açıkladı.Dubai merkezli Jetex özel havacılık şirketi müşterilerine Ramazan ayı boyunca gökyüzünde iftar hizmeti sunacağını açıkladı. Havacılık şirketi, iki kişilik iftar menüsünün fiyatının 18 bin dolar (146 bin TL) olduğunu açıklandı.Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar, ’11 Ayın Sultanı’ olarak bilinen Ramazan’ı karşılamaya hazırlanıyor. Birleşik Arap Emirliği’nin (BAE) en yüksek nüfuslu emirliği Dubai merkezli özel havacılık şirketi Jetex, Ramazan ayı boyunca müşterileri için gökyüzünde iftar hizmeti sunacağını açıkladı. Havacılık şirketi gökyüzündeki iftar hizmetine ilişkin yaptığı açıklamada, müşterilerin Jetex VIP Terminali’nde şoförlü lüks araç tarafından karşılandığını ifade ederek jete taşındığını belirtti.Dubai’deki dev gökdelen ve gün batımı manzaralı iki kişilik iftar organizasyonunun bedelinin 18 bin dolar (146 bin TL) olduğu ifade edildi. Şirket şu ana kadar 15 kişinin iftar rezervasyonunda bulunduğunu açıkladı. Şirket, Ramazan ayı boyunca elde edilecek gelirin BAE merkezli küresel bir hayırsever organizasyonu olan Dubai Cares’a bağışlanacağını kaydetti.

  • Yamaç paraşütü tutkunlarının yeni gözdesi: Van Gölü koyları
    by NTV on 6 Nisan 2021 at 14:21

    Eşsiz manzarası, yemyeşil doğası ve masmavi sularıyla öne çıkan Van Gölü kıyısındaki koylar, son zamanlarda gökyüzünde süzülmek isteyenlere ev sahipliği yapıyor.Türkiye’nin en büyük tuzlu ve sodalı gölü özelliğine sahip Van Gölü’nün eşsiz güzellikteki koyları, yamaç paraşütü tutkunlarının uğrak yeri haline geldi. TÜRKİYE’DE YAMAÇ PARAŞÜTÜ YAPILAN YERLEREl değmemiş doğal güzellikleri, yemyeşil doğası, masmavi suyu ile Ege ve Akdeniz sahillerini aratmayan Van Gölü, doğal parkurları ve keşfedilmeyi bekleyen bakir alanlarıyla doğa tutkunlarını cezbediyor.Van Gölü kıyısındaki Artos Dağı’nın etekleri ile Göründü, Ayanıs, Altınsaç ve İnköyü koylarına gelen yamaç paraşütçüleri, Akdamar Adası, Süphan Dağı ile Van Gölü’nün eşsiz manzarası eşliğinde farklı bir uçuş deneyimi yaşıyor.İniş yapılan zeminin doğal çimle kaplı olması ve rüzgarın elverişli olmasını fırsat bilen adrenalin tutkunları, yüzlerce metre yükseklikte güzel manzaranın tadını çıkarıyor.Türk Hava Kurumu Van Şubesi’nce düzenlenen etkinliğe katılan 35 paraşütçü, Artos Dağı eteklerinden havalanarak Van semalarını renklendirdi.Sportif Havacılık Kulübü Başkanı İlhan Gezgen, Van Gölü koylarında yamaç paraşütü için çok uygun parkurların olduğunu söyledi. Doğa harikası bölgenin paraşüt tutkunlarını cezbettiğini anlatan Gezgen, şunları kaydetti: “18 yıldır profesyonel olarak yamaç paraşütü yapıyorum. Van Gölü kıyılarında bu tür etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Van Gölü’nün masmavi suyu üzerinde gerçekleştirdiğimiz uçuşlar, çok keyifli. Görsel şölen sunuyor. Farklı illerden birçok pilot arkadaşımız uçmak için buraya geliyor. Bu da Van’ın tanıtımına önemli katkı sunuyor. Yamaç tutkunu herkesi Van’a bekliyoruz”Paraşüt tutkunlarından Meteoroloji 14. Bölge Müdürü Atakan Çelebi de etkinliğe katılanlara hava durumu hakkında destek olduklarını söyledi. Kentin yamaç paraşütü için zengin bir coğrafyaya sahip olduğunu anlatan Çelebi, “Bölgenin meteorolojik olarak uygun olan alanlarını birlikte değerlendiriyoruz. Yamaç paraşütü için çok güzel yerler var. Özellikle termikler çok kuvvetli. Bu durum hem dikkatli olmamızı gerektiriyor hem de Akdamar Adası gibi bir değeri metrelerce yükseklikte görmemize olanak sağlıyor” ifadelerini kullandı.Bir yıldır profesyonel olarak yamaç paraşütü yaptığını belirten Betül Yakmaz ise “Bir kadın olarak bu sporu yaptığım için çok mutluyum. Özellikle Van Gölü ve Akdamar Adası’na karşı uçmak çok eğlenceliydi. Herkesi buraya, davet ediyoruz. Van Gölü semalarında bu sporu yapmak bir ayrıcalık” şeklinde konuştu.Furkan Barıç da “Yüzlerce metre yükseklikte, karşımızda göl müthiş manzara sunuyor. Bu manzara eşliğinde uçmak harika bir duygu” dedi.

  • Tarih boyunca birçok efsaneye konu olan ‘Keşişin Evi’nden masalsı manzaralar
    by NTV on 6 Nisan 2021 at 11:25

    Bursalı dağcılar, kış turizminin önemli adreslerinden Uludağ’ın 2486 metre yükseklikteki Keşiş Tepesi’nde nefes kesen manzaraları görüntüledi.Tarih boyu birçok efsaneye konu olan Uludağ’ın en güzel anlarını Bursalı dağcılar görüntüledi. Uludağ’da karın hiç erimediği Karçukuru’ndan 2486 yükseklikteki Keşiş Tepe olarak bilinen küçük zirveye buzda tırmanan Bursalı dağcıların zorlu yolculuğu belgeselleri aratmadı.Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde bahsettiği keşişlerin dinlenmek için geldiği 2486 metre yükseklikteki Keşiş Tepe ile Osmanlının fethinden sonra karcıbaşıların sıcak yaz günlerinde saraya kar ve buz götürdükleri Karçukuru’nun masalsı görüntüsü nefesleri kesti.2543 metre zirvesi ile Marmara’nın en yüksek noktası olan Uludağ’ın efsanevi hikayeleri antik çağa kadar dayanır. Antik çağ tarihçilerinden Halikarnassoslu Herodot’a göre “hep parlayan” anlamındaki Olympos Dağı Yunanistan’da “Olympos des dieux” adıyla onurlandırılan Teselya değil Bursa’nın veli nimeti Uludağ’dır.Bursa’nın fethinden 314 yıl sonra, 1640 yılında Okçuzade Ahmed Çelebi ile Bursa’ya gelen Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Keşiş Dağı’na yaptığı iki günlük geziyi anlatır ve “Ab-ı Hayat”a benzettiği pınarlardan, alabalıklarla dolu derelerden, derin vadilerden, yemyeşil ormanlardan söz eder. Yüzyıllar boyu birçok hikayeye konu olan Uludağ’ı Oteller Bölgesi’nden izleyenlere zirve olduğu düşüncesini veren Zirvetepe olarak bilinen Keşiştepe, diğer adıyla Küçükzirve, doğa sporcuları ve dağcılar için çekim merkezi olmayı sürdürüyor.Özellikle kış mevsiminde bölgeye kış kampı ve tırmanış için gelen dağcılar bölgenin güzelliklerinin tadını çıkartıyor. Bursa’nın tanınmış dağcılarından İsmet Şentürk Zirvetepe ve kuzey yüzünde bulunan Karçukuru Bölgesinde yaptıkları tırmanışı ve bölgenin güzelliklerini anlattı. Karçukuru’nun Uludağ’da karların en son eridiği noktalardan biri olduğunu belirten tecrübeli dağcı İsmet Şentürk, “Bölge, Uludağ’ın Kuzey yüzünde doğrudan güneş almayan bir konumda 2450 metre yükseklikte uzun süre karları erimez. Hatta bazı yıllarda kar erimeden üzerine yeni mevsimin karı yağmaktadır. Karçukuru’nun tarihi bir geçmişi de var. Osmanlı İmparatorluğu döneminde sıcak yaz günlerinde bu bölgeden Karcıbaşılar saraya kar ve buz taşırmış. Buzdolabının olmadığı dönemlerde de Karçukuru’ndan kar ve buz taşınırmış. Bölgede ve yakınlarında yaz mevsiminde gelen Arap turistler için kar safariler düzenlenmektedir” dedi.Marmara bölgesinin en önemli ve tek kar buz tırmanış rotaları burada bulunuyor. Bölge bu özelliği ile dağcılar açısından alternatifi olmayan bir kış tırmanış mekanı olarak biliniyor. Yıllardır, İstanbul ve Bursalı dağcılar başta olmak üzere başka şehirlerden dağcıların da ziyaret ettiği önemli bir tırmanış ve kamp alanı olarak kayıtlara geçiyor. Çok özel arazi yapısı nedeniyle kış eğitimi yapmak isteyen dağcılar ve arama kurtarma ekiplerinin de eğitim çalışmaları için ön plana çıkıyor.Zirvetepe Kulübesi 1936 yılında dönemin Bursa Valisi öncülüğünde kayakçı ve dağcılar için yapıldı. Halk arasında eski adıyla Keşiş Tepe, Cumhuriyet döneminden sonraki adıyla Zirvetepe’de bulunan kulübe “Keşişin Evi” diye de adlandırılıyor.Gerçekte ise eski kalıntılar üzerine 84 yıl önce yapıldığı biliniyor. Kulübenin yapımı sırasında 40 katırla onlarca insanın çalışmalara katıldığı anlatılıyor. Yakın bir tarihte Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen kulübenin bulunduğu alandan Uluabat Gölü, İmralı Adası, Marmara Denizi ve İstanbul kıyıları çıplak gözle görülüyor

  • Ege’nin mavi bayraklı plajları yaz sezonuna hazır
    by NTV on 6 Nisan 2021 at 09:57

    Doğal güzellikleriyle tatilcilerin gözdesi olan Muğla 105 plajı, en fazla mavi bayrağın bulunduğu 4 yat, 8 marinayla unutulmaz tatil imkanı sunuyor.Doğal güzellikleri ve koylarıyla tatilcilerin vazgeçilmez adreslerinden olan Muğla, tertemiz denizleriyle bu yıl da ziyaretçilerini cezbedecek. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) verilerine göre, mavi bayrak, plajlar için özünde temiz deniz suyu, sonrasında çevre eğitimi ve bilgilendirmeye önem veren, gerekli donanıma sahip iyi çevre yönetimini temsil ediyor. TÜRKİYE’NİN MAVİ BAYRAKLI PLAJLARITürkiye’de turizmin gelişmesine paralel, temiz denizin güvencesi mavi bayrağa sahip plajların sayısı da arttı. İlk olarak 1994’te 12 plaj ve 9 marinanın mavi bayrak aldığı Türkiye’de, mavi bayraklı plaj sayısı her geçen yıl artıyor.Muğla’da 105 mavi bayraklı plaj bulunuyor. Kent en fazla mavi bayrağın bulunduğu 4 yat ve 8 marinayla ilk sırada yer alıyor.Muğla’daki dünyaca ünlü sahillerin çoğu, mavi bayraklarını dalgalandırarak misafirlerini ağırlıyor. Şezlong, şemsiye ve yürüyüş yolları corona virüs Covid-19) tedbirleri kapsamında sosyal mesafe kuralına göre düzenlenen, bakım onarım çalışmasıyla sezona hazırlanan mavi bayraklı plajlar, yeni bir görünüme kavuştu.Muğla ve ilçelerinde, mavi bayrak için gerekli kriterlerin yazılı olduğu panoların yerleştirildiği plajlar ve marinalar turistlere güven veriyor.İl Kültür ve Turizm Müdürü Zekeriya Bingöl, Muğla plajlarında, her yıl daha fazla mavi bayrak dalgalandırılması için çaba gösterdiklerini söyledi. Kentin bu anlamda önemli bir potansiyeli bulunduğunu, bundan dolayı da tercih edildiğini vurgulayan Bingöl, mavi bayrağın uluslararası turizm pazarında aranan bir özellik olduğunu kaydetti.Özellikle Avrupalıların buna çok dikkat ettiklerini işaret eden Bingöl, “Mavi bayrağın olduğu tesisler ve plajlar daha çok ilgi çekiyor. Mavi bayrak temiz çevreyi, temiz plajı, temiz denizi simgeliyor. İnsanlar gittikleri yerin, denizin temiz olmasını istiyor, tatil tercihlerinde ona göre seçim yapıyor” dedi.

  • ‘Madavans Vadisi’nin 400 mağarası dünyaya tanıtılacak
    by NTV on 6 Nisan 2021 at 09:17

    Bitlis’in Ahlat ilçesinde 17 kilometrelik alan üzerinde bulunan Madavans Vadisi’ndeki 400’e yakın mağara restore edilerek, turizme kazandırılacak.Bitlis şehir merkezine yaklaşık 65 kilometre uzaklıktaki 8 bin anıt mezarın bulunduğu Ahlat, sahip olduğu tarihi değerleriyle ön plana çıkıyor.  Dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığı olarak nitelendirilen Selçuklu Meydan Mezarlığı’nın yanı sıra Kulaksız ve Tahtı Süleyman mahalleleri arasında bulunan Madavans Vadisi de ilçenin sahip olduğu yüzlerce tarihi mekandan biri.Bir süre önce Cumhurbaşkanlığı’nca ‘Kesin korunacak hassas alan’ olarak ilan edilen vadideki 400’e yakın mağaranın restore edilmesi için Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ve Ahlat Kaymakamlığı’nca proje hazırlandı. Hazırlanan ortak proje ile mağaraların restorasyonu yapılarak Türkiye ve dünyanın turizmine kazandırılacak. Bitlis Eren Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Demirtaş, Madavans Vadisi’nin bu bölgedeki yüzlerce tarihi mekanlardan bir tanesi olduğunu, Bitlis ve ilçelerinde yüzlerce böyle mekanın bulunduğunu söyledi.Prof. Dr. Demirtaş, Madavans Vadisi’nin 17 kilometrelik bir alanı kapsadığına dikkati çekerek, “Yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip bu bölgede insanlar yaşamıştır. Binlerce yıllık bir geçmişi var. Yani insanların binlerce yıl önce buraları kullandıklarını kanıtlayan birçok belge ve kanıt bulunuyor. Halen günümüzde bazı yerleri insanlar kullanmaya devam ediyor. Son 50 yıla kadar da çok yaygın bir şekilde kullanılmıştır” dedi.Ahlat ilçesinin Tahtı Süleyman ve Kulaksız mahalleri arasındaki vadiyi tanıtmayı amaçladıklarını, ancak bu durumun çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Demirtaş, “Tabi bu önemli mekanların insanlar tarafından tanıtılması ve tanınması çok önemli adımlar. Ama bizde tanıtmanın büyük riskleri var. Mesela dünyada bir yer tanındığı zaman orası tamamen doğal olarak koruma altına alınmış demektir. İnsanlar onu herhangi bir kanuna ve yasaya gerek duymadan korumaya başlarlar.Biz de ise tam tersi bir durum söz konusudur. Biz de bir yer herhangi bir statüye kavuştuğu zaman, iyice tanıtıldığı ve reklamı yapıldığında, büyük risklerle karşı karşıya kalıyor. İnsanlar tanımaya başladıktan sonra sevmeye ya da korumaya değil, tahrip etmeye başlıyorlar. Burası en büyük örneklerden biridir. Şu anda gördüğümüz kilise yıllar önce buraya geldiğimizde sağlam bir şekilde ayaktaydı. Süslemeleri olduğu gibi duruyordu. Bugün taşları sökülmüş, her tarafında kazılar gerçekleştirilip tahrip edilmiş durumda. Dolayısıyla bir yeri tanıtmak mı, tanımak mı gibi bir soru sormak gerekir. Tarihi yapıları onardığımızda bozuyoruz. Tanıttığımızda ise tahribata açık hale getiriyoruz. Burası en büyük örneklerden biridir” diye konuştu,Prof. Dr. Mehmet Demşirtaş, Madavans Vadisi’nde 400’e yakın mağaranın olduğunu yakın zamana kadar bölge insanı tarafından da kullanıldığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı: “Burada binlerce yıllık bir insan yerleşmesi söz konusudur. Madavans Vadisi koruma altına alınacak. Bununla ilgili yeni bir proje geliştirildi. Bu proje ile Madavans Vadisi daha fazla ilgi görecektir. Ama mutlaka insanların ilgisine açtığımız zaman onun da koruma tedbiri ile desteklenmesi gerekir. İnsanlar yeterince bilinçlenmediği ve tarihi yapıların korunmasının önemini yeterince kavramadığı zaman bir şekilde zarar veriyorlar. Bu zararın önüne geçmek için tedbir almak gerekiyor. Bizim yöremizde sit alanı ilan edildikten sonra tahrip edilen yığınla yerler var. Onun için burasını sit alanı ya da hassas alan ilan etmek çok önemli adımlar olmakla birlikte önemli olan korunmasıdır. Eğer korunabiliyorsa yapılacak projelerle birlikte burası Türkiye’nin ve dünyanın ilgi odağı olmaya aday bir yerdir”Madavans Vadisi’nin önemine de değinen Prof. Dr. Demirtaş, “Geçmişte burada yaşayan insanlar burayı çok medeni bir şekilde kullanmıştır. İşte ibadethanelerin her çeşidi var. Bu alanda kilise var. Ancak daha sonraki dönemlerde cami olarak kullanılan mekanlar da mevcut. 400 civarında mağara ev var. Kimisi çok katlıdır. Ama büyük bir kısmı çeşitli aşınmalar yoluyla zarar görmüş, bugüne gelenler de halen önemini kaybetmemiştir. Bugüne kadar gelenleri koruyabilirsek, Madavans ve buna benzer yapılar bizim için birer kazanç olur. Bir kere burası insanlığın ortak mirası olduğu için kültürümüzü zenginleştirecektir. Böyle baktığınızda sadece Ahlat’a değil, bütün Türkiye’ye, mal edilmesi gereken mekanlardan birisidir” dedi.

  • Türkiye’nin en büyük yeraltı gölü: Altınbeşik Mağarası
    by NTV on 6 Nisan 2021 at 07:51

    Dünyanın 3’üncü, Türkiye’nin ise en uzun yeraltı gölü mağarası olan 2 bin 500 metre uzunluğundaki Altınbeşik Mağarası, corona virüs sebebiyle 1,5 yıldır sessizliğe büründü. 2019 yılında 69 bin yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Altınbeşik, yeniden ziyarete açılacağı günü bekliyor.Antalya’nın İbradı ilçesi Ürünlü Mahallesi sınırlarında bulunan Altınbeşik Mağarası, milyonlarca yıllık sürecin izlerini taşıyor.İbradı ilçesine 7, Ürünlü köyüne 4 kilometre uzaklıktaki 2 bin 500 metre uzunluğundaki Altınbeşik Mağarası, içindeki sarkıt ve dikitlerle görülmeye değer bir doğa harikası.Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü büyük yeraltı gölüne sahip Altınbeşik Mağarası adını üst kısmında yer alan Altınbeşik Tepesi’nden alıyor.Denizden 450 metre yükseklikte olan mağara 1966 yılında Türkiye speleoloji derneği kurucusu ve onursal başkanı Dr. Temuçin Aygen tarafından keşfedilip ,1994 yılında ise milli park olarak ilan edilmişti. TÜRKİYE’NİN MİLLİ PARKLARIMağara son son 5 yılda Antalya turizminin en ilgi çekici merkezlerinden biri haline geldi. Gezi botları ile mağaranın muhteşem doğa güzelliklerini keşfe çıkan ziyaretçileri, özellikle beyaz travertenler, sarkıtlar ve dikitler hayran bırakıyor.Sadece 2019 yılında 69 bin kişi ziyaret ettiği doğa harikası mağara, günübirlik turlarla gelen yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyordu.İbradı’nın Ürünlü Mahalle Muhtarı Lütfullah Murat Yamansoy, “Altınbeşik Mağarası yaklaşık bir buçuk yıldır pandemi nedeni ile kapalı. Açık olduğu dönemlerde yıllık ortalama 80-100 bin arasında yerli ve yabancı ziyaretçi geliyordu” diye konuştu.Türkiye’nin güney kıyılarında yer alan Antalya ili sınırları içinde bulunan milli park, Toros Sıradağları’nın Karstik yapısı içinde gelişmiş bir mağara sistemini kapsamaktadır. Üç katlı, toplam 2500 metre uzunluğunda, en yüksek noktası 101 metre olan mağara milli parkın ana kaynak değerini oluşturur. Büyük Düden, Oruç Düdeni ve Feyzullah Düdeninden gelen suların Manavgat Çayı’na boşaldığı nokta olan Altınbeşik Mağarası, Türkiye’nin en güzel mağaralarından biridir.Çevrenin karstik topografyası ve çam ormanları güzel bir manzara oluşturmaktadır. Çok uzun ve büyük bir yeraltı sisteminin çıkış ucunda bulunmaktadır. Kızılova, Kambos ve Söbüce suyunu çeken bu büyük sistem, Oruç Düdeni Mağarası altında Altınbeşik-Düdensuyu Mağarası’nda son bulur. Böylece bu büyük yeraltı su sistemi, kuş uçuşu 100 km’den fazla uzunluğu ile dünyadaki en uzun ve büyük karst sistemlerinden biridir. Mağara içinden çıkan su Beyşehir Gölü ile bağlantılıdır. Su içinde kaldığı için mağarada gezinti, sandal ve kayıklarla yapılmaktadır.

  • Milli Mücadele’nin tanığı müzeler geçmişten geleceğe ışık tutuyor
    by NTV on 6 Nisan 2021 at 06:07

    Samsun’daki Bandırma Gemi Müzesi, Erzurum Kongresi’ne ev sahipliği yapan “Atatürk ve Erzurum Kongre Müzesi” ve Atatürk’ün “Cumhuriyet’in temelini burada attık” dediği Sivas’taki tarihi yapı, ziyaretçilerini geçmişe götürüyor.Mustafa Kemal Atatürk’ün silah arkadaşlarıyla İstanbul’dan yola çıkıp 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığı, Milli Mücadele’nin “en büyük tanığı” olan Bandırma Vapuru’nun aslına uygun yaptırılan Bandırma Gemi Müzesi, 2005 yılında ziyarete açıldı.35 bin metrekarelik Milli Mücadele Açık Hava Müzesi’nin içinde yer alan Bandırma Gemi Müzesi’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel eşyalarının da arasında bulunduğu 189 eser sergileniyor.Müzede Atatürk’e ait 60 fotoğraf, 1870’li yıllarda yapılmış duvar saati ile telefon, cetvel, pergel, masa ve sandalyeler teşhir ediliyor. Atatürk’ün beylik tabancası, kendi el yazısının yer aldığı metinler ve kıyafetleri de müzedeki eserler arasında bulunuyor.Müze geminin kamarasında, Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatak odasının benzeri bulunuyor.Aynı bölümde, Atatürk ve silah arkadaşlarının balmumu heykelleri de büyük ilgi görüyor.Heykellerin bulunduğu kamarada yer alan tarihi saat, Atatürk’ün Samsun’a çıktığı an olan saat 08.00’i gösteriyor.Milli Mücadele Açık Hava Müzesi alanında ise Milli Mücadele Anıtı’nın yanında Atatürk ve 18 silah arkadaşını temsil eden 19 bayrak ve 19 meşale bulunuyor.Kurtuluş Savaşı’nı anlatan 68 metrelik 300 parçadan oluşan seramik rölyefin olduğu alanda ayrıca Çanakkale Savaşı ile ilgili bir rölyef de yer alıyor.Müzede, Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında şehit olan 1200 Samsunlu askerin adlarının yazılı olduğu bir bölüm de var.Türk Yıldızları’na ait 1972 yapımı F-5 uçağı, Samsun’daki bu alanda sergileniyor.Ayrıca alanda, Kurtuluş Savaşı’nda kullanılan iki top, Çanakkale Savaşı’nda kullanılan 4 mayın da teşhir ediliyor.Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Erzurum Kongresi’ne ev sahipliği yapan binadaki “Atatürk ve Erzurum Kongre Müzesi”, tarihe tanıklık ediyor. Yakutiye ilçesi Kongre Caddesi’ndeki bina, Cumhuriyet döneminde eğitim ve yönetim amaçlı kullanıldı. 1924 sonlarında yaşanan yangın sonrası onarılan binada bir salon, 1960 yılında “Atatürk ve Erzurum Kongre Müzesi” olarak ziyarete açıldı.”Erzurum Resim Heykel ve Galerisi Müdürlüğü”nün de faaliyet gösterdiği bina, 2011-2013 yıllarında TBMM tarafından yapılan restorasyonun ardından Kültür ve Turizm Bakanlığına devredildi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce tarihi anların yeni nesle daha iyi anlatılması amacıyla başlatılan ve 2018’de tamamlanan restorasyon çalışmasıyla Atatürk ve Erzurum Kongre Müzesi, yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açılarak geçmişte yaşananların geleceğe aktarılmasını sağlıyor.Türkiye’deki resim heykel galerisi statüsünde üç müze merkezinden biri olma özelliğini taşıyan müze, öğrencilere hem ders alacakları hem de tarihi atmosferi yaşayacakları imkan sunuyor.Müzede, Erzurum Kongresi’ne katılan başta Mustafa Kemal Atatürk’ün oturduğu başkanlık makamı, kongreye katılan Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van’dan 56 delegenin isimlerinin yer aldığı masalar ile duvarlarda delegelerin hayatlarını anlatan portreler yer alıyor.Müze girişinde Atatürk’ün nüfus cüzdanı örneği de sergileniyor.Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarınca 108 gün “Milli Mücadele Karargahı” olarak kullanılan, Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yapan ve daha sonra Atatürk ve Kongre Müzesi’ne dönüştürülen tarihi bina, geçmişin izlerini günümüze taşıyor.İnönü Bulvarı’nda yer alan müze, kongrenin yapıldığı günlerdeki haliyle muhafaza ediliyor. Dönemin Sivas Valisi Memduh Paşa tarafından 5 Ekim 1892’de okul olarak yaptırılan bina, 19. yüzyıl Osmanlı dönemi sivil mimarisinin güzel örneklerinden biri olarak gösteriliyor.Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül-18 Aralık 1919 tarihlerinde 108 gün “Milli Mücadele Karargahı” olarak kullanılan binanın Cumhuriyet tarihinde çok önemli bir yeri bulunuyor.Milli Mücadele döneminde Atatürk’ün, “Cumhuriyet’in temelini burada attık” dediği tarihi yapıda, Atatürk’e ait çalışma ve dinlenme odası ile tarihi kongre salonu, kongrenin yapıldığı günlerdeki haliyle korunuyor.İdadi, Sultani, Sivas Lisesi, Kongre Lisesi adlarıyla anılan ve 1981’e kadar okul olarak kullanılan bina, onarımı, teşhir ve tanzimi gerçekleştirildikten sonra 1990’da müze olarak ziyarete açıldı.Sivas Kongresi’nin izlerini taşıyan bina, 10 Ocak 2011’de TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı ve Sivas Valiliği arasında yapılan protokolle Milli Saraylar Daire Başkanlığına devredildi.Müzeyi ziyaret eden Faruk Serin, Atatürk ve silah arkadaşlarına ev sahipliği yapan bu tarihi binayı herkesin gezip görmesini istedi. Serin, eskiden lise olarak hizmet veren binada lise eğitimini tamamladığını belirterek, “Bu binanın hem Sivaslılara verdiği bir gurur var hem de burada okuyan bir öğrenci olmanın gururunu yaşıyorum” dedi.Sağlık Meslek Lisesi öğrencisi Hüseyin Eren Yıldız (18) ise “Bu bina Atatürk ve silah arkadaşlarına 108 gün ev sahipliği yaptı. Böyle bir tarihi kenti herkesin görmesini isterim” diye konuştu.Samsun son foto

  • Tortum’da ‘yüzen adalar’ turizmi
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 15:01

    Erzurum’un Tortum ilçesi Zökün Gölü’ndeki 6 yüzen ada, turizme kazandırılacak. Yüzen adaları ziyarete gelecekler için kompleks bir tesis yapılması amacıyla çalışmalara başlandı.Erzurum şehir merkezine 55, Tortum ilçesine 5 kilometre uzaklıktaki Zökün Gölü’nde bulunan yüzen adaların turizme kazandırılması için çalışma başlatıldı.Erzurum Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Tortum Kaymakamlığı ve Tortum Belediyesi’nin ortaklaşa yapacağı çalışmayla yüzen adaların ülke ve kent turizmine kazandırılması hedefleniyor. Yüzen adalara giden yol düzenlenirken, hazırlanan projeyle bölgeye restoran, seyir terası, çocuk oyun alanları, yürüyüş yolları ve çevre düzenlemesi yapılacak.Proje kapsamında kurulacak tesis sayesinde yerli ve yabancı turistlere yüzen adaları görebilecekleri, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ve keyifle zaman geçirebilecekleri sosyal bir alan sağlanmış olacak. Restoranda satışı yapılacak ürünlerin satın alımı için yerel üreticilere öncelik verilecek ve bu sayede bölge ekonomisine katkı sağlanırken yöresel ürünler de tanıtılacak.Yüzen adaların turizme kazandırılmasıyla ilgili hazırlanan projeye Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) da destek verecek. ‘Sektörel Rekabet Gücünün Geliştirilmesi Altyapı Programı’ kapsamında desteklenen ve Tortum Belediyesi tarafından uygulanacak olan ‘Tortum Yüzen Adalar Turizme Kazandırılıyor’ projesinin protokolünü imzaladıklarını belirten KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, “Tortum Belediyesi tarafından sunulan ‘Tortum Yüzen Adalar Projesi’ destek almaya hak kazandı. Yüzen Adalar Tortum ilçe merkezimize yaklaşık 5 kilometre mesafede, Erzurum merkeze ise yaklaşık 55 kilometre uzaklıktaki Zökün Gölü’nde bulunuyor. 6 adet yüzen adananın çevresinde yürüyüş yolları, seyir terası, restoran, araç park alanı gibi alt yapı ve üst yapı tesislerini yaptıracağız. Böylelikle yüzen adalar gibi bir doğal güzelliğimizi hem turizme kazandırmış olacağız hem de sağlanacak turizm hareketliliği ile vatandaşlarımızın gelirlerinin artmasına katkıda bulunmuş olacağız” diye konuştu. Güven, bir yıl içerisinde tamamlanması planlanan çalışmanın 4,5 milyon liraya mal olacağını bildirdi.

