ntv.com.tr NTV Haber – Türkiye ve Dünya Gündemi Güncel Son Dakika Haberleri – Editörün Seçimi

  • KKTC’de kapalı otel turizmi 10 Ağustos’tan itibaren yapılamayacak
    by NTV on 27 Temmuz 2021 at 13:51

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yeni tip corona virüsle (Covid-19) mücadele kapsamında alınan yeni kararlar uyarınca, Nisan 2021’den bu yana yürürlükte “kapalı otel turizmi” uygulaması, 10 Ağustos 2021’den itibaren yapılamayacak.KKTC Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesince alınan ilave Covid-19 tedbir kararlarının uygulanmasına karar verildi.KKTC’ye girişlerde ülkeler renk kodlarına göre ayrılarak yeni kriterler belirlendi.Buna göre, son 14 günde koyu kırmızı renkteki ülkelerde bulunanların (KKTC vatandaşı hariç) ülkeye girişleri yasak olacak.Kırmızı renkteki ülkelerden gelenler, Covid-19 aşısını yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın yolculuk öncesi son 72 saatte yaptırdığı, sonucu negatif olan PCR sonucu ve 5-7 gün karantina şartıyla ülkeye giriş yapabilecek.Turuncu renkteki ülkelerden gelen aşılı ve hastalığı geçirmiş kişiler, son 72 saatteki negatif PCR sonucu ile karantinasız giriş yapabilecek, aşısız olanlardan negatif olduklarını gösterir PCR sonucu istenecek ve bu kişiler, 10 gün karantinaya tabi tutulacak.Türkiye turuncu kategoride yer alıyor.Yeşil renkteki ülkelerden gelen, aşılı olan veya daha önce Covid-19 hastalığını geçirmiş olan kişilere herhangi bir kısıtlama olmayacak, aşısız olanlardan ise sadece son 72 saatteki negatif PCR test sonucu talep edilecek.Gri renkteki ülkelerden gelenler ise aşılı olup olmadıklarına bakılmaksızın son 72 saatte yapılmış negatif PCR sonucu ve 14 gün karantina şartı ile ülkeye giriş yapabilecek.Yukarıdaki kriterlere göre, karantinaya girmesi gereken kişiler KKTC’de ikamet adresi göstermeleri ve ülkeye “Güvende Kal Uygulaması”nı indirmeleri koşuluyla el bilekliğiyle 5-14 günlük karantinada kalacak.Tüm kapalı ve açık alanlarda maske ve mesafe (1,5 metre) kurallarına uymak zorunlu olacak, denetimler ilçe emniyet kurulları, belediyeler ve Polis Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak.Ülkede Covid-19 testi pozitif ve karantina gerektiren teması bulunan kişiler, 10 gün karantinaya tabi olacak.10 Ağustos 2021’den itibaren charter seferlerle ve elektronik bilekliği takılarak gerçekleştirilen kapalı otel turizm uygulaması iptal edildi. Charter seferlerle KKTC’ye gelecek kişilere, geldikleri ülkenin renk kodlarındaki kriterlere göre işlem yapılacak.Otelde konaklama ve/veya otel aktivitelerinden faydalanmak amacıyla ülkeye giriş yapacak kişilerin aşısız olması halinde son 72 saat içerisinde antijen veya PCR testi istenmesi zorunlu olacak.DÜĞÜNLER KAPALI ALANDA YAPILAMAYACAKMarketlerde, perakende ve mağazacılık hizmetleri ile tedarik zincirinde görev yapan kişiler her 7 günde bir antijen testlerini yineleyecekler.Nişan, nikah, düğün ve sünnet törenleri kapalı alanlarda yapılmayacak, gelin, damat ve birinci derece yakınları düğün tarihinden önceki son 72 saat içerisinde PCR testlerini yapacak.Toplu ibadetler sosyal mesafe, maske ve hijyen kuralına uyularak ve ibadet edilecek kapalı alanların azami üçte biri kullanılarak yapılacak.Kararlar, Resmi Gazete’de yayınlanmasından itibaren geçerli olacak.ALMANYA’DA KİMYA TESİSİNDE PATLAMA

  • Muğla’nın ‘engelsiz’ plajları
    by NTV on 27 Temmuz 2021 at 13:29

    Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden birisi olan Muğla’da Büyükşehir Belediyesi engelli vatandaşların denize girebilmesi için 2016 yılında ‘Engelsiz Plajlar’ projesi başlattı. Proje kapsamında 7 ilçede 20 engelsiz plaj oluşturuldu. Engelsiz plajlarda sahillere engellilerin rahatlıkla denize girebilmeleri için özel dizayn edilen engelli rampaları ve zaman geçirebilmeleri için şezlonglar yerleştirildi.7 ilçede 20 engelsiz plaj oluşturan Muğla Büyükşehir Belediyesi, engelli vatandaşların rahatlıkla denize girmesini sağlarken, aynı zamanda belediyeden talepte bulunan vatandaşlar evinden alınıp belediye ekipleri tarafından denize götürüldükten sonra tekrar evlerine geri bırakılıyor.Engelli vatandaşlar Bodrum’da Kumbahçe Halk Plajı, Turgutreis Halk Plajı, Bitez Halk Plajı, Ortakent Halk Plajı, Gümbet Halk Plajı, Gündoğan Plajı, Türkbükü Plajı, Dalaman’da Sarsala Halk Plajı, Datça’da Hayıtbükü Halk Plajı, Karaincir Halk Plajı, Hastaneönü Plajı, Datça Orcey Otel Önü Plajı, İskele Halk Plajı, Taşlık Halk Plajı, Datça Palamutbükü Plajı, Fethiye’de İnlice Halk Plajı, Milas’ta Güllük Halk Plajı, Ören Halk Plajı, Ortaca’da Sarçed Plajı ve Ula Akyaka Halk Plajında rahatlıkla denize girebiliyor.Denizle buluşan Necmi Öztan, suya girme konusunda çekinceleri olduğunu ancak bu proje ile denize girebildiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Öztan, “5 senedir suya girmeye cesaretim yoktu. Bu nedenle çok memnun oldum. Demek ki yüzebiliyormuşum. Bu proje nedeniyle Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’e çok teşekkür ederim” dedi.Engelsiz plaj uygulaması ile denize giren Birkan Özkalır, bu uygulamanın kendileri için çok değerli olduğunu söylerken çok güzel bir deneyim yaşadığı belirtti. Özkalır, “Burada denize girmek benim için güzel bir deneyim oldu. Bir yandan da tecrübe kazanmış olduk ve cesaretlendik. Bundan sonra gelip rahatlıkla denize girebileceğimiz yer oldu. Biz engelliler olarak engelsiz bir dünya istiyoruz. Büyükşehir Belediyesi yaptığı hizmetlerden yararlanmamız için bizi sürekli bilgilendiriyor ve telefon açıyorlar. Bu nedenle kendilerine çok teşekkür ederim dedi” dedi.

  • Kitap yazmak için yola çıktı, 210 günde yürüyerek 76 şehir gezdi
    by NTV on 27 Temmuz 2021 at 12:18

    İstanbul’da yaşayan ve tiyatro salonunu pandemi nedeniyle kapatmak zorunda kalan sinema ve tiyatro sanatçısı Volkan Tan Danışmaz (38), kitap yazabilmek için yürüyerek Türkiye turuna çıkmaya karar verdi. İstanbul’dan yola çıkan 210 gün sonra 76 şehir ve 5 bin 500 kilometre kateden Danışmaz, Hakkari’ye ulaşmayı başardı.Sinema ve tiyatro sanatçısı Danışmaz, pandemi nedeniyle tiyatro salonunu kapatmak zorunda kalınca hayalini kurduğu kitap yazma projesini gerçekleştirmeye karar verdi.Danışmaz, kitabını yazmak için de yürüyerek Türkiye turuna başladı. “Ben bu hayatı yaşamak ve yazmak için 210 gündür hiçbir ticari araç, hiçbir ticari konaklama kullanmadan yürüdüm” diyen Danışmaz, İstanbul’dan çıktığı yolculuğunda onlarca şehir, yüzlerce ilçe ve köy gezdi.Danışmaz, bu yürüyüş boyunca da sık sık misafir edildi. Gezip gördüklerini yazacak olan Danışmaz, 210 gün sonra ise 76 şehir ve 5 bin 500 kilometre katederek Hakkari’ye ulaşmayı başardı.Hakkari’den de Şırnak’a gitmek için yola çıkan ve yolculuğunu tamamlayan Danışmaz, Türkiye’yi gezme hayalini gerçekleştirdiğini ve bundan dolayı mutlu olduğunu belirterek şöyle konuştu:  “8 yaşından bugüne kadar hep sahnelerde yer aldım. 2 bine yakın öğrenci yetiştirdim fakat pandemi sürecinin devreye girmesiyle tiyatromuz maalesef yıllar sonra perdelerini indirmek zorunda kaldı. Benim de yıllardır hayata geçirmek istediğim bir projem vardı. Bu proje bir kitap yazmaktı. Bu kitabın ismi de ‘Hayallerimi yaşıyorsunuz'”Her bir şehirde her bir kasabada, köyde, küçük de olsa bir hayali olduğunu belirten Danışmaz, “O yerlere gidip görmek yaşamak istiyordum ve hayalimi gidip görerek gerçekleştirdim. Sırtıma çantamı takıp yola çıktım” dedi.İlk girmeye başladığı köylerde kendisini misafir etmeye başladıklarını kaydeden Danışmaz “Yemek, su verdiler, kimsin, necisin demediler. Gerçekten şunu gördüm ki aslında biz bu hayatı yaşamamışız. Çünkü İstanbul’un, Ankara’nın İzmir’in ve Antalya’nın içine yapışıp kalmışız. Biraz dışarı çıkabilsek biraz bu insanları görsek, aslında neler kaçırdığımızı fark edeceğiz” diye konuştu.210 gündür yollarda olduğunu aktaran Danışmaz, “Ben bu hayatı yaşamak için yazmak için 210 gündür hiçbir ticari araç, hiçbir ticari konaklama kullanmadan yürüdüm. Çünkü amacım yürüyerek, gezerek, görerek buralara gelmekti. Ben de geldim gördüm ve yaşadım” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Bayram bitti, Bodrum’un nüfusu düştü
    by NTV on 27 Temmuz 2021 at 12:00

    9 günlük Kurban Bayramı tatilinde 1,5 milyona yaklaşan nüfus tatilin bitmesinin ardından 900 bine kadar düştü. Turizmciler bu düşüşün normal olduğunu açıkladı.9 günlük Kurban Bayramı tatilinde yerli turist akın akın Bodrum’a gelmeye başlamıştı. Bayram tatilinin Bodrum’da geçiren vatandaşlar memleketlerine dönmeye başlayınca sahillerde gözle görünür bir sakinlik oluştu.Kilometrelerce kuyruk oluşan trafikte kısmen rahatladığı görüldü. nüfusun 5 katına çıkarak 1,5 milyona yaklaşan nüfus Bayram tatilinin bitmesiyle 900 bine kadar düştü. Turizmciler bu durumun normal olduğunu söyleyerek 2019 turizm sezonun yakalamaya az kaldığını açıkladı.Bodrum Turizm Otelciler Derneği Yönetim Kurulu üyesi Alişir Şahin, 1,5 milyona ulaşan nüfusun 900 binlere kadar düştüğünü belirterek “Bayramı çok güzel geçirdik. Yaklaşık 1,5 milyon yerli turist Bodrum’a akın etti. Ağustos ve Eylül ayı rezervasyonları da çok güzel görünüyor” şeklinde konuştu.Bodrum’da bir otelin genel müdürü Hakan Şamhal ise turist sayısında yüzde 15’lik bir düşüş olduğunu belirterek “ Bodrum Bayram’da çok güzel geçti. Eğer bir aksilik olmazsa sezonun uzayacağını düşünüyorum. Pandemi bir sıkıntıya yol açmazsa Ekim ayı da güzel geçecek diye düşünüyorum” dedi.Bir başka otelin işletmecisi Geylani Dursunoğlu çok yoğun bir bayram tatili geçirdiklerini belirterek, “Bodrum ve Ege bölgesinde Rusça konuşan ülkelerden gelen misafir sayısı çoğaldı. 2019 rakamlarını yakalamış vaziyetteyiz. Şu anda dikkat etmemiz gereken tek şey ‘Güvenli Turizm Sertifikası’nın gereğini yerine getirmek, çünkü pandemi artışa geçmiş durumda” diye konuştu.

  • Hoşgörü kenti Hatay’ın Roma döneminden kalma tarihi su kemerleri zamana direniyor
    by NTV on 27 Temmuz 2021 at 09:20

    Farklı din, mezhep ve etnik kültürden insanların asırlardır barış ve kardeşlik içerisinde yaşadığı birçok medeniyete ev sahipliği yapan hoşgörü kenti Hatay’da, Roma döneminde inşa edilen tarihi su kemerleri zamana direniyor.Hatay’ın Defne ilçesindeki Harbiye bölgesinden, Antakya’ya su getirmek için Roma İmparatoru Trajan tarafından yaptırıldığı bilinen su kemerleri, mimari yapısıyla dikkat çekiyor.Bazı bölgelerde 20 metreye çıkan yüksekliği ve 2,5 metre genişliğiyle su kemerleri yıllara meydan okuyor.Mahalledeki evlerin ortasında kalan, halihazırda üzeri köprü, altı da araç yolu olarak kullanılan kemerler, tarihinin yanı sıra mimarisiyle de görenlerin ilgisini çekiyor.Hatay Turizm Derneği Başkanı Hakan Boyacı, Hatay’ın tarihiyle medeniyetlerin beşiği sayılacak bir şehir olduğunu söyledi. Hatay’ın birçok zenginliği bünyesinde barındırdığını aktaran Boyacı, Roma döneminde inşa edilen su kemerlerinin de bunlardan biri olduğunu belirtti.Roma döneminde İmparator Trajan tarafından Milattan sonra 2. yüzyılda yaptırılan su kemerlerinin zamana direndiğini ifade eden Boyacı, şu an bunları Kantara mevki ve Bağrıyanık Mahallesi’nde görmenin mümkün olduğunu söyledi.Boyacı, kemerlerin Roma döneminde adı Antiochia olan ve nüfusu 1 milyonu bulan şehre su getirmek için kullanıldığını dile getirdi. O dönemde kemerler vasıtasıyla getiren suyun hamamlara, çeşmelere ve diğer alanlara aktarıldığını belirten Boyacı, bu yapıların restore edilerek turizme kazandırılması gerektiğini söyledi.Kentte var olan eserlerin ve ören yerlerinin restore edilmesini arzuladıklarını dile getiren Boyacı, şöyle devam etti: “Bu konuda devletimiz, Kültür ve Turizm Bakanlığımız çok büyük çaba harcıyor. Tabii ki bu kadar büyük bir şehrin tamamını restore etmek çok büyük imkanlar, kaynaklar gerektiren bir durum. Antakya surlarıyla beraber, su kemerlerimiz restore edilir ve Antakya’mızın altın gerdanlığı ve gezilecek, görülecek bir lokasyonu haline gelir”Kentte gün yüzüne çıkmamış birçok eser olduğuna dikkati çeken Boyacı, eserlerin buzdağının görünen kısmı olduğunu belirtti. Mahalle sakinlerinden Mehmet Sağanak da kemerin mahallenin simgesi haline geldiğini ifade ederek, bunun restore edilmesini beklediklerini söyledi.

  • Kastamonu’nun kanyonlarıyla ünlü ilçesi Pınarbaşı nüfusunun 20 katı ziyaretçi ağırladı
    by NTV on 27 Temmuz 2021 at 08:03

    Kastamonu’nun kanyonları ve doğal güzellikleriyle ünlü ilçesi Pınarbaşı, yaklaşık 50 bin yerli ve yabancı turisti ağırladı.Kanyonları ve doğal güzellikleriyle ünlü Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde nüfusunun 20 katı ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.”Dünyanın en derin ikinci kanyonu” olarak gösterilen Valla Kanyonu, bir ucundan diğer ucuna 3 kilometre uzunluğundaki ahşap platformla geçilen ve adeta doğal akvaryumu anımsatan Horma Kanyonu, Ilıca Şelalesi ve dünyanın en büyük dördüncü mağarası olarak gösterilen Ilgarini Mağarası’nın bulunduğu ilçeyi bayram tatilinde yaklaşık 50 bin yerli ve yabancı turist ziyaret etti.Derinliği yer yer 1200 metreyi bulan ve birçok risk barındırması nedeniyle geçişi en zor kanyonlar arasında gösterilen yaklaşık 12 kilometrelik Valla Kanyonu, seyir teraslarıyla ziyaretçilerine doğal güzellikleri izleme fırsatı sunuyor.Pınarbaşı’nın Muratbaşı köyü Kanlıçay mevkisinden girilen Valla Kanyonu’ndan dönmek mümkün olmadığından, çıkış ancak 12 kilometre yürüdükten sonra Cide ilçesi Loç Vadisi Hamitli köyünden yapılabiliyor.Zarı Çayı’nın yüzyıllar öncesine uzanan yolculuğu sırasında oluşan Horma Kanyonu ise son olarak kayalara çivilerle monte edilen 3 kilometrelik ahşap platformla bir ucundan diğer ucuna kadar yürüyerek geçilebilir hale getirildi.Ahşap platformdan geçerken, kanyonun tüm güzellikleri görülebiliyor.Pınarbaşı Belediye Başkanı Şenol Yaşar, Kurban Bayramı tatilinde ilçeyi 50 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi. Pınarbaşı’nın doğa turizminde ön plana çıktığını ifade eden Yaşar, “Şu an bölgenin lokomotifi konumundaki Horma Kanyonu 3 kilometrelik yürüyüş yolu ile ön plana çıkıyor. Ahşaptan yapılan muhteşem yürüyüş yolu ve içinden geçerken yaşadığınız serinlik yürürken insana keyif veriyor” dedi.Valla Kanyonu’nun muhteşem bir güzelliğe sahip olduğunu dile getiren Yaşar, “Dünyanın derinlikte ikinci büyük kanyonu ilçemizde. Burgulu terastan kanyonu izleyen insanlar adrenalin dolu anlar yaşıyor. Yaşadığımız ziyaretçi yoğunluğu pandemi sonrası insanların bu tip yerlere ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Pınarbaşı doğal güzellikleri ile görülmek istenen bir yer” diye konuştu.Ankara’dan bölgeyi ziyarete gelen Ada Küçük ise, “İlk kez geliyorum ve çok beğendim. Keyifli bir yer, daha önce hiç böyle bir yer görmedik. Doğayı sevenler için çok güzel bir yer. Görsel bir şölen sunuyor” dedi.

  • Kamp malzemelerine yoğun talep
    by NTV on 27 Temmuz 2021 at 07:12

    Corona virüs salgını tatil alışkanlıklarının değişmesine neden oldu. Kalabalık bölgelerde tatil yapmak istemeyenler daha sakin yerlerde yazın ve güneşin tadını çıkarmak istiyor. Bu durum kamp tatiline ilgiyi artırdı.Pandemi dönemi tatil alışkanlıklarını değiştirdi. Son dönemde daha sakin yerlerde tatil yapmak isteyenler kamp malzemelerine talebi artırdı.”PANDEMİDE SATIŞLAR ARTTI”Otellerde konaklamanın maliyetinin yüksek olması da kamp tarzı tatillere talebin artmasında etkili oldu. Kamp malzemeleri satan işletmeciler pandemi döneminde satışların arttığını belirtirken, ortalama malzemelerle yapılan kamp tatilinin iki kişiye haftalık maliyetinin bin 500 lira civarında olduğunu söylüyor.”BİR HAFTA KAMP TATİLİ BİN 500 LİRAYA YAPILABİLİYOR”Kamp tatiline geçmişten beri ilgi olduğunu söyleyen kamp malzemeleri satıcısı Rıdvan Şener, “Kamp ve doğa sporlarına geçmişten beri ilgi var. Pandemi dönemiyle de birlikte kamp malzemelerine yoğun bir talep oluştu. Kamp tarzı tatillerin tercih edilmesinin çeşitli sebepleri var. Kalabalık ortamlarda tatil yapmak istemeyenler ve otellere göre daha düşük maliyetli tatil arayanlar kamp yapmayı tercih ediyor.Kamp tatiline yeni başlayanlar bin 500 liralık ekipman ile iki kişi bir hafta tatil yapabiliyor. Bin 500 lira ile iki kişilik çadır, mat yatak, kafa lambası, ocak, uyku tulumu alınabiliyor” diye konuştu.”KONFORA GÖRE FİYAT ARTABİLİR”Şener sözlerini şöyle sonlandırdı: ”Konforunu artırmak isteyenler için bu rakam 5-6 bin liraya kadar yükseltilebilir. Kamp tatilini tercih edenler ilk olarak yer tespiti yapıyor ve yere göre gerekli ekipmanları alıyor. Çadır, uyku tulumu, yatak ve portatif mutfak gereçleri gerekli oluyor. Kamp tatillerine ilginin önümüzdeki dönemde daha da artacağını düşünüyoruz” dedi.

  • Sabiha Gökçen Havalimanı tatil dönüşü iki günde rekor kırdı
    by NTV on 26 Temmuz 2021 at 19:06

    Hafta sonu gerçekleşen uçuşlarda, 2021 yılındaki en yüksek yolcu sayısına ulaşıldı.İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, 24-25 Temmuz’da yolcu ve uçuş rekoru kırdı.Sabiha Gökçen’den 24 Temmuz Cumartesi günü 106 bin 463, 25 Temmuz Pazar ise 110 bin 420 yolcuya hizmet verildi.EN YÜKSEK GÜNLÜK YOLCU SAYISIHafta sonu toplamda 216 bin 883 yolcuyla, pandemi dönemi ve 2021 yılının en yüksek günlük yolcu istatistiğine ulaşıldı.Havalimanından uçuş sayısı olarak ise 24 Temmuz’da 667 sefer icra edilirken, 25 Temmuz’da 690 sefer gerçekleştirildi.

  • Arslantepe Höyüğü UNESCO listesinde
    by NTV on 26 Temmuz 2021 at 12:53

    Malatya’daki Arslantepe Höyüğü, 44. Dünya Miras Komitesi toplantısında alınan kararla #UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedildi.Türkiye’deki bir kültür varlığı daha UNESCO listesine girdi.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün 44. Dünya Miras Komitesi toplantısında alınan kararla UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındığını duyurdu.Arslantepe Höyüğü 2014 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Geçici Listesine almıştı.Arslantepe Höyüğü’ne ilişkin geçen yıl açıklanması beklenen UNESCO kararı, yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle gerekli toplantı ve çalışmaların yapılamaması gerekçesiyle açıklanamamıştı.Geç Kalkolitik dönemden Demir Çağı’na kadar geçen tarihsel sürecin buluntularına rastlanan Arslantepe, Hititler’den Roma ve Bizans’a kadar pek çok medeniyetin izlerini de bünyesinde barındırıyor.Kazı çalışmalarıyla Geç Hitit dönemine ait, girişinde aslan ve devrilmiş kral heykellerinin bulunduğu höyük, yağmur drenaj hattı gibi altyapısı bulunan kerpiçten sarayı ve 2 bini aşkın mühürle Anadolu’nun en eski şehir devletlerinden birinin yapılarını ortaya koyuyor.Duvarlarında siyasi gücün tasvir edildiği renkli figürler ve işlenmiş rölyef levhalarla erken devlet sisteminin izlerini de barındıran Arslantepe’de, Mezopotamya ile benzerlik gösteren çok sayıda çanak ve çömlek de kazılardan çıkan eserler arasında yer alıyor.İtalya Roma La Sapienza Üniversitesi tarafından 1961’den bu yana kazı çalışması yapılan alanda, merkezi devlet sistemine geçişe tanıklık eden bulgular ortaya çıkarıldı.Kerpiç saray kompleksi, gıda dağıtımında kullanılan mühürleme sistemi, dünyada bugüne kadar bulunabilmiş en eski kılıçlar devlet sisteminin burada ortaya çıktığını gösteriyor.

  • Tokat’ta 3,5 milyon yıllık doğa harikası Ballıca Mağarası’na rekor ziyaretçi
    by NTV on 26 Temmuz 2021 at 12:13

    Tokat’ın Pazar ilçesindeki dünyanın 8. harikası olarak tanımlanan, 3,5 millyon yıllık Ballıca Mağarası’nı 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde 21 bin 200 kişi gezdi.Tokat şehir merkezine 26 kilometre uzaklıktaki Pazar ilçesine bağlı Ballıca köyünde bulunan ve bölgede “dünyanın 8. harikası” olarak anılan, 3,5 milyon yıl önce oluşmuş Ballıca Mağarası, dünyanın en büyük ve görkemli mağaralarından biri olarak gösteriliyor. TOKAT’TA GEZİLECEK YERLERKeşfedilmemiş bölümleriyle gizemini koruyan mağarada, ender rastlanan soğan sarkıtları ve kristalleşmiş kireç taşlarından oluşan 8 salon bulunuyor.Sahip olduğu doğal oluşum değerleri ile uluslararası ölçekte önem arz eden bir alan olarak Ballıca Mağarası, 2019 yılında Türkiye’den UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne giren tek miras alanı olmuştu. Mağaranın, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için çalışmalar ise devam ediyor.Gezilebilen kısmı 680 metre uzunluğunda ve 95 metre yüksekliğinde olan Ballıca Mağarası, dünyanın en büyük ve görkemli mağaraları arasında gösteriliyor.Ortalama sıcaklığı 18 derece, nem oranı yüzde 54 olan mağaranın bol oksijenli havasının nefes almayı kolaylaştırdığı belirtiliyor.Keşfedilmemiş bölümleriyle gizemini koruyan Ballıca Mağarası’nı yurt içinden çok sayıda vatandaş ziyaret ediyor. Turistlerin yanı sıra rahatlamak isteyen astım, bronşit ve KOAH rahatsızlığı bulunanların da iyi geldiği düşüncesiyle sıklıkla ziyaret ettiği mağarayı 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde 21 bin 200 kişi gezdi.Ballıca Mağarası, sahip olduğu parlak ve göz alıcı renk yanında içerdiği kalsit oluşumlarının zenginliği, çeşitliliği ve güzellikleriyle nadir bir jeolojik peyzaj oluşturuyor. Ballıca mağarasındaki sıra dışı ve muhteşem sarkıtlar bitişik sütunlarla birlikte, boyut, şekil ve renk çeşitliliğinin istisnai bir gösterimini sağlıyor.Farklı formlardaki sarkıtları yanında mağara incileri, nadir rastlanmaları yanında büyüklükleri ile de göz kamaştıran soğan sarkıtları, iyi gelişmiş perde travertenleri, çökelme havuzları bir bütün olarak görsel sistem oluşturuyor. Bu sistem, Ballıca Mağarası’nın, dünyada çok sık rastlanmayan, istisnai doğal güzelliğini oluşturuyor ve mağara oluşumları içinde Ballıca’yı dünya ölçeğinde özgün kılıyor. VLAD DRACUL’UN ESİR TUTULDUĞU YER: TOKAT KALESİ

  • Köy halkının korkup yaklaşamadığı Acıpayam Kanyonu’na tatilci ilgisi
    by NTV on 26 Temmuz 2021 at 10:31

    Denizli’nin Acıpayam ilçesinde 40 yıl önce bir kişinin düşüp ölmesi sonucu mahalle halkının korkup yaklaşamadığı, yıllarca gizli kalmış mavmavi suları ve şelaleleriyle dikkat çeken doğa harikası Acıpayam Kanyonu’nu Kurban Bayramı boyunca günde yaklaşık 5 bin kişi ziyaret etti.Denizli’nin Acıpayam ilçesinde bulunan Acıpayam Kanyonu, Kurban Bayramı tatilinde yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi gördü. Turizme kazandırılan Acıpayam Kanyonu’na ziyaretçi ilgisi her geçen gün artıyor.Yaklaşık 50 metre yüksekliğe sahip, dev kayalıkların arasından akan tertemiz suyu ile dikkatleri çeken Acıpayam Kanyonu, kimi bölgelerde birikintiler oluşturan masmavi suyuyla da eşsiz bir güzellik sunuyor.40 yıl önce bölgede yaşayan bir kişinin kanyondan düşerek ölmesinin ardından, mahalle halkı ya kendilerinin ya da hayvanlarının düşmesinden korkarak yaklaşmaya çekindiği kanyon bu zamana kadar gizli kalarak bu doğal güzelliğini korudu.Ormanlık alanda bulunan ve içinde yaklaşık 10 kilometrelik doğal yürüme alanının bulunduğu kanyon, hava sıcaklığının arttığı günlerde serinlemek isteyenlerin uğrak noktası haline geldi.Kurban Bayramı tatili döneminde Denizli’nin yanı sıra çevre illerden gelen doğa, fotoğraf ve kamp tutkunlarının uğrak merkezi kanyona çam ormanlarının arasından geçilerek ulaşılabiliyor. Bölgeye gelenler kayalara çivilerle monte edilen 50 metrelik ahşap platformla kanyonun içerisine ulaşarak doğal safari yapma şansı buluyor.Acıpayam Belediye Başkanı Hulusi Şevkan, ilçenin doğal güzellikleriyle isminden söz ettirmeye başladığını ve birçok kişinin stresten uzaklaşmak amacıyla bölgeye geldiğini söyledi. 1980’de bir kişinin kanyona düşerek hayatını kaybettiğini, bu olay nedeniyle yöre halkının uzun süre bölgeye gitmeye korktuğunu anlatan Şevkan, “Uzun süre köylüler oradan korkmuştu, ‘biz de düşeriz’ diye. Kanyonda yaptığımız çalışmalarla korkulan yeri adeta cennete çevirdik. Artık herkes koşarak geliyor. Yerli ve yabancı misafirleri ağırlamaya başladık. Kanyonumuzun doğal güzelliğini artık tüm vatandaşlarımız gördü. Buraya gelenler kanyondan ayrılmak istemiyor” dedi.Kurban Bayramı tatilinde kanyonun yoğun ilgi gördüğünü dile getiren Şevkan, “Kanyonda günlük ziyaretçi sayısı yaklaşık 5 bin kişiye ulaştı. Pandemi sonrası yaşanan normalleşmeyle kanyonumuz oldukça ilgi görüyor” diye konuştu.İstanbul’dan gelen Nasuf Yağlı, kanyonu çok beğendiğini anlatarak, “Harika bir kanyon. Çok güzel bir yer olmuş. İstanbul’a döndüğümde arkadaşlarıma muhakkak tavsiye edeceğim” dediAydın’dan gelen Hüseyin Yağ ise “Gayet güzel bir kanyonmuş. Gezilmesi gereken yerlerin artık başında gelir diye düşünüyorum. Ortam kalabalık ama her şey güzel” şeklinde konuştu.Gamze Nur ise bayram tatili için geldikleri kanyona hayran kaldıklarını ve gelecek yıl bir daha gelmek istediklerini belirtti. Kent merkezinden gelen Nergis Suyun da kanyonun bir doğa harikası olduğunu dile getirerek, suyunun soğuk, manzaranın büyüleyici olduğunu aktardı.Antalya’dan 8 aylık oğluyla gelen Osman Kaçar da uzun zamandır kanyona gelmek istediklerini anlatarak, “Bayram tatilinde kısmet oldu. Kanyonun içinde yürümek çok güzeldi. Hakikaten harika bir yer olmuş. Herkese tavsiye edeceğim” dedi.

  • THY’nin İtalya seferlerine grev engeli
    by NTV on 26 Temmuz 2021 at 09:57

    Türk Hava Yolları İtalya genelinde bugün gerçekleştirilmesi planlanan nedeniyle bu ülkeye yapacağı seferleri iptal etti.İtalya’da bugün gerçekleşmesi planlanan genel grev nedeniyle Türk Hava Yolları (THY) bu ülkeye yapacağı bazı seferlerini iptal ettiklerini duyurdu.THY resmi internet sitesinden yolculara yönelik yapılan duyuruda, grev nedeniyle İstanbul Havalima’ndan Roma, Bologna ve Milan, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Milan’a yapılacak bazı seferler karşılıklı olarak iptal edildiği açıklandı.Konuyla ilgili yapılan açıklamada, “İtalya’ya seyahat edecek yolcularımızın dikkatine, İtalya genelinde 26 Temmuz 2021 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan grev nedeniyle, ilgili tarihte aşağıda belirtilen seferlerimiz karşılıklı olarak iptal edilmiş olup, uçuşunuza ait güncel durumu www.turkishairlines.com/tr-tr/ucak-bileti/ucus-durumu/ linki üzerinden kontrol edebilirsiniz” denildi.

  • Çorum’un tarih kokan nostaljik sokağı
    by NTV on 26 Temmuz 2021 at 09:15

    Çorum’un İskilip ilçesinde oluşturulan nostaljik sokak, ziyaretçilerini adeta tarihte yolculuk yaptırıyor.Çorum’un İskilip ilçesinde oluşturulan ve içerisinde eski tip bakkaliye, fotoğraf dükkanı ve kıraathanenin bulunduğu ‘Nostaljik Sokak’ ziyaretçilerini adeta tarihte yolculuk yaptırıyor. İskilip ilçesinde yaşayan Ömer Erdoğan’ın Nostalji Sokağı macerası, izlediği Yeşilçam filmlerinden etkilenerek 1960’lı ve 1970’li yılları yansıtan hayalindeki fotoğrafçı dükkânını kurmasıyla başladı. İskilip Belediyesi’nde görevli Bilal Arıcı’nın eskiden oturdukları ahşap evin bir odasını şark köşesi yapmasıyla da devam etti.Daha sonra kafa kafaya veren Erdoğan ve Arıcı, ilçede yaşayan insanları geçmişe yolculuk yaptırmak ve dışarından gelen yerli ve yabancı turistlere hem ilçenin tanıtımını yapmak hem de ziyaretçilerin güzel vakit geçirmelerini sağlamak amacıyla Nostalji Sokağı kurmaya karar verdi. Semerciler arastasındaki Salilerbaşı Sokak üzerinde 4 iş yeri kiralayan iki arkadaş, içerisinde fotoğrafçı, bakkaliye, kıraathanenin yer aldığı ve yıllarca düşledikleri Nostalji Sokağı’nı kurdu. Sokağın kuruluş sürecinde İskilip Kaymakamı Muharrem Eligül ve İskilip Belediye Başkanı Ali Sülük de büyük destek verdi.Sokakta bulunan fotoğraf dükkanı da ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor. Yöresel bir kelime olan ‘foturafcı’ isminin verildiği ve adeta mini bir müzeyi andıran dükkan, 1960 ve 1970’li yıllara ait bir fotoğrafçı dükkanının imitasyonunu anımsatıyor. Dükkanda satılık veya teşhir edilmesi gereken ürünlerin yanı sıra 1970’li yıllara ait kasetler, pikap, televizyon, plaklar, pullar, eski çerçeveler, ecza dolabı, duvar halısı, tel dolap ve aile fotoğrafları bulunuyor. Fotoğraf dükkanını görenler teşhir edilen eşyaları satın almak istese de satış yapılmıyor. Ayrıca dükkanın yan tarafında da ziyaretçilerin fotoğraf çekinmeleri için ayrı bir alan bulunuyor.İnsanları geçmişe yolculuk yaptıran sokak adeta tarih kokuyor. Sokağın içerisinde eski bir telefon kulübesi bulunurken, içerisinde o döneme ait ilanlar, broşürler, siyasi partilerin seçim sloganlarının yer aldığı afişler yer alıyor. Kıraathanede ise İskilip Kaymakamlığı ve İskilip Belediyesi ile vatandaşların destekleriyle oluşturulan bir kütüphane bulunuyor.Kıraathaneye gelerek ders çalışan, kitap okuyan ve zeka oyunlarıyla ilgilenen çocuklara ücretsiz olarak yiyecek ve içecek ikramı yapılıyor.Bakkaliye’de ise geçmiş yıllarda bir bakkalda satışı yapılan tüm malzemelerin imitasyonları yer alıyor. Nostalji Sokağının temellerinin 2019 yılında kiraladıkları iş yeri ile temelinin atıldığını dile getiren Ömer Erdoğan, “O iş yerini 1960-70’li yıllardaki fotoğrafçı dükkanlarını anımsatan dükkanı hazırlayarak iş yerini aştım. Ondan sonra burası dikkat çekmeye başladı. Sonra açık hava stüdyosu kurduk. Sonra kütüphanemizi açtık. Buraya tüm İskilipliler ve bu kenti sevenlerin verdikleri desteklerle bu hale getirdik. Buranın mimarı herkes” dedi.Ömer Erdoğan’ın “Foturafcı” dükkanını gördükten sonra kendisinin de neler yapabileceğini konusunda düşünmeye başladığını dile getiren Bilal Arıcı ise, “Yaşadığımız ahşap ev vardı. Oradan etkilenerek kendime bu binada eski eşyaların olduğu bir oda oluşturmuştum. Sonra Ömer bey ile görüşerek ilçeye ve ilçe halkına yönelik neler yapabileceğimiz konusunda fikir alışverişinde bulunduk. Bana çok güzel teşvikleri oldu. Ailemin de desteğiyle sokağımızı bu hale getirdik” diye konuştu.

