ntv.com.tr NTV Haber – Türkiye ve Dünya Gündemi Güncel Son Dakika Haberleri – Editörün Seçimi

  • THY seferlerine fırtına engeli
    by NTV on 30 Kasım 2021 at 09:58

    İstanbul’da etkili olan şiddetli rüzgar hava ulaşımını olumsuz etkilemeye devam ediyor. THY, şiddetli rüzgar nedeniyle İstanbul varışlı seferlerde aksama yaşandığını açıkladı.Türk Hava Yolları (THY) İstanbul’da etkili olan şiddetli rüzgar nedeniyle uçuş operasyonlarında aksaklıklar yaşandığını açıkladı.Konuyla ilgili olarak sosyal medya hesabından bir açıklama yapan THY Basın Müşaviri Yahya Üstün, “İstanbul’da yaşanan şiddetli rüzgar operasyonlarımızı olumsuz etkilemeye devam ediyor.Misafirlerimizin güvenli ve konforlu seyahati için tüm ekiplerimiz var gücüyle çalışıyor. Seyahatinizin durumunu çağrı merkezimiz ya da web sitemiz aracılığıyla öğrenebilirsiniz” dedi.

  • THY seferlerine lodos engeli
    by NTV on 29 Kasım 2021 at 12:12

    İstanbul ve Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş için alçalan uçaklar şiddetli lodos nedeniyle iniş yapamayarak pisti pas geçmek zorunda kaldı. THY’nin 6 uçağı İstanbul’a inemedi, 5 sefer Ankara’ya biri İzmir’e yönlendirildi.Meteorolojik uyarıların ardından İstanbul’da öğle saatlerinden itibaren etkisi arttıran şiddetli lodos hava ulaşımında aksamalara neden oluyor.İstanbul ve Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş için alçalan uçaklar şiddetli lodos nedeniyle piste pas geçti. THY’nin 6 uçağı İstanbul’a inemedi, 5 sefer Ankara’ya biri İzmir’e yönlendirildi.Şiddetli lodos nedeniyle Türk Hava Yolları (THY)’nin İzmir, Ercan, Ankara, Vieana, Varşova, Minsk, Budapeşte, Antalya, New York uçakları İstanbul Havalimanı’na iniş yapamayarak pisti pas geçerken, bazı uçaklar ise havada tur atmaya başladı.

  • Arjantin’in 2 bin 600 yaşından büyük ağacı “El Alerce Abuelo” çağlara meydan okuyor
    by NTV on 29 Kasım 2021 at 09:19

    Arjantin’deki Los Alerces Ulusal Parkı’nda bulunan dünyanın en yaşlı ağaçları arasında yer alan “El Alerce Abuelo” isimli karaçam türü ağacın yaşı 26 asırdan fazla. Kökeni Arjantin ve Şili’ye dayanan bu karaçam türü, bol yağışlı ve nemli bölgelerde yaşayan bir ağaç olarak öne çıkıyor.Güney Amerika ülkesi Arjantin’deki Los Alerces Ulusal Parkı’nda bulunan dünyanın en yaşlı ağaçlarından “El Alerce Abuelo” isimli karaçam türü ağacın yaşı 26 asrı aşıyor.Latince adı “Fitzroya cupressoides” olan 2 bin 600 yaşını aşkın karaçam türü ağacın bulunduğu ulusal park, başkent Buenos Aires’e yaklaşık 1500 kilometre uzaklıkta ülkenin güneyindeki Chubut eyaletine bağlı Esquel şehri yakınlarında bulunuyor.Adının Türkçe karşılığı “Büyükbaba Karaçam” olan ve “Bin yıllık karaçam” olarak da bilinen, nesli tükenme tehlikesi altındaki “El Alerce Abuelo” yaklaşık 57 metrelik boyu ve ortalama 2,8 metrelik çapıyla 2 bin 600 yıldan fazladır çağlara meydan okuyor.Kökeni Arjantin ve Şili’ye dayanan bu karaçam türü, yıllık ortalama 0,6 ila 1,6 milimetre çapında bir büyüme gösteren, bol yağışlı ve nemli bölgelerde yaşayan bir ağaç olarak öne çıkıyor.Los Alerces Ulusal Parkı’nda turist rehberi olarak görev yapan Alicia Eliçabe, ulusal parkın 2017’de UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alındığını söyledi.Eliçabe, “Bu ulusal park, karaçamları korumak için kuruldu. Burada gördüğünüz örnek 2 bin 600 yaşında, hala yeşil, hayatta ve büyümeye devam ediyor. Bu parkta 4 bin yaşına varan farklı karaçam ağaçları da var. Ayrıca, ‘Alerce’ dünyanın en uzun yaşayan ikinci ağaç türü olarak kabul ediliyor” dedi.Öte yandan, dünyanın en uzun yaşayan ağacının ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dağlık bölgede yaşayan 5 bin yaşını aşan “Pinus longaeva” türü bir çam ağacı olduğu biliniyor.

  • Covid-19’un küresel turizme maliyeti 2 trilyon dolar
    by NTV on 29 Kasım 2021 at 08:22

    Birleşmiş Milletler, corona virüs salgını nedeniyle küresel turizmde 2 trilyon dolarlık kaybın yaşanabileceğini söyledi. Sektörün toparlanma sürecinin ise “yavaş ve kırılgan” olacağını kaydetti.Birleşmiş Milletler (BM) turizm kuruluşu, corona virüs pandemisinin küresel turizm sektörüne 2021’de 2 trilyon dolarlık gelir kaybına mal olacağını bildirdi ve sektörün toparlanmasını “kırılgan” ve “yavaş” olarak nitelendirdi.AFP’nin haberine göre, Madrid merkezli Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) tahminleri, Avrupa’nın enfeksiyonlarda bir artışla boğuşması ve omicron olarak adlandırılan yeni bir ağır mutasyona uğramış Covid-19 varyantının dünyaya yayılmasıyla aynı döneme denk geldi.Kuruluş tarafından yapılan açıklamaya göre, uluslararası turist varışları bu yıl da 2019’un gerisinde kaldı.Bu yıl, yabancı turist sayısının 2019’da kaydedilen 1,5 milyarın yüzde 70-75 altında kalması bekleniyor. Benzer bir düşüş 2020’de de yaşanmıştı.UNWTO’ya göre küresel turizm sektörü, geçen yıl pandemi nedeniyle 2,0 trilyon dolar (1,78 trilyon euro) gelir kaybetti ve bu da sektörü toplumsal sağlık krizinden en çok etkilenen sektörlerden biri haline getirdi.Turizmi teşvik etmekle görevli BM organı, sektörün gelecek yıl nasıl bir performans göstereceğine dair bir tahminde bulunmadı ve orta vadeli görünümün pek iç açıcı olmadığını belitti.YENİ VARYANTLAR İYİLEŞMEYİ ETKİLEYECEKBirleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) Başkanı Zurab Pololikashvili, son haftalarda birkaç ülkede yeni virüs kısıtlamaları ve sokağa çıkma yasağı getirilmesinin “bunun ne kadar tahmin edilemez bir durum olduğunu” gösterdiğini söyledi.

  • Afrika Birliği’nden seyahat yasağı tepkisi
    by NTV on 28 Kasım 2021 at 23:48

    Afrika Birliği, Covid-19’un Omicron varyantı ile ilgili seyahat kısıtlamalarını reddetti. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) Direktörü Dr. Nkengasong, “Yeni bir varyantın bildirildiği ülkelerden gelen yolculara yasaklar getirmenin sonuç vermediğini gözlemledik” dedi.Afrika Birliği, yeni tip corona virüsün (Covid-19) Omicron varyantı nedeniyle kıtanın bazı ülkelerine uygulanan seyahat kısıtlamalarını reddetti.Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) Direktörü Dr. John Nkengasong, yaptığı açıklamada, genel olarak Covid-19 salgını sürecine bakıldığında, seyahat yasaklarının, virüsün yayılmasını yönetmede çok az amaca hizmet ettiğinin görüldüğünü belirtti.Nkengasong, Omicron varyantı nedeniyle kıtanın bazı ülkelerine uygulanan seyahat yasaklarının gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.Bu varyantı bildiren ülkelerden gelen kişilere seyahat yasağı getirilmesini tavsiye etmediklerini kaydeden Nkengasong, “Aslında, bu pandemi süresi boyunca, yeni bir varyantın bildirildiği ülkelerden gelen yolculara yasaklar getirmenin sonuç vermediğini gözlemledik” dedi.Nkengasong, yasaklar yerine Halk Sağlığı ve Sosyal Tedbirlerin (PHSM) uygulanmasına öncelik verilmesi gerektiğini aktardı.Aralarında İngiltere, ABD, Kanada, Almanya, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu çok sayıda ülke, 25 Kasım’da Omicron varyantının tespit edilmesini takiben Güney Afrika Cumhuriyeti başta olmak üzere bazı Afrika ülkelerine seyahat kısıtlaması getirmişti.

  • Erzincan’daki Mama Hatun Külliyesi restore edildi
    by NTV on 28 Kasım 2021 at 13:02

    Erzincan’ın Tercan ilçesindeki Mama Hatun Külliyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından taşlarındaki erime nedeniyle yapılan restorason büyük oranda tamamlandı. Tarihe tanıklık eden külliye, restorasyon ve çevre düzenlenmesi bitince tekrar ziyarete açılacak.Erzincan’ın Tercan ilçesindeki Mama Hatun Külliyesi’nde Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülen restorasyon çalışmaları büyük oranda tamamlandı.Erzurum ve çevresinde hüküm süren Saltuklu Beyliği hükümdarlarından 2’nci İzzeddin Saltuk’un kızı Mama Hatun tarafından Erzincan -Erzurum kervan yolu üzerinde inşa edilen külliye, kervansaray, hamam, cami ve kümbetten oluşuyor.Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2018 yılında yapılan ihaleyle onarıma alınan külliyedeki çalışmaların büyük bölümü bitti.Restorasyonla güçlendirme yapılan kümbet, kervansaray, hamam ve camide zamanla eriyen, deforme olan taşlar sökülerek yerlerine yenisi konuldu. Külliye, etrafındaki çevre düzenlenmesi işlerinin tamamlanmasıyla ziyarete tekrar açılacak.Atatürk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yurttaş, Mama Hatun’un Anadolu Selçuklu döneminin önemli şahsiyetlerinden biri olduğunu söyledi.Malazgirt Savaşı’ndan sonra Erzurum’da Saltuklu Beyliğinin kurulduğunu hatırlatan Yurttaş, “Mama Hatun, beyliğin kurucularından 2. İzzettin Saltuk’un kızıdır. Babası ve abisi Nasurittin Muhammet vefat edince yerine geçiyor. Mama Hatun, Erzurum’da Saltukoğulları’nın son yöneticilerinden bir melike. Mama Hatun Türk tarihi açısından son derece önemli” dedi.Yurttaş, Mama Hatun tarafından yaptırılan tarihi yapının Anadolu Selçuklu döneminin en önemli külliyelerinden biri olduğunu söyledi.Mama Hatun Türbesi’nin mimarisinden bahseden Yurttaş, “İçte mezar ya da türbe dediğimiz yapının etrafında, kuşatma duvarı olarak tanımladığımız bir kısım daha var. Bu Anadolu’da pek fazla örneğini görmediğimiz bir yapı biçimi” diye konuştu. Yurttaş, “Türbenin en yakın örneğini medrese olarak inşa edilen Kayseri’deki Eretnaoğullarına ait köşk medresesinde görebiliriz” şeklinde konuştu.Külliyenin Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarıldığını hatırlatan Yurttaş, özellikle Mama Hatun Külliyesi’nin taşlarında erime yaşandığını belirterek, “Taşlardaki erimenin önüne geçmek, yapının varlığını koruyabilmek için bütün külliyenin yapıları onarılıyor. Şu an türbe üzerinde çalışılıyor” dedi.Evliya Çelebi’nin, Mama Hatun Külliyesi’nden bahsederken mezar odasındaki mermer işlemeli sandukayı anlattığını belirten Yurttaş, Kanuni Sultan Süleyman’ın Irakeyn Seferi sırasında Matrakçı Nasuh’un menzillerle ilgili kitabında da Mama Hatun’a yer verdiğini söyledi.Yurttaş, Mama Hatun’un tarihe mal olmuş, Anadolu Selçuklu döneminin önemli bir yöneticisi olduğunu vurgulayarak, “Genelde erkekler tarih sahnesinde yönetici olarak bilinir ama bir kadının yönetici olarak burada olması çok önemli. Mama Hatun’u yaşatmamız lazım” dedi.

  • Mısır’ın açık hava müzesi: Luksor Tapınağı
    by NTV on 27 Kasım 2021 at 09:06

    Adeta açık hava müzesini andıran Antik Mısır tapınaklarından biri olan Luksor tapınağı her yıl binlerce turisti ağırlıyor.Antik Mısır tapınaklarından biri olan Luksor tapınağı, tarihten günümüze kadar gelen ihtişamıyla görenleri büyülüyor.Mısır tanrılarının en büyüğü Amon-Ra adına M.Ö. 14. yüzyılda inşa edilen tapınak, adeta açık hava müzesini andırıyor.Mısır’ın Luksor kentinde bulunan tapınağı her yıl binlerce turist ziyaret ediyor.İşte diğer kareler…

  • Alparslan-1 Barajı’nın suyu çekilince mezarlık ve yapılar ortaya çıktı
    by NTV on 27 Kasım 2021 at 07:40

    Muş’ta Alparslan-1 Barajı’nın su seviyesinin düşmesi sonucu zemindeki yapılar, mezarlıklar ve köprüler ortaya çıktı. Bölgede yaşayan vatandaşlardan Bekir Güler, “Yaklaşık 7 aydır bölgede yağmur yağmadı. Daha önce burada ekonomimize katkı sağlamak amacıyla her gün balık tutuyorduk ama sular büyük ölçüde çekildiği için kayıklarımız karaya oturmuş durumda” dedi.Muş’ta 1995 yılında Varto ve Bulanık ilçeleri arasında temeli atılan, 2008 yılında su tutmaya başlayan ve yılda 500 milyon kilovatsaat enerji üreten Alparslan-1 Barajı’nın doluluk oranı bu yıl yaşanan kuraklık nedeniyle yüzde 44 seviyesine düştü.Suyun çekildiği bölgede toprak yüzeyinde çatlaklar oluşurken, baraj suyu altında kalan Erentepe ve Gülçimen köylerindeki eski yapılar, mezarlar ve köprüler de gün yüzüne çıktı.Bekir Güler adlı vatandaş, ilkbahardan bu yana köylerinde pek yağış olmadığını söyledi.Su altında kalan Gülçimen köyü ve Erentepe beldesini birbirine bağlayan eski köprü, yol ve evlerin açığa çıktığını belirten Güler, “Yaklaşık 7 aydır bölgede yağmur yağmadı. Daha önce burada ekonomimize katkı sağlamak amacıyla her gün balık tutuyorduk ama sular büyük ölçüde çekildiği için kayıklarımız karaya oturmuş durumda” dedi.Dokuzpınar köyünde yaşayan Ferhat Bayraktar ise yaşanan kuraklıktan dolayı barajdaki su seviyesinin yaklaşık 20 metre kadar düştüğünü ifade etti.

  • Nemrut Dağı sezonun son turistlerini ağırlıyor
    by NTV on 27 Kasım 2021 at 06:58

    UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan 2 bin 206 metre yükseklikteki Nemrut Dağı sezonun son turistlerini ağırlıyor. Nemrut’u bu sezon 165 bin kişi ziyaret etti.Kommagene Uygarlığının 2 bin yıllık devasa heykellerinin bulunduğu Nemrut Dağını turizm sezonunda 165 bin kişi ziyaret etti. Ziyaret eden turistlerin yüzde 10’unu yabancı turistler oluşturuyor.2019 yılında 176 bin 156 kişinin ziyaret ettiği Nemrut Dağı’nı pandemi nedeniyle 2020 yılında 52 bin 885 ziyaretçi ziyaret etmişti. Güneşin doğuşu ve batışının ‘en güzel izlendiği yer’ olarak bilinen Nemrut Dağı, kış uykusuna yatacak.Sonbaharın son günlerinde son ziyaretçilerini ağırlayan Nemrut Dağı’nda kış ayları ile birlikte turizm sezonu kapanıyor.Kar yağışı ve kış koşulları nedeniyle Aralık ile Mart ayı arasında Nemrut Dağı’nda turizm sezonunu kapanıyor. Havaların iyi olması durumunda turistler Nemrut Dağı’nı ziyaret etmeye devam ediyor.Adıyaman Kültür ve Turizm Müdür Vekili Ahmet Günaydın, havaların iyi olduğu sürece turistleri Nemrut Dağı’na beklediklerini ancak kar yağışı ile birlikte sezonun kapandığını belirterek, “Turizm sezonu başladığı günden bu güne kadar 165 bin 374 yerli ve yabancı turist Nemrut Dağı’nı ziyaret etti.  Havalar iyi olduğu sürece turistler gelsin, dünyanın en büyük açık hava müzesini görsünler” dedi.Turistler ise, Kasım ayının son günlerinde Nemrut Dağı’na çıkabilmenin sevincini yaşadıklarını belirterek, zirvedeki heykellerin ve manzaranın muhteşem olduğunu ifade etti.

  • Her Şehri Ünlülerle Geziyoruz: Projenin durakları bu kez Nevşehir ve Aksaray
    by NTV on 26 Kasım 2021 at 15:15

    “Her Şehri Ünlülerle Geziyoruz” projesi Türkiye’nin illerini tanıtmaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un eşi Pervin Ersoy’un yürüttüğü projenin rotası bu kez Nevşehir ve Aksaray’dı. Nevşehir ve Aksaray oldu.

  • Karahantepe’ye karşılama merkezi ve kazı evi yapılacak
    by NTV on 26 Kasım 2021 at 14:32

    Şanlıurfa Karahantepe’de karşılama merkezi ve kazı evi yapılacak. Bölge turizmine katkı sağlayan kazı çalışmalarıyla, hem ziyaretçilerin ihtiyaçlarının giderilmesi hem de alanla ilgili bilgilendirme yapılacak modern bir mekan oluşumu amaçlanıyor.Şanlıurfa’da, Neolitik Çağ’a ait emsalsiz kültür hazinelerinin bulunduğu Karahantepe’ye karşılama merkezi ve kazı evi yapılacak.GAP Bölge Kalkınma İdaresi (BKİ) Başkan Vekili Mehmet Açıkgöz, bölgenin zengin kültürel mirasını turizme kazandırmak ve bölgesel kalkınmayı sağlamak amacıyla başlattıkları GAP Bölgesi Turizm Odaklı Tanıtım ve Markalaşma Projesi kapsamında turizme yönelik yatırımlar yaptıklarını söyledi.Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin zengin kültürel mirasıyla ön plana çıkan bir coğrafi konuma sahip olduğunu anlatan Açıkgöz, bu potansiyeli turizm odaklı değerlendirmek için çaba gösterdiklerini belirtti.Proje kapsamında bölgedeki 9 kente destek verdiklerini aktaran Açıkgöz, “Amacımız, bölgenin tarihi mirası, doğal yapısı, gastronomisi ve kültürel yapısıyla turizme hizmet etmesini sağlamaktır. 9 ilimizi tek bir çatı altında toplayarak, sürdürülebilir bir turizm hareketliliği sağlamak istiyoruz. Bu amaçla Mezopotamya markasını oluşturduk” dedi.Neolitik döneme ait önemli eserlerin bulunduğu Karahantepe’nin tüm dünyanın dikkatini çektiğini vurgulayan Açıkgöz, 11 bin yıllık olduğu belirtilen ören yerinin ilerleyen dönemde daha fazla ilgi göreceğine inandığını dile getirdi.Bölgede üç yıldır devam eden kazı çalışmalarında önemli eserlerin gün yüzüne çıkarıldığına işaret eden Açıkgöz, bu yüzden Karahantepe’ye destek verme kararı aldıklarını bildirdi.Açıkgöz, “Bölgede turizme yönelik fiziki yatırımların desteklenmesi için yapılan çalışmalara destek veriyoruz. Hem gelen ziyaretçilerin ihtiyaçlarını giderme hem de alanla ilgili bilgilendirmelerin yapılacağı modern bir mekan oluşumuna destek vereceğiz” diye konuştu.Karahantepe Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul da ören yerinin öneminin her kesim tarafından anlaşıldığını söyledi.Karşılama merkezinin bölgenin tarihi ve coğrafi özellikleri dikkate alınarak yapılacağını anlatan Karul, “Çevre dostu bir karşılama merkezi ve kazı evi yapılacak. Karahantepe yakın zamanda ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak, 2 yıla kadar tamamlanması öngörülüyor. Şimdiden ziyaretçi ilgisi ve potansiyeliyle Türkiye’de en çok dikkat çeken kazı alanlarının başında geliyor” şeklinde konuştu.

  • Gaziantep Taşlıgeçit Höyüğü kazılarında Roma dönemine ait yapıya ulaşıldı
    by NTV on 26 Kasım 2021 at 13:29

    Gaziantep’in İslahiye ilçesinde bulunan Taşlıgeçit Höyüğü’ndeki kazı çalışmalarında Roma dönemine ait yapıya ulaşıldı. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra devam edilen kazı çalışmaları, bölgenin kültür tarihine de katkı sağlayacak.Gaziantep’in İslahiye ilçesi Taşlıgeçit Höyüğü’nde, Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Atilla Engin’in bilimsel danışmanlığını yürüttüğü kazı çalışmaları yaklaşık 10 yıl aradan sonra tekrar başladı.Müze Müdürü Özgür Çomak, gazetecilere yaptığı açıklamada, İslahiye’deki Taşlıgeçit ve Hamaç höyüklerinde yakın zamanda kazılara başladıklarını belirtti.Prof. Dr. Engin, Taşlıgeçit Höyüğü’nün özellikle Orta ve Genç Tunç çağlarında önemli bir kent yerleşmesi olduğunu söyledi.Kurtarma kazılarıyla, bölgenin kültür tarihine katkı sunacak önemli bilgi ve bulguları elde etmeyi amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Engin, “Burayı Roma dönemine ait büyük bir kompleks yapının mekanlarının oluşturduğunu anladık. Yapı şiddetli bir deprem sonucu yıkılmış ki bu depreme neden olan, muhtemelen bölgenin 1. derece fay hattı olması” dedi.Prof. Dr. Engin, “Sonrasında bazı mekanlarda yangın izi ve depremden dolayı ölmüş hayvanlarla bunlara ait iskeletler hatta insan uzuv parçaları da ele geçti. Dolayısıyla depremde yıkılmış, Roma dönemine ait büyük bir yapının niteliğini anlamaya yönelik olarak bu çalışmalarımız devam etmekte” diye konuştu.Arkeolog ve akademisyenlerden oluşan 20 kişilik teknik ekip ile 65 işçinin iki höyükte kazı çalışmalarını sürdürdüğünü bildiren Engin, çalışmalarda genişletmekten ziyade daha çok derinleştirerek alt tabakaları ortaya çıkarmayı hedeflediklerini belirtti.

  • “Zigana’nın nazar boncuğu” beyaza büründü
    by NTV on 26 Kasım 2021 at 06:59

    Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağı’nın eteklerinde yer alan Limni Gölü Tabiat Parkı, kar yağışının ardından bembeyaz görüntüsüyle görenleri kendine hayran bırakıyor.Tarihin her döneminde önemli ve zorlu bir geçit olan Zigana Dağı’nın yamacında denizden 2024 metre yükseklikte yer alan Limni Gölü’nde kar yağışı sonrası heryer bembeyaz oldu.Çam ağaçlarının üzeri yer yer kalınlığı 20 santimetreyi bulan ve pamuğu andıran kar kütleleriyle kaplanırken, hava sıcaklığının özellikle geceleri sıfırın altına düşmesi nedeniyle göl yüzeyinin bir kısmı buzla kaplandı.Hem Gümüşhane hem de Trabzon’dan yaklaşık 45 dakikada ulaşımın sağlanabildiği ve “Zigana’nın nazar boncuğu” ve ormanın içerisinde temiz havası, sıradışı coğrafyası ile kuş sesleri arasında “Huzur veren mekan” olarak adlandırılan Limni Gölü Tabiat Parkı’nı görmek isteyenler bölgeye akın etti.Yaklaşan kış mevsimiyle birlikte kar yolları kapatıncaya kadar hizmet vermeye devam edecek olan alanı bu yıl yaklaşık 160 bin kişi ziyaret etti.Tesis işletmecilerinden Mustafa Eroğlu, kar yağışıyla birlikte hem Limni Gölü’nün manzarasının hem seyir teraslarının hem de geliş ve dönüş yolunda Zigana Dağı’ndan izlenen manzaranın eşsiz güzellikte olduğunu söyledi.Kar yolları kapatıncaya kadar tesisi ziyarete açık tutmaya devam edeceklerini ifade eden Eroğlu, “Kar yağışıyla muhteşem bir görüntü ortaya çıktı. Şu an 20 santimetre civarında kar kalınlığı var. Tüm ziyaretçilerimizi Limni Gölü’nün bu halini görmeye davet ediyorum” dedi.

  • Hababam Sınıfı Müzesi nerede?
    by NTV on 25 Kasım 2021 at 07:42

    Hababam Sınıfı’nın çekildiği Adile Sultan Kasrı’nda, filmin çekildiği oda ilk günkü orjinalliği ile ziyaretçileri ağırlıyor. Peki, Hababam Sınıfı Müzesi nerede ve nasıl gidilir?Yeşilçam’ın unutulmaz yapımları arasında yer alan Hababam Sınıfı’nın çekimlerinin büyük bir kısmı, Adile Sultan Kasrı’nda gerçekleştirilmişti.Restorasyondan geçen kasır, günümüzde özel davetler ve düğünler için kullanılıyor. Ancak Hababam Sınıfı’nın çekildiği oda, dekorlar korunarak Hababam Sınıfı Müzesi adıyla ziyaretçileri ağırlıyor. HABABAM SINIFI MÜZESİ NEREDE?Hababam Sınıfı’nın yer aldığı Adile Sultan Kasrı, İstanbul Üsküdar’da, Validebağ Korusu içinde yer almaktadır. Kasır, 1853 yılında Sultan Abdülaziz tarafından kız kardeşi Adile Sultan için yapılmıştır.Kasırda filmlerin çekildiği oda müze olarak kullanılıyor.Bu odada dönemin sıraları, tahtaları, sobası ve birçok oyuncunun fotoğrafları bulunuyor.Ziyaretçileri odaya ilk girdiklerinde soba içinde kopya çekmeye çalışan Güdük Necmi ve onu yakalayan Mahmut Hoca heykelleri karşılıyor.HABABAM SINIFI MÜZESİ’NE NASIL GİDİLİR?Hababam Sınıfı Müzesi, İstanbul ilinin Üsküdar ilçesinde, Validebağ Korusu’nda yer alırken, pek çok toplu taşıma aracı müzenin yakınından geçiyor.Hababam Sınıfı Müzesi’ne otobüs ile gitmek için: 11T, 14C, Avcılar-Söğütlüçeşme, Beylikdüzü-Söğütlü çeşmeHababam Sınıfı Müzesi’ne tren ile gitmek için: Marmaray (Halkalı-Gebze)Hababam Sınıfı Müzesi’ne metro ile gitmek için: M4, M5Hababam Sınıfı Müzesi’ne minibüs-dolmuş ile gitmek için: Minibüs: C-57, Minibüs C-76 toplu taşıma hatlarını kullanabilirsiniz.

  • Hizan’ın taş evlerinin sonbahar güzelliği
    by NTV on 23 Kasım 2021 at 12:14

    Bitlis’in Hizan ilçesindeki tarihi taş evler sonbaharın gelişiyle ziyaretçilerine eşsiz bir manzara sunuyor. Yamaçlara kurulan 300 yıllık taş evler, özellikle doğa fotoğrafçılarının ve gezginlerin ilgisini çekiyor.Bitlis’in Hizan ilçesinde tarihe meydan okuyan taş evler sonbaharla birlikte, görenleri kendine hayran bırakıyor.Çoğu, derin vadiler arasındaki yamaçlara kurulu yaklaşık 300 yıllık çok katlı tarihi taş evlerden oluşan köyler, son zamanlarda yoğun ziyaretçi akınına uğruyor.Köylerdeki taş evlerin sonbahar renkleriyle bütünleştiği eşsiz manzara, özellikle doğa fotoğrafçılarının ve gezginlerin ilgisini çekiyor.Doğa fotoğrafçıları, her yıl sonbahar ayında buraya gelerek bu güzellikleri fotoğrafladıklarını söylediler.Taş evlerin 10-15 yıl öncesine kadar daha güzel bir görünüm verdiklerini söyleyen fotoğrafçılar, “Son yıllarda çatılı evler güzelliği bozuyor. Devlet bu gibi tarihi evleri koruma altına alarak turizme kazandırmalı” dediler.

  • Mars değil, Marmara Gölü
    by NTV on 22 Kasım 2021 at 12:09

    Manisa’nın Gölmarmara, Salihli ve Saruhanlı ilçeleri arasında yer alan ve göçmen kuşların önemli bir durağı olan Marmara Gölü, tamamen kurudu. Gölün kuruyan yüzeyinin NASA tarafından paylaşılan Mars görüntülerine benzerliği dikkat çekti.Manisa’daki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan” olarak tescillenen ve geçmişte tepeli pelikan, karabatak gibi nesli tehlikede olan kuş türleri de dahil olmak üzere 20 bin su kuşuna ev sahipliği yapan Marmara Gölü tamamen kurudu.Küresel ısınma ve gölü besleyen kaynakların baraja dönüştürülmesi gibi nedenlerden dolayı kuruyan göl adeta çöle dönüştü. Gölün müdavimi olan su kuşları ise bölgeyi terk ederken, bir zamanlar kuş sesleriyle yankılanan göl havzası şimdilerde sessizliğe büründü.Drone ile görüntülenen gölün NASA tarafından paylaşılan Mars görüntülerine benzerliği  dikkat çekiyor.Adeta farklı bir gezegeni andıran göl havzası özellikle gün batımında tamamen kızıla bürünerek bilimkurgu filmlerini aratmayan görünüme kavuşuyor.Tabanında derin çatlaklar oluşan gölde bir zamanlar ihracatı yapılan balık avcılığı da artık sona erdi.Göl kıyısında terk edilen balıkçı tekneleri çürümeye yüz tuttu.Diğer yandan gölün olduğu bölgeye gelerek manzara fotoğrafı çekmek isteyen vatandaşlar hayal kırıklığına uğradı.Fotoğraf çekmek için Marmara Gölü’ne geldiğini ancak hayal kırıklığına uğradığını belirten Hasan Sevinti, “Torunumla fotoğraf çekmeye geldik. Hem de gölü görsün istedim. Zaman zaman suyun azaldığını görüyorduk ancak bu sefer tamamen hayal kırıklığına uğradık. Tekneler bile karada hiçbir işe yaramaz vaziyette duruyorlar. Fotoğraf adına bir şey kalmamış ancak haber adına çok şey var.  Üzücü bir durum” dedi.Gölün içler acısı hali drone ile görüntülendi.

  • National Geographic seçti: 2022 yılında ziyaret edilecek en iyi yerler
    by NTV on 22 Kasım 2021 at 10:44

    Sıkı önlemlerle ve kanrantinalarla geçen iki yılın ardından tekrar seyahat etmeye hazır mısınız? Dünya genelinde aşılama arttıkça, sınırlar tekrar açılıyor. National Geographic editörleri, gelecek yıl ziyaret etmek için Dünya’nın 25 en heyecan verici yerini seçti. Doğa, macera, sürdürülebilirlik, kültür ve tarih ve aile olmak üzere beş kategoriye ayrılan yerlerin her biri unutulmaz yolculuklara davet ediyor. Bu yılki listede, Türkiye’den de bir yer var. İşte 2022’de ziyaret edilebilecek en iyi 25 yer…Yaklaşık iki yıldır devam eden corona virüs (Covid-19) pandemisi; ne zaman, nerede ve nasıl seyahat ettiğimizi değiştirmiş olsa da, asla yeni şeyler keşfetme tutkumuzu engelleyemedi.National Geographic, dünya nüfusunda aşılanmanın artmasıyla hayatın normalleşmesine atıfta bulunurak, 2022’de ziyaret edilevbilecek en iyi 25 rotayı açıkladı. Söz konusu yerlerin büyük çoğunluğu UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Bununla birlikte, tavsiye edilen yerler; doğa, macera, sürdürülebilirlik, kültür ve tarih ve aile olmak üzere beş kategoriye ayrıldı.Türkiye’de Antalya ile Muğla arasında yer alan antik Lİkya Yolu ve Uygarlıkları, eşsiz doğa güzellikleri ve zengin tarihi ile “aile kategorisinde öne çıktı. Natinonal Geographic, gezginlere ayrıca Yörüklerle birlikte vakit geçirmesini tavsiye etti.Aslen Balkanlar’dan İran’a kadar uzanan farklı Türk gruplarından  oluşan göçebe Yörükler, bir zamanlar Türk nehirlerinin yaylalarında dolaşıyordu. Yörüklerin çoğu şu anda yerleşik yaşamalarına rağmen hala  bin yıllık geleneklerini korumaya çalışıyorlar.Güneybatı Anadolu’da tarihi Likya bölgesinde yer alan Teke Yarımadası ise  Yörük kültürünün güçlü kaldığı noktalardan birini oluşturuyor. Yörükler, zeytin ağaçlarıyla dolu dağlık bu bölgede, kilimleri, sürüleri, çoban köpekleri ve yaylacılık gelenekleriyle yarı göçebe bir yaşam sürüyor.Bununla birlikte, son yıllarda tur şirketleri Likya’nın harikalarını, Yörük yaşamıyla birleştirmeye başladı. National Geographic, ailelere  Patara, Xanthos veya Letoon gibi antik yerleri ziyaret etmesini önerirken, Akdeniz’in berrak sularında yüzmelerini önerdi.Ayrıca, gezginlerin çocuklarıyla birlikte, narla şerbet yaparak, keçi sağarak ve zeytin hasadına katılarak Yörük kültürünü yakından tanıyabileceği aktarıldı.National Geographic’ten Onur Uygun, “Tarih, doğa ve kültür, hepsi burada. Bu güzel manzarayı hem bir öğrenme platformuna hem de bir oyun alanına dönüştürmek istedik. Çocukların bir Yörük mutfağına adım attıklarında ya da antik Likya harabelerinde hazine avına çıktıklarında heyecanlanmalarına bayılıyorum. Gözlerindeki merak duygusunu görebilirsiniz” açıklamasını yaptı.  İşte National Geographic’in tavsiye listesinde yer alan yerlerin tamamı…

  • Lübnan’da Osmanlı dönemine ait su kanalı keşfedildi
    by NTV on 20 Kasım 2021 at 11:18

    Lübnan’ın kuzeyindeki bir yerleşim merkezinde Osmanlı Dönemine ait tamamı siyah bazalt taşından inşa edilmiş bir su kanalı ortaya çıktı.Lübnan’ın Suriye sınırı üzerindeki Akkar kentine bağlı Gazaliye beldesi yakınlarında inşaat makineleriyle yapılan kazı çalışmasında su kanalına tesadüfen rastlandı.Gazaliye Belediyesi Başkanı Muhammed el-Esad,  kanalın zamanla toprakla kapandığını ancak bir yol çalışması için yapılan kazıda bulunduğunu ifade etti.Normal şartlarda bölgenin kuraklıkla mücadele ettiğini belirten Esad, “Gazaliye’deki kuraklığa rağmen, kanalda su mevcut. Zamanında iki pınardan aldığı suyu beldeye taşıması için inşa edilmiş” dedi.Kanalın özelliklerine ve ne kadar uzunlukta olduğuna da değinen Esad, “Tamamı siyah bazalt taşından inşa edilmiş. 30 metre uzunluğunda, 1 metre genişlik ve 1,5 metre de yükseklikte” bilgisini verdi. İşte diğer kareler…

  • Bilim insanları Çelikhan Yüzen Adaları’nın içindeki organik karbonların atmosferi koruduğunu tespit etti
    by NTV on 20 Kasım 2021 at 07:17

    Dünyada eşine az rastlanan Adıyaman’ın Çelikhan Yüzen Adaları’nın içindeki organik karbonların atmosferdeki karbondioksitleri tuttuğu ve atmosferi koruduğu ortaya çıktı.Tabiat Varlığı olarak tescilli olan, kalınlığı 3 ile 5 metre arasında değişen ve 50 ile 500 metrekare arasında büyüklüğe sahip doğa harikası yüzen adaların kıyıya vurmaması için çalışma başlatıldı. Adıyaman’ın Çelikhan ilçesindeki Çat Baraj Göleti üzerinde 2 bin ile 3 bin yıl arasında meydana gelen ve rüzgarın etkisiyle sürekli yer değiştiren yüzen adaların su altı yapısı görüntülendi.Dalgıç ekipleri tarafından dünyada ilk kez yüzen adaların su altındaki kısmı görüntülendiği açıklandı. Su yüzeyinde birçok bitki kalıntısının ve toprağın bir araya gelerek oluşturduğu yüzen adalar büyüklüğü ve sayısı bakımından dünyada başka örneği yok.Çelikhan’da ki 60 yüzen adanın 45’i kıyıya vururken, 15’i suda yüzmeye devam ediyor. Göletin su seviyesinin yükselmesiyle kıyıya vuran adalardan suya yakın olanlarının tekrar yüzmesi bekleniyor. Adıyaman Valiliği’nin himayesinde, Çelikhan Kaymakamlığının kontrolünde, İpekyolu Kalkınma Ajansı’nın destekleri ile Adıyaman Üniversitesi’nin akademisyenleri tarafından yürütülen ‘Yüzen Adaları Kurtarma’ projesi hızlandı.İki aşamalı projenin ilk aşamasında adaların kurtarılması, ikinci aşamasında ise turizme kazandırılması planlanıyor. Bilim adamları yüzen adalarda incelemeler ve araştırmalar yaptı. Yapılan araştırmada ilginç bir bilgiye ulaşıldı.Yüzen adaları oluşturan bitkisel yapının içinde bulunan organik karbonların atmosferdeki karbondioksitleri tuttuğu ortaya çıktı. Bilim adamlarının yaptığı araştırmada, 50 metre çapında, 4 metre derinliğe sahip bir ada içinde bulunan organik karbonlar sayesinde atmosferdeki 11 ton karbondioksitin hapsedildiği ve atmosferi koruduğu belirlendi.Yüzen adalar için iki aşamalı proje hazırladıklarını kaydeden Çelikhan Kaymakamı Abdullah Aslantürk, “Projemiz iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada yüzen adalarımızın jeolojik yapısını en iyi şekilde koruyarak, kıyıya vurmasını önlemek ve bunu gelecek nesillere en iyi şekilde aktarmaktır. İkinci aşamada ise yüzen adalarımızı koruduktan sonra bölgenin turizmine katkı sağlama. Adıyaman Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan bilim adamlarımızın incelemeleri ve talepleriyle dalgıçlar tarafından su altı fotoğraflar çekildi. Dünyada yüzen adaların su altından fotoğraflama yapılan tek çalışmadır. Bilim adamlarımız incelemeler ve araştırmalar sonrasında çok önemli bilgilere ulaştı. 50 metre çapında, 4 metre derinliğe sahip bir ada içinde bulunan organik karbonları sayesinde atmosferdeki 11 ton karbondioksiti tutarak küresel iklim değişikliğine karşı kale görevi görmektedir” dedi.