  • Gaziantep-Erbil uçak seferleri başlıyor
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 14:31

    Gaziantep’ten Irak’ın Erbil kentine uçak seferleri 15 Mayıs itibarıyla başlayacak. İki kent arasında haftada 3 gün sefer gerçekleştirilecek.Gaziantep ile Irak’ın Erbil kenti arasında 15 Mayıs’tan itibaren uçak seferlerinin başlayacağı bildirildi.Gaziantep Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, ülkenin ve bölgenin ekonomisi, sanayisi, ticareti ve turizmi açısından önem arz eden Gaziantep-Erbil uçak seferlerine mayıs ayında başlanacak.THY, 15 Mayıs itibarıyla haftada 3 gün söz konusu hatta sefer düzenleyecek.

  • Moda devi Louis Vuitton’dan iki yeni seyahat kitabı
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 14:27

    Louis Vuitton, ‘Fashion Eye’ kitap serisine iki yeni seyahat fotoğrafçılığı kitabı ekleyerek moda ve kitapseverlerle buluşturuyor.Louis Vuitton, dünya çapındaki sanatçıları bir ülkeye, bölgeye, şehre veya yere adanmış seyahat dergileri, illüstrasyonlar ve fotoğraflar yaratmaya davet eden ‘Fashion Eye’ kitap serisine iki yeni kitap daha ekledi. Kitapta fotoğrafçı Mayumi Hosokura, Japonya’daki ana şehri Kyoto’nun karşıtlığını keşfederek hem imparatorluk başkenti olarak eski geçmişini hem de günümüzdeki canlı modernliğini ortaya koyuyor.Louis Vuitton, “Mayumi Hosokura, Kyoto’nun az bilinen sırlarını, turizm ve kent karmaşasından uzakta sessizce yıkanmış olarak zarif bir şekilde tasvir ediyor” diyor.İkinci kitap ise 1930’larda illüstratör ve grafik sanatçısı Jean Moral’dan alınan fotoğraflarla Kuzey Fransa’daki Normandiya sahil bölgesine odaklanıyor.

  • Türkiye ve Azerbaycan’dan turizm hacmini artırmak için işbirliği
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 14:22

    TÜRSAB ile Azerbaycan Seyahat Acentaları Birliği arasında işbirliği protokolü imzalandı.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve Azerbaycan Seyahat Acentaları Birliği (ATAA), iki ülke arasındaki turizm hacminin artırılmasına ilişkin işbirliği protokolü imzaladı.Gelecekteki ortak faaliyetler başta olmak üzere, ortak turizm platformunun oluşturulması, sağlık turizmi gibi başlıkların ele alındığı imza törenine TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, ATAA Başkanı Rufat Hacıyev, Azerbaycan Sağlık Turizmi Birliği Başkanı Ruslan Guliyev ve TÜRSAB Sağlık Turizmi İhtisas Başkanı Ali Rıfat Peşkircioğlu katıldı.TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, imza töreninde yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ı, öz topraklarını geri alma konusunda sergilediği haklı mücadelesinde elde ettiği başarıdan dolayı tebrik etti.Türkiye ile Azerbaycan’ın, köklü bağları bulunan iki ülke olduğuna işaret eden Bağlıkaya, şunları kaydetti:”Rahmetli Haydar Aliyev’in ‘Biz iki devlet, tek milletiz” şeklindeki sözleri, iki ülke arasındaki ilişkileri en güzel özetleyen açıklama niteliğini taşıyor. Dostluğumuz, stratejik ortaklıklarla daha da güçlenirken, bu işbirliğini her geçen gün çok daha ileri boyuta taşımanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu birlikteliğimizi daha da geliştirecek en önemli alan ise turizm sektörü olacaktır. Bu bakımdan Türkiye ile Azerbaycan arasında 1 Nisan’da başlamış olan kimlikle seyahat imkanı iki ülke arasındaki turizm açısından olumlu netice verecek, sayıları ciddi oranda artıracak.Azerbaycan, ülkemiz açısından çok büyük önem arz eden turizm pazarları arasında bulunuyor. Salgın öncesi dönemde 1 milyona yakın Azeri dostumuzu ülkemizde misafir ederken, bu sayı pandemi dolayısıyla ciddi miktarda azaldı. Salgın dönemini kapsayan 2020 yılında 236 bin seviyesinde gerçekleşti. Salgın sonlandığında bu rakamın tekrar 1 milyonun üzerine çıkacağına inanıyoruz.””AZERBAYCAN’IN KÜLTÜR, GASTRONOMİ, İNANÇ VE SAĞLIK TURİZMİ ALANINDA ÇOK BÜYÜK BİR POTANSİYELİ BULUNUYOR”Firuz Bağlıkaya, TÜRSAB olarak aynı zamanda Türk vatandaşlarının dost ve kardeş Azerbaycan’ı daha çok görmesini arzu ettiklerini, karşılıklı turizm hareketlerinin artırılması için çalışmaları sürdürdüklerini bildirdi.Azerbaycan’ın kültür, gastronomi, inanç ve sağlık turizmi alanında çok büyük bir potansiyeli bulunduğuna işaret eden Bağlıkaya, Türkiye’de Azerbaycan’ın bu güzelliklerini merak eden çok sayıda vatandaş bulunduğunu söyledi.Bağlıkaya, “Bugün burada gerçekleştirilen bu toplantının karşılıklı ilişkileri geliştirmesini temenni ediyor, bu işbirliğini yazılı bir protokolle taçlandıracak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu protokolün önemli konularından biri sağlık turizmi alanında karşılıklı olarak gerçekleştireceğimiz işbirliği olacak” ifadelerini kullandı.”PROTOKOLLE, İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TURİZM HACMİ DAHA DA ARTACAK”ATAA Başkanı Rufat Hacıyev de imzalanan protokolle iki ülkenin turizm potansiyelinin daha artacağını da artacağını belirterek, şunları kaydetti:”Azerbaycan’ın önemli turizm potansiyeli var. Bunu Türk kardeşlerimizle paylaşmak istiyoruz. Bu kapsamda TÜRSAB ile protokol imzaladık. Türkiye’den beklediğimiz büyük turizm patlamasını görmedik. Amacımız, ülkemizi daha fazla tanıtarak bunu gerçekleştirmek. Türkiye ile Azerbaycan arasında başlayan kimlikle seyahat imkanı, hem Türk hem de Azerbaycan vatandaşlarına önemli bir imkan sağladı. Bu, iki ülke arasındaki ziyaret sayılarını ciddi oranda artıracak. Salgının etkisi azaldıktan sonra Türkiye’den büyük turizm akımı bekliyoruz ve bununla ilgili şimdiden hazırlıklarımızı yapıyoruz. Sağlık turizmine büyük önem veriyoruz. Azerbaycan özellikle Naftalan kaplıcaları büyük potansiyel taşıyor. Bundan Türk vatandaşların yararlanmasını da çok istiyoruz. “Azerbaycan Sağlık Turizmi Birliği Başkanı Ruslan Guliyev ise özellikle sağlık turizmi alanında iki ülkenin büyük potansiyeli bulunduğuna işaret ederek, protokol kapsamında atılacak adımlar hakkında bilgi verdi.SALGININ ETKİSİYLE AZERBAYCAN’DAN GELEN ZİYARETÇİ SAYISI GEÇEN YIL YÜZDE 73,7 AZALDIVerilen bilgiye göre, Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı, salgın öncesindeki son 15 yıla bakıldığında 2016 hariç düzenli olarak artış gösterdi.Türkiye’ye gelen Azeri ziyaretçi sayısı, 2018 yılında 858 bin 506 iken, 2019’da yüzde 5 artış göstererek 901 bin 723 kişi oldu. Geçen yıl salgının etkisiyle Azerbaycan’dan gelen ziyaretçi sayısı yüzde 73,7 düşerek 236 bin 797 kişiye geriledi.Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, salgının olumsuz etkileri nedeniyle bu yılın ilk 2 ayında Azeri ziyaretçi sayısı 2020’nin aynı dönemine göre yüzde 70,21 düşerek 31 bin 855 oldu.Azerbaycan İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’den Azerbaycan’a giden kişi sayısı 2018 yılında 291 bin 499, 2019’da ise yüzde 8,62 artarak 316 bin 628 olarak gerçekleşti.

  • ‘Kartal yuvası’nı andıran Hoşap Kalesi turizme kazandırılacak
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 11:20

    Van-Hakkari kara yolu üzerinde yüksek kayaların üzerine kurulan ve turistlerin büyük ilgisini çeken tarihi Hoşap Kalesi’nin çevresindeki metruk yapılar yıkılacak, yollar ve iş yerleri Osmanlı ve Selçuklu mimarisine göre yeniden inşa edilerek bölge turizme kazandırılacak.Van’ın Gürpınar ilçesinde “kartal yuvası” görünümündeki Hoşap Kalesi, çevresindeki metruk yapılardan arındırılarak eski ihtişamına kavuşturulacak. Gürpınar Belediyesi, Van-Hakkari kara yolu üzerinde bulunan ve Osmanlı döneminde sarp kayalıklara inşa edilen Hoşap Kalesi’nin tarihi dokusunu korumak ve ihtişamını ön plana çıkarmak için “Ayağa Kalk Hoşap” projesini hazırladı.Kültür ve Turizm Bakanlığınca kabul edilerek gerekli izinlerin verildiği projenin birinci etap çalışmaları kapsamında, 35 bin metrekarelik alanda kalenin tarihi dokusuna uygun rekreasyon ve peyzaj çalışması yürütülecek.”Kartal yuvası” görünümündeki kalenin çevresindeki sit alanı içine inşa edilen ve zamanla kullanılamaz hale gelen metruk yapılar yıkılacak, kalenin etrafındaki yollar da uygun mimariyle yeniden tasarlanacak. İhalesi yapılan ve kısa süre içinde çalışmalara başlanması planlanan 30 milyon lira bütçeli projeyle eski görkemine kavuşturulacak kalenin daha fazla turiste ev sahipliği yapması sağlanacak.Gürpınar Belediye Başkanı Hayrullah Tanış, Hoşap Kalesi’nin kentin en önemli tarihi değerlerinden biri olduğunu söyledi. Kalenin Türkiye’de şato görünümündeki 13 kaleden biri olduğunu belirten Tanış, mahallenin değişim, dönüşümüyle ilgili ilçe sakinlerine söz verdiklerini ve bu anlamda önemli bir projeyi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.Tanış, projede en önemli unsurun kalenin tarihi dokusunu korumak olduğunu kaydederek, Rölöve ve Anıtlar İl Müdürlüğü ekiplerinin de bölgede teknik inceme başlattığını ve kalenin restore edileceğini aktardı. Kalenin tarihi dokusuna ve ihtişamına yakışmayan bir görüntüsü olduğunu ifade eden Tanış, şöyle konuştu: “Bu nedenle ciddi bir çalışma başlattık. Projenin birinci etabı için ihaleye çıktık. Kısa sürede çalışmalara başlayacağız. Selçuklu ve Osmanlı mimarisiyle, kervansaray kültürüyle, kalenin tarihi dokusuna uygun bir projeyi hayata geçireceğiz. Kalenin bulunduğu mahallede uygun yerlere yeni iş yerleri ve daireler inşa edeceğiz. Bu sayede bölgedeki öğretmenlerin kalacak yer sorununu da çözeceğiz. Proje kapsamında kalenin dibindeki barakaların yüzde 80’i yıkılacak. Geri kalan kısmı da kalenin dokusuna uygun restore edilecek”Tanış, kalenin bulunduğu mahallede kentsel dönüşümü tamamladıktan sonra kanalizasyon projesine başlayacaklarını söyledi. Bölgede büyük bir değişim ve dönüşümün yaşanacağını vurgulayan Tanış, şöyle devam etti: “Kalenin çevresindeki yollara da uygun parke taşları döşeyeceğiz. Çalışmalar tamamlandığında Van’ın ve bölgenin vitrini olacak. Çünkü burası, bölgenin Doğu’ya açılan kapısı ve İran’a geçiş güzergahı üzerinde. Belediyeciliğimizin farkını bu projede göstermeye çalışacağız. Turistler kaleyi ziyaret ettikten sonra bölgeyi terk ediyor. Projeyle konaklamalarını sağlayacağız. Burada yine 400 yıllık bir han var. Şu an ahır olarak kullanılıyor. Restore edilerek kapalı çarşı haline gelmesini sağlayacağız. Tüm bu çalışmalar tamamlanınca turistlerin burada kalması için bir sebebi olacak. Kalenin tarihi dokusunu korumak zorundayız. Bu tarihi mirası gelecek nesillere aktarmak bizim görevimiz”Esnaf Ayhan Kasap ise kalenin etrafının çok kötü bir görünümde olduğunu belirterek, “Turistlerin dinlenebileceği, su içebileceği bir yer bile yok. Mahalleli olarak bu projenin hayata geçirilmesini heyecanla bekliyoruz. İnşallah ilçemizin çehresi bu projeyle değişecek. Belediye başkanımıza proje için şimdiden teşekkür ediyoruz” ifadesini kullandı.Projenin ilçede heyecan yarattığına işaret eden Rahmi Yabalak, “Proje tamamlanırsa buraya daha çok turist gelecek. Bundan herkes kazançlı çıkacak. Dört gözle bu projeyi bekliyoruz. Artık kalemizin güzel bir görünüme kavuşmasını istiyoruz” diye konuştu.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca, Türkiye’deki mimari ve tarihi açıdan en görkemli 13 kaleden biri olarak gösterilen Hoşap Kalesi, Hoşap Suyu’nun kuzeybatısında sarp ve dik bir kaya kütlesi üzerine kurulan kale, iç kale ile bunun kuzeyindeki dış kaleden oluşmaktadır. Geçmişi Urartu Devleti’ne kadar uzanan kale, Osmanlı Devleti’ne tabi Mahmudi Beylerinin yaptırdığı şekliyle günümüze ulaşmıştır. 19. yüzyıl ortalarında terkedilmiş olan kale, içerisindeki yapılarıyla günümüze büyük ölçüde sağlam olarak gelmiştir. Bu nedenle bölgenin dikkat çeken sembol yapılarından birisidir. TÜRKİYE’NİN EN GÖRKEMLİ KALELERİ

  • Pandemi tatil anlayışını değiştirdi: İzole tatilin gözdesi lüks tekneler
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 09:59

    Pandemi tatil anlayışını değiştirdi, izole tatil için lüks teknelere ilgi arttı. Marmaris’in dünyaca ünlü koyları, milyonluk yatları bu sezon da ağırlayacak.Türkiye’nin gözde turizm merkezlerinden birisi olan Muğla’nın Marmaris ilçesinin dünyaca ünlü koyları, milyonluk yatları bu sezon da ağırlayacak. Marmaris’te yeni sezon öncesi pandemi dolayısıyla izole bir tatil yapmak isteyenler lüks teknelere ilgi gösterdi.Dünyanın en güzel koylarına sahip Türkiye’nin gözde turistik ilçesi Marmaris’te özel yat tekne kiralama firmaları Covid-19 salgınına karşı hazırlıklarını tamamlıyor. Rezervasyonların şimdiden dolduğunu, Mayıs ve Haziran aylarında boş tekne kalmadığını belirten firma yetkilileri Temmuz ve Ağustos aylarında yüzde 80 doluluk oranına ulaştıklarını bildirdi.Sadece kiralama değil ikinci el tekne satışlarının da arttığını söyleyen yetkililer tatil anlayışının artık daha sakin daha özgür hale geldiğini vurguladı. Corona virüs (Covid-19) sebebi ile pandemi sürecinin devam etmesinden dolayı yatlara olan tercihi arttırdı. Beş yıldızlı otel konforunda tatil yapmak ve izole bir şekilde tatil yapmak isteyenler haftalık 14 bin ve 150 bin lira arasında değişen fiyatları ödemesi gerekiyor.Marmaris bölgesinde tekne kiralama ve satış yapan bir firmanın rezervasyon sorumlusu Çağla Karatepe “Pandemi bizim sektörümüzü olumsuz etkilemedi diyebiliriz. Rusya ve Ukrayna’dan gelen müşterilerimiz Mayıs ayında başlıyor, Kasım sonuna kadar devam ediyor. Türkler biraz daha senaryoyu görmek için beklediklerinden tatil planları Temmuz, Ağustosu bulabiliyor. Geçtiğimiz yıl da böyle oldu, bu sezon da böyle olacak gibi görünüyor” dedi.Rezervasyon sorumlusu Karatepe, insanların tekne tatilleri için ayrıca “Özellikle Ukrayna’dan gelen misafirlerimiz ile serüvenimiz Mayıs ayı ile başlıyor. Ekim sonu hatta kasım aylarında da devam ediyor. Kasım sonuna kadar turlarımız oldu yani önceki yıllara nazaran daha yoğun bir şekilde geçmeye başladı. Yani insanlar şunu dediler, kış gelmeden yapabildiğimiz kadar tatil yapalım enerjimizi depolayalım, ‘bizi nasıl süreç bekliyor bilmiyoruz’ dediler” diye konuştu. Karatepe, pandemi ile konfora alışkın olan insanların teknelerde de otellerde aradıkları lüksü istediklerini, teknenin teknolojik açıdan donanımlı olmasını, özel aşçı, özel servis elemanı taleplerinde de artış yaşandığını ifade etti.Tekne kiralama ve satış firması yetkilisi Olgaç Esin, “İnsanların özellikle pandemi döneminde farklı alternatif tatil arayışları geçen seneden vardı. Bu sene de, teknede bütün bir hafta boyunca hiç kimseyle iletişim halinde olmadan korunaklı bir tatil geçirebiliyorlar. Teknelerimiz ona göre önceden hazırlanıyor dezenfeksiyonları ozonları yapılıyor. Özellikle iç piyasa deniz turizmini tekrardan keşfetti, mavi turlar ve biraz spor arasında gelip giden bir turizm sektörü iken, şu an en çok rağbet gören sektör haline geldi” açıklamasında bulundu.Firma yetkilisi Esin, ikinci el tekne satışlarında da artış yaşandığını ifade ederek, “Tekneyi tercih etmelerinin sebebi kendi aralarında güvenli bir ortam dışarı ile bir temas olmaması kendileri istemediği sürece yok. Dolayısıyla da şu anda herhalde sadece tatil olarak değil yaşamak olarak da teknede yaşamayı tercih eden çok kişi olmaya başladı ve ikinci el tekne satışlarında da ciddi talep artışları mevcut” dedi.Esin konuşmasının devamında, “İnsanlar artık daha lüks tatil istiyorlar. Tatil konusunda daha cömert davranabiliyorlar, bizim filomuzda 10 metreden başlayan ve 50 metre büyüklüğünde teknelerimiz mevcut. Misafirlerimiz çok kabinli, aşçı, hostes ve servis elemanı olan tekneleri daha çok kiralıyor, çünkü denizde geçirdiği tatilinin sorunsuz ve keyif içinde geçmesini istiyor. Bazı durumlarda tekne konusunda daha önce tecrübesi olan misafirlerimiz mürettebat istemeden kendileri de kiralama yapabiliyor, ehliyetleri ve deneyimleri bu konuda yeterli oluyor” diye belirtti.Geçtiğimiz yıllarda kiralanan lüks yatların çalınması vakalarında artışlara karşı önlem aldıklarını dile getiren Esin, “Tabii rezervasyonlar çok önce yapılıyor, çeşitli güvenlik mekanizmaları var. Bizde teknolojiden yararlanıyoruz. Teknelerimizde tekne takip cihazları ile teknemizin nerede olduğunu güvenli bir şekilde kontrol ediyoruz” diyerek güvenlik konusunda hassasiyetlerini ifade etti.

  • Kars’ın yaban hayatı fotokapanla görüntülendi
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 09:08

    Havaların ısınmaya başladığı Kars’ın Sarıkamış ilçesi, yiyecek arayışına çıkan, kurt, tilki ve göçmen kuşlarla şenlendi. Yaban hayatındaki hareketlilik fotokapanlara ve doğa fotoğrafçılarının kadrajına yansıdı.Sarıçam ormanlarıyla çevrili yüksek rakımlı Sarıkamış’ta, karlar yavaş yavaş erimeye başladı. Yaban hayatı çeşitliliğiyle dikkati çeken ilçede, kızıl şahin, angut, yeşilbaş ördekler, kulaklı orman baykuşu gibi kuş türlerinin yanı sıra kurt ve tilkiler yiyecek ararken görüntülendi.Vatandaşlardan Hikmet Buğday, havaların ısınmasıyla ilkbaharın kendini hissettirdiğini belirterek, “Bölgemizde göçmen kuşlar görülmeye başlandı. Bu da baharın geldiğini gösteriyor. Sarıkamış’ın yaban hayatı baharın gelişiyle şenlendi” dedi.Kars’ta, doğal yaşamın kontrol altına alınması amacıyla dağlık ve ormanlık alanlara yerleştirilen fotokapanlar, kurttan ayıya, baykuştan göçmen kuşlara çok sayıda yaban hayvanını kayda alırken kaçak avcıların yakalanmasında da önemli rol oynadı.İşte objektiflere yansıyan fotoğraflar…

  • Tayland’da öncelik turizm: Toplu aşılamaya Phuket adasından başladı
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 08:34

    Tayland’da, ülkenin en popüler tatil adası olan Phuket’te corona virüse karşı toplu aşılama programı ülkenin geri kalanından iki ay önce başladı. Turizmin çok önemli bir gelir kaynağı olduğu ülkede, Phuket adası, aşılanmış yurt dışı ziyaretçilerinin artık karantinaya alınması gerekmeyeceği 1 Temmuz’a kadar 460 bin kişiyi aşılamayı hedefliyor.Tayland’da ülkenin popüler turistik destinasyonu Phuket Adası’ndaki nüfusunu ülkenin geri kalanından iki ay daha önce aşılayacağını duyurdu. Phuket adası, aşılanmış denizaşırı ziyaretçilerin artık karantinaya alınmasına gerek kalmayacağı 1 Temmuz’a kadar n en az 460 bin kişiyi aşılamayı hedefliyor. Bununla birlikte, Phuket’in kendi uluslararası havalimanı da bulunuyor, bu da turistlerin Tayland nüfusunun geri kalanı için herhangi bir  riski oluşturmadan adayı ziyaret edebilmesi gerektiği anlamına geliyor.Phuket Vali Yardımcısı Piyapong Choowong Reuters’e yaptığı açıklamada, “Adadaki nüfusun yüzde  70-80’ine bağışıklık kazandırabilirsek, karantinaya ihtiyaç duymadan aşılanmış yabancı turistleri kabul edebiliriz” dedi.TURİZMİN TAYLAND EKONOMİSİNDEKİ MERKEZİ ROLÜİlk aşılananlar sağlık çalışanları, kabine üyeleri ve 65 yaş üstü nüfus olurken, Tayland’ın Phuket’i ülkenin diğer bölgelerine göre önceliklendirme kararı, turizmin ekonomideki merkezi rolünün altını çiziyor.PANDEMİ TURZİM GELİRLERİNİ 50 MİLYAR DOLAR DÜŞÜRDÜÜlkede, yabancı turistlerin harcamaları, salgın öncesi GSYİH’nın yüzde 11-12’sini oluşturuyordu. Ancak pandeminin ortaya çıkışıyla sektörde geçen yıldan bu yana 1, 45 milyon iş kaybı yaşandıç 2020’de Tayland’ı yalnızca 6,7 ​​milyon yabancı turist ziyaret ederek 11 milyar dolar harcadı. 2019’da bu rakam 61 milyar dolardı.Bununla birilikte hükümet, üçüncü çeyrekte Phuket’e en az 100 bin  turistin geldiğini görmek istiyor. Ayrıca, dünya çapında aşılamalar ilerledikçe dördüncü çeyrekte talepte bir artış göreceğini ve ülke çapında 6, 5 milyon ziyaretçinin yıl sonuna kadar 11 milyar dolar harcamış olacağını umuyor.”YÜKSEK HARCAMA YAPAN KALİTELİ TURİST BEKLİYORUZ”Tayland’ın Turizm Sorumlusu Yuthasak Supasorn konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu bir meydan okuma. Ancaki bu GSYİH’ya bir dereceye kadar katkıda bulunacak. Ancak yüksek harcama yapan kaliteli ziyaretçilerin olmasını umuyoruz” dedi. Yuthasak, Avrupa Birliği (AB), Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’den gelen ziyaretçilerin öncelikle geri dönmesinin beklendiğini söyledi.Öte yandan, denizaşırı ziyaretçiler için 14 günlük katı karantina zorunluluğu, Tayland’ın corona virüs salgınını yaklaşık 29 bin 100 vaka ve 95 ölümle sınırlamasına yardımcı oldu, ancak çoğu turist için çok büyük bir engel olduğu kanıtlandı. Corona virüs için negatif test yapan uzun vadeli turistleri cezbetme programları ve golf merkezlerinde karantina gibi yaratıcı önlemler bile büyük ölçüde başarısız oldu.OTELDE CORONA VİRÜS TESTİ

  • Bir kasaba iki ülke! Kafa karıştıran sınırlar evleri bile ikiye bölüyor
    by NTV on 5 Nisan 2021 at 07:22

    Belçika ile Hollanda sınırında iç içe geçmiş iki kasaba olan Baarle-Nassau ile Baarle-Hertog, dünyanın en tuhaf ve en karmaşık sınır bölgelerinden birini oluşturuyor. Bu kasabada yaşayanların bazıları evlerinden iş yerlerine yürüdükleri birkaç dakika içinde yerdeki sınır çizgilerini geçerek birkaç kez ülke değiştirebiliyor.Baarle-Nassau, Hollanda sınırları içinde kalan küçük bir kasaba. Baarle-Hertog adlı bir başka kasaba ise Belçika’ya ait ve Baarle-Nassau içinde bulunuyor. Üstelik Belçika’ya ait olan Baarle-Hertog, Hollanda’ya ait Baarle-Nassau’nun içine dağılmış durumda ve denizdeki adaları andıran birbirinden ayrı 22 parçadan oluşuyor. Hatta bu “ceplerin” içinde Hollanda’ya ait daha küçük “adacıklar” bile yer alıyor.İç içe bulunan Baarle-Nassau ve Baarle-Hertog kasabasının toplam nüfusu yaklaşık 10 bin civarında. Bunların 7 bin 500’ü Hollanda, 2 binden fazlası ise Belçika vatandaşı.Duyanların çok karmaşık bulduğu, sakinlerinin bile izah etmekte zorlandığı bu bölgenin tuhaf geçmişi Orta Çağ’a kadar uzanıyor. Birçok kaynağa göre bölge o dönemlerde bazı aristokrat aileler arasında paylaşıldı. Baarle-Hertog, şimdi Belçika’daki bir bölgeye adını veren Brabant Dükü’ne aitken Baarle-Nassau, buralarda hüküm süren Nassau Hanedanı’nındı. İki taraf arasında yıllar içinde anlaşmazlıklarda toprak alışverişi yapılırken jeopolitik olarak dünyanın en karmaşık alanlarından biri oluştu.Belçika, 1831 yılında Hollanda’dan bağımsızlığını ilan ettiğinde bu sınır bölgesinin karmaşık hali pekişti. Hollanda içinde kalan Belçika topraklarının sınırları tam olarak 1995’te çizilebildi.O zaman çizilen sınırların büyük bölümü şimdi gözle görünür şekilde kasabanın içinde uzanıyor. Artı (+) işaretlerinden oluşan çizginin bir tarafında Hollanda’nın simgesi “NL”, diğer tarafında Belçika için “B” harfleri yer alıyor.Kaldırımlarda ve yollardaki alışılmadık sınır çizgisi kimi yerlerde binaların içinden geçiyor. Karmaşık bir elektrik devresini hatırlatan bu sınırlar kasabanın içinde gezinirken kimi mağazaları ve evlerin bahçelerini ikiye bölüyor.Kasabada yaşayanların bazıları günlük hayatlarında birkaç dakika içinde sınır geçerek birkaç kez ülke değiştirebiliyor. Bir kafede oturanların bir kısmı Hollanda, bir kısmı Belçika topraklarında kahvelerini içiyor.Ama bu sevimli kasabada şu anda birçok kafe, restoran ve mağaza kapalı veya sadece randevuyla çalışıyor. Tuhaf sınır özelliğinden dolayı çok fazla turist çeken kasaba şu anda çok sakin günler geçiriyor. Nedeni ise dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Covid-19 salgını tedbirleri.Tedbirler, salgının başladığı geçen yılın ilk aylarında Baarle-Nassau ve Baarle-Hertog’da çok ilginç durumların ortaya çıkmasına neden olmuş ve normal zamanlarda bile yeterince karmaşık olan yapı, farklı kurallarla iyice arapsaçına dönmüş.Örneğin bir süre Belçika tarafında maske takmak zorunluyken, Hollanda tarafında böyle bir zorunluluk olmamış. Kasabanın Hollanda tarafında kalan iş yerleri, Hollanda’nın aldığı salgın kararlarını uygularken, Belçika tarafında kalanlar Belçika hükümetinin kararlarına uymak zorunda kalmış. Bu da bazı yerlerde yan yana iki dükkandan birinin kapanması anlamına gelirken diğeri açık kalabilmiş.Salgının başlarında bu durumu en yakından yaşayanlardan biri kasabadaki sanat galerisinin sahibi Sylvia Reijbroek. Sınır çizgisi galerisinin içinden geçen Reijbroek, salgının ilk dönemlerini anlatırken çok zor zamanlar geçirdiklerini söyledi.İş yeri Belçika’da kayıtlı olan Reijbroek, Belçika hükümeti marketler ve eczaneler dışında tüm mağazaların kapatılması kararını alınca galerisini kapatmak zorunda kaldığını anlattı. Reijbroek, “Ben iş yerimi kapatmama rağmen caddedeki bütün mağazalar açıktı. Hollanda’da kayıtlı iş yerleri ise kapanmak zorunda kalmadı” dedi.Salgın tedbirleri gevşetildiğinde ise bu kez başka ilginçlikler ortaya çıkmış. Reijbroek, diğer ülkelerle sınır geçişlerini kısıtlayan ve böylece hastalığın yayılmasını önlemeyi amaçlayan Belçika’nın kuralları gereği Hollandalıları galerisine alamadığını şöyle aktardı: “Tekrar mağazalarımızı açmaya başlayınca bu kez de Hollanda vatandaşı müşterileri reddetmek zorunda kaldım. Sadece Belçikalıları galerime kabul edebiliyordum. Bu da çok garip bir durum. Çünkü gelenlere hangi ülkeden olduklarını soruyorduk ve ona göre kabul ediyorduk. Sınır üzerinde yaşamanın ne kadar zor olduğunu anladım”Belçika ve Hollanda’nın salgın kuralları şu anda neredeyse aynı. Bazen hangi ülkenin ne tür kurallar getirdiğini karıştırdığını dile getiren Sylvia Reijbroek, şimdi biraz daha rahatladıklarını ancak hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını şu sözlerle ifade etti:”Şu anda sınırlar artık kapalı değil. Ama bu kez de Belçika’dan Hollanda’ya veya tam tersi istikamete çok fazla kimse gitmiyor. Kurallar da aynı gibi. Ancak artık buralarda pek insan olmuyor. Önce çok fazla gelen olurdu. Alışveriş yapar, yemek yerler, galerimi ziyaret ederlerdi. Artık bunların hiçbiri yok. Ben de farklı bir çalışma yöntemi deniyorum. Sosyal medyayı kullanıyorum, kişisel davetler gönderiyorum, randevuyla çalışıyorum. Hala çalışıyorum ama eskisi gibi değil. Umarım her şey düzelir”Hükümetlerin aldığı salgın tedbirlerinin bu kasabada ortaya çıkardığı “eşi görülmemiş” bir başka örneği ise kasabanın belediyesindeki turizm ofisi yetkilisi Mariette Koijen anlattı.İki başkanı bulunan belediyenin yetkilisi Koijen, geçen yılın ilk aylarında görülen “tuhaf” olayı şöyle aktardı: “Belçika ve Hollanda’nın kuralları farklıydı. Bu da hiçbir yerde görülmeyen bir duruma neden oldu. Buradaki bir kıyafet mağazasının ortasından sınır geçiyor. Mağazanın Belçika tarafı kapanırken Hollanda tarafı açıktı. Yani mağazanın yarısı açık, yarısı kapalı kaldı”Şu anda iki taraf arasındaki tek fark gece sokağa çıkma kısıtlamasında görülüyor. Koijen, sınırın Hollanda tarafında yaşayanların 22.00’de, Belçika tarafındakilerin ise gece yarısı evlerine gitmek zorunda olduğunu söyledi.