  • ‘Sakin şehir’ Taraklı ve Karagöl Yaylası’na ziyaretçi akını: İstanbul’a sadece 2 saat uzaklıkta
    by NTV on 26 Temmuz 2021 at 08:31

    “Sakin şehirler” ağına (Cittaslow) üye Sakarya’nın Taraklı ilçesi, Fenerli Konağı, Osmanlı ahşap mimarisinin özgün örnekleri ile bozulmamış tarihi konakları ve doğa harikası Karagöl Yaylası’yla ziyaretçi akınına uğradı.”Sakin şehirler” ağına (Cittaslow) üye Sakarya’nın Taraklı ilçesi ve Karagöl Yaylası, Kurban Bayramı dolayısıyla çok sayıda ziyaretçiyi ağırladı.Ankara ve İstanbul arasında yer alan Taraklı, Ankara’ya 270 kilometre (3.5 saat), İstanbul’a ise 200 kilometre (2-2.5 saat) uzaklıkta.Bayram tatilini fırsat bilerek Taraklı’ya gelen yerli turistler, tarihi İpek Yolu üzerindeki Hacı Atıf Hanı, Fenerli Konağı, Osmanlı ahşap mimarisinin özgün örnekleri ile bozulmamış tarihi dokusu ve tarihi konakları görme imkanı buldu.İlçeye özgü el sanatlarını da inceleyen misafirler, yöreye özgü lezzetlerden tattı, Taraklı bezinden yapılan hediyelik eşya ve şimşir kaşıklardan satın aldı.Denizli’den Taraklı’ya gelen Üstün Abdül Kerimoğlu, Taraklı’nın, tarihi dokusu ve coğrafi yapısıyla çok güzel bir yer olduğunu dile getirerek, “Uzun süre pandemi yaşadık, 9 günlük bayram tatili, bizlere ve çocuklara ilaç gibi geldi. Uzun zamandır dışarı çıkamamıştık, bu tatil fırsat oldu. Buraları gezip, tarihi binalarını görmek gerçekten çok güzel duygu. İnsanları çok misafirperver” diye konuştu.Kamil Sağlam da Taraklı’ya ilk defa geldiğini belirterek, “Gerçekten burası çok güzel bir yer, 9 günlük bayram tatili bizleri oldukça mutlu etti. Taraklı’ya gelip buraları tanıma fırsatı bulduk” dedi.İlçeye Mardin’den gelen Hatice Haykır ise uzun süren salgın döneminin ardından 9 günlük bayram tatilini değerlendirmek istediklerini söyledi.Taraklı’da esnaflık yapan Canan Çakmak da bayram tatilini çok iyi geçirdiklerini belirterek, “Hediyelik eşya ve yöresel ürünler satıyoruz. 9 günlük bayram tatili bizlere de iyi geldi, bütün esnafımızın yüzünü güldürdü.” dedi. Şevket Kalaycı ise ürettikleri ahşap ağırlıklı hediyelik eşyaları dükkanında sattığını, satışlarının çok iyi gittiğini kaydetti.Bayram tatilini fırsat bilerek 1150 rakımlı Karagöl Yaylası’na çıkanlardan kimi piknik ve mangal keyfi yaptı, kimi balık tutup kamp kurdu. Yerli turistlerden, doğa yürüyüşü yapanlar da temiz havanın tadını çıkardı.İstanbul’dan yaylaya gelen Nevzat Atay, yaylanın manzarası ve yürüyüş yollarıyla kendilerine ilaç gibi geldiğini anlattı. Salgın sonrası yasaklar kalkınca ailece tatili burada geçirdiklerini aktaran Atay, “Burası 5 yıldızlı otellerden bize daha cazip geliyor. Burada çadır kurduk. Geleli bir hafta oldu, çok güzel tatil yaptık” dedi.Diyarbakır’dan gelen Fatma Güzel Özcanlı da arkadaşlarıyla tatil yaptıklarını dile getirerek, “Diyarbakır çok sıcak, burası çok güzel. Pandemiden dolayı çocuklarımız pek dışarı çıkamadı, yasaklar kalktığında çocuklarımızla tatilimizi geçirmek için buraya geldik. Doğasıyla, gölüyle şahane bir yer. Kamp kurup tatilimizi burada geçiriyoruz” diye konuştu.

  • Toroslar’ın milyonlarca yıllık doğa harikası: Çamlık Mağaraları
    by NTV on 26 Temmuz 2021 at 07:47

    Konya’nın Derebucak ilçesinde, Toros Dağları’nda milyonlarca yılda oluşan Çamlık Mağaraları, muhteşem manzarasıyla doğa tutkunlarını büyülüyor.Konya’nın Derebucak ilçesinde, Orta Toros Dağları üzerinde bulunan Çamlık Mağaraları, jeolojik oluşumuyla yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün koruması altındaki Derebucak Çamlık Mağaraları Tabiat Anıtı, ilçenin yaklaşık 20 kilometre batısında yer alıyor. TÜRKİYE’NİN GÖRÜLMESİ GEREKEN 45 MİLLİ PARKIKüpe Dağı ve Akdağ’ı güneyine alan Çamlık Mahallesi’ndeki mağaralar, içerisinden geçen akarsuları ve eşsiz doğal güzellikleriyle ilgi görürken, son dönemde doğa tutkunlarının ziyaret ettiği gözde bir tabiat alanı haline geldi.Konya ve Antalya’daki dernekler de son yıllarda artan yoğun ilgi üzerine doğa ve trekking tutkunları için bu bölgeye gezi programı düzenliyor. Güzergah üzerindeki parkurlarda doğada yürüyüş yapan doğaseverler, mağaralara olan hayranlığını gizleyemiyor.Beyşehir Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Mustafa Büyükkafalı, bölgede keşfi yapılan 15 mağaranın bulunduğunu söyledi. Mağaraların bilinenlerinden Balatini, Suluin ve Körükini’nin yakından görülmesi ve tanıtımı için bölgeye turlar düzenlediklerini ifade eden Büyükkafalı, şöyle konuştu: “Keşfedilmesi ve tanıtılması gereken diğer mağaralar da var. Bu bölgede Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün çalışmalarının, buraya olan ilgiyi daha da artıracağını düşünüyoruz. Bu bölgeye son yıllarda özellikle Manavgat ve Alanya’dan tur şirketleri aracılığıyla daha fazla ziyaretçi gelmeye başladı. Tur şirketlerinin de ilgisini çekmeye başladı. Günübirlik etkinlikler düzenleniyor”Balatini Mağarası’nda cadı kazanlarının da olduğu alanda küçük bir kanyonları olduğunu aktaran Büyükkafalı, sözlerine şöyle  devam etti: “Doğa yürüyüşçüleri de hem dere kenarından hem de kanyondan geçerek keyifli anlar yaşayabiliyor. Balatini Mağarası’nda Milli Parklar tarafından yapılan seyir terası da buradaki vadinin yükseklerden daha iyi izlenebilmesine imkan sağlıyor. Suluin Mağarası ise mevsim boyunca hiç suyunun eksilmemesi ile dikkati çekiyor”Sinema oyuncusu ve senarist Ayhan Rüzgar da “Derebucak Çamlık mağaraları da daha önceden gelip keşfettiğimiz bir bölge idi. Her mağaranın kendi yapısı farklı ama bu Çamlık Mağaraları çok güzel. Tanıtılması ve turizme kazandırmak gerekiyor” diye konuştu.Manavgat’tan mağaraları görmeye geldiğini anlatan doğa tutkunu Hicran Güler ise Çamlık Mağaraları’nı ilk kez gördüğünü belirterek, “Özellikle seyir terası çok hoştu. Bazı arkadaşlar yürümekte çekindi ama manzara güzeldi. Çok hoşumuza gitti. Buraları herkes görmeli” dedi.

  • Ününü duyan geliyor ama kimse 1 dakikadan fazla kalamıyor
    by NTV on 25 Temmuz 2021 at 13:14

    Türkiye’nin şifalı sular kataloğunda da yer alan Antalya’nın Demre ilçesindeki kükürtlü su havuzunda bayram tatilinde yoğunluk yaşandı. Suyun soğuk olmasından dolayı girenler 1 dakika içerisinde geri çıktı.9 günlük bayram tatilinde vatandaşlar, hem bunaltıcı sıcaktan kurtulmak hem de cilt hastalıklarına şifa bulmak için Demre’de bulunan Burguç Şifalı Su Havuzu’na akın ediyor.Yaz kış sıcaklığı 12-13 derece olan suya giren yerli ve yabancı turistler, cilt hastalıklarına suyun iyi geldiğine inanıyor.Su kaynağının yanında bulunan çamuru ise vatandaşlar yüzlerine ve vücutlarına sürerek şifa arıyor.İlçede bulunan kükürtlü su, Türkiye’nin şifalı sular kataloğunda da yer alıyor. Suyun mantar, egzama, sedef, güneş yanığı, sivilce izleri gibi birçok cilt sorununa iyi geldiği belirtiliyor.Suyun soğuk olmasından dolayı girenler 1 dakika içerisinde geri çıkıyor.Şifalı suya girmek için gelen Durmuş Güçlü, “Mantara, egzamaya, cilt hastalıklarına iyi geliyor. Benim kızımın egzama hastalığına bu su çok iyi geldi. Sedef hastalığına da iyi geldiği söyleniyor. Çok gelen oluyor. Genelde şehir dışından geliyorlar. Ankara, İstanbul, İzmir, Tokat’tan yoğun olarak geliyorlar. Ankaralı bir aile gördüm. Kurban kestiler burada, ‘Ben hastalığımın şifasını burada buldum, bu suda iyileştim’ dedi. Kestiği kurbanı da burada herkese dağıttı” diye konuştu.

  • İstanbul’un havalimanlarında bayram dönüşü yoğunluğu: Pandemi döneminin rekoru bekleniyor
    by NTV on 25 Temmuz 2021 at 11:36

    Kurban Bayramı tatilinin son gününde de İstanbul’un havalimanlarında yoğunluk devam ediyor. Tatilcilerin dönüş hareketliliği nedeniyle her iki havalimanında bugün uçuş ve yolcu sayısında 18 aylık pandemi sürecinin en yüksek rakamlarına ulaşılması bekleniyor. İstanbul Havalimanı’nda bugün iniş ve kalkış olmak üzere toplam 1070 uçuşta, 160 binin üzerinde yolcu havalimanından geçecek.Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilini yurt içi ve yurt dışı turizm bölgelerinde geçiren tatilcilerin dönüşleri nedeniyle İstanbul Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nda yoğunluk yaşanıyor. Uçuş ve yolcu sayısıyla, pandemi döneminin en yüksek rakamlarına ulaşılması bekleniyor.Kurban Bayramı tatilinin son gününde artan taleple birlikte havayolu şirketlerinin ek seferler düzenlemesinin etkisiyle İstanbul Havalimanı’nda bugün yaklaşık bir buçuk yıllık pandemi sürecinin de uçuş ve yolcu rekorunun kırılması bekleniyor. İstanbul Havalimanı’nda bugün için planlanan 540 iniş, 530 kalkış olmak üzere toplam bin 70 sefer gerçekleştirilmesi bekleniyor. Yine icra edilecek seferlerle toplam yaklaşık 160 bin yolcunun seyahat etmesi bekleniyor.Sabiha Gökçen Havalimanı’nda ise dün, 340’ı geliş olmak üzere toplam 667 sefer gerçekleşti. Bu uçuşlarda 106 bin 463 yolcu geçiş yaptı. Bu rakam, hem pandemi döneminin hem de 2021 yılının en yüksek yolcu sayısı olarak kayıtlara geçti. Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bugün de yoğunluk bekleniyor. Tatilin son gününde 353’ü geliş olmak üzere toplam 690 sefer gerçekleştirileceği belirtildi.THY Basın Müşaviri Yahya Üstün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Her dört koltuğumuzdan üçünde siz varsınız ve Türk Hava Yolları yeniden hayal ettiğimiz noktada… Bugün 216 bin misafirimizi Bin 397 uçuşumuzda yüzde 76,6 doluluk oranıyla taşıyoruz. Gururla uçmaya devam ediyoruz” açıklamasında bulundu.Tatil dönüşü uçaklarda boş koltuk bulmak mümkün değil. Kurban Bayramını memleketi Şanlıurfa’da geçiren Sema Abacıoğlu, sakin bir tatil geçirdiğini belirterek, “Güzel ve keyifli bir tatildi. Bayramdan bir hafta önce gittim. Şimdi tekrar bu yoğun şehre geldik. Dönüş biletimi 40 gün öncesinden aldım. Son biletlerden biriydi. Ciddi bir yoğunluk vardı” diye konuştu.Mardin’den gelen Barış Aslan ise “Burada çalışıyorum. Bayram tatiline bir haftalığına memleketim Mardin’e gittik. Şimdi de oradan dönüş yaptım. Malum tatil bitiyor, yarın işbaşı yapacağım. Ben de o nedenle geldim. Havalimanı ve uçak çok yoğundu” dedi.

  • Doğa ve inanç turizmini tercih edenlerin rotası: Peygamberler diyarı ‘Eğil’
    by NTV on 25 Temmuz 2021 at 11:08

    Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen Zülkifl ile Elyesa peygamberler dahil 9 peygamberin medfun olduğuna inanılan, manevi ikliminin yanı sıra baraj gölünde su sporları ve tekne turu yapma imkanı sunan Diyarbakır’ın Eğil ilçesi ziyaretçileri ağırlıyor.Diyarbakır kent merkezine 52 kilometre mesafede bulunan, antik çağlardan bugüne kadar tarihin yapı taşlarını oluşturan birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Eğil, inanç ve kültür değerleri ile büyük ilgi görüyor.Manevi ikliminin yanı sıra Kralkızı Baraj Gölü’nde su sporları ve tekne turu yapma imkanı sunan Eğil, doğa ve inanç turizmini tercih edenlerin rotası oldu.Corona virüs (Covid-19) ile mücadele kapsamında kısıtlamaların uygulandığı dönemde sessizliğe bürünen Eğil’de normalleşmeyle birlikte hareketlilik yaşanıyor.Ülkenin farklı bölgelerinden gelen misafirler, Nebi Harun-i Asefi, Nebi Hallak, Nebi Harut, Nebi Zünnun, Nebi Hürmüz, Nebi Ömer ve Danyal ile Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen Hazreti Zülkifl ve Elyesa peygamberlerin kabirlerini ziyaret ediyor.Aynı zamanda Kralkızı Baraj Gölü’nde su sporları yapıyor, tekne ile geziyor, göl kıyısındaki çardaklar, restoranlar ve kır kahvelerinde doğa ile iç içe zaman geçiriyor.İstanbul’dan gelen Fatoş Bozanoğlu, Diyarbakır’ın tarihi dokusunu ve güzelliklerini görmek için geldiğini söyledi. Eğil’i ilk kez görme fırsatı bulduğunu belirten Bozanoğlu, “Burası çok güzel bir yer. Çok merak ediyordum, gelip görünce çok hoşuma gitti. Herkese tavsiye ederim, mutlaka görülmeli. Pandemi dönemi bizim için çok zor bir süreç oldu. Buraya gelmek, rahat bir nefes almak iyi geldi” dedi.Elazığ’dan gelen Zülfiye Gül Akbulut da yakınlarının tavsiyesi üzerine Eğil’in tarihi ve turistik yerlerini gezmeye geldiğini belirtti. Eğil’in görülmesi gereken bir yer olduğunu dile getiren Akbulut, “Şehrin kalabalığından, sıcağından uzaklaşmak istedik. Burayı da gayet güzel bulduk. Eğil gerçekten görülmeye değer bir yer. Peygamber kabirlerini ziyaret edip dua ettik, tekneyle gezinti yaptık. Kızlarım ve torunlarım oldukça eğlendiler. Herkese burayı görmelerini tavsiye ederim” diye konuştu.Diyarbakır’dan gelen Onur Cömert de peygamber kabirlerini ziyaret etmek, doğa ile iç içe olmak, manzarayı görmek için ilçeyi ziyaret ettiklerini ifade etti. Salgın nedeniyle uzun bir süre evde kaldıklarını anlatan Cömert, “Kısıtlamaların azalmasıyla stres atmak istedik. Gayet güzel bir yer. Baraj gölüne gidip, tekne turu yapıp, balık yiyeceğiz. Burası gelip görülmesi gereken bir yer. Herkese tavsiye ederim” şeklinde konuştu.

  • ‘Lavanta kokulu köy’ Kuyucak, lavanta vadisiyle cazibesini artıracak
    by NTV on 25 Temmuz 2021 at 09:58

    Isparta’nın Keçiborlu ilçesindeki “lavanta kokulu köy” olarak anılan Kuyucak köyünün, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca oluşturulacak lavanta vadisiyle daha fazla turist çekmesi hedefleniyor.Isparta’nın Keçiborlu ilçesindeki “lavanta kokulu köy” olarak anılan Kuyucak Köyü’nün, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca oluşturulacak lavanta vadisiyle daha fazla turist çekmesi hedefleniyor. Corona virüs (Covid-19) salgınından önce turistlerin uğrak yeri olan “lavanta köyü” Kuyucak’ın mor tarlaları, yeni normalleşme dönemiyle hareketlendi. TÜRKİYE’NİN LAVANTA CENNETİ: KUYUCAK KÖYÜOrman Genel Müdürlüğü’nce, bölge halkına ekonomik gelir getirici tür olan lavanta bitkisinin alanının artırılması çalışması kapsamında, 2021’in sonbaharında artan talep üzerine 1 milyon 200 bin lavanta fidesi toprakla buluşturulacak. Ülke ekonomisine katkı sağlamak için uygun çorak arazileri lavantayla güzelleştiren Isparta Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, bir de lavanta vadisi oluşturmak için çalışma yürütüyor.Isparta Orman Bölge Müdürü Refik Ulusoy, Isparta ve Burdur’da, bugüne kadar 1 milyon 315 bin lavanta fidesini toprakla buluşturduklarını söyledi. Lavanta fidesi dikilen sahaların, görsel olarak turizmde, bal ormanı, kozmetik ve bitkisel ürünlerde çiftçilere gelir sağladığını aktaran Ulusoy, köylülere ve ülkeye katma değer sağlamak için lavanta alanlarını çoğaltmaya çalıştıklarını bildirdi.Ulusoy, bölgenin turizmden daha fazla gelir elde etmesini amaçladıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu: “Kuyucak’ta biz de 100 dönüm lavanta bahçesi oluşturduk. Köyde görselliği yüksek bir lavanta vadisi oluşturacağız. Orman arazisi olan 60 dekarlık alanın bu yıl lavanta dikimlerini tamamladık. Lavanta bahçelerinin güzelliğini daha çok yaşamak için lavanta alanlarını artırmaya çalışıyoruz. İnşallah bu bölge lavanta tepeleri ve vadileriyle hem yöre halkımıza hem de ülkemize daha çok katkı sağlayacak”Kuyucak köyü muhtarı Gürol Yılmaz da son yıllarda köylerinde turizmin gelişmeye başladığını ifade ederek, “2018-2019’da büyük bir turizm patlaması yaptık. Köyümüz 2019’da bir milyonun üzerinde turist ağırladı, 10 milyon lira gelir elde etti. Köyümüzün her tarafı mosmor, bütün Türkiye’yi bekliyoruz. Bu yıl sonuna kadar köyde Orman Bölge Müdürlüğünün katkısıyla 200 dekar daha lavanta dikimi yaparak, inşallah Fransa’daki Provence’ı geçmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.Kastamonu’dan gelen ziyaretçilerden Gizem Bulut Gökçe de lavantaların dönemine yetişmek için tatil planlarını öne aldıklarını bildirdi. Lavantanın görsel şöleninin muazzam olduğuna değinen Gökçe, “Her yerde mis gibi lavanta kokusu var” dedi.Mersin’den gelen İrem Akça da “Lavanta bahçelerini çok beğendik, çok güzel. Köylüler için de güzel bir gelir kaynağı olmuş” diye konuştu.

  • Tarihi Rumeli Feneri Kalesi ahıra döndü
    by NTV on 25 Temmuz 2021 at 08:48

    Sarıyer’de bulunan Rumeli Feneri Kalesi ahıra döndü. Kalenin içinde oturan inekler ve ziyaretçilerine her yere attığı çöpler dikkat çekiyor.Sarıyer’de bulanan tarihi Rumeli Feneri Kalesi harabeye döndü. İstanbul’un en uç noktasında yer alan kale geçen yıllar içinde çürümeye terk edildi. Kalenin duvarlarında çatlak ve çökmeler oluştu. Ziyaretçiler ve çevredekilerin verdiği zarar da kaleyi adeta harabeye çevirdi.Atıl bir şekilde duran kalenin içerisinde ve dışarısında bulunan çöpler görünürken, çevresinde kötü kokular da oluşmaya başladı. Duvarları sprey boya ile boyanan kalenin içinde oturan inekler ise “bu kadarına pes” dedirtti. Kaleyi ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler gördükleri manzara karşısında üzüldüklerini söyledi.Hafta sonu tatilini Sarıyer’de değerlendirmek isteyen Rezzak Karaçay, “İçeride ahır var, içeriye girdiğinizde inekler karşılıyor seni. Ayrıyeten kötü bir koku var, bizler içeride yorum yaptık az önce ‘bunlar muhtarlığın inekleri mi, neden bir önlem alınmıyor’ diye. İçeride çöpler var. Bira şişeleri ve çocuk bezleri vardı. Bakım ve ilgi yok bakımsız. Çok fazla talebi var İstanbul’da gezilecek yerler deyince Rumeli Kalesi çıkıyor. Biraz hayal kırıklığı oldu” diye konuştu. Öte yandan, harabeye dönen kale drone ile havadan görüntülendi.

  • Dünyanın en derin 2. kanyonu Valla’ya giren 12 kilometre yürümeden çıkamıyor
    by NTV on 25 Temmuz 2021 at 07:53

    “Dünyanın en derin ikinci kanyonu” olarak gösterilen Valla ile bir ucundan diğer ucuna 3 kilometrelik ahşap platformla geçilen Horma Kanyonu ve Ilıca Şelalesi, doğal güzellikleriyle dikkati çekiyor.Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bulunan Valla ve Horma kanyonları, Kurban Bayramı tatilinde vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kentin 2 bin 500 nüfuslu Pınarbaşı ilçesi, “dünyanın en derin ikinci kanyonu” olarak gösterilen Valla ile bir ucundan diğer ucuna 3 kilometrelik ahşap platformla geçilen Horma kanyonlarıyla dikkati çekiyor.Derinliği yer yer 1200 metreyi bulan ve birçok risk barındırması nedeniyle geçişi en zor kanyonlar arasında gösterilen yaklaşık 12 kilometrelik Valla, seyir teraslarıyla ziyaretçilerine doğal güzellikleri izleme fırsatı sunuyor.Pınarbaşı’nın Muratbaşı köyü Kanlıçay mevkisinden girilen Valla Kanyonu’ndan dönmek mümkün olmadığından, çıkış ancak 12 kilometre yürüdükten sonra Cide ilçesi Loç Vadisi Hamitli Köyü’nden yapılabiliyor.Zarı Çayı’nın yüzyıllar öncesine uzanan yolculuğu sırasında oluşan Horma Kanyonu ise son olarak kayalara çivilerle monte edilen 3 kilometrelik ahşap platformla bir ucundan diğer ucuna kadar yürüyerek geçilebilir hale getirildi. Ahşap platformdan geçerken, kanyonun tüm güzellikleri görülebiliyor.Yaklaşık 3,5 kilometrelik kanyonu geçtikten sonra Ilıca Şelalesi’ne ulaşan suyun 10 metreden dökülmesiyle oluşan doğal havuz da bölgeyi gezenlerin beğenisini kazanıyor.Son dönemde doğal güzellikleri gün yüzüne çıkarmak amacıyla yapılan yatırımlar sayesinde, kanyona gelen ziyaretçi sayısı artmaya devam ediyor.Çanakkale’den Valla Kanyonu’nu gezmeye gelen Gözde Dağlı ise önceden eşiyle kanyonun araştırmasını yaptıklarını belirterek, “Küre Dağları çok güzel. Burayı çok beğendik. Müthiş doğası, çok temiz havası var. Buranın dünyanın ikinci büyük kanyonu olduğu söyleniyor, harika bir yer” dedi.Almanya’dan Horma Kanyonu’na gelen Musa Çelik de “3 sene önce yine gelmiştim ama açılmadığı için içeriyi tam manasıyla görememiştim. Gittiğimde burayı herkese anlattım. Almanya’da iş arkadaşlarıma, tanıdıklarıma tavsiye ettim. Doğa harikası bir yer. Dünyanın neresinde olursa olsun herkesin burayı gelip görmesini öneriyorum. Allah’ın lütfetmiş olduğu bir yer” diye konuştu.İşte Kastamonu’nun doğal güzellikleri Valla ve Horma Kanyonları ile Ilıca Şelalesi’nden fotoğraflar…

  • Nostaljik motorlarla keyifli bir Cunda-Ayvalık yolculuğu
    by NTV on 25 Temmuz 2021 at 06:58

    Balıkesir’in Cunda Adası ile Ayvalık merkezi arasında seferleriyle dikkatleri üzerinde toplayan yolcu motorları, turizm sezonu ve Kurban Bayramı’nda yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.Ayvalık’ın dünyaca ünlü turizm merkezi Cunda Adası ile Ayvalık ilçe merkezi arasında 20 dakikalık mesafede her iki yakada deniz ulaşımını sağlayan yolcu motorları bu yılda nostaljik turlarına başladı.Her yıl Mayıs ayının sonunda başlayıp, Eylül ayının sonuna kadar seferlerini sürdüren yolcu motorlarına bu yıl da özellikle Kurban Bayramı’nda ilgi yoğun oldu.Kurban Bayramı’ndan ötürü epey bir hareketliliğin olduğunu söyleyen 4 yıldan bu yana gezi motorunda görev yapan Hazar Bayram, “Cunda Adası’na akşam saatlerinde yoğun araç trafiğinin önüne geçebilmek için yolun belli saatlerde kapatılması sonucunda gece saat 00.15’e kadar süren seferlerimizde ciddi bir yoğunluk oluyor. Akşam saatlerinde çok yoğunluk olduğunda sefer saatlerimizi 15 dakikada bire düşürüyoruz. Kişi başı yolcu bileti fiyatımız 10 liradır. Her yarım saatte bir seferimiz var” dedi.Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Ayvalık’ı Cunda Adası’na karayoluyla bağlayan Türkiye’nin İlk Boğaz Köprüsü inşa edilmeden önce de Ayvalık, Cunda Adası’nda gezi motorları seferlerinin var olduğunu belirterek, “Köprü yapılmadan önce Cunda Adası’na ulaşım bu teknelerle sağlanıyordu. Biz geçen yıl bu teknelerimizin bazı yasal sıkıntıları vardı, onları çözdük. Bu teknelerimiz Ayvalık merkez ile Cunda Adası arasında ulaşım konusunda tatilcilerimiz için bir tercih nedeni olabilir” diye konuştu. Bu teknelerin Ayvalık’ın nostaljik turizm zenginliklerinden birisi olduğunu belirten Ergin sözlerine şöyle devam etti: “Şahsen ben de tekneleri tercih etmelerinden yanayım. Çünkü adaya araçlarıyla gidip orada trafik sıkıntısı yaşayacaklarına bu tercih hakkını da değerlendirebilirler”Cunda Motorları Derneği Başkanı Selahattin Bacan dedelerinden babalarına, babalarından da kendilerine geçen bir mesleği günümüzde halen daha sürdürmeye çalıştıklarını anlatarak, “Bu turlar aşağı yukarı 70 yıldan bu yana Ayvalık merkez ile Cunda Adası arasında gerçekleştiriliyor. Daha önce eski ve daha küçük teknelerimiz ve hatta yelkenli teknelerimiz vardı. Şimdi ise teknelerimizi daha konforlu ve keyifli bir hale getiren yeni teknelerle bu turları yapmaya başladık. Yıllardır 6 adet tekne ile bu işi yaptık. Halen de aynı sayıyla sürdürüyoruz” dedi.Bacan, “Türkiye’nin İlk Boğaz Köprüsü’nün inşa edilip, hizmete girmesinden önce adaya doktor, ebe gibi sağlıkçıları biz taşıyorduk. Günümüzde ise potansiyel bitti. Şimdi teknelerimiz nostaljik olarak kaldı. Eskisi gibi yoğun işlerimiz ne yazık ki yok. Şu anda bayram yoğunluğumuz var. Sezonda da bir hareketlilik olursa olur. Pandemi ekonomik anlamda hepimizi adeta mahvetti. Ama yine de baba mesleği olduğu için bu mesleği her türlü olumsuzluğa göğüs gererek sürdürmeye, Ayvalık ve Cunda Adası arasında nostaljik bir geleneği yaşatmaya çalışıyoruz” diye konuştu.Yaklaşık 20 dakikalık deniz seyahatini tercih eden yolculardan Ali Şentürk, deniz havası almak ve Cunda ile Ayvalık’ın denizden görünen müthiş manzarasını görebilmek amacıyla bu yolcuğu tercih ettiğini söyledi. Arabası ve ATV motorunun olmasına rağmen deniz motorlarıyla Cunda Adası’na gitmekten büyük keyif aldığını kaydeden Seyit Türkekul, “Deniz havasını solumak ben ve ailem için çok farklı oluyor. Bu yüzden de Cunda Adası’na genelde tekne ile gitmeyi tercih ediyoruz” dedi.

  • Abant Tabiat Parkı’na tatilci akını
    by NTV on 24 Temmuz 2021 at 17:02

    Abant Tabiat Parkı tatilcilerin akınına uğradı. Parkın girişinde trafik yoğunluğu yaşandı.Bolu’nun doğal güzellikleriyle ünlü Abant Tabiat Parkı’nda tatilciler yoğunluğa neden oldu.Hafta sonunu değerlendirmek isteyenler Abant’ı tercih etti.Bazı ziyaretçiler göl çevresinde yürüyüş yapıp ata ve faytona binerek bazıları ise belirlenen alanlarda piknik yaparak vakit geçirdi.Tabiat parkının girişinde trafik yoğunluğu yaşandı.Öte yandan tabiat parkı içerisinde görev yapan atlı jandarma timleri ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.

  • Kuşadası’nda milli parktaki fiyatlara tepki
    by NTV on 24 Temmuz 2021 at 11:21

    Kurban Bayramı tatilinde yoğunluğun yaşandığı yerlerden biri de Kuşadası oldu. Çok sayıda vatandaş, denize girmek için Dilek Yarımadası Milli Parkı’nı tercih etti. Ancak milli parktaki işletmenin fiyat politikası vatandaşları isyan ettirdi.Aydın’ın Kuşadası ilçesindeki Dilek Yarımadası Milli Parkı’ndaki plajlarda, işletmeci firma tarafından belirlenen şezlong ve şemsiye kiralama fiyatları, tatilcilerin tepkisini çekti.Güzelçamlı Mahallesi’nde Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı içindeki plaj, lokanta ve büfe işletmecilerinin uyguladığı fiyat politikası, bayram tatili için bölgeye gelenlerin tepkisini çekti. Milli parktaki plajların belirli bölümü halkın ücretsiz kullanımına sunulurken, diğer bölümü ise işletmecilere ayrıldı.Halka ücretsiz hizmet veren bölümdeki yoğunluk nedeniyle işletmelerin bulunduğu plajlara yönelen tatilciler, şezlong ve şemsiye için talep edilen fiyatları yüksek buldu. Fiyatlara tepkilerini sosyal medyadan dile getiren tatilcilerin, mesajlarında, Dilek Yarımadası Milli Parkı gibi doğa harikası bir yerde halkın bu tür hizmetlerden daha ucuza faydalanması gerektiğini vurgularken, “Bu kadar da olmaz! 2 şezlong 1 şemsiye 200 TL. Yazıktır, günahtır” ifadelerine yer verdikleri görüldü.Yakınlarıyla Kurban Bayramı tatili için Kuşadası’na geldiklerini belirten Mert Erdem, “Milli Park bize çok keyifli ve hoş bir ortam sunuyor. Ancak 2 şezlong ve 1 şemsiye için talep edilen fiyat çok yüksek” dedi.Kuşadası’ndaki tatilciler, Milli Park’taki plajlarda yoğunluk ve fiyat politikası nedeniyle ilçedeki diğer belediye plajlarını tercih etti.

  • 7 medeniyete ev sahipliği yapan yer: Bilecik Gölpazarı
    by NTV on 23 Temmuz 2021 at 14:37

    Bilecik’in Gölpazarı ilçesi, tarihi ve doğal güzellikleriyle günübirlik ziyaretçilerden ilgi görüyor. 7 medeniyete ev sahipliği yapan ilçe, İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Sakarya gibi çevre büyükşehirlere yakınlığından dolayı özellikle günübirlik geziler için tercih ediliyor.İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Sakarya gibi çevre büyükşehirlere yakın bir konumda bulunan Gölpazarı, göç yolları üzerinde yer aldığı için Hitit, Frig, Lidya, Pers, Roma, Doğu Roma (Bizans) ve Osmanlıya ev sahipliği yaptı.Tarım ve hayvancılığın yaygın olarak yapıldığı, trekking ve yamaç paraşütü imkanlarına sahip Gölpazarı, doğası ve tarihi yapılarıyla şehir hayatından uzaklaşıp dinlenmek isteyenlerin uğrak noktalarından biri haline geldi.Gölpazarı Belediye Başkanı Hayri Suer, normalleşme sürecinde ilçenin özellikle yaklaşık 2 saat uzaklıktaki İstanbul’dan ziyaretçilerini ağırladığını söyledi. İlçeye ilginin son dönemde arttığını belirten Suer, “Turlar da gelmeye başladı. Turizm acentelerinden, ‘Nerelere gidebiliriz? 2-3 günlük bir rota belirleyelim’ diye talepler oluyor. Bu bizi fazlasıyla mutlu ediyor. Bizim de tam olarak istediğimiz buydu” dedi.Suer, ilçe merkezinin yanı sıra yaklaşık 50 köyün kendine has güzellikleri barındırdığını vurguladı. Özellikle meyvecilik ve sebzeciliğin yaygın olduğunu dile getiren Suer, “Bağ bahçe gezmekle bitmez. Çünkü şehirde yaşayanlar artık bunları arıyorlar. Tabiata, toprağa, temiz havaya ve temiz su kaynaklarına hasretler. Buraya geldikleri zaman bu imkanları bulmaları mümkün” diye konuştu.Kurşunlu köyünde yaşayan ve 3 bine yakın kitap okumasından dolayı 2017’de Kültür ve Turizm Bakanlığınca “sıra dışı okur” seçilen Bedriye Berber Engin de bölgede bulunan Göldağı’nda 55 kişinin kiraz ağacı sahiplendiğini ve 26 araçla meyve toplamak için il dışından geldiklerini aktardı. Engin, “Burası bir turizm cenneti olabilir. Doğa olarak, iklim olarak her şey var, tabiat olarak çok zengin” dedi.İstanbul’dan bir grupla Gölpazarı’na gelerek Kasımlar köyünde 17’nci yüzyılda inşa edilen tarihi camiyi ziyaret eden Sara Kuzir, şehir hayatının yoğunluğundan uzaklaşmak istediklerini söyledi. Bol oksijenli ortamda temiz hava almayı amaçladıklarını dile getiren Kuzir, şöyle devam etti: “Bir grup arkadaşımız köyü gezmeye çıktılar. Bir grup olarak da buradaki tarihi camiyi gezdik. Burası hakikaten görülmeye değer bir yer. Genel olarak Bilecik’in bütün köylerinde çok güzel şeyler var. Bilmiyorlarsa, görmedilerse mutlaka tavsiye ediyorum”İstanbul’da yaşayan Nurhan Ergün Özdemir ise yılda iki kez gelip ilçeyi gezdiklerini belirtti. Özdemir, “Herkese Gölpazarı’nı ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum. Oksijeni bol. İstanbul’da yaşayanlar için ideal. Kaçınılmaz bir yer” diye konuştu.

  • 2 bin kişilik beldeye 50 bin kişi geldi
    by NTV on 23 Temmuz 2021 at 12:55

    Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy, Kurban Bayramı’nda tatilcilerin akınına uğradı. Sahil kasabasının 2 bin olan nüfusu bir anda 50 bine çıktı. Bunun üzerine belediye başkanı bir açıklama yaparak gelmek isteyenlere başka tatil beldelerine gitmelerini önerdi.Kurban Bayramı tatilini Kırıklareli’nin Kıyıköy beldesinde  geçirmek isteyen vatandaşlar akın etti. 2 bin 77 kişi olan ilçenin nüfusu yaklaşık 50 bini buldu, otel ve pansiyonlarda da yer kalmadı.Beldeye özellikle İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne gibi çevre illerden vatandaşlar akın etti. Sahillerin dolup taştığı Kıyıköy’de Belediye Başkanı Ender Sevinç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, vatandaşlardan diğer tatil beldelerini tercih etmeleri çağrısında bulundu.Kıyıköy Belediye Başkanı Ender Sevinç, beldede özellikle gıda tedarik zincirinde sıkıntı yaşadıklarını belirttiği paylaşımında, “Beldemizde oluşan aşırı yoğunluktan dolayı alt yapı ve gıda tedarik zinciri yetersiz kaldığından, Kıyıköy’ü ziyaret etmek isteyen misafirlerimizin diğer tatil beldelerini tercih etmeleri önemli rica olunur” dedi.İstanbul’dan arkadaşlarıyla Kıyıköy’e gelen Çağla Kurt, kalabalığa rağmen bölgeyi çok sevdikleri için her yıl geldiklerini dile getirerek, “Güzel bir yer, her yıl geliyorum. Herkese tavsiye ederim, kalabalık ama burası için değer” dedi.Burak Deniz ise bayramın ilk günü geldiği Kıyıköy’de kalabalığa rağmen kurallara uyduklarını ifade ederek, “İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesinden geldik. Kalabalıktan korkumuz olsa da kurallara uyuyoruz, sosyal mesafeye dikkat ediyoruz” diye konuştu.

  • Sivas’ın simgelerinden Kızılçan Gölü’nün suyu çekildi, rengi değişti
    by NTV on 23 Temmuz 2021 at 12:43

    Turkuaz rengi ve büyüleyen güzelliğiyle Sivas’ın simgelerinden olan Kızılçan Gölü, kuraklık nedeniyle renk değiştirdi.Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Canova köyü sınırları içerisinde bulunan Kızılçan Gölü kuraklık nedeniyle tanınmaz hale geldi.Turkuaz rengi ve güzelliği ile büyüleyen gölde su seviyesi düşünce turkuaz renk sarıya döndü.Azalan su seviyesi zemindeki balçığın yüzeye çıkmasına neden oldu.Yöre sakinleri, volkan gölünün dönem dönem benzer su kayıpları yaşadığını belirterek, “Bu gölün diğer göllerle alttan bağlantısı var. Bazen suyu çekiliyor. Çekilen su baharda geri geliyor. Gölde su hiç bu kadar çekilmemişti” dediler.