  • Bakan Ersoy: 11 tane daha Göbeklitepe yerleşim yeri bulduk
    by NTV on 20 Kasım 2021 at 06:16

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Göbeklitepe’yi Güney Anadolu’nun kurtuluş reçetelerinden biri olarak görüyoruz. Göbeklitepe, Göbeklitepe ile sınırlı değil. Şu ana kadar yaptığımız kazı araştırma çalışmaları sonucu 11 tane daha Göbeklitepe yerleşim yeri bulduk” dedi2022 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2020 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmeleri Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçeleri ile devam etti. Bakan Ersoy, milletvekillerinin soruların cevapladı. Ersoy, Ankara’da Başkent Kültür Yolu’ belirleyeceklerini söyleyerek, “Önümüzdeki ay lansmanını yapacağız. Kültür Yolu Festivali ile aynı tarihlerde Başkent Kültür Yolu Festivali’ni hayata geçireceğiz” dedi.Göbeklitepe’nin 1980’li yıllarda Türkiye’nin gündemine geldiğini belirten Bakan Ersoy, “”Göbeklitepe’yi Güney Anadolu’nun kurtuluş reçetelerinden biri olarak görüyoruz. Göbeklitepe, Göbeklitepe ile sınırlı değil. Şu ana kadar yaptığımız kazı araştırma çalışmaları sonucu 11 tane daha Göbeklitepe yerleşim yeri bulduk. Bir tanesi Karahantepe. 12 ile sınırlı kalmayacak. 5 ülkeden 8 üniversite ve akademi başvurularda bulundu. Bir o kadar başvuru var. Hepsini kabul ediyoruz. Türkiye’den de akademik başvuru var, onları da kabul ediyoruz, kaynak çıkarıyoruz. Kabinede konuşuldu, devlet projesi haline getirildi. Hızlı bir şekilde burası Taş Tepeler neolitik Çağ Parkı olarak adlandıracağız. 100 kilometrelik bir hattan bahsediyoruz” diye konuştu.İspanya’nın geçen yıla göre yüzde 30 büyüyeceğini belirten Ersoy, “Türkiye 80-100 bandında büyüyecek. Türkiye, turizm tarihinde ilk kez İspanya’dan daha fazla turist aldı” dedi.

  • Avrupa’nın az bilinen en güzel kasabaları
    by NTV on 20 Kasım 2021 at 05:01

    Avrupa kıtasına turistik bir seyahat gerçekleştirildiğinde akla ilk gelen yerler Paris, Roma Barcelona gibi şehirler oluyor. Bu şehirler birçok kişinin ‘yapılacaklar listesi’nin ilk sıralarında yer alırken, kıtanın küçük ve az bilinen kasabaları da güzel mimarisi ve kültürel yoğunluğuyla dikkat çekiyor. Mütevazı balıkçı kasabalarından Orta Çağ’da söz sahibi olmuş kasabalara kadar Avrupa’nın en güzel kasabalarının bazıları..Hollanda’nın Venedik’i olarak bilinen Giethoorn’da hayat suyun etrafında dönüyor.Herhangi bir yere gitmek isteyen kişiler ya yürüyor ya da deniz yoluyla bir yere ulaşıyor.Guimaraes, Portekiz’in ilk başkenti olarak ülke tarihi için çok önemli bir rol oynuyor.12. yüzyılda ülkenin ilk başkenti seçilen bölgede, o dönemden kalma manastırlar, büyük eski saraylar ve bir uçurumun üzerine kurulmuş harap bir kale büyük ölçüde bozulmadan duruyor.Fransa’nın Brittany bölgesinde, servetini pembe soğanlarını ihraç ederek kazanan Roscoff kasabası, düzenli yapısıyla dikkat çekiyor.AVRUPA’DAKİ DİĞER KASABALAR

  • Yerli turist için erken rezervasyon fırsatları başladı
    by NTV on 19 Kasım 2021 at 14:03

    Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, yerli turistin uygun koşullarda tatil yapabilmesi için erken rezervasyon imkanlarından faydalanması gerektiğini bildirdi.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Antalya’nın Serik ilçesindeki bir otelde gerçekleştirilen 2022 Erken Rezervasyon Kampanyası Toplantısı’nda, hem vatandaşın uygun koşullarda tatil yapabilmesi hem de sektörün önünü görebilmesi için erken rezervasyonun önemli olduğunu söyledi.Turizm sektörünün yeni tip corona virüs (Covid-19) nedeniyle son iki yıldır zor bir dönemden geçtiğine değinen Bağlıkaya, aşılanmanın artmasıyla normalleşmeye doğru adımlar atıldığını dile getirdi.Bağlıkaya, gelecek yıldan daha umutlu olduklarını belirterek, şunları kaydetti:”2022’nin yurt dışı turizmi açısından daha iyi bir yıl olacağını göz önüne alırsak, vatandaşın istediği yerde istediği tarihte uygun fiyata tatil yapabilmesi ancak erken rezervasyonla mümkün. Maalesef yıllardır yerli turistlerin tatile yabancılardan daha fazla ödediğine dair bir algısı var. Bu aslında yabancı tur operatörlerinin çok önceden ve hacimli garanti ödemeleri yapmalarından kaynaklanıyor. Uygun ödeme ve iptal koşulları getirildiği için yerli misafir de bu imkandan yararlanabiliyor.””ACENTELERİMİZ ÇOK SAYIDA SEÇENEK SUNUYOR”Yurt dışından gelecek yüksek talebin sezonda uygun fiyatta tatil yapma olanağını ortadan kaldırabileceğini vurgulayan Bağlıkaya, bu dönemin tatil rezervasyonu için erken değil, tam zamanı olduğunu bildirdi.Bugün sektör paydaşlarının uygun koşullarda tatil paketlerini açıklayacaklarına değinen Bağlıkaya, şöyle konuştu:”Acentelerimiz sadece deniz, kum, güneş değil, aynı zamanda ülkemizin her bir köşesini kapsayacak şekilde kültür turları başta olmak üzere diğer turizm çeşitleri için de çok sayıda seçenek sunuyor. TÜRSAB olarak her zaman önceliğimiz vatandaşlarımızın hakkı olan ihtiyacı olan tatili uygun koşullarda ve güvenli biçimde gerçekleştirebilmelerini sağlamanın yanında turizmi 4 mevsime ve 12 aya yaymaktır. Seyahat acenteleri bölgesel kalkınma, turizmin 12 aya yayılması ve ülke ekonomisine katkı için çalışmaktadır.””KAMPANYALARI DEĞERLENDİRİN” ÖNERİSİTürkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, Türk turizminin gelecek yıldan itibaren büyümeye devam edeceğini söyledi.Narin, yatırımların teminatının seyahat acenteleri ile tur operatörleri olduğunu, bunlarla çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.TÜRSAB İç Turizm İhtisas Başkanı ve Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar da sezon öncesi böyle bir kongrenin sektöre önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

  • Muğla’nın ‘Gladyatörler şehri’ Stratonikeia’daki çalışmalara kadın eli değiyor
    by NTV on 19 Kasım 2021 at 11:54

    Muğla’nın Yatağan ilçesinde ‘Gladyatörler şehri’ olarak bilinen ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Stratonikeia Antik Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarında daha çok kadınlar görev yapıyor. Kadınların kazı, restorasyon, arşiv, mutfak gibi birçok alanda çalıştığını belirten kazı heyeti başkanı, kadınların daha düzenli ve sistemli çalıştığına da dikkat çekti.Muğla’nın Yatağan ilçesinde ‘Gladyatörler şehri’ olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları ile arşiv ve mutfak gibi birçok alanda kadınlar görev yapıyor.UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış antik kentte kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor.Helenistik, Roma, Bizans, Menteşe Beyliği, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden birçok yapının bulunduğu kentte yürütülen kazı çalışmalarında, şehrin giriş kapısından İmparatorlar Tapınağı ve Roma Hamamı’na kadar her yapı, aşamalar halinde gün yüzüne çıkarılıyor.Kadınlar da titizlikle yürütülen çalışmalara destek veriyor.Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, Stratonikeia ile Lagina Antik kentlerinde kazı ve restorasyon çalışması yürüttüklerini söyledi.Söğüt, “Kentte yürüttüğümüz çalışmalarda 6 restoratör, 5 arkeolog, 12 işçi ve 1 sanat tarihçi kadınlardan oluşuyor. Kadınlarımız kentteki farklı alanları kazıyor, restore ediyor, çiziyor ve konservasyonu gerçekleştiriyor. Bu kadınların arasında ev hanımı, üniversite mezunu, yüksek lisans ve doktora yapanlar var” dedi.Antik kentte görev yapanların yarısından fazlasının kadın olduğunu belirten Söğüt, kadınların daha düzenli ve sistemli çalıştığını belirtti.Ekipteki ev hanımı Şükran Kulaksız, 12 yıldır kazı çalışmasında görev yaptığını söyleyerek, “Bir kadın için kazı yapmak zor ama kadının başaramayacağı şey yok. Bu işi yaparken çok keyif alıyorum. Toprak altından bir eser çıkarmanın verdiği heyecanı hiçbir şeye değişmem” diye konuştu.Kazı ekibinde restorasyon teknikeri Armağan Karabulut tarihle iç içe bulunmanın, eserleri gün yüzüne çıkarmanın çok güzel bir duygu olduğunu söyledi.Ekipte çok sayıda kadın çalışan olduğuna değinen Karabulut, “Ziyarete gelenler kadınları görünce mutlu oluyor. Bizimle sohbet edenler oluyor. Bir eseri bile çıkarınca heyecanımız artıyor” şeklinde konuştu.Stajyer öğrenci restoratör Ferdane Ikkış mezuniyetinden sonra mozaiklerde çalışma yürüttüğünü belirterek, “İlk deneyimimin mozaikler olması ve böyle bir antik kentte çalışmak çok güzel bir duygu” dedi.Kazıda restoratör olarak çalışan İrem Sarıgül de antik kentte 2 yıl staj yaptıktan sonra mozaiklerde çalışmaya başladığını belirterek, “Ziyaretçiler bizi burada çalışırken görünce takdir ediyor” diye konuştu.İşte diğer kareler…

  • Denizli’nin ‘beyaz cennet’i Pamukkale sonbaharda da turistleri cezbediyor
    by NTV on 19 Kasım 2021 at 09:11

    Denizli’nin ‘beyaz cennet’i UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale sonbaharda da ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Doğal ve kültürel zenginlikleriyle ünlü Pamukkale yerli ve yabancı misafirlerine benzersiz bir deneyim sunuyor.Türkiye’nin önde gelen turizm destinasyonları arasında yer alan Denizli’deki ‘beyaz cennet’ Pamukkale, sonbaharda da misafirlerini ağırlamayı sürdürüyor.Doğal ve kültürel zenginlikleriyle ünlü Pamukkale’ye dünyanın dört bir tarafından gelen gezginler, buradaki güzellikleri yakından görme şansı buluyor.Covid-19 sonrasında normalleşme sürecinde ziyaretçi sayısının hızla artmasıyla yıllık 1 milyon turist hedefini 10 aylık süreçte geçen bölgeye kuzey ve güney kapılarından giriş yapan ziyaretçiler, antik kalıntıların arasından yürüyerek geçip, ‘Kleopatra Havuzu’ olarak anılan, yaz kış sıcaklığı 36 derece olan antik havuza ulaşıyor.Antik çağdan itibaren termal tedavi merkezi olarak bilinen, milattan sonra 692’de meydana gelen depremde sütunların yıkılması ve termal suyun birikmesiyle doğal yollarla oluşan antik havuz, yerli ve yabancı misafirlerine benzersiz bir deneyim sunuyor.Hierapolis Antik Kenti yakınlarındaki Dinamit Tepesi’den yamaç paraşütüyle atlayış yapan adrenalin tutkunları, travertenler üzerinde eşsiz bir yolculuğa çıkıyor.Ziyaretçiler, Pamukkale’de sıcak hava balonlarıyla çıktıkları 1500 metre yükseklikte, güneşin doğuşuna da tanıklık edebiliyor.Denizli Turistik Otel ve İşletmeciler Derneği Başkanı Gazi Murat Şen, son dönemde Pamukkale’ye yoğun bir talebin olduğunu söyledi.Bölgede 2020 yılına göre yaklaşık 2 kat misafir ağırladıklarını belirten Şen, “Son dönemde Endonezya ve Güney Kore’den misafirlerimiz gelmeye başladı. Japonya’dan rezervasyonlar geliyor. Çin’in de açılmasını bekliyoruz. Böylelikle ziyaretçi sayısında 2019’un üzerine çıkmayı hedefliyoruz. Gelecek dönemde ören yerinde gece aydınlatmasıyla gece müzeciliğinin de başlamasıyla buraya gelenlerin tekrar ziyaret için gelmesini bekliyoruz” diye konuştu.Ziyaretçilerin yaklaşık 2 bin yıl öncesine giderek zaman yolculuğuna çıkmış hissine kapıldığını belirten Şen, “Burada Antik Tiyatro’da etkinliklere katılabilecekler, Cehennem Kapısı’nı görecekler. Tarih boyunca Pamukkale şifa unsurlarıyla insanlara hep tedavi merkezi olmuş. Zenginler hayatlarını kaybettikten sonra burada gömülmüşler” şeklinde konuştu.Sonbaharda da bölgenin ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyleyen Şen, “‘Beyaz cennet’te görüldüğü gibi her yer bembeyaz. Pamukkale artık kültür turizmine çıkanların yaklaşık yüzde 90’ının ziyaret ettiği bir nokta haline geldi. Özellikle balon turu ve yamaç paraşütü sayesinde ciddi turizm çeşitliği var. Kapadokya’dan sonra en çok balon turu, Fethiye’den sonra en fazla yamaç paraşütünün yapıldığı yer. Antik havuzun içinde adeta tarihin içinde yüzüyorlar. Travertenleri gören misafirler buranın büyüsüne kapılıyor” dedi.İşte diğer kareler…

  • Aydın’ın Magnesia Antik Kenti’ndeki ‘Zeus Tapınağı’nın üçte ikilik kısmı ortaya çıktı
    by NTV on 19 Kasım 2021 at 09:07

    Aydın’ın Germencik ilçesindeki antik kent Magnesia’da süren kazılarda, Berlin Pergamon Müzesi’nde bir bölümünün orijinal kopyası sergilenen Zeus Tapınağı’nın üçte ikilik kısmı ortaya çıkartıldı.Aydın’ın Germencik ilçesine bağlı Ortaklar Mahallesi’ndeki antik kentte kazı çalışmaları, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Görkem Kökdemir başkanlığında yürütülüyor.Kökdemir, gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘dinsel agora’ olarak anılan 26 bin metrekarelik alanda yapılan kazılarda 2 ay önce Zeus Tapınağı’nın giriş kapısına ulaştıklarını hatırlattı.Kazıların tüm hızıyla devam ettiğini belirten Kökdemir, şu bilgileri verdi: “Tapınağın dört sütunla geçilmiş ön cephesi tamamen ortaya çıkartıldı. Basamakları, ‘Pronaos’ dediğimiz ön odası tamamen, yapının merkezinin de üçte ikilik bölümü ortaya çıkarıldı. Tek eksiğimiz doğuya doğru tapınağın arka cephesini ortaya çıkarmak. Eğer başarabilirsek bu sene bitmeden tapınağın tamamını ortaya çıkaracağız ve görselleştireceğiz”İl Kültür ve Turizm Müdürü Umut Tuncer de kazı çalışmalarının çok hızlı gittiğine işaret ederek, ‘tapınaklar şehri’ olarak bilinen Magnesia’yı dönemindeki gibi görkemli ve cazibeli bir kent yaparak kent turizmine değer katmayı hedeflediklerini söyledi.Aydın Arkeoloji Müzesi Müdürü Abdulbari Yıldız ise kazıların 12 aya yayılmasının etkilerini burada gördüklerini ifade etti.

  • Pozitif olduğu halde seyahat eden genç: Ben pozitif miyim?
    by NTV on 19 Kasım 2021 at 08:18

    Kırıkkale’de ablasının HES kodu ile bilet alıp seyahat eden genç, polis denetimi sırasında corona virüs testinin pozitif olduğunu öğrendi.  İsmail Şahin adındaki genç ekiplere, “Ben pozitif miyim” diyerek, filyasyonun ne anlama geldiğini sordu.Kırıkkale’de bir genç, ablasının HES kodu ile otobüste seyahat ederken polis denetiminde pozitif olduğunu öğrendi.Ankara’dan Çorum’a giden yolcu otobüsü, Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesindeki trafik kontrol noktasında durduruldu. Jandarma ekiplerince, Covid-19 ve asayiş denetimleri kapsamında yolcuların GBT (Genel Bilgi Toplama) sorgulaması yapıldı.Otobüste seyahat eden İsmail Şahin’in PCR testinin pozitif olduğu tespit edildi. Jandarma ekipleri, durumu İl Salgın Denetim Merkezine bildirdi. Trafik kontrol noktasına gelen filyasyon ekipleri, İsmail Şahin ile HES kodunu kullandığı ablası Zeynep Şahin’e 3 bin 69’ar lira idari para cezası uyguladı.”BEN POZİTİF MİYİM?”Ablasının HES kodu ile otobüste seyahat eden İsmail Şahin, “Ablama bana bilet alması için mesaj attım. Belge almaya gerek var mı dedim. O hiçbir şey sormadı. ‘Ben hallederim’ dedi.  Ablamın zaten hiçbir şeyden haberi yok” dedi.Şahin, ekiplere, “Ben pozitif miyim” diyerek, filyasyonun ne anlama geldiğini sordu.

  • Kocaeli’de toprak altında bulunan hamamın 19. yüzyıldan kaldığı ortaya çıktı
    by NTV on 18 Kasım 2021 at 13:02

    Osmanlı döneminde Kocaeli’nin Gölcük ilçesine inşa edilen, zaman içerisinde toprak altında kalan tarihi hamam, arkeologların 15 günlük kazı çalışmaları sonucu gün yüzüne çıkarıldı. Kazı çalışmalarının ardından restore edilmesi planlanan tarihi hamamın müze olarak ziyarete açılması bekleniyor.Kocaeli’nin Gölcük ilçesine bağlı Yukarı Ulaşlı bölgesindeki 19. yüzyıldan kalma Osmanlı hamamında, Gölcük Belediyesi Kültür Müdürlüğü arkeologlarının çalışmaları sürüyor.Çalışmalara başlanılmadan önce yalnızca kubbeleri gözüken hamam, kazı çalışmalarının bitmesiyle tekrardan gün yüzüne çıkarıldı.Aynı zamanda, sıcak suyu hamama ve çeşmeye ulaştıran, pişmiş topraktan yapılmış yüzlerce yıllık künkler ortaya çıkarıldı.3 kubbesi bulunan hamam; soğukluk, ılıklık, sıcaklık, külhan ve su deposu bölümlerinden oluşuyor.Bir süredir arkeologların yoğun çalışmalarıyla  gün yüzüne çıkardığı tarihi eserin, kazı çalışmalarının tamamlanmasının ardından restore edilip müze olarak hizmet etmesi bekleniyor.Arkeolog Aslı Arpa, kazıların 26 Ekim’de Kocaeli Müze Müdürlüğü’nce başladığını belirterek, “Tarihi yapı toprak altındaydı, sadece kubbeleri görünüyordu. 15 günlük çalışmayla tüm bölümlerini ortaya çıkardık” dedi.Hamamın bölümlerinin gün yüzüne çıktığını, restorasyonun ardından vatandaşların ziyaret edebileceğini söyleyen Arpa, “Yapımız kaçak kazılarla bayağı zarar görmüş. Projeyi tamamlanınca restorasyon başlayacak. Burası yüksek ihtimal hamam müze olarak ziyaretçilerine açılacak” diye konuştu.Çocukluğundan bu yana Yukarı Ulaşlı’da yaşadığını söyleyen Mahmut Yetkin, definecilerin hamama büyük ölçüde zarar verdiğini belirterek, “Bu alanın mazisi Roma’ya dayanıyor. Defineciler buraları kazdılar ve içerileri yıktılar. Külhan kısmının önünü kazdılar, 3 metre indiler, define aradılar. Yahu insanlar yıkanıyor, bunun altında define olur mu? Tarihi eser bu” dedi.  İşte diğer kareler…

  • İznik Çinileri UNESCO’da
    by NTV on 18 Kasım 2021 at 13:00

    Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Fransa’nın başkenti Paris’te UNESCO Genel Konferansı kapsamında düzenlenen İznik Çinisi panolarının açılış törenine katıldı. Bakan Kıran, Türk kültür ve tarihine ait çinilerin UNESCO’da sergilenmesinin Türkiye açısından gurur verici olduğunu belirtti.Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) genel merkezine hediye ettiği İznik Çinisi panolarının açılış törenine katıldı.UNESCO Genel Konferansı kapsamında düzenlenen ve UNESCO üyesi ülkelerin temsilcilerinin davetli olduğu açılış töreninde konuşan Kıran, Türk kültürü ve Türk tarihi olan İznik Çinilerinin UNESCO Genel Merkezi’nde sergilenmesinin Türkiye açısından gurur verici olduğunu belirtti.Açılışta Türkiye’nin Paris Büyük Elçisi Ali Onaner, Türkiye’nin OECD Nezdindeki Daimi Temsilci Büyükelçi Kerem Alkin ve İznik Çinilerinin UNESCO’da sergilenmesinde ev sahipliği yapan Türkiye’nin UNESCO Nezdindeki Daimi Temsilci Büyükelçi Altay Cengizer hazır bulundu.Açılış sonrası davetlilere Türk yiyecek ve içecekler ikram edildi.

  • Kars’ta ‘Lavaş Gölü’ havadan görüntülendi
    by NTV on 18 Kasım 2021 at 08:43

    Kars’taki potansiyel doğal sit alanı kapsamında bulunan ve Cumhurbaşkanlığı kararıyla kesin korunacak hassas alan tescil edilen Lavaş Gölü’nü de kuraklık etkiledi. Birçok yabani hayvana da ev sahipliği yapan göl kuraklık nedeniyle yüzde 80 çekildi.Kars’ta görülmesi gereken yerlerden olan Lavaş Gölü’nü de kuraklık etkiledi.Ancak göl kuraklığın olumsuz etkilerine rağmen yine de görenleri büyülüyor.Yüzlerce yaban hayvanına ev sahipliği yapan gölün biran önce önlem alınarak eski günlerine dönmesi bekleniyor.Lavaş Gölü’nde çokça fotoğraf çektiğini söyleyen Serkan Erkoç, “Lavaş Gölü, doğal bir güzellik, saklı cennet ve keşfedilmemiş bir yer. Mükemmel bir görüntüsü var” dedi.Dağların arasında, sazlıklarla çevrili gölün suyu kuraklık nedeniyle yüzde 80 çekildi.Özellikle fotoğrafçıların yoğun ilgi gösterdiği manzarasıyla görenleri büyüleyen Lavaş Gölü, havadan da görüntülendi.Görüntüler kuraklığın boyutunu da gözler önüne serdi.

  • Doğu Ekspresi hakkında bilmeniz gerekenler
    by NTV on 17 Kasım 2021 at 09:17

    Corona virüs tedbirleri kapsamında uzunca bir süredir seferleri yapılmayan Turistik Doğu Ekspresi, bir ay sonra yeniden yollarda olacak. İşte Doğu Ekspresi hakkında bilmeniz gerekenler…Corona virüs pandemesi nedeniyle bir süredir seferlerine ara verilen Turistik Doğu Ekspresi, 15 Aralık’ta yeniden yolcu kabul etmeye başlayacak.Corona virüs salgını öncesinde oldukça popüler bir seyehat aracı olan Doğu Ekspresi, bilinenin aksine bir tur değil, kompartımanlı bir tren.Ancak nostaljik yapısı ve yol boyunca size eşlik eden manzarası, Doğu Ekspresi’ni macera yaşamak isteyenler için tercih edilen bir seçenek haline getiriyor. DOĞU EKSPRESİ NEREYE KADAR GİDİYOR?Doğu Ekspresi, Ankara Tren Garı’ndan kalkıyor ve Kars Tren Garı’na kadar gidiyor. Ara durakları ise, Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum.DOĞU EKSPRESİ’NDE YOLCULUK KAÇ SAAT SÜRÜYOR?Doğu Ekspresinde toplam yolcuk 25 saat sürüyor. Tren, Ankara Garı’ndan her gün saat 17:55’te kalkıyor ve ertesi gün saat 18:55’te Kars Garı’na varıyor. Fakat bazı durumlarda trenin rötar yapması söz konusu olabiliyor.DOĞU EKSPRESİ BİLET ÜCRETİ NE KADAR?Doğu Ekspresi için standart bir fiyattan söz etmek zor. Bilet ücretleri, yolculuk edeceğiniz kompartımana göre değişiyor. Ankara Kars Turistik Doğu Ekspresi Yataklı Bilet Fiyatları Tam (Tek Kişi) 480.00 TLTam (İki Kişi) 600.00 TLGenç (Tek Kişi) 384.00 TLGenç (Çift Kişi) 489.00 TL65 yaş üstü (Tek Kişi) 240.00 TL65 yaş üstü (Çift Kişi) 300.00 TLAnkara Kars Doğu Ekspresi Pulman (Koltuklu) Bilet FiyatlarıTam 54.50 TLGenç 49.50 TL65 yaş üstü 29.00 TLDaha detaylı bilgi için TCDD resmi sitesine bakabilirsiniz.DOĞU EKSPRESİ’NDE YATAKLI VAGON BULUNUYOR MU?Doğu Ekspresinde yataklı, kuşetli ve pulman olmak üzere üç çeşit bulunuyor. Yapacağınız tercihe göre ise fiyatlandırma değişiyor.DOĞU EKSPRESİ’NDE YEMEK BULUNUYOR MU?Trende bir de yemekli vagon bulunuyor. Restoranda alkol satışı da yapılıyor. Restoranın belirli bir açılış ve kapanış saati ise bulunmuyor.DOĞU EKSPRESİ İLE NE ZAMAN SEYAHAT EDİLMELİ?Doğu Ekspresi’nde kar manzaralarıyla yolculuk yapmak isteyenler için en doğru zaman kışın ortası.Fakat kışın bilet bulamayan kişiler için diğer güzel zaman; Nisan, Mayıs ve Haziran ayları olarak kabul ediliyor.

  • Çorum’da ‘dünyanın en dar sokağı’ açılıyor
    by NTV on 17 Kasım 2021 at 07:10

    Çorum’da 1,5 metre genişliği ile ‘dünyanın en dar sokağı’ olarak tanıtılan 30 metre uzunluğundaki ‘Dikiciler Sokağı’ restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla yıl sonunda kent turizmine kazandırılacak.Üçtutlar Mahallesi’ndeki 1,5 metre genişliğinde ve 30 metre uzunluğundaki, ‘dünyanın en dar sokağı’ olarak tanıtılan ‘Dikiciler Sokağı’ ilgi görüyor.Kenti ziyaret eden turistlerin ilgisini çeken sokakta, özellikle üniversite öğrencileri ile gelin ve damatlar fotoğraf çektiriyor.Eskiden 40’ı aşkın esnafın faaliyet gösterdiği sokakta, Çorum Belediyesi tarafından başlatılan restorasyon çalışmalarıyla tarihi sokak, yıl sonunda kent turizmine kazandırılacak.Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, 4 yıl önce başlatılan restorasyon çalışmasında artık sona gelindiğini belirterek, “Bu tarihi arastayı, tüm dokusunu koruyarak restore ediyoruz. Hem şehrimizin tarihine ve kültürüne sahip çıkmış hem de esnafımızın kullanımına açmış olmayı hedefliyoruz. İnşallah projemizi bu yılın sonu itibariyle tamamlamış olacağız” dedi.Arastada 42 sene ayakkabı tamirciliği yaptığını belirten esnaf Kemal Ceyhan da, “Çalışmalar bitime yaklaştı ve her baktığımda çocukluğuma geri dönüyorum. Eski halinin birebir orijinali oluyor. Bu arasta tuğlasıyla, oluğuyla, içinin ahşap dokusuyla tam anlamıyla 1957’deki haline geri dönüyor” diye konuştu.

  • Nuh’un Gemisi belgesel oluyor
    by NTV on 16 Kasım 2021 at 14:31

    Dünyaca ünlü Amerikan televizyon kanalı History Channel, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesindeki Nuh’un Gemisi’ne ait kalıntıların olduğuna inanılan alanın belgeselini çekiyor.Amerikan televizyon kanalı History Channel, Türkiye Film Komisyonu’nun başlattığı çalışmayla, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesindeki Nuh’un Gemisi’ne ait olabilecek kalıntıların belgeselini çekiyor.Harita Yüzbaşı İlhan Durupınar, 1959’da Harita Genel Komutanlığında bölge haritalarını oluşturmak için hava fotoğrafları üzerinde çalışma yaparken Ağrı Dağı’nın Telçeker köyü yakınlarında bulunan ve Nuh’un Gemisi’ne ait kalıntıların olduğu iddia edilen alanı keşfetti.Keşif üzerine her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan bölge, yabancı araştırmacıların ve belgeselcilerin de ilgisini çekmeye devam ediyor.Bugüne kadar yapılan araştırmalarda bilim adamlarının nerede olduğu konusunda uzlaşamadığı ve asırlardır gizemini koruyan Nuh’un Gemisi ile ilgili Türkiye Film Komisyonu, film sektörünün dikkatini bölgeye çekmek için çalışma başlattı.History Channel tarafından yürütülen çalışmada yönetmenliğini Sait Yardımcı, görüntü yönetmenliğini Abdurrahman İtik, kameramanlığını Bülent Kaya’nın yaptığı belgesel filminde, Amerikalı araştırmacı Andrew Jones, turizmci Zafer Onay ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Faruk Kaya, Nuh’un Gemisi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.Türkiye Film Komisyonu Başkanı Sait Yardımcı, Türkiye’nin birçok değere sahip olduğunu, belgeselle ülke turizmine katkıda bulunmak kültürel mirasa sahip çıkmak istediklerini söyledi. Ağrı’nın Nuh’un Gemisi ile tanınırlığının fazlasıyla arttığını belirten Yardımcı, “Proje bittiğinde Ağrı’nın tanıtımında çok önemli rol alacak” dedi. Yardımcı, yabancı bilim adamlarının bölgede birçok araştırma yaptığına dikkat çekerek, dünyanın alana ilgi gösterdiğini de dikkat çekti.Alanla ilgili bilim insanlarıyla da röportajlar yapıldığını söyleyen Yardımcı, “Belgesel dünyada 1 milyardan fazla insana hitap edecek. Türkiye Film Komisyonu olarak Türkiye’nin doğal bir film platosu olduğunu ve bunu dünyaya duyurarak daha fazla içeriğin üretilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bulunduğumuz coğrafya hem eşsiz hem de tarih olarak çok geçmişi olan bir yer” diye konuştu.Yardımcı, belgeselin tamamlanmasının biraz zaman alacağını ve yaz sezonunda gösterime gireceğini belirtti. Amerikalı araştırmacı Andrew Jones da uzun zamandır turizmci Zafer Onay ile bölgede araştırma yaptıklarını söyledi.Belgesel yayınlandığında Nuh’un Gemisi hakkında insanların daha çok bilgi sahibi belirten Jones, “Hristiyan dünyası Ağrı’da Nuh’un Gemisi’nin olduğundan haberdar çünkü İncil’de de belirtilmiş. Bu belgesel bölge için daha fazla turizm ve kalkınma demek” şeklinde konuştu.