  • Kapadokya’da Belha Manastırı turizme kazandırılmayı bekliyor
    by NTV on 3 Nisan 2021 at 09:48

    Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesinde, Belha Manastırı turizme kazandırılmayı bekliyor.Anadolu’da 4’üncü yüzyıldan sonra Roma baskısından kaçan ilk Hristiyanların temel din öğretilerinin gerçekleştirildiği büyük merkezlerden biri olan Belha Manastırı, Nevşehir’in Avanos ilçesine 18 kilometre uzaklıktaki Özkonak Beldesi yakınlarında bulunuyor.Belha Manastırı, Roma döneminden beri kutsallığına inanılan ayazma suyu, zindanı, mutfağı, gözetleme kulesi ve Roma Hamamı ile ayakta kalmayı başarabilen kültür varlıklarından biri olarak yer alıyor.Belha Manastırı geçmiş dönemde görkemli yapısıyla kız ve erkeklerin farklı mekanlarda din eğitimi aldıkları önemli manastırlardan biri olarak da kullanıldı.Büyük bölümü tahrip olmuş olan Belha Manastırı’nın çökmüş olan ön bölümüne sonradan dört sütunlu bir giriş yapılarak tamamen çöküşü önlendi.Diğer odalarının çoğu yok olan manastır, restorasyon çalışması ile turizme kazandırılmayı bekliyor.

  • Sivas’ın ‘doğal akvaryumu’ Gökpınar Gölü her mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor
    by NTV on 2 Nisan 2021 at 14:12

    Sivas’ın Gürün ilçesinde bulunan Gökpınar Gölü, su altındaki birbirinden güzel flora ve faunasıyla adeta doğal akvaryumu andırıyor. Dipten kaynaklarla beslenen ve derinliği 15 metreyi bulan turkuaz rengi göl, yılın her mevsiminde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.Sivas’ın Gürün ilçesinde bulunan su altındaki birbirinden güzel flora ve faunasıyla adeta doğal akvaryumu andıran Gökpınar Gölü, yılın her mevsiminde ziyaretçilerini konuk ediyor.Sivas kent merkezine 147, Gürün ilçe merkezine 10 kilometre mesafedeki Gökpınar Gölü, dipten kaynaklarla besleniyor ve derinliği 15 metreyi buluyor.Berrak suyu ve turkuaz mavisi görünümüyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken, su altı sporlarıyla uğraşanların tercih ettiği gölde, son yıllarda sık sık irtifa dalışları gerçekleştiriliyor.Göl çevresindeki restoran, otel, cami, basketbol, voleybol ve çim futbol sahası ile piknik alanları, yerli ve yabancı turistlere konaklama ve sosyal aktivite imkanı sunuyor. Sivas Valiliği, gölün çevresinde bungalov evler ve yürüyüş yolları yapmak için çalışma başlattı.Gökpınar Gölü, 9 Mart’ta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce “Doğal Sit Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edildi. Gölün, “Doğal Sit- Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tescil edilmesi için ise süreç devam ediyor.Ziyaretçilerden Nebahat Dereli, Eskişehir’den gölü görmek için geldiğini söyledi. Gökpınar Gölü’nün doğa harikası olduğunu vurgulayan Dereli, “Burası gerçekten doğal akvaryum” dedi.Gökpınar Gölü’nü ilk kez gördüğünü dile getiren Dereli, “Burası çok güzel. Huzur var, insanın içine bir ferahlık geliyor. Mutlaka herkesin burayı görmesi lazım. Gerçekten doğa harikası.” diye konuştu.İzmir Güzelbahçe İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Çevik ise Gürünlü olduğunu ve memleketini her ziyaretinde mutlaka Gökpınar Gölü’ne geldiğini ifade etti. Gökpınar Gölü’nün doğa harikası olduğunu dile getiren Çevik, “Türkiye’de ender görülebilecek yerlerden biri. Hem rengi, hem doğal güzelliği büyüleyici. Gürün’e her gelişimizde uğrarız” ifadelerini kullandı.

  • Türkiye’de tek! Balık sevdası ‘Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’nde hayat buldu
    by NTV on 2 Nisan 2021 at 13:08

    Kars’ta 10 yaşında başladığı balık tutkusuna İstanbul’da da 55 yıldır devam eden “Balıkçı Kenan” olarak tanınan Kenan Balcı, yıllardır biriktirerek mumyaladığı 15 binden fazla deniz canlısını barındıran Beylikdüzü’ndeki Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’yle “balık ve deniz aşkını” gelecek nesillere aktarmak istiyor.Kars’ın Arpaçay ilçesinde 1956’da yılında doğan Kenan Balcı, çocukluğunu, köyünün önünden geçen akarsuda annesinden habersiz aldığı dikiş iğnesi ve ipliğiyle olta yapıp balık tutarak geçirdi.  Yarım asırdır vazgeçemediği balık tutkusu o yıllarda başlayan Balcı, ailesinin 1969’da İstanbul’a taşınmasıyla deniz ve İstanbul Boğazı’yla tanıştı.İlk yerleştikleri Kadıköy’de okul çıkışlarında koşarak gittiği sahilde balık tutmaya ve balıkçılarla dostluk kurmaya başlayan Balcı, ailesinin tüm itirazlarına ve engellemelerine rağmen balıkçı olmak için büyük mücadele verdi.  O yıllarını “Balık ruhuma işlemiş. Annem beni her gün döverdi çünkü okul kıyafetlerim balık kokardı. Yine de her gün balık tutmaya giderdim” ifadeleriyle anlatan Balcı, babasının önerdiği hiçbir iş kolunda da uzun süre çalışmadı.Ailesini ikna ettikten sonra balıkçı açmaya karar veren Balcı, bir yandan da tuttuklarını kendi yöntemleriyle tuzlamaya ve özel karışımlarla mumyalamaya başladı.  Balcı, yaptığı çalışmaların öğrenciler tarafından büyük ilgi görmesinin ardından Beylikdüzü’nde müze açmaya karar verdi.Ücretsiz ziyaret edilebilen, 15 binden fazla deniz canlısının bulunduğu Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’nin kurucusu Balcı, hem balık ve deniz sevgisini hem de denizlerinin önemini gelecek nesillere aktarmak için aralıksız çalışıyor.Sempatik kişiliğiyle birçok kişinin kalbinde taht kuran “Balıkçı Kenan” olarak bilinen Kenan Balcı, çocukluğundan bugüne azalmayan balık tutkusunu ve hedeflerini anlattı.Kars’ta köyünün önünden geçen akarsuda balık tutmaya başladığını belirten Balcı, şunları söyledi: “Mesela dikiş iğnesi, yorgan iğnesi köy halkı için çok önemli. Annemden dikiş iğnesini balık tutmak için isterdim, vermezdi. Daha 10 yaşındayım ama annem vermezdi. Çünkü yokluk vardı. 50 sene önce böyle her istediğini alamazdın. Şimdi köylü de alıyor kentli de alıyor. Her şey çok güzel. Ben de annemden habersiz alırdım. O iğneyi ateşte ısıtarak olta şekline getirirdim, yorgan iğnesi ve ipliğiyle birlikte balık tutardım. 10 yaşında çocukken 2-3 kilo balık tutabiliyordum”Kenan Balcı, ailesinin 1969’da İstanbul’a gelerek Kadıköy’e taşındığını, burada deniz ve boğazla tanıştığını, hayatında yeni bir dönemin başladığını aktardı. Balık tutmanın yanında denizcilik kültürünü de Kadıköy’de öğrenmeye başladığını anlatan Balcı, “Kadıköy’e de şans, kader, kısmet ya benim sevdiğim yere geldik. Deniz kenarına geldik. Kadıköy’de vapurların kalktığı iskele vardı. Orada balıkçılar vardı. Okuldan çıkınca herkes evine giderdi. Deniz, balık ruhuma işlemiş, balık tutmaya giderdim. Annem her gün döverdi beni çünkü okul kıyafetlerim balık ve balık yağı olurdu, kirlenirdi. Ama ben vazgeçemezdim” diye konuştu.Babasının da balıkçılıktan vazgeçip başka meslekte çalışması için çok uğraştığını kaydeden Balcı, ilkokul sonrasında balıkçılığa giden hikayesinin şu sözlerle özetledi: “İlkokul bitti. Babam dedi ki, ‘Okuyacaksın.’ Ben ise ‘Hayır okumak istemiyorum. Ben balıkçı olacağım.’ dedim. En sonunda beni değişik iş kollarına verdiler, o günün önemli mesleklerine; araba boyacısı, elektrikçi, tamirci, torna tesviye. Ben her gittiğim yerden 1 gün sonra kaçtım. En sonunda babam benim balıkçıya verdi. Çok mutluyum çünkü istediğim mesleği yapıyorum. Yarım asırdır da balıkçılık yapıyorum”Balcı, Kadıköy’de başladığı balıkçılık hikayesine 52 yıldır devam ettiğini söyledi.  “Denizlere aşık” biri olarak yarım asırdır balık tutmaya devam ettiğini belirten Balcı, bunun yanında 30 yıldan fazla süredir de balıkları mumyalamak için çalışmalar yürüttüğünü söyledi.  Geleceğe miras bırakmak için başladığı mumyalama işinde en çok öğrencilere katkı sunmayı hedeflediğini anlatan Balcı, “41 tır dolusu balıkla kurduğum bu müzeyi çocuklara, öğrencilere armağan ettim. Çocuklar mutlu olsun. Balıkçı Kenan’da aradıklarını bulsunlar, Balıkçı Kenan’ı unutamasınlar. Balıkçı Kenan’ın anlamı denizdir, balıktır. Çocuklardan bahsederken mesela bazen ağlayacak gibi oluyorum. Kendimi sıkıyorum ağlamamak için. Çocukluktan bilgim olduğu, yaşadığım için çocuklara Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’ni armağan ettim” ifadelerini kullandı.Balcı denizlerin önemine ilişkin “Denizler madenlerimizdir. Denizler ekmeden biçtiğimiz tarlalarımızdır. Hiçbir emek vermiyoruz. Marmara, Karadeniz Türk halkına Allah’ın verdiği bir armağandır. Bu armağanı güzel kullansınlar. Denizleri güzel değerlendirsinler. Kendi evlerinin balkonu ya da kapılarının önü gibi temiz tutsunlar” değerlendirmesinde bulundu.Yarım asırdan fazla süredir balık ve denizle iç içe bir yaşam sürdüğünün altını çizen Balcı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “65 yaşındayım. Efendim her şeye doydum denize doyamadım. Her şeye doydum ama balığa doyamadım. Allah’ım senin verdiğin nimetlere şükürler olsun. Şu güzelliğe bakın, yani yapsan yapamazsın, üretmek istesen üretemezsin. Değerini bilelim, geleceğe aktaralım”Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nde bulunan Balıkçı Kenan Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’nde, hamsi ve istavritten köpek balıklarına, vatozlara kadar, denizlerimizde yer alan 15 binden fazla deniz canlısının mumyalanmış çeşitli örnekleri sergileniyor. Yaklaşık 1,2 tonluk orkinos ile dünyanın en büyüklerinden olduğu belirtilen 2,5 metre kuyruk uzunluğu bulunan vatozların da yer aldığı müze, uzun süren bir çalışmayla hazırlandı. Sergilenen deniz canlıları, her yıl özel bakımdan geçiriliyor. Yaklaşık 41 ton deniz canlısının mumyasının yer aldığı müze, ücretsiz olarak ziyaretçilerini bekliyor.

  • Bodrum’da 2 bin 400 yıllık tarihin izlerinde doğayla iç içe yürüyüş rotası: Leleg Yolu
    by NTV on 2 Nisan 2021 at 10:09

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde 2 bin 400 yıllık Pedasa Antik Kenti’nin en önemli ticaret yollarından biri olan 185 kilometrelik Leleg Yolu, turizme kazandırılıyor.Muğla’nın Bodrum ilçesinde turizm acenteleri, doğa ve alternatif turizm faaliyetlerinde yer alması için tanıtım çalışmaları başlatılan 2 bin 400 yıllık “Leleg Yolu”nun bilinirliğini artırmayı hedefliyor. TÜRKİYE’NİN EN GÜZEL YÜRÜYÜŞ ROTALARINDAN BİRİSİ: GELİDONYAAntik Leleg kentlerinin birbirine bağlandığı, doğayla iç içe yürüyüş yolunun tanıtımı için Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin (TÜRSAB) başlattığı çalışmalar hız kazanıyor. TÜRSAB Gençlik, Doğa ve Alternatif Turizm İhtisas Başkanı Mustafa Demir koordinesinde geçen ay tanıtım filmi hazırlanan yolda, Bodrum’da doğa turizmine yönelik çalışmalar gerçekleştiren acente sahipleri yürüyüş yapıyor.Demir, doğayla iç içe yürüyüş rotası olan yolun tanıtımının yapıldığını söyledi. Bu noktada çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini aktaran Demir, “Bodrum’daki acentelere rotayı gösteriyoruz. 5-8 Nisan’da, ülkenin çeşitli yörelerinde doğa ve macera turizmi yapan bütün seyahat acentelerini misafir edeceğiz. Bodrum’un doğa ve spor varlıklarını göstereceğiz” dedi.Demir, 10 Nisan’da Muğla bölgesinde turlar düzenleyen kokartlı rehberlere rotayı tanıtacaklarını dile getirdi. Doğa ve alternatif turizmin, salgından sonra daha çok tercih edildiğini anlatan Demir, “İnsanların doğaya ilgisinin daha da artacağını düşünüyoruz” dedi.Profesyonel turist rehberi Kartal Kaya ise katılımcılara geçtikleri yerlerde Leleg kenti kalıntılarıyla ilgili bilgi verdiklerini söyledi. Yürüyüşe başladıkları Pedasa Antik Kenti’nin kalıntılarının bugüne kadar korunarak geldiğini vurgulayan Kaya, Leleg Yolu’nu tek günde yürümenin mümkün olmadığını bildirdi.Bodrum’da, tarihi ve kültürel değerlerinin daha çok tanıtılması gerektiğini aktaran Kaya, “Salgın dolayısıyla doğaya dönüş başladı. İnsanlar daha özel, daha kişisel turlar yapmak istiyor. Doğayla daha iç içe olmak istiyor” ifadelerini kullandı.Turizm acentesi sahibi Hatice Türkel de yürüyüş turlarına ağırlık vermeyi düşündüklerini belirterek, “Özellikle salgın döneminde daha etkin faaliyet olacağını düşünüyorum. Daha önce Bodrum’a gelen yabancı misafirlere başka bir kentte yürüyüş turu yaptırmıştık. Şimdi artık Bodrum ve çevresinde daha yakın yerlerde çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.Bir bölümünde Off-Road bisiklet yolu da bulunan güzergahta, Bodrum Ticaret Odasınca hazırlanan ve Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın “2015 yılı Alternatif Turizm Altyapısı Mali Destek Programı” kapsamındaki “Bodrum Leleg Yolu Projesi” ile düzenlemeler yapılmıştı.Bodrum yarımadasının ilk yerleşik halkı olan Lelegler, savaşlarda kendilerini korumak için kentlerini dağlık ve yüksek bölgelerde kurmayı tercih etmişler. Leleg Yolu ise, Muğla ve Bodrum yarımadasını içine alan Karya bölgesinin en önemli ticaret yollarından biri olarak biliniyor.

  • Haftalığı 50 bin liraya lüks izole tatil! Rezervasyonlar yüzde 70’e ulaştı
    by NTV on 2 Nisan 2021 at 08:59

    Corona virüsten uzak, sıfır temaslı tatil için lüks villalara tatilci yoğunluğu yaşanıyor. Antalya’nın Kaş ilçesindeki binlerce villanın rezervasyonları yüzde 70 oranında dolarken, ilgi ise geçen yıla oranla yüzde 40 arttı. Lüks villalarda haftalık tatilin ücreti ise 10 bin ile 50 bin lira arasında değişiyor.Turizmin başkenti Antalya’nın en batı ilçesi, 60 bin nüfuslu Kaş’ın turistik mahallesi Kalkan, son yıllarda izole ve doğayla iç içe tatil yapmak isteyenlerden yoğun ilgi görüyor.Otantik yapısı, temiz ve nemsiz havası, pırıl pırıl denizi, eşsiz güzellikte koylarıyla yerli ve yabancı tatilcilerin gözdesi olan Kalkan, Türkiye’nin alternatif turizm merkezlerinden biri olarak dikkati çekiyor.Kalkan’da, onlarca butik otelin yanı sıra, yaklaşık 5 bin villa bulunuyor. Dört mevsim turizm yapılan Kalkan’ın 3 bin 614 olan nüfusu, yüksek turizm sezonunda 20 bine ulaşıyor. Corona virüs tedbirleri kapsamında uzmanların sosyal izolasyona dikkat edilmesi yönündeki uyarılarını dikkate alan ve tatil sezonunu da evde geçirmek istemeyenler, geçen yıl otellerden çok Kalkan bölgesindeki villaları tercih etti.Corona virüs öncesinde daha çok muhafazakar tatilcilere hizmet veren villalar ise kapalı havuzlu, jakuzili, deniz manzaralı, orman manzaralı şeklinde kategorilendiriliyor. Villalar genelde haftalık ya da aylık kiralanıyor. Aynı villayı birbirini tanıyan 2-3 aile tercih edebiliyor. Villaların haftalık fiyatları ise 5 bin lira ile 50 bin lira arasında değişiyor.Kalkan bölgesinde 550 villaya kiralama hizmeti veren şirket yöneticisi Hüseyin Gencer, insanların tatil anlayışının corona virüs nedeniyle değiştiğini ve daha izole yaşamak istediklerini söyledi. Geçen yıla göre rezervasyonlarda ciddi hareketlilik yaşadıklarını ifade eden Gencer, “Geçen yıla göre bu yıl rezervasyon doluluk oranlarımız yüzde 70’e ulaştı. Sadece yurt dışı pazarıyla ilgili endişemiz var. Bölgeye gelen İngiliz ve Rus turistlerin mutasyon ve corona virüs durumlarını yakından takip ediyoruz” dedi.Gelen tatilcilerin geceleme sürelerinin de uzadığını aktaran Gencer, villaların lükslük derecesine göre gecelik fiyatlarının değiştiğini söyledi. Villalarda her türlü konforun düşünüldüğünü de söyleyen Gencer, “Pandemi nedeniyle telefonlarımız daha sık çalmaya başladı. Kiralamaya gelen misafirler bundan sonra villa tercih edeceğini söylüyor. Arayanlar temizliği ve ilaçlama hizmetini soruyor. Bahçede vakit geçirecekleri için bahçeyi ve bahçe bakımını soruyor. Gelen her misafirimizin HES kodları ve kimlik kontrolleri yapılıyor” diye konuştu.Kaş Belediye Başkanı AK Partili Mutlu Ulutaş, ilçenin bu denli tercih edilmesinden memnun olduğunu söyledi. Turizmin ekonomiye katkısından söz eden Başkan Ulutaş, “İnsanlar kitlesel turizmden kaçmaya başladı. Villa konsepti burada yerleşti. Pandemiyle birlikte talep arttı. Sadece yaz dönemi için değil. Kışın dahi yüzde 50 doluluk var. Gittikçe de artıyor. Yazın yüzde 100 dolu olacağını tahmin ediyorum. Pandemi bitince de bu konseptin devam etmesini dilerim” dedi.Kaş ve kırsal mahallelerindeki bu yoğunluk ilçe esnafını da memnun etti. İlçede uzun süredir restoran işleten Tutku Demir, “Farklı yerlerden turistin gelmesi bizim için avantaj. Butik hizmet sunuyoruz. Oteller yeterince dolu ve yetişemiyor. Kaş’ın kalkınması için olumlu karşılıyorum” diye konuştu. Bir diğer restoran işletmecisi Alparslan Akbayrak, “Bir haftalığına dahi gelseler sürekli dışarıda yiyip içtikleri için ilçe ekonomisinde hareketlilik oluyor. Memnunuz” dedi.

  • Ortaçağ’dan kalma bir masal ülkesi: Fas
    by NTV on 2 Nisan 2021 at 08:13

    Fas; insanların yaşam tarzı ve kıyafetleri ile, mimarisi ile, atmosferi ve renkleri ile benzersiz bir yer. Bu ülkeyi gezerken insan kendini ortaçağda yaşıyormuş gibi hissediyor. Fas topraklarında dünyanın en büyük çölü olan Sahra çölünü, Atlas dağlarını, Atlantik okyanusunu, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan onlarca şehri ve sayısız hikaye dolu yerleri görmek mümkün. Gezgin Gülten Şanlıgençler, Ortaçağ’dan kalma bir masal ülkesi Fas gezisini NTV okurları için kaleme aldı.Fas denince ilk akla gelen şehir elbet Marakeş oluyor. Jemaa el-Fnaa Meydanı, Marakeş’in kalbi gibi. Meydan gündüz sakinliğini hava kararmaya başladıkça artan seslere bırakıyor. Bu meydanda yok yok… Sokak yemekleri, hediyelik eşya satıcıları, masal anlatıcıları, iksirciler, dövmeciler, yılan oynatıcıları, danscılar, sihirbazlar… Kafanızı hangi tarafa çevirseniz şaşıracak bir şey görmek mümkün.Marakeş’te yerden sesler, arabalar, insanlar, renkler, tarih ve sürprizler fışkırıyor! Burada yapılacak şeylerden biri de buranın en meşhur soukları (çarşı) olan Souk Semmarine ve Souk Cherifia sokaklarında kaybolmak.Ayrıca Marakeş’te bulunan bir çok saray, medrese, camii, anıt ve bahçeleri gezerek buranın kültürünü ve mimarisini gözlemleyebilirsiniz.Majorelle Bahçeleri, mavinin en güzel tonuyla, dünyanın dört bir köşesinden getirilmiş kaktüsler ve çeşitli bitkilerle, Fas mimarisiyle tanışmak için harika bir yer.Fas gezisi yapıp Sahra çölünü görmemek olmaz. Sahra çölünde deve binebilir, kum tepelerinde gün batımını izleyebilir, Sahra çölünün ortasında çadırlarda konaklayabilirsiniz.Fas yemekleri yiyip Afrika müzikleri ile eğlenceye katılabilir sonrasında dünyanın en büyük çölünün ortasında, milyarlarca yıldızın altında uyuyabilirsiniz.Atlas dağlarını geçerken uğramanızı önereceğimiz yerlerden biri ait Ait Ben Haddou. Burası Marekeş’le Sahra çölü arasında eski kervan yolu üzerinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir köy.Buradaki berberi evleri Fas mimarisinin en çarpıcı örneklerinden. Aynı zamanda Ait Ben Haddou Game of Thrones dizisi başta olmak üzere, Gladiator, Indiana Jones, Marco Polo, The Jewel of the Nil gibi birçok filme ev sahipliği yapmış.Tüm Avrupa tarafından Morocco olarak bilinen Fas’ı bizim bu şekilde adlandırmamız aslında Fez şehrinden geliyor. Osmanlı zamanında Fez şehrinden getirilen fesler ile bu ülke zamanla bizim dilimizde Fas olarak anılmaya başlanmış. Fez medinası da UNESCO Dünya Miras Listesi’nde korunma altına alınmıştır. Kimi yerlerde sadece bir insanın geçebildiği eski Fez sokaklarında kaybolmak burada yapılacak en sürpriz dolu şeylerden.Fez denilince ilk akla gelenlerden biri de deri tabakhaneleri. Bunlardan en büyüğü olan Chouara Tabakhanesi’nde binlerce yıldır deri işlenmeye devam ediyor. Burada derinin tüm aşamalarını, geleneksel işleyiş yöntemleriyle izlemek mümkün.Meknes şehrinde yeraltı hapishanesi olan Prison de Kara ve Bab Mansour kapısı görülmesi gereken eşsiz yerlerden.Rif dağlarının eteğine kurulmuş mavi şehir Şafşavan… Bu küçük şehirlerde maviyi görmek için gökyüzüne bakmaya gerek yok.Evler, sokaklar ve duvarlar ve daha bir çok yer maviye boyalı. Böyle olunca her bir köşe kendiliğinden bir fotoğraf karesine dönüşüyor.Casablanca’da mutlaka uğranması gereken yerlerden biri dünyanın en büyük 2. camisi olan II. Hasan Camii. Bir rüya üzerine 4’te 3’ü Atlantik Okyanusunun üzerine inşa edilmiş bu büyüleyici camii 8 yılda tamamlanmış.Suvayr, Fas’ın Atlantik Okyanusu kıyısında bulunan rüzgarı bol bir şehir.Burası salaşlığıyla, sanatıyla, renkleriyle, okyanus kokusuyla, su sporlarıyla, sokak sanatçılarıyla, martılarıyla, limanıyla bambaşka bir Fas sunuyor.Gezgin Gülten Şanlıgençler’in kadrajından ortaçağ masalı Fas’tan kareler…Gezdiğiniz gördüğünüz yerler sizde kalmasın. Yazın, anlatın  ve fotoğraflarınızla birlikte aşağıdaki mail adresinden bizimle paylaşın. Gezi yazılarınızı isminizle birlikte NTV Seyahat’te yayınlayalım. (serdar.uzun@ntv.com.tr)

  • Hangi ülkeler Covid-19’a karşı aşılanan turistlere kapılarını tamamen açtı?
    by NTV on 2 Nisan 2021 at 03:46

    Yeni tip corona virüs (Covid-19) pandemisi seyahat endüstrisini kasıp kavurmaya devam ederken, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde aşılama çalışmaları hızla devam ediyor. Tarihin en büyük aşılama kampanyası kapsamında Türkiye’nin de dahil olduğu 141 ülkede şimdiye kadar 590 milyon doz aşı uygulandı. Dünya normalleşmeye adım adım yaklaşırken bazı ülkeler tamamen aşılanmış turistlere, herhangi bir sınırlama olmadan kucak açmayı tercih etti.İşte Belize’den İzlanda’ya, Romanya’dan Seyşeller’e Covid-19 aşısı olanlara kapılarını yeniden açan ülkelerin tam listesi…Belize, yakın zamanda aşılı turistleri ağırlayan ilk Karayip ülkesi oldu. Seyahatlerinden en az iki hafta önce iki doz Covid-19 aşısı olduğunu kanıtlayabilenler, artık ülkeye girmeden önce negatif bir PCR testi yaptırmak zorunda değiller. Bununla birlikte, aşılanmamış turistler de varışlarından/seyahatten önceki 48 saat içinde yapılan negatif corona virüs testi sağladıkları sürece, Orta Amerika’nın doğu kıyısında yer alan ülkeyi ziyaret edebiliyorlar. Böyle bir belgesi olmayan  ziyaretçiler de  50 dolar ‘lık bir maliyetle havalimanında test yaptırabiliyorlar.Tamamen aşılanmış yolcular, varışlarından en az üç gün önce negatif bir PCR testi yaptırmaları şartıyla Ekvador’u ziyaret edebiliyorlar. Aşılanmış ziyaretçilerin Ekvador’un bir parçası olan Galapagos takımadalarına da seyahat etmelerine izin veriliyor.Bununla birlikte, Ekvador’a girdikten sonra UNESCO Dünya Mirası Sit Alanı’nı ziyaret etmek isteyenlerin varışlarının ardından 96 ​​saat içinde başka bir PCR testi daha yaptırmaları gerekiyor. Ziyaretçilerin ayrıca, halka açık yerlerde maske takmak ve sosyal mesafe gibi Ekvador’un Covid-19 protokollerine uymaları ve 10 kişiden fazla gruplar halinde bir araya gelmekten kaçınmaları isteniyor.Estonya, yalnızca AB tarafından onaylanan Moderna, Pfizer-BioNTech veya Oxford-AstraZeneca aşılarının yanı sıra  dünya genelinde dağıtılan diğer aşıları da kabul ediyor.  Bu kapsamda, yalnızca Estonca, Rusça veya İngilizce olarak üretilen aşı sertifikaları tanınacak ve daha önce Covid-19’a yakalanan  ziyaretçilerin bir doktor onayının yanı sıra artık virüs bulaşmadığını gösteren yeni bir PCR testi sunması gerekecek. Konuya ilişkin daha önce açıklama yapan ülkenin Bulaşıcı Hastalıklar Başkanı Hanna Sepp, “Bu karşılıklı dayanışmayı göstermek içindir. Başka ülkelerde kullanılan aşıları da hesaba katarsak, ülkemizde kullanılan aşıların diğer ülkelerde de dikkate alınmasını umabiliriz” ifadelerini kullandı.Asya ve Avrupa arasındaki kavşak noktasında bulunan Gürcistan, tamamen aşılanmış gezginler için tüm kısıtlamaları kaldırdı. Gürcistan Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz günlerde, herhangi bir Covid-19 aşısından iki doz alan tüm ziyaretçilerin negatif PCR testi yapmadan ülkeye girmesine izin verildiğini belirterek, “Herhangi bir ülkeden hava yoluyla seyahat eden tüm ülkelerin vatandaşları, Gürcistan sınır kontrol noktalarında herhangi bir Covid-19 aşısının tam seyrini (iki doz) onaylayan belgeyi sunmaları halinde Gürcistan’a girebilirler” açıklamasını yaptı. Aşılanmamış yolcuların ise  seyahatten sonraki 72 saat içinde alınmış bir negatif PCR testi olması gerekiyor.Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Liechtenstein, Norveç ve İsviçre’den gelen  tamamen aşılanmış yolcuların 1 Mayıs’tan itibaren negatif PCR testi göstermeleri gerekmeyecek. Ayrıca, Moderna, Pfizer/BioNtech ve AstraZeneca aşılarından birinin iki dozunu uyguladıklarını kanıtlayan İzlanda, Danimarka, Norveç, İsveç veya İngilizce belge sağlayabilenler karantinadan muaf tutulacak. Popüler destinasyon ayrıca, “insanların ülkeler arasında dolaşımını kolaylaştırmak için” aşılanmış İzlandalı vatandaşlara dijital “aşı sertifikaları” vermeyi planlıyor.Guatemala, 24 Şubat itibariyle tam doz aşı olan turistlere hiçbir kısıtlama olmadan kapılarını açtı. İki doz Covid-19 aşısı aldıklarını onaylayan geçerli bir sertifika sunan ziyaretçilerin karantinaya alınma veya negatif test sunma  zorunluluğu olmaksızın Latin Amerika ülkesine girmelerine izin veriliyor. Ancak,  ikinci doz aşıların ülkeye girişten en az iki hafta önce uygulanmış olması gerekiyor. Covid aşısı olmayan kişiler de Guatemala’yı seyahat edebiliyor, ancak varıştan sonraki 72 saat içinde negatif bir PCR testi sunmaları isteniyor.10 yaşın altındaki çocuklar ise bu şartlardan muaf tutuluyor.. Ayrıca, ziyaretçilerin Guatemala’ya gelmeden 24 saat önce Guatemala Health Pass web sitesi aracılığıyla bilgilerini kaydetmesi gerekiyor.Kuzey Atlantik Okyanusu’nda bulunan bir Portekiz özerk bölgesi olan Madeira, AB, İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre’den tamamen aşılanmış ziyaretçileri kabul ediyor. “Atlantik’in İncisi” olarak bilinen ülke, Covid’den son 90 günde iyileştiğini ispatlayabilenleri de ağırlıyor. Yolcuların Madeira’ya girmesine izin verilmeden önce, aşı dozlarını hangi tarihlerde aldıklarını belirten resmi bir belge sunması gerekiyor. Ayrıca, turistlerden halka açık yerlerde maske takmaları isteniyor. Ülkedeki  restoranlar barlar ve kumarhaneler de akşam 6’da kapanıyor.AB ülkelerinden gelen yolcular, “Covid-19’a karşı aşılamayı onaylayan bir sertifika temelinde” 10 günlük zorunlu karantinaya girmeden Polonya’yı ziyaret edebiliyorlar. Avrupa ülkesi, 28 Aralık’ta tamamen aşılanan Avrupalı turistler için kısıtlamaları kaldırdı.Romanya’ya gelen tüm yolcular, 18 Ocak’tan itibaren varışta karantinadan muaf tutuluyor. Yeni kurallar, Avrupa ülkesinin Acil Durumlar Ulusal Komitesi (CNSU) tarafından açıklandı ve ziyaretçilerin ve geri dönenlerin zorunlu izolasyondan kaçınmak için iki doz aşı olduklarına dair kanıt göstermelerini şart koştu. İkinci doz aşının ülkeye girişten en az 10 gün önce uygulanmış olması gerekiyor. CNSU’dan yapılan açıklamada, “İkinci dozun uygulandığı tarih de dahil olmak üzere aşı kanıtı, ister Romanya’da ister yurtdışında olsun, onu uygulayan sağlık birimi tarafından verilen belge aracılığıyla yapılmalıdır” denildi.Seyşeller, Ocak ayında Covid-19’a karşı aşılanan yolcular için karantina gereksinimlerini ortadan kaldırdı. Ülkede yürütülen başarılı aşı kampanyasının ardından Tanzanya kıyılarında bulunan uzak ülkede  kısıtlamalar gevşetildi. Bununla birlikte 25 Mart itibariyle, Güney Afrika dışından gelen tüm yolcuların, seyahatten sonraki 72 saat içinde yapılan negatif Covid-19 PCR testinin kanıtını sunmaları koşuluyla Seyşeller’e girmelerine izin veriliyor. Seyşeller Dışişleri ve Turizm Bakanı Sylvestre Radegonde bu ayın başlarında verdiği demeçte, “Hak ettiğimiz bağışıklığı elde ettiğimiz için rahatız.Turizm tesislerimizi bu konuda eğittik. Uyguladığımız önlemler işe yarıyor. Bu yüzden yeniden açılmakta rahatız” dedi.