  • Yasağa rağmen denize girdiler
    by NTV on 23 Temmuz 2021 at 10:29

    Art arda gelen boğulma haberleri ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 5 ilde denize girmek yasaklandı. Bazı vatandaşların ise yetkililerin tüm uyarılarına rağmen denize girmeye devam ettiği görüldü.Şile’de Ayazma ve Kızılcaköy Plajı’nda denize gren 2 kişi boğularak hayatını kaybederken, 2 kişide dalgalara kapılarak kayboldu. Sabah saatlerinden itibaren Şile Kaymakamlığı tarafından ilçe genelinde havanın rüzgarlı ve denizin dalgalı olması nedeniyle tüm plajlarda denize girmek yasaklandı.Şile sahilinde rüzgarın etkisiyle oluşan yoğun dalgalar nedeniyle denize girilen noktalardaki güvenlik tedbirleri artırıldı. Yasağın ne zaman biteceği ise henüz bilinmiyor, dalgaların durumuna göre yeni karar alınması beklenecek.Ancak arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği Ayazma Plajı’nda bazı vatandaşların yetkililerin tüm uyarılarına aldırış etmeden denize girmeye devam ettiği görüldü. Denizde kaybolanlar için arama çalışmaları devam ederken, sahil güvenlik helikopteri de çalışmalara havadan destek verdi.Kocaeli’nin Karadeniz’e kıyısı bulunan ilçesi Kandıra’da, olumsuz hava koşullarına bağlı boğulma vakalarının artması nedeniyle, Kaymakamlık kararıyla denize girişler yasaklandı. İkinci bir karara kadar devam edecek olan yasak nedeniyle sahil şeridine, cankurtaranlar tarafından denize girmenin yasak olduğunu ifade eden kırmızı bayrak asıldı. Kurban Bayramı tatili için kente gelen birçok kişi, denize giremeden geri döndü. Yasağa ve boğulma tehlikesine aldırış etmeyen bazı kişilerin ise dalgalara rağmen denize girdiği görüldü. KANDIRA’DA DENİZDE KAYBOLAN GENCİN CESEDİ 25 SAAT SONRA BULUNDUKandıra’ya gelen Suzan Ünlü, “Tatil için İstanbul’dan geldik, ne yazık ki tatilimiz güzel gitmiyor. Boğulma olayları yaşandığı için denize girmek yasaklandı. Bugün denize giremedik, dün de denize girememiştik. Biz de yürüyüş yapmayı tercih ediyoruz. Denize giremediğimiz için bir gün öncesinden çıkıp evimize geri döneceğiz” dedi.Denize giremediği için sahilde kitap okumayı tercih ettiğini söyleyen Asya Kuğu, “İstanbul’dan geliyoruz, tatilimiz çok güzel geçiyordu ama son iki gündür dalgadan dolayı denize girmek yasaklandı. Normal şartlarda daha uzun kalacaktık ama yarın döneceğiz. Sahile geldik denize girmeden ayaklarımızı batırıp geri döneceğiz” diye konuştu.Düzce’nin Karadeniz’e kıyısı olan Akçakoca ilçesinde aşırı dalga nedeniyle denize girmek yasaklandı. Cankurtaranlar sahil boyunca gezip anonslar yaparak halkı denize girmemeleri konusunda uyardı.Denizdeki vatandaşlar cankurtaran, polis ve zabıtaların uyarıları üzerine sudan çıktı. Can güvenliği nedeniyle alınan karar üzerine tatilciler, sahilde güneşlenerek zaman geçirdi.Düzce’nin Akçakoca ilçesinde Karaburun, Melenağzı, mavi bayraklı Kale ve Çuhallı plajları ile Kemos, Kadınlar Plajı ve Çayağzı mevkilerinde cankurtaranlar, olumsuz hava koşulları nedeniyle Kaymakamlığın uyarısı doğrultusunda vatandaşları denize girmemeleri konusunda ikaz ediyor.Adana’nın Karataş ilçesinde hava muhalefeti sebebiyle Harbiş Plajı ile Bahçe Mahallesi plajında denize girmenin yasaklandığı duyuruldu. Karataş Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada, “İlçemizde denizlerdeki hava muhalefeti (rüzgar ve dalga) nedeniyle, olası can kayıplarını önlemek adına Karataş Harbiş Plajı ile Bahçe Mahallesi plajında geçici tedbir kapsamında denize girişler bir süreliğine yasaklanmıştır. Tedbirin kaldırılmasına ilişkin açıklama ayrıca yapılacaktır” denildi. Harbiş Plajı’nda dün de denizde bir süre yüzdükten sonra dalgaların sürüklediği 5 kişiden 1’i boğularak hayatını kaybetmişti.

  • Artık ‘sakin’ değil: Bayramda nüfusu 20 kat arttı
    by NTV on 23 Temmuz 2021 at 09:39

    Muğla’nın Ula ilçesinin ‘sakin şehir’ unvanlı Akyaka Mahallesi’nde bayram tatili yoğunluğu sürüyor. Trafiğin felç olduğu Akyaka’nın 4 bin olan nüfusu, bayramda 20 kat artarak 80 bine ulaştı.Muğla’nın ünlü tatil beldelerinden Akyaka, Kurban Bayramı’nda yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı.Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesi tarafından 2011 yılı haziran ayında ‘sakin şehir’ ilan edilen Akyaka’da Kurban Bayramı tatiliyle başlayan yoğunluk devam ediyor.Hava sıcaklığının 38, deniz suyu sıcaklığının 27 derece ölçüldüğü mahallenin 4 bin olan nüfusu, 20 kat artarak 80 bine ulaştı.Akyaka’nın girişinde yaklaşık 3 kilometrelik araç kuyruğu oluştu.Tatilciler, mavi bayraklı halk plajında gün boyu denize girip güneşlendi.

  • İstanbul’a sadece 3 saat uzaklıkta: Saros’un akvaryumu ‘İbrice Limanı’
    by NTV on 23 Temmuz 2021 at 09:34

    Saros Körfezi’nin “akvaryumu” olarak adlandırılan İbrice Limanı, Çanakkale Savaşları’nın canlandırıldığı yapay resifler ve bir mil açıkta batırılan Airbus A330 tipi yolcu uçağıyla, yerli ve yabancı dalış tutkunlarının ilgisini çekiyor.Saros Körfezi’nin “akvaryumu” olarak adlandırılan İbrice Limanı, yerli yabancı dalış tutkunlarını ağırlıyor. Dalgıç adayları eğitmenler eşliğinde liman açıklarında bulunan Çanakkale Savaşları’nın canlandırıldığı yapay resifler ve Airbus A330 tipi yolcu uçağının bulunduğu bölgeye dalış gerçekleştiriyor.Limanda yer alan dalış okulları pratik ve teorik eğitimlerini sürdürürken, dalgıçların yakınları da Saros Körfezi’ndeki sahillerde tatil yapabiliyor.Dalışlar, Kovid-19 tedbirlerine uyularak gerçekleştiriliyor. Dalış sonrasında gözlük, palet, şnorkel, elbise gibi dalış aksesuarları dezenfekte ediliyor.Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, Mecidiye sahilinde yer alan İbrice Limanı’nı Saros’un “nazar boncuğu ve akvaryumu” olarak adlandırdıklarını söyledi. Liman açıklarında su altı organizasyonu oluşturduklarını belirten Helvacıoğlu, “Batırılan resifler ve uçağın ardından, tank batırma çalışmaları da yapılacak. İbrice bölgesinde 100 binlere yakın ziyaret söz konusu. Mısır’da dalış turizminin getirdiği bir ekonomi varsa, bizim Saros Körfezi’mizde de Trakya Kalkınma Ajansımız ve Edirne Valiliğimizle ortak çalışma gerçekleştiriyoruz” dedi.Dalış turizmine yönelik İbrice’de kamp alanı oluşturacaklarını ifade eden Helvacıoğlu, “Dalış pahalı bir spor. Bu sporu gerçekleştiren tutkunlara daha iyi şartlarda ortamlar sunacağız. Konaklama şart, kamp ve karavan turizmi dalgıçlara sunulacak. Bunun dışında altyapı sorunlarını çözeceğiz. Potansiyel var, İbrice’yi işlememiz lazım. Bunun çalışmalarını yapmaya başladık” dedi.Türkiye Su Sporları Federasyonu Edirne Temsilci Özkan Arsu da İbrice Limanı’nın su altı sporlarının çekim merkezi haline geldiğini söyledi. İstanbul çevresinde dalış turizmi açısından en temiz bölgenin İbrice olduğunu belirten Arsu, “İstanbul’dan buraya 3 saatte ulaşıyorlar. Hafta sonu daldıktan sonra ailecek tatil de yapıyorlar. Buranın günden güne popülerliği artıyor” dedi.Arsu, İbrice’ye yılda 80 ila 120 bin dalgıcın geldiğini anlattı. Dalgıçların aileleriyle gelmesinin de turizmi hareketlendirdiğini vurgulayan Arsu, “Turizm açısından bakarsak aileleri ve yakınlarıyla bu sayı yaklaşık 1,5 milyonu buluyor. İbrice’ye günden güne ilgi artıyor. Dalgıçlar ekonomik anlamda da bölgeye katkı sağlıyor” diye konuştu.Dalış eğitmeni Ferhat Kurt da son 10 yılda İbrice Limanı’nda dalanların sayısında yüzde yüz artış olduğunu dile getirdi. Dalış okullarının daha önce limanın içerisinde yer aldığını yeni düzenlemeyle limanın dışına taşındıklarını aktaran Kurt, denize ve botlara uzaklaşmalarına rağmen faaliyetlerini sıkıntısız şekilde devam ettirdiklerini kaydetti.Eğitmen Ahmet Yumurtacı, dalgıç adaylarına yarım saatlik teorik eğitim verdiklerini daha sonra su altında birlikte dalış deneyimi yaşadıklarını anlattı. Yumurtacı, yüzme bilmeyenlerin dahi eğitmenler eşliğinde dalış yapabileceğini kaydetti.Dalgıç adayı Behlül Dallı da eğitimin ardından su altını görmeyi sabırsızlıkla beklediğini ifade etti.

  • Tatilcilerin akın ettiği Kaputaş Plajı drone ile görüntülendi
    by NTV on 23 Temmuz 2021 at 07:49

    Antalya’nın Kaş ilçesindeki dünyaca ünlü Kaputaş Plajı, Kurban Bayramı tatili dolayısıyla yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı.Altın sarısı kumu ve turkuaz renkli suyuyla dünyaca ünlü Kaputaş Plajı, Kurban Bayramı tatili dolayısıyla yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. KAPUTAŞ PLAJI DÜNYADA EN İYİLER ARASINDAKaş’taki otel ve villalarda doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı. Kaş ilçesi ile Kalkan beldesi arasındaki güzergahta trafik yoğunluğu oluştu. Yoğunluk drone ile de görüntülendi.Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş, ilçenin doğası, tarihi ve deniziyle yerli ve yabancı turistlerin odağında olduğunu söyledi. İlçenin bayramda da tatil için tercih edilen önemli bir destinasyon olduğunu vurgulayan Ulutaş, “İlçe olarak 61 bin nüfusa sahibiz ama nüfusumuzun 5-6 katı yoğunluğa sahibiz” diye konuştu.Kaş’taki halk plajlarının kapasitelerini artırdıklarını anlatan Ulutaş; Patara, Kaputaş, İnceboğaz, Akçagerme’de misafirlerin plajlardan ücretsiz istifade edebildiklerini bildirdi. Ulutaş ilçenin masmavi, tertemiz, denizi ile tabiat harikası Sütleğen ve Gömbe yaylalarına da sahip olduğunu dile getirdi.Adana’dan Kaş’a tatile gelen Aydın Ceviz de ilçeyi, denizi ve sahilleriyle çok beğendiklerini söyledi. TÜRKİYE’NİN MAVİ BAYRAKLI PLAJLARI (İL İL TAM LİSTE)

  • Yasağa rağmen Salda Gölü kıyısında nargile içip, çamur banyosu yaptılar
    by NTV on 22 Temmuz 2021 at 18:02

    Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü, bayramda da yoğun ilgi gördü. Halk plajına gelen ziyaretçiler suya girip, gölün eşsiz güzelliğini izledi. Yasağa aldırış etmeyen bazı ziyaretçiler ise sahile nargile getirip, çamur banyosu yaptı.Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü, Kurban Bayramı tatilinde de ziyaretçilerin uğrak yeri oldu. Yüzlerce kişi Salda Gölü’nü görmeye geldi. Göle girişin serbest olduğu bölgelerden halk plajında yoğun kalabalık dolayısıyla adım atacak yer kalmadı. Plaja gelenler göle girip, yüzdü. Bazıları göl kıyısında fotoğraf çektirip, bu anları ölümsüzleştirdi.Geçen yıl 15 Ekim’de girişin yasaklandığı Beyaz Adalar kısmına gelen ziyaretçiler ise otomobillerini sahile yaklaşık 2 kilometre uzaklıkta oluşturulan otoparka bırakarak elektrikli trenler ve golf arabaları ile sahili gezdi.Salda Gölü’nün halk plajı sahilinde istenmeyen görüntüler ortaya çıktı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından geçen yıl 1 Ağustos’tan itibaren dumansız hava sahası ilan edilen ve çevresinde sigara içilmesinin yasaklandığı Salda Gölü halk plajı sahiline bir ziyaretçinin nargilesiyle geldiği görüldü.Bir ziyaretçinin de yasak olmasına rağmen halk plajı sahilinde çukur açıp, çamur banyosu yaptığı görüldü.Ayrıca yine halk plajının kıyısına rögar kapağı atılması dikkati çekti.Burdur Valisi Ali Arslantaş, Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü Halk Plajı Sahili’nde nargile içen ve çamur banyosu yapanlar hakkında idari yaptırım uygulandığını bildirdi. Valilikten alınan bilgiye göre, göl çevresiyle ilgili yasaklara aykırı davranışta bulunduğu tespit edilen 5 kişiye, 2 bin 135 lira idari para cezası verildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 10 Ağustos 2020’de Salda Gölü kenarındaki beyaz kumsalda sigara içilmesini, Burdur Valiliği de göl çevresinde çukur açmayı ve çamur banyosu yapmayı yasaklamıştı.

  • Sahiller çadır kente döndü: Günlüğü 45 liraya tatil
    by NTV on 22 Temmuz 2021 at 14:05

    Kurban Bayramı tatilinde vatandaşlar sahil beldelerine akın etti. Birçok bölgede oteller tamamen doldu. Yer bulamayan ya da doğayla iç içe bir tatil isteyenler kamp alanlarını tercih etti. Çadır kuran veya kiralayan vatandaşlar, kamp alanlarını tamamen doldurdu.Mersin’de Kurban Bayramı nedeniyle 36 bin yatak kapasiteli otellerde doluluk oranı yüzde 90’lara ulaştı. Otellerde yer bulamayan veya ücretleri fazla bulan vatandaşlar ise Erdemli ve Silifke ilçelerindeki kamp alanlarına akın etti. Günlüğü ortalama 45 liraya çadır tatili yapan vatandaşlar, kamp kapasitelerini de neredeyse doldurdu. İSTANBUL ÇEVRESİNDEKİ EN İYİ KAMP ALANLARIAilesiyle birlikte Gaziantep’ten gelerek kampta tatil yapan Coşkun Akdemir (52), otellerin gecelik fiyatının 350-500 TL arasında değiştiğini söyledi. Akdemir, “Ben de alternatif olarak çadır tatilini tercih ettim. Burada ailemle birlikte çamların arasında tatil yapıyorum” dedi.Gaziantep’ten 2 arkadaşı ile birlikte Mersin’in Erdemli ilçesine tatile gelen Murat Yıldız (32) ise, “Erdemli Çamlığı kamp alanı çok güzel. Buraya çadırımızı kurduk ve doğa ile iç içe güzel bir tatil geçiriyoruz. Günlüğü 45 TL. olan çadır tatili bizler için de çok ekonomik oluyor” diye konuştu.Adana’dan gelen Kazım Afşan (70) da, “Arkadaşımla birlikte kafa dinlemek ve doğa ile iç içe olmak için geldik. Çadırımızı kurduk ve güzel bir bayram tatili geçiriyoruz. Doğa ile baş başa huzurlu bir tatil için ben çadır tatilini öneririm” dedi.Kamp alanı görevlisi Evren Oyma, “Belediyemiz tarafından işletilen 2 bin dönüm arazi üzerine kurulu çadır, karavan ve günü birlik tatilcilerin geldiği kamp alanımız şu anda yüzde 80 oranında dolmuş durumda” diye konuştu.Vatandaşların kendi çadırlarıyla burada günlüğü 45 liradan tatil yaptığını belirten Oyma, sözlerine şöyle devam etti:  “Bayram dolayısıyla çok büyük bir yoğunluk ve talep var. Önceki yıllara oranla pandemi dolayısı ile çadır tatiline çok büyük ilgi var. Telefonlara yetişemez olduk”Muğla’nın Marmaris ilçesi Hisarönü Mahallesi’ndeki özel kamp alanları da çadır tatili yapmak isteyenlerle doldu. Çevresi eşsiz bitki örtüsü ve ormanlarla kaplı, mavinin her tonunun bulunduğu deniz kıyısındaki özel kamp alanlarına başta üniversite öğrencileri olmak üzere çocuklu aileler tercih etti. 3 metrekarelik bir çadır alanının kira ücretinin günlük 150 lira olduğu belirtildi. Metrekare artıkça fiyat artarken, 450 liraya kadar ücretler çıkabiliyor.Kamp alanı işletmecisi Selma Evcan, “Bayram öncesi başta İstanbul olmak üzere İzmir, Ankara, Bursa ve İç Anadolu kesimlerinden yoğun rezervasyon talebi vardı. Çadırını alıp gelen de oluyor. Birbirine yabancı olan kişiler burada kısa sürede güzel arkadaşlık ve dostluk kuruyorlar. Çadır tercihi edenlerin çoğunluğu fiyat uygunluğu ve doğa ile baş başa izole tatil istemeleridir” dedi.Edirne’den 2 arkadaşıyla tatile gelen Gaye Türk, “Bir otelde kalıp çok para vermek yerine o imkanı doğayla baş başa daha güzel şekilde tatil yapıyoruz. Güzel dostluklar oluyor. 3 gün burada kalıyorsak başka bir gün farklı şehirde tatil yapıyoruz” dedi.Uşak’tan kız arkadaşı ile tatile gelen Hale Soykan, “Önüm eşsiz deniz ve çevrem orman alanları ile kaplı. Çok da uygun fiyatlara güzel, izole tatil yapıyorum” diye konuştu.Filiz Güleç ise, “İzole, doğa ile baş başa ve uygun fiyata çadır tatili çok güzel. Herkesi çadır tatili yapmaya davet ediyorum” dedi.Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde de oteller tamamen dolunca tatilciler, Küçükkuyu beldesinden Assos sahillerine kadar yer alan çadır kamplara akın etti. Sahil bölgesindeki tüm çadır kampları doldu, taştı. Doğayla ve denize iç içe olan çadır kamplarında tatilciler Kurban Bayramı tatilinin tadını doyasıya çıkarırken, çadır fiyatları 150 ile 300 TL arasında değişiyor.Assos’ta 5 yıldır kamp alanı işleten Ayşe Coşaran, bu yıl yoğun ilgi olduğunu belirterek, “Tatilcilerimiz kamp alanlarımıza akın akın geliyor. Tatilcilerin tercihleri tabiatla baş başa kalmak. Kuzey Ege’mizde yeşil ile mavinin buluştuğu noktada kamp alanlarımız mevcut. 9 günlük Kurban Bayramı’ndan dolayı çadır kamplarımızın kapasitesi doldu” dedi.İstanbul’dan Çanakkale’ye eşiyle çadır kampı tatiline gelen Nevin Efe, “İstanbul’un kalabalığından, sıcağından, stresinden uzaklaşmak için daha doğayla iç içe, daha sakin bir yerde olmak için çadır kampını tercih ettik. Kuş ve cırcır böceklerinin sesleri arasında dinlendirici bir tatil yapacağımızı umuyoruz” diye konuştu.Doğayla baş başa bir tatil geçirdiklerini kaydeden Nevin Efe’nin eşi Ramazan Efe, şunları söyledi: “Ben balık tutmayı çok seviyorum. Burada sabah, akşam balığımı tutabiliyorum. Nezih bir ortam. Şehrin gürültüsünden uzak. En fazla cırcır böceği eşliğiyle uyuyabiliyoruz. Çok rahatız. Çadır hayatı bambaşka bir duygu. Doğayla baş başa kalıyorsunuz”Balıkesir’den ailesiyle tatile gelen Ali Keçelioğlu ise, “Kısa süreli bir bayram tatilimi kamp alanında değerlendiriyorum. Burada vakit geçirmek güzel, hoşuma gidiyor. Bir tarafta doğanın, bir tarafta denizin olduğu ve havanın da insanlara ilaç gibi geleceği bir yer burası” diye konuştu.

  • Kekova eski günlerine döndü, turist akınına uğradı
    by NTV on 22 Temmuz 2021 at 11:24

    Pandemi kısıtlamaları ve yurt dışından uçuşların durdurulmasıyla sessizliğe bürünen Antalya’nın Demre ilçesindeki Kekova, kısıtlamaların kaldırılmasıyla eski günlerine döndü. Bölgeye gelen Rus turistler, yat turlarına çıktı.Tarih, doğa ve denizin iç içe olduğu, mavi yolculuk tutkunlarının uğrak yeri ve günübirlik gelen yerli ve yabancı turistlerin yat turuna çıktığı Kekova, pandemi nedeniyle büründüğü sessizlikten kurtuldu. Kısıtlamaların kalkması ve Rusya başta olmak üzere birçok ülkenin Türkiye’ye uçuşları açmasının ardından Kekova, yeniden hareketlendi.Kekova, özellikle Rus turistlerin gelmesiyle eski canlılığına kavuştu. Kekova’ya gelen Rus turistler, kendileri için kutsal olan Aziz Nikolaos Anıt Müzesi’ni ziyaret etti, Çayağzı Limanı, Üçağız Mahallesi ve Kaş’tan da yoğun olarak yat turlarıyla bölgeyi gezdi.Yat turlarını tercih edenler, önce denizde tarihin yattığı Batık Kenti, ardından Simena Antik Kenti’ni geziyor. Bir kartal yuvasını andıran Simena Antik Kenti’nin önü yatlarla doldu.Turistler, Kekova’nın altın koylarında verilen molalarda, kendilerini Akdeniz’in mavi sularına bıraktı. Yüzme molalarının ardından bazı yatlar da yolcularını, Korsanlar Mağarası’na götürdü. Küçük ölçekli yatlar mağaranın içine kadar girdi. Kekova’ya en yoğun yabancı turist akını ise Demre’nin Çayağzı Limanı’ndan oldu.Yat turlarının yanında Kekova’da doğal bir liman olan Gökkaya Koyu’nda çeşitli su sporları yapan turistler, gün boyu kano kullandı.Antalya ve Ege kıyılarından mavi yolculuk tekneleri de Kekova’ya yoğun olarak gelmeye başladı. Kekova’nın altın koylarını lüks tekneler doldurdu.Rus Anastasia Simatova, “Kapıların açılmasına çok mutlu olduk. Kapılar açılınca hep gelmek istediğim Türkiye’ye ilk kez geldim. Türkiye ve Kekova beni büyüledi. Kekova, herhalde bu dünyadaki cennet. Unutulmaz bir gün yaşıyorum. Yine geleceğim. Tüm arkadaşlarıma Türkiye’ye ve Kekova’ya gelmeleri konusunda tavsiyede bulunacağım” dedi.Rus Svetlana Bibikova, “Türkiye’yi ve Türkleri çok seviyorum. Türkler çok misafirperver ve candan insanlar. Antalya’ya 12. kez, Kekova’ya 10. kez geliyorum. Kekova benim cennetim, hayalim. Kapılar açıldığı gün bu turu satın aldım. Bugün çok mutluyum. Çünkü Kekova’dayım. Herkesi buraya davet edeceğim” diye konuştu.Rus Andrey Platov da, “Bu Türkiye’ye 12’nci gelişim. Kapı açılır açılmaz hemen turu satın aldım. Türkiye’nin tarihine, doğasına, denizine hayranım. İnsanlarının içtenliğine hayranım. Hep Antalya’ya ve her defasında Kekova’ya geliyorum. Çünkü Kekova benim favorim. Burası beni büyülüyor” dedi.

  • Bayram tatili evcil hayvan otellerine talebi arttırdı
    by NTV on 22 Temmuz 2021 at 09:27

    Kurban Bayramı nedeniyle vatandaşlar tatil beldelerine akın yaşandı. Bazı vatandaşlar evcil hayvanlarını yanında götürürken bazıları da hayvan otellerini tercih etti.Kurban Bayramı’nda tatile giden evcil hayvan sahiplerinin bıraktığı kedi ve köpeklerin konakladığı hayvan otelleri de doldu.Tatiline çıkan evcil hayvan sahiplerinin bazıları can dostlarını yanlarında götürürken, bazıları ise kedi ve köpek otellerine bırakıyor.Bu otellerde eğitimden oyunlara kadar tüm hizmetler veriliyor. Hayvanlarını özleyenler otellerin kamera sisteminden onları canlı olarak izleyebiliyor.Edirne’de hayvan oteli işletmeciliği yapan Edip Basri Tunçel, “Otelimiz şu anda 40 köpeğimize hizmet veriyor ve doluluk oranımız da yüzde 50 doldu. Koronavirüs nedeniyle şu an tatile çıkmayanlar da var. Onlar da tatile çıkınca otelimiz tam kapasite dolu olacak. Ama bayram dolayısıyla rağbet olduğunu söyleyebiliriz” dedi.Köpeklerini otele aşılarını yaptırdıktan sonra aldıklarını söyleyen Tunçel, “Köpeğim burada beni özler mi, ağlar mı, diye sorular çok soruluyor. Ama köpekler burada 1 saat geçirmelerin ardından alışıyor ve unutuyorlar” diye konuştu.

  • Ayvalık’a tatilci akını: Girişler durdu
    by NTV on 22 Temmuz 2021 at 08:52

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesi Kurban Bayramı tatili dolayısıyla en kalabalık günlerini yaşıyor. İlçedeki Cunda Adası’na da ilgi yoğun. Trafik durma nokrasına gelince adaya araç girişi geçici olarak durduruldu.Balıkesir’in Ayvalık ilçesi, Kurban Bayramı nedeniyle rekor bir kalabalığa ev sahipliği yapıyor.Ayvalık şu sıralar 70 bin olan nüfusun 10-12 katı kadar misafir ağırlıyor.İlçedeki Cunda Adası da yoğun ilgiden nasibini aldı. Adaya araç girişi güvenlik güçlerince 4 saat süreyle kapatıldı.Cunda’da araçların ilerleyemez hale geldiği için bu kararın alındığı öğrenildi.Salgın önlemleri sonrası bayram tatilinde böyle bir ilgili beklediklerini söyleyen Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Trafiğin yoğunluğu nedeniyle çok ciddi otopark sıkıntısı yaşıyoruz” dedi.Ergin, yaklaşık 80 ton olan günlük çöp miktarının da bayramla birlikte 240 ton civarına çıktığını da söyledi.

  • 7 tane tabelası olmasına rağmen bulunamayan Marmara’nın gizli cenneti: Karacaali Köyü
    by NTV on 22 Temmuz 2021 at 08:33

    Bursa’nın turkuaz renkli deniziyle ön plana çıkan Karacaali Köyü görenleri kendine hayran bırakıyor. Bu şirin köyün girişine 7 tane tabela dikilmesine rağmen yine de kimse tarafından bulunamıyor.Bursa’nın Gemlik ilçesindeki Karacaali Köyü, doğal güzellikleriyle ön plana çıkıyor. Yüzlerce yıllık köy olan yerleşim yeri, denizin kıyısında kurulmuş durumda. Turkuaz rengi denizi, sakinliği ve doğasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor.Çukurda kalması sebebiyle, 7 tane tabelası olmasına rağmen, gelmek isteyenler bu saklı kalmış güzelliği bulmakta zorluk çekiyor.Köy muhtarı Göksel Noca, vatandaşların köyünü rahat bulabilmesi için köyün girişlerine 7 tane tabela diktirdi. Ancak bu da çare olmadı.Ana yol köyün üstünden geçtiği ve köy deniz kıyısında çukurda kaldığı için gelenler köyü es geçip yollarına devam ediyor. Köyü bulamayanlar ise köy muhtarını arayarak girişi soruyor.Ziyaretçilerin köyün girişini bulamadığını ifade eden Karacaali Muhtarı Göksel Noca, “Köyümüz Armutlu’ya 30, Gemlik ilçesine 10 kilometre mesafede. Oysa köyümüz deniz kıyısında çok şirin bir köy. Armutlu ilçesine üst yolumuz var. Yol köyümüzü kucaklamış, köyümüz çukurda kaldığı için gözükmüyor. Beni arıyorlar, muhtarım köyünüz nerede diye soruyorlar. Ben köyü rahat bulsunlar diye köyün girişlerine 7 tane tabela taktırdım. Buna rağmen yine de köyümüz bilinmiyor” dye konuştu.Kış aylarında 600 kişinin yaşadığı köy nüfusunun havaların ısınmasıyla 3 bin kişiyi bulduğunu belirten Noca, sözlerine şöyle devam etti:  “Köyümüz çok güzel, denize sıfır. Havası ve suyu nefis. Her şey bol, balığın en güzelini biz yiyoruz. Köyümüz Osmanlı’nın sahil kasabasıymış. Saraydan emekli olanlar buraya yerleşmişler”Huzur ve sakinlik içinde sahilde gezen Karacaali sakinleri, doğanın ve huzurun içinde sıcak havalarda denizin keyfini çıkartıyor.Köylerinin doğal güzellikleriyle ön palana çıktığını ifade eden Ali Turan, “Köyümüz denizin kenarında. Sakinliği ve tabiî güzellikleri ile ön plana çıkıyor. Köyümüz zeytin ve çam fıstığı ağaçlarıyla çevrili. Köyümüz çukurda kaldığı için herkes tarafından bulanamıyor. Sakin ve turkuaz rengi deniziyle görenleri kendine hayran bırakıyor. Köyümüzün denizi ve havası çok temiz” dedi.

  • Kleopatra’nın da yüzdüğüne inanılan 2 bin 500 yıllık antik havuza yoğun ilgi
    by NTV on 22 Temmuz 2021 at 07:24

    UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale’deki tarihi Antik Kleopatra Havuzu, ziyaretçi akınına uğruyor. Dünyanın dört bir yanından gelenler, 2 bin 500 yıllık havuzda tarihi sütunların arasında yüzmenin keyfini çıkarıyor.Pamukkale’deki Hierapolis Antik Kenti’nde, yaz kış 36 derece su sıcaklığına sahip olan Antik Kleopatra Havuzu, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor.Corona virüs kısıtlamalarının kalkmasıyla eski kalabalık günlerine geri dönen termal havuz, Pamukkale’ye gelenlerin uğrak noktası oluyor. Mısır kraliçesi Kleopatra’nın da yüzdüğüne inanılan havuz, şifa arayan ziyaretçilerine antik kalıntılar arasında yüzme olanağı sunuyor.Antik havuzun işletme müdür yardımcısı Tayfun Alp, Pamukkale’nin birçok tarihi ve kültürel değere ev sahipliği yaptığını belirtti. Corona virüs vaka sayılarının düşmesiyle bölgede turizm hareketliliği yaşandığını dile getiren Alp, “İstediğimiz günlere geri döndük. Turist sayısı istediğimiz seviyeye gelmeye başladı. Burası tüm dünyada bilinen ve ilgiyle gezilen bir yer. Turistler buradan çok mutlu ayrılıyor. Su sıcaklığı nedeniyle yaz kış ziyaretçi alıyoruz” diye konuştu.Pandemi sebebiyle 2019’da başlayan sıkıntıların yavaş yavaş geçtiğini belirten Alp sözlerine şöyle devam etti: “Böyle bir ortamda yüzmek ve fotoğraf çektirmek turistler için çok özel bir fırsat. Bu tür bir doğal güzellik dünyada çok azdır. Havuzun içindeki tarihi kalıntılar insanları cezbediyor”Havuzun tüm dünyadan turist çektiğini ifade eden Alp, “Yaz dönemine geçişle birlikte ziyaretçi sayılarımız çok yükseldi. Özellikle Rus turistler yoğun ilgi gösteriyor. Ukrayna ve Polonyalı turistler de çok geliyor. Yakında Avrupalı turistler de gelmeye başlayacak” dedi.

  • Ölüdeniz’e ulaşmak için kilometrelerce yürüdüler
    by NTV on 21 Temmuz 2021 at 15:49

    Kurban Bayramı’nın ikinci gününde Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan dünyaca ünlü Ölüdeniz’e gelen tatilciler, trafikte yoğunluk oluşturdu. Trafiğin zaman zaman kilitlendiği Ölüdeniz’de vatandaşlar plaja ulaşmak için 4-5 kilometre yürüdü.Dünyaca ünlü Ölüdeniz Mahallesi’ne inen yolda yaklaşık 5 kilometrelik araç kuyruğu oluştu.İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı trafik timleri zaman zaman durma noktasına gelen trafiğe yön verdi.Motorize ekipler, araçların trafiği aksatmadan devam etmesi için karayolunda devriye attı.Bazı vatandaşlar araçlarını park edip yol kenarından yürüyerek denize ulaştı.Ölüdeniz’de Belcekız ve Kumburnu plajlarını dolduran turistler şezlonglara uzanarak güneşin tadını çıkartırken, sık sık denize girerek serinledi.Bazı tatilciler de Babadağ’dan yamaç paraşütü ile atlayış yapıp Belcekız plajına iniş yaptı.Ölüdeniz Mahallesi’ne giden yolda yaklaşık 5 kilometre araç kuyruğu oluştu.Ölüdeniz Turizm Geliştirme Kooperatifi başkan ve üyeleri, sürücülere ve yolculara su ikram etti.Kooperatif başkan Muhammet Kökten “Bayram dolayısıyla inanılmaz bir yoğunluk var. Bu yoğunluktan ölüdeniz esnafları olarak çok memnunuz.  Kooperatif olarak, yolda trafikte bekleyen tatilcilere su ikramı ve bayramlarını kutladık” dedi.

  • Türkiye’ye gurbetçi akını: Geçen yıla göre 3 kattan fazla arttı
    by NTV on 21 Temmuz 2021 at 12:48

    Türkiye’ye gelen gurbetçilerin sayısı, geçen yıla oranla 3 kattan fazla arttı. Ülkeye 2 ayda 1 milyona yakın gurbetçi giriş yaptı.Geçen yıl salgın nedeniyle yaşadıkları ülkeden çıkamayan gurbetçiler bu yıl Türkiye’ye akın etti. Yıllık izinlerini Türkiye’de geçirmek isteyen gurbetçiler Avrupa’ya açılan sınır kapılarından yurda girişlerine devam ediyor.İstatistiki verilere göre 1 Haziran – 20 Temmuz döneminde geçen yıl yurda 289 bin gurbetçi giriş yapmıştı bu yıl ise giriş yapanların sayısı 3 kattan fazla arttı.Kapıkule, Hamzabeyli, İpsala ve Dereköy sınır kapılarından bu yıl Türkiye’ye 971 bin gurbetçi giriş yaptı.GURBETÇİNİN İLK TERCİHİ KAPIKULEAvrupa’da yaşayan Türkler baba ocağına geliş yolunda en çok Kapıkule’yi tercih ediyor.Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan gurbetçiler yıllık izinlerini memleketlerinde geçirmek üzere haziran ayı başından bu yana yoğun olarak Türkiye’ye giriş yapmaya başladı.Yunanistan üzerinden gelenler İpsala, Bulgaristan rotasından gelenler ise Kapıkule, Hamzabeyli ve Dereköy sınır kapılarından giriş yapıyor.Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne bağlı sınır kapılarından 1 Haziran – 20 Temmuz tarihleri arasında 1 milyona yakın giriş yapan gurbetçilerden yüzde 75’i Kapıkule’yi tercih etti.Söz konusu tarihlerde 191 bin araçla 746 bin 783 yolcu yurda Kapıkule Hudut Kapısı’ndan giriş yaptı.Hem giriş hem de çıkışlarda yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları genellikle Kapıkule’yi tercih ediyor.

  • Salda Gölü’ne araç girişi yasaklandı, ‘Gara Tren’ dönemi başladı
    by NTV on 21 Temmuz 2021 at 10:13

    Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü’nde koruma planı kapsamında ‘Maldivler’ olarak bilinen beyaz kumsala araç girişi yasaklandı. Vatandaşlar otopark bölümünden kumsala ‘Gara Tren’ adı verilen elektrikli araçlarla taşınıyor.Burdur’un Yeşilova ilçesinde, beyaz kumsalı ve turkuaz rengi berrak suyunun güzelliğiyle “Türkiye’nin Maldivleri” olarak anılan Salda Gölü’nün doğallığının korunması için başlatılan koruma ve düzenleme çalışmalarında sona gelindi. SALDA GÖLÜ GEZİ REHBERİSalda Gölü’nün Beyaz Adalar kısmına araç girişinin yasaklanmasının ardından girişe otopark yapıldı. Salda Gölü’nde fotoğraf çekilmek isteyen ziyaretçilerin göl kenarına kadar ücretsiz bir şekilde götürülmesini sağlayan golf aracı ile ‘Gara Tren’ ring seferleri başlatıldı.Salda Gölü’nü koruma kapsamında saatte en fazla 600 kişinin ziyaret ettiği Salda Gölü’nde ziyaretçilerin artmasından dolayı önümüzdeki günlerde 45 kişilik elektrikli trenlerin sayısının arttırılması planlanıyor.2 gün önce uygulamaya geçirilen ‘Gara Tren’ ring seferlerinin 3 gidiş, 3 geliş olmak üzere 6 trene çıkarılarak gün içerisinde sürekli bir şekilde hizmet vereceği öğrenildi.Ayrıca vatandaşların ücretli olarak giriş yapabildiği Beyaz Adalar bölümünün giriş kısmında görevliler ziyaretçilerin araçlarını otoparka bırakması, beyaz kumlara basılmasının ve gölde suya girmenin yasak olduğunu belirten uyarılarda bulunuyor.İzmir’den Salda Gölü’ne gelen Şükrü Duygun, “Eşimle beraber bu tarafa bir seyahat düşündük. Salda Gölü’nü çok iyi bulduk. Otopark olarak dışarıda park etmeleri çok iyi olmuş. En azından doğayı koruma amaçlı. Servis araçları ve tren ile göl kenarına kadar götürüyorlar. Gayet memnunuz” dedi.Salda Gölü’nün doğal yapısının korunması amacıyla yapılmış olan araç girişlerinin yasaklanmasının güzel bir uygulama olduğunu ifade eden Sebile Uğur, “Hollanda’dan geldik. Arkadaşlarımız muhakkak görmeniz gereken bir yerdi demişti. Ama doğayı korumak için göle girmek yasaklanmış. Araçlar da giremiyor. Ama trenler ile sağ olsunlar görevliler oraya kadar götürdüler. Güzel bir hizmet. Doğayı koruyalım çünkü bu doğayı hiçbir yerde bulamayız” diye konuştu.Ankara’dan Salda Gölü’ne ziyarete gelen Ferit Ova ise araçların girişlerinin yasaklanması ile ilgili olması gerekenin bu olduğuna dikkat çekerek “Burası sonuç itibariyle doğal bir harika. Bunun kıymetini çok iyi bilmemiz lazım. Buralar Türkiye için çok güzel varlıklar. Buraları korumamız lazım” dedi.