  • Turistik Doğu Ekspresi yeniden seferlerine başlıyor
    by NTV on 16 Kasım 2021 at 07:34

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle seferlerine ara verilen Turistik Doğu Ekspresi’nin 15 Aralık’ta yeniden yolcularla buluşacağını bildirdi.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Turistik Doğu Ekspresi’nin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TCDD Taşımacılık AŞ iş birliğinde turizme katkı amacıyla hayata geçirildiğini ve ilk seferin 29 Mayıs 2019’da yapıldığını ifade etti.Salgın nedeniyle seferlere Mart 2020’nin ortasından itibaren ara verildiğini hatırlatan Karaismailoğlu, şu bilgileri paylaştı:”Ankara-Kars hattındaki ilk Turistik Doğu Ekspresi Ankara’dan 15 Aralık Çarşamba, Kars’tan ise 17 Aralık Cuma günü hareket edecek.Trenler Ankara’dan çarşamba, cuma, Kars’tan cuma ve pazar günleri yola çıkacak. Karşılıklı olarak haftada iki tren işletilecek. Ankara’dan saat 15.55’te, Kars’tan 22.20’de hareket edecek Turistik Doğu Ekspresi’nin, sefer ve vagon sayısı, yolcu talebi doğrultusunda belirleniyor. Tren sadece yataklı ve yemekli vagonlardan oluşuyor.”İlk seferinden bu yana Turistik Doğu Ekspresi’nde 37 bin yolcunun seyahat ettiği bilgisini veren Karaismailoğlu, Ankara-Kars güzergahının seyahat yazarları tarafından dünyanın en güzel ilk 4 tren rotasından biri seçildiğine dikkati çekti.”YOLCULAR HEM FARKLI LEZZETLERİ TADIYOR HEM TARİHİ DEĞERLERİ GÖRÜYOR”Karaismailoğlu, 1300 kilometrelik Ankara-Kars parkurunun 31 saat 40 dakika, Kars-Ankara parkurunun da 32 saat 37 dakikada tamamlandığını belirterek yolcuların farklı lezzetleri tadarken tarihi ve kültürel değerleri görme imkanına kavuştuğunu ifade etti.Turistik Doğu Ekspresi’nin sadece Kars’ın değil, güzergahında bulunan Sivas, Erzurum ve Erzincan’ın keşfedilmesi için de fırsatlar sunduğunu vurgulayan Karaismailoğlu, şunları kaydetti:”Turistik Doğu Ekspresi, Ankara-Kars hattında, İliç ve Erzurum’da, Erzincan, Divriği ve Sivas’ta 3’er saat durarak grup ve bireysel olarak seyahat eden yolculara turistik yerleri gezme imkanı sağlıyor.Söz konusu istasyonlarda duran tren, yolcularını Karanlık Kanyon, Üç Kümbetler, Çifte Minareli Medrese, Ani Arkeolojik Alanı, Divriği Ulu Camisi, Gök Medrese’nin de aralarında bulunduğu doğal ve kültürel mirası keşfe çıkarıyor.Seyahatseverler, tarihi zenginliğin yanında gastronomik zenginliğe de şahitlik etme fırsatı yakalıyor.”

  • UNESCO 76 yaşında: Türkiye listede 16’ncı sıraya yükseldi
    by NTV on 15 Kasım 2021 at 10:25

    Restorasyon uzmanı mimar Eren Okar, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) 76’ncı kuruluş günü hakkında konuştu. Örgütün kıymetli bir iş yaptığına dikkat çeken Okar, “Arslantepe Höyüğü’nün listeye dahil edilmesiyle 19 tane alanımız miras listesine girdi. En çok doğal ve kültürel mirasa sahip 20 ülke içerisinde 16’ncı sıraya yükseldik. Bu 20 ülke dünya genelindeki doğal ve kültürel mirasın yüzde 52’sine sahip” dedi.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 16 Kasım 1945 yılında Londra’da kuruldu. Türkiye UNESCO sözleşmesini 1946 yılında imzaladı. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu ise 25 Ağustos 1949 yılında faaliyete geçti. Dünya Mirası Listesi’nde, Dünya Miras Alanı olarak ilan edilen bin 154 miras yer alıyor. Bunlardan 897’si kültürel, 218’i doğal ve 39’u karma (doğal ve kültürel) miraslar. Türkiye’nin bu listede 17’si kültürel, 2’si karma olmak üzere 19 miras alanı bulunuyor.GEÇİCİ LİSTEDE 84 ESER VARAyrıca bu listeye önerilmesi öngörülen ancak henüz adaylık süreçleri tamamlanmayan miraslardan oluşan Geçici Liste bulunuyor. Geçici liste üye devletler için ulusal bir envanter niteliğinde olup, asıl listeye başvurulacak olan alanlar bu listeden seçilerek belirleniyor. UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’nde 179 taraf devletin bin 720 mirası yer alıyor. Türkiye’nin Geçici Listede ilki 1994 yılında sunulan ve son olarak 2021 yılında güncellenen şekliyle 77 kültürel, 4 karma ve 3 doğal olmak üzere toplam 84 mirası bulunuyor.PROF. DR. BABA: UNESCO’NUN VARLIĞI ÖNEMLİUNESCO’nun kuruluş günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, “Mimari bizden önceki nesillerin nasıl yaşadığını, kültürlerini ve döneme ilişkin bilgileri belgeleyen en somut nesnelerden bir tanesidir. Ayrıca geçmişe ait bilgilerin sonraki nesillere nakledilmesi açısından da oldukça önemli bir misyona sahiptir” dedi.Baba “Ülkemizin kurulu olduğu coğrafya, bu bağlamda kadim bir geçmişe ve eserlere sahip olup, özellikle Anadolu’da insanlığa dair yerleşik yaşama ilişkin kalıntılar açısından oldukça zengindir ve bu eserlerin UNESCO tarafından dünya mirasına dahil edilmiş olması, evrensel ölçekte tanınması bizler için önemlidir. Sadece ülkemiz için değil, dünya insanlık ve mimarlık tarihi için oldukça önem taşıyan bu kadim eserlerin korunmasına ilişkin çağdaş yaklaşımları benimseyen UNESCO’nun varlığı çok önemlidir” diye konuştu.OKAR: MİRAS LİSTESİNE GİRMEK İÇİN 10 KRİTER VARAynı üniversiteden restorasyon uzmanı mimar Eren Okar ise “UNESCO dünya genelinde çok kıymetli bir iş yapıyor. İnsanlar, devletler arasında ilişkileri kurmak açısından büyük bir öneme sahip. 6 tane kültürel 4 tane de tabiat varlıklarına yönelik kriteri var. En son Arslantepe’nin listeye dahil edilmesiyle 19 tane alanımız miras listesine girdi. En çok doğal ve kültürel mirasa sahip 20 ülke içerisinde 16’ncı sıraya çıkmış durumdayız.Bu 20 ülke dünya genelindeki doğal ve kültürel mirasın yüzde 52’sine sahip. Biz de 19 eserle yüzde 1 gibi bir paya sahibiz” dedi.Okar “Bizdeki listeye dahil olan eserlere baktığımız zaman genellikle antik dönemden kalma, coğrafyamızdan yer alan antik kentler, arkeolojik alanların yanı sıra, İstanbul’un Tarihi Alanları, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi, Bursa ve Cumalıkızık, Safranbolu gibi kent parçalarının olduğu, mimarlık üzerinden tarifleyebileceğimiz geçmişten gelen yaşantıyı bize anlatabilecek, örnekler verebilecek alanlara sahibiz” diye konuştu.LİSTEYE GİREN ESERLER EVRENSEL DEĞERE SAHİP OLUYORListeye giren eserlerin dünya halklarının ortak mirasa dönüştüğünü aktaran Okar, “Eserler evrensel değere sahip oluyor. Dünya genelinde eserler sayesinde ülkenizi hiç bilmeyen insanlar bile sizi duyuyor, bilgi sahibi oluyor. Dolaylı yoldan ülkenin reklamı yapılıyor. Çünkü listede yer alan alanlar turist çekmenizi de sağlıyor. Yurt dışından insanlar o alanlara bakmak için ülkeye geliyor. Listeye girmiş olmak orada daimi kalacağınız anlamına gelmiyor. Kriterlerin dışına çıkarsanız listedeki yerini kaybedebilirsiniz” dedi.Eren Okar “Kentleşmeye veya başka bir nedene bağlı olarak kültür mirasının çevresinde zarara neden olmak, listeden çıkabilme riskini barındırıyor. Geçici listede yer alan alanlar risklerden arınıp, adaylık koşulları yerine getirdiği zaman kalıcı listeye geçebiliyor. Dolayısıyla elimizdeki alanlara iyi bakmamız gerekiyor” diye konuştu.KÜLTÜR TEMELLİ YATIRIM YAPMALIYIZ Türkiye’deki kültür varlıklarının koruma uzmanlarınca korunduğunu söyleyen Okar, “Tarihi eserlere ve kültür varlıklarına hassasiyetimiz var. Tabi ki arada aksaklıklar yaşanıyor ama bu korunmadığını göstermez. Eserleri daha iyi korumak için yatırımlarımızı kültür temelli yapmalıyız. Listeye girdikten sonra eserler sadece bizim olmaktan çıkıyor. Bütçe ayırıp, sürdürülebilir olması için plan yapmak gerekiyor” dedi. Eren Okar “Evrensel bir değer taşıyor olması önemli bir kriterdir. Mesela Efes Antik Kenti büyük bir evrensel değer taşıyor. Herkes tarafından kabul görüyor. İnsanlık tarihinde belli bir döneme veya gruba ait özel bir durumu belgelemesi, o bölgeye, döneme ya da tarihin o sürecine ait iz taşıyor olması gibi kriterler var” diye konuştu.Restorasyonun gerekliliğine dikkat çeken Okar, yetkin olmayan kişilerin restorasyon sürecine dahil olmaları, buna para kazanılacakmış gibi yaklaşmaları nedeniyle problemler olduğunu ifade etti. Okar,restorasyonun uzmanlar tarafından yapılması ve denetlenmesi gerektiğini dile getirdi.UNESCO’NUN TARİHİ Londra’da 1-6 Kasım 1945 tarihlerinde bir eğitim ve kültür kurumu kurulması için Birleşmiş Milletler Konferansı (ECO/CONF) düzenlendi. Konferans, gerçek barış kültürünü oluşturacak bir kurum kurmaya karar veren kırk dört ülkenin temsilcilerini bir araya getirdi. Konferansın sonunda otuz yedi ülke Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nu kurmuştur. 16 Kasım 1945 tarihinde imzalanan UNESCO Kuruluş Sözleşmesi yirmi ülkenin onamasının ardından 4 Kasım 1946 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu yirmi ülke: Avustralya, Birleşik Krallık, Birleşik Devletler, Brezilya, Çekoslovakya, Çin, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Kanada, Lübnan, Meksika, Mısır Norveç, Suudi Arabistan, Türkiye, Yeni Zelanda ve Yunanistan.UNESCO Genel Konferansının ilk oturumu, oy hakkına sahip 30 hükümetin temsilcilerinin katılımıyla 19 Kasım – 10 Aralık 1946 tarihleri arasında Paris’te gerçekleştirildi.

  • Sümela Manastırı’nı tehdit eden 360 tonluk kaya sabitleniyor
    by NTV on 15 Kasım 2021 at 05:18

    Trabzon’da restorasyon çalışmaları kapsamında 4’üncü kez ziyarete kapatılan Sümela Manastırı’nın giriş kapısı üzerindeki 360 tonluk kaya kütlesi, 16 metrelik çelik kazıklarla yamaca sabitleniyor.Türkiye’nin önemli tarihi, turistik ve inanç mekanlarından olan, yerli ve yabancı binlerce turistin ziyaret ettiği, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan, Trabzon’un Maçka ilçesi Karadağ eteklerindeki Sümela Manastırı’nda; Şubat 2016 yılında restorasyon, çevre düzenlemesi, kayalıkların jeolojik ve jeoteknik bakımdan araştırılması ve güçlendirilmesi projesi başlatıldı. Kaya düşme riskine karşı yamaçtaki riskli parça ve bloklar patlatma yöntemi ile düşürülerek ıslah çalışması yapıldı. Endüstriyel dağcılar, taş düşmelerine karşı yamaçları çelik ağlarla örüp, güçlendirdi.360 TONLUK KAYA TEHDİDİ1 Kasım’da 4’üncü kez ziyarete kapatılan manastır girişinde tehlike oluşturan 360 tonluk kaya kütlesi, çelik ağ ile bohçalama yöntemiyle yerine sabitlendi. Ancak kaya blokunda süren risk nedeniyle yeni bir tedbirin alınması kararlaştırıldı. Bunun üzerine manastırın giriş kapısının üzerinde yer alan kaya bloku, 16 metrelik çelik kazıklarla yamaca sabitlenmeye başlandı.’YANLIŞ STRATEJİ İZLENDİ’Kaya düşmesini önleme çalışmalarında yanlış strateji izlendiğini öne süren KTÜ eski öğretim üyesi, jeoloji mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, “5 yıldır manastırı daha güvenli hale getirmek için çalışmalar yapılıyor ama yanlış strateji izlendi. Restorasyon çalışmaları yapılmadan önce manastırda herhangi bir kaza, taş düşmesi veya birisinin yaralanması söz konusu değildi” dedi.Bektaş, “Bölgede ‘tektonik kırık’ dediğimiz; jeolojik yapıda 3 farklı doğrultuda çok derin kırıklar var. Bunlar kuzeybatı, kuzeydoğu ve doğu-batı doğrultulu tektonik kırıklar. Bunlar çok derin kayaları, kesen kırıklardır. Bu kırıklar, Sümela yamacının blok şeklinde oluşmasını sağlıyor. Bir de yamacın eğimi var, grative etkisiyle bu bloklar zaman zaman düşüyor. Bunu önlemek için askıdaki kayaları düşürüp, patlattılar. Bu çalışma sonuç almadı, çünkü arkadan yine kayalar düşmeye başladı” dedi.Giriş kapısının üzerindeki devasa bloğun düşebileceğini iddia eden Prof. Dr. Bektaş, “Patlatmalar veya kaya düşürmeleri zamanında olmasaydı; şimdi bu kadar tehlikeli olmayacaktı. Şimdi ister istemez sabitleme çalışmaları var, kayayı düşüremiyorlar. En doğru sonuç; bohçalama yöntemiydi. Başlangıçtan bu yana bohçalama yapılsaydı; bugüne kadar 4 kere kapatmaya da gerek olmayacak ve çok daha sonuç alıcı bir çalışma yapılırdı” diye konuştu.’KIRIKLAR ZAMANLA GENİŞLEYECEK’Yamaç ıslahı sırasında yapılan patlatma ve kaya düşürmelerin daha derin kırıklar oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Bektaş, “Patlatmanın başlangıçta yapılmaması gerekirdi. ‘Patlatma yapmadık’ dediler ama bizzat şahit oldum. Bu patlatmalar yamaçtaki blokların hareketlenmesine neden oldu. Düşen ve arkadan yeniden sabit olmayan blokların yeniden hareketlenmesi söz konusu” dedi.Bektaş, “Orada kaya düşmesini kesinlikle önlemek mümkün değil. Yüzeydeki kayaları düşürmek ile ‘Kaya düşmesini önledik, burayı ebediyen güvenli hale getirdik’ demek; söz konusu olamaz. Kırıklar çok derin. Ayrıca ısı farkı ve yağışlar olduğu ve karlar eridiği sürece kırıklar zamanla genişleyecek ve yeni kaya blokları düşmeye başlayacak. Kaya düşürmek ve patlatmak yerine demir halat ve çelikler ile beraber bohçalama dediğimiz, kaplama yöntemine gidilseydi; bu sorun çözülmüş olurdu. Kısa zamanda çok daha az parayla ve güvenli şekilde çözülürdü. Bir restorasyonun 4-5 yıldır sürmesi teknik açıdan sorgulanabilecek bir meseledir” diye konuştu.SÜMELA MANASTIRI’NDA 72 ODA Maçka ilçesinde Karadağ’ın Altındere Vadisi’ne bakan eteğinde, yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanda kayaların oyulmasıyla yapılan Sümela Manastırı, halk arasında ‘Meryem Ana’ adıyla da biliniyor. Hakkında çeşitli rivayetler de bulunan ve kuruluşu bilimsel verilere göre, 13’üncü yüzyıla uzanan tarihi manastırda, hizmet birimleri, misafirhane, mutfak ve ayazmanın dışında toplam 72 oda bulunuyor. 88 yıl sonra manastırda 2010’da binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen ayini, Fener Rum Patriği Bartholomeos yönetti.

  • THY’den öğretmenlere indirim
    by NTV on 14 Kasım 2021 at 08:32

    Türk Hava Yolları, Öğretmenler Günü’ne özel olarak öğretmenlere satılacak biletlerde yüzde 20 indirim sağlayacak.24 Kasım Öğretmenler Günü’ne sayılı günler kala Türk Hava Yolları önemli bir adım attı. THY Basın Müşaviri Yahya Üstün, öğretmenlere özel yüzde 20 indirimli seyahat sağlanacağını açıkladı.Üstün Twitter’dan yaptığı açıklamada “Pandemide, biz gökyüzünde misafirlerimizden onlarsa sınıflarında öğrencilerinden ayrı kalmıştı.Tedbirleri aldık, geçen yıl buruk geçen 24 Kasım’ı bu yıl hep birlikte kutluyoruz. Türk Hava Yolları olarak öğretmenlerimize ve ailelerine özel yüzde 20 indirim sunuyoruz” dedi.

  • Her Şehri Ünlülerle Geziyoruz: Projenin durakları bu kez Zonguldak ve Karabük oldu
    by NTV on 12 Kasım 2021 at 15:34

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un eşi Pervin Ersoy’un yürüttüğü “Her Şehri Ünlülerle Geziyoruz” rotasını bu kez yeşilin, mavinin ve siyahın buluştuğu Zonguldak ve Karabük’e çevirdi.

  • Mezopotamya’da kurulan Babil İmparatorluğu’nun merkezi: Antik Babil
    by NTV on 12 Kasım 2021 at 09:11

    Irak’ın başkenti Bağdat’ın 100 km güneyinde bulunan Antik Babil kentinin tarihi yaklaşık 4 bin yıl öncesine dayanıyor. Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri sayılan kent tarihe ışık tutuyor.Irak’ın başkenti Bağdat’ın 100 km güneyinde bulunan Antik Babil kentinin tarihi yaklaşık 4 bin yıl öncesine dayanıyor.Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri sayılan kent, Asma Bahçeleri’nin yanı sıra Hammurabi Dikilitaşı ve Babil Aslanı ile biliniyor.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Listesi’ne alınan Antik kentin büyük bölümü hala toprak altında bulunuyor.Bir zamanlar dünyanın en büyük şehri olan Antik kent, Fırat Nehri’nin kenarında medeniyetin ilk yeşerdiği ve Hammurabi tarafından ilk yazılı kanunların uygulandığı kadim Babil İmparatorluğu’nun merkezi konumundaydı.1990’lı yıllardaki Saddam Hüseyin’in sarayının yapılması ve ardından 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgali sırasında kalıntılar üzerinde kurulan üs nedeniyle kentte ağır hasar oluştu. İşte diğer kareler…

  • Dinlenme odalı ‘Boğaz Köprüsü’
    by NTV on 12 Kasım 2021 at 08:52

    Sivas’ın Kızılkavraz köyü yakınlarındaki ‘Boğaz Köprüsü’nün tarihte bölgeden geçen yolculara dinlenme ve sığınma imkanı sunduğu tahmin ediliyor. Kızılırmak’ın iki yakasını birbirine bağlayan köprü dinleme odalı Boğaz Köprüsü olarak anılıyor.Sivas’ın Kızılkavraz köyü yakınlarında bulunan, Anadolu Selçuklu Devleti zamanında yapıldığı tahmin edilen köprü Kızılırmak Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlıyor.Köprünün her iki yakasında, ayak kısımları içinde 3 oda da yer alıyor. Bu odalarla tarihte, bölgeden geçen yolculara dinlenme ve sığınma imkanı sunulduğu tahmin ediliyor.Köprünün, üzerindeki 1525 tarihli kitabeden Osmanlı Devleti zamanında onarıldığı anlaşılıyor. 102 metre uzunluğa sahip, ‘Boğaz Köprüsü’ ismini ise Kızılırmak’ın iki yakasını birbirine bağlamasından alıyor.Köprü hakkında bilgi veren sanat tarihçisi Yunus Budaktaş, Sivas’ın Selçuklu döneminde Anadolu’nun en önemli ticaret merkezlerinden olduğunu belirtti. Budaktaş, “Anadolu ticareti için önemli bir kentimiz. Şehirde ticaretle ilgili mimari faaliyetlerin yoğun şekilde olduğu tarihte görülüyor. Boğaz Köprüsü de ticari faaliyetlerin yürütüldüğü kervansaray yolları üzerine kurulmuş olan tarihi bir köprüdür” dedi.Köprünün tarihi ile ilgili kaynaklarda iki farklı görüş bulunduğunu söyleyen Budaktaş, “Malzeme ve teknik bakımından Orta Çağ’a ait olduğu düşünülüyor. Başka bir görüşte, köprünün üzerindeki kitabedeki 1525 tarihi, köprüyü 16’ncı yüzyıla tarihlememize neden oluyor ancak bu 1525 tarihi köprünün yapım tarihi mi yoksa onarım tarihi mi bununla ilgili kesin bilgi yok” diye konuştu.Köprünün, kervanların geçiş güzergahına kurulduğunu söyleyen Budaktaş, “Tarihi köprülerde bögeden geçenlere, görevlilere dinlenmeleri için barınma ve sığınma odaları inşa edilirdi. Boğaz Köprüsü’nde de bu odalardan var. Tabii onarımlar sonucunda odalar kapatılmış, günümüze özgün haliyle ulaşamamış” şeklinde konuştu.

  • İstanbul’da çocuklar için ara tatilin en eğlenceli adresleri
    by NTV on 12 Kasım 2021 at 06:23

    Yaklaşık 18 milyon öğrenci ara tatile giriyor. Bir hafta sürecek tatilde İstanbul’daki çeşitli müzeler, lunaparklar, eğlence ve oyun alanları, çocuklara unutulmaz bir tatil yaşatacak.İstanbul’daki birbirinden eğlenceli müzeler, lunapark, oyun alanları ara tatilde il dışına çıkmayacak öğrencilerin ve İstanbul’a geleceklerin adresi olacak. Tatilde İstanbul’da olacak öğrenciler için güzel vakit geçirecekleri etkinlik merkezleri şunlar:Antik Çağ’dan Roma’ya ve Bizans’a, Selçuklu’ya Osmanlı’ya kadar, bu topraklarda hüküm sürmüş ve iz bırakmış her medeniyetin kültürlerinden günümüze kalan zengin mimari mirası bir araya getiren Haliç’teki Miniatürk, masalsı bir yolculuğa çıkmak isteyen çocukları yarıyıl tatilinde de ağırlayacak.Binlerce tarihi eser arasından bilinirliğine, dönemini temsil yeteneğine göre Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilen İstanbul’dan 61 eser, Anadolu’dan 9 eser, Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından 12 eserin 1/25 oranına küçültülmüş minyatür modellerinin yer aldığı Miniatürk, çocukların ilgiyle gezecekleri yerlerin başında geliyor.Haliç’in kuzey yakasındaki Hasköy semtinde, yaklaşık 27 bin metrekarelik alana yayılan Rahmi M. Koç Müzesi, Mustafa Koç Binası, Tarihi Hasköy Tershanesi, Açık Hava Sergileme Alanı olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Müzede, Atatürk bölümü, kara yolu ulaşımı, demir yolu ulaşımı, denizcilik, havacılık, tipo baskı atölyesi, yaşayan geçmiş, makineler, iletişim, bilimsel aletler, modeller ve oyuncaklar olmak üzere çok sayıda bölüm bulunuyor.Portsmouth Tersanesi’nde 1944’te inşa edilen TGC Uluçreis, Fenerbahçe Vapuru, tekne ile Haliç turları, nostaljik demir yolu seferi, müzede mutlaka görülmesi gerekenler arasında yer alıyor. Çocuklara yönelik DNA, astronomi, matbaa ve matematik gibi birbirinden farklı eğitimlerin de verildiği atölyelerin bulunduğu müzede, tüm ülkelere ve geçmişten günümüze tüm dönemlere ait endüstri ve mühendislikle ilgili objeler ve belgeleriyle çocukların beğenisini topluyor.Şair ve yazar Sunay Akın tarafından kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi’nde, 1700’lü yıllardan günümüze oyuncak tarihinin en gözde örnekleri sergileniyor. Akın’ın 20 yılda 40’ı aşkın ülkedeki koleksiyonerlerden, antikacılardan ve açık artırmalardan satın aldığı oyuncaklarla kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi, dünya tarihini daha eğlenceli, daha akılda kalıcı bir öğrenme yöntemi ile ziyaretçilere sunuyor.Uzay oyuncaklarının sergilendiği bölümde Ay’a ulaşma çabası, trenlerin bulunduğu bölümde ise sanayi devrimi, oyuncakların diliyle anlatılıyor. Aileyi bütün üyeleri ile kucaklayan müze, bu özelliği ile 3 kuşağın bir arada vakit geçirebileceği ve ortak mutluluğu paylaşabileceği bir mekan olduğu için de görülmeye değer yerler arasında.Şarkılarıyla yetişkinlerin olduğu kadar çocukların da gönüllerinde taht kuran Barış Manço’nun yaşadığı, eserlerini ürettiği ve Kadıköy Belediyesi tarafından müzeye dönüştürülen Moda’daki evi de yarıyıl tatilinde ziyaretçilerini bekliyor. Barış Manço’nun bal mumu heykeli, Türkiye’nin adresini ezbere bildiği bu evin antresinin sağında, bestelerini yaptığı kuyruklu piyanosunun başında ziyaretçilerini karşılıyor.Sanatçının dünyanın farklı ülkelerinden topladığı cam eşyalar, sanat hayatı boyunca aldığı ödüller, yemek odası, kıyafet odası, “Adam olacak çocuk odası”, kışlık ve yazlık bahçenin yer aldığı müze, çocukların merakla gezecekleri bir yer.İstanbul’un yeni eğlence mekanlarından Tuzla’daki Viasea Akvaryum, Tema Park ve Aslan Park ile ziyaretçilerine geniş bir eğlence yelpazesi sunuyor. Dünyanın ilk iklim temalı akvaryumu olan Viasea Akvaryum’da, farklı iklim kuşakları içerisinde yaşayan binlerce deniz altı canlısının yaşamlarını gözlemlemek mümkün. Eğitim ve eğlencenin bir araya geldiği Viasea Akvaryum’da, 47 farklı temalı sergide 12 binin üzerinde deniz canlısı ziyaretçilerini bekliyor.Çocuklar, biberonla Koi ve vatoz balığı besleme aktivitelerine katılabilirken, canlı türleri hakkında da rehberlerden bilgi alabilecek. Viasea Tema Park’ta ise dünyanın en heyecan verici roller coasterları arasında olan fenomen Red Fire ile birlikte toplam 28 ayrı eğlence ünitesi yer alıyor. Viasea Tema Park, modern eğlence ünitelerinin yanı sıra klasik Türk lunapark kültürünü de yaşatıyor. Viasea’da 8 dönüm alan üzerine kurulan Aslan Park ise ziyaretçilere, vahşi kedi türlerini çok yakından görme fırsatı sunuyor.Uçurtma Müzesi, Mehmet Naci Aköz tarafından 1986 yılından itibaren toplanan ve bugün itibarıyla 6 kıta, 33 ülkeden toplam 2 bin 500’den fazla ürünlük (uçurtma, yayınlar, malzemeler ve çeşitli objelerden oluşan) koleksiyonuyla Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın ise 18 uçurtma müzesinden biri.Aynı anda 200 öğrencinin kendi uçurtmasını kendisinin yapabileceği “Uçurtma Okulu” ve dünyanın ilk uçurtma kütüphanesi olan “Gülen Okumuş Uçurtma Kütüphanesi”ni de içinde barındıran müzede çocuklar, tiyatral ve interaktif bir anlatımla, görerek, dokunarak, uygulama yaparak ve rehber öğretmenleri dinleyerek eğlenceli ve kaliteli zaman geçirme imkanı buluyor.Esenyurt’taki Çikolata Müzesi, çikolataya düşkünlükleri dolayısıyla hiç kuşkusuz çocukların ilgiyle gezecekleri müzelerin başında geliyor. Bu müzede, çikolatadan yapılan Türk İslam sanatının şaheserleri, dünya sanatının başyapıtları, masal kahramanları, ünlü efsaneler, şelaleler yer alıyor.Müzenin ana salonunda, gerçek boyutlu çikolata ev, Nuh’un Gemisi, çikolatanın tarihini anlatan tablolar bulunuyor. İstanbul Salonu’nda, Galata Kulesi’nden Sultan Ahmet Camisi’ne, Kız Kulesi’nden 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne ve İstanbul’u temsil eden birçok tarihi yapıtlara, Medeniyetler Salonu’nda ise dünya tarihinde yer almış Hitit, Antik Yunan, Bizans, Osmanlı devlet ve milletlerini sembolize eden tablolar ile geçmişe çikolata tadında yolculuk yapmak mümkün.Sanatçılar Salonu’nda aralarında Pablo Picasso’nun da bulunduğu, dünya sanatına yön veren sanatçılardan, Osman Hamdi Bey’in meşhur tablosu Kaplumbağa Terbiyecisi’ne kadar birçok eser ve sanatçının çikolatadan heykelleri bulunuyor.Türk Büyükleri Salonu’nda, Türk tarihine damga vuran Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Osman Gazi ve birçok önemli ismin çikolatadan büstleri yer alıyor.Gülhane Parkı içerisinde saray sur duvarına bitişik Has Ahırlar Binası’nda yer alan İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi’nde, Müslüman bilim adamlarının astronomi, coğrafya, matematik, kimya, optik, tıp, mimari, savaş teknolojisi gibi alanlarda ortaya koydukları eserlerin model ve maketleri sergileniyor.Müze, toplam 570 alet, cihaz kopyaları, maket ve model koleksiyonu ile alanında Türkiye’de ilk. Astronomi, saat teknolojisi, denizcilik, savaş teknolojisi ve tıp bölümlerinin bulunduğu müzede, madenler, fizik, matematik-geometri, şehircilik ve mimari, optik, kimya ve son olarak da coğrafya ile ilgili harita ve çeşitli harita çizimlerinin sergilendiği bölüm bulunuyor.Dünyanın en ünlü bal mumu heykel müzesi Madame Tussauds’da, tarihi ve kültürel kahramanlar ile geçmişten bugüne sanat, spor ve siyaset dünyasının yaklaşık 60 ünlü ismi yer alıyor. Müzede, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde tarihi bir gezinti yapılırken, Türkiye’den birçok ismin yanı sıra çok sayıda uluslararası müzik, spor ve film yıldızının bal mumu heykellerini görmek mümkün.Müzede tarih ve liderler bölümünde Mustafa Kemal Atatürk, Mimar Sinan, Fatih Sultan Mehmet, müzik bölümünde Zeki Müren, Madonna, Beyonce, MFÖ, Barış Manço, bilim ve kültür bölümünde Mona Lisa, Albert Einstein, Leonardo da Vinci, spor bölümünde Maria Sharapova, Rafael Nadal’ın da aralarında yer aldığı çok sayıda ünlünün heykeli bulunuyor.Çocuklar için bayram tatilini değerlendirebilecekleri bir başka seçenek ise doğa ve canlılarla vakit geçirebilecekleri etkinlik alanları. Deniz canlılarına ilgi duyan çocuklar, dünyanın en büyük tematik akvaryumu olan İstanbul Akvaryum’da, Karadeniz’den Pasifik’e uzanan toplam 17 tema ve yağmur ormanından oluşan güzergahta yolculuk yapabilecek.Kırmızı karınlı piranalar, limon köpekbalığı, Rus mersinleri, orfozlar, palyaço balıkları, gentoo penguenleri, çocukların İstanbul Akvaryum’da ilgisini çekecek canlılar arasında bulunuyor.Türkiye’nin ilk özel hayvanat bahçesi olan Darıca Hayvanat Bahçesi’ni ziyaret edenler, aslandan maymuna, timsahtan boz ayıya, farklı türlerde kuşlardan sürüngenlere kadar çok sayıda canlıyı görme imkanı bulacak.Torium alışveriş merkezinin içinde yer alan Snowpark da İstanbul’un ortasında kayak keyfi yaşatıyor. Kayağın yanı sıra snowboard ve snowtubbing (kızak) yapılabiliyor. Profesyonel hocalardan ders alınarak, sıfırdan kayak öğrenilebiliyor ya da kayma deneyimi artırılabiliyor.Macera parkı Forestanbul da, aileleriyle birlikte heyecan ve eğlence dolu bir gün geçirmek isteyen çocukları bekliyor. 13 metre yüksekliğindeki tırmanma duvarı, 14 metre yükseklikten ormanın içerisine doğru kayılan zipline, dev eğlence salıncağı, ağ parkuru, harita ve pusulaların izinde hedefe ulaşılan oryantiring parkurları, ziyaretçilerine spor ile iç içe bir eğlence imkanı sunuyor.Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nde bulunan Balıkçı Kenan Türkiye Deniz Canlıları Müzesi de, sömestir tatilinde minik misafirlerini bekliyor. Müzede, hamsi ve istavritten köpek balıklarına, vatozlara kadar, denizlerimizde yer alan canlıların mumyalanmış çeşitli örnekleri sergileniyor. Yaklaşık 1,2 tonluk orkinos ile dünyanın en büyüklerinden olduğu belirtilen 2,5 metre kuyruk uzunluğu bulunan vatozların da yer aldığı müze, uzun süren bir çalışmayla hazırlandı. Sergilenen deniz canlıları, her yıl özel bakımdan geçiriliyor. Yaklaşık 41 ton deniz canlısının mumyasının yer aldığı müze, ücretsiz olarak ziyaretçilerini bekliyor.Yaklaşık 100 futbol sahası büyüklüğündeki 600 dönümlük arazi üzerinde kurulan Vialand (İsfanbul), masalsı bir dünyaya yolculuk yapmak isteyen çocukları, yarıyıl tatilinde de bekliyor. Girişinde büyük bir şatonun yer aldığı Vialand, “Oyun Dünyası”, “Efsaneler Dünyası” ve “Macera Dünyası” bölümlerinden oluşuyor. “Macera Dünyası” bölümünde, Adalet Kulesi (Tower Ride), Çılgın Nehir (Rafting Ride), Viking (Splash Coaster), Jetski, King Kong, 360, Maceraperest (Family Coaster), Nefeskesen (Roller Coaster), Hayal Perdesi gibi 50’den fazla ünite yer alıyor.Ahşap evleri, cumbalarıyla “Bir Zamanlar İstanbul Sokağı”, eski İstanbul mahalle hayatını ve kültürünü yaşatıyor. Açık hava oyun parkı ise çocukların keyifli anlar geçireceği Minik Kaşifler, Atlıkarınca, Hayal Makinesi, Küçük Madenciler, Neşeli Çiftlik, Uçan Çocuklar, Mini Kule, Çarpışan Arabalar, Kahraman İtfaiyeciler, Minik Yarışçılar ünitelerinden oluşuyor.Legoland, İstanbul’da ailelerin 3-10 yaş arasındaki çocukları ile yaratıcılık dünyasını keşfedip eğlenebileceği kapalı eğlence merkezlerinden biri.Eğlence ve rengarenk lego parçaları ile dolu Legoland’da çocuklar, Space Missions’da uzayın derinliklerini, Miniland’da Galata Kulesi, Ayasofya, Sultanahmet Camisi, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile İstanbul’un ve dünyanın simge haline gelmiş ünlü yapılarını keşfetme imkanı bulurken, uzmanından binaların, ilginç hayvanların ve güçlü kahramanların nasıl oluşturulduğunu öğrenebilecek.Çocukların ülkesi KidZania’da, çocuklar, birlikte doya doya eğlenirken yeni şeyler öğreniyor. KidZania’da, 4 -14 yaş arasındaki çocuklar, birbirinden eğlenceli 65 aktivite alanında hem motor becerilerini hem de fiziksel ve sosyal becerilerini geliştirme olanağı buluyor.Çocuklar burada 100’den fazla mesleği deneyimleyerek, seçim yapma özgürlüğünü elde ediyor, yaratıcılıklarını kullanıyor.