  • Edirne’nin güzellikleri ‘doğal sit alanı’ olarak tescillendi
    by NTV on 1 Nisan 2021 at 13:32

    Edirne’nin doğal güzelliklerini yansıtan yerleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ‘doğal sit alanı’ ilan edildi. Saros Körfezi bölgesinde de ekolojik temelli bilimsel araştırma gerçekleştirildi.Saros Körfezi bölgesinde dört mevsim yapılan ekolojik temelli bilimsel araştırmalar sonucunda hazırlanan rapor, Edirne Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nda görüşüldü.Komisyonda görüşülen raporun ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca Edirne’nin Enez ilçesine bağlı Karaincirli Köyü Doğal Sit Alanı, Vakıf Köyü Doğal Sit Alanı ve Büyükevren Köyü Doğal Sit Alanı, “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edildi. Keşan ilçesi Mecidiye köyü sınırları içindeki doğal sit alanları, “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir  Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescillendi. “Kesin Korunacak Hassas Alan” tesciline yönelik yürütülen idari süreç devam ediyor.Ayrıca, Saros Körfezi bölgesinde ekolojik temelli bilimsel araştırma gerçekleştirildiği de öğrenildi.Alanlara ait koordinat ve parsel bilgilerine ‘www.tvksays.csb.gov.tr’ adresinden ulaşılabileceği kaydedildi.

  • Yer altındaki gizemli dünya: Karaca Mağarası
    by NTV on 1 Nisan 2021 at 13:05

    Dünyanın sayılı damlataşı mağaraları arasında yer alan ve ‘yer altındaki gizemli dünya’ olarak nitelendirilen 150 milyon yıl yaşındaki Karaca Mağarası, corona virüs (Covid-19) önlemleri altında turizm sezonuna başladı.Gümüşhane’nin Torul ilçesinin Cebeli köyünde yer alan, her yıl on binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Karaca Mağarası, 5 aylık bakım çalışmalarının ardından yeniden ziyarete açıldı.Sarkıt ve dikit yoğunluğu ile tavan yüksekliği açısından dünyanın sayılı mağaraları arasında gösterilen Karaca Mağarası’na, Covid-19 tedbirleri kapsamında aynı anda 20’den fazla kişi kabul edilmiyor.Ziyaretçiler, corona virüs tedbirleri kapsamında 1500 metrekarelik kapalı alanda 15 dakika kalabiliyor.Karaca Mağarası’nda görevli rehber Hasan Avcı, gazetecilere, mağaranın bugün itibarıyla kapılarını açtığını söyledi. Mağarada Sağlık Bakanlığınca belirlenen tüm Covid-19 tedbirlerinin alındığına dikkati çeken Avcı, “Mağaraya kesinlikle maskesiz almıyoruz. Ziyaretçilerimizden sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uymalarını istiyoruz” dedi.Avcı, Karaca’nın, zengin oluşumları barındıran muazzam bir karstik mağara olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Ziyaretçilerimiz mağaradan büyülenip çıkıyorlar. Ben buraya Gümüşhane yer altı sarayı diyorum. Yağan yağmur ve eriyen kar suları çatlaklardan kireçli olarak damlıyor ve oluşumları meydana getiriyor. Tamamen kireçtaşı oluşumlarıdır. Yaklaşık 12 yılda 1 santimetre uzamaktadır”Doğu Karadeniz’in önemli turizm merkezlerinden mağaranın ziyarete açık 1500 metrekare alana sahip olduğu kaydeden Avcı, yılda yaklaşık 120 bin ile 130 bin ziyaretçi ağırladıklarını ancak Covid-19 salgın döneminde ziyaretçi sayılarında düşüş yaşandığını aktardı. Avcı, bu sezonun geçen yıla göre daha hareketli olmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.Ziyaretçilerden Zeki Ökçek ise Karaca Mağarası’nı görmek için Bartın’dan geldiklerini ifade ederek, “Eşimle Gümüşhane, Rize ve Trabzon turu yapmak istedik. Karama Mağarası gerçekten çok etkileyici bir yer. İçimizdeki stresi aldı götürdü, çok ferahladık. Herkese Karaca Mağarası’na gelmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.Toplam 100 metre uzunluğa, 1500 metre kare genişliğe sahip olan Karaca Mağarası, elipse benzeyen 4 ayrı bölümün birleşmesi ile meydana geliyor.Mağara çok çeşitli renk ve şekillerde damla taşlardan oluşuyor. Sarkıtlar, dikitler, sütunlar ve desenli duvarlar ile içeri doğru gidildikçe huni şeklinde genişleyen mağara, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

  • Türkiye’nin en güzel yürüyüş rotalarından birisi: Gelidonya Feneri
    by NTV on 1 Nisan 2021 at 10:02

    Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Türkiye kıyılarının en yüksek feneri olma özelliği taşıyan ‘Gelidonya Feneri’, baharın gelişiyle birlikte doğa tutkunlarının yürüyüş rotasında ilk sırada yerini aldı.Antalya’nın Kumluca ilçesinin Taşlık Burnu’nda tarihi Likya Yolu’nda bulunan Gelidonya Feneri, Türkiye kıyılarının en yüksek fenerİ olma özelliğini taşıyor.Gelidonya veya resmi adıyla Taşlık Burnu Feneri, denizden yaklaşık 227 metre yükseklikte ve 3 kilometre içeride yer alıyor.Araçla tam ulaşım olmayan sivri kayalıklar üzerinde inşa edilen Gelidonya Feneri’ne, Likya Yolu yürüyüş rotası üzerinde yer alan 12 kilometrelik Adrasan ve 7 kilometrelik Karaöz Mahallesi güzergahlarından veya deniz yoluyla ulaşılabiliyor.Akdeniz’in çam ve adaçayı kokulu ormanı ile masmavi suları arasında kalan Gelidonya Feneri, manzarasıyla da bölgenin en etkileyici alanlarından biri olarak nitelendiriliyor. Her yıl olduğu gibi fener, bu yıl da doğa tutkunlarının vazgeçilmez rotalarından biri oldu.Yüksek mimar ve doğa fotoğrafçısı Buğra Kayalı, Gelidonya Feneri’nin doğa tutkunları için en popüler bölgelerden biri olduğunu söyledi. Adrasan Korsan Koyu’ndan Gelidonya Feneri’ne yürüme mesafesiyle yaklaşık 6 kilometre sonra ulaşıldığını ifade eden Kayalı, “Burası özellikle bahar aylarında doğa yürüyüşçüleri için sevilen ve tercih edilen etaplardan biri. Son yıllarda yabancı turistler de özellikle kamp kurmak için geliyorlar” dedi.Gelidonya Feneri’nin gün batımı ve gün doğumu fotoğrafları için ideal bir bölge olduğunu sözlerine ekleyen Kayalı, “Bu bölgede ben de fotoğraf ve video çalışmaları yapıyorum. Herkesin Gelidonya Feneri’ni görmesini öneririm” diye konuştu.Antalya’nın güney ucunda yer alan ve Akdeniz’in kılavuz fenerlerinden biri olan Gelidonya, 1936’dan beri denizcilere ışık veriyor. Fenerin bakımı 77 yıl ve 3 kuşaktır Demir ailesi tarafından yapılıyor.Ailenin ilk fenercisi Ali Demir, 1944’te eşini ve iki çocuğunu da yanına alarak fenerin 2 odalı lojmanına yerleşmiş. Elektriği, suyu, yolu olmayan, tek bir komşunun bulunmadığı, en yakın yerleşim yerine 10 kilometre uzaktaki fenerde ailesiyle baş başa 28 yıl geçiren Ali Demir’in 1972’de emekli olmasıyla yerine oğlu Hasan geçmiş. Beş çocuğu ve eşiyle burada kalan Hasan Demir de 1998’e kadar fenerin bakımını üstlenip, daha sonra işi en küçük oğlu Mustafa Demir’e devretmiş. Halen fenerin bakımını gerçekleştiren 45 yaşındaki Mustafa Demir ise artık lojmanda yaşamıyor. Teknolojinin gelişmesiyle son yıllarda kontrolü uzaktan sağlayan Demir, ayda bir fenere giderek bakım yapıyor.Ailesinin fener bekçiliği serüvenini anlatan Mustafa Demir, şöyle konuştu: “Gelidonya Feneri inşaatına 1934’te başlanıyor, 1936’da da faaliyete geçiyor. İlk fenerci 1944 yılına kadar çalışıyor ve buradan gitmek istiyor. Yeni bir fenerci aranıyor, dedem talip oluyor. Dedem burada yaşamaya başlıyor. O zaman yaşam şartları çok zor. En yakın köy 10 kilometre. Suyu, yolu, elektriği yok, burada yaşam mücadelesi veriyor. Yaşam çok zor çünkü bir dağda yaşıyorsunuz. Dedem 1972’ye kadar burada görev yapıyor. Bizde iş babadan oğula geçebiliyor. Dedemden sonra babam çalışmaya başlıyor. Babamın emekliliği dolduğu zaman askerden gelmiştim. Ondan da ben devraldım. Bundan sonra ne olur bilmiyorum, evladıma verebilir miyim veremez miyim, bilgim yok. Çok eski yıllarda dedemin katırları vardı, yükler onunla getiriliyordu. Daha sonra belli bir yere kadar yol geldi. Yola kadar motorla gelip, ondan sonra insan gücü, at veya eşekle yükler gelirdi”Ailesi dışında kimsenin yaşamadığı yerde çocukluğunu keçileri, oğlakları severek, bol bol denize girerek geçirdiğini kaydeden Demir, “Dün gibi hatırlıyorum. Buraya her geldiğimde ailem aklıma geliyor, duygulanıyorum. Mutfakta kullandığımız çanaklar, çatallar, yastıklar, battaniyeler hala duruyor” dedi. Teknolojinin gelişmesiyle fenerde yaşama gereğinin de kalmadığını belirten Demir, “Şu anda Finike’de görev yapıyorum. Feneri uydu sisteminden kontrol ediyoruz. Ayda bir kez de buraya geliyorum. Gaz yağıyla çalıştığı dönemlerde her gün buradaydık, daha sonra tüp, bizim tabirimizle ‘lüks’ ile fener çalışmaya başladı. Eskiden 10 kilometre kadar yürürdüm. Şimdi patika yoldan daha az yürüyorum” ifadelerini kullandı.

  • Yeni trend Workation: Hem tatil hem iş yapın
    by NTV on 1 Nisan 2021 at 08:13

    Son bir yıldır hayatımızda birçok şeyin değiştiği gibi iş ve tatil alışkanlıklarımız da değişti. Şirketlerin çok büyük bir çoğunluğu evden çalışma düzenine geçti ve halen bu sistemle çalışmaya devam ediyorlar. Artık bilgisayarımızın ve iyi bir internet bağlantısının olduğu her yere ofis diyebilir hale geldik. Birçok kişinin uzaktan çalışma sistemine geçmesiyle birlikte 2021 ‘workation’ konseptli tatillerin yılı olacak.Peki hazır fiziksel olarak ofiste bulunmanız gerekmiyorken bunu işle tatili bir araya getirerek daha avantajlı bir hale getirmeye ne dersiniz? Son yıllarda yükselen “workation” trendi tam da bunu anlatıyor.İngilizce ‘work’ (iş) ve ‘vacation’ (tatil) kelimelerinin birleşiminden doğan bu tatil konsepti eskiden çok fazla kişiye uygun değilse bile artık (elbette seyahat kısıtlamalarının elverdiği ve gerekli önlemleri aldığımız sürece) evden çalışmaya başlayan herkesin hayata geçirebileceği bir plan.Workation’ın en büyük avantajı tam zamanlı çalışmaya devam edeceğiniz için, size normal tatillere göre daha uzun süre konaklama olanağı tanıması.Böylece bir yandan işinize devam ederken diğer yandan da tatile çıkmanın verdiği keyfi uzun uzun yaşamanız mümkün. Özellikle de genellikle evde geçirdiğimiz bir senenin ardından, biraz hava değişikliği hangimize iyi gelmez ki?Ancak elbette tatil destinasyonu seçerken pandemi öncesinde olduğumuz gibi özgür değiliz. Örneğin yurt dışı seyahatleri planlarımız büyük oranda askıya alınmış durumda. Ancak neyse ki Türkiye bize tatil için fazlasıyla seçenek sunan bir coğrafyaya sahip. Bu da workation planlarına dahil edilebilecek çok fazla yer olması demek.Workation’ın pandemi dönemindeki bir diğer avantajı da doğanın kalbinde, izole bir tatil yapmanızın mümkün olması. Örneğin Akdeniz ya da Ege kıyılarında, ailenizle mi yoksa tek mi gideceğinize bağlı olarak dilediğiniz büyüklükte bir ev kiralayabilir; deniz tatili ile işinizi beraber yürütebilirsiniz.Daha kısa süreli bir workation planlıyorsanız, lüks kamp konseptli glamping tesislerini ya da bungalov otelleri de tercih edebilirsiniz. Ancak iyi bir internet bağlantısının ve rahatça çalışabileceğiniz bir alanın olup olmadığını gitmeden önce mutlaka kontrol etmelisiniz.Stres seviyenizi düşürmek, rutininizi biraz olsun değiştirmek, üretkenliğinizi ve yaratıcılığınızı artırmak için workation ideal bir tercih olacak. Böylece işinizi bitirdiğinizde, bilgisayarınızı kapatıp televizyon karşısında koltuğa gömülmek yerine deniz kıyısında veya ormanda bir yürüyüşe çıkmak için kendinize bir şans tanımış olacaksınız. Kaynak: Brandlifemag.com

  • Muş’ta iki mevsim bir arada
    by NTV on 1 Nisan 2021 at 07:06

    Muş Ovası’nda artan hava sıcaklıkları baharı müjdelerken, sarp dağlarda karla mücadele sürüyor.Muş’ta bahar ve kış bir arada yaşanıyor. Mart ayının gelmesiyle Muş Ovası’nda bahar havası hissedilirken, sarp dağlarda metrelerce karla mücadele devam ediyor.Yüksek kesimlerinde kar ve soğuk havanın hüküm sürdüğü köyün ovasında, koyunlar ve kuzular otlatılıyor.Çiçeklerin açtığı, ırmakların aktığı, kuşların uçuştuğu Muş Ovası, yeşil örtüsüyle kartpostallık görüntülere sahne oluyor.Karlı dağlarla birleşen ovanın kıvrım kıvrım akarsularının güzelliği ise hayran bırakıyor.Koyunları otlatan besicilerden Emrah Kanşıray, ovadaki karların eridiğini belirterek, yüksek kesimlerdeki dağlarda ise kar kalınlığının fazla olduğunu söyledi.Dağ köylerinin kar altında olduğunu hatırlatan Kanşıray, kendilerinin ise güneşlendiklerini ifade etti.

  • Vizesiz ülkeler güncel liste 2021 – Türk vatandaşlarından vize istemeyen ülkeler
    by NTV on 1 Nisan 2021 at 06:42