  • Kocaeli’nde adrenalin tutkunlarının gözdesi Serindere Kanyonu her gün yüzlerce kişiyi ağırlıyor
    by NTV on 21 Temmuz 2021 at 09:42

    Kocaeli’nde bulunan onlarca kanyondan birisi olan Serindere, her gün yüzlerce adrenalin tutkununu ağırlıyor. Yüksek debiyle akan buz gibi suda yürümekte zorlanan adrenalin tutkunları, zorlu parkurları tek tek geçiyor.Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde bulunan Serindere Kanyonu, zorlu parkuru ile adrenalin tutkunlarını mest ediyor. Her gün yüzlerce kişi kanyonun zorlu parkurunda yürümek için bölgeye geliyor.İçinde 6 şelaleyi barındıran kanyonda, zaman zaman suyun yüksekliği de 1 metreyi geçiyor. Çok hızlı akan dereden karşıya geçmek bazı noktalarda güç hale geliyor. Gruplar halinde bölgeye gelen adrenalin tutkunları, dar geçitlerden geçerek, suyun zorlu aktığı yerlerde güçlükle yürümenin tadını çıkartıyor. Adrenalin tutkunları o anları aksiyon kamerası ile kaydetmeyi ihmal etmiyor.Kocaeli’nin hemen hemen her ilçesinde bir kanyon yer alırken, en fazla ilgi görenler arasında Serindere yer alıyor. Yüksek hızla akan suyun içinde zaman zaman talihsiz kazalarda yaşanabiliyor. Derenin kayalık olması, zaman zaman derinleşmesi ve yüksek hızla akması sebebiyle, yürüyüş yapanlar suya kapılıyor.Düşe kalka bir yolculuk yaptıklarını ifade eden Büşra Günal, “Bazen battık, bazen çıktık. Çok heyecanlıydı. Yüzlerce insan var. Çok güzel bir deneyim oldu. Su çok soğuktu” dedi. Serindere’ye grup olarak geldiklerini söyleyen Gizem Emre ise, “Düşe kalka yol aldık. Bazen su boyumuzu aşmaya yakındı. Manzara harika, çok güzeldi” diye konuştu.

  • Arapapıştı Kanyonu’ndaki sular çekildi
    by NTV on 21 Temmuz 2021 at 08:46

    Kemer Barajı’ndaki doluluk, bölgede yaşanan kuraklıktan dolayı yüzde 20 seviyelerine gerilerken, doğal güzelliğiyle bilinen Arapapıştı Kanyonundaki nehirde de sular çekildi.Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde sulama ve enerji üretimi amaçlı kullanılan Kemer Barajı, bölgedeki yaklaşık 250 bin dekar alanın sulanmasına katkı sağlıyor.Barajdaki doluluk oranı geçen yıl yüzde 58 iken bu yıl yağışların yetersizliği ve yaşanan kuraklık nedeniyle yüzde 20’ye geriledi.Kemer Barajı üzerinde bulunan, Muğla ve Denizli’ye de uzanan 380 metre yükseklik, 6 kilometre uzunluğundaki doğa harikası Arapapıştı Kanyonu da kuraklıktan nasibini aldı.Ziyaretçilerden Melis Erkan, kanyonu görmek için Bodrum’dan geldiğini belirterek, “Buranın su dolu fotoğraflarını görmüştük, o kadar da yol geldik. Sırf burası için geldik ama maalesef sular çekilmiş. Boşuna geldik ama yine de fotoğraf çektik. Kuraklık çok kötü etkilemiş” dedi.İzmir’den gelen Oktay Devekesen ise kanyonu bu halini görünce çok şaşırdığını söyledi. Daha önce de bölgeye geldiğini aktaran Devekesen, “Kurak bir kanyonda fotoğraf çekileceğiz. Bu kadar kurak olacağını düşünmüyordum” diye konuştu.Muhammet Ertuğrul Taşlı ise çamurla karşılaştığını belirterek, “Yurt dışında okurken arkadaşlarıma ‘böylesine güzel yerlerimiz var’ diye fotoğraf gösteriyordum, gösterilecek bir yerimiz de kalmamış. Çamur deryasından başka bir şey yok. Karşılaştığım manzara üzdü.” ifadelerini kullandı.Arapapıştı Kanyonu’nun eski halinden eser kalmadı.

  • Bayram tatilinde masalsı yolculuğun adresi ‘Doğu Ekspresi’ne ilgi arttı
    by NTV on 21 Temmuz 2021 at 08:41

    Corona virüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında ara verilen seferlerine yeniden başlayan Doğu Ekspresi treni, Kurban Bayramı tatilinde yoğun ilgi görüyor.Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Taşımacılık AŞ’nin en uzun rotalarından biri olan Ankara-Kars arasında sefer yapan Doğu Ekspresi, yolcularını, eşsiz manzaralara sahip 25 saatlik güzergahında masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. DOĞU EKSPRESİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN HER ŞEYAnkara’dan hareket edip Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum güzergahını izleyen tren, 1310 kilometre yol katettikten sonra son durağı Kars’a ulaşıyor.Güzergah üzerindeki rengarenk ağaçlar ile çiçeklerin yer aldığı arazilerin yanı sıra orman, dere, akarsu ve derin kanyonların eşsiz manzarasını yolcularına sunan Doğu Ekspresi ile her gün Kars, Ankara arasında karşılıklı sefer düzenleniyor.Yolcularına her mevsim farklı güzelliklerde yolculuk imkanı sunan Doğu Ekspresi’ne, 9 günlük bayram tatilinde seyahat ve gezi tutkunları ilgi gösteriyor.Ankara’dan Kars’a gelen yolculardan Aslıhan Bulut, Doğu Ekspresi ile daha önce yolculuk yapmayı planladığını ancak Covid-19 nedeniyle yapamadığını söyledi. Çok güzel bir yolculukla eğlenerek, yeni arkadaşlar edinerek Kars’a geldiğini ifade eden Bulut, “Benim için ayrı ve güzel bir tecrübe oldu. Aslen Karslıyım ama Doğu Ekspresi ile hiç yolculuk yapmamıştım, bugüne nasip oldu. Yola çıkarken de büyük kaygılarım vardı, ‘Bu kadar uzun yolculuk nasıl geçecek?’ diye düşündüm. Ama o kadar iyi insanlarla tanıştım, anlık gelişen dostluklarımız oldu, çok mutluyum” dedi.Bulut, Ankara’dan Kars’a birçok ilden geçtiklerini ve her bölgenin ayrı güzelliklerini trenden izleme fırsatı yakaladıklarını anlatarak, “Yolculuk çok keyifli geçti, asla yorulmadım. Kışın bir daha gelmek istiyorum, her şey güzel ve çok keyifliydi” diye konuştu.İstanbul’dan gelen Turgut Akaslan da tren yolculuğunu çok sevdiğini belirterek, “15 aydır bunu bekliyorduk, çok güzel oldu. Bu güzel yolculukta değerli insanlarla tanıştık. Burada sohbetlerimizde bölge hakkında bilgiler aldık. Bölgeyi gezdiğimizde bu bilgiler bize ışık oldu. Trenle yolculuk yaptığımız ve Kars’a geldiğimiz için mutluyuz” dedi.

  • Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin yeni tanıtım filmini yayımladı: Gez Sen Anadolu’yu
    by NTV on 21 Temmuz 2021 at 07:23

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan, Türkiye’nin doğal ve tarihi zenginliğinin gözler önüne serildiği yeni tanıtım filmi sosyal medyada yayınlandı.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un ve bakanlığın sosyal medya hesabından yayımlanan 27 saniyelik videoda, Türkiye’nin farklı bölgelerinden görüntüler yer alıyor, ülkenin doğal güzelliğine ve tarihi zenginliğine dikkat çekiliyor.”Gez Sen Anadolu’yu” sloganının kullanıldığı filmde Akdeniz’in geniş sahillerinden tarihi açık hava müzelerine ve kanyon sporcularına kadar çeşitli görüntüler yer alıyor.

  • Kurban Bayramı tatilinde Marmara’daki adaların nüfusu 15 kat arttı
    by NTV on 21 Temmuz 2021 at 06:31

    Marmara Denizi’ndeki adalar, Kurban Bayramı’nda tatilcilerin akınına uğradı. Marmara Adalar Belediye Başkanı Süleyman Aksoy, toplam nüfusu 15 bin olan Avşa, Marmara ve Ekinlik adalarının nüfusunun 15 kat arttığını söyledi.Kurban Bayramı tatilinde Türkiye’nin dört bir yanından vatandaşlar, sahil kentlerine akın etti. Marmara Denizi’ndeki adalar da tatilcilerden yoğun ilgi gördü.Toplam nüfusu yaklaşık 15 bin olan Avşa, Marmara ve Ekinlik adalarına bu rakam, Kurban Bayramı tatilinde 15 kattan fazla arttı.Yoğunluk nedeniyle belediye personellerinin izinleri iptal edildi. Tatilcilerin en fazla tercih ettiği ada ise Avşa Adası oldu. Plajlardaki yoğunluk da dikkat çekti.Adalardaki otel ve pansiyonda yer kalmadığını belirten Marmara Adalar Belediye Başkanı Süleyman Aksoy, “Avşa, Marmara ve Ekinlik adalarında bütün oteller, moteller, pansiyonlar olduğu gibi dolu. Evlerdeki kalabalık arttı. Nüfus 15 kat arttı” diye konuştu.Belediyede tüm izinlerin kaldırıldığını ve 24 saat esasına göre çalışıldığını belirten Aksoy sözlerine şöyle devam etti:  “Çok güzel bir bayramı kazasız ve belasız geçireceğiz. Denizlerimiz temiz. Açıklarda biraz müsilaj olsa da sahiller temiz”

  • ‘Doğu’nun gizli denizi’ Hazar Gölü
    by NTV on 20 Temmuz 2021 at 10:19

    Elazığ’ın Sivrice ilçesinde, halk arasında “Doğu’nun gizli denizi” olarak adlandırılan Hazar Gölü, Kurban Bayramı tatilinde ziyaretçi akınına uğruyor. Bölgede tatil sürecinde ziyaretçi sayısının günlük 10 bini bulması bekleniyor.Elazığ’ın Sivrice ilçesindeki Hazar Gölü, Kurban Bayramı tatilinde ziyaretçi yoğunluğu yaşıyor.Kent merkezine 26 kilometre uzaklıkta bulunan, Hazarbaba ve Mastar dağlarının arasında 56 kilometrelik kıyı şeridi ile Akdeniz ve Ege sahillerini aratmayan Hazar Gölü, 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde serinlemek ve dinlenmek isteyenlerin tercihi oldu.Yurt dışından ve ülkenin farklı bölgelerinden Hazar Gölü’ne gelen çok sayıda ziyaretçi, kendine has doğası, plajları, kamp alanları, sosyal tesisleri, tekne turları ile tatilin keyfini çıkarırken, turizmcilerin de yüzü güldü.Gölde 11 yıldır tesis işleten İbrahim Bahçeci, bölgede ciddi yatırımlar yaparak misafirlere güzel bir tatil imkanı sunduklarını söyledi.Bahçeci, işletmelerinde tatil dolayısıyla tüm alanların dolduğunu dile getirdi.Bayramda adeta ziyaretçi akınına uğradıklarını aktaran Bahçeci, “Bayram tatili sürecinde ziyaretçi sayımızın günlük 10 bini bulmasını bekliyoruz. Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden değil Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinden de misafirlerimiz oluyor. Yurt dışından misafirlerimiz de geliyor” diye konuştu.Otel işleten Taner Durmuş, bayram nedeniyle yüksek taleple karşılaştıklarını belirtti. Bu yoğunluktan duydukları memnuniyeti dile getiren Durmuş, “Otelimizde boş yer kalmadı. Turizmin önü açılıyor. Bu da bizim için avantaj” dedi.Durmuş, salgın tedbirlerine uygun şekilde hizmet sunduklarına işaret ederek, Hazar Gölü’nde hem günübirlik hem de konaklayan misafirlerin ağırlandığını, Hollanda, Belçika ve Danimarka gibi ülkelerden de ziyaretçilerin tatil için bölgeye geldiğini aktardı.İsviçre’den gelen Songül Turan, oğlu ile bayram tatilini Hazar Gölü’nde geçireceklerini söyledi. Çok memnun kaldıklarını belirten Turan, “Çok güzel bir yer, huzur verici. Elazığ’ın tarihi yerlerini de ziyaret ettik. Güzel bir ortam. Herkese tavsiye ediyorum. Hazar Gölü çok güzel tatil imkanı sunuyor” şeklinde konuştu.İstanbul’dan gelen Şenol Çelik, ailece tatili Hazar Gölü’nde geçireceklerini belirterek, bölgeye sık sık geldiklerini aktardı.Gölün temiz, suyunun berrak olduğunu dile getiren Çelik, “Çok memnun kaldık. Anadolu’da gizli kalmış bir yer. İnsanlar keşfettiğinde defalarca gelecektir. Herkese tavsiye ediyorum” dedi.Nihat Doğru da gölün, doğunun saklı cenneti olduğunu düşündüğünü ifade ederek, batıdaki sahilleri aratmayacak güzellikte bulduğunu aktardı.Doğru, “Burayı tercih ettiğimiz için çok mutluyuz. Ailem ile burada çok güzel vakit geçiriyoruz. Bizlere sunulan imkanlardan memnunuz” diye konuştu.

  • Aya Nikola Manastırı yabancı turistleri bekliyor
    by NTV on 20 Temmuz 2021 at 09:32

    Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy beldesinde bulun 6. yüzyıldaki Justinianus dönemine ait kaya manastırlarının en iyi örneklerinden olan Aya Nikola Manastırı ilgi çekiyor. Justinianus dönemine ait kaya manastırlarının öne çıkan örneklerinden Aya Nikola Manastırı yabancı turistleri bekliyor.Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy beldesi Papuçdere yolu üzerinde içerisinde kilise, ayazma keşiş odaları, günah çıkarma odaları ve papazın tahtının bulunduğu bulun 6. yüzyıldaki Justinianus dönemine ait kaya manastırlarının öne çıkan örneklerinden Aya Nikola Manastırı Avrupalı ziyaretçilerini bekliyor.Çocuk yaşta Aya Nikola Manastırıyla tanışan Hamdi Kaya, tarihi yapıyı define arayanların zarar verdiğini ve kaya manastırlarının en iyi örneklerinden olan Aya Nikola Manastırına 40 yıldır sahip çıktığını söyledi.Kaya, “Yaklaşık olarak 40 yıldır Aya Nikola Manastırını gönüllü olarak beklemekteyim. Çocukluğum burada geçti. Burası çöplük gibiydi, temizledim. Burada gelen misafirleri eğlendirerek ve Aya Nikola Manastırının tarihini anlatarak bahşiş ile geçimimi sağlıyorum” dedi.”Aya Nikola Manastırının tarihi 6. yüzyıldaki Justinianus dönemine MS 527-565 yıllarına dayanıyor” diyen Kaya, “İçerisinde kilise, ayazma keşiş odaları, günah çıkarma odaları, mezarlar ve papazın tahtının bulunuyor. 800 – 900 yıl önce Rumlar burada yaşamılar ve burada ibadet etmişler” diye konuştu.Yaklaşık olarak 40 yıldır Aya Nikola Manastırında gönüllü bekçi olarak çalışan Hamdi Kaya gelen ziyaretçilere tarihi hakkında da bilgi veriyor.

  • Karavan kiralarına pandemi etkisi: Otel fiyatlarını aratmıyor
    by NTV on 18 Temmuz 2021 at 08:57

    Pademi nedeniyle büyük oranda talep artışı yaşanan karavan tatillerinin maliyeti 1 yılda 2 katının üzerine çıktı. Tercih edilen karavan türüne göre, günlük karavan kiralama ücretleri 300 lira ile 2 bin 500 lira arasında değişiyor.Yeni tip corona virüs (Covid-19) koşulları nedeniyle cazip hale gelen karavanla tatil yapmak isteyenlerin günlük ödeyecekleri kira bedeli otel fiyatlarını aratmıyor.Karavan tatili birkaç yıl öncesine kadar Türk insanının çoğunlukla emeklilik hayallerini süsleyen bir tatil modeli olarak biliniyordu.Covid-19’un yaşam şekillerini, alışkanlıkları ve ihtiyaçları değiştirmesiyle karavanlar toplumun her kesiminden ve yaştan insanın hayali haline geldi.Bu değişimde, 1 yılı aşkın süredir uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları, gündelik hayatın artık değişmez bir parçası haline gelen sosyal mesafe kuralları ve corona virüs bulaşma korkusu da etkili oldu.Karavanların satış fiyatları kısa sürede 2 katının üzerine çıkarken, kiralama ücretleri de her şey dahil 5 yıldızlı otellerin gecelik konaklamasıyla yarışır hale geldi.KARAVAN KİRALARI NE KADAR?Tercih edilen karavan türüne göre, günlük kiralama ücretleri 300 lira ile 2 bin 500 lira arasında değişiyor.Karavan tatili isteyenler, içerisine yatak, tuvalet, banyo, mutfak gibi yaşam modülleri eklenmiş, çekiş için herhangi bir araca ihtiyacı olmayan motokaravanları tercih edebiliyor.Daha fazla hareket isteyen vatandaşlar ise araçlarının arkasına takabilecekleri çekme karavanı kiralayabiliyor. Bu karavan türünde çekiş için yeterli güçte araç kiralaması da yapılabiliyor.Tatil yapmak için “yoldan çıkmayı” tercih edenler ise tüm iklim ve arazi şartlarına uygun “off road karavan” ile doğayla buluşuyor. Bazı karavanlardaki ehliyet şartı nedeniyle sadece şoförlü kiralama da yapılabiliyor.Kurumsal firmaların yanı sıra internet üzerinden kendi karavanlarını kiraya verenlere ait araçlar da tercih edilebiliyor. Yoğun talep nedeniyle karavan tatili planlayanların günler öncesinden rezervasyon yaptırması gerekebiliyor.”KONTROLSÜZ BİR BÜYÜME VAR”Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Özdağ, son yıllarda karavanlara olan talepteki artışı değerlendirdi.Karavanla tatil alanında “kontrolsüz bir büyüme” yaşandığını, kiralamada denetim yapılamadığını, aracının içine bir yatak ve buzdolabı koyan herkesin “Karavan kiralıyorum” diye ortaya çıkabildiğini belirten Özdağ, “Birkaç yıl öncesine kadar kiralama yapan 3-5 şirket vardı. Pandemi nedeniyle bu sayıda büyük bir artış oldu. Kurumsal olarak kiralama yapanların yanı sıra kendi karavanlarını kiraya verenlerin sayısında da büyük bir artış var” dedi.”30 YILLIK KARAVANCIYIM, BEN BİLE BAŞKASINA ARACIMI VERMEM”Karavan kiralamak isteyenlere kurumsal firmaları öneren Özdağ, karavanların sigortası ve garantisiyle kiralanmasının önemli olduğunu anlattı.Özdağ, karavan kiralamanın resmi bir dili olduğuna dikkati çekerek, “Kendi karavanlarını kiralayan kişilerin tercih edilmesi her iki taraf için de riskli. Kiralayan kendi aracının kaskosuna güveniyor. Halbuki karavanların kiralamasında ayrı bir sigorta sistemi kullanılıyor. Şahsen 30 yıllık karavancıyım, ben bile başkasına aracımı vermem. Çünkü kiralama yapmaya uygun özel sigortalara sahip değilim” diye konuştu.Vatandaşlara kiralamayı yapan şirketin kurumsal olup olmadığına dikkat etmelerini tavsiye eden Özdağ, kurumsal firmalarla kişilerin kendi karavanlarını kiraya verdikleri model arasında fiyat olarak fark bulunmadığını sözlerine ekledi.

  • Kuzey Ege’nin adaları bayram tatilini yüzde 100 dolulukla geçirecek
    by NTV on 17 Temmuz 2021 at 12:44

    Kuzey Ege’nin en önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Çanakkale’nin Gökçeada ve Bozcaada ilçeleri pazartesi günü başlayacak olan Kurban Bayramını yüzde 100 dolulukla geçirecek.Ünlü filozof Heredot’un “Tanrı, insanlar uzun ömürlü olsunlar diye Bozcaada’yı yaratmış.” dediği turistik ada, antik dönemlerden bugüne pek çok uygarlığı topraklarında barındırması nedeniyle hem tarih ve kültür hem de deniz turizmi açısından önemli potansiyeli barındırıyor.Türkiye’nin en büyük adası konumundaki Gökçeada’da ise yaz aylarında rüzgar sörfü tutkunlarının mekanı haline geldi.Pazartesi günü başlayacak Kurban Bayramı öncesi her iki adada da rezervasyonların tümü yüzde 100 doluluk seviyesine ulaştı.Günler öncesinden adalara gelen vatandaşlar bayram tatiline erken başlarken sıcak havayı denizde geçirmek isteyen yüzlerce kişi plajlara akın etti.Gökçeada’nın rüzgarını değerlendiren sporcular ise rüzgar sörfü yaparak zaman geçiriyor.Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin, , ilçelerinin bayram tatiline günler öncesinden hazırlandığını belirtti.Yerel yönetim olarak adaya gelecek konukların her bayram olduğu gibi kaliteli bir tatil yaşamaları için tüm önlemleri aldıklarına işaret eden Çetin, “Bizler bu konuda oldukça deneyimliyiz. Bayram süresince belediye ekiplerimiz yaşanabilecek sıkıntılara karşı görev başında olacak” dedi.Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği (BOZTİD) Başkanı Erkan Yavuz, bu bayram adadaki rezervasyonların yüzde 100 doluluk oranına ulaştığını söyledi.Otel ve restoran işletmecisi Oya Terzioğlu ise bayram yoğunluğu nedeniyle Covid-19 önlemlerini en üst seviyeye çıkardıklarını anlattı.Gökçeada’da pansiyon işletmeciliği yapan Şengül Şentürk de konaklama tesislerinde şu anda yer bulunmadığını aktardı.Rezervasyonların günler öncesinden tamamlandığını ifade eden Şentürk, “Pandemi nedeniyle 2 yıldır insanlar rahat değildi. Bu yıl rakamların düşüşe geçmesiyle tatil imkanı doğdu. O nedenle de tüm rezervasyonlar tamamlandı” şeklinde konuştu.

  • THY bugün 200 bin yolcu taşıyacak
    by NTV on 17 Temmuz 2021 at 12:31

    Türk Hava Yolları (THY), bugün 200 bin yolcu taşıyacak.THY, 200 bin yolcu barajını 2019 sonrasında ilk kez aşacak. Bugün THY uçaklarının genel doluluk oranının yüzde 73,4 olması bekleniyor.İstanbul Havalimanı, THY’nin en yoğun kalkış ve varış yapacağı havalimanı olacak. Bu havalimanında kalkan 434 uçak, 70 bin yolcu ile havalanacak. İstanbul Havalimanı’na inecek 424 uçak ise 61 bin yolcu taşıyacak. THY’nin toplamda İstanbul Havalimanı’nda 131 bin yolcuya bugün hizmet vermesi planlanıyor. Bu rakamın gün içerisinde oluşacak taleple daha da artması bekleniyor.THY Basın Müşaviri Yahya Üstün, Twitter’dan yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:”Bayram havasında uçuyoruz. Bugün yaklaşık her dakika bir Türk Hava Yolları uçağı gökyüzüne yükseliyor ve bin 364 uçuşumuzda 200 binin üzerinde misafirimizi ağırlıyoruz. Avrupa’da, kara bulutlardan en hızlı ve güçlü sıyrılan havayolu olarak pandemi öncesini aratmıyoruz.”HEYELANDAN SON ANDA BÖYLE KURTULDULAR

  • Kandıra’nın mavi bayraklı plajları tatilcileri bekliyor
    by NTV on 16 Temmuz 2021 at 13:01

    Karadeniz’in en popüler yaz destinasyonları arasında yer alan Kandıra, mavi bayraklı plajlarıyla dikkati çekiyor. Kandıra’nın İstanbul sınırındaki Bağırganlı Mahallesi’ndeki mavi bayraklı Bağırganlı Plajı tatilciler trafından tercih ediliyor.Karadeniz’in en popüler yaz destinasyonları arasında yer alan Kandıra, mavi bayraklı plajlarıyla dikkat çekiyor.Bölgedeki Kerpe, Miço Koyu, Kumcağız, Kovanağzı, Cebeci ve Bağırganlı plajları altın rengi kumu, berrak suyuyla ön plana çıkıyor.Kandıra’nın incisi olarak kabul edilen Kerpe Plajı, ilçeyi ziyaret edenler için önemli durakların başında geliyor. Kerpe, rüzgardan korunaklı yapısı nedeniyle özellikle çocuklu aileler tarafından tercih ediliyor. Plajın yer aldığı koyun bazı kesimlerinde şnorkelle yüzme ve tüplü dalış yapılabiliyor.Kerpe Mahallesinde bulunan Miço Koyu ise yaz sezonunda sadece kadınlara tahsis ediliyor. Etrafı çam ormanıyla çevrili plajda ziyaretçiler, yemyeşil ağaçların gölgesinde dinlenebiliyor.Yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda ve 20 metre genişliğinde kumsala sahip Kumcağız Plajı da yaz sıcaklarından bunalanların aradığı adresler arasında yer alıyor. Temiz ve ince kumuyla tercih edilen plajda, suyun berraklığı sayesinde deniz tabanındaki güzellikler seyredilebiliyor.Kandıra’nın en büyük plajı olan Cebeci ise yaklaşık 1,5 kilometre uzunluğa ve 50 metre genişliğe sahip. Karadeniz’deki 2 adadan biri olan Kefken Adası’nın tam karşısında yer alan plaj, ziyaretçilerine panoramik manzara sunuyor. Plajda voleybol ve futbol alanları da bulunuyor.Kandıra’nın İstanbul sınırındaki Bağırganlı Mahallesi’nde, doğal güzellikleriyle dikkati çeken plaj ise dalga alması nedeniyle diğer plajlara nazaran daha az tercih ediliyor.Bağırganlı Plajı, olta balıkçılığı ve dalış gibi aktivitelere de olanak sağlıyor.Kefken Mahallesi’ndeki Kovanağzı Plajı ise Miço Koyu’ndan sonra Kandıra’nın mavi bayrağa sahip en küçük ikinci plajı.Deniz tabanı ve plaj kısmı taşlı yapıya sahip Kovanağzı, az dalga alması dolayısıyla Kandıra’nın en güvenli plajları arasında gösteriliyor.

  • Bayram öncesi otobüs biletleri tükendi
    by NTV on 16 Temmuz 2021 at 09:00

    Kurban Bayramı’na sayılı günler kala, şehirler arası otobüs biletleri tükendi. Firmalar, ek sefer biletlerinin satışına başladı.Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) Genel Başkanı Birol Özcan, Firmaların Kurban Bayramı biletlerinin bittiğini, ek seferlerin biletlerinin satılmaya başlandığını söyledi. Kurban Bayramı dolayısıyla şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan otobüslere yoğun talep olduğunu söyleyen Özcan, “Bazı vatandaşlar dönüş biletlerini de aldılar” dedi.İnsanların pandemiden dolayı uzun bir süredir evlerinde zaman geçirdiğini belirten Özcan, “İnsanlar bayağı sıkıldı, memleketlerine gitmek istiyorlar. 9 günlük bayram tatilini insanlar bekliyorlar” diye konuştu.Özcan, normalleşmeyle birlikte seferlerin arttığını hatırlatarak, şöyle devam etti:”Dün seferlerimiz 1500’e çıktı. Yarından itibaren sefer sayılarımız daha da artacak. Ek seferlerle birlikte sayılar daha da yükselecek. Ek seferlerle yolcularımızı İstanbul’da bırakmayacağız. Memleketine gitmek isteyen her yolcuyu göndereceğiz.”Otobüslerin şu anda dolu gidip geldiğini ifade eden Özcan, “Bayramda günlük 2 bin 200 seferin üzerine çıkmayı bekliyoruz. Ek seferler için genelge 9-31 Temmuz tarihi için yayınlandı. Genelgenin erken yayınlanması satışlarımıza çok yaradı ve yolcuların da mağdur olmaması anlamına geliyor” dedi.”HALKIMIZ LÜTFEN BİLETLERİNİ FİRMALARIMIZDAN ALSINLAR”Kurban Bayramı’nda seferlerin ve yolcuların artmasının sektöre nefes aldıracağını anlatan Özcan, uzun süredir sefer yapmayan otobüslerin bayramda sefer yapacağını ifade etti.Özcan, bayramda vatandaşların korsan taşımacılığa yönelmemesi gerektiğinin vurgulayarak, “Halkımız lütfen biletlerini firmalarımızdan alsınlar. Her yerden izinsiz otobüs kalkıyor. Bu bize zarar veriyor. Biz korsan taşımacılığı bakanlığa ve emniyet müdürlüğüne bildirdik” dedi.

  • 130 bin dolara alınan vatandaşlık: Dünyanın aranan suçluları Vanuatu’nun “altın pasaportu”yla paçayı nasıl kurtarıyor?
    by NTV on 15 Temmuz 2021 at 09:16

    Pasifik ülkesi Vanuatu, dünyanın en esnek ve ucuz “altın pasaport” programına sahip. Söz konusu pasaport ile 130 bin dolar karşılığında (yaklaşık 1,1 milyon Türk lirası) ülkeye hiç ayak basmadan vatandaşlık alınabiliyor ve AB ve İngiltere de dahil olmak üzere 100’den fazla ülkeye vizesiz girilebiliyor. Aynı zamanda bir vergi cenneti olan Vanuatu’nun uygulaması, dünyanın aranan suçluları ve suç örgütleri için Pasifik’te bir arka kapı oluşturdu.İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre, Pasifik ülkesi Vanuatu tarafından yürütülen “altın pasaport” programı sayesinde, onlarca gözden düşmüş iş insanı ve  dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde polis tarafından aranan kişiler de dahil olmak üzere 2 binden fazla insan vatandaşlık ve bununla birlikte AB ve İngiltere’ye vizesiz erişim satın aldı.Vatandaşlık verilenler arasında  ABD yaptırımlarından etkilenen  Suriyeli bir iş insanı, şüpheli bir Kuzey Koreli politikacı, ünlü bir Avustralyalı motosiklet çetesinin eski bir üyesi,  Vatikan’ı gasp etmekle suçlanan bir İtalyan iş insanı, 3 6 milyar dolarlık kripto para vurgunuyla suçlanan Güney Afrikalı kardeşler ve Türkiye’den Hayyam Garipoğlu var. Bununla birlikte, pasaport programı, yabancı uyrukluların, genellikle bir aydan biraz fazla süren bir süreçte 130 bin ABD Doları karşılığında vatandaşlık satın almalarına izin veriyor.Geçen yıl Vanuatu hükümetine 116 milyon ABD dolarından fazla para kazandıran pasaport programı, 2017’de yeniden başlatılmasından bu yana sürekli tartışıldı. Ancak şimdiye kadar, program aracılığıyla kimin pasaport satın aldığına dair bilgiler bulanıktı. The Guardian tarafından ülkenin bilgi edinme özgürlüğü programı aracılığıyla elde edilen bir dizi dahili hükümet belgesi, ülkenin kalkınma destek programı ve 2020 ile Ocak 2021’deki Vanuatu katkı programı aracılığıyla bir Vanuatu pasaportu alan herkesin adını ve uyruğunu detaylandırdı.Uzmanlar tarafından dünyanın herhangi bir yerindeki en hızlı, en ucuz ve en gevşek “altın pasaport” planlarından biri olarak pazarlanan Vanatu’nun  kalkınma destek programı, İngiltere ve AB ülkeleri de dahil olmak üzere 130 ülkeye engelsiz, vizesiz erişim sağlıyor. Vanuatu ayrıca gelir, kurumlar veya servet vergisi olmaksızın bir vergi cenneti olarak da faaliyet gösteriyor. Ancak analistler planın suç örgütlerine  AB ve İngiltere’ye erişim için bir arka kapı oluşturduğu ve Pasifik’te bir üs kurmasına izin verdiği ve Vanuatu’nun vergi yasalarının ülkeyi kara para aklama için çekici bir ülke  haline getirdiği konusunda uyarıyor.Kamuya açık mahkeme kayıtlarını, seçmen kütüklerini, ölüm kayıtlarını, sosyal medya izlerini ve dünyanın dört bir yanından polis ve kaynaklarla yapılan tartışmaları içeren aylarca süren bir soruşturmanın ardından Guardian, onlarca kişinin kimliğini doğrulayabildi. Vanuatu, 2020’de bu programlar aracılığıyla yaklaşık 2 bin 200 pasaport çıkardı. Bunların  yarısından fazlası (yaklaşık bin 200’ü) Çin vatandaşlarına aitti. Çinlilerden sonra en yaygın vatandaşlık, Nijeryalılar, Ruslar, Lübnanlılar, İranlılar, Libyalılar, Suriyeliler ve Afganlar tarafından satın alındı.  Başvuranlar arasında ayrıca  ABD’den yirmi,  Avustralya’dan altı  ve Avrupa’dan birkaç kişi daha yer aldı.Listede en dikkat çeken figürler arasında  Libya’nın BM destekli eski başbakanı Fayez al-Sarraj bulunuyor. Ocak 2020’de Libya ateşkes anlaşmaları bozulduğunda, Sarraj kendisi ve ailesi için pasaport aldı ve eşinin adıyla başvuruda bulundu. Bu yılın Mart ayında istifa ettikten sonra Libya’dan ayrıldı. Bununla birlikte The Guardian, Sarraj veya eşinin herhangi bir suç faaliyetine karıştığına veya Vanuatu pasaportu satın almakla uygunsuz bir şey yaptığına dair herhangi bir öneride bulunmaktan kaçındığını yazdı.  Vanuatu’nun altın pasaportunu alan, diğer siyasi figürler arasında Şam kırsalının eski Suriye valisi Alaa İbrahim ve eski bir Hintli politikacı olan Vinay Mishra yer alıyor. Mishra şu anda Vanuatu’da yaşıyor ve Hindistan’da hakkında yolsuzluk soruşturması yürütülüyor.-Avukatlar tarafından eski yatırımcılarını soymakla suçlanan kripto para yatırım platformu Africrypt’in kurucuları Raees ve Ameer Cajee, iddiaya göre yaklaşık 3,6 milyar dolar değerinde bir bitcoin ile ortadan kayboldu. -İtalyan iş insanı  Gianluigi Torzi, değerli bir Londra mülkünün satın alınması sırasında Vatikan yetkililerine 15 milyon euro şantaj yapmakla suçlandı. Torzi yanlış yaptığını reddetti. -Türkiye’den banka patronu Hayyam Garipoğlu ise milyonlarca doları zimmetine geçirme ve 17 yaşındaki Münevver Karabulut’u vahşice öldüren yeğeni Cem Garipoğlu’na yardım etmekten bir hapis cezasına çarptırılmıştı.  -Tüm bu isimler Vanatu’dan altın pasaport aldıktan sonra kayıplara karıştı.  -Ayrıca, The Guardian tarafından ayrıca elde edilen belgelere göre, Suriyeli bir iş insanı ve Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın yakın danışmanı Halid el-Ahmad da Haziran 2019’da Vanuatu vatandaşlığı aldı.Hem AB hem de OECD, durumla ilgili endişelerini dile getirmeye devam etti ve Vanuatu’yu, programların imajını temizlemek için geçen yıl arka plan kontrollerini hızlandıracağına söz vermeye zorladı. Buna rağmen belgeler, Ocak 2021’e kadar Vanuatu’nun dolandırıcılık veya yaptırımlarla bağlantılı kişilere ve kendi ülkelerinde polis tarafından aranan kişilere pasaport sattığını gösteriyor. Listede, Hayyam Garipoğlu,  bir FIFA patronu, bir Birleşik Emirlikler Prensesi ve Nijeryalı bir televizyon yazarı da olmak üzere çok değişik suçlardan aranan farklı ülkelerden kişiler yer alıyor.Vanuatu, Dünya Bankası’nın kişi başına GSYİH’yi 2,780 ABD Doları olarak belirlediği dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alıyor. Ülke,art arda yaşadığı doğal afetler nedeniyle ağır borç içinde bulunuyor.  2014’teki sert bir kasırgadan sonra, ülkenin borç stokunun GSYİH’ye oranı 2018’de yüzde 23’ten yüzde 47’ye yükseldi. Pasaport satışı, Vanuatu hükümeti için en büyük gelir kaynağı oldu ve Investment Migration Insider tarafından yapılan analize göre, 2020’de tüm devlet gelirlerinin yüzde 42’sini oluşturdu.Haziran 2021’de hükümet, büyük ölçüde devam eden vatandaşlık talebi sayesinde Covid-19 pandemisine rağmen bir bütçe fazlası bildirdi ve hükümet karını  borçları ödemek için kullandı. Vanuatu’nun muhalefet lideri Ralph Regenvanu, “Projemizin çok önemli bir gelir avantajı var. Çok sınırlı kaynaklara sahip bir ülke için para çok önemlidir” dedi. Ancak Regenvanu, özellikle dışişleri bakanı olduğu eski hükümet tarafından Mart ayında çıkarılan ve uluslararası bir uzman firmanın durum tespitine dahil edilmesini emreden bir kararın yürürlüğe girmesi başta olmak üzere, pasaporta başvuranları değerlendirmek için daha sağlam süreçlerin uygulanması gerektiğini söyledi.Öte yandan, Vanuatu’daki birçok kişi, planı, neredeyse on yıllık bir mücadelenin ardından 1980’de Fransa ve Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazanan genç ülkenin egemenliğine bir hakaret olarak görüyor. Ati George Sokomanu, 1970’lerde ülkenin bağımsızlık mücadelesinde önemli bir figürdü ve bağımsızlıktan sonra 1980’de Vanuatu’nun vakıf başkanı olarak atandı. Pasaportlar için nakit ödeme planının, bağımsızlık hareketi sırasında savaştıkları özgür ve gururlu bir Vanuatu vizyonunu “zedelediğini” söyledi.Sokomanu “Özgürlüğümüz için mücadele ettik ve kazandık. Neden kendi pasaportumuzu başkalarına satarak bizi tekrar köleleştirmelirine izin verelim?” diye konuştu.