  • Erciyes’te sezon açılmadan oteller doldu taştı
    by NTV on 11 Kasım 2021 at 12:18

    Erciyes’te kış sezonu öncesi oteller dolmak üzere. Kayakseverlerin gözdelerinden Erciyes bu sezon da yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çekiyor. Sezon öncesi dağda ve şehirdeki otellerin yatak sayısının yaklaşık yüzde 70’i rezerve edilmiş durumda.Türkiye’nin önemli kayak merkezlerinden Erciyes Dağı’ndaki oteller, sezon başlamadan yüzde 70 yatak doluluk kapasitesine ulaştı.Kış aylarında beyaz örtüyle kaplanan, doğası ve modern tesisleriyle yerli ve yabancı kayakseverlere hizmet sunan İç Anadolu’nun en yüksek dağı Erciyes, turistlerin ilgisini çekiyor.Erciyes AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Cahid Cıngı, misafirlere konforlu bir tatil sunabilmek için yazın her türlü çalışmayı eksiksiz yaptıklarını vurgularken, “Yeni pistlerin açılması ve teleferiklerin tamiriyle alakalı çalışmalar yürütüldü. Bütün tesislerimizi elden geçirdik, kışa hazırladık, ilave pistlerimizi açtık. Deforme olan pistlerimizi yeniledik. Kayakçılar açısından sorun teşkil eden bazı yerleri düzenledik” dedi.Bu yıl inşaatına başlanan ve kısa sürede tamamlanan 3 otelin sezon başından itibaren misafir ağırlamaya başlayacağını belirten Cıngı, konaklama yatırımlarının önümüzdeki yıllarda da süreceğini ifade etti.Erciyes’te her yıl yeni bir yatırımın heyecanı yaşadıklarını vurgulayan Cıngı, “Artık Erciyes’te her yıl yeni yatırımlar, yeni konaklama tesisleri görmek mümkün. 3 otel daha hizmete girecek, dağdaki kapasitemizi daha da artıracak. Bu sene otellerde 2 bin yatakla hizmet vereceğiz. İnşaat aşamasında olan çok sayıda otelimiz var. 5 yıl içerisinde 5 bin yatak kapasitesine ulaşmış olacağız” diye konuştu.Cıngı, bu yıl da her zamanki gibi Erciyes’e yoğun talep olduğunu belirterek, “Buraya gelen misafirlerimizin bazıları dağ otelinde kalarak buranın havasını solumak istiyor bazıları da gündüz kayağını yapıp akşam şehir merkezinde konaklıyor. Şu an yatak sayısının yaklaşık yüzde 70’i rezerve edilmiş durumda diyebiliriz” şeklinde konuştu.

  • Birçok ilde kar yağışı başladı: Yurttan kar manzaraları
    by NTV on 11 Kasım 2021 at 02:32

    Sakarya, Yozgat, Bolu, Aksaray, Bursa, Kayseri gibi birçok ilde yüksek kesimler beyaza büründü. Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Erzurum’daki Palandöken Kayak Merkezi de kar yağışıyla beyaz örtüyle kapladı.Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Erzurum’daki Palandöken Kayak Merkezi kar yağışıyla beyaz örtüyle kapladı.Kentte aralıklarla etkili olan sağanak, gece yüksek kesimlerde kara dönüştü. Yaklaşık 3 bin 200 rakımlı Palandöken Dağı ile kış turizminin gözde mekanlarından Palandöken Kayak Merkezi de beyaza büründü.Kar kalınlığının 10 santimetreyi geçtiği bölgeye gelen bazı vatandaşlar, fotoğraf çekerek bu anı ölümsüzleştirmeye çalıştı.Türkiye’nin birçok ilinde yılın, ilk kar yağışı başladı. Aksaray, Bursa, Kayseri, Yozgat, Bolu gibi birçok il beyaza büründü. İşte yurttan kar manzaraları…Yozgat’ta sabah saatlerinde başlayan yağmur, soğuk hava ile birlikte kar yağışına dönüştü. Kent merkezinde kar zeminde etkili olmadı. Ancak kentin yüksek kesimlerindeki mahalle ve sokaklarda yeşil alanlar ve binaların çatıları beyaza büründü.  Kısa süreli etkili olan kar yağışı ile birlikte Çamlık Milli Parkı da beyaz örtüyle kaplandı.Aksaray’da da soğuk hava etkili olurken, 1485 rakımlı Güzelyurt ilçesine mevsimin ilk karı kar yağdı.Kar, ilçe merkezini beyaza bürüdü. Yağışın yaklaşık 1 saat etkili olduğu ilçede kar kalınlığı 5 santime ulaştı. Yağış nedeniyle Niğde kara yolu yönünde kısa süreleri aksamalar yaşandı.Niğde’nin de Çiftlik ve Çamardı ilçelerinin yüksek kesimlerinde sabah saatlerinde kar yağışı etkili oldu. Niğde-Çiftlik kara yolu Ketençimen mevkisinde yağışa hazırlıksız yakalanan sürücüler, trafikte zor anlar yaşadı. Bazı bölgelerde kar kalınlığı, yer yer 10 santimetreyi buldu. Sürücüler ise araçlarının kayacağı endişesiyle zor anlar yaşadı. Belediye ekipleri, yolların temizlenmesi için çalışma başlattı.Hava sıcaklığının düşmesi ile Sivas merkezinde yağmur, yüksek kesimlerde de kar yağışı etkili oldu. Şehir merkezine 58 kilometre uzaklıktaki Yıldız Dağı Kış Sporları ve Turizm Merkezi, kar yağışıyla bembeyaz oldu. Yıldız Dağı’nda da kar kalınlığı, yer yer 5 santimetreye kadar ulaştı.Bolu’da yaklaşık 35 kilometre uzaklıktaki 2 bin 200 rakımlı Köroğlu Dağları’nın zirvesinde yer alan Kartalkaya Kayak Merkezi ile Sarıalan ve Aladağ yaylalarında bu sabah saatlerinde kar yağışı başladı. Kar kalınlığı 7 santime ulaştı. Çam ormanları beyaz örtüyle kaplandı. Kar yağışı nedeniyle beyaza bürünen alanlar, seyrine doyumsuz manzaralar oluşturdu. İl Özel İdaresi’ne bağlı ekipler karla kaplanan yollarda kar küreme çalışması yaptı.Kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ, kısa süreli kar yağışıyla beyaza büründü. Gece saatlerinde başlayan yağmur, hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle Uludağ’ın yüksek kesimlerinde kara dönüştü. Sabah saatlerinde zaman zaman sulu kar şeklinde devam eden yağışlar, özellikle Oteller Bölgesi’nin bazı bölgelerinde etkili oldu. Hava sıcaklığının en düşük sıfırın altında 11, en yüksek 3 derece ölçüldüğü Uludağ’da yağışların ardından güneşli hava ve rüzgar etkili oluyor.Kastamonu’da da gece yağan kar, ilçenin yüksek kesimlerinde yer alan Çiçekyayla ve Ortasökü köylerini beyaz örtü ile kapladı. Aralıklarla etkili olan yağış nedeniyle Bozkurt-Kastamonu kara yolunda ekiplerin kar temizleme çalışması aralıksız sürüyor.Ilgaz Dağı’nın eteklerinde sonbahar renkleri hakimken, yükseklerde ise kar yağışı etkili oluyor. Kar kalınlığının 10 santimetreye yaklaştığı Ilgaz Dağı’ndaki çam ağaçlarının oluşturduğu görsel şölen, drone ile görüntülendi. Kayak antrenörü Recep Çullu,  gece boyunca Ilgaz Dağı’nda etkili kar yağışı olduğunu belirterek, “Ilgaz Dağı, beyaz gelinliğini bu yıl erken giydi. İnşallah bu yıl daha fazla kar fazla yağacağını ve karın üzerinde daha çok eğleneceğimizi düşünüyoruz. İnşallah aralık ayında piste çıkacağız.” dedi.Sakarya’nın Hendek ilçesine bağlı Dikmen Yaylası’nda da kar yağışı etkili oluyor. Hendek merkeze 36 kilometre uzaklıkta bulunan 1725 rakımlı Dikmen Yaylası beyaz örtüyle kaplandı.

  • Yerli ve yabancı turistlerin rotası Zerzevan
    by NTV on 10 Kasım 2021 at 11:42

    UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve Roma İmparatorluğu’nun doğudaki son garnizonu Zerzevan Kalesi, yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra turizmcilerin de yeni rotası oldu. Bu yıl 300 bin kişinin ziyaret ettiği tarihi kale ile ilgili Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun, “Hem yurt içinden hem de yurt dışından 1 milyon ziyaretçi beklentimiz var. Birçok tur programında Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı bulunuyor” dedi.Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde bulunan Zerzevan Kalesi’ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarına, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dicle Üniversitesi’nin desteğiyle Doç. Dr. Aytaç Coşkun başkanlığında 2014 yılında başlandı.Turistlerin yanı sıra turizmcileri de dikkatini çekmeye başlayan Zerzevan Kalesi’ne ilgi, her geçen gün artıyor.Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan Kalesi ile çevresine 1400 yıl boyunca el değmediğini belirterek, “Zerzevan’da bir kalenin varlığı biliniyordu. Bunun dışında hiçbir bilgi ve hiçbir çalışmanın yapılmadığı bir yer. Ve burası ziyaret edilmeyen bir noktaydı. Şu an dünyanın her yerinden Zerzevan Kalesi’ne ziyaretçiler var ki; şu an 300 bin rakamını geçti. Yıl sonuna kadar 400 bini bulacak” dedi.Salgının sona ermesi ile Zerzevan Kalesi’ne ziyaret sayısının 1 milyon kişiyi aşacağını belirten Coşkun, şunları söyledi: “Hem yurt içinden hem de yurt dışından 1 milyon ziyaretçi beklentimiz var. Birçok tur programında Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı bulunuyor. Bölgede sadece Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı’na yönelik turlar da yapılmaya başladı. Şu an dünyanın aslında en önemli destinasyonlarından birisi haline geldi. Bunun sebebi de dünyanın en iyi korunmuş garnizonlarından birisi olması””3 bin yıllık tarihi burada görebiliyorsunuz” diyen Coşkun,  “Zerzevan Kalesi’ndeki çalışmaların hem ekonomiye hem de istihdama büyük faydası var. Ziyaretçi sayısı da her geçen gün daha da artıyor. Zerzevan Kalesi sadece Diyarbakır’ı değil; Mardin, Şanlıurfa ve Batman gibi çevre kentleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahip” diye konuştu.Dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşiminden, son olarak Mithras’ın çıkarıldığını hatırlatan Coşkun, bu yapının Roma’nın doğu sınırındaki ilk tapınak olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı; ilimizin, bölgemizin ve ülkemizin turizmi açısından son derece önemlidir. 1200 metre uzunluğunda, 12-15 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş askeri yerleşimde, kamu yapılarının bulunduğu güney alanda, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, arsenal, kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer almaktadır””Kuzeyinde de caddeler, sokaklar ve konutlar takip edilebilmektedir. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yer altı kilisesi, yer altı sığınağı, dünyada bulunmuş son, Roma’nın doğu sınırındaki ilk Mithras Tapınağı tespit edilmiştir. Surların dışında da yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları; nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkati çekmektedir. Zerzevan Kalesi’nde hem yer üstü hem de büyük bir yer altı şehri bulunmaktadır”

  • Koltuğu başkalarına satılan 4 kişiye 32 bin lira tazminat
    by NTV on 10 Kasım 2021 at 10:03

    Uçaktaki koltukları satıldığı ve mağduriyetleri giderilmediği gerekçesiyle seyahat acentesine dava açan 4 yolcuya 32 bin 672 lira maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verildi.İzmir 6. Tüketici Mahkemesi, 4 kişinin İtalya tatili dönüşü uçaktaki koltuklarının başka kişilere satılması ve mağduriyetlerinin giderilmemesi nedeniyle bilet satışı yapan seyahat acentesi aleyhine açtığı davayı haklı bularak toplam 32 bin 672 lira maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verdi.İzmir’de yaşayan avukat Selim Balku, 12 Temmuz 2018’de arkadaşlarıyla Milano’ya gitti. 3 gün sonra Türkiye’ye dönüş biletleri bulunan Balku ve arkadaşları havalimanında biletleri ilettiklerinde “Biletiniz var ancak bilmediğimiz bir sebepten dolayı uçakta yeriniz görünmüyor” yanıtını aldı.YENİ BİLET DE ALAMADILARUçağa alınmayan Balku ve arkadaşları aynı uçaktan 4 yeni bilet almak istedi. Uçağın dolu olması gerekçesiyle bu talepleri de reddedilen ekip 1,5 gün daha fazla kentte kaldı ve 8 bin lira uçak bileti parası vererek Türkiye’ye döndü.Mağduriyetlerinden dolayı ücret iadesi isteyen ekibe yabancı havayolları şirketince iade yapılacağı söylendi. Aradan geçen zamanda zararlarının karşılanmaması üzerine Balku ve arkadaşları, bilet satışı yapan seyahat acentesi aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtı.Mahkemeye ulaşan bilirkişi raporunda müşteki tarafın tazminat hakkı, otel konaklaması ücreti, dönüş uçak bileti, kaçırılan iç hat aktarmalı uçuş bileti ücretlerinin davacılara ödenmesi yönünde görüş belirtildi.Mahkeme, kararında bilirkişi raporuna itibar ederek havayolu sisteminde rezervasyonun görünmemesinin acentenin hatalı işleminden kaynaklandığı, hatanın telafi edilmesi için girişimlerde bulunulmadığına dikkat çekti.İzmir 6. Tüketici Mahkemesi, “davacıların dinlenme, gezi amacı ile gittikleri yabancı ülkeden firmanın kusuru nedeni ile geç dönmek zorunda kaldıkları, gerek çocuklarından uzak kaldıkları gerek mesleki olarak yapmaları gereken işlemler kapsamında müvekkillerine karşı zor durumda kaldıkları” gerekçeleriyle davacılara maddi tazminat 4 bin 168 lira, manevi tazminat olarak da 4 bin liranın 15 Temmuz 2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 4 davacıya ayrı ayrı vermesine karar verdi.Davacılardan Selim Balku, Türkiye’ye dönüş için gittikleri havalimanında mağdur olduklarını, şirketin de hatalarını telafi için hiçbir girişimde bulunmadığını söyledi.FAİZİYLE BERABER YAKLAŞIK 80 BİN LİRAUçağa alınmamalarının ardından iyi bir muameleyle karşılaşmadıklarını savunan Balku, şunları kaydetti:”Bizim koltuğumuzu başkalarına verdiniz, bize başka bir koltuk verin’ dedik. Öğrendik ki yoğun dönem olduğu için birçok koltuk birçok yolcuya satılmış ve uçakta yer yok. Bütün uçaklar doluydu. O gün dönemedik. 3-5 ay önceden cüzi miktarlarla rezervasyon yapabileceğimiz otele dünyanın parasını verdik. 1 günün ciddi maddi külfeti oldu. 30 saat sonra anca dönebildik.Başka bir havayolu ile almış olduğumuz bilet ile bugünün bedeliyle 7-8 katı fazla bilet parası vererek gelebildik. Oradaki 1 günlük kaybımı belki telafi etmeyecek ama 1 haftalık tatil yapacak kadar tazminat kazandım. 1 günlük gecikmenin maliyeti olarak 4 kişi ortalama faiziyle toplam 80 bin lira civarında hak ediş elde ettik.”

  • Evliya Çelebi’nin ‘Nil Haritası’ ilk kez sergileniyor
    by NTV on 9 Kasım 2021 at 14:06

    Vatikan Kütüphanesi arşivinde muhafaza edilen, Evliya Çelebi’nin seyahat notlarına dayanan ve yine onun gözetiminde yapıldığı tarihi belgelerle kanıtlanan ‘Nil Haritası’ ilk kez sergilendi. Yüzlerce yıldır Vatikan arşivlerinde tutulan haritanın restorasyonu için destek aranıyor. (Haber:Esma Çakır)

  • Dünyanın en tehlikeli yerleri: Yer çekimine meydan okuyorlar
    by NTV on 9 Kasım 2021 at 11:56

    Turizmin her geçen gün geliştiği günümüzde turistlerin ilginç ve adrenalin dolu yerlere merakı gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Bu bağlamda haber sitesi Exploring dünyanın en tehlikeli yerlerini listeledi. İşte yer çekimine meydana okuyan ve ürkütücü güzellikleriyle dikkat çeken dünyanın en tehlikeli yerleri..

  • Perre Antik Kenti’ndeki konutlar, 6 ve 7’nci yüzyıldaki depremlerden etkilenmiş
    by NTV on 9 Kasım 2021 at 11:35

    Adıyaman’daki Perre Antik Kenti’nde devam eden kazı çalışmalarında, bölgedeki konutların 6 ve 7’nci yüzyıllardaki depremlerden etkilendiği ortaya çıktı. Roma ve Bizans dönemine ait buluntuların da elde edildiği bölgede kazı çalışmaları sürüyor.Adıyaman’da bulunan Perre Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, tarihi bölgenin milattan sonra 6’ncı ve 7’nci yüzyıllardaki Kuzey Mezopotamya’da meydana gelen depremlerden etkilendiği ortaya çıktı.Kommagene Krallığı’nın 5 büyük kentinden biri olan ve Roma döneminde de önemini koruyan Perre Antik Kenti’nde kazı çalışmaları sürüyor.Kazılarda milattan sonra 6’ncı ve 7’nci yüzyıllardaki genç Antik Çağ tarihi ile ilgili bulgulara ulaşıldı.Çalışmalarda ayrıca Roma ve Bizans dönemine ait sikkeler, bronzdan makas, çeşitli bilezikler ile deprem sırasında hasar gören konut mimarisine rastlandı.Bu alanlarda Perre Antik Kenti’nin milattan sonra 6’ncı ve 7’nci yüzyıllarda genç Antik Çağ tarihi ile ilgili bulgulara ulaşıldığını belirten Adıyaman Müze Müdürü Mehmet Alkan, “Bulgularda gösterişten uzak bir konut mimarisi görmekteyiz. Çamurla ve düzgün olmayan kesme taşları kullanarak yapılmış bir duvar örgüsünden bahsediyoruz. Hemen üst kısmı çatı kiremitleri ile örtülü” dedi.Alkan, üstteki çatı kiremitlerinin tamamının yere çökmesinin Perre Antik Kenti’ndeki konut mimarisinin de deprem ile yıkıldığını gösterdiğine dikkat çekti.Bölgede çatı kiremitleri dışında seramik, metal obje, sikke çıktığını söyleyen arkeolog Yıldız Ersönmez, “Tarım toprağına ulaştıktan sonra mekanlarımız netleşmeye başladı. Karşımıza ilk çıkan çatı kiremitleri oldu. Çalışmalarımız sürüyor” dedi.

  • Tarihi Payas Kalesi ziyarete açılıyor
    by NTV on 9 Kasım 2021 at 09:16

    Hatay’daki Payas Kalesi, bilimsel kurtarma kazılarıyla gün yüzüne çıkarılıp turizme kazandırılacak. Yakında ziyarete açılacak kalede, ziyaretçiler hem ibadetini yapabilecek hem de müzenin tarihini öğrenecek.Hatay’ın Payas ilçesindeki etrafı hendeklerle çevrili Payas Kalesi, bilimsel kurtarma kazılarıyla turizme kazandırılmaya hazırlanıyor.Orta Çağ’da Cenevizliler tarafından yapılan ve yıkıldıktan sonra 2. Selim tarafından yeniden inşa edilerek savunma kalesi olarak kullanılan Payas Kalesi’nde, ilk kazı 2018’de gerçekleştirildi.O dönemde avlusundaki mescit ve askeri kışlanın temellerine ulaşılan kazılar sonrası, her iki yapı restore edilerek ayağa kaldırıldı.Geçen ay Hatay Arkeoloji Müzesi koordinasyonunda 21 kişilik ekiple 2. etap kurtarma kazılarına başlanılan kalenin, avlusundaki koğuş, konut ve depoların temellerine de ulaşıldı.Yapıların gün yüzüne çıkarılması ve etrafındaki hendeklerin restore edilmesiyle Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi’nin hemen yanında yer alan kale, hizmete açılarak turizme kazandırılacak.Kazı çalışmalarının devam ettiği yapının çok önemli bir Orta Çağ kalesi olduğunu söyleyen Hatay Arkeoloji Müzesi Müdürü Ayşe Ersoy, kalenin yüzyıllar içerisinde ticaret kervanlarını koruyan bir karakol, karargah ve hatta hapishane olarak kullanıldığını belirtti.Kale etrafı hendeklerle çevrili olduğu için Anadolu’da bir ilk olduğunu söyleyen Ersoy, “Kaledeki ilk bilimsel kurtarma kazıları 2018’de başladı. Restorasyon öncesi ön hazırlıktı. Kalenin içinde bulunan mescit ve kışla binasının sadece alt seviyede temelleri kalmıştı, restorasyon sonrası ayağa kaldırıldılar. Bu yıl hendeklerin restorasyonu öncesi kalenin katmanlarını görebilmek için iki yeni açma açıldı ve Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde belirttiği konutların temellerine rastlanıldı” dedi.Kalenin kazı çalışmalarının ardından hizmete alınacağını ve avlusundaki kışlanın müze görevi göreceğini belirten Ersoy, “Kalenin içindeki kışla binası, müzeye çevrilerek bugüne kadar kazılarımızda bulunmuş tüm top gülleleri, toplar ve diğer Osmanlı’ya ait tabak, çini parçaları ve lüleler burada sergilenecek. Ziyaretçi geldiğinde mescidinde namaz kılıp, kaleyi gezebilecek, tarihle iç içe ibadetini yapıp müzesinde de tarihini öğrenecek” diye konuştu.Ersoy, aynı zamanda kalıntıların üzerinde ziyaretçiler için bir gezi güzergahı oluşturulacağını, kalenin hizmete açılmasıyla bölge turizmine önemli bir katkı sağlanacağını kaydetti.

  • Çam Dağı’nda sonbahar havası
    by NTV on 8 Kasım 2021 at 08:26

    Sakarya’nın Kocaali ve Hendek ilçeleri arasında bulunan 900 rakımlı Çam Dağı, sonbaharda yeşil, sarı ve kahverenginin farklı tonlarına büründü.Sakarya’nın yüksek noktaları arasında yer alan Çam Dağı’nda, hazan mevsimiyle kestane, çam ve gürgen ağaçlarının yaprakları sarardı.Hendek’i Kocaali ilçesine bağlayan, zengin bitki çeşitliliğiyle doğa ve kültür yolu’nu bünyesinde barındıran Çam Dağı, sonbahar renkleriyle dikkati çekiyor.Yeşil, sarı ve kahverenginin farklı tonlarını bünyesinde barındıran Çam Dağı, ziyaretçilerine eşsiz manzara eşliğinde yolculuk yapma imkanı sunuyor.Renk cümbüşünün yaşandığı ormanlar, fotoğraf tutkunlarından da ilgi görüyor.Çam Dağı’nın sonbahar manzarası, drone ile de görüntülendi.

  • Domaniç Dağları ve Kazdağları’nda rengarenk sonbahar
    by NTV on 8 Kasım 2021 at 08:26

    Kütahya ve Bursa sınırları içinde kalan Domaniç Dağları ile Balıkesir ve Çanakkale’de yer alan Kazdağları, sarı ve yeşil başta olmak üzere sonbahar renklerine büründü.Yüz ölçümünün yüzde 65’i ormanlarla kaplı Kütahya’nın Domaniç ilçesinde, ağırlıklı olarak kayın, meşe ve çam ağaçları bulunuyor.Sonbaharda göz alıcı renkleriyle adeta büyüleyen, belgesellik görüntülerin ortaya çıktığı ormanlara, özellikle hafta sonları doğa yürüyüşü ve fotoğraf tutkunları ilgi gösteriyor.Domaniç ile Bursa’nın İnegöl ilçeleri arasındaki Domaniç Dağları ile içinden geçen kıvrımlı yollar, sarı ve yeşilin tonları ile görsel şölen sunuyor.Balıkesir ve Çanakkale’de yer alan ve mitolojik adı İda olan Kazdağları, oksijen zenginliğiyle dünyanın nadir bölgelerinden olmasının yanı sıra 800 bitki taksonunda 31’i bölgeye özgü 78 endemik bitkiyi barındırıyor.Yaprakları kısmen sararan ağaç ve bitki türlerinin oluşturduğu renkleri, kanyonu, çay ve dereleriyle görülmeye değer güzellikler sunan Kazdağları, eşsiz doğasıyla sonbaharda ziyaretçilerini ağırlıyor.21 bin 300 hektar alanıyla, deniz ve yeşilin kucaklaştığı zengin fauna ve florası ile ülkenin görülmeye değer ender yerleri arasında bulunan Kazdağları, bugünlerde kent gürültüsünden uzaklaşmak isteyenlerin, doğa tutkunlarının uğrak noktası haline geldi. Özellikle hafta sonlarında bölgeye gelen doğaseverler renk cümbüşü arasında yürüyüş yapıyor.Ziyaretçilerden Serap Dallı,  Kazdağları’nda apayrı bir sonbahar yaşadıklarını söyledi.Yeşilin, sarının, pembenin, bütün renklerin tonlarını görebildiklerini belirten Dallı, bugünlerde çıkmaya başlayan mantarların da bu doğaya farklı güzellik kattığını söyledi.Nadide Özyürek ise bölgenin oksijen deposu özelliğine vurgu yaparak, “Yeşilliği, şu anda yaprak dökümünün sarısını, her rengi görebilirsiniz. Kazdağları, bol bol böceklerin, hayvanların, doğanın yaşandığı güzel bir ortam” dedi.

  • ABD 20 aylık seyahat yasağını kaldırdı
    by NTV on 8 Kasım 2021 at 06:08

    ABD 20 aydır uyguladığı seyahat yasağını bitirdi. AB dahil 30 ülke ve bölgeden insanlar ülkeye girebilecek. ABD’ye gitmek isteyenler için 2 doz aşı ve son 72 saatte negatif test şartı bulunuyor. Ayrıca temas takibi izni verilecek.Amerika Birleşik Devletleri 20 aydır uygulanan seyahat yasağını kaldırma kararı aldı. Eski Başkan Donald Trump’ın başlattığı yasak hem hava hem kara ulaşımını kapsıyordu.Yasağa dahil ülkeler arasında ABD’nin yakın müttefikleri de bulunuyordu. ABD Başkanı Joe Biden da göreve geldikten sonra selefinin kuralını uygulamaya devam etti.Türkiye saati ile sabah 8.00’de kaldırılan yasak 30’dan fazla ülkeyi etkiliyordu. Yeni kurala göre 2 doz aşı yaptırıp seyahatten 72 saat öncesine kadar negatif test sonucuna sahip olanlar ABD’ye girebilecek.United Airlines uluslararası ziyaretçi sayısında yüzde 50’ye varan bir ani artış bekliyor. Ayrıca ülkeye giren herkes temas takibi iznini de kabul etmek zorunda. Yasaklar 2020 başında önce Çinli ziyaretçilere getirilmişti ardından AB dahil 30 ülkeyi kapsar hale gelmişti. Kanada ve Meksika sınırları için çifte aşılılar da ABD’ye giriş izni verilecek. Avrupa Birliği hazirandan beri, İngiltere ise 28 Temmuz’dan beri ziyaretçi kabul ediyordu.

  • Kaymaklı Yer Altı Şehri turistleri gizemli yolculuğa çıkarıyor
    by NTV on 7 Kasım 2021 at 10:01

    Kapadokya’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden Kaymaklı Yer Altı Şehri, her yıl olduğu gibi bu yıl da birçok turisti ağırlıyor. Yerin altına inşa edilen yapılar ören yerlerinden farklı olmasıyla da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.Kapadokya bölgesini ziyaret eden turistler, Nevşehir’e 20 kilometre mesafedeki Kaymaklı Yer Altı Şehri’nde farklı bir deneyim yaşayıp, binlerce yıllık tünellerde adeta zaman yolculuğuna çıkıyor.Tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri ile tanınan Kapadokya’da yerli ve yabancı konuklar, arasında gezinti yaptıkları peribacalarını sıcak hava balonları ile kuş bakışı izleyebildikleri gibi yer altı yerleşim merkezlerine de ilgi gösteriyor. Bölgedeki ziyarete açık 9 yer altı şehrinden en çok ilgi gören Kaymaklı Yer Altı Şehri, bu yılın 10 aylık döneminde 266 binden fazla turisti ağırladı.Kaymaklı Yer Altı Şehri’ni gezmek isteyen turistler, Hititler döneminde tüf kayaların oyulması ile yapılan tünellerden geçiyor. İnsan boyundan alçak tünellerden aşağılara inildikçe ulaşılan katlardaki erzak depoları, su mahzenleri ve odalar, ziyaretçileri adeta büyülüyor.Turist rehberi Levent Yüce, yer altına doğru farklı büyüklüklerdeki 8 kattan oluşan yerleşim alanının 5 katının ziyarete açık olduğunu söyledi.Kaymaklı beldesinde yer üstünde yaşamın sürdüğünü dile getiren Yüce, yer altındaysa binlerce yıl önce insanların el yordamıyla kayaları kazarak ortaya çıkardıkları, tünellerle birbirine bağlı bir yerleşim yerinin bulunmasının misafirler açısından cezbedici olduğunu vurguladı.Sonbahar döneminde daha çok Rus ve Ukraynalı turistlerin geldiğini belirten Yüce, şöyle konuştu: “Hititler döneminde, savaş zamanlarında sığınak olarak kullanılmış, erken dönem Hristiyanları tarafından sonraki süreçlerde saklanmak için diğer alt bölümler yapılmış. O dönem iki farklı dünya var. Barış halindeyken yer üstündeki evlerinde yaşıyorlar, savaşta yer altı şehirlerine sığınıyorlar. Roma döneminden sonra sabit sıcaklıkta olduğu için yöre halkı tarafından erzak depoları gibi kullanılmış” dedi.Yüce, yer altı şehrinin 1961’de yapılan temizlik çalışmalarının ardından 1964’te ziyarete açıldığını belirtirken, “Erzak alanları, su kuyuları ve havalandırma alanları var. İçeride ortak yaşamsal alan sürmüş. Alanın tamamı ziyarete açılsa gezmek yarım günü alır. Burası yer altına inşa edilmiş farklı bir dünya, ören yerlerinden ayrı bir yapı olduğu için ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Hafta sonları 4-5 bin kişi geliyor” diye konuştu.Bolivyalı turist Shaldo Alicia daha önce fotoğraflarını gördüğü yer altı yerleşim alanını çok merak ettiği için beldeye geldiğini belirterek, “Geçmiş dönemdeki insanların kayaları oyarak burayı imar etmiş olduğunu düşündüğümde çok ilgi çekici buluyorum. Burayı herkes görmeli. Ülkeme döndüğümde arkadaşlarıma bu kusursuz yapıyı anlatacağım” şeklinde konuştu.Eskişehir’den eşiyle gelen ve yer altı şehrini gezen Adem Eski de hayal ettiğinden farklı bir manzara ile karşılaştığını ifade ederek, geçmişte yer altında insanların yaşadığı alanda dolaşıyor olmanın ilginç bir his uyandırdığını söyledi.

  • İzmir’deki Panaztepe kazılarında Erken Tunç Çağı’na ait yapılar ortaya çıkarıldı
    by NTV on 7 Kasım 2021 at 09:13

    İzmir’de yapılan Panaztepe kazılarında Erken Tunç Çağı’na ait yapılar ortaya çıkarıldı. Kentin en eski dönemine ait olduğu değerlendirilen yapıların bölgenin kültür tarihine yeni bir boyut kazandıracağı söyleniyor.İzmir’in Menemen ilçesinde yer alan ve M.Ö. 3000’den Bizans dönemine kadar yerleşim alanı olarak kullanıldığı tahmin edilen Panaztepe’de bu yıl yapılan kazı çalışmalarında kentin en eski dönemine ait olduğu değerlendirilen yapılara ulaşıldı.Prof. Dr. Armağan Erkanal’ın öncülüğünde 1985 yılında Maltepe Mahallesinde başlatılan kazı çalışmaları, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ümit Çayır başkanlığında devam ediyor.Günümüzde kıyıdan yaklaşık 10 kilometre içeride kalmasına rağmen tunç çağında bir ada yerleşimi ve liman kenti olduğu düşünülen Panaztepe, yeni buluntularla tarihsel önemini artırdı.Kazı başkanı Çayır, Doğu Akdeniz, Batı Ege hatta Kafkaslar’a uzanan bağlantılarıyla Panaztepe’nin özellikle M.Ö. 2 binli yıllarda bölge için önemli bir merkez olduğunu, batıda Miken ve doğuda Hitit medeniyetleri arasında kesişim noktasında yer aldığını belirtti.Kazılarda dönemin kültürel yapısını anlatan verilere ulaşmayı hedeflediklerini dile getiren Çayır, bu yıl Erken Tunç Çağı’ndan klasik dönemlere uzanan yerleşim tabakaları ile karşılaştıklarını ifade etti.Panaztepe’de Erken Tunç Çağı olarak tabir edilen döneme ait kalıntıların bilindiğini ancak yerleşim olduğunu gösteren mimari kalıntılara daha önce ulaşılamadığını aktaran Çayır, şöyle konuştu: “Çalışmalarda aslında mezarlık bulmayı bekliyorduk. Çünkü 2014’de kaçak kazıcılar tarafından tahrip edilmiş bir mezar açığa çıkartıldı. Yüzey araştırmaları ve jeofizik-jeoradar ölçümlerinden o bölgede bir antik dönemin varlığı öngörülüyordu.”Orada geç dönemlere ait bir yerleşim alanı olduğunu belirten Çayır, “Onun altında Orta veya Geç Tunç Çağı’na ait olabilecek yapı katları ve onların da altında Erken Tunç Çağına ait bir yerleşim alanıyla karşılaştık. O yüzden çok önemliydi. Panaztepe’nin en erken dönemine ait yerleşim alanını bulduğumuzu söyleyebiliriz. Burası günümüzden yaklaşık olarak 5 bin yıl öncesine ait bir yerleşim alanı. Çalışmalarımızı hem yeni kazdığımız alanda hem de akropol ve eteklerinde devam ettirmeyi düşünüyoruz” dedi.Kazı Başkanı Çayır, ova kesiminde Erken Tunç Çağı yerleşimini bulmalarının hem Panaztepe  hem de bölge arkeolojisi için çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Erken Tunç Çağı’na ait mimari kalıntılarla yerleşim alanının tespit edilmiş olması bölgenin kültür tarihine yeni bir boyut kazandıracaktır” diye konuştu.Çayır, dönemin konutlarına ait duvar kalıntıları ve seramik buluntularla birlikte tespit edilen taştan yapılmış balık ağı ağırlıklarının yerleşimin bu dönemde ve muhtemelen sonraki dönemlerde de bir liman kenti olduğunu gösterdiğini de belirtti.Çayır, gelecek yıllarda söz konusu dönemlere ait yerleşimlerin boyutları ve niteliğinin anlaşılmasına yönelik önemli sonuçlarla karşılaşmayı umut ettiklerini de belirtti.