    Corona virüs salgını tüm dünyayı olduğu gibi turizm sektörünü de olumsuz etkiledi. ‘Evde Kal’ bize gezmeyi özletti. Sektörün en büyük paydaşları olan gezginler evlerinde corona virüs salgını sonrasında gezilecek yerleri şimdiden araştırmaya başladı bile. Corona virüs salgınının sona ermesinden sonra gezip görebileceğiniz birbirinden güzel ülkeleri sizler için derledik. Hem de hepsi vizesiz. Son olarak bugün itibarıyla Türkiye ile Azerbaycan arasında karşılıklı kimlikle seyahat dönemi başladı. İşte corona sonrası tatilinizde gidebileceğiniz birbirinden ilginç kültürel özellik ve doğal güzelliklere sahip 116 vizesiz ülke… (Yazı: Serdar UZUN – serdar.uzun@ntv.com.tr)Schengen vize başvuru ücretinin, 2 Şubat 2020 itibariyle 60 euro’dan 80 euro’ya çıkartılması ile birlikte Türk vatandaşlarının vizesiz gidebileceği ülkeler daha da cazip hale geldi. 91 ülke ise Türk vatandaşlarından 30 ila 90 gün arası turistik gezi için vize istemiyor. Bu ülkelerin yanı sıra 15 ülke sınır kapısından, 10 ülke de online vize ile Türk vatandaşlarına kolaylıkla turistik vize veriyor. İşte corona virüsten sonra vizesiz gezilebilecek 116 ülke…90 gün vizesiz. Pasaporta ihtiyaç duymadan yeni tip çipli kimlik kartıyla da giriş yapabiliyorsunuz. KİMLİKLE SEYAHAT DÖNEMİ RESMEN BAŞLADI Türkiye ile Azerbaycan arasında 10 Aralık 2020 tarihinde Bakü’de imzalanan kimlikle seyahat protokolü, bugün (1 Nisan 2021) itibariyle yürürlüğe girdi. Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği, Türkiye ile Azerbaycan arasında kimlikle seyahatle ilgili detayları duyurdu. Kimlikle seyahat uygulaması kapsamında, Azerbaycan vatandaşlarına Türkiye’ye girişlerinde, Türk vatandaşlarına ise Türkiye’den çıkışlarında, iki dilli “Giriş-Çıkış Formu” üzerine giriş-çıkış damgaları tatbik edilerek verileceği bildirilen duyuruda, her iki ülke vatandaşlarının bu belgeyi Türkiye’de ve Azerbaycan’da bulundukları süre içerisinde beraberinde taşımaları ve giriş-çıkışları sırasında kimlik kartlarıyla birlikte sınır kapılarındaki görevlilere ibraz etmeleri gerektiğinin altı çizildi. Yeni tip çipli kimlik kartlarının seyahat belgesi olarak kullanılabilmesinin yalnızca Türkiye ve Azerbaycan arasındaki doğrudan seyahatlerde mümkün olduğu belirtilen duyuruda, üçüncü ülkelerden Türkiye veya Azerbaycan’a gelişlerde pasaport kullanımının zorunlu olduğu ifade edildi. Duyuruda, yeni tip çipli kimlik kartlarıyla seyahat eden Türk vatandaşlarının Azerbaycan’da kimlik kartlarını kaybetmeleri halinde, ülkeye dönüşlerini temin için geçici pasaport müracaatında bulunabilmeleri için yanlarında fotoğraflı ve TC kimlik numaralı bir başka kimlik belgesi daha bulundurmalarında yarar görüldüğü kaydedildi. CORONA VİRÜS KISITLAMALARI Corona virüs salgını nedeniyle alınan kısıtlama kararları kapsamında Azerbaycan’a kimlik kartıyla giriş yapmak isteyen Türk vatandaşlarının oturma ve çalışma izni sahibi olması gerekiyor. Yeni tip çipli kimlik kartlarıyla ikamet izni başvurusunun yapılamadığı hatırlatılan duyuruda, Türkiye’de veya Azerbaycan’da 90 günden fazla ikamet etmek isteyen vatandaşların kalmak istenilen süreden 60 gün daha fazla geçerlilik süresi bulunan pasaportlarıyla ikamet izni başvurusunda bulunmaları gerektiği belirtildi. Azerbaycan’a giriş yapan tüm yabancı uyrukluların ülkede on beş günden fazla kalmayı öngörmeleri halinde, Azerbaycan Devlet Göç İdaresine (https://eservice.migration.gov.az/) adres beyanı yapmalarının şart olduğuna dikkat çekilen duyuruda, Azerbaycan’da 15 günden fazla kalmayı öngören Türk vatandaşlarının ülkeden çıkışta cezai işlemle karşı karşıya kalmamaları için adres beyanı şartını zamanında yerine getirmelerinin önem taşıdığı kaydedildi. Duyuruda, Covid-19’la mücadele önlemleri kapsamında Azerbaycan’daki özel karantina rejiminin 1 Haziran 2021’e kadar uzatıldığı hatırlatıldı ve özel karantina rejimi yürürlükte olduğu sürece yalnızca Azerbaycan’da ikamet izni bulunan veya yakın akrabası (ebeveyni, eşi, çocuğu) Azerbaycan vatandaşı olan yabancı ülke vatandaşlarının Azerbaycan’a girişine izin verildiği belirtildi. Bu kapsamda yer almayan yabancı ülke vatandaşlarının Azerbaycan’a gelmeden önce Azerbaycan Bakanlar Kurulu’ndan giriş izni almaları gerektiği hatırlatıldı.1 yıl vizesiz. Pasaporta ihtiyaç duymadan kimlikle de giriş yapabiliyorsunuz. Gürcistan Ekonomi ve Sürdürebilir Kalkınma Bakanı Natia Turnava,  yapığı açıklamada, hükümetin aldığı kararla Türk vatandaşlarının aşı raporu getirmeden Gürcistan’a giriş yapabileceğini belirtti. Turnava, “Gürcistan’a sadece negatif PCR testi ile seyahat edilebilecek ülkeler listesine büyük komşumuz Türkiye Cumhuriyeti’ni de ekledik” dedi. Gürcistan hükümeti, 29 Ocak’ta, sadece Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, İsrail, İsviçre, ABD, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn vatandaşlarının Gürcistan’a aşı raporu getirmeden giriş yapabilmesine karar vermişti. Ülkeye sadece negatif PCR testi ile girebilen yabancılar, 3. gün bir kez daha Covid-19 testini yaptırmak zorunda. Söz konusu uygulama, sadece uçakla ülkeye seyahat edecekler için geçerli olacak. Salgın nedeniyle Gürcistan, sınır kapılarını kapalı tutuyor.90 gün vizesiz. Fransa ve İspanya sınırları arasında ufak bir ülke olan Andorra, Türk vatandaşlarına vizesiz ancak ülkenin kendi havalimanı olmadığı için ilk durağınız Fransa veya İspanya olacak. Fransa ve İspanya topraklarından geçeceğiniz için Schengen vizesi gerekiyor.180 gün vizesiz.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.15 gün vizesiz. Kapıda vize ve Online vize uygulamaları var. Bahreyn’e girişte ücretsiz olarak 15 günlük vizenizi alabiliyorsunuz. Vizenizin süresini gerektiğinde 15 gün daha uzattırabiliyorsunuz.  İsterseniz Bahreyn E-vize sitesi üzerinden online vize başvurusu yaparak 3 ay geçerli, her girişte 2 hafta kalış süreli, çok girişli vizeye de başvurabilirsiniz.90 gün vizesiz.30 gün vizesiz.90 gün vizesiz.Bhutan vizesi almak hem kolay hem zor. Bhutan’da faaliyet gösteren lisanslı bir turizm acentası ile irtibata geçip tur paketi satın almadan Bhutan’ı ziyaret etmek pek mümkün değil. Seyahatinizi satın alıyor, ödemenizi yapıyorsunuz. Turizm acentası sizin adınıza Bhutan Turizm Konseyi’ne online olarak başvuru yapıyor. Tüm vize başvurularını Bhutan Turizm Konseyi işleme sokuyor. Vize için gerekli evraklarınız; ücreti ödenmiş ve konfirme seyahat planı, 40 ABD doları vize başvuru ücreti, pasaportunuzun fotokopisi ve 2 fotoğrafınız Konsey tarafından kontrol ediliyor ve 72 saat içerisinde vizeniz onaylanıyor.Online vize uygulaması var. Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) THY, Pegasus, FlyDubai, Emirates havayollarıyla uçuyorsanız bu firmalar üzerinden elektronik vize alabilirsiniz. Gidiş ve dönüş uçuşunuzun aynı havayolu firmasıyla olması gerekiyor.  Vize başvurunuzu seyahat tarihinden en az 7 iş günü erken yapmanız gerekiyor Türk Hava Yolları E-vize sitesi üzerinden online vize ücreti 105 ABD doları. Vizeniz onaylanınca uçak biletinizi alıyorsunuz. BAE vize süresi 29 gün.  BAE’de konakladığınız oteliniz lüks bir otel ise vizeniz için size sponsor olup vize ücretini karşılayabiliyor. Dubai Uluslararası Havalimanı’nda aktarma yapacaksanız ve bekleme süreniz 8 saatten az ise vize istenmiyor.90 gün vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.30 gün vizesiz.30 gün vizesiz.Kapıda vize uygulaması var. Havalimanında 25 Euro karşılığında vizenizi alınabiliyorsunuz.Cibuti, umuma mahsus pasaporta sahip Türk vatandaşları için vize uyguluyor. Ancak uygulamada Cibuti sınır kapılarında Kapı Vizesi uygulaması verilebilmekle beraber, bu yönde ülkede kesin bir vize rejimi yönetmeliği olmaması sebebiyle, Cibuti Büyükelçiliklerinden seyahat öncesi vize alınması tavsiye edilmektedir. 90 güne kadar olan tek girişli vize ücreti 85 ABD Doları, 180 güne kadar olan çok girişli vize ücreti 113 ABD Doları.180 gün vizesiz.30 gün vizesiz. Kapıda vize uygulaması var. Doğu Timor, havalimanı ve deniz yoluyla gelinen ziyaretlerde ücretsiz olarak 30 gün geçerli, tek girişli vize veriyor. Kara sınır kapılarında ise 30 ABD Doları karşılığında 90 gün süreli tek veya çoklu girişe sahip vize alabiliyorsunuz.21 gün vizesiz.30 gün vizesiz. Ülkeye giriş sırasında, havaalanında veya limanlarda “ülkeye giriş” formu doldurulması ve 10 ABD Doları ücreti olan “turist kartı” alınması gerekmektedir.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.30 gün vizesiz. Vizenizin süresini gerektiğinde Imigrant ofisine giderek 30 gün daha uzatabiliyorsunuz.Kapıda vize ve Online vize uygulamaları var. Sınırda 10 ABD Doları karşılığında 21 günlük vize alınabiliyor.  Ermenistan E-vize sitesi üzerinden online vize başvurusu 10 ABD Doları karşılığında yapılabiliyor. Mail ile gönderilen vize kağıdına girişte kaşe basılıyor. Pasaportunuzda Ermenistan’a giriş-çıkış damgası varsa Azerbeycan’a gidemiyorsunuz.90 gün vizesiz.120 gün vizesiz.Online vize uygulaması var.  Fildişi Sahili E-vize sitesi üzerinden E-vize 3 aylık 73 euro, 1 yıllık 134 euro. Başvuru yapıldıktan sonra 48 saat içerisinde ülkeye giriş izni veren belgeniz size mail olarak gönderiliyor.30 gün vizesiz. Vizenizin süresini gerektiğinde Imigrant ofisine giderek 30 gün daha uzatabiliyorsunuz.30 gün vizesiz. Filistin’e İsrail üzerinden gidilecekse İsrail vizesi almak gerekiyor. Mısır üzerinden gidilecekse Mısır da vize istiyor.90 gün vizesiz.30 gün vizesiz.90 gün vizesiz.Kapıda vizeyle 90 gün vizesiz.  Ülkeye girişte havaalanında 10 ABD Doları karşılığında 90 gün kalma olanağı veren ve turist kartı olarak adlandırılan giriş vizesiyle ülkeye giriliyor.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.Kapıda vize uygulaması var. 10 gün vizesiz. Umuma mahsus (Bordo) pasaport sahibi Türk vatandaşları sadece Türkiye’den havayoluyla direk Bağdat, Basra, Musul, Erbil ve Süleymaniye’ye gidişlerinde havalimanında 10 gün kalışlı Irak vizesini ücretsiz olarak alabiliyor. Karayolu ile Irak’a seyahat etmek isteyenlerin Irak’ın dış temsilciklerinden vize almaları gerekiyor.90 gün vizesiz. İran artık yabancı turistlerin pasaportuna mühür vurmayacak. (ABD Yaptırımları) İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii, “İnsanlar herhangi bir endişeye kapılmadan İran’ı rahat bir şekilde ziyaret edebilir. Pasaportlara mühür vurulmaması ile ilgili talimat, kısa süre içinde ülkedeki tüm havalimanlarında uygulanacak” dedi. DETAYLI AÇIKLAMA: İRAN ARTIK YABANCI TURİSTLERİN PASAPORTUNA MÜHÜR VURMAYACAK90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.Kapıda vize ve Online vize uygulamaları var. Havalimanı ve sınır kapılarında 30 ABD Doları karşılığında 30 günlük vize alınabiliyor. Özellikle kara sınır kapılarında görevlilerin uygulamalarından kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle online vize uygulamasını tercih etmeniz önerilir.  Kamboçya E-vize sitesi üzerinden online vize başvurusu 37 ABD Doları karşılığında yapılabiliyor. 3 iş günü içerisinde 30 günlük vizeniz mailinize geliyor.90 gün vizesiz.Kapıda vize uygulaması var. 180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz. Havalimanında vize ücretsiz olarak alınıyor.30 gün vizesiz.Kapıda vize ve Online vize uygulamaları var. Kenya sınır kapılarında parmak izi ve retina taraması yaparak 50 ABD Doları karşılığında tek girişlik vize veriyor.  Kenya E-vize sitesi üzerinden online vize başvurusu yaparak elektronik ortamdan da vizenizi alabilirsiniz. Ayrıca East Africa Visa grup vizesi alarak Kenya, Uganda ve Ruanda ülkelerini tek seferde gezebilirsiniz. Bu ülkelerin havalimanlarında veya kara sınır kapılarında pasaportunuz, aşı kartınız ve 100 ABD Doları ile çok girişli vizenizi alabilirsiniz.30 gün vizesiz.30 gün vizesiz. Pasaporta ihtiyaç duymadan kimlikle de giriş yapabiliyorsunuz. Pasaportunuzda Kıbrıs’a giriş-çıkış damgası varsa Yunanistan’a gidemiyorsunuz.90 gün vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.90 gün vizesiz.30 gün vizesiz.Kapıda vize uygulaması var. Kuveyt, Türk vatandaşlarına sınır kapısında vize veriyor. Vize süresi toplam 90 gün. Sınır kapısında yanınızda mutlaka gidiş-dönüş uçak biletiniz ve 4-5 yıldızlı bir otelden konaklama belgenizin olması gerekiyor.  Kuveyt’te kalacağınız otel sizin adınıza vize işlemlerinizi başlatıyor. 1-2 gün içerisinde vizenin bir nüshasını size mail yoluyla gönderiyor. Bu nüsha ile Kuveyt’e gittiğinizde gümrükte geçerli vizenizi alıp pasaportunuza işletebilirsiniz. Pasaportunda İsral vizesi veya İsrail giriş-çıkış damgası olanlar Kuveyt’e giriş yapamıyor.90 gün vizesiz.  Pasaportunuzda İsrail’e ait giriş-çıkış damgası varsa Lübnan’a giremiyorsunuz.Kapıda vize uygulaması var. Havalimanlarında 31 Euro karşılığında 30 günlük vize alınabiliyor.30 gün vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.30 gün vizesiz.90 gün vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.Online vize uygulaması var.  Meksika E-vize sitesi üzerinden ücretsiz olarak başvurunuzu yapabilirsiniz. 180 gün vizesiz. En az 1 yıl geçerliliği olan Schengen vizesi veya ABD vizesi olan Türk vatandaşları da ekstra bir vizeye ihtiyaç olmadan Meksika’ya giriş yapabiliyor.30 gün vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz. (Pasaportsuz) Moldova’ya kimlikle seyahat dönemi 19 Şubat 2019 tarihi itibariyle başladı. Artık pasaporta ihtiyaç duymadan yeni tip çipli kimliğinizle de ülkeye giriş yapabilirsiniz. Moldova ile birlikte pasaportsuz sadece kimlikle seyahat edilebilen ülke sayısı 4’e çıktı. Moldova, Gürcistan, Ukrayna ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. PASAPORT YERİNE KİMLİKLE SEYAHAT DÖNEMİ BAŞLADI90 gün vizesiz. Fransa sınırları içinde, Vatikan’dan sonra dünyanın en ufak 2. ülkesi olan Monaco, Türk vatandaşlarına vizesiz ancak ülkenin kendi havalimanı olmadığı için ilk durağınız Fransa olacak. Fransa topraklarından geçeceğiniz için Schengen vizesi gerekiyor.Kapıda vize uygulaması var. Havalimanında 84 ABD Doları karşılığında 30 günlük tek girişli vize alınabiliyor.Online vize uygulaması var. Myanmar E-vize sitesi üzerinden online vize başvurusu 50 ABD Doları karşılığında yapılabiliyor. Myanmar, 28 günlük ve tek girişli vize veriyor. Bunun dışında konsolosluk üzerinden de vize başvurusu yapabilirsiniz. Tayland’da Bangkok ve Chiang Mai’daki elçiliğe başvurabilirsiniz.Kapıda vize uygulaması var. Nepal, sınır kapılarında ve havalimanlarında vize veriyor. Vize seçenekleri şu şekilde: 15 gün 25 ABD doları, 30 gün 40 ABD doları ve 90 günlük vize 100 ABD doları. Nepal’de yıl boyunca en fazla 90 gün kalabiliyorsunuz.90 gün vizesiz.30 gün vizesiz.Özbekistan, Türk vatandaşlarına 30 gün süreyle vizesiz oldu. Uygulama, 10 Şubat 2018 itibariyle başladı.Online vizeyle 90 gün vizesiz. Pakistan’a vizesiz seyahat dönemi başladı.  Pakistan Enformasyon ve Yayıncılık Bakanı Favad Çaudri, Pakistan’ın yeni turizm politikasının sonucu olarak Türkiye, Çin, Malezya, İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dahil olduğu 5 ülke vatandaşları için e-Vize, ardından da kapıda vize uygulamasına geçileceğini söyledi. Pakistan E-vize sitesi üzerinden online vize başvurusu 8 ABD Doları karşılığında yapılabiliyor. E-vize başvurusu 7-10 gün içinde sonuçlanıyor.30 gün vizesiz.180 gün vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.30 gün vizesiz. 2 yıl önce Afrika’daki ülkelerin vatandaşlarına vizeyi kaldıran Ruanda, uygulamayı 1 Ocak 2018’den itibaren tüm dünya ülke vatandaşlarına yayma kararı aldı.Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, 1 Ekim 2019 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da dahil olmak üzere yabancı uyruklu vatandaşlar için St. Petersburg ve Leningrad Bölgesi’ne yapılacak seyahatlerde tek girişli ticaret, insani ve turistik elektronik vize uygulanacağını açıkladı. Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği’nden “1 Ekim 2019 tarihinden itibaren St. Petersburg ve Leningrad Bölgesi’ne yapılacak seyahatlerde elektronik vizeler uygulanacaktır. E-vizeler, en fazla 30 günlük süre için ücretsiz olarak verilecek, en fazla 8 gün kalma hakkı tanıyacaktır” açıklaması yapıldı.  Rusya E-vize sitesi üzerinden dolduracağınız başvuru formuna istinaden seyahatten en az 4 iş günü öncesinden, bilgisayar dosyası şeklinde dijital fotoğraf eklenmek sureti ile elektronik vize ücretsiz olarak verilmekte, elektronik vizenin düzenlenmesi için başka bir belgeye ihtiyaç bulunmamaktadır.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.42 gün vizesiz.30 gün vizesiz.60 gün vizesiz.İtalya içerisinde minik bir şehir devleti olan San Marino, Türk vatandaşlarına vizesiz ancak ülkenin kendi havalimanı olmadığı için ilk durağınız İtalya olacak. İtalya topraklarından geçeceğiniz için Schengen vizesi gerekiyor. San Marino’ya giriş çıkışta pasaport kontrolü yapılmıyor.15 gün vizesiz.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.Bugün Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla  Batı Afrika ülkesi Sierra Leone ile karşılıklı olarak vizeler kaldırıldı.  Sierra Leone’a seyahat etmek isteyen Türk vatandaşları, 180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz olarak seyahat edebilecek. Daha önceki uygulamada Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülke için Sierra Leone tarafından ‘kapıda vize’ uygulanıyordu. Kapıda vize ücreti 80 dolardı.30 gün vizesiz.90 gün vizesiz.Online vize uygulaması var.  Sri Lanka E-vize sitesi üzerinden E-vize 30 günlük 35 ABD doları. Başvuru yapıldıktan sonra 24 saat içerisinde ülkeye giriş izni veren belgeniz size mail olarak gönderiliyor.Kapıda vize uygulaması var. Sudan, Hartum Uluslararası havalimanında 105 ABD doları karşılığında tek girişli, 30 gün vize veriyor.90 gün vizesiz.  Surinam’ın başkenti Paramaribo’da 21 Eylül 2018’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Surinam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport Hamilleri için Vizelerin Karşılıklı Olarak Kaldırılmasına Dair Anlaşma”nın onaylanmasına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı. (HABERE GİT) Belirtilen pasaportlara sahip Türk vatandaşları, 558 bin nüfuslu Güney Amerika ülkesi Surinam’a seyahatlerinde ülkeye giriş tarihlerinden itibaren 90 gün boyunca vizeden muaf olacak.30 gün vizesiz.90 gün vizesiz.Kapıda vize ve Online vize uygulamaları var.  Tacikistan, havalimanlarında kapıda vize veriyor ancak ülkeye gelmeden önce Tacikistan Vize websitesi üzerinden kapıda vize başvurusu yapmak gerekiyor. Başvuru sonucunda sistemin vereceği onay belgesinin havalimanlarındaki konsolosluk ofislerine sunulması gerektiği ifade ediliyor.  Dolayısıyla, Tacikistan’a yapılan seyahatlerde kapıda vize verilmesi websitesi üzerinden müracaatla ön değerlendirme ve teyit şartına bağlanmış bulunuyor. Tacikistan aynı zamanda online vize uygulamasına sahip. Tacikistan E-vize sitesi üzerinden yapılan başvuru ile tek girişli 90 günde 45 günlük dolaşım süreli vizenizi alabiliyorsunuz.Kapıda vize uygulaması var. Tanzanya, sınır kapılarında ve havalimanlarında 50 ABD doları karşılığında tek girişli, 90 gün vize veriyor.30 gün vizesiz. Tayland, havalimanı yoluyla ülkeye girişte 30 günlük, kara sınır kapıları yoluyla girişlerde 15 günlük vize veriyor.Kapıda vize uygulaması var. Tayvan, havalimanlarında 24 ABD doları karşılığında tek girişli, 30 gün vize veriyor.Kapıda vize uygulaması var. Togo kapı vizesi, Togo’nun kara sınır kapılarında ve Lome Havalimanı’nda ücreti karşılığında alınabiliyor. Togo aynı zamanda Batı Afrika Vizesi (Visa Touristique Entente) grup vizesini de kabul eden ülkeler arasında. Batı Afrika vizeniz varsa ücretsiz olarak Togo’ya giriş yapabilirsiniz.31 gün vizesiz.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.30 gün vizesiz.Kapıda vize uygulaması var. Uganda sınır kapılarında 50 ABD doları karşılığında 90 günlük vize alınıyor. Ayrıca East Africa Visa grup vizesi alarak Uganda, Kenya ve Ruanda ülkelerini tek seferde gezebilirsiniz. Bu ülkelerin havalimanlarında veya kara sınır kapılarında pasaportunuz, aşı kartınız ve 100 ABD Doları ile çok girişli vizenizi alabilirsiniz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz. Pasaporta ihtiyaç duymadan yeni tip kimlikle de giriş yapabiliyorsunuz.Umman, yeni bir kararla turistlere uygulanan kısa süreli vize formatında değişikliğe gitti. Hükümet turizmi desteklemek adına 10 günlük kısa süreli turist vizesinin ücretini 5 Umman Riyali olarak değiştirerek vize ücretini düşürdü. Değişiklik yapılmadan önce 20 Umman Riyali karşılığında 30 günlük vize alınabiliyordu. Değişikliklerle turist vizeleri 10 gün, 1 ay ve 1 yıl olmak üzere 3 kategoride sunulmaya başlandı.  Şu an Umman havalimanlarında 5 Umman Riyali karşılığında 10 günlük vize alınabiliyor. Geri dönüş bileti ve konaklama belgelerinizi yanınızdan eksik etmeyin. Kapıda vize uygulamasının yanı sıra Online vize uygulaması da bulunuyor. Dilerseniz Umman E-vize sitesi üzerinden online vize başvurusuyla da vizenizi alabilirsiniz. Vize seçenekleri 30 günlük 20 Umman Riyali, 1 yıllık çok girişli vize 50 Umman Riyali.90 gün vizesiz.90 gün vizesiz.30 gün vizesiz.180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz. İtalya’nın Roma şehri içerisinde, dünyanın en küçük mikro devletlerinden olan Vatikan, Türk vatandaşlarına vizesiz. Ancak İtalya içerisinde kaldığı ve öncelikle Roma’ya gitmeniz gerektiği için Schengen vizesi gerekiyor.90 gün vizesiz.Kapıda vize uygulaması var. Zambiya vizesi sınır kapılarında tek girişli 50 ABD doları, çift girişli 80 ABD doları karşılığında 30 günlük olarak alınabiliyor.  Zambiya’ya kadar gelmişken Zimbabve’deki ünlü Victoria Şelalelerini görmeden ya da Botswana’da safari yapmadan dönmek olmaz. Bunun için çok girişli vize almanız gerekir.Kapıda vize uygulaması var. Zimbabve vizesi sınır kapılarında 30 ABD doları karşılığında tek girişli, 30 günlük olarak alınabiliyor.

  • Türkiye’den Rusya’ya ‘corona aşısı’ turu
    by NTV on 1 Nisan 2021 at 04:41

    Corona virüsten korunmak isteyenler aşı bulma telaşına düştü. Birçok ülkede aşı yapılacak kişiler için sıra oluşturulurken, sıra beklemek istemeyenler için Rusya’ya ‘aşı turizmi’ düzenlenmeye başladı. Rusya’ya tur düzenlediklerini iddia eden şirketin yöneticisi, “Moskova’da bir klinikle anlaştık. Moskova turu, konaklama, uçak ve aşı dahil fiyatımız 1.099 euro. Aşı olana da aşı karnesi veriliyor” dedi.Dünya, corona virüsten kurtulmak için canla başla mücadele ediyor. Henüz salgın kontrol altına alınabilmiş değil. Salgınla mücadelede başarı yakalanabilmesi için en önemli silahın ise aşı olduğu ifade ediliyor. Bu kapsamda piyasaya sürülen aşılar arasında Sinovac, Pfizer-Biontech, Sputnik V ve AstraZeneca aşıları ön plana çıkmış durumda. Aşı sayısının yetersiz olması nedeniyle de dünyada 100’e yakın ülke henüz aşıya ulaşabilmiş değil. Salgının boyutu büyük ve aşıya ulaşım da zor olunca, aşı sırasını beklemek istemeyenler için ‘aşı turizmi’ başlatıldı. Türkiye’den de bazı tur operatörleri ‘aşı turizmi’ yapmaya başladığını duyurdu.”KLİNİKLE ANLAŞTIK”Hürriyet gazetesinden Burak Coşan ‘aşı turizmi’ yaptığını iddia eden bir tur operatörü ile müşteri olarak temasa geçti ve İstanbul’daki ofislerine giderek bilgi aldı. Tur operatörünün yetkilisine, turun şartlarını sorulduğunda, salgın öncesinden de Rusya ile çalışan bir tur operatörü olduklarını, tur düzenleyen diğer seyahat acentelerine de turların satışını yaptıklarını söyledi. Rusya’ya düzenlen ‘aşı turizmi’ hakkında da şu bilgileri verdi: “Turu satın almanız halinde size iki uçak bileti kesiyoruz. Örneğin ilk uçuşunuz 15 Nisan’da olacaksa ikinci uçak biletiniz 6 Mayıs’a ayarlanıyor. Her iki gidişte de Moskova’da 2 gece konaklama yapılıyor. Aşılar Moskova’ya gider gitmez yapılıyor. Aşılar orada anlaştığımız klinikte yapılıyor. Gider gitmez aşı yapmamızın sebebi ise orada en azından 24 saat geçirmenizi sağlamak… Böylece bir yan etki oluşması durumunda müdahale edilebilmesini sağlıyoruz. Yanınızda da Rusça bilen bir asistan oluyor. Sonrasında da bir Moskova seyahati yapılıyor. Kremline gidiliyor, metro turu yapılıyor, Nazım Hikmet’in mezar yeri ziyaret ediliyor.”SÜREÇ YASAL MI?Yasal bir durum olduğunu, herhangi bir yasa dışı işlemin söz konusu olmadığını söyleyen yetkili, “Aşı pasaportu verilmiyor ancak uluslararası geçerliliği olan aşı karnesi veriyorlar. Yapılan aşı ise Rus Sputnik V” dedi. TUR FİYATI 1.099 EUROBu işlemlerin fiyatıyla ilgili de konuşan yetkili kişi, “Yeşil pasaportunuz varsa vize almanız gerekmiyor. Eğer vize alınacaksa Rusya’ya iki kez gidileceği için çift girişli vize alınıyor. Bunun ücreti 220 dolar. İki turda da 4 yıldızlı otel konaklaması yaptırıyoruz. Uçak biletleri ve iki doz Sputnik V aşısı için 1.099 euro talep ediyoruz. Bu da Yaklaşık 10 bin TL’ye geliyor. Vize de eklenince toplam ödemeniz gereken ücret 12 bin TL’ye yaklaşıyor. Aslında bu makul bir rakam. İki doz aşı için kliniğe 130 euro ödeme yaptıklarını kaydeden tur şirketi yetkilisi, “Rusya’ya her giden aşı olamıyor. Biz orada bir klinikle anlaştığımız için aşı yaptırabiliyoruz.”TALEP ARTTIDünyada aşı olamayan milyonlarca kişi varken, Rusya’da da henüz herkes aşıya ulaşamamışken, yurtdışına gelenler için nasıl böyle bir uygulama yapıldığı sorulduğunda, “Rusya’da AVM’lerde bile aşı merkezleri var. Oralarda Sputnik V dışındaki aşılar yapılıyor. Anlaştığımız klinik de aslında aşı satışı yapamıyor. Ancak yabancı yolcu olduğu için aşıyı ücretli olarak sunuyor. ‘Ellerindeki aşı yetmiyor’ durumu yok yani. Her şeyi resmi kayıtlı yapıyoruz. Rusya’ya gitmeden önce anlaştığımız kliniğe pasaport bilgilerinizi iletiyoruz. Hangi seri numaralı aşı kime yapıldıysa orada kayıt altına alınıyor. Bundan önce bir İtalyan ve bir Ürdünlü gönderdik. Onlarla da bir sorun yaşamadık. Türkiye’den bu zamana kadar da 4 kişi aşı olmak için gitti. Ancak talepler artmaya başladı. Daha çok yaşı büyük olan şirket yöneticilerini aşı yaptırmak isteyen firmalar bize başvuruyor. Henüz aşı sırası gelmeyen yöneticileri için bu yöntemi izlemek istiyorlar” ifdalerini kullandı. “SAĞLIK SİGORTASI YAPTIRIYORUZ”Aşı olduktan sonra sağlık problemiyle karşılaşılması halinde yolcu için sigorta yaptırdıklarını söyleyen tur şirketinin yöneticisi, “Oraya gitmeden önce sigorta yaptırıyoruz. Herhangi bir durum oluşursa bu sigorta ile orada tedavi görebiliyorsunuz. Eğer hastaneye yatma durumunuz olursa yaptırdığımız sigorta sayesinde hastaneye para ödemesi yapamamış oluyorsunuz” diyor. Dubai için de benzer turların düzenlendiğini kaydeden yönetici, “Biz tur düzenlemiyoruz ama yapan firmalar var. Ancak orası tek erkeğe vize vermiyor. Eşiyle birlikte gidilmesi isteniyor. Orada hangi aşı yapıldığını konusunda ise bir bilgimiz yok” ifadelerini kullanıyor. 

  • Kahramanmaraş’ta doğa tutkunlarının uğrak yeri: Hacıkodal Kocabor Şelalesi
    by NTV on 31 Mart 2021 at 13:56

    Kahramanmaraş’ta yaklaşık 100 metre uzunluğundaki Hacıkodal Kocabor Şelalesi doğa tutkunlarını uğrak yeri oldu.Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesine bağlı ve 37 kilometre uzaklıkta bulunan Hacıkodal Mahallesindeki Hacıkodal Kocabor Şelalesi doğanın eşsiz güzelliklerini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.Stres atmak isteyenlerin yeni gözdesi haline gelen bölge yeşili, doğası, tertemiz sularıyla ilgi görmeye devam ediyor.Hacıkodal Kocabor Şelalesi’nin yeşilliğin içine gizlenmiş, etrafının ormanlarla çevrili olduğunu söyleyen doğa fotoğrafçısı Mehmet Gören, “Göksun eşsiz tabiat varlıkları ile bezenmiş. Yeşili, doğası, ormanları, tertemiz suları ve havasıyla bölgenin adeta akciğeri, soluklanma merkezidir. Hacıkodal Mahallesi Cödden ve Hancer kanyonlarının tam ortasında gizlenmiş doğa harikası bir yerdir. Burası ağaçların arasına saklanmış gizli cennet ve insan burada huzur buluyor” dedi.

  • Avrupa’nın en güzel 30 kasabasından biri seçildi! Türkiye’nin Venedik’i: Gölyazı
    by NTV on 31 Mart 2021 at 13:25

    Japon Seyahat Acentaları Birliği tarafından “Avrupa’nın en güzel 30 kasabası” arasında gösterilen Türkiye’nin Venedik’i Gölyazı, gün batımında eşsiz manzaralar oluşturdu.Bursa’da binlerce yıllık geçmişi bulunan Gölyazı ve Uluabat Gölü, kısıtlamalar gelmeden yaşadığı son hafta sonunda ziyaretçi akınına uğradı.Turistik gölde gün batımının en güzel anları doğa ve yaban hayatı fotoğrafçısı Samet Asutay tarafından görüntülendi.Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden biri olan ve derin bir yarımadanın üzerinde kurulan Gölyazı’nın tarihi M.Ö. 6. yüzyıla dek uzanırken, gölde balıkçı tekneleriyle ada turu yapmak ve muhteşem bir gün batımı manzarası izlemek mümkün.O anlar doğa ve yaban hayatı fotoğrafçısı Samet Asutay tarafından drone ile kayıt altına alınırken, ortaya birbirinden güzel manzaralar çıktı.Japon Seyahat Acentaları Birliğince (JATA) “Avrupa’nın en güzel 30 kasabası” arasında gösterilen yarımada üzerine kurulu Gölyazı, yağışların fazla olduğu dönemlerde göl suyunun yükselerek evlerin önüne kadar gelmesi dolayısıyla “Küçük Venedik” olarak nitelendiriliyor.Gölde balıkçı ve saltanat kayıklarıyla yapılan gezintileri, yaklaşık 750 yıllık Ağlayan Çınar’ı, nilüferleri ve tarihi kalıntılarıyla Gölyazı’yı her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor.

  • 9 bin yıllık tarihin izleri gün yüzüne çıkıyor! Denizli’nin gizli cenneti Çal Kısık Kanyonu
    by NTV on 31 Mart 2021 at 10:52

    Türkiye’de eşsiz tarihi yerlerden biri olan Denizli’nin Çal ilçesinde bulunan Kısık Kanyonu ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Kanyon, 9 bin yıllık tarihi içinde barındırıyor. Roma ve Bizans dönemine ait kaya mezarların bulunduğu kanyonda çalışmalar devam ederken, bir kısmı ziyaretçilere açıldı. Asma köprüde ilerleyen ziyaretçiler, eşsiz manzaranın tadını çıkartıyor.Denizli kent merkezine 70 kilometre uzaklıkta bulunan Çal ilçesi Kısık Kanyonu turizme kazandırılması için Çal Belediyesi’nin hazırladığı projede sonlara yaklaşıldı. Dünyada doğal güzellikler içerisinde nadir olarak görülen alanlardan birisi olan Çal Kısık Kanyonu doğa severlerin her mevsimde gidebileceği şekilde yapım çalışmaları devam ediyor. Kanyonun derinliği ortalama 90 metre, yer yer ise genişliği 25-30 metre olarak değişen kanyon, Büyük Menderes Nehri’ni de içinde barındırıyor.Kanyonun turizme kazandırılması için yapılan çalışmalarda, 9 bin yıllık tarih de gün yüzüne çıkartılıyor. Roma ve Bizans dönemine ait kaya mezarları rahatlıkla görülebilirken, geçmişe ait izler de kanyonun içinde bulunuyor.Kanyon sadece 3,5 kilometre ile bitmiyor, 847 yıllık gelenek olan koyun atlama şenliklerinin düzenlendiği alana kadar yaklaşık 8,5 kilometrelik bir alan faaliyete geçirilecek.İlk etapta 3,5 kilometre olarak planlanan yürüyüş parkurunun belli bir kısmının tamamlandığı ancak pandemi dolayısıyla ve güvenlik nedeniyle bir süre ara verildiği öğrenildi. Kısıtlama kurallarının yenilenmesi ile birlikte ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan Çal Kısık Kanyonu’na ziyaretler giderek eşsiz manzaranın keyfini çıkartıyor.Kısık Kanyonu’na Aydın’dan gelen gezgin ziyaretçilerden Ebru Öztürk, “Çal ilçe merkezine 7 kilometre uzaklıkta bulunan Kısık Kanyonu’na geldik. Kanyon şırıl şırıl bir şelaleden oluşuyor. Çal’a yolu düşen bütün herkesin mutlaka Çal Kısık Kanyonu’nu görmesini istiyorum” dedi.Çevreyi beğendiklerini belirten gezgin genç Aziz Özden ise, “Kısık Kanyonu, dik vadilerin arasında bulunan gizli cennet efsane, muhteşem bir yer. Herkes mutlaka burayı görmeli” diye konuştu.Çal Kısık Kanyonu ile ilgili gelişmeleri ve son durumunu anlatan Çal Belediye Başkanı Fethi Akcan, “Çal özellikle çok eski tarihlere dayanan köklü bir ilçemizdir. Cumhuriyet’in kurulmasına dahi öncülük eden ilçelerimizden bir tanesidir. Belediye olarak hızlı bir şekilde yapmaya çalıştığımız ve inşallah 2021 yılı Temmuz ayında bu yıl içerisinde yolunun asfalt olacağı, 2013 yılında 140 metresinin yapılıp, daha sonra da 140 metre belediyenin üstlenerek yaptığı Çal Kısık Kanyonu nasip olursa bu sene faaliyete geçecek. Şu anda toplam yürüyüş yolu olarak 950 metreyi bulduk. Bizde bununla ilgili şuanda kanyonla ve turizmle ilgili internet üzerinde işaretlemeler, burayı ziyaret edecek vatandaşlarımız nerelerden nasıl ihtiyaçlarını giderebilir gibi çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah önümüzdeki aylarda internet ortamında ‘Çal turizmi’ yazıldığında gezilebilecek olan yerleri çok rahat herkes görebilecek ve bütün ihtiyaçlarını karşılayabileceklerdir” ifadelerini kullandı.