  • İtalya’dan hayallerinizi gerçekleştirebilecek teklif: Bu güzel köyler taşınmanız için size 285 bin lira sunuyor
    by NTV on 14 Temmuz 2021 at 14:24

    Hiçbir sanat butiği açıp, neredeyse tüm yıl boyunca yumuşak bir havaya sahip İtalya’nın güneyindeki bir köye yerleşmeyi ve bunun için para almayı hayal ettiniz mi? Yakında bu arzunuzu gerçekleştirme fırsatı bulacaksınız. İtalya’nın güneyindeki Calabria bölgesi, nüfus düşüşünü tersine çevirme umuduyla, hayatına yeni bir başlangıç yapmak isteyen yeni sakinlerine bir işletme kurma amacıyla kullanabilecekleri 28 bin euro (yaklaşık 285 bin lira) teklif ediyor.İtalya’nın Calabria bölgesi, nüfusu 2 binin altına düşen köylerini canlandırmak için yeni bir kampanya hazırlıyor. Bu kapsamda, bölgedeki köylere taşınanlar, üç yılı kapsayacak şekilde 28 bin euroluk (yaklaşık 285 bin lira)  bir ödeme alacak. Söz konusu teklif, hem denize yakın veya dağ yamacındaki köy ve kasabalar için geçerli olacak.Ancak, bu para karşılıksız olarak verilmeyecek. Yeni sakinler, sıfırdan bir işletme kuracak ya da yerleşilecek köydeki belirli profesyonellerin önceden var olan tekliflerini geliştirecek.Bununla birlikte teklifte, başvuru sahiplerinin İtalya’da oturum almaları ve en fazla 40 yaşında olmaları gerekiyor. Başarılı adayların ise, sonuçlar açıklandıktan itibaren 90 gün içinde Calabria’ya taşınmaya hazır olmaları gerekiyor.Teklifin özellikle girişimci gençleri ve çalışmaya hevesli Y kuşağını çekeceği umut ediliyor. Cambria bölgesel meclis üyesi olan Gianluca Gallo, yapılacak ödeme hakkında şu şekilde konuştu: “İki ile üç yıl için aylık bin euro (yaklaşık 10,1 bin lira) şeklinde ödenebilir. Alternatif olarak, ister bir pansiyon, restoran, bar, kırsal çiftlik veya mağaza olsun, yeni bir ticari faaliyetin başlatılmasını desteklemek için tek seferlik bir finansman sağlanabilir. Teknik ayrıntıları, fonların tam miktarını ve süresini ve ayrıca üç bine  kadar sakini olan biraz daha büyük köyleri de plana  dahil edip etmeyeceğimizi  tartışıyoruz” dedi.Diğer taraftan, Calabria’daki köylerin yüzde 75’inden fazlasının (kabaca 320’si) şu anda beş binden az sakini bulunuyor. Bu da bazı toplulukların birkaç yıl içinde tamamen yok olabileceğine dair korkulara yol açıyor. Gallo, “Amaç yerel ekonomiyi canlandırmak ve küçük ölçekli topluluklara yeni bir soluk getirmek. İş talebinin arzı karşılamasını istiyoruz, bu yüzden köylerden belirli işçileri çekmek için ne tür profesyonellere ihtiyaç duyduklarını bize bildirmelerini istedik” diye konuştu.Diğer taraftan, planın hazırlanmasına katkıda bulunan Altomonte Belediye Başkanı Gianpietro Coppola, “aktif ikamet geliri” olarak adlandırılan projenin, Calabria’nın “uzaktan çalışma için bir cazibe merkezi olmasını sağlayacağını söyledi. Ayrıca, küçük köyleri canlandırmak için, son zamanlarda dünya basınında yer edinen bir euroluk ev satışlarından daha hedefli bir yaklaşım olduğunu savundu: “Bunun bir sosyal deney olmasını istiyoruz. İnsanları bölgede yaşamaya çekmek ve  ortamların tadını çıkarmalarını istiyoruz. Konferans salonları ve manastırlar gibi kullanılmayan şehir yerlerini yüksek hızlı internet ile donatılım. Bu İtalya’nın güneyini yenilemenin en iyi yolu. Bir euroluk evler projesi gibi belirsiz bir turizm hedefi değil. “Öte yandan, “aktif ikamet geliri” projesinin  ve başvuru sürecinin önümüzdeki birkaç hafta içinde çevrimiçi olarak başlatılması bekleniyor. Bölge aylardır üzerinde çalışıyor ve proje için şimdiden 700 bin eurodan fazla kaynak ayrıldı. İşte yeni bir hayata başlayabileceğiniz o köyler…

  • Otostopla 81 ili 800 lira bütçeyle gezdi
    by NTV on 14 Temmuz 2021 at 08:44

    Kadir Gezmiş (24), pandemi sürecinde soyadından esinlenip, sırt çantasını alıp, 800 TL’lik bütçeyle, 81 ili otostop çekerek gezdi. Gittiği illerin en güzel yerlerinde çadır kurup doğayla iç içe yaşayan Kadir Gezgin, son durağı Tunceli’de de Munzur Vadisi Milli Parkı’nda kurduğu çadırında teknolojiden uzak zaman geçirdi.Pandemi sürecinin başlamasıyla Kadir Gezmiş, ülkeyi gezip, doğada kalmaya karar verdi. Gezmiş, İstanbul’da yaşadığı evinden sırt çantası, çadır ve gerekli ekipmanlarını alıp yola çıktı. Gezmiş, 800 TL’lik bütçesiyle Marmara Bölgesi’nden çıktığı gezide, 81 ilin tamamını otostopla dolaştı ve ulaşım için para harcamadı.Otostopla yaklaşık 30 bin kilometrelik yol kateden Kadir Gezmiş, insanların evde dört duvar arasında kaldığı günleri, gezdiği illerin en güzel noktalarında çadırda kalarak geçirdi.Gezmiş’in, son durağı Tunceli oldu. Kent merkezinde otostop çekip Türkiye’nin en büyük milli parklarından biri olan Munzur Vadisi’ne ulaşan Gezmiş, birçok yaban hayvanına ev sahipliği yaptığı vadiye çadırını kurup, hava sıcaklığının arttığı bugünlerde Munzur Nehri’nde yüzerek serinledi.Pandemi sürecinde evde kalmak yerine içindeki doğa tutkusuyla yola çıktığını belirten Kadir Gezmiş, “İlk adımı atmak kolay bir şey değildi. O adımı attıktan sonra içimdeki irade ve özgüvenle Türkiye’nin 81 ilini otostopla karış karış gezerek ve her yerde bir aile tanıyarak daha da güzelleştirdim. 800 TL biriktirdiğim para vardı. Bununla da öğünlerimi kısaltarak avantaj elde ettirdim ve her yeri rahat gezdim” dedi.Gezmiş, “Otostop işi sabır işidir, her insanın alacağı bir şey değildir. Özellikle pandemi süreci araya girdikten sonra iyice zor oldu. Yeri geliyor 2 saat yolda bekliyorsun, yeri geliyor 5 dakika. Gece saatlerinde bilmediğim karanlık yollarda olduğum oluyor. Gündüz sıcakta, kışın dondurucu soğukta, sonbaharda yağmurda otostop çektim” diye konuştu.Türkiye’nin 81 ilini gezdiğini söyleyen Kadir Gezmiş, sıradaki hedefinin de Avrupa ülkeleri olduğunu söyledi.

  • Kruvaziyer gemilerinin Venedik’e girişi yasaklandı
    by NTV on 14 Temmuz 2021 at 03:19

    İtalya Bakanlar Kurulu, dev yolcu gemilerinin Venedik’e girişini yasaklayan kanun hükmünde kararnameyi onayladı.İtalya’da tartışmalara neden olan dev yolcu gemilerinin Venedik’e girişleri sonunda çözüme kavuştu. İtalya Bakanlar Kurulu, salı günü dev yolcu gemilerinin Venedik’e girişini yasaklayan kanun hükmünde kararnameyi onayladı. Buna göre uzun yıllardır yaşanan kazalar nedeniyle tartışma konusu olan kruvaziyer gemileri, 1 Ağustos’tan itibaren Venedik kent merkezi yakınlarına giremeyecek. Onaylanan kararnamede, 25 bin tondan ağır ve 180 metreyi aşan gemiler Venedik Lagünündeki Maghera’ya yanaşacak.Başbakan Mario Draghi, alınan kararı “Venedik Lagünü’nün korunması için önemli bir adım” olarak nitelendirdi.YOLCU GEMİLERİNİN ZARARI KARŞILANACAKİtalya Kültür Bakanı Dario Franceschini ise karar hakkında, “Tüm dünya tarafından beklenen tarihi bir gün” ifadelerini kullanarak, yasak nedeniyle mağduriyet yaşayacak firmaların zararının karşılanacağını duyurdu.İtalya’da 5 yılı aşkın süredir Venedik Lagünü’nün dev turist gemilerine kapatılmasını talep eden UNESCO, son olarak “kara liste” uyarısında bulunmuştu.Gemilerin geçici olarak yanaşacağı Maghera Limanı’nın yapımı için ise 157 milyon Euro kaynak ayrılacağı bildirildi.

  • Doğu Ekspresi seferlerine başladı: İlk treni Karslı aşıklar karşıladı
    by NTV on 14 Temmuz 2021 at 02:58

    Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Taşımacılık AŞ’nin en uzun rotalarından biri olarak hafızalarda güzel izler bırakan ancak yeni tip corona virüs (Covid-19) tedbirleri nedeniyle seferlerine ara verilen Doğu Ekspresi, dün başlayan seferler kapsamında Kars’a ulaştı.Ankara’dan dün hareket ettikten sonra güzergahındaki Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum’un ardından Kars’a gelen Doğu Ekspresi treni Karslı aşıklar tarafından sazlı sözlü karşılandı.Seyahat ve gezi tutkunlarının yanı sıra yabancı turistlerle üniversite öğrencilerinin de ilgi odağı olan ve yolcularına 25 saat boyunca yurdun çeşitli kentlerinin doğal güzellikleri görme imkanı sunan Doğu Ekspresi’nden inen yolcular karşılarında aşıkları görünce keyifli anlar yaşadı.İstanbul’dan gelen yolculardan Sıla İbiş, gazetecilere, Doğu Ekspresi’nin pandemiden sonraki ilk seferiyle yolculuk yaptığı için mutlu olduğunu söyledi. İbiş, “Böyle bir karşılamayı görünce çok mutlu olduk, yolculuk çok güzeldi, herkesin bu yolculuğu yapmasını tavsiye ederim” dedi.Yolculardan Mert Mızrak, Bursa’dan Eskişehir’e daha sonra da Ankara’dan Kars’a geldiğini belirterek, “Yolculuk gayet güzel ve rahattı. 2 yıldır bilet bulmaya çalışıyorum bulamadım. Seferler açılınca bilet buldum ve hemen geldim kaçırmak istemedim. Bizi karşıladılar çok güzeldi, mutluyuz” diye konuştu.Kars Fırıncılar ve Lokantacılar Oda Başkanı Subutay Kılıç da “İnşallah bu seferler devam edecek, çok mutluyuz. Esnafımız çok zor durumda” ifadelerini kullandı.Doğu Ekspresi’nin Ankara-Kars seferlerinin yeniden başlaması dolayısıyla bugün sabah saatlerinde bir başka tren de Kars’tan Ankara’ya hareket etti.

  • Kurban Bayramı tatili rota önerileri: Güneydoğu kadim kültürüyle ziyaretçilerini bekliyor
    by NTV on 13 Temmuz 2021 at 14:27

    Normalleşme sürecinde kültür turizmine yönelen ziyaretçilerle hareketlenen Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman, Kurban Bayramı tatilini değerlendirmek isteyenleri de bekliyor.Kültür, inanç ve gastronomi turizminin önemli merkezlerinden Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman, corona virüsle (Covid-19) mücadelede yaşanan normalleşme sürecinde başlayan hareketliliği, Kurban Bayramı tatiliyle taçlandırmak istiyor.Dünya çapında adından söz ettiren tarihi değerleri, kadim gelenekleri, kültürü ve lezzetleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken bölge illerinde, normalleşme sürecinde kültür turizmine yönelen ziyaretçilerle hareketlenme yaşanıyor.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Soner Bacaksız, yapılan tanıtımlarla ziyaretçilerin bölgeye ilgisini gözlemlediklerini söyledi. Kurban Bayramı tatiliyle de özellikle yerli misafirlerin bölgede ağırlanmasıyla ilgili taleplerin geldiğine işaret eden Bacaksız, şöyle konuştu: “Bölgemiz hem tarihi hem turistik anlamda çok zengin. Gaziantep’ten başlayıp Diyarbakır’a kadar olan bölgemizde Zeugma Müzesi, Göbeklitepe, Nemrut gibi çok önemli yerler bulunuyor. Her bir ilimiz ayrı bir kültürel değer ve güzelliğe sahip. Bölgeye gelen ziyaretçilerimiz doya doya bir tatil geçirecek. Kurban Bayramı’nda bölgenin oldukça hareketli olacağını düşünüyorum”Gaziantep’te lokanta işletmecisi Ahmet Çadır, normalleşme süreciyle kentteki ziyaretçi yoğunluğunun arttığını belirtti. Bayram tatilinin kendileri için her zaman büyük fırsat olduğunu dile getiren Çadır, “Türkiye’nin ilk gastronomi kentiyiz. Bu anlamda bu pastadan her geçen gün daha fazla pay almak istiyoruz. Tatil döneminde gerçekten yoğun talep oluyor bölgeye. Biz de payımızı alıyoruz. Bu bayram tatilinde de aynı yoğunluğunu bekliyoruz. Hazırlıklarımızı ona göre yaptık” dedi.”Peygamberler şehri” Şanlıurfa, Hazreti İbrahim’in doğduğu ve ateşe atıldığı yer olarak rivayet edilen Balıklıgöl, “tarihin sıfır noktası” diye nitelendirilen UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Göbeklitepe, konik kubbeli evleriyle bilinen tarihi Harran ilçesi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Halfeti, ziyaretçilerden ilgi görüyor.Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, gastronomi, inanç, tarih, kültür ve müziği bir arada bulmak isteyenlerin geleceği adresin Şanlıurfa olduğunu söyledi. Kentin kültür turizminin yanı sıra inanç turizminde önemli yere sahip olduğunu vurgulayan Beyazgül, “12 bin yıllık tarihi olan bu kentin müziği, gastronomisi, kültürü çok gelişmiş durumda. Burası bir hoşgörü ve samimiyet şehri. Bu nedenle Şanlıurfa’ya her inançtan insanlar akın akın geliyor. Bundan bir hafta önce Göbeklitepe’ye gittim. Akın akın turistler gelmeye başladı. Şu yasaklı dönemde dahi son 3 ayda 100 bine yakın turist buraya gelmiş bulunuyor. Şimdi turizm patlaması bekliyoruz” şeklinde konuştu.Şanlıurfa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Müslüm Çoban, inanç ve kültür turizmi için gezi yapmak isteyenlerin bayram tatilinde gelebilecekleri en uygun adresin Şanlıurfa olduğunu ifade etti. Ziyaretçilerin bölgede dolu dolu vakit geçirebileceğini anlatan Çoban, “Şu anda otel doluluk oranı yüzde 60-70 civarında. Kurban Bayramı ile birçok insan tur programını Şanlıurfa’ya ve bu bölgeye yapacağından, bu oranın daha da artmasını bekliyoruz” dedi.Adıyaman’da turizm acentesi sahibi Veysel Kuştepe, salgın nedeniyle Nemrut’a gelen yerli ve yabancı turist sayısında ciddi azalma olduğunu belirtti. Kurban Bayramı tatili için hazırlık yaptıklarını anlatan Kuştepe, şunları kaydetti: “Yerli ve yabancı turistlerimizi buraya davet ediyoruz. Güneşin en güzel doğup battığı yer Adıyaman’daki Nemrut Dağı’dır. Turlarımız Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa’dan başlıyor, Adıyaman’da güneşin doğuş ve batışı izlendikten sonra Diyarbakır ve Mardin ziyaretiyle de bitiyor. Buraya gelen turistlerden bütün esnafımız faydalanmakta. Kurban Bayramı tatili bizim için gerçekten büyük fırsat olacaktır”Kentte tercümanlık yapan Sedat Kalın ise normalleşme süreciyle turizmde hareketliliğin arttığını dile getirerek, “Nemrut’a son 1 ayda ciddi ilgi var. Bu ilginin neredeyse iki katını Kurban Bayramı tatilinde bekliyoruz. Bayram tatili sürecinde ciddi yoğunluğumuz oluyor. İnsanlar buralara gelmeyi gerçekten çok özledi ve bu bayram onlar için büyük fırsat” dedi.

  • Erzincan’ın ata yadigarı asırlık su değirmenleri
    by NTV on 13 Temmuz 2021 at 13:04

    Erzincan’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Erzincan’ın Kemaliye ilçesindeki su değirmenleri, 300 yıldır tarihe meydan okuyor.UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde yaklaşık 300 yıllık su değirmeninde 25 yıldır buğday öğüten Faruk Sağçolak, gelişen teknoloji ve un sanayisine rağmen mesleğini atalarından öğrendiği şekilde sürdürmenin mutluluğunu yaşıyor.Kemaliye’de yaşayan 52 yaşındaki Faruk Sağçolak, yöre halkının yetiştirdiği mahsulleri geleneksel yöntemlerle değirmende öğütüyor. Yaklaşık 300 yıllık değirmende çarkların durmaması için çalışan Sağçolak, organik buğdaylardan öğüttüğü unlarıyla ilgi görüyor. Su değirmeni, ilçeye gelen turistlerin de ilgisini çekiyor.Değirmenci Sağçolak, mesleğini çok sevdiğini, son nefesine kadar su değirmenini işleteceğini söyledi. Kendisinden sonra da dede yadigarı olan mirası yaşatmak için bir çırak yetiştirmeyi hedeflediğini ifade eden Sağçolak, “Atalardan, dedelerden gelen ve daha sonra bizim devam ettirdiğimiz su değirmenimizde bu yörenin buğdaylarını un haline getiriyoruz. Dedelerimizden, atalarımızdan ne gördüysek aynı şekilde yapıyoruz” dedi.Kargoyla farklı şehirlere de un gönderdiğini ifade eden Sağçolak, şöyle konuştu: “Un yapımında kullandığım ürünler tamamen doğal buğdaydan, hatta ıslah görmemiş yerel buğdayları tercih ediyoruz. Bunun yanında tam buğday unu, mercimek unu, arpa unu gibi çeşitli unları da burada çıkarıyoruz. Unun kalitesi fabrika unlarının kalitesiyle kıyaslandığında aynı. Buğdayı taşın tam ortasına gelecek şekilde hazneye koyuyorsunuz ve buradan dökülüyor, alt taraftan da un olarak çıkıyor. Eleme kepeğini ayırma gibi bir durumumuz yok. Buğday kaliteliyse un da kaliteli olur”​​​​​​​Sağçolak, su değirmeninde un üretmenin kolay bir iş olmadığını belirterek, değirmenin çalışma yöntemini şöyle anlattı: “Arka taraftan gelen su, çarkları döndürüyor. Su, taşların sistemini döndürüyor. Eskiden fırıncılarımızda bu un meşhurdu, gelip una bakarlardı. Un, ‘karınca ayağı’ olacak ki ekmek çıksın. Ne çok ince, ne de çok kalın olmalı”Turistlerin de asırlık değirmeni ziyaret ettiğini belirten Sağçolak, sözlerine şöyle devam etti: “Bu değirmen sadece un üretmiyor. Aynı zamanda bu yöreye gelen turistler de bu mekanı geziyor. Bu yörenin Kemaliye’nin son değirmenini dışarıdan gezmeye gelen turistler de çok tercih ediyor, buradan un alıyorlar. Götürüp kendi memleketlerinde afiyetle pastalarda böreklerde kullanıyorlar”

  • Terörden temizlenerek tırmanışa açılan Ağrı Dağı’na dağcıların ilgisi artıyor
    by NTV on 13 Temmuz 2021 at 12:27

    Güvenlik güçlerinin başarılı operasyonlarıyla terörden temizlenmesinin ardından tırmanışa açılan, Türkiye’nin çatısı Ağrı Dağı’na, dağcılar ilgi göstermeye devam ediyor.Güvenlik güçlerinin başarılı operasyonlarıyla terörden temizlenmesinin ardından tırmanışa açılan, yurdun en yüksek noktası Ağrı Dağı’na, dağcılar ilgi göstermeye devam ediyor.Türkiye’nin, 5 bin 137 metre rakımıyla en yüksek dağı olan ve güvenlik nedeniyle uzun süre tırmanışa kapalı kalan Ağrı Dağı, güvenlik güçlerinin başarılı operasyonları sonucu terörden temizlenmesiyle 4 Şubat’ta yeniden turizme açıldı.Yurt içinden ve dışından bölgeye gelmeye devam eden çok sayıda dağcı, 3 gün süren zorlu tırmanışın ardından karla kaplı zirveye ulaşıyor.Dağcılar, zirve tırmanışında yüksek irtifaya adapte olmak ve yorgunluklarını atmak için belli noktalarda çadır kampı kuruyor. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesi ile Iğdır sınırında yer alan dağa tırmanış için gelenler, yörenin ekonomisine de katkı sağlıyor.Arkadaşlarıyla tırmanışa gelen dağcı Bülent Balcı, bölgedeki çalışmaların ardından dağın yeniden turizme açılmasının kendilerini mutlu ettiğini söyledi.Ağrı Dağı’nın zirvesine ulaşmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu ifade eden Balcı, şöyle konuştu: “Yaklaşık üç gün önce başladığımız tırmanışımız bugün zirvede son buldu. Dağ Türkiye’nin en yüksek dağı. Bu nedenle zirvesine çıkarken belli mesafelerde vücudun alışması için kamplar yapmak gerekiyor. Bugün zirve yaptık, dönüşümüzde de aynı şekilde doğaya adapte olarak faaliyetimizi sağlıklı bir şekilde bitireceğiz”Dağcı Can Karakurt da tırmanış için İstanbul’dan geldiğini belirtti. Bölgenin yeniden dağcılık turizmine açılmasına sevindiklerini dile getiren Karakurt, “İlk gün 4 bin 200 kampına yürüyoruz ve burada dinleniyoruz. Hava şartları uygun olduğunda zirve yapıyoruz. Dağ ve doğa çok güzel, tadını çıkarıyoruz” diye konuştu.

  • Doğu Ekspresi seferleri yeniden başladı
    by NTV on 13 Temmuz 2021 at 11:28

    Corona virüs (Covid-19) salgınından dolayı 1,5 senedir gerçekleştirilemeyen Doğu Ekspresi seferleri dün başlarken, bugün de Kars’tan 40 yolcu ile Ankara’ya sefer yapıldı.TCDD Taşımacılık A.Ş. tarafından Covid-19 salgını nedeniyle seferleri 28 Mart 2020 itibarıyla durdurulan Doğu Ekspresi, 12 Temmuz’da Ankara’dan yola çıktı.Doğu Ekspresi’nin son durağı olan Kars’ta ise ilk tren, bugün saat 08.00’de 40 yolcu ile Ankara’ya uğurlandı.Kars İstasyonu’ndaki uğurlama törenine Vali Vekili Mehmet Zahid Doğu, TCDD Gar Müdür Vekili Birol Aydın, TCDD Taşımacılık A.Ş. Yolcu ve Lojistik Müdürü Muharrem Toraman, Gümrük Müdürü Muzaffer Özkan ile Kültür ve Turizm İl Müdürü Hayrettin Çetin katıldı. Kars’tan Ankara’ya gidecek 40 yolcunun yerini almasından sonra Doğu Ekspresi treni, Vali Vekili Doğu ve diğer bürokratlar tarafından uğurlandı.Özellikle genç kitle arasında popüler olan Doğu Ekspresi güzergâhı Ankara-Kırıkkale-Kayseri-Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars’tan oluşuyor. Ara duraklarda birkaç dakika duraklarken, ana duraklarda ise bu süre 10-15 dakikaya kadar çıkabiliyor.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, 6 Temmuz’da yaptığı açıklamada, 28 Mart 2020’den itibaren seferlerine ara verilen ana hat trenlerinin ilk etapta 12 Temmuz’dan sonra hizmete başlayacağını söylemişti.Karaismailoğlu, bu kapsamda Doğu Ekspresi, Güney Ekspresi, Van Gölü Ekspresi, 4 Eylül Mavi, Pamukkale Ekspresi, Ankara Ekspresi, Fırat Ekspresi, Erciyes Ekspresi, Ege Ekspresi, Konya Mavi, İzmir Mavi, Göller Ekspresi’nin işletileceğini bildirmişti.VİDEO: DOĞU EKSPRESİ İLE MASALSI YOLCULUK

  • Tescilli tost ve ayranıyla ünlü Susurluk, kamp ve karavan turizminin yeni adresi olma yolunda
    by NTV on 13 Temmuz 2021 at 10:30

    İstanbul-İzmir kara yolundan geçenlere, coğrafi işaretli tost ve ayranıyla mola verdiren Balıkesir’in Susurluk ilçesi, doğal güzellikleriyle kamp ve karavancılardan da ilgi görüyor.Eti, sütü, kokoreçi, tostu ve ayranıyla ünlü Susurluk, Çaylak Mesire Alanı ve Şelalesi, Çobandede Seyir Terası, Çataldağı ve kaplıcaları ile doğa tutkunlarını ağırlıyor.Üye sayısı 65 bine ulaşan Bir Tutkudur Kamp ve Karavan Derneği’nin bazı üyeleri, yaklaşık 100 karavanla Çaylak Mesire Alanı’nda kamp yaptı. Bölgede doğa yürüyüşüne de çıkan dernek üyeleri, mesire alanından geçen derede yüzdü. Müzikle eğlenen katılımcılar, kampın keyfini çıkardı.Susurluk Belediye Başkanı Nurettin Güney, ilçenin, misafirlerine pek çok alanda imkan sunduğunu ve beğenildiğini söyledi. Bu ilginin Susurluk’a dinamizm katacağını dile getiren Güney, şöyle konuştu: “Misafirlerimizle tanıştık, çevreci, anlayışlı, katkı sağlamanın ne anlama geldiğini biliyorlar. Biz onların gelmesinden dolayı çok memnun olduk. Böyle bir ekibin Susurluk’u tercih etmesi son derece önemlidir. Susurluk, tabiatıyla son derece mükemmel bir yerdir. Susurluk’un bu güzel tabiatıyla inşallah turizm faaliyetlerine de ev sahipliği yapacağız”Dernek Başkanı Hayriye Yıldız da turizme ve tanıtıma yönelik faaliyetlerinin bulunduğunu dile getirdi. Bölgede 4 gün kalacaklarını aktaran Yıldız, “Susurluk’u tanıtmak için geldik. Sosyal medyada 1 milyon kişiye ulaşıyoruz. Susurluk’a gelip geçerken her zaman geliyorduk ama burayı bilmiyorduk, davet edildik, öğrendik. Bölgenin doğası, havası ve ağaçları çok güzel. Esnafı da çok misafirperver, her zaman gelmeyi düşünüyoruz. Kampçılar, çadırcılar, karavancılar, herkes Susurluk’a gelmeli” dedi.

  • ‘Yanık Ülke’de 12 bin yıllık bir doğa harikası: Adala Kanyonu
    by NTV on 13 Temmuz 2021 at 10:19

    Manisa’nın Salihli ilçesinde, 12 bin yıl önce yanardağların patlaması sonucunda oluştuğu tahmin edilen Adala (Hermos) Kanyonu, doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Doğa yürüyüşü yapmak isteyenlerin tercih ettiği kanyon, kamp yapmak ve doğayla baş başa kalmak isteyenlere de ev sahipliği yapıyor.Gediz Ovası, Demirköprü Barajı, Marmara Gölü ve antik çağ coğrafyacısı Strabon’un “Yanık Ülke” olarak tanımladığı jeoparkın ortasında yer alan Adala Kanyonu, sönmüş lav akıntılarının arasında doğal güzelliklerinin yanı sıra Gediz Nehri’ne de eşlik ediyor.Adala Kanyonu, yemyeşil doğası, antik çağdan günümüze uzanan binlerce yıllık geçmişi ve coğrafi yapısıyla keşfedilmeyi bekleyen Ege’nin önemli tabiat varlığı olarak dikkati çekiyor. Sıcak yaz günlerinde ziyaretçilerine serinleme fırsatı veren kanyon, eşsiz doğası, 25 metre yüksekliğindeki şelalesi, Kız Köprüsü ve çam ormanlarıyla ziyaretçilerini bekliyor.Jeopark Belediyeler Birliği Turizm Sorumlusu Ali Karataş, kanyon içinde ve çevresinde doğa sporlarına uygun güzergahlar ve rotalar oluşturacaklarını belirtti.Doğa yürüyüşçülerine ve kampçılığa ilgi duyanları bölgeye çekmeye çalıştıklarını ifade eden Karataş, “Doğa sporları önemli bir tanıtım aracı. Bizler için doğa yürüyüşleri, bisiklet parkurları ve doğa sporlarıyla ilgili etkinlikler oldukça önemli. Su geçişleri, tırmanmalar ve güzergahlar her yaştan vatandaşımıza gayet uygun. Doğayla baş başa zaman geçirmek isteyen herkesi Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkına ve eşsiz jeositlerimize bekliyoruz” dedi.Salihli Belediyesi Başkan Yardımcısı Mahmut Süreyya Karaoğlu ise Jeopark Belediyeler Birliği tarafından desteklenen doğa sporları organizasyonlarında cazibe merkezi haline getirmek istedikleri kanyonun büyük bir turizm potansiyeli barındırdığını ifade etti.Tarihte “Hermos” olarak anılan günümüzdeki adıyla Adala Kanyonu’nu daha fazla tanıtmak istediklerini dile getiren Karaoğlu, “Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı’nın önemli jeositlerinden biri olan kanyon, yürüyüş sporuyla ilgilenenler için önemli güzergahlara sahip. Son dönemde özellikle doğa severlerin gözle görülür artan bir ilgisi var” diye konuştu.

  • Dünyanın üçüncü, Türkiye’nin ise en uzun yeraltı gölü: Altınbeşik Mağarası
    by NTV on 13 Temmuz 2021 at 09:15

    Dünyanın üçüncü, Türkiye’nin ise en uzun yeraltı gölü mağarası olan 2 bin 500 metre uzunluğundaki Altınbeşik Mağarası, 1,5 yıl önce yağış ve mevsim geçişleri nedeniyle taş ve kaya düşme tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle ziyarete kapatılmıştı. 2019 yılında 69 bin yerli ve yabancı turistin gezdiği mağara, uzun bir aradan sonra yeniden ziyarete açıldı.Antalya’nın İbradı ilçesi Ürünlü Mahallesi sınırlarında bulunan Altınbeşik Mağarası, milyonlarca yıllık sürecin izlerini taşıyor.İbradı ilçesine 7, Ürünlü köyüne 4 kilometre uzaklıktaki 2 bin 500 metre uzunluğundaki Altınbeşik Mağarası, içindeki sarkıt-dikitler, beyaz renkli traverten ve gölet oluşumlarıyla ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor.Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü büyük yeraltı gölüne sahip Altınbeşik Mağarası adını üst kısmında yer alan Altınbeşik Tepesi’nden alıyor.Denizden 450 metre yükseklikte olan mağara 1966 yılında Türkiye speleoloji derneği kurucusu ve onursal başkanı Dr. Temuçin Aygen tarafından keşfedilip ,1994 yılında ise milli park olarak ilan edilmişti. TÜRKİYE’NİN MİLLİ PARKLARIMağara son son 5 yılda Antalya turizminin en ilgi çekici merkezlerinden biri haline geldi. Gezi botları ile mağaranın muhteşem doğa güzelliklerini keşfe çıkan ziyaretçileri, özellikle beyaz travertenler, sarkıtlar ve dikitler hayran bırakıyor.Su derinliğinin bazı yerlerde 40 metreyi bulduğu mağaraya gelen turistler, etkileyici doğa oluşumunu kiraladıkları botlarla görme imkanı yakalıyor.Sadece 2019 yılında 69 bin kişi ziyaret ettiği doğa harikası mağara, günübirlik turlarla gelen yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyordu.Mağarayı ziyaret eden Alman turist Sabine Sehmeissmer, mağaranın gösterişi ve büyüklüğü karşısında çok etkilendiğini, Türkiye’nin güzelliğinin bilinenden daha büyük olduğunu söyledi. Ziyaretçilerden Şaban Tıraş, ilk defa geldiği mağaradan etkilenilmemesinin mümkün olmadığına dikkati çekti.Nevşehir’den Altınbeşik Mağarası’na 5 yıl önce gelen Ebru Adıyaman, üçüncü kez tekrar mağarayı ziyaret ettiğini söyledi. Adıyaman, “Nevşehir’de turizm işi ile uğraşıyorum. Burayı 3 yıl önce ikinci kez ziyaret etmiştim. Bu eşsiz güzelliği görmek için yeniden geldim. Torosları zaten eşsiz güzellikleri yeşili bol oksijeni ve köyleriyle biliyoruz. Fakat Avrupa’nın üçüncü, Türkiye’nin en büyük yer altı gölüne tekrar geldim ve burası gerçekten eşsiz bir güzellik” diye konuştu.Mağaranın Pamukkale Travertenleri’ni andırdığını söyleyen Adıyaman, sözlerine şöyle devam etti: “Mağaranın içerisine girdikten sonra sessizlik huzur ve muhteşem bir görüntüsü var. Buraya herkesin gelmesini istiyorum. Çünkü, Toroslar sadece yeşilden oluşmuyor. Bota biniyorsunuz. İçerisi serin ve muhteşem bir gezinti yapıyorsunuz. Bu muhteşem güzellik anlatılmakla bitmez”

  • ‘Ayvalık’ın nüfusu bayramda 9 kat artacak’
    by NTV on 13 Temmuz 2021 at 07:37

    Kurban Bayramı’nda turistik bölgelerde önemli bir yoğunluk bekleniyor. Kuzey Ege’nin ünlü tatil bölgelerinden Ayvalık da bunlardan biri. Tesislerin neredeyse tamamen dolduğunu söyleyen Belediye Başkanı Mesut Ergin, bayramla birlikte ilçe nüfusunun 8-9 kat artmasını beklediklerini söyledi.Kuzey Ege’nin gözde tatil yöresi olan Balıkesir’in Ayvalık ilçesindeki turizm tesisleri, Kurban Bayramı tatilini tam dolulukla karşılamaya hazırlanıyor. KURBAN BAYRAMI TATİLİ KAÇ GÜN? BAYRAM’DA 10 MİLYON KİŞİ SEYAHAT EDECEKAyvalık, sahip olduğu doğal güzelliklerle 1 Temmuz’da başlayan normalleşme sürecinde de büyük ilgi görüyor.Şeytan Sofrası, koyları, plajları ve tarihi taş evleri ile ünlü ilçe, bayram tatilinde Covid-19 tedbirleriyle ziyaretçilerini ağırlayacak.Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, yaz sezonu hazırlıklarına kış mevsiminden itibaren başladıklarını söyledi.İlçe genelinde kış mevsiminden bu yana Ayvalık Kaymakamlığı öncülüğünde ilçedeki resmi kurumlarda sezon öncesinde birlikte yaptıkları istişarelerin ardından aldıkları önlemler kapsamında turizm sezonu için tüm hazırlıkları tamamladıklarını kaydeden Başkan Ergin, “Covid-19 tedbirleriyle süren sezonda, Kurban Bayramı ile beraber ilçemiz nüfusu 8-9 kat artacaktır. Otellerimizde doluluk oranları şimdiden yüzde 100’e ulaşmış durumda. İyi bir sezon geçireceğimize inanıyorum. Zaten öyle de görünüyor” dedi.Balıkesir genelindeki 36 mavi bayraklı plajın 17’sinin Ayvalık’ta olduğuna ve Ege Denizi kıyısında yer alan Ayvalık’ın müsilajdan etkilenmediğine dikkati çeken Ergin, tertemiz denizi ve plajlarıyla konuklarını beklediklerini aktardı.Kendisi de turizmci olan Ergin, “Başta Kurban Bayramı vesilesiyle ve ardından turizm sezonunun geneli olarak iyi bir sezon geçireceğimizi ümit ediyorum. Bizler belediye olarak sezona hazırız. Pandemi döneminde ekonomik anlamda çok kötü bir süreç geçirdik. Bu pandeminin açtığı ekonomik yaraları bir nebze olsun bu sezonda saracağımıza inanıyoruz. İyi bir sezon geçireceğiz” diye konuştu.

