ntv.com.tr NTV Haber – Türkiye ve Dünya Gündemi Güncel Son Dakika Haberleri – Editörün Seçimi

  • Kar altında bir masal diyarı: Kapadokya
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 14:52

    Türkiye’nin önemli turizm bölgelerinden biri olan ‘Güzel Atlar Ülkesi’ Kapadokya, kar altındaki görüntüsüyle adeta bir peri masalı diyarını andırıyor.Orta Anadolu’da Nevşehir, Kayseri, Kırşehir, Aksaray ve Niğde etrafında 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla oluşan ve Pers dilinde ‘Güzel Atlar Ülkesi’ anlamına gelen Kapadokya, bembeyaz kar altındaki görüntüsüyle hayran bıraktı. KAPADOKYA GEZİSİ VE BALON TURU: NEREYE GİTMELİ? NE YEMELİ?UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki bölge, peri bacaları, kayalara oyulan evler, kiliseler, yer altı mağaraları ve ilginç coğrafyasıyla her yıl binlerce turisti ağırlayan bölge, kış mevsimindeki görüntüsüyle seyrine doyumsuz bir manzara oluşturdu. Karlar altındaki Kapadokya, tıpkı bir masal diyarını andırıyor.Türkiye’nin ve aynı zamanda dünyanın en değerli açık hava müzelerinden biri olan kayalara oyulmuş kiliselerin bulunduğu Göreme, Ihlara Vadisi, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Avanos bölgenin en çok turist çeken yerleri arasında bulunuyor.Kış mevsiminde beyaz örtüyle kaplanan Kapadokya, konuklarına eşsiz manzaralar sergiliyor. Antalyalı dağcı Cuma Gök, bölgeye yaptıkları gezide özellikle kış mevsiminde Kapadokya’nın güzelliğine tanık oldukları için mutlu olduklarını söyledi.

  • İda Madra Jeoparkı UNESCO yolunda
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 12:27

    Çanakkale’den İzmir’e uzanan ve 11 noktayı kapsayan İda Madra Jeopark Projesi’nin hayata geçirilmesi için UNESCO’ya başvuru yapıldı. Proje ile İda Madra Jeoparkı’nın uluslararası tanınırlığının artırılması ve kuş turizmine kazandırılması amaçlanıyor.’Endüstriyel Peyzaj’ ile UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne giren Ayvalık, bu kez de İda Madra Jeopark projesiyle UNESCO yolunda.Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir Üniversitesi iş birliğinde 2019 yılında başlatılan ve 2020 Kasım ayında UNESCO başvurusu yapılan proje hakkında bilgi veren İda Madra Jeopark Proje Koordinatörü Dr. Erdal Gümüş, İda Madra Jeoparkı’nın Türkiye’nin UNESCO tescilli ikinci jeoparkı olma yolunda olduğunu söyledi.İlk jeoparkın Manisa Kula’da bulunduğunu hatırlatan Gümüş, Ayvalık’ın, Badavut gibi antik dönem taş işçiliği yapılan noktaları ile jeopark içinde özgün bir yere sahip olduğunu belirtti. TÜRKİYE’NİN İLK JEOPARKI: KULADr. Erdal Gümüş, “İda Madra Jeopark sahası içerisinde çok önemli sulak alanlar var ve bu sulak alanlarda önemli kuş gözlem yani ornitoloji (kuş bilimi) ile ilgili araştırma potansiyeli bulunuyor. Ancak bu sahaların bir kısmının tescili yok. Biz de hem bu sahaların tescil kazanarak, uluslararası tanınırlığının artırılmasına hem de kuş gözlemcileri ile doğaseverlere daha iyi hizmet verilmesi için uygun biçimde tesisleştirilmesini sağlamak istedik. Bu sahaların gerekli yönlendirme ve bilgilendirme levhalarını tamamlayarak, anlamlandırılması için çalışmalarda bulunuyoruz. Jeopark denilince akla sadece jeoloji gelmemeli. ‘Jeo’, Yunanca’da yer küre anlamına gelir. Doğal, kültürel, arkeolojik ve bunlarla ilintili bütün miras alanlarını kapsamaktadır” dedi.Dünyada 44 ülkede 161 adet UNESCO jeoparkı bulunduğunu kaydeden Gümüş, sözlerini şöyle sürdürdü: “İda Madra Jeoparkı inşallah UNESCO’ya dahil olduğunda onlar içinde büyük ve seçkin bir yere sahip olacaktır. Çünkü 17 bin 500 kilometrekarelik alana yayılıyor. Bu sahada önemli bir granit topografyası bütünlüğümüz var. Başta Kozak, Madra Dağı’ndaki granit topografya, Çanakkale sınırları içinde kalan Kestanbol ve Susurluk topografyası, bu bölgede granitin her halini görebileceğimiz büyük bir granit zenginliğinden bahsediyoruz. Aynı kayaç yapısı farklı yerlerde farklı kültürlerle çok farklı görünümler elde etmiş. Bunlar hem turizm bakımından ilgi çekici hem de insanlık olarak kendi medeniyetimizin nasıl kurulduğunu, taşa, toprağa nasıl hükmettik, bunları anlamak bakımından önemli”İda Madra Jeopark ekibi, Türkiye’nin 9 mahalli öneme sahip sulak alanından biri olan Çamlıtepe (Şeytan Sofrası) sulak alanında incelemede bulundu. İncelemeye, Ayvalık’taki sulak alanı UNESCO’ya önerip, kabul edilmesi yönünde girişimde bulunan yaban hayatı araştırmacısı ve Ayvalık Kuş Gözlem Topluluğu Sorumlusu Kadri Kaya da katıldı.Bölgedeki sulak alan ve kuşlarla ilgili bilgi veren Kadri Kaya, “Ayvalık’ta ilgi çekici bir popülasyon var. Bunun nedeni de çok çeşitli habitatları barındırıyor olması. Bu zamana kadar Ayvalık’ta tespit edilmiş tür sayısı 263.  Kuşların üredikleri ve kışladıkları alanların korunması için çalışıyoruz” dedi.

  • ‘Türkiye’nin çatısı’ Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 11:34

    Türkiye’nin en büyük milli parklarından ve yaban hayatı merkezlerinden Ağrı Dağı Milli Parkı, kış mevsiminde de birbirinden farklı kuşlara ev sahipliği yapıyor.”Türkiye’nin çatısı” olarak nitelendirilen 5 bin 137 metre yüksekliğindeki Ağrı Dağı’nın etekleri, kışın da göçmen kuşları ağırlıyor. Sahip olduğu 88 bin hektar alanıyla önemli yaban hayatı merkezlerinden olan ve Türkiye’nin en büyük milli parkı olma özelliğini taşıyan Ağrı Dağı Milli Parkı, yılın her ayında birbirinden farklı kuşlara ev sahipliği yapıyor.Her mevsimde farklı kuş türlerini ağırlayan milli park, hava sıcaklığının sıfırın altında 10 dereceye kadar düştüğü kış mevsiminde de birbirinden farklı türler için yaşam alanı oluyor. Milli park, yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da bölgede kışı geçirmeye gelen kuşlarla renklendi.Patka, gri balıkçıl, sakar meke, çamurcun, saz tavuğu, batağan, kızıl şahin, saz delicesi ve karabatak başta olmak üzere birçok kuş türünün görülebildiği Ağrı Dağı Milli Parkı’ndaki sulak alanlar, bölgedeki dondurucu soğuklara rağmen canlılığını koruyor.Iğdır Üniversitesi Kuş Merkezi (KUŞMER) Müdürü Emrah Çelik, milli parkın ilkbahar, yaz ve sonbaharda olduğu gibi kışın da kuşlara ev sahipliği yaptığını söyledi. Kış mevsiminin yaklaşmasıyla yaz göçmenlerinin bölgeden ayrıldığını belirten Çelik, “Bu sefer de kış göçmenleri bölgeye geldi. Bu bölge diğer üç mevsimde olduğu gibi kışın da kuş çeşitliliği açısından önemli bir yer. Bu bölge için elmabaş ve tepeli patka önemli kış ziyaretçileri arasında yer alır” dedi.Bazı kuş türlerinin hiç göçmeden bölgede kaldığını aktaran Çelik, “Özellikle sakar meke bu bölge için önemli bir tür. Neredeyse bütün sulak alanlarda bu türü görmek mümkün. Yeşil başlı ördek de burada kalıyor, küçük batağan, tepeli batağanlar bu bölgedeki önemli yerli türler arasındadır” diye konuştu.

  • 3 milyon yaşındaki Türkiye’nin en büyük 2. mağarası Oylat’ta kış ayında sıcaklık 18 derece
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 09:35

    Bursa’da 3 milyon yıllık bir tarihe sahip olan ve Türkiye’nin en büyük ikinci mağarası olma özelliğine sahip Oylat Mağarası, soğuk havaya rağmen ziyaretçilerini 18 derecelik sıcaklığıyla karşılıyor.Bursa’da 3 milyon yıllık tarihi bulunan Oylat Mağarası’na girenler, dışarıdaki soğuk havaya rağmen 18 derece sıcaklık ile karşılaşıyor.  Mağaradaki sıcaklık yaz ve kış aylarında 18 derece olarak ölçülüyor.Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye hava sıcaklığının sıfırın altında olduğu İnegöl ilçesindeki Oylat Deresi’nin batı kıyısında bulunan Oylat Mağarası, sıcak havasıyla şaşkına çeviriyor.Fay hatları üzerinde yer alan bölgede, meydana gelen depremler sonrası suların aşındırmasıyla oluşan mağaranın içi, yaz ve kış aylarında ortalama 18 derece olarak ölçülüyor.700 metre uzunluğunda ve 93 metre yüksekliğindeki mağara, Türkiye’nin en büyük ikinci mağarası olma özelliğine sahip.2004 yılında bulunan, 2006 yılında turizme açılan mağarada, sarkıt, dikit, krater ve objelerin sadece 1 santiminin 16 yılda oluştuğu biliniyor.Mağaradaki nem oranı ise yüzde 90.

  • Türkiye’nin 7 bölgesinin tarihi cennetleri
    by NTV on 26 Ocak 2021 at 07:53

    Türkiye, bulunduğu coğrafya sayesinde tarih meraklıları için bir cennet. Çağlar boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaptığı kadim kültürlerin izlerini taşıyan tüm bu zengin tarihsel ve kültürel miras, binlerce yerli ve yabancı turistin de tatil planlarını şekillendiriyor. Brandlifemag.com, batıdan doğuya, kuzeyden güneye, Türkiye’nin 7 bölgesindeki tarihi ve kültürel miraslarından bazılarını sizin için derledi. Siz bu tarihi noktalardan kaçını keşfettiniz?Marmara Bölgesi’nin tarihi bakımdan en büyük öneme sahip kenti, kuşkusuz, her bir köşesinde ayrı bir medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul. Özellikle İstanbul’un en eski sınırlarının içerisinde yer alan Tarihi Yarımada Bölgesi mistik dokusuyla görenleri kendine hayran bırakıyor. TARİHİ YARIMADA GEZİ REHBERİAncak bölgenin diğer kentleri de tarihi kalıntılara ve kültürel zenginliklere ev sahipliği yapıyor. Osmanlı padişahı I. Bayezid tarafından yaptırılan Bursa Ulu Camii ve I. Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden biri olan Çanakkale’de yer alan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor.Ege kıyıları özellikle antik çağlarda birçok önemli yerleşim yerini barındırmış. Bu nedenle de bölgede irili ufaklı sayısız antik kent yer alıyor. Bu kadim uygarlıklardan kalan yerleşimleri ve kalıntılarıyla hem yerli hem de yabancı turistlere kapılarını açan Ege Bölgesi’nde yer alan Efes Antik Kenti, yüzyıllarca dünyanın en önemli başkentlerinden biri olarak ayakta kalmış. Antik Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olan Artemis Tapınağı’nı, dünyaca ünlü Celcus Kütüphanesi’ni ve Hadrianus Tapınağı’nı barındıran Efes Antik Kenti’nin tarihi M.Ö. 7000’lere kadar uzanıyor.Ege’nin bir diğer önemli tarihi noktası da “Dünyanın En Büyük Kehanet Şehri” unvanıyla da bilinen Didyma’ya ev sahipliği yapan Didim. Buradaki antik kentin en dikkat çekici yapısı ise Apollon Tapınağı.Akdeniz uçsuz bucaksız plajlarıyla olduğu kadar binlerce yıllık antik yerleşimlere ev sahipliği yapmasıyla da gezginlerin uğrak noktası. Antalya’daki Aspendos Antik Kenti’nde yer alan Aspendos Antik Tiyatrosu, M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiş. Yaklaşık 20 bin kişi kapasiteli bu antik tiyatro, günümüzde de hala çeşitli sanat etkinlikleri için kullanılıyor. TURİZMİN BAŞKENTİ’NİN ANTİK KENTLERİBölgenin bir diğer önemli destinasyonu da Mersin’in Narlıkuyu ilçesinde yer alan, hem doğal hem tarihi güzelliklerle dolu bir ören yeri olan Cennet Cehennem. Bu doğal harikaların küçük olanı Cehennem, büyük olanı ise Cennet olarak adlandırılmış. Cennet’e yaklaşık 450 basamaklı bir merdiven ile inmek ve burada bulunan Meryem Ana Kilisesi’ni ziyaret etmek mümkün. Cehennem kısmına ise doğal şartlar sebebiyle inmek mümkün değil.İç Anadolu Bölgesi de ülkemizin eşsiz güzelliklere ev sahipliği yapan bir başka bölgesi. Kadim kültürüyle gezginlerin ilgi odağı olan en önemli yerlerden biri de Çatalhöyük. İnsanlık tarihine ışık tutan ören yeri M.Ö. 5500 yıllarından itibaren yaklaşık 2000 yıl yerleşim merkezi olarak kullanılmış ve zaman içerisinde köy yerleşkesinden kent yaşamına evrimini gerçekleştirmiş. 2012 yılından beri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Çatalhöyük’e gittiğinizde bin yıllar öncesinin sanat ve gündelik hayatına dair her şeyi gözlemleyebilirsiniz.Bu kez bin yıllar öncesine değil, Osmanlı dönemine gidiyoruz. Eskişehir’in rengarenk yüzü Odunpazarı Evleri geleneksel Anadolu Türk mimarisine günümüze yansıtıyor. Bu tarih kokan sokaklarda dolaşmak, fotoğraf çekmek, cam sanatını icra eden ustaları izlemek çok keyifli. ESKİŞEHİR’DE GEZİLECEK EN GÜZEL 10 YERYeşilin ve mavinin her tonunu görebileceğiniz doğasıyla büyüleyen Karadeniz Bölgesi, tarihi öneme sahip yerler bakımından da gezginleri tatmin ediyor. Rize’nin meşhur doğal güzelliği Fırtına Deresi’nin kıyısında yer alan ve kayalık yamaç üzerine inşa edilen Zilkale bunlardan biri. Orta Çağ’da inşa edilen kalede sekiz burç ve bir gözetleme kulesi mevcut. Gerek kurulduğu yer gerekse mimarisi itibarıyla büyüleyen kalenin nefes kesen manzarasından Karadeniz’in eşsiz doğasını seyre dalabilirsiniz. TÜRKİYE’NİN EN GÖRKEMLİ KALELERİKurtuluş Savaşı’nı başlatan yolculuğun yapıldığı Bandırma Vapuru’nun geçmişi o kadar eskiye dayanmasa da tarihi önemi çok büyük. Vapur, 19 Mayıs 1919’da Atatürk ve silah arkadaşlarını karaya çıkardığında ülkemizin kuruluşunun ilk adımı da atılmış oldu. Bandırma Vapuru 2006 yılından beri Samsun’da müze olarak sergiye açık. Bu müzede balmumu heykelleri, eski pusulaları, haritaları ve diğer gemi eşyalarını görebilirsiniz. SAMSUN’DA GÖRMENİZ GEREKEN 9 DOĞA HARİKASI YERGüneydoğu Anadolu’nun mistik ve etkileyici atmosferi konuklarını kendine hayran bırakıyor. Köklü tarihi, özgün heykelleri ve ender görülen güzellikteki mozaikleri ile ilgi çeken Zeugma Antik Kenti ise bölgenin en önemli tarihi noktalarından. Gaziantep’e 57 km uzaklıktaki antik kentten çıkarılan eserlerin önemli bir kısmını Zeugma Mozaik Müzesi’nde ziyaret edebilirsiniz. EVDEN ÇIKMADAN GEZEBİLECEĞİNİZ 33 SANAL MÜZEİnsanlık tarihinin yeniden tartışılmasına sebep olan Göbeklitepe’nin dünyanın ilk tapınağı olduğu düşünülüyor. “Tarihin sıfır noktası” olarak da isimlendirilen Göbeklitepe’yi görülecek yerler listenize mutlaka ekleyin. 12 BİN YILLIK GİZEM: GÖBEKLİTEPEBinlerce yıllık geçmişiyle çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Doğu Anadolu Bölgesi, yüzlerce yıl çeşitli uygarlıklara sahne olmuş bir yerleşim yeri olan Ani Harabeleri’ni de kucaklıyor. Bu ören yerinde çok sayıda antik kilise bulunuyor. Kars’a gitmenin biraz uzun süren ama en keyifli yöntemi ise Doğu Ekspresi.Türkiye’nin en büyük höyüklerinden birine ev sahipliği yapan Aslantepe de Doğu Anadolu’nun bir başka tarihi güzelliği. Malatya’ya 7 km uzaklıkta yer alan ve M.Ö. 5000’li yıllardan M.S. 11. yüzyıla kadar yerleşim yeri olarak kullanıldığı düşünülen antik kent, aynı zamanda bir açık hava müzesi. Kazılardan çıkarılan buluntuların büyük bir kısmı Malatya Müzesi’nde sergileniyor.

  • Macerasever turistlerin Artos Dağı’nın zirvesindeki kayak görüntüleri nefes kesti
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 14:08

    Bir yılı aşkın sürede 14 ülkeye giderek farklı yükseklikteki dağlarda kayak yapan Fransız Clarisse Bauwens ile İsviçreli Jules Dutour, Yunanistan’da tanıştıkları Antoine Cretinon ve Lucie Ginet’le aralık ayında Türkiye’ye geldi. Birçok yeri gezdikten sonra Van’a ulaşan 4 macerasever turist, metrelerce karın bulunduğu Gevaş ilçesinde yer alan 3 bin 550 metre yüksekliğindeki Artos Dağı’na tırmanarak kayak yaptı.Van’ın Gevaş ilçesinde bulunan 3 bin 550 metre yüksekliğindeki Artos Dağı’nın zirvesine tırmanarak kayak yapan turistler, doğal pistlerin Van Gölü manzarasıyla bütünleşen manzarasına hayran kaldı.Kayak tutkunu Fransız Clarisse Bauwens ile İsviçreli Jules Dutour, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu farklı ülkelerdeki 400’e yakın rotada kayak yapmak için karavanlarıyla yola çıktı.Bir yılı aşkın sürede 14 ülkeye giderek farklı yükseklikteki dağlarda kayak yapan iki arkadaş, Yunanistan’da tanıştıkları Antoine Cretinon ve Lucie Ginet’le aralık ayında Türkiye’ye geldi.Birçok yeri gezdikten sonra Van’a ulaşan 4 macerasever turist, metrelerce karın bulunduğu Gevaş ilçesinde yer alan 3 bin 550 metre yüksekliğindeki Artos Dağı’na tırmanmaya karar verdi.Yaklaşık 4,5 saat süren zorlu tırmanışla zirveye ulaşan turistler, kısa molalarla sarp yamaçlar ve yüksek eğimli yerlerden kayakla slalom yaparak iniş yaptı.Turistlerin Van Gölü’nün eşsiz manzarasına karşı kayak yaparken kaydettikleri görüntüler nefes kesti.Turistlerden Jules Dutour, yaptığı açıklamada, en güzel ve eğlenceli kayak tecrübelerinden birini Van’da yaşadıklarını söyledi.Kayak turunu planlarken yaptıkları araştırma sırasında Artos Dağı’nı belirlediklerini anlatan Dutour, şöyle konuştu: “Burada kayak yaparken kendimizi Norveç’te gibi hissettik. Artos Dağı’ndan Van Gölü’ne karşı muazzam bir manzaraya karşı kaymak çok güzel. Dünyanın başka bir yerinde böyle bir imkan yok. Çok güzel bir kar ve hava var. Nerede kayak yapılır, nerede adrenalin yaşanır diye araştırma yaparken burayı bulduk. Yunanistan’dan sonra aralık ayı başında Türkiye’ye geldik. Türkiye’de 3 ay kalacağız ve kayak yapılacak tüm dağları gezeceğiz”Lucie Ginet ise Artos Dağı’ndan Van Gölü’nün eşsiz manzarasına karşı kayak yapmanın kendileri için güzel bir anı olduğunu belirtti. Beklemedikleri kadar iyi bir zamanlama olduğunu aktaran Ginet, “Hava çok güzel, kar muhteşem. Kendimizi Norveç’te hissettik. Dağa 4 saate tırmandık. Tırmanmadan önce haritadan gideceğimiz yönü belirliyor ve çok riskli yerlerden geçmemeye dikkat ediyoruz” dedi.Antoine Cretinon da Türkiye’de gittikleri her yerde çok iyi karşıladıklarını ifade ederek, “Burada insanlar çok sıcak kanlı. Artos’a tırmanırken geçtiğimiz köydeki çocuklar bizimle yakından ilgilendi. Onlarla birlikte kayak yaptık, malzemelerimizi anlattık. Dilimizi bilmeseler bile hep bir şeyler anlatmaya, bizimle bir şeyler paylaşmaya çalıştılar. Bu maceralarımızı sosyal medya hesaplarımızdan paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Ukraynalı turist görenleri şaşırttı: Palandöken’de bavulu ile snowboard yaptı
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 13:30

    Kış turizminin gözde kayak merkezi Palandöken’de, bavulu ile snowboard yapan Ukraynalı turist, görenleri şaşırttı. Tatilcilerin dikkatle izlediği kadının, piste sabitlediği kamera ile kendisini çektiği görüldü. Ukraynalı turist, birkaç denemeden sonra sosyal medyadaki takipçileri ile paylaşacağı videoyu tamamladı.Dünyanın en iyi kayak merkezleri arasında gösterilen Erzurum, Palandöken Kayak Merkezi youtuberların gözde mekanı haline geldi. Kayak merkezine gelerek videolar çekip eğlenen birçok youtuber, bu görüntüleri sosyal medyalarında paylaşarak bütün kayak severleri bu zevki tatmaya davet ediyor. Yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistler de kendi takipçileriyle Palandöken’de biriktirdikleri anıları paylaşıyor. Palandöken kayak merkezi dünyanın en uzun pistlerine sahip olması, şehir merkezine 5 kilometrelik havaalanına ise 17 kilometre uzaklıkta yer alması, ışıklandırma sistemleriyle gece kayak yapabilme imkanı sunması ve tesislerin son model teknolojiyle donatılmış olması kayak severler kadar youtuberların da dikkatini çekiyor. Eğlenceli bir kış tatili için Palandöken’i tercih eden birçok yerli ve yabancı youtuber, burada çektikleri video görüntülerini kanallarında takipçileriyle paylaşıyor. İzleyicilerini, Palandöken’e davet eden youtuberlar burada keyifli vakit geçirdiklerini belirtti. Ukrayna’dan gelerek Palandöken’de konaklayan youtuber Yana Metyolkına (30), tatilcilerin ilginç bakışları arasında bavulu ile snowboard yaptı.Yerli ve yabancı turistler, dikkatle izlediği kadının kendisini piste sabitlediği kamerası ile çektiğini görünce ve youtuber olduğunu öğrenince gülümsediler. Ukraynalı kadın birkaç denemesinden sonra sosyal medya takipçileri ile paylaşacağı videoyu tamamladı.Kar yağarken, kayak yaparken ve havanın soğuk olması nedeniyle çatılardan sarkan buz sarkıtlarıyla birçok fotoğraf çekilen Ukraynalı youtuber Metyolkına, “Ukrayna’dan erkek arkadaşımla geldim. Palandöken’i tanıtmak için insanlarla röportaj yapıyorum ve kendi çekilerimle hazırladığım videoları kanalıma yüklüyorum. Bavullu çekim büyük ilgi görecek” diye konuştu

  • Osmanlı’nın savaşlara hazırlandığı yer: Bursa Kocayayla
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 13:09

    Uludağ’ın güney eteklerinde yer alan ve son günlerdeki yoğun kar yağışının ardından eşsiz bir güzelliğe bürünen Kocayayla, kurulan otağ bölgesi, bungalovları ve doğal güzelliğiyle ziyaretçilere huzur dolu zamanlar geçirebilecekleri alternatif bir tatil imkanı sunuyor.Bursa’nın dağ ilçelerinden Keles’in sınırları içinde bulunan, Osmanlı’nın savaşa hazırlandığı 1200 metre rakımlı Kocayayla, sömestir tatilinde izole tatil arayanları ağırlamayı bekliyor.  Bursa kent merkezine 50 kilometre uzaklıkta ve Uludağ’ın güney eteklerinde bulunan yaklaşık 500 dönümlük çayırlık alana sahip Kocayayla, özellikle corona virüs (Covid-19) salgını döneminde izole tatil arayışına girenler için önemli bir seçenek oldu.Etrafı karaçam ağaçlarıyla örtülü, bol oksijenli temiz havaya sahip yayla, hem kent halkı hem de civar illerde yaşayanlar için önemli bir mesire ve kamp alanı özelliğini taşıyor.Salgın döneminden önceki 4 yıl Türk Dünyası Ata Sporları Şenliklerine de ev sahipliği yapan, Türk siyasi tarihine yön veren kararların alındığı, Bursa’ya 60 kilometre uzaklıktaki Kocayayla, kış aylarında da sakinlik ve doğal güzellik arayanların adresi oldu.Son günlerdeki yoğun kar yağışının ardından Kocayayla, otağ bölgesi, bungalovları ve doğal güzelliğiyle ziyaretçilere huzur dolu zamanlar geçirebilecekleri tatil imkanı sunuyor.Konuyla ilgili açıklama yapan Keles Kaymakamı Kübra Teymur, ilçenin yaklaşık 14 bin nüfusa sahip olduğunu belirtti.Teymur, ilçenin, doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi bir yanının da bulunduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Şu an bulunduğumuz Kocayayla, Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında savaşa hazırlandığı yer. Aynı zamanda doğal güzellikleri bulunan Gököz’ümüz var. Her yıl Kocayayla’da düzenlediğimiz şenliğimiz var. Kocayayla ayrıca Bursa’nın en gözde mesire ve piknik alanlarından biri. Şenlikler ve günübirlik ziyaretleri katarsak yılda yaklaşık 200 bin kişiyi ağırlıyoruz. Kocayayla’da büyük şehirlerin stresinden uzaklaşmak isteyen doğa severleri, kampçıları, izcileri Keles’imizin incisi Kocayayla’ya bekliyoruz her zaman. Yazın kamp ve piknik aktivitelerinin yanında kışın da bungalov evlerimizle konaklamak isteyen misafirlerimizi aktif olarak ağırlıyoruz. Sömestir tatilini değerlendirmek isteyenler için bungalov evlerimiz var, aynı zamanda Uludağ’ın kalabalıklığına alternatif olarak Kocayayla’ya kafa dinlemeye gelebilir insanlar”Sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin değerlendirmesi gereken yerler arasında Kocayayla’nın da bulunduğuna işaret eden Teymur, “Pandemide izole bir tatil seçeneğiyle sömestiri geçirmek isteyenleri bekliyoruz. Bungalovlara ve dolayısıyla Kocayayla’ya ilgi oldukça yoğun. Önceden rezervasyon almak kaydıyla kalabilir isteyenler. Bu konuda gayet iyi ilerliyoruz” diye konuştu.Öte yandan ilçenin kırsal Sorgun Mahallesi Muhtarı Necati Ekşi’nin Kocayayla için yaktığı türkü eşliğinde eşsiz kar manzaraları drone ve kamera görüntülerine yansıdı. Sözleri ve bestesi kendisine ait olan türküyü Kocayayla’daki otağda bulunan çadırlar önünde seslendiren Ekşi, Kocayayla’nın güzelliğine olan hayranlığını da sazıyla aktardı.

  • Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 10:06

    Kayserili Turan Zeynel Akdağ, doğada kamp kurduğu alanda o ilin yöresel yemeklerini pişirip hem kentin lezzetlerini hem de doğal güzelliklerini tanıtıyor.Kayserili doğasever Turan Zeynel Akdağ, işinden kalan zamanlarda dağ-tepe demeden gezerek gittiği yerlerde kamp kurup buralarda birbirinden farklı yöresel yemekleri pişiriyor, kentlerin tanıtımına katkı sağlıyor.Gençlik ve Spor Bakanlığında gençlik lideri olarak çalışan ve Ankara’da yaşayan 35 yaşındaki Akdağ’ın 2000 yılında tanıştığı izcilik sayesinde doğaya olan sevgisi arttı.Tatil günlerinde farklı şehirleri gezen ve buralara ait yöresel lezzetlerin yemeklerini doğada pişiren, bunu videoya kaydeden Akdağ, 2016 yılından beri bu videoları sosyal medyadan yayınlıyor.Kilometrelerce yol aştıktan sonra bir dağ eteğinde, ormanlık alanda veya ırmak kenarında kamp kuran Akdağ, karşılaştığı sokak hayvanlarını besleyip çevreyi de temizliyor.Kayseri’nin Bünyan ilçesinde alabalık çiftlikleri bulunan Pınarbaşı Mesire alanında, güveçte alabalık pişirdi.Akdağ, Aksaray Narlıgöl’de pöç kebabı, Muğla Datça’da organik üretim bezelye tarhanası, İzmir Foça’da yeşil fasulye ve deniz börülcesi, Ankara Kızılcahamam’da Kanlıca mantarı pişirdiğini ve bu aşamaları sosyal medya hesabından paylaştığını dile getirdi.Boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla sürekli kamp yaptığını aktaran Akdağ, şunları kaydetti: “Kamp yaşamını çok seviyorum. Gittiğim kamplarda yemek yapıyorduk ama bunları hiç paylaşmıyorduk. Daha sonra başkalarının bu konudaki paylaşımlarını gördüm. Ben de ‘Kampta yaptığım yemekleri paylaşmalıyım, örnek olmalıyım’ diye düşündüm. Böylece Instagram’da ‘Ayı yemeği’ hesabı oluşturdum. Çok kısa sürede çok fazla destek aldım. Yapılan ama görünmeyen güzel örnekleri insanların önüne getirdim. Şu an farklı yemeklerden oluşan 1600 paylaşımın var. İnsanlar küçük bir tencere ile kek yapabiliyor. Bunu Türkiye’de yaşayan kampçılara gösterme fırsatım oldu. Bu bakımdan da mutluyum”İnsanın doğada kendini iyi hissettiğini vurgulayan Akdağ, “İnsan gezmeyince durduğu yerde yorulmaya başlıyor. Gerek psikolojik gerek fiziki açıdan hastalıklar ortaya çıkmaya başlıyor. İnsanın kendini, sevdiği bir yere atabilmesi gerçekten çok güzel. Ben kendimi doğaya attım” dedi.Yaptığı yemeklerin bulunduğu doğal ortamda daha da lezzetlendiğini vurgulayan Akdağ, şöyle devam etti: “Gittiğimiz yerlerde yöreye özgü yemekler hazırlıyoruz. Kayseri’ye gelmişken Erciyes Dağı’nda pastırma veya sucuk pişirip çekmek istiyorum ve haftaya bunu uygulayacağım. İmkanlar el verdikçe gittiğim yerlerdeki yöresel yemekleri yapmaya çalışıyorum. Yerel yemekleri güzel manzara eşliğinde yapıyorum”Yılda bir toplu kamp düzenlediklerini aktaran Akdağ, kütüphane oluşturma ve ihtiyaç sahiplerine destek verme gibi sosyal yardım kampanyaları da düzenlediğini sözlerine ekledi.

  • Uludağ’ın eteklerinde dörtnala özgürlük
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 08:11

    Uludağ’ın eteklerinde yer alan alternatif kış turizminin gözdelerinden binicilik merkezinde at tutkunları ormanların içinde dörtnala özgürlüğün keyfini çıkartıyor. Eşsiz manzarada, karlı kaplı ormanlarda binicilik dışında modern ve geleneksel okçuluk dersleri de veriliyor.Uludağ’ın eteklerinde yer alan binicilik merkezinde at tutkunları ormanların içinde dörtnala özgürlüğün keyfini çıkartıyor. Eşsiz manzarada, karlı kaplı ormanlarda atların koşması havadan drone ile görüntülendi. Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Kazancı Mahallesi’nde kurulan Tabiat Binicilik Merkezi’nde kış aylarında orman ve göl manzarasında ata binmek mümkün. Alternatif kış turizmin gözde mekanlarından olan binicilik merkezi, 2015 yılından beri halka hizmet veriyor. Farklı cinslerde 55 atın bulunduğu merkezde modern ve geleneksel okçuluk dersleri de veriliyor.Her yaştan binicilik eğitimi almak ve doğada atlarla manzaranın keyfini sürmek isteyen yerli ve yabancı turistler, her mevsim merkezi ziyaret ediyor. Pandemi sürecinde de gerekli tedbirler alınarak binicilik merkezi hizmet vermeye devam ediyor. Sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu günlerde ise sadece özel izinli lisanslı sporcular merkezden faydalanabiliyor. Merkezin yanındaki göletin etrafında dolaşan atlar da büyüleyici görüntüler oluşturdu.Tabiat Binicilik Kulübü Başkanı Şeyda Çilek Cihan, Uludağ’ın eteklerinde dört mevsim binicilik faaliyetleri gerçekleştirdiklerini belirterek, “Karda çok keyifli bir ortam oluyor ve her kesimden güzel ilgi görüyor. Hafta içinde kısıtlamaların olmadığı saatlerde çok rahatlıkla burada hizmet veriyor. Tesislerimizde lisanslı binicilerimiz var. Onlar özel izin alarak hafta sonu da gelebiliyorlar. Merkezimizde açık, kapalı manej, ponny maneji ve self binicilik faaliyetlerimiz var. 55’e yakın atımızla 85 civarında lisanslı binicimiz var” dedi.“Karların altında ata binmek isteyen vatandaşlarımız bizimle iletişime geçebilirler” diyerek sözlerini sürdüren Şeyda Çilek Cihan, “Genelde kış sporları denildiği zaman ilk akla kayak geliyor. Ama bunun yanı sıra binicilik de çok farklı ve güzel bir spor dalı. Arazi ve orman turlarında at binmeyi bilmenize gerek yok. Herhangi binicilik geçmişiniz olmasına da gerek yok. Bu turlara katılmak için bir atınızın olmasına da gerek yok. Siz buraya geldiğinizde tüm binicilik ekipmanları size temin ediliyor. Profesyonel antrenör eşliğinde arazide karların üstünde at sürmenin keyfini çıkartabiliyorlar” diye konuştu.2 yaşından itibaren self binicilik yapılabildiğini vurgulayan Cihan, “Binicilik ile ilgili her yaşa uygun at, ekipmanımız mevcuttur. Özgürlüğün keyfini sürmek, bu duyguyu yaşamak isteyen herkesi buraya davet ediyorum” dedi.Atlara binmeyi seven bir vatandaş ise, 3 yıldır binicilik yaptığını ifade ederek, herkesi bu sporu yapmaya davet etti.

  • Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’yi tanıtacak 19 şefi seçti
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 07:26

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, tanıtım çalışmaları kapsamında 19 ünlü Türk şefini belirledi. Go Turkey web sitesinde Türk Ünlü Şefler başlığıyla açılan sayfada, ünlü şefler hakkında şu ifadeler yer aldı:Somer Sivrioğlu: 25 yaşında Avustralya’ya gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı ve Land Down Under’da çok sevilen bir şef oldu.Kemal Demirasal: Şef olmadan önce profesyonel bir rüzgâr sörfçüsüydü. Deneysel restoranı Alancha, İstanbul’a açılmadan önce Çeşme’de doğdu.Aylin Yazıcıoğlu: Nicole Restaurant’ın eski kurucusu ve eski şefidir. Paris’te okudu ve çalıştı.Nusret (Salt Bae): Uluslararası popüler et restoranı Nusr-Et’i kuran bir kasap, restoran sahibi ve şeftir. Et hazırlama ve baharatlama tekniği internette bir sansasyon yarattı.Arda Türkmen: İstanbul’da bir restoran sahibi ve sevilen televizyon kişisidir.Maksut Aşkar: Ünlü restoranı Neolokal’da mutfağını yaratmak için çiftlikten masaya bir yöntem ve minimalist bir estetik kullanıyor.Refika Birgül: Türk mutfağı hakkında yemek kitapları ve köşe yazıları yazmış bir yazar ve televizyon kişisidir.Musa Dağdeviren: İstanbul Çiya’nın kurucusu. Anadolu’nun her yerindeki malzemelerden yararlanıyor.Fatih Tutak: Türk mutfağını pişirdiği Bangkok’taki The House on Sathorn’da şef olarak yerleşti.Doğa Çitçi: Gaziantep mutfağında uzmanlaşmıştır ve yöresel mutfağı tanıtan Gaziantep Mutfaklarının koordinatörüdür.Osman Sezener: İzmir’deki köklerine dönüp OD Urla restoranını açmadan önce İtalya, İstanbul ve ABD’de çalıştı.Ömür Akkor: Türk mutfağının Osmanlı kökenlerini araştıran gurme şef. Anadolu’nun kayıp tariflerinin izini sürüyor.Mehmet Gürs: İstanbul’un en tanınmış şeflerinden biridir. Türk ve İskandinav mutfağını buluşturan Mikla’yı kurdu.Civan Er: Hatay mutfağından esinlenerek deneysel restoran Changa’da çalıştıktan sonra İstanbul’da Yeni Lokanta’yı açtı.İsmet Saz: Tanınmış şeflerle çalışmak için ABD’ye gitmeden birçok restoranda çalıştı. 2015 yılında İstanbul’da TOI Restaurant Lounge’u açtı.Şemsa Denizsel: Önceki restoranı Kantin, İstanbul’a özgü yemekleri yalın, kaliteli bir estetikle yarattı. YouTube kanalı da var.Serkan Güzelçoban: Michelin yıldızı kazanan ikinci Türk şef. Almanya’da doğup büyümüş olmasına rağmen ailesi Denizli’den geliyor.Ali Güngörmüş: Michelin yıldızı alan ilk Türk aşçıdır. Akdeniz mutfağına dair görüşü meşhurdur ve üç yemek kitabının yazarıdır.Vedat Başaran: Osmanlı döneminden kalma yemek kitaplarından ilham alan bir şef ve yemek kültürü araştırmacısı.

  • Aslanları yakından görebilmek için ‘kafese’ giriyorlar
    by NTV on 25 Ocak 2021 at 07:06

    Senegal’in başkenti Dakar’a yaklaşık 70 kilometre mesafedeki “Ranch de Bandia” isimli aslan ve doğal yaşam parkının ziyaretçileri, açık alanda dolaşan aslanların yakınına, kafesli araçlara binerek gidiyorSenegal’de ziyaretçilerin, kafesli araçlara binerek açıkta dolaşan aslanlara yaklaşabildiği doğal yaşam parkı, farklı bir hayvanat bahçesi deneyimi sunuyor.  Başkent Dakar’a yaklaşık 70 kilometre mesafede bulunan Nguekhokhe kentinde 2017 Ocak’ta hizmete giren “Ranch de Bandia” isimli aslan ve doğal yaşam parkının ziyaretçileri, kendilerine ayrılan açık alanda dolaşan aslanları yakından görebilmek için “kafese” giriyor.Özel dizayn edilmiş tellerle kaplı kafesli araçlara binen ziyaretçiler, yaklaşık 30 dakika süren turda, 5 hektarlık alanda özgürce dolaşan aslanlara yaklaşabiliyor, araçtaki küçük pencerelerden dokunabiliyor ve onlarla fotoğraf çektirebiliyor.Araca konulan et kokusunu alan aslanlar, aracın tavanına ve kaputuna oturarak rehberlerin kendilerine et vermesini bekliyor.Araç sürücüsü ve tur rehberi Nazih Salman, parkın açıldığı 2017’den beri aslanlarla beraber olduğunu aktararak, “Her aslanın farklı karakteri var. Özellikle biriyle, adı Madiba, birbirimize güveniyoruz. Onunla oynuyorum hatta elimi ağzına bile sokuyorum ancak asla ısırmıyor. Beni tanıyor ve güveniyor” dedi.Parkın yöneticilerinden Cristophe Dering de ziyaretçilere başka hiçbir yerde deneyimleyemeyecekleri, oldukça farklı bir tur sunduklarını söyledi. Dering, aslanların hiçbir şekilde eğitilmediğini, 5 hektarlık alanda özgürce dolaştıklarını dile getirerek, “Ranch de Bandia projesini 2017 Ocak’ta ortağım Jack Rezk ile hayata geçirdik. Ziyaretçiler, aslan gibi vahşi bir hayvana belki de hayatlarında ilk kez bu kadar yaklaşma şansı buluyor. Aslanları, hayvanat bahçelerinde küçücük kafeslere hapsetmek yerine insanları kafese koyuyoruz. Böylece onların yaşam alanlarına da saygı duyuyoruz” ifadesini kullandı.Parkta 6 yetişkin, 2 genç ve 3 yavru aslanın bulunduğunu belirten Dering, yetişkin ve genç aslanların her birinin haftada 100 kilogram taze et tükettiğini kaydetti.Dering, aslanların rutin sağlık kontrolünden geçtiğini, bunun yanı sıra her aslana özel gıda takviyesi ve sakatat da verildiğini vurguladı. Parkta, doğada nadir rastlanan 3 beyaz aslan yavrusunun da bulunduğu bilgisini veren Dering, ziyaretçilerin 5-6 aya kadar bu yavrulara dokunabildiğini hatta kucağına alabildiğini ve onlarla oyun oynayabildiğini dile getirdi.Dering, parkta aslanların yanı sıra zebra, zürafa, geyik ve ceylan gibi hayvanların da bulunduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:”Aslanlarımızla ünlüyüz ancak 50 hektarlık bir alanda hizmet veriyoruz. Sadece aslanlarla 10 kişi ilgileniyor. Toplam çalışan sayımız 80. Konaklamak için 4’ü havuzlu 17 müstakil evimiz mevcut. Bu evlerde kalan misafirlerimiz bahçeye çıktıklarında karşılarında zürafaları, zebraları görebiliyor. Arada hiçbir bariyer, tel yok. Savananın ortasında doğayla iç içe konaklıyorlar. Çocuklu aileler için de farklı alternatiflerimiz var. Şu an parkı geliştiriyoruz. Hayvan kapasitemizi artırarak özellikle çocuklara yönelik ayrı bir konsepti hayata geçireceğiz”Dering, Türkiye’den oldukça az ziyaretçilerinin olduğunun altını çizerek, Türk turistleri doğanın ortasında hayvanlarla baş başa bir deneyim için parka davet etti.

  • Palandöken’de havaya atılan sıcak su, buz oldu
    by NTV on 23 Ocak 2021 at 05:47

    Türkiye’nin en soğuk kentlerinden olan Erzurum’da, termometrelerin eksi 21 dereceyi gösterdiği saatlerde havaya atılan sıcak suyun donarak kristalleştiği anlar, ilgi çeken görüntüler oluşturdu.Doğu Anadolu Bölgesi’nde dondurucu soğuk, yaşamı olumsuz etkilerken, fotoğraf tutkunları için güzel manzaralar oluşturuyor.Deniz seviyesinden 3 bin 176 metre yükseklikteki Palandöken doruklarında havaya atılan sıcak suyun donarak, kristalleşmesi, ilgi çeken görüntüler oluşturdu.Erzurum’un meşhur soğuk havası ile sıcak suyu birleştirerek görsel şölen oluşturduklarını söyleyen Sevda Sayar, “Her sene yaptığımız bir klasik haline geldi. Müthiş bir görüntü ama tabi havanın soğukluğuna aldanmayın. Burada güneşin altında kayak ve snowboard yapabilmek için çok güzel imkanlar var. Herkesi Palandöken’e bekliyoruz” diye konuştu.Palandöken’de kayak yapan tatilciler ise gençlerin ‘buz şovu’nu ilgiyle izledi. Tatilciler, havaya atılan sıcak suyun tablo gibi görüntüye sahne olduğunu belirterek, ilginç bulduklarını söyledi.