  • Göbeklitepe 10 ayda ziyaretçi sayısında zirveye ulaştı
    by NTV on 7 Kasım 2021 at 09:09

    Şanlıurfa’da 12 bin yıllık geçmişiyle “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe’yi yılın 10 ayında yaklaşık 460 bin kişi ziyaret ederken, bu sayı şu ana kadarki en yüksek rakam olarak kayıtlara geçti.Keşfedildiği günden bu yana turistlerin ilgisini çeken Göbeklitepe, her yıl binlerce yerli ve yabancı misafiri ağırlamaya devam ediyor. Üst koruma çatısı yapım çalışmaları nedeniyle 2018 yılının bir bölümünde kapalı kalan ören yerini o dönem yaklaşık 70 bin kişi ziyaret ederken bu rakam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019’un “Göbeklitepe Yılı” ilan edilmesiyle büyük artış göstererek 412 bin 378 kişiye ulaştı ve bölge turizmde “altın çağı”nı yaşadı.2020 yılına büyük umutlarla giren ve yeni bir ziyaretçi rekoru kırması beklenen Göbeklitepe’yi 3 ay ziyarete kapalı olması ve yeni tip koronavirüs salgınının etkisiyle 197 bin 912 kişi ziyaret edebildi.”GÖBEKLİTEPE’YE YOĞUN BİR İLGİ VAR” İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, Göbeklitepe’yi bu yılın 10 ayında ziyaret eden kişi sayısının yaklaşık 460 bin olduğunu belirtti. Yılın bitmesine 2 ay varken halen Göbeklitepe’ye yoğun ilginin olduğunu dile getiren Aslan, şu bilgileri paylaştı: “2021 yılının 10 ayındaki ziyaretçi sayısı ‘Göbeklitepe Yılı’ ilan edilen 2019 yılının 12 ayındaki ziyaretçi sayısından daha fazla. Bu rakamlar bizi çok umutlandırdı. Bu 460 binin büyük bir çoğunluğu da 1 Haziran’dan itibaren başlayan kontrollü yeni normalleşmeyle gelen misafir sayısıdır. Yani haziran ayından itibaren 5 ayda gelen ziyaretçi sayımız neredeyse 2019’daki toplam ziyaretçi sayısına yakındır. Bu, bize gelecek yıllarda Göbeklitepe ziyaretçi sayısının çok rahatlıkla 1-1,5 milyona ulaşabileceğini göstermekte.”Kentte yılın 12 ayında turizm yoğunluğunun olduğuna işaret eden Aslan, yatırımcıları kente davet etti.Şanlıurfa Turizmi Geliştirme Derneği Başkan Yardımcısı ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahime Yaşar ise 2019 yılının “Göbeklitepe Yılı” ilan edilmesiyle bölgeye çok ciddi bir katma değer kazandırıldığını ve bunun katlanarak devam ettiğini söyledi.”GÖBEKLİTEPE BİZİM BAŞIMIZIN TACI” Şanlıurfa’nın Türkiye’de kültür turizminde lokomotif olabilecek bir kapasiteye sahip olduğunu ifade eden Yaşar, şunları kaydetti: “Şimdiden ziyaretçi sayısı 500 bine yaklaştı. Bunda kültür turlarına olan ilgi ve insanlarımızın turizmde yurt içine yönelmesi gibi etkenler olduğu görülüyor. Göbeklitepe bizim başımızın tacı. Hem ülkemizde hem yurt dışında çok ses getirdi, getirmeye de devam ediyor. Hem Türkiye hem dünyada kültüre, arkeolojiye insanlığın ilgisi artıyor. Belgeseller, yapılan filmler ve programlar insanların merakını daha da arttırıyor, dolayısıyla Göbeklitepe’ye olan ilgi daha da artacaktır.”Otel Müdürü Ahmet Kaan Kaya da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla düzenlenen “Taş Tepeler” tanıtım toplantısının da etkisiyle Şanlıurfa’nın daha fazla turist çekeceğini söyledi.Gelen misafirlerin Göbeklitepe’ye hayran kaldıklarını aktaran Kaya, “2022 ve 2023 için yurt dışından şimdiden ciddi konaklama talepleri gelmeye başladı. Artık yeni oteller yapılacak, turizm bu kentin çok önemli bir gelir kaynağı olacak, istihdam sağlanacak” şeklinde konuştu.

  • Sabiha Gökçen Havalimanı’nda seferler yüzde 15 azaltılacak
    by NTV on 7 Kasım 2021 at 03:01

    Marmara Bölgesi’nde beklenen olumsuz meteorolojik koşullar nedeniyle, 6 Kasım 2021 tarihi saat 21.00 ile 07 Kasım 2021 tarihi 09.59 arasında Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki uçuşlar yüzde 15 azaltılacak.Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri AŞ’den (HEAŞ) yapılan açıklamaya göre, Sabiha Gökçen Havalimanı Meteorolojik Acil Durum Komitesi (MADKOM) toplantısı gerçekleştirildi.Marmara Bölgesi ile Sabiha Gökçen Havalimanı’nda beklenen olumsuz meteorolojik koşullar nedeniyle toplantıda alınan kararlar şöyle açıklandı:”Sabiha Gökçen Havalimanı uçuşlarında, 6 Kasım 2021 tarihi saat 21.00 ile 07 Kasım 2021 tarihi 09.59 arasında yüzde 15 oranında azaltma yapılacaktır. Tüm yolcuların uçuşları ile ilgili son durumu, ilgili hava yolunun internet siteleri ve çağrı merkezlerinden takip etmesi tavsiye edilmektedir.”

  • Göreme Açık Hava Müzesi’ndeki kilise ve şapeller ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkarıyor
    by NTV on 6 Kasım 2021 at 13:19

    Kapadokya’da her yıl yüzbinlerce ziyaretçinin gezdiği Göreme Açık Hava Müzesi içinde yer alan kayadan oyma kilise, manastır ve şapeller tarihi dokusu ve asırlara meydan okuyan freskleriyle turistleri cezbediyor.UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki alanda bulunan çok sayıdaki dini yapıdan Karanlık, El Nazar, Tokalı, Elmalı kiliseleri ile Azize Barbara, Aziz Basil şapelleri, başlıca ziyaret edilenler arasında yer alıyor.İlk dönemlerde daha sade çizimlerle süslenen kilise, şapel ve manastırlarda, üçüncü yüzyılda Roma İmparatoru 1. Konstantin’in Hıristiyanlığı kabul etmesinin ardından duvar ve tavanlara resmedilen freskler aradan geçen asırlara rağmen orijinalliğini koruyor.Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müzeler arasında, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen ilk 10 turizm merkezi arasında yer alan Göreme Açık Hava Müzesi’nde bulunan kilise ve şapellerde yer alan orijinal fresklerdeki “Doğum”, “Vaftiz”, “Kudüs’e giriş”, “Beytüllahim’e yolculuk”, “Üç müneccimin tapınması”, “Lazarus’un diriltilmesi”, “Son akşam yemeği”, “İsa çarmıhta” ve “İbrahim peygamberin misafirperverliği” tasvirleri, turistlerin ilgisini çekiyor.İşte diğer kareler…

  • Kemah Kalesi’ndeki kazılarda kalıntılarına rastlanan tarihi cami ayağa kaldırılıyor
    by NTV on 6 Kasım 2021 at 13:11

    Erzincan’ın Kemah ilçesindeki kalede yapılan kazılarda kalıntılarına rastlanan ve 800 yıllık olduğu tahmin edilen cami, tarihi kayıtlardan yola çıkılarak aslına uygun inşa ediliyor.Kent merkezine 50 kilometre uzaktaki ilçede hakim bir tepede kurulan Kemah Kalesi’nde, 2010 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü koordinesinde başlatılan kazı çalışmalarında kalıntılarına rastlanan Bey Camisi’nin yeniden ayağa kaldırılması için çalışma başlatıldı.Kemah Kaymakamlığının hazırladığı 2 milyon 700 bin liraya maliyetli projeyle bu yılın temmuz ayında inşaatına başlanan tarihi caminin 2 bin 200 yılı aşkın bir mazisi bulunuyor. Kemah Kaymakamı Mehmet Şükrü Pekpak, “Görüldüğü üzere burası zapt edilmesi çok zor, savunması kolay bir kale. Bu sebepten yüzlerce yılda yüzlerce medeniyet buraya sahip olmaya çalıştı. Son olarak da 1515 yılında Safeviler’den Osmanlı İmparatorluğu’na geçti. Ondan beri de bizim mirasımızdır diyebiliriz” diye konuştu. 

  • Avrupa’nın en güzel kasabaları
    by NTV on 6 Kasım 2021 at 04:23

    Avrupa’nın birbirinden güzel şehirleri eminiz ki seyahat listenizde var. Ancak gösterişli şehirleri gibi küçük kasabaları da mimarisi, tarihi ve kültürüyle görülmeye değer. İşte Avrupa’nın en güzel kasabaları…Giethoorn, İtalya’nın Venedik kentini andıran kanalları, düzenli yerleşimi, minik köprüleri ve çiftlik evleriyle kusursuz bir masal köyü.Amsterdam’dan iki veya üç trenle gidebileceğiniz Giethoorn, seyahat rotanızda olması gereken yerlerden.Kasabanın sakin kanallarında teknelerle gezinebilir, nehrin kenarında yürüyüş yapabilirsiniz.Guimaraes, Portekiz’in 12. yüzyıldaki ilk başkenti ve tarihi en iyi korunmuş yeri.Sakin ve huzurlu sokakları, manastırları, büyük eski sarayları ve UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilen tarihi yerleriyle görmeniz gereken yerlerden.Roscoff, Fransa’nın en sevimli şehirlerinden biri.Manş Denizi ile çevrili yarımada üzerinde inşa edilen Roscoff, küçük vr gösterişli dekore edilen evlerle dolu bir kasaba.Hem bir liman hem de bir sahil beldesi olan bu belde görenleri kendine hayran bırakıyor.İtalya’nın Toskana bölgesine bağlı Anghiari ortaçağ köyü, tarihi, dar ve sakin sokaklarıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Ünlü Anghiari savaşı ile bilinen bölge İtalya’nın en güzel köylerinden biri.Sokaklara bakan taş evlerdeki küçük pencereleri, ahşap panjurları ve kapıları kasabanın tarihi havasını hissettiriyor.Evlerin çiçekle süslenmiş giriş ve balkonları da bölgeye ayrı bir samimiyet katıyor.Atina’nın güneyinde yer alan Nafplio Yunanistan’ın ilk başkenti ve en romantik şehirleri arasında sayılıyor. Taş sokakları, çinili çatıları ve her yerlerden fışkıran rengarenk çiçekleri ile sizi kendisine çeken bir yer.Nafplion gözalıcı sahili, kafe ve restoranlarıyla tam bir yaz rotası.Daracık sokaklarında yürürken tarihin canlı olduğu hissine kapılabilirsiniz.Neretva Nehri’nin kıyısında yer alan Mostar, Hersek’in en büyük şehri ve başkentidir.Şehre ismini veren ünlü Mostar Köprüsü de gözalıcı mimarisi ve tarihiyle ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken yerlerden.Mostar’ı tam ortadan bölen köprü Neretva Nehri’nin eski yapılarından. Mostar tarih severler için harika bir rota.Mazara del Vallo İtalya’nın Sicilya adasının güneybatısında bulunan, Norman istilasından kalma surlarla çevrili ve nispeten iyi korunmuş  tarihsel merkeze sahip bir yer.Şehrin yakınlarındaki doğal güzellikleri korumak için kurulan özel doğa koruma alanları, bölgesel doğa parkları ve Mazaro Nehri ağzında kurulan liman şehri en güzel rotalar arasında yerini alıyor.İngiltere’nin Devon şehrinin Torridge bölgesinde şirin bir liman köyü.Dik, trafiğe kapalı Arnavut kaldırımlı ana caddesi ve kanal manzarasıyla da çok sayıda turist çekiyor.Dinkelsbühl, Almanya’nın güneyindeki Orta Frankonya’da tarihi bir kasaba.Orta büyüklükteki kasaba sakin, huzurlu ve rahat gezmeye elverişli.Dinkelsbuhl, gotik kiliseleri, mağazaları ve sanatçı stüdyolarıyla hem tarih hem de sanat adına birçok zenginliğe sahip.Korcula adası Dubrovnik’in kuzeyinde Peljesac yarımadasının hemen karşısında yer alıyor.Küçük ortaçağ şehri, harika balıkçı köyleri, muhteşem koyları, plajları, üzüm bağları ve zeytinlikleri ile görenleri kendine hayran bırakıyor.Surların içinde kalan tarihi şehir, labirent sokakları, kemerli köprüleri, kiliseleri ve saraylarıyla da adeta minyatür bir Dubrovnik.Kenmare, İrlanda’nın Kerry bölgesinin güneyinde yer alan küçük bir kasaba. Popüler turizm merkezlerinden olan bölgedeki işletmelerin birçoğu da turistlere hitap ediyor.Kasaba tarihsel, kültürel ve çevresel olarak Avrupada’ki  özgünlüğü korumuş durumda.Gurme yemekleri, golf sahaları, trekking alanları ve büyüleyici manzaraları ile İrlanda’nın ilgi çeken yerlerinin başında geliyor.Slovenya’nın Adriyatik Denizi kıyısında, Piran Körfezi’nin güneybatısında bulunan Piran, Orta çağ mimarisinin zengin kültürel mirasını gösteren adeta bir açık hava müzesi.Piran seyahatinde doğa tutkunları için nefes kesen deniz manzaraları da bolca var.Özellikle Tartinijev Trg ve Piran Limanı sizi hüsrana uğratmayacak.Çoğu gezgin tarafından dünyanın en güzel köyü olarak tanımlanan Reine, Kuzey Kutup Dairesi’nin üstündeki Moskenesoya Adası üzerine kurulu küçük bir kasaba.Reine’de halk, granit tepelere yaslanan kırmızı ve beyaz renkli kulübelerde kalıyor. Gezginlerin kamp yapabiliyor ya da balıkçı kabinlerinde konaklayabiliyor.Doğaseverler ve fotoğrafçılar Kuzey Işıkları’nın görmek için yaz kış Reine köyüne akın ediyor.Regencos tarihi yerleri ve deniziyle İspanya’da turistlerin yoğun ilgi gösterdiği yerlerden biri.Orta çağdan kalma dağlarla çevrili köyleri, kiliseleri ve geleneksel taş evleriyle sakin ve huzurlu bir yer.Regencos, tarihi yerlerin yanı sıra doğal güzellikleriyle de ilgi çekiyor.Tarnow Polonya’nın güneydoğusunda yer alan metropolitan, bölge yaşayan yabancı kültürlerden güçlü bir şekilde etkilenmiş ve bunu mimarisine yansıtmış bir yer.16. yüzyıldan kalma binaları, eski evleri ve savunma duvarlarıyla muhteşem bir mimariye sahip. Tarih severler için iyi bir rota.

  • Geçtiğimiz yıl keşfedilen Kilayet Manastırı’ndan ilk fotoğraflar
    by NTV on 5 Kasım 2021 at 07:37

    Artvin’in Kaçhal Dağı eteklerindeki 1100 yıllık olduğu tahmin edilen kilisenin içi, bölge halkı ve doğa tutkunlarının uğraşları sonucu ilk kez görüntülendi. Kilisenin restore edilerek, inanç turizmine kazandırılması isteniyor.Artvin’in Karçhal Dağı’nın eteklerinde sarp kayalıktaki 1100 yıl önce yapıldığı tahmin edilen asırlık kilise, bölge halkının yoğun çabası sonucunda doğa tutkunları ve fotoğrafçılar aracılığıyla görüntülendi.Geçtiğimiz yıl drone yardımıyla keşfedilen kilisenin içine ilk kez girildi.Artvin’in Sümela’sı olmaya aday kilisenin içinde kemer köprü, soğuk hava depoları, mahzenler ve yer altı mağaraları tespit edildi.Karçhal Dağı’nın eteklerinde yer alan 3 bin 428 rakımlı asırlık kilise, görenleri kendine hayran bırakıyor.Tarih kitaplarında Nukha Sakdari adı verilen, bölge halkı tarafından ise Kilayet Manastırı ya da Bakireler Kilisesi olarak bilinen yapı, zor ve dik bir yamaçta kayaların üzerinde yer alıyor.Kilisenin restore edilerek, inanç turizmine kazandırılması isteniyor.Kitabesi bulunmayan yapının bölgede önemli dini faaliyetlerde bulunan rahip Grigor Kanzda tarafından kurulduğu tahmin ediliyor.Amatör fotoğrafçı ve aynı zamanda turizm rehberli Osman Demir ve ekibi, zorlu kayalıklardan kilisenin içine girmeyi başardı.Kilisenin içini ilk kez görüntüleyen Demir, böğle halkı tarafından tarihi kilisenin korunmasını ve inanç turizmine kazandırılmasını istendiğini ifade etti.Kilisenin sarp kayanın üzerinde yer aldığını söyleyen Demir “Bu kilise Karadeniz’in ikinci Sümela’sı’ olarak da biliniyor. Bulunduğu alanda küçük şapel, gözetleme kuleleri var. Biri tamamen yıkılmış, diğerinin beden duvarları hala ayakta” dedi.Kilayet Manastırı’ndan fotoğraflar…

  • Turizme ‘ara tatil’ dopingi: “Oteller yüzde 40 daha ucuz”
    by NTV on 4 Kasım 2021 at 10:18

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2021-2022 Eğitim ve Öğretim Yılı takvimine göre, 15 Kasım Pazartesi günü ile 19 Kasım Cuma günü arasında ara tatil verilecek. Hafta sonları da dahil edildiğinde 9 günü bulacak ara tatili değerlendirmek isteyen tatilciler şimdiden rezervasyonlara başladı. Sektör temsilcileri ara tatil taleplerine ilişkin son durumu ntv.com.tr’ye değerlendirdi.Arife Selin Gürer / ntv.com.trOkullarda ara tatil uygulaması, turizm sektörünü de hareketlendirdi. Özellikle havaların sıcak gittiği yerlerin yoğun talep gördüğü ara tatilde, Türkiye genelinde rezervasyonlar arttı.Ara tatil dönemlerinin başta çocuklu aileler olmak üzere birçok kesim tarafından ilgi gördüğünü ifade eden sektör temsilcileri ara tatilin iç turizmi canlandıracağına dikkat çekti.Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Yönetim Kurulu Başkanı Ülkay Atmaca, “Pandemi halen devam ediyor ancak çok iyi uyguladığımız Güvenli Turizm Sertifikası ve sektörün aşılanmış olması nedeniyle ara tatile talep gelmeye başladı. Yakın zamanda erken rezervasyonların da başlamasıyla sayı daha da artacak.Yerli turist bu yaz çok fazla seyahat etti ve sektöre can suyu oldu. Özellikle seyahat kısıtlamaları ve uçuş yasağının olduğu dönemde iç pazar, Türk turizminin imdadına yetişti” dedi.”ANTLAYA’DA OTELLER YÜZDE 40 DAHA UCUZ”Havaların iyi gitmesi ve sezonun uzaması ile ekimde Avrupalı turistin Antalya’yı tercih ettiğini vurgulayan Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkan Yardımcısı Kaan Kavaloğlu, kasımda da bu durumun devamının geleceğini söyledi.Ara tatil dönemi için Antalya’da rezervasyonların artmaya başladığını belirten Kavaloğlu, “31 Ekim dahil Antalya’ya 8 milyon 615 kişi geldi, bu durum geçen seneye göre yüzde 160 lık bir artış demek. Ara tatil dönemi yurt içi pazarı olumlu etkileyen bir dönem oldu. Kasımda oteller yüzde 40 daha ucuz” dedi.EKONOMİK ÜCRETLERLE TATİL İMKANI29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Kapadokya’da yüzde 100 doluluklar yaşandığını ifade eden Turizm Otel Yöneticiler Derneği İç Anadolu Bölge Yürütme Kurulu Nevşehir Temsilcisi Nazif Demir, ara tatilde de yine Kapadokya’ya ciddi talep olduğunu ve kış dönemine girilmesi sebebi ile otellerde ekim ayına göre fiyatlarda yüzde 10 ile yüzde 30 arasında indirim uygulandığının altını çizdi.Ara tatil döneminde genelde 3 gece 4 günlük tatil seçeneğinin tercih edildiğini söyleyen Demir, bölgede, balon turlarının, doğa yürüyüşlerinin, Atlı gezilerin, Avanos’ta çanak ve çömlek yapımı ve mağara odalarının büyük ilgi gördüğünü belirtti.Direk uçuşların başlaması ve sefer sayılarının artması ile Türklerin en çok ziyaret ettiği ülkelerden biri olduklarını vurgulayan Kıbrıs Türk Turizm ve Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB) Başkanı Orhan Tolun, “Turistimizin büyük çoğunluğu ise Türkiye’den geliyor. Bizdeki yüksek uçak fiyatları bizim Türkiye ile rekabetimizi engelliyor. Kimlikle gelinebilmesi, aynı dili konuşmamız, aynı parayı kullanmamız , tarihi ve kültürel bağlarımız bu durumun en büyük sebebi. Aynı sebeplerden bizlerin de en çok ziyaret ettiği ülke Türkiye.Bu yıl otellerimiz Türkiye’den pahalı değil. Ara tatil dönemi için bu sebepten 5 yıldızlı otellere yoğun talep var. Fiyat ve hizmet kalitesinin yanında birçok otel çocuklara yönelik aktiviteler ile de daha da cazip hale geliyor” diye konuştu.”SEZON UZADI”Ara tatile yönelik taleplerde belirgin bir artış olduğunu belirten TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya da, AA’ya yaptığı açıklamada özellikle Kapadokya bölgesinin ön plana çıktığına dikkat çekti.Bağlıkaya, “Sapanca, Abant gibi büyük kentlere yakın bölgelerin yanı sıra sezonun uzaması ve havaların da iyi olması nedeniyle Akdeniz ve Ege bölgelerine olan talebin de fazla olduğunu gözlemliyoruz. Yurt dışı seyahatlerinde ise öncelikle Kıbrıs talebinin yüksek seyir izlediği görülüyor. Dubai ve Balkan turları da tercihler arasında yer alıyor” dedi. selin.gurer@ntv.com.tr

  • Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü
    by NTV on 4 Kasım 2021 at 08:28

    Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Türkiye, tarihsel ve kültürel zenginlik açısından oldukça önemli bir yere sahip. Yurdun batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine her yeri bu zenginliklerle dolu. Bunlara verilebilecek en güzel örneklerden biri de köprüler… Binlerce yıllık geçmişe sahip, birbirinden ayrı kara parçalarını birleştirme görevi üstlenen bu köprüler; tarihi, mimarisi ve konumuyla gerçek anlamda tarihe tanıklık etmiş eserler arasında yer alıyor. İşte Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü…Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü İstanbul Büyükçemece’de yer alıyor. Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda inşa edilen köprünün yapımına Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle başlanarak, II.Selim zamanında tamamlandı. Köprü, 4 ayrı bölüm ve 28 kemerden oluşuyor. Dönemi itibariyle de Rumeli’ye uzanan kervan ve sefer yolu üzerine inşa edilen büyük bir su yapısına sahip. Mimar Sinan’ın ustalığını ve hatta dehasını gösteren bu önemli yapı, mimarisi ve çok geniş bir alanda kurulması bakımından Osmanlı dönemi Türk mühendisliğinin başta gelen eserleri arasında. Uzun yıllar önce restore edilen bu köprü aynı zamanda ilçenin de sembolü. İstanbul’un tarihi zenginliklerini keşfederken bu köprüden geçmeyi de unutmayın.Tarihi ve kültürel zenginlikler açısından önemli bir yere sahip olan köprü, Antalya kentimizde yer alıyor. Köprü, 220 metre uzunluğu ve eşsiz mimari yapısı ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Serik ilçesinde yer alan köprü bölgedeki köylüler tarafından hala kullanılıyor ve çay ortasındaki dirsekli yapısı ile de farklı bir mimari sunuyor. Pamfilya döneminin de en önemli geçiş güzergahları arasında yer alan Alaeddin Keykubad Köprüsü, Roma döneminde yapıldı ve doğal afetler sonucu yıkılarak Selçuklu döneminde yeniden inşa edildi. Her dönem kullanıldığı için ayakta kalmayı başaran bu tarihi yapıyı Antalya’ya yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin.Artvin’in Arhavi ilçesinde yer alan ve birbirini tamamlayarak tam daire özelliği taşıyan tarihi “Çifte Köprüler”, asırlara meydan okuyan ihtişamlı görüntüsüyle görülmeye değer yerler arasında. Ziyaretçelerin her mevsim yoğun ilgi gösterdiği bu tarihi köprü, kentin en önemli kültürel yapıları arasında gösteriliyor. İlçeye Bağlı Ortacalar bölgesinde Kamilat ve Soğucak dereleri üzerinde birbirini tamamlayayarak konumlandırılan köprüler, 18. yüzyılda moloz ve kesme taşlarla Osmanlı mimarisi şeklinde inşa edilmiş ve yıllar önce restore edilerek turizme kazandırıldı. Yemyeşil doğası ve göz alıcı mimarisiyle görülmeye değer Çifte Köprüler’i rotanıza eklemeyi unutmayın.Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yer alan Malabadi Köprüsü, bölgenin önemli tarihi miraslarından biri. Artukoğulları Dönemi’nde Timurtaş Bin İlgazi Bin Artuk tarafından inşa ettirilen köprü 12’nci yüzyıl Selçuklu Dönemi anıtsal mühendislik ve mimarlık başyapıtları arasında. Malabadi Köprüsü, aynı zamanda dünyanın bugüne ulaşan en büyük kemer açıklığına sahip taş kemer köprüsü. Kemerin her iki yanından kervan ve yolcular için iki barınak oda bulunuyor. Üzerinde bulunan insan, güneş ve arslan figürlü kabartmalarıyla da özgün ve dikkat çekici yapılar arasında. Diyarbakır’a yolunuz düşerse burayı görmeden dönmeyin.Diyarbakır’ın tarihe tanıklık eden bir diğer köprüsü ise Dicle Köprüsü. Kentin Sur ilçesinde Dicle Nehri üzerinde yer alan tarihi köprü halk tarafından “On Gözlü Köprü” olarak bilinir. Mervaniler zamanında hükümdar Nizamüddevle Nasr tarafından yaptırılan köprünün, zaman içinde birçok kez restore edilerek kısmen değiştiği düşünülüyor. Kentin simgesi haline gelen ve en önemli yapıları arasında yer alan bu köprü Silvan veya Mervani isimleriyle de biliniyor. 178 metre uzunluğunda ve 5.6 metre genişliğindeki bu tarihi köprü savaşlarda da daima en çok korunan yapılardan biri. Tarihin izlerini yakından görmek isterseniz Dicle Köprüsü’nü rotanıza ekleyebilirsiniz.Günümüzde Tunca Köprüsü olarak bilinen Ekmekçizade Ahmetpaşa Köprüsü Edirne’nin Odunpazarı ilçesi Tunca nehri üzerinde yer alıyor. 15. yüzyılda Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından yaptırılan köprünün mimarı Sedefkar Mehmet Ağa‘dır. Köprü toplamda 11 ayak ve 10 kemerden oluşuyor. Köprünün bir bölümü ve günümüzde ortada bulunan yazıtlı köşk kısmı su taşkını sonrasında yıkılarak ve 2008 yılında restore edildi. Dikkat çeken mimarisi ve tarihiyle kentin önemli yapıları arasında olan bu köprüyü Edirne’ye giderseniz mutlaka ziyaret etmelisiniz.Adana’nın Seyhan Nehri üzerinde yer alan Taş Köprü, dördüncü yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırıldı. Yüzyıllarca Avrupa ile Asya arasında önemli bir köprü oluşturan bu tarihi yapı 319 metre uzunluğunda ve 13 metre yüksekliğinde. Köprünün 21 kemerinden 14’ü hala ayakta. Ortadaki büyük kemerde iki aslan kabartması oldukça dikkat çekici. Taş köprü dünyanın kullanılan en eski köprüsü ünvanıyla da önemli bir yere sahip. Adana (Seyhan) ve Karşıyaka (Yüreğir) yakalarını birleştiren Taş Köprü Adana’nın en önemli simgelerinden. Bu göz alıcı köprüyü Adana’ya yolunuz düşerse mutlaka görmelisiniz.Justinianus Köprüsü veya Sangarius Köprüsü Sakarya’nın Serdivan ilçesinde yer alıyor. Bizans İmparatoru Justinianus tarafından MS 558-560 yıllarında yaptırılan köprü, 365 metre uzunluğunda ve 9,85 metre genişliğinde. Toplam 12 kemerli olan köprünün batı ucunda tak izi, doğu ucunda apsisli yapı ve köprü ile ilgili tonozlu yapı kalıntıları bulunuyor. Her yıl binlerce turisti ağırlayan Justinianus Köprüsü, erken Bizans Dönemi’nin Anadolu’daki en görkemli anıtsal yapılarından. Justinianus, zamana meydan okuyan mimarisi, önemli geçmişi ve çevresindeki eşsiz doğasıyla seyahat listenize girmeyi hak edecek yerler arasında.Adana’nın Karaisalı ilçesinde yer alan Varda Köprüsü, halk arasında Koca Köprü olarak anılıyor. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit ile Alman İmparatoru Kaiser Wilhem tarafından inşa edilen köprü 99 metre yüksekliğinde ve 172 metre uzunluğunda. Aynı zamanda vadiyi de birbirine bağlamakta. Hatta ”James Bond” serisinin “Skyfall” filminin aksiyon sahnelerinin de çekildiği Varda Köprüsü, çeşitli yerli ve yabancı filme ev sahipliği yapmasıyla da dikkatleri üzerine çekmekte. Alışılmışın dışındaki mimarı yapısı ve virajlı yoluyla özgün yapılar arasında yer alıyor. Ülkemizin tarihsel, kültürel ve doğal zenginlikleri açısından oldukça önemli bir yere sahip kentimiz Adana’ya giderseniz, Varda Köprüsü’nü mutlaka ziyaret etmelisiniz.Tarihe tanıklık eden bir başka köprü ise Palu Köprüsü. Türkiye’nin en görkemli köprüleri arasında yer alan köprü, Elazığ’ın Palu ilçesi Murat nehri üzerinde yer alıyor. Köprünün ne zaman yapıldığına dair net bir bilgi bulunmuyor ancak Roma Dönemi’nde inşa edildiği düşünülüyor. Palu Köprüsü, kuruluşu ve kemer şekilleri bakımından Selçuklu dönemi köprülerine de benzetiliyor. Tarihi köprünün Artuklular Dönemi’nde yapıldığı da söylentiler arasında. Köprü, İpek Yolu güzergâhında bulunması nedeniyle eskiden ‘İstanbul’u Bağdat’a bağlayan köprü’ olarak da biliniyor. Turistlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çeken bu köprüyü siz de mutlaka ziyaret etmelisiniz.

  • Gökçeada’nın Trabzonlu zeytincileri
    by NTV on 3 Kasım 2021 at 09:40

    Trabzon’un Çaykara ilçesinin kırsal mahallelerinden Şahinkaya’da 48 yıl önce meydana gelen heyelanın ardından Gökçeada’ya göçen 61 hanenin fertleri gelenek göreneklerini devam ettiriyor. Zeytinlerini yıllardır imece usulü ile toplayan Karadenizliler, aradan geçen zamanda adaya zeytinyağı fabrikası da kurdu.Çaykara’nın Şahinkaya mahallesinde 1973 yılında yaşanan heyelandan sonra 61 hane, devlet tarafından Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde inşa edilen ve “Şahinkaya” adı verilen köye yerleştirildi.Memleketlerinden 1400 kilometre öteye, hiç bilmedikleri bir bölgeye göç eden Karadenizliler, devletin kendilerine sağladığı imkanlarla tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya başladı. Göçün ilk yıllarında gurbet zorluğu yaşayan köylüler, yaklaşık yarım asırdır memleket bildikleri, Türkiye’nin en büyük adasında yaşamına devam ediyor.Şahinkayalılar, Karadeniz’den Ege’ye aynı isimle kurulan köylerinde hayata geçirdikleri kooperatifin ardından 3 yıl önce 175 bin Avro yatırımla açtıkları zeytinyağı fabrikasıyla ekonomiye de katkı sağlıyor.Yaklaşık yarım asırdır imece usulü ile zeytin toplayan Şahinkayalılar, buradan aldıkları keyifle örf ve adetlerine bağlı hayat sürdürüyor. Köylerinin arazisinden toplanan zeytinler yapraklarından ayıklanıp kovalara dolduruluyor.Buradan fabrikaya getirilen yüzlerce kilogram zeytin, yapılan duanın ardından fabrikada sıkılıp paketlenerek satışa hazır hale getiriliyor.Gökçeada Dereköy Şahinkaya Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Azmi Nafi Uygun, AA muhabirine, Şahinkayalılar olarak imece usulü çalışmaları devam ettirdiklerini söyledi. Uygun, “Burada köylülerimiz ve hatta adadaki arkadaşlarımız ile beraber elle eski yöntemlerle zeytin topluyoruz. Sağ olsunlar bu sezonda da köylülerimiz, arkadaşlarımız bize destek verdiler. Yine imece usulü ile zeytinlerimizi topluyoruz.” dedi.Yetiştirdikleri zeytin türünün Ladolya olduğunu anlatan Uygun, bu zeytinin dünyada sadece Gökçeada ve İspanya’da bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:”Bu zeytinin yağı çok kıymetlidir. Özellikleri nedeniyle de Türkiye’de bu lezzette başka bir zeytinyağı yoktur. Ladolya cinsi zeytin sadece yağlıktır. Biz de bu nedenle zeytinimize çok kıymet veriyoruz. Bundan sonra bakımlarına da yoğunluk vereceğiz. Günlük 80 ton işleme kapasitesine sahip fabrikamızı da 3 yıl önce kurmuştuk. İmece usulü aslında eskiden hep vardı ama daha az yapılmaya devam ediliyordu. Biz bu gelenekten vazgeçmeyerek devam ettiriyoruz. Elle topladığımız bu zeytinlerimizi daha sonra fabrikamızda sıkacağız.”Başkan Uygun, bu geleneği yaşattıkları için çok mutlu olduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:”Komşularımız ile arkadaşlarımız ile tekrar bir arada olmak çok önemli. Eski günlerde olduğu gibi bir arada yardımlaşma duygusunu bu seviyeye çıkarmak çok güzel oldu.Biz buraya geleli 50 yıl oldu. Örf ve adetlerimize devam ediyoruz. Benim rahmetli babamın bir lafı vardı ‘Bir işin başında kendin olmazsan başarılı olamazsın’ derdi. Biz de başta üyelerimiz olmak üzere tüm arkadaşlarımız ile yarım asırdır bu imece geleneği memleketimiz olan Gökçeada’da sürdürmeye devam ediyoruz. Çok güzel oluyor.”Şahinkaya sakinlerinden Nurhan Atalay da çocuk yaşta geldikleri adada uzun süredir yaşam sürdürdüklerini anlattı.Eski gelenekleri devam ettirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydeden Atalay, “Burada eski örf ve adetler devam ediyor. Sadece düğünlerde birlikte değiliz, zeytin toplarken de beraberiz. Hep beraber imece usulünü devam ettiriyoruz. Çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.Ziraat Mühendisi ve Organik Tarım Koordinatörü Muharrem Serttaş ise Ladolya cinsi zeytinin çok özel bir ürün olduğunu belirterek, şunları söyledi:”Yaptığımız araştırmaya göre bu zeytin çeşidi yaklaşık 250 yıl önce Gökçeada’ya getirilmiş. Dolayısıyla buranın iklim kuşağına alışmış. Bölgeye uygunluk sağlamış. Bunu başka yere götürdüğümüz zaman burada elde ettiğimiz zeytinyağının tadını elde etmek mümkün değildir. Bu özelliklerinden dolayı Gökçeada’nın yağı çok kaliteli. Şu anda bu zeytin sadece Gökçeada’da ve İspanya’da yetiştiriliyor.”