  • Kızılırmak Deltası’nın vahşi güzelliği: Yılkı atları
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 14:19

    Samsun’daki Kızılırmak Deltası’nda bulunan doğada özgürce dolaşan yılkı atları, doğaseverler ve fotoğraf tutkunlarına eşsiz güzellikte görüntüler sergiliyor.UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Kızılırmak Deltası, 19 Mayıs, Bafra ve Alaçam ilçesi sınırlarında yer alan ve 56 bin hektarlık alanı kapsıyor.Deltada koloniler halinde yaşayan 300 civarındaki yılkı atı, doğaya ayrı güzellik katıyor ve alanı ziyarete gelen fotoğrafçılara ve ziyaretçilere görsel şölen sunuyor.Samsun Turizmciler Derneği Başkanı Dilek Genç, deltanın, barındırdığı yaban hayvanları, kuş varlığı, subasar ormanları, gölleri, sazlık alanları, mandaları, fauna ve florasıyla dikkati çektiğini söyledi.”Deltanın vahşi güzelliği” olarak nitelendirilen yılkı atlarının da yerli ve yabancı doğaseverler ile fotoğraf tutkunlarının ilgisini çektiğini anlatan Genç, şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanlığı tarafından kesin korunacak hassas alan ilan edilen Kızılırmak Deltası, uluslararası öneme sahip. Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında doğal özelliklerini kısmen koruyabilmiş en büyük sulak alanlarından Kızılırmak Deltası’nda yılkı atları da varlığını sürdürüyor. Doğada özgürce dolaşan yılkı atları, doğaseverler ve fotoğraf tutkunlarına eşsiz güzellikte görüntüler sergiliyor”Dört mevsim ayrı güzelliğe sahip deltayı her yıl 55-60 bin kişinin ziyaret ettiğini belirten Genç, “Misafirlerimiz bu atları uzaktan gözlemliyor. Biraz daha sabırlı olurlarsa yakından inceleme fırsatı buluyorlar. Bu atlar gruplar halinde yaşıyor. Deltada özgürce dolaşan yılkı atlarının fotoğraflarını çekmek için bölgeye gelen fotoğraf sanatçıları, sabahtan gün batımına kadar çalışma yapıyor” dedi.

  • Dünyanın önemli rafting rotalarından biri kabul edilen ‘Köprüçay’ adrenalin tutkunlarına heyecan yaşatıyor
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 13:58

    Dünyanın önemli rafting rotalarından birisi kabul edilen, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Köprülü Kanyon Milli Parkı’ndaki Köprüçay’ın 14 kilometrelik parkurunda kürek çeken turistler, keyifli vakit geçiriyor.Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Köprülü Kanyon Milli Parkı’ndaki Köprüçay, macera ve adrenalin tutkunlarının adresi haline geldi.Dünyanın her bölgesinden turist ağırlayan Antalya’da, ziyaretçilerin büyük bölümü, dünyanın önemli rafting rotalarından kabul edilen Manavgat ilçesindeki Köprüçay’ın 14 kilometrelik parkurunda kürek çekerek macera ve heyecan dolu zaman geçiriyor.Ziyaretçiler, görevlilerin gözetiminde güvenlik önlemlerini alarak kendilerini Köprüçay’ın dağların zirvesinden akan soğuk suyuna bırakıyor.Bot ve kanoyla geçilen ve yaklaşık 4 saatte tamamlanan parkur boyunca, atlama ve yüzme gibi özel alanlarda da macera dolu yolculuğa renk katılıyor.Beşkonak Karabük Turizmi Geliştirme Kooperatifi Başkanı Ali Tırnaksız, bölgeye ilginin her geçen gün arttığını söyledi. Sezona sıkıntılı başlamalarına rağmen 1 Temmuz’dan itibaren yüzlerinin güldüğünü belirten Tırnaksız, “Köprüçay, tehlikesiz parkuruyla Türkiye’de tek diyebilirim. Sularımız içilebilir şekilde, tertemiz. Bu parkurda 6 yaşından 70 yaşına kadar herkes rafting yapabilir. Dünyanın hemen her ülkesinden ziyaretçi ağırlıyoruz. Son yıllarda özellikle Arap ziyaretçilerimiz artmaya başladı” dedi. Tırnaksız, Köprüçay’da marttan kasıma kadar rafting yapılabildiğine dikkati çekerek, adrenalin tutkunu yerli ve yabancı ziyaretçileri macera dolu bir gün geçirmek için bölgeye davet etti.Parkur boyunca 50’ye yakın firmanın hizmet verdiğini anlatan Tırnaksız, şöyle konuştu: “Şu anda 2019’daki müşteri kapasitesine ulaştık. Yoğunluk çok fazla. Günlük 5 bine yakın kişi rafting yapıyor. Hedefimiz 1 milyonun üzerindeydi ama bu yıl sezon biraz geç başladığı için 750 bin civarında müşteri bekliyoruz. Rafting heyecanlı, güzel bir spor. Türkiye’ye, Antalya’ya gelen turistlerin yüzde 80’i tura katılıyor. Zaten bir kere rafting yapan turist, ziyareti boyunca 3-4 defa daha geliyor”Rafting yapan Rus vatandaşı Vasili Urbet ise Türkiye’ye ilk defa geldiğini, çok memnun kaldığını söyledi. Arkadaşlarının tavsiyesiyle 12 yaşındaki oğluyla rafting yapmaya karar verdiğini vurgulayan Urbet, “Özellikle parkurun ilk başlangıç noktası çok heyecanlı oldu. Parkuru tamamlayıp tekrar gelmek istiyoruz” diye konuştu.

  • Göcek koyları serbest dalış tutkunlarını ağırlıyor
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 12:50

    Bir çift palet ve bir şnorkelle deniz altının büyülü dünyasını keşfe çıkan serbest dalış meraklıları, Göcek’in berrak sularında kimi zaman balık sürüleri kimi zaman deniz kaplumbağaları kimi zaman da etkileyici sıra kayalarla karşılaşıyor.Ege’nin etkileyici koyları, Covid-19 salgını sonrasında tekne turizmini tercih eden yerli ve yabancı turistleri ağırlarken, deniz altını keşfe çıkan serbest dalış meraklılarının sayısı da gün geçtikçe artıyor.Muğla’nın Fethiye ilçesinin Göcek koyları deniz suyu sıcaklığının uygunluğu ve görüş mesafesinin uzunluğu dolayısıyla serbest dalışçılar tarafından tercih ediliyor.Tekne turlarıyla açılan deniz tutkunları, sadece bir şnorkel ve bir çift paletle Ege’nin mavi sularına özgürce dalmanın tadını çıkarıyor.Yerli ve yabancı serbest dalışçılara, denizin altındaki büyülü dünyada bazen balık sürüleri, bazen bir deniz kaplumbağası eşlik ediyor.Kimi zaman da etkileyici sıra kayalarla karşılaşan serbest dalışçılar, doğal yaşamın güzelliğine ve çeşitliliğine şahit oluyor.

  • Kaçkar Dağları’nın zirvesinde bulut denizinin üzerindeki günbatımı ziyaretçileri büyülüyor
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 12:27

    Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın “koruma altına alınması gereken 200 ekolojik bölge” arasında gösterdiği Kaçkarlarda, 2 bin 450 metre rakımlı Samistal Yaylası, doğal güzellikleri ve zirvesindeki eşsiz günbatımı manzarasıyla göz alıcı güzellikler sunuyor.Kaçkar Dağları Milli Parkı içerisindeki Samistal Yaylası, doğal güzelliğinin yanı sıra ziyaretçilerine bulutların üzerinde eşsiz bir gün batımına tanıklık etme imkanı sunuyor.Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (World Wide Fund for Nature) “koruma altına alınması gereken 200 ekolojik bölge” arasında gösterdiği Kaçkarlarda, 2 bin 450 rakımda bulunan Samistal Yaylası ziyaretçilerini doğal güzelliğiyle adeta büyülüyor.Corona virüs (Covid-19) salgınının ardından alternatif tatil arayanlara hizmet veren yayla, 200’ün üzerindeki taş evleri, endemik bitki türleri, zirvesinden izlenebilen bulut denizi ve gün batımıyla dikkat çekiyor.Turistler ve fotoğraf tutkunları, gündüz yaylalarda keyifli vakit geçirdikten sonra sis bulutu ve gün batımına tanıklık edebilmek için yaylanın üzerindeki yaklaşık 3 bin metre rakımlı zirveye çıkıyor.Fotoğraf tutkunları tek kare fotoğraf için saatlerce beklerken, Kaçkar’ın eteklerinde vadilere çöken bulutları ve gün batımını yakalayan ziyaretçiler unutulmaz anın keyfini yaşıyor. Gün batımında farklı renklerin oluştuğu zirvede ziyaretçiler kendilerini bulutların üzerinde hissediyor.Gün batımını izlemek ve yaylaları dolaşmak için İzmir’den bölgeye gelen Nesli Kuzgun, bölgeyi ilk kez ziyaret ettiğini, güzellikleriyle büyülendiğini ifade etti. Kaçkar dağlarında gün batımı manzarasının çok güzel olduğunu aktaran Kuzgun, “Bütün güzellikler yurt dışında değil, bizim ülkemizde de çok güzel yerler var. Burası da o harika güzelliklerden birisi. Fazlasıyla gün batımı izledim. Burası bambaşka. Bulutların üzerinden bakıldığı zaman çok güzel duruyor” dedi.Ali Osman Evlice ise böyle bir anı uzun zamandır yaşamak istediğini söyledi. Hava şartlarına bakarak geldiklerini aktaran Evlice, “Bu anı yakalayabileceğimizi hesaplamıştık. İyi ki geldik. Gelirken zorlu yollarda 2-3 saat bunu kovaladık. Değdi mi, değdi” diye konuştu.Kaçkarların, dünyanın en güzel yerlerinden biri olduğuna işaret eden Evlice, “Filipinler’e, Ürdün’e gittim. Orada da çok güzel yerler var ama burası oralardan çok daha güzel. Yollar çok zordu ama yolların zor olması da güzel. Çünkü burada fazla insan yok. Uzungöl’e Ayder’e çok gelen var. Belli adreslerde toplanıyorlar. Burası o açıdan çok daha değerli” dedi.İstanbul’dan tatil için Rize’ye gelen Sude Torun ise yöreyi “harika” olarak tanımlayarak, şunları kaydetti: “Bunun aynısını başka yerde yaşayamazsınız. Bu duyguyu, bu hissi başka bir yerde tadamazsınız. O kadar güzel ki. Daha önce gün batımı izledim ama bu kadar muhteşem görmedim. O kızıllığı bulutların üzerinde izlemek bambaşka.”İşte Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın “koruma altına alınması gereken 200 ekolojik bölge” arasında gösterdiği Samistal Yaylası’ndan fotoğraflar…

  • Tatilcilere bayram uyarısı: Rezervasyonsuz gelmeyin
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 10:14

    Kurban Bayramı öncesinde tatil programı yapmayanların rezervasyonsuz şekilde tatil yörelerine gelmemeleri konusunda turizmciler uyarıda bulundu.Antalya’nın önemli turizm merkezlerinden Kumluca’ya yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Adrasan’da bayram öncesi rezervasyonlarda doluluk yaşanıyor. Bölgedeki turizmciler, özellikle bayram sürecinde 30 bin civarında tatilci beklediklerini söyleyip, Adrasan’a gelmek isteyenlere ‘rezervasyon’ çağrısında bulundu.Doğayla iç içe tatil geçirmek isteyenlerin tercih ettiği bölgede normalleşme süreciyle hareketlilik iyice arttı. Turizmciler, Adrasan’da ambulans ve otopark sorunu yaşandığına dikkat çekerek, yetkililerden çözüm bulunmasını istedi.Adrasan Mahalle Muhtarı Nail Aksoy, “Adrasan’da artık turizm sezonu başladı. Misafirlerimizin duyarlı olmalarını istiyoruz. Rezervasyonsuz Adrasan’a gelmesinler. Çünkü çok kalabalık. Gelen misafirlerimiz mağdur olmasın” diye konuştu.Gelecek misafirlerin sosyal mesafe, temizlik ve hijyen kurallarına dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Muhtar Aksoy, “Sahilimiz çok kalabalık. Adrasan’ın yaklaşık nüfusu 3 bin civarı, turizm sezonunda 15-20 bini buluyor. Bu Adrasan için büyük bir rakam. Ona binaen biz buraya yazın sezonluk da olsa ambulans istiyoruz. Yazın burada çok boğulma vakaları oluyor. Ölümler oldu” dedi.Otellerin tamamen dolduğunu, tatilcilerin boş yer aradığını aktaran Nail Aksoy, “Muhtar olarak beni bile arayıp soruyorlar. Araştırıyoruz yer yok şu anda. Bayram tatilinde tam dolu. Bölgemiz orman yangınlarına hassas bölge olduğu için piknikte mangal yakarken çok duyarlı olmaları, otopark konusunda da görevlilerin tavsiyelerine uymaları, zorluk çıkarmamaları, onlara yardımcı olmaları” diye konuştu.Pansiyon işletmecisi Akın Duran, “Geçen yıl pandemiden dolayı müşterilerimiz biraz azdı. Bu sene kısıtlamadan sonra açıldı. Müşterilerimizde güzel bir yoğunluk var. Rezervasyonlarımız doldu. Çok memnunuz. Tek sıkıntımız otopark sorunumuz olması. Yeterli otopark alanları yok” dedi.25 yıldan beri turizm işletmeciliği yaptığını belirten restoran sahibi, aynı zamanda Kumluca Belediyesi Meclis Üyesi Halil Karataş da “Adrasan, Olimpos, Çıralı bölgesi pandemiden dolayı ciddi rağbet gördü. Tatilcilerimiz doğaya karşı duyarlı olsunlar. Özellikle bu bölge yangına çok hassas. Bu bölgeye gelen insanlarımız bölgenin orman yangını hassasiyetini bilmiyorlar. Her sene yaz aylarında bu bölgede ciddi bir yangın tehlikesi geçiriyoruz. Gelen tatilcilerimizin özellikle orman yangınlarına karşı duyarlı olmalarını bekliyoruz” diye konuştu.Bölge nüfusunun yaz aylarında katbekat arttığını vurgulayan Halil Karataş, şöyle dedi: “Bayramda bu bölgeye nereden bakarsanız bakın 20-30 bin belki daha fazla insan gelecek. Müşterilerimizin, tatilcilerimizin mutlaka rezervasyon yaptırmaları kendi açılarından iyi olur. Çünkü bayram rezervasyonları şu anda doldu. Zaten sezon da kalabalık. Bayramda ekstra bir kalabalık olacak. Mağdur olmamaları için rezervasyon yaptırıp gelmeleri daha iyi olur”

  • Sümela’da restorasyon atıklarını dereye döktüler
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 08:53

    Trabzon’un tarihi ve turistik değeri Sümela Manastırı’nda, 5 yıl süren restorasyondan arda kalan inşaat atıklarının dere kenarına döküldüğü, atıkların bir kısmının ise suya karıştığı ortaya çıktı. Sosyal medyada tepki çeken olayın ardından inceleme başlatıldı ve bölgedeki hafriyat atıkları kaldırıldı.Trabzon’un Maçka ilçesinde 5 yıl süren restorasyonunun ardından saklı kalmış mekanları ile birlikte ziyarete açılan Sümela Manastırı’nda inşaat atıklarının dere kenarına döküldüğü ortaya çıktı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü inceleme başlatırken, dere kenarındaki hafriyat atıkları kaldırıldı.Sümela Manastırı’nda, Şubat 2016’da restorasyon, çevre düzenlemesi, kayalıkların jeolojik ve jeoteknik bakımdan araştırılması ve güçlendirilmesi çalışması başlatıldı. Kaya düşme riskine karşı kapatılan manastırda endüstriyel dağcılar, taş düşmelerine karşı yamaçları çelik ağlarla örüp, güçlendirdi.Manastır’da süren restorasyon sırasında inşaat atıklarının dereye döküldüğü ortaya çıktı. Manastıra yaklaşık 400 metre mesafede Altındere Vadisi Milli Parkı içerisine dökülen inşaat, plastik ve kiremit atıkları nedeniyle kirlilik oluştu.Dere kıyısına dökülen atıkların bir bölümünün suya karıştığı iddia edildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü inceleme başlatırken, sosyal medyada manastır yakınına dökülen atıklar tepki çekti. Tepkiler üzerine dere kıyısındaki hafriyat atıkları kaldırıldı.Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Doç. Dr. Coşkun Erüz, manastır yakınında yaklaşık 100 metre kadar bir alan içerisinde ciddi miktarda inşaat molozu ve hafriyat malzemesi döküldüğünü belirtti.Restorasyon ekibi de iç alanlarda çalışma yaptı. Çelik ağların yamaca serildiği ‘bohçalama’ sistemiyle korunan manastır, tamamlanan restorasyon çalışmalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımı ile ziyarete açıldı. Manastırdaki restorasyon sırasında saklı mekanlar da gün yüzüne çıkarıldı. Ana Kaya Kilisesi’nin sağında yer alan 10 şapel, çan kulesi, misafirhane, keşiş ve öğrenci odaları, mahzen ve benzeri yapılar manastır tarihinde ilk kez ziyarete açıldı.”Kızılağaçların neredeyse 5 metre yarı beline kadar dolu bir hafriyattan bahsediyoruz. Hafriyatın içerisinde ve üzerinde ciddi miktarda inşaat molozu, her türlü plastik, kiremit, sac gibi atıkla dolu olduğunu bizatihi gözlerimle gördüm ve hayret ettim” diyen Doç. Dr. Erüz, bunun olmaması gereken bir durum olduğunu söyledi.”Çünkü burası bir Milli Park, doğal sit alanı ve mutlak korunması gereken, hiçbir şekilde inşaat molozu ya da hafriyat dökme yapılabilecek bir yer” diye konuşan Erüz, şunları söyledi: “Burası hafriyat döküm alanı olamaz. Çöp döküm alanı asla olamaz ama dökülmüş. O yamaçlarda pislik oluştu. Böyle bir şeyin olması inanılır gibi değil.”Doç. Dr. Erüz, sorumluların bulunarak haklarında işlem yapılması gerektiğini dile getirdi. Erüz, “Bilinerek yapılıyorsa hukuki olarak suç işlenmiş. Bilgi dışında yapılan bir eylemse o zaman ilgili kurumlar bunun hakkında acil olarak gerekli soruşturmayı yapıp, izinsiz bu işlemi yapanlar ve yaptıranlar hakkında gerekli adli ve idari soruşturma ve cezai işlemi mutlaka uygulaması gerekiyor” dedi.Aksi durumda yakında elimizde ne doğal bir alan, ne koruma alanı, ne Milli Park, ne kültürel bir SİT kalmayacağını söyleyen Erüz, “Çünkü bunları koruyoruz derken, bulunduğu peyzajı, coğrafyayı ve vadiyi kirleterek herhangi bir eseri koruyamayız ve o alanı da gerçek anlamda turizme kazandıramayız” diye konuştu.

  • ‘Tarihin sıfır noktası’ Göbeklitepe’de balon uçuşları başladı
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 08:30

    UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen ve Doğuş Grubu’nun ”Doğuş’tan İyi Bir Gelecek” vizyonu ile desteklediği Göbeklitepe’de sezonun ilk sıcak hava balonu uçuşu yapıldı.Şanlıurfa Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda, kente gelen ziyaretçilerin konaklama gün sayısını ve turistik ürün çeşitliliğini artırmak amacıyla geçen yıl ilk kez gerçekleştirilen uçuşlar, corona virüs (Covid-19) nedeniyle verilen uzun aranın ardından tekrar başladı. Göbeklitepe’nin yakınında yapılan sezonun ilk uçuşuna, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zemzem Gülender Açanal, İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Kuş ve AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kırıkçı katıldı. 12 BİN YILLIK GİZEM: GÖBEKLİTEPEÜç balonunun aynı anda havalandığı uçuşta katılımcılar, Göbeklitepe, Harran Ovası ve Şanlıurfa kent merkezini kuş bakışı görme fırsatı buldu.Beyazgül, uçuşun ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, salgın nedeniyle ara verilen uçuşların yeniden başlamasının mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.Şanlıurfa’nın Kapadokya’nın ardından ikinci sıcak hava balonu merkezi haline gelmesini arzu ettiklerini belirten Beyazgül, şöyle devam etti: “Göbeklitepe’deki uçuş saatlerinin Kapadokya ile eş değerde veya oradan birkaç gün daha fazla olduğu belirtiliyor. İnsanlarımız Göbeklitepe’yi ziyarete gelmektedir, bunun yanında kentimiz yeryüzü güzelliğiyle de uçuş için çok elverişli. Kurban Bayramı’ndan sonra inşallah ticari uçuşlar yapılmaya başlanacak ve Şanlıurfa turizmin merkezi haline gelecek”Şehirdeki otellerde rezervasyonların oldukça fazla olduğunu belirten Beyazgül, “Pandeminin ardından Şanlıurfa turizm çeşitliliğiyle cazibe merkezi haline gelecek. Şanlıurfa’da Göbeklitepe’den başlayarak her medeniyetin izini bulmak mümkün, ilk insanları, peygamberlerin yaşadığı yerleri görmek mümkün ve bunlara ilişkin gastronomi, lezzeti, müziği bulmak mümkün” diye konuştu.Milletvekili Açanal da Şanlıurfa’nın tarımın yanı sıra artık turizm kenti haline geldiğini söyledi. Göbeklitepe’nin ardından Karahantepe’nin de turizme kazandırılacağını anlatan Açanal, herkesi kenti 3 gün süreyle dolu dolu gezmeye davet etti. Eyyübiye Belediye Başkanı Kuş ise kentin her tarafının tarih koktuğunu, yıllardan bu yana yürüyerek gördükleri tarihi alanları artık havadan izleme fırsatı bulduklarını dile getirdi.Sıcak hava balonu pilotu Bilge Ezel de Kapadokya’da uçuşları başlattıkları dönem duyduğu heyecanın aynısını Göbeklitepe’de yaşadığını söyledi. Göbeklitepe’nin de sıcak hava balonu uçuşlarında “ikinci bir Kapadokya” olma yolunda ilerlediğini vurgulayan Ezel, uzun zamandır yürüttükleri çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını kaydetti.Bu arada, çocuklar, ilk kez gördükleri balonların toplanmasına yardım ederek hem eğlendi hem de mutluluk yaşadı.

  • Tuncelililer 40 derece sıcaklıkta Munzur’a akın etti
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 07:32

    Hava sıcaklığının 40 dereceyi bulduğu Tunceli’de vatandaşlar, serinlemek için Munzur Nehri’ne akın etti.Doğal güzellikleriyle ön plana çıkan Tunceli’de hava sıcaklığı 40 dereceyi bulunca kent sakinleri ile yurt içi ve yurt dışından memleketine dönenler, serinlemek için meşe ağaçlarıyla kaplı dağların arasından akan Munzur Nehri’ne akın etti.Hafta sonunun da etkisiyle kadın, çocuk, genç yaşlı yüzlerce kişi, doğal plajlarda nehre girdi.Bazıları yüksekten buz gibi suya atladı.Kimileri plajda voleybol oynadı, kimileri de şezlonglarda güneşlendi.Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerden memleketlerine dönenler nedeniyle plajlarda yoğunluk her geçen gün artıyor. Tatilini geçirmek için Fransa’nın başkenti Paris’ten geldiğini aktaran Doğan Mikail, Ege ve Akdeniz yerine Tunceli’ye tercih ettiklerini belirterek “Tunceli’yi çok sevdiğim için her sene gelirim. Suyu ve ortamı çok güzel. Ege ve Akdeniz artık alışılmış bir yer. Burası doğayla iç içe olduğu için burayı tercih ediyoruz” dedi.14 yıldır Tunceli’de yaşadığın aktaran Antalyalı Filiz Salduz ise, “Ben Antalyalıyım, 14 yıldır burada yaşıyorum. Ben ve eşimin mesleğinden dolayı her zaman tatile çıkma fırsatımız olmuyor ya da kısıtlı oluyor. O yüzden fırsat bulabildiğimiz kadar Munzur Nehri’ne geliyoruz. Burası, kültürü, doğası ve insanıyla muhteşem bir şehir. Serinlemek için kendimizi Munzur Nehri’ne atıyoruz. Munzur’un buz gibi ve pırıl pırıl bir suyu var” diye konuştu.

  • ‘Altın post’ efsanesinin yaşandığı yer: Yason Burnu
    by NTV on 12 Temmuz 2021 at 07:14

    Ordu’nun Perşembe ilçesinde, mitolojide Kaptan Yason önderliğindeki Argonotların Herkül ile ‘altın post’u aramak için geldiğine inanılan, arkeolojik ve doğal sit alanı Yason Burnu Yarımadası, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Yunan mitolojisinde zenginliği ve iktidarı sembolize eden ‘altın post’ efsanesinin yayıldığı yarımadayı ziyaret edenler, tarihin izini sürüyor, doğada vakit geçiriyor.’Sakin şehir’ unvanına sahip Perşembe ilçesine bağlı Çaytepe Mahallesi sınırlarında yer alan, mitolojide Kaptan Yason önderliğindeki Argonotların Herkül ile birlikte ‘altın post’u aramak için geldiğine inanılan 1’inci derece arkeolojik, 2’nci derece doğal sit alanı olan Yason Burnu Yarımadası yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.Karadeniz sahili boyunca üzerinde kilise bulunan tek yarımada olan, güneşin doğuşu ve batışının çıplak gözle izlenebildiği Yason Burnu, her gün ağırladığı yüzlerce yerli ve yabancı turistle Ordu’da turizminin gözde mekanlarından biri olma özelliğini taşıyor.Ordu Büyükşehir Belediyesi, Yason Burnu’nda tarihi ve doğal dokuya zarar vermeden çevre düzenlemesi gerçekleştirdi. Alan içerisinde kilisenin yanında bulunan ve geçmişte aş evi olarak kullanılan yapıyı restore eden ekipler, alana arkeolojik ve doğal yapısı gözetilerek yürüyüş yolları, otopark, büfe ve güvenlik/bilgilendirme kulübesi yaptı.Efsaneye göre, Herakles döneminde, aralarında güç tanrısı Herkül’ün de bulunduğu bir grup, ‘altın post’u ele geçirmek amacıyla Karadeniz’e açılır. Bir sürü serüvenden sonra ‘altın post’un saklı olduğuna inanılan, Karadeniz’deki Giresun Adası ile Yason Burnu Yarımadası’na çıkılır; ancak adalarda, ejderha yapılı kuşlarla karşılaşılır.Herkül’ün daha önce Stymphales Gölü çevresinden kovduğu kuşlar, bu adalara yerleşmiştir. Kuşlar tüylerini ok gibi fırlatarak, saldırıya geçer. Argonotlar, kalkanlarıyla kendilerini korumaya çalışsalar da bir arkadaşlarını yitirmekten kurtulamaz. Sonunda kuşları öldürür ve ‘altın post’u aramaya koyulurlar; ancak bulamayınca da adaları lanetleyerek, ayrılırlar.Giresun Adası’nda, önceki yıllarda, ‘altın post’ efsanesinin yaşatılması için etkinlikler düzenlenmişti.Bölgede turizm tesisi işletmesici Şenol Memiş, Yason Burnu’nun Ordu turizminde en çok akımın olduğu mekanların başında geldiğini söyledi. Yarımadayı ziyaret eden turistlerin hem tarihi hem de kültürel doygunluğa ulaştığını belirten Memiş, “Yason Burnu’na gelen ziyaretçilerin burada asla sıkılma imkanı yok. Burada tarihi bir kültürümüz yatıyor. İddia ediyoruz ki, buraya gelen vatandaşlar muhakkak birilerine önerecektir” dedi.Yason Burnu’nu ziyaret eden Süleyman Hacısalihoğlu, Trabzon’dan Ankara’ya gittiğini ve ailesiyle birlikte burayı ziyaret ettiklerini ifade ederek, “Buranın ilginç bir yapısı var. Etraf düz ancak bulunduğumuz bölgede bir çıkıntı kalmış. Buraların kıymetini bilmek lazım. Herhalde burası Avrupa’da bir yerlerde olsaydı burayı cam fanus içerisine alıp saklarlardı” diye konuştu.Halit Sana ise, misafirlerini gezdirmek için Yason Burnu’nu tercih ettiğini kaydederek, “Misafirlerimi gezdirmek için getirdim buraya. Yason’un güzelliğini görsünler diye getirdik. Bir de burası merak edilen bir yer. Misafirlerim de merak ediyordu. Dışarıdan gelen, il içerisinde görmeyenler hep bu burnu hep görmek istiyorlar” dedi.Tuğba Koç da, “Kilisenin tarihi dokusu zaten yeteri kadar belli oluyor. Geldiğimize sevindim. En azından burayı görmek güzeldi benim için. Serinliği, doğası, yeşili, mavisi için başka hiçbir yerde bulunmaz. Herkesin gelip görmesini tavsiye ediyorum” diye konuştu.

  • Muğla’ya tatilci akını
    by NTV on 11 Temmuz 2021 at 17:40

    Bodrum Datça, Marmaris ve Fethiye gibi turizm merkezlerinin bağlı bulunduğu Muğla’ya, Türkiye’nin dört bir yanından Kurban Bayramı tatili için binlerce kişi gelmeye başladı. Kent girişinde yaklaşık 8 kilometrelik araç kuyruğu oluştu.Türkiye’de normalleşmenin ardından yerli turistlerin Kurban Bayramı tatili erken başladı.Cuma gününden itibaren Antalya-Muğla ve Aydın-Muğla karayollarındaki trafik yoğunluğu bugün de sürdü.Isparta-Burdur istikametinden gelen araçlar, Menteşe ilçe merkezi girişinde yaklaşık 8 kilometrelik kuyruk oluşturdu.Muğla genelindeki turistlik tesislerde şimdiden doluluk oranın yüzde 90’a ulaştığı öğrenilirken, yakın illerden gelen yerli turistlerin ise günübirlik tatili tercih ettiği öğrenildi.

  • 6 bin nüfuslu ilçeye 200 bin kişi gidecek
    by NTV on 11 Temmuz 2021 at 12:53

    Bartın’ın tarihi ve turistik ilçesi Amasra’da bulunan otel ve pansiyonlar Kurban Bayramı öncesinde yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır, bayram öncesi ve bayram da dahil günübirlik tatilcilerle birlikte 200 bin turist beklediklerini söyledi.Amasra normalleşme döneminde ziyaretçilerin akınına uğramaya başladı. Kurban Bayramı öncesi alınan rezervasyonlarla 5 bin yatak kapasiteli otel ve pansiyonların yüzde 100’ü doldu.İlçe merkezi 6 bin 600 nufuslu Amasra’ya bayram tatilinde günübirlik tatilcilerle birlikte 200 bin turistin gelmesi bekleniyor.Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır bütün konaklama tesislerinin dolduğunu belirterek, “Amasra’mız her yıl olduğu gibi bu sene de yoğun bir ziyaretçi trafiğine sahne olacak. Şu anda bayrama 1 hafta var ama bütün konaklama tesislerimiz şimdiden yüzde 100 doluluk oranına ulaştı” dedi.Çakır, “Yani yer kalmadı. Tabii yoğun ziyaretçi akını Amasra’nın çevresindeki bütün köylerimizin gerek ev pansiyonculuğu konusunda ivme kazanmasına neden olacak” şeklinde konuştuMAVİ BAYRAKLI İNKUM’A GÜNDE 20-30 BİN TATİLCİ BEKLENİYORBartın’da 3 kilometrelik sahil şeridiyle tek mavi bayraklı plajı olan ve özellikle günübirlik turistlerin akın ettiği İnkum tatil beldesi de ilgi görüyor.Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın, “Daha şimdiden ve Kurban Bayramı tatili süresince Amasra ilçemize gelen misafirlerimiz mutlaka İnkum’a da uğruyor. Şu anda İnkum’da günlük 20-30 bin kişi bekliyoruz. Belediye olarak mavi bayraklı inkum’da bütün tedbirlerimizi aldık” diye konuştu.

  • Suluada ziyaretçilerini ağırlıyor
    by NTV on 10 Temmuz 2021 at 10:26

    Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan Sahili açıklarındaki Suluada, ziyaretçilerini büyülüyor. Yerleşimin bulunmadığı adaya teknelerle ulaşan yerli ve yabancı turistler, turkuaz renkli berrak suyun ve bembeyaz kumların tadını çıkarıyor.Antalya’da yaz tatilinin en çok ilgi gören doğal değerlerinden biri de Kumluca ilçesindeki Suluada.Saatlerce adada vakit geçiren tatilciler, adanın ortasında bulunan, kayalıkların altından yüzerek diğer tarafına da geçilebilen ve ‘Aşk Mağarası’ olarak adlandırılan mağaraya da yoğun ilgi gösteriyor.İki plajıyla Maldivler’e benzetilen ada, manzarasıyla da görenleri hayran bırakıyor.

  • Karavan rehberi: İzole tatile dair merak edilenler
    by NTV on 10 Temmuz 2021 at 04:48

    Pandeminin başlangıcından bu yana Türkiye’de izole tatil yapmak isteyenler için karavanlara ilgi arttı. Peki karavanların kiralama, satın alma ve kullanım maliyetleri ne kadar? Karavan parkları nerelerde var? İşte karavanlarla ilgili merak edilen her şey…Aşılamanın Türkiye genelinde yayılımının artması, hastalık seyrinin ve rakamların aşağıya çekilmesi, yaz ayları ve yaklaşan bayramla birlikte tatilcilerin de kendilerini tatil yörelerine atmalarını sağladı. Pandeminin başında yaygınlaşmaya başlayan karavan turizmi talebi bu sene de devam ediyor.  Karavan turizminden vaka sayılarının görece gerilediği 2021 yazında da vazgeçmediler.Sektör, pandemiden bağımsız olarak, Avrupa’da da olduğu gibi bir macera tatili olarak gören yeni bir tüketici kitlesi kazanmaya başladı. Hürriyet gazetesinden Cem Özenen’in haberine göre motokaravan kiralaması yapan şirketlerin sayıları her geçen gün artmaya devam ederken çekme karavan da yeni gözdeler arasında yer aldı.Çoğu tüketim ürününde olduğu gibi özellikle otomotiv sektöründe tüketicinin odağında ilk olarak fiyat yer alıyor. Yine tıpkı genel otomotiv sektöründe olduğu gibi karavan fiyatlarında da artış göze çarpıyor. Talebin artması ve döviz kurlarındaki değişim ile birlikte bir önceki yıla göre özellikle ikinci elde fiyatlar neredeyse 2 katına çıkmış durumda. Geçtiğimiz sene ilan sitelerinde uygun fiyatlı karavanların sayısının daha fazla olduğunu gözlemlerken bu sene, ikinci elde dahi ortalama satış fiyatının 200 bin seviyelerine çıktığını gözlemliyoruz. Bu rakamlar lüks karavanlarda ise 2-3 milyon TL seviyelerine kadar çıkabiliyor.Karavan alacak veya kiralayacak tüketicinin bilmesi gereken önemli maddelerden bir tanesi karavan tipleri. Çekme karavan ve motokaravan olarak ikiye ayrılan bu tiplerden hangisinin seçileceği ise hem ihtiyaca hem de kendi aracınızın olup olmamasına göre değişiklik gösteriyor. Kendi aracını kullanmak isteyen ve aracının motor gücü arkasında karavan çekmeye yetecek kişilerin tercihi genellikle 750 kilogramın altında ağırlığa sahip olan O1 sınıfı olarak adlandırılan karavanlar oluyor. Özel aracını kullanmak istemeyenler ise şu sıralarda bazı kurumsal firmalardan araç ile birlikte karavan kiralayabiliyor. Bir diğer çözüm olan motokaravan ise genellikle minivan tipi araçların arka bölgesinin karavana dönüştürülerek bu amaçla kullanılması şekline verilen isim. Bu tip araçlar tatil için olduğu kadar, film setleri gibi ticari olarak da kullanılabiliyor.Panelvandan karavana dönüştürülen veya satın alınan araçlar, içerisine eklenen donanımlarla birlikte toplam ağırlığı 3 bin 500 kilogramı aşmadığı sürece B sınıfı ehliyet ile kullanılabiliyor. Azami yükleri 3 bin 500 kilogramın üstünde olan ve yük taşımalarda kullanılan araçlar mevzuatta kamyon olarak geçiyor ve B sınıfı ile değil C sınıfı ehliyet ile kullanılabilir. Motokaravana dönüştürülen araçların çoğu da bu sebeple bu ağırlığın altında tutuluyor. Çekme karavanda da durum benzer şekilde ağırlığa göre işliyor. Karavanlar yarı römork sınıfına giriyor B, C, D sınıflarından herhangi birisinden ehliyeti olanlar yüklü ağırlığı 750 kilogram ve altında olan hafif römorkları takarak kullanabiliyor. Yükle birlikte ağırlık eğer 750 kilogramı geçerse BE sınıfı olarak geçen karavan ehliyetinin alınması zorunlu hale geliyor.Motorlu araçtan dönüştürülerek yapılan motokaravanların en büyük dertlerinden bir tanesi vergilendirme konusu. Ticari olarak alınan araçlar kasaları karavana dönüştürülürken karavan ruhsatı almak durumunda olduğu için 5 yaş ve altındaki araçlarda yüzde 160’lık bir ÖTV ile karşılaşılıyor. Bu sebeple Türkiye’de özellikle 6 yaşında ve daha yaşlı araçları trafikte görüyoruz. Yıllık olarak ödenen Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ise yine hem yaşına hem de motor hacmine bağlı olarak ödeniyor. Bu rakamlar ise 2021 yılında 570 TL ile 2 bin 311 TL arasında değişiklik gösteriyor. Motorsuz, aracın arkasına takılan 750 kilogram altı bir çekme karavan sahibinin ise yıllık MTV ödeme zorunluluğu yok.Çekme karavan ile motokaravan geçiş ücretleri farklılık gösteriyor. Çekme karavanlar, otoyollarda ve köprülerde 3 akslı oldukları için 3. sınıf araç olarak geçiyor. 2. sınıf olan motokaravanlardan daha yüksek ücret ödemek zorunda kalıyorlar.İstanbul’daki köprülerden ise, 5 Temmuz Şehitler Köprüsü karavan ile kullanamıyor. FSM köprüsünden benzer fiyatlandırma karşılığında geçilebiliyor. Osmangazi köprüsünde ise motokaravanlar 236 TL öderken, çekme karavanlar 280 TL ödemek zorunda kalıyor. Diğer tüm otoyollarda da benzer şekilde farklar bulunuyor. Deniz otobüsü ve feribotlarda ise araca bağlı römork veya tekne taşıyan römorklara (6m’den az uzunlukta) araçlarda ek olarak araç + karavan ücreti alınıyor.Karavan sahiplerinin araçlarını nereye park ettiği konusunda özel bir engel bulunmuyor. Standart araçların park etme yasağı olmadığı tüm bölgelerde karavan ile de duraklama yapmak ve akşam içerisinde uyumak konusunda bir engel bulunmuyor. Ancak Araca elektrik sağlamak, su tanklarını doldurmak, yiyecek içecek bulmak ve tuvalet ihtiyacı için Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki karavan parklarını kullanmak gerekiyor.Araçlarda ağırlık arttıkça motorun bu ağırlığı karşılamak için harcayacağı güç ve yakıt da artacaktır. Uzmanların belirttiği ise ortalama otomobile eklenen her 50 kilogram ağırlığın yaklaşık yüzde 2 civarında yakıt tüketimini arttırdığı yönünde. Motokaravan olarak dönüştürülen panelvanlara eklenen malzemeler ve arka kasa ile birlikte ağırlık arttığı için elbette yakıt tüketimi de bu doğrultuda artacaktır. Standart bir otomobilin arkasına bağlanacak 750 kilogramlık bir çekme karavan ise yaklaşık olarak yüzde 30’a yakın fazladan yakıt tüketmek anlamına gelecektir. Bu hesapla, 100 kilometrede ortalama 7 litre tüketen bir aracın tüketimi, 750 kiloluk çekme karavanla 9 litreye çıkabilir.Özellikle yaz aylarının gelmesi ile birlikte Ege ve Akdeniz gözde bölgeler haline gelmiş vaziyette. Cunda, Kaş, Fethiye Ölüdeniz, Asos, Kuşadası, Datça, Dalyan, Burdur Salda Gölü, İzmir Foça, Olimpos gibi bölgeler hem karavan parkları hem de sakinlikleri ile bu tarz tatilcilerin ilgisini çeken yazlık tatil bölgeleri arasında yer alıyor. Bunlara ek olarak Bolu Yedigöller, İğneada, Artvin Borçka ve Kapadokya gibi tatil yöreleri de karavan tatilcilerinin ve kamp severlerin ilgi gösterdiği bölgeler olarak dikkat çekiyor.Satış fiyatları gibi kiralama fiyatları bu dönemde yükseldi. Otel ve uçak fiyatlarındaki muazzam artış yine de tüketiciyi karavana yöneltti. Boyut ve donanıma göre değişmek üzere motokaravan günlük kiralama fiyatları 1.000 TL’den, çekme karavan fiyatları ise günlük 750 TL seviyelerinden başlıyor. Yaz aylarında tavan yapan fiyatlar ise sonbahardan itibaren bir miktar düşüyor. Temmuz ve ağustos aylarında ise kiralamak isteyenler rezervasyonların büyük çoğunluğunun dolması sebebiyle, pastırma yazı olan sonbaharı beklemek zorunda kalabilir.