  • Şehirler arası seyahat yasağı kalktı mı? (Özel araçla şehirler arası seyahat yasağı var mı?)
    by NTV on 31 Mart 2021 at 09:14

    Şehirler arası seyahat yasağı ile ilgili gelişmeler vatandaşlar tarafından merak ediliyor. Coronavirüs önlemleri kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda şehirler arası seyahat yasağına ilişkin kararlar alınmıştı. Peki, şehirler arası seyahat yasağı kalktı mı, özel araçla şehirler arası seyahat yasağı var mı? İşte tüm ayrıntılar…Coronavirüs tedbirleri kapsamında şehirler arası seyahat yasağı kaldırılmıştı. Öte yandan seyahatlerde HES kodu zorunluluğu getirilmişti.Coronavirüs risk haritasının yenilenmesi ve illerin risk durumlarının değişmesiyle birlikte, risk gruplarına göre sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde şehirlerarası seyahat edilmesine dair usul ve esasların uygulanmasına aynı şekilde devam edilecek.İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, hafta içi ülke genelinde, hafta sonu ise “düşük” ve “orta riskli” illerde 21.00-05.00 arasında sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak.Öte yandan, yüksek ve çok yüksek riskli illerde cuma 21.00- cumartesi 05.00, cumartesi 21.00-pazartesi 05.00 arasında sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak.Düşük ve orta riskli illerde 65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altındakilerin sokağa çıkma kısıtlaması kaldırılacak.Yüksek ve çok yüksek riskli illerde ise 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlar 10.00-14.00 arasında, 20 yaş altındaki vatandaşlar 14.00-18.00 arasında sokağa çıkabilecek. Sokağa çıkma yasağı olan günlerde özel araçla şehirler arası seyahat edebilmek için EBAŞVURU ve ALO 199 sistemleri üzerinden ya da Valilik/Kaymakamlıklara doğrudan başvuru yoluyla Seyahat izin almak gerekmektedir.ŞEHİRLERARASI SEYAHAT İZİN BELGESİ NASIL ALINIR?Seyahat İzin Belgesi başvuruları e-Devlet üzerinden alınmaktadır.Şehirler arası seyahat belgesi Alo 199 iletişim hattı üzerinden de talep edilebilmektedir.Başvuru için T.C. kimlik numaranız ve şifreniz ile e-Devlet sistemine giriş yaptıktan sonra açılan sistem üzerinden yeni başvuru linkine tıklayınız gerekmektedir.Açılan sekme üzerinden başvuru türünü ve belge türünü seçmeniz gerekiyor. Başvurunuz tamamlandıktan sonra değerlendirme sonucu başvuran vatandaşlara SMS ile bildiriliyor.Başvurusu onaylananlar, otogar veya havalimanlarında oluşturulan başvuru masalarından vatandaşlık numaraları ile doğrulama yapıldıktan sonra kabul ediliyor.İLLERE GÖRE GÜNCEL CORONA VİRÜS RİSK GRUPLARIDüşük Risk Grubunda Yer Alan İller; Şırnak. (1İl)Orta Risk Grubunda Yer Alan İller; Batman, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Uşak, Van. (10 İl)Yüksek Risk Grubunda Yer Alan İller; Adana, Afyonkarahisar, Ağrı, Bingöl, Burdur, Denizli, Hatay, Kahramanmaraş, Kars, Kırşehir, Manisa, Tunceli. (12 İl)Çok Yüksek Risk Grubunda Yer Alan İller; Adıyaman, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bartın, Bayburt, Bilecik, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Isparta, İstanbul, İzmir, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Yalova, Yozgat, Zonguldak. (58 İl)

  • ‘Antik Pedal’ ile bisiklet turizmi canlanacak
    by NTV on 31 Mart 2021 at 08:14

    Muğla’nın Fethiye ve Seydikemer ilçe belediyelerinin bisiklet turizmi için hazırladığı ‘Antik Pedal’ projesi, Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) tarafından 1 milyon 294 bin lira destek almaya hak kazandı.AB ülkelerinde, yılda 44 milyar Euro kazandıran, 650 bin kişiye iş imkanı sağlayan bisiklet turizmi için kolları sıvayan Fethiye ile Seydikemer belediyeleri, GEKA’ya başvuruda bulundu. Ortak proje, ‘Antik Pedal’ tarafından 1 milyon 294 bin lira destek almaya hak kazandı. Proje, nisan ayı içerisinde başlıyor.Fethiye Belediye Meclisi’nde gerçekleştirilen ‘Antik Pedal’ toplantısına Fethiye Kaymakamı Eyüp Fırat, Seydikemer Kaymakamı Ayhan Yazgan, Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, Seydikemer Belediye Başkan Yardımcısı Ramazan Kaynak, Kent Konseyi Başkanı Gül Bahar Edik Kayhan, kurum ve kuruluşların müdürleri katıldı.Tüm proje ortakları adına Başkan Kayhan yaptığı açıklamada, “GEKA’nın Aydın, Muğla ve Denizli illeri kapsamında yaptığı çağrıya 60 proje başvurdu ve bunlardan 19 proje toplam 15.9 milyon lira destek almaya hak kazandı. Türkiye’de bisiklet turizmiyle orta vadede 4 milyar euroluk bir turizm geliri hedefleniyor. Farklı coğrafi özellikteki alanlar, zorluk derecelerine ve sahip oldukları doğal ve kültürel kaynak değerlerine göre alternatif rotalar olarak belirlenecek. Rotalar belirlenirken, bölgedeki Likya Yolu ve Evliya Çelebi gibi gezginlerin güzergahları, önemli tarihi olayların geçtiği noktalar göz önünde bulundurulacak. Rehber kitapta bu konularda detaylı bilgiler verilerek ilgilinin tarihi süreci yerinde yaşayarak kavraması sağlanacak ve her bir rota, içerdiği potansiyele göre isimlendirilecek. Böylece farklı yaş gruplarından, farklı beklentilere sahip bisikletçiler tercihlerine uygun rotalarda sürüş yapabilecek” dedi.Seydikemer Kaymakamı Ayhan Yazgan, hedeflerinin turizmi 12 aya yaymak olduğunu belirtip, “Antik kentlerimizi öne çıkarma gayreti içindeyiz. Bu proje tüm bunları besleyecek önemli bir projedir’’ diye konuştu.Fethiye Kaymakamı Eyüp Fırat ise, “Fethiye ile Seydikemer bir bütündür. Tarihi ve kültürel olanakların da bir bütün olarak değerlendirilip, korunarak böyle bir projeyle daha da geliştirilmesi beni ziyadesiyle mutlu etti’’ dedi.Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca da projeyi yakından takip ettiğini ifade edip, “Projede iki ilçenin kaymakamının ve belediye başkanının yan yana oturması çok önemlidir. Bazı tabuları yıktık. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Daha önce de böyle toplantılarımız olmuştu. Bundan sonra da birlik içinde çalışmalarımız devam edecek. Hep birlikte olduktan sonra başarıya ulaşıyoruz” diye konuştu.

  • Tarihe yolculuk yaptıran şehir: Erzurum
    by NTV on 31 Mart 2021 at 07:55

    Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden Erzurum, sahip olduğu tarihi eserleriyle ziyaretçilerine zamanda yolculuk yaptırıyor. Tarihi kalesinin yanı sıra Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami, Üç Kümbetler, Yakutiye Medresesi gibi yüzlerce yıllık yapılardan oluşan kültürel mirasıyla tarihe ışık tutuyor.Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden Erzurum, sahip olduğu tarihi eserleriyle ziyaretçilerine zamanda yolculuk yaptırıyor.Tarihi milattan önce 4 binlere dayanan ve yılın büyük bir bölümü kar dolayısıyla beyaz gelinlik giyen Erzurum, coğrafi konumu itibarıyla yüzyıllardır pek çok devlet ve medeniyete ev sahipliği yaptı.Erzurum’un, doğu ile batının kilit noktasında yer alması dolayısıyla Hattiler’e kadar giden bir geçmişe sahip olmasına rağmen günümüze kadar görkemiyle ayakta kalan en eski tarihi yapısı, Roma İmparatorluğu (Bizans) döneminde yapılan ve imparator Theodosius’un isminin verildiği 5. yüzyıla ait Erzurum Kalesi oldu.Roma dönemi sonrası Gürcüler, Saltuklular, Moğollar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlı İmparatorluğu’nun hakim olduğu şehir, o dönemlere ait çok sayıda eseri bünyesinde barındırıyor.Erzurum, tarihi kalesinin yanı sıra Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami, Üç Kümbetler, Yakutiye Medresesi gibi yüzlerce yıllık yapılardan oluşan kültürel mirasıyla tarihe ışık tutuyor.Farklı dönemlerde inşa edildikleri için her biri tarihten ayrı bir kesit sunan ve restorasyonlar sonucu birçoğu aslına uygun hale getirilen bu yapılar, her yıl on binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor. Tarihi ve kültürel eserlerinin yanı sıra doğal güzellikleri ile de ziyaretçilerini cezbeden Erzurum, özellikle tarihi yapıları ile misafirlerine tarihte yolculuk yaptırıyor.Erzurumlu vatandaşlardan Selahattin İlbaş, kentteki cami, medrese, kale ve tabya gibi tarihi yapıların her yıl çok sayıda turist tarafından ziyaret edildiğini dile getirdi.Vatandaşlardan Ersin Şeyen de kentteki tarihi güzelliklere işaret ederek, herkesi bu eşsiz eserleri görmeye davet etti.

  • 200 yıllık gelenek! Snowboard’un Karadenizli atası: Petranboard
    by NTV on 30 Mart 2021 at 14:48

    200 yıllık kayak geleneklerini devam ettiren Rizelilerin yaşlısı genci, “petranboard” veya “lazboard” adını verdikleri kayak tahtalarıyla, profesyonel kayakçılara taş çıkartıyor.Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Petran Yaylası sakinleri corona virüs (Kovid-19) salgın döneminde, snowboarddan esinlenerek “petranboard” veya “lazboard” adını verdikleri tahtalarla kayarak mart ayında yağan karın tadını çıkarıyor.  İl merkezine 80 kilometre uzaklıkta, Kaçkar Dağları’nın eteklerinde bulunan 2200 rakımlı Petran Yaylası’nda, Covid-19 salgın dönemini çok sayıda vatandaş yayla evlerinde geçiriyor.Vatandaşlar mart ayında yağan kar örtüsünün kayma noktasına gelmesiyle tahtalarını çıkararak yeniden kaymaya başladı.Yayla sakinlerinin bazılarının ise hem snowboard hem de kayak tahtası ile profesyonel kayakçılara taş çıkartacak derecede kayak yapması dikkat çekiyor.Yayla sakinlerinden Hızır Havuz, Petran tahtası ile kayağı yaklaşık 200 yıllık bir gelenek olduğunu anlattı. Kendisinin yaylada büyüdüğünü aktaran Havuz, “Çocukluğumuz bu tahtaların üzerinde bu dağlarda geçti. Dedelerimiz ulaşım olmadan önce vadilerden inerek kayak yapıyorlardı. Kayarak inip ihtiyaçlarını giderdikten sonra geri dönüyorlardı. Çocukluğumuz köyde geçti. Tahtanın üzerinde kayağı öğrendik. 5-6 yaşında başladık. Tahtamızı kendimiz yaparak kayardık” dedi.Kayak malzemelerinin gelişmesi ile kullanmaya başladığını ifade eden Havuz, “Son 10-15 yıldır snowboard benzer olduğu için kolaylıkla kullanmaya başladık, zorlanmadık. Köyümüzün kültürü, geleneği oldu. Gelen yabancılar snowboarda benzer olduğu için ilgi gösteriyor. Biz de çocuklarımıza öğretip geleneği sürdürmeye çalışıyoruz” diye konuştu.Fatih Havuz da babası Hızır Havuz gibi 6 yaşında Petran tahtası ile kaymaya başladığını vurgulayarak, “Bir yıl tahta ile kaydım ve sonra snowboard ile kaymaya başladım. Halen her ikisine devam ediyorum. Babam bana kısa yerlerde öğretti. Sonra pisti uzattık. Tahta üzerinde öğrendik. Çok keyifli” ifadelerini kullandı.Kasım Havuz, petranboardın kendileri için bir yaşam biçimi olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti: “Doğduk doğalı buralardayız. Buranın mesleği bu. Lazboard ama esas petranboard olarak biliniyor. Kaymak isteyenlere de öğretiyoruz. Ulaşımımız zordu, yoktu. Buradan kayarak merkeze iner, oradan araba ile giderdik. Şimdi ulaşım geldi. Sürekli buradayız. Kar yağınca kayarak zamanın tadını çıkarıyoruz”Fatma Havuz ise 71 yaşında olmasına rağmen karın tadını çıkarmaya devam ediyor. Havuz, küçük yaşlarda öğrendiğini ve yaşının ilerlemesine karşın karda kaymanın keyfini çıkarmaya devam ettiğini belirterek, “Bizler de küçükken daha çok güzel yerlerde kayardık. Erkekler gibi gidemezdik ama ufak yerlerde tahtalarla yüzerdik. Şimdi yaşlandık ama eski yaptıklarımız aklımıza geldikçe kayıyoruz. Şimdi mart ayında son kar yağdı tadını çıkarıyoruz. Bundan sonra yağsa da kayak yapılmaz” diye konuştu.Kar toplamaması için uçları dikleştirilen tahtalara binen köylüler dengede kalabilmek için bir elinde çubuk, diğer elinde önünü kaldırarak fren yapmayı sağlayan ipe tutarak kayıyor. Köylüler tahtalar elinde yürüyerek tırmandıkları dik yamaçlarda kayak yapıyor.Snowboard ustalarına taş çıkaran köylüler Petranboard adını verdikleri tahtalarla saatte 80 kilometreyi aşan hıza ulaşabiliyor. Dengesini kaybeden ve hızını alamayanlar da karda düşüyor, yeniden kalkarak yoluna devam ediyor.

  • Paraşüte bağladığı motosikletle Pamukkale travertenlerinin üstünde uçuş yaptı
    by NTV on 30 Mart 2021 at 11:43

    Yamaç paraşütü pilotu Hasan Kaval, paraşütüne bağladığı motosikletle Pamukkale’nin beyaz travertenleri üzerinde uçuş gerçekleştirdi. Kaval, “Görenler koşa koşa yanıma gelerek ‘İlk defa motosikletin uçtuğunu gördük’ dediler. Pamukkale’yi de dünyaya tanıttığım için mutluyum” dedi.Denizli’de yaşayan ve daha önce de paraşütte tavla ve okey oynayarak, koltukta televizyon seyrederek uçuşlar yapan 29 yaşındaki Kaval, Pamukkale’deki Dinamit Tepesi Yamaç Paraşütü Pistinden motosikletiyle uçma denemesi yaptı. TÜRKİYE’DE YAMAÇ PARAŞÜTÜ YAPILAN YERLERParaşüte bağladığı motosiklete binerek havalanan Kaval, yaklaşık 20 dakika süren uçuşunda travertenlerin üzerinde aksiyon kamerasıyla kayıt yaptı ve Kocaçukur mevkisine indi. Kaval, aile mesleği olan aşçılığı bırakıp çocukluk hayalinin peşinden koştuğunu, havada ilginç uçuşları denemeyi çok sevdiğini, yaptığı çok sayıda uçuşla turizm merkezlerinin tanıtımına da katkı vermeyi amaçladığını ifade etti.Herkesin hayatında bir kez bile olsa Pamukkale’yi görmesi gerektiğini, özellikle yamaç paraşütünden görülen manzaranın muhteşem olduğunu kaydeden Kaval, “Havada kendimi kuşlar gibi özgür ve huzurlu hissediyorum. İlk başta ailem çok kızıyordu. ‘Uçup ne yapacaksın, paraşüt işini bırak’ diyorlardı. Ama bugüne kadar hep hayallerimin peşinde koştum. Yamaç paraşütünü de hiç bırakmadım. En sonunda başardığımı görünce herkes anladı” dedi.Kaval, daha önce de paraşütte tavla ve okey oynadığını, koltukta televizyon izlediğini, mangal yaktığını, Türk kahvesi pişirdiğini ve röportaj yaptığını belirtti. ÖLÜDENİZ’DE KOLTUKLA UÇUP TELEVİZYON İZLEDİFethiye’den aldığı motosikletle uçma fikrini hayata geçirmek için bir süredir çalıştığını anlatan Kaval, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk önce motoru bağlayıp uçacaktım. Sonra arkasına eklediğim pervane sayesinde hem karada hem de havada gitmesini sağladım. Motordan aldığım gücü el emeğiyle yaptığım pervaneye aktardım. Böylece havada itiş kuvveti sağladı. Bu da benim uçuş süremi uzattı. Pamukkale travertenleri üzerinde motorla uçmak benim için bambaşka bir şeydi. Görenler koşa koşa yanıma gelerek ‘İlk defa motosikletin uçtuğunu gördük’ dediler. Pamukkale’yi de dünyaya tanıttığım için mutluyum”

  • Bursa’da izole tatilin adresi Uludağ Orman Köşkleri! İstanbul’a sadece 2.5 saat uzaklıkta
    by NTV on 30 Mart 2021 at 11:24

    Türkiye’nin önemli kış turizmi merkezlerinden Uludağ’daki Çobankaya mevkisinde yer alan orman köşkleri, corona virüs (Covid-19) sürecinde izole tatil yapmak isteyenlerin kayak sezonunun da uzamasıyla konaklama tercihlerinde ilk sırada yer alıyor. Bungalov tarzı evlerde kalan tatilciler, karla kaplanmış orman içinde kuş cıvıltılarıyla kalkarak, “eşsiz” vakit geçirmenin de keyfini yaşıyor.Uludağ’da Oteller Bölgesi’ne 700 metre uzaklıktaki çam ormanı içerisinde yer alan 22 köşk, doğal güzelliği ve temiz havasıyla her yıl yerli ve yabancı binlerce kişiyi ağırlıyor. Huzur, sessizlik ve özellikle izole tatil arayanların vazgeçilmez adresleri arasında yer alan köşkler, zaman zaman yağışın sürdüğü ve kar kalınlığının 2 metreye ulaştığı Uludağ’daki pistlere yakınlığıyla da tercih ediliyor.Nisan ayının ortasına kadar uzaması beklenen kayak sezonunun tadını çıkartmak isteyenler, köşklerde yer bulmak için günler öncesinden rezervasyonlar yapıyor. Bungalov tarzı evlerde kalan tatilciler, karla kaplanmış orman içinde kuş cıvıltılarıyla kalkarak, “eşsiz” vakit geçirmenin de keyfini yaşıyor.Karinna Orman Köşkleri Ön Büro Müdürü Harbi Türk, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca inşa ettirilen ve ihale usulüyle özel işletmeye devredilen köşklerin yer aldığı bölgenin, Uludağ’ın saklı cenneti olduğunu söyledi.Özellikle izole tatil yapmak isteyenleri orman köşklerine beklediklerini aktaran Türk, şöyle konuştu: “Orman köşklerinde evinizde ne varsa o var. Misafirler gelirken sadece yemeklerini getiriyorlar. Genelde aileler tercih ediyor. Şu an evlerimiz dolu. Son bir yıldır orman içerisindeki yapılanmalar daha fazla tercih ediliyor. Kayak merkezinin de olmasının nedeniyle tercih ediliyor. Bireysel tatil arayanların yeri burası. İçerisinde her türlü hijyen anlamında tedbirler alınmış durumda. Misafirler ayrıldıktan sonra temizlik anlamında her şeyi yapıyoruz. Şu ana kadar çok şükür herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadık. Bu evler Uludağ’da 6-7 yılı geçti ama tarihin en dolu zamanını geçiriyor. Daha sakin bir ortam burası. Kayak merkezine yürüme mesafesinde, 700 metre ileride kayak yapılabiliyor. Burada konaklayanlar sürekli bizi tercih eden insanlar. Onlar için burası ikinci ev gibi. Huzurlu aile ortamı var”Tatil için Bursa’dan orman köşklerine gelen Meral Delikanlı da corona virüs nedeniyle otelleri tercih etmediklerini dile getirerek, “Daha önce Sarılan bölgesindeki orman köşklerine gitmiştik bu defa burayı tercih ettik. Salgın nedeniyle  tercih ettik. Burası masal gibi. Her şey çok güzel, keşke sürekli burada yaşasak” ifadesini kullandı.İrfan Delikanlı ise tatillerinin güzel geçtiğini, doğayla iç içe olmaktan mutluluk duyduklarını kaydetti.

  • Japonya’daki kedi adası: Aoshima
    by NTV on 30 Mart 2021 at 10:25

    Japonya’daki Aoshima adası artık ‘kedi adası’ olarak anılıyor. Önceleri fareleri yakalamak için adaya getirilen 2 kedinin kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya başlamasıyla, adadaki kedi nüfusu insan nüfusunu 6’ya katladı. İşte birçok turistin ilgisini çekmeyi başaran ‘kedi adası’ndan sevimli görüntüler…Japonya’nın Aoshima adasında ‘tatlı bir felaket’ yaşanıyor. Adadaki kedi sayısı insan sayısını 6’ya katlamış durumda…Uluslararası haber ajansları bu olayı “Japon adasını kediler ele geçirdi” başlıklarıyla geçti.Ada sakinlerinin hedefi ilk başta sadece balıkçı teknelerindeki fareleri yakalamaktı. Yalnızca 22 kişinin yaşadığı bu minik balıkçı adası şimdi kedi işgalinde.Önceleri bir iki kedi ile başlayan bu sevda, üremenin kontrolden çıkmasıyla ‘kedi işgali’ne döndü. Şimdi adada bulunan 120 kediden 10 tanesi kısırlaştırıldı.Ehime kıyısından 15 dakikalık bir feribotla varılan Aoshima adası, 1945 yılında 900 kişiye ev sahipliği yapıyordu.2. Dünya Savaşı’ndan sonra ekonomik kriz nedeniyle adadan göç eden insanlar çok olmuş. Şimdi ise adada göç etmeyen emekliler yaşıyor.Adaya günde 2 kez günübirlik ziyaretçileri taşıyan feribotlar yanaşıyor. Ada sakinleri ise turistlerin ziyaretlerini pek sevmiyor.Adada kediler için beslenme alanları mevcut. Ziyaretçiler bu alanlarda kedileri besleyebiliyorlar.Turistler kedileri balıklarla besleyip bol bol fotoğraf çekiyorlar.Japonya’da Kanagawa Eyaletindeki Enoshima, Shiga Eyaletindeki Okishima ve Kagawa Eyaleti Sanagishima’daki Enoshima dahil olmak üzere bir dizi başka “kedi adası” var.

  • ‘Kuştepe’nin turizm elçisi’ köyünü fotoğrafçılar için cazip hale getiriyor
    by NTV on 30 Mart 2021 at 09:41

    Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde yaşayan kadın girişimci ve kurgusal fotoğrafçı Gülşen Gürses, fotoğrafçıları köyüne çekmek için açık alanda farklı konseptler hazırlıyor. Gürses, Pavli Atölyesi’ni kurduğu köyde, yıkılan evlerin asırlık pencere çerçevelerinden “geçmişten geleceğe” adlı tema oluşturdu.Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde yaşayan kadın girişimci ve kurgusal fotoğrafçı Gülşen Gürses, fotoğrafçıları köyüne çekmek için açık alanda farklı konseptler hazırlıyor.Kuştepe köyünde yaşayan köy sakinlerinin “turizm elçisi” dediği Gürses, bölgenin ve köyünün tanıtımı için yaklaşık 4 yıl önce Pavli Atölyesi’ni kurdu.  Atölyede fotoğraf tutkunları için çalışmalar yürüten Gürses, geçen yıl 370 nüfuslu köyüne yaklaşık 15 organizasyonda binden fazla fotoğrafçının gelmesini sağladı.Gürses, periyodik aralıklarla farklı obje ve konularla fotoğrafçılar için konseptler oluşturuyor. Kimi zaman bağ bozumu, kimi zaman kına gecesi, kimi zaman hasat canlandırması konseptleri düzenleyen Gürses, bu kez yıkılan evlerin asırlık pencere çerçevelerinden “geçmişten geleceğe” adlı tema oluşturdu.Gürses, konsepti için yıkılan evlerden topladığı çerçeveleri aslına uygun onardı. Corona virüs (Covid-19) tedbirlerine uyularak 20 fotoğraf sanatçısının katıldığı etkinlikle, köyün kızları da tanıtım amacıyla modellik yaptı.Yöresel kıyafetleri ile modellik yapacak olmanın heyecanını yaşayan köy sakinleri, makyajları için önce aynanın karşısına geçti daha sonra da fotoğraf çekimi için asırlık pencerelerin.Pavli Atölyesi kurucusu Gülşen Gürses, köyünün tanıtımı amacıyla etkinlikler düzenlediğini söyledi. Covid-19 nedeniyle bir süredir etkinlik yapamadıklarını ve bu süreçte yeni konsept arayışına girdiğini belirten Gürses, pencereler ile oluşturduğu konseptin, fotoğraf sanatçılarının ilgisini çektiğini ifade etti.Düzenlediği etkinliğe çok sayıda katılımcının başvurduğunu ancak salgın tedbirleri kapsamında kısıtlı sayıda sanatçıyı davet etmek zorunda kaldığını anlatan Gürses, “Baharın gelişiyle birlikte içimizde o coşkuyu o enerjiyi sanatla buluşturarak bir etkinlik organize ettim. Geçtiğimiz yıl da buna benzer etkinlikler gerçekleştirdik. Baharın gelişi, ovaların yeşermesi, çiçeklerin açması ve leyleklerin gelişini kutlarken aynı zamanda eski toprak evlerden çıkan pencereleri de değerlendirdiğimiz çalışma ile tiyatral bir görünüm kazandırdık” şeklinde konuştu.İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale ve İzmir gibi illerden fotoğraf sanatçılarının etkinliğe katılım sağladığını anlatan Gürses, aynı etkinliği gelen ilgiye göre yeniden düzenleyebileceğini ifade etti. Etkinliklerde kullandıkları objelerin yöreye ait olduğunu dile getiren Gürses, “Burada özellikle pencereleri, toprak evlerden korunarak ve tamir edilerek dokusu bozulmadan kadrajımıza sığdırıyoruz. Eski kitaplar, saatler… Kullandığımız tüm objelerin manevi değeri de var. Çünkü geçmişteki akrabalarımız, dedelerimiz, ninelerimiz ve çocukluğumuza konu olmuş iken bugün sanatımıza katkı sağlıyor. Bu çerçevelerin çoğu asırlık. Bulduğum, gördüğüm her yerden bu çerçeveleri topluyor veya satın alıyorum” dedi.Köy sakinlerinden Duygu Uzantaş ise hayatında ilk kez modellik yaptığını ve çok heyecanlı olduğunu aktardı. Köyü adına böyle bir projede yer aldığı ve tanıtımına katkı sağladığı için çok mutlu olduğunu bildiren Uzantaş, “Köyüme ait eski pencereler ile modellik yapmak bana ayrı anı oldu” dedi.Fotoğraf sanatçısı Barkan Tekdoğan da ilk kez bu şekilde bir etkinliğe katıldığını belirtti. Kırklareli’ne etkinlik vesilesi ile geldiğini anlatan, “Çok verimli fotoğraflar çıkıyor. Bu fotoğrafları değişik yerlerde değerlendirebilmemiz, bizim bu bölgeye gelmemize katkı sağladı. Açık havada olmak bizim için ayrı bir şans” şeklinde konuştu.

  • En keyifli ilkbahar rotaları (İlkbahar gezilecek yerler)
    by NTV on 30 Mart 2021 at 07:16

    Ülkemiz, dört mevsimin de güzel yaşandığı bir ülke. Her noktası apayrı güzelliklere ev sahipliği yapan ülkemizi ne kadar tanıyoruz? Adeta cennet bir köşe dedirten yerler sadece yaz aylarında değil, kış ve bahar aylarında da bir harika. Doğası, havası ve Anadolu’nun eşsiz tarihiyle keşfedilecek çok yer var. Seyahat portalı Neredekal.com, hepimizi kışın mahmurluğundan çıkarıp yerimizden kaldırarak yollara düşürecek, baharda bir başka güzel 15 yeri sizler için sıraladı.Mitolojik hikayelere konu olmuş tarihi değeriyle dört mevsim bir başka güzel Assos. Bilen bilir bu güzellikleri bilmeyenlerse; hadi düşün yollara buraları keşfetmeye. Baharda bir başka güzeldir; Assos, Yeşilyurt Köyü, Behramkale, Antik Liman.İnsanın ömrüne ömür, yaşam enerjine enerji katan yerdir, Datça. Bu topraklara gelince ‘Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça’ya bırakır’ diyen ünlü tarihçi Staron’a hak vermemek elde değil! Muhteşem doğası ve temiz havasının yanında tarihi-kültürel mirası ve mavi suları yazın olduğu kadar ilkbahar gezginlerinin de Türkiye’deki ilk tercihleri arasında yer alıyor. Masmavi göz alıcı güzelliğe sahip denizine en az bizler kadar hayran kalan kişiler arasında dünyaca ünlü isimler de var; Prens Charles, Tom Hanks ve Bill Gates her biri Datça’da mavi tura çıkıp bu sulara hayran olan isimlerden sadece birkaçı.Bir Bodrum sevdalısı olan Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın da dediği gibi ‘Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler’ Sadece yaz aylarında değil bahar aylarında da bir başka güzeldir; Bodrum. Baharda içinizi ısıtan Ege güneşinin tadını doyasıya çıkarırsınız Bodrum’da. Kalabalıktan uzak, yeşil ve mavinin kucaklaşmasına şahitlik edersiniz her gün Bodrum sahillerinde.Misafirperver Anadolu insanının, birbirinden leziz yemeklerin, yemyeşil doğanın masmavi deniz ve harika bir tarihle birleştirdiği yerdir, Mersin. Kızkalesi’nde tarihin izlerinin peşinden giderken, Narlıkuyu’da Yörük kahvaltısının ve en lezzetli Akdeniz balıklarının tadı damağınız kalacak. TÜRKİYE’DE YAPILMASI GEREKEN 25 ŞEYTarihin tozlu sayfalarında değil bizzat içinde yaşayabileceğiniz bir yerdir, Safranbolu. Karabük’ün de en önemli turizm bölgelerinden biridir. Geleneksel Türk toplum yaşantısını tecrübe edebileceğiniz en iyi yerlerden biri olan Safranbolu’nun günümüze kadar gelmeyi başarabilen köklü tarihi geçmişi, kültürel miraslarıyla her mevsim tablo gibi bir manzaraları serer gözler önüne. Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Safranbolu’yu nisan ayı rotalarınıza ekleyebilirsiniz.Denizin verdiği huzurun adresi: Eski Foça.  Eski bir balıkçı kasabası olan bu topraklarda güneşin, denizin ve huzurun tadını çıkarmak paha biçilemez. Ege’de gün batımı bir başka güzeldir, Eski Foça’da ise bambaşka… Güneşin denizin üstünden yavaş yavaş kayboluşunu izlerken yöresel Ege otları ve enfes balığın size eşlik ettiği o gün batımıysa tarif edilmez yaşanır cinsten.Yaz aylarında da güzel ama bahar aylarında, hele ki mayıs ayında bir başka güzel bir başka keyifli İğneada. Adeta doğanın bir mucizesi olarak görünen İğneada, 2007 yılından beri milli park statüsünde bulunuyor. Kırklareli sınırları içerisinde yer alan bu muhteşem doğa, İstanbul’a sadece 5 saatlik bir mesafede. Yıldız Dağları’nın orman dokusunu yansıtan, kökleri suların altında kalmış ağaçları ile bilinen longoz ormanları ile ünlü olan İğneada, 20 km’lik sahil şeridiyle de muhteşem bir doğa oluşumu olduğunu kanıtlıyor.Tam bir gurme şehri desek yanılmayız Gaziantep için. Öylesine güzel ve lezzetli bir mutfağı var ki yediğiniz her şeyin tadı damağınızda kalıyor. Tarihi hanları, çarşısı ve sokakları da Gaziantep’in bonusu.Güzel beyaz atların, rengarenk sıcak hava balonlarının diyarı Kapadokya… Güvercinlik Vadisi, Kızıl Vadi, Uçhisar Kalesi, Göreme Açık Hava Müzesi, Paşabağı, Ihlara Vadisi ve daha fazlasıyla Kapadokya bahar rotalarının kesinlikle vazgeçilmez destinasyonu.Uçsuz bucaksız Mezopotamya topraklarının farklı kültürleriyle harmanlanmış sürpriz coğrafyası Mardin. Güney Doğu’nun ülkemize sunduğu değerli bir hediye. Tarihi kalenin eteklerine kurulmuş eski bir kent olan Mardin’de çağlar boyunca farklı etnik kökene sahip halk bir arada yaşamış ve yaşamaya da devam ediyor. Tüm gizemi ve sürprizleriyle Mardin’i keşfetmek için en ideal zamanlardan biri de nisan ayıdır.Anadolu’nun tarihi kadar eski olan Amasya, bahar aylarının görülmeye ve keşfedilmeye değer rotalarından sadece biridir. Tarihin en görkemli noktalarında gezinirken ruhunuza da hareketlilik katacak, şehzadeler şehri Amasya.Yaz mevsiminde cıvıl cıvıl sokaklarında iğne atsan yere düşülmez Cunda’nın. Ama baharda öyle mi? Ilık ılık rüzgar eser yel değirmeninin bahçesinde ve çayınızı yudumlarsınız güneşin içinizi ısıttığı manzarada. Siz siz olun Cunda’nın keyfine bir de baharda bakın.İşte ülkemizin canlı tarihini yansıtan, yeşilliklerle kucaklaşmış harika bir yer daha; Şirince. Dönüp dolaşıp kendimizi Ege’de bulduğumuz bahar rotalarının diğer bir destinasyonu olan Şirince’nin yemyeşil doğasını ilkbaharda keşfedin, sokaklarında sıralanmış eski Türk konakları arasında gezinin ve buranın eşsiz lezzetlerini tadın.Adını ev sahipliği yaptığı gölden alan Uzungöl, mayıs ayında keşfedebileceğiniz ideal bir Karadeniz rotası. Soğanlı ve Kaçkar Dağları’nın birleştiği noktada yer alan bu doğa harikası yer, Türkiye’nin en yaşlı yağmur ormanları arasında misafirlerini eşsiz bir deneyime davet ediyor.Şehrin hengamesinden, gürültüsünden kaçmak ve doğayla ama sadece doğayla baş başa kalmak isteyenlerin rotası. Batı Karadeniz’in yemyeşil cenneti, Bolu’nun gözbebeği olan Yedigöller, kışın karlar altında yazın güneş içinde de güzel ama baharda hele ki nisanda burası başka bir güzel. Milli park özelliği de taşıyan Yedigöller, bahar rotaları için mutlaka aklınızın bir köşesinde bulunması gereken yerlerden. SONBAHARDA GİDİLECEK, GÖRÜLECEK YERLER

  • KKTC’de ‘kapalı devre’ turizmi 12 Nisan’da başlıyor
    by NTV on 30 Mart 2021 at 07:09

    Corona virüs nedeniyle turizmin çıkmaza girdiği KKTC’de hükümet, sektörün kontrollü açılması için adım attı. Ada’nın bel kemiği turizmin 12 Nisan’dan itibaren açılacağı ifade edildi.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, (KKTC) 12 Nisan’dan itibaren turizm sezonunu açmaya hazırlanıyor. Corona virüs nedeniyle 2020’nin Mart ayından bu yana çıkmaza giren turizm sektörünün kontrollü şekilde açılacağı duyuruldu.acağı kaydedildi.KKTC Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlık Üst Kurulu ile gerçekleştirilen toplantılar neticesinde belirlenen koşullar ve tedbirler kapsamında, ‘kapalı devre’ turizm faaliyetlerine, 12 Nisan 2021 Pazartesi gününden itibaren başlanacağını açıkladı.Bakan Ataoğlu 12 Nisan’da kontrollü olarak açılacak olan turizm sektörüne ilişkin kriter ve tedbirlere ilişkin şu ifadelere yer verdi: “Kapalı devre turizm faaliyetleri, charter ve tarifeli seferler için geçerli olacaktır. Ülkeye girecek turistlerin, çift negatif PCR sonucunu ibraz etmeleri zorunludur.  Hotel rezervasyonları, acenteler aracılığı ile yapılacak. KKTC’ye gelecek olan turistler, acenteler aracılığı ile yapmış oldukları konaklama tesisleri dışına çıkmayacak. KKTC’ye gelen turistler, Kuzey Kıbrıs Turkcell aracılığı ile geliştirilen ve kontrolü Kuzey Kıbrıs Turkcell tarafından yapılacak elektronik bileklikler aracılığı ile rezervasyon yapılan turizm konaklama tesislerinin dışına çıkılmayacak. 12 Nisan 2021 tarihinde “kapalı devre” turizm modeli içerisinde yer alacak turizm konaklama tesisleri çalışanları da, tesis dışına çıkmayacak, çalışan dışında turizm konaklama tesisine dışarıdan giriş yapılmayacak. Belirlenen kriter ve tedbirlere aykırı davranışta bulunanlara, cezai müeyyide uygulanacaktır”Öte yandan, Güney Kıbrıs’ın da 1 Nisan’dan itibaren İsrail’den gelen ziyaretçilere kapılarını açıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Turizm Bakanlığı’ndan yapılan duyuruda, İsrail’den gelecek yolcuların Covid-19 negatif testi olmaları gerektiği vurgulandı. Açıklamada, 12 yaşın altındaki çocukların herhangi bir teste tabi tutulmayacağı, 12-18 yaş arasındaki çocukların ise öngörülen testlere tabi tutulacağı kaydedildi.