  • Belçika hükümeti “gerekli olmayan” seyahatleri yasaklıyor
    by NTV on 22 Ocak 2021 at 19:23

    Belçika’da federal hükümet, yeni tip Corona virüs (Covid-19) salgınıyla mücadele amacıyla ülkeye “gerekli olmayan” giriş ve çıkışları yasaklama kararı aldı.Başbakan Alexander De Croo, yasağın 27 Ocak’tan 1 Mart’a kadar geçerli olacağını, Belçika’ya girenlerin veya ülkeden çıkmak isteyenlerin seyahatlerinin mutlaka gerekli olduğunu kanıtlamak mecburiyetinde kalacaklarını bildirdi.Corona virüsün yeni tespit edilen türleriyle mücadele için bu tedbirleri aldıklarını aktaran De Croo, üçüncü dalgadan ancak bu şekilde korunabileceklerini söyledi.Yasak kararının “sınırları kapatmak” anlamına gelmediğini vurgulayan De Croo, “Ülkenin etrafına duvar örmüyoruz. Gelişler ve gidişler hala mümkün ancak bunların iyi bir sebebi olmalı.” dedi.BAZI İSTİSNALAR BULUNUYORBelçika’nın mecburi olmayan seyahatlere getirdiği yasağın bazı istisnaları kapsamayacağı belirtildi. Bu istisnaları ise iş seyahatleri, bakıma ihtiyacı bulunan kişiye yardım edilmesi, eğitim için yapılacak seyahatler, hastalık veya bir yakının vefatı gibi ailevi sebepler, ayrılmış ve farklı ülkelerde yaşayan anne-babaların çocuklarını ziyareti gibi durumlar oluşturuyor.Komşu bir ülkede yaşayıp her gün çalıştığı işine gitmek için sınırı geçmek zorunda olanlar da istisna kapsamında olacak.Belçika hükümetinin aldığı diğer kararlar arasında pazartesi gününden itibaren İngiltere, Güney Afrika ve Güney Amerika’dan ülkeye gelecek herkesin 10 gün karantinaya girmesi ve gelişlerinin 1. ve 7. gününde test yaptırma zorunluluğu da bulunuyor.Covid-19 testi pozitif çıkan herkesin bundan böyle 7 gün yerine 10 gün izolasyonda kalması gerekecek.Belçika genelindeki berberler, kuaför salonları, güzellik merkezleri gibi iş yerleri de yeni vaka sayılarında ciddi artış olmazsa 13 Şubat’tan itibaren açılabilecek. Bu konudaki kesin karar şubat başında verilecek. Bu tür iş yerleri ekim ortasından beri kapalı tutuluyordu.Avrupa’da Covid-19 salgınından en çok etkilenen ülkelerden 11 milyon nüfuslu Belçika’da bugüne kadar 687 bin kişi virüse yakalandı, bu kişilerin 20 bin 620’si hayatını kaybetti.İkinci dalganın yaşandığı ekimden bu yana ülkedeki restoran, bar ve kafeler kapalı durumda. Ülkede saat 22.00’den sabaha kadar sokağa çıkma yasağı uygulanıyor ve mümkün olan işlerde evden çalışma zorunluluğu bulunuyor.CORONA VİRÜS DÜNYAYA BÖYLE YAYILDI (ARŞİV)

  • Kapadokya’da iki gün: Nereye gitmeli? Ne yemeli? (Kapadokya gezilecek yerler)
    by NTV on 22 Ocak 2021 at 14:06

    Doğanın ince ince işlediği vadilerin, yüzyıllar öncesinden kalma yer altı şehirlerinin, leziz şarapların, otantik lezzetlerin ve güzel atların diyarı Kapadokya’nın en iyilerini Brandlifemag.com derledi…Eğer yolunuz Kapadokya’ya bir kez düştüyse, bu mucizevi coğrafyaya aşık olmuş ve mutlaka tekrar gelmek istemişsinizdir. Evet, Kapadokya’da keşfedilecek birçok doğal güzellik ve tarihi gizem var. Ancak bunların hepsinin yanında, elinizde bölgede üretilmiş bir kadeh şarapla, vadilerin, tepelerin manzarasına dalıp gitmek de muhteşem bir huzur veriyor insana.Yani Kapadokya’nın tüm turistik noktalarını gördüyseniz bile, sırf bu keyfi yeniden yaşamak için oraya geri dönme isteği duymanız şaşırtıcı değil. İşte bu yüzden, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde en güzel haline bürünen bu bölgeyi ilk kez görecekler ve geri dönecekler için minik bir rehber hazırladık. Gelin birlikte Kapadokya’nın büyüsünü en iyi duyumsayacağınız mekanlara biz göz atalım…Kapadokya’da görmeniz gereken yerlerin başında UNESCO Dünya Kültür Mirası’na dahil olan Göreme Açık Hava Müzesi geliyor. Uçhisar Kalesi’nin neredeyse tüm bölgeyi ayaklarınız altına serecek panoramik manzarası kusursuz. Zelve, Dervent, Güvercinlik ve Aşk Vadileri, ayrıca gün batımında muhteşem bir kızıla bürünen Kızılçukur Vadisi de bölgenin farklı yer şekillerini görebileceğiniz noktalar. Kapadokya’da sizi uzun yürüyüşler bekliyor, en rahat ayakkabılarınızı giymeyi unutmayın!Tabii Kapadokya denince akla ilk gelen fotoğraf karelerinden, gün doğumunda yavaş yavaş göğe yükselen sıcak hava balonlarını da unutmamak gerek. Eğer bölgeyi bir de kuş bakışı izlemek isterseniz mutlaka denemelisiniz.Yani Kapadokya’nın tüm turistik noktalarını gördüyseniz bile, sırf bu keyfi yeniden yaşamak için oraya geri dönme isteği duymanız şaşırtıcı değil. İşte bu yüzden, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde en güzel haline bürünen bu bölgeyi ilk kez görecekler ve geri dönecekler için minik bir rehber hazırladık.Gelin birlikte Kapadokya’nın büyüsünü en iyi duyumsayacağınız mekanlara biz göz atalım…Göreme, Ürgüp ve Uçhisar bölgelerinde sayısız otel bulunuyor. Bunların büyük çoğunluğu coğrafyanın özelliğinden faydalanarak, misafirlerine kayalara oyulmuş odalarda, benzersiz bir konaklama deneyimi yaşatıyor.Uçhisar’da binlerce yıllık bir manastır yerleşkesi ve ona bağlı mağaralar, yer altı tünelleri ve tarihi evlerden oluşan kalıntıları bir titiz restorasyonla hayata geçiren Argos in Cappadocia Kapadokya’nın tüm gizemlerini bir arada sunuyor.Müze konsepti ve paha biçilmez antikalarla dekore edilmiş, 30 kaya ve geleneksel taş odası ile hizmet veren Museum Hotel de sunduğu nefes kesici manzaralarıyla akılda kalıcı bir tatil yaşatıyor.Argos in Cappadocia’nın restoranı Seki, yöresel malzemeleri çağdaş yorumlar ve kendi bağlarının üzümleriyle üretilen şaraplar eşliğinde sunan, Güvercinlik Vadisi manzarasının ayaklarınızın altına serildiği bir lezzet durağı.Göreme’de bulunan Seten, bölgeye özgü yerel mezeleri, çorbaları ve tatlılarının yanında, hoş dekorasyonuyla mutlaka uğramanız gereken bir restoran.Kapadokya’dan şarap almadan dönmemeniz gerektiğini söylemeye gerek yok elbette. Hem tadım hem de alışveriş yapabileceğiniz Kocabağ ve Turasan şarap evlerine mutlaka uğrayın. Antika merakınız varsa Ortahisar ve Uçhisar’daki dükkanların içinde kaybolmaya zaman ayırın.Avanos’ta ise çömlek yapım atölyelerini ziyaret edebilir, eviniz için dekoratif objeler satın alabilirsiniz.

  • Kız Kulesi’nin hikayesi I Kız Kulesi efsaneleri I Kız Kulesi ne zaman yapıldı
    by NTV on 22 Ocak 2021 at 12:56

    İki kıtanın buluştuğu noktada, İstanbul Boğazı’nın ortasında konumlanan Kız Kulesi, 2500 yıllık tarihiyle Antik Çağ’dan Bizans’a, Bizans’tan Osmanlı’ya kadar tüm dönemlere şahitlik etmiş. Gizemli edasıyla denizin ortasında tek başına gözcülük etmiş koca İstanbul’a. İşte İstanbul’un sembollerinden birisi olan Kız Kulesi hakkında bilinmesi gerekenler… (Hazırlayan: Serdar UZUN – serdar.uzun@ntv.com.tr)”İstanbul deyince aklıma kuleler gelirNe zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanırAma şu Kız Kulesi’nin aklı olsaGalata Kulesi’ne varırBir sürü çocukları olur” Ne güzel anlatmış değil mi Bedri Rahmi Eyüboğlu… İşte böylesine hayranlık uyandırır, uğruna şiirler yazdırır Üsküdar’a tatlı tatlı gülümseyen Kız Kulesi… İstanbul’da gezilecek yerler denilince ilk akla yerlerden birisi olan Kız Kulesi, Salacak açıklarındaki küçücük bir adanın üzerine inşa edilmiştir. Hakkında anlatılan birçok efsanesi olan, Boğaz’ın insanı mest eden fotoğraflarında her zaman kendine yer bulan Kız Kulesi, bugün İstanbul’un en önemli sembollerinden biri olarak yerli ve yabancı turistler tarafından sık sık ziyaret edilen ikonik bir adres. Şimdi gelin tarihçesinden başlayarak asırlar boyunca İstanbul’a tanıklık etmiş bu muhteşem kuleyi tüm yönleriyle birlikte tanıyalım.İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Salacak açıklarında küçük bir ada üzerine inşa edilmiş olan Kız Kulesi, İstanbul Boğazı üzerinde yer alıyor. Adres: Salacak Mevkii, Üsküdar 34668 / İstanbulKız Kulesi’ne gitmek için 2 farklı yol bulunuyor.  Kız Kulesi’ne Üsküdar Salacak ve Kabataş üzerinden yapılan tekne seferleri ile ulaşabilirsiniz. Üsküdar Salacak kalkışlı Kız Kulesi seferleri 09.00-19.00 saatleri arasında her 15 dakikada bir yapılıyor. Kabataş-Kız Kulesi seferleri ise sadece hafta sonu 10.00-18.00 saatleri arasında saat başı olarak yapılmaktadır. Ancak şu an Covid-19 tedbirleri kapsamında Kız Kulesi geçici olarak faaliyetlerine ara vermiştir.Geçmişi 2500 yıl öncesine dayanan bu eşsiz yapı, İstanbul’un tarihine eş bir tarih yaşamış ve bu kentin yaşadıklarına görgü şahitliği yapmıştır. Antik çağda başlayan geçmişiyle, Eski Yunan’dan Bizans İmparatorluğu’na,  Bizans’tan Osmanlı’ya, tüm tarihi dönemlerde var olarak günümüze kadar gelmiştir. Tarihi kanıtlara baktığımızda kuleden ilk olarak M.Ö. 410 yılında söz edildiğini görüyoruz. Atinalı komutan Alkibiades tarafından inşa edilen kule, Boğaz’dan geçen gemileri kontrol etmek ve vergi almak amacı ile kullanılıyormuş. İstanbul, Roma hakimiyetine geçtikten sonra Bizans İmparatoru Manuel Comnenos yapıyı taşlarla güçlendirip tam bir kule olarak tasarlatmış ve bir savunma binası haline getirmiş. Osmanlı zamanında bir kez daha restore edilen kule, mehter takımının gösterilerine sahne olmuş. Kulenin bugünkü temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır.  Tarihi boyunca birçok kez harap olup tekrar restore edilen Kız Kulesi, 1998 yılında başlayan restorasyon çalışmalarının ardından 2000 yılında turizme açıldı.KIZ KULESİ İLE GALATA KULESİ’NİN AŞKI Kız Kulesi’nin bir efsanesi var, üstelik o kadar romantik ki… Efsaneye göre Kız Kulesi ile Galata Kulesi birbirine aşıktır ama aralarında bulunan İstanbul Boğazı, sevgililerin kavuşmasını engellemektedir. Galata Kulesi aşkını yıllarca mektuplara yazar ve Kız Kulesi’ne olan hasretini kelimelere döker. Hezarfen Ahmet Çelebi de uçma hayalini gerçekleştirmek için buraya çıktığında, Galata Kulesi onun kulağına Kız Kulesi’ne olan aşkını fısıldar ve mektupları ona verir. İstanbul’un üflediği rüzgarı arkasına alan Hezarfen, mektupları Kız Kulesi’ne ulaştırır. Aşkının platonik olmadığını anlayan Kız Kulesi, sevinçten havaya uçar. Bu iki aşığın birbirlerine duydukları bu derin duygular onların yüzyıllara meydan okumasına yardımcı olmuş, İstanbul’un en güzel manzarasını oluşturmuşlardır. GALATA KULESİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLERLEANDROS’UN ÖLÜMSÜZ AŞKI Bunlardan bir diğeri ise, kuleye adını da vermiş olan Leandros efsanesidir (Leander’s Tower). Aralarındaki denize meydan okuyan aşıklar Leondros ve Hero’nun hikayesi trajediyle bitecektir. Fırtınalı bir gecede, Leondros kulede ışık yandığını görünce, sevgilisi Hero’nun kendisini çağırdığını düşünür ve denize atlar. Oysaki bu kez ışığı yakan Hero değil, aşıkların her gece gizlice buluştuğunu anlayan bir başkasıdır ve ışığı söndürüverir. Leondros, Boğazın dalgalarına gömülür; bunun acısına dayanamayan Hero ise kuleden atlayarak hayatına son verir. Efsanenin sonunda aşıklar adına kulenin olduğu yere bir deniz feneri yapılır.YILANLA GELEN ACI SON Kız Kulesi hakkında en bilinen hikâye, Kleopatra’nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikâyesidir. Kehanete göre; Kral’a çok sevdiği kızının 18 yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir. Kral bu kehanet üzerine, denizin ortasında bir kule yaptırır ve prensesi buraya yerleştirir. Ancak kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesinin ölümüne neden olur. Kral, kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya’nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Yılanın, ölümünden sonra da prensesi rahat bırakmadığına dair söylentiler günümüze kadar ulaşmıştır. Zira bu tabutun üstünde iki delik olduğu hala anlatılır.BATTAL GAZİ HİKAYESİ Kız Kulesi ile ilgili olarak en sık anlatılan hikayelerin sonuncusu ise Osmanlı Dönemi’nde geçer. Hikaye; Battal Gazi’nin askerleri ile birlikte Kızkulesi’ne baskın yaptığını ve kulede saklanan hazineleri alarak, burada yaşayan Üsküdar Tekfuru’nun kızını kaçırdığını anlatır. İstanbul’u (Constantinopoli) kuşatmaya gelen Battal Gazi, kuşatmadan bir sonuç alamayınca Kız Kulesi önündeki kıyıya karargahını kurar ve yedi sene burada kalır. Hikayeye göre, Battal Gazi’nin Üsküdar kıyılarında bu kadar uzun süre kalmasının asıl nedeni, tekfurun kızına aşık olmasıdır. Üsküdar tekfuru, Battal Gazi’nin korkusuyla, kızını hazineleri ile birlikte kuleye kapatır. Şam seferini tamamlayarak Üsküdar’a dönen Battal Gazi, kayık ile Kız Kulesi’ne gelerek, tekfurun kızı ve hazinelerini aldıktan sonra Üsküdar’dan atına atlayıp oradan uzaklaşır. Çokça bilinen “Atı alan Üsküdar’ı geçti” lafı bu hikayeden gelir. Bu hikayeden zamanımıza gelen bir diğer miras da Kız Kulesi’nin ismi ile ilgilidir. Türkler, bu olaydan sonra, diğer efsanelerdeki prenseslere de atfen buraya Kız Kulesi ismini vermiştir.Kız Kulesi ziyaret saatleri 09:00 – 19:00. Kule hem müze hem restaurant olarak yılın 365 günü yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açık.  İstanbul Boğazı’nın ortasında romantik bir akşam yemeği keyfi için kule, akşam saatlerinde de restaurant hizmeti veriyor. Kulenin en üst katında yer alan Kulede Bar, misafirlerine fix menüler sunuyor. Buraya giriş için önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Rezervasyonlu yolculara özel Kabataj-Kız Kulesi gidiş-dönüş için sefer bilgileri şöyle: Kalkış: 20:00, 20:45, 21:30, Dönüş: 23:00, 23:45, 00:30. Üsküdar Salacak- Kız Kulesi arası seferler ise 19:15 itibarıyla her 15 dakikada bir. Kız Kulesi giriş ücretleri ise şöyle… Tam 40 TL, öğrenci 20 TL.

  • Türkiye’nin kış turizm merkezleri konuklarını bekliyor (Sömestr tatili rotaları)
    by NTV on 22 Ocak 2021 at 08:52

    3 haftalık sömestr tatili bugün başlıyor. Yaz aylarında Ege ve Akdeniz sahillerinde deniz, kum ve güneşin tadını çıkaran milyonlarca turisti ağırlayan Türkiye, kayak merkezleri ve termal tesisleriyle kış mevsiminde de unutulmayacak tatil imkanı sunuyor. Peki nereye gitmeli, neler yapmalı? İşte sömestr tatili rota önerileri…Konuklarına sunduğu kaliteli imkanlarla dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Türkiye, geçen yıl 40 milyonu aşkın turisti ağırladı. Ziyaretçilerine yaz mevsiminde zengin turizm olanağı sunan Türkiye, kış döneminde de kayak merkezleri ve termal tesisleriyle yoğun ilgi görüyor. TÜRKİYE’NİN BEYAZ CENNETLERİ (SÖMESTR TATİLİ ÖNERİLERİ)Türkiye’yi tercih eden turistler ve yerli ziyaretçiler, ülkenin çeşitli bölgelerindeki kayak merkezlerinde kayak, snowboard, kızak ve kar motoruyla karın tadını çıkarırken, kaplıcalarda sıcak suyun keyfini yaşıyor, yorgunluk atıyor, şifa buluyor.Bursa’da yaklaşık 7 bin yatak kapasitesiyle otel ve misafirhanelere ait 300-bin 980 metre uzunluktaki 20 kayak pistine sahip Uludağ, önemli kış turizm merkezlerinden biri konumunda bulunuyor.Yılbaşı ve sömestir tatillerinde büyük rağbet gören Uludağ’a gelen tatilciler, kayağın yanı sıra snowboard, kızak ve kar motoruyla karın keyfini yaşıyor.Gündüzleri Uludağ’ı tercih edenler, akşamları kent merkezindeki kaplıcalara girerek günün yorgunluğunu atabiliyor. Bursa’da termal su keyfi çıkarılacak kaplıcalar ile kayak heyecanı yaşanacak yerler arasında sadece bir saatlik ulaşım farkı bulunuyor.Kayseri Büyükşehir Belediyesinin yaklaşık 350 milyon euro yatırımla hayata geçirdiği Erciyes Master Planı kapsamında uluslararası standartlara kavuşan Erciyes Kayak Merkezi, kış turizminin vazgeçilmez adreslerinden biri haline geldi.Kapadokya bölgesine yakınlığı, ulaşım kolaylığı, pist uzunluğu, mekanik tesisleri, profesyonel yönetim anlayışı ve uygun fiyat politikasıyla her geçen gün daha çok ilgi çeken Erciyes Dağı’nda kayak yapan tatilciler, kaplıca keyfi için Nevşehir’in Kozaklı ilçesinde bulunan şifalı kaplıcaları tercih ediyor. Çeşitli kategorilerdeki 22 termal tesis ve yaklaşık 10 bin yatak kapasitesiyle Kozaklı, konuklarını bekliyor.Türkiye’nin gözde turizm merkezi Kapadokya, misafirlerine bir günde hem peribacalarının bulunduğu yörede balon turuna çıkma hem Erciyes Dağı’nda kayak yapma hem de Kozaklı’da kaplıca keyfi imkanı sunuyor.Günün ilk ışıklarıyla sıcak hava balonu turlarına katılarak doğal kaya oluşumlarıyla kaplı vadiler ve peribacalarını kuş bakışı izleme fırsatı bulan tatilciler, Erciyes Dağı’nda kayak yaptıktan sonra kaplıca keyfiyle günü güzel bir şekilde tamamlama imkanı buluyor.”Kayak” denilince ilk akla gelen kentler arasında yer alan Erzurum, sahip olduğu kayak merkezleri ve termal tesisleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Yedi bin yıllık geçmişiyle çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan ve son yıllarda ülkenin özellikle kış turizmi açısından parlayan yıldızı olan Erzurum’da, turistlere hem kayak hem de kaplıca keyfi imkanı sunuluyor.Palandöken Kayak Merkezi Rusya, Polonya, İran ve Gürcistan ile birçok Avrupa ülkesinden gelen turistlere kış mevsiminde ev sahipliği yaparken tatilciler kayak yorgunluğunu akşam saatlerinde gittikleri merkez Aziziye ilçesi Ilıca semtindeki kaplıcalarda atıyor.Türkiye’nin en büyük iki şehri İstanbul ve Ankara arasında yer alan, Anadolu Otoyolu ve D-100 kara yolu ile ulaşımın rahat sağlandığı Bolu, termal tesisleri ve uluslararası standartlara sahip kayak merkezinin yanı sıra Abant, Gölcük ve Yedigöller Milli Parkları ile ziyaretçilerini bekliyor.Kentin toplam 5 bin 300 yatak kapasitesine sahip termal tesisleri, kar kalınlığının bir metreyi geçtiği Kartalkaya Kayak Merkezi, tatilcilere kış mevsiminde de eğlence ve dinlenme imkanı sunuyor. Gündüz merkezde kayağın tadını çıkartan misafirler, akşam da Mudurnu, Seben, Göynük, Karacasu ve Taşkesti’deki onlarca termal tesiste kaplıcaya girerek günün yorgunluğunu atabiliyor.Gündüz merkezde kayağın tadını çıkartan misafirler, akşam da Mudurnu, Seben, Göynük, Karacasu ve Taşkesti’deki onlarca termal tesiste kaplıcaya girerek günün yorgunluğunu atabiliyor.Türkiye’de “kaplıca ve sağlık turizmi” denilince ilk akla gelen şehir olan ve son yıllarda “kongre turizmi” ile de öne çıkmaya başlayan Afyonkarahisar, 5 yıldızlı termal tesisleri, tarihi ve doğal güzellikleri, yöresel lezzetleriyle kış turizminin gözde merkezlerinden biri olarak dikkati çekiyor. Özellikle sonbahar ve kış aylarında tatilcilerle dolup taşan “termalin başkenti”, kentin 4 ayrı bölgesindeki termal su havzası, çamur banyoları, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleri, 3’ü Sandıklı ilçesinde 5 yıldızlı toplam 10 oteliyle yurt içi ve dışından gelen misafirleri ağırlıyor.Zengin mineralli termal sularıyla ünlü Afyonkarahisar’da, misafirler 42 derecelik termal havuzlardan yaz kış yararlanabiliyor.Beyaz travertenleri, binlerce yıllık tarihi ve doğal güzellikleriyle Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden Denizli, termal sularda şifa arayanların ilgi odağı haline gelirken Denizli Kayak Merkezi de karın keyfini çıkarmak isteyenlere alternatif oluyor.UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan “beyaz cennet” Pamukkale, ziyaretçilerin vazgeçemediği turistik mekanların başında geliyor. Pamukkale’ye gelenler, Hierapolis Antik Kenti’ndeki “Kleopatra havuzu”nda sıcak suda yüzme keyfi yaşıyor.İzmit Körfezi ve Sapanca Gölü’nün aynı anda görülebildiği Samanlı Dağlarının zirvesi bin 640 rakımlı Kartepe ve şiirlere konu olan Batı Karadeniz’in en yüksek dağlarından Ilgaz’daki kayak merkezi, özellikle hafta sonları İstanbul başta olmak üzere çevre kentlerden binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.Antalya’da yarım asır önce Beydağları üzerine kurulan, acemi, orta seviye ve profesyoneller için dört pistin bulunduğu Saklıkent Kayak Merkezi, Isparta’daki 2 bin 635 rakımlı Davraz Kayak Merkezi ve Kars’ın Sarıkamış ilçesindeki yüksek bir plato üzerinde yer alan Cıbıltepe Kayak Merkezi ile Sivas’taki Yıldız Dağı Kış Sporları ve Turizm Merkezi de önemi her geçen gün artan kayak merkezleri arasında bulunuyor.Erzincan’daki Ergan Dağı, Samsun’daki Akdağ ve Gümüşhane’deki Zigana kış sporları ve turizm merkezleri ile Van’ın Gevaş ilçesindeki Abalı, Bingöl’deki Hesarek, Elazığ’daki Hazarbaba, Şanlıurfa’daki Karacadağ, Artvin’deki Atabarı, Bayburt’taki Kop Dağı, Ordu’daki Çambaşı, Hakkari’deki Merga Bütan, Muş’taki Güzeltepe, Bitlis’teki Nemrut ve Erhan Onur Güler kayak merkezleri de kayakseverleri bekliyor.Kayak merkezlerinin dışında termal turizmde alternatif arayanların tercih ettiği yerler arasında Ankara Haymana ve Kızılcahamam, Çeşme Ilıca, Balıkesir Gönen ve Yalova kaplıcaları ile Sivas Kangal Balıklı Kaplıca ve Sıcak Çermik kaplıcaları da bulunuyor.

  • Türkiye’de corona virüs aşısı uygulanmaya başladı: Mavi turlara talep arttı
    by NTV on 22 Ocak 2021 at 08:40

    Muğla’nın Marmaris ilçesinde kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenler mavi tura talebi artırdı. Yurt dışı ile yurt içinden gelen talepler sayesinde yatların doluluk oranları ön rezervasyon ile yüzde 60’lara ulaşırken, 800 ahşap ve fiber tekne tur için hazırlanıyor.Eşsiz güzellikteki doğası ve gizli koylarıyla deniz tutkunlarının tercihi Güney Ege Bölgesi kıyıları, yat turizmini tercih eden Avrupalıların gözdesi olmaya devam ediyor. Corona virüs salgını ile mücadelede aşılama sürecinin başlamasıyla birlikte, kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenler, mavi tura yöneldi. Marmaris başta olmak üzere Fethiye, Bodrum ve Datça ilçelerinde mavi tur yapan yat firmalarının şartları araştırılmaya başlandı.Corona virüs aşısının uygulanmaya başlamasıyla birlikte ön rezervasyonların şimdiden yapıldığını söyleyen Marmaris Deniz Ticaret Odası Başkanı Halil Bağlı, “Turizm sezonu iki yıl önce çok canlıydı. Mavi turlar ise her dönem ilgi çekerken, pandemi dolayısıyla durgunluk yaşandı. Ancak corona virüsün bulaşmasını önleyen aşının kullanılmaya başlanmasıyla birlikte yeniden rezervasyonlar canlandı. Özellikle izole dediğimiz kalabalıklardan uzaklaşarak tatil yapmak isteyenlerin tercihi mavi tur ile yat turları oldu” dediYurt içi ve yurt dışından ön rezervasyonlar gelmeye başladığını belirten Bağlı, “Bu şekilde devam ederse, aşılama sürecinde bir aksilik olmaz ise ülkeler arası dolaşımda tekrar kapanma yaşanmadığında sektör olarak verimli günler yaşayacağız. Şimdiden temmuz ile eylül arası alınan ön rezervasyonlar yüzde 60 civarında. 2018 ve 2019 yılında yakaladığımız yüzde yüz doluluk oranlarına ulaşacağımıza inanıyorum” dedi.Deniz turizminin önemli merkezlerinden Marmaris’te fiyatları 1,5 milyon ile 30 milyon dolar arasında değişen lüks yatlar, ilçe merkezi ile kırsal mahallelerde bulunan 6 özel marina, Muğla Büyükşehir Belediyesi kontrolündeki Yat Limanı ve Kordon Caddesi’nde demirli duruyor.İlçede 4 bin 450 lüks yat ve yelkenli bulunuyor. Yatların 3 bin 200’ü başta İngiliz olmak üzere yabancı uyruklu kişilere ait. Boyları 13 ile 46 metre arasında değişen 800 ahşap ve fiber tekne ise mavi tur için kullanılıyor.Mavi tur düzenleyen yatlarda kaptanlık yapan Süleyman Ertürk, yeni bir sezona hazırlandıklarını söyledi. Yatların tamamının kızakta olduğunu ve bakımlarının yapıldığını ifade eden Ertürk, “Aşıdan sonra talepler gelmeye başladı. Fiyatları belirleyen çok şart var. Yatın lüks olması, müşterinin kısa ya da uzun rota istemesi, ne kadar süre deniz de kalacağı gibi konular netleştiriliyor. 1 hafta ile 10 gün arasında tur isteyenlere standart olarak 5 bin ile 50 bin euro arasında fiyat veriliyor. 20 bin euro üzerinde rota ve yemek menüsünü müşteri belirliyor. Temmuz ile eylül arasında kalabalıklara karışmadan izole şekilde tatil yapmak isteyenlerin taleplerinde artış bekliyoruz” diye konuştu.Tur düzenleyen Arda Türkoğlu (32) da “Bu yıl umudumuz var. Geçen yıllar memnun kalan turistler, bu yıl da ön rezervasyonlarını yaptırıyor” dedi.

  • Seyahat için geçen yılın 3. çeyreğinde 18,9 milyar lira harcandı
    by NTV on 22 Ocak 2021 at 08:13

    Salgının etkilerine karşın geçen yılın üçüncü çeyreğinde yurt içinde ikamet eden 17 milyon 299 bin kişinin seyahate çıkarken, toplam seyahat harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,2 azalarak 18 milyar 864 milyon lira oldu.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz-Eylül 2020 dönemine ilişkin “Hane Halkı Yurt İçi Turizm” verilerini açıkladı.Buna göre, corona virüs (Covid-19) salgınının etkisini hissettirdiği 2020’nin temmuz-eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrekte seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydıyla ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı, 2019’un aynı çeyreğine göre yüzde 32 azalarak 21 milyon 724 bin olarak gerçekleşti.Bu dönemde seyahate çıkanlar 255 milyon 77 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 11,7, seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 868 lira oldu.Yurt içinde ikamet eden 17 milyon 299 bin yerli turistin yaptığı seyahat harcamaları, geçen yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,2 azalışla 18 milyar 864 milyon 514 bin lira olarak kayıtlara geçti. Seyahat harcamaları, kişisel veya paket tur harcamaları şeklinde yapıldı.Yurt içi turizm harcamasının yüzde 92,2’sini (17 milyar 391 milyon 223 bin lira) kişisel, yüzde 7,8’ini (1 milyar 473 milyon 291 bin lira) ise paket tur harcamaları oluşturdu.Seyahate çıkış sebeplerine bakıldığında, yakınları ziyaret amacıyla yapılan seyahatler yüzde 58,9 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 35,7 ile “gezi, eğlence, tatil” ve yüzde 2,4 ile “sağlık” takip etti.Bu dönemde seyahate çıkanlar 150 milyon 856 bin geceleme sayısıyla en çok “arkadaş ve akraba” evinde kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 75 milyon 760 bin gecelemeyle “kendi evi” yer alırken, bunu 12 milyon 781 bin geceleme sayısıyla “otel” izledi.VİDEO: DÜNYA TURİZMİNDE 3 SENARYO

  • Uludağ’da oteller, sömestr tatilinde yüzde 90 doluluk oranına ulaştı
    by NTV on 22 Ocak 2021 at 08:07

    Kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ’daki oteller, sömestir tatilinde yüzde 90 doluluk oranına ulaştı. Hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanmadığı Uludağ’a aileler, gelmeye başladı.2020- 2021 eğitim ve öğretim yılının sömestir tatili bugün başlıyor. Yarıyıl tatili nedeniyle kış turizminin önemli merkezi Uludağ, rezervasyonlarla yüzde 90 doluluk oranına ulaşarak, işletmecilerin yüzünü güldürdü. Tatilciler Uludağ’a gelmeye başladı.Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, bölgede en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 11, en yüksek hava sıcaklığı ise sıfırın altında 5 derece olarak ölçüldü. Oteller bölgesindeki kar kalınlığı ise 70 santimetreye ulaştı. Uludağ’da güneşli havanın da etkisiyle pisti dolduranlar, doyasıya eğlendi.Kar yağınca otellerdeki doluluk oranlarının arttığını belirten otel müdürü Harbi Türk, “Sömestir geldi. Hafta sonları yoğun bir talep alıyoruz. Talep arttı fakat biz rezervasyonlarımızı, Güvenli Turizm Belgesi’nin bize ön gördüğü koşullar çerçevesinde alıyoruz. Otellerde belli bir seviyede doluluk olacak. Bizler de doluluk oranlarımıza göre misafirlerimizi ağırlayacağız. Şu an kayak severler oldukça rağbet gösteriyor, telefonlar kilitlendi” dedi.İnsanlar evde kaldıkça sömestr tatilinde kendilerini bir yere atmak istediğini belirten Türk, “Kış tatili, her yıl olduğu gibi bu yıl da yoğun geçiyor. Pistler akşam 5- 6 gibi kapanıyor, sabah 09.00’da açılıyor. Tatile gelen misafirlerin seyahat izni var. Biz kendilerine rezervasyon formu gönderiyoruz. Belli saatler içerisinde seyahat edebiliyorlar. Yüzde 70’e yakın kapasitemiz var. Bu kapasitenin de yüzde 90’ı doldu” dedi.

  • Herkesin hayalini gerçekleştirdiler: Zorlukları var ama mutluyuz
    by NTV on 21 Ocak 2021 at 13:12

    Doğaya olan meraklarından dolayı Bursa’daki işlerini bırakıp Uludağ’ın güney eteklerindeki arazilerine ahşap ev yaparak buraya yerleşen çift, hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor.Doğaya olan meraklarından dolayı Bursa’daki işlerini bırakıp Uludağ’ın güney eteklerindeki arazilerine ahşap ev yaparak buraya yerleşen çift, hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor.Bursa’da doğa sporları üzerine ekipman satışı yapan Mehmet Uğur Tekin ile özel bir şirkette çalışan eşi Sema Tekin, sürekli gerçekleştirdikleri doğa yürüyüşlerinin ve kamp etkinliklerinin ardından Uludağ’da bir arazi satın almaya karar verdi.Yaklaşık 4 yıl önce arazi arayışına giren Tekin çifti 1 yıllık araştırmanın ardından Uludağ’ın güneyinde yer alan Keles ilçesine bağlı kırsal Dağdibi Mahallesi’ne 2,5 kilometre uzaklıkta 5 dönümlük arazi satın aldı.Çitle çevirdikleri araziye önce ahşap bir ev inşa ederek sadece hafta sonları burada kalmayı amaçlayan Tekin çifti daha sonra kent yaşamını bırakıp Uludağ’a yerleşmeyi kararlaştırdı.Tekin çifti yaklaşık 2 yıldır kedi, köpek ve tavuk besleyerek doğayla baş başa bir yaşam sürüyor.Mehmet Uğur Tekin, yaptığı açıklamada, şehirden uzak bir yerde yaşama hayalini gerçekleştirmekten mutluluk duyduğunu söyledi.Uzun süre doğada yerleşebilecekleri bir yer aradıklarını vurgulayan Tekin, “En sonunda burasını satın aldık. 3-4 gün burada yaşayıp geri kalan zamanımızda şehirde yaşama planımız vardı ancak benim işlerimde son dönemde işler yolunda gitmeyince tamamen buraya yerleşme kararı aldık. Kendi oturacağımız ahşap evi hafta sonlarında gelerek inşa ettik. Yaklaşık 2 yıldır tamamen burada yerleştik. Dağdibi Mahallesi sakinleri de bize çok yardımcı oldu. Onların yardımseverlikleri sayesinde buraya daha çabuk alıştık.” dedi.Tekin, kamp alanını işleterek hayatlarını devam ettirdiklerini dile getirerek şöyle devam etti:”Günlerimiz buranın kendi zorluklarıyla geçiyor. Tavuklarımız, köpeklerimiz var. Onlarla da ilgileniyoruz. En yakınımızda Dağdibi Mahallesi var. 2,5 kilometre. Doğada yaşamanın zorlukları da var ama biz burada mutluyuz. 4 kulübenin bulunduğu kamp alanımıza çok güzel ilgi var. “Sema Tekin de uzun zamandır doğa sporları üzerine faaliyetler yürüttüklerini anlattı.Bir süre sonra sadece hafta sonlarında doğada bulunmanın kendilerine yetmediğini dile getiren Tekin şöyle konuştu:”Sonrasında yer arayışına girdik. Gidip kapabileceğimiz, daha vakit geçirebileceğimiz bir yer olsun istedik. 3 yıl önce burayı aldıktan sonra amacımız ilk etapta hafta sonları buraya gelmekti. Sonra zamanla kent hayatındaki işimizde de farklı problemler olunca projemizi hızlandırdık. 1 yıl içinde de kulübeleri tamamladık. Sonrasında da böyle bir hayata geçtik. Şehir yaşamı daha konforlu. Burada beden gücü çok önemli. Beden olarak yorulduk ama kafamız çok rahat. Burada olmaktan mutluyuz.”

  • ‘Osmanlı payitahtı’ Bursa’da tarihi mekanlar gece ve gündüz karla ayrı güzel
    by NTV on 21 Ocak 2021 at 10:41

    Osmanlı Devleti’nin ilk başkentlerinden olan, tarihi cami, hamam, medrese ve türbeleriyle sivil mimarinin önemli eserlerini barındıran Bursa, kar yağışının ardından gece ve gündüz ayrı bir güzelliğe büründü.Sultan 2. Bayezid tarafından yaklaşık 6 asır önce yaptırılan, Osmanlı Devleti döneminde ipek ticaretinin merkezi olan ve burada satılan kozalardan üretilen ipeğin dünya saraylarını süslediği Koza Han’da kar yağışı sonrası güzel görüntüler oluştu.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’ne 2014’te alınan, 7 asırdır “ticaretin kalbi” olarak nitelendirilen Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin de beyaza bürünmesi hem drone kameraları hem de aynı açılardan çekilmiş gece ve gündüz görüntüleriyle adeta büyüleyici manzaralar sundu.Ulu Cami’nin etrafındaki yaklaşık 480 dönüm alanda, Bursa’nın fethinin ardından peyderpey yapılan han, arasta, bedesten, pazar yerleri ve iç içe geçmiş çarşılar bulunuyor.İrili ufaklı 4 bin iş yerinin yer aldığı bölge, özellikle Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmesinin ardından yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi. Koza Han’ın da bulunduğu Hanlar Bölgesi’ne gelenler, Bursa’ya özgü hediyelikler ile ipek ürünlere ilgi gösteriyor.İnanç turizmi merkezlerinden olan şehre hakim bir tepede Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi ile oğlu ikinci padişah Orhan Gazi’nin türbelerinin yer aldığı tarihi Tophane Parkı’ndaki Bursa Saat Kulesi ise geceye ışık katan aydınlatmasıyla, pamuklara sarılmış gökkuşağı izlenimi veriyor.Aynı yerde daha önce Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılan ve bilinmeyen bir tarihte yıkılan saat kulesinin yerine inşa ettirilen kule, 2’nci Abdülhamid’in tahta çıkışının 30. yıl dönümü olan 31 Ağustos 1906’da dönemin Bursa Valisi Reşit Mümtaz Paşa tarafından yaptırıldı.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Nilüfer Belediyesi öncülüğünde devam eden kazılarda ortaya çıkarılan buluntulara göre, yaklaşık 2 bin 600 yıl önce yaşamın başladığı Uluabat Gölü kıyısındaki Gölyazı Mahallesi, doğal güzellikleriyle ilgi görüyor.Japon Seyahat Acentaları Birliğince “Avrupa’nın en güzel 30 kasabası” arasında gösterilen, yağışların fazla olduğu dönemlerde göl suyunun yükselip evlerin önüne kadar gelmesinden dolayı “Küçük Venedik” olarak da nitelendirilen yarımada üzerine kurulu mahalle bugünlerde beyaz örtüyle kaplandı.Drone ile görüntülenen beyazlar içindeki Gölyazı, çoğunlukla ilkbahar ve yaz aylarında ziyaretçi ağırlıyor. Bölgeye gelenler, ilkbahar ve yaz dönemlerinde gölde kayıklarla gezinti yapabiliyor.İşte drone ile havadan görüntülenen Osmanlı payitahtı Bursa…

  • Türkiye’nin ilk milli parkı: Yozgat Çamlığı Milli Parkı
    by NTV on 21 Ocak 2021 at 09:41

    Türkiye’nin ilk milli parkı olan Yozgat Çamlığı Milli Parkı içerisinde bulunan Cevdet Dündar Göleti tamamen buz tuttu. Karla kaplanan orman ve göletin bütünleşmesi havadan görüntülendi.Yozgat Çamlığı Milli Parkı’nda gece eksi 15 derece olarak ölçülen hava sıcaklığı nedeniyle ormanlar arasında bulunan Cevdet Dündar Göleti’nin yüzeyi tamamen buzla kaplandı. Beyaz ve yeşilin buluştuğu tabiat parkında donan gölet ise muhteşem bir güzellik oluşturdu.Tabiat parkını gezen bazı vatandaşlar, cep telefonlarıyla bu anları ölümsüzleştirmek için fotoğraf çekindi.Şehir dışından Yozgat’a gelen ve Yozgat Çamlığı Milli Parkı’nı gezen Mustafa Koçyiğit, “Yozgat’a misafir olarak geldim. Yozgat Çamlığını gezmek istedik. Gerçekten çok güzel bir yer, burada bulunan gölde donmuş. Kartpostallık görüntüler oluşmuş. Ben de fotoğraf çektim hatıra olarak” dedi.Ailesi ile Yozgat Çamlığını gezmeye gelen Yaşar Alptaş ise, “İlk milli park olan Yozgat’ımızın çamlığını gezmeye geldik. Burada bulunan gölümüz soğuktan dolayı buz tutmuş. Güzel bir kartpostallık görüntü var. Biz de ailemizle gezmeye geldik” şeklinde konuştu.