  • Mor tarlalarda foto safari dönemi
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 14:46

    Son yılların gözdesi “mor turizm” lavanta tarlaları, yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun rağbet görüyor.Tekirdağ’da İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce mor renkli lavanta tarlasında foto safari etkinliği gerçekleştirildi. Saray ilçesindeki lavanta tarlasında morun tonlarını fon yapan fotoğraf tutkunları en güzel kareyi yakalamaya çalıştı.Vatandaşlar lavanta tarlasında oluşturulan dekorlarda fotoğraf çektirmek için adeta birbiriyle yarıştı. Tarlayı ziyarete gelenler, alana kurulan stantlarda lavantadan yapılan ürünlerden satın aldı.Vali Aziz Yıldırım, etkinlikte gazetecilere yaptığı açıklamada, Tekirdağ’ın birçok yerinde lavanta kokulu tarlaların olduğunu söyledi. Tıbbi ve aromatik bitkilerin önemine işaret eden Yıldırım, “Türkiye’de birçok yerde lavanta ekimi yapılıyor. Tıbbi ve aromatik bitki üreticilerimizi tebrik ediyorum. Bu ürünler vatandaşlarımız için aynı zamanda ek gelir de oluyor. Lavantayı üreten ve tanıtılmasına katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” dedi.İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu da Tekirdağ’daki lavanta tarlalarının kente çok sayıda ziyaretçi çektiğini dile getirdi. Lavanta ekiminin kentte yaygınlaştığını anlatan Hacıoğlu, “Bizler bu tarlalardaki mor rengin turizm ile buluşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Seneye daha fazla etkinlikler düzenleyerek daha çok kişinin ilimize gelmesine katkı sağlayacağız. İlimizdeki bu doğal güzellikleri İstanbul’a ve Türkiye’ye duyurmak istiyoruz. Herkes İstanbul’un yanı başındaki bu güzellikleri gelip görmeli” diye konuştu.

  • Giresun’da sakinlerinin ‘bir çuval altına değişmediği’ yer: Gölyanı Yaylası
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 14:05

    Giresun’da 1530 rakımlı Gölyanı Yaylası, gölü, otantik yayla evleri ve bakir kalmış doğal güzelliğiyle hayran bırakıyor.Ziyaretçilerini, yemyeşil çayırların ortasındaki gölüyle kendisine hayran bırakan Gölyanı Yaylası’nın sakinleri, hayvanları ile köyden buradaki evlerine göç etmeye mayıs ayında başlıyor. Bir süre buradaki evlerinde konaklayan vatandaşlar, ardından daha üst rakımdaki yaylalara göç ediyor.Yeni yapılaşmaya müsaade edilmeyen ve yaylacıların daha çok yaylaya giderken ya da dönerken geçici barınma alanı olarak kullandığı Gölyanı Yaylası’ndaki ahşap evler, ortama ayrı bir güzellik katıyor.Gölyanı Yaylası Doğal Sit Alanı’nın, 13 Mayıs 2020’de Resmi Gazete’de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan “kesin korunacak hassas alan” olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin karar, yaylanın doğallığının korunması adına yöre halkını sevindirdi.Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş, yaptığı açıklamada, Gölyanı Yaylası’nın Karadeniz’in el değmemiş bakir noktası olduğunu söyledi. Yaylanın, “kesin korunacak hassas alan” olarak tescil ve ilan edilmesinin, istedikleri bir karar olduğunu belirten İbaş, “Yayla sit alanı vasfını koruyor, kesinlikle yapılaşmaya müsaade edilmiyor. Sayın Cumhurbaşkanımıza, milletvekillerimize, bu işin peşinde koşan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi. İbaş, herkesi Gölyanı Yaylası’nı görmeye davet ederek, “İnsanlar ziyaret ettiklerinde bizim ne demek istediğimizi anlayacaklar” diye konuştu.Yapılaşma olmamak kaydıyla yaylanın turizme açılmasını istediklerinin altını çizen İbaş, şöyle devam etti: “Gölyanı’nın doğasının yapılaşmayla bozulmasını kimse istemiyor. Turizme açılsın ama doğallığının kaybolmasını kesinlikle istemiyoruz. İster ahşap, ister başka bir şeyden olsun yapılaşmaya hiçbir şekilde müsaade edilmeyecek. İnsanlar oraya 4-5 katlı otel yapılacağını zannetmesin. Belki küçük, gelenlerin ihtiyaçlarının karşılanacağı bir yer yapılabilir, bunu da ‘belki’ diyorum, gerekli yerlerin izin vermesi şartıyla”İbaş, daha önce Gölyanı Yaylası’nda kaçak yapılaşmalar olduğuna işaret ederek, iki yıl önce 30 civarında evin ilgili kurumların ekiplerince yıkıldığını aktardı. Başkan İbaş, her yıl yaylada izinsiz yapı inşa etmeye çalışanlar olduğunu ancak bunlara kesinlikle müsaade edilmediğini sözlerine ekledi.Gölyanı Yaylası’na hayvanlarını otlatmak için gelen Cemile Okur, burada doğup büyüdüğünü söyledi. Her yıl bu aylarda yaylaya gelip bir süre kaldıktan sonra üst rakımdaki yaylalara göçtüklerini anlatan Okur, “Sonbaharda tekrar buraya dönüyoruz. Burası bizim için çok önemli. Her şeyi doğal, buraya geldiğimizde içimiz huzur doluyor. Bir çuval altını önüme koysanız burayı vermem” diye konuştu.Okur, bazı kişilerin yaylaya izinsiz ev yapmaya çalıştığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Her yere ev yapılırsa doğal ortam çirkin olur. Yapılanlar yıkıldı, daha da artık yaptırmıyorlar. Çayırda ev olur mu? Olmaz. Bir sene içinde yaptılar, bir saatte evler yıkıldı. Vatandaşa da masraf oluyor, hiç yapılmasa en baştan daha iyiydi”Yaylada hayvanlarını otlatan 70 yaşındaki Hasan Okur ise 5 yaşından beri her yıl Gölyanı Yaylası’na geldiğini söyledi. Yaylanın doğal güzelliğinin hiçbir zaman kaybolmasını istemediklerini belirten Okur, “Otel veya başka bir şey yapılmasını kesinlikle kabul etmeyiz. Gölün temizlenmesi söz konusu, onu yaparlarsa güzel olur. Bu doğayı nereye gidersen git bulamazsın. Buranın korunması için alınan her karar için sevinçliyiz” dedi.

  • 5 katlı 26 odalı mağaralar manzarasıyla büyülüyor: Bingöl Zağ Mağaraları
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 12:28

    Bingöl’ün Kuşburnu köyünde yer alan 5 katlı 26 odalı Zağ Mağaraları izole rota arayan doğa tutkunlarının yeni adresi oldu.Bingöl kent merkezine 23 kilometre uzaklıkta bulunan Yukarı Kaleköy Barajı’na hakim noktada yer alan, insan eliyle yapılmış, birbirine kademeli geçişlerle bağlantılı odalara sahip Zağ Mağaraları manzarası ile ziyaretçileri adeta cezbediyor.Doğaseverler normalleşme sürecinde ilginin arttığı mağaraları, düzenlenen etkinliklerle görme fırsatı buluyor.Bölgeyi ziyaret edenler halat yardımı ile ulaştıkları mağaralardan gördükleri manzara karşısında hayranlık duyuyor.Bingöl Fotoğraf ve Sinema Derneği Başkanı Kenan Nihat Elçi, bölgenin son zamanlarda ciddi bir ilgi gördüğünü söyledi. Dernek olarak her yıl mağaraya gezi düzenledikleri ifade eden Elçi, “Milattan sonra 5. yüzyıldan günümüze kadar ayakta durabilmiş. Her katı birbirinden bağımsız, kendi içinde merdivenlerle çıkılabilen bir yer. Aynı zamanda 5-10 metre derinliğinde depo olarak kullanılmış alanlar var” dedi.Elçi, mağaranın il dışında yaşayanlar için mutlaka görülmesi gereken bir yer olduğunu dile getirerek, “Gezginler için güzel ve görülmeye değer, müthiş bir manzarası olan bir yer” diye konuştu.Kuzey Yüzü Dağcılık Kulübü ve Doğa Sporları Kulübü’nün organizasyonu ile mağaraları ziyaret eden Bingöl Üniversitesi öğretim görevlisi Mahmut Çakan da salgın nedeniyle ara verdikleri gezilere yeniden başladıklarını belirtti.Mağaraları daha önce çok duyduklarını anlatan Çakan, “Kısıtlamaların kaldırılmasıyla ilk fırsatta buraya geldik. Gerçekten çok harika. Herkesin rahatlıkla gelip görebileceği ve doğanın tadını çıkarabileceği bir yer. Herkese tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.Mağaraları ilk kez görme fırsatı bulan Mahir Zoroğlan da gördüğü manzaraya hayran kaldığını aktardı. “İyi tanıtılırsa turizme kazandırılacak bir yer.” diyen Zoroğlan, mağaraları ve manzarayı çok beğendiğini belirtti.Üniversite öğrencisi Esra Çiçek de bölgeyi eşsiz güzellikte bulduğunu dile getirerek herkese görmelerini tavsiye etti. “Daha önce hiç gelmedim, ilk oldu. İyi ki de geldim. Burayı göremeyenler için büyük bir eksiklik. Özelikle de doğaseverler için” diyen Çiçek, mağaraların adeta tarihe tanıklık ettiğini kaydetti.

  • Avrupa’nın popüler tatil destinasyonları kirlilik seviyesine göre sıralandı
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 12:11

    Dünya genelinde corona virüse karşı aşılamanın artmasıyla, bu yaz turizm sektöründe önceki yıla göre daha hareketli bir dönem bekleniyor. Bilim insanları, yaz aylarında Avrupa’nın hangi kentlerinin en kirli havaya sahip olduğunu ortaya çıkardı. Tatil kentlerindeki hava kirliliği, ince partikül madde (PM 2,5 ) ve azot dioksit (NO2) oranları açısından ölçüldü. Söz konusu maddeler, akciğer ve kalp hastalıklarına neden neden oluyor ve Covid-19’un seyrini kötüleştirebiliyor.Bilim insanları, Avrupa kıtasında yaz aylarında en kirli havaya sahip olan kentleri ortaya koydu. ABD’li hava ölçümü şirketi Airly’den araştırmacılar, Avrupa kıyılarındaki şehirlerden  ince partikül madde (PM 2,5) ve nitrojen dioksit (NO2) olmak üzere iki tür hava kirliliği hakkında sensör verileri topladı.Sonuçlarda özellikle, İspanya’nın güneyindeki şehirlerde, Kanarya adalarında ve İtalyan adası Sardunya’nın yüksek ince  partikül madde (PM 2,5) seviyelerine sahip olduğu görüldü.Diğer taraftan, azot dioksit (NO2) kirliliği söz konusu olduğunda ise Yunanistan’daki Atina ve Polonya’daki Kraków’un neredeyse Londra kadar kötü durumda olduğunu ortaya koydu.Bununla birlikte, azot dioksit mevcut kalp ve akciğer hastalıklarını kötüleştiriyor ve  iltihaplı solunum hastalıklarına yol açıyor. Partikül madde (PM 2,5) kirliliği ise, akciğerlerde ve kan damarlarında çeşitli hastalıklara yol açıyor.Son dönemde yapılan tıbbi çalışmalar kalp ve damar hastalıklarının hava kirliliği, özellikle de ince partikül (PM 2,5) kirliliği ile ilişkili olduğunu kanıtladı. Bir insan saç telinin yaklaşık yüzde 3’ü büyüklüğünde olan bu maddeler kan damarlarında birikerek, damar tıkanıklığı ve kalp yetmezliği gibi ciddi sorunlara neden olabiliyor.Enerji ve Temiz Hava Araştırmaları Merkezi (Centre for Research on Energy and Clean Air, CREA)  tarafından yapılan bir araştırma,  hava kirliliği seviyesinin yüksek olduğu yerlerde yaşayan insanların, Covid-19’un  yıkıcı etkilerini yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğunu ortay koydu.   ABD, Avrupa ve İngiltere’de gerçekleştirilen farklı çalışmalar da hava kirliliğinin, kirli havaya uzun süre maruz kalmış insanlar için, corona virüsten kaynaklanan ölüm oranını artırdığını gösterdi.Bazı partiküller (parçacıklar) belirli bir kaynaktan doğrudan salınırken bazıları atmosferde gazlar ve parçacıklar birbirleriyle kimyasal olarak etkileşime girdiğinde oluşuyor. Örneğin, santrallerden çıkan gaz halindeki kükürtdioksit, havadaki oksijen ve su damlaları ile reaksiyona girerek, ikincil bir parçacık olan sülfürik asiti oluşturuyor.PM 2.5 olarak adlandırılan ince parçacıklar ise çeşitli kaynaklardan geliyor.  Bunlar arasında enerji santralleri, fabrikalar, motorlu taşıtlar ve uçakların yakıt artıkları, evlerdeki odun ve kömür kullanımı, orman yangınları, tarımsal yanma, volkanik patlamalar ve toz fırtınaları yer alıyor.Diğer taraftan araştırmanın yazarları, hava kirliliğinden uzak bir tatil isteyenlerın İskoçya’yı tercih edebileceğini açıkladı. Analizler, ülkenin kıyılarının tüm Avrupa kıtasındaki en temiz havaya sahip olduğunu gösterdi.Airly, insanların bu yaz tatil yerlerini seçerken sonuçlarına dikkat etmeleri gerektiği konusunda da uyardı. Öte yandan hava kirliliği verileri, Avrupa Çevre Ajansı aracılığıyla devlet izleme istasyonlarından ve kıyı şeridinden 15 kilometre uzakta bulunan Airly sensörlerinden elde edildi. Bilim insanları, genel olarak en yüksek düzeyde hava kirliliğinin, büyük miktarda ticari veya endüstriyel faaliyet ve yüksek trafiğe sahip, yüksek oranda kentleşmiş ada kıyılarında bulunduğunu söyledi.Londra 33.82. Atina 33.73. Krakow 33.14. Paris 25.85. Roma 24.56. Milano 23.77. Madrid 22.58. Prag 19.59. Berlin 19.110. Barselona 18.211. Lizbon 14.2 2020 yaz ayları için ortalama NO2 µg/m3 konsantrasyonu, ( Haziran-Ağustos 2020).Avrupa’nın en çok ve en az kirli olan ilk beş kıyı bölgesi, partikül madde (PM) seviyelerine göre aşağıda sıralanıyor. EN KİRLİ BÖLGELER 1.. Kanarya Adaları, İspanya (30,6) 2. Malta (30.2) 3. Sardegna, İtalya (29.1) 4. Endülüs, İspanya (26.9) 5. Murcia, İspanya (24.6) 6. Campania, İtalya (24) EN AZ KİRLİ BÖLGELER Doğu İskoçya (7.22)  Açores, Portekiz (7.76) Highlands and Islands, İskoçya (7,77) Övre Norrland İsveç (8.15) Batı Orta İskoçya (8.30)  Pomorskie, Polonya (8.42) 2020 yaz ayları için ortalama veriler (Haziran-Ağustos 2020).

  • Nijerya’da Kapadokya temalı restoran
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 11:02

    Nijerya’nın başkenti Abuja’da açılan Kapadokya temalı restoran, müşterilerine, Türkiye’ye hiç gitmeden Kapadokya deneyimi yaşatıyor.Mağara konseptli Kapadoccia ismiyle hizmet veren restoranda, sinevizyonla duvara yansıtılan Kapadokya videosu, müşterilere Türkiye’yi ziyaret etmenin hayalini kurduruyor.Restoranın Genel Müdürü Oliver George, 3,5 yıl önce Kanada’dan Nijerya’ya geldiğini ve başkent Abuja’yı çok beğendiğini söyledi.George, yıllardır Nijerya’da restoran açma hayali kurduğunu ve dikkati çekecek bir şey ortaya çıkartmak istediğini anlattı.Konsept konusunda çok zorlandığını vurgulayan George, “İlk olarak mağara konseptli bir restoran düşündük, bununla ilgili internette araştırmalar yaparken tesadüfen Kapadokya’ya rastladık ve çok beğendik” dedi.George, Türkiye’ye hep gitmek istediğini ifade ederek, Kapadokya’nın Türkiye’de olduğunu görünce bu fırsatı kullanarak restoranın çizimini yapan mimarla Kapadokya’yı ziyaret ettiklerini dile getirdi.”Menüde Türk yemekleri bulunuyor”Türkiye’yi ve Kapadokya’yı çok beğendiklerini anlatan George, “Kapadokya’yı ziyaret ettik ve gerçekten orayı çok beğendik, ‘hemen böyle bir şey yapalım’ diye karar verdik” dedi.George, restorana da “Kapadoccia” ismini verdiklerini, ziyaretleri sırasında Kapadokya’dan aldıkları bazı objeleri restoranda sergilediklerini ifade etti.Menüde Türk yemeklerinin de bulunduğunu belirten George, ziyaretçilere pide, lahmacun, karnıyarık, İskender ve Adana kebap gibi yemekleri servis ettiklerini ifade etti.George, buraya gelen müşterilerin kendilerini Türkiye’deymiş gibi hissetmelerini istediklerini vurgulayarak “Gelenlere ilk önce kolonya veriyoruz ve yemekten sonra çay, lokum ikram ediyoruz” diye konuştu.Restoranın çok beğenildiğini vurgulayan George, gelenlerin çoğunun böyle bir konsepti daha önce hiç görmediklerini söylediklerini aktardı.Bazı müşterilerin restorana geldikten sonra Kapadokya’ya gitmek istediklerini söyleyen George, “Buraya gelen bazı kişiler de Fransa, Hollanda, ABD gibi Avrupa ülkelerini ziyaret ettiklerini ancak Kapadokya’yı hiç duymadıklarını, bu restoran sayesinde de gitmek istediklerini söylüyor” ifadesini kullandı.George, ileride Türk turizmine katkı sağlamak için Türk Hava Yolları (THY) iş birliğinde Nijerya’dan Türkiye’ye ziyaretçi göndermeyi hedeflediğini söyledi.Müşterilerden Maryama Shehu, Türkiye’nin adını duyduğunu ancak Kapadokya gibi bir yerin varlığından hiç haberdar olmadığını söyledi.Shehu, bu restoran sayesinde Türkiye’ye gitme hayali kurduğunu belirterek “Çok güzel bir restoran, bu restoran böyle ise gerçek Kapadokya nasıldır kim bilir. Muhakkak görmek istiyorum.” diye konuştu.

  • Villa turizminde Kurban Bayramı yoğunluğu
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 10:41

    Turizm merkezi Antalya’da özellikle salgın sürecinde yoğun ilgi gören ve izole tatil imkanı sunan villalarda, Kurban Bayramı için doluluk oranları yüzde 100’e yaklaştı.Denizi, kumu, güneşi kadar tarihi ve doğal güzellikleri, antik kentleri, mağaraları, koyları ve lüks tesisleriyle ünlü Antalya, özellikle son yıllarda villa turizmi ile de ön planda. Dünyayı etkisi altına alan corona virüs (Covid-19) salgını sürecinde sakin ve izole tatil yapmak isteyenlerin tercih ettiği villalara bayram tatili için de ilgi arttı.Antalya’nın Belek Turizm Merkezi ve Kaş ilçesi Kalkan bölgesinde deniz ve doğayla bütünleşen villalarda Kurban Bayramı tatili için doluluk oranı yüzde 99’a ulaştı.Daha çok aile ve arkadaş gruplarının uzun süreli tatil için tercih ettiği villalarda misafirlere, jakuziden spor salonlarına, açık ve kapalı yüzme havuzlarından hamam ve saunaya her türlü imkan sağlanıyor.Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Batı Antalya Bölge Başkanı Rıza Perçin, villa turizmi için kiralama yaparken dikkatli olunması uyarısında bulundu. Salgınla villaların daha da öne çıktığını aktaran Perçin, “Özellikle salgından sonra izole tatil yapmak isteyen yerli turistlerin bayram için de talebi çok fazla. Villa kiralamayla ilgili dolandırıcılık şikayetleri ve tatilcilerin mağduriyetleri olabiliyor” dedi.Uluslararası Helal Turizm Derneği Genel Sekreteri Emrullah Ahmet Turhan da villa turizmine her geçen gün talebin arttığını söyledi. Kurban Bayramı öncesi ve sonrası için de yoğunluk olduğunu vurgulayan Turhan, “15 Eylül’e kadar neredeyse villalarda hiç boş yer yok. Ancak iptal ya da iade olursa müşterilerin talebini karşılayabiliyoruz. Onun dışında maalesef yer yok. Villalar dolu. 15 Eylül sonrasına taleplere cevap verebiliyoruz. Kısıtlamalar kalkınca tatil için müthiş talep oldu” diye konuştu.Kalkan’da villa turizmi hizmeti veren bir firmanın sahibi Fatih Ünal da salgınla birlikte “izole tatil” ve “villa tatili” kavramlarının oluştuğunu kaydetti. Kaş’ta villalara özellikle son iki yıldır yoğun talep aldıklarını aktaran Ünal, “Bayramda Kaş, Kalkan ve çevresindeki mahallelerde villalar yüzde 99 doluluk oranına ulaştı. Bölgeye gelen misafirlere güzel bir tatil yaşatacağız” diye konuştu.Villanın durumuna ve kapasitesine göre fiyatların değiştiğine işaret eden Ünal, her bütçeye uygun fiyatta villa olduğunu anlattı. Ünal, villalarda özel havuz, hamam, sauna, sinema odası, açık hava jakuzi, çocuklar için eğlence alanları olduğuna dikkati çekerek, “Balayı villaları ve geniş aile villaları mevcut. Bunların haftalık fiyatı 24 bin 950 lira. Fiyatlar, eylül-ekim döneminde daha uygun hale geliyor” şeklinde konuştu.Seyahat acentesi sahibi Şakir Efeoğlu da bölgede cip safari, tekne turu, dalış, villa ve otel konaklamalarında yoğunluk yaşandığını vurguladı. Turizmci olarak yoğunluktan memnun olduklarını belirten Efeoğlu, bu yoğunluğun kasımın son haftasına kadar süreceğini düşündüklerini ifade etti.

  • Antalya’da denize sıfır bedava tatil: Çardak Beach
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 10:14

    Antalya’nın Aksu sahilinde, denize sıfır tatilin bedava sunulduğu Çardak Beach’te çevre mahalleler başta olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinden gelen vatandaşlar, sahil kesiminde kurulan çardaklarda, doğayla iç içe tatil yapmanın keyfini çıkarıyor.Antalya’nın Aksu sahilinde, kumsala kurulan çardaklarda her yıl yaz aylarında ücretsiz tatil yapan vatandaşlar, dedelerinden kalma “çardaklı tatil” geleneğini sürdürüyor.Aksu ilçesine bağlı Kumköy sahilinde, çevre mahalleler başta olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinden gelen vatandaşlar, beş yıldızlı otellerin bulunduğu sahil kesiminde kurdukları çardaklarda tatillerini yapıyor.Her yıl haziran başından itibaren bölgeye gelerek kurdukları derme çatma çardaklarının eksiklerini tamamlayanlar, eylül ortalarına kadar denizin keyfini çıkarıyor.Çevre mahallelerde arazisi olan bölge sakinleri ise gündüz bahçelerindeki işleriyle ilgilenirken, akşam saatlerinde aileleriyle çardakta vakit geçiriyor.Yaklaşık 750 ahşaptan çardağın bulunduğu ve 3 bin kişinin tatil yaptığı bölgedeki vatandaşlar, çevredeki beş yıldızlı otellerde tatil yapan turistlerin de dikkatini çekiyor.Tatilcilerden Filiz Tunç, çardakta tatil uygulamasının dedelerinden kendilerine miras kaldığını söyledi. 15 yıldır bölgeye geldiğini aktaran Tunç, “Atalarımız, dedelerimiz, yıllar önce buraya gelerek çardaklarını kurmuş. Her yaz gelerek çardaktaki eksikleri tamamlayarak yerleşiyoruz. Yaz boyunca da günümüzü burada geçiriyoruz. Denize girmek isteyen denize giriyor, yürümek isteyen sahilde yürüyüşünü yapıyor. Özelikle salgın döneminde öyle bir sıkıldık ki, onun stresini burada atıyoruz” diye konuştu.Tatilcilerden Sümeyra Tunç da yıllardır her yaz bölgeye geldiklerini belirterek, “Yazın sıcak günlerini denize sıfır kurulan çardaklarda geçirmekten büyük keyif alıyoruz. Sahilde gezen turistler de zaman zaman bizlere selam veriyor” dedi.Tatilcilerden Serap Gök ise yaz aylarını ailecek çardakta geçirmenin ayrı bir keyfi olduğunu dile getirdi. Her yaz geldikleri bölgede kimseyi rahatsız etmeden tatillerini yaptıklarını vurgulayan Gök, “İşimizi gücümüzü hallettikten sonra herkes kendi çardağına geçiyor. Millet burada ailesiyle, arkadaşlarıyla sohbetini ediyor. Denize giriyor, balığını tutuyor, çayını demliyor. Bizler atalarımızın geleneğini sürdürüyoruz. Burası çok ayrı bir yer. Doğal ortamının korunmasını istiyoruz” dedi.

  • Buzul Çağı’ndan kalma Dipsiz Göl, ‘çamur göl’ oldu
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 07:48

    Gümüşhane’nin Taşköprü Yaylası’nda define kazısı sonucu yok olan ve eylem planı kapsamında eski haline döndürülmeye çalışılan, Buzul Çağı’ndan kalma 12 bin yıllık Dipsiz Göl, berraklığına kavuşamadı. Çamurlu haliyle göl, eski dokusundan uzak görünüme büründü.Kent merkezine 50 kilometre uzaklıkta, deniz seviyesinden 2 bin 140 metre yükseklikte olan ve manzarasıyla ilgi çeken Taşköprü Yaylası’ndaki Dipsiz Göl’de, ‘define’ söylentisi üzerine 2 kişi, kazı için başvuruda bulundu. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün olumlu görüşleri üzerine Gümüşhane Müze Müdürlüğü’nce ilgili kişilere define arama ruhsatı verildi. Bölgede, 6 Kasım 2019’da, jandarma yetkililerinin eşlik ettiği kazıda suyu tahliye edilen göl alanı, iş makineleri ile kazıldı. Jandarma ekipleri, kazı alanına kimsenin yaklaşmasına izin vermedi. Kaynağı ve akarı olmayan Dipsiz Göl’de, 4 gün sürdürülen kazı çalışmaları, define bulunamayınca sonlandırıldı.Buzul Çağı’ndan kalma, 12 bin yıllık Dipsiz Göl’de tamamlanan kazı çalışmalarının ardından ekipler, alandan ayrıldı. Yol seviyesi ile birleştirilen göl alanı, taş ve toprak yığını haline döndü. Kazı sonrası toprak doldurularak kapatılan Dipsiz Göl’ün eski haline döndürülmesi için çalışma başlatıldı. 4 maddelik eylem planı kapsamında göl için alana dökülen, dayanıksız toprak çıkarıldı. Yerine ise suya dayanıklı kireçli ve killi toprak döküldü.Silindirle tabanı hazırlanan göl alanına, yandaki dereden boru hatlarıyla doğal kaynak suyu verildi. Göl çevresinin flora ve endemik türlerinin korunmasına yönelik de çalışma gerçekleştirildi. Göle yakındaki doğal kaynaktan su verildi. 1 ay boyunca su verilen göl doldu, su tutmaya başladı ancak berraklığına kavuşamadı. Çamurlu haliyle göl, eski dokusundan uzak görünüme büründü.Gölün eski haline dönmesinin mümkün olmadığını söyleyen jeoloji mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, “Doğal ekolojik yapıyı yapay olarak yapmak mümkün değil çünkü göldeki koşullar kısa zaman içinde değil uzun jeolojik dönemde gelişmiş yapılardı. Göl suyunun bulanık olduğunu, eski özellikte olmadığını görüyoruz. Gölü besleyen sular yer altı ve yer üstü drenajı kazı nedeni ile tahrip edildi. Kazıda gölü besleyen drenaj sistemi yok edildi, doğal ekolojik yapı bozuldu. Dipsiz Göl artık ölmüştür” dedi.Yapılanın hata olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bektaş, “Bu hatadan ders çıkarılmalı. Bölgemizde bu göl gibi çok daha güzel ve büyük göllerimiz var. Bu gölleri korumamız lazım. Özellikle küresel iklim nedeni ile Doğu Karadeniz, Türkiye’nin en güzel yaşanabilir yerleri. Biz bu doğal güzellikleri turizme katabilirsek bu bölgenin yaşam kalitesi daha da çok artar” diye konuştu.Yaylada yaşayan Hüseyin Fidan ise “Göl, define arama bahanesi ile işgal edildi, doğası bozuldu. Bakanlık el koyduktan sonra gölde güzel çalışmalar yapıldı. Buranın turizme kazandırılmasını bekliyoruz” dedi.Süleyman Dervişoğlu ise “Gölü görmeye çok insan geliyor. Ben de gölde görsel bir şölen olsun, diye heves ettim, kaz aldım. Kazlarımı sürekli buraya getirip gölde yüzmelerini seyrediyorum” diye konuştu.

  • Turizmde yüzler gülüyor: Yüzde 190’lık artış var
    by NTV on 9 Temmuz 2021 at 07:00

    Pandemide normalleşmeye dönülmesinin ardından turizmde yüzler gülmeye başladı. Geçen yılın Haziran ayına göre turizmde yüzde 190’lık bir artış oldu.Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkan Yardımcısı Kaan Kavaloğlu, Avrupa’nın tamamının temmuz ayının üçüncü haftasından itibaren Türkiye’ye gelmeye başlayacağını söyledi.Kavaloğlu, yaptığı açıklamada 26 haziran tarihinde Antalya’nın 56 bin kişi ile pandemi döneminin rekorunu kırdığını, bunun çok ciddi bir bir rakam olduğunu belirtti. Kavaloğlu, ”Haziran ayını ise 2020 yılının Haziranına göre yüzde 190’lık bir artışla kapattık. Ancak gelinen rakam yeterli değil. Önemli olan Temmuz ve Ağustos aylarının geçen yılın rakamlarının üzerinde geçiyor olmasıdır. Antalya’ya yıllık gelen toplam kişi sayısı 1.5 milyonu aştı. Ama şunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Geçen yıl Nisan ve Mayıs ayında hiç turist gelmedi” dedi.”TEMMUZ AYININ SONUNA DOĞRU TÜM AVRUPA TÜRKİYE’YE AÇILACAK”Temmuz ve Ağustos aylarında Rusların ağırlık kazanmasıyla birlikte Alman turist sayılarının da artacağını düşündüğünü vurgulayan Kavaloğlu, ”Şu anda bizim ana problemimiz olarak İskandinav ülkeleri, Hollanda, Belçika ve İngiltere kaldı. Bu ülkelerin arasında en sonİngiltere açılır. Temmuz ayı sonuna doğru İngiltere hariç tüm Avrupa’nın da Türkiye’ye açılacağını düşüyorum” diye konuştu.”AVRUPA’NIN ELİNDE SADECE YUNANİSTAN KALDI”Türkiye’nin Güvenli Turizm Sertifikası ile ön plana çıktığına işaret eden Kaan Kavaloğlu, “Rakibimiz olan diğer ülkelerinde ne yaptıklarını iyi görmek lazım. Avrupa’nın turizmde bize rakip olarak İspanya ve Yunanistan’ı çıkaracağını bekliyorduk. Portekiz bize sürpriz oldu. Ama bizim uyguladığımız güvenli turizm sertifikası uygulamasını bu ülkeler başarılı bir şekilde uygulayamadılar” şeklinde konuştu.Avrupa Birliği’nin bir turizm hareketi oluşturma çabasında olduğunu belirten Kavaloğlu, sözlerine şöyle devam etti:”AB, turizmde İspanya ve Yunanistan’ın yeterli olmadığını görünce Portekiz’i de devreye soktu. Ancak Portekiz pandemi döneminde iyi bir sınav veremedi. Şu anda Portekiz’e sıcak bakılmıyor. İspanya’nın bazı adalarında da problemler var. Afrika ülkeleri ve Mısır çok güven vermiyor. Bu durumda tatil için AB’nin elinde Yunanistan ve Türkiye kaldı. Yunanistan ise gelenlerin ne kadarını kaldırabilir, bu ortada. Türkiye’nin ise Rusya ve BDT gücü var. Bu nedenle tüm Avrupa’nın Türkiye’ye Temmuz ayının 3.cü haftasında açacağını düşünüyorum””İNGİLİZ PAZARI EYLÜL’DE AÇILIR”İngiltere pazarının ise Eylül ayından önce açılmasını beklemediğine dikkat çeken Kavaloğlu, ”Ancak İngiltere kendi içinde dışarıya gidememekten dolayı çok büyük eleştiriler alıyor. Yeni varyantların çıkış noktası olması bir parça onları zor durumda bıraktı. Zaten İngiltere’de vakalar belli düzeye inmedikçe bizde İngiltere’den turist kabul etmemeliyiz. İngilizler kendi içinde problemi halledene kadar İngiltere Türkiye’ye açılmamalı” dedi.”ANTALYA’DA SEZON ARALIK AYI SONUNA KADAR DEVAM EDER”Antalya’da sezonun Aralık ayı sonuna kadar devam edeceğini dile getiren Kaan Kavaloğlu, ”Bu yıl turizm sezonu yıl sonuna kadar uzayacak. Kasım ve Aralık ayları da iyi geçecektir. Güvenli turizm sertifikasını iyi uygular, pandemi artış göstermezse bu yıl Antalya’da turizm sezonu yıl sonuna kadar devam eder” diye konuştu.VİDEO: TURİZMDE NORMALLEŞME DÖNEMİ

  • Sat Buzulları’nı görmek için Tekirdağ’dan Hakkari’ye 2 bin kilometre yol katettiler
    by NTV on 8 Temmuz 2021 at 13:26

    Tekirdağ’da yaşayan Erdoğan ailesi, Sat Buzul göllerini görmek için Hakkari’nin Yüksekova ilçesine geldi.Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki Sat Buzul Gölleri, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ‘milli park’ ilan edildikten sonra doğaseverlerin uğrak mekanı haline geldi. Türkiye’nin bir ucunda bulunan Tekirdağ’da yaşayan Erdoğan ailesi, Sat Buzul göllerini görmek için Yüksekova ilçesine geldi. Erdoğan ailesi, merak ettikleri Cilo ve Sat Buzul göllerinin el değmemiş doğasına hayran kaldı. İŞTE TÜRKİYE’NİN 45 MİLLİ PARKI3 bin 400 rakımda bulunan şelaleleri ve gölleri doyasıya gezen Adnan Erdoğan, “Biz yaklaşık 2 bin kilometre uzaklıktan geldik. Öncelikle yollar beklediğimden daha iyiydi. Gittiğimiz yerlerde gölleri, göllerin çevresindeki karları, doğadaki çiçekleri görüp o manzarayı yaşamak çok güzel bir keyifti. En son geldiğimiz Sat Gölleri’nden büyük gölde gördüğümüz buzullar, şelale ve yine o buzullarda yürüyüşümüz ve şelalelerdeki suyu iliklerimize kadar hissettiğimiz anlar unutulmazdı” dedi.Sat Buzulları’nda gördüğü renk cümbüşünün kendisini çocukluğuna götürdüğünü belirten Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Buzul bölgesinde büyük göllerin üzerinde daha küçük bir göle gittim. Orada gördüğüm renk cümbüşü beni çocukluğuma götürdü. Çünkü bende çocukluğumda yazları küçükbaş hayvancılık için gittiğimiz Munzur Dağları’ndaki anları yaşadım. Bu gezide bize rehberlik eden Kahraman Aytan’a teşekkür eder ve özellikle insanları bu bölgeleri görmeye davet ediyorum”Ailece Yüksekova’ya geldiklerini dile getiren Meryem Akdeniz Erdoğan da, “Tekirdağ’dan buraya yaklaşık 2 bin kilometrelik yol geldik. Çok yorucu oldu, ama bugünkü gezimizden sonra gördüğümüz Sat Gölleri ve bölgesindeki doğal güzellikler bütün yorgunluğumuzu aldı” dedi.Bölgeyi çok beğendiğini ve tekrar geleceğini sözlerine ekleyen Erdoğan, “Yaşadığım güzellikler rüya gibi geldi. Bize eşlik eden Yüksekova Doğa Tutkunları Kulüp Başkan Yardımcısı Kahraman Aytan’a çok teşekkür ederiz. Ayrıca Yüksekova halkına, esnafına misafirperverliklerinden dolayı çok teşekkür ederim. Herkesin buraya gelmesini ve görmesini isterim. Rüya gibi her şey, tekrar gelmek ümidiyle ayrılıyoruz” diye konuştu.Yüksekova Doğa Tutkunları Kulüp Başkan Yardımcısı Kahraman Aytan da, yerli ve yabancı misafirleri doğal güzelliklerle buluşturmaya devam ettiklerini belirterek, “Bu hafta Tekirdağ’dan bir aile misafirimiz oldu. Kendileri Cilo ve Sat dağlarında bulunan Sat Buzul göllerini merak ettikleri için ziyaret etmek istediler. Bizde ailemizi Sat Buzul göllerine getirdik. Ciddi anlamda hayran kaldılar. Bende bölgedeki tüm doğal güzellikleri görmelerini sağladım” şeklinde konuştu.