  • İnsuyu Mağarası’nın gizemli galerileri keşfediliyor
    by NTV on 29 Mart 2021 at 14:33

    Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 6’ncı Bölge Müdürlüğü’nce, Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası İnsuyu’nda, toplamda 8 bin 350 metre olduğu tahmin edilen ziyarete kapalı galeriler ve göller için etüt ve tespit çalışmaları yapıldı.DKMP 6’ncı Bölge Müdürlüğü’nce, Burdur’a 13 kilometre uzaklıkta Çatağıl köyü sınırlarında yer alan ve 1965 yılında Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası unvanına sahip İnsuyu Mağarası’nda ziyarete kapalı alanların keşfi için çalışma başlatıldı. DKMP 6’ncı Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Türkiye Mağaracılık Federasyonu Başkanı Bülent Genç, Akdeniz Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü üyelerinin katılımıyla 26 Mart tarihinde mağara içerisindeki ziyarete kapalı galerilerde ve göllerde etüt ve tespit çalışmaları gerçekleştirildi.BİNLERCE YIL ÖNCESİNE DAYANIYORYaklaşık iki yıldır süren restorasyon çalışmaları sonrasında yeniden ziyarete açılan ve oluşumu binlerce yıl öncesine dayanan mağara, jeolojik olarak kalkerden meydana geliyor. Bu kalkerlerin suyla birleşmesi sonucu sarkıtlar, dikitler ve dehlizler oluşturduğu mağarada, 1 metrelik sütunun 10 bin ila 15 bin yılda oluştuğu tahmin ediliyor. Yatay uzunluğu 597 metre olan mağaranın ziyaret edilebilen 500 metreye kadar olan bölümünde 9 göl bulunuyor. Mağaranın gölleri, kuraklık ve bölgedeki aşırı sondajlar nedeniyle ciddi oranda kurudu.TOPLAM UZUNLUĞU 8 BİN 350 METREDKMP 6’ncı Bölge Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, mağaranın yaklaşık 500 metrelik kesiminin ziyaretçiye açık olmakla birlikte mağara içerisindeki galerilerin toplam uzunluğunun 2012 yılındaki haritalama çalışmaları ile 8 bin 350 metre olarak tespit edildiği belirtildi. İnsuyu Mağarası’nın her yönde uzanan karmaşık galeri sistemleriyle ‘Labirent Mağara’ niteliği taşıdığı kaydedildi.İÇİNDEKİ GÖLLERİ KURUYORİçerisindeki 9 göl ile üne kavuşan İnsuyu Mağarası’nda, son yıllarda yaşanan küresel ısınmanın da etkisiyle göllerdeki su seviyelerinde düşüşler ve kurumalar yaşandığına dikkat çekildi. DKMP Genel Müdürlüğü ve Burdur Valiliği arasında 2012 yılında imzalanan protokol ile mağaranın rehabilitasyonu için ilgili kurumlar tarafından çalışmalar başlatıldı. DKMP 6’ncı Bölge Müdürlüğü tarafından mağara ekosistemine uyumlu hale getirilen mağara içi aydınlatması ve Burdur Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından mağara giriş alanında yapılan yeni tesisler ve peyzaj düzenlemesi ile mağara ve çevresinin ihtiyaç duyduğu iyileştirme çalışmaları yapıldı.DOĞA TURİZMİ EYLEM PLANIDKMP 6’ncı Bölge Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Doğa Turizmi Uygulama Eylem Planı çalışmaları kapsamında Burdur’da mağara turizmi potansiyelini artırmak, ziyaretçi deneyimini iyileştirmek ve ziyaretçilerin doğa koruma bilincinde farkındalık oluşturulması amaçlandığı belirtildi. Burdur Valiliği’ne sunulacak olan mağara içi etüt ve tespit çalışma sonuçlarının, İnsuyu Mağarası’nın ziyaretçi yönetimi ve memnuniyetine katkı sağlamasının hedeflendiği de kaydedildi.

  • Kapadokya’ya günbatımı için akın akın geliyorlar
    by NTV on 29 Mart 2021 at 14:21

    Türkiye’nin dört bir yanından Kapadokya bölgesinde günbatımını izlemek için gelen yerli ve yabancı turistler havadan görüntülendi.Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Kızılçukur Vadisi’nde gün batımı izlemek isteyen yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor.Kapadokya’da bulunan Kızılçukur Vadisi, Türkiye’de gün batımının en iyi izlenebildiği mekanlar arasında gösteriliyor.Gün batımı sırasında çoğunlukla kızıla, kimi zaman da yeşil renge dönüşen peri bacaları ile süslü vadi yerli ve yabancı turistleri büyülüyor.Güneşin son ışıklarını izleyebilmek için Kızılçukur Vadisi’ne gelen turistler, batan güneşle birlikte bol bol hatıra fotoğrafları çektiriyor.İstanbul’dan Kapadokya bölgesine günbatımını izlemek için gelen Duygu Mısırcıoğlu Kızılçukur vadisinin günbatımının meşhur olduğunu duyduklarını ve saatlerde günbatımını izlemek için beklediklerini ifade etti.  Mısırcıoğlu, “Buranın günbatımının meşhur olduğunu duyduk. Manazara çok güzel herkesin gelip görmesini tavsiye ediyorum” dedi.Kapadokya’da günbatımını eşi ile birlikte izlediğini söyleyen Emre Mısırcıoğlu’da açıklamasında, “ Günbatımını izlemeye geldik. Manzara gayet güzel” diye konuştu.

  • 2 bin 800 rakımlı Beydağı zirvesine tırmanıp Türk bayrağı açtılar
    by NTV on 29 Mart 2021 at 13:04

    Sivas Doğa Sporları Kulübü (SADAK) üyeleri, Zara ilçesi sınırlarındaki karla kaplı 2 bin 800 metre rakımlı Beydağı’nın zirvesine tırmandı. Dağcılar, zirvede Türk bayrağı açtı.SADAK koordinesinde düzenlenen etkinliğe Yiğido Spor Dağcılık Kulübü ve Gezen Gözler Yürüyüş Grubu da katıldı. Zara ilçesi sınırlarındaki karla kaplı 2 bin 800 metre rakımlı Beydağı’nın zirvesine çıkan 23 dağcının zorlu tırmanışı ise dron ile görüntülendi.Dağa çıkış ve inişle toplamda 19 kilometrelik parkurda 120 santimetrelik kar üzerinde tırmanan dağcılar, zirvede Türk bayrağı açtı.SADAK Başkan Yardımcısı Zeki Söylemez, “Parkurumuz bir hayli uzundu. Buraya çıktığımız için mutluyuz ve zirvedeyiz. Harika bir manzara var. Arkadaşlarımızda baya yoruldu. Muhteşem bir hava var. Bir hayli de kar vardı” dedi.

  • Kelebekler Vadisi’nde tehlikeli anlar! Bir kare fotoğraf için ölümü göze alıyorlar
    by NTV on 29 Mart 2021 at 12:27

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde, dünyaca ünlü Kelebekler Vadisi’nin eşsiz manzarasını görmek için yaklaşık 350 metre yüksekliğindeki kayalıklara çıkan yerli ve yabancı turistler, düşme tehlikesine aldırmadan uçurumun kenarında fotoğraf çektiriyor.Fethiye’ye gelen turistler, Babadağ’ın eteklerinde bulunan yaklaşık 350 metreye varan sarp kayalıklarla çevrili Kelebekler Vadisi’nin hayranlık uyandıran manzarasını kuş bakışı görebilmek için kayalıklara akın ediyor.Yerli ve yabancı ziyaretçiler, Faralya Mahallesi’nde yer alan dünyaca ünlü Kelebekler Vadisi’ni yüksekten izlemek ve fotoğraf çektirmek için araçlarını yol kenarına park edip kayalıklarda tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor.Yol seviyesinden yaklaşık 50 metre aşağıya kadar inilebilen, hiçbir önlemin bulunmadığı uçurum kenarına kadar gelen turistler, düşme tehlikesine aldırmadan selfie çekip, görüntü alıyor.Kayalıklarda fotoğraf çektirenlerden Mehmet Hakan Yıldırım, Kelebekler Vadisi’nin manzarasıyla beğeni kazandığını belirterek, “İstanbul’dan geldim. Buranın doğal bir manzarası var ve bu insanları çok etkiliyor. Düşme riski var ancak manzaraya değer. Dikkatli adımlarla inildiğinde bir sorun yaşanacağını düşünmüyorum. Tabii ki tehlike çok büyük çünkü burası çok yüksek” dedi.Turistlerden Huriye Güney, Kelebekler Vadisi’ni yüksekten giren kayalıklarda harika fotoğraflar çekilebildiğini kaydederek, “Kayalıklardan aşağı yürümek zor olmadı. Aşağı indim. Güzel manzarada fotoğraf çektirdim ve çok eğlendim. Macerayı seven insanlar burayı tercih ediyor. Burada fotoğraf çektirenler mutlu oluyor. Yükseklik beni korkutmadı” diye konuştu.Sevda Suçin, Şırnak’tan tatil için Fethiye’ye geldiğini ifade ederek,” Burayı haberlerde görmüştüm. Bir kişi eşini buradan aşağıya atmıştı. Tehlikeli ama güzel bir yer. Aşağı kısımlar korkunç, biz tehlikesi az olan yerlerde fotoğraf çektiriyoruz” dedi.Harun Yurdusev ise Türkiye’nin en güzel manzaralarından olan Kelebekler Vadisi’ni annesiyle birlikte ziyaret ettiğini söyledi. Yurdusev, alanın tehlikeli olduğuna dikkat çekerek “Manzara ölüm korkusunun önüne geçiyor. İnsanın buraya geldiğine değiyor. Daha önce burada birkaç kişi maalesef yaşamını yitirmişti. Manzara ölüm korkusunu yeniyor” dedi. Sultan Yurdusev de bu manzaranın seyrine doyum olmadığını ve Kelebekler Vadisi’ne hayran kaldığını söyledi. Reza Hemmatya ise yükseklik nedeniyle korkarak fotoğraf çektirdiğini, alanın tehlikeli olduğunu ancak böyle bir fotoğrafı başka bir yerde çektirmenin mümkün olmadığını dile getirdi.

  • Türk Hava Yolları’ndan Ramazan kampanyası
    by NTV on 29 Mart 2021 at 11:46

    Türk Hava Yolları (THY), yurt içi uçuşlarda 179,99 liradan başlayan fiyat imkanı sunulan Ramazan ayına özel kampanya başlatıldığını duyurdu.Türk Hava Yolları’ndan (THY) yapılan açıklamada, bugün başlayan kampanyada 5 Mayıs’a kadar alınacak biletlerle 13 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında seyahat edilebileceği belirtildi.Açıklamada, “5 Mayıs’a kadar biletinizi oluşturun, THY’nin Ramazan’a özel bilet fırsatlarını kaçırmayın. Hem yurt içinde gerçekleştireceğiniz tek yön uçuşlarda 179,99 liradan başlayan avantajlı fiyatlardan faydalanın hem de ayrıcalıklı hizmetlerimiz ve yüksek hijyen standartlarımız ile güvenle uçun” ifadelerine yer verildi.

  • Büyük Türk filozofu Farabi’nin şehri: Otrar
    by NTV on 29 Mart 2021 at 08:31

    Kadim şehir Otrar, Kazakistan’ın önemli turizm noktalarından birine dönüşüyor. Büyük Türk filozofu Farabi’nin doğduğu kent, 1998 yılında UNESCO’nun Dünya Mirası listesine alındı.Büyük Türk filozofu Farabi’nin şehri Otrar, Kazakistan’da Seyhun Irmağı’nın kıyısında yer alıyor. Bu şehirde ilk yerleşim milattan önceye uzanıyor. Kadim kent; Kale, Şehristan ve Rabat olmak üzere 3 büyük semtten oluşuyordu. Otrar, Moğol istilasında yakıldı.Şehir, 1998 yılında ise  UNESCO’nun Dünya Mirası Listesine alındı. Tarihi kentte kazı çalışmaları devam ediyor.TRT’nin haberine göre, Otrar’da kazı alanında şimdiye dek cami, medrese, imarethane, hamam ve sosyal yapılar ortaya çıkarıldı. Kanalizasyon sistemi de 10’uncu yüzyılda ulaşılan şehirleşme düzeyini gösteriyor. Arkeolog Serik Akılbek, “Otrar’da arkeolojik çalışmalar 19. yüzyılın sonunda başlatıldı. 1969 yılından itibaren ise düzenli olarak keşif ve kazı çalışmaları yürütülüyor. Yıllardır devam eden kazılar sonucunda, bugün şehrin iskeleti ortaya çıkarıldı” dedi.Arkeolog Akılbek, “Kazı çalışmalarında, altından yapılmış parfüm kutuu ve çok sayıda altın para çıkarılıyor. Bizi şaşırtan bulgular da bunlar. Örneğin satranç taşı, sanatçılar tarafından kullanılan yüz maskesi… O dönemde, burada çeşitki konser ve tiyatro programlarının yapıldığını düşünüyoruz” dedi.Otrar, Türkistan şehrine yaklaşık 57 kilometre uzaklıkta. Bağımsızlıktan sonra şehirdeki iç kalenin giriş kapısı TİKA’nın desteğiyle restore edildi.

  • Avustralyalı gezgin kaykayıyla 9 haftada 2 bin 500 kilometre yol katetti
    by NTV on 29 Mart 2021 at 07:15

    Avustralya’da Tom Dury adlı gezgin geçen yıl corona virüs salgını nedeniyle uygulanan karantina sürecinde kaykayıyla planladığı 4 bin kilometrelik yolun 2 bin 500’ünü başarıyla kattetti.Avustralya’da Tom Dury adlı gezgin geçtiğimiz yıl başlayan ve etkisinin sürdüğü corona virüs salgını nedeniyle uygulanan karantina sürecinde kaykayıyla 4 bin kilometrelik yolculuk yapmayı planladı.Ülkenin Melbourne kentinden Cairns şehrine kadar kaykayıyla 4 bin kilometre yol gitmeyi planlayan Dury, yolculuğun dokuzuncu haftasında 2 bin 500 kilometrel yol katetmeyi başardı.Bin 500 kilometrelik daha yolu olduğunu ifade eden Dury, “Avustralya’nın ne kadar büyük olduğunun farkında olmadım. Kalan kilometre ile de tüm ülkeyi gezmeyi tamamlayacağım” ifadelerine yer verdi.

  • Adana’da mavi ile yeşili buluşturan Kapıkaya Kanyonu doğaseverleri bekliyor
    by NTV on 29 Mart 2021 at 07:07

    Adana’nın Karaisalı ilçesinde doğal güzellikleri, mesire alanları ile 7 bin 250 metrelik yürüyüş parkuru bulunan Kapıkaya Kanyonu doğaseverlere eşsiz bir deneyim sunuyor.Kapıkaya Kanyonu, ortasından geçen Çakıt Çayı, piknik ve kamp alanlarıyla, kent yaşamının stresinden uzaklaşmak isteyen doğa tutkunlarına doyumsuz manzaralar sunuyor.İlçe merkezine 17 kilometre uzaklıktaki kanyon, 200 metre yüksekliğe sahip duvarları ve 7 bin 250 metre yürüyüş güzergahıyla doğa yürüyüşçüleri için de cazibe merkezi konumunda bulunuyor.Kaya tırmanışı, dağ yürüyüşleri, foto safari ve trekking gibi sporlar için de elverişli alanlar bulunan kanyon, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor.Dağcılık eğitmeni ve doğa sporcusu Yaşar Nalyapan, Kapıkaya Kanyonu’na her hafta doğa yürüyüşleri ve kaya tırmanışları düzenlediklerini söyledi. Kapıkaya Kanyonu’nun kaya tırmanışı, trekking ve kamp kurmak isteyenler için de ideal bir yer olduğunu ifade eden Nalyapan, “Kanyon üzerinde 3 farklı rota yapabiliyoruz. Kapıkaya Kanyonu’nun girişinden başlayıp Yerköprü mesire alanına kadar yürünen bir rota var. Kapıkaya Kanyonu-Varda Köprüsü arası farklı bir rota bulunuyor. Varda Köprüsü’nden Belemedik ilçesi üzerinde bir rota var, bunların zorluk dereceleri tabii ki gruplara göre değişiyor” diye konuştu.Yaklaşık 5 yıldır doğa yürüyüşleri yaptığını dile getiren Meltem Parlak, kanyonun her mevsim farklı doğal güzelliklere sahip olduğunu kaydetti. Kanyonun, Adana’nın görülmesi gereken en güzel yerlerinden biri olduğunu aktaran Parlak, doğasıyla huzur veren burayı herkese tavsiye ettiğini belirtti.Ziyaretçilerden Erdal Ünveren de çocuklarıyla güzel vakit geçirdiği Kapıkaya Kanyonu’nda gündelik yaşamın stresinden uzaklaşma şansı yakaladığını söyledi.

  • Bu yaz tatil fiyatları kaç liraya çıkacak?
    by NTV on 28 Mart 2021 at 04:21

    Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte tatil planları yapılmaya başlandı. Her ne kadar koronavirüs salgını devam etse de evlerinden sıkılan insanlar sıcak denizlere inmek için gün sayıyor.  2 kişi için 7 günlük bir tatilin faturası, gidilecek otel ve bölgeye göre fiyatlar değişiklik gösteriyor. 600 TL’ye de seçenek var, 90 bin TL’ye de.Hürriyet gazetesi’nden Burak Coşan’ın haberine göre, uluslararası seyahatler, koronavirüs nedeniyle kısıtlansa da, Türkiye gibi, turizm gelirlerinin büyük önem taşıdığı ülkeler yabancı turist çekebilmek için canla başla çalışmalarına devam ediyor. Ancak yabancı turist sayısının tüm turizm ülkeleri için salgın öncesini yakalamasının çok zor olduğuna dikkat çekiliyor. İşte bu noktada otellerin ve turizm sektörünün ayakta kalabilmesi için ‘yerli turist’ önceki yıllara göre çok büyük önem taşıyor. Seyahat acenteleri, tur operatörleri ve oteller de yerli turistten daha fazla pay kapmak için kampanyalar düzenliyor. Önceki yıllara göre otel tatili için fiyatlar artmış olsa da erken rezervasyon kampanyaları ile fiyatlarda belirli ölçülerde indirim yapılıyor.KONUM VE KALİTECoşan ve ekibi yerli turistin daha çok tatil yapmayı sevdiği aylardan olan temmuz ayı için Türkiye’nin dört bir tarafındaki otel fiyatlarını araştırdı. 7-13 Temmuz arasında 2 kişinin bir otel tatili için ayırması gereken bütçe gidilecek bölge ve otelin kalitesine göre değişiklik gösteriyor. Kimi oteller her şey dahil hizmet verirken, kimi oteller ise sadece oda üzerinden fiyat belirliyor. Seçenekler bunlarla da sınırlı değil. Oda-kahvaltı, yarım pansiyon veya tam pansiyon hizmet veren oteller de bulunuyor.Örneğin Antalya’da 7-13 Temmuz arasında 2 kişi 6 gece 7 gün tatil yapmak isterse ayırması gereken bütçe 600 TL’den başlıyor, 70 bin TL’ye kadar çıkıyor. Türk tatilcilerin gözdesi Bodrum’da da benzer bir durum hakim, Bodrum’da söz konusu tarihler arasında tatil yapmak için en az ödenecek ücret 1100 TL’den başlıyor. Bodrum’un en pahalı otellerinden birinde tatil yapmak için ise yaklaşık 90 bin TL ödenmesi gerekiyor.İŞTE TATİL BÖLGELERİNDEKİ FİYATLAR:BELEK: 1000 TL-45 BİN TLİlk olarak Türkiye’nin en lüks otellerine ev sahipliği yapan Antalya Belek’teki otelleri incelendi.. Burada çok lüks bir otelde her şey dahil hizmet almak isterseniz fiyatlar 10 bin TL’den başlıyor, 45 bin TL’nin üstüne kadar çıkıyor. Eğer söz konusu otellerde daha lüks odalarda kalınmak istenirse fiyatların 70 bin TL’yi aştığını söyleyebiliriz. Her şey dahil hizmet veren otellerde kalite ve bulunduğu konum fiyatların belirlenmesinde etkili oluyor. 3 bin TL’ye her şey dahil tatil yapılacak oteller olduğu gibi, 7-8 bin TL seviyelerinde otel bulmak da mümkün. Daha makul fiyatlar isteyenler için de Belek’te alternatifler bulunuyor. ‘Her şey dahil olmasın. Kalacak bir oda bana yeter’ diyorsanız eğer bir odanın fiyatı 1000 TL’den başlıyor.MANAVGAT: 1.200 TL-22 BİN TLAntalya’nın diğer bir tatil bölgesi Manavgat otelleri Belek’teki otellere göre biraz daha uygun fiyatlarda. Burada her şey dahil lüks bir otelde tatil için en yüksek istenen ücret 22 bin TL seviyelerinde. Aynı bölgede 10-13 bin TL arasındaki fiyatlarda hizmet veren oteller de bulunuyor. Eğer daha uygun fiyatlı otel arayışındaysanız yarım pansiyon, tam pansiyon ya oda-kahvaltı olarak çalışan otelleri de tercih edebilirsiniz. Bu tip otellerde bir haftalık tatil için ödemeniz gereken ücret ise 1.200 ile 4.500 TL arasında değişiyor.ALANYA: 600 TL-20 BİN TLAntalya Alanya’da tatilcilerin sıklıkla tercih ettiği destinasyonlar arasında. Bu bölgedeki fiyatlar da 600 TL’den başlıyor 20 bin TL’ye kadar çıkıyor. Tüm otellerde olduğu otel odalarının deniz manzaralı olması gibi özellikler de fiyatların değişmesine neden oluyor. Eğer Alanya’da ortalama standartlara sahip bir otelde tatil yapmayı planlıyorsanız. 7-13 Temmuz arasında 2 kişi için ödemeniz gereken ücret 8 bin TL ile 12 bin TL arasında farklılık gösteriyor. Oda-kahvaltı veya sadece oda istenirse de fiyatlar 600 TL ile 2 bin TL arasında değişiyor.KEMER: 1600 TL- 70 BİN TLAntalya Kemer’de de çeşitli bütçelere uygun otel seçenekleri mevcut. 1.600 TL’ye de 70 bin TL’ye de otel bulmak mümkün. Oda-kahvaltı hizmet veren apartlarda 1 haftalık tatil için 2 bin TL istenirken, ultra lüks olarak faaliyet gösteren oteller de 1 haftalık tatilin bedeli ise 70 bin TL’yi aşabiliyor.BODRUM: 1100 TL-90 BİN TLMuğla’daki ilk durağımız ise Bodrum oluyor. Yerli ve yabancı turistlerin gözde tatil bölgelerinden Bodrum’da ortalama fiyatlar 15 bin TL ile 30 bin TL arasında değişiyor. Bu fiyatların altında da Bodrum’da tatil yapmak mümkün. Antalya’da olduğu gibi Bodrum’da da 1.100 TL ile 3 bin TL arasında iki kişi tatil yapabiliyor. Bu fiyatlarda hizmet veren otellerin çoğu, oda-kahvaltı ya da sadece oda seçeneği sunuyor. Eğer Bodrum’da çok lüks bir tatil fikriniz varsa ödemeniz gereken ücret 90 bin TL’ye kadar çıkıyor. Yüksek standartlarda hizmet veren diğer otellerde ise karşımıza 45 bin TL ile 55 bin TL arasında fiyatlar çıkıyor. Bazı yüksek fiyatlı otellerin her şey dahil olarak hizmet vermediğini, yeme-içmenin ayrıca ücretlendirildiğini söylemekte yarar var.ÇEŞME: 700 TL-27 BİN TLSon olarak İzmir Çeşme’deki otellerin fiyatlarına bakıyoruz. Bölgedeki otellerin büyük kısmı ya oda-kahvaltı ya da yarım-tam pansiyon olarak hizmet veriyor. Bölgede standartları yüksek bir otelde konaklamak isterseniz 20-27 bin TL’yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Bölgedeki diğer otellerde ortalama fiyatlar ise 7 bin TL ile 12 bin TL arasında farklılık gösteriyor. Daha ucuz seçenekler arıyorsanız da 700 TL’den başlayan fiyatlarla bir otelde ya da apartta konaklamak mümkün.YOĞUN BAKIMLAR YÜZDE 85 DOLU

  • Azerbaycan’ın UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Şeki Han Sarayı turist akınına uğruyor
    by NTV on 26 Mart 2021 at 14:34

    Azerbaycan’ın tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü Şeki şehrindeki Han Sarayı turistlerin en fazla ziyaret ettiği yapıtların başında geliyor. Azerbaycan Orta Çağ mimarisinin önemli eserleri arasında gösterilen, UNESCO tarafından 2019’da Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Şeki Han Sarayı, doğa ve tarihin iç içe geçtiği bir mekan olarak, görenleri kendine hayran bırakıyor.Azerbaycan’ın tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü Şeki şehrindeki Han Sarayı turistlerin en fazla ziyaret ettiği yapıtların başında geliyor.Azerbaycan Orta Çağ mimarisinin önemli eserleri arasında gösterilen, UNESCO tarafından 2019’da Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Şeki Han Sarayı, doğa ve tarihin iç içe geçtiği bir mekan olarak, görenleri kendine hayran bırakıyor.Şeki Hanlığının kurucusu Hacı Çelebi Hanın torunu Muhammed Hüseyin Han Müştag tarafından 1762 senesinde yazlık ikametgah olarak inşa edilen sarayın çevresi, surlarla çevrili. Surların arkasında ise ormanla kaplı dağlar uzanıyor.İki kat, altı oda ve iki aynalı balkondan oluşan sarayın salon ve odalarının duvarları renkli işlemeler, motifler ve savaş sahnelerinin yansıtıldığı duvar resimleriyle süslü.Ahşap çıtalar arasına çeşitli renklerde cam monte edilerek yapılan geometrik desenli saray pencereleri, “şebeke” adı verilen el sanatlarının en nadir örneklerinden.Pencerelerdeki şebekelerin her metrekaresi, birbirine geçmiş 5 bin çıta ve cam parçasından oluşuyor. Odalarda bulunan savaş ve av tasvirleri mekana farklı bir güzellik katıyor. Sarayın önemli özelliklerinden biri de yapımında çivi veya herhangi bir yapıştırıcı madde kullanılmamış olması.Saray önünde “Han Bağı” adı verilen bahçede bir havuz yer alıyor. Havuzun iki yanında, yaşı saraydan da eski olan, 1530 senesinde dikilmiş ve halk tarafından “Han Çınarı” diye isimlendirilen biri 34, diğeri 42 metre yüksekliğinde iki çınar ağacı bulunuyor. Droneyle çekilen görüntüler, Han Sarayı ve çevresinin güzelliğini daha açık şekilde ortaya koyuyor.Ülkedeki 9 günlük Nevruz tatilini fırsat bilerek seyahate çıkan yerel turistlerin gözde mekanı Şeki oldu. Şeki Han Sarayı da Bakü ve diğer illerden gelen turistlerin akınına uğruyor.Sarayın tarihi ve mimarisine ilişkin rehberlerden bilgi alan turistler bol bol fotoğraf çektirdiği, tarih ve doğayla iç içe bir mekanda bulunmanın keyfini çıkarıyor.Sarayı ziyaret eden turistlerden Behruz Halikov, yaptığı açıklamada, Azerbaycan’ın çok sayıda tarihi ve kültürel anıta sahip olduğunu, en fazla anıta sahip bölgelerden birinin de Şeki olduğunu söyledi.Halikov, çocuklarıyla Şeki Han Sarayı’nı ziyaret ettiğini belirterek “İstedim ki çocuklarım tarihimizi hissetsinler ve gelecekte sahip çıksınlar. Buraya ikinci kez geliyorum. Şeki Han Sarayı, küçük bir yapı olsa da çok ilginç ve büyüleyici bir yapı. Herkesin burayı görmesi lazım” dedi.Yalçın Halilov da “Şeki Han Sarayı bizim için önemli bir anıt. Tarihimizi öğrenmek ve bir daha hatırlamak, daha derinden öğrenmek için burayı ailemle ziyaret ettim” ifadesini kullandı.Bakülü olduğunu ve Şeki’ye ilk kez geldiğini söyleyen Ali Samedov da “Şeki’nin methini çok duymuştum. Han Sarayı’nda kendimi tarihin içinde gibi hissettim. Çok muhteşem bir yapı. Böyle bir tarihi anıta sahip olmamız gurur verici” diye konuştu.