  • Dünyanın Everest’ten sonra en yüksek noktası olan ‘Ölüm Dağı’ olarak tanımlanan K2’ye tırmandı
    by NTV on 21 Ocak 2021 at 09:11

    Daha önce Büyük Britanya Özel Kuvvetler Birliği’nde yer alan Red Bull sporcusu Nimsdai Purja, bu zamana kadar tamamlamaya kimsenin cesaret edemediği bir yolculuğa girişti.Nepalli sporcu ve takımı, zorlu kış şartlarında dünyanın en yüksek ikinci dağı olan K2’nin zirvesine tırmanışa geçti ve kış mevsiminde zirveye çıkmayı başaran ilk dağcılar olarak tarihe geçtiler. 8 bin 611 metre yüksekliğindeki K2 Dağı’na kış şartlarında çıkmanın imkansız olduğu söyleniyordu. Nitekim oldukça zorlu geçen tırmanış, cesur dağcıları yıldırmadı. Sporcular zorlu mücadelenin ardından amaçlarına ulaştı ve evlerine zaferle dönmeyi başardı.”TARİHE GEÇTİK”Rekora imza atan Red Bull sporcusu Nimsdai Purja, “Ben ve takımım kışın zorlu koşullarında K2’nin zirvesine ulaşabildik ve bunu başardığımız için büyük gurur duyuyoruz. Yapılamaz denileni yaptık. Bu sayede yalnızca Nepalli tırmanış topluluklarının adına değil, tüm dünyadaki tırmanış toplukları adına büyük bir başarıya imza atmış olduk. İnsanlık tarihinde kendimize bir yer edinebildiğimiz için gururluyuz. Takım çalışmasının sınırlarını zorlayarak imkansız denileni başarabildiğimiz için elbette çok mutluyuz. Dünyanın her yerinden bize destek ve tebrik mesajları geliyor, herkese teşekkür ediyoruz. Bu hedefi bize olan inançları sayesinde gerçekleştirdik” diye konuştu.

  • Kastamonu’da bir doğa harikası Horma Kanyonu! Kar altında doyumsuz manzaralar sunuyor
    by NTV on 21 Ocak 2021 at 08:31

    Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesindeki Horma Kanyonu, kar yağışının ardından bembeyaz görüntüsüyle muhteşem manzaralar sunuyor.Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesindeki Horma Kanyonu, kar yağışının ardından bembeyaz görüntüsüyle muhteşem manzaralar sunuyor. Zarı Çayı’nın yüzyıllara uzanan yolculuğu sırasında oluşan Horma Kanyonu, son olarak kayalara çivilerle monte edilen 3 kilometrelik ahşap platform sayesinde bir ucundan diğer ucuna yürüyerek geçilebilir hale getirildi.Baharda yeşilin, sonbaharda sarı ve kırmızının tonlarıyla ziyaretçilerini büyüleyen kanyon, kar yağışının ardından beyaz gelinliği giydi.Pınarbaşı Belediye Başkanı Şenol Yaşar, yaptığı açıklamada, ilçenin, Batı Karadeniz’in parlayan yıldızı olduğunu söyledi. Pınarbaşı’nın doğa turizminde kendini öne çıkartarak Türkiye genelinde tanınır hale geldiğini vurgulayan Yaşar, “Horma Kanyonu, doğa turizminde lokomotifimiz konumunda. İçindeki 3 kilometrelik yürüyüş yoluyla Türkiye’de başka örneği olmayan Horma, 4 mevsim kendini gösteriyor. Horma, baharda yeşili, yazın serinliği, sonbaharda renk cümbüşü, kışın da beyaz gelinliğiyle muhteşem bir görüntüye sahip” dedi.Dikkat edilmesi koşuluyla 3 kilometrelik yolun kar altında yürüyerek geçilmesine izin verdiklerini belirten Yaşar, şunları kaydetti:”Karlı havada beyaz örtünün olduğu ortamda Horma Kanyonu yürüyüşü keyif veriyor. Yürüyen arkadaşların memnuniyetini görüyoruz. İçeride fotoğraf ve video çekimleri yapılıyor. Muhteşem görseller ortaya çıkıyor. Horma Kanyonu’nun bitiminde karşımıza Ilıca Şelalesi çıkıyor. Görüntüsü ve güzelliği ile ‘saklı cennet’ dediğimiz şelale ayrı bir görsellik sunuyor”İlçenin doğal güzelliklerinin bununla bitmediğinin altını çizen Yaşar, “Horma Kanyonu’nun yanında dünyanın en derin ikinci büyük kanyonu olan Valla Kanyonu var. Valla Kanyonu seyir terasları ayrı bir heyecan sunuyor. Mağaralarımız ayrı güzelliklere sahip. Pınarbaşı’nı ziyaret ettiğinizde muhteşem görüntüleri görmemiz mümkün” diye konuştu.

  • Denizli’de ‘kuş cenneti’ Yayla Gölü buz tuttu
    by NTV on 21 Ocak 2021 at 07:35

    Denizli’nin Buldan ilçesinde 1155 metre yükseklikteki, 180 kuş türünün yaşadığı Yayla Gölü, buz tuttu. Buz kalınlığının yaklaşık 10 santimetreyi bulduğu gölde, kartpostallık görüntüler ortaya çıktı.Denizli’de etkili olan kar yağışının ardından Buldan’a 8 kilometre mesafedeki Süleymanlı Mahallesi’nde bulunan Yayla Gölü buz tuttu.Hava sıcaklığının sıfırın altına düştüğü 50 hektarlık gölde, buz kalınlığı yaklaşık 10 santimetreye ulaştı. 180 kuş türüne ev sahipliği yapan gölün buz tutmasıyla kartpostallık görüntüler oluştu.Kent merkezinden ve çevre illerden çok sayıda fotoğrafçı ve ziyaretçiyi ağırlayan gölde, buz tabakasının üzerinde gezen kazlar ve karabataklar, bölgeye gelenlerin ilgisini çekiyor. Bazı vatandaşlar, kar üzerinde ATV ve motosiklet sürerken bazıları ise doğal güzelliği yerinde görmenin tadını çıkardı.Yayla Gölü’nde ailesiyle gezintiye çıkanlardan Vedat Deniz, kar yağışının ardından bölgenin eşsiz bir güzelliğe büründüğünü belirterek, “Son kar yağışının ardından Yayla Gölü buz tuttu. Eşim ve çocuklarımla doğanın keyfini çıkarıyoruz. Çocuklar karda eğlenceli vakit geçiriyor. Burası manzarası çok güzel bir yer. Çam ağaçlarıyla bezeli ve havası çok temiz. Herkes gelip bu güzelliği görmeli” dedi.Duran Ali Özkarakaya da “Gölün doğası ve manzarası harika. Bu güzelliğe hayran kaldık. Buz tutan gölün üzerinde kazlar yürüyor. Fotoğraflar çektirip, bu anı ölümsüzleştirdik” diye konuştu.Reşide Özkarakaya ise, “İlk kez buraya geldim. Kar manzarası çok hoşuma gitti. Çok güzel bir yer ve oldukça sakin. Keyifli zaman geçirmek için muhteşem bir yer” ifadelerini kullandı.

  • Ilgaz Dağı’nda kayak sezonu yarıyıl tatili öncesi başlıyor
    by NTV on 21 Ocak 2021 at 07:15

    Ilgaz Dağı’na geçen yıl yapılan 5,6 kilometre uzunluğunda Yurduntepe Kayak Merkezi cumartesi, Ilgaz Dağı Kayak Merkezi ise bugün açılıyor.Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Ilgaz Dağı’ndaki kayak merkezlerinde kayak sezonu bu hafta başlıyor. Kastamonu-Çankırı sınırındaki Batı Karadeniz’in 2 bin 587 rakımıyla en yüksek dağı Ilgaz, Türkiye’nin önde gelen kayak ve kış turizmi merkezleri arasında gösteriliyor. TÜRKİYE’NİN EN İYİ KAYAK MERKEZLERİIlgaz Dağı’na geçen yıl yapılan ve 5,6 kilometre uzunluğunda sahip Yurduntepe Kayak Merkezi, 23 Ocak Cumartesi günü itibarıyla kayakseverleri ağırlayacak. Ilgaz Dağı’ndaki Ilgaz Dağı Kayak Merkezi’nde sezon bugün başlayacak. Salgın ve yeterli kar yağışı olmaması nedeni ile kayak sezonuna geç başlanan Ilgaz’da, öğrencilerin 25 Ocak’ta başlayacak 3 haftalık yarı yıl tatili öncesi kayak sezonu başlamış olacak.Kastamonu İl Özel İdaresi Kültür Sosyal İşler Müdürü ve Ilgaz Yurduntepe Kayak Merkezi Tesisler Sorumlu Müdürü Tuncay Sönmezışık, yaptığı açıklamada, Yurduntepe Kayak Merkezi’nin geçen yıl ocak ayında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katılımıyla açıldığını hatırlattı. Tesisin yoğun ilgi gördüğünü anlatan Sönmezışık, “Bu yıl kar biraz gecikti ama şu anda her şey yolunda. İki gündür pistlerin hazırlığını yaptık. 5 bin 600 metreye varan Karadeniz bölgesinin en uzun pistine sahibiz” dedi.Tesisin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında hizmet vereceğini anlatan Sönmezışık, şunları kaydetti:  “Her şeyden önce sağlık. Pandemi nedeniyle önlemlerimizi alıyoruz. Her gün sabah akşam dezenfekte çalışmalarımız olacak. Pistlerdeki hazırlık sürecimiz bitmek üzere. Şu an son hızla gece gündüz çalışıyoruz. 23 Ocak Cumartesi günü açılışı yapacağız. Pandemi tedbirlerini de gözeterek bütün halkımızı bu güzellikleri yaşamaya bekliyoruz”

  • Side Sualtı Müzesi’ne, 6 yılda 70 bin kişi daldı
    by NTV on 21 Ocak 2021 at 05:33

    Antalya’nın Manavgat ilçesinde, 115 heykelin sergilendiği Side Su altı Müzesi’ne, açıldığı 2015 yılından bu yana 70 bin kişi dalış yaptı.İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası (İMEAK) Antalya Şubesi’nin girişimiyle Manavgat ilçesinde yaptırılan Türkiye’nin ilk su altı müzesi Side Sualtı Müzesi, 31 Ekim 2015 tarihinden bu yana hizmet veriyor. Pandemi gölgesinde geçen turizm sezonunda bile su altı tutkunları tarafından sık sık ziyaret edilen müze, 11 metreden 24 metre derinliğe kadar dalış yapılarak gezilebiliyor.Anadolu medeniyetinin zenginliklerini anlatan 115 heykelin sergilendiği müzeye, yılda ortalama 10 bin dalış yapılıyor. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (BAKA) desteğiyle Side Turizm Bölgesi’nin yaklaşık 1.5 mil açığında yer alan müzedeki heykeller, 11, 18 ve 24 metre derinliklerde bulunuyor. 5 ayrı temaya sahip heykeller, deniz faunasına zarar vermeyecek şekilde yerleştirildi ve şamandıralarla koruma altına alındı.Dalış yapanları 13’üncü metrede semazen ve deniz kızı heykeli, 18’inci metrede deve kervanı ve bedevi heykelleri, 24’üncü metrede ise Kurtuluş Savaşı temalı asker ve siper heykelleri karşılıyor. Yunan mitolojisinde deniz tanrısı olarak bilinen Poseidon heykeli de müzenin en derin noktası olan 24 metrede sergileniyor. Su altı meraklıları, dalış deneyimlerine göre uzman dalgıçlar eşliğinde dalış yaparak, eşsiz bir deneyim yaşıyor.Meksika’daki 400 heykelli su altı müzesinden sonra dünyanın ikinci büyük su altı müzesi olma özelliğini de taşıyan Side Sualtı Müzesi’nde, 2015 yılından bu yana yaklaşık 70 bin kişi dalış yaptı. Sualtı müzesinin kuruluşu sırasında heykellerin su altına yerleştirilmesinde görev yapan dalgıç Ali Yardan, turistik dalışlar için sık sık bölgeye gittiğini söyledi. Müzenin amatör ve profesyonel dalgıçlar için ideal olduğunu anlatan Yardan, “Heykelleri yerleştirirken özellikle dikkat ettiğimiz unsur, turistik dalış için buraya gelecek turistler için görüş açısı yüksek noktalar oluşturmaktı. Bunu başardık. Işığın çok iyi olduğu 11 metrede başlayan müze, 24 metreye kadar genişliyor. Müzeye her dalış yaptığımda ilk kez dalıyor gibi hissediyorum” dedi.

  • Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçesinde çöl hayvanları karla tanıştı
    by NTV on 20 Ocak 2021 at 14:25

    Türkiye’nin ve dünyanın en büyük hayvanat bahçeleri arasında olan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi’nde bulunan çöl hayvanları ile vahşi doğaya alışkın olan yırtıcı hayvanlar, yoğun kar yağışının keyfini sürdü. Havadan da görüntülenen hayvanat bahçesi, beyaz, sarı ve yeşile uzanan renk cümbüşü ile kartpostallık görüntülere sahne oldu.Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın ise dördüncü büyük hayvanat bahçesi olan Gaziantep Hayvanat Bahçesi, yoğun kar yağışı sonrası beyaz örtüyle kaplandı. Bünyesinde barındırdığı 350 türden 7 bin 500 hayvan ve yüzölçümü ile Türkiye ve dünyadaki eşsiz hayvanat bahçeleri arasında yer alan Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nde kar yağışı kartpostallık görüntüler oluşturdu. Bembeyaz kar örtüsü ile kaplanan hayvanat bahçesinde, sarıdan yeşile dönen renklerin cümbüşü eşsiz görüntülere sahne oldu.Hayvanat bahçesindeki görevliler, kış koşullarına rağmen hayvanların beslenmelerini aksatmamak için yoğun mesai harcıyor. Çöl sıcaklarına alışık olan ve yaygın olarak kullanılan develer, sıcağa dayanıklı akbabalar, vahşi doğaya alışkın olan kurt, çakal, kartal gibi yırtıcı hayvanlar, geyikler ve kangurular kar yağışının keyfini çıkardı.Kar yağışına rağmen hayvanat bahçesini ziyaret eden vatandaşlar ise hem eşsiz manzaranın hem de hayvanları yakından görmenin keyfini sürdü.Gece saatlerinde başlayıp sabah saatlerine kadar süren kar yağışı öncesi gerekli tüm önlemleri aldıklarını ve hayvanların bakımlarının eksiksiz yapıldığını söyleyen Gaziantep Hayvanat Bahçesi Şube Müdürü Aysun Kaya, “Kentimizde etkili olan kar yağışı öncesi, sırası ve sonrasında tüm önlemlerimiz aldık. Bizim zaten her türlü konuda çeşitli ekipmanlarımız ve personelimiz var. Kar yağışlarının olduğu zamanlarda da yıllardır temkinli olarak davranmaktayız. Bu noktada tüm ekipmanlarıyla beraber personelimizi eğitmiş durumdayız. Çalışmalarımızı bu zorlu koşullarda hayvanların düzgün şekilde yemlenmesi sürdürüyoruz. Tüm uğraşımızı bu dönemlerde hayvanların aç kalmaması için yapıyoruz. Kar yağışı sırasında ve sonrasında hayvanların hepsini yemlemiş durumdayız” dedi.Bu gibi soğuk havaların bazı hayvanların hoşuna gittiğini, bazı hayvanların ise bu süreçte kapalı barınaklara alındığını belirten Aysun Kaya, “Bu gibi kar yağışlı ve soğuk havalardan çift tırnaklı hayvanlarımız etkilenmiyor. Ama kışın özellikle bu gibi havalardan etkilenen bazı yırtıcı hayvanlarımız var. Bu hayvanlar bu süreçte barınaklarda tutuluyor ve bu barınaklar soğuk havalarda dahil yerden ısıtmalıdır. Bu süreçte bu hayvanları kısa süreli dışarı çıkartıyoruz ve bu süreçte kapalı barınakta temizliğimizi yapıyoruz. Bu havalarda hayvanlarımızı üşütmemek için ve sağlıklarını korumak için gereken tedbirlerimizi alıyoruz” ifadelerini kullandı.Kar yağışının olduğu aşırı soğuk havalarda hayvanlara özel besleyici yemler verdiklerini de açıklayan Kaya, “Kışın soğuk havalarda enerji verici yemlerimiz mevcut. Bu dönemlerde enerji veren yemler hayvanları hem daha fazla sıcak tutuyor hem de daha besleyici oluyor. Bu da hayvanların yaşamlarını ikame ettirmesi veya hasta olmamaları için önem taşıyor” diye konuştu.

  • Vizesiz Bosna Hersek’te kayak tatili rotası: Bjelasnica Kayak Merkezi
    by NTV on 20 Ocak 2021 at 13:46

    Bosna Hersek’in ‘olimpiyat şehri’ Saraybosna yakınlarındaki Bjelasnica ve İgman dağlarının kayak merkezleri, kış sporları tutkunlarına eşsiz bir deneyim imkanı sunuyor.Kar kalınlığının artması ve okulların yarıyıl tatiline girmesiyle kayak merkezlerindeki yoğunluk da başlarken, farklı seviyelerde kayak pistlerinin bulunduğu merkezlerde salgın tedbirleri kapsamında güvenli hizmet de veriliyor. Ziyaretçiler, 1984 Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmış merkezlerde olimpiyat ruhunu hissetme fırsatı yakalarken, sadece kayakseverler değil, doğa tutkunları da dağların güzelliğini keşfetme imkanı buluyor. TÜRKİYE’NİN EN İYİ KAYAK MERKEZLERİBaşkent Saraybosna’ya sadece yarım saat mesafede olan kayak merkezlerinde, kayak sporunu öğrenmek isteyenler için profesyonel eğitmenler de mevcut. 2 bin rakımlı Bjelasnica ve 1500 rakımlı İgman dağlarındaki kayak merkezleri, Avrupa’daki birçok merkeze kıyasla çok daha uygun fiyatlarda hizmet sunuyor.Bjelasnica ve İgman’daki kayak merkezlerinin idaresinden sorumlu “ZOI’84” kamu kurumunun müdürü Edis Bakovic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bjelasnica’da bu kış son 10 yılın en yüksek kar seviyesine ulaşıldığını belirterek her geçen yıl daha fazla ziyaretçi ağırladıklarını ifade etti.Otel ve kayak merkezlerinde salgın tedbirlerine de harfiyen uyulduğunun altını çizen Bakovic, profesyonel aydınlatma ile kış sporu tutkunlarına gece kayak yapma imkanı da sunduklarını söyledi. Bakovic, kayak yapmak istemeyenlere de Bjelasnica’nın temiz havada yürüme ve eşsiz doğayı keşfetme imkanı sunduğunu belirterek “Karda çay ya da kahve içmenin keyfi bir başka” ifadelerini kullandı.Bjelasnica’nın Olimpiyatlar sırasında efsane isimlere ev sahipliği yaptığını anımsatan Bakovic, orman manzarası sunan kayak pistlerinin kış sporu tutkunları için unutulmaz bir deneyim olacağını söyledi.Saraybosna Kantonu (KS) Turizm Birliği Başkanı Mufik Muslic de kayak ve yürüyüş dışında Bjelasnica’da adrenalin tutkunları için karda motosiklet sürme imkanı da bulunduğunu belirterek dağdaki hava kalitesinin kalp hastaları için de iyi bir tedavi sunduğunu kaydetti. Kayak merkezlerinin son derece profesyonel şartlarla faaliyet gösterdiğini dile getiren Muslic, “Olimpiyat ruhunu yaşatmaya devam eden dağlarımızı insan ömründe bir kez ziyaret edilmeli. Bu güzelliği herkes görmeli ve arkadaşlarına anlatmalı” dedi.Bjelasnica’nın gözde otellerinden Han Otel’in işletmecisi Edina Koco da bu sezon Kovid-19 tedbirleri çerçevesinde hizmet verdiklerini belirterek kayak pistleri ve dağ manzaralı otelde konuklara Bosna mutfağı başta olmak üzere dünya mutfağının eşsiz lezzetlerini sunduklarını söyledi.İgman Dağı, kayak pistlerinin yanı sıra Bosna’daki savaşta (1992-1995) Sırp birliklerin saldırılarının durdurulması ve başkent Saraybosna’nın savunulmasında da sembol yerlerden biri oldu. Ziyaretçilerine Bosna’daki savaşın dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen İgman savunmasının ruhunu da hissettiren dağ, ülkedeki ilk “asker camisi” olma özelliği taşıyan İgman Camisi’ne de ev sahipliği yapıyor.landı.İgman’da bulunan Monti Oteli’nin Müdürü Dragana Kurtagic, geçen yıl faaliyete başlamalarına rağmen oldukça ilgi gördüklerini, salgın tedbirlerine uygun olarak hizmet verdiklerini söyledi.Bosna Hersek’in eşsiz doğasında kayak yapmayı öğrenmek isteyenler için kayak eğitimi imkanı da sunulan Bjelasnica ve İgman’da, hem bireysel hem de grup olarak kayak dersleri veriliyor. “Champions” Kayak Okulu antrenörlerinden Enis Vahida, kayak okulundaki tüm antrenörlerin lisanslı eğitmenler olduğunu belirterek “Özellikle çocuklarla uzun yıllardır çalışıyoruz. Farklı seviyelerde gruplarımız var. Bazıları başlangıç seviyesindeyken, yıllardır devam eden çocuklarımız da mevcut” dedi.Yetişkinler için de ders verdiklerini aktaran Vahida, “Yetişkinlerle bire bir çalışıyoruz. Hafta içi beş gün boyunca derslerimiz devam ediyor. Hafta sonu ise çocuklarla bire bir derslere odaklanıyoruz” ifadelerini kullandı. YURTDIŞINDA GİDİLEBİLECEK EN EKONOMİK KAYAK MERKEZLERİ

  • İstanbul’un simgelerinden Galata Kulesi hakkında bilinmesi gerekenler
    by NTV on 20 Ocak 2021 at 11:11

    UNESCO Dünya Mirası Geçisi Listesi’nde yer alan ve dünyanın en eski kuleleri arasında sayılan Galata Kulesi, aynı zamanda İstanbul’un sembollerinden birisi. İşte İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılardan birisi olan Galata Kulesi hakkında bilinmesi gerekenler… (Hazırlayan: Serdar UZUN – serdar.uzun@ntv.com.tr)Galata Kulesi, İstanbul gezilecek yerler denilince ilk akla yerlerden birisidir. Heybetli görüntüsüyle yüzyıllardır kenti gözleyen, hakkında türlü hikayeler anlatılan, konuklarına şehrin en güzel manzaralarını görme imkanı sunan turistik bir yer olarak Galata Kulesi, hem yerli hem yabancı turistler tarafından sık sık ziyaret edilen İstanbul’un sembollerinden birisi. Son düzenlemelerle herkesin daha çok dikkatini çekmeyi başaran tarihi yapıya girişler nasıl olacak merak konusunu oluştururken, içeriğindeki değişiklikler de herkesin merak ettiği bir diğer konu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy katlarda İstanbul’u anlatan bilgilendirici eserlerin olacağını belirtmişti. Büyük bir gösteriyle restorasyon işlemi bitti ve Galata Kulesi ziyarete açıldı. Şimdi gelin tarihçesinden başlayarak asırlar boyunca İstanbul’a tanıklık etmiş bu muhteşem kuleyi tüm yönleriyle birlikte tanıyalım.Galata Kulesi, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde, Bereketzade Mahallesi’nin Galata bölümünde yer alıyor. Şehrin Avrupa tarafına inşa edilmiş olan Galata Kulesi, Şişhane-Karaköy arasında Boğaz’a hakim bir konumda yer alıyor. Adres: Bereketzade Mb. Büyük Hendek Caddesi, No: 2, Galata / Beyoğlu / İstanbulGalata Kulesi’ne gitmek için birçok farklı yol bulunuyor.  Özel araçla; Tarlabaşı yolundan Taksim’e çıkarken sol tarafta Galata Kulesi tabelasından girerek ulaşabilirsiniz. Aracınızı kule çevresinde yer alan otoparklara bırakabilirsiniz.  Toplu ulaşımla ise öncelikle Taksim’e ulaşıyorsunuz. Ardından İstiklal Caddesi’ni baştan sona geçtikten sonra caddenin sonundan yaklaşık 500 metre aşağıda kuleye ulaşabilirsiniz.  Eminönü tarafından gelmek isterseniz Karaköy yolu üzerinden Bankalar caddesinden yokuşu çıkarak ulaşım sağlayabilirsiniz veya tüneli kullanabilirsiniz.Galata Kulesi ilk olarak Bizans İmparatoru Justinianos tarafından MS 507-508 yılında inşa edilmiştir. Günümüzdeki kuleyi 1348 – 49 yılında Cenevizliler yeniden inşa etmiştir. Kule 1445 – 46 yılları arasında yükseltilmiştir. 1500’lü yıllarda depremden zarar görerek, Mimar Murad bin Hayreddin tarafından onarılmıştır. III. Selim döneminde kule onarıldıktan sonra, kulenin üst katına bir cumba eklenir. 1831’de kule bir yangın daha geçirir, II. Mahmut kulenin üzerine iki kat daha çıkar ve külah biçiminde olan ünlü dam örtüsüyle kulenin tepesi kapatılır. Yapı son olarak 1967’de onarım görmüştür.Galata Kulesi yığma moloz taş örgü sistemde inşa edilmiştir. Dış cephe taş örgüdür. Girişteki kitabede 16 mısralık methiye II. Mahmut döneminde yapıldığı için onun adına yazıldığı düşünülmektedir. Kapının üzerindeki yuvarlak kemerli pencere askerlerin gözetleme yeri idi. Yüksek giriş katından sonra dokuz katlı bir yapıdır. Silindirik gövdesi üzerindeki pencereler tuğla örgülü yuvarlak kemerlidir. Külah çatının hemen altındaki son iki katın gelişimi silindirik gövdeyi çevreleyen profilli silmelerle vurgulanmıştır. Külah çatının altındaki katı sarmalayan, metal süslemeli şebekeli seyir balkonu mevcuttur. Alt katında ise derin nişli payelere oturan yuvarlak kemerler ve içerisinde tuğla örgü yuvarlak kemerli pencereler mevcuttur. Bugün yapının üçüncü kata kadar olan kısmının Ceneviz, diğer katlarının Osmanlı karakteri taşıdığı gözlenmektedir.Hezarfen Ahmed Çelebi, dünyada ilk kez uçmayı başaran Türk bilginidir. 17. yüzyılda yaşadığı, 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan 4. Murad zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir. Evinde deneylerle uğraşıp, çeşitli konularda araştırmalar yapan Hezârfen Ahmed Çelebi İsmail Cevheri adlı bir başka Türk bilginini örnek alarak, bugünkü hava taşıtlarının ilkel şeklini gerçekleştirmişti. Kuşların uçuşunu inceleyerek tarihi uçuşundan önce hazırladığı tahtadan kanatlarının dayanıklılık derecesini ölçmek için, Okmeydanı’nda deneyler yapmış ve bir sabah kıyılarda biriken İstanbul halkının gözleri önünde, Galata Kulesi’nden kendisini boşluğa bırakarak, kanatlarını hareket ettirerek boğazı aşmış ve Üsküdar’ın Doğancılar semtine inmiştir. Bu uçuş Avrupa’da ilgi ile karşılanmış, İngiltere’de bu uçuşu gösteren gravürler yapılmıştır. Sarayburnu’ndaki Sinan Paşa köşkünden bu durumu seyreden Sultan Dördüncü Murad, Hezârfen Ahmed Çelebi ile önce çok yakından ilgilenmiş, ancak bu derece bilgili ve becerikli bir adamın varlığından kuşkuya düşerek onu Cezayir’e sürgün etmiştir. Hezârfen Ahmed Çelebi orada vefat etmiştir. Hezârfen Ahmed Çelebi’ye ait tek tarihî kayıt ünlü Osmanlı seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme isimli eserinde geçiyor.Galata Kulesi’nin bir efsanesi var, üstelik o kadar romantik ki… Efsaneye göre Galata Kulesi ile Kız Kulesi birbirine aşıktır ama aralarında bulunan İstanbul Boğazı, sevgililerin kavuşmasını engellemektedir. Galata Kulesi aşkını yıllarca mektuplara yazar ve Kız Kulesi’ne olan hasretini kelimelere döker. Hezarfen Ahmet Çelebi de uçma hayalini gerçekleştirmek için buraya çıktığında, Galata Kulesi onun kulağına Kız Kulesi’ne olan aşkını fısıldar ve mektupları ona verir. İstanbul’un üflediği rüzgarı arkasına alan Hezarfen, mektupları Kız Kulesi’ne ulaştırır. Aşkının platonik olmadığını anlayan Kız Kulesi, sevinçten havaya uçar. Bu iki aşığın birbirlerine duydukları bu derin duygular onların yüzyıllara meydan okumasına yardımcı olmuş, İstanbul’un en güzel manzarasını oluşturmuşlardır.Galata Kulesi ziyaret saatleri 09:00 – 19:00. Kule haftanın her günü ziyarete açık.  Bu saatlerde cafe olarak hizmet veren 9. kat, saat 20.00 itibarıyla restoran olarak misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.  Galata Kulesi giriş ücretleri şöyle… Yerli turist: Tam 20 TL, öğrenci 10 TL. Yabancı turist: 25 TL

  • Ata Buz Müzesi: ‘Türkiye’nin tek buz müzesi’ ziyaretçilerini adeta kutuplarda gezintiye çıkarıyor
    by NTV on 20 Ocak 2021 at 10:13

    Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Erzurum’da, Atatürk Üniversitesi ile Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) iş birliğinde kurulan “Ata Buz Müzesi”, yeni sanat eserleriyle ziyaretçilerini bekliyor.Kış mevsiminin sert geçtiği kentlerden Erzurum’da, geçen yıl Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde açılan müze, Türkiye’nin tek buz müzesi olma özelliği taşıyor. Üniversitenin heykel bölümündeki öğretim üyeleri, Güzel Sanatlar Fakültesi yerleşkesinde bulunan müzede, aralıklarla yeni projeler üreterek ziyaretçileri farklı sergilerde ağırlıyor.Ziyarete açılan “Cumhuriyet ve Çocuk” ile “Tuz Buz” temalı sergide, buzdan yapılan, kutupların simgesi iglo ev, Türkiye haritası ve Türk bayrağı ile Erzurum’un önemli simgelerinden Nene Hatun’un heykelinin de bulunduğu 22 eser sergileniyor.Özel ışık sistemleriyle aydınlatılan buzdan heykellerin yer aldığı müze, içerideki soğuk hava dolayısıyla montlarını giyerek ziyaret edenleri adeta kutuplarda yolculuğa çıkarıyor.Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Bulat, müzenin Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı’nın destekleriyle geçen yıl 15 Temmuz’da açıldığını anımsattı. Serginin  3 aylık bir çalışmayla hazırlandığını ifade eden Bulat, “Buzları depolarımızda biriktirip bu alanda sergiliyoruz. Kutupların ve Orta Asya’daki çadır geleneğinin simgesi iglo ev, çocuklara yönelik Hüma kuşu, deniz atı ve taka gibi heykeller, Türkiye ve Türk bayrağı ile Erzurum’un simgelerinden Nene Hatun gibi birçok çalışma ütüyle ısıtılıp birleştirildi” dedi.Bulat, yörenin kültürünü tanıtarak kentin turizmine katkı sunmayı amaçladıklarını belirterek, herkesi müzeye beklediklerini dile getirdi. Müzede yeni projeler üretmeye devam edeceklerini aktaran Bulat, “12 Mart (Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü) ile 23 Temmuz’a (Erzurum Kongresi’nin yıl dönümü) yönelik çalışmalar yapacağız. Daha sonra da uluslararası sanatları buraya davet ederek workshop etkinliği yapıp şehrimizi tanıtmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.Seramik bölümünden Dr. Öğr Üyesi Caner Yedikardeş ise “Tuz Buz” temalı serginin buz ve seramik malzemelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulduğunu anlatarak, şöyle dedi: “Teknik bir çözümleme yapıldı ve onun beraberinde bu işler ortaya çıktı. ‘Pişmiş toprakla yapılan cam ile buzu nasıl ilişkilendiririm?’ diye düşünüyordum. Böyle imkan olunca değerlendirmek istedim. Tuz buz ismi de ateşle sertleşen cismin, buzda donarak kırılma anlarının sabitlenmesidir. Yani sergide ana zamana atıf var”Heykel bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Halil Daşkesen de Türk besteci ve müzik eğitimcisi Muammer Sun’a ithafen piyano heykeli yaptığını anlatarak, “Sergimizin teması cumhuriyet ve çocuktu, bu anlamdan yola çıkarak çalışmalarımızı oluşturduk. Piyano özellikle Muammer Sun’a ithafen yapıldı. Üniversitemizin 40. yıl marşını yazan hocamızın anısına eserimizi iki ay boyunca sanatseverlerle buluşturacağız” dedi.Ata Buz Müzesi, Erzurum’un Yakutiye ilçesinde, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi içinde yer alıyor. Adres: Üniversite, Güzel Sanatlar Fakültesi, Atatürk Ünv., 25240 Yakutiye/Erzurum

  • Dünyanın yüzölçümü en büyük ülkeleri (Türkiye kaçıncı sırada?)
    by NTV on 20 Ocak 2021 at 09:34

    Dünya üzerinde 200’ü aşkın ülke bulunuyor Peki bunlar arasında dünyanın en büyük ülkeleri hangileri? İşte Birleşmiş Milletler’e bağlı çalışan World Bank verilerine göre karasal yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük ülkeleri…2 milyon 381 bin 740 kilometre kare2 milyon 699 bin 700 kilometre kare2 milyon 736 bin 690 kilometre kare2 milyon 973 bin 190 kilometrekare7 milyon 692 bin 20 kilometre kare8 milyon 358 bin 140 kilometre kare9 milyon 93,5 bin 10 kilometre kare9 milyın 147 bin 420 kilometre kare9 milyon 388 bin 210 kilometre kare16 milyon 376 bin 870 kilometre kare769 bin 630 kilometre kare Türkiye, karasal yüzölçümü bakımdan listenin 36’ncı sırasında yer aldı.

  • Türkiye’den kar manzaraları
    by NTV on 20 Ocak 2021 at 09:19

    Ülke genelinde hava sıcaklıklarının düşmesiyle kar yağışı etkili oldu. Birçok turistik lokasyon beyaza büründü. İşte Türkiye’den kar manzaraları…Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesindeki Horma Kanyonu, kar yağışının ardından bembeyaz görüntüsüyle muhteşem manzaralar sunuyor. Zarı Çayı’nın yüzyıllara uzanan yolculuğu sırasında oluşan Horma Kanyonu, son olarak kayalara çivilerle monte edilen 3 kilometrelik ahşap platform sayesinde bir ucundan diğer ucuna yürüyerek geçilebilir hale getirildi.Baharda yeşilin, sonbaharda sarı ve kırmızının tonlarıyla ziyaretçilerini büyüleyen kanyon, kar yağışının ardından beyaz gelinliği giydi. Pınarbaşı Belediye Başkanı Şenol Yaşar, yaptığı açıklamada, ilçenin, Batı Karadeniz’in parlayan yıldızı olduğunu söyledi. Pınarbaşı’nın doğa turizminde kendini öne çıkartarak Türkiye genelinde tanınır hale geldiğini vurgulayan Yaşar, “Horma Kanyonu, doğa turizminde lokomotifimiz konumunda. İçindeki 3 kilometrelik yürüyüş yoluyla Türkiye’de başka örneği olmayan Horma, 4 mevsim kendini gösteriyor. Horma, baharda yeşili, yazın serinliği, sonbaharda renk cümbüşü, kışın da beyaz gelinliğiyle muhteşem bir görüntüye sahip” dedi.Dikkat edilmesi koşuluyla 3 kilometrelik yolun kar altında yürüyerek geçilmesine izin verdiklerini belirten Yaşar, şunları kaydetti:”Karlı havada beyaz örtünün olduğu ortamda Horma Kanyonu yürüyüşü keyif veriyor. Yürüyen arkadaşların memnuniyetini görüyoruz. İçeride fotoğraf ve video çekimleri yapılıyor. Muhteşem görseller ortaya çıkıyor. Horma Kanyonu’nun bitiminde karşımıza Ilıca Şelalesi çıkıyor. Görüntüsü ve güzelliği ile ‘saklı cennet’ dediğimiz şelale ayrı bir görsellik sunuyor”İlçenin doğal güzelliklerinin bununla bitmediğinin altını çizen Yaşar, “Horma Kanyonu’nun yanında dünyanın en derin ikinci büyük kanyonu olan Valla Kanyonu var. Valla Kanyonu seyir terasları ayrı bir heyecan sunuyor. Mağaralarımız ayrı güzelliklere sahip. Pınarbaşı’nı ziyaret ettiğinizde muhteşem görüntüleri görmemiz mümkün” diye konuştu.Doğal turkuaz rengi ile Anadolu’nun nazar boncuğu olarak adlandırılan Gökpınar Gölü, yağan kar ve dondurucu soğukla birlikte eşsiz bir güzelliğe büründü. Gürün ilçesinde bulunan Gökpınar gölü yaz ve kış aylarında 17 derecelik su sıcaklığı, turkuaz rengi ve doğal güzelliği ile ziyaretçilerini büyülüyor.Gölün zemininden kaynayarak çıkan 17 derece sıcaklığındaki su, yüzeydeki eksi 19 derece soğukla birleşince, göl adeta bular denizine dönüştü. Gölün yüzeyinde dalgalanan buhar görülmeye değer görüntüler oluşturdu.Gölde yaşamlarını süren ördek ve kazlarda su buharının içerisinde fotoğraf sanatçılarına konu oldu. Gölün ziyaretçileri, Gökpınar’ın her mevsim farklı bir güzelliğe sahip olduğunu belirttiler.Elazığ’da etkili olan kar yağışı nedeniyle, kent merkezi bu yıl ilk defa beyaza bürünürken bin 200 rakımlı tarihi Harput Mahallesi’nde ise kartpostallık görüntüler çıktı. Tarihi mahalleden kent merkezi ise beyazlar altında drone ile görüntülendi.Meteoroloji’nin uyarısını yaptığı kar yağışı, dün Elazığ genelinde etkili oldu. Etkili olan kar yağışıyla birlikte kent merkezi bu kış mevsiminde ilk defa tamamen beyaz örtüyle kaplandı. Merkezin yanı sıra medeniyetler beşiği bin 200 rakımlı tarihi Harput Mahallesi de mevsimin üçüncü kar yağışını alarak yine beyaz gelinliğini giydi.Mahallede bulunan M. Ö. 8. yüzyıl’da Urartu Krallığı tarafından yapılan Harput Kalesi, Pisa kulesinden bile fazla eğik olduğu tescillenen Ulu Cami minaresi gibi bir çok tarihi yapı kar ile birlikte izlenmesi keyif veren görüntüler oluşturdu.Öte yandan yüksek rakımı nedeniyle Harput’tan şehir ise beyazlar altında drone ile görüntülendi.UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, bölgede etkili olan kar yağışının ardından beyaza büründü.  En son 2017’de kar yağan Şanlıurfa, 4 yıl aradan sonra yeniden beyaza büründü.12 bin yıllık geçmişiyle “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe’de ise sabah saatlerinden itibaren kar yağışı etkili oldu.Kar yağışının ardından Göbeklitepe’de kartpostallık görüntüler oluştu.Bitlis’in Ahlat ilçesinde, kar yağışı sonrası beyaz örtüyle kaplanan tarihi yapılar güzel görüntüler oluşturdu. Bünyesinde barındırdığı çok sayıda tarihi eserle ön plana çıkan Ahlat, her mevsim ayrı güzelliğe bürünüyor.UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan, dünyanın en büyük Türk İslam Mezarlığı Selçuklu Meydan Mezarlığı, kubbeleri beyaza bürünen tarihi kümbetler ve mağara evler gibi çok sayıda tarihi mekan, kar yağışı sonrası seyrine doyumsuz manzaralara sahne oldu. Fotoğraf tutkunları da karla bütünleşen, üzerinde yazılar, kabartmalar, nakış ve işlemeler bulunan mezar taşlarını fotoğrafladı.Ahlat Doğa ve Kültürel Mirası Yaşatma Derneği Başkanı Samet Adıyaman, gazetecilere yaptığı açıklamada, ilçede beyaza bürünen tarihi alanlarda güzel görüntülerin ortaya çıktığını söyledi.Tarihe ve doğal güzelliklere tanıklık etmek isteyenlerin Ahlat’ı görmesi gerektiğini belirten Adıyaman, “Tarihi alanlarımızdan Selçuklu Mezarlığı, Harabaşehir bölgemiz, Akkoyunlular döneminden kalma köprümüzde kartpostallık görüntüler oluştu. Tüm doğaseverleri ve gezginleri, Ahlat’a, bu güzellikleri görmeye davet ediyoruz” dedi.Ardahan’da kar yağışı yerini dondurucu soğuklara bıraktı. Ardahan Kalesi kenarındaki kayalıklardan ve şelaleden Kura Nehri’ne akan suyun donması ile metrelerce yükseklikte buz sarkıtları oluştu.Gece hava sıcaklığının eksi 16 derece ölçüldüğü Ardahan’da soğuklar hayatı adeta durma noktasına getirdi. Halilefendi Mahallesi’nde bulunan çeşmelerden, Ardahan Kalesi kenarındaki kayalıklardan ve şelaleden Kura Nehri’ne akan su, soğuk hava sebebiyle buz tuttu. Oluşan görüntüler ise adeta görsel bir şölen oluşturdu.Kubilay Koçak, kentin kışın ayrı bir güzelliğe kavuştuğunu belirterek, “Ardahan’da kar yağışının ardından soğukla mücadelemiz yeniden başladı. Hava sıcaklıkları geceleri eksi 25-30 dereceye kadar düşerken, gündüz saatlerinde ise eksi 15-16 dereceye kadar düşüyor. Şelale dondurucu soğuklar nedeniyle güzel bir görünüme kavuşmuş. Metrelerce yükseklikte oluşan buz kütleleri görsel bir görüntü oluşturmuş. Ardahanlılar olarak bizler buna alışığız. Bizim kaderimiz de soğuk” şeklinde konuştu.Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde Off-Road Kulübü üyeleri karlı ve soğuk havada yiyecek bulmakta güçlük çeken yaban hayvanlar için harekete geçti. Yanlarına aldıkları yemleri Tavşanlı ve Kütahya’nın Domaniç ilçesi arasındaki Yaylacık Ormanı’na götüren üyeler, yılkı at sürüsüyle karşılaştı.Kar yağışının ardından beyaza bürünen ormandaki yılkı atlarını cep telefonuyla görüntüleyen kulüp üyelerinden Recep Uslu, “Karın yağması ile yabani hayvanların bu zor şartlarda sıkıntı yaşayacağını düşündüğümüz için hem gezi hem de yiyecek götürmek için bölgeye gittik. Normalde daha önceleri çıktığımızda hiçbir şekilde yılkı atlarıyla karşılaşmamıştık. Bu kez atları birden karşımızda görünce biz de şaşırdık. Hepimiz bu anı ölümsüzleştirmek için fotoğraf ve video kaydı yaptık. Onların yiyebileceği ekmek gibi yiyecekleri çeşme kenarlarına, su kenarlarına bıraktık” dedi.Mustafa Çürük de güzel bir tesadüfü yaşadıklarını ifade ederek, “Yabani hayvanları yemlemek için dağa çıkmıştık. Atlarla karşılaştık. Çok güzel bir duygu. Her gezide yaptığımız gibi yabani hayvanlara yem götürüyorduk. Bu hafta tek farklı olan atların denk gelmesi oldu. Dağa çıkan Off- Road ekibinden arkadaşlarımıza dağa çıkarken yanlarında yaban hayvanları için yiyecek götürmelerini rica ediyoruz” şeklinde konuştu.Yaylacık ormanlarında yaban hayatı için kış mevsimi, her sene olduğu gibi bu sene de geç de olsa çetin geçiyor. Orman işletmesi tarafından da zaman zaman yaban hayvanları için bölgeye yiyecek bırakılıyor.Karabük’teki Keltepe Kayak Merkezi, uzun zamandır beklenen karın gelmesiyle kayakseverlere kapılarını açtı. Karabük merkeze 23, Ankara’ya 263 kilometre uzaklıktaki 2 bin rakımlı Keltepe Dağı’nda yer alan kayak merkezi, 2400, 2300 ve 1000 metrelik 3 pistiyle kayakseverler için alternatif güzergahlar arasında yer alıyor.Sezon boyunca misafirlerin corona virüs (Covid-19) tedbirlerine uygun olarak konuk edileceği kayak merkezi, 873 metrelik telesiyej, 690 metre uzunluğunda 58 askı sandalyesi bulunan teleski ve babylift sistemleri ile 2400, 2300 ve 1000 metrelik 3 pistiyle kayakseverlere hizmet veriyor.Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven, yaptığı açıkalmada, uzun süren kar hasretinin sona ermesiyle kayak merkezini hizmete açtıklarını söyledi.  Çam ormanları arasında doğal güzelliklere sahip kayak merkezinde 3 normal, bir eğitim ve bir kızak pistinin faal olduğunu aktaran Güven, “Türkiye’de bu yıl kayak sezonu geç başladı. Mevsimsel olarak kar yağışı gecikmeli geldi. Son 2 gündür yağan kar nedeniyle üst günübirlik alanında 70, alt günübirlik alanında ise 50 santimetre kalınlık oluştu” diye konuştu.Güven, kayak merkezinde yoğun bir çalışma içinde olduklarını belirterek, “Pistlerimiz herkesin kullanımına açıldı. Bütün kayakseverleri, sporseverleri, doğaseverleri güvenli bir şekilde yolculuk ederek tesisimize bekliyoruz. En önemli husus güvenlik. Bu nedenle yola çıkarken kar lastiklerini ve zincirlerini bulundurmalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

  • EasyJet’in yaz rezervasyonu yüzde 250 arttı
    by NTV on 19 Ocak 2021 at 14:28

    İngiliz havayolu şirketi EasyJet, 2021 yılı yaz sezonu rezervasyonlarının bir önceki yıla göre yüzde 250 artış kaydettiğini bildirdi.Havayolu şirketinden yapılan açıklamada, sektörü etkileyen Covid-19 kısıtlamalarının ilerleyen dönemde gevşetilmesine ilişkin beklentilerin arttığına vurgu yapılırken 2021 yaz sezonu için ektörel canlılıkla birlikte rezervasyonların önceki yıla kıyasla yüzde 250 arttığı bilgisine yer verildi.İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye değerlendirmede bulunan EasyJet Başkanı Johan Lundgren ise, “İnsanların tatile, gidebilecekleri ilk fırsatta gideceklerini biliyoruz” ifadesini kullandı.Lundgren halihazırda tatil rezervasyonları içerisinde en çok mayıs ayının tercih edildiğini kaydetti.“Bazı müşterilerimizin yaz dönemi rezervasyonlarını şimdiden yapmış olmasından memnuniyet duyuyoruz.” yorumunu yapan Lundgren, bu yılki rezervasyon artışının bir önceki yılı geride bıraktığını hatırlattı.İngiltere’de devam eden yeni tip corona virüs (Covid-19) aşısı kampanyasının, seyahatlerin başlayabilmesi için kilit önemde olduğunun altını çizen Lundgren, tüketici güveninin yeniden artmasıyla havayolu şirketlerinin uçuşlarını artırmaya hazır olduklarını kaydetti.Alman turizm devi TUI’den 15 Ocak’ta yapılan açıklamada, İngiltere’de uygulanmaya başlayan yeni tip corona virüs (Covid-19) aşılmalarının cesaret vermesiyle 50 yaş üstü İngiliz turistlerin tatil rezervasyonlarında artış görüldüğünü, en çok tercih edilen ülkeler arasında ise Türkiye’nin yer aldığını bildirmişti.VİDEO: DÜNYA TURİZMİNDE 3 SENARYO-ARŞİV

  • Erciyes’te pistler kayakseverlerle doldu
    by NTV on 19 Ocak 2021 at 12:47

    Kayseri’deki Erciyes Kayak Merkezi’nde kar seviyesinin artmasıyla birlikte oteller tamamen doldu. Tatilciler, pistlerde kayak yapmanın keyfini çıkardı.Erciyes Kayak Merkezi’nde sezon bu yıl 15 Aralık’ta açıldı. Son dönemde yağan kar ile birlikte pistler kayak için elverişli duruma geldi.1500 yatak kapasiteli oteller son yağan karın ardından tamamen doldu.Özellikle Rusya, Ukrayna, Belarus ve Polonya’dan gelen yabancı turistler ile yerli turistler, pistlerde kayak yapmanın keyfini yaşadı.Tatilcilerin kimisi de snowboard yaptı.