  • Sahte siteden rezervasyon yaptıran gurbetçi aile dolandırıldı
    by NTV on 8 Temmuz 2021 at 10:59

    Antalya’nın Manavgat ilçesindeki 5 yıldızlı bir otele tatil rezervasyonu yaptırmak isteyen gurbetçi Ahmet Sünbül ve ailesi, dolandırıldı. Otele aitmiş gibi gösterilen sahte internet sitesindeki telefonu arayıp, 4 günlük tatil için 1400 euro ödeyen aile, gerçeği otele geldiklerinde öğrendi. Tatili zehir olan aile şikayetçi oldu.Belçika’da mermer işleriyle uğraşan Ahmet Sünbül, eşi ve 3 çocuğuyla Manavgat’ta tatil planları yaptı. İnternetten otelleri araştıran Sünbül, 5 yıldızlı bir otelde karar kıldı. Girdiği internet sitesindeki numarayı arayıp rezervasyon yaptıran Ahmet Sünbül, görüştüğü kişinin yönlendirmesiyle 4 günlük tatil için 1400 euro ödemeyi kabul etti. Telefondaki kişinin ödemeyi yurt içinden havaleyle yapmasını istemesi üzerine Ahmet Sünbül, Türkiye’deki kardeşinden yardım isteyip, onun aracılığıyla parayı belirtilen hesaba havale etti.Ahmet Sünbül ve ailesi, 5 Temmuz’da otele geldiklerinde rezervasyonlarının olmadığını öğrenince dolandırıldıklarını anladı. Otel yönetimiyle yapılan görüşmenin ardından aile yüzde 5 indirimle, yeni bir ödeme yaptıktan sonra otelde konaklamaya başladı. Sünbül ailesi olayla ilgili polis ve jandarmaya şikayetçi oldu, savcılığa da suç duyurusunda bulundu.”KREDİ KARTIYLA ÖDEME YAPMAK İSTEDİM”Telefonda ‘Bora’ isminde biriyle görüştüğünü belirten Sünbül, “Benden 4 gün için otelde ikamet masrafları olarak 1400 euro talep etti. Kredi kartıyla ödeme yapmak istediğimi belirtince, yurt dışından yüksek komisyon bedeli olduğunu belirterek Türkiye’de ödeme durumunun olup olmadığını sordu. Ben de o sırada Türkiye’de olan kardeşime söyledim ve benim adıma bu parayı, söylenen banka hesabına yatırdı” dedi.”REZERVASYONU SAHTE BİR SİTEDEN YAPMIŞIZ”Ödeme yaptıktan sonra kendisine mail olarak rezervasyon belgelerinin gönderildiğini belirten Sünbül, “Rezervasyonu internet üzerinden yaptık ama belli ki dolandırılmışız. Çünkü biz rezervasyonu sahte bir siteden yapmışız. Öylelikle dolandırıldık yani, mağdur olduk. Dolandırıldığımızı otelin kapısı, lobisi önüne geldiğimizde, kaydımızın olmadığını öğrendiğimizde anladık. Biz kendimiz dışında 5 aileydik, sadece benden 1400 euro gitti” diye konuştu.’EN ÇOK YEĞENİMİN DURUMUNA ÜZÜLDÜM’Tatili en çok kanser tedavisi gören yeğeninin istediğini belirten Sünbül, “Yeğenimiz kanser hastası, ona moral olsun diye buraya geldik. O da mağdur oldu, hepimiz mağdur olduk. İlk şoku onlar atlattı, çünkü o benden bir gün önce geldi. Önce o perişan oldu ondan sonra biz perişan olduk” dedi.’HER İNTERNET SİTESİNE GÜVENMEYİN’Dolandırıcı mağduru olduklarını vurgulayan Sünbül, gurbetçileri uyararak, “Gurbetçilere kesinlikle orijinal sitelere bakmalarını ve kesinlikle Visa ve Masterkart ile ödemelerini yapmalarını tavsiye ederim. En azından orada garanti var veya otellerde nakit olarak ödemelerini tavsiye ederim” diye konuştu.Ayrıca tatil için güvenilir turizm acentelerinin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Ahmet Sünbül ve ailesi yaşadıkları şoku Manavgat Şelalesi’nin huzurlu ortamında atlatmaya çalıştı.

  • Karavanla 14 yılda 15 ülke ile Türkiye’de 77 şehri gezdiler
    by NTV on 8 Temmuz 2021 at 10:39

    İstanbul’da yaşayan 60 yaşındaki Yaşar ile 62 yaşındaki eşi Turgut Topçu, karavanla Avrupa’da 15 ülkeyi, Türkiye’de de 77 şehri ziyaret etti. Çiftin yeni hedefi, karavanla önce Norveç’e, ardından da Çin’e gitmek.Kadıköy Nüfus Müdürlüğü’nden 2002’de emekli olan Yaşar Topçu, eşi Turgut Topçu ile 14 yıl önce karavan almaya karar verdi.Topçu çifti, aldıkları karavanla bugüne kadar Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Hırvatistan, Kuzey Makedonya, Macaristan, Slovenya, Avusturya, Almanya, İtalya, Fransa, Monako, İsviçre, Belçika ve Hollanda’yı gezdi.Türkiye’de ise 76 ile giden ve son olarak Kastamonu’ya gelen çiftin şimdiki hedefi, karavanla önce Norveç’e, ardından da Çin’e gitmek.Yaşar Topçu, 2007’de karavanlarını aldıktan sonra Türkiye’de 9 tur yaptıklarını söyledi. Türkiye’de il olarak görmedikleri Ağrı, Van, Hakkari ve Tunceli’nin kaldığını belirten Topçu, “Bu illerin civarlarını gördük ama orada yaşamadıktan sonra görmek olarak kabul etmiyoruz. O yüzden oralarda yaşamadık henüz. Bu yıl sonbaharda kısmetse oralarda yaşayacağız” dedi.Türkiye’deki bu 4 il dışında bütün Avrupa’yı gezdiklerini belirten Topçu, “Pandemi çıkmadan önce programımız Norveç’ti. Her karavancının hedefi North Cape’e gitmek, Kuzey Buz Denizi’ne ayağını sokmaktır. Programımız hazır. Kısmetse seneye bu hastalık biterse hedefimiz Norveç. Ondan sonra belki Tibet üzerinden Çin’e kadar gideriz” diye konuştu.Karavanla gezmeyi çok sevdiklerini dile getiren Topçu, “Psikolojik olarak insanı rahatlatan renk, mavi ve yeşil. Biz daimi olarak bu renklerin içindeyiz. Herkesin aklına, ’10-15 metrekare bir yerde yaşıyorlar’ diye geliyor. Hayır, biz 15 metrekarelik bir yerde uyuyoruz sadece. Bizim hayatımız hep karavanın dışında geçiyor. Yılın en az 8 ayı karavandayız, geziyoruz” dedi.Turgut Topçu ise Kastamonu’yu çok beğendiğini ifade ederek, “Karavancıların yorulmaması için günlük 50 kilometre yol gitmesini isterim. Planlı şekilde yol alırsa hem konaklama bakımından sıkıntı çıkmaz hem kendisi yorulmaz. Gençlerimiz doğayı sevsin, doğaya sahip çıksın. Biz sahip çıkmazsak yine kaybeden biz olacağız” diye konuştu.

  • Dışarısı 45, içerisi 10 derece: Gaziantep’teki 500 yıllık doğal klima
    by NTV on 8 Temmuz 2021 at 08:48

    Hava sıcaklığının 45 dereceyi bulduğu Gaziantep’te 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’nda sıcaklık 10 dereceye kadar düşüyor. Kafe olarak işletilen mağarada üşüyen müşterilerin kimisi battaniye ile ısınmaya çalışırken kimisi de elektrikli sobayla ısınıyor.Gaziantep savunması sırasında yiyecek ve cephane saklandığı belirtilen Şekeroğlu Mahallesi’ndeki Kaleoğlu Mağarası, yazın serin kışın da sıcak havasıyla “doğal klima” olarak nitelendiriliyor.Yaz mevsiminin etkisinin göstermesinin ardından Gaziantep’te termometreler 45 dereceleri göstermeye başladı. Sıcakların artması ile vatandaşlar kafe olarak işletilen 500 yıllık tarihi Kaleoğlu Mağarası’na akın etmeye başladı.Dışarısı adeta sıcaktan kavrulurken 10-15 derecelik ısısıyla Tarihi Yeni Han’daki yaklaşık 500 yıllık mağara, aralarında yurtdışından gelenlerin de bulunduğu turistlerin ilgisini çekiyor.Tarihi mağarada sıcaklık 10 derecelere düşerken, üşüyen müşteriler elektrikli soba ve battaniyelerle ısınmaya çalışıyor.Kocaeli’den Gaziantep’e arkadaşlarıyla gelen ve mağaranın soğukluğundan dolayı üşüyüp üstlerine battaniye örttüklerini ifade eden Elif Gündüz, “Kocaeli’nden Gaziantep’i gezmek için geldik. Çok merak ediyorduk. Antep’in havası bize aşırı sıcak geldi. Ben baygınlık geçirecektim. Tansiyonum düştü. Sonra arkadaşım mağaralardan bahsetti. Bizde hemen bütün mağaraları gezdik. Burası özellikle daha çok hoşumuza gitti. Burada resmen üşüyoruz” diye konuştu.Bir önceki sefer geldiklerinde mağarada daha çok durduklarını ifade eden Gündüz sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi daha yeni mağaraya geldik. Donduk da çıktık buradan. Bu durum ilginç yani, dışardaki 45 derecelik sıcakta, buranın bu şekilde muhafaza edilmesi ve direk herkesin odak yerinin burası olması tabi ki bu yöreye ait bir özellik sanırım. Dışarıdayken sürekli hep bu mağaraya gelmek istiyoruz. Hadi gidelim diye. İlginç ve güzel bir yer yani hoşumuza gitti. Üşüdüğümüz için de şu anda polarlarımızı aldık. Yani 45 derecelik sıcaktan böyle bir yere geliyorsunuz. İkisinin arasındaki olay düşündürüyor. Hem de üşüyorsunuz”Mağaranın işletmecisi Mehmet Kaleoğlu, dışarıda 44 dereceye yakın sıcaklık olmasına rağmen mağaranın içinin 10-15 derece olduğunu belirterek, “Bu mağaranın diğer mekanlara göre özelliği dışarısı 45 derece olduğunda burası 15 derece. Dışarısı 0 derece olduğunda mağara yine 15 derece. İnsanlar geliyorlar ‘biz üşüdük’ diyorlar. Bizde sobaları yakıyoruz veya polar veriyoruz” diye konuştu2-3 gündür havanın çok sıcak olduğunu ve mağarada yoğunluk olduğunu belirten Kaleoğlu, “İnsanlar oturduklarında memnun oluyorlar. Sıcaktan gelir gelmez serin ortamı bulduklarında çok hoşlarını gidiyor. Sonra bakıyorlar ve üşüyorlar. Biz daha böyle bir şey görmedik diye söylüyorlar. Turistler çok memnun oluyor. Burası 500 yıllık bir mağara buradan taş elde edilmiş han yapılmış” dedi.

  • Hayatı belgesel oldu, ödül aldı! ‘Robinson Nine’ 37 yıldır burada tek başına yaşıyor
    by NTV on 8 Temmuz 2021 at 06:53

    Trabzon’un Tonya ilçesinde yeğeninin ölümünden sonra küstüğü köyüne dönmeme kararı alıp, 37 yıldır Karakısrak Yaylası’nda yaz-kış tek başına yaşayan ve yörede ‘Robinson Nine’ olarak tanınan Fadime Kayacı’nın (87) hayatı belgesel oldu. Yapımcı ve yönetmen Nurdan-Orhan Tekeoğlu çifti tarafından hazırlanan ‘Fatma Kayacı’nın bilinmeyen hikayesi’ adlı belgesel, İtalya’da düzenlenen NuoviMondi Film Festivali’nde 600 eser arasında Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.Tonya’nın 1900 rakımlı Karakısrak Yaylası’nda yaz aylarını geçiren Fadime Kayacı’nın, 1984 yılında yanına gelen yeğeni Ali Haydar Kayacı (14), sara nöbeti geçirdi. Yaylada ot toplayan Fadime Kayacı, döndüğü evde yeğeninin cansız bedeniyle karşılaştı.Yaylada toprağa verilen yeğeninin ölümüne çok üzülen Kayacı, o tarihten sonra yakınlarının ısrarına karşın bir daha köyüne dönmedi. Kayacı, zorlu kış mevsiminde kimsenin kalmadığı yaylayı, kendine yurt edindi.İlçede 2011 yılında yapılan ‘En beğenilen ev kadını’ anketinde birinci seçilen, ilerleyen yaşına rağmen cesurca yaşam tarzı nedeniyle ‘Robinson Nine’ olarak bilinen Fadime Kayacı’nın, hayatı belgesele de konu oldu.Yönetmen Orhan Tekeoğlu ve yapımcı eşi Nurhan Tekeoğlu, Fadime Kayacı’nın hayatının belgesele taşıdı. Tekeoğlu çiftinin yaklaşık 1 ayda çekimlerini yaptığı belgeselde, Kayacı, kamera karşına geçti, yayladaki zorlu yaşamı ve hayat mücadelesini anlattı.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteklediği ‘Fatma Kayacı’nın bilinmeyen hikâyesi’ adlı belgesel İtalya’da düzenlenen NuoviMondi Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.Jüri Fadime Kayacı için şöyle konuştu: “Kahramanın radikal ve aşırı yaşam seçimi, hassas, şiirsel ve asla retorik olmayan bir şekilde anlatılıyor. Belgeselin sonunda hepimiz kahramanın tarafına geçiyoruz”Fadime Kayacı, hayatının belgesele konu olmasıyla mutlu olduğunu söyleyerek, “Yıllarca bu yaylada tek başıma yaz-kış yaşadım. Canım sıkılınca odun topluyorum. Hayvanlara yem yapıyorum. Belgeselciler gelip beni çektiler, inşallah güzel olur” dedi.Yönetmen Orhan Tekeoğlu, “Belgesel 90 yaşına merdiven dayamış Kayacı’nın, 1980’li yılların yanında kalan sara hastası yeğeni Ali Haydar Kayacı’nın, ateşe düşerek ölümünden sorumlu tutulmasıyla başlayan dışlanmışlık ve yalnızlık öyküsünü anlatmaktadır. Yıllarca 2000 metre yükseklikte bir ortamda yaşayan Kayacı bulunduğu yeri tamamen orman alanına çevirdi. Bundan dolayı da yılın kadını seçildi. Böyle ilginç bir hikayesi olan Fatma Kayacı’yla ilgili yaptığımız belgesel İtalya’da bir dağ belgeselleri film festivali olan NuoviMondi Festivali’nde ödüle layık görülmesi bizi çok mutlu etti” dedi.

  • Turizmde normalleşme dönemi: Sezon geç ama hızlı başladı
    by NTV on 7 Temmuz 2021 at 16:04

    Turizmde yeni sezon geç de olsa, aşılamanın etkisi ve kısıtlamaların azaltılmasıyla hızlı başladı. Turizmciler, tatilinizi “en güvenli şekilde” geçirmeniz için tedbirler aldı. NTV ekibi Muğla Göcek’e gitti, D-Resort Göcek’teki normalleşme sürecini görüntüledi. Haber: YAĞIZ ŞENKAL Kamera: AHMET UÇAR-HÜSEYİN EROĞLU

  • Kısıtlamalar kalktı, Salda Gölü’ne akın ettiler
    by NTV on 7 Temmuz 2021 at 13:56

    Suyunun temizliği ve turkuaz rengiyle her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü’ne, normalleşme süreciyle ziyaretler arttı.Geçen yıl yaz döneminde yaklaşık 1,5 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlayan Salda Gölü, 1 Temmuz’da kısıtlamaların kaldırılmasının ardından eski günlerine dönmeye başladı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019 yılında Özel Çevre Koruma Alanı olarak ilan edilen, ABD Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Mars’taki Jezero Krateri ile benzer mineral oluşumuna ve jeolojik yapıya sahip olduğunu açıkladığı Salda Gölü, bembeyaz kumsalı ve turkuaz suyu ile ilgi odağı oluyor.Türkiye’nin her yerinden ziyaretçiler, gölü görmek için Burdur’un Yeşilova ilçesine geliyor.’Beyaz Adalar’ bölgesindeki kumsala ve göle giriş, geçen yıl 15 Ekim’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kararıyla yasaklanırken, burayı görmek isteyenler, beyaz kumların bittiği noktaya yerleştirilen ahşap bariyerlerin ön kısmına kadar gelip, gölü seyredebiliyor.Salda Gölü’nün Doğanbaba, Kayadibi, Tabiat Parkı ve halk plajı bölgelerine ise girişte kısıtlama bulunmuyor. Ziyaretçiler, bu bölgelerde hem kumsala hem göle girebiliyor.Adana’dan Salda Gölü’nü görmeye geldiğini söyleyen Altan Kula, “Doğası çok güzel. Bence korunmalı sahile çöp kovaları konulabilir” dedi.Antalya’dan geldiğini söyleyen Havva Doğan, “Salda’ya ilk defa geldim. Çok güzel. Dediler ki Salda özelliğini kaybetmiş. Kaybetmemiş. Yağmur olmayınca biraz çekilmiş. Rahmet yağarsa daha güzel olur” diye konuştu.Ankara’dan geldiğini söyleyen Ceren Aktan, “Sosyal medyadan görüyordum. Gelince de gördüm ki gerçekten anlatıldığı gibi. Hakikaten öyleymiş. Gerçekten güzel. İnşallah hep böyle temiz kalır” dedi.Eskişehir’den ailesiyle geldiğini anlatan Ceylin Naz Üstünbaş. “Televizyonlarda haberlerde gördüğümüz kadar varmış. Çok güzel” ifadelerini kullandı.

  • Artvin’in Vaket Yaylası doğal güzelliğiyle İsviçre’yi aratmıyor
    by NTV on 7 Temmuz 2021 at 13:30

    Artvin’in yemyeşil dağları, benzersiz yaylaları ve şelaleleri, doğasıyla dünyayı cezbeden İsviçre’yi aratmıyor.Havaların ısınmasıyla Artvin’de yaylalarının serinliğini tercih eden vatandaşlar, şehrin gürültüsünden kaçıp yüksek rakımlarda hayatlarını devam ettiriyor. Artvin’de Şavşat ilçesinde hayvanlarını otlatmak için Vaket Yaylası’na çıkan vatandaşlar, ahşap evler ve doğal ortamda yaşamlarını sürdürüyor.Yaylalarda büyük bir özenle hayvanlarının bakımlarını yapan vatandaşlar, aynı zamanda kışlık yiyeceklerinin de hazırlıyor. Doğal ortamda beslenen hayvanların sütünden yapılan peynir ve yağları kışlık yiyecek olarak hazırlarken, aynı zamanda süt, peynir, yağ satarak aile ekonomilerine katkı sağlıyorlar.Geleneksel köy hayatlarını devam ettiği 2 bin 100 rakımındaki Vaket Yaylası, ahşap evlerden oluşurken, gelenekleri asırlara dayanıyor.Zorluklarının yanı sıra yaylanın en neşeli bireyleri ise çocuklar. Anne ve babalarına yardım etmelerinin yanı sıra, teknolojiden uzak bir çok farklı oyunlarla zaman geçiriyorlar.Yağlı Köyü Muhtarı İsa Aytekin, Vaket yaylasında yazları göç eden insanların yanı sıra buranın güzelliğini görmek isteyenlerinde geldiğini ifade ederek “Buraya yeşilin farklı tonlarını, bitki örtüsünü havasını görmeye geliyorlar. Özelikle yazları sıcak havalardan bunalanlar serinlemek için buraya gelir. Burası ayrıca Artvin’e özgü çift jandarma türküsü başlangıç yeridir. ‘Dağlarda kar sesi var, tavlada zar sesi var. Türkünün bu anlamları burada yazılmıştır” diye konuştu.

  • Safranbolu’nun yeni turizm alternatifi ‘demiryolu’ ile seyahat
    by NTV on 7 Temmuz 2021 at 11:19

    UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Karabük’ün Safranbolu ilçesine gelen misafirlerin, yaklaşık 1 saat süren tren yolculuğuyla ülkenin en büyük blok ormanları ile tabiat parkları, şelaleler, göller, yaylalar, kanyonlar ve kamp alanlarını bünyesinde barındıran Yenice ilçesini de ziyaret etmesi planlanıyor.Türkiye’de bulunan 50 bin kadar korunması gerekli kültür varlığının 1400’ünü barındıran ve bu zenginlikle “müze kent” haline dönüşerek her yıl yüz binlerce turiste ev sahipliği yapan Safranbolu’nun yeni ulaşım alternatifinin demir yolu taşımacılığı olması hedefleniyor.Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ile 18. ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başında yapılmış genellikle üç katlı, 6-8 odalı, ihtiyaçlara uygun tasarlanmış, estetik şekillendirilmiş geleneksel konaklarıyla bir bütün halinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Safranbolu’da, corona virüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında uygulanan normalleşme sürecinde alternatif turizm çalışması başlatıldı.Safranbolu Turizm İşletmecileri Derneği önderliğinde başlatılan çalışama kapsamında, ilçeye gelen turistlerin demir yolu ile Yenice’deki dünyada acil korunması gereken 100 sıcak noktadan biri olarak gösterilen, “orman denizi” olarak anılan ülkenin en büyük blok ormanları ile tabiat parkları, şelaleler, göller, yaylalar, kanyonlar ve kamp alanlarını ziyaret etmesi sağlanacak.”Korumanın başkenti” ve “Osmanlı’nın parmak izi” gibi unvanlarla da anılan Safranbolu’ya gelen ve özellikle Arnavut kaldırımı sokaklar ile müzelerde adeta “zamanda yolculuk” yapan turistler, il merkezinden TCDD’ye ait trenle, bölgeye özgü bitki ve ağaç türleriyle doğal güzellikler arasında Yenice’ye seyahat edebilecek.Yenice’ye gelen turistler, yöresel yemekleri tatma, bungalov evlerde konaklama, macera parkında eğlenme, yürüyüş parkurlarında spor yapma imkanı sunan Ihlamur Teras ile Şeker Kanyonu’nu gezecek.Safranbolu Belediyesi’nin de desteklediği alternatif turizm çalışması kapsamında turistler ayrıca Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanıldığı tahmin edilen, ortaya çıkarılan mozaikler dolayısıyla “Karadeniz’in Zeugması” diye de anılan Eskipazar ilçesindeki Hadrianaupolis Antik Kenti’ne de götürülecek.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Batı Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Ercan Güner, Safranbolu’daki geceleme sayılarının artmasını sağlamak adına alternatif çalışmalar yaptıklarını söyledi. Tarihi ilçenin hemen yanı başındaki Yenice’nin bu konuda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Güner, “Yenice ilçesindeki orman denizi ve yürüyüş parkurlarının görülmesi için birtakım ziyaretler yaptık. Buraya gelen misafirlerimiz bir tren deneyimini yaşayabilecek. Bir saat, 1 saat 20 dakikalık tren yolculuğuyla Yenice’den Karabük merkeze gelebilecekler. Şeker Kanyonu’nda doğa yürüyüşü yapabilecekler. Eskipazar ilçesindeki Hadrianaupolis Antik Kenti’ni ziyaret ederek tarihi dokuyu bir de orada gözlemleyebilecekler” diye konuştu. Güner, yeni normalleşme döneminde misafirleri Safranbolu, Yenice ve Eskipazar’a beklediklerini kaydetti.Safranbolu Turizm İşletmecileri Derneği Başkanı Şebnem Urgancıoğlu Ergüder ise Safranbolu turizmini çeşitlendirilmek ve geceleme sayısını artırmak için çalışma yaptıklarını dile getirdi. Bunun için TÜRSAB’dan destek aldıklarını ve alternatif noktalar belirlediklerini anlatan Ergüder, şöyle konuştu: “Son yılarda çokça tercih edilen bir yolculuk, tren yolculuğu. Konaklarımız var ama bunun üzerine biz daha bir şeyler koyabilirsek, yani Türkiye’nin en büyük orman denizi Karabük’teyken hem oraya destek olur hem kendi geceleme sayımızı artırarak pazar payımızı büyütmüş oluruz. Yeni normalde birazcık daha doğa tercih ediliyor. Bir tek kültür vurgusu ve algısıyla Safranbolu’yu düşünmemek gerekiyor. Doğamızda gerçekten eşsiz”

  • Motokaravana dönüştürdüğü eski model minibüsüyle 13 yıldır Türkiye’yi karış karış geziyor
    by NTV on 7 Temmuz 2021 at 10:17

    İzmit’te yıllarca tamircilik, akü imalatı ve yedek parçacılık yaptıktan sonra işlerini çocuklarına devreden 78 yaşındaki Mehmet Yavuz, ev gibi dizayn ettiği karavanında eşiyle gezerek emekliliğinin keyfini çıkarıyor.Bilecik’te dünyaya gelen ve 13 yaşında Sakarya’nın Taraklı ilçesine giderek iş hayatına atılan Yavuz, 1998’de yerleştiği İzmit’te akü imalatına başladı. İlerleyen süreçte oto tamirciliği ve yedek parçacılık da yapan Yavuz, 1999 Marmara Depremi’ni tatil için gittiği Balıkesir’in Erdek ilçesinde öğrendi.Depremin ardından İzmit’e dönen ve zorunlu hallerde konaklayacağı bir yerinin olmasını isteyen Yavuz, arkadaşının kendisine bıraktığı minibüsü karavana çevirdi. Bu aracı iki yılı aşkın süre kullanan Yavuz, 2008’de hacdan döndüğünde karavanı satarak 1994 model eski yolcu minibüsünü satın aldı.Minibüsü tamamen kendi temin ettiği malzemeler ve işçilikle motokaravana dönüştüren Yavuz, eşi Hacer Yavuz’la (70) şu ana kadar birçok şehri gezdi.Bilecik’e gelen Mehmet Yavuz, karavanla yolculuğun gayet güzel olduğunu belirterek, bu sayede dağda bayırda, deniz kıyısında adeta bir villasının bulunduğunu söyledi.Yolcu minibüsünü motokaravana çevirme sürecini anlatan Yavuz, şöyle konuştu: “Pencerelerinde değişiklik yaptım, bagajını kapattım, içini döşemeye başladım. Kaportasını tekrar yaptım. Alt ve dış kısımlarını straforla kapladım. Alt tarafında 500 litre suyum var, krom depolarım var. Bütün malzemelerim alt tarafında yer alıyor. İç mekanı güzelce yaptım; 3 oda, 7 kişilik yatak, açılır masa var. Hidroforla suyu yukarıya basıyorum. Sıcak duş alma imkanım var. Hepsini kendim yaptım. Kalorifer sistemi de döşedim. Yemek yaptığımız ocağın sıcaklığıyla karavanı 20 dakikada hamam gibi ısıtıyorum”Yavuz, uzun yıllar çok çalıştığını, işlerini çocuklarına devretmesinin ardından gezmeye karar verdiğini dile getirdi. Yaylalara, deniz ve göl kenarlarına gittiklerini aktaran Yavuz, “Hemen hemen Türkiye’nin 4’te 3’ünü gezdim. Yolda ilginç durumlarla da karşılaştım, Polis arkadaşlar, jandarma arkadaşlar yolda durdurdukları zaman şöyle bakıyorlar. Bir bakıyorlar bu ev, ‘Bu ne amca?’ diyorlar. Hoşlarına gidiyor” diye konuştu.Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne gidemediğini anlatan Yavuz, bu coğrafya dahil gezebildiği kadar gezmeye devam edeceğini belirtti. İlk karavanını da ekleyince 14 yılı aşkın süredir ülkeyi karış karış dolaştığını vurgulayan Yavuz, şunları kaydetti: “Geçen sene evime girmedim. Burası bir evden farksız, her şeyimiz var. A’dan Z’ye, hidrofor motoruna kadar benim el yapımım. Her şeyini ben yaptığım için Türkiye’de şu anda bunun bir eşi daha olmadığına inanıyorum. Gelsinler, kontrol etsinler. Ben bunu o zamanlar 15-20 bin liraya mal etmişimdir. Şimdi 300 bin liraya, 400-450 bin liraya karavanlar var. Onların yanında benimkinin tabii biraz modeli eski”Hacer Yavuz da eşi nereye giderse kendisinin de yanında olduğunu ifade etti. Bu konuda hiçbir sıkıntı yaşamadıklarını söyleyen Yavuz, “Burada bir günümü rahat bir şekilde geçirebiliyorum. Çay yapıyorum, yumurta pişiriyorum. Yemek de yapıyorum. Aklıma ne gelirse onu yapıyorum. Burası çok iyi geliyor, hiç sıkılmıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

  • Antalya’ya gelen turist sayısı 1,5 milyonu aştı
    by NTV on 7 Temmuz 2021 at 09:16

    Dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Antalya’ya, yılın altı ayında 1 milyon 551 bin 633 turistin gelmesi sektörü sevindirdi.Ağırladığı turist sayısı bakımından “turizmin başkenti” olarak nitelendirilen Antalya, denizi, kumu, güneşi kadar tarihi ve doğal güzellikleri, kültürel yapıları, antik kentleri, lüks konaklama tesisleriyle dünyanın değişik ülkelerinden turistlere ev sahipliği yapıyor.Her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapan Antalya’da, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyonunda corona virüs (Covid-19) salgını sürecinde başlatılan “Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı” kapsamında sağlıklı ve güvenli tatil imkanı sunuluyor.Salgın tedbirleri kapsamında sıkı tedbirlerin alındığı tesislerde, farklı ülkelerden gelen misafirler, sağlıklı ve güvenli şekilde tatil yapmanın keyfini sürüyor.İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün verilerine göre, Antalya’yı ocak-haziran döneminde salgına ve bazı uçuş ülkelerin kısıtlamalarına rağmen 1 milyon 551 bin 633 turist ziyaret etti.Rusya 439 bin 209 turistle kente en fazla turistin geldiği ülke oldu. Rusya’yı, 429 bin 366 misafirle Ukrayna, 145 bin 444 kişiyle Almanya, 90 bin 739 turistle Polonya takip etti.”SEZONA BAŞLANGIÇ İÇİN İYİ RAKAMLAR”Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Akdeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Ferit Turgut, Antalya’nın her milliyetten turiste ev sahipliği yaptığını söyledi.Turistlere güvenli tatil imkanı sunulduğunu belirten Turgut, “Kente şu ana kadar 1,5 milyon turistin gelmesi önemli. Geçen seneyle ilgili kıyaslanamayacak kadar iyi bir rakam. Bu rakamların çok daha iyi olacağını düşünüyoruz” dedi.Kente en fazla turistin Rusya’dan geldiğine değinen Turgut, rezervasyonlara göre temmuz ve ağustosta gelecek turist sayılarının daha iyi olacağının öngörüldüğünü bildirdi.Kente 6 Temmuz’da yurt dışından 250 uçağın geldiğini vurgulayan Turgut, “Hafta sonu yani 3-4 Temmuz’da uluslararası alandan kente 650 uçak geldi. Dün gelen uçaklardan 80’i Rusya’dan, 40’ı Ukrayna, 50’si Almanya’dan” diye konuştu.”ÖNÜMÜZDEKİ 3 AYI ÇOK İYİ GEÇİRECEĞİMİZE İNANIYORUM” Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, Rusların Türkiye tatiline başlamasıyla birlikte Antalya’nın eski günlerine dönmeye çalıştığını kaydetti.Antalya’ya 26 Haziran’da 18 bini Rusya’dan toplam 60 bin turist geldiğini hatırlatan Yavuz, “Önümüzdeki üç ayı çok iyi geçireceğimize inanıyorum. Sayıların artarak devam etmesini bekliyoruz” dedi.

  • İşte 2021’de dünyanın en güçlü pasaportları (Türkiye kaçıncı sırada?)
    by NTV on 7 Temmuz 2021 at 08:15

    Henley Pasaport Endeksi’ne göre, 2021 yılında dünyanın en güçlü pasaportları listesi açıklandı. Henley Pasaport Endeksi, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliğinin (IATA) özel verilerine dayanıyor. Endekste 199 pasaport ve 227 istikamet değerlendirmeye alınıyor. İşte dünyanın en güçlü pasaportları…184 vizesiz ülke. Macaristan ile birlikte Polonya, Slovakya ve Litvanya aynı puana sahip.185 vizesiz ülke. Kanada ile birlikte Avustralya aynı puana sahip.185 vizesiz ülke. Avustralya ile birlikte Kanada aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. Çekya ile birlikte Yunanistan, Malta ve Norveç aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. Malta ile birlikte Yunanistan, Çekya ve Norveç aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. Yunanistan ile birlikte Malta, Çekya ve Norveç aynı puana sahip.186 vizesiz ülke. Norveç ile birlikte Yunanistan, Malta ve Çekya aynı puana sahip.187 vizesiz ülke. Yeni Zelanda ile birlikte Belçika, İsviçre, ABD ve İngiltere aynı puana sahip.187 vizesiz ülke. Belçika ile birlikte İsviçre, ABD, İngiltere ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.187 vizesiz ülke. İngiltere ile birlikte İsviçre, ABD, Belçika ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.187 vizesiz ülke. ABD ile birlikte İsviçre, İngiltere, Belçika ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.187 vizesiz ülke. İsviçre ile birlikte ABD, İngiltere, Belçika ve Yeni Zelanda aynı puana sahip.188 vizesiz ülke. Portekiz ile birlikte Fransa, İsveç, İrlanda ve Hollanda aynı puana sahip.188 vizesiz ülke. İrlanda ile birlikte Fransa, İsveç, Hollanda ve Portekiz aynı puana sahip.188 vizesiz ülke. Hollanda ile birlikte Fransa, İsveç, İrlanda ve Portekiz aynı puana sahip.188 vizesiz ülke. Fransa ile birlikte İsveç, Hollanda, İrlanda ve Portekiz aynı puana sahip.188 vizesiz ülke. İsveç ile birlikte Fransa, Hollanda, İrlanda ve Portekiz aynı puana sahip.189 vizesiz ülke. Avusturya ile birlikte Danimarka aynı puana sahip.189 vizesiz ülke. Danimarka ile birlikte Avusturya aynı puana sahip.190 vizesiz ülke. İspanya ile birlikte İtalya, Finlandiya ve Lüksemburg aynı puana sahip.190 vizesiz ülke. Lüksemburg ile birlikte İtalya, Finlandiya ve İspanya aynı puana sahip.190 vizesiz ülke. İtalya ile birlikte Finlandiya, Lüksemburg ve İspanya aynı puana sahip.190 vizesiz ülke. Finlandiya ile birlikte İtalya, Lüksemburg ve İspanya aynı puana sahip.191 vizesiz ülke. Güney Kore ile birlikte Almanya aynı puana sahip.191 vizesiz ülke. Almanya ile birlikte Güney Kore aynı puana sahip.192 vizesiz ülke.193 vizesiz ülke ile dünyanın en güçlü pasaportu  ünvanının sahibi Japonya.Türkiye 111 vizesiz ülke ile listede 56. sırada. Vizesiz seyahat liginde Türkiye geçtiğimiz yıla göre 1 basamak gerileyerek 111 destinasyon ile 56. sırada kendine yer buldu.100- Lübnan, Sudan ve Bangladeş (41 vizesiz ülke) 101- Libya ve Kosova (40 vizesiz ülke) 102- Kuzey Kore (39 vizesiz ülke) 103- Nepal (38 vizesiz ülke) 104- Filistin (37 vizesiz ülke) 105- Somali (34 vizesiz ülke) 106- Yemen (33 vizesiz ülke) 107- Pakistan (32 vizesiz ülke) 108- Suriye (29 vizesiz ülke) 109- Irak (28 vizesiz ülke) 110- Afganistan (26 vizesiz ülke)