  • Kazakistan’da bin yıllık tarihi kent Sarayşık turizme kazandırılıyor
    by NTV on 3 Kasım 2021 at 04:24

    Kazakistan’da tarihi kent Sarayşık turizme açılıyor. Bin yıllık tarihi olan kent, Kazakistan’ın manevi ve milli kimlik politikası üzerine yeniden canlandırılacak. Sarayşık Devlet Müzesi’nde sergilenen 5 bin eser de kentin tarihine ışık tutuyor.Kazakistan’ın batısındaki Atırau eyaleti sınırları içinde yer alan ve zamanında Altın Orda Devleti’nin başkentliğini yapan bin yıllık tarihi kent Sarayşık turizme açılıyor.Sovyetler Birliği döneminde uzun süre bakımsız kalan tarihi kent, son dönemde Kazakistan’da aktif bir şekilde yürütülen manevi ve milli kimlik politikası üzerine yeniden canlandırılıyor.Ural Nehri’nin uzantısı olan Jayık Nehri kenarında yer alan Sarayşık, nehrin taşıması nedeniyle bir kısmını kaybetmesine rağmen bin yıllık tarihi dokusunu korumaya devam ediyor.Sarayşık, zamanında 16 Türk Devleti’nden biri olan Altın Orda’nın başkentliğini yapmış ve daha sonra Kazak Hanlarının (devlet başkanları) tahta çıkma merasimlerinin gerçekleştirildiği siyasi merkez statüsünde bulunuyor.Aynı zamanda Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayarak güzergah konumunda yer almasıyla da Tarihi İpek Yolu’nun önemli ticarethanelerinden biri oldu.Yaklaşık 11. yüzyılda Batu Han tarafından temelinin atıldığı söylenen tarihi Sarayşık kenti, yüzyıllar boyunca bozkırın medeniyet beşiği görevini üstlendi.Bunun en büyük örneği olarak gösterilen 14. yüzyılda kentte kullanılan su kanalizasyon sistemi kalıntıları ise Sarayşık Devlet Müzesi’nde sergileniyor.Tek katlı müzede yer alan 5 bin eser, kadim kent tarihine ışık tutuyor.Sarayşık’ın turizme kazandırılması kapsamında, tarihi kentte yurt içi ve yurt dışından uzmanların katılımıyla 20 proje faaliyete geçirilecek.Özellikle zamanında Sarayşık’a gelen ünlü yabancı gezginlerin bıraktıkları notlarda adı geçen Orda Pazarı yeniden inşa edilerek, kazı çalışmaları sırasında çıkarılan eserlerin sergileneceği büyük Altın Orda Müzesi ziyarete açılacak.Zanaatın merkezi olarak da tanınan Sarayşık tarihi kentinde yerli ustaların atölyeleri kurulacak.At üstünde çeşitli gösterilerin sahnelenmesi ve develerle geziye çıkmak için ayrı alanlar oluşturulacak.Halihazırda her yıl 20 bin ziyaretçi ağırlayan Sarayşık’ın ziyaretçi sayısının böylece kısa sürede 700 bine kadar çıkarılması planlanıyor.

  • 18 ay sonra yeniden açılan Tayland’a binlerce turist akın etti
    by NTV on 1 Kasım 2021 at 13:41

    Güneydoğu Asya ülkesi Tayland, Covid-19 önlemleri kapsamında 18 aydır uyguladığı yabancı turistlere karantina uygulamasını bugün itibariyle kaldırdı. Kararın ardından başkent Bangkok’a binlerce turist akın etti. Sıkı karantina önlemleri nedeniyle iki yıl boyunca kapalı kalan ülkede, yaklaşık 50 milyar dolarlık yıllık gelir kaybedilmiş ve 3 milyondan fazla kişi işinden olmuştu.Binden fazla yabancı turist, Covid-19’a karşı aşılanan ziyaretçiler için karantina muafiyeti kapsamında 18 ayın ardından Tayland’ın başkenti Bangkok’a geldi.Üst düzey sağlık yetkilisi Kiattiphum Wongraijit, açılış gününde 40 uluslararası uçuş aracılığıyla bin 534 yabancı ve 890 yerli turist geldiğini açıkladı.Bangkok Suvarnabhumi Uluslararası Havaalanı yetkilileri, bugün 10 binden fazla turistin beklendiğini açıkladı.Bununla birlikte muafiyet, ABD ve Çin de dahil olmak üzere 60’tan fazla ülkeyi kapsıyor. Bangkok’a ilk gelen turistlerden biri olan Alman Simon Raithel, “Şu anda, bildiğiniz gibi Avrupa oldukça soğuk, bu yüzden buraya gelmeye karar verdik” dedi.Diğer taraftan, Asya-Pasifik’in en popüler turistik yerlerinden biri olan Tayland’da pandemi nedeniyle turizme bağlı 3 milyondan fazla iş ve yılda yaklaşık 50 milyar dolar gelir kaybedildi.Tayland’ın muhteşem plajları, baharatlı yemekleri ve göz kamaştırıcı tapınakları pandemiden önce sürekli yabancı turistlerin ilgisini cezbetti. Ülke, 2019’da uluslararası turizm gelirlerinden 60 milyar dolar elde etti.Geçmiş yıllarda, her yabancı turist Tayland’da kişi başına ortalama bin 520 dolar harcayarak ülkeyi dünyanın en karlı seyahat destinasyonlarından biri haline getirdi. Ayrıca, Dünya Bankası verileri, 2018’de turizmin Tayland GSYİH’ya toplam katkısının 100 milyar dolar olduğunu gösteriyor.Pandemiden önce turizm, Tayland GSYİH’sının yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyordu.Diğer taraftan Tayland, turizmi salgın öncesi haline getirmek için geçen Temmuz ayında  Phuket adasını aşısız gezginlere açtı. Ancak, pilot uygulama karışık sonuçlar verdi ve aylık pandemi öncesi turist sayısının sadece yüzde 1’ini getirdi.Öte yandan, Tayland’ın yeni ulusal programı kapsamında ziyaretçilerin varışta negatif bir Covid-19 testin belgesi göstermesi gerekiyor. Ardından turistler ertesi gün serbestçe seyahat edebiliyor.Fransız Marguerite Jeason, “Bu çok daha kolay. Önceden 14 gece katantinada tutuluyorduk” diye konuştu.Bununla birlikte Tayland’daki hava yolları, ülkeyi beklenen ziyaretçi akınına hazırlamak için oldukça hızlı davrandı.Yine de, 2019’daki yaklaşık 40 milyona kıyasla, bu yıl 180 bin yabancı varış ve gelecek yıl 7 milyon yabancı varış ile toparlanmanın nispeten yavaş olması bekleniyor.Our World in Data’nın verilerine göre, 69,8 milyon nüfuslu Tayland’da halkın yüzde 44’ü tam olarak aşılandı.

  • Küre Dağları’nda sonbahar güzelliği
    by NTV on 31 Ekim 2021 at 09:36

    Kastamonu ve Bartın arasında zengin florası, endemik bitki türleri, ormanları ve şelaleleriyle her mevsim ilgi çeken Küre Dağları, sonbahar renkleriyle göz kamaştırıyor. Küre ve İnebolu ilçeleri arasındaki ormanlık alanlar yeşilden sarı ve kahverengine dönen renkleriyle hayranlık uyandırıyor.Kastamonu ve Bartın arasında kalan ve her mevsim ilgi çeken Küre Dağları, sonbahar renkleriyle görenleri büyülüyor.Ekoturizm açısından yüksek potansiyele sahip Küre Dağları, sonbahar mevsiminin bütün güzelliklerini ziyaretçilerine sunuyor.Ormanın içinden kıvrılarak uzanan yollar ise bir nehir yatağını andırıyor.

  • İstanbul Havalimanı, 3 yılda 103,5 milyon yolcuyu ağırladı
    by NTV on 31 Ekim 2021 at 08:38

    İstanbul Havalimanı, faaliyete geçmesinin ardından geçen 3 yılda küresel salgına rağmen 103,5 milyon yolcuya ulaşırken, bu süre içerisinde çok sayıda birincilik ve ödüle layık görüldü.İstanbul Havalimanı, 3 yılda 103,5 milyon yolcu ağırladı.76,5 milyon metrekare alan üzerine inşa edilen ve birçok yönden dünyada ilkleri barındıran İstanbul Havalimanı’nın ilk fazının açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın yanı sıra dünyanın dört bir yanından 50’nin üzerinde üst düzey konuğun katılımıyla 29 Ekim 2018’de gerçekleştirilmişti.Açılışa Arnavutluk, Sırbistan, Katar, KKTC, Kırgızistan, Kosova, Makedonya, Moldova, Pakistan, Sudan, Bosna Hersek ve Bulgaristan gibi ülkelerden cumhurbaşkanı ve başbakan düzeyinde katılım olmuştu.İstanbul’u dünya havacılık sektöründe kavşak noktası yapacak yeni havalimanı, geniş terminalleri ve gümrüklü alanları, bağımsız pistleri, apronu, otopark, yeme-içme ve sosyal donatı alanlarıyla küresel havacılıkta dikkati çekiyor. Havalimanında halihazırda 291 mağaza bulunuyor. YOLCU SAYISINI HIZLA ARTIRMASI VE YAZ AYLARIYLA BİRLİKTE ZİRVEYE ULAŞMASI BEKLENİYORDünyanın en büyük terminaline sahip olan ve 1 milyon 400 bin metrekare tek çatı altındaki ana terminal binasında hizmet veren İstanbul  Havalimanı, halihazırda yıllık 90 milyon yolcu ağırlama kapasitesiyle öne çıkıyor.İstanbul Havalimanı, açılışının ardından geçen 3 yıllık sürede, 24 Ekim 2021 itibarıyla 103 milyon 452 bin 393 yerli ve yabancı yolcu ağırladı. 251 noktaya uçulan İstanbul Havalimanı’nda 730 bin 83 sefer gerçekleştirildi.Havalimanının açılışının üzerinden henüz 1,5 yıl geçmesinin ardından Covid-19 salgınının ortaya çıkması sonrası dünya havacılığı tamamen durma noktasına gelmiş, İstanbul Havalimanı da 59 gün kapalı kalmıştı.Uluslararası uçuşların uzun süre yapılmadığı, bazı ülkelerin aylarca yurt dışından uçuş kabul etmediği bir dönemde 103,5 milyon yolcuya ulaşan havalimanının, özellikle yeni yılın ikinci çeyreğinden itibaren yolcu sayısını hızla artırması ve yaz aylarıyla birlikte zirveye ulaşması bekleniyor.Küresel ticarette hızla artan kargo taşımacılığı için de önemli bir merkez olma özelliği taşıyan İstanbul Havalimanı’nda bu alanda çok sayıda şirket faaliyet gösteriyor.ÇOK SAYIDA ÖDÜL VE BİRİNCİLİKHenüz açılmadan çeşitli mimarlık ödüllerine layık görülen İstanbul  Havalimanı, hizmete girmesinden bu yana toplam 31 ödül ve sertifika aldı.Saygın kurumlar tarafından üst üste ödüllere layık görülen İstanbul  Havalimanı, sadece son 3 ayda alınan ödüller göz önünde bulundurulduğunda ne kadar önemli bir eser olduğunu da ortaya koydu.Havalimanı, son olarak 27 Ekim’de sektörün en prestijli ödülleri arasında gösterilen “17th ACI Europe Awards” ödüllerinde “Avrupa’nın En İyi Havalimanı” seçildi.Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından düzenlenen organizasyon kapsamında “Avrupa’nın En İyi Havalimanı” ve “Erişilebilir Havalimanı” ödüllerine layık görülen İstanbul Havalimanı’nın salgına karşı aldığı önlemler, erişilebilirlik için attığı adımlar ve sürdürülebilirliğe katkı sunduğu çalışmalar takdirle karşılandı.Seyahat ve yaşam dergisi Conde Nast Traveler’ın okuyucuları, İstanbul Havalimanı’nı dünyanın en iyi ikinci havalimanı seçti. 6 Ekim’de sonuçları açıklanan araştırmaya, 800 binden fazla okuyucu puan ve yorum gönderdi.”YILIN HAVALİMANI” ÖDÜLÜDünya havacılık sektörünün en prestijli yayınları arasında gösterilen “2021 Air Transport Awards Ödülleri”nde (21 Eylül’de) “Yılın Havalimanı” ödülüne layık görülen İstanbul Havalimanı, New York merkezli Travel and Leisure dergisinin “World’s Best Awards 2021” anketinde dünyanın en iyi 10 havalimanı arasında ikinci sırada yer aldı. Anketin sonucu 2 Eylül’de açıklandı.Havalimanı, Hava Taşımacılığı Araştırmaları Derneği (ATRS) tarafından yılda 40 milyondan fazla yolcu ile “Avrupa’nın En Verimli Havalimanı” ödülüne layık görülürken (1 Eylül), ABD merkezli Brandon Hall Group tarafından düzenlenen “2021 Brandon Hall Group HCM Mükemmellik Ödülleri”nden 6 altın, 1 gümüş ve 1 bronz mükemmellik ödülü aldı.Aldığı ödüllerle adından sıkça söz ettiren İstanbul Havalimanı, açılışından bu yana geçen süre içerisinde zaman zaman Avrupa’nın en yoğun veya en çok yolcunun ağırlandığı havalimanı olma başarısı da elde etti.

  • Şehirden şehire salla yolculuk
    by NTV on 31 Ekim 2021 at 07:28

    Bursa ve Balıkesir’in ortasından geçen Aliova Çayı’na köylüler sal kurdu. Doğal güzellikleri için bölgeye gelenler, bir şehirden diğerine bu salla geçiyor. Ücretsiz olan salla yolculuğun yoğun ilgi gördüğünü anlatan köy sakinleri ‘‘Dört kişiden fazla bindirmiyoruz. Daha önce plastikten yapmıştık ama randıman alamadık, şimdi varillerle kolayca geçiyoruz’’ dedi.

  • Gökçeada ve Bozcaada hatlarına 21 ek sefer konuldu
    by NTV on 31 Ekim 2021 at 03:16

    Çanakkale Boğazı ile adalar hattında deniz ulaşımını sağlayan GESTAŞ AŞ, bugün Gökçeada ve Bozcaada güzergahları için ilave 21 feribot seferi düzenleyecek.Gökçeada ve Bozcaada’ya yapılacak mevcut tarifenin yanı sıra ilave seferler konuldu.Kabatepe’den Gökçeada’ya 12.00 ve 16.00, Gökçeada’dan Kabatepe’ye 10.00, 14.00 ve 18.00 saatlerinde ek seferler yapılacak.Diğer hatta ise Geyikli’den Bozcaada’ya 07.00, 10.00, 12.00, 13.00, 15.00, 16.00, 18.00 ve 20.00, Bozcaada’dan Geyikli’ye 09.00, 11.00, 12.00, 14.00, 15.00, 17.00, 19.00 ve 21.00’de ek seferler gerçekleştirileceği kaydedilen açıklamada, güncel tarifeye “www.gdu.com.tr” internet adresinden ulaşılabildiği duyuruldu.

  • ‘Göletler Diyarı’ Pazaryeri sonbahar renklerine büründü
    by NTV on 30 Ekim 2021 at 09:39

    Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde sonbaharın gelişiyle adeta renk cümbüşü yaşanıyor. Sekiz gölete ev sahipliği yapan ve ”Göletler Diyarı” olarak bilinen ilçe, sonbaharda yağlı boya tablolarını andıran manzaralar sunuyor.Bilecik’in Pazaryeri ilçesi, Marmara Bölgesi’nde eşsiz manzaralar sunan 8 gölete ev sahipliği yaptığı için “Göletler Diyarı” olarak anılıyor.Sonbaharın gelişiyle Pazaryeri sarı, kırmızı, turuncu ve yeşilin farklı tonlarına büründü.İlçedeki Bozcaarmut, Küçükelmalı, Büyükelmalı, Günyurdu, Sarnıç, Esere, Dereköy ve Mustafa Eldemir göletleri, doğal güzellikleriyle görenleri adeta büyülüyor.İl merkezine 30 kilometre uzaklıkta yer alan ilçe, özellikle hafta sonları çevre illerden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.Göletlerin etrafında kamp kuran bazı doğaseverler, bölgedeki renk cümbüşüne tanıklık ederek tabiatın tadını çıkarıyor.Şehrin stres ve gürültüsünden uzak, doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenlerin ilk tercihi ilçedeki Bozcaarmut Göleti oluyor.Gölet, sonbaharın pastel renkleriyle ziyaretçilerine doğada eşsiz tatil imkanı sunuyor.Sonbahar mevsiminin tüm renklerini bir arada barındıran göleti ziyaret edenler, huzur dolu anlar yaşama fırsatı yakalıyor.Fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmez adreslerinden Bozcaarmut Göleti, çam ağaçlarıyla ziyaretçilerin vazgeçemedikleri doğa harikası olarak ön plana çıkıyor.Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin, ilçenin turistlerden yoğun ilgi gördüğünü söyledi.İlçedeki göletlerin doğa tutkunlarının tercihleri arasında yer aldığını belirten Tekin, “Yurt içinden ve dışından turistler, yılın her dönemi ilçemizi ziyaret ediyor. Özellikle sonbahar mevsimiyle doğanın sunduğu eşsiz güzelliklere ilgi çok fazla” dedi.İlçeye gelen doğaseverlerin karavanları ve kamp çadırlarıyla göletlerin etrafında huzurlu vakit geçirdiklerini belirten Tekin, “Göletlerimizin çevresinde düzenlemeler yapmamızın ardından bölgemiz adeta bir cazibe merkezi haline geldi. Tüm vatandaşlarımızı sakinliği ve temiz havasıyla eşsiz bir ortam sunan ilçemize bekliyoruz” diye konuştu.

  • La Palma Adası’ndaki yanardağ felaketine turist akını
    by NTV on 30 Ekim 2021 at 04:44

    İspanya’nın La Palma Adası’nda 40 gündür süren lav akışını izlemeek isteyenler adaya akın etti. Yetkililer gelen ziyaretçiler için otobüs seferleri düzenledi.İspanya’nın La Palma Adası’ndaki yanardağa akın var. Turistler ve fotoğrafçılar yaklaşık 40 gündür süren lav akışını yakından görmek için bölgeye gitti. Yanardağ gözlem noktalarında ve lavların denize aktığı liman yakınında kalabalıklar oluştu.Yetkililer ziyaretçiler için ücretsiz otobüs seferleri düzenledi. Özel araçlar için de alternatif güzergahlar oluşturuldu.Turistler eşsiz bir doğa olayına tanık olmaktan memnun.Bölgeye giden kadın turistlerden biri, “Karışık duygular içindeyim. Sonuçta insanlar bundan dolayı acı çekiyor ama bu, onun görülecek bir şey olmasını engellemiyor” dedi.Turistlerin bir amacı da felaket nedeniyle kötüye giden bölge ekonomisine katkı sağlamak. Bölgeye gelen turistlerden birisi bu duruma işret ederek, “Buraya gelip volkanı ziyaret ediyoruz, ki bu eşsiz bir şey. Ama biz otel, restoran ve araç kiralama gibi şeylere para harcayarak katkıda bulunuyoruz” diye konuştu.19 Eylül’de faaliyete geçen Cumbre Vieja (kumbre vieha) yanardağından akan lavlar 908 hektar alana yayıldı. Çoğunluğu ev olmak üzere 2 bin 162 yapıyı yakıp kül etti.Yaklaşık 8 bin kişi de felaket nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

  • 2022’de gidilecek en iyi 30 tatil yeri
    by NTV on 29 Ekim 2021 at 03:26

    Ünlü seyahat habercisi Lonely Planet, 2022’de gidilecek en iyi yerleri açıkladı. Uzman isimlerin birleşerek seçtiği gidilecek en iyi 10 ülke sıralamasında ilk sırada Cook Adaları yer alırken, en iyi 10 bölge sıralamasında ise birinciliği İzlanda’nın Westfjords bölgesi aldı. Listede Yeni Zelanda’nın Auckland şehri ise 2022’de gidilecek en iyi şehir olarak seçildi.1. COOK ADALARI1. WESTFJORDS, İZLANDA1. AUCKLAND, YENİ ZELANDA

  • Diyarbakır Surları’nın tarihi kapılarına restorasyon
    by NTV on 28 Ekim 2021 at 11:15

    UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak tescillenen Diyarbakır Surları, restorasyonu tamamlanan ihtişamlı kapılarına birbiri ardına kavuştu.Kültür ve Turizm Bakanlığı Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğünün uzman restoratörlerinin Diyarbakır Surları’nın birçok dönemine tanıklık eden yüzlerce yıllık Mardinkapı, Dağkapı, Urfakapı ve Yenikapı’nın restore edilmesi için geçen yıl kasım ayında başlattıkları çalışmalar tamamlandı.Titizlikle sürdürülen işlemlerinin tamamlanmasıyla Mardinkapı, Dağkapı ve Yenikapı’dan sonra 838 yıllık Urfakapı da yerine takıldı.”RESTORASYON PROJELERİ TAMAMLANDI”Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Restorasyon Şube Müdürü Nermin Uzunali, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğünü söyledi.Bakanlık tarafından oluşturulan Bilim Komisyonu ve Diyarbakır Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu üyeleriyle surda yürütülen çalışmaları yerinde incelediklerini belirten Uzunali, 2 yıl içerisinde alanda çok sayıda çalışmanın yapıldığını gördüklerini belirtti.Surlardaki çalışmalarla eş zamanlı olarak sur kapılarında da restorasyon çalışmalarının yapıldığını anlatan Uzunali, titiz şekilde kapıların yeniden konservasyonlarının ve bakımlarının gerçekleştiğini, temizlendiğini bildirdi.4 ANA KAPI DA YERİNE TAKILDIDiyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürü Cemil Koç, surlarda 3 etap şeklinde çalışmaların sürdüğünü söyledi.Geçen yıl kasım ayından bu yana surun 4 ana kapısında restorasyon çalışmalarına başladıklarını belirten Koç, daha önce restorasyonları tamamlanan Mardinkapı, Yenikapı ve Dağkapı’yı yerine taktıklarını anımsattı.

  • İstanbul Havalimanı ‘Avrupa’nın En İyi Havalimanı’ seçildi
    by NTV on 27 Ekim 2021 at 11:17

    İstanbul Havalimanı, Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından düzenlenen “17th ACI Europe Awards” kapsamında “Avrupa’nın En İyi Havalimanı” ve “Erişilebilir Havalimanı” ödüllerine layık görüldü.Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI), “17th ACI Europe Awards” kapsamında İstanbul Havalimanı’nı 40 milyon yolcu üzerinde kategorisinde “Avrupa’nın En İyi Havalimanı” ve “Erişilebilir Havalimanı” ödüllerine layık gördü.Covid-19 salgınında havacılık sektörü negatif etkilerin en fazla hissedildiği sektörlerin başında gelirken, İstanbul Havalimanı kriz sürecini başarıyla yöneterek ulaşım ve ticaretin olabilecek optimum seviyede devam etmesini sağlamasıyla takdir kazandı.ERİŞİLEBİLİRLİKTE DE BAŞARI TESCİLLENDİİstanbul Havalimanı, tasarım aşamasından itibaren oluşturduğu erişilebilirlik kültürü ve engelsiz havalimanı konseptiyle de ACI’nın “Erişilebilir Havalimanı” ödülünü aldı. Terminalde hem kara hem hava tarafında oluşturduğu özel yolcu hizmet noktaları, görüntülü çağrı merkezi, sesli adımlar ve yetişkin alt değiştirme odaları gibi farklı hizmetleriyle dikkat çekti.Öncelikli geçiş noktaları, erişilebilir asansör ve araç park noktaları, erişilebilir rota, çok özel misafir kartı ve ayçiçeği yaka kartı projeleriyle de erişilebilirlik standartlarının tümünü karşılayan havalimanı, standartların ötesinde sunduğu özel hizmetlerle sektöründe örnek olması ve oluşturduğu farkındalıkla, “seyahat etmenin herkesin hakkı” prensibi anlayışını benimsemesiyle de takdir edildi.Ödüller, İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleşen ACI Europe Yıllık Kongresi ve Genel Kurulu kapsamında 26 Ekim’de düzenlenen tören ile İGA Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kadri Samsunlu’ya takdim edildi.SAMSUNLU, ACI EUROPE YÖNETİM KURULU’NA SEÇİLDİİGA Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Samsunlu, ACI Europe Yıllık Genel Kurulu’nda, Avrupa’nın en büyük 10 havalimanına özel olarak ayrılan kontenjan kapsamında yönetim kurulu üyeliğine seçildi.Söz konusu havalimanları arasında Türkiye’den ilk ve tek yönetim kurulu üyesi olarak yer alan Samsunlu, salgın döneminde sürdürülebilirlik hedeflerinden sapmadan emin adımlarla ilerlediklerini belirtti.Samsunlu, 2050 yılına kadar tüm operasyonlarda net sıfır emisyon planladıklarını kaydederek, görevi süresince ACI’nın Türk havacılık sektörü ile her düzeydeki ilişkisini güçlendirmenin ve seyahat kısıtlamalarının hafifletilmesinin öncelikli hedefleri arasında olduğunu da ifade etti.

  • Van Gölü’nün dibindeki kalıntılar dünyaya tanıtılacak
    by NTV on 26 Ekim 2021 at 09:17

    Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün dibindeki kalıntılar dalışlarla görüntülenerek dünyaya tanıtılacak. Amatör ve profesyonel dalgıçlar tarafından yapılan dalışlarda Van Gölü’nün derinliklerinde bulunan gizemler çözülecek.800 bin yıllık geçmişe sahip Van Gölü’nün dibindeki kalıntılar, yapılan dalışlarla dünyaya tanıtılacak.Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, volkanik Nemrut Dağı’nın patlaması sonucu oluşan ve sodalı suyuyla dikkat çeken 3 bin 713 kilometrekarelik alanıyla tıpkı bir deniz gibi uzanan uçsuz bucaksız sularının altında pek çok sır saklıyor.Göle kıyıları bulunan Van ve Bitlis’te amatör ve profesyonel dalgıçlar tarafından yapılan dalışlarda, Van Gölü’nün derinliklerinde bulunan gizem çözülüyor.Türkiye’nin tek su altı fotoğrafçılık derneği olan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği üyeleri, 4 gün boyunca Van Gölü’ne dalarak başta mikrobiyalitler olmak üzere Rus batığını görüntüledi.Van Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle Van Gölü’nde 4 gün boyunca dalışlar yapan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği üyeleri; İnköy, Altınsaç ve son olarak Bitlis’in Adilcevaz açıklarında dalışlar yaparak Van Gölü’nün derinliklerindeki gizemleri görüntüledi.Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Van Gölü’nün ekstrem su kalitesinin yanı sıra su altında barındırmış olduğu gizemler ve güzelliklerle adeta dalış severler için bir cennet niteliğinde olduğunu söyledi.Van Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile 4 günlük çalışmayı sonlandırdıklarını kaydeden Akkuş “Ülkemizin su altı ile ilgili tek derneği olan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği Başkanı ve ekibiyle Van Gölü’ndeki su altı güzelliklerini görüntülediler. Bunların her biri geleceğe atılmış birer tohum. Van Gölü’nün ekonomiye katkısı balıkçılık ve taşımacılıkla ön planda” dedi.Derneğin bölgeye ilgisinin çok önemli olduğunu belirten Akkuş, “Çekilen fotoğraflar ve görüntüler Van Gölü’nün tanıtılmasında ve dalış turizminin canlandırılması için çok önemli. Umarız ilerleyen günlerde Van Gölü’nün etrafında onlarca dalış okulu açılacak ve gençlerinin görev aldığı dalış rehberleri yetiştirilecektir. 4 gün süren İnköy, Altınsaç ve Adilcevaz açıklarında yer alan mikrobiyalit alanları, Rus batığı olmak üzere Van Gölü’nün çeşitli bölgelerinde aralıksız dalışlar yapıldı” diye konuştu.Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği Başkanı Ateş Evirgen, Van Gölü’nün zenginliklerinin saklı kaldığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Derneğimiz denizlerin gözü kulağdır. Suyun altı bilinmez ve çok fazla önemsenmeyen bir alan ama böyle değil. Dernek olarak Türkiye’nin dört bir yanındaki denizlere dalıyoruz, görüntüleri çıkarıyoruz. İlk sular Anadolu’nun en büyük zenginliğidir. En başta da Van Gölü geliyor.”İçindeki canlı türlerinin az olması nedeniyle Van Gölü’nden hep uzak durduklarını belirten Evirgen, “En önemlisi mikrobiyalitler var. Bunları 4 günde ortaya çıkardık. Bütün köprü kurarak Van Gölü’nün gizli kalmış güzelliklerini insanlarla tanıştırmak ve Van Gölü’ne değer katmaktır” şeklinde konuştu.Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı da, 2013 yılından beri Van Gölü’nde bulunan mikrobiyalitlerin dağılımları ile ilgili çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

  • İşinden istifa eden Fransız mühendis bisikletle dünya turuna çıktı
    by NTV on 26 Ekim 2021 at 07:06

    Fransız mühendis Kino Yves işinden istifa ettikten sonra bisikletiyle dünya turuna çıktı. Elektrikli yatay bisikletiyle dünyayı gezen Yves, önce Türkiye’yi dolaşacak ardından Orta Doğu ve Afrika’yı gezecek. Yves, Türkiye’de 3 ay kalmayı planlıyor.Elektrikli yatay bisikletle dünya turuna çıkan Fransız mühendis, Türkiye’yi dolaştıktan sonra Orta Doğu ve Afrika’yı gezecek.Kino Yves (36) bisikletle seyahat etme tutkusu nedeniyle 3 ay önce işinden istifa ederek Avrupa’yı dolaşmaya başladı.Yves rotası kapsamında Kapıkule Sınır Kapısı’nı geçerek Türkiye’ye gelen Yves pedal çevirmeyi sürdürüyor.Bisikletle seyahat etmenin yaşam biçimi olduğunu söyleyen Yves, işinden istifa ederek uzun bir yolculuğa başladığını anlattı.Fransız mühendis daha önce Ege kıyılarını gezdiğini ve Türkiye’de 3 ay kalmayı planladığını da ifade etti.Dünya turundaki ilk hedefinin Güney Afrika’nın başkenti Cape Town olduğunu dile getiren Yves, “Seyahat etmeyi çok sevdiğim için ilginç elektrikli bisikletimle farklı bir seyahate çıkmaya karar verdim. Avrupa’dan başladığım yolculuğumda Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’yı gezmek istiyorum. İlk önce İstanbul’a gideceğim, ardından Konya’da mola vereceğim. Hedefim Mısır üzerinden Afrika’ya geçmek, oradan da Cape Town’a kadar uzun bir seyahat yapmak” dedi.Seyahati için gerekli tüm ekipmanları bisikletinde taşıdığını belirten Yves, “Akşamları bazen çadırımda bazen otel ya da dinlenme tesislerinde konaklıyorum. Bisikletim oldukça konforlu” diye konuştu.

  • Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler
    by NTV on 26 Ekim 2021 at 03:38

    Şırnak’ta yaşayan Taybet ve Feyzullah Artuç çifti hayvancılıktan sağladıkları gelirle 4 kıtada 35 ülke ve 85 şehir gezdi. 12 yıl önce dünyayı dolaşmaya karar veren 5 çocuklu çift, hayvancılıktan sağladıkları geliri seyahatlerine harcıyor.Şırnak’ın Balveren beldesinde yaşayan, hayvancılıktan sağladıkları gelirle 12 yılda 4 kıtada 35 ülke ve 85 şehri gezen Taybet ve Feyzullah Artuç çifti, yeni ülkeler görmeye devam etmek istiyor.12 yıl önce dünyayı dolaşmaya karar veren, 5 çocuklu Taybet (51) ve Feyzullah Artuç (53), her yıl hayvancılıktan sağladıkları gelirle ülke ülke gezmeye başladı.Aradan geçen süreçte Avrupa, Kuzey Amerika, Asya ve Afrika’da 35 ülkeyi gezen çift, 85 şehri görme imkanı buldu.Yeni ülkeler görmekten ve yeni insanlarla tanışmaktan mutluluk duyan çift, yeni tip koronavirüs salgını sürecinde de tedbirleri alarak bazı ülkelere gitti.Feyzullah Artuç, 12 yıl önce komşu ülkeler Irak, İran ve Suriye’den dünya turuna başladıklarını söyledi. Genellikle temmuz ve ağustos aylarında seyahate çıktıklarını ifade eden Artuç, “Küçük çocuğumuz yok o yüzden seyahat sıkıntımız olmuyor” dedi.Artuç, gezinin bütçesini hayvancılıktan elde ettikleri gelirden sağladıklarını belirterek, “Her yıl 2-3 buzağı satarak gezi paramızı kazanıyoruz, hayvanlardan elde ettiğimiz süt, yağ, peynirin gelirini de buna katıyoruz. Her yıl birkaç ülkeyi geziyoruz. Bugüne kadar eşimle 35 ülke gezdik” diye konuştu.Salgın nedeniyle bu yıl gezilerinin kısmen kesintiye uğradığına işaret eden Artuç, “Bu yıl sadece Mısır ve Ürdün’e gidebildik. Önümüzdeki yıl Angola’ya gideceğiz. 7 kıtadan 4’üne gittik” şeklinde konuştu.Artuç, seyahati çok sevdiklerini, hedeflerinin farklı kültürleri tanımak, farklı ülkeler ve kültürler görerek ufuklarını açmak olduğunu belirterek, “Bir kere görmek, bin kere duymaktan iyidir diye bir söz vardır. Biz de geziyoruz” dedi.Taybet Artuç 12 yıl önce eşiyle başladıkları seyahat sayesinde ülke ülke gezerek, yeni kültürleri tanıdıklarını ve çoğu ülkeye yöresel kıyafetle gittiklerini belirtirken, “Yöresel kıyafetlerimizi giyerek kültürümüzü tanıtıyoruz. Gittiğimiz ülkenin meydanında halay çektiğimiz oluyor. Bizi gördüklerinde ilgiyle izliyorlar. Seyahatlerde yemek ile ilgili başlarda sorun yaşadık. Bu nedenle hazırladığımız yemekleri yanımızda götürüyoruz” şeklinde konuştu.