  • Tarihin sıfır noktası Göbeklitepe beyaza büründü
    by NTV on 19 Ocak 2021 at 11:33

    UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, bölgede etkili olan kar yağışının ardından beyaza büründü.En son 2017’de kar yağan Şanlıurfa, 4 yıl aradan sonra yeniden beyaza büründü.12 bin yıllık geçmişiyle “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe’de ise sabah saatlerinden itibaren kar yağışı etkili oldu.Kar yağışının ardından Göbeklitepe’de kartpostallık görüntüler oluştu.UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göbeklitepe, corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle 2020 yılında yaklaşık 3 ay ziyarete kapalı olmasına rağmen 197 bin 912 kişiyi ağırladı. Keşfedildiği günden bu yana tüm dünyanın dikkatini çeken Göbeklitepe, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.Üst koruma çatısı yapım çalışmaları nedeniyle 2018 yılının bir bölümünde kapalı kalan ören yerini o dönem yaklaşık 70 bin kişi ziyaret ederken, bu rakam 2019’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Göbeklitepe Yılı” ilan etmesiyle büyük artış göstererek 412 bin 378 kişiye ulaştı ve bölge turizmde “altın çağı”nı yaşadı.2020 yılına büyük umutlarla giren ve yeni bir ziyaretçi rekoru kırması beklenen Göbeklitepe’yi 2019 yılının ocak ve şubat aylarında 16 bin 797 kişi ziyaret ederken, 2020 yılının aynı döneminde bu sayı 59 bin 136 kişiye ulaştı.  Salgın dolayısıyla 2020 yılında yaklaşık 3 ay ziyarete kapalı olan Göbeklitepe, 1 Haziran’da başlayan normalleşme süreciyle konuklarını maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uygun bir şekilde yeniden ağırlamaya başladı. 2020 yılında Covid-19’a rağmen ören yerini 197 bin 912 kişi ziyaret etti. Göbeklitepe son 3 yılda 680 bin 290 ziyaretçi sayısına ulaştı.Göbeklitepe, Kültür ve Turizm Bakanlığının sanal müze uygulaması kapsamında da salgın sürecinde en fazla ziyaret edilen ören yeri olmayı da başardı. EVDEN ÇIKMADAN GEZEBİLECEĞİNİZ 33 SANAL MÜZE

  • ‘Avrupa’nın en güzel 30 kasabası’ arasında gösterilen Gölyazı beyaz gelinliğini giydi
    by NTV on 19 Ocak 2021 at 08:25

    Japon Seyahat Acentaları Birliği tarafından “Avrupa’nın en güzel 30 kasabası” arasında gösterilen Gölyazı, bugünlerde beyaz örtüyle güzelliğine güzellik kattı.Bursa’nın Nilüfer ilçesinde, Uluabat Gölü kıyısındaki Gölyazı Mahallesi, hafta sonundan itibaren süren yoğun kar yağışı ile beyaza büründü. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Nilüfer Belediyesi öncülüğünde devam eden kazılarda ortaya çıkarılan buluntulara göre, yaklaşık 2 bin 600 yıl önce yaşamın başladığı Gölyazı, doğal güzellikleriyle ilgi görüyor.Japon Seyahat Acentaları Birliği tarafından “Avrupa’nın en güzel 30 kasabası” arasında gösterilen, yağışların fazla olduğu dönemlerde göl suyunun yükselip evlerin önüne kadar gelmesinden dolayı “Küçük Venedik” olarak nitelendirilen yarımada üzerine kurulu mahalle bugünlerde beyaz örtüyle kaplandı.Drone ile görüntülenen beyazlar içindeki Gölyazı, çoğunlukla ilkbahar ve yaz aylarında ziyaretçi ağırlıyor. Bölgeye gelenler, gölde kayıklarla gezinti yapabiliyor.Mahalle muhtarı İbrahim Şahin, yaptığı açıklamada, bugünlerde yağışlar az olduğu için dere ve göllerde su seviyelerinin azaldığını söyledi. Uluabat Gölü’nün kendi su kaynakları olduğu için bu durumdan pek etkilenmediğini belirten Şahin, “Önceki yıllarda bu aylarda köprümüzün altından su akacak şekilde seviye yükseliyordu. Bu sene henüz köprümüzün altından su geçmedi. Muhtemelen 10-15 güne kadar su seviyesi gölde yükselir ve köprünün altından kayıklarımızın geçiş yapabileceği şekilde sular akar” dedi.

  • Gaziantep’te doğal ısısı değişmeyen 500 yıllık mağara ilgi görüyor
    by NTV on 19 Ocak 2021 at 08:10

    Gaziantep’te tarihi Yeni Han’da doğal ısısını koruyan ve kafe olarak kullanılan 500 yıllık mağara, ilgi çekiyor. Önceki dönemlerde soğuk havalarda doğal ısısını koruduğu için vatandaşların uğrak yeri olan mağara kafede pandemi nedeniyle sakinlik yaşanıyor.Şekeroğlu Mahallesinde bulunan tarihi Yeni Han’da kafe olarak kullanılan yaklaşık 500 yıllık mağara, hayran bırakıyor.Soğuk havalarda doğal ısısını koruyan ve pandemi nedeniyle sakinlik yaşanan mağara kafe, vakaların sona ermesinin ardından tekrar ziyaretçilerini bekliyor.Mağaranın yaz ve kış aylarında sıcaklığının hiç değişmediğini ve doğal ısısını koruduğunu ifade eden kafe işletmecisi Mehmet Kaleoğlu, “Bu mağara 1500’lü yıllarda taş ocağı olarak kullanılmış. Çıkan taşlarla bu han yapılmış. İçeride kuyularımız var ve 12 sütün ayak bulunuyor. Pandemi döneminde insanlar bu mağaraya gelip, gezip, görüyorlar.Dışarısı 0 derece de olsa 45 derece de olsa mağara doğal sıcaklığını koruduğu için hep 15 derecede kalıyor. İnsanlar burada önceden gelip çay ve kahve içerek dinleniyordu. Şu anda pandemi nedeniyle çay kahve servisi yapamıyoruz ama ziyaretçilerimiz gelerek mağarayı dolaşıyor. İnsanlar gezip, gördükten sonra hayran kalıyorlar” diye konuştu.Mağaraya farklı kentlerden gelen ziyaretçiler, karşılaştıkları manzaradan etkilendiklerini ifade etti.

  • Dünya turuna çıkan Brezilyalı bisikletçi Larissa, Beyşehir’e geldi
    by NTV on 19 Ocak 2021 at 07:14

    Brezilyalı bisikletçi Larissa Cantarelli (29), 1,5 yıl önce yaşadığı Portekiz’den bir kadının neler yapabileceğini göstermek için dünya turuna çıktı. Tur kapsamında Türkiye’de bulunan Cantarelli, Kapadokya’nın ardından Beyşehir’e gelerek tarihi Eşrefoğlu Camisi’ni ziyaret etti. Cantarelli, ”Neredeyse 15 ülke gezdim. Yolculuğumun amacı kadınların kendi başlarına bir şeyler başarabileceğini göstermek ve cesaret vermek” dedi.Bisiklet ile dünya turuna çıkan Larissa Cantarelli, Türkiye gezisi sırasında Kapadokya’dan sonra internetten gideceği araştırırken 1296-1299 yılları arasında yapılmış ahşap direkli olan ve UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Eşrefoğlu Camisi’ni ziyaret etmek istedi.Cantarelli, kar altında pedal çevirerek Beyşehir’e geldiği sırada yolda Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır gördü. Bayındır, belediye ekibi gönderip kar altında zorluk çekmemesi için araçla Beyşehir’e gelmesini sağlayıp, misafir etti. Beyşehir’de bir gün konaklayan Larissa Cantarelli, rehber eşliğinde tarihi Eşrefoğlu Camisi’ni ziyaret etti, kentin tarihi ve kültürel yerlerine gezdi. Belediye Başkanı Bayındır, Cantarelli kentten ayrılmadan önce de Eşrefoğlu Cami maketini hediye etti.”KADINLARA CESARET VERMEK İÇİN YOLA ÇIKTIM”Kadınları cesaret verebilmek için bisikletiyle Portekiz’den yola çıktığını ifade eden Larissa Cantarelli, şunları söyledi:”Yolculuğa Portekiz’den başladım ve neredeyse 15 ülke gezdim. Bu yolculuğumun amacı kadınların kendi başlarına bir şeyler başarabileceğini göstermek ve kadınlara cesaret vermektir. Buraya Kapadokya’dan geldim. Yolda çok fazla rüzgar vardı ve yüzümü çok etkiliyordu. Benim için gerçekten çok zordu; ama kendimi güçlü hissettirdi. Güneşte de, yağmurda da bunu bir şekilde devam ettirdim. Bu gerçekten kendime meydan okuma ve güçlü bir kadın olarak bunu yapmaktan gurur duyuyorum. En zor zamanımda, en çok ihtiyaç duyduğum zamanda bisiklet sürerken Belediye Başkanı beni gördü. Beni o durumdan kurtararak burada misafir ettiler. Bu yüzden Belediye Başkanı Adil Bayındır ve Bisiklet Topluluğu Başkanı Mustafa Büyükkafalı’ya çok teşekkür ederim. Bana bir melek gibi geldiler. En ihtiyaç duyduğum anda bana yardım ettiler. Bu yüzden gerçekten çok minnettarım. Aynı zamanda böyle şehirlerde bisiklet topluluklarının olması da gerçekten çok güzel”

  • Tunceli’nin doğa harikası Munzur Vadisi’nde kış güzelliği
    by NTV on 19 Ocak 2021 at 07:02

    Tunceli’de doğal güzelliği, endemik türleri ve yaban hayatı açışından zenginliğiyle bilinen Munzur Vadisi Milli Parkı, kar yağışının ardından beyaza büründü. Beyaz örtüyle kaplanan dağlar arasından geçen Munzur Nehri ve meşe ağaçları ise kartpostallık görüntüler oluşturdu.Tunceli’de, 1971 yılında milli park ilan edilen ve Türkiye’nin en büyük ikinci milli parkı olan Munzur Vadisi, 42 bin 674 hektarlık alanda zengin akarsu kaynakları, endemik bitki örtüsü ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapıyor. Uluslararası sözleşmelerle korunan park, kar yağışının ardından ayrı bir güzelliğe büründü. TÜRKİYE’NİN MİLLİ PARKLARIOvacık ilçesine 15 kilometre uzaklıkta bulunan Ziyaret köyünde kırk gözeden çıkan ve onlarca derenin suyuyla beslenen Munzur Çayı, kar yağışının ardından beyaza bürünen dağların ve meşe ağaçlarının arasından akarken kartpostallık görüntüler oluşturdu.Milli parka gelen doğa tutkunları yürüyüş yapıp, kar manzarasını izleyerek fotoğraf çekti.Parkı gezmeye gelen ve vadinin dört mevsim ayrı güzelliğinin olduğunu belirten Vedat Coşkun, “Bu sene kar, biraz geç yağdı. Biz de hava durumundan kar yağacağını öğrendik ve vadiye geldik. Hem bu güzellikler eşliğinde yürüyüş yaptık hem de kartpostallık görüntüleri fotoğrafladık. Munzur Vadisi dört mevsim çok güzel. Her sene milyonlarca insan burayı ziyaret etmeye gelirdi. Bu sene pandemi ve mevsimsel koşullardan dolayı sessiz. Aslında böyle sessiz olması daha güzel, çünkü vadi daha temiz kalıyor” dedi.

  • Biden, Trump’ın kaldırdığı seyahat yasağını uygulamaya devam edecek
    by NTV on 19 Ocak 2021 at 00:23

    ABD Başkanı Trump, Şengen bölgesi, İngiltere, İrlanda ve Brezilya’ya uygulanan seyahat yasağını kaldırdığını açıkladı. ABD Başkanı seçilen Joe Biden ise karara karşı çıkarak, söz konusu yasakları kendi yönetiminin sürdüreceğini duyurdu.ABD Başkanı Donald Trump, Şengen bölgesi, İngiltere, İrlanda ve Brezilya’ya Covid-19’dan dolayı seyahat yasağını, 26 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere kaldırdı.Trump, 2020 Mart ayında Şengen bölgesinde yer alan Avrupa ülkelerinin yanı sıra İngiltere, İrlanda ve Brezilya’dan ABD’ye seyahat eden yabancı ülke vatandaşlarına getirilen seyahat yasaklarına ilişkin yeni bir karara imza attı. Yasağın kaldırılmasına yönelik imzaladığı genelgede Trump, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (CDC), 26 Ocak’tan itibaren dış hatlardan seyahat eden tüm yolculardan “negatif” Covid-19 test sonucu isteyeceğini anımsattı.CDC’nin bu uygulamasının, sağlık açısından güvenliğin sağlanması adına yeterli olduğunu belirten Trump, bu tarihten itibaren söz konusu ülkelere yönelik yasakların da kalkacağını kaydetti.BIDEN: YASAĞI UYGULAMAYI SÜRDÜRECEĞİZABD Başkanı seçilen Joe Biden ise, Trump’ın bazı Avrupa ülkeleri ve Brezilya’ya uygulanan seyahat yasağını kaldırma kararına karşı çıkarak, söz konusu yasakları kendi yönetiminin sürdüreceğini açıkladı. Biden’ın, Beyaz Saray Sözcülüğüne seçtiği Jen Psaki, Twitter hesabından, “Sağlık ekibinin tavsiyesi doğrultusunda yönetimin söz konusu (seyahat) kısıtlamaları 26 Ocak’ta kaldırma gibi bir niyeti yok, aksine Covid-19’un yayılmasını önlemek için uluslararası seyahat konusundaki halk sağlığı önlemlerini artırmayı planlıyoruz” açıklamasında bulundu.

  • Kartepe’de kayak sezonu açıldı
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 14:00

    Türkiye’nin gözde kış turizm merkezlerinden Kartepe’de, yoğun kar yağışlarıyla beraber kayak sezonu açıldı.Kentte 2 gündür etkili olan yoğun kar yağışının ardından 1600 rakımlı Kartepe Kayak Merkezi beyaza büründü.Uzun süredir yetersiz kar yağışı nedeniyle kayak sezonunun açılamadığı Kartepe’de, kar seviyesinin 1 metreye ulaşmasıyla pistler kayakseverlerin kullanımına sunuldu.Pistlere akın eden tatilciler, Samanlı Dağları’nın zirvesinde Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi manzarası eşliğinde kayak yapmanın tadını çıkardı.İstanbul’a en yakın kayak merkezi olan Kartepe’de, her zorluk seviyesinde uzunlukları 400 metre ile 3 bin 500 metre arasında değişen 12 pist bulunuyor. Geyikalanı Tepesi, Kartepe ve Karlık Tepe, bölgenin 3 kayak pist merkezi olarak öne çıkıyor.

  • Kız Kulesi beyaz gelinliğini giydi: Fotoğrafçıların akınına uğradı
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 13:49

    İstanbul’da meydana gelen kar yağışı sonrası Anadolu Yakası’nın birçok kesimi beyaza büründü. Üsküdar’da Kız Kulesi ise beyaz gelinliğini giydi, fotoğrafçıların akınına uğradı. Kız Kulesi’nin kar taneleri ile eşsiz uyumu izleyenleri mest etti. Kar yağışı havadan görüntülendi.Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün kar yağışı uyarısının ardından İstanbul’da başlayan ve etkisini sürdürmeye devam eden kar yağışı devam ediyor. Anadolu Yakası’nda kar yağışının etkili olduğu noktalardan Üsküdar’da ise başlayan yağış sonrası Kız Kulesi beyaz gelinliğini giydi.Meydana gelen yağışla birlikte İstanbullu vatandaşlar soluğu dışarıda aldı. Üsküdar’da lapa lapa yağan karı gören vatandaşlar Kız Kulesi’ne gelerek fotoğraf çekilip, sahilde yürüyüş yaptı.Eşsiz manzarayı görüntülemek isteyen fotoğrafçılarda adeta Üsküdar sahile akın ederek kar, kız kulesi ve martıların eşsiz uyumunu yakalamak için bir araya geldi.Öte yandan Kız Kulesi’nin yağan karla oluşan masalsı güzelliği ise havadan görüntülendi.Kız Kulesi’ni görüntülemek için Tuzla’dan geldiğini belirten fotoğrafçı, Taner Menderes, “İstanbulumuz 2017 yılından bu yana ilk defa bu kadar yoğun kar altında. Bütün fotoğrafçı arkadaşlar koşa koşa Kız Kulesi’ne geldik. Şu an zaten gelinlik giymiş bir kız edasında. Burası çok kalabalık, kimse bu manzarayı kaçırmak istemiyor” diye konuştu.

  • Tarihi Safranbolu salgına rağmen geçen yıl nüfusunun 9 katı turist ağırladı
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 13:38

    Tarihi konaklarıyla ünlü UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Karabük’ün Safranbolu ilçesi, geçen yıl corona virüs (Covid-19) salgınına rağmen nüfusunun 9 katı yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yaptı.Türkiye’de bulunan kültür varlıklarının önemli bir bölümünü bünyesinde barındıran, tarihi yapıları korumadaki başarısı nedeniyle “korumanın başkenti” unvanıyla anılan Safranbolu ilçesi, Covid-19 sürecinde özellikle normalleşme dönemiyle tatilcilerin yoğun ilgi gösterdiği mekanlar arasında yer aldı.Osmanlı’nın mimarisi, şehir hayatı ve kültürünü günümüze kadar aktarmayı başaran, han, hamam, konak, çeşme, cami ve köprüleriyle açık hava müzesini andıran 50 bin nüfuslu ilçe, 2020 yılında nüfusunun 9 katı yerli ve yabancı turisti ağırladı.İlçe Kültür ve Turizm Müdürlüğü yetkililerinden edinilen bilgilere göre, geçen yıl ilçeyi günübirliklerle birlikte 480 bin 112 yerli ve yabancı turist ziyaret etti. İlçeye gelen turistlerden 120 bin 28’i, 18 ile 20. yüzyıllar arasında yapılan ve genellikle 3 katlı, 6-8 odalı, ihtiyaçlara uygun tasarlanarak estetik biçimde şekillendirilmiş geleneksel evlerde konakladı.Osmanlı Sarayı ile yakın ilişkileri bulunan Kazasker Cinci Hoca, Sadrazam İzzet Mehmet Paşa, Kaptan-ı Derya Salih Paşa, Köprülü Mehmet Paşa gibi isimlerin yaptırdığı eserlerin de içinde olduğu kültürel zenginlikleriyle dikkati çeken, bölgede yetişen safran çiçeğinden ismini alan ve tarihi İpek Yolu üzerinde önemli bir merkez haline gelen tarihi kent Safranbolu’ya, geçen yıl en çok yabancı turist Tayvan’dan geldi. Safranbolu’yu 3 bin 900 Tayvanlı, 1500 Çinli turist ziyaret ederken, bu ülkeleri Güney Kore ve Almanya izledi.Tarihi eserlerin 12 Haziran 1975’te alınan kararla kent ölçeğinde korunmaya başlamasıyla geleceğe taşınan, bugün “dünyada en iyi korunan ilk 20 kent” arasında gösterilen Safranbolu, 2019 yılında ise 1 milyon 200 bin turist ağırlamıştı.Safranbolu, Türk belgesel sinemacılığının ustası olarak gösterilen ve 2004 yılında vefat eden Suha Arın tarafından 1976’da çekilen, 14. Antalya Film Festivali’nde “En İyi Kısa Metrajlı Film” dalında Altın Portakal ödülü alan “Safranbolu’da Zaman” belgeseliyle daha çok gündeme geldi.Kültürel değerlerini korumadaki başarısıyla 17 Aralık 1994’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmesiyle turizm hareketliliği yaşayan ilçe, 2015’te ise 976 bin 428, 2016’da 820 bin 576, 2017’de 1 milyon 103 bin 036 ve 2018’de 1 milyon 263 bin 368 kişiyi misafir etmişti.

  • Yıllara meydan okuyan Eğil Kalesi ve kral mezarları UNESCO yolunda
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 11:07

    Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde Asurlular zamanında yapıldığı tahmin edilen Asur Kalesi ile Eğil Kalesi Kral Mezarları’nın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınması için başvuru yapıldı.Eğil Kaymakamlığı ve Belediyesi, Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen Zülkifl ve Elyesa peygamberlerin defnedildiğine inanılan, manevi ikliminin yanı sıra Kralkızı Baraj Gölü, su sarnıçları ve tarihi yapısıyla da ilgi gören ilçede, Asurlular zamanında yapıldığı değerlendirilen Asur Kalesi ile Eği Kalesi Kral Mezarları’nın dünyaya tanıtılması amacıyla harekete geçti.Çalışmalar kapsamında üç tarafı derin vadilerle çevrili, bir tarafı ise oyularak yekpare kaya üzerine oturtulan tarihi Asur Kalesi ile kral mezarlarının, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınması için girişimde bulunuldu.Eğil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili İdris Arslan,  yaptığı açıklamada, Eğil Kalesi ve kral mezarlarının UNESCO süreciyle ilgili çalışma başlatıp Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuru yaptıklarını söyledi. Çok yönlü bir sürecin işlediğini belirten Arslan, ilk aşamada tünelleri açığa çıkarmak amacıyla çalışma yaptıklarını ifade etti.Arslan, bu değerlerin sadece Türkiye’de değil, dünyadaki herkes tarafından tanınması ve kıymetinin bilinmesi için çalıştıklarını dile getirerek şöyle konuştu: “Bu tarihe tüm insanlar şahitlik edecek. Buranın dünyaca tanınmış bir kurum aracılığıyla tanıtımını yapmamız gerektiğini düşündük. Dicle Üniversitesi (DÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yıldız ile bu çalışmayı başlattık. Şu anda geçici listeye başvurularımızı yapmış bulunmaktayız. Umut ediyorum ki Eğil Kalemiz ve kral mezarlarımız yakın zamanda UNESCO’nun Dünya Kültür Mirasları listesine alınmış olacak. Bir, iki ay içerisinde kesin bir netice almış oluruz”Kalenin çevresinde Kültür ve Turizm Bakanlığından alınacak izin doğrultusunda kazı çalışması başlatacaklarını bildiren Arslan, Eğil’in tarihi ve doğal güzelliklerini tüm insanlığa kazandıracaklarını kaydetti. “Eğil sadece maneviyatıyla değil, tüm tarihiyle inşallah insanlarımıza ‘hoş geldiniz’ diyecek ve onları bağrına basacak. UNESCO, dünya çapında kabul görmüş bir kuruluş. O kuruluşun listesinde yer almamız demek, bu kadim tarihin dünya literatürüne girmesi demek. Sadece yurt içi değil yurt dışındaki turistlerimizin de bu coğrafyayı bilmesi bizim için çok önemli” diyen Arslan, misafirleri Eğil’de görmekten mutluluk duyacaklarını söyledi.Eğil’in inanç turizmi açısından önemine işaret eden Arslan, ilçenin bundan dolayı çok sayıda ziyaretçiyi ağırladığını anlattı. Arslan, “Yıllık 400 bin ziyaretçimiz var. Eğil Kalemizi de inanç turizmi ile bir kompleks, turizm cazibe alanı olarak oluşturmayı planlıyoruz. Bu, bizim için önemli bir çalışma. Aynı zamanda bu çalışmanın çok yönlü ve uzun süreçli bir yol olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu. Arslan, çalışmalarda kendilerine destek veren Vali Münir Karaloğlu’na teşekkür etti.DÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yıldız ise Eğil Kalesi’nin Diyarbakır’ın en önemli kalelerinden biri olduğunu söyledi. Tarih kaynaklarına göre kalenin Asur döneminde inşa edildiğini aktaran Yıldız, kalenin üzerinde Asur Kralı 3. Salmanasar’a ait kral figürü ve çivi yazılı kitabe bulunduğunu belirtti.Yıldız, Eğil Kalesi’nin özellikle Roma’nın sınır hattı kaleleri içerisinde önemli bir yere sahip olduğuna işaret ederek şöyle devam etti: “Asurlulardan sonra Urartular ve Arşak Krallığı kaleyi kullanmaya devam etmişler. Diyarbakır’ın fethi ile 639 yılında İyaz Bin Ganem komutasındaki ordu Eğil Kalesi’ni de fethederek İslam topraklarına katmıştır. İslam topraklarında özellikle Nisanoğulları döneminde önem arz eden bir kale çünkü Nisanoğulları Diyarbakır’ı başkent olarak kullanan bir devlet. Eğil onların önemli ikinci merkezi. Daha sonra Osmanlılara bağlı bir hükümet olan Eğil beyleri döneminde kale önemini koruyor. Kale Asurlulardan başlayıp günümüze kadar kesintisiz olarak yaşamın devam ettiği yerleşmelerden biri”Eğil’in hem peygamberler hem de krallar kenti olarak anıldığını dile getiren Yıldız, kültür ve inanç turizmi bakımından çok önemli bir yerleşim yeri olduğunu vurguladı. Yıldız, “Eğil Kalesi’nin önemli özelliklerinden biri de Türk sanatında gördüğümüz kümbetleri çağrıştıracak kral mezarlarının olması. Yapılan araştırmalarda bu kral mezarlarının Arşak krallığına ait olduğu ve MS 1. ve 2. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Kral mezarlarında çok sayıda kıymetli malzeme olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz. Sasaniler döneminde burası alınınca kral mezarlarının açtırılıp hazinelerin alındığı da kaynaklarda belirtiliyor” diye konuştu.Eğil Kalesi’nin günümüze kadar büyük oranda korunduğuna dikkati çeken Yıldız, kalede bulunan gizli geçitler ve tünellerin de önemli olduğunu bildirdi.Yıldız, Eğil’in doğa, kültür ve inanç turizminin bir arada olduğu bir ilçe olduğuna işaret ederek Eğil Kalesi’nin UNESCO listesine girmeyi hak ettiğini ifade etti. Çalışmaların başladığını aktaran Yıldız, “İnşallah yakın bir tarihte geçici listeye alınır” dedi.

  • 3 yıldır İstanbul’da yaşayan Japon Youtuber Enomoto, Türkiye’nin gönüllü turizm elçisi oldu
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 10:40

    Yüksek lisans eğitimi için üç yıl önce İstanbul’a gelen Japon Youtuber Yoshi Enomoto, Türk kültür ve yaşamını, anlattığı eğlenceli videolarla dünyaya tanıtırken, bir yandan da gönüllülük kampanyaları yürütüyor.2015’te 6 aylık değişim programıyla ODTÜ’de eğitim alan Enomoto, bu dönemde çok sevdiği Türkiye’de daha uzun süre kalabilmek için yüksek lisans eğitimi için İstanbul’a geldi ve Türkiye’ye yerleşmeye karar verdi. Sosyal medya hesaplarından Türkçeyi, Türk yemeklerini ve Türk kültürünü tanıtan video içerikleri paylaşan Enomoto, Türkiye’ye gelmeden önce Güney Sudan ve Irak’ta mültecilere yardım kampanyalarına katıldığını, İzmir depreminin ardından da yardım kampanyası düzenlediğini anlattı.İstanbul’da çektiği eğlenceli videolarıyla ve İzmirli depremzedelere yaptığı yardımla tanınan Enomoto, farklı kültürleri keşfetmek için başladığı serüvende birçok ülkeye seyahat etme imkanı bulduğunu, son durağı olan Türkiye’de ömür boyu kalabileceğini söyledi. Yüksek lisans için Türkiye’ye gelmeye karar verdiğinde dedesiyle konuştuğunu anlatan Enomoto, “93 yaşındaki dedem Ertuğrul Fırkateyni olayından bahsetti. Osaka ve Vakayama civarındaki Japon köylüler gemi battıktan sonra gemideki Türk gemicileri kurtarmak için gitmişlerdi. Lisedeyken Türkiye hakkındaki tek bilgim Türkiye’nin Japonya’yı yendiği Dünya Kupası maçıydı. Türkiye’ye ilk geldiğimde ilk tavla oynadığımı hatırlıyorum. İnce belli bardakla da çay içtik. Arkadaşın annesi harika bir karnıyarık yapmıştı. Bunu unutamıyorum” diye konuştu.Türkiye’ye geldikten sonra Youtube kanalında Türk kültürüyle ilgili paylaşımlar yapmaya karar verdiğini anlatan Enomoto, gördüğü ilgiden memnun olduğunu belirterek şunları söyledi: “Azerbaycan’da da yaşadığım için aksanımda Japon ve Azerbaycan aksanı var. Bunu seviyorlar. Sosyal medya hesaplarım komik geliyor. Sokakta bazen ‘çan çin çon’ diyorlar beni görünce. Bazen kötü hissetsem de gülüp geçmeye çalışıyorum. Japonlar hakkında bazı ön yargılar tabii ki oluyor. Japonya teknoloji olarak gelişmiş bir ülke ama ben telefon, laptop bile düzgün kullanamam. ‘Japonsun, akıllı adamsın’ diye bin kere söylüyorlar. Cem Yılmaz’ın Gora filmindeki sahneden alıntı yapıp ben de onlara ‘Zeytinburnu çocuğuyum’ diyorum”Türk mutfağının favorisi olduğunu özellikle deniz ürünlerini çok sevdiğini aktaran Enomoto, “Denizden babam çıksa yerim. Ev yemeklerini çok seviyorum. Birinci tercihim karnıyarık, ikinci tercihim ise mercimek çorbası. Tatlı olarak da katmeri çok seviyorum. Baklava Japonlara biraz ağır geliyor ama katmerin o ince fıstıklı halini çok seviyorum. Genel olarak bütün Türk yemeklerini seviyorum. Biraz önce de balık ekmek yedim. Bu da Japonlar arasında popüler. Deniz ürünlerini çok seviyorum” ifadelerini kullandı.Türk geleneksel müziklerini de sevdiğini belirten Enomoto , Azerbaycan’da tar çalmayı öğrendiğini ve “Üsküdar’a gider iken” ve “Sarı Gelin” türkülerini çalıp söyleyebildiğini kaydetti.Türkiye’de yaşadığı süreçte Japonlar ve Türkler arasındaki bazı farklılıkları da keşfettiğini anlatan Enomoto, şöyle devam etti: “Japonlar toplumsal kurallar konusunda daha sert. Türkiye bu konuda daha rahat ve esnek. O yüzden burada rahatım. Japonya’ya gidersem daha zor. Örneğin geç kalırsam, maske takmazsam. Orada mesela maske takma zorunluluğu olmadığında bile insanlar maske takıyorlar, diğer insanlara bulaştırmamak için. Japonya’da genelde tren beklerken insanların nasıl güzel sıraya girdiğini gösteren videolar görmüşsünüzdür. Burada maalesef böyle olmuyor. Benim önüme biri pat diye geçiyor. ‘Yani neden bunu yapıyorsun? Sıra var’ diyorum.  Benzerlikler de var tabii ki. Burada otobüslerde yaşlılara falan daha fazla yer veriliyor. Türkiye daha çok yardımsever diyebilirim”İstanbul’u dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olarak gördüğünü söyleyen Enomoto, sözlerini, “İstanbul’un Boğaz havası çok güzel. Feribotla Asya Avrupa arasında gitmek, martılara simit atmak falan çok güzel. Dünyada bu güzellik sadece burada olduğu için çok seviyorum. Türkiye’de başka şehirlere de gittim Bursa, İzmir, Gaziantep, Şanlıurfa hatta Tokat’a bile gittim. Türkiye’de keşfetmek istediğim çok yer var daha. Çok seviyorum burayı. Japonlar da Kapadokya’yı merak ediyorlar. Ben de daha gitmedim ama gitmeyi çok istiyorum yakın zamanda” diye tamamladı.

  • Amanoslar manzarasıyla fotoğraf tutkunlarının adresi oldu
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 10:03

    Çok sayıda bitki çeşitliliğine ev sahipliği yapan Amanos Dağları, renk cümbüşüyle fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmez adresine dönüştü.Hatay’ın Hassa ilçesi Amanos etekleri, kış manzarasıyla kartpostallık görüntüler sunuyor.Bir dönem terörle anılan bölge, şimdilerde doğa tutkunları, fotoğraf severler ve aileleriyle fotoğraf çekmek isteyenlerin uğrak yeri haline geldi.Amanoslar Gülpınar mevkisine arkadaşlarıyla gelen amatör fotoğrafçı Mehmet Arslan, Türkiye’nin güzelliklerini fotoğraflamak için geziler düzenlediklerini söyledi.Amanoslar’ın doğası ve renkleriyle harika bir yer olduğunu ifade eden Arslan, daha önce terörle anılan bölgedeki güzellikleri fotoğraflayabilmenin mutluluğunu yaşadığını kaydetti.

  • 12 bin kilometre uzaktan gelen turistler Ihlara Vadisi’ne hayran kaldı
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 09:33

    Aksaray’da Kapadokya’nın başlangıç noktası olan Ihlara Vadisi, karla beyaz örtüye bürünen doğal güzelliği ile ABD, Brezilya, Meksika ve Arjantin’den yaklaşık 12 bin kilometre uzaklıktan gelen turistlerin beğenisi topladı. ABD’den gelen Estafaniye Yov, ”Kapadokya ve Türkiye’yi çok sevdim. Burada insanlar çok güleryüzlü ve Türkiye çok güzel ve muhteşem bir ülke. Aksaray’daki Ihlara Kanyonu’na hayran kaldım” dedi.Aksaray’ın Güzelyurt ilçesi sınırlarında yer alan tarihi ve doğal güzelliklerin buluştuğu Ihlara Vadisi, kaya oyma mekanları, kiliseleri ve bitki örtüsüyle her mevsim ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor.394 basamaklı merdivenden inilen 14 kilometrelik vadi, karın yağmasıyla beyaza büründü.Bu güzel manzarayı ise Meksika, ABD, Brezilya ve Arjantin’den gelen turistler görme imkanı buldu. Vadiyi ziyaret eden turistler, kartopu oynayıp, fotoğraf çektirdi.ABD’den geldiğini belirten Estafaniye Yov, “Aslen Meksikalıyım; ama Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşıyorum. Kapadokya ve Türkiye’yi çok sevdim. Burada insanlar çok güler yüzlü ve Türkiye çok güzel ve muhteşem bir ülke. Aksaray’daki Ihlara Kanyonu’na hayran kaldım ve çok hoşuma gitti. Dünyada birçok yerde diğer kanyonlarda var; ama burada yağan karla birlikte daha güzel bir görüntü verdi. Biz de arkadaşlarımızla kartopu oynayıp, kardan adam yapıp, bol bol fotoğraf çektirdik” dedi.Turist grubuna eşlik eden rehber Birdal Oymak, kafilenin ABD, Meksika, Brezilya ve Arjantin’den gelen turistlerden oluştuğunu belirtti.Oymak, ”Misafirlerimize, Anadolu’yu gezdiriyoruz. Pandemi döneminde evde kalmaktan sıkılmış ve ‘Artık biz gezmek istiyoruz, ne olursa olsun aşıda çıktı, testimizde yaptırdık ve her şey de yolunda biz yola çıkıyoruz’ diyerek yaklaşık 12 bin kilometre uzaktan Türkiye’ye geldiler. Biz de bu grupla Kapadokya ve Anadolu’yu geziyoruz. Bugün güzelliğiyle büyüleyen Ihlara Vadisi’ni geziyoruz. Şansımıza çok güzel kar yağdı. Misafirlerimizle bol bol selfie yaptık” diye konuştu.

  • Adana’da doğa harikası Akyatan Lagünü hem flamingoları hem de fotoğrafseverleri ağırlıyor
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 09:07

    Adana’nın Karataş ilçesinde bulunan ve ‘kesin korunacak hassas alan’ olarak tescil edilen Akyatan Lagünü, hem flamingoları hem de fotoğrafseverleri konuk ediyor. Flamingolar, güneşin doğuşuyla birlikte doğa harikası lagüne ayrı bir güzellik kattı. Ancak bu sene kuraklık nedeniyle lagünde suların ve kuş çeşitliliğinin azaldığı görüldü.Göçmen kuşların Türkiye’deki dinlenme ve beslenme yerleri arasında önemli bir yeri bulunan ve geçen yıl 41 türden 125 bin 936 kuşa ev sahipliği lagünün misafirleri geldi. İnce bacaklı, uzun eğri bir boyuna ve renkli tüylere sahip yüzlerce flamingo, Akyatan Lagünü’nü renklendirdi.Drone ile havadan görüntülenen flamingolar, güneşin doğuşuyla birlikte doğa harikası lagüne ayrı bir güzellik kattı.Binlerce kuşu barındıran lagün, her gün fotoğrafseverleri de konuk ediyor.Ancak bu sene kuraklık nedeniyle lagünde suların ve kuş çeşitliliğinin azaldığı görüldü.Gamze Bozkaya isimli fotoğrafsever, her sene lagüne geldiğini belirterek, “Adana’da kaldığım süre içerisinde Aralık ayından Şubat ayına kadar burayı ziyarete geliyorum. Hem kuş hem de bitki örtüsü çeşitliliği bakımdan Akyatan Lagünü önemli bir yer. En çok flamingoların ve pelikanların gelip kışlak olarak kullandığı alanlardan birisi.Ancak bu sene beni çok şaşırttı. Önceki yıllara göre kurak ve kuş sayısı çok az. Normalde bu mevsimde Türkiye’deki en fazla flamingonun bulunduğu alanlardan biri olması gerekiyor. O yüzden hayretler içerisindeyim. Sular ve kuş çeşitliliği azalmış” diye konuştu.Akyatan Lagünü’nün önemli bir destinasyon merkezi olduğunu söyleyen Bozkaya, “Kuş fotoğraflarıyla ilgilenen kişiler mutlaka burayı ziyarete geliyor. Burası flamingoları çekebileceğiniz en büyük alanlardan bir tanesi” dedi.Diba Aşanbuğa isimli vatandaş ise lagünden çok güzel fotoğraf karelerinin çıktığını aktararak, “Tuz Gölü’ne veya başka bir yere gitmeye gerek yok. Burası çok güzel. Fotoğrafları paylaştığımda herkes buranın konumunu öğrenmek istiyor. Haber veriyoruz onlar da gelip çekiyorlar. Çok memnun kalıyorlar” ifadelerini kullandı.Öte yandan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen sene 26 Eylül’de imzalanan ve Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Adana’nın Karataş ilçesindeki Akyatan Lagünü, ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil edildi.

  • İzmir Doğal Yaşam Parkı, yeni yüzüyle salgın sonrasına hazır
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 08:47

    Corona virüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında ziyarete kapalı olan, 134 tür ve 3 binin üzerinde yaban hayvanına ev sahipliği yapan İzmir Doğal Yaşam Parkı, salgın sonrası yenilenen yüzüyle misafirlerini ağırlayacak.İzmir Büyükşehir Belediyesince 2012’de Sasalı’da 4 bin 125 metrekare alan üzerinde kurulan doğal yaşam parkı, dünyanın farklı coğrafyalarından getirilen yüzlerce çeşit hayvana yuva oldu.Covid-19’a rağmen geçen yıl 430 binin üzerinde kişinin ziyaret ettiği park, salgın tedbirleri nedeniyle en sakin dönemini yaşıyor.Parkın ziyaretçilere kapalı olduğu süreçte yetkililer, İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın yeni bir görünüme kavuşması için çalışmalar yürütüyor.Bu kapsamda giriş kapısı yenilenen parkın duvarlarına, buradaki hayvanların resimleri yapıldı.Rengarenk bir görüntüye kavuşan doğal yaşam parkı, kısıtlamaların kaldırılmasının ardından yeni yüzüyle ziyaretçilerini karşılamaya hazırlanıyor.Öte yandan kışa özel beslenen ve menülerini veteriner hekim, ziraat mühendisi, biyolog ile teknikerlerden oluşan ekibin hazırladığı hayvanlar, bu dönemde sadece bakıcılarını görebiliyor. Tropikal hayvanlar ise soğuklara karşı, yuvalarına kurulan doğal gaz ısıtma tertibatı ve özel kış menüsüyle korunuyor.Fil, zürafa, maymun, lemur, aslan, kaplan ve puma gibi türlerin, kışın daha dayanıklı olmaları için yem miktarları yaklaşık yüzde 20 artırıldı.Enerji içeriği yüksek kesif yemler, kuru incir, kayısı, dut gibi meyvelerle beslenen hayvanların zeminden gelen soğuğa karşı korunması için de talaş ve yataklık otlarla önlem alındı.Bakıcılar, salgın döneminde de günlük işlerini aksatmadan sürdürüyor. Hayvanların beslenme, bakım, sağlık gibi tüm işlerini titizlikle yürüten çalışanlar, doğal yaşam parkının ziyarete açılmasını bekliyor.Park Müdürü Şahin Afşin, yaptığı açıklamada, Covid-19 nedeniyle bir süredir ziyaretçi kabul edemediklerini, buna rağmen sürekli park sakinleriyle bir arada olmaya çalıştıklarını anlattı. Parkı salgın nedeniyle ziyarete kapattıklarını belirten Afşin, “Sonrasında bir süre açtık ama tekrardan kapatmak durumunda kaldık. Bu dönemde biz aynı şekilde görevimizin başındayız. Sadece ziyaretçilerimiz eksik. Misafirlerimizle buluşacağımız günü iple çekiyoruz” dedi.Afşin, 3 bin 200 yaban hayvanının beslenme ve bakımını rutin olarak yaptıklarını belirterek şöyle devam etti: “Her türün farklı besini var. Et, meyve, sebze gibi yiyecekleri onlara göre ayarlıyoruz. Soğuk havalar başladığında kapalı alanlarda doğal gazla ısıtma sistemimiz var. Hayvanların üşümemesi gerekiyor, bunun için de önlemlerimizi alıyoruz. Salgın sonrası gelecek ziyaretçilere sürprizimiz var, burada yaşayan türleri duvarlara resmedip renklendirdik. Bu da doğal yaşam parkımıza ayrı bir güzellik kattı”Görevli Bihter Yılmaz, yaklaşık 1,5 yıldır burada görev yaptığını ve kanatlı hayvanlarla ilgilendiğini ifade etti. Salgına rağmen görevlerinin başında olduklarını aktaran Yılmaz, “Burada işimizi aynı kararlılıkla yapmaya devam ediyoruz. Bizim için değişen bir şey yok çünkü yaptığımız görev işten öte bir şey. Hayvanların günlük, beslenme ve bakımını gerçekleştiriyoruz. Sürekli onları takip etmeye çalışıyoruz. Ziyaretçi olmamasından dolayı hayvanlar daha sakin bir görüntüye kavuştu ama bir an önce ziyaretçilerle bulaşmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Beyoğlu: Kadim şehir İstanbul’da ilklerin ilçesi (Beyoğlu’nun tarihi)
    by NTV on 18 Ocak 2021 at 08:06

    İstanbul’un gözde ilçesi Beyoğlu, tarih boyunca birçok ilkin yaşandığı ilçe olarak biliniyor. İstanbul’da ilk tersane, ilk banka, ilk stad Beyoğlu’nda yer aldı. İlk tiyatro oyunu oynandı ve ilk tramvay Beyoğlu’ndan yola çıktı.Bizans döneminde yabancı tüccarların yaşadığı yeri tanımlamak için “Pera” olarak adlandırılan bölgeyi de içine alan “Beyoğlu” olarak semtin tarihi çok eskilere dayanıyor.   Adının nereden geldiğine dair birçok rivayetin yer aldığı ilçe, geçmişte olduğu gibi günümüzde de en gözde yerleşim ve ticaret merkezlerinden biri oldu.Kentin en önemli kültür, eğlence ve iş merkezlerinden olan Beyoğlu, İstanbul’un en önemli caddesi olan İstiklal Caddesi’ni de kapsıyor. Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı Beyoğlu, tarihte ilklerin yaşandığı ilçe olarak ön plana çıkıyor.  Gelin ilklerin ilçesi Beyoğlu’na bir göz atalım.Osmanlı’nın modern manada ilk belediye binası, Şişhane Meydanı’ndaki Beyoğlu Belediyesi’dir.  Bina, Edouard Blacque Bey’in 1879-1883 yılları arasındaki reisliği döneminde inşa edildi.Haliç ve tarihi yarımada manzarasına hakim estetik yapının mimarı, İtalyan Giovanni Battista Barborini’dir. 1960’lı yıllarda kaymakamlık olarak kullanılan bina, 1984’ten itibaren yeniden Beyoğlu Belediyesi başkanlık binası olarak kullanılmaya başlandı.Bir rivayete göre bugün Perşembe Pazarı’nda bulunan Arap Camii İstanbul’da yapılan ilk camidir. İstanbul’u kuşatmaya gelen Emevi ordusunun 717 yılında camiyi inşa ettirdiği öne sürülür.Sanat tarihçisi Semavi Eyice ise yapının fetihten sonra kiliseden camiye çevrildiğini belirtti. Çevresine Endülüs’ten kaçan Arapların yerleşmesi sebebiyle Arap Camii adını aldığını savunur.İstanbul’da ilk tiyatrocular Beyoğlu’nda sahne aldı. Kente gelen ilk tiyatrocular, Beyoğlu’nda konaklamayı tercih ederlerdi. İlk oyununu 1888’de oynayan Fransız Sarah Bernhardt, 1889’da kente gelen İtalyan Ernesto Rossi ve aynı yıl ilk oyununu Beyoğlu’ndaki Odeon Tiyatrosu’nda sahneleyen Manuet Sully, Beyoğlu’nun ve İstanbul’un gördüğü ilk tiyatro oyuncularıydı.İstanbul’daki ilk sinema salonu Pathe, 1908’de, Sigmund Weinberg tarafından Tepebaşı’nda kuruldu. Darülbedayi’nin komedi bölümünde ilk yerleşik sinema salonu olarak hizmet vermeye başlayan Pathe, daha sonra Amfi, Asri ve Ses Sineması adlarıyla seyircilerini ağırlamaya devam etti.Beyoğlu’nda ilk film gösterimi 1896’da İstiklal Caddesi’nde bulunan Sponeck Birahanesi’nde yapıldı. Lumiere Kardeşler’in 1895’te Paris’te gösterdikleri filmin burada izleyici ile buluştu. Film gösterimi, canlı projeksiyonlarla günde 4 kez yapıldı.Türkiye’nin ilk elektrikli asansör sistemi 1892’de Pera Palace Hotel’de kuruldu. Asansör, Pera Palace Hoteli’nin mimarı Alexander Vallaury tarafından yapıldı.Neo klasik çizgilere sahip asansörün yapımında, dökme demir ve ahşap malzemeler kullanıldı.İlk atlı tramvay, 1871 yılında İstanbul’da 4 hatta çalışmaya başladı. Bu hatlardan biri, Azapkapı-Galata arasında çalışan hattır. Ardından, Kabristan Sokağı-Tepebaşı-Taksim-Pangaltı-Şişli ve Fatih-Edirnekapı-Galatasaray-Tünel hatları açıldı.Atlı tramvay yerini, 1914 yılında elektrikliye bıraktı. İlk elektrikli tramvay, Karaköy-Ortaköy arasında hizmete başladı.Bank-ı Dersaadet, Sultan Abdülmecid döneminde İstanbul’da Galata bankerlerince kurulan ilk Osmanlı bankası olarak biliniyor. 1847 yılında kurulan banka, yabancı ülkelere kabul edilen poliçeleri yüzünden olan kısa vadeli borcunu ödeyemediği için 5 yıl sonra kapatıldı. Daha sonra yerine Osmanlı Bankası adı altında bir banka kuruldu.Türk futbolunda da önemli bir yere sahip Beyoğlu ilçesinde, Taksim Kışlası’nın avlusuna yapılan Taksim Stadyumu, İstanbul’un ilk stadı oldu.Stadyum, 1921-1940 yılları arasında maçlara ev sahipliği yaptı. Türk Milli Futbol Takımı, ilk maçını bu stadyumda Romanya’ya karşı 1923’te oynadı, 1940’ta Taksim Meydanı’nın düzenlenmesiyle yerini Taksim Parkı’na bıraktı. İki ahşap tribünü bulunan stadın seyirci kapasitesi yaklaşık 8 bin kişilikti.Türk futbol tarihinin ilk gece maçı 9 Eylül 1933, saat 21:00’de Taksim Kışlası Stadı’nda oynandı. Fenerbahçe ile Beyoğlu arasında oynanan karşılaşmayı Fenerbahçe 4-2 kazandı. Taksim Stadı’nın 1939’da yıkıldı.Londra metrosunun 1863’te başlamasından on iki yıl sonra hizmete giren ve Karaköy’ü yeraltından Cadde-i Kebir’e (İstiklal Caddesi) bağlayan Tünel, dünyanın en eski ikinci metrosu. Ticaretin ve bankacılığın merkezi Galata’yı Beyoğlu’na bağlayan sokaklardan günde ortalama 40 bin kişinin inip çıktığının tespit edilmesiyle geliştirilen tünel 17 Ocak 1875’te hizmete açıldı.Fetihten sonra İstanbul’daki ilk tershane de Fatih Sultan Mehmet döneminde 1455’te Haliç’te kurulan Tersane-i Amire’dir. Bugünkü adıyla Haliç Tersaneleri, Haliç, Camialtı ve Taşkızak Tersanelerini kapsar. 1827’de ilk yüzer havuz ve ilk buharlı gemi Taşkızak Tersanesi’nde inşa edildi.  TARİHİ YARIMADA GEZİ REHBERİEvliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’ne göre Türk bilgini Hezarfen Ahmed Çelebi, kuşların uçuşunu inceleyerek yaptığı kanatlarla Okmeydanı’nda ilk denemesini yaptı. Kuş kanatlarıyla Galata Kulesi-Üsküdar Doğancılar arasındaki 3 bin 358 metrelik uçuşuyla 1632’de Türk havacılık tarihine adını yazdırdı.Beyoğlu’nun en önemli simgelerinden birisi olan Galata Kulesi, Bizans İmparatoru Anastasius tarafından, 528’de “Fener Kulesi” olarak inşa edildi. IV. Haçlı Seferi’nde tahrip edilen kule, 1348’de “İsa Kulesi” adıyla Cenevizlilerce yeniden yapıldı. Daha sonraki dönemlerde tamir edilen kulenin üçüncü katına kadar olan alt kısmı Ceneviz, yukarısı ise Osmanlı-Türk yapısıdır. İstanbul Boğazı ve Haliç’in panoramik olarak izlenebildiği Galata Kulesi, 2013’te, UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edildi. BİR İSTANBUL MASALI: GALATA KULESİResmi ilk yabancı okul, 1583’te Cizvit rahiplerince açılan Saint-Benoit’dır. Beyoğlu’nda açılan en eski Latin-Katolik okulu olma özelliğini de taşıyan Saint-Benoit’in ders programına 1693’te Türkçe dersi konuldu. 1813’te, II. Mahmut’un fermanıyla okula Türklerin de kabul edilmesi sağlandı. Saint Benoit, bugün Türk milli eğitim sistemi içerisinde faaliyetlerini sürdürüyor.İstanbul’un fethinden sonra kurulan ilk top döküm merkezi, Tophane-i Amire’dir. 15. yüzyılda kurulan merkez, Osmanlı ordu ve donanmasının askeri topların üretildiği yerdi. Bina, 1850’lerden silah sanayisinin ve silah ticaretinin merkezi oldu.1992’de Mimar Sinan Üniversitesi’ne devredilen binanın bugün 3 ayrı sergi salonu bulunuyor. Tophane-i Amire Binası,  yurt içi ve yurt dışı sergilere ev sahipliği yapıyor.Sultan Abdülmecid’in kararı ile Dolmabahçe Gazhanesi’nin üretim fazlası havagazı ile 1856 yılında Beyoğlu bölgesine havagazı verilmeye başlandı. Havagazı ile İstanbul’da ilk defa cadde-sokak aydınlatması Yüksek Kaldırım ve İstiklal Caddesi aydınlatılarak gerçekleştirildi. Taksim’den Karaköy’e kadar 80 adım aralıklarla döküm direkler dikildi, lambalar asıldı.  Dolmabahçe Gazhanesi’nden boru hatları çekilen gaz ile sokaklar aydınlatıldı.Beyoğlu’nda 1870 yılında meydana gelen ve “Büyük Beyoğlu Yangını-Harik-i Kebir” olarak bilinen yangın İstanbul’da meydana gelen en büyük yangınlardandır.Beyoğlu’nun yeniden yapılanması, düzenli itfaiye taburlarının oluşturulması, yangın sigortasının yaygınlaştırılması, kagir binaların sayısının artması, Şişli ve Nişantaşı gibi semtlerin önem kazanması, bu yangından sonra başlamıştır. Osmanlı Devleti’nde sigortacılık, 1870’teki büyük Beyoğlu yangınından sonra yaygınlaştı. TÜRKİYE’DE GÖRÜLMESİ GEREKEN 50 YER

  • Patara Antik Kenti’ne rekor ziyaretçi
    by NTV on 16 Ocak 2021 at 11:56

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2020’nin Patara Yılı ilan edilmesinin ardından, Antalya’nın Kaş ilçesinde bulunan Likya Birliği’nin başkenti olan Patara Antik Kenti geçen yıl tarihi ziyaretçi ve gelir rekoruna imza attı.Kaş’ta bulunan Likya Birliği’nin başkenti Patara Antik Kenti’ni 2020 yılında 257 bin 561 kişi ziyaret etti ve karşılığında 4 milyon 811 bin 522 lira gelir sağlandı. 2019 yılında ise 12 ay açık kalmasına rağmen Patara Antik Kenti’ni 176 bin 743 kişi ziyaret etmiş ve karşılığında 1 milyon 555 bin 771 lira gelir elde edilmişti. Patara Antik Kenti, 2020 yılında corona virüs salgını nedeniyle yaklaşık 4 ay ziyarete kapalı olmasına rağmen bir önceki yıla göre 80 bin 818 kişi daha fazla ziyaretçi çekti. Bunun yanında sağlanan gelirde de bir önceki yıla göre 3 milyon 255 bin 751 lira artış sağlandı.Patara Antik Kenti, 2020 yılı içinde en çok ziyaretçiyi 84 bin 517 kişi ile ağustos ayında ağırladı. Ağustosta sağlanan gelir de 1 milyon 593 bin 90 lira oldu. 2020 yılında Antalya bölgesinin en çok ziyaretçi çeken ve gelir sağlayan ören yeri olan Patara Antik Kenti, ziyaretçi sayısı ve gelirde tüm zamanların rekorunu da kırmış oldu.2020 yılının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Patara Yılı ilan edilmesinin ardından, antik kentte yoğun bir çalışma başlatıldı. Patara Kazıları Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık ve ekibi tarafından yürütülen kazılar 12 aya yayıldı. Patara Antik Kenti’ndeki tarihi Roma Tiyatrosu’na başlatılan sağlamlaştırma ve restorasyon çalışmaları tamamlandı. Patara Antik Kenti’nde bulunan dünyada ayakta kalmış tek antik deniz feneri olma özelliğini taşıyan Neron Deniz Feneri’nde restorasyon çalışmaları başlatıldı. Çalışmalar halen devam ediyor. Bunun yanında 2 yıl önce varlığı tespit edilen Osmanlı’nın ilk Telsiz Telgraf İstasyonu’nda restorasyon çalışmaları başlamak üzere. Patara’nın şehir giriş takındaki restorasyon ve sağlamlaştırma çalışmaları tamamlandı. Patara Antik Kenti Karşılama Merkezi tamamlanmak üzere. Bunun yanında Patara Antik Kenti, 2020 Patara Yılı dolayısıyla birçok kültürel etkinliği ev sahipliği yaptı. Tiyatro, konser ve spor etkinlikleri yapıldı. Koronavirüs salgınına rağmen 2020 yılında Patara Antik Kenti’ne olan ilgi arttı.Patara Antik Kenti, Likya Birliği’ne uzun süre başkentlik yaptı. Likya Birliği Meclisi toplantıları, Patara Antik Kenti’nde bulunan Likya Birliği Meclisi Binası’nda yapılmaktaydı. Likya Birliği Meclisi, dünyanın ilk demokratik meclisi olarak bilinir. Likya Birliği Meclisi Binası, 2010 yılında TBMM tarafından restore edildi. Patara Antik Kenti’nde en önemli kalıntılardan biri de girişteki Zafer Takı veya giriş takıdır. Patara Antik Kenti’nde sürdürülen kazılarda elde edilen verilere göre kentin tarihi MÖ 8’inci yüzyıla kadar uzanmaktadır ve İskender’in kuşattığı kentler arasında yer almaktadır. Roma Dönemi’nde de Likya- Pamphylia eyaletlerinin başkentliğini yapmıştır. Patara Limanı da Roma İmparatorluğu’nun üç önemli limanından biridir. Ancak Patara Limanı sahası günümüzde kumlarla dolmuş durumda. Noel Baba olarak bilinen Ortodoksların kutsal saydığı St. Nikolaos’un da doğum yeri Patara’dır.Dünyaca ünlü Patara Plajı da antik kentin içindedir. Plaja girişte, antik kente giriş yapar gibi giriş yapılır. Uzun süre plaja gelmek isteyenlere özel bir bilet veriliyor. Patara Antik Kenti’ne giriş ücreti ise 30 lira.

  • 6 bin yıllık Kasrik Boğazı, doğal güzelliğiyle ziyaretçilerini bekliyor
    by NTV on 16 Ocak 2021 at 05:42

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ‘kesin korunacak hassas alan’ olarak tescil ve ilan Şırnak’taki Kasrik Boğazı’nın, güzel manzarasıyla keşfedilmesi bekleniyor. Huzur ve güvenlik ortamının sağlandığı Şırnak’ın artık terörle değil yaylalarıyla kanyonlarıyla doğal güzellikleriyle tarihi varlıklarıyla kültürel değerleriyle spor faaliyetleriyle anılan şehir olma yolunda ilerlediğini beirten Vali Ali Hamza Pehlivan, “Kasrik Beldemiz Dicle Nehri’ni selamlayan boğazı, kanyonu, tarihi kaya işlemeleri, mağaraları, kelaynakların doğal barınma alanları ve tarihi köprüsüyle kartpostallık bir görünüme sahiptir” dedi.Şırnak’ta adları sık sık terör olaylarıyla gündeme gelen Gabar ve Cudi dağlarını birbirinden ayıran ve tarihte ‘Krallar Geçidi’ olarak bilinen 6 bin yıllık Kasrik Boğazı, 4 Mart 2020 tarihinde Cumhurbaşkanı  imzasıyla yayımlanan Resmi Gazete’de ‘kesin korunacak hassas alan’ olarak tescil edildi.6 bin yıllık geçmişi olan ve bölgede Asur, Pers, Roma imparatorluklarının hakimiyet için önemli bir vadi olan Kasrik’te çok sayıda tarihi kalıntılar bulunuyor. Kasrik Boğazı’nda tarihi su bentleri, heykeller ve kent kalıntıları varlıklarını halen koruyor.Şırnak Vaslisi Ali Hamza Pehlivan, huzur ve güvenlik ortamının sağlanmasıyla birlikte Şırnak’ın artık terörle değil yaylalarıyla kanyonlarıyla doğal güzellikleriyle tarihi varlıklarıyla kültürel değerleriyle spor faaliyetleriyle anılan bir şehir olma yolunda ilerlediğini söyledi.Vali Pehlivan, “Kasrik, Dicle Nehri’ni selamlayan boğazı, kanyonu, tarihi kaya işlemeleri, mağaraları, kelaynakların doğal barınma alanları ve tarihi köprüsüyle kartpostallık bir görünüme sahiptir. Kesin korunacak hassas alan olarak tescil edilen Kasrik Boğazı, turistik seyahate çıkanların ilimizi ziyaret etmesi için en önemli gerekçelerden biri olacak, bu bağlamda ilimizde turizm hareketliliğinin oluşmasında önemli katkılar sağlayacaktır” dedi.Şırnak Üniversitesi Turizm Yüksekokulu Müdürü ve Öğretim Üyesi Dr. Çağdaş Ertaş da Pers, Roma ve Asur imparatorluklarının bölgede hakimiyet kurduğuna dikkat çekerek, Kasrik Boğazı’nın görülmesi gereken bir yer olduğunu söyledi.Ertaş, “Şırnak’ın birçok alanı gibi Kasrik Boğazı da doğal güzellikleri ve tarihi özellikleriyle geçmişiyle herkesi kendine cezbediyor. Ciddi bir potansiyele sahip. Kasrik normalde mesire alanı olarak bilinir. Ama Kasrik’i bir mesire alanı olarak değil tarihi geçmişiyle doğal güzellikleriyle bu bölgede hakimiyet kurmuş medeniyetleriyle daha büyük bir anlam ifade ediyor. Pers, Roma, Asur imparatorlukları bölgede hakimiyet kurmuştur. Büyük İskender’in Kasrik Boğazı’ndan geçtiği söylenir. Kasrik yine 2’si kritik olmak üzere 18 bitki türünü barındırmakta. Aynı zamanda yine 5’i koruma altına alınması gereken olmak üzere 141 tane hayvan çeşidi bu bölgede bulunmakta””Gerek doğal yaşamıyla gerekse tarihi özellikleriyle çok mistik bir özelliğe sahip. Ve bu aynı zamanda çok büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Dağcılar için kaya tırmanışçıları için herkesi Kasrik kendisine çağırıyor. Artık Şırnak’ta uzun bir süredir çok güzel bir huzur ortamı hakim. Kasrik aynı zamanda ‘Krallar Geçidi’ olarak bilinmekte. Bu bölgenin 6 bin yıllık bir geçmişi söz konusu. Burada kaya kabartmaları bulunmakta. Kaleleri ile çok büyük bir geçmişe, binlerce yıllık bir geçmişe ev sahipliği yapmış. Bu anlamada da müthiş bir tarihi özelliği içerisinde barındırmakta” diye konuştu.Niğde’den gelen Taner Nur, Kasrik Boğazı’nın tanıtılması gerektiğini belirterek, “Özellikle bu tip doğal güzelliklerle karşılaştıktan sonra Şırnak’ın gerektirdiği önemin aslında verilmediğini, tanıtım anlamında daha ciddi çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Şırnak dışarıdan gelen insanlar için ilk başta ön yargılı davranmalarına neden olmakta fakat burada yaşadıktan sonra bu ön yargıların kırıldığını herkesin göreceğini düşünüyorum. Özellikle Şırnak’ın tanıtım ve doğal güzelliklerinin, tarihi güzelliklerinin ve Kasrik Boğazı gibi ender rastlanan tarihi güzelliklerinin tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Kasrik Boğazı’nı Nevşehir’deki Peribacaları ile karşılaştırıldığında ondan çok alta kalır bir yer olmadığını düşünüyorum. Bu konuda tanıtım çalışmaları yapılırsa Nevşehir’deki Peribacaları, Ürgüp Göreme kadar ciddi ziyaretçi çekecek ilginç doğa ve tarihi yapıları olduğunu düşünüyorum” dedi.Kuzey ve Güney Mezopotamya arasındaki tek geçit olan Kasrik, özelikle krallar için konaklama yeri olarak da kullanılmış ve zaman içinde ‘Krallar Geçidi’ ismini almıştır. Aynı zamanda Cizre ve Finik Beyleri ise bu bölgeyi yazlık olarak kullanıyorlardı. Ksenofon ve Büyük İskender’in de Dicle Nehri’ni geçtikten sonra dağları ovalardan ayıran Kasrik’ten geçtiği biliniyor. Yüksek kayalıklar delinerek hazırlanan nöbetçi kulübeleri varlıklarını halen koruyor. Bölgede bulunan bir kaleden ise sadece yıkık duvarlardan oluşan kalıntılar kalmış durumda. Kasrik doğal sit alanı içerisinde 2’si kritik tür olmak üzere 18 bitki ve tehlike kategorilerine göre 4’ü, yayılım durumlarına göre 1’i kritik tür olmak üzere 141 hayvan çeşidinin belirlendiği Kasrik Boğazı, doğal ve tarihi güzellikleri ile ziyaretçilerini ilgi çekiyor.

  • Dünya Sağlık Örgütü uluslararası seyahatlerde “aşı pasaportu şartı” getirilmemesini tavsiye etti
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 21:26

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Acil Durum Komitesi, yeni tip Corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle “küresel acil durumun” devamı ve uluslararası seyahatler için “aşı pasaportu şartı” getirilmemesi tavsiyesinde bulundu.DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, örgütün Cenevre’deki merkezinde video konferans yöntemiyle basın toplantısı düzenledi.Covid-19 aşıları için küresel dayanışma çağırısı yapan Ghebreyesus, “Sağlık çalışanları bitap düştü ve sağlık sistemleri gerildi. Bazı ülkelerde de oksijen kaynaklarının tehlikeli derecede azaldığını görüyoruz.” dedi.DSÖ Acil Durum Komitesi’nin salgını ele almak için bu hafta toplandığını aktaran Ghebreyesus, “Komite’nin, Covid-19 aşılarının eşit bir şekilde dağıtılması gerektiğini vurgulamasından memnuniyet duydum.” ifadesini kullandı. Ghebreyesus, aşılamalarda sağlık çalışanları ve en yüksek risk altındaki kişilere öncelik verilmesi gerektiğinin altını çizdi. DSÖ Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan ise bir soru üzerine Komite’nin “seyahat eden kişiler için aşı olduğunu kanıtlayan belge bulundurması şartını” tavsiye etmediğini vurguladı. Komite’den yapılan yazılı açıklamada ise Covid-19 salgınına yönelik “Uluslararası Kamu Sağlığı Acil Durumu’nun (PHEIC)” devamına karar verildiği belirtildi.Aşı üreticilerinin, aşıların güvenlik ve etkinliğine ilişkin ellerindeki verileri DSÖ ile paylaşması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Bu tür verilerin eksikliği, küresel düzeyde aşıların zamanında ve eşit bir şekilde tedarik edilmesinin önündeki bir engeldir.” uyarısında bulunuldu.Son aylarda gündemde olan “aşı pasaportuna” ilişkin de Komite, “Aşıların (virüsü) bulaşmayı azaltmadaki etkisi henüz bilinmediği için ve mevcutta çok sınırlı aşılama bulunduğu göz önüne alındığında, Komite ülkelere, gelen yolculardan aşı olduğuna dair kanıt istememelerini tavsiye etti.” ifadesini kullandı.Komite, seyahatlerde DSÖ’nin mevcut kılavuzuna ve bilinen temel uygulamalara riayet edilmesini önerdi.

  • AB’de seyahatler için “aşı sertifikası” çıkarılması tartışılıyor
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 17:51

    Avrupa Birliği (AB), yeni tip Corona virüs karşı (Covid-19) aşı yaptıranlara seyahatlerinde kolaylık sağlaması için bir “aşı sertifikası” verilmesini tartışıyor.Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in AB genelinde seyahatlerde kullanılmak üzere aşı sertifikası oluşturulması önerisi, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in AB dönem başkanlığını alan Portekiz’e yaptığı ziyarette gündeme geldi.Portekiz Başbakanı Antonio Costa ile düzenlediği basın toplantısında aşı sertifikası önerisi hakkında görüşü sorulan von der Leyen, öneriye olumlu yaklaştığını, diğer aşılar gibi Covid-19 aşısı yaptıranlara tıbbi olarak bir belge verilmesi gerektiğini söyledi.Kendisi de tıp doktoru olan von der Leyen, bu belgenin Dünya Sağlık Örgütünün belirttiği gibi karşılıklı olarak tanınması gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:”Bu sertifikayla nelere izin verileceği siyasi ve yasal bir karar. Avrupa genelindeki kuralların nasıl olacağını tartışmamız gerekiyor. Doğru dengeyi bulmak önemli. Örneğin, sertifika veya kişinin aşıya erişimi henüz olmadıysa negatif test gerekliliğini birleştirebiliriz. Aşı olanlar ve henüz olmamış kişiler arasında adil ve eşit bir dengeyi bulma imkanı var.”Portekiz Başbakanı Costa ise seyahat özgürlüğünün önemine işaret etti ve hiçbir ülkenin sınırlarını tekrar kapatmak istemeyeceğini söyledi.Costa, “Portekiz ve Yunanistan gibi ülkelerin ekonomileri için turizm çok önemli. Gelecek yaz ülkelerimize gelecek kişilerin kendini güvende hissetmesi önem taşıyor. Bu bir sertifikayla ya da negatif test sonucuyla mümkün olabilir.” dedi.AB ülkeleri arasında karşılıklı olarak tanınacak ve seyahatleri kolaylaştıracak bir “aşı sertifikası” oluşturulması önerisine sıcak bakanlar olduğu gibi “ayrımcılık” oluşturacağı gerekçesiyle karşı çıkanlar da bulunuyor.Bu tür bir sertifikanın aşı olanlara ne tür imkanlar getireceği veya aşı yaptırmayanları nasıl kısıtlayacağı gibi konuların hassas şekilde tartışılması isteniyor. Bunun siyasi bir karar olmasının yanı sıra yasal boyutlarının da bulunduğu hatırlatılıyor.PFİZER’İN GECİKMESİ ENDİŞE YARATTIVon der Leyen, basın toplantısında BioNTech ile Pfizer tarafından geliştirilen aşının teslimatında gecikme yaşanacağına ilişkin yapılan açıklamaya da değindi. Gecikme açıklaması haberini alır almaz Pfizer CEO’su Albert Bourla’yı aradığını aktaran von der Leyen, gelecek haftalarda teslimatların gecikeceği bilgisini Bourla’nın da söylediğini belirtti.Von der leyen, “Ancak kendisi bana yılın ilk çeyreği için garanti edilen dozların hepsinin ilk çeyrekte teslim edileceğine dair teminat verdi.” diye konuştu.Von der Leyen, teslimatta gecikme olacağı açıklaması üzerine ortaya çıkan ikinci dozların yapılamaması endişeleri hakkında ise “Pfizer CEO’su kişisel olarak dikkatini acilen bu konuya vereceğini söyledi. Kendisinin gecikme süresini azaltması için mümkün olan her şeyi yapacağız.” ifadesini kullandı.AB Komisyonunun BioNTech-Pfizer ile AB üyeleri adına 600 milyon doz aşı satın almak üzere sözleşmesi bulunuyor. Ancak aşıların ne kadarının ne zaman teslim edileceğine dair bilgi verilmiyor. BioNTech ile Pfizer’in aşısı AB’den ilk onay alan Covid-19 aşısı oldu. AB ülkelerinde 27 Aralık’tan bu yana bu aşı öncelik gruplarına uygulanıyor.PARALEL MÜZAKERE VE PARALEL SÖZLEŞME OLAMAZAB ülkelerinin bir süredir aşı üreticileriyle fazladan doz alabilmek için AB Komisyonunun toplu alımı dışında paralel müzakereler yürüttüğü haberleri sorulan von der Leyen, bu tür müzakerelere karşı çıktı.Von der Leyen, AB ülkeleri olarak “bu işte beraber” olduklarını belirterek, “27 ülke olarak bir anlaşmamız ve bu sayede çok açık bir yasal zeminimiz var. Buna göre paralel müzakere, paralel sözleşme olamaz çünkü biz 450 milyon Avrupalının müzakere gücünü kullanıyoruz.” dedi.AB Komisyonu bugüne kadar Covid-19 aşısı geliştiren 6 firmayla yaklaşık 2,3 milyar dozluk aşı alım sözleşmesi yaptı.

  • Airbnb: Seyahatler eskiye dönmeyecek
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 14:30

    Airbnb CEO’su Brian Chesky, seyahatlerin pandemiden önceki haline asla dönmeyeceğini bildirdi.Konaklama uygulaması Airbnb’nin CEO’su Brian Chesky, insanların arkadaşları ve ailelerini ziyarete daha fazla zaman harcamasına neden olacak corona virüs salgını sebebiyle seyahatlerin kalıcı olarak degişeceğini öngördü.Popüler olan global destinasyonlarda geleneksel turizmin ve gezilerin, daha küçük topluluklarla devam edeceği ve iş toplantılarının daha az uçacak olan iş insanları nedeniyle önemli ölçüde azalacağı bildirildi.Chesky, “Gezginler, kendilerinden alınmış olanı özlüyor. Times Meydanı’nı görmeyi özlemiyorlar. Özlem duydukları şey, uzun zamandır görmedikleri arkadaşlarını ve ailelerini görmek” dedi.Dünyanın en büyük rezervasyon ve konaklama paylaşım platformlarından Airbnb’nin kârı, salgın nedeniyle büyük şehirlerden uzakta ev kiralamaya olan ilginin artmasıyla hız kazandı.BIDEN’IN YEMİN TÖRENİ İÇİN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ Airbnb, Kongre baskınının ardından Joe Biden’ın 20 Ocak’taki göreve başlama töreni öncesinde başkent Washington DC bölgesinde yapılan rezervasyonları incelediğini duyurmuştu.Şirketin 2017’den bu yana “nefret gruplarından olanlara hizmet vermeme” politikası olduğu vurgulanan açıklamada, Washington bölgesindeki tüm ziyaretçilerin, nefret gruplarına üye olmaları veya şiddet eylemleri planlamaları durumunda yasal işlemle karşılaşabileceklerine dair uyarılacağı kaydedildi.Ev sahiplerine, “misafirlerinin Airbnb politikasını ihlal ettiğinden şüphelenmeleri durumunda acil yardım hattını aramaları” çağrısı yapıldı.BASKINA KARIŞANLARIN YARARLANMALARI ENGELLENECEKKongre baskınına karışanların platformun hizmetlerinden yararlanmalarının yasaklanacağı da bildirildi.Washington DC’li yetkililer, aralarında Airbnb’nin de olduğu bazı rezervasyon ve konaklama hizmeti sağlayan şirketlerden 20 Ocak’ta Biden’ın göreve başlama töreni bitene kadar kayıt tutmalarını istemişti.VİDEO: ABD KONGRESİ’NDEN YENİ GÖRÜNTÜLER-ARŞİV

  • Kasr-ı Hümayun Saray Müzesi: Kocaeli’de ihtişamıyla yıllara meydan okuyan bir Osmanlı mirası
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 14:13

    Kocaeli’de Sultan Abdülaziz döneminde son halini alan ve Atatürk’ün gazetecilerle bir araya gelerek cumhuriyet fikrini paylaştığı ​​​​​​​yer olarak da bilinen Kasr-ı Hümayun Sarayı, ihtişamıyla yıllara meydan okuyor.Deprem ve yangın gibi birçok badire atlatarak bugüne ulaşan Kasr-ı Hümayun Saray Müzesi, Osmanlı padişahlarına hizmet vermesinin yanı sıra Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Fransız yazar Claude Farrere gibi tarihi isimleri ağırlamasıyla biliniyor.Kocaeli Müze Müdürü Serkan Gedük, “Küçük Saray”, “Av Kasrı” ve “Hünkar Köşkü” olarak da bilinen Kasr-ı Hümayun’un, İstanbul dışındaki tek saray yapısı olduğunu söyledi.Saray müzenin tarihi hakkında bilgi veren Gedük, yapının ilk olarak 4. Murat döneminde ahşap olarak inşa edildiğini ancak deprem ve yangın gibi afetler sonucunda tekrar yapıldığını belirtti. Gedük, son halini Sultan Abdülaziz döneminde alan yapının mimarının Garabet Amira Balyan olduğunu dile getirerek, “Yapı, 19. yüzyıl Batılılaşma dönemi sivil mimarlık örneklerinin tipik özelliğini yansıtmaktadır. Mimari süslemesinde dönemin barok ve ampir üsluplarının etkisi açık şekilde hissedilmektedir” diye konuştu.Yapıda, iç süslemeleriyle değerlendirdiğinde eklektik bir üslubun söz konusu olduğuna dikkati çeken Gedük, şöyle devam etti: “Kasr-ı Hümayun, birçok kaynakta 2 katlı kagir bina olarak geçse de küçük bir bodrum katı da mevcut olup dikdörtgen planlıdır. Yapının güney cephesinde giriş aksı ortada vurgulanmıştır. İki katlı, giriş cephesi mermer kaplıdır. Zemin kat ve üst kat ortalarında yuvarlak madalyonlarla hareketlendirilmiştir. Batı cephesinin görünümü ise daha sadedir. Yapının pencereleri ince uzun formda düzenlenmiş olup, iç mekanın aydınlatılmasını yeterli derecede sağlamaktadır”Yapının iç süslemesini 1858 yılında yapan Sepon Bezirciyan’ın, gösterdiği başarıdan dolayı saray nakkaşı olduğunu anlatan Gedük, “Bezirciyan’ın adı Dolmabahçe Sarayı’nın iç dekorasyonunu yapan sanatçılar arasında da geçmektedir. Yapının bezemelerinin onarım geçirdiği ve tavan süslemelerinin Fransız ressam Sasson tarafından sıva üzerine yağlıboya olarak yapıldığı da belirtilmektedir” dedi.Yapının tavanındaki figürlerde Türk bayrağı, gücü sembolize eden savaş aletleri, dengeyi temsil eden terazi, müzik aletleri ile Sultan Abdülaziz’in tuğrasına da yer verildiğini belirten Gedük, bunun dışında süslemelerde genellikle kıvrık dal motifleri, Rumi, çiçek, meyve, manzara, natürmort ve hayvan tasvirli kompozisyonların kullanıldığını kaydetti.Gedük, yapının 1967’ye kadar Vilayet ve Ziraat Odası, bu tarihten sonra İzmit Müzesi, 16 Ocak 2007’den beri de saray müze olarak hizmet verdiğini ifade etti.Kasr-ı Hümayun’un önemli bir toplantıya da ev sahipliği yaptığına işaret eden Gedük, şöyle konuştu: “Kurtuluş Savaşı kazanılmış fakat henüz cumhuriyet ilan edilmemişti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kasr-ı Hümayun’da 16 Ocak 1923’te gazetecilerle bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı saat 21.30’da başlayıp sabaha kadar sürdü. Toplantıya, Kurtuluş Savaşı boyunca yazılarıyla, yaptıkları haberlerle Milli Mücadele’ye büyük katkılar sunan gazeteci ve yazarları davet etti, onların fikirlerini aldı ve 29 Ekim’de ilan edilecek cumhuriyet rejimi fikrinin halkla buluşmasını sağladı”Gedük, bu toplantının Erzurum ve Sivas kongreleri kadar önemli olduğunu vurgulayarak, “Kongrelerde Milli Mücadele’ye ilişkin kararlar alınmış, İzmit toplantısında ise Türkiye’nin yeni rotası çizilmiş ve cumhuriyetin temelleri atılmıştır” dedi.Kasr-ı Hümayun Saray Müzesi, İzmit’te demiryolunun kuzeyinde Saat Kulesi’nin yanındadır. Adres: Kemal Paşa Mahallesi. Saray Yokuşu, İzmit / KocaeliKasr-ı Hümayun Saray Müzesi ziyaret saatleri hafta içi 09:00 – 17:30. Saray hafta sonları ziyarete kapalı.   Kasr-ı Hümayun Saray Müzesi giriş ücretleri şöyle… Yerli-yabancı turist: 10 TL.

  • Koruma altındaki tarihi düğmeli evler tek tek yok oluyor
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 08:36

    Antalya’nın Akseki ilçesinde Antalya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 2008 yılında koruma altına aldığı 7 evden 5 tanesi yüksek maliyetli restorasyonun yapılamaması nedeniyle yok olma tehdidi altında.Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerinin yer aldığı ve günümüze kadar ulaşan tarihi düğmeli evlerinin birçoğu yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.Çok az sayıda düğmeli evin restore edilerek ev ve otel olarak işletildiği Antalya’nın Akseki ilçesinde çok sayıda ev tek tek yıkılıyor. Restorasyon maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı evler göçmeye başlarken, bazıları ise bakımsız bir şekilde ayakta kalmaya çalışıyor.Alaçeşme Mahallesi Muhtarı Hasan Uluğkay, mahallede 2008 yılında geleneksel konut mimarisinin nitelikli örneklerinden 7 ev, tarihi mezar taşları ile anıtsal nitelikli ağaçların bulunduğu mezarlık ve köyü yaylaya bağlayan taş döşeme yolların koruma altına alındığını söyledi.Muhtar Hasan Uluğkay, 2008 yılında Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu uzmanlarınca, Alaçeşme köyünde yapılan çalışmalar sonucunda hazırlanan rapor doğrultusunda, taş ve ahşap malzemeyle inşa edilen, Akseki bölgesi geleneksel konut mimarisinin nitelikli örneklerinden olan 7 yapının, taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak tesciline karar verildiğini söyledi.Köyün yaklaşık 800 yıl önce kurulduğunun tahmin edildiğine değinen Uluğkay, “Köydeki tarihi evler, Akseki’deki hatıllı evler sınıfındadır. Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun yürüttüğü çalışmalar sonucunda 7 ev ile köyümüzün merkezindeki patika diye anılan taş yollar, köprüler ve mezarlıklar, korumaya alındı. Korumaya alınan evler, yaklaşık 250-300 metrekare alana yerleştirilmiş, 6 ve 7 odalı evlerdir. Bunların kafesleri cumba olarak anılmaktadır ve dışa açık şekilde bulunmaktadırlar” dedi.Alaçeşme Mahallesi’nde koruma altına alınan, bir çivi çakılmasına dahi izin verilmeyen ancak restorasyon çalışmaları da yapılmayan düğmeli evlerin yıkılmaya başladığına dikkat çeken Uluğkay, şu bilgileri verdi: “Mahallemizde 2008 yılında Antalya Koruma kurulu tarafından korumaya alınan 7 adet tarihi özelliği olan bina var. Fakat mal sahiplerinin ekonomik durumlarının iyi olmaması nedeni ile yaptıramadılar. Sadece 2 kişi restorasyonunu yaptırabildi. Bunlardan bir tanesi devletten bir miktar yardım alarak yaptırdı. Babamın koruma altında bulunan 300 yıllık tarihe sahip düğmeli evi dahi çöktü.E konomik durumdan dolayı evimizi yaptıramadık. Babama ait tarihi düğmeli ev 300 metre karedir. 4 oda bir mutfağı olup iki katlı çift taraflı cumbalı bir evdir. İlk yıkım başladığı zaman Akseki Belediyesi koruma kuruluna müracaat ettim. Bugüne kadar halen cevap bile verilmedi. Ev atıl duruma geldi. Çatısı göçtü. Duvarları yıkılmaya başladı. 2008 yılında koruma altına alınan 7 evden 5 tanesi atıl duruma geldi.”Köydeki evlerin birçoğunun düğmeli evler olduğunu belirten Uluğkay, “Maalesef koruyacağız derken bir çivi dahi çakamıyoruz. Evler yıkıma mahkum hale geldi. Devletimizden ayakta kalan evlerin kurtulabilmesi için yardım bekliyoruz. Bir tarih yok olup gidiyor” diye konuştu.

  • ‘Sivas’ın Pamukkale’si’ Altınkale’de kar güzelliği
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 08:34

    Sivas’ta turizme kazandırılan Altınkale’de, yağan karla birlikte Pamukkale’yi aratmayan görüntüler oluştu. Altınkale, sarı ve beyaz görünümü ile sıcak suyun oluşturduğu buharla birlikte görsel güzellik sundu.Sivas Valiliği tarafından kent merkezine 31 kilometre mesafedeki Sıcak Çermik Termal Turizm Bölgesi’nde Pamukkale travertenlerinin bir benzeri olarak hazırlanan Altınkale’de, kar yağışı ile birlikte güzel manzara ortaya çıktı.Pamukkale’nin aksine kükürtten gelen sarı renk nedeniyle ‘Altınkale’ olarak isimlendirilen alanın etrafı, beyaz örtüyle kaplandı.Travertenlerin bir kısmı da beyaza büründü. Sarı ve beyaz rengiyle ilgi çeken Altınkale, drone ile havadan görüntülendi.Sıcak suyun oluşturduğu buharla birlikte ortaya çıkan manzara ise dikkat çekti.

  • Yunanistan umudunu turizme bağladı: Ülkeye girişlerde aşı zorunluluğu aranmayacak
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 07:37

    Ekonomik krizde olan Yunanistan umudunu turizme bağladı. Atina yönetimi, ülkeye girişler için aşı zorunluluğu aramayacağını açıkladı.Yunanistan’da Kiryakos Miçotakis hükümeti ekonomide umutlarını 2021 yaz sezonu turizmine bağladı. Corona virüs (Covid-19) nedeniyle 2020 turizm sezonunda umduğunu bulamayan Atina yönetimi, 2021 yaz turizmi için kolları sıvadı. Yunan medyasından SKAI televizyonuna açıklamalarda bulunan Yunanistan Turizm Bakanı Haris Theoharis, Yunanistan’a seyahat edecek olanlar için aşı belgesinin zorunlu haline gelmeyeceğini, aşı belgesi olmayanlara da test uygulanacağını açıkladı. Theoharis, hem aşı belgesinin hem de hızlı tanı testlerin 2021 yazında Yunanistan’a seyahat etmek için önemli iki araç olacağını belirtti.”TEK UMUDUMUZ TURİZM”Theoharis, turizm için 2021 yılının daha iyi bir yıl olacağını, ancak corona virüsten dolayı turizm sektörünün işleyişinin ve tüketici alışkanlıklarının değiştiğini, yaşanan sağlık konusundaki belirsizlikler nedeniyle de kimsenin 6 veya 8 ay öncesinden tatil planı ve rezervasyon yapmadığını dile getirdi. “Kaybedilecek daha fazla zaman yok” diyen Theoharis, “Ülkemiz turizm potansiyeline sahip. Tek umudumuz bu” ifadelerine yer verdi. Tüm bunlara rağmen Yunanistan’ın turizm potansiyeline güvendiklerini, 2021 yılında turizmden çok fazla beklentilerin olduğunu söyledi. Bu nedenle şimdiden dış ülkelerde turizm sektör temsilcileriyle temaslara başladıklarını dile getirdi.2020’DE TURİZM GELİRİ YÜZDE 78 ERİDİYunanistan Turizm Bakanı Haris Theoharis, Ekim ayında Başbakan Kiryakos Miçotakis’e verdiği raporda, “2019 yılına oranla Yunanistan’ı 2020 yılında ziyaret eden turist sayısında yüzde 78 oranında bir gerileme kaydedildiğini ve bu bağlamda ülkeyi ziyaret eden turistlerin 2020 yılında ancak 3 milyon 900 bini bulduğu” belirtilmişti. 

  • Siverek’te Bizans döneminden kalma mağara bulundu
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 07:22

    Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Takoran Vadisi’nde eski yerleşim yeri olduğu tahmin edilen 400 metre uzunluğunda bir mağara keşfedildi. Mağaranın Bizans döneminden kaldığı tahmin ediliyor.Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi sınırları içerisinde bulunan Takoran Vadisi doğal güzellikleri, anıt mezarlar, tarihi yerleşim mağaralarıyla dikkat çekerken, bölgede keşfedilmeyi bekleyen onlarca tarihi mağaraya da ev sahipliği yapıyor. Bunlardan biri de halk arasında Keşişler Mağarası olarak bilinen mağara. Siverek’in tarihi ve turistik mekânlarını tanıtmak amacıyla kurulan Fırat Gezginler Kulübü üyeleri, mağaranın gün yüzüne çıkarılması ve ziyaretçilere açılması amacıyla, şimdiye kadar kimsenin giremediği derinliğe kadar indi. 400 metre uzunlukta, 3 büyük galeriden uluşan mağara, doğal sarkıtları, labirent yapısı ve muhteşem görünümüyle görenleri kendine hayran bırakıyor.Profesyonel dağcı ve ekipmanlarla içeri girdiklerini söyleyen Kulüp Başkanı Ferit Akçalı, “Bölge halkı arasında Keşişler Mağarası olarak bilinen 300 ile 400 metre derinlikte bulunan mağarayı bugün keşfe çıktık. Şükürler olsun zor olmasına rağmen mağaranın sonuna kadar gidebildik. İnerken zor şartlar altında ilerleyebildik, bazen süründük, bazen düştük ama çok güzel görsellere denk geldik. 3 büyük galeriden oluşan mağarayı keşfetmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.Bölgenin eski yerleşim alanı olduğunu ve keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda mağara olduğuna dikkat çeken Akçalı, “Bu mağaralardan belki de en büyüğüne biz girdik. Karanlık olması, içinde anlarca tünelin bulunması ve labirent şeklinde olması nedeniyle kimse bu kadar derinliğe girememişti. Biz ekipmanlarımızla ve ip sarkıtarak mağaranın en dibine kadar inmeyi başardık ve çalışmalarımızı çekimlerle belgelendirdik” şeklinde konuştu.Akçalı, ”İçerisi zifiri karanlık ama oksijen değerleri iyiydi. Orada gördüğümüz figürlere, şekiller, sarkıtlar bizi kendine hayran bıraktırdı. Kültür ve Tirizim Bakanlığının, Şanlıurfa İl Kültür Turizm Müdürlüğünün profesyonel bir ekiple. bir an önce buraya gelerek incelemelerde bulunmasını ve turizme kavuşturulmasını talep ediyoruz. İnanılmaz bir mağara buranın muhakkak gün yüzüne çıkarılması lazım” dedi. Kulüp üyelerinden Mehmet Kerece de, “Arkadaşlarımızla tekne gezisi düzenlerken vadinin ortasında bir mağara fark ettik, arkadaşlarla birlikte bu mağarayı görmek istedik. Zorlu bir çıkıştan sonra mağaraya ulaştık. Mağaranın içerine girdikçe mağaranın uzadığını ve derinliklere doğru devam ettiğini fark ettik. Mağaranın derinliklerine girdikçe, muhteşem bir yapı olduğunu gördük. Bugün de daha donanımlı olarak mağaranın keşfine çıktık. Bu mağaranın bir an önce turizme kavuşturulması gerekiyor” şeklinde konuştu.Kulüp gönüllülerinden Seyfettin Çatalkaya ise “Doğada yeni yerler keşfetmeye çalışıyor ve bunların tanıtımını yapıyoruz. Bu mağarayı da yeni keşfettik, normalde bu mağara dıştan pek görülmüyor, yakına geldiğimizde büyük bir mağarayla karşılaştık. İlk geldiğimizde teçhizatımız olmadığından ilerleyemedik, bugün teçhizatlarımızı alarak geldik ve gördük ki mağara tek kelimeyle muhteşem” ifadelerini kullandı.Çatalkaya, bölge halkının mağaranın Bizans döneminden kalma ve Hristiyanlığın ilk yıllarında kullanıldığını ve daha sonra insanlar tarafından yerleşim yeri olarak da kullanılmaya devam ettiğini belirterek, ”Bölgede yaşayan vatandaşlar, mağarada şimdi geldiğimiz noktaya kadar gelmediklerini söylüyor, çünkü zorlu bir yürüyüş ve zifiri karanlık var. Mağaranın Doğu Roma zamanından kalma Hristiyanlığın ilk başlarında keşişler tarafından tapınak olarak gizlice kullanıldığı söyleniliyor, bundan dolayı mağaraya Keşişler Mağarası deniyor. Tabi daha sonra da değişik kabile ve insanlar tarafından da yerleşim yeri olarak kullanılmaya devam etmiş” dedi.Çok yer ve mağara gezdiğini ama bu uzunlukta ve güzellikte bir mağara ile karşılaşmadığını söyleyen Seyfettin Çatalkaya, “Türkiye’de bu büyüklükte ve uzunlukta bir mağaranın olduğunu düşünmüyorum, ben rast gelmedim. Her yerde sarkıtlar, doğal güzellikler var. Buranın incelenmesi ve turizme kazandırılması gerekli” diye konuştu

  • Corona virüsten korunmak için baraj gölündeki adacığa yerleşti
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 06:47

    Tunceli’de Onur Demir (25), pandemi sürecinde yaşadığı İstanbul’dan ayrılarak, memleketindeki Keban Baraj Gölü’nde bulunan adacığa yerleşti. Balıkçılık yapmaya başlayan Demir, aldığı teknesinin içinde gece gündüz kalarak, yaşamını sürdürüyor. Demir, corona virüs salgını sürecinde risksiz hayat sürmenin keyfini yaşadığını söyledi.Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul’a yerleşen Onur Demir, pandemi sürecinde insan kalabalığından kaçarak, anne ve babası ile kardeşinin yaşadığı memleketi Tunceli’nin Çemişgezek ilçesi Kıraçlar köyüne yerleşti.İhtiyaç kredisiyle tekne satın alan Demir, burada balıkçılık yapmaya başladı.Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte balıkçı teknesiyle Keban Baraj Gölü’ne yaklaşık 3 bin metrelik ağ seren Demir, gün içinde bu ağları sudan çıkararak, balık yakalıyor.İşi bittiğinde barajın ortasındaki adacığa teknesini yanaştıran Demir, avladığı balıklardan yiyerek yaşamını sürdürüyor.Gününü adacıkta geçirdiği için geceleri teknesinde kalan Demir, corona virüs salgını sürecindeki risksiz hayatının keyfini yaşadığını dile getiriyor.Pandemi sürecinde sürekli adacıkta ve teknede zaman geçirdiği için çok rahat olduğunu söyleyen Onur Demir, “Şu an burada balıkçılık yapmaktayım. Günümün yüzde 80’i teknede geçiyor. Sürekli teknedeyim. Corona virüsten hiç etkilenmedim. Kafam çok rahat bu konuda.Genellikle bu adacığa geliyorum. Burada balığımı pişiriyorum, kitabımı okuyorum ve teknede kalıyorum. Sabahın ilk ışıklarında 3 bin metre ağ seriyorum, akşamları da çekiyorum. Rüzgar olmadığı sürece bu aynı şekilde hep böyle devam ediyor. Bazen hava güzel oluyor ve gece avına da kalıyorum. 24 saat boyunca su üzerinde kaldığım zamanlar da oluyor” dedi.Adacığın güzelliklerine değinen Demir, büyük şehirlerde zorlu işlerde çalışmaktansa barajın ortasında kendi işini yapmanın daha keyifli olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:”Yaz aylarında balık daha çok verimli, kış aylarında ise çok zor oluyor ve balık çok az çıkıyor. Yaz aylarında 100 kilo yakalarken kış aylarında 40 kiloya kadar düşebiliyor. İstanbul’da zorlu ve sıkıntılı işleri bıraktıktan sonra burada tekne alarak kendi işimi yapmam benim için bu corona virüs salgın sürecinde çok olumlu oldu.Hatta büyük şehirlerdeki arkadaşlarım bana bu süreçte hiç etkilenmediğimi ve çok şanslı olduğumu söylüyorlar. Benim hayalim, daha büyük ve lüks bir tekne alarak daha iyi ağlarla daha çok balık yakalamak. Bende manevi bir değere sahip olan bu adaya küçük de olsa bir kulübe tarzında ev yapmak isterim. Burası martıların ve ördeklerin olduğu çok güzel bir yer. Buranın suyu pırıl pırıl. Yaz aylarında burada çok yüzüyordum. Sürekli burada olduğum için de buraya çok alıştım”

  • Kar ressamı Simon Beck’ten kar üzerinde sanat eserleri
    by NTV on 15 Ocak 2021 at 05:39

    İstanbul’da barajların dolması için dört gözle beklenen yılın ilk kar yağışı başladı. Özellikle Anadolu yakasında oturanlar güne lapa lapa yağan kar ile uyandı. Kar yağışının konuşulduğu bugün; kar ressamı Simon Beck’in, daha önce kendi bedenini ve kar ayakkabılarını kullanarak ürettiği resimleri derledik…Pek çok kişi için kar keyif, karda iz bırakma eğlencesi demek.Kar üzerinde herkes kendince bir şeyler yapmayı denese de bu işi profesyonel bir çalışma alanına çevirmiş olan bir usta var dünyada.İngiliz mühendis Simon Beck, 10 yıldır karlar üzerine geometrik şekiller çiziyor.Bu iş, 1974’te İngiliz Oryantiring (Yön Bulma) Şampiyonası’nı kazandıktan sonra an Beck için mesleğe dönüşmüş.Kar ressamı Beck, kendi bedenini ve kar ayakkabılarını kullanarak kar üzerinde resimler üretiyor.Karda yürüyerek yaptığı resimlerden en ünlüsü Game of Thrones dizisi için Fransız Apler’inde hazırladı Stark sembolüydü. Beck, bu çalışmayı 13 saatte, 64 bin 800 adım atarak ve 32,5 kilometreyi aşarak tamamladı.57 yaşındaki sanatçının her bir çalışması 10 saatten fazla sürüyor. Beck, hedeflediği eserini tamamlamak için ortalama 40 kilometre yol kat ediyor.İşte Simon Beck’in kar resimlerinden en güzel örnekler…

  • ‘Aşkların şehri’ Sagalassos’u 42 binden fazla kişi ziyaret etti
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 15:37

    Burdur’un Ağlasun ilçesinde her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin geldiği Roma döneminin nitelikli, göz dolduran yapılarıyla misafirlerini cezbeden ve “aşkların ve imparatorların şehri” olarak bilinen 5 bin yıllık Sagalassos Antik Kenti, 2020 yılında 42 bin 285 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.Leuven Katolik Üniversitesinden Prof. Dr. Jeroen Poblome başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları ile ziyaretçilerini tarihi bir yolculuğa çıkaran Sagalossos Antik Kenti, yıl içerisinde en fazla ziyaretçiyi 11 bin 86 kişiyle Ağustos ayında ağırladı.2020 yılının Eylül ayında ise bin 885 kişi Sagalassos Antik Kenti’nde, halen suyu akan binlerce yıllık Antoninler Çeşmesi’ni, agorayı, Roma hamamını, tiyatroyu ve kütüphaneyi gezmenin keyfini yaşadı.Asklepios’un heykelciği ve Serapis’in büstünün keşfi ile gündeme oturan Kbyria Antik Kenti ise 2020 yılında 21 bin 401 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.Pandemi nedeniyle bir önceki yıla göre yarı yarıya düşen ziyaretçi sayısına rağmen Ağustos, Eylül ve Ekim ayında yılın diğer aylarına nazaran daha çok ziyaretçi ağırlayan Kbyria Antik Kenti, 3 ayda 9 bin 526 yabancı ziyaretçiye kucak açtı.

  • 347 kişilik anketin sonuçları açıklandı: Tatil takvimleri değişiyor, yurt içi seyahat hâlâ öncelikli
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 15:22

    Wyndham Rewards’un anketine göre, Türkiye’deki katılımcıların yüzde 86’sı Haziran 2020’den bu yana en az bir kez seyahate çıkarken, Türk ziyaretçiler sezonun yoğun olduğu dönem haricinde seyahat etmeyi daha çok tercih ediyor. Tatil amaçlı seyahatler hem Türkiye’de hem de EMEA genelinde iş seyahatlerinden daha çok yapılsa da Türkiye’deki üyelerin EMEA ortalamasına göre iş seyahatine daha çok çıktığı görülüyor. İşte ayrıntılar…EMEA ülkelerindeki üyelerin katılımıyla 2 Kasım-10 Kasım 2020 tarihleri arasında düzenlenen anketteki sorulara yanıt veren toplam 4 bin 134 katılımcının yüzde 73’ü, Haziran 2020’den bu yana en az bir kez seyahate çıktığını belirtti. Türk katılımcılar arasında, bu dönemde seyahate çıktığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 86 ile ortalamanın üzerinde seyretti.Türk ziyaretçilerin, sezonun yoğun olduğu dönem haricinde seyahat etmeyi EMEA ortalamasına göre daha çok tercih ettiği de anketin bulguları arasında yer alıyor.Yapılan açıklamaya göre, Covid-19’un, seyahat etme şekilleri üzerinde, uluslararası ve kısmen yurt içi seyahate de getirilen kısıtlamalar da dahil olmak üzere önemli etkileri oldu. Bununla beraber anketinin sonuçları seyahatin 2020 yılında düzenlemeler izin verdiği ölçüde devam ettiğine de işaret ediyor.İŞ SEYAHATLERİNDEKİ EĞİLİMLER 2021’DE DE DEVAM EDECEKTatil amaçlı seyahatler hem Türkiye’de hem de EMEA genelinde iş seyahatlerinden daha çok yapılsa da Türkiye’deki üyelerin EMEA ortalamasına göre iş seyahatine daha çok çıktığı görülüyor. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 66’sı haziran ayından bu yana iş amaçlı en az bir yurt içi seyahat gerçekleştirirken, EMEA genelindeki katılımcıların yüzde 31’i bu dönem içinde en az bir iş seyahatine çıktı.Bu eğilimin 2021’de de devam edeceği görülüyor, çünkü Türkiye’den katılımcıların yüzde 65’i bu yıl iş amaçlı bir yurt içi seyahat planlıyor ve bu alanda EMEA’daki diğer bölgelerin ortalamasını ikiye katlıyor.Şirketler ve kuruluşlar uzaktan çalışma sistemlerini benimserken, salgın yalnızca seyahat etme biçimlerini değil, çalışma biçimlerini de değiştirdi, yeni ve farklı mekanlardan çalışmak için fırsatlar yarattı.Türkiye’den katılımcıların yüzde 36’sı çalışma ortamlarında değişiklik amacıyla geçici olarak başka bir yere taşınmayı planlarken, yüzde 37’si de bu seçeneği değerlendiriyor. EMEA genelindeki tüm katılımcıların ise yüzde 56’sı başka bir yere taşınmalarının düşük bir ihtimal olduğunu, yüzde 30’u bu seçeneği değerlendirdiğini ve yüzde 14’ü bunun yüksek bir ihtimal olduğunu belirtiyor.TATİL TAKVİMLERİ DEĞİŞİYOR, YURT İÇİ SEYAHAT ÖNCELİKLİYalnızca getirilen kısıtlamalar değil, seyahat ederken ne kadar güvende hissedildiği de tatil alışkanlıkları üzerinde etkili oluyor. Seyahate ilişkin endişeler bir süre daha devam edecek gibi görünüyor ve ankete Türkiye’den katılanların yüzde 83’ü seyahat ederken Covid-19’a yakalanma konusunda az veya çok, belli bir derece endişe taşıdığını ifade ediyor. Ancak bu durum seyahatin göze alınmadığı anlamına gelmiyor ve seyahat alışkanlıkları, değişen şartlara uyum sağlıyor.EMEA genelindeki katılımcıların yüzde 23’ü, Türkiye’deki katılımcıların ise yüzde 35’i büyük olasılıkla sezonun yoğun olduğu dönem dışında seyahate çıkacağını belirtiyor ve bu da seyahat planlarının güvenliği önceleyecek şekilde adapte edildiğine işaret ediyor.Tatil amaçlı yurt dışı seyahat planlarının EMEA genelinde arttığı görülürken, ankete katılanların yüzde 53’ü 2021’de en az bir yurt dışı tatiline çıkmayı planladığını ifade ediyor.Bununla birlikte yurt içi seyahatler Türk ziyaretçiler açısından öncelikli olmaya devam edecek gibi görünüyor ve Türkiye’deki üyelerin yalnızca yüzde 23’ü gelecek birkaç ay içinde yurt dışı tatiline çıkmayı planlıyor, yüzde 53’ü ise bu dönem içinde yurt içindeki bir noktayı ziyaret etmeyi umuyor. Yurt içi seyahat planlarını yüzde 25 ile İtalya ve yüzde 22 ile Almanya seyahatleri takip ediyor.Evden uzaklığın ise tatil planlarında önemli rol oynamaya devam etmesi bekleniyor. Araçla seyahat en çok tercih edilen seyahat biçimi olmayı EMEA genelinde sürdürürken (Toplamda yüzde 56, Türkiye’de yüzde 66), onu sırasıyla uçak ve trenle seyahat takip ediyor.VİDEO: DÜNYA TURİZMİNDE 3 SENARYO

  • Bolu’da ‘tabiatın kalbi’ Gölcük ve Mudurnu’dan kartpostallık fotoğraflar
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 12:58

    Bolu’nun doğal güzellikleriyle ünlü Gölcük Tabiat Parkı ile Mudurnu ilçesi, kar yağışıyla beyaz gelinliğini giydi.Kent merkezine 13 kilometre uzaktaki “tabiatın kalbi” olarak bilinen Gölcük Tabiat Parkı’nda kar yağışı 2 gündür aralıklarla devam ediyor.Kar kalınlığının 10 santimetreye ulaştığı tabiat parkı, beyaz örtüsüyle güzelliğine güzellik kattı.Gölcük’e günübirlik tatil için gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler, göl çevresinde yürüyüş yaptı, iskelede hatıra fotoğrafı çektirdi.Bolu’nun tabiat güzellikleriyle ünlü yörelerinden Mudurnu ilçesi de kar yağışı ile beyaz örtüyle kaplandı.Beyazlar içindeki tarihi konakların görüntüsü, ziyaretçileri büyüledi.

  • Online seyahat hizmetlerine sıkı denetim geldi
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 11:59

    Online seyahat acentesi platformlarına sıkı denetim getirildi. Yeni düzenleme yürürlüğe girerken seyahat acentelerine uyum sağlamaları için 3 ay süre verildi.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğine göre, seyahat acenteleri, online platformlar, mobil uygulamalar ve diğer elektronik iletişim araçları kullanarak yapacağı pazarlama ve satış faaliyetlerini yalnızca bu faaliyetler için kullanacağı online satış kanalları üzerinden gerçekleştirecek.Bu amaçla kullanılan online satış kanalları üzerinden seyahat acentesi hizmetleri dışında başka faaliyet yürütemeyecek.Seyahat acentesi ürünleri dışında, mal ve hizmet pazarlaması veya satışı yapılan elektronik ticaret alanlarında seyahat acentelerinin ürün ve faaliyetleri satışa sunulamayacak, satışa yönlendirmek amacıyla seyahat acentesi ürünlerine yer verilemeyecek.Seyahat acenteleri bu alanlara reklam ve ilan verebilecek. Seyahat acenteleri, pazarlama ve satış faaliyetlerini gerçekleştirdiği online satış kanallarını Bakanlığa ve TÜRSAB’a bildirmek zorunda olacaklar.Acenteler, müşteriye verilmek üzere düzenleyeceği paket tur veya tura ilişkin sözleşmelerde, işletme belgesinde yazılı olan;belge numarasını, seyahat acentesi ve ticaret unvanı ile adresini belirtmekle yükümlü olacaklar.Satışı gerçekleştirilen ürünün başka bir seyahat acentesine ait olması halinde, ürün sahibi seyahat acentesinin sözleşmelerde açıkça belirtilmesi zorunlu tutuldu.Yönetmelik değişikliği yürürlüğe girerken seyahat acenteleri yeni düzenlemeleri üç ay içinde sağlayacaklar.VİDEO: DÜNYA TURİZMİNDE ÜÇ SENARYO

  • Türkiye’nin gözde kayak merkezi Erciyes ‘Avrupalı Seçkin Destinasyonlar’ listesine girdi
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 11:03

    Türkiye’nin ve dünyanın gözde kayak merkezlerinden Erciyes Kış Sporları ve Turizm Merkezi, alternatif turizm imkanları ile Avrupa Komisyonu Seçkin Destinasyonlar Ağı’nda yer almaya hak kazandı.Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Erciyes Dağı, sahip olduğu özellikleri ile Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen, Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürüttüğü Avrupalı Seçkin Destinasyonlar Yarışması’nda Türkiye’den başvuran 30 destinasyon içinde ilk 5’e girerek finale kalmayı başardı.Kayseri ve Erciyes, alternatif turizm seçenekleri ile Avrupalı en seçkin destinasyonlar arasına girerek Avrupa’da adından bahsettirdi.Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılan 30 başvuru arasından Kayseri ile birlikte finale kalan Afyonkarahisar, Ankara, İzmir ve Balıkesir de Avrupa Komisyonu Seçkin Destinasyonlar Ağı’nda yer alacak. Komisyon tarafından seçilen ve bu ağa dahil olan destinasyonlar için Avrupa’da çok kapsamlı tanıtım faaliyetleri gerçekleştiriliyor.Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tarafından “İller ve Destinasyonlar Tanıtım Çalışması” kapsamında Erciyes’teki bir otelde düzenlenen toplantıda, Kültür ve Turizm Bakanlığının projesindeki başarısından dolayı Erciyes’e verilen ödül, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Ertan Türkmen tarafından Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’a, final sertifikası ise İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun tarafından Erciyes AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Cahid Cıngı’ya takdim edildi.

  • Çıldır Gölü’nde buzlarla vals
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 09:39

    Kars’ta son günlerde etkili olan sıcak hava, Çıldır Gölü’nün kısmen buzlarını çözerken, vatandaşlar buz üzerinde adeta vals yapıyor. Çözülmeye başlayan Çıldır Gölü ve üzerindeki vatandaşlar havadan görüntülendi.Muhteşem manzarası ve göz alıcı mavisi ile ziyaretçilerini büyüleyen Çıldır Gölü’nün buz tutan yüzeyinde yürüyen insanlar, kızak sürenler ve çeşit çeşit manzaralar ile insanları bambaşka bir dünyaya götürüyor.Bu yıl geç donmasına karşın, havaların son günlerde sıcak gitmesiyle birlikte bir kısmı çözülen Çıldır Gölü’nde adrenalin dolu yürüyüşe çıkan insanlar çalan müzik eşliğinde halay çekip oynuyor. Atlı kızaklarla gezinti yapan vatandaşlar ise gönüllerince eğlenmenin keyfini yaşıyor.Kars’ta Çıldır Gölü’ne geldiklerini ifade eden Suat Sarı, “Bugün buraya geldik. Çıldır Gölü’ne gerçekten çok güzel, insanların gelmesini isterim. Bir doğal güzellik, çok güzel şeyler hissediyorum. İnsan suyun üzerinde sanki uçarmışçasına, farklı bir duygu, güzel bir duygu herkesin tatmasını isterim kesinlikle suyun üzerine olmak farklı bir duygu” dedi.Arkadaşlarıyla birlikte gezmeye geldiklerini belirten Büşra Yaprak, “Arkadaşlarımızla beraber Çıldır Gölü’ne gezmek için geldik. Gölün üzerinde yürümek gayet güzeldi. İlk defa gördüm. Soğuk olsa da yine de değer. Biraz korktum açıkçası arkadaşların desteğiyle yürüdüm” diye konuştu.Kars’ın Arpaçay ilçesi Kütük Ev bölgesine yakınlarıyla birlikte gezmeye gelen vatandaşlar buzları kısmen çözülen Çıldır Gölü yüzeyinde düşe kalka, kayarak gönüllerince eğleniyor.Bazı vatandaşlar ise bol bol fotoğraf çekilerek anı ölümsüzleştiriyor.

  • Evi satıp tekneye yerleştiler (Bir hayalleri daha var)
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 08:56

    Balıkesir’de yaşayan 30 yıllık evli çift evlerini satıp tekneye yerleşti. 10 yıllığına kiraladıkları tekne ile koy koy gezen çiftin en büyük hayali Kanarya Adaları’na gitmek.Balıkesir’in Bandırma ilçesindeki evlerini satıp tekne kiralayan 30 yıllık evli çift, yaz kış denizlerde yaşıyor.Bandırma Belediyesinden 6 yıl önce emekliye ayrılan Hükümsür Canarslan (55), eşi Zümrüt Canarslan (50) ile teknede yaşamaya karar verdi.Evlerini satan çift, 10 yıllığına kiraladıkları “Baray” isimli 1989 model tekneyle 6 senedir denizi mesken tuttu.Alt katında yatak odası, mutfak, banyo ve tuvalet bölümleri bulunan tekne ile çoğunlukla Muğla’nın Marmaris ilçesi ve çevresindeki koylarda hayatını sürdüren çift, çocuklarını görmek için Bandırma’ya geldi.Hükümsür Canarslan, teknede normal bir ev standartlarında yaşadıklarını söyledi.Bandırma’da iki kızlarının bulunduğunu belirten Canarslan, şöyle devam etti:”Bu kışı Bandırma’da geçireceğiz, nisana kadar buradayız. Güzel bölgemizde, doğanın içinde yaşıyoruz. Yunan adalarını ziyaret ediyoruz. Tabii her denizcinin olduğu gibi bizim de hayalimiz okyanus seyahati yapabilmek. En azından Kanarya Adaları’na gitmek istiyoruz. Bunun için ekonomik düzeyde rahatlamamız gerekiyor. Hayal olarak kalıyor ama inşallah yapabiliriz.”Zümrüt Canarslan da denizde yaşamaktan mutlu olduklarını vurguladı.Eşinin profesyonel kaptan, kendisinin de amatör denizci belgesi bulunduğunu anlatan Canarslan, “12 metrelik teknenin içinde mavi dünyamızda çok mutluyuz. Belgemle de kendi teknemi kullanabiliyorum.” dedi.Kara insanı olmadıklarını dile getiren Canarslan, denizle iç içe olmak için teknede yaşamayı seçtiklerini belirtti.Teknede yaşamanın ev hayatından farklı olmadığını ifade eden Canarslan, “Mutfağımızda yemeğimizi yapıyoruz. Temizliğimizi yapıyoruz. Teknenin bakımını yapıyoruz. 6 yıldır deniz insanı olduğumuzu kanıtlamış olduk. Karadeniz hariç Türkiye’nin denize kenarı olan her yerini karış karış gezdik. Yaşadığımız coğrafya da çok güzel. Hep okyanus hayallerimiz var. Biz teknemizde küçük ama çok mutlu yaşıyoruz. Özgürüz çünkü her yer bizim.” diye konuştu.

  • İstanbul Havalimanı ‘dünyanın en iyi havalimanları’ anketine aday oldu
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 08:51

    Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olan İstanbul Havalimanı, Travel and Leisure dergisinin düzenlediği The Top 10 International Airports (Dünyanın En İyi 10 Uluslararası Havalimanı) anketinde uluslararası havalimanları ile yarışıyor.ABD New York merkezli, dünyaca ünlü Travel and Leisure dergisinin her yıl düzenlediği “World’s Best Awards 2021” anketinde bu yıl İstanbul Havalimanı da yer aldı. Okuyucu oylarıyla belirlenecek anket 11 Ocak 2021 Pazartesi günü başladı ve 10 Mayıs 2021’e kadar devam edecek. Sonuçların Eylül 2021’de, derginin web sitesinde açıklanacak.Travel and Leisure dergisinin “World’s Best Awards 2021” kapsamında “The Top 10 International Airports” kategorisinde oy vermek için https://wba.m-rr.com/home sitesinin ziyaret edilerek ilgili adımların takip edilmesi gerekiyor.Online olarak düzenlenen ankette katılımcılar seyahat ettikleri şehirleri ve o şehirlerde bulunan havalimanlarını seçtikten sonra, değerlendirmelerini yapabiliyor. Dergi okurlarının görüşlerine göre belirlenen kategoride erişim, check-in, güvenlik, yeme-içme alanları, alışveriş ve tasarım açısından değerlendirmeler yapılıyor.Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı’nın (EASA) yayınladığı “Covid-19 Havacılık Sağlık Emniyeti Protokolünü” imzalayan İstanbul Havalimanı, salgın sürecinde aldığı önlemleri tesciller şekilde Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından verilen “Havalimanı Sağlık Akreditasyonu” sertifikasını tüm dünyada alan ilk havalimanı olmayı başardı.Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından verilen 16. ACI Europe Ödülleri kapsamında, “Dijital Dönüşüm Ödülüne”de layık görülen İstanbul Havalimanı, dijital dönüşüm dalında Avrupa’nın En İyi Havalimanı unvanına almıştı.Havalimanı ayrıca Uluslararası alanda öncü havacılık kuruluşlarından Skytrax’in değerlendirmesine göre “5 Yıldızlı Havalimanı” ve “5 Yıldızlı Covid-19 Önlemli Havalimanı” ödüllerinin de sahibi oldu ve her iki ödülü aynı anda alan dünyadaki iki havalimanından biri olmayı başarmıştı.

  • İşte 2021’de dünyanın en güçlü pasaportları (Türkiye kaçıncı sırada?)
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 07:34

    Henley Pasaport Endeksi’ne göre, 2021 yılında dünyanın en güçlü pasaportları listesi açıklandı. Henley Pasaport Endeksi, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliğinin (IATA) özel verilerine dayanıyor. Endekste 199 pasaport ve 227 istikamet değerlendirmeye alınıyor. İşte dünyanın en güçlü pasaportları…181 vizesiz ülke.183 vizesiz ülke.184 vizesiz ülke. Avustralya ile birlikte Yunanistan, Malta ve Çekya aynı puana sahip.184 vizesiz ülke. Çekya ile birlikte Yunanistan, Malta ve Avustralya aynı puana sahip.184 vizesiz ülke. Malta ile birlikte Yunanistan, Çekya ve Avustralya aynı puana sahip.184 vizesiz ülke. Yunanistan ile birlikte Malta, Çekya ve Avustralya aynı puana sahip.185 vizesiz ülke. Yeni Zelanda ile birlikte İsviçre, ABD, Norveç, Belçika ve İngiltere aynı puana sahip.185 vizesiz ülke. Belçika ile birlikte İsviçre, ABD, Norveç, İngiltere ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.185 vizesiz ülke. Norveç ile birlikte İsviçre, ABD, İngiltere, Belçika ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.185 vizesiz ülke. İngiltere ile birlikte İsviçre, ABD, Norveç, Belçika ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.185 vizesiz ülke. ABD ile birlikte İsviçre, İngiltere, Norveç, Belçika ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.185 vizesiz ülke. İsviçre ile birlikte ABD, İngiltere, Norveç, Belçika ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. Portekiz ile birlikte Fransa, İsveç, İrlanda ve Hollanda aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. İrlanda ile birlikte Fransa, İsveç, Hollanda ve Portekiz aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. Hollanda ile birlikte Fransa, İsveç, İrlanda ve Portekiz aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. Fransa ile birlikte İsveç, Hollanda, İrlanda ve Portekiz aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. İsveç ile birlikte Fransa, Hollanda, İrlanda ve Portekiz aynı puana sahip.187 vizesiz ülke. Avusturya ile birlikte Danimarka aynı puana sahip.187 vizesiz ülke. Danimarka ile birlikte Avusturya aynı puana sahip.188 vizesiz ülke. İspanya ile birlikte İtalya, Finlandiya ve Lüksemburg aynı puana sahip.188 vizesiz ülke. İtalya ile birlikte Finlandiya, Lüksemburg ve İspanya aynı puana sahip.188 vizesiz ülke. Finlandiya ile birlikte İtalya, Lüksemburg ve İspanya aynı puana sahip.189 vizesiz ülke. Güney Kore ile birlikte Almanya aynı puana sahip.189 vizesiz ülke. Almanya ile birlikte Güney Kore aynı puana sahip.190 vizesiz ülke.191 vizesiz ülke ile dünyanın en güçlü pasaportu  ünvanının sahibi Japonya.Türkiye 110 vizesiz ülke listede 53. sırada. Vizesiz seyahat liginde Türkiye geçtiğimiz yıla göre 2 basamak gerileyerek 110 destinasyon ile 53. sırada kendine yer buldu.98- İran ve Bangladeş (41 vizesiz ülke) 99- Lübnan, Kosova ve Sudan (40 vizesiz ülke) 100- Kuzey Kore ve Sudan (39 vizesiz ülke) 101- Nepal ve Libya (38 vizesiz ülke) 102- Filistin (37 vizesiz ülke) 103- Yemen ve Somali (33 vizesiz ülke) 104- Pakistan (32 vizesiz ülke) 105- Suriye (29 vizesiz ülke) 106- Irak (28 vizesiz ülke) 107- Afganistan (26 vizesiz ülke)

  • İstanbul’un en ‘Instagram’lık semti: Balat
    by NTV on 14 Ocak 2021 at 07:32

    Balat, İstanbul’un en eski ve en muhteşem bölgelerinden biri. Arnavut kaldırımlı dar sokakları ve tarihi binaları boyunca adım adım ilerlediğinizde, kendinizi İstanbul’un ve dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan bir atmosferin içinde hissedersiniz. Türkiye Kültür Portalı editörlerinin kaleminden işte size İstanbul’da renkli bir keşfe çıkacağınız Balat gezi rehberi…Balat, Eminönü kıyılarını geçerek ulaşabileceğiniz saklı bir konumda ve Haliç metro durağına yürüme mesafesindedir. Haliç’in sonundan Pierre Loti’ye kadar olan sahil yolunda devasa parkları ve gezinti yapan aileleri görmek son derece keyiflidir. Tüm bunlar sizi geçmişte bir yolculuğa çıkarır.Balat’ın belki de en simgesel kısmı, bölgenin eğimli Arnavut kaldırımlı sokakları boyunca uzanan renkli evleridir.  İSTANBUL’UN EN ‘INSTAGRAM’LIK YERLERİBu evler çoğunlukla 50 yaşın üzerinde olmakla birlikte bazıları 200 yaşındadır.Bu tarihi ahşap evler kentin en çok fotoğraflanan binaları arasında. Bu kadar popüler olmasında caddelerin de payı büyük.Bu nedenle caddelerin çoğunda bulunan kafe ve restoranlarda oturup çevreyi hayranlıkla seyredebilir ya da tıpkı asırlardır mola vermek isteyen insanların yaptıkları gibi bu evlerin basamaklarına oturabilirsiniz.Burada farklı kültürlere sahip insanların birçoğu inanılmaz derecede misafirperver. Semt sizinle konuşmaktan mutluluk duyacak insanlarla dolu.Balat, birçok Yahudi ve Rum Ortodoks ailenin yaşadığı bir yer.Oldukça gösterişli bir mimariye sahip olan Fener Rum Lisesi bölgedeki özel yapılardan biri ve halen faaliyetlerini sürdürmektedir.Kıyıya doğru yöneldiğinizde demir parçaları Viyana’da ve çanı Rusya’da üretilen Sveti Stefan Kilisesi ya da diğer adıyla Demir Kiliseyi görebilirsiniz. Semtte çok sayıda kilise ve Bulgar göçmenler tarafından inşa edilen Yanbol Sinagogu’nu göreceksiniz. Kısacası bu semt, tarihi binaları ve sakinleri ile İstanbul’un en güzel yerlerinden biri. Attığınız her adımda size bu hissi veriyor.Son olarak, bölgedeki kültürel çeşitlilik mevcut yiyecek seçeneklerine de yansımış. Kafeler ve restoranlar gerçekten muhteşem. Balat yemek konusunda yanlış tercih yapamayacağınız bir bölge.Herhangi bir köşeyi dönün ve şehirdeki en eski kafelerden birini görün, diğer bir köşeyi dönün ve geleneksel yemekler yapan kentin en eski restoranı ile karşılaşın.Balat’ın Arnavut kaldırımlı kıvrımlı sokakları boyunca geleneksel mallar ve taze ürünler satan pazarları meşhurdur.Bu nedenle semtin havasını almak ve bölgeyi daha iyi tanımak için bu pazarlarda dolaşmak bile yeterlidir. Balat’ta herhangi bir büyük marka ismi bulamazsınız, ancak dünyanın herhangi bir yerinde bulabileceğiniz pek çok şeyi bulacaksınız.

  • Diyarbakır’da ‘izole rota’ olmaya aday gizli hazine: İkiz Şelale
    by NTV on 13 Ocak 2021 at 12:00

    Diyarbakır’ın kaplıcaları, tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle tanınan Çermik ilçesindeki İkiz Şelale ve yürüyüş parkuru, Mezopotamya’nın “altın üçgeni” olarak adlandırılan turizm güzergahı kapsamında ziyaretçilerini ağırlayacak.Diyarbakır’ın termal turizmde önemli yere sahip Çermik ilçesi, İkiz Şelale ve yürüyüş parkuruyla doğaseverlerin yeni rotası olacak.Çermik, birçok hastalığa iyi geldiği belirtilen su kaynakları ve yüzlerce yıllık hamamları, kaya tırmanışı ve rafting tutkunlarının yeni rotası Sinek Çayı ve kanyonu, efsanelere konu olan ve peribacalarını andıran Gelincik Dağı gibi çok sayıda tarihi, kültürel ve doğal güzelliği bünyesinde barındırıyor.Yabanardı Mahallesi’nde bulunan gizli hazine İkiz Şelaleler ve doğa yürüyüş parkuru da bu güzelliklerin arasında yer alıyor. Mezopotamya’nın “altın üçgeni” olarak adlandırılan turizm güzergahında ziyaretçilerini ağırlayacak İkiz Şelale ve yürüyüş parkuru, salgın sürecinde izole rota arayışında olanların gözdesi olmaya aday.Çermik Kaymakamı Ramazan Polat, yaptığı açıklamada, ilçenin ve Diyarbakır’ın güzelliklerini tanıtmak istediklerini söyledi. İkiz Şelale ve yürüyüş parkurunun, Mezopotamya’nın “altın üçgeni” olarak adlandırılan turizm güzergahı kapsamındaki önemine değinen Polat, “Buranın tanıtımını sağlamak istiyoruz. Amacımız buranın insanlar tarafından bilinmesi, pandemi sürecinde daha rahat, daha sağlıklı bir ortamda zaman geçirilmesi. Tabiat Parkı çalışmamız var. Doğa ve Milli Parklar İl Müdürlüğü ile görüşme halindeyiz” dedi.Bölgenin ziyaretçilerine bir şelaleden başlayıp diğer şelaleye kadar kuş ve su sesi eşliğinde eşsiz bir yolculuk yapmayı vadettiğini dile getiren Polat, iki şelale arasında yaklaşık bir kilometrelik yürüyüş parkuru bulunduğunu aktardı.Polat, 250 yılı aşkın tarihe sahip değirmenin de bölgede bulunduğunu belirterek, “İnsanlar önce şelaleleri görecek, kuş ve su sesini dinleyecek ve doğayla iç içe olacak. Dere boyunca da küçük küçük birçok şelalemiz var. Ayrıca endemik bitkiler ve dağ keçileri gibi yabani hayvanlarımız da var” diye konuştu.Çermik Belediye Başkanı Şehmus Karamehmetoğlu da şelalelerin doğa ve fotoğraf tutkunlarına hitap ettiğini anlattı. Şelaleler arasında yürüyüş parkuru oluşturacaklarını kaydeden Karamehmetoğlu, “Buranın imkanları vatandaşa açıldığında mükemmel bir hizmet olacak. Belediye olarak ne gerekiyorsa yapacağız. Çermik bunu hak ediyor” ifadelerini kullandı.Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Celalettin Karayılan, bölgenin doğa sporlarına çok uygun olduğuna dikkati çekerek, bunun yanı sıra bisiklet turları, doğa yürüyüşleri de düzenlemeyi planladıklarını belirtti.Yabanardı Mahallesi Muhtarı Hıdır Yıldız ise bölgenin turizme kazandırılmasının yöre halkına katma değer sağlayacağına işaret ederek, herkesi bölgeye davet ettiklerini dile getirdi.

  • Uludağ beyaza büründü! Kar kalınlığı 40 santimetreye ulaştı
    by NTV on 13 Ocak 2021 at 10:58

    Kış turizminin gözde merkezlerinden Uludağ dün akşam başlayan kar yağışı ile beyaza büründü. Gece saatlerinde başlayan kar yağışı sonucu kar kalınlığı 40 santimetreye ulaştığı Uludağ’da çocuklar gönüllerince oynarken, pistler kademeli olarak açılacak.Uludağ’da beklenen kar yağışı dün akşam saatlerinde başladı. Sabaha karşı etkisini arttırdı. KAYAK SEZONU AÇILDI: İŞTE TÜRKİYE’NİN EN İYİ KAYAK MERKEZLERİKar kalınlığı pistlerde 40 santimetreye ulaştı. Kısa sürede de Uludağ’ın zirvesi ile oteller bölgesi beyaza büründü.Uludağ’a gelen günübirlikçiler ile otellerdeki tatilciler, karın keyfini yaşamaya başladı. Çocukların gönüllerince oynadığı kar yağışıyla birlikte bugün başta Beceren ve Karkay olmak üzere pistler kademeli olarak açılacak.Uludağ’daki otellerin sosyal medya yöneticiliğini yapan Oğuz Sönmez, son yılların en kurak günleri yaşanırken yağan karın sevindirici olduğunu söyledi. Sönmez, “Kar yağışı dün gece başladı. Gerçekten hem kayakseverler hem Bursa halkı çok mutlu oldu. Çünkü kurak bir dönemdeyiz. Şimdi kayak pistlerinin kademeli bir şekilde açılması planlanıyor. Öğle sonrası merkezi pistler, kullanıma açılacak” dedi.Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, Uludağ’da bugün en yüksek hava sıcaklığı sıfırın altında 7 derece olarak ölçülürken, gece saatlerinde hava sıcaklığının sıfırın altında 13 dereceye kadar düşmesi bekleniyor.Karayolları ekiplerinin tuzlama çalışması yaptığı Uludağ yolunda araç sürücüleri de zaman zaman zorluk yaşadı.Ekipler, Milli Park gişelerinden itibaren araçların zincirsiz zirveye çıkışına izin vermiyor.Uludağ’da kar yağışının aralıklarla sürmesi bekleniyor.

  • Salda’ya 1 milyon ziyaretçi
    by NTV on 13 Ocak 2021 at 07:12

    Burdur’un Yeşilova ilçesindeki, Türkiye’nin Maldivleri olarak bilinen Salda Gölü’nü 2020 yılında 1 milyona yakın kişi ziyaret etti.ABD Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA), Mars’taki Jezero Krateri ile benzer bir mineral oluşumu ve jeolojik yapıya sahip olduğunu açıkladığı, bembeyaz kumsalı ve turkuaz renkli suyuyla ilgi odağı olan Salda Gölü, corona virüs tedbirleri kapsamında geçen yıl mart ayında ziyarete kapatıldı, 1 Haziran 2020 tarihinde ise normalleşme adımlarının atılmaya başlanması ile yeniden açıldı.Türkiye’nin her bölgesinden akın akın ziyaretçinin geldiği Salda Gölü sahilindeki çamurun cilde iyi geldiğinin söylenmesi üzerine ‘Beyaz Adalar’ bölümündeki sahilde derin çukurlar oluştu.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kararıyla gölün bu bölümüne ziyaretçi girişi 15 Ekim 2020 tarihinden itibaren ahşap bariyerler çekilerek yasaklandı.2018 yılında yaklaşık 500 bin, 2019 yılında ise yaklaşık 1 milyon 400 bin kişinin ziyaret ettiği Salda Gölü, pandemi sürecinde 2 ay ziyarete kapalı olmasına rağmen 2020 yılında da 1 milyona yakın ziyaretçiyi ağırladı.

  • ‘Türkiye’nin beyaz cenneti’ Pamukkale’ye ziyaretçi akını
    by NTV on 12 Ocak 2021 at 14:53

    ‘Türkiye’nin beyaz cenneti’ olarak bilinen UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale’yi, yeni yılın ilk 11 gününde 6 bin 850 kişi gezdi.Türkiye’nin önemli turizm destinasyonlarından Pamukkale’ye gelen yerli ve yabancı turistler, corona virüs (Covid-19) tedbirlerine uyarak ziyaretlerini gerçekleştiriyor.Pamukkale’ye gelen misafirler, maske, sosyal mesafe ve temizlik kuralları doğrultusunda travertenleri, şifalı termal suyu ve çevresindeki antik kentleri görme şansını yakalıyor. Dört mevsim ilgi gören beyaz cennet, yeni yılda da ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Turhan Veli Akyol, yaptığı açıklamada, geçen yıl salgına rağmen 625 bin kişiyi ağırladıklarını hatırlattı.Aşı uygulamasının ardından Pamukkale’nin yeniden eski günlerine döneceğini belirten Akyol, “Turizmi canlandırmak için elimizden geleni yapıyoruz. İlk 11 günlük süreçteki ziyaretçi sayısı, ilerleyen dönem için güzel bir rakam gibi gözüküyor. Pamukkale’de geçmiş yıllar kadar olmasa da gözle görülür şekilde yoğunluğun yaşanması sevindirici” dedi.Rusya’dan gelen Anastasia Alane ise Pamukkale’ye ilk kez geldiğini ve çok güzel bulduğunu anlatarak, “Burası muhteşem bir yer. Türkiye salgınla mücadelede güvenilir yerler arasında yer alıyor. O yüzden buraya korkmadan geliyoruz” dedi.İzmir’den gelen Betül Kara da travertenlerin beyazlığına hayran kaldığını anlatarak, “Geldik, gezdik gidiyoruz. Ama gitmek biraz üzüyor. Çünkü gerçekten güzel bir yer” diye konuştu.

  • THY’den yurt dışı uçuşlarında yüzde 40 indirim
    by NTV on 12 Ocak 2021 at 10:54

    THY’den 13 ve 15 Ocak tarihleri arasında yurt dışı uçuşlarına bilet alacak yolcular yüzde 40 indirimden yararlanacak. Yolcular, indirimli olarak satın aldıkları biletleri 1 Nisan-31 Aralık 2021 tarihleri arasında kullanabilecek.Kampanya ile ilgili olarak Türk Hava Yolları Basın Müşavirliği’nden yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:”Türk Hava Yolları yaklaşan güzel günlerde dünyayı yeniden keşfetmek isteyen misafirleri için yüzde 40 indirim kampanyası başlatıyor.Ayrıcalıklı fiyatlardan yararlanacak yolcular dünyanın en güzel şehirlerini Türk Hava Yolları’nın uygun fiyatları, esnek biletleme seçenekleri ve güvenli seyahat standartları ile keşfedecek.Bayrak taşıyıcı havayolunun yurtdışı uçuşlarında ve tüm bilet tiplerinde geçerli olan kampanyadan yararlanmak isteyen yolcular 13-15 Ocak tarihleri arasında satın alacakları biletler ile 1 Nisan-31 Aralık 2021tarihleri arasında yüzde 40 indirimli uçma ayrıcalığı elde edecekler.Türk Hava Yolları yolcuları kampanya kapsamında satın alacakları biletlerin tarihinde ücretsiz değişiklik yapma hakkına da sahip olacaklar, iptal ya da iade durumunda ise ücret sınıfı kuralları geçerli olacak. Ercan Havalimanı ve Çin anakarası (Pekin, Şangay, Guangzhou ve Xi’an) varışlı/çıkışlı noktalar kampanya kapsamında değildir” denildi.VİDEO: YURT DIŞINA UÇUŞ SAYISI ARTIYOR-ARŞİV

  • Corona virüs aşısının yaz tatili planlarına etkisi ne olacak?
    by NTV on 12 Ocak 2021 at 09:28

    Ipsos tarafından gerçekleştirilen Corona virüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın 38’inci dönem verileriyle; Covid 19 aşısının, vatandaşın yaz tatili planlamalarına etkisi, seyahat ve konaklama süreçlerinde sağlıkları ile ilgili kaygıları ve kısıtlamaların arttırılması ile toplumda zorunlu olmayan ihtiyaçlar dışında sokağa çıkıp-çıkmama eğilimi mercek altına alındı.Yapılan araştırmada Covid-19 aşısının vatandaşların yaz tatili planlamalarına etkisi mercek altına alındı.VATANDAŞLARIN 3’TE 1’İ BU YAZ DÖNEMİNDE TATİL YAPMAYI PLANLIYORAraştırmada vatandaşlara yaz dönemi için bir tatil planları olup olmadığını sorulduğunda, vatandaşların 3’te 1’i (yüzde 31) tatil yapmayı planladıklarını söylerken, diğer üçte birlik kesim (yüzde 32) bu sene tatil yapmayacağını belirtti. Toplumun geri kalanın ise (yüzde 37) bu sene yaz dönemi için tatil planlarını henüz netleştirmediği görüldü. Salgının bu planlar üzerinde etkisi olduğunu kuvvetle söylemek mümkün.CORONA VİRÜS AŞISI HENÜZ YAZ TATİLİ PLANLARI ÜZERİNDE ETKİLİ DEĞİLYaz tatili yapmayacağını veya henüz karar vermediğini belirten bireylere corona virüs aşısı olmaları durumunda planlarında bir değişiklik olup olmayacağı sorusu yöneltildi. Aşı olmaları durumunda tatil yapacaklarını söyleyenlerin oranı yüzde 12 ile kısıtlı kalırken, yüzde 54 halen bu konuda kararsız hissettiğini ifade etti. Aşının salgın üzerindeki etkilerini henüz deneyimlemediğimiz için aşı, bireylerin yakın gelecek planları üzerinde henüz etkili görünmüyor. Ancak; önümüzdeki dönemde aşı yapılan kişi sayısı arttıkça bu konuda toplumun görüşleri de değişebilir.ÇOĞUNLUK UÇAKLA SEYAHAT VE OTEL GİBİ TESİSLERDE KONAKLAMANIN SAĞLIKLARI ÜZERİNDE CİDDİ BİR RİSK OLUŞTURDUĞUNU DÜŞÜNÜYORAraştırmada bireylere bugünlerde çeşitli aktivitelerin sağlıkları üzerinde ne kadar risk oluşturduğu soruldu. Seyahatle ilgili verilen cevaplara bakıldığında, uçakla seyahat etmenin, özellikle yurtdışı uçuşların sağlık üzerinde ciddi risk oluşturduğu görüşü hakim. Her ne kadar uçuşlarda corona virüse karşı alınan önlemler kamuoyuyla paylaşılıyor olsa da, genel kamuoyunun bu konuda ciddi endişe taşıdığı görülüyor. Benzer şekilde bir tesiste konaklamak da bugünlerde ciddi risk teşkil eden bir faaliyet olarak algılanıyor.SOKAĞA ÇIKMA KISITLAMALARI HAKKINDABuna göre, Kasım ayında yeni kısıtlamaların başlamasıyla beraber dışarı çıkanların oranı birkaç puan azaldı, ancak kısıtlamaların asıl etkisi toplumda zorunlu olmayan ihtiyaçlar için dışarı çıkmama eğiliminin güçlenmesi oldu. 18 yaş ve üzeri vatandaşlar arasında son bir hafta dışarı çıktığını belirten oranı yüzde 81 iken, zorunlu olmayan ihtiyaçlar için dışarı çıkanların oranı yüzde 31 seviyesinde kaldı. Diğer bir ifadeyle vatandaşların büyük çoğunluğu zorunlu değilse evde kalmayı tercih ediyor.Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:“Aşı gündeme girdiğinden beri yakında hayatımızın en azından bazı normallerine yeniden kavuşmayı umut ediyoruz. Mesela özgürce sokaklara çıkmak ve seyahat edebilmek. Her 10 kişiden 8’i çeşitli mecburiyetler nedeni ile sokağa çıkarken, zorunlu olmasa bile keyif için sokağa çıkanların oranı yüzde 30’lar civarında. Geçtiğimiz aylarda toplumda yaklaşık yüzde 20’yi bulan salgını önemsemeyen, önlemleri gevşeten bir grup olduğunu da hatırlayalım. Ama yine de önemli bir kesim mecbur kalmadıkça sokağa çıkmıyor. 10 kişiden 9’u otel, pansiyon gibi tesislerde kalmayı, uçakla seyahat etmeyi tehlikeli buluyor. Tedirginlik devam ediyor, gelecek yaz için tatil planı yapanlar, yapacak olanlar ancak yüzde 30 seviyesinde. Aşı bile şu aşamada gelecek yaz tatil yapmak konusunda insanları rahatlatmıyor. Rahatlamak için biraz daha zamana ve biraz daha fazla iyi habere ihtiyacımız var”VİDEO: DÜNYA TURİZMİNDE 3 SENARYO

  • KKTC’nin Maraş bölgesine ziyaretçi akını
    by NTV on 12 Ocak 2021 at 09:13

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Gazimağusa kentinde yer alan ve 47 yıl ziyarete kapalı tutulan Maraş bölgesinin bir bölümünün ziyarete açılmasının ardından vatandaşların akınına uğradı. Maraş’ın halka açılan bölgesini 3 ayda 103 bin 118 kişi ziyaret eti.KKTC’nin Gazimağusa kentinde yer alan Maraş bölgesi 47 yıl süren ziyaretçi yasağının ardından, 2020 yılı Ekim ayında Maraş’ta bazı alanlar ziyarete açılmıştı.Ziyaret yasağının kısmi olarak kaldırılmasının ardından Maraş, ziyaretçilerin uğrak noktası haline gelmişti.”Hayalet Şehir” olarak da bilinen Maraş, yasağın kalkmasından itibaren 96 günlük süreçte Kıbrıslı Türkler başta olmak üzere, Kıbrıs Rum kesiminden, İngiltere’den ve birçok ülkeden çok sayıda turistin ilgisini çekmeye devam ederken, bölgeye ziyaretçi sayısı günden güne artıyor.Maraş’ın ziyarete açılan bölümünün 8 Ekim’den bu yana 103 bin 118 kişi tarafından ziyaret edildiği belirtildi.Aynı zamanda ziyarete açılan alanlarda yapılan çevre ve peyzaj düzenlemeleri, sokak aydınlatmaları ve bisiklet yolları sayesinde bölgenin bisikletle de gezilebilmesinin yanı sıra, 8 ayrı noktada kurulan büfeler ile ziyaretçilere keyifli vakit geçirme imkanı sağlanıyor.Maraş’ın ziyarete açılmasına yönelik eleştiriler halen devam etse de, yeni evlenen çiftlerin, Rumların, İngiliz turistlerin ve diğer birçok yabancı uyruklu ziyaretçilerin memnuniyeti ise gözlerden kaçmıyor.

  • İstanbul’da gezilecek yerler (Tarihi Yarımada gezi rehberi)
    by NTV on 12 Ocak 2021 at 08:43

    16 yüzyıl boyunca Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapan medeniyetlerin beşiği İstanbul, geçmişten bugüne uzanan eşsiz tarihi mirasıyla her dönem cazibe merkezi olmayı sürdürüyor. Dünyada, “tarihi ve turistik şehir” denilince akla ilk gelen kentler arasında yer alan İstanbul, yılın her döneminde yerli ve yabancı turistlerin gözdesi. Özellikle İstanbul’u “İstanbul” yapan Tarihi Yarımada içindeki Topkapı Sarayı Müzesi, Dolmabahçe Sarayı, Ayasofya Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Yerebatan Sarnıcı’nın da aralarında olduğu onlarca tarihi mekan, bayram tatilinde de sanat ve tarih meraklılarını ağırlamaya devam edecek. İşte İstanbul Tarihi Yarımada gezi rehberi…Fatih Sultan Mehmet’ten Sultan Abdülmecit’e kadar yaklaşık 400 yıl Osmanlı Devleti’nin idare, eğitim ve sanat merkezi olarak kullanılan aynı zamanda padişahın ikametgahı olan Topkapı Sarayı Müzesi, bayramın ilk günü 13.00-19.00 saatleri arasında açık olacak. İstanbul’da yerli ve yabancı turistlerin en fazla ilgi gösterdiği ve ziyaretçi rekorları kıran tarihi mekanların başında gelen saray, arife günü ile bayramın 2 ve 4. günü 09.00-19.00 arasında gezilebilirken, bayramın 3. günü olan 13 Ağustos’ta ziyarete kapalı olacak.Avrupa porselenleri ve camları, bakır ve tombak mutfak eşyası, Çin ve Japon porselenleri, gümüşler, Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler, İmparatorluk Hazinesi, İstanbul cam ve porselenleri, padişah elbiselerinin yanı sıra portreleri ve özel resim koleksiyonlarının da görülebileceği, 700 bin metrekarelik alanı kaplayan saray, her yıl artan bir şekilde Türk ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini görüyor.Milli Saraylara bağlı Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı, Beykoz Mecidiye Kasrı, Ihlamur Kasrı, Maslak Kasrı, Yıldız Şale Köşkü, Aynalıkavak Kasrı, Florya Atatürk Deniz Köşkü, arife günü ile Kurban Bayramı’nın üçüncü ve dördüncü günü ziyaret edilebilecek. Müzeler, bayramın birinci ve ikinci günü ziyarete kapalı olacak.Ana yapısı dışında on altı ayrı bölümden meydana gelen ve 110 bin metrekarelik alanda ziyaretçileri ağırlayan Dolmabahçe Sarayı, 09.00 – 16.00, Milli Saraylar bünyesindeki diğer saray, köşk ve kasırlar da 09.00-17.00 saatlerinde gezilebilecek.İskender Lahdi ve Kadeş Anlaşması’nın da aralarında bulunduğu pek çok önemli esere ev sahipliği yapan İstanbul Arkeoloji Müzesi, Kurban Bayramı’nın birinci günü olan 11 Ağustos’ta 13.00-18.00 arasında ziyarete açık olacak. Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç ayrı müzeyi bünyesinde bulunduran mekan, bayramın ikinci günü kapalı olacak, arife günü ile 13-14 Ağustos tarihlerinde ise 09.00-18.00 arasında ziyaret edilebilecek.Osmanlı sadrazamlarından İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu, arkeolog, müzeci, ressam Osman Hamdi Bey tarafından kurulan müze, 128 yıldır tarihin koridorlarında yolculuk yapmak ve uygarlıkların izini sürmek isteyenleri ağırlıyor.Dünya mimarlık tarihinin bugüne kadar ayakta kalmış en önemli yapılarından biri olan Ayasofya Müzesi, bayramın ilk günü 13.00-18.00, arife ile bayramın diğer günleri ise 09.00-18.00 arasında sanat ve tarih meraklılarıyla buluşacak. Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da inşa ettiği en büyük kilise olan ve aynı yerde üç kez inşa edilen Ayasofya, ilk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırıldı, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlandı. Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi gören Ayasofya’nın, mermer kaplı duvarları dışındaki tüm yüzeyleri birbirinden etkileyici mozaiklerle süslü.Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle camiye çevrilen Ayasofya, sanat ve mimarlık tarihi bakımından dünyanın en önde gelen yapılarından biri ve dünyanın 8. harikası olarak gösteriliyor.Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından 542 yılında yaptırılan Yerebatan Sarnıcı, bayramın ilk günü 13.00-18.30 arasında, diğer günler 09.00-18.30 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Sarnıç, suyun içinden yükselen mermer sütunlar arasındaki ihtişamından dolayı halk tarafından “Yerebatan Sarayı” olarak da anılıyor.Antik Çağ’dan Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar, hüküm sürmüş ve iz bırakmış medeniyetlerin kültürlerinden bugüne kalan zengin mimari mirasını bir araya getiren Haliç’teki “Miniatürk”, arife ile bayramda 09.00-19.00 saatlerinde açık olacak. Miniatürk’te binlerce tarihi eser arasından bilinirliğine ve dönemini temsil yeteneğine göre Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilen 135 mimari eserin, 1/25 oranına küçültülmüş minyatür modelleri görülebilecek.İstanbul’un gözde mekanları arasında yer alan ve dünyanın ilk tam panoramik müzesi olan “Panorama 1453 Müzesi”, bayramın birinci günü 13.00-18.00, diğer günler ise 09.00-18.00 saatlerinde ziyarete açık olacak. Müze, arife günü ise 08.00-18.00 saatlerinde ziyaretçileri kabul edecek.Edirnekapı ile Eğrikapı arasında, İstanbul kara surlarına bitişik inşa edilen ve Türk kültür tarihinde “İmparatorluk Evi” ismiyle de bilinen Tekfur Sarayı ise bayramın ilk günü 13.00-18.00’de diğer günler 09.00-18.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.Haliç’in kuzey yakasındaki Hasköy semtinde, yaklaşık 27 bin metrekarelik alana yayılan Rahmi M. Koç Müzesi, arife günü ile bayramın ilk günü ziyarete kapalı olacak. Atatürk bölümü, kara yolu ulaşımı, demir yolu ulaşımı, denizcilik, havacılık, tipo baskı atölyesi, yaşayan geçmiş, makineler, iletişim, bilimsel aletler, modeller ve oyuncaklar olmak üzere çok sayıda bölüm bulunan müze, 12,13 ve 14 Ağustos’ta 09.30-17.00 saatlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak.Portsmouth Tersanesi’nde 1944’te inşa edilen TGC Uluçreis, Fenerbahçe Vapuru, tekne ile Haliç turları, nostaljik demir yolu seferi, müzede mutlaka görülmesi gerekenler arasında yer alıyor. Çocuklara yönelik DNA, astronomi, matbaa ve matematik gibi birbirinden farklı eğitimlerin de verildiği atölyelerin bulunduğu müzede, tüm ülkelere ve geçmişten bugüne tüm dönemlere ait endüstri ve mühendislikle ilgili objeler ve belgeleriyle çocukların beğenisini topluyor.Şair ve yazar Sunay Akın tarafından kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi, bayramın ikinci günü dışında her gün 09.30-18.00 arasında, 1700’lü yıllardan bugüne oyuncak tarihinin en gözde örnekleri sergilemeyi sürdürecek.Akın’ın 20 yılda 40’ı aşkın ülkedeki koleksiyonerlerden, antikacılardan ve açık artırmalardan satın aldığı oyuncaklarla kurduğu müze, dünya tarihini daha eğlenceli, daha akılda kalıcı bir öğrenme yöntemi ile ziyaretçilere sunuyor.Dünyanın en ünlü balmumu heykel müzesi Madame Tussauds İstanbul’da, Mustafa Kemal Atatürk, Tansu Çiller, Mevlana, Angelina Jolie, Brad Pitt, Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Justin Bieber, Beyonce, Michael Jackson’ın da aralarında bulunduğu müzikten sinemaya, spordan devlet yöneticilerine ünlü ve önemli isimlerin figürleri görülebilir. Müze, hafta içi 10.00-22.00, hafta sonu ise 11.00-22.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

  • ‘Tarihi Kula Evleri’ yok olma tehlikesiyle karşı karşıya! Restorasyon için destek bekliyor
    by NTV on 12 Ocak 2021 at 08:00

    Manisa’nın Kula ilçesinde, Osmanlı ve Rum mimarisinin güzel örneklerinin yer aldığı bini tescilli 3 bin tarihi Kula evi, zamana karşı direniyor. Az sayıda evin restore edilerek hayata kazandırıldığı Kula’da, birçok bina yıkılma tehlikesi yaşıyor.Manisa’nın kendine has cumbalı konakları, camileri, çukur çeşmeleri, hanları, hamamları, Rum evleri ve kiliseleri ile Ruhban Okulu’nun da dahil olduğu bini tescilli 3 bin tarihi yapısına ev sahipliği yapan Kula evleri, yıkılma tehlikesi yaşıyor. ‘TÜRKİYE’NİN JEOPARKI’ KULA GEÇMİŞTEN GELECEĞE YOLCULUĞA ÇIKARIYORDeğerli mimari örneklerin yer aldığı ve açık hava müzesini andıran görüntüsü ile günümüze kadar ulaşan tarihi Kula evlerinin birçoğunun yıkılma tehlikesine karşı uyarı levhaları asıldı.Yıkılma tehlikesi oluşan birçok binanın etrafına ise demir korkuluk yapıldı. Az sayıda konak, restore edilerek pansiyon, otel veya kafe olarak işletilirken, pek çoğu da kaderine terk edildi. Kimi evlerde oturanlar ise restorasyon maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı bakım yapamıyor.Yaptığı çalışmalarla Kula’nın tanıtımına büyük katkı sağlayan ve ilçede ‘Zabun Hoca’ olarak tanınan gönüllü rehber Hüseyin Zabun (62), “Geçmişte eski hapishanenin, jandarma karakolunun ve Zafer İlkokulu’nun burada olduğunu düşündüğümüzde, insanların yoğun olarak yaşadığı bir yer olduğunu görüyoruz. Şu an maalesef bunların her biri harabe durumundadır. Kilise ve Zafer İlkokul’u yandı, eski hapishane artık yerinde yok. Bunlar, bizim ve Kula için büyük kayıptır.Kula tarihi anlamda açık bir müze. Çünkü şu an yıkılma tehdidi altında 3 bin tarihi ev var. Pek çok yerde bu kadar çok tarihi evi aynı anda göremezsiniz. Evler, Rum ve Türk mimarisine uygun olarak yapılmış. Çocukluğumdan beri Kula’da yaşadığım için güzelliklerini biliyorum. Bu eserlerden sadece 1000 ev tescilli; ancak binaların çoğunluğu her geçen gün yıkılma tehlikesi altında. Bu bizi üzüyor. Cumhurbaşkanımızın kararıyla bölgenin SİT alanı olması güzel. Ancak SİT alanı ilan edilmesinin yanında, bu evlerin aslına uygun restore edilerek  korunması gerekiyor” dedi.Pandemiden önce tarihi Kula evlerini her gün binlerce kişinin ziyaret ettiğine dikkat çeken Zabun, “Daha çok yerli ziyaretçi geliyor. Onlar da sabah geziyorlar akşam da dönüyorlar. Kula’da turizm olarak insanların konaklayacağı yer yok. Bu evlerin pansiyon olarak açılması, turizme kazandırılması ve  Kula kültürünün yaşatılması lazım” diye konuştu.Esnaf Ahmet Sardoğan (72) da evlerinin bakım ve onarımını maddi güçleri yetmediği için yapamadıklarını belirtti. Sardoğan, “Kula evleri gibi binalar artık yok. Burası sağlık için çok önemli. Buraya dinlenmek için geliyorlar. Bu yüzden tarihi Kula evlerimizin bakım ve onarımını yapmak lazım. Evimin hemen önündeki 3 ev onarıldı. Çok da güzel oldu. Diğer evlerin de onarılması için yetkililerimizden destek bekliyoruz” dedi.Mahmut Deler (61) ise, “Eski evler güzel. Fakat sürekli bakım ve onarımının yapılması lazım. Binaların durumları ortada. Yukarıdan bir kiremit düşse, kötü sonuçlara yol açabilir.  Bu konuda destek bekliyoruz” diye konuştu.

  • Palandöken’de kayak keyfi
    by NTV on 12 Ocak 2021 at 07:16

    Kış turizminin gözde mekanlarından Erzurum’daki Palandöken Kayak Merkezi’ne gelen yerli ve yabancı turistler pandemi önlemleri kapsamında kış sporları ile stres atıyor. Türkiye’de kayak sezonunu 2020’nin 10 Aralık günü açan Palandöken’e gelen kayakseverler, ışıklandırılmış pistler sayesinde gece de pistlerde kayak yapmanın keyfini yaşıyor.Uluslararası alanda önde gelen kayak merkezleri arasında sayılmaya başlayan Erzurum’daki Palandöken Kayak Merkezi’ni binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. PALANDÖKEN’DE BUZ DUVARI VE ZİPLİNE HATTI, MACERASEVERLERİ BEKLİYORDünyanın en uzun ve en dik pistlerinden olan Palandöken Kayak Merkezi’ndeki 8’i kolay, 9’u orta düzey, 3’ü ileri düzey ve 4’ü de doğal olmak üzere 24 pist, kayak ve snowboard meraklılarını ağırlıyor. Pistlerinden ikisi slalom yarışları için Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) tesciline sahip Palandöken, aynı anda yaklaşık 20 bin kişiye kayak yapma imkânı sunuyor.Türkiye’nin en uzun, dünyanın ise 3’üncü uzunluktaki pistiyle kayak severlere 14 kilometre kesintisiz kayak yapma imkânı sağlayan Palandöken, acemi, orta düzey ve profesyonel kayakçılar için hazırlanmış pistleriyle de her kesimden kayakçıyı ağırlamaya hazır. Kayak yapmayı bilmeyenler için ise özel kızak pistleri ile Palandöken, tatilcilerin kış turizminde tercih ettiği mekanların başında yer alıyor.Deniz seviyesinden 3 bin 176 metre yükseklikteki Palandöken Dağı’nın dört bir tarafına kurulan oteller ve Büyükşehir Belediyesi’ne ait 3200 Ejder A.Ş., yaptırdıkları göletler sayesinde pistlere suni kar yağdırılıyor. Türkiye’de her yıl olduğu gibi bu yıl da kayak sezonuna, 10 Aralık ile en erken Palandöken’de ‘merhaba’ dedi.Pandemi kuralları gereği otellerde havuz, sauna kapatılırken, restoran ve kafe bölümlerinde sandalye sayıları azaltıldı. Oteller yüzde 70 kapasite ile çalışırken, kayak da mesafeli yapılıyor.Kayak sezonunun hafta sonları hariç tüm güzelliği ile devam ettiği Palandöken’de Rus, Ukrayna ve yerli turistin bulunduğunu belirten Hotel Müdürü Veli Tuzak şunları söyledi: “Türkiye’de her yıl olduğu gibi bu yılda ilk kez Palandöken’de kayak hizmeti verilme başlandı. Malesef hafta sonları sokağa çıkma kısıtlamasından dolayı istediğimiz verimi alamadık. Bu sene Rusya ve Ukrayna’dan Palandökene ciddi talep vardı. Yılbaşı döneminde yoğunduk ama misafirlerimizi kaydıramadığımızdan dolayı ciddi anlamda kayıplar yaşadık. Şu döneme baktığımızda hafta içi yüzde 60 ile 70 civarında doluluk oranını yakalayabiliyoruz ama hafta sonu yasakları ve tesisleri açamadığımızdan ötürü doluluk oranımız yarı yarıya düşüyor. Bu durum bizi olumsuz etkiliyor.Umuyoruz ki durumlar bir an önce çözülür. Diğer kayak tesislerinin bir çoğunda yeterli kar yok. Biz doğal karı, suni karlama ile besleyerek pistlerimizin tamamını 15 Aralıktan itibaren hizmete açtık. Bu nedenle misafirin Palandöken’e olan ilgisi daha fazla. Kısıtlamalar kalkarsa özellikle hafta sonu pistleri kullanabilirsek daha iyi durumda olacağımızı hatta sezonun nisan ayına kadar uzayacağını tahmin ediyoruz”Palandöken’deki pistlerde yaklaşık 80 santimetre kar bulunduğunu belirten bir başka Hotel Müdürü Ali Güney ise “Yerli ve yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Hafta sonu kısıtlamasından ötürü hafta içi durumumuz iyi. Misafirlerimiz otelde biz de onları farlı aktivitelerden faydalandırıyoruz. Hafta sonu kısıtlamasını böylece geçirmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde kısıtlamaların kalkacağını ön görüyoruz” dedi.Palandöken’e gelen özellikle yabancı misafirlerde hafta sonunu otelde iç içe oturmak yerine pistlerde sosyal mesafeyi koruyarak kayak yapmayı çok istediklerini söyledi.

  • THY’den uyarı: Uçakta lütfen ventilli maske takmayın
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 14:56

    Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Bilal Ekşi, uçak içerisinde yolcuların kullandığı maskelerle ilgili açıklamasında, “Uçak içinde ventilli maske lütfen takmayınız” dedi.Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıkamada Bilal Ekşi, ventilli (filtreli) maskelerin yetkili otoriterlerce yasaklandığını belirterek, “Uçak içinde ventilli maske lütfen takmayınız.Yolcuların sağlığı için uçak içinde ventilli maske kullanımı otoritelerce yasaklanmıştır.Kabin memurlarımız sağlık kurallarına uyum için ventilli maskenizi değiştirmenizi talep etmektedirler. Lütfen sağlık için yardımcı olalım” dedi.VİDEO: VİRÜSE KARŞI YERLİ AKILLI MASKE-ARŞİV

  • Ukraynalıların 2020’de bir numaralı tercihi Türkiye oldu
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 14:31

    TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, “Salgın döneminde bile Türkiye’yi ilk ziyaret eden misafirlerimiz Ukraynalıydı. Salgına rağmen 2020’nin 10 aylık döneminde 900 binden fazla Ukraynalıyı konuk ettik” ifadelerini kullandı.Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nden (TÜRSAB) yapılan açıklamaya göre, Birlik, Türkiye’nin ana turizm pazarları için çevrim içi toplantılar yaparak iletişimi güçlendirmeye, 2021’e dair beklentilerle ilgili nabız tutmaya devam ediyor.Bu kapsamda TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Ukrayna Turizm Geliştirme Ajansı (DART) Başkanı Mariana Oleskiv ile çevrim içi toplantıda görüştü.Toplantıda konuşan TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, haziranda sınırların açılmasının ardından Türkiye’ye ilk gelen turist kafilesinin Ukrayna’dan olduğunu, Türk turizmciler olarak bundan büyük memnuniyet duyduklarını aktardı.Ukrayna’nın, Türkiye’nin önde gelen turizm pazarlarından olduğunu belirten Bağlıkaya, şunları kaydetti:”Salgın döneminde bile Türkiye’yi ilk ziyaret eden misafirlerimiz Ukraynalıydı. Buraya gelmeleri moralimizi yükseltti ve bu zorlu dönemi geçirmemize yardımcı oldu. Salgına rağmen 2020’nin 10 aylık döneminde 900 binden fazla Ukraynalıyı konuk ettik. Turizmimizde önemli bir yere sahipsiniz. Bildiğiniz gibi, turizm sektörlerimiz arasında güçlü bir bağ ve stratejik bir ilişki var. Öte yandan, Ukrayna, kolay ulaşımıyla bizim için büyük turizm potansiyeli olan bir yer. Bu da Türk ziyaretçiler için çok değerli bir yer olmasını sağlıyor””BAŞKA ŞEHİRLERİ DE BİR DURAK HALİNE GETİREBİLİRSİNİZ”Ukrayna Turizm Geliştirme Ajansı Başkanı Oleskiv de 2020’de Ukraynalılar için Türkiye’nin bir numaralı turizm durağı olduğunu aktardı.İnsanların seyahat etmeyi çok özlediğini belirten Oleskiv, “2021, Türkiye’nin şehir gezileri satması için büyük bir fırsat olabilir. Özellikle Lviv, Odessa ve Kiev gibi büyük şehirlerde yaşayan Ukraynalılar için bu şehir gezileri büyük bir pazar. Çünkü insanlar artık kendi ülkelerinde bulunmaktan sıkıldı” ifadelerini kullandı.Oleskiv, şu anda birçok arkadaşının İstanbul’a gittiğini aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:”Bence başka şehirleri de hafta sonu için ya da 3-4 günlüğüne böyle bir durak haline getirebilirsiniz. İnsanlar bütçe dostu hava yollarıyla Avrupa şehirlerine gidiyordu ama şu an AB kapıları kapalı. Bu Türkiye için bir fırsat. Kapadokya, Ukraynalıların pek bilmediği bir bölgeydi ama 2020’de sosyal medyadan oraya ait birçok fotoğraf gördüler ve ilgileri arttı. Lezzetleriyle UNESCO listesine giren Gaziantep de yemekleri ve bölgenin ruhuyla Ukraynalılar için bir başka durak olabilir””SALGIN ÖNLEMLERİ VE KONTROLLER TURİZM AÇISINDAN GAYET İYİ”TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, Ukraynalı meslektaşına, Türkiye’nin aldığı salgın önlemleri hakkında bilgi verdi ve bu konuda ne düşündüğünü sordu.Mariana Oleskiv, 2020 sonlarında Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve önlemleri yerinde gözlemlediğini aktararak, “Hükümetinizin aldığı önlemler ve kontrol kapasiteniz gayet iyiydi. Ukrayna’da da devletin koyduğu kurallar var ve kontroller yapılıyor” ifadelerini kullandı.

  • Doğa tutkunu öğretmen salgında evde kalarak örnek oluyor
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 12:13

    Samsun’un Yakakent ilçesinde yaşayan doğa tutkunu müzik öğretmeni Cemil Ceylan, corona virüs sürecinde sağlık çalışanlarının “evde kal çağrısına” doğadaki ağaç evinde kalarak destek veriyor.Zamanının büyük bir kısmını elektrik olmayan kulübede kızı ve köpekleriyle şehir stresinden uzak bir şekilde geçiren 42 yaşındaki Cemil öğretmen, onu tanıyanlara da örnek oluyor. AĞAÇ EVLERDE BÜYÜLÜ TATİLLERKüçük kulübesindeki doğayla iç içe hayatını sosyal medyadan paylaşan ve çok sayıda takipçisi olan Cemil öğretmen, gönüllü “izole” hayatı ile dikkati çekiyor.Yakakent 100. Yıl Ortaokulunda müzik öğretmeni olan Ceylan, salgın sürecinde uzaktan derslerin bazılarını da doğadaki kulübesinde çevrim içi veriyor.Cemil Ceylan, salgın sürecinde sağlık çalışanlarının gösterdiği fedakarlığın unutulmayacağını, insanların sağlık çalışanlarına destek olmak istiyorlarsa kurallara uymaları gerektiğini söyledi.Kurallara uyarak evde kalmayı, kalabalıktan uzakta yaşamayı özendirerek sağlık çalışanlarına kendince destek vermeye çalıştığını ifade eden Ceylan, salgın sürecinde herkesi daha sorumlu davranmaya davet etti.Her fırsatta öğrencilerine de bu yönde bilgiler verdiğini belirten Cemil Ceylan, “Sağlık çalışanlarına çok teşekkür ediyorum, onlar sürekli bizler için duyarlı davranmaya çalıştılar, geceleri gündüzlerine dahil oldu. Bizlerin de onları düşünerek sevdiklerimizi düşünerek ‘evde kal çağrılarına’ uymamamız gerekiyor. Elimizden geldiğince kalabalık ortamlara girmememiz lazım. İşimiz olmadığı sürece dışarı çıkmamamız gerekiyor” diye konuştu.Salgın sürecinde şehir stresinden uzakta doğada zaman geçirdiklerini anlatan Ceylan, “Genelde kulübemizdeydik. Müzik öğretmeniyim online derslerimi yeri geldi burada yaptım. Hayvanlarımızla vakit geçirdik, toprakla iç içe olduk” dedi.Ceylan, salgın sürecinde insanların izole ve doğal yaşama ilgilerinin arttığını ancak bu yaşamın doğal yaşamı korumak gibi birtakım sorumluluklarının olduğuna da işaret etti.İnsanların doğdukları kırsal köylere ev yapmaya başladığını aktaran Ceylan,”Kırsala bir yönelme oldu. İnsanlar doğdukları köylere evler yapmaya başladı. Şehirden ve şehrin stresinden uzaklaşmaya başladılar. Bu beni çok memnun ediyor. Biz köyde doğduk. Doğa bizim evimiz gibi ama şehir yaşamına alışmış bazı insanlar biraz zorlandılar. Çünkü doğa cennet gibidir yeri gelir cehenneme döner. Kış şartları zordur. Doğada yaşam zordur. Bunları göz önünde bulundurarak hareket etmek gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

  • Kayakçıların tercihi Alpler yerine Kaçkarlar oldu! Bir haftalık heyecanın bedeli 63 bin lira
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 11:21

    Dünyayı etkisi altına alan corona virüs salgını nedeniyle zor günler yaşayan Avrupa’da bu yıl kayakçılar, Alp Dağları yerine Türkiye’de, Kaçkar Dağları’nı tercih etti. Rus kayakçıların da ilgi gösterdiği bölgede iki hafta sonra başlayacak helikopterle kayak sporu heliski için geçen yıldan fazla rezervasyon alındı. Rize Kültür ve Turizm Müdürü Esra Alemdaroğlu “Kış sezonunda bölgeye önemli bir hareketlilik kazandıran heliski için tüm hazırlıklar yapıldı. Geçen yıldan daha fazla katılımcı bekleniyor” dedi.Dünyada Alaska, Kanada ve Alp Dağları’nda yapılan, Türkiye’de ise sadece Rize’nin Kaçkar Dağları’nda gerçekleştirilen ‘helikopterli kayak’ sporu heliski heyecanı, bu yıl da sürecek. Corona virüs salgını nedeniyle zor günler yaşayan Avrupa’da bu yıl kayakçılar, Alp Dağları yerine Türkiye’de, Kaçkar Dağları’nı tercih etti. Rus kayakçılarında ilgi gösterdiği bölgede iki hafta sonra başlayacak helikopterle kayak sporu heliski için şimdiden rezervasyonlar doldu. Heliski sporu için bu yıl, geçen yıldan daha fazla başvuru yapıldı. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi Ayder Yaylası’nda, 10 yılı aşkın süredir devam eden heliski sporu için bu yıl başta İsviçre, İtalya, Avusturya, Almanya, Fransa, Rusya ve Rusya olmak üzere farklı ülkelerden sporcular, Kaçkarlar’a gelecek. TÜRKİYE’NİN EN İYİ KAYAK MERKEZLERİHeliski, ABD, Kanada ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere onlarca ülkede 50 yılı aşkın süredir yapılıyor. Dünyada bilinen en elit spor dalları arasında yer alan Helikayak tam anlamı ile sporcuların helikopterle daha önceden belirlenmiş, hiç kayılmamış kayak parkurlarına helikopterle bırakılarak parkur bitiminde yine helikopterle alınmaları şeklinde yapılıyor.Dünyada 50 yıldır yapılan Helikayak sporu Türkiye’de ise 15 yıldır yapılıyor. Türkiye helikayak faaliyetlerinde son yıllarda ciddi başarılar elde ederek kısa sürede dünyada en tercih edilen 10 ülke arasına girmeyi başardı.Helikayak, dışarıdan görülenin aksine ciddi bir güvenlik ve izin süreci gerektiriyor. Türkiye’de bu sporun yapılabilmesi için organizasyon firmaları Rize ve Artvin Valilikleri, Genel Kurmay Başkanlığı, Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü, Yaban Hayatı Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden gerekli birçok izni almak zorunda.Uçuşlar öncesi Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından uçuş rotaları belirlenip izinler veriliyor. Etkinlikle görev alacak pilotlar özel eğitimlerden geçiriliyor. Sporculara ise yerleşim dışında hayatta kalma, kış şartlarında hayatta kalma eğitimleri veriliyor. Sporcular parkurda kendi aralarında iletişim kurabilecekleri telsizler, uydu telefonları, yerlerinin tespit edilebilmesi için GPRS vericileri ve haritalarla donatılıyor. Sporcular ayrıca çığ risklerine karşı sırtlarında airbag çantaları ile kayıyorlar.İngiltere merkezli Financial Times gazetesi de Kaçkarlar ile Ayder Yaylası’nın kış turizmi ve sporları için cazibe merkezi olabileceğini yazdı. Kaçkar Dağları’nın, kitlesel kayak turizminin ortaya çıkmasından önceki Alpler gibi olduğu ifade edilen yazıda, İsviçre’nin Zermatt ve Fransa Alpleri’ndeki kayak merkezi Courchevel bölgeleri örnek gösterildi. Kayak sporcularının Kaçkarlardaki deneyimlerine yer verilen yazıda bölgedeki kar kalitesinin kayak sporu için son derece elverişli olduğu vurgulandı.Kişi başı haftalık 7 ila 10 bin euroyu (63-90 bin lira) bulan rakamlar ödeyen sporcu kafileleri, Kaçkarların zorlu ve dik yamaçlarda adrenalin yaşayacak. 2 helikopterle alınarak dağların zirvesine bırakılan sporcular, kayarak vadilere inecek.Helikopterle tekrar zirveye bırakılacak olan kayakçılar, gün boyu zorlu ve dik yamaçlardan kayarak, heyecan yaşayacak. Hazırlıkların sürdüğü bölgede helikopterlerin konuşlandırılması ile heliski heyecanı başlayacak.Her yıl yaklaşık 300 civarında adrenalin tutkunu profesyonel kayakçı Rize’ye gelerek helikayak yapıyor.Rize Kültür ve Turizm Müdürü Esra Alemdaroğlu, ocak-nisan ayları arasında Kaçkarlar‘da heliski için misafirlerin ağırlandığını belirterek, “Her yıl da bu sayı artıyor. Pandeminin yaşandığı bu dönemde yurt dışı organizasyonlarında zaman zaman revizyon yapmaya ihtiyaç duyulsa da umut ediyoruz ki bu yılki heliski sezonunda da sağlıklı ve güvenli bir sezon geçiririz. Heliski kış sezonunda bölgeye önemli bir hareketlilik kazandırıyor. Rize’nin kışın da potansiyelini fark etmemiz, bu alandaki yatırımları, tesisleri, aktivite alanlarını çeşitlendirmemiz açısından heliski yol gösterici oluyor. Bu yıl içinde tüm hazırlıklar yapıldı ve geçen yıldan daha fazla katılımcı bekleniyor” dedi.Rize’de kış turizmi içinde hareketlilik olduğunu belirten Alemdaroğlu, heliski için Amerika, Fransa, Kanada, Rusya, İsviçre gibi farklı ülkelerden sporcuların geleceğini belirterek, “Profesyonellik ve özel ekipman gerektiren bir spor yapılıyor. Sporun maliyeti de yüksek. Bu spor turizmimize hem çeşitlilik hem de kalite kazandırıyor. Uluslararası boyutta da gelen sporcuların kendi sosyal medya hesaplarından burada yaptıkları aktiviteleri paylaşmaları ile birlikte ilimizin tanıtımına da önemli katkı sağlıyor ve bu paylaşımlar bu sporla ilgilenen diğer sporcuları da teşvik edici boyutta oluyor” ifadelerini kullandı.

  • Efes’in 5 katı büyüklüğünde: Anavarza Antik Kenti
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 10:02

    Adana’nın Kozan ilçesindeki Anavarza Antik Kenti drone ile havadan görüntülendi. Anavarza Antik Kenti’nde kazı çalışmaları tamamlanınca Efes’in 5 katı büyüklüğünde bir antik kent yeniden gün yüzüne çıkacak.Anavarza Antik Kenti 22,5 metre genişliği, 10,5 metre yüksekliğiyle en büyük anıtsal şehir kapıları arasında yer alan Zafer Takı’nın eski ihtişamına kavuşmasıyla ziyaretçilerine tarihe yolculuk yapmayı hedefliyor. 48 SAATTE ADANA (ADANA GEZİ REHBERİ)Anavarza Antik Kenti’ni koruyan, Türkiye’nin ilk kadın bekçisi olan Hatun Dilci’nin oğlu Yücel Dilci, alanda bulunan Zafer Takı’nın Roma döneminden kalma Türkiye’nin en görkemli tarihi yapıtı olduğunu, kazının tamamlanmasıyla Efes Antik Kenti’nin 5 katı büyüklüğündeki 7 bin yıllık tarihin gün yüzüne çıkacağını ve dünyanın gözünün orada olacağını kaydetti.UNESCO Dünya Geçici Listesi’nde bulunan Anavarza Antik Kenti’nde bulunan yapının güzel izler bıraktığını aktaran Dilci, tarihin ilk duble yol çalışmasının Roma döneminden bu günlere geldiğini belirtti.Yıllarca uluslararası tarih araştırmacılarına ev sahipliği yapılan kentin Efes Antik Kenti’nin 5 katı büyüklüğünde olduğunu kaydeden Yücel Dilci, “Zafer Takı Romalılar tarafından yapılmış ve en görkemli yapıdır. M.Ö. 1. Yüzyılda Romalılar, ele geçirdikleri Ceyhan havzasının idaresini vassal kral olarak atadıkları Tarkondimotos’a bırakmışlardır. Çok yıkıcı bir savaş olmuş ve Pers İmparatorluğuna son verilmiş. İmparatorların karşılandığı şeref kapısı olmuş. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yaptığı restorasyon ile bu kapı yeniden hayata geçti ve ziyaretçiler arttı. Yıkılması önlendi” diye konuştu.Yıllarca tarihin içinde yaşadıklarını kaydeden Yücel Dilci, “Binlerce yıl öncesine dayanan geçmişi var. Annem babam bekçi olunca zor bir görev yaptı. Gece defineci kovaladılar, gündüz suç işleyen köylülerle mücadele ettiler. Burada çok şeyler yaşandı. Kendimi burada Roma döneminde yaşıyor hissediyorum. Burada biri zarar verse bana zarar veriyor hissediyorum.Burada 100 bin Romalı yaşamış. Sistemli bir kale ve şehir. Hiçbir şehirde yok. Tarihteki ilk ve en büyük duble yol burada bulunmakta. Eni 34 metre ve uzunluğu 2 bin 400 metre kazılarla bir kısmı gün yüzüne çıktı. Bir kısmı hala toprak altında beklemekte. Eğer kazılar tamamlanırsa Efes Antik Kenti’nin 5 katı büyüklüğünde bir kent yeniden gün yüzüne çıkmış olacak” dedi.Anavarza’da bulunan önemli kalıntılar arasında, 1500 metre uzunluğunda 20 burçlu sur duvarı, sütunlu yol, hamam ve kilise, tiyatro, amfiteatr, stadyum, su yolları, kaya mezarları, M.S. 3. Yüzyıla ait deniz tanrıçası Thetys mozaiği, Kilikya Bölgesi’ndeki tek örnek olan 3 girişli zafer takı ve ovanın ortasında bir ada gibi yükselen tepe üzerindeki Ortaçağ kalesi yer almakta.

  • İzmir’de belgesellik görüntüler: ‘Anadolu’nun allı turnası’ flamingolar görsel şölen oluşturdu
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 09:22

    Türkiye’deki flamingoların iki üreme sahasından biri olan İzmir, kış mevsiminde de Anadolu’nun “allı turnası”na ev sahipliği yapmaya devam ediyor.Sahildeki Çakalburnu Lagünü’nde pembe beyaz görüntüleriyle dikkat çeken flamingolar, güzel görüntü oluşturuyor.

  • Lapseki doğası ve kaplıcalarıyla turistlerin yeni gözdesi olacak
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 07:51

    Çanakkale Boğazı’nın Avrupa ve Asya yakalarını birleştirecek “1915 Çanakkale Köprüsü”nün yapıldığı Lapseki, kazandırılacak termal kaplıca ve yürüyüş yolu projesiyle doğa turizmi alanında yerli ve yabancı turistlerini ağırlayacak.Hizmete girdiğinde dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak, renkleri, figürleri ve diğer özellikleriyle özgün mimariye sahip “1915 Çanakkale Köprüsü”nün inşasının sürdüğü Lapseki ilçesine bağlı Kocabaşlar köyünde yer alan kaplıcanın tesisleşme projesinde sona yaklaşıldı. Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA), Lapseki Kaymakamlığı ve Lapseki Belediyesinin katkılarıyla kaplıcanın gün yüzüne çıkarılması projesinde, kaplıca ana binası, bungalov evler, havuzlar, piknik alanı ve otopark yapılması planlanıyor.Projede, dört mevsim sürdürülebilir turizm faaliyetleri hedefleniyor. 600 metre derinlikte bulunan 45 derecelik suyla oluşturulacak termal kaplıca, yerli ve yabancı turistlere hizmet verecek. Lapseki Kaymakamı Dr. Fatih Çelikkaya, yaptığı açıklamada, projeyle ilgili detayları aktardı. İlçelerinin en güzel köylerinden biri olan Kocabaşlar’ın Ilıca mevkisinde bir termal kaplıca projelerinin olduğunu belirten Çelikkaya, bu konuda sona yaklaşıldığını söyledi.Projeden önce yöre halkı tarafından burada kullanılan bir havuz bulunduğunu, buradan bir sondaj yaparak yola çıkıldığını anlatan Çelikkaya, “Biz oraya bir sondaj projesi yaptık. GMKA tarafından finanse edilen bir proje. Yaklaşık 600 metreden bir sıcak su bulduk. Suyun sıcaklığı 45 derece. Bu bizim termal kaplıca için yeterli bir sıcaklık. Suyun debisi de yaklaşık olarak saniyede 3,7 litre. Biz o bölgeleye yaklaşık 20-25 tane bungalov tipi evler planlıyoruz. Bunları planladık, projelendirdik. Önümüzdeki yıl bunları faaliyete geçirmek istiyoruz” dedi. Fatih Çelikkaya, aynı böylede 5 kilometrelik bir yürüyüş yolu projelerinin de olduğunu hatırlattı.Bu çalışmanın doğa yürüyüşü severler için alternatif bir alan oluşturacağına işaret eden Çelikkaya, şöyle konuştu “Bu projemizi kaplıca projemize entegre yürüteceğiz. Yine belediyemizle yapıyoruz çalışmamızı. Bir mesire alanı projemiz var. İnsanlarımız gelip kaplıcada sıcak su ve diğer dinlenme tesislerinde faydalandıktan sonra eşleriyle çocuklarıyla yürüyerek, o bölgede doğal yürüyüş alanı gerçekleştireceğiz. Pikniklerini yapacaklar. Mesire alanı olarak o bölgede değişik tesisler planlıyoruz. Bunların hepsinin inşallah Lapseki’mize Çanakkale’mize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum”Çelikkaya, projenin tamamlanmasıyla “1915 Çanakkale Köprüsü” ile adını duyuran Lapseki’ye olan ilginin giderek artacağını, bölgenin sosyal aktivitelerin yapıldığı bir merkez olacağını sözlerine ekledi.

  • Frig Vadisi’nin kalbi: 3 bin yıllık Ayazini Köyü
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 07:21

    Tarihi Frigya Vadisi’nin Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesindeki uzantılarının bulunduğu Ayazini Köyü’nün, Valiliğin başlattığı projelerin tamamlanmasının ardından bahar aylarında yerli ve yabancı turistlerin ziyaret edeceği çekim merkezi olması amaçlanıyor.Afyonkarahisar’da, tarihi “Frig Vadisi’nin kalbi” olarak nitelendirilen İhsaniye ilçesine bağlı Ayazini Köyü’nün, devam eden projelerin tamamlanmasıyla yakın yakın zamanda önemli bir turizm destinasyonu olması bekleniyor.Frigya’nın en önemli kaya yerleşimleri, oyma kaya mezarları, peribacaları, şapel, kilise ve Avdalaz Kalesi’nin bulunduğu Ayazini Köyü’nde Afyonkarahisar Valiliğinin başlattığı “Frigya Açık Hava Müzesi ve Karşılama Merkezi”, “Ayazhan Restorasyonu” ve “Sokak Sağlıklaştırma” projelerine köy halkı da destek veriyor.Nevşehir Ürgüp/Göreme, Bursa Cumalıkızık ve İzmir Şirince gibi önemli bir turizm köyü olmayı hedefleyen Ayazinililer, bahar ayında başlaması düşünülen turizm hareketliliği için bir taraftan evlerinde inşaat çalışmalarına başlarken, bir taraftan da planlanan eğitim ve gezilere katılmaya hazırlanıyor.Afyonkarahisar Valisi Gökmen Çiçek, kentte ciddi bir turizm atılımı başlattıklarını, paydaş kurumlar ile sivil toplum kuruluşlarının projelere destek verdiğini söyledi. “Frigya’nın kalbi” olarak nitelendirilen Ayazini Köyü’nün 3 bin yıllık bir tarihe ve kültüre ev sahipliği yaptığını dile getiren Çiçek, şunları kaydetti:”Buradaki tarihi eserler ilk günkü gibi köyün içerisinde arkeolojik bir kent şeklinde miras olarak duruyor. Buraya mutlaka dokunmak gerekiyordu. Gerçekten inanılmaz bir yer ve ziyaret edenlerin hayran kalmaması mümkün değil. Burada bir takım altyapı eksiklerimiz vardı. ‘Ayazini’ye ne yapabiliriz?’ diye köylülerimizle oturduk konuştuk. Akabinde de hızla burada ciddi projelere başladık”Çiçek, başlattıkları “Frigya Açık Hava Müzesi ve Karşılama Merkezi” ve “Sokak Sağlıklaştırma” ile “Ayazhan Restorasyonu” çalışmalarının devam ettiğini anlattı.Köylülerin de projelere destek verip sahiplendiğine dikkati çeken Çiçek, şöyle devam etti: “Ayazinililerin hepsi nasıl bir tarihin üzerinde oturduklarını kendi gözleriyle de gördüler. Biz henüz büyük bir tanıtıma girmedik. Çok küçük çalışmalarımızın ardından bile köye, yurt içinden ve yurt dışından akın akın ziyaretçiler şimdiden gelmeye başladı. Biz de elimizi çabuk tutmamız gerektiğini anladık. Şimdi de arkadaşlarımız gece gündüz demeden orada çalışmalarını sürdürüyor. Ayazini köyümüz inanılmaz şekilde değerlendi. Köylülerimizin hepsi bir şeyler yapmak istiyor. Kimisi evini restorana çeviriyor kimisi el sanatları ve yöresel lezzetler satış yerleri oluşturmak için seferber olmuş durumda. Çok yakın zamanda Ayazini, inanılmaz turizm potansiyeliyle Türkiye’de herkesin tanıyacağı ve görmek isteyeceği bir destinasyon olacak. Bu konuda kararlıyız ve bunu da başaracağız”Çiçek, turizm sloganlarının “#gizemlişehirafyonkarahisar”, bu gizemin de en büyük yerinin Ayazini köyü olduğunu sözlerine ekledi.Köy muhtarı Bekir Yılmaz da Afyonkarahisar Valiliği öncülüğünde Ayazini’de proje bazlı yatırımların, çalışmalarının hızla devam ettiğini aktardı. Köylüler olarak, Ayazini’nin “turizm köyü” olması için yürütülen yatırım projelerini desteklediklerini vurgulayan Yılmaz, “İnşallah, köyümüzdeki bu inşaat çalışmaları en kısa sürede tamamlanacak. Bahar ayında Ayazini köyümüzün kaderi değişecek. Ayazini’miz Ürgüp Göreme, Bursa Cumalıkızık ve İzmir Şirince gibi bir turizm köyü olacak. Burası tarih ve doğayla iç içe bir nokta. Bu arzumuzu da en kısa sürede hayata geçireceğiz” diye konuştu.Köylerine “talih kuşu” konduğunu ifade eden Yılmaz, “Köylülerle turizm konusunda sürekli toplantılar gerçekleştiriyoruz. Halkımız da şimdiden turizme yönelik evlerinde tadilat çalışmaları yapıyor. Yakın zamanda turizm konusunda vatandaşlarımıza çeşitli kurslar açılacak. Ülkemizdeki farklı turizm köylerine geziler düzenleyeceğiz. Köyümüze gelen misafirlere nasıl hizmet verileceğini belirleyeceğiz” dedi.Köy sakinlerinden İlyas Toklu da turizm yatırımlarına tam destek verdiklerini belirterek, yerli ve yabancı turistleri, bahar aylarında tarihi ve doğal güzellikleri görmek için Frigya’ya davet etti.

  • Van Gölü’nün cennet koyları ‘doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı’ olarak tescillendi
    by NTV on 11 Ocak 2021 at 06:56

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Van’ın Gevaş ilçesindeki İnköyü, Ağin Mezrası ve Deveboynu mevkileri “doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı” olarak tescillendi.Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ali Kemal Atlı, yaptığı açıklamada, 2011’den bu yana bölgedeki tabiat varlıklarının korunmasına yönelik çalışma yürüttüklerini söyledi. Atlı, bölgedeki doğal güzelliklerin korunması ve tescillenmesine yönelik 2019 ve 2020’de önemli işlere imza attıklarını belirtti.Ali Kemal Atlı, Van Gölü’nün cennet koyları olarak bilinen İnköyü, Ağin Mezrası ve Deveboynu mevkilerinin de “doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı” olarak tescillenmesi için çalışma yürüttüklerini bildirdi.Uzman ekip tarafından sürdürülen çalışmaların meyvelerini vermeye başladığını aktaran Atlı, şunları kaydetti:”Van Gölü kıyısındaki bu alanların en büyük özelliği dalmaçya kıyı tipi alanlar olmasıdır. El değmemiş koylarıyla çok güzel bir görünüme sahip. Yazın teknelerin en önemli uğrak yerlerinin başında geliyor. Turistik açıdan çok önemli bir değere sahip. Bizler de buraların doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı ilan edilmesi için çalışma yürüttük. Bu bölgelerle ilgili alanında uzman ekiplerce hazırlanan ekolojik temelli bilimsel araştırma raporu için tüm kurumlardan uygun görüş aldık. 2020’de Van Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonumuzca tekrar görüşüldükten sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunuldu. Bakanlığımızca incelenen dosya, Bakanlık makamının oluruyla doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edildi. Karar bizi memnun etti”

  • 30 şelalenin bulunduğu Aydın’daki Deliçay Vadisi keşfedilmeyi bekliyor
    by NTV on 9 Ocak 2021 at 08:34

    Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde yaklaşık 2 bin yıllık tarihi köprünün de bulunduğu vadi, misafirlerine eşsiz bir manzara sunuyor. Bölgenin eşsiz güzelliğini anlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Umut Tuncer, “Şelalelerin tarihi Kemer köprüsüyle bütünleşmesi de aslında eşsiz bir değer olarak karşımıza çıkıyor. Doğa harikası lokasyonları tanıtmak amacındayız”Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde irili ufaklı 30 şelale ve yaklaşık 2 bin yıllık olduğu değerlendirilen tarihi köprünün bulunduğu Deliçay Vadisi, doğa tutkunlarının ilgisini bekliyor.İlçe merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Alhisar Mahallesi’ndeki Deliçay Vadisi görkemli yapısı ve şelaleleriyle dikkati çekiyor.Dar ve patika yollardan geçilerek ulaşılan bölgede irili ufaklı 30 şelale yer alıyor. Vadi boyunca girintili çıkıntılı kayalıklarsa akan suyla birlikte misafirlerine eşsiz bir manzara sunuyor.Vadinin ortasında yaklaşık 2 bin yıllık olduğu değerlendirilen tarihi köprü yer alıyor.İl Kültür ve Turizm Müdürü Umut Tuncer, yaptığı açıklamada, bölgenin yeni yeni keşfedilmeye başlandığını, buranın turizme kazandırılması için çalışma yapacaklarını söyledi.Şelalelerin arka arkaya sıralanmasının uzun bir seyir parkuru oluşturduğunu vurgulayan Tuncer, şöyle devam etti:”Bunlardan belki en güzeli Alhisar Şelalesi. Valimiz Hüseyin Aksoy’un da ifade ettiği gibi Aydın’da turizmi yılın 12 ayına yaymak istiyoruz. Kuşadası ve Didim gibi önemli yaz turizm ilçelerimiz var. Buradaki turizm performansımızdan da son derece memnunuz. Dünyada turizm artık daha çok butik şekil almaya başladı. Kovid-19 pandemisi de buna etken olmuş olabilir. Bu anlamda daha küçük gruplarla özelleştirilmiş içeriklere sahip turizm konseptinin yerleştirilmesi de turizmin yılın 12 aya yayılmasına katkı sağlayacaktır.”Tuncer, “Şelalelerin tarihi Kemer köprüsüyle bütünleşmesi de aslında eşsiz bir değer olarak karşımıza çıkıyor. Doğa harikası lokasyonları tanıtmak amacındayız. Burası mükemmel bir doğa manzarasını resmediyor. Doğaseverleri ve trekking sporlarına ilgi duyan turistlerimizin burayı kesinlikle görmelerini istiyoruz. Herkes gelsin ve manzaranın tadını çıkarsın” diye konuştu.Bozdoğan Belediye Başkanı Ufuk Altıntaş ise özellikle doğaseverleri buraya çekmek için projeler geliştirmek istediklerini ifade etti.Ziyaretçilerden Muzaffer Çetinkaya da bölgeye birçok kez geldiğini belirterek, “Burada neredeyse her adımda bir şelaleyle karşılaşıyorsunuz. Gördüğümüz her şelalede ayrı bir güzellik ve manzara vardı. Hakikaten bu süreçte doğayla içe olmak çok keyif vericiydi” dedi.

  • Gaziantep’in kültür mozaiği ‘tarihi Bey Mahallesi’ en sessiz günlerini yaşıyor
    by NTV on 8 Ocak 2021 at 14:17

    Gaziantep’in eşsiz kahramanlıklarla dolu tarihinin ve Anadolu mimari yapısının yaşatıldığı tarihi Bey Mahallesi, corona virüs nedeniyle en sessiz günlerini yaşıyor.Yeni evlenen çiftlerin düğün fotoğraflarının çekildiği, izlenme rekorları kıran dizilerin hayat bulduğu Bey Mahallesi, kente gelenleri dar sokaklarıyla farklı bir yolculuğa çıkarıyor. Sivil mimariye ait birçok örneklerle dolu olan mahalle, 2007 yılında Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama Denetim Bürosu (KUDEB) öncülüğünde başlatılan sokak sağlıklaştırma projesi ile restore edilerek hayat buldu.Corona virüs sürecinde sakinliğini koruyan mahallede eski günlerine dönmeyi beklerken 35 yıldır mahalleyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere yazları meyan şerbeti, kışları ise menengiç kahvesi satan Mehmet Yılmaz, dar sokaklardaki kalabalığı özlediklerini söyledi.Yılmaz, “Burası Gaziantep’in tarihi güzel bir yerleşim yeri gezmeye değer turistlik alandır. Gaziantep’in ilk kuruluş yerlerinden birisi de burasıdır. Büyümeye başlayınca şehrin farklı noktalarına sonradan dağılmışlar. Buradan gidenler ise buraya küsünce yerleştikleri yere de ‘Şehreküstü’ adını vermişler” diyerek mahallenin hikayesini anlattı.Yılmaz, mahallenin dar sokaklarında pandemi sessizliğine rağmen yöresel kıyafetleri ve ‘taze menengiç’ nidaları ile dolaşmaya devam etti.

  • Tunceli’nin Ulukale Köyü ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkarıyor
    by NTV on 8 Ocak 2021 at 11:22

    Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde Ulukale Köyü’nün eski yerleşim yeri, yöresel mimariyle inşa edilen toprak evler, çeşmeler, değirmen ve cami kemeri kalıntıları doğa ve fotoğraf tutkunlarını tarihi yolculuğa çıkarıyor.Munzur, Hel, Buyer ve Sülvüs dağları arasında kurulu olan ve deniz seviyesinden 940 metre yükseklikte bulunan Tunceli, yılın her dönemi doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleri ile göz alıcı güzellikler sunuyor. Zengin florası, yaban hayatı varlığı ve biyolojik çeşitliliğiyle büyük öneme sahip kentte, nüfusu 3 bin ila 5 bin arasında değişen Ovacık, Pertek, Nazımiye, Hozat, Pülümür, Mazgirt ve Çemişgezek ilçeleri de tarihi, doğal ve turistik güzellikleriyle çok sayıda doğa tutkununun uğrak yeri oluyor.Çemişgezek ilçesinde bulunan Derviş Hücreleri, Tağar Köprüsü ve dutuyla meşhur Ulukale köyünün eski yerleşim yeri de tarihi dokusuyla her mevsim görülmeye değer güzellikler sunan yerlerin başında geliyor.İlçe merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan ve geçmişte çeşitli sebeplerden dolayı başka bir alana taşınan eski Ulukale köyü de kerpiçli yapıları, türbe, çeşme, hamam, değirmen ve yuvarlak kemerli cami kalıntılarıyla ziyaretçilerini cezbediyor.Çevre il ve ilçelerden günübirlik turlarla köye gelen doğa ve fotoğraf tutkunları, geçmişin izlerini taşıyan kalıntılar arasında doyasıya vakit geçirirken köyün eski sakinleri de zaman zaman eski evlerinin ve okudukları okulların bulunduğu alanlarda gezerek eski günleri yad ediyor.Fotoğraf sanatçısı Malik Kaya, eski Ulukale köyünün tarihi dokusuna hayran kaldığını söyledi. Köyün her mevsim farklı güzelliğe büründüğünü ifade eden Kaya, şöyle konuştu: “Ulukale köyü yıllar önce kocaman bir dağın üzerine kurulmuş bir köy ve çeşitli nedenlerle daha sonra boşaltılmak zorunda kalmış. Böylece yeni köy, eski köy yerleşim yerine yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta yeniden inşa edilmiş. Eski köy yerleşimi yılın her döneminde çok doğal ve güzel görünüyor. Köyün sınırları içerisinde yıllar önce yapılmış konaklar ve eski toprak evlerin kalıntıları bulunuyor. Ayrıca köyde geçmişten günümüze kadar ayakta duran bir çeşme, cami duvarları ve bir değirmen yer alıyor”Kaya, Ulukale köyünün tarihe dair fotoğraflar çekmek için uygun bir alan olduğunu belirterek gezi gruplarının sık sık burayı ziyaret ettiğini dile getirdi. Ulukale’nin eski yerleşim yerinin turistik açıdan büyük öneme sahip olduğuna dikkati çeken Kaya, “Köyü gezdiğimizde geçmişte kerpiçle yapılan evlerin duvarlarının halen ayakta kaldığını görüyoruz. Evlerin ahşap pencereleri ve toprak damları halen duruyor. Ulukale köyü de Tunceli’nin en güzel köylerinden biridir ve görülmesi gereken yerlerin başında gelir” ifadesini kullandı.Köyün eski sakinlerinden Hasan Yüksel de çeşitli nedenlerden dolayı köylerini boşaltmak zorunda kaldıklarını anlattı. Eski köy yerleşiminin bulunduğu yerleri zaman zaman gezerek eski günlerini hatırladığını aktaran Yüksel, “Burada su değirmeni vardı ve biz geçimimizi bu değirmenden sağlıyorduk. Bu köyde de bizim en büyük gelirimiz şu an dut yetiştiriciliği ve köyümüz çok güzel. Ben köyümü seviyorum ve mutluyum” diye konuştu.

  • Mersin’de Alata Sahili ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    by NTV on 8 Ocak 2021 at 10:21

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Mersin’in Erdemli ilçesindeki Alata Sahili ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi.Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan deniz kaplumbağalarının üreme alanı, aynı zamanda endemik bitki türleri içinde koruma altında bulunan kum zambaklarına yaşam alanı sağlayan Alata Sahili’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sit alanı ilan edilmesi, bilim insanları tarafından sevinçle karşılandı.Mersin Üniversitesi (MEÜ) Deniz Kaplumbağaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEKUYAM) Müdürü Prof. Dr. Serap Ergene, “Bu karar bizler için çok mutluluk verici. Cumhurbaşkanımıza çok çok teşekkür ediyoruz. Bu hassasiyeti gözettiği için” dedi.Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü sınırları içinde yer alan, uzun yıllar araştırma yaptığı Alata Sahili için alınan kararı değerlendiren Ergene, “Alata kumsalı, Cumhurbaşkanımızın kararıyla kesin korunacak hassas alan ilan edildi. Kesin korunacak hassas alan kapsamında 83 dekarlık bir bölge tanımlanmış oldu. Bu bölgenin kesin korunacak hassas alan olmasındaki en önemli sebep bu kumsallarda yıllardır çalıştığımız deniz kaplumbağaları ve kum zambaklarının neslinin tehlikede olan canlılar olması idi.Yaklaşık olarak 20 yıldan beri Alata Kumsalı deniz kaplumbağaları üreme alanı olarak tanımlanmıştı. Özellikle son dönemlerde bu bölgede kum zambaklarıyla birlikte bu canlının korunması için önemli adımlar atıldı. Cumhurbaşkanımızın kararıyla, 109. maddeyle bu kesin korunacak alanlar olarak tanımlanmış oldu” diye konuştu.Kararın kendilerini çok mutlu ettiğini ifade eden Ergene, “Bu bizler için çok mutluluk verici. Cumhurbaşkanımıza bu nedenle çok çok teşekkür ediyoruz. Bu hassasiyeti gözettiği için. Çünkü bu alanlar özellikle deniz kaplumbağaları açısından çok büyük öneme sahip. İçgüdüsel olarak mutlaka bu canlılar doğmuş oldukları kumsallara geliyorlar. Doğmuş oldukları kumsallara geldiklerinde eğer onun yerinde kentleşme varsa bu canlılar yumurtasını bırakacak yer bulamıyor. Alata kumsalını korumak onlara yuvalayacak yer vermek açısından çok çok önemli bir karardır. Bu bölgenin korunması açısından atılmış en önemli adımlardan bir tanesidir. Bu alan zaten doğal sit alanı olarak tanımlanmıştı. Ancak bu kararla beraber artık korunma açısından çok daha ciddi önlemlerin alınacağı bir alan haline gelmiş oldu” şeklinde konuştu.Kesin korunacak hassas alan ilan edilen Alata Sahili’nde yapmış oldukları çalışmada geçen sezon 400 yuva tespit ettiklerini de aktaran Ergene, “Bu 400 yuvadan yaklaşık 30 bin civarında canlı yavru denizle buluştu. Denize kavuşan bu canlı yavrular için, biliyorsunuz bütün dünyada bilinen bir gerçek var, bin tane yavrudan ancak bir tanesi ergin hale gelip tekrar bu sahillere yumurta bırakmak için dönecek. Dolayısıyla bu yaklaşık 20-25 yıllık bir süreyi içerisine alıyor. 25 yıl sonra geldiğinde tekrar bu kumsalı bu karar sayesinde bulacak bu canlı. O nedenle çok çok önemli. Başka yere gitmiyorlar, doğmuş oldukları kumsallara gelip tekrar yumurta bırakıyorlar” dedi.Kesin korunacak hassas alan ilen edilen kumsalın gerisindeki bölgelerin de koruma altında olması gerektiğine işaret eden Ergene, “Alata kumsalı bilindiği üzere Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsünün içerisinde yer almakta. Bu nedenle iyi korunan alanlardan bir tanesi. Ancak bu korumanın devam edebilmesi için yani kesin korunan hassas alan olarak devam edebilmesi için diğer alanlarında korunması gerekiyor.Alata Araştırma Enstitüsü aynı zamanda tarımsal araştırmalar yapan bir yer ve dünyaca ünlü bir araştırma enstitüsünü ifade ediyor. Bu nedenle 83 dekara artı olarak arkadaki bölgenin de koruma alanı içerisine dahil edilmesi gerekiyor ki bu sahil korunabilsin. Korumayı kompakt bir şekilde yapmak gerekiyor. Sahili sadece 83 dekarla koruyacak olursak ve arka tarafını korumayacak olursak bu alan yine korumada eksik kalabilir. O nedenle bütün alanın korumaya alınması için bir adım daha atmak gerekiyor” şeklinde konuştu.

  • Yeşil vatanın gizli kahramanları
    by NTV on 8 Ocak 2021 at 09:00

    Türkiye’nin dört bir yanındaki doğaseverler, kendi imkanlarıyla adeta doğaya yeniden can verdi. Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey de, “Yeşil vatan sevdalısı vatandaşlarımızın olması bizleri son derece mutlu ediyor. Gelecek açısından da ümitli olmamızı sağlıyor, sayılarının artmasını canı gönülden istiyor, her türlü desteği vereceğimizi ifade etmek istiyorum” dedi.Türkiye’nin farklı bölgelerindeki doğaseverler, kendi imkanlarıyla adeta doğaya yeniden can verdi. Mardin’den, Sivas’a; Nevşehir’den Yozgat’a Türkiye coğrafyasının birçok köşesinde harekete geçen doğa dostları, hikayeleriyle de dikkat çekti.Zaman zaman bilinçli yangınlarla ormanları yok etmek isteyen kötü niyetli kişilere karşı daha yeşil bir vatan için çalışan yeşil dostları, kendi imkanlarıyla binlerce fidan dikti, ormanlar oluşturdu.Mardin’de Şeyhmus Erginoğlu kendi imkanlarıyla satın aldığı fidanları diktiği çöplüğü 25 yılda mesire alanına dönüştürdü. Nevşehir’deki 78 yaşındaki Ahmet Soylu ise şehit oğlunun ardından doğaya on binlerce fidan dikti.DOĞASEVERLER HERKESE ÖRNEK OLDUBölge halkının Robinson Ziya dediği Ziya Abay ise Eskişehir’de 14 yıl önce yerleştiği tek bir ağaç bile olmayan adayı, 3 bin 500 ağaç dikerek doğa harikasına çevirdi, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin de sosyal medyadan teşekkür ettiği Sivas’ta 14 yılda 8 bin 500 ağaç diken 70 yaşındaki Selim Petek gibi doğaseverler büyük takdir topladı.Yozgat´ın Sarıkaya ilçesinde 40 yıldır esnaflık yapan Abdullah Karataş ise 20 yılda 200 bin fidanı toprakla buluşturarak 20 hatıra ormanı oluşturdu. Doğanın korunmasına yönelik hem bilinç oluşturan hem de oluşturdukları ormanlarla yeni nefes alanları meydana getiren doğa kahramanları, herkese de örnek oldu.Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey de vatandaşların büyük duyarlılığına ilişkin değerlendirmede bulundu.”ŞEYHMUS AMCALARIN SAYISININ ARTMASINI CANI GÖNÜLDEN İSTİYORUZ” Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, doğaya sahip çıkmanın önemine dikkat çekerek, “Yeşil vatan sevdalısı vatandaşlarımızın olması Orman Genel Müdürlüğü olarak bizleri son derece mutlu ediyor. Gelecek açısından da ümitli olmamızı sağlıyor. Bizler Orman Genel Müdürlüğü olarak kanunların bize verdiği yetkiler çerçevesinde ülkemizin ağaçlandırılması için çalışmalar yürütüyoruz. Vatandaşlarımızın gönüllü olarak, kendi imkanlarıyla bir yasal zorunluluk olmadan bu tür faaliyetler yürütmeleri bizleri ziyadesiyle memnun ediyor. Şeyhmus amcaların sayısının artmasını canı gönülden istiyoruz. Onların yapacakları bu gönüllü faaliyetlere Tarım ve Orman Bakanlığı olarak, Orman Genel Müdürlüğü olarak her türlü desteği vereceğimizi buradan ifade etmek istiyorum” dedi.”ORMANLARIMIZIN YAŞAMASINI DEVAM ETMESİNİ İSTEYEN İNSAN SAYISI YOK ETMEYE ÇALIŞANLARDAN DAHA FAZLA”Ormanlar bir yandan yakılıp yok edilmeye çalışılırken bir yandan da vatandaşların kendi imkanlarıyla orman alanları oluşturmasının çok önemli olduğunu belirten Karacabey, “Ormanlarımızın artmasını, yaşamasını isteyen bunun için gayret gösteren insan sayısı ormanlarımızı yok etmeye çalışanlardan daha fazla. Bu sayı her geçen gün daha artıyor. İnanıyoruz ki; gelecekte yeşile daha duyarlı, çevreye daha bilinçli nesiller yetişecek. 2019 yılında Geleceğe Nefes projesini başlattığımızda milyonların üzerinde vatandaşımız sahalara geldi. 3 yaşındaki çocuklarımızdan 80 yaşındaki dedelerimiz, ninelerimize varıncaya kadar fidan dikim alanına geldiler. Her yıl gerçekleştireceğimiz fidan dikiminde belirlenen sahalara vatandaşlarımızı beklediğimizi duyuralım” ifadelerini kullandı.

  • Kendi yöresel kalkınma planını hayata geçirdi! Tek başına köyüne 2.5 ayda 10 bin kestane dikti
    by NTV on 8 Ocak 2021 at 08:14

    Zonguldak’ta yaşayan 55 yaşındaki Ahmet Ayyıldız, 25 senelik ticaret hayatının ardından emekli oldu. Türkiye’nin yarısını gezen Ayyıldız, kesin dönüş yaptığı köyünde kendi başına yöresel kalkınma planını harekete geçirdi. 50 bin kestane hedefiyle köyüne 2,5 ayda 10 bin kestane diken Ayyıldız, köy tüzel kişiliğinden destek alamayınca Valilik ve ilgili kurumlara başvurdu. Ayyıldız, köyünü kalkındırma konusundaki mücadelesinin süreceğini ifade etti.Zonguldak’ın Beycuma beldesine bağlı Karapınar köyünde yaşayan 55 yaşındaki Ahmet Ayyıldız, 25 sene boyunca kent merkezinde ticaret işiyle uğraştı. Bu süreçte iki çocuğunu da yetiştirdikten sonra Türkiye turuna çıktı. Ülkenin yarısını gezen ve farklı kültürler tanımaya çalışan Ayyıldız, 5 senelik gurbet hayatının ardından köyüne kesin dönüş yaptı. Babası ile birlikte Karapınar köyünde yaşayan Ayyıldız, köyünü kalkındırmak amacıyla “Yöresel Kalkınma Planı”nı hayata geçirdi. 2 BİN RAKIMLI KÖYDE KIŞI BÖYLE GEÇİRİYORLARAnaliz yapmaları için Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri ile irtibata geçen Ayyıldız, kestane, ceviz ve fındık gibi mahsullerin yetişebileceğini öğrenince 50 bin adet kestane dikmeyi hedefledi.2,5 ay önce kestane dikmeye başlayan Ayyıldız, kendi bütçesinden bile parayla kestane fidanı satın aldı. Bu süreçte 10 bin adet kestaneyi toprakla buluşturdu.Heyelan bölgelerini de ağaçlandıran Ahmet Ayyıldız, yaşadığı süreci şöyle aktardı: “25 seneye yakın ticari hayatım oldu. Bu sırada çocuklarım büyüdü, üniversite okudu. Emekli olduktan sonra kendime sosyal bir hayat kurmak istedim. Hem ülkemi tanımak hem de değişik kültürleri tanıyabilmek için kendi kendime gurbet hayatı yaşayayım dedim. Yaklaşık 5 seneye yakın gurbet hayatım oldu. Ülkenin neredeyse yarısını gezdim. Düşündüm taşındım, geri dönüş yaptığım zaman yöreme de faydalı olabilmek adına yöresel kalkınma projesi başlatmak istedim.Tarım İl Müdürlüğü ve Orman Bölge Müdürlüğünü ziyaret ederek yöresel kalkınma projelerimin olduğunu söyledim. Onlar da sağ olsunlar köyümüzde inceleme yaptılar. Yaptıkları inceleme dahilinde köyümüzün kestane, ceviz, fındık şeklinde coğrafi bölge olduğunu söylediler. Ben de vatandaşlara fikirlerimi anlatmaya çalıştım ancak anlatamadım. Kime sorsam az yerlerinin olduğunu söylediler.Ben de ormanları, doğayı ilk etapta 50 bin kestane hedefi koydum. Vatandaşıma bu 50 bin kestane projemi aktarmaya çalıştım. Maalesef gerekli ilgiyi göremedim. Kendi imkanlarım dahilinde şu ana kadar 10 bin kestaneyi diktim. Bazılarını da heyelan görmüş yerlere diktim. Bunu da yaklaşık 2,5 ay gibi kısa zamanda yeri geldiğinde de yağmur çamur gece gündüz demeden yapmaya çalıştım. Zevk aldım yaptığım işten. Hedefim 50 bin adet fidandı. Şu anda o hedefi de aşmak istiyorum. Bu iş beni o kadar motive etti ki kimse de yardım etmese de 50 bin kestaneyi toprakla buluşturmak istiyorum”Son dönemlerdeki kuraklığa da dikkat çeken Ahmet Ayyıldız, yakın süreçte Zonguldak Valiliği’ne dosya sunduğunu hatırlattı. Köy tüzel kişiliğinin ilgisiz kaldığını söyleyen Ayyıldız, sözlerini şöyle tamamladı:”Hatta bunun için bir kaç gün öncesine kadar Zonguldak Valiliğimize yöresel kalkınma ile ilgili bir dosya sundum. Tarım İl Müdürlüğünden beni aradılar. Haber bekliyoruz. Ben bunu köy muhtarımıza çok anlatmaya çalıştım. Maalesef ilgilenmedi. Köyü kalkındırmak sana mı düştü, yapsan kime yapacaksın? Epey bir ilgisiz davrandı.Ben diyorum ki bu topraklar bizim, bu ülke bizim. Şu coğrafyaya bakın. Buralarda 50 bin kestane hedeflediğim zaman bazı hesaplamalarıma göre bir kestane ağacından yaklaşık 30 kilogram hedefliyorum. 50 bin ağaçtan bir milyon 500 bin kilogram elde edilebilir. Bu da yaklaşık 30 milyon lira para yapıyor. Bunu yöresel kazanacak, ülkemiz kazanacak, insanlık kazanacak. İşsizlik kazanacak. Ben bunu dikeyim de bakın son zamanlarda kuraklık var. En azından ülkeme bir ağaç dikmiş olurum. Hiçbir verim alamazsam arıcılık açısından önemli bir noktaya geliriz. Orman bölgesi olduğundan yağmur alır. Su kaynaklarımız zenginleşir” ŞEHİR HAYATINDAN SIKILIP KÖYE YERLEŞTİLER

  • 2 bin 900 yıllık Altıntepe Kalesi açık hava müzesine dönüştürülüyor
    by NTV on 8 Ocak 2021 at 07:11

    Erzincan’da tarihi İpek Yolu üzerindeki 2 bin 900 yıllık Altıntepe Kalesi’nin de yer aldığı alanın, “arkeopark” olarak açık hava müzesine dönüştürülmesi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.Erzincan’da tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan, günümüze kadar ulaşmış en önemli Urartu şehirlerinden olan 2 bin 900 yıllık Altıntepe Kalesi, bünyesinde barındırdığı tarihi alanda biten kazı çalışmalarının ardından arkeoparka dönüştürülerek turizme kazandırılacak. Doğu Roma İmparatorluğu’nun da önemli merkezlerinden olan Altıntepe Kalesi, Erzincan il merkezinin 14 kilometre kuzeydoğusunda Üzümlü ilçesinde yer alan yaklaşık 60 metre yüksekliğindeki tepede bulunuyor. TÜRKİYE’NİN EN GÖRKEMLİ KALELERİUrartu döneminde inşa edilen ve yapılan kazılarda özellikle milattan önce (M.Ö) 850-590 yıllarına ait yüzlerce tarihi eserin bulunduğu kale ve çevresindeki kalıntıların gün yüzüne çıkarılmasının ardından turizme kazandırılması için çalışmalara başlandı.Tarihi kalenin bulunduğu alandaki ilk kazı çalışmaları, 1959-1967 yılları arasında Ankara Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığında gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Atatürk Üniversitesi iş birliğiyle 2003 yılında Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu tarafından kalede yeniden yapılan kazı çalışmaları 2019 yılında tamamlandı.İl Kültür ve Turizm Müdürü Arda Heb, biten kazı çalışmaları ile bulunan eserlerin Anadolu arkeolojisine katkı sağladığını ve temsil ettiği kültürün önemli örnekleri olarak değerlendirildiğini söyledi.İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak hazırladıkları arkeopark projesinin Kültür ve Turizm Bakanlığınca onaylandığını hatırlatan Heb, şunları kaydetti; Müdürlüğümüz tarafından hazırlanan Altıntepe Arkeopark Projesi, Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na sunulmuş ve DAP İdaresi Başkanlığı tarafından finans desteği sağlamak üzere kabul edilmiştir.Projemiz üç etaptan oluşuyor. İlk etapta sur duvarlarının sağlamlaştırılması ve kral mezarlarının restorasyonu yapıldı. Arkeopark dönüşüm projemizin ikinci ve üçüncü ayağında yürüyüş yolları, seyir terasları, kafeteryalar yapıp misafirlerimizi ağırlayacağımız alanlar oluşturmak için de çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor” diye konuştu.