  • Cruise gemileri, artık Venedik’te San Marco Meydanı’na demirleyemeyecek
    by NTV on 26 Mart 2021 at 14:19

    İtalyan hükümeti, dev yolcu gemilerinin artık Venedik’teki tarihi San Marco Meydanı’ndan geçmeyeceklerini ve sadece şehrin endüstriyel limanına Marghera’ya yanaşacaklarını açıkladı. Kararın “sadece İtalya’ya değil tüm dünyaya ait bir kültürel ve tarihi mirası koruma” amacıyla alındığı belirtildi.İtalya’da hükümet Venedik’in sosyal, dini, politik merlkezi olan tarihi San Marco Meydanı’nı korumak için önemli bir adım attı. Yetkililer, bundan böyle cruise gemilerinin San Marco Meydanı’nda demirlemeyeceğini duyurdu. Söz konusu gemilerin şehrn enstriyel limanına yanaşacağı belirtildi. Bununla birlikte kararın, altyapı, kültür, turizm ve çevre bakanlarıyla ortaklaşa bir şekilde alındığı ve acın “sadece İtalya’ya değil tüm dünyaya ait bir kültürel ve tarihi mirası koruma” olduğu bildirildi. GEÇİCİ BİR ÇÖZÜMBununla birlikte, bakanlar, yolcu gemilerinin Venedik’in tarihi merkezindeki turist terminalinden ziyade, ticari Marghera limanına yanaşmasını sağlamanın yalnızca “geçici” bir çözüm olduğunu da sözlerine ekledi.Dört bakan, Venedik Lagünü’nün ldışında bir yolcu gemisi terminali oluşturmak ve kentteki i büyük gemi geçişi sorununa yapısal ve kesin bir çözüm getirmek için şriketlere  bir “fikir çağrısı”nda bulunduklarını duyurdu.Öte yandan, yeni tip corona virüs salgını öncesinde Venedik’te kruvaziyer gemisi trafiği patlamış ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan  şehre milyonlarca ekstra ziyaretçi getirmişti.PANDEMİ VENEDİK’E NEFES ALDIRDIAncak çevre uzmanları, dev turist gemilerinin potansiyel güvenlik tehlikeleri içerdiğini, Venedik’in tarihi binalarına son derece yakın bir yerden geçmenin yanı sıra lagünün kırılgan ekosistemine yönelik bir tehdit oluşturduğunu söylüyor. Geçen yılın mart ayında panemi nedeniyle kapanan Venedik, turistlerinin gitmesiyle tarihinin en sessiz günleri yaşamıştı. Daha önce çamurlu yeşil bir görünüme sahip olan sular kristal berrraklığına ulaşmış, yunuslar geri dönmüş ve kuğular yüzmeye başlamıştı.ÇİN’DEN ÇİP KRİZİ İÇİN YENİ ADIM

  • Doğaseverlerin yeni rotası: Şırnak
    by NTV on 26 Mart 2021 at 13:56

    Doğal güzellikleri ile turizmde iddialı Şırnak, yeni rota belirlemek için kente gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Projeyle tur operatörlerinin de desteğiyle bölge illerinden gelen ziyaretçi grupları kentin turizm rehberine yeni güzergahlar eklemek için her hafta farklı bir bölgeyi geziyor.Yıllarca terörün gölgesinde kalan, sahip olduğu zengin doğal güzellikleri yeterince yansıtamayan Şırnak, kavuştuğu huzurla turizmde hedef büyüttü.Finik Ören Yeri ve Kalesi, Ulu Cami, Kırmızı Medrese, Nuh Peygamber, Mem-u Zin ve İsmail Ebu’l-İz türbeleri, Cizre Kalesi, Hamidiye Kışlası gibi pek çok tarihi ve kültürel zenginliği bünyesinde barındıran kent, tesis edilen güven ve huzur ortamında yeni turizm rotaları ile de yerli ve yabancı turistleri ağırlamaya hazırlanıyor.Bu kapsamda Şırnak Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Yüksekokulu ile Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) turizmin canlandırılması için “Sürdürülebilir Turizm Çeşitlendirilmesi, Kültür ve Turizm Rotaları Projesi”ni hazırladı.Projeyle tur operatörlerinin de desteğiyle bölge illerinden gelen ziyaretçi grupları kentin turizm rehberine yeni güzergahlar eklemek için her hafta farklı bir bölgeyi geziyor.Ziyaretçilerin ilk durağı İdil ve Güçlükonak ilçeleri arasında yer alan ve doğasıyla dikkati çeken Cehennem Deresi bölgesi oldu.Yaklaşık 15 kilometrelik yürüyüş gerçekleştiren turist kafilesi, mağara, kanyon, vadi, dik yamaçlar, doğal kaynak suyu ve yeşil alanlarıyla turizme kazandırılmayı bekleyen bölgeyi gezdi.Şırnak Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Çelik, bölgeye yönelik olumsuz algıyı değiştirmek için üniversite olarak çeşitli projeler geliştirdiklerini söyledi.  Kentin tarihi, kültürel ve inanç turizmine yönelik zenginliğini tanıtmak istediklerini dile getiren Çelik, “Burası insanların gezmesi gereken yerlerden biri. Ciddi fırsatlar sunan bir bölge. Burayı pek kimse bilmiyor. Bu tür etkinliklerle burayı hem dünyaya hem de ülkemize tanıtacağız” dedi.Çelik, bundan sonraki süreçte de yeni grupları davet ederek hem yerli hem de yabancı turistlere Şırnak’ı tanıtacaklarını ifade etti.Ziyaretçilerden Ayşegül İlhan, doğa yürüyüşü yapmak, bölgedeki güzellikleri keşfetmek için Batman’dan geldiğini söyledi. “Bu bölgeler çok güzel. Şırnak tabiatının keşfedilmesini istiyoruz” diyen İlhan, doğaseverlere Şırnak’ı görmeleri tavsiyesinde bulundu.Akif Özek, Cehennem Deresi’nin artık turizm ile anılmasını istediklerini dile getirerek, “Buranın doğası harika ve gelenler buraya hayran kalıyor” diye konuştu.Murat Sönmez ise “Cehennem Deresi aslında cennetten bir parça. Yerli ziyaretçilerin yanı sıra yabancı turistleri de bölgeye bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Dünyayı gezen Instagram fenomeni pilotlar: Eser Aksan Erdoğan
    by NTV on 26 Mart 2021 at 09:49

    Zor ama bir o kadar da keyifli bir meslek olan pilotluk, yolculuk sırasında nefes kesen manzaraları da ayaklarınızın altına seriyor. Dünyayı gezen fenomen pilotlardan birisi de Türk pilot Eser Aksan Erdoğan. Erdoğan, pilot olmanın tüm avantajlarını sonuna kadar kullanıyor. Dünyanın birçok yerine giden ve gittiği yerlerin fotoğraflarını paylaşan Erdoğan’ın Instagram hesabında 132 bin takipçisi var. İşte Türk pilotun Instagram hesabından paylaşılan o fotoğraflar…Türk pilot Eser Aksan Erdoğan şu sıralar paylaşımlarıyla sosyal medyanın gündemini meşgul ediyor.Bir Boeing 737 içinde, dünya etrafında mekik dokuyan Eser Aksan Erdoğan, pilot olmanın avantajını sonuna kadar kullanıyor.Mesleği gereği dünyanın pek çok ülkesini görse de bunu asla yeterli görmüyor ve tüm dünyayı gezmeyi amaçlıyor.Instagram hesabında pilotluk yaparken çektiği fotoğrafları, gezdiği yerleri ve hayatını paylaşıyor.Akdoğan’ın birbirinden güzel tatil yerlerindeki fotoğrafları takipçileri tarafından çok beğeniliyor.Güzel pilot bugüne kadar 50’den fazla ülkeyi ziyaret etmiş.Eşi de kendisi gibi bir pilot. 2015 yılı Ekim ayında Seyşeller’de dünyaevine girmişler.Akdoğan’ın fotoğraflarını paylaştığı Instagram hesabında 132 bin takipçisi var.İşte @echosierra85 Instagram hesabından paylaşılan o fotoğraflar…Bişkek – KırgızistanComino Adası – MaltaPetra – ÜrdünCape Town / Güney AfrikaOktoberfest MünihSymbulak – Almatı KazakistanToskana – İtalyaLaosSix Senses Krabey Adası / KamboçyaMachu Picchu – PeruChamonix Mont-Blanc – FransaWadi Rum – ÜrdünDubai / Birleşik Arap EmirlikleriWhitepod – İsviçreDÜNYAYI GEZEN INSTAGRAM FENOMENİ PİLOTLAR: YAĞMUR YILMAZ SARIOĞLU

  • Cruise gemileri tamamen aşılanmış yolculara açıldı: Talep patlaması yaşandı
    by NTV on 26 Mart 2021 at 09:36

    Dünyanın en büyük aşılama kampanyası kapsamında şimdiye kadar Türkiye’nin de dahil olduğu 140 ülkede 501 milyon doz aşı uygulandı. Aşıların yaygınlaşması, geçen yıl corona virüs pandemisinin en sert burduğu sektörlerden biri olan turizmin yeniden canlanması anlamına geliyor. Bu kapsamda, dünyanın en lüks yolculuklarını sunan cruise gemisi şirketleri, tamamen aşılanmış yolcularla için seyahatlerini başlatacağını duyurdu. Hatta, bazı şirketler tarihindeki en büyük bilet satışını yaptı. İşte Royal Caribbean’dan Virgin Voyages’a, biletleri satışa çıktığı anda talep patlamasının yaşandığı bu yaz yolda olacak cruise gemileri…ABD merkezli, lüks gemi seyahati şirketi Crystal Cruises, şirketin 30 yıllık tarihindeki en büyük rezervasyon talebini aldı. İlk 24 saatte 980 yolcu Crystal Serenity adlı crıise gemisiyle  yedi günlük Bahamalar yolculuğu için yerini ayırttı.  Crystal CEO’su Jack Anderson, “Yeni seferlerimize verilen harika yanıt bizi heyecanlandırıyor. Macera severlerin Crystal Serenity’nin denizlere döndüğünü görmekten bizim kadar heyecan duydukları açık” ifadelerini kullandı.Anderson, geminin en büyük süitlerini oluşturan Crystal Penthouse’ların yüzde sekseninin tamamen dolduğunu, ancak tüm yolcuların gemiye binmeden önce yeni tip corona virüse karşı aşılandıklarını belgelemelerinin gerekli  ifade etti.   Bununla brilikte,  yakın zamanda Cruise Critic adlı sektör dergisi tarafından yapılan bir ankete göre, okuyucuların yüzde 84’ü yolculuğa çıkmak için aşı olacağını belirtti.  İşte bu yaz itibariyle sadece aşılanmış yolcuları kabul edecek 4 cruise gemisi şirketi..Liberya’da kuruan ve ABD merkezli bir Amerikan küresel kruvaziyer  şirketi olan Royal Caribbean, dün yaptığı açıklamada 12 Haziran’dan itibaren Ağustos ayına kadar olan seferleri ile Kuzey Amerika’da deniz yolculuğuna devam edeceğini açıkladı. Biletler 24 Mart’tan itibaren satışa çıktı.  Yalnızca tamamen aşılanmış yetişkinlerin ve 18 yaşın altındaki negatif PCR olan yolcuların gemiye binmesine zin verileceği belirtildi. Şirket ayrıca, tüm mürettebatın aşılanacağını kaydetti. Royal Caribbean CEO’su Michael Bayley, “Aşılar hepimiz için açıkça bir oyun değiştirici. Aşılan insanların sayısı hızla artarkeni aşılanmış yetişkin konuklar ve mürettebat ile yolculuğa başlamanın doğru seçim olduğuna inanıyoruz” dedi.  Şirketten yapılan açıklamaya göre yedi günlük turlar şu rotayı izleyecek: Özel bir Bahama adasında iki gün, CocoCay’de “Mükemmel Gün”i rand Bahama Adası ve Cozumel’de ikişer gün.   Bununla birlikte, Royal Caribbean’ın en yeni gemisi olan 4 bin 198 yolcu kapasiteli Odyssey of the Seas Mayıs ayında İsrail’den Akdeniz’e yelken açacak. Burada da  16 yaşından büyük tüm yolcular ve mürettebat aşılanmış olacak.Royal Caribbean bağlı şirketlerden olan Celebrity Cruises, Celebrity Millennium adlı cruise gemisini  5 Haziran itibariyle  Karayipler’deki St. Martin Adası’ndan yola çıkaracak.  Biletler 25 Mart’ta satışa sunuldu. Gemide yalnızca tamamen aşılanmış yetişkinlerin ve negatif PCR testine sahip 18 yaş altındaki gençlerin yolculuk yapmasına izin verilecek.  Mürettebat da aşılanacak. Celebrity Cruises CEO’su Lisa Lutoff-Perlo, “Bir yıldan fazla bir süre sonra Karayipler’e dönmek bizim için çok önemli. Herkes için benzersiz bir şekilde zorlu geçen zamanın sonunun ölçülü başlangıcını işaret ediyor” dedi.Sadece yetişkinlerin konuk edildiği Virgin Voyages, 4 Temmuz’da i  bin 770 yolcu kapasiteli  “Scarlet Lady” ile  Miami’den yola çıkacak. İngiltere merkezli şirketten yapılan açıklamaya göre,  seyahatten önce hem mürettebat hem de yolcuların tamamının  aşılanmasını gerekiyor.ABD’li Carnival Cruise Line’a ait olan PO Cruises, bu yaz İngiltere’nin Southampton limanın  Haziran ayında yola çıkacak ve ülkenin etrafında dolaşacak. 3 bin 647 yolcu kapasiteli  Britannia, herhangi bir limana uğramayacak, Ancak, şirketin yöneticileri, yolcuların engebeli İngiltere sahil şeridine hayran kalacağını söyledi. Yolculukların ise yalnızca, tamamen aşılanmış İngiliz vatandaşlarına açık olacağı belirtildi.

  • Fındığın serüveni artık bu müzede anlatılacak: Ordu Fındığın Öyküsü Müzesi
    by NTV on 26 Mart 2021 at 08:33

    Endüstriyel bir tarım ürünü olan fındığın serüveni artık müze ile anlatılacak. Ordu’da Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan “Fındığın Öyküsü Müzesi” açıldı. Müze ile fındıkla özdeşleşen yöredeki geleneksel yaşam gelecek nesillere aktarılacak.Ordu’nun Altınordu ilçesi Selimiye Mahallesi’ndeki üç katlı tarihi Kahraman Sağra Konağı önce restore edildi. Tarihi konak, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla müzeye dönüştürüldü.Ardından yöre halkının desteği ile fındık tarımında kullanılan eşyalar bir araya getirildi. Fındık ile ilgili her şeyin sergileneceği müzenin adı ise “Fındığın Öyküsü Müzesi” oldu.Tematik müzede, fındık dikimi, üretimi, hasat süreci, işlenmesi ve nakliyesi temaları işlendi. Ordu’yu ziyaret eden yerli ve yabancı turistler müzeyi gezdiğinde fındık hakkında ayrıntılı bilgi edinebiliyor. Müze ile endüstriyel tarım ürünü fındığın geleneksel yaşamdaki yerinin gelecek nesillere aktarılması amaçlanıyor.İl Kültür ve Turizm Müdürü Uğur Toparlak, yaptığı açıklamada, fındıkla ilgili her şeyin bu müzede sergilendiğini söyledi. Fındığın öyküsünün anlatıldığı müzenin resmi açılışı için gün sayıldığını dile getiren Toparlak, atıl durumdaki bir binanın müzeye dönüştürülmesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.Fındığın Öyküsü Müzesi için ilk çalışmaların dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un da girişimleriyle 2017 yılında başladığı bilgisini veren Toparlak, müzenin yapımının tamamlandığını aktardı. Toparlak, fındığın bölgenin ekonomisine katkı sunan önemli tarım ürünlerinin başında geldiğini ifade ederek, dünya fındık üretiminin önemli oranını Ordu ilinin tek başına karşıladığına işaret etti.Ordu’nun kurulduğu günden bu yana yöre halkının fındıkla ilgilendiğini anlatan Toparlak, “Fındık bizim hayatımız, aşımız, yemeğimiz, kültürümüz, düğünümüz ve geleceğimiz. Dolayısıyla böyle değerli kıymetli bir ürün hafızasının olmaması, gelecek kuşaklara aktarılmaması bölge için çok önemli eksiklikti” dedi.Üç katlı müzede fındıkla ilgili her şeyin sergilendiğini anlatan Toparlak, “Müzede fındığın tarihi, kültürü, öyküsü ve yaşamımıza kattığı her şey sergileniyor. Buradaki tüm materyaller birer bizim parçamız. Bu müzede kendimizi gördük ve en önemlisi hafızamıza hafıza kattık. Şehrin hafızasına da yeni bir hafıza ekledik” diye konuştu.Toparlak, böyle bir müzenin temalı olarak Türkiye’de tek olduğunu, dünyada da tek olduğunu düşündüklerini vurguladı. Fındığın başka bölgelerden gelen misafirler tarafından her zaman merak edildiğini söyleyen Toparlak, “İlimizi ziyaret eden yerli ve yabancı konuklar fındığın nasıl hasat edildiğini ve nasıl sofralara geldiğini hem merak ederlerdi. Şimdi insanların bu merakını Fındığın Öyküsü Müzesinde gidermiş olacağız” şeklinde konuştu.Müzedeki materyalleri özellikle yöre halkından tedarik ettiklerine değinen Toparlak, “Bunun yanında bu işlerle uğraşan, fındık üretimi yapan, fındık sanayisinin içerisinde bulunan insanlardan bu eşyaları aldık ve buraya koyduk. Sonuç itibarıyla ortaya çok güzel bir müze çıktı. İlimize de böyle bir müzeyi kazandırdığımız için çok mutluyuz” dedi.Toparlak, bundan sonraki yıllarda müzeyi yeni materyallerle geliştirmek istediklerini, çalışmaların devam edeceğini sözlerine ekledi.

  • Adrenalin tutkunlarının vazgeçilmezi: Palandöken
    by NTV on 26 Mart 2021 at 07:48

    Türkiye’nin gözde kayak merkezlerinden Palandöken, kayak ve snowboard dışında tatilcilere sunulan yamaç paraşütü, zipline, dağcılık, kar raftingi, buz tırmanışı gibi farklı etkinlikleriyle bu sezon da adrenalin tutkunlarının vazgeçilmezi oldu.Deniz seviyesinden 3 bin 176 metre yükseklikteki Palandöken’in 2 bin 300 rakımındaki güney pistine 20 metre yüksekliğinde ve 150 metre genişliğinde yapılan ‘suni buz dağı’ ile aynı bölgedeki 700 metre uzunluğunda ve 70 metre yükseklikteki zipline hattı, acemi pistinde kar raftingi ile kayak ve snowbord ile atlamak için yapılan ‘snow park’ pistinin yanı sıra Palandöken’in en dik pisti olan yüzde 54 eğimli Ejder’den son sürat inen kayakseverlerin, aksiyon dolu anları da nefes kesiyor.Türkiye’nin 1850 rakımdaki en yüksek şehirlerinden Erzurum’daki Palandöken Kayak Merkezi, maceraseverlere farklı aktivite imkanları sunuyor. Havalimanına 20, kent merkezine ise sadece 4 kilometre uzaklığı ile ziyaretçilere kolay ulaşım imkanı sunulurken, adrenalini yüksek macera sporlarıyla da yaz- kış keyifli anlar yaşatılıyor.Kış turizminin gözdesi Palandöken’e gelenler, kayak ve snowboard dışında kar raftingi, kızak, yamaç paraşütü, gece kayağı, buz tırmanışı, snow park, dev salıncak, insan sapanı ve zipline keyfini aynı anda yaşayabiliyor.Devlet ve özel sektör iş birliğiyle kurulan tesislerde sezon boyu on binlerce yerli ve yabancı turist ağırlanıyor. Aynı anda yaklaşık 20 bin kişiye kayak yapma imkanı sunulan Palandöken’de Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) onaylı kayak pistlerinin yanı sıra çok amaçlı pistler de dahil olmak üzere farklı zorluk derecelerinde toplam 27 pist bulunuyor. En uzun pisti 12 kilometre olan kayak pistlerinin toplam uzunluğu 28 kilometreyken, başlangıç ve bitiş kotları arasındaki fark ise 1100 metre.Palandöken’in, Erzurum ve Türkiye turizmine önemli katkılar sağladığını belirten Otel Genel Müdürü Ali Güney, bir kez gelenin artık başka yere gitmediğini belirterek, şunları söyledi: “Palandöken’e gelenler çok şanslı. Öncelikle oteller ve belediyenin, suni karlama sistemiyle kar garantisi veriyor. Aralık ayının ilk haftası Türkiye’de sadece Palandöken’de kayak yapılabiliyor. Buraya gelenler, kayağın dışında doğal güzellikleri görebilir, yöreye has cağ kebabı, kadayıf dolması gibi muhteşem lezzetleri tadabilir. En az 1500 yıllık medeniyetin yaşadığı Selçuklu kenti olan Erzurum, hem doğa hem tarih anlamında açık hava müzesini andırıyor. Ziyaretçiler, şifalı kaplıcalar, Türk hamamları, buz spor salonları ve belediye olarak Palandöken’e yaptırılan heyecan verici buz tırmanışı, zipline, dev salıncak ve insan sapanını deneyebilirler. Buz dağı ve zipline hiçbir kayak merkezinde yok. Bu hizmetlerin yanında Palandöken’in pistleri ve mekanik tesislerinin ise eşi ve benzeri yok. Buraya bir gelen başka kayak merkezine gitmez. Martın son günleri olmasına rağmen pistlerde 1,5 metre kar var. Bu yıl karın fazla olması nedeniyle sezonu Nisan’ın 15’ine kadar uzattık. Kayağa doymayanları bekliyoruz”Palandöken’de tatilinin harika geçtiğini söyleyen tıp fakültesi öğrencisi Nazlı Işılay Akpınar ise “Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Ejder 3200’ ekibine teşekkür ediyorum; çünkü pistler muazzam, ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Hava çok güzel, ortam cıvıl cıvıl. O yüzden tatilim çok güzel geçiyor. Herkese snowboard öneriyorum, daha keyifli ve özgür olduğunu düşünüyorum” dedi.

  • Erzincan’da beyaza bürünen Girlevik Şelalesi ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor
    by NTV on 25 Mart 2021 at 13:19

    Erzincan’da Mart ayının 25’inde etkili olan kar yağışı ile yeniden beyaza bürünen Girlevik Şelalesi’nde seyrine doyumsuz manzaralar oluştu.Erzincan’da, doğal güzelliğiyle öne çıkan Girlevik Şelalesi’nde, bölgede yaşanan yoğun kar yağışının ardından kartpostallık manzaralar oluştu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce tescillenen alanlar içerisinde yer alan Girlevik Şelalesi, 21 Ekim 2020 tarihinde “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edilmesinin ardından ziyaretçilerini cezbediyor.Kent merkezine 35 kilometre uzaklıkta yer alan Kalecik köyündeki 9 kaynak suyunun birleşmesiyle oluşan Girlevik Şelalesi, ziyaretçilerine her mevsim ayrı güzellik sunuyor. Kar yağışı ile beyaza bürünerek adeta gelinliğini giyen şelalede, hava sıcaklığı sıfırın altına düştü.Yazın serin havası ve çevresindeki yemyeşil bitki örtüsüyle, kışın da kar ve buzla bütünleşen eşsiz manzarasıyla ziyaretçilerin ilgisini çeken şelale, seyrine doyum olmayan görüntüler oluşturdu.Şelaleyi ziyaret eden vatandaşlardan Kazım Yaman, “Buranın çok güzel bir doğası var, şelale çok güzel görünüyor. Karın yağmasıyla da harika bir manzara oluştu. Herkesi bu güzelliği görmeyi tavsiye ederim, adeta görsel şölen sunan şelaleye gelen ziyaretçiler yazın ayrı güzel, kışın ayrı güzel bu eşsiz manzarayı herkesin gelip görmesi gerekir” dedi.Tunceli’den şelaleyi görmek için gelen Hıdır Eren ise “Bu şelalenin ilkbaharda ayrı bir güzelliği var, sonbaharda ayrı bir güzelliği var, gördüğünüz gibi kışın da bambaşka bir güzelliği var. Erzincan’da doğa harikası birçok yerler var. Kemaliye olsun, İliç olsun çok güzel yerler. Yalnız burası insana su sesiyle doğanın güzelliği özellikle kış aylarında daha çok huzur veriyor” diye konuştu.

  • Kahramanmaraş’ta tarih ve yaşamın bütünleştiği mistik ilçe: Dulkadiroğlu
    by NTV on 25 Mart 2021 at 10:47

    Kahramanmaraş’ın tarihi değerleriyle bilinen Dulkadiroğlu ilçesi, özellikle Osmanlı döneminden kalma camileri, konaklarıyla örülü ihtişamlı mimarisiyle ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor.Tarihte birçok medeniyet ve farklı kültürün ortak buluşma noktası olan Kahramanmaraş’ın 2 bin 500 yıllık yerleşim yeri Dulkadiroğlu ilçesindeki tarihi konak ve camiler ziyaretçilerini Osmanlı ve beylikler dönemine götürüyor.Tarih boyunca Hitit, Asur, Urartu, Pers, Roma, Bizans, Danişment, Selçuklu, Dulkadiroğlu ve Osmanlı gibi onlarca medeniyeti bünyesinde barındıran, farklı din ve kültürden insanların buluşma noktası olan ilçe, ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkarıyor.Asırlar boyu İslam hoşgörüsü çatısı altında farklı kimlikleri bünyesinde barındırmış kentte, doğal felaketlere, savaşlara rağmen yüzyıllardır ayakta kalan birçok asırlık ibadethane ve konak, yapılan restorasyon çalışmalarının ardından eski görünümüne kavuştu.Günümüzde dar sokakları, yüksek duvarlı taş, ahşap konakları ve tarihi camileri ile dikkati çeken ilçe, Kahramanmaraş’a gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi gösterdiği canlı ve sosyal yaşama sahip.Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Necati Okay, ilçenin Kahramanmaraş’ın tarihi açısından çok önemli bir konuma sahip olduğunu ve her yerinden adeta tarih fışkırdığını belirtti.İlçede bulunan konak cami ve tarihi yapıların ziyaretçilerini adeta zamanda yolculuğa çıkardığını belirten Okay, şunları kaydetti: “Dulkadiroğlu ilçemiz Kahramanmaraş’ın eski eserlerinin, tarihinin ve geçmişinin bulunduğu bir ilçe. Dulkadiroğlu’nun yaklaşık 2 bin 500 yıllık bir medeniyet yolculuğu bulunmakta. Bu medeniyetlerin birçok tarihi eserleri de günümüze kadar gelmiş durumda. Kahramanmaraş’ın merkezinde birçok medeniyet üst üste çok çeşitli eserler bırakmıştır. Aynı mekanlarda bir çok medeniyetin izlerini görebilmekteyiz. Bunları da biz zaman zaman yapmış olduğumuz restorasyon çalışmalarında farkına varmaktayız. Kahramanmaraş’taki eserlerin bir çoğu Dulkadiroğlu ve Selçuklu eserlerinden oluşmaktadır. Bu eserlerin tamamında Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tarafından restorasyon çalışmaları bitirildi. Her restore edilen eser ve cami etrafını cazibe alanı haline getirdi. Etrafına değer kattı”Okay, geçmişten kalan bu değerlerle Dulkadiroğlu’nun turizmde daha fazla ivme kazanacağına inandıklarını dile getirdi. Dulkadiroğlu’nun tarihi yapılarıyla turizm açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Okay, şöyle devam etti:”Bizim yapmış olduğumuz restorasyon çalışmaları neticesinde Kahramanmaraş’ın eski mahalleleri cazibe ve turizm merkezi haline geldi. Hemşehrilerimiz, misafirlerimiz, 100, 150 yıl önceki sosyal hayatı ve şartları ve o fiziki imkanları konaklarımızın bahçesinde görme imkanına sahipler. Dulkadiroğlu artık bir turizm kentidir. Gerek tarihi eserlerimiz, gerekse doğal güzelliklerimizle. Bizim eski mahalle ve tarihi eserlerimiz Kahramanmaraş’ın turizmden çok daha fazla pay almasına vesile olacak. Biz bu değerlerin üzerini açarak gün yüzüne çıkartıyoruz, parlatıyoruz. Tanıtımını yapıp ziyaretçilerimizin istifadesine sunuyoruz. Bu minvaldeki çalışmalarımıza devam edeceğiz”