  • Çevre dostu mega yat “Savannah” Bodrum’da
    by NTV on 25 Ekim 2021 at 22:43

    Marshall Adaları bayraklı, 83,5 metre uzunluğundaki mega yat “Savannah”, Bodrum açıklarına demir attı. Hibrit sisteme sahip “Savannah” çevre dostu olarak biliniyor.Yurt dışından gelen hibrit sisteme sahip çevre dostu olarak bilinen mega yat “Savannah”, Muğla’nın Bodrum ilçesi açıklarına demir attı.Marshall Adaları bayraklı, 83,5 metre uzunluğundaki motor yat, büyüklüğünün yanı sıra görünümüyle de dikkati çekti.Farklı özelliklere sahip 6 kabinde 12 misafirin konaklayabildiği, hibrit güç ünitesi bulunan ödüllü yatta, spa, spor salonu, havuz, jakuzi, su sporları imkanının yanı sıra özellikle dalgalı sularda hareket etkisini azaltan dengeleyiciler yer alıyor.Hollanda’da Feadship Tersanesi’nde 2015’te üretilen yatta, su altı salonu sayesinde deniz altı izlenebiliyor.

  • Bakan Ersoy: 2023 itibarıyla 50 milyon turist hedefleniyor
    by NTV on 25 Ekim 2021 at 14:13

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin 2023 yılına kadar 50 milyon turist çekmeyi ve turizm gelirlerini 50 milyar dolara çıkarmayı hedeflediğini söyledi.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Katar ziyareti kapsamında Doha’da Al Jazeera televizyonuna bir röportaj verdi.Ege bölgesinde büyük turizm projeleri olduğunu ve bu projelerin Türkiye ekonomisine 50 yıl boyunca hizmet edeceğini ifade eden Ersoy, Katar’ın yatırım alanındaki seçkin gücüne de işaret etti.”Katar’a ilk kez geliyorum. Buraları tahminimden çok daha iyi gördüm ve bu beni oldukça memnun etti.” diyen Ersoy, burada birçok kamu ve özel kuruluşu ziyaret ettiğini, Doha’nın turizm alanındaki devasa çalışmalarını gördüğünü ve Katarlı yetkililerle ortak faydalanma imkanlarını koordine ettiklerini dile getirdi.SALGIN NEDENİYLE TURİZM YÜZDE 65 GERİLEDİYeni tip corona virüsün (Covid-19) ilk ortaya çıktığı 2019 yılı sonlarıyla olumsuz etkilerin de başladığını kaydeden Bakan Ersoy, bu etkinin zamanla arttığını, turizmin yüzde 65’e kadar gerilediğini ve bu rakamın oldukça yüksek olduğunu söyledi.Ersoy, İspanya ve Yunanistan’ın turizm alanında Türkiye ile rekabet halinde olduğunu ancak onların salgından daha az etkilendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, zor bir yılın ardından yabancı turizmin son aylarda Türkiye’de iyileşme sürecine girdiğini vurguladı.2023’TE 50 MİLYON TURİSTTürkiye olarak 2023 yılında 50 milyon turist çekme hedefinde olduklarını söyleyen Ersoy, turizm gelirlerinin de 50 milyar dolara yükselmesi için uğraştıklarını ifade etti.Türk lirasının gerilemesi ile turizmdeki canlanma arasındaki ilişki hakkında Ersoy, “Ülkemizde lira ile turizmin canlanması arasında ters bir ilişki var. Lira, değerinin bir kısmını kaybettiğinde ihracat artıyor ve turizm sektörleri de olumlu etkileniyor. Çünkü daha kaliteli ve daha düşük fiyatlı ürünler pazarlayabiliyoruz.” dedi.Ersoy, Türkiye’de özellikle turizm sektöründe kalkınmanın rekorlar kırdığını söyledi.EN ÇOK HARCAMAYI ARAP TURİSTLER YAPIYORArap turistlerin Türkiye’ye gelişinde bu yılın başından itibaren gerileme olduğuna işaret eden Ersoy, Arap turistlerin diğerlerine göre daha fazla harcama yaptıklarına ve çoğunun da Körfez bölgesinden geldiğine işaret etti.Ersoy, Türkiye’de turizm sektörünün ekonomiye katkısının yüzde 12 olduğunu, bunun da yabancı gelirler arasında ana kaynağı oluşturduğunu belirtti.”TURİZM BÖLGELERİNİ TANITIM İÇİN KATAR’DA AJANS KURDUK”Ersoy, şunları söyledi:”Dünyanın en büyük açık hava müzesi bizde. Üç semavi dine ait bir Türkiye turizminin yanı sıra, sağlık turizmi ve mutfak turizmi de seçkin. Turizm hareketini canlandırmak için Katar’da Türkiye’deki turizm bölgelerine ışık tutan ve buraları tanıtan bir ajans kurduk.”Ersoy, sağlık turizmi içinde en meşhurlarının saç ekimi, organ nakli ve estetik olduğuna işaret ederek, bu sektörlerden yılda bir milyar dolardan fazla gelir elde edildiğini kaydetti.SAĞLIK VİZESİTicaret Bakanlığı ile Türkiye’ye sağlık amaçlı gelecek yabancı turistlerin girişini kolaylaştırmak için sağlık vizesi konusunda bir protokol imzaladıklarını hatırlatan Ersoy, bu durumun ülkenin toplam girdisini yüzde 4’ten yüzde 8’e çıkarabileceğini kaydetti.Eğitim turizmine ilişkin de Ersoy, Türkiye’de 200 bin yabancı öğrencinin eğitim gördüğünü ve bunlardan bir kısmının burslu olduğunu dile getirdi.Katar’ı ziyaret eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, resmi temasları kapsamında Başbakan Halid bin Halife Al Sani, Dışişleri Bakanı Muhammed Abdurrahman Al Sani ve Katarlı mevkidaşı ile görüşmeler gerçekleştirmişti.

  • Şanlıurfa turizminin lokomotifi Göbeklitepe oldu
    by NTV on 25 Ekim 2021 at 09:59

    Dünyanın bilinen en eski ve en büyük inanç merkezi olan, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın turizmdeki lokomotifi haline geldi. Göbeklitepe Ören Yeri, yerli ve yabancı ziyaretçilerin kentte en çok görmek istediği mekanların başında geliyor.Dünyanın bilinen en eski ve en büyük inanç merkezi olan, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın turizmdeki lokomotifi haline geldi.Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, “Tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe’nin, her yıl dünyanın birçok noktasından ziyaretçi ağırladığını söyledi.Göbeklitepe’nin özellikle 3 yıl önce UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdikten sonra daha fazla ilgi çektiğini belirten Beyazgül, Şanlıurfa’nın dünyaya eşsiz değerler sunduğunu dile getirdi.Şehri gezmeye gelen ziyaretçilerin en çok görmek istediği mekanın Göbeklitepe olduğunu vurgulayan Beyazgül, “Şanlıurfa, tarih, arkeoloji ve turizm şehridir. Göbeklitepe’nin UNESCO mirasında olması, dünyanın en bilinen yerleri arasında Şanlıurfa’nın da olmasına katkı sağladı. Gelen misafirlerin en çok görmek istedikleri yer Göbeklitepe oluyor. Şanlıurfa yerli ve yabancı turist ağırlama noktasında önümüzdeki süreçte yeni rekorlar kıracaktır” dedi.Şanlıurfa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Müslüm Çoban da Göbeklitepe’nin ziyaretçisine hem tarihi hem de doğal bir atmosfer sunduğunu söyledi. Yılın ilk 9 aylık döneminde yaklaşık 500 bin kişinin kenti ziyaret ettiğini vurgulan Çoban, “Salgın sonrası ziyaretçi sayısının çok hızlı bir şekilde milyonları bulan rakamlara ulaşacağını öngörüyoruz. Pandemi nedeniyle bu yıl ziyaretçi sayımız azdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2019’un Göbeklitepe Yılı ilan edilmesiyle buraya ilgi artmıştı. Kademeli normalleşmeyle özellikle Göbeklitepe’ye ilgi var. Göbeklitepe’yi görmek için birçok insan plan yapıyor”Şanlıurfa Turizmi Geliştirme Derneği Başkan Yardımcısı ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahime Yaşar ise salgın nedeniyle dünya genelinde turist hareketliliğinde ciddi azalmaların görüldüğünü söyledi.Göbeklitepe’nin özellikle salgın sürecinde hem doğası hem tarihiyle ziyaretçisine nefes aldırabilen ender mekanların başında geldiğini vurgulayan Yaşar, şunları kaydetti: “Göbeklitepe ile birlikte bölgemizde 3 tane UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yerimiz var. 7 tanesi de geçici listede bulunuyor. Mezopotamya bölgesi bir dünya mirasına ev sahipliği yapıyor. Göbeklitepe, sadece Şanlıurfa’ya değil tüm bölgeye inanılmaz katma değer katan bir mekandır, gözümüz gibi bakmamız gerekiyor.”

  • Konya’daki Japon Kyoto Parkı sonbahar renklerine büründü
    by NTV on 25 Ekim 2021 at 07:18

    Konya ile Japonya’nın Kyoto şehri arasında kardeşlik ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla Büyükşehir Belediyesince yaptırılan 36 bin metrekarelik Japon Kyoto Parkı, sonbahar mevsiminin renklerine büründü.Konya ile Japonya’nın Kyoto şehri arasındaki kardeşliği simgeleyen Selçuklu ilçesindeki Japon Kyoto Parkı doğa renklerinin tüm zenginliğiyle görenleri kendine hayran bırakıyor.Japon bitkileri, kameriyeleri, seyir terasları, taş fenerleri, küçük adaları ve doğal tepeleriyle dikkati çeken park, sonbahar güzellikleriyle yoğun ilgi görüyor.Doğayla iç içe zaman geçirmek isteyen ziyaretçilerin yanı sıra yerli turistlerin de ilgi gösterdiği park, dört mevsim görülmeye değer.Sonbaharın gelmesiyle parkta adeta renk cümbaşü yaşanıyor.

  • Sakin şehirler üyesi Taraklı ziyaretçilerini tarih yolculuğuna çıkarıyor
    by NTV on 24 Ekim 2021 at 06:41

    Sakarya’nın sakin şehirler ağına (Cittaslow) üye Taraklı ilçesi, Osmanlı ahşap mimarisinin özgün örneklerinden tarihi konakları ve yöresel zenginlikleriyle yerli ile yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası arasında yer alıyor.İş ve şehir yaşantısının stresinden uzaklaşmak ve doğayla baş başa vakit geçirmek isteyenlere çeşitli alternatifler sunan Taraklı’daki tarihi konaklar, ziyaretçilerini adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor.Metropollere yakınlığı ve doğal güzelliğiyle tercih edilen ilçeye gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler, Kültür ve Turizm Bakanlığınca tescilli 200’ün üzerindeki tarihi yapıyı gezebiliyor. Ziyaretçiler, Osmanlı ahşap mimarisinin özgün örneklerini görmenin yanı sıra organik ürünleri tadabiliyor ve hediyelik eşyalar alabiliyor.Her mevsim panoramik görüntüsüyle amatör ve profesyonel fotoğrafçıların uğrak mekanı olan, çeşitli dizi ve reklam filmlerine ev sahipliği yapan Taraklı, iklimi, termal suları, Karagöl Yaylası’nda oluşan menderesle de öne çıkıyor.Taraklı Belediye Başkanı İbrahim Pilavcı,  muhabirine, ilçenin dört mevsim gösterilen ilginin her geçen gün artığını söyledi.Salgın sonrası bireysel turizmin hareketlenmesi ile insanların sakin ve sessiz yerleri tercih etmesinin ilçeye ziyaretleri bir kat daha artırdığını belirten Pilavcı, “Taraklı’ya her gelen döndüğünde tekrar gelmek istiyor hatta ilçeye göç edip burada yaşamak istiyor. İlçemiz İstanbul, Ankara ve Bursa’ya konum itibarıyla çok uygun bir noktada. ‘İstanbul’un arka bahçesi’ gibiyiz” dedi.İnsanların dinlenmek, sakin ve sessiz bir hafta sonu geçirebilmek için Taraklı’ya geldiğini aktaran Pilavcı, ziyaretçileri her zaman misafir etmekten keyif aldıklarını anlattı.Pilavcı, konaklardaki restorasyon çalışmalarının uzun yıllardır devam ettiğini söyledi. Pilavcı”2021 yılında 3 bina kamulaştırdık, restorasyon projeleri bitmek üzere. İnşallah 2022’de bu 3 binanın da restorasyonunu yapacağız. Daha önce restorasyon projesi hazırlanmış bir kültür evimiz var. Onu da gelecek yıl restore etmeyi planlıyoruz” dedi.Pilavcı “Taraklı’da daha restore edilmesi gereken çok bina var. 200’ün üzerinde tescilli binamız var. Bu sayı az gibi algılanabilir ama Taraklı’daki ev oranına baktığınız da tescilli bina sayısı çok fazla. Her yıl 2-5 restorasyon bile yapabilsek bu bizim için çok önemli. İnşallah 2022 yılında 5 binayı restore etmek istiyoruz. Bu binaların biri kitap kafe, diğeri müze gibi kullanılacak, kalan 3’ü de butik olarak veya bunları satıp vatandaşın kullanımına sunacağız. Binanın içinde insan yaşasın istiyoruz. İçinde insan yaşamazsa bina yaşamaz” diye konuştu.Ziyaretçilerden İlkay Özer, ikinci kez geldiği ilçeyi çok beğendiğini belirterek, “Burayı çok seviyorum. Doğayı, sessizliği, sakinliği çok seviyorum. Adapazarı merkezde çalışıyoruz o kargaşadan kalkıp buraya gelmek insanı dinlendiriyor, hayata bağlıyor. Çok güzel bir yer” diye konuştu.İlçedeki termal sulardan da faydalandıklarını belirten Özer, ilçeyi herkesin gelip görmesi tavsiyesinde bulundu.Esnaf Azime Doğan da ziyaretçilerin ilçeye ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, tarhana, makarna, fasulye, nane, kekik, uğut tatlısı, makarna, çam reçeli, kuşburnu, enginar, ceviz gibi birçok organik ürün satışı yaptığını kaydetti.Taraklı fotoğrafları…

  • Şuayb Antik Kenti, surları ve dehlizleriyle ilgi çekiyor
    by NTV on 24 Ekim 2021 at 06:36

    Şanlıurfa’da adını Hazreti Şuayb’den alan antik kent, mimarisiyle dikkati çekiyor. Kent merkezine 80 kilometre uzaklıktaki antik kent, Harran ilçesine bağlı Özkent Mahallesi’nde yer alıyor.Peygamberler Şehri olarak bilinen Şanlıurfa’da bazı kaynaklarda Şuayb Peygamber’in Hazreti Musa ile buluştuğu mekan olduğu rivayet edilen Şuayb Antik Kenti, çok sayıdaki kaya mezarı üzerine kesme taşlardan yapıların göze çarptığı oldukça geniş bir alana yayılıyor. Antik kent, yer yer izleri görülen surlarla çevrili bir yapıyı oluşturuyor.Halk arasında Şuayb Peygamber’in yaşadığına inanılan kentteki bir mağara, Şuayb Peygamber’in makamı olarak ziyaret ediliyor. Bölgedeki çocuklar ise gelen turistleri karşılayarak antik kentin tarihini ve Hazreti Şuayb’in hikayesini ziyaretçilere anlatmaya çalışıyor.Şanlıurfa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Müslüm Çoban, bölgede oldukça ilginç yapıların bulunduğunu anlattıbÇoban “Kentimizde en çok ilgi çeken ve gizemli olan tarihi yerlerin arasında Şuayip Antik Şehri geliyor. Burada çok sayıda kabartma ve heykeller var. Yine çok sayıda mağara var. Burada kutsal dinler için büyük önem taşıyan Hz. Musa kuyusu var. Sadece buradaki antik kentler için bölgeye gelen turistler var” dedi.Çoban “Şanlıurfa’da çokça kaya mezarı bulunmaktadır. Tüm kaya mezarlarına bir iki merdivenle inilebiliyor veya zeminde direkt giriş yapılabiliyor. Burada yaklaşık bir buçuk metre derinlikten aşağıya inip ondan sonra kaya mezarlarına geçiliyor bu da oldukça ilginç ve dikkat çekici oluyor” diye konuştu.Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Turizm Komitesi Başkanı Mehmet Kamil Türkmen ise kentin tarihi ve arkeoloji anlamında çok sayıda önemli mekana ev sahipliği yaptığını söyledi.Özellikle Harran bölgesinde çok sayıda tarihi yapıya rastlandığını vurgulayan Türkmen, “Burası tarihi Harran ve Karahantepe’nin ardından gelen çok önemli bir destinasyon. Şuayip Antik Kenti’nin mutlaka kazı alanına dahil edilmesi gerekiyor” dedi.Türkmen “Özellikle burada bir destinasyon alanı oluşturmamız gerekiyor. Bir bölgeyi tanıtabilmek için tek başına bir unsur bir değer yeterli olmuyor. İnşallah alt yapıyı ve sosyal donatıları da bu bölgede daha fazla geliştiririz. Mağaraları o bölgeyi bir bütün olarak ele aldığımızda alt yapımızı da geliştirebilirsek daha çok ziyaretçiyi o bölgeye götürebiliriz” diye konuştu.Bölgeye gezi için Bursa’dan gelen Hüseyin Çelik ise antik kenti çok beğendiğini dile getirdi.Şuayb Antik Kenti’nden fotoğraflar…

  • Bodrum Kalesi’ne 150 bin ziyaretçi
    by NTV on 22 Ekim 2021 at 08:27

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde restorasyonu tamamlanan Bodrum Kalesi’ni bu yıl 150 bin yerli ve yabancı turist ziyaret etti.600 yıl önce Sen Jan Şövalyeleri tarafından inşa edilen Bodrum Kalesi’nde 2017 yılında restorasyon çalışmaları başlatılmıştı. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve dünyanın en önemli su altı arkeoloji müzesine ev sahipliği yapan kalede sur duvarları güçlendirildi, eserlerin bakımı yapıldı.Restorasyon aşamasında bazı bölümleri geçtiğimiz yıl ziyarete açılan Bodrum Kalesi’ndeki çalışmalar bu yıl tamamen sona erdi, tüm salonlar görücüye çıktı. Pandeminin gölgesinde ziyaretçilerini ağırlayan tarihi mekanı bu yıl yerli ve yabancı 150 bin turist ziyaret etti.Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Hüseyin Toprak, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Ziyaret açılan salonlar bin 300 metrekarelik bir kapalı alandan oluşmakta. Birbirinden farklı 12 salon var. Bu salonların 6’sında su altından çıkan eserlerimiz sergilenmekte, 5’inde karadan çıkan eserlerimiz sergilenmekte, 1’inde de bilgilendirme yapmaktayız. Salonlarımız ciddi anlamda ziyaretçilerin ilgisini görüyor. Bu yıl pandemiye rağmen yerli ve yabancı ziyaretçilerin toplamı 150 bine yaklaştı. Bu rakam, ağırlıklı yabancı turist. Pandemi döneminde bu kadar ziyaretçiyi ağırlayabilmek bizi mutlu ediyor.”

  • Akdeniz’in en gözde 7 antik kenti
    by NTV on 21 Ekim 2021 at 08:44

    Ülkemizin en önemli turizm bölgelerinden biri olan Akdeniz, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle görülmeye değer birçok yere sahip. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Akdeniz Bölgesi, yalnızca tatil beldeleriyle değil, keşfedebileceğiniz çok sayıda tarihi geçmişe de ev sahipliği yapıyor. Akdeniz’in en gözde noktalarında konumlanan bu antik kentler ziyaretçilerini adeta bir açık hava müzesine götürüyor. Tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle ülkemizin en gözde yerlerinden biri olan Akdeniz’e yolunuz düşerse bu tarihi yerleri görmeden sakın dönmeyin. İşte Akdeniz’de keşfetmeniz gereken 7 antik kent..Fethiye-Kalkan arasında Kaş’a bağlı Gelemiş Köyü’nde yer alan Patara Antik Kenti, Likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden birisi. Helenistik Dönem’de inşa edilen anıtsal yapılar; meclis binası, tiyatro, zafer takları, bulvar, hamam, tahıl ambarı ve tarihin en eski deniz feneri de bu döneme ait. Burayı ziyarete geldiğinizde caretta caretta’ları ile ünlü, Türkiye’nin en uzun plajı Patara Plajı’nı da görebilirsiniz. Sizi zamanda yolculuğa çıkaracak Patara Antik Kenti’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde yer alan Termessos Antik Kenti, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentlerinden birisi. Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan bu antik kent, el değmemiş bir görünüme sahip ve aynı zamanda içerisinde bulunan kaplıcalarıyla da milli park kapsamında yer alıyor. Yıllar içerisinde çevresini saran doğal bitki örtüsü, sık çam ormanları ile adeta saklı bir kente dönüştü. Pisidia Bölgesi’nin güneybatısında konumlanan, Anadolu’nun en eski halklarından Luviler ve Solymler tarafından kurulan önemli bir antik kent konumunda. Çok sayıda anıtsal mezar ve tapınaklara sahip olan bu saklı kenti görmeniz gereken yerler arasında.Mersin’in Anamur’un ilçesinde yer alan Anemurium Antik Kenti, Anadolu’nun en güney noktasında yer alıyor. Milattan önce 400 yıllarda kurulduğu tahmin edilen ve birçok medeniyetin buluştuğu bu antik şehir, geniş alana yayılan tarihi kalıntıları ve muhteşem deniz manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. İki bölümden oluşan bu tarihi yapıyı gezerken surlar, hamamlar ve geniş alana sahip bir tiyatro göreceksiniz. Akdeniz’e yolunuz düşerse muhteşem bir yerde konumlanan bu antik kenti görmeden dönmeyin.Mersin’de yer alan bir diğer gizli cennet ise Kanlidivane Antik Kenti. Erdemli’de konumlanan bu tarihi kentin geçmişi MÖ 3. yüzyıla dayanıyor. Kent genel anlamda büyük bir obruk etrafına yerleşmiş anıt mezarlar, evler ve dini merkezlerden oluşuyor. Hellenistik Kule, Armaronxas Aile Kabartmaları, kiliseler, ev kalıntıları, Çanakçı Nekropolü de önemli yapıları arasındadır. 19. yüzyılda bir Fransız gezginin tesadüfen bulmasıyla ortaya çıkan Kanlıdivane Antik Kenti, bölgenin en önemli antik kentlerinden biri olarak gösteriliyor. Görülmesi gereken yerler listenize burayı da mutlaka ekleyin.Akdeniz’in bir diğer gizli cevheri ise Kremna Antik Kenti. Burdur’un Bucak İlçesi, Çamlık Köyü’nde yer alan bu antik kent Psidia’lılar tarafından kuruldu. Kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri kentin önemli eserleri arasında yer alıyor ve Burdur Müzesi’nde sergileniyor. Etrafı surlarla çevrili olan kentin güney ve batıdan olmak üzere iki girişi var. Yapılan kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri Burdur Müzesi Kremna Salonu’nda sergileniyor. Kültürel zenginliklerin ve tarihin buluştuğu bu antik kent görmeniz gereken yerler arasında yer alıyor.Anadolu kültür mirasının en güzel örneklerinden biri olan ve 2 bin yıllık bir geçmişe sahip Kastabala Antik Kenti de Osmaniye’nin Cevdetiye ilçesinde yer alıyor. Birçok yapısı günümüze kadar sağlam kalan ve Çukurova’nın Efes’i olarak adlandırılan Kastabala Antik Kenti’ndeki en önemli kalıntıların başında sütunlu cadde gelmektedir. Kentin kuzey ve batısında çok sayıda kaya mezarları vardır. Görenlerin ilgisini çeken bu kalıntıların bilimsel kazı çalışmaları da hala devam ediyor. Osmaniye’nin zamana meydan okuyan bu antik kentini de listenize eklemeyi unutmayın.”Gladyatörler şehri” olarak bilinen Kibyra Antik Kenti, Burdur’da ziyaret edebileceğiniz bir diğer önemli antik kent. Devasa anıtsal yapıları ile göz dolduran bu tarihi kent görenleri kendisine hayran bırakıyor. Roma ve Bizans mimarisi ile yapılan Kibyra Antik Kenti, 10 bin kişilik stadyumu, orkestra yeri, dünyada bir benzerinin daha olmadığı Medusa mozaiği ile kaplı odeionu (müzik evi), Roma hamamı, 9 bin kişilik tiyatrosu ve yer altı mezarlarına sahip. Kozmopolit bir kent olarak nitelendirilen Kibyra’nın yerleşim alanı da oldukça büyük. Anıtsal yapıları simetrik bir biçimde düzenlenmiş ve oldukça iyi korunmuş durumda. Yapıların en önemli özelliği ise birbirlerinin manzarasını kesmeyecek şekilde dizayn edilmeleri. 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine alınan bu antik kenti keyifle ziyaret edebilirsiniz.

  • Ordu Kurul Kalesi’ndeki kazılarda yeni girişe ulaşıldı
    by NTV on 21 Ekim 2021 at 08:00

    Ordu’da 6’ncı Mithridates dönemine ait olan ve daha önce 2 bin 100 yıllık Ana Tanrıça Kibele Heykeli ile yaklaşık 3 bin parça tarihi eser bulunan Kurul Kalesi’ndeki kazılarda, yeni giriş kapısı, depolama alanları ile 14 küpe ulaşıldı. Ordu Kültür ve Turizm Müdürü Uğur Toparlak, “Önümüzdeki yıllarda inanıyorum ki, çok önemli eserler ortaya çıkacak. Yaklaşık 3 bine yakın eser elde ettik” dedi.Altınordu ilçesi Bayadı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan, 6’ncı Mithridates dönemine ait 2 bin 300 yıllık Kurul Kalesi’nde, 2010 yılında kazı çalışması başlatıldı.Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Şenyurt’un başkanlığında sürdürülen çalışmalarda, Türkiye’de yerinde bulunan ilk mermer heykel olduğu tespit edilen, tahtında oturan 200 kilo ağırlığında ve 2 metre boyunda 2 bin 100 yıllık Ana Tanrıça Kibele ile Bereket Tanrısı Dionyss, Pan ve hayvan biçimli dini kap olan Riton heykelleri ve yaklaşık 3 bin parça tarihi eser bulundu.UNESCO’YA BAŞVURU YAPILDI1’inci derece arkeolojik ve doğal sit alanı olan kaledeki kazılarda ayrıca yaklaşık 300 basamaklı merdiven ile milattan önceki dönemlere ait olduğu değerlendirilen pişmiş topraktan çatı kiremitleri ve duvar örgüsü seramik parçalarına ulaşıldı. Ortaya çıkan eserlerin ardından Kurul Kalesi’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınması için başvuru yapıldı.Geçen yıl ara verilen kaledeki kazılar, Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt başkanlığında haziran ayında yeniden başladı. Kazılarda kalenin doğu tarafında ikinci bir giriş kapısı, depolama alanları ile 14 yeni küpe ulaşıldı. Kazı ekibinin kaledeki çalışmaları sürüyor.’KAZI İLERLEDİKÇE ORTAYA ÇIKACAK’İl Kültür ve Turizm Müdürü Uğur Toparlak, kalede yeni bulgulara rastlanıldığını belirterek “Yeni dönemde erzak kapları ile mimari yapıda önemli yapılar ortaya çıktı. Ayrıca ikinci bir giriş kapısına ulaşıldı. Kapının ön kısmında merdiven yok. Sanki bir müstakil giriş-çıkış olarak kullanıldığı gözüküyor. Çok amaçlı da olabilir. Güvenlik amaçlı veya teras kapısı da olabilir. Çünkü aşağısında açık bir meydan var. Şu anda net bir şey söylememiz mümkün değil. Kazı ilerledikçe bu ortaya çıkacak. Çünkü ana kaya üzerinden içeri giriş yapılıyor” dedi.’RESTORASYONUNU GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ’Toparlak, toprağa gömülü olarak bulunan erzak kaplarının yerinde restore edileceğini belirterek, “Bir taraftan bu kazı alanlarını açarken, diğer taraftan da korumak gerekiyor. Özellikle mimari yapının hemen restore edilmesi lazım. Bunun için proje çalışmaları başladı. Ordu Büyükşehir Belediyesi desteğiyle bir taraftan proje çalışmaları yapacağız, bir taraftan da erzak kaplarının yerinde restorasyonunu gerçekleştireceğiz. İnşallah, burası turizme açıldığı zaman gelecek olan ziyaretçiler, 2100 yıllık yaşanmışlığı yerinde görmüş olacaklar” diye konuştu.’HER GÜN ESER GELİYOR’11 yıldır yürütülen kazı çalışmalarında 3 bine yakın eser elde ettiklerini belirten Toparlak, “Özellikle kazı çalışmalarında kalenin doğu tarafına doğru ilerliyoruz ama batı tarafında da çalışmalar yine devam edecek. Önümüzdeki yıllarda inanıyorum ki, çok önemli eserler ortaya çıkacak. Çünkü her gün eser geliyor. Yaklaşık 3 bine yakın eser elde ettik. Bu eserler ilerde Ordu Müzesi’ne, kültür envanterine katılmış oldu. Büyük bir haz duyuyoruz” dedi.KURUL KALESİ YERLEŞKESİOrdu merkezine 13 kilometre mesafedeki Bayadı köyü sınırlarında bulunan sivri bir kaya üzerine kurulan Kurul Kalesi, antik bir yerleşme. Burada 250- 300 merdiven gün ışığına çıkarıldı. Kazı sırasında bulunan pişmiş topraktan çatı kiremitler ile duvar örgüsü seramik parçalar incelendi ve M.Ö. 2’nci ve 1’inci yüzyılda yerleşim yapıldığı tespit edildi. Yapılan çalışmalar ile piknik alanı düzenlendi. Alan içinde ayrıca tarihi dehliz ve su sarnıcı bulunuyor. Yine alanda yürüyüş parkurları, oturma grupları, seyir terasları yapılmış olup, ışıklandırıldı.

  • Türkiye’nin en yüksek göllerinden biri olan Aygır Gölü’nde serbest dalış
    by NTV on 21 Ekim 2021 at 05:23

    Erzincan’da Öğretim Üyesi Mert Elverici, 3 bin 549 metre yüksekliğindeki Esence (Keşiş) Dağlarının 2 bin 700 rakımında bulunan ve Türkiye’nin en yüksek göllerinden biri olan Aygır Gölüne serbest dalış yaptı. Elverici, dalışıyla göldeki canlı popülasyonunu gözlemleyerek çevre temizliği yaptı.Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mert Elverici, 2 bin 700 rakımda bulunan Aygır Gölündeki canlı popülasyonu gözlemlemek için serbest dalış gerçekleştirdi.Göle dalış yapıp su altı kamerasıyla fotoğraf ve videolar çeken Elverici, gökkuşağı alabalıklarına denk geldi.Su altındaki flora ve faunası da görüntüleyen Dr. Mert Elverici, göle gelişigüzel atılan naylon, kutu, olta gibi pislikleri de sudan çıkararak temizlik yaptı.Dr. Elverici, “Göldeki canlı popülasyonunu merak ediyorduk. Gökkuşağı alabalıkları bu gölde varlıklarını sürdürüyor. Gölün içerisine atılmış kutu, naylon gibi atıkları temizledim” dedi.

  • Türkiye’nin IQ ortalaması en yüksek şehirleri
    by NTV on 20 Ekim 2021 at 08:41

    Zeka Testi Merkezi, internet sitesinde yaptığı IQ testine göre Türkiye’nin en zeki illeri belirlendi. Yapılan testlerde kullanıcılara şehirleri sorularak ortalama bir puana ulaşıldı. İşte IQ ortalaması en yüksek şehirler…10. Kırklareli103,389. Bursa103,478. Balıkesir103,597. Kocaeli103,856. İstanbul104,025. Çanakkale104,024. Muğla104,123. İzmir104,512. Ankara104,911. Eskişehir105,20

  • Dünyanın en güzel köyleri: Listede Göreme Köyü de yer aldı
    by NTV on 20 Ekim 2021 at 08:39

    İngiltere merkezli bir kuruluş sosyal medya paylaşımlarını baz alarak dünyada ve kıtalar bünyesinde en güzel köy ve beldeleri listeledi. Dünyanın en güzel köyleri listesinde peribacaları ve taştan oyulmuş evleriyle ünlü Göreme beldesi üçüncü sırada yer aldı. İşte en güzel köyler…İngiltere merkezli Uswitch adlı platform, sosyal medya paylaşımlarını baz alarak dünyada ve kıtalar bünyesinde en güzel köy ve beldeleri listeledi. Uswitch bu listeyi yaparken harita üzerinde yer gösteren Instagram ve Pinterest gibi platformları baz aldı.Dünyanın en güzel köyleri listesinde peribacaları ve taştan oyulmuş evleriyle ünlü Göreme beldesi üçüncü sırada yer aldı.Buna göre listede 2021 yılında bir milyonun üzerinde paylaşım alan 3 köy ilk sıraları paylaştı.Yunanistan’ın Ege Denizi’nde yer alan turistik adası Santorini’nin en kuzey noktası olan Oia, 1.6 milyonun üzerinde paylaşımla dünyanın en güzel köyleri listesinde birinci oldu.1997 yılında James Bond filminin çekilmesiyle dünya genelinde büyük üne kavuşan Vietnam’ın Ha Long Koyu ise 1.1 milyonu aşkın paylaşımla ikinci sırada yer aldı.Nevşehir iline bağlı Göreme beldesi ise üçüncü sırada bulunuyor.Yerli ve yabancı turistlerin Türkiye’de en çok ziyaret ettiği güzergahlardan bir tanesi olan Kapadokya’dan (Ürgüp-Göreme) fotoğraflar…

  • Meis Adası tarihi sessizliği yaşıyor
    by NTV on 20 Ekim 2021 at 08:20

    ANTALYA’nın Kaş ilçesinin kardeş şehri Yunanistan’ın Meis Adası, pandemi sürecinde tarihi sessizlik yaşıyor. Pandemi nedeniyle yabancı yatların girişi yasaklanırken, adada izole bir yaşam sürülüyor. Ekonomik hayatın önemli bir bölümünün Kaş’tan gelen turlara bağlı olduğu Meis halkı bir an önce eski günlere dönmeyi istiyor.Kaş’a yaklaşık 7,5 kilometre uzaklıktaki Meis Adası, Rodos Adası’na yaklaşık 135 kilometre mesafede. Pandemi öncesi Kaş’tan günde 2 defa Meis Adası’na yapılan gemi turları, ada ekonomisine büyük ölçüde katkı sağlıyordu. Pandemi nedeniyle Yunanistan hükümeti, Meis Adası’na yabancı yatların girişini yasakladı. Meis Adası’na gitmek isteyenlerin Rodos Adası’ndan Yunanistan’a giriş yapıp, Meis’e gelişi zorunlu hale getirildi.Meis Adası’na ulaşım kısıtlaması, ada ekonomisine can veren gemilerin ulaşımını engelledi. Pandemi öncesi gemilerle günlük 300 turistin ziyaret ettiği Meis’e teknelerin gidememesi ada halkının Kaş’tan sebze, meyve gıda teminini imkansız kıldı. Kısıtlama nedeniyle pandemi öncesi cuma günleri tekneyle Kaş’a gelip, ilçede kurulan pazarda alışveriş yapan Meislilerin ilçeye gelme imkanı ortadan kalktı.Yunanistan hükümeti tarafından Rodos Adası’ndan Meis’e bazı günler gemilerle taşınan erzakla ada halkının ihtiyacı karşılanmaya çalışılıyor. Yaklaşık 400 nüfusa sahip Meis Adası’nda çoğu işsiz ada halkı, Yunan hükümetinin yardımlarıyla hayatını sürdürüyor.İki yıl öncesine kadar Meis’e Kaş’tan her gün düzenli yolcu taşıyan tekne kaptanı Ali Gümrükçü, adada yaşayanların büyük bölümüyle arkadaşlık bağı olduğundan bahsetti. Bazılarıyla telefon görüşmesini sürdürdüğünü anlatan Gümrükçü, “Adadaki arkadaşlarımız Kaş’ı çok özledi. Kaş pazarından alışveriş yapmayı, katmer yemeyi, berbere, kuaföre gitmeyi özledi. Dostlarımız, Kaş’tan gelen Türklerle, turistlerle eskiden lokantalarının dolduğunu, para kazandıklarını anlatıyor. Her sabah Kaş’tan gelenlerle sohbet etmeyi özlediklerini anlatıyor” diye konuştu.’DÖRT GÖZLE BEKLİYORLAR’Ali Gümrükçü, Meis Adası’nda yaşayanların Kaşı’ı ziyaret edip, ucuz alışveriş yapmayı özlediğini de anlattı. Adadakilerin, Türklerin geleceği günü beklediğini aktaran Gümrükçü, “Adada yaşayanlar, ‘Türk dostlarımız Meis Adası’na tekrar geldiği gün bizim için bayram olacak’ diyor. Çünkü Kaş’tan Meis’e giden her yolcu en az 50 ile 100 Euro arasında para harcıyordu. Dört gözle Kaş kapısının açılmasını bekliyorlar” dedi.Gümrükçü, esnafın da Meislilerin cuma günü Kaş’a gelerek alışveriş yapmasını beklediğini söyledi.

  • Tersane Koyu’nu ilan tahtasına çevirdiler
    by NTV on 20 Ekim 2021 at 08:08

    ANTALYA’nın Demre ilçesindeki dünyaca ünlü Kekova’da Tersane Koyu’ndaki tarihi kalıntılar ilan tahtasına döndü. Kalıntılara kimi ilan yapıştırırken, kimileri ise yağlı boya ile firma ve tur teknesi adını, telefonunu, kimi de sevgilisinin adını yazdı. Duruma tepki gösteren Üçağız Mahalle Muhtarı Durali Aliçavuşoğlu, tarihi kalıntıların üzerindeki yazıların silinmesini istedi.Likya döneminde gemi yapım merkezi olarak kullanılan Antalya’nın Demre ilçesindeki Kekova’da yer alan Tersane Koyu’nu, özellikle yaz mevsiminde yüzlerce tekne ziyaret ediyor. Deniz altı ve üzerindeki yapılarla tarihi eser niteliği taşıyan doğal liman konumundaki koya tur tekneleriyle gelenlerin tarihi eserlere ilan yapıştırdığı gözlendi.Kimi tarihi eserlere ilan yapıştırdı, kimileri ise yağlı boya ile firma ve tur teknesi adını, telefonunu, kimi de sevgilisinin adını yazdı. Bazı tekne kaptanları, Kekova’nın turizmi açısından öneme sahip, tarihi kalıntılarla dolu koydaki tarihi eserlere zarar verilmesine tepki gösterdi.Üçağız Mahalle Muhtarı Durali Aliçavuşoğlu, tarihi kalıntıların teknik ekip tarafından incelenip, üzerindeki yazıların silinmesini talep etti.Aliçavuşoğlu, “Burası hepimizin ekmek kapısı. Her gün burada yerli yabancı binlerce turist ağırlıyoruz. Bazı kendini bilmez arkadaşlarımız, yat kaptanlarımız yaptıkları yanlışla bindikleri dalı kesiyor. Binlerce yıllık tarihi mahvediyoruz. Bir önceki muhtar döneminde kalıntı üzerindeki yazılar, üzeri kireçle boyanarak kapatılmıştı. Sonrasında yeniden yazanlar oldu” diye konuştu.

  • Fransa’dan Booking.com’a para cezası
    by NTV on 19 Ekim 2021 at 13:22

    Fransa’da turizm kurallarına uymadığı gerekçesiyle sanal otel rezervasyon platformu Booking.com, 1,2 milyon euro cezaya çarptırıldı.Paris Adliye Mahkemesi, Booking.com’un, özellikle kiralanan konaklama yerleri hakkındaki bilgileri Paris Belediyesi’ne belirlenen sürede iletmeyerek bazı turizm kurallarına uymadığına hükmetti.Mahkeme, Booking.com’a 1,2 milyon euro ceza verdi.Paris Belediye Başkan Yardımcısı Ian Brossat da basına yaptığı açıklamada, bu kararın, bir zafer ve bu platformların uzun süredir sahip olduğu dokunulmazlığın ortadan kalktığının işareti olduğunu kaydetti.Booking.com’dan yapılan açıklamada ise mahkemenin kararından üzüntü duyulduğu, Paris Belediyesi ile yakın iş birliği içinde çalışıldığı belirtildi.Açıklamada, ilgili yasaların, gerekli verilerin Paris Belediyesinin istediği şekilde hazırlanması ve iletilmesi için şirkete yeterli süre imkanı tanımadığı savunuldu.Paris Belediyesi, istediği bilgileri belirlenen sürede iletmediği gerekçesiyle Ocak 2021’de şirkete dava açmıştı.

  • 5 metrekarelik karavanıyla Türkiye’yi geziyor
    by NTV on 18 Ekim 2021 at 08:51

    Karavanıyla 8 yıldır Türkiye’nin birçok yerine seyahat eden emekli hemşire Yıldız Can, ‘Kadın Karavancılar’ grubunu kurarak, karavanıyla seyahat eden kadınların birbirine destek olmasını sağladı. Yola çıktığı ilk günden beri seyahat günlüğü tutan Can, gittiği yerlerdeki gözlemlerini ve kamp anılarını kitaplaştırmak istiyor.Türkiye’de karavan turizmi son yıllarda gelişmeye devam ediyor. ‘Kadın Karavancılar’ grubunun kurucusu Yıldız Can da, ‘Özgür Kutup Yıldızı’ adını verdiği 5 metrekarelik karavanıyla 8 yıldır Türkiye’nin birçok yerine seyahat etti.Türkiye’de birçok kentin yanı sıra Gürcistan ve İran’a seyahat eden emekli hemşire Yıldız Can, 5 metrekarelik ‘Özgür Kuzey Yıldızı’ adını verdiği karavanıyla Manavgat’a geldi.Yıldız Can, “Karavan aslında size ne kadar az şeye ihtiyaç duyduğunuzu hatırlatan bir yaşam biçimi. Seyahati seven ve minimal yaşama hazır hisseden kadınlara tavsiye ediyorum” dedi.Manavgat’ı çok sevdiğini ve kamp yapmaktan mutlu olduğunu dile getiren Can, “Yaklaşık 8 yıldır karavanla geziyorum. Daha önce 4 yıl bir arkadaşımla birlikte gezdim. Son iki yıldır da yalnız seyahat ediyorum” diye konuştu.Seyahat sürecinde akraba ve arkadaşlarının sık sık nerede olduğunu sorması üzerine 2 yıl öncesinde sosyal medyada ‘Kadın Karavancılar’ isimli grup kurduğunu anlatan Can, “Seyahat ederken arkadaşlarım bana, ‘Neredesin Yıldız’, ‘Ne yapıyorsun’, ‘Senin için endişeleniyoruz’ diyorlardı. Ben de bir grup kurdum. İlk başta 10 arkadaşımı üye yaptım. Daha sonra birkaçını daha davet ettim. Grup şu an 20 bin kişiyi aştı. Bunların 5-6 bini ise aktif olarak karavanla seyahat eden kadın üyelerimiz” dedi.Gruba sadece kadınların üye olabildiğini belirten Can, “Üyeler birbirine yol gösteriyor. Çoğunluk, bana ‘Benim evim var gel misafirim ol, çamaşırını yıkayalım, elektrik de al, dinlenip git’ diyor. Bizim grubun en önemli özelliği ciddi kadın dayanışması olması” diye konuştu.Karavanla seyahatinde zaman zaman tedirginlik yaşadığını anlatan Can, şöyle konuştu: “Ben motokaravan kullanmayı tercih ediyorum, çünkü yalnız seyahat ediyorum. Aracımın arka tarafında uyurken bir gürültü duyduğum zaman, hemen koltuğun arasından direksiyona oturup oradan uzaklaşabiliyorum. Güvenle seyahat ediyorum. İnsanların olduğu yerlerde konaklamaya çalışıyorum. Hastane önü gibi, devlet kurumlarının önü gibi kameralı yerlerde ya da bilindik akaryakıt istasyonlarında. Bir kırsalday konaklıyorsam kolluk kuvvetlerine haber veriyorum.”Birçok yerde kendisini ağırlamak isteyen insanların olduğunu ve insanların kendisini kadın karavancıları koruma düşüncesiyle misafir ettiğinden bahseden Can, “Yola çıktığım ilk günden beri günlük tutuyorum. Gittiğim, konakladığım her yerin pazarından, insanından, doğal yapısından havasından ve yöreye özgü özelliklerinden söz ediyorum. Orada yaşadığım anılar, tanıştığım insanlardan bahsediyorum.  Fotoğraf çekiyorum, sunumlar yapıyorum ve sergilere katılıyorum. Anılarımı kitaplaştırmak istiyorum” diye konuştu.

  • Avustralya kasabası yeni sakinler çekmek için ‘ücretsiz arazi’ veriyor
    by NTV on 18 Ekim 2021 at 08:07

    Avustralya’nın Queensland eyaletindeki Quilpie kasabası, yaşayan sayısını artırmak için kişilere ‘ücretsiz arazi’ vereceğini açıkladı. Quilpie Meclisi Başkanı Justin Hancock, arsa satın alan ve değeri 750 bin doların altında bir ev inşa edip en az altı ay yaşayan kişilere, 12 bin 500 dolar (116 bin TL) hibe vereceklerini söylerken, “Seçilen araziye bağlı olarak bu durum bedava arazi vermekle eşdeğer” diye konuştu.Avustralya’nın Queensland eyaletinde yer alan ve yaklaşık 800 kişinin yaşadığı Quilpie kasabası, nüfusunu artırmak için arsa alacak kişilere hibe vereceklerini açıkladı.Verilecek 12 bin 500 dolar (Yaklaşık 116 bin TL) hibe ile alınacak arazinin bedavaya geleceğini belirten Quilpie Meclisi Başkanı Justin Hancock, “Alınacak arazide değeri 750 bin doların altında bir ev inşa edip en az altı ay yaşanması durumunda hibeyi alabilecekler” dedi.“Seçilen araziye bağlı olarak bu durum bedava arazi vermekle eşdeğer” diye konuşan Hancock, “Emekli olmak istiyorsanız, seyahat için uygun fiyatlı bir ana üsse ihtiyacınız varsa veya kariyerinize yeni başlayan bir gençseniz, Avustralya’nın herhangi bir yerinde daha iyi bir anlaşma bulamayacaksınız” dedi.Açıklanan hibe programı, yaklaşık 800 kişinin yaşadığı ve 46 konutun bulunduğu kasabada mevcut işlerde çalışacak kişiler ve bu kişilerin barınacakları konutları artırmak amacıyla faaliyete geçiyor.Genç nüfusu çekmek isteyen kasabada Ulusal Avustralya Bankası, çocuk bakımı ve kafe işleri de dahil olmak üzere bir dizi boş iş pozisyonu bulunurken yetkililer, gençlerin kasabada yeni işletmeler açma fırsatları olduğunu söyledi.Kasaba meclisi başkanı Hancock, bölgenin geniş alanlara sahip olduğunu ve corona virüsten etkilenmediğini belirtti.Opal madenciliği ve yapılan kazılarla elde edilen dinozor kemikleri ile ünlü olan kasabadaki yeni hibe programı ile ilgili konuşan eyalet belediye başkanı Stuart MacKenzie, “Konutları artırmak ve bölgeye profesyonelleri çekmek istiyoruz. Bölgemizde çalışmak için insanlara ihtiyacımız var, ancak onları barındıracak yeterli konutumuz yok” diye konuştu.Avustralya’da Quilpie’ın yanı sıra daha önce konut ve arsa alımında ülkenin en küçük ikinci eyaleti olan Victoria teşvik sunduğunu açıklamış, yeni konut alan kişilerin ev depozitosunu yüzde 5’e indirmişti.

  • Borçka Karagöl’den sonbahar manzaraları
    by NTV on 18 Ekim 2021 at 06:26

    Türkiye’nin saklı cennetleri arasında gösterilen Artvin’in Borçka ilçesinde bulunan Karagöl, sonbahardaki renk cümbüşüyle ziyaretçilerine doyumsuz manzaralar sunuyor.Artvin’de her mevsim ayrı güzelliğe bürünen Borçka ilçesindeki Karagöl Tabiat Parkı, sonbaharın gelişiyle birlikte oluşan renk cümbüşü hayranlık uyandırıyor.Türkiye’nin tek biyosfer rezerv alanı olan Camili’ye giden yol üzerinde bulunan ve 368 hektarlık alana sahip Borçka Karagöl Tabiat Parkı, çevresindeki vadiler ve ormanlarla kaplı eşsiz doğasıyla fotoğraf ve doğa tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.Borçka ilçesine 27 kilometre uzaklıktaki Karagöl, her mevsim ayrı bir güzelliği içinde barındırıyor. Çam ağaçları ve şelaleler arasında yer alan, eşsiz doğa güzelliyle Karagöl Tabiat Parkı, yağlı boya tablolarını andırıyor.Doğası ve coğrafi güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin son yıllarda sıkça ziyaret ettiği Karagöl, sonbaharda sarı, turuncu ve kırmızının onlarca tonuna bürünüyor.Kent gürültüsünden uzaklaşıp temiz hava almak isteyenler, hafta sonu tatillerinde tercih ettikleri Karagöl’de çadır kurup kamp yapıyor. Ziyaretçiler yürüyüş ve piknik yapıyor, teknelerle gölün keyfini sürüyor.

  • Canlı ağaç müzesi Örümcek Ormanları’nda sonbaharda renk cümbüşü
    by NTV on 17 Ekim 2021 at 11:19

    Gümüşhane’de yüzlerce yıllık devasa ağaçlara ev sahipliği yapan canlı orman müzesi Örümcek Ormanları, sonbaharın en güzel renklerini barındırıyor. Yamaçları, dereleri ve şelaleleriyle eşsiz bir manzara sunan ormanlar, yılın bu dönemi çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor.Gümüşhane’nin yüzlerce yıllık devasa ağaçlara ev sahipliği yapan canlı ağaç müzesi Örümcek Ormanları Tabiatı Koruma Alanı, sonbahar mevsimiyle birlikte büyüleyici bir hale büründü.Türkiye’de sonbahar mevsiminin en görkemli yaşandığı şehirlerden birisi olan Gümüşhane’de labirenti andıran patikaları, göğe tırmanan ağaçları, hırçın yamaçları, dereleri ve şelaleleriyle Örümcek Ormanları yılın her mevsiminde ziyaretçilerine muhteşem manzaralar sunuyor.Kürtün ilçesi sınırlarında yer alan, Avrupa’nın ez uzun köknarları, Balkanların, Kafkasların ve Türkiye’nin en uzun boylu ve en geniş çaplı ladinlerinin yer aldığı Örümcek Ormanlarında bulunan köknarlarının yaşının da 450’den fazla olduğu biliniyor.Uzmanlar tarafından “Canlı ağaç müzesi” olarak nitelendirilen ormanda ladin, kayın, ceviz, kavak, orman gülü, yaban fındıkları, geniş yapraklı ağaçlar gibi çok sayıda ağaç çeşidi bulunuyor.Türkiye’nin önemli “karışık” ormanlarından biri sayılan Örümcek Ormanlarında yüksek kesimlerden başlayarak alçak kesimlere doğru başlayan renk cümbüşü yaklaşık 2 ay boyunca izlenebilecek.Sonbahar mevsiminde ağaçların yapraklarının binbir renge büründüğü, yeşilin, sarının, kahverenginin ve kırmızının tüm tonlarını ziyaretçilerine cömertçe sergileyen, düşen yapraklarla birlikte yolların halıya dönüştüğü Örümcek Ormanları Tabiatı Koruma Alanında yer alan Çağlayandibi Şelalesi de bu güzelliklerden nasibi aldı.Zirvelerindeki Çıkrıkdüzü, Güvende, Kabaktepe Şehitliği ve onlarca yaylasıyla özellikle yaz aylarında on binlerce kişinin içinden geçtiği Örümcek Ormanlarına ilk kez gelen Selami Öktem, “Gümüşhanemizin müstesna ve kıymetli bir noktasında olduğumu hissettirdi burada olmak bana. Burada bulunduğum süre içerisinde yüzlerce yıllık ağaçlarla karşılaştım. Yeşilin, sarının hatta kırmızının onlarca tonuna şahit oldum. Bunlarla karşılaşmak, bunlarla günümü geçirmek bana gerçekten büyülü bir dünyadaymışım gibi hissettirdi, bu yüzden çok mutluyum” dedi.Örümcek ormanlarındaki gezisi boyunca kendisini en çok etkileyen ve dikkatini çeken şeyin yüzlerce yıllık ağaçların geçmişini düşünmek, bu doğanın dönüşümüne şahit olduklarını bilmek olduğunu ifade eden Öktem, çok geniş bir alan olması nedeniyle bir günde bitiremediği alana tekrar gelmek için şimdiden sabırsızlandığını sözlerine ekledi.

  • Edirne Karaağaç Kabak Festivali’nden renkli görüntüler
    by NTV on 16 Ekim 2021 at 13:27

    Edirne Karaağaç Kabak Festivali renkli görüntülerle başladı.Özellikle tadından dolayı İstanbul lokantalarının tatlı için tercih ettiği meşhur Edirne Karaağaç kabağı adına düzenlenen festival adını aldığı mahalledeki kortejle başladı.Edirne’nin sayfiyesi konumundaki 10 bin nüfuslu Karaağaç Mahallesi girişinde İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, mahalle muhtarı Agah Korkan, vatandaşlar, halk oyunları ekibinden oluşan kortej Edirne Belediye Bandosu eşliğinde Lozan Anıtı’na, oradan da etkinliğin düzenlendiği davet bahçesine kadar yürüdü.Bandonun hareketli ezgilerine vatandaşlar alkışlarıyla tempo tuttu.İki gün sürecek festival kapsamında halk oyunları gösterileri, konserler gerçekleşecek, kadınlar arası “Kabak Tadı Veriyoruz” yemek yarışması da düzenlenecek.Festival alanında üretici ve girişimci kadın kooperatiflerinin el sanatı ve gıda üretimlerinin satışlarının da yapılacağı festival süresince şef aşçıların kabak işlemesi ve kurgu fotoğraf çekim etkinlikleri gerçekleşecek.İl Kültür ve Turizm Müdürü Soytürk Meriç ve Tunca nehirlerinin suladığı Karaağaç Mahallesi’nde yetişen lezzetli kabakların tanıtımı gerçekten hak ettiğini söyledi.Vali Ekrem Canalp’in talimatıyla bu yıl ilki gerçekleşen festivalin güzel başladığını ifade eden Soytürk, “Edirne festivaller ve müzeler şehridir. Her yıl Valimiz Canalp’in talimatlarıyla yenilerini ekliyoruz. Bu festival de gerçekten güzel kabağın hak ettiği tanıtımı bulması için çok renkli bir festival oldu” dedi.

  • İstanbul’da sonbahar güzelliği yaşayabileceğiniz 5 orman
    by NTV on 16 Ekim 2021 at 09:12

    İstanbul çoğu zaman yoğun ve bunaltıcı olabiliyor. Özellikle kış aylarının yaklaştığı bu dönemde şehrin bizi içine çeken karmaşasından biraz olsun uzaklaşmak, doğanın içinde ruhumuzu dinlendirmek ve tertemiz hava solumak için İstanbul’da gidebileceğimiz beş orman bulunuyor. Üstelik İstanbul’un her mevsim görmeye değer bu ormanlarında sonbahar güzelliğini şehirden uzaklaşmadan da yaşayabiliriz. İşte İstanbul’un o ormanları…Avrupa Yakası’nda yer alan ve akla ilk gelen yerlerden birisi Belgrad Ormanı… İstanbul’un en geniş ormanlık alanı olarak bilinen, uzun yürüyüş parkurlarına sahip bu ormanda aileniz ve arkadaşlarınızla yürüyüş yapabilir, piknik alanlarında vakit geçirebilirsiniz. Belgrad, içinde bulundurduğu birbirinden farklı binlerce ağaç, kuş ve bitki çeşidiyle bu sonbahar da bize görülmeye değer bir tabiat sunuyor.Anadolu Yakası’nda şehrin tam ortasında yer alan, sonbaharda görülmeye değer bir başka yeşil alan ise Aydos Ormanı. Şehrin karmaşasından uzaklaşıp huzur bulabileceğiniz bu ormanda keşfedebileceğiniz birçok yer ve etkinlik var. Aydos Tepesi ve Aydos Gölü mutlaka görmeniz gereken yerler arasında. Etrafı yemyeşil ağaçlarla çevrili gölde deniz bisikletiyle gezebilir, mesire alanında piknik yapabilir, parkurlarda yürüyüş yapabilir ya da koşabilirsiniz. Hatta doğayla iç içe bir noktada kamp yapabilir ve gölde balık tutabilirsiniz.Anadolu Yakası’nda bulunan Ayhan Şahenk Sevgi Ormanı, aynı zamanda Karadeniz kıyılarının çok yakınında yer alıyor. Geniş yürüyüş yollarına sahip bu ormanda kamp yapabilir, piknik alanlarında sevdiklerinizle huzurlu vakit geçirebilirsiniz. Beykoz’da konumlanan sevgi ormanı şu an geçiçi olarak kapalı.Anadolu Yakası’nda sonbahar güzelliğini yaşayabileceğiniz bir başka rota ise Alemdağ Ormanı. İstanbul’un en yüksek ikinci tepesi olan Alemdağ’da yürüyüş, dağ koşusu ve bisiklet gibi birçok spor aktivetesi yapabilir sakin ve huzurlu bir gün geçirebilirsiniz.Avrupa Yakası’nda Belgrad Ormanı’nın devamı niteliğinde olan bu orman özellikle çiftlerin çok geldiği bir yer. Özellikle bu mevsim görülmeye değer bu ormanda uzun yürüyüşler yapabilir temiz havanın tadını çıkarabilirsiniz.Anadolu Yakası’nda temiz hava ve orman kokusu alabileceğiniz Taşdelen Ormanı, doğal su kaynakları, yürüyüş alanları ve piknik yerleriyle sonbaharın tadını çıkarabileceğiniz ormanlardan bir tanesi. Bu yemyeşil alanda kamp yapabilir, keyifli bir hafta sonu geçirebilirsiniz.

  • 9 Ekim’de İran sınır kapısı açıldı: Van’daki otellerin doluluk oranı yüzde 90’a çıktı
    by NTV on 16 Ekim 2021 at 07:58

    Van’ın İran’a açılan ve pandemi nedeniyle uzun süre kapalı kalan ancak Türkiye tarafından 17 Mayıs’ta kısmi olarak geçişlere açılan Kapıköy Kapısı’nda, İran tarafının da kapılarını açmasıyla, turist geçişleri yoğunluk kazandı. Van Turizm ve Otelciler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yüksel, gümrük kapısının İran tarafından da tamamen açılmasıyla birlikte kente yoğun bir turist akını olduğunu, pandemi sürecinde yüzde 20 olan otellerin doluluk oranının şu an yüzde 90’lara çıktığını söyledi.İran ile en uzun kara sınırına sahip Van’da, corona virüs tedbirleri kapsamında 24 Mart 2020’de araç ile yaya geçişlerine kapatılan Kapıköy Gümrük Kapısı, 17 Mayıs’ta araç ve yaya trafiğine açıldı. Ancak İran tarafından artan vakalar nedeniyle 16 Eylül’de kısmi açılan sınır kapısı, 9 Ekim’de ise İran tarafının da açmasıyla tamamen geçişlere açıldı.İran’dan gelen turistler, 72 saat içinde alınan PCR negatif test sonucu ile giriş yapabiliyor. Sınır kapısından kalabalık kafileler halinde giriş yapan İranlı turistlerin gelişi, pandemi sürecinde büyük sıkıntı yaşayan esnafı sevindirdi.Gelen turistler, kentin tarihi ve turistik yerlerini gezip, giyim malzemesi satan mağazalarda alışveriş yapıyor. Pandemi sürecinde büyük sıkıntı yaşayan Van esnafı da gelen turistlerle yakından ilgileniyor.İranlı turistlerin gelişi kentin ekonomisini canlandırırken, özellikle pandemi sürecinde yüzde 20 olan otellerdeki doluluk oranı, yüzde 90’a yükseldi. 2020’de 403 bin 634’ü yurt içinden, 73 bin 308’i İran’dan toplam 476 bin 942, 2021 yılının ilk 9 ayında ise 278 bin 921’i yurt içi ve 20 bin 356’sı da İran’dan olmak üzere 299 bin 277 turist Van’a giriş yaptı. Gelen turistlerin 108 bin 757’si Akdamar Adası’nı ziyaret etti.Van Otelciler ve Turizmciler Derneği (VANOTED) Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yüksel, pandemi nedeniyle kapalı olan Kapıköy Gümrük Kapısı’nın uzun süre sonra yaya ve araç trafiğine açıldığını belirterek, şunları söyledi: “Corona virüsle birlikte ilk kapatılan gümrük kapısı, İran Gümrük Kapısı oldu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 17 Mayıs Kapıköy Gümrük Kapısı tek taraflı olarak açıldı. Ancak İran’da vakaların yüksek olması nedeniyle kapı açılmadı. Otellerdeki doluluk oranımız pandemi sürecinde yüzde 20’lerde iken, bir hafta önce sınır kapısının tamamıyla açılmasıyla birlikte bu oran yüzde 90’a ulaştı. İran’da aşılama oranı şu an çok yüksek””İranlı turistlerin gelişi kentin ekonomisine canlılık getirdi” diyen Yüksel, “Yüzde 100 dolu olan otellerimiz var. Bu da Van esnafımız için sevindirici bir durum. Çünkü İranlılar sadece turizm ve tatil için gelmiyor, aynı zamanda alışveriş için de geliyorlar. Bu bize bayram sevinci yaşattı” diye konuştu.İran’dan kalabalık bir kafile ile gelen bir acentanın genel müdürü ve Haldi Otel’in İran satış bayisi Vahit Mustabi ise, Van’ı çok sevdiklerini anlatarak, “Van bize çok yakın olduğu için burayı tercih ediyoruz. Kültürlerimiz birbirine çok yakın. Pandemi nedeniyle sınır kapıları kapalı oldu, buraya gelemedik. Şu an kapılar açıldı. Bizler de geldik. Kaldığımız otel bize çok iyi hizmet veriyor” dedi.İran’ın Tebriz kentinden gelen Leyla Gülizade de 3 günlük tatil için geldikleri Van’da tarihi ve turistik yerleri gezdiklerini ve bu arada alışveriş yaptıklarını söyledi.Van’daki esnaf da İranlı turistlerin gelişi ile birlikte kentin ekonomisinin canlandığını, bu durumun kendilerini mutlu ettiğini dile getirdi.

  • Kapadokya’da fotoğraf meraklılarının yeni tutkusu ‘vinçte salıncak’
    by NTV on 16 Ekim 2021 at 04:28

    Türkiye’nin masalsı güzelliklerle bezeli turizm bölgesi Kapadokya’da, sıcak hava balonlarının renk kattığı manzarada fotoğraf çektirmek isteyenler için vinçlerle salıncak kuruluyor.Son dönemde Kapadokya’da yaygınlaşan akımda, turistler ve düğün fotoğrafı çektirmek isteyenler, vinçlerle sarkıtılan salıncakta sıcak hava balonlarının oluşturduğu doğal dekorda anı ölümsüzleştiriyor.Bölgede gün doğumundan önce balonlar uçuş için hazırlanırken, yüksek alanlarda ise fotoğraf tutkunları tarafından kiralanan vinçler konumlanıyor.Peş peşe gökyüzüne yükselen balonların yaklaşık 45 dakika süren uçuşu sırasında ise en güzel kareyi yakalama telaşı başlıyor.Fotoğraf sanatçısı Burak Yıldırım,  vinç yardımıyla oluşturulan salıncakların güzel fotoğrafların ortaya çıkmasına yardımcı olduğunu belirtti.Bölgede fotoğraf çektirmek isteyenlere klasik araba, at ve arazi araçlarıyla sunulan hizmetlere bir süredir vinçlerin de eklendiğini aktaran Yıldırım, şunları kaydetti: “Araziye vinç kurup çekim yapıyoruz. Oldukça rağbet gören çekimler oluyor. Dünyanın birçok yerinden gelip talep ediyorlar. Vinç sektörüne yeni bir soluk kattık. Sosyal medyanın her şeye olduğu gibi fotoğrafçılığa da etkisi oldu. Eskiden sadece gelin damat fotoğrafı çekerken şimdi dünyanın her yerinden ünlü, ünsüz insanlar burada fotoğraf çektirmek istiyor. Her geçen yıl da farklı bir şey isteniyor. İnsanlar yeniliğe çok açık, bu yıl vinçli salıncakla fotoğraf çekiyoruz, bakalım seneye ne olacak. Kapadokya turizm açısından adeta bir cennet. Farklı bir tatil geçirmek isteyenler, farklı şeyler görmek isteyenler burayı tercih ediyor.”Tufan Doğan da eşine az rastlanır görsellikte fotoğraf çekmenin keyifli olduğuna işaret ederek, “Vinçte salıncak kesinlikle yaratıcılıkla alakalı bir durum. Bazı arkadaşlar vinç kiraladı, biz de onlardan yararlanıyor, çekim yapıyoruz. Sosyal medya sayesinde büyük bir talep var. İnsanlar gördükleri bu fotoğraflar için Kapadokya’ya gelip bu mükemmel doğada anılarını ölümsüzleştiriyor.” ifadelerini kullandı.Yaklaşık 8 yıldır vinç operatörü olarak çalışan Siraç Dağ, talep olduğunda erken vakitlerde bölgeye gelerek vinç platformunu kurduklarını, aracı isteğe göre farklı noktalara taşıdıklarını anlattı.Vince bağlanan salıncakta fotoğraf çektiren Reyhan Duru ise Zonguldak’tan geldiğini, bölgenin görsel güzelliğine hayranlık duyduğunu söyledi.Kapadokya’nın herkes tarafından mutlaka görülmesi gereken özel bir yer olduğunu dile getiren Duru, “2 yıl önce geldiğimde buranın masalsı bir yer olduğunu fark etmiştim. Salıncakta fotoğraf hayalimdi ama plansızdı, ummadığım şeylerle karşılaştığım için sevindim. İnsana huzur veren bir yer. Hele balonları izlemek ayrı bir keyif veriyor. Huzura ve dinlenmeye ihtiyacı olanlar buraya gelsinler. Daha önce balona binmiştim, bu kez de balon manzarasında fotoğraf çektirmek istedim.” diye konuştu.

  • Çöpten arındırılan Akyaka Kanyonu’nun bir bölümü turizme kazandırıldı
    by NTV on 16 Ekim 2021 at 03:58

    Kamelyaların konulduğu ve sosyal alanların oluşturulduğu Kars’ın Akyaka ilçesindeki kanyonu ziyaret edenler, aileleriyle doğa yürüyüşü ve piknik yapmanın keyfini çıkarıyor. Akyaka Özel İdare Müdürü Ahmet Bulut, “İl Özel İdaresi ekipleri olarak kanyonu temizledik, zemini düzelttik ve üzerine yeni alanlar yaptık. Gelip giden çok var, ilgi görüyor” dedi.Kars’ın Akyaka ilçesinde daha önce çöplük olarak kullanılan ve Akyaka Kaymakamlığınca hazırlanan projeyle çöpten arındırılan kanyonun bir bölümü turizme kazandırıldı.Şahnalar ile Kayaköprü köyleri arasındaki 10 kilometrelik kanyon için hazırlanan projenin ilk etabı tamamlandı.Daha önce çöplük olarak kullanılan kanyon, iş makineleri yardımıyla temizlendikten sonra bölgede akan Kars Çayı kenarına yaya ve araçlar için yeni yollar yapıldı.Kamelyalar konulan ve insanların ihtiyaçlarını giderebilecekleri sosyal alanlar oluşturulan kanyon bölgesindeki 10 dönümlük alanda, piknik yerleri ve yeni tesisler de hayata geçirilecek.Projenin ilk etabının hayata geçirilmesiyle bölgeyi ziyaret edenler, aileleriyle doğa yürüyüşü ve piknik yapmanın keyfini çıkarıyor.Akyaka Özel İdare Müdürü Ahmet Bulut, Akyaka Kanyonu’nun turizme kazandırılmasında eski Akyaka Kaymakamı Nur Sevinç Özbek Çakas’ın büyük emekleri olduğunu söyledi.Daha önce çöplük olarak kullanılan kanyonun temizlenerek cazip bir alan haline getirildiğine işaret eden Bulut, şöyle konuştu:”Turizme kazandırdığımız bu kanyonda 11 kamelya koyduk, çeşme, büfe lavabo, tuvaletler yapıldı. Daha önce burası çöplük olarak kullanılıyordu burada yaptığımız çalışmalarla çöpleri kaldırdık. İl Özel İdaresi ekipleri olarak kanyonu temizledik, zemini düzelttik ve üzerine yeni alanlar yaptık. Gelip giden çok var, ilgi görüyor. Akyaka Kanyonu çok uzun ve gezilip görülecek güzel bir yer.”Bulut, kanyonun özellikle hafta sonları vatandaşların akınına uğradığını anlattı.Kanyonu gezmeye gelenlerden Okan Avşar da kanyonun bir giriş kapısının Şahnalar köyünden başladığını hatırlatarak, “Eskiden burası çöplük olarak kullanılıyordu, devasa çöpler vardı. Çöpten arındırılan kanyon şu anda büyüleyici doğayla iç içe gezme fırsatı sunuyor. Hemen yanınızda Kars Çayı akıyor burada rafting yapabilirsiniz. Ziyaretçiler kanyonu hem araç hem de yaya olarak gezilebilir. Özellikle turizm acentelerini yerli ve yabancı turistleri yeni turizm destinasyonuna